Met ne demek? | Met anlamı nedir? | Met

Met anlamı nedir?

Met ne demek?

Met anlamı nedir?

Met | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Med.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. tide. high tide. flood-tide. high water. the incoming tide. flux.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix meaning between, with, after, behind, over, about, reversely; as, metachronism, the error of placing after the correct time; metaphor, lit., a carrying over; metathesis, a placing reversely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Other; duplicate, corresponding to; resembling; hence, metameric; as, meta-arabinic, metaldehyde.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That two replacing radicals, in the benzene nucleus, occupy the relative positions of 1 and 3, 2 and 4, 3 and 5, 4 and 6, 5 and 1, or 6 and 2; as, metacresol, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Ortho-, and Para-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having less than the highest number of hydroxyl groups; - - said of acids; as, metaphosphoric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also used adjectively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flood tide. the coming in of the tide. high tide. flood. flow. full.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Meteorological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Meteorology. meteorological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Metabolic equivalents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mission Elapsed Time, Mission Event Timer, or Mobile Equipment Transporter The Apollo 14 transporter was a 2 wheeled rickshaw vehicle used to carry tools, containers, spare film, etc. meteorological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mission Elapsed Time Begins at launch and counts up All SRTM events are keyed to this time. meteorology. old name for CET time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Memory Enhancement Technology Hewlett-Packard's technology which effectively doubles a printer's standard memory through a variety of font and data compression methods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Generic name for the entire Melbourne public transport system and the trading name of the MTA/PTC Apart from 'Metcard', it fell into official disuse when the public transport system was broken up in the late 1990s, but remains a handy term. abbreviation f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Matra Ericsson Telecomm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Multidisciplinary Evaluation Team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Multiple employer trust See MEWA.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. meet, meta önek değişmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Metanetli, sağlam, dayanıklı olan Allah’ın kulu. - (bkz.Metin). Allah’ın isimlerin-dendir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş ışınlarının kuvvetini ölçen araç, aktinometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava ölçme aracı, aerometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A.). Kısırlık, verimsizlik, neticesizlik, kesintiye uğrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. sterility. barrenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقامت] verimsizlik, durgunlaştırma, aksatma. 2.kısırlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dünyada kullanılan bir çok teletekst hizmetinin (Top-Text, Videotext, FLOF (Full Level One Features))otomatik olarak tanınmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. accéléromètre

fiz. ivmeölçer

Bir hareketin ivme niceliğini belirten, taşıtın hızlanmasından doğan sarsıntıları, titreşimleri gösteren araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.A.) (c. alâmât, alâim).

1.Nişan, işaret, bilgilik: Müşterek sürülerde herkesin hayvanları alâmetlerinden belli olur. Hudutta alâmet çakarlar. O madalya, sahiplerine bir iftihar alâmeti olmak için verilir. Ta çocukluğunda, zekâ alâmetleri yüzünde görülürdü.

2.Eser, iz, emare: Oranın ordugâh bulunmuş olduğuna hiç bir alâmet görmedik. Ninova ve Babil şehirlerinin nihayet alâmetleri açığa çıkarıldı. Hırsızın hariçten girmiş olduğunu gösterir birçok alâmetler ele geçirdik. O, ihtiyarlıkta dahi yüzünde güzellik alâmetleri taşıyordu.

3.Remz, işaret : Zeytin ağacı dalı, eskiden beri sulh alâmeti kabul olunagelmiştir. Alâmet-i fârika = Bir şahsıh veya |eyin diğerlerinden ayrılması için kullanılan belirli işaret : Başçavuşların alâmet-i fârikası vardır. Her hastalığın bir veya birkaç alâmet-i fârikası vardır. Alâmet-i fârika nizamnamesi = İmal edilen nesnelerin biribirinden ayrılması ve taklide meydan verilmemesi için, sahibinin arzusuyla tescil olunan alâmete mahsus kanunî hükümler, tıp. Alâmet-i maraz = Her hastalığın kendine mahsus olan hali, Fr. phenomene. Alâim-i semâ = Eleğim sağma, (Türkçe tâbirinden galat olup, her şeyi Arapça’ya veya Farsça’ya tatbik etmek merakında bulunanlarımızın icadıdır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. omen. sign. stamp. symbol. portent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. sign. mark. omen. monstrous. enormous. augury. badge. brand. distinction. ensign. stamp. symptom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علامت] işaret, iz, alamet, belirti. 2.çok iri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İşaret, iz, nişan. 2.Remiz, sembol. 3.Belirti, emare. 4.Çok iri, şaşılacak büyüklükte (mec.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Alâmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trademark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A.Alî yüksek A. himmet). Himmeti çok ve büyük olan, yüksek himmetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی همت] yüce himmetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.). Alkalilerin sağlık derecesini göstermeye yarayan alet, alkalölçer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alcalimètre

kim. alkalölçer

Alkalilerin saflık derecesini belirtmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. alcoolmètre

kim. alkolölçer

1. Sıvılardaki alkol oranını ölçmeye yarayan cihaz.

2.İçilen alkol miktarını ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseltiyi gösteren alet, altimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. altimètre

yükseklikölçer

Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

höhenmesser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mor renkte bir çeşit kuvars, ametist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Mor renkli bir kuvars çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amethyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). elektrik akımını amperle ölçen alet, ampermetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarar alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ampèremètre

fiz. akımölçer

Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter. ammeter amperölçer. akımölçer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rüzgârın şiddet ve hızını tayin eden araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anémomètre

yelölçer

Rüzgârın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insan vücudunun muhtelif uzuvlarını ölçme ilmi. anthropomet'ric (s). bu ilme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kusmayı önleyen (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sıvıların yoğunluk derecesini ölçmeye yarayan Alet. Arşimet (Arkhimides) kanununa dayanılarak yapılan bu Alet, içi boş cam bir silindir ile bunun üst kısmındaki dereceli bir çubuktan meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aréomètre

kim. sıvıölçer

Bir sıvının özgül ağırlığını ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aritmetik, hesap, hesap ilmi.arithmet'ical (s). aritmetikle ilgili. arithmet'ically (z). aritmetik yoluyla. arithmetician (i). aritmetikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Sayılardan, sayıların işlemlerinden bahseden matematik kolu, sayı ilmi. 2.Bu ilimle ilgili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical. arithmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic progression. arithmetical progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y.). Asidölçer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. acidimètre

kim. asitölçer

Bir asidin özelliğini, konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. asymétrie

mat. bakışımsızlık

Bakışımsız olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric. asymmetrical. dissymmetrical. skew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric. asymmetric bakışımsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active / military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) simetrisizlik, bakıışımszlık.asymmetrıc (s) simetrik olmayan, simetriz, bakışımsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).atmometre, buhar ölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işitme kuvvetini ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mete).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Büyüklük, ululuk: Azamet-i İlâhîye = Tanrı’nın ululuğu. (Bu mânâ ile başlıca Tanrı hakkında kullanılır; insan hakkında kullanıldığı zaman aşağıdaki ikinci mânâya gelir):

2.Kibir, gurur, büyüklük taslama, bencillik: Bu adamın da azameti çekilir şey değildir.

3.Debdebe, tantana: Geçit resmi pek azametli oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assumption. vanity. greatness. grandeur. majesty. magnificence. grandiosity. sublimity. pride. arrogance. conceit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandeur. majesty. greatness. arrogance. conceit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عظمت] büyüklük, ululuk. 2.çalım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Büyüklük, ululuk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Azamet taslayan, çalım satan, kurum satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya AZAMETLÜ (i.).

1.Büyük, ulu, celâl sahibi: Ey azametli Allahım.

2.Kibirli, kibirlenen, mağrur: Azametli adamdan kimse hoşlanmaz.

3.Tantanalı, debdebeli: Azametli bir alayla.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuck up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great. grand. arrogant. conceited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça’da «azm» ile bazı yerlerde aynı mânâda kullanıldığı ve «azîme» ile aynı kelime olduğu halde, dilimizde her birinin mânâsı ve kullanılış yeri ayrılmıştır). Bir yere müteveccihen hareket, yola çıkma: Hlcâz’a azimet etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عزیمت] gitme, yola çıkma. azimet etmek gitmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kuvvetli bir iradeye dayanan karar, yemin anlamına gelmektedir. 2.Herhangi bir kolaylığa başvurmaksızın bütün güçlüklerin irade gücüyle yenilerek yapılması gerekli olan dini vecibel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Engeller ne olursa olsun bir işi başarmaya karar vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be determined to. to resolve upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decide firmly (to do something. determine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set sb to resolve firmly (to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. azotomètre

kim. azotölçer

Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). barometre, hava basıncını öIçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y). Fransızca barometre’den). Havanın ağırlığını mukayese ve hava değişikliklerini önceden tayin ve yerini, irtifaını keşfetmeye mahsus Alet. Osm. Mikyas-ül-havâ, mîzân-ül-havâ.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. baromètre

fiz. basınçölçer

Hava basıncını ölçerek yer yükseltilerini ve hava değişimlerini tespit etmek için kullanılan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barometer. weather glass. rain glass. weatherglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Barometre hava basıncını ölçmeye yarar. Bir çoklarımızın evinde termometre vardır da barometre yoktur. Olanların da çoğu için pek mana ifade etmez. Halbuki barometre hava tahmininde en önemli araçtır.

Çok sağlıklı hava tahminleri meteoroloji balonları, şimdilerde ise uydular vasıtası ile yapılıyor ama evinizde barometrenin düşüş veya yükselişini takip ederek, bir de rüzgar yönünü gözlemleyerek hava tahminini rahatlıkla yapabilirsiniz.

Örneğin barometre 30’un üstünde gösteriyor ve yükselmeye devam ediyorsa hava açık olacak ve rüzgar şiddeti azalacak demektir. Eğer 30’un altında ve düşmeye devam ediyorsa hava bulutlu ve rüzgarlı olacak, hatta fırtına gelebilecektir.

Atmosferdeki hava basıncındaki değişiklikler rüzgarları yaratırlar. Ancak hava basıncındaki değişiklik tek başına o günkü veya gelecek günlerde oluşacak hava durumları hakkında yeterli bilgi veremez. Eğer rüzgar yönünü de biliyorsanız o zaman kısa dönemler için pratik tahminler yapabilirsiniz. İimdi rüzgar yönleri, barometrenin durumu ve bunlara göre oluşabilecek hava durumlarına bir bakalım:

Diyelim ki evinizde bir barometre yok. Problem değil. Hava basıncını ölçmenin diğer pratik yolları da var. Bir fincan kahve de aynı işi görebilir. Eğer kahve üzerindeki kabarcık ve köpükler fincanın ortasında toplanıyorlarsa hava basıncı yüksek, kenarlara doğru yayıiıyorlarsa basınç düşük demektir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz derinlik ölçeği, iskandil aleti, batometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bathymètre

den. derinlikölçer

Okyanusun derinliğini ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. bathymétrie

den. derinlik ölçümü

Okyanus derinliğinin veya yüksekliğinin özel bir aletle belirlenmesi işlemi.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güleryüzlülük, şenlik.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلامرحمت] acımasızca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی مرحمت] acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para birimi olarak altın ve gümüşü veya diğer iki madeni birbirlerine olan nispetlerini tespit ederek kullanma sistemi; bu sistemi destekleyen doktrin veya siyaset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki madenden meydana gelmiş; iki maden esasına dayanan para sistemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan hayatının muhtemel süresini öIçme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. bolometre, çok az miktarda radyasyon enerjisini ölcebilen elektrikli alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bolomètre

fiz. ışınımölçer

Bir kaynağın bütün dalga boylarındaki toplam ışınımını ölçen araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sütölçer; sütteki tereyağı oranını ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ısıölçer, kalorimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kuzey Amerika kızılderililerinin kullandığı üstü nakışlı ve uzun barış Piposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

santigrat termometresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezarlık, kabristan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santimetre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cism»den). Büyüklük, irilik: Bu binanın cesâmeti (işin ve meselenin cesâmeti gibi mecâzen ehemmiyet mânâsiyle de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hugeness. bulkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسامت] irilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük, iri, cesîm: Hayli cesâmetli bir binâdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kronometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vakti tam olarak öIçme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosegay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klinometre, meyil öIçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). klinometre ile ilgili. clinomet'rical s klinometre ile ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolorimetre, renk ölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). kuyrukluyıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuyrukluyıldız gibi veya ona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kozmetik, güzelleştirici, plastik (cerrahi); (i). her türlü makyaj malzemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siklometre, mesafe saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), irilik, büyüklük, kocamanlık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. densimètre

fiz. yoğunlukölçer

Sıvıların özgül ağırlığını ölçen araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekametre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). desimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekametre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y). On metrelik uzunluk birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decameter. decametre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca).

1.Ekin bağı, bir arada bağlanmış, biçilmiş ekin.

2.Birlikte bağlanmış çiçek vesaire, deste: Bir demet çiçek. Bir demet çalı. Demet bağlamak = Demet demet yapmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunch. bouquet. bundle. sheaf. cluster. corymb. fascicle. fascicule. hand. shock. truss. tuft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunch. cluster. wisp. bouquet. bundle. beam. sheaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truss. bunch. bouquet. sheaf. bundle. faggot. wad. gabion. bank. batch. cluster. tuft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Bağlanarak, oluşturulan deste. 2.Biçilip bağlanmış ekin. 3.Bir kaynaktan çıkan ışıkların meydana getirdiği ışık destesi, hazne.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Demetlere bölmek, demet demet bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tie in bunches. sheaf. stook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Metrenin onda birine eşit uzunluk birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Daimlik, devam, sürme: Deymûmet-i ömr ü ikbâliniz için dua ederim (eski tâbirlerden).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Binâya vurulan direk, destek, payanda.

2.İleri gelen, baş.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çap, kutur. diamet'rical (s). çapla ilgili, kutra ait. diamet'rically (z). çap boyunca; tamamen. diametrically opposite taban tabana zıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., şiir iki vezinli mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). etan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aksonometrik perspektifin bir türü. Üzerinde çizimi yapılacak nesnenin en, boy ve yükseklik ölçülerinin alındığı eksenler, dimetride birbirleriyle izometridekinin aksine eşit açılar yapmazlar. Dolayısıyla, nesnenin iki boyutunun ölçüleri aynı oranda küçültülerek çizilirken üçüncü boyutu bunlardan farklı oranda küçültülür.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekranın sol tarafından teleteksti, sağ tarafında da boyutu ayarlanabilir görüntüyü gösterir. Teletekst, görüntüsü verilen kanaldan başka bir kanalın olabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir kuvveti ölçmeye yarayan cihazların genel adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dynamomètre

fiz. kuvvetölçer

Kuvvetleri ölçmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). simetrik olmayış, bakışımsızlık; (mat). simetrisizlik. dist kıs. distance, distinguish, district.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dinamometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

econometrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

econometrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. küstürücü, istifrağ ettirici (ilâç)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göz merceğinin normal oluşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıcak veya soğuk tatlı, garnitur, esas yemeğin yanında veya arasında verilen ek yiyecekler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş ayrı ses ayarı için üç bantlı parametrik ekolayzer.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) duyumölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) gazları tahlil ve ölçmek için kullanılan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Azamet). 1.Büyüklük, ululuk. 2.Çalım, kıvrım.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ululuk, büyüklük, azamet. Osm. ulüvv-i şân. Sadrâzamlara, Mısır hidîvi ve hükümdarlık hânedanı mensuplarına, yarı müstakil hükümet ve emirlik başında bulunanlara verilen resmî unvan: Zât-ı fahâmet-penShî = Sadrâzam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فخامت] yücelik, ululuk. 2.kıymet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Fahimlik, ululuk. 2.İtibar, kıymet, değ(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ululuğun sığındığı makam, başvurulacak en büyük makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fahamet).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sadrâzama ve Mısır hidîvi ile prenslere verilen unvan: Devletlû fahâmetlû paşa hazretleri, Almanya prenslerinden fahâmetlû hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.) (tarih). Osmanlı İmparatorluğu zamanında sadrâzamlara ve prenslere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Işık ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. photomètre

fiz. ışıkölçer

1. Işık şiddetini veya enerjisini ölçen araç.

2.Bir ışık kaynağının, belli uzaklıkta oluşturduğu aydınlığı ölçme işinde kullanılan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photometer. light meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. photométrie

fiz. ışık ölçümü

Fiziğin, ışık miktarının ölçülmesini ve cisimlerin ışığı iletme, yansıtma, dağıtma vb. özelliklerini inceleyen bölümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak: lacto meter

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galvano metre, elektrik öIçegi galvanometry i elektrik cereyanı öIçme ilmi galvanoplastic s galva noplastik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. galvanometre). Elektrik cereyanının kuvvet ve şiddetini ölçmeye mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Cinsiyet hücresi: Sperma ile yumurtacık birer gamettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, biyol cinsel hücre, gamet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ganâim).

1.Harpde düşmandan alınan mal: O muharebede gazilerin ellerine geçen ganîmet malı hesapsız idi. Hums-ı ganâim = Ganimetlerin beşte biri ki, eskiden padişah hissesi idi. 2.mec. Tesadüfen ele geçip bir daha elde edilmesi umulmayan nimet veya fırsat: Sizi görmeyi ganîmet sayarım, bu mevsimde bu güzel havaları ganimet bilka: Garb ocakları = Vaktiyle Osmanlı devletinin Cezâir, Tunus ve Trablusgarb (Libya) eyaletleri. Trablusgarb = Libya’da Trablus şehri ve vilâyeti ki, Osmanlı devletinde bir vilâyet ve onun merkezi idi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booty. plunder. spoil. godsend. capture. loot. pillage. prize. trophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booty. capture. haul. loot. plunder. spoil. swag. trophy. spoils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booty. loot. spoils. capture. captured property. pillage. prize. spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غنيمت] savaşta düşmandan alınan her türlü eşya. 2.bedelsiz kazanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kafirlerle yapılan savaş sonucu ele geçirilen mal, para, silah gibi metalar. İslami usullere göre tasnif edilip, beytülmale, fakirlere, yoksullara ve mücahidlere dağıtılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D gazölçer; İng. gazometre. gasometry i. gaz öIçme bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل مقاومت] karşı konulmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Havagazının, depo edildiği silindir şeklindeki büyük depo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large gas storage tank. gasholder. gasometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Matematik ilminin, cisimleri ve şekilleri inceleyen kısmı, (bk.) Hendese. Geometri, matematiğin uzamsal ilişkiler ile ilgilenen alt dalıdır (Eski adı: Hendese). Yunanca Γεωμετρία “Geo” (yer) ve “metro” (ölçüm) birleşiminden türetilmiş bir isimdir. Geometri, arazi ölçümü sözcüklerinden türetilmiştir. Herodot (i.Ö.450), Geometrinin başlangıç yerinin Mısır olduğunu kabul eder. Ona göre geometri kavramı Mısır kö­kenlidir. Sözcüğün kullanımı da Eflatun, Aristo ve Thales’e kadar gider. Yalnız Öklit geometri sözcüğü yerine Elements sözcüğünü yeğlemiştir. Elements sözcüğünün Yunanca karşılığı stoicheia sözcüğüdür. Bir kümenin üzerine konan ve kümenin öğelerini birbirleriyle ilişkilendiren bir uygun yapı, geometri yapılmasını olanaklı kılar. Bir düzlemin üzerine doğal olarak konacak ve sezgisel uzaklık duygusunu gözetecek “lise geometrisi”nin adı Öklit geometrisidir. Bu geometrinin tarihsel olarak ilginç ve önemli bir özelliği paralellik belitidir. Bu beliti sağlamayan ama geri kalan tüm belitleri sağlayan geometrilere Öklit dışı geometriler denir. Bunlara örnek olarak Hiperbolik geometri ya da küresel geometri verilebilir. Günümüzde kullanılan doğru, yay, ışın, açı ortay, kenarortay gibi birçok temel geometri teriminin Türkçe’leri Mustafa Kemal Atatürk’ün Geometri adlı eserinde yazılan eserde önerdiği terimlerden yararlanılarak kullanılmaya başlanmıştır. Geometri günlük yaşamın hemen her alanında gereklidir. Geometride uzunluk, alan, yüzey, açı gibi kavramlar bazı nicelikleri belirlemede kullanılır. Geometri’nin en çok iç içe olduğu dallar; cebir ve trigonometri, mimarlık, mühendislikler (Yol, köprü, yapı, makine, gemi ve uçak yapımı; maden, su ve elektrik işleri gibi bayındırlık ve zanaatla ilgili teknik çalışmalar, vb.), endüstiryel alanlar, simülasyonlar, bilgisayar programları ve grafikleri, sibernetik, tasarım, sanat vb. dir geometrinin kullanılmadığı meslek ya da alan yok gibidir desek yerinde olur. Geometri ve sanat bir sanat eserlerinin geometrik olması onlara estetik değerler kazandırmıştır. Ünlü ressam Leonardo da Vinci’nin resimde vücut oranları üzerine yaptığı çalışmalar, çizdiği eskizler bulunmaktadır. Bu orana Altın Oran denmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometry. geometry hendese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geometri uzmanı, hendeseci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geometrik, hendesi; geometrik sekillerle süslenmiş eski Yunan çömleklerine ait geo- metric progression geometrik artma ve eksilme. geometric propcrtion, geometric ratio geometrik orantı, geometrik bağlantı. geometric tracery mim. kargir binalarda

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. tırtılları yeri olçer gibi yürüyen birkaç çesit pervane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Geometri ile ilgili veya geometriye uygun olan. Geometrik yer = Hususiyetleri aynı olan noktaların meydana getirdiği çizgi veya yüzey. ,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometric. geometrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometrical. geometric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometric progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometric progression. geometrical progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geometrik usullerle çalışmak, geometri ile ugraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geometri, hendese.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Gökler ve felek gibi haşmet sâhibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-activity supply service behind the front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Çok değerli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [گران قيمت] kıymetli, değerli, pahalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) açıları öIçmeye mahsus alet; mimar gönyesi, goniometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ağzının tadını bilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gravimètre

çekimölçer

Yer yer değişen yer çekiminin tam ve gerçek değerini dikey olarak belirlemeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iliğin madeni kenarı; (den.) ipten yapılan simit halkası, çevirme kasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) grommet .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şehvete fevkalâde düşkün olma, Osm. fert-ı şehvet, şehvet fazlalığı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجامت] kan alma, hacamat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [حریم عصمت] kutsal saha.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zenginlik ve ihtişamdan gelen büyüklük, gösterişlilik, heybet. Ecnebî hükümdarlara (imparator ve krallara) unvan olur: Zât-ı haşmetmeâbları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majesty. pomp. grandeur. glory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حشمت] görkem. 2.hiddet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İhtişam, gösterişlilik, heybet, büyüklük. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Haşmetli, haşmet sâhibi. Osmanlılar’ın «majeste» karşılığında, yabancı imparator ve krallar için kullandıkları unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majestic. grand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

His Majesty. stately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azamet ve heybet sahibi, haşmetmeâb. İmparator ve kral derecesinde olan ecnebi hükümdarlara unvan olur: Haşmetlû İsveç kralı hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حشمت مآب] görkemli, haşmetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hatm, hatim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to read from beginning to end. to read from cover to cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hazm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digest. stomach. get over. tolerate. bear. accept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digest. to digest. to stomach. to put up with. to be able to bear/stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to digest. to stomach / to endure sth. assimilate. stomach. take lying down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hektometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Yüz metrelik uzunluk ölçü birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hectometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneşin ve gezegenlerin çaplarını veya gök cisimleri arasındaki küçük açı farklarını ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). miğfer, baş zırhı, tolga; spor faaliyetlerinde ve inşaatta giyilen koruyucu başlık, kask; sıcak memleketlere mahsus, mantara benzer bir maddeden yapılmış güneş şapkası. helmeted (s). migferli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava geçirmez, sımsıkı kapalı; simya ilmine ait, büyüye ait. hermetically (z). hava geçmez bir şekilde (kapalı); simya ilmine göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altı ayaklı mısra. hexametric(al) (s). aytı ayaklı, altı tefileli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça terkiplerde hezîme de olur). Bozgunluk, sındırgı, mağlûbiyet: Düşman askeri hezimete uğradı. Büyük bir hezimetle geri döndü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkmate. crushing defeat. rout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crushing defeat. rout. fiasco. licking. repulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هزیمت] bozgun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bozguna uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمت] hizmet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خدمتکار] hizmetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Sıvıların ağırlığını, yoğunluğunu ve basıncını ölçmeye’ yarayan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Havadaki nem derecesini ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hikem). Hakîmlik, hakîm adamın hâli, olgun akıl ve yüksek bilgi: Lokman’ın hikmeti. 2.Felsefe ilmi ve dalları: Hikmet-i ilâhiyye, hikmet-i tabîiyye, hikmet-i riyâziyye, hikmet-i ameliyye.

3.Gizli sır, ne olduğu anlaşılmaz sebep ve gerçek: Bunda bir hikmet vardır, Tanrı’nın hikmeti. 4.Gerçek ve ahlâka ait kısa söz, Ar. mesel: Hazret-i Süleymân’ın hikmetleri. Garip şeyi Acaip! Bunda bir sır var: Hikmet! Hikmet-i hükümet = Hükümet icraatının gerçek sebebi ki, sathî bakışta farkına varılamaz. Hikmet-i tabiiye = Fizik, Fr. physique.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reason. wisdom. the divine wisdom. mystery. profundity. profoundness. gnome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom bilgelik. philosophy felsefe. hidden cause. aphorism. saying vecize. wisdom. philosophy. inner meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom. philosophy. real meaning. purpose. point. mystery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حکمت] bilgelik. 2.sebep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Hakimlik, feylesofluk. 2.Sebeb, gizli, Allah’ın hikmeti. 3.Felsefe. 4.Ahlaki söz, öğüt verici, kısa öz, öğretici söz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. hikmet, Fars. Amîhten = karışmak). Hikmetle karışık, hakîmâne: Hikmet-Amîz sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.).

1.Hikmet öğreten.

2.Bilge.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hikmet satan, hikmetli bir söz söylediğini sanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hikmet ve felsefe bilen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حکمت شناس] hakîm, felsefeci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ancak Allah’ın bileceği iş. 2.Allah’ın hikmeti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. himem) (cemül-cem’i = çokluğunun çokluğu: himemât).

1.Kasit, niyet, zihin ve kalple olan çalışma: İnsan himmetle pek büyük işlere muvaffak olur. Alî-himmet, bülend-himmet = Büyük ve yüksek işlere girişen.

2.Çalışma, ceht, gayret: Yolların tesviyesine himmet etti, bu okul ancak onun himmetiyle vücuda geldi. 3.Lutuf, lutufkâr muamele: Himmet buyurun, himmetinizle.

4.Mânevî teveccüh, rûhânî imdât: Pİrin, şeyhin himmeti üstümüzden eksik olmasın (bu son iki mânâ Arapça’da yoktur. Arapça terkiplerde himme suretinde de kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endeavor. effort. influence. help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

help. auspices. protection. work. effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [همت] çaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gayret, emek, çalışma, çabalama. Yüksek irade. 2.Ermiş kimsenin tesiri. 3.Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çaba göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.).

1.Cisimlerin hayali, gözün ağtabaksının gerisine düştüğü için iyi göremeyen göz veya kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsighted. far-sighted. hypermetropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsighted. longsighted. far-sighted. hypermetropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsighted. hypermetropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HIDMET) (i. A.) (c. hıdemât).

1.Birinin işini görme, büyük, zengin ve ihtiyarlarla çocukların bizzat göremiyecekleri işlerini görme: Efendisine, ana, babasına hizmet etmek, çocuğun hizmetini görmek.

2.Bir insan, hayvan veya bitkinin gelişebilmesi için lâzım gelen işler: Bu atın hizmeti görülmüyor, bu bahçe hizmet ister.

3.Bir ev veya dairede görülmesi lâzım gelen işler. Bu evin hizmeti bir adamla görülemez. Bu kız iyi hizmet ediyor.

4.iş, vazife, memuriyet: Bir hizmete kullanmak, hizmete girdi, hizmettedir.

5.Askerî görev, askerlik: Askerlik hizmeti, muvazzaf hizmet, yedek hizmet. Hizmet etmek, hizmet görmek, hizmette bulunmak, hizmette kullanılmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service. labor-intensive. labour-intensive. labour intensive. service. duty. employment. function. labor. labour. ministration. ministry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendance. duty. line. ministration. serve. service. yoke. employ. function. care. attention. utility. work. employment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service. duty. care. maintenance. attitude study. behoof. employ. employment. facility. job. line. task. vocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمت] hizmet, görev yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attend. do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to serve. administer. tend on / upon. wait upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görev yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in-service training. on-the-job training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمت وطنيه] askerlik. 2.vatan hizmeti, vatan borcu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hizmet etmeye mahsus erkek veya kadın görevli: Bu memlekette hizmetçi bulmak pek müşküldür, kaç hizmetçiniz vardır? Hizmet eden, hizmet etmek vazifesiyle görevli: Hizmetçi kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menial. maid. housemaid. servant. domestic servant. helper. waiting maid. waiting girl. charwoman. domestic. factotum. handmaid. help. domestic help. maidservant. menial. servant maid. server. servitor. skivvy. slavey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. domestic. servant. maidservant. maid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handmaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maid. maid servant. servant girl. domestic servant. waiting maid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hizmetçi işi, meslek ve sıfatı: Evlâdını beslemek için hizmetçilik etmeye mecbur oldu, konaklarda hizmetçilik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working as a maid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hizmetçi, birinin hizmetinde bulunan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hizmetçilik, birinin hizmetinde bulunan adamın hal, sıfat ve mesleği.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Services Index)

Hizmetler sektöründe yer alan şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan hisse senetleri piyasası endeksidir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Services Index)

Ulusal Pazar’da işlem gören ve sadece hizmetler sektöründe yer alan şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan hisse senetleri piyasası endeksidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. employee. servant. vassal. follower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. employee. servant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man who works as a janitor and messenger for a firm. retainer. vassal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudicate. dominate. rule. to rule. govern. to sentence. judge. to consider. believe. to dominate. to judge. to conclude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rule. to govern. to decide. to conclude. to award. to judge. to adjudge. to hold dominion over. control. dominate. possess. sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bir memleketi idare etme: Beş sene hükümet sürdü, icrâ-yı hükümet etti. 2.Bir memlekette hüküm süren ve onu idare eden hey’et, devlet: Fransa, Hindistan hükümeti. 3.İdare usûlü: Demokrat hükümet.

4.İdare heyeti: Hükümete müracaat etmek; hükümet konağı. Hükûmet-i merkeziyye = Başkentte toplanan hükümet kudreti. Hükûmet-i mahalliyye = Vilâyetlerde hükümeti temsil eden kuvvetler. Hükümet konağı = Hükümet dairelerine mahsus bina.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governmental. political. government. executive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. cabinet. government administration / office / building. the administration. authority. dominion. government. ministry. polity. power. state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coup. coup d'état. usurpation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government commissioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

county seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seat of government. centre of government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fazla ihtiyarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Şeref, haysiyet: Bu müberek günün hürmetine.

2.Saygı, riayet, itibar, ikram, İzâz: Misafire hürmet etmek şarttır.

3.Bir şeyin şer’an harâm olması, haramlığı: Şarabın hürmeti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respect. regard. veneration. deference. obeisance. tribute. homage. honor. honour. reverence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homage. respect. regard. esteem saygı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respect. regard. courtesy. deference. duty. homage. reverence. veneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Saygı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to respect. consider. honour. revere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Saygılı bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hürmet olsun diye, saygı ve ikram maksadıyle: Kendisine hürmeten ayağa kalktılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Saygılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deferential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respectful. deferent (action. worthy of respect. respected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Şeref, haysiyet ve itibar sahibi, saygıya değer.

2.mec. Büyük, okkalı.

3.Osmanlılar’ca Hıristiyan piskopos ve metropolidlere verilen resmî unvandır: Selânik Rum metropolidi hürmetlû felsnca efendi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçümsenmiyecek büyüklükte, oldukça büyük, okkalıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespectful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saygısızlık, riayetsizlik, hürmet ve itibar etmeyiş: Bizim Adetimizce büyüklerin yanında fazla konuşmak hürmetsizlik sayılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indignity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespect. indignity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hasımlık, düşmanlık, Ar. adâvet: Husûmetini saklayıp yalandan dostluk gösteriyor. Illn-ı husûmet = İki devlet arasında savaş ilânı, Osm. İlân-ı harb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enmity. spite. hostility. hostility hasımlık. düşmanlık. yağılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enmity. hostility. animosity. antagonism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصومت] düşmanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حکومت] hükümet. 2.hakimiyet. 3.devlet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hakim olmak, hükmetmek, hüküm sürmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکومت مستبده] istibdat hükümeti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرمت] saygı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حرمتکار] saygı duyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrometre. hydromet'ric(al) s. hidrometreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. higrometre. hygrometry i. havadaki nem miktarını ölçme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kıyâm» dan masdar).

1.Oturma: İstanbul’da ikamet eden. Kışın şehirde, yazın yalı ve köşkte ikamet hoş olur.

2.(fıkıh) Cemaatla namaza başlanacağı vakit müezzinin seslenişi: İkamet getirmek.

3.Osmanlı devrinde siyasi bakımdan İstanbul’da oturması mahzurlu görülenlerin sürgün olmaksızın, ekseriya bir maaş veya görevle, padişah veya hükümet emriyle İstanbul dışında bir şehirde oturtulması: Filân yerde ikamete memur (eski kitaplarda mukim yerine «ikamet-sâz» ve «Ikamet-güzin» gibi alaca tâbirler kullanılması gülünçtür).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residing. stay. dwelling. habitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitation. residence. dwelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residence. residing. abode. habitation. inhabitancy. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اقامت] oturma. 2.namaza durma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dwell. to reside. to live (in a building , at a place. abide. domiciliate. hang out. inhabit. to hold state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İKAMET-GEH (i. F.). Oturulan yer, mesken: Yazlık ikametgâhı güzel bir yalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abode. domicile. dwelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residence. domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اقامتگاه] oturma yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.İmamlık, namazda kendisine uyulan zâtın hal va sıfatı: Bu camide kim imâmet ediyor?

2.İslâm mezheplerinde veya dinî bilgilerinde imam unvanı.

3.İslâm halifeliği.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meyil ölçeği, uçak veya geminin ufka göre egimini ö1çen alet; dünyamn manyetik alanının eğimini gösteren mıknatlslı iğne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) küçük hareket veya mesafeleri iki ışının çarpışmasıyle öIçen alet, çatışma öIçeği .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. interféromètre

girişimölçer

Işık girişim saçaklarını uzaktan ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. interférométrie

fiz. girişim ölçme

İki veya daha fazla dalga hareketini ölçme işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(aslı: İSMET) (i. A.) (Arapça terkiplerde: isme).

1.Namus, doğruluk, kötülük ve rezaletlerden kaçınma: İsmet sahibi bir zat, ismet-i mücesseme.

2.Nâmus, iffet, perde: Bir kadında en fazla ve en önce aranılacak şey ismetidir.

3.Günahsızlık, masumluk, temizlik: Onun ismeti mahkemece belli oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عصمت] masumluk. 2.haramdan kaçınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Masumluk, günahsızlık, temizlik. 2.Haramdan namusa dokunan hallerden çekinme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Peygamberin sıfatlarındandır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.), ismetli, ismetpenâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ismetli, ismet-meâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSMETLÜ) (i.), ismet, iffet, namus ve perde sahibi. Eski protokolde kadınlar hakkında kullanılan unvan. Devletlû ismetlû = VAlide-sultânlar, sultân-efendiler, kadın-efendiler hakkında kullanılan unvan. Yalnız . ismetlû, hanım-sultenlar ve hanım-efendi denen padişah ve şehzâde eşleri hakkında kullanılırdı. Bu prenseslere «ismet-meâb, ismet-penâh» denirdi. Prenses olmayan yüksek kadınlara. meselâ vezir zevcelerine iffetlû unvanı verilirdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ölçü bakımından eşit olan, öIçüleri eşit olan. isometric exercise hareketsiz olarak kasılma ile adale egzersizi. isometrics (i.) hareketsiz yapılan idman, kasların sistematik ve hareketsiz gerilip açılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) öIçüde eşitlik; yükseltide eşitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kıyâm» dan masdar).

1.Doğruluk, dürüstlük, eğrilik zıddı: Çizginin, yolun, hattın istikameti. 2.Doğru, namuslu davranış, doğruluk, Ar. sıdk: İstikametten ayrılmamalı; istikamet insanı selâmete çıkarır.

3.Bir şeyin bir tarafa doğru uzanması, yön, yönelme: Sıra dağların istikameti doğudan batıya doğrudur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction yön. doğrultu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction. straightness. uprightness. integrity. course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استقامت] doğruluk. 2.dürüstlük. 3.yön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yön vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. isométrie

geom. eş ölçüm

Noktalar arasındaki uzaklığı olduğu gibi koruyan noktasal dönüşüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. fizik). Isı ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calorimètre

fiz. ısıölçer

Cisimlerin ısınma ısısını ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calorimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calorimétrie

fiz. ısı ölçümü

Çeşitli olaylar sırasında açığa çıkan, ısı miktarının ölçülmesini konu alan fizik dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(e uzun) (i. A.) (Ar. terkiplerde «kame» şeklinde bulunur). Boy, insanın ayakta durduğu haldeki uzunluğu, vücudun uzunluk bakımından durumu: Kamet-l bâlâ = Yüksek boy. Kamet-i dilcû = Gönül çeken boy bos, Kadd-ü kameti mevzun; mevzûn-ül-kame = Ölçülü, uygun boy bosa sahip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A.). Cemaatle namaz esnasında müezzinin «kadd-ü-kametüs-salât» diyerek ezan okuması ki, namazın fâtihası hükmündedir: Kamet getirmek = Ezan okuyup «kadd-ü-kamet-üs-salât» demek. mec. Kameti artırmak = Herkesin işitebileceği surette sesini yükseltmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a mountain in the Himalayas in northern India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a mountain in the Himalayas in northern India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قامت] boy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public service. public service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kara Mehmet halk arasında gücüyle ün yapmış bir pehlivandır. Ne kadar güçlü olduğunu ölmek üzereyken başından geçen bir olayla son kez kanıtlamıştır. Kara Mehmet bir semt kahvehanesinde kalp krizi geçirerek ölmüştür. Kriz anında dayandığı dokuz çubuklu demir parmaklığı kağıt gibi birbirinin içine geçirmişti. Çubuklar öylesine iç içe geçmişti ki daha sonra onları demir küskü ile açmak isteyenler başarılı olamadılar.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kerâmât).

1.Kerem, lutuf, ihsan.

3.Evliyadan sâdır olan hârikulâde hal: O zâtin bir kerâmetini görmüştüm.

4.mec. Keramet sayılacak derecede isabet, pek doğru fikir veya rey: Keramet buyurdunuz; bu sözünüz ayn-ı kerâmettir (daha çok eski nezaket ve saygı tâbiridir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miracle. oracle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miracle. miraculous deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miracle worked by God through a person. the God-given power of working miracles. miracle. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کرامت] cömertlik, kerem. 2.velîlerin gösterdikleri olağandışı hal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Birine karşı ikramda bulunmak. 2.Allah’ın bir kimseye cömertliği, lütfü, himayesi ve yardımı olarak ele alınır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Bir kilo ağırlığındaki bir cismi bir metre yükseğe kaldırmak için sarfedilen kuvvete karşılık olan enerji ve iş birimi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bin metre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilometre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of length, being a thousand meters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is equal to 3,280.8 feet, or. 62137 of a mile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilometer. mileage. kilometre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mile mark / post / stone. mile post. mile stone. milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Bölme, pay etme, taksim, hisselere ayırma.

2.Talih, kader, kaderde olan şey: Kısmetim bu kadarmış; kısmet ise; kısmette var ise.

3.(matematik) Dört işlemden bölme (taksim). Hlric-I kısmet = Bölme işleminin sonunda çıkan sayı ki, bölünenin her bir sayısına düşen payı gösterir. Kısmet-i askeriyye = Osmanlı devrinde kassamiık vazifesi, bk. Kassâm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. lot. fate. chance. fortune. kismet. fatality. inning. innings. moira. portion. predestination. shot. foreordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fate. fortune. lot. predestination. destiny. luck. chance. chance of marriage for a girl. match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. fortune. kismet. chance of marriage. fatality. lot. lottery. predestination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قسمت] nasip, pay. 2.bölme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısmet, kader, nasip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bölme, pay etme, hisselere ayırma. 2.Talih, nasip, kad(Erkek İsmi) 3.Şayi olan hisseyi tayin etme belirtme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the source of one's livelihood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısmeti bol olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunate. lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunate. lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısmeti olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfortunate. unlucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ahır zamanda bütün ölülerin kalkıp dirilmesi, dünyanın çözülmesi: Kıyâmet günü. Kıyimete kadar = Dünyanın sonuna kadar.

2.mec. Pek büyük musibet, felâket, Afet: Bu, benim İçin bir kıyâmettir.

3.mec. Gürültü, patırdı: Kıyâmet koptu, kıyâmeti kopardı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doomsday. pandemonium. resurrection. ruckus. ruction. storm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apocalypse. storm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doomsday. the end of the world. judgment judgement. resurrection. ruckus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قيامت] mahşer günü. 2.gürültü patırtı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day of judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doomsday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgement day. day of reckoning. the last day. the day when the dead will be resurrected. crack of doom. the last d. doomsday. judgment judgement day. last judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kıyem) (Arapça takiplerde «kıyme» suretinde de bulunur).

1.Değer, baha, Ar. semen, bedel: Bunun kıymeti nedir? Her şeyin kıymeti üzerinde yazılıdır; kıymet takdir etmek. Kıymet-i İtlbâriyye — Devletçe kabûl olunan fiyat. Kıymet-I hakikıyye = Değer ve baha. Kıymet-i mevzua = Satıcısı tarafından tâyin olunmuş değer.

2.İtibar, izzet, makbûl olma: Benim indimde bunun kıymeti büyüktür. Zî-kıymet = Kıymetli, kıymeti çok, pek değerli, pahalı: Zi-kıymat taşlar = Mücevherler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

price. value. worth değer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

value. worth. cost. price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قيمت] değer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Değ(Erkek İsmi) 2.Bedel, baha, tutar. 3.Şeref, onur, itibar.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değer vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. kıymet = değer, Fars. dânisten = bilmek). Kıymet bilen, takdir edebilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kıymet = değer, Fars. şinâhten = tanımak). Kıymet anlayan, takdire muktedir, kıymetli ve kıymetsiz şeyleri birbirinden ayırabilen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) değer bilmeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قيمتدار] değerli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increasing the value of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase the worth of. to up the value of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase in value. to become more valuable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değeri olan, pahalı, ağır: Kıymetli taşlar; zümrüt, kıymetli bir taştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious. valuable. valued. dear. pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious. valuable. venerable. precious değerli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious. valuable. worth. substantial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security. commercial paper. valuable papers. negotiable instrument. securities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gemstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious stone. gem. jewel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değeri olmayan, ucuz, pahalı olmayan, revaçsız: Kıymetsiz bir şeydir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthless. valueless değersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without value. paltry. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değersizlik, kıymet eksikliği veya yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KIYMET-DAR) (i. F., Ar. kıymet = değer, Fars. dâşten = mâlik olmak). Pahalı, kıymeti büyük, değerli: Kıymettar kumaşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frightful row.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. clinomètre

eğimölçer

Bir yüzey, düzlem, yol veya cihazın yatay düzleme oranla eğimini ölçen araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalition government. coalition ministry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir rengin nelerden meydana geldiğini bulmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colorimètre

fiz. renkölçer

Bir sıvının renk derecesini ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Renk ölçümü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colorimétrie

fiz. renk ölçme

Sıvı, dağıtıcı yüzey, canlı vb.nin renklilik derecesini ölçme.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Güzellik ve sağlığı koruma maksadıyla dıştan kullanılan her çeşit madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic. cosmetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a cosmetic. dope. paint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Margin Trading)

Bir aracı kuruluş nezdinde, müşteri adına kredi hesabı açılması koşulu ile müşteri ve aracı kuruluş arasında yapılacak sözleşme hükümleri çerçevesinde kredi kullanarak borçlanmak suretiyle menkul kıymet alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Isı ve rutubet tesiriyle hareketi bozulmayan ve yılda bir kurulup bir saniye bile şaşmayan hassas ve büyük saat ki, başlıca denizcilikte boylam tâyini vesair matematik işlerde hassas zaman hesaplarında kullanılır. Cep kronometresi = Bu esas üzerine yapılmış sağlam cep saati. Kol saati şeklinde olanlar da vardır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. choronomètre

süreölçer

Belirli bir işin, işlemin, yarışmanın veya teknik alanda belli bir işin kısa süresini ölçmek amacıyla kullanılan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split-second watch. chronometer. stop watch. timer. clock. timekeeper. timepiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronometer. stopwatch. timer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronometer. stopwatch. timepiece. timer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puppet government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sütün özgül ağırlığını ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Leimlik, alçaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir hikmete, sebebe dayanarak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. luxmètre

fiz. aydınlıkölçer

Birim zamanda bir yüzeyin birim alanına düşen ışık enerjisini ölçmekte kullanılan aygıt.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Muhammad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manometre, basıölçer. manomet'ric(al) s. manometreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Tazyik, basınç ölçen Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manomètre

fiz. basıölçer

Buharın veya herhangi bir gazın bulunduğu kabın iç yüzeyine yaptığı basıncı belirleyen alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manometer basıölçer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manometer. pressure gage. pressure gauge. wind gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.).

1.Denizlerde, bulunulan yerin boylamını anlamaya yarayan Alet.

2.Bin kilometrelik ölçü.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Muhammed isminin türkçesi. (bkz.Muhammed).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Türk askerinin senbolü. Bütün Türk askerlerine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerem» den mimli masdar) (c. mekârim).

1.Cömertlik: Mekremet sahibi bir adam.

2.Büyük saygı


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kerem, cömertlik. Saygı, ağırlama.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Keremli, cömert.

2.Saygı değer (müderris pâyesinde olan ulemâya verilen unvandı).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «levm» den masdar). Çıkışma, azarlama, serzeniş.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Security)

Ortaklık veya alacaklılık sağlayan, belli bir meblağı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte, seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve şartları SPK’ca belirlenen kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Securities Exchanges)

Menkul kıymetlerin arz ve talebinin karşılaştığı örgütlenmiş piyasalardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Securities Lending)

Aracı kuruluş ile müşteri arasında düzenlenen sözleşmede belirlenen esaslar dahilinde, ödünç veren taraftan açığa satış amacıyla ödünç alan tarafa, belirli bir dönem için menkul kıymetlerin verilmesi ve aynı cins menkul kıymetlerin mislen geri alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geçici ve şöyle böyle tamir: Giyeceği, yapıyı merâmet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozuk şeyleri geçici ve şöyle böyle tamir eden adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Merâmet ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkçe halk dilinde: merâmet). (bk.) Merâmet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرمت] onarım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

onarmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahm»dan mimli masdar). Acıma, rahm: Fukaraya merhamet etmek. Rabbim, senden merhameti...

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercy. pity. compassion. clemency. agape. benignity. charitableness. charity. commiseration. grace. loving-kindness. misericordia. ruth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clemency. compassion. mercy. pity. clemency acıma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clemency. compassion. mercy. pity. charity. grace. humanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرحمت] acıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

acımak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clement. compassionate. gracious. merciful. pitiful. humane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compassionate. merciful. charitable. clement. gracious. humane. pitiful. soft hearted. tender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) acıyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard. merciless. ruthless. pitiless. relentless. inhumane. cold-blooded acımasız. kalpsiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merciless. pitiless. ruthless. brutal. grim. hard. heartless. inhuman. relentless. remorseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acımama, katı yüreklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruthlessness. mercilessness. pitilessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emtia).

1.Satılacak mal, kumaş vesair kıymetli eşya, tüccar malı: Avrupa emtiası.

2.mec. Sermaye (halk dilinde: matah).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متاع] mal, eşya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. metabolizma metabol'ic s. metabolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Besinlerin vücutta çeşitli değişikliklere uğramasına «metabolizma» denir. Besinlerin vücudumuzda türlü şekillere ayrılıp çözülmesi, bunlardan faydalanmamız, sonunda kalan artıkların dışarıya atılması hep birer metabolizma işidir. İnsanlarda olduğu gibi hayvanlarda, bitkilerde de metabolizma hayatın temelini teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. el tarağı metacarpal s. el tarağına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. aşkın merkez, denk merkezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Fizikötesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métaphysique

fel. doğa ötesi

Duyularımızla algılayamadığımız varlıkların sebeplerini ve temellerini araştıran felsefe.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transcendental. metaphysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metaphysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metaphysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métaphore

ed. mecaz

Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Gemilerin bordasında sandalları asmaya yarayan dikmeler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. kâinatın tümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resmi surette ölçme veya tartma; ölçme ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mütâabe dilimizde kullanılmaz). Yorgunluklar, zahmetler, meşakkatler: Metâib-i sefere tahammül etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maden; madde; tıynet, tabiat; şişirilmeye ve dökülmeye hazır erimiş cam; ing. yol yapmak için kullanılan kırık taş. test someones metal bir kimsenin cesaretini ve ataklığını denemek. metallist i. madenci, maden uzmanı. metalize f. maden haline koym

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. matlâ). Matlâlar, doğuşlar, (bk.) Matlâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطالع] doğuş yerleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. matlab). Matlablar, istekler, (bk.) Matlab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. matlab). Matlablar, istekler, (bk.) Matlab.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. madeni, madene benzer, madenden yapılmış; maden hâsıl eden .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. madeni; maden tuzu ile dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metalografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. maden olmayan fakat madene benzer basit cisim; s. madene benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birtakım sinir hastalıklarının maden tuzları ile tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metalurji metallur'gic(al) s. metalurjiye ait. metallurgist i. metalurji uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Maden ve maden filizlerinin yüzeylerini, kesitlerini, billûrlaşma özelliklerini inceleyen ilim dalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métallurgie

metal bilimi

Genellikle elementleri, özellikle metalleri saf olarak elde eden ve bunların işleme tekniğini belirleyen kimya endüstrisi kolu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madeni eşyalar; maden işi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métamorphisme

jeol. başkalaşım

Bir kütlenin fiziki ve kimyasal özelliklerinin değişmesi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. métamorphose

biy. başkalaşma

Embriyo evresinden ergin olana değin bir hayvanın geçirdiği biçim ve yapı değişimleri.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başkalaşan, başkalaşım geçiren. metamorphism i. başkalaşım, başkalaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkalaştırmak; başkalaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -ses) i. şekil değişimi; tamamen değişme (gaye, durum, benlik); değişen şey veya kimse; biyol. başkalaşım, başkalaşma; tıb. dokularda oluşan anormal değişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. kimya). CH4 senbolü ile gösterilen ve çürüme halindeki karbonlu maddelerden çıkan yanıcı bir gaz: Grizu bir metandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bataklık topraklarda, lağım sularında ve ayrıca kömür madenlerinde organik maddenin anaerobik koşullarda ayrışmasından oluşan, genellikle bataklık gazı olarak adlandırılan, doğal ve renksiz gaz. Atmosferde yoğunluğunun artması “sera etkisi”ne katkıda bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Dayanma, metin ve kavi olma, sağlamlık, sebat ve gayret: İnsanda metanet olmadıkça hiçbir işte muvaffak olamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidity. steadiness. earthiness. resistance. fortitude. steadfastness. backbone. grit. resoluteness. sturdiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constancy. fortitude. firmness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortitude. firmness of character. backbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متانت] dayanıklılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. spineless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mecaz. mixed metaphor birbirine uymayan mecazların bir araya getirilmesi. metaphor'ic(al) s. mecazi. metaphorically z. mecazen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. aynen tercüme kelimesi kelimesine tercüme; f. aynen tercüme etmek; metni değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metafizik, fizik ötesi. metaphysical s. metafiziğe ait. metaphysically z. metafizik yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Ruh dünyasının ötesinde olan, ruhötesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. hücrede bulunan yağ ve karbonhidrat gibi cansız maddeler, metaplazma; gram hece veya harfler yoluyle kelimenin değiştirilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métapsychique

ruh b. ruh ötesi

Ruhlarla ilişki kurma, gelecekten haber verme gibi ruh biliminin kapsamına girmeyen ve onun dışında incelenen olayları kapsayan (alan).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hastalığın bir uzuvdan diğerine yayılması, metastaz; değişme; bedende bir organa ait vazifenin diğer organa intikali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métastase

tıp yayılma

Organizmanın herhangi bir noktasında bulunan bir hastalığın organizmanın başka bir yerine sıçraması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metastasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metastasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. ayak tarağı. metatarsal s. ayak tarağına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métathèse

db. göçüşme

Bir kelime içinde birbirini izleyen iki ünsüzün yer değiştirmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram bir kelimede harf veya seslerin yer değiştirmesi; kim çift dekompozisyon; şartların tersine dönmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. T.) (argo). Zorla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by force. perforce. willy-nilly. plea of necessity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tab» dan imef).) (mü. metbûa).

1.Kendisine tâbî olunan, zıddı: tâbî. Metbûl mutahhamım = Tabasından bulunduğum hükümdar veya devlet.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متبوع] uyulan, izinden gidilen, tâbi olunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendisine tâbi olunan hükümdar veya devletin hâli: Tâbiiyyet ve metbûiyyet münasebeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., out ile ölçüp vermek veya taksim etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük Türk-Hun İmparatoru (M.Ö. 209-174).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mete)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. R.).

1.Az gümüşle karışık bakır para.

2.Daha sonraları on paraya geçen eski yirmilik karışık madenî para: Bir meteliğe, beş meteliğe satıyor: Meteliğe kurşun atmak: mec. Parasız kalmak, çok fakir olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoksul, parasız.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhun bir vücuttan diğerine geçişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Atmosferdeki sıcaklık değişmeleri, rüzgârlar, yıldırım, yağmur vs. ye verilen genel ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akanyıldız, meteortaşı şahap, ağan, ağma, göktaşı. meteorite i. yere düşen meteortaşı. meteor shower meteortaşı yağmuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerçekimine kapılarak düşen göktaşı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meteortaşına ait; meteortaşına benzer; parlak, göz kamaştırıcı, çok süratli; havaya ait, hava olaylarına bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Uzaydan dünyaya gelen taş veya maden parçası: Meteor taşı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. météorite

gök b. gök taşı

Gezegenlerin arasında hareket eden, tümüyle gaz durumuna geçmeden yeryüzüne ulaşan katı cisim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meteorolojik olayları kaydeden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atmosfere girince meteortaşı olan gökcismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. météorologue

hava tahmincisi

Havanın gelecek gün veya hafta içindeki durumunu birtakım verilere dayanıp yaklaşık olarak ortaya koyan ve bunu haber kanallarına ileten kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meteoroloji; belirli bir yerin hava şartları. meteorolog'ic(al) s. meteorolojik. meteorol'ogist i. meteoroloji bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Meteorları konu alan fizik kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. météorologie

hava bilgisi

Hava koşullarında meydana gelen değişmeleri, iklim türlerini araştırıp hava durumu tahminlerinde bulunan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meteorology. aerology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meteorology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meteorology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.)

1.Meterolojiyle alâkalı.

2.Meteor çeşidinden olan.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sayaç, saat; f. saat ile ölçmek. gasmeter havagazı sayacı. water meter su sayacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiir vezni, ölçü; müzik ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Medfen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Medfûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Medhal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A white waxy substance, found in small quantities in spermaceti as an ethereal salt of several fatty acids, and regarded as an alcohol of the methane series.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrance. approach. entrance hall. entry. entryway. inlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metil alkol, metanol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bal likörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Medhetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to praise. eulogize. talk up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (methought) (eski), (şiir) zannederim, galiba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eulogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panegyric. encomium. eulogy. laud. ode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Birini övmek maksadıyla yazılmış eser, kaide.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yöntem, usul, metot; yol, tarz; düzen, nizam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nizamlı, munta zam, düzenli, yöntemli; sistemli. methodically z. düzenli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Metodist, bir Protestan mezhebi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. usule uydurmak, intizam vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metodoloji, yöntembilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok yaşlı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. metil methylalcohol kim. metil alkol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok titiz, çok dik katli, kılı kırk yaran. meticulos'ity, meticulousness i. titizlik, kılı kırk yarma. meticulously z. kılı kırk yararak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meslek, iş, meşguliyet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Medik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. kimya). Metilik alkolün kökü olan ve CH3 senbolüyle gösterilen birleşim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). CH2 senboliyle gösterilen bir birleşim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Metan birleşimlerinin sıfatı: Metilik alkol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mütûn). Kitabın aslı, yazılmış yazı: Bu yazmanın metni, nesih ve şerhi tâlik’le yazılıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «metânet»ten smüş.) (mü. metîne).

1.Dayanıklı, sağlam, kavî: Metin bina, metin kumaş.

2.mec. Sözünden dönmez, sebatlı, fikir ve kanaatinden caymaz, dosdoğru: Metin adam.

3.Doğru, itimat edilebilir, Osm. muhkem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firm. solid. stoic. stoical. unshakable. unshaken. foursquare. immovable. resolute. foursquare. text. copy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. reading. steady. strong. text. text tekst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

text. strong in character. drafting. make. reading. steadfast. strong. substantial. unshakeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متين] sağlam, dayanıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Metanetli, sağlam, dayanıklı. 2.Özü, sözü doğru, sebatkar, itimat edilir. Hz.Peygamber (s.a.s)’in isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Teletekst sayfalarını hafifçe sıkıştırarak, TV görüntüsü ya da video kaynağının aynı anda gösterilmesini sağlayan Çift Sayfa Teletekst ve PIP’in birleşimi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Şiir ve musikide bir parçanın eksik veya bozulmuş yerlerini İlmî ve estetik şekilde restore etmek ilim ve usûlü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Metin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. biyoloji). İki ayrı ırktan gelen, azma, kırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a half-breed of white and Indian parentage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a half-breed of white and Indian parentage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متن] yazıya dökülmüş bilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Usul, ilmi usul.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méthodique

1. yöntemli,

2.düzenli

1. Belli bir yönteme dayanılarak yapılan, metotlu.

2.Sistemli, nizamlı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Usul ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méthodologie

yöntem bilimi

Özellikle felsefe ve bilim alanında yöntem araştırmak ve yeni yöntemler yaratmak için ilkeler geliştiren bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methodology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methodology. methodology yöntembilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methodology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méthodologique

yöntem bilimsel

Yöntem bilimle ilgili.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kon. san. bir şeyi belirli bir özelliği ile isimlendirme usulü: good food. için a good table. metonym'ic(al) s. bu usule ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. dorik mimarisinde. çatıyı taşıyan sütun üstündeki kabartmalı dört köşe taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Metod.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méthode

yöntem

Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

method. method yöntem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

method.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lüks otel ve lokantalarda başgarson, sofracıbaşı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. maître d’hôtel

şef garson

Garsonların başı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. L. Fr.).

1.Yer meridyen dairesinin kırk milyonda biri olarak kabul edilen uzunluk ölçüsü birimi. 2.Bu uzunlukta bulunan ve ölçü olarak kullanılan nesne. Mstrlk sistem = Metre sistemi. Esası metreye dayanan ölçü birimleri sistemi. Metre, santimetre, metreküp, kilogram, litre vs. metre sistemi ölçüleridir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مترو مکعب] metreküp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Nikâhsız karı, kapatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistress. concubine. paramour. fancy woman. kept woman. leman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistress. kept woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistress. concubine. kept woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. metreye ait, metreye göre; metre sistemini kullanan; şiir veznine ait, ölçülü. metric system metre sistemi. go metric metre sistemini uygulamak. metrically z ölçüyle; metre sistemine göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. metre sistemine dönüştürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métrique

mat. ölçümlü

Metre veya metreyi temel olarak alan ölçülerle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (F. korkma demek olan «meters» ten Arapçalaşmış). Çarpışan askeri düşman atışından korumak için kazılmış toprak siper, geçici tabya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Metropoliten kelimesinin kısaltılmışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Metre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metro. subway. tube. underground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric underground railway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underground. subway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A consortium of over 300 academic, public and research libraries in the New York City metropolitan area; services include reciprocal on-site access, interlibrary loan, cooperative purchase of materials, and workshops and classes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A public rail transportation system A subway system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Municipality of Metropolitan Seattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Metro is the Regional Government that provides general policy direction to each jurisdiction and agency within the Portland Metropolitan area Topics that Metro advises and provides general policy on are wide ranging and include; land use, transportation,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Made from 1982 to 1990, in A Series mode with 1275cc and a turbo option as well as a Metro based Rally car 6R4.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name given Jaycee chapters in Population Divisions VII and VIII, as well as chapters with over 150 members in Population Divisions I through VI. electric underground railway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. metro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölçüler ve tartılar bilgisi veya sistemi. metrolog'ical s. bu sisteme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.) (musiki). Musiki eserinin hareketini (ağırlık yürüklük derecesini) ölçmek için kullanılan Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. metronom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., sosyol. anasanlı, soyadını ana tarafından alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métropole

ana kent

1. Bir ülkenin veya bir bölgenin, çevresindeki yerleşim yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden hâkim olan ve genellikle ülkenin başka ülkelerle olan her türlü ilişkisinin sağlandığı en önemli kenti. 2.Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başşehir, başkent; büyük şehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) Piskopos, despot, bir memleketin Hıristiyan reisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. başşehre ait; başpiskoposa ait; i. metropolit; başşehirde oturan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyük şehirlerde işleyen yeraltı treni: İstanbul’daki tünel Türkiye’nin tek metrosudur, metropolitenidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Metropolit sıfat, unvan ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. metrosexual

bakımlı erkek

Görünüşe, giyimine kuşamına özen gösteren erkek.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. «terk» den imef.) (mü. metrûke). Bırakılmış, vazgeçilmiş, kullanılmayan, battal: O usûl şimdi metrûktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متروک] terkedilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Bir ölüden kalan eşya ve mal, Ar. muhallefât: Metrûkâtı veresesine aittir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متروکات] miras olarak bırakılanlar, geride bırakılanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bırakılmış, boşanmış karı: Metrûkesine nafaka veriyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) terkedilmek, metruk bırakılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bırakılmış ve kullanılmaz şeyin hâli: O Adetin metrûkiyyeti. 2.Bir işten çekilip işle uğraşmayan adamın hâli: Metrûkiyyet insana en iyi öğrendiği şeyi bile unutturur.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. huy, tutum ve gidiş; şevk, hırs, hararet. on one's mettle elinden gelen en iyi işi yapmaya hazır. mettlesome s. canlı, ateşli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Middle East Technical University Orta Doğu Teknik Üniversitesi, abb. ODTÜ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). T. Yerme, kınama, zemmetme.

2.Kötü iş.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikrometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Çok kısa boyutları ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

micrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

micrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Metrenin binde biri, santimetrenin onda biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millimeter. millimetre. milimetre milimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taklide ait, taklit kabilinden, taklitçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para için tek maden standardı; para kıymeti için altın gibi tek maden kullanma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «devâm» dan masdar). Bir işe aralıksız çalışma, bir yere devamlı şekilde gidip gelme, devam, gayret:

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kıyâm» dan). Karşı durma, dayanma, boyun eğmeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stand. resistance. endurance. strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. resistance. holding out. load.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقاومت] karşı koyma, direnme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to resist. to hold out against. make head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karşı koymak, direnmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işgal altındaki topraklarda düşmanla gizli veya çete savaşı şeklinde savaşan kimse, milliyetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance fighter. member of a resistance movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb or sth which has staying power of resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb / sth which lacks staying power of resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «le’m» den masdar).

1.Uygunluk, muvafakat.

2.Yumuşaklık.

3.Kabızlığın aksi: Mülâyemet verrecek bir ilâç almalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûm» dan masdar).

1.Bir şeye veya şahsa ayrılmaz surette katılma.

2.Devam, bir işe sarılıp onunla uğraşma: İki yıldan beri bir eser yazmaya mülâzemet ediyor.

3.(eskiden) Bir göreve geçmek üzere bir daireye maaşsız devam ve hizmet etme, staj: Filân keleme mülâzemet ediyor; üç sene mülâzemetten sonra memuriyete geçti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nedm» den masdar). Nedimlik etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm»den masdar). İki kişi veya taraf arasındaki sulh ve barışıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customer service. service to customer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiduciary. paymaster. trustee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trustee. paymaster. reliable and trustworthy person. money collector. confidant. stand-by. pay master. fiduciary. syndic. trustee for administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mütû» dan if.) (mü. mütemettia). Kazanan, kâr eden, faydalanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active duty / service. compulsory military service. national service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.devam etmek. 2.staj yapmak. 3.bir işle ilgilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مسالمت کار] barışçıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(isim) "ekonomi"

Para bakımından değer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intangible value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nâdim ve pişman olma, pişmanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regret. remorse. penitence. remorse pişmanlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remorse. regret. compunction. contrition. penitence. repentance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ندامت] pişmanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

pişman olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yüksek himmet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Nil nehri taştığı zaman suyun yüksekliğini ölçmek için kullanılan alet; (kh) herhangi bir nehrin su yükselmesini öIçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NİMET) (i. A.) (c. niâm).

1.İyilik, ihsan: Bana olan nimetini inkâr edemem.

2.iyi yaşamak için lâzım olan şeyler, servet, refah: Çok nimete nail oldu.

3.Allah’ın nimeti olan yiyecek ve içeceğe ait şeyler ve bilhassa ekmek: Nimete hürmet lâzımdır. Velî-nîmet = İhsan sahibi, bir adamı geçindiren, geçimini sağlayan: O, benim velî-nîmetimdir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. boon. benefaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boon. godsend. blessing. food. bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. food. benefaction. boon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نعمت] iyilik. 2.yiyecek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İyilik, lütuf, ihsan, bahşiş. 2.Azık, yiyeceğe, içeceğe dair şeyl(Erkek İsmi) 3.Saadet, mutluluk. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Nimeti tanıyan, bilen kimse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın nimeti.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) madeni olmayan eleman; hidrojen ile birleşince asit meydana getirebilen eleman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Bazı gazları bileştirme veya çözümleme işinde kullanılan cihaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) araba ile katedilen mesafeyi ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözün görüş alanını ölçmeye mahsus alet. optometrist i. görme bozukluğunu ölçen gözlükçü. optometry i. görme bozukluğunu ölçme mesleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz yüzeyinden yukarı yükseklikleri ölçmeye mahsus dereceli barometre. orometric s.dağ yüksekliklerine ait. bu yükseklikleri ölçen alete ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ozonomètre

kim. ozonölçer

Atmosferdeki ozon niceliğini tespit etmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. herhangi bir palmiye ağacı; palmiye ağacının yapraklarından dokunmuş ince hasır; s. bu hasırdan yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. parametre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken kemiyet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paramètre

mat. değişken

Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken nicelik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adımları sayarak mesafe ölçen alet, pedometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pédomètre

coğ. adımsayar

Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Katı, kuru ekmek, seferde dayanmak ve hafif olmak için çok pişirilen ekmek, galeta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardtack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rusk. hard biscuit. zwieback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard biscuit. ship biscuit. hard- tack. hardtack. pilot biscuit. rusk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) beştefileli mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. iki boyutlu bir cismin çevresi veya çevre uzunluğu; tıb. görüş sahasını ölçme aleti. perimetric(al) s. iki boyutlu bir cismin çevresine veya çevre uzunluğuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışıkölçer, fotometre. photometry i. ışınların kuvvetini ölçme; bununla uğraşan optik dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ışıkölçerle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basıölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. planimetre, düz bir alanın yüzolçümünü ölçen alet planimetry i. yüzölçümü ölçme usulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. pleksimetre, göğüs muayenesinde hastanın göğsüne konulup üzerine hafif hafif vurulan ufak levha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şakül kurşunu, iskandil kurşunu, çekül; yük, ağırlık, sıkıcı ,şey, sıkıntı; f. dikine düşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pluviyometre, yağmurölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pluviomètre

yağışölçer

Belirli bir zamanda, belirli bir yere düşen yağış miktarını ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. bir ışığın polarma oranını öIçen alet, polarölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. üç bağlantılı reosta; voltölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., Yu. mit. gökten ateşi çalıp insana veren Prometheus'a ait veya ona benzer; özgürlük, yaratıcılık ve yiğitlikle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Ruh ölçümü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychométrie

ruh b. ruh ölçümü

Ruhsal süreçlerin ölçülmesinde kullanılan, araçları ve yöntemleri gerektiren bir ruh bilimi dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. psikometri, ruh ölçümü; bir şeye dokunmak veya ona yakın olmakla o şey hakkında bilgi edinme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nem ölçeği, çiylenme noktası ile bağıl nemi ölçen aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. nabız ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buhar kuvvetiyle işleyen tulumba; nabız ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. yoğunluğu ölçmek için kullanılan ve bazen termometreli cam kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş ısısını ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek sıcaklık derecelerini ölçme aleti, pirometre; ısı tesiriyle cisimlerde vücuda gelen genişlemeyi ölçme aleti. pyrometric(al) s. sıcaklık derecelerini ölçmeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. ışınları camdan geçirme suretiyle yüksek sıcaklık derecelerini ölçen bir çeşit pirometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışınların kuvvetini ölçmeye yarayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiomètre

fiz. ışınölçer

Işınların enerjiye dönüşmesini gösteren araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Esirgeme, merhamet.

2.Tanrı’nın rahmedip ölülerin günahlarını af buyurması: Allah rahmet eyleyel

3.mec. Tanrı’nın kullarına merhametinin açık bir nişânesi olan yararlı yağmur: Rahmet düştü, rahmete tutulduk, rahmet başladı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

god's compassion. rain. mercy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

god's mercy and grace. rain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

God's mercy. rain. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رحمت] acıma, merhamet. 2.yağmur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Acıma, esirgeme, koruma, yarlığama. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rahmetle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanrı’nın rahmetine erişmesi dua olunan, rahmete muhtaç ve lâyık, merhum: Rahmetli babam. İsim gibi de kullanılır: Rahmetli böyle şeylerden hoşlanmazdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

late. deceased. sainted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

late. the deceased. the late. deceased. departed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the deceased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rahmetli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın esirgemesi, koruması.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sesin ince, yavaş ve tatlı olması.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

İzlediğiniz kanalın teleteksti, ekranın sağ tarafında gösterilirken, resim solda kalmaya devam eder.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portrayal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portray. to draw. to picture. to describe. to depict. to portray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to draw sb's picture. to delineate. to depict. to represent. draw. figure. paint. set out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. solunumu ölçen alet; tazyikli oksijen vasıtasıyle dalgıca temiz hava veren alet, respirometre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Fixed Income Securities)

Alacaklılık hakkı sağlayan, belirli bir meblağı temsil eden, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve yatırım aracı olarak kullanılan borçlanma senetleridir. İhraç eden kuruluşların niteliğine göre kamu ve özel sektör menkul kıymetleri olarak ikiye ayrılırlar. Sabit getirili menkul kıymetler vade sonuna kadar elde tutulmaları halinde belirli bir getiriyi garanti eder.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir karışım içindeki şeker oranını ölçmeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanitary service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şişmanlık, topluluk.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب کرامت] keramet sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i.) Bozukluk, noksanlık, sakatlık, yanlışlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سقامت] sakatlık. 2.yanlışlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. salinomMre) (denizcilik). Buhar kazanlarındaki suyun tuzunu ölçmeye mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. centimitre). Metrenin yüzde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimeter. centimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimetre. centimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimeters. centimeter. centimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Santimetre.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yiğitlik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kimseye benzemeyen, farklı, tek, eşsiz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taş veya madenlerin katılık derecesini öIçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şeâmât). Uğursuzluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شآمت] uğursuzluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zekâ ile beraber cesaret ve şecâat. Şehîmet-penâh, zât-ı Sll-i şehlmet-penthtleri: Osmanlılar’ın İran şahı hakkında kullandıkları tâbirler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهامت] yiğitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zeka ve akılla birlikte olan yiğitlik, cesaret.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâ ve şecâati olan. Iran ŞAhı’na verilen unvandır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سهی قامت] servi boylu, düzgün boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sismometre, yersarsıntılarının süre, şiddet ve yönünü kaydeden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). T. Kusur, eksiklik ve ayıptan veya hastalıktan sâlim, uzak olma, sağlık.

2.İyi son, iyi netice: Allah selâmet versin!

3.Kurtulma, Ar. halâs, rehâ, necât: Selâmet buldu. Artık ötesi selâmet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety. security. salvation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvation. safety. security. healthiness. soundness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace. safety. welfare. soundness. healthiness. correctness. security. well-being. freedom from worry. favorable outcome. salvation. deliverance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلامت] esenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) Esenlik. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvenlik içinde olma. Kurtulma, kurtuluş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Uğurlamak, yolcu etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to see sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarıçap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., foto. filim. veya levhanın hassaslık derecesini ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yaramaz, kötülük eden, edepsiz.

2.Rahvan: Şeremet at.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Yaramaz, kötülük eden, edepsiz.

2.Rahvan: Şeremet et.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Tenazur. Bir cismin iki tarafının bir mihvere göre birbirine tamamen intibak etmesi, birbirinin aynı olma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symétrie

mat. bakışım

Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry. proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry. symmetry bakışım.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Simetri, parçaların orta eksenin iki yanında biçimlerin, motiflerin ve renklerin eşdeş olacakları biçimde düzenlenmeleri sonucunda, her iki yarımın birbirinin yansıması olmasıdır. Asimetri ise orta çizgi ile bölünen karşıt yanların parçalarının eşdeş olmadığı bir düzenlemedir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symétrique

mat. bakışımlı

Bakışımı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric. symmetrical. symmetrical bakışımlı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even running. symmetrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir şey; bir parça şey; olağanüstü bir şey; falan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. eski, sabık; z. bir zaman, ilerde, evvelce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bazen, ara sıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses ölçen cihaz, sonometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. spektrometre. spectrometry i. spektrometre ile tayfı ölçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. spektrofotometre. spectrophotometry i. renklerin bu aletle karşılaştırılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hızölçer, spidometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. sferometre, küresel düzeylerin kıvrıntılarını ölçmeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nefesölçer, spiro metre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Pozlamanın belirlenmesi için sahnenin belirli bir bölümünün seçilmesini sağlayan bir özelliktir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oylum ölçme aleti. stereometry i. katı cisimlerin oylumunu ölçme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hısımlık, akrabalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakışık, simetrik, mütenazır; muntazam, mütenasip; bot. simetrik, bakışık; mat. aynı sayıyla bölünebilir. symmetrically z. bakışık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bakışım sağlamak, simetrik hale getirmek, mütenasip kılmak, mütenazır kılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakışım, simetri, tenasüp ve intizam, tenazur, ahenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tacheometer. speedometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachymeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachometer. tachymeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tacheometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachometer. speedometer. tacheometer. tachymeter. transit compass. speed counter. speed indicator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Taksilerde kullanılan ve ödenecek parayı gösteren sayaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taximeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taximeter. speedometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tensiomètre

tek. gerilimölçer

Buhar, ayrışma, yüzey vb.ne ilişkin gerilimleri ölçen alet.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. tensiométrie

gerilim ölçümü

1. Sıvılardaki yüzey gerilimlerini belirleme işi. 2.Mekanik gerilim niceliğini, birtakım ölçü araçlarından yararlanarak belirleme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descriptive geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısı değişikliklerini ölçmeye mahsus elektrikli cihaz, tasimetre. tasimetry i. tasimetre ile ölçme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taksi saati, taksimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Eskiden İranlı kahraman ZAloğlu Rüstem’in lâkabı olup, kahraman mânâsıyla kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telemetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telemeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telemeter. range finder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEMETTÜ’) (i. A. «metâ» dan) (c. temettuât). Kâr etme, fayda görme. Temettü vergisi = Herkesin kazancıyla mütenasip olarak devlete verdiği vergi, gelir vergisi. Hisse-i temettü = Bir şirket hissesine isabet eden kâr, Fr. dividende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividend. capital bonus. profit kazanç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividend. dividends. capital bonus. financial profit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Dividend)

Ortaklıkların dönem içinde elde ettikleri kârdan mevcut ortakların pay alma hakkıdır. Sözkonusu hak, hisse senedine bağlı “Kâr Payı Kuponları” karşılığında ve ayrıca hisse senedi ibrazına gerek kalmaksızın kullandırılır. Borsa’da işlem gören şirketler kar payı dağıtmaları halinde nakit ve/veya hisse senedi şeklinde dağıtılabilir.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمتع] kazanç, kâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y Fr ). Hava veya suyun ısı derecesini tayine mahsus içi cıva ile dolu, camdan Alet, Osm. mîzânü’lharâre.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. thermomètre

fiz. sıcaklıkölçer

Havanın sıcaklığını veya vücudun ısısını ölçmeye, göstermeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermometer. clinical thermometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reading. thermometer. thermometer sıcaklıkölçer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermometer. glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) birer hecesi vurgulu olan dört hece grubundan meydana gelen mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. termometre, sıcak ölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. termometreye ait. thermometrically z. termometre ile, termometreye göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tren veya vapur tarifesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zamanla iyiliğini ispat etmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. töhem). Birini suçfama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. imputation. indictment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهمت] suç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.İthâm olunmuş.

2.Suçlu, kabahatli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb to whom a crime has been imputed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Töhmet altında olmayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses perdesini ölçme aleti; diyapazon, akort verme aleti; gözün tansiyonunu ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. geometri). Üçgenleri hesaplamayı konu edinen matematik kolu ki, İslâm bilginlerince bulunmuştur, Osm. ilm-i müsellesât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigonometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigonometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Trigonometriyle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trigonometri. trigonomet'ric(al) s. trigonometriye ait. trigonomet'rically z. trigonometrik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üç cüz (tef'ile)den. ibaret (mısra).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağmur miktarını ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok hassas bir mikrometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ) (c. ümem).

1.Millet, bir dille konuşan insanların topluluğu.

2.Bir peygambere, .bir dine inananların bütünü. Ümmet-i Muhammed = Bütün Müslümanlar.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Bir peygambere inananların hepsi. İslam dinine bağlı olanların hepsine verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Amcalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ümm» den). Analık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امت] ümmet, bir peygambere bağlı olanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Hazım güçlüğü, zor hazmedilen şeyin hâli. 2.Ağır ve tehlikeli olan şeyin hâli, tehlike, Ar. muhatara: Hastalığın vahâmeti.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وخامت] korkunçluk, vehamet, tehlikeli durum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hazmı zor, hazmolunmaz, ağır.

2.Tehlikeli, korkulu, neticesi fena, vahtm, muhataralı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. varyo metre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Asset – Backed Securities)

İhraçcıların kendi ticari işlemlerinden doğmuş alacakları veya temellük edecekleri alacaklar karşılığında, ihraç edebilecekleri kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to imagine groundlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Velî

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefactor. patron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefactor. patron. patronizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. tam, harfi harfine, kelimesi kelimesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Güzellik, güzel olma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaraptaki alkolün miktarını ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıvıların yapış kanlığını ölçmeye yarayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. Y.). Elektrik akımıyla suyu ayrıştırmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voltmeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatmetre, vatları ölçme aleti; volt veya amperi ölçebilen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. T.). Volt ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potentiometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voltmeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. gaz veya sıvı veya katı cisimlerin hacmini ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. maddelerin hacimlerini karşılaştırarak ölçmeye ait. volumetrically z. hacimleri ölçerek. volumetry i. hacim ölçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıkıntı, eziyet, mihnet, rahatsızlık: Yolda çok zahmet çektik. Zahmet çekmek = Eziyete girmek. Zahmete sokmak, zahmet vermek = Yormak. Zahmet etmek = Biri için yorulmak, mec. masrafa girmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bother. exertion. grueling. gruelling. inconvenience. onerousness. pain. painstaking. punishment. struggle. toil. travail. trouble. pains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bother. pains. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenience. troubles. difficulty. bother. fatigue. imposition. labour. pain. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ زحمت] sıkıntı, meşakkat. 2.güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zahmetle yapılan, yorucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demanding. drudging. exacting. exhausting. exhaustive. fatiguing. grueling. gruelling. incommodious. inconvenient. labored. laboring. laborious. laboured. labouring. lucubratory. onerous. painful. toilful. toilsome. troublesome. troublous. trying. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laborious. onerous. troublesome. hard. difficult. arduous. bothersome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troublesome. hard. difficult. onerous. trying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaparken zahmet çekilmeyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضميمة] ek olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feud. feudal tenure. fief feoff. manor. vassalage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Büyük tımar: Zeâmet sahipleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذی قيمت] değerli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zimem).

1.Himaye, sahip çıkma, koruma mecburiyeti, birinin emniyetini taahhüt. Ehl-i Zimmet = Bir İslâm devletinin tâbiiyyet ve himayesinde bulunan Hıristiyan ve Yahudiler. 2 Uhde: Birinin üzerinde, elinde bulunan şey: Filânın zimmetinde şu kadar alacağım vardır; zimmetine para geçirmiş; Bu iş benim zimmetimdedir.

3.Bir adamın kendi üzerine geçirip ödemeye mecbur olduğu para, borç: Eski veznedarın hayli zimmeti çıktı. Tebriye-i zimmet = Üzerinde bir şey olmadığını isbat etme: O, tebriye-i zimmet etti. Tebriye-i zimmet mazbatası = Bir memurun işten ayrılmasında kendisine verilen ve hiçbir ilişiği olmadığını belirten mazbata. Beriyy-üz-zimme = Osm. tebriyye-i zimmet etmiş, ilişiksiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debit. debit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debit. debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debit. debt. change. responsibility. obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinnamon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذمت] elde tutma zorunluluğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defalcate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. hayvanların vücutlarını ölçerek büyüklüklerini tespit etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karanlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظلمت] karanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Karanlığı arttıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Karanlığı arttıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظلمت افزا] karanlığı arttıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maltreat. persecute. to tyrannize. to persecute. to torture. to keep down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave cruelly towards. to oppress. to tyrannize over. grind down. persecute. tyrannize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by