Metbu Devlet | Metbu Devlet ne demek? | Metbu Devlet anlamı nedir?

Metbu Devlet | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: metbu devlet

Türkçe Sözlük

(i. A.)” (e. düvel). 1. Baht, talih, saadet: Devlet ve ikbal İle. 2. Makam ve nimet, servet ve varlık: Devlete nâil olmak. 3. Müstakil olarak idare edilen hükümet ve ülkesi: Türkiye, Avusturya, Fransa devleti. 4. Saltanat süren sülâle, hükümdarlık eden hânedan: Devlet-i Selçukıyye, Devlet-i Abbâsiyye. Ne devlet = Ne saadet, ne bahtiyarlık (Arapça tâbirlerde «devle» şeklinde kullanılır: Sâhib-üd-devle = Devlet sahibi).

Türkçe - İngilizce Sözlük

state. governmental. official. political. state. government. commonweal. commonwealth. the community. polity.

Türkçe - İngilizce Sözlük

government. state. prosperity. good luck. the collectivity. commonwealth. nation. polity. power.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دولت] devlet. 2.talih. 3.mevki.

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Bir hükümet dairesinde teşkilatlandırılmış olan siyasi topluluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Devlet Giray: Kırım hanı (1530-1577). Mübarek Giray’ın oğlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Avrupa derebeyliğinde işleri kulları tarafından görülen lord veya hükümdar; bir derebeyinin himayesine girip kendini onun hizmetine adayan sadık kişi; kul; köle; metbu, amir.

Türkçe Sözlük

(i. A. «tab» dan imef).) (mü. metbûa). 1. Kendisine tâbî olunan, zıddı: tâbî. Metbûl mutahhamım = Tabasından bulunduğum hükümdar veya devlet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متبوع] uyulan, izinden gidilen, tâbi olunan.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendisine tâbi olunan hükümdar veya devletin hâli: Tâbiiyyet ve metbûiyyet münasebeti.

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahâmet» den imef.) (mü. mufahhama). Saygıdeğer, hürmet edilen: Müşîr-i mufahham; düvel-i mufahhama; metbû-ı mufahhamımız (eski protokol tâbirleri).

Türkçe Sözlük

(i. A. «tav’» dan imef.) (mü. mutâa). İtaat olunan, başkalarının kendisine mutî oldukları, metbû. Cihân-mutâ = Alem itaatinde bulunan, Aleme hükmü geçen, büyük hükümdar.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Lezzetsiz, saman gibi, Osm. nâ-metbû: Şalgam tatsız bir sebzedir. Pek tatsız tuzsuz bir şey. 2. Tatlı olmayan, tatlısı eksik: Bu helva tatsız olmuş. 3. mec. Sözünde, iş ve hareketinde şirinliği olmayan, soğuk: Pek tatsız adam.