Mey ne demek? | Mey anlamı nedir? | Mey

Mey anlamı nedir?

Mey ne demek?

Mey anlamı nedir?

Mey | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. F.). Şarap, içki. Mey-Sşam, mey-hâr = Şarap içen, işret eden. Meyperest = Şarabı tapınırcasına seven. Meyfürûş = Şarap satan, şarapçı. Mey-gûn = Şarap renginde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ می] şarap. 2.içki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A ). İki Alem dünyâ ile Ahiret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hippodrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik), (bk.) Meçhul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unknown. occult. mysterious. recondite. obscure. secret. strange. unbeknown. unbeknownst. unknown. x. secret. mystery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nameless. uncharted. unknown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unknown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

among other things. among the other things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dahomey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F. der = zarf edatı, miyân = orta, bel). Ortada, arada bulunan. Darmeyân etmek = Araya sürmek, söylemek, bildirmek: Birtakım özürler dermeyân ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درميان] ortada. dermeyân edilmek ortaya konulmak, ele alınmak. dermeyân etmek ortaya koymak, ele almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Genellikle meyveler çiğ olarak (tabii yıkandıktan sonra), sebzeler ise pişirildikten sonra yenilir. Bu da bazı yiyeceklerin meyve mi, yoksa sebze mi olduklarına dair karışıklıklara yol açar. Örneğin domates salatada çiğ olarak yenilebilir, bunun yanında tencere yemeği olarak dolması da yapılır. Bu durumda domates meyve midir, yoksa sebze mi? Genel kanının ikincisi olmasına rağmen aslında domates bir meyvedir.

Çarşı, pazar anlayışına göre, tabiatta bulunduğu şekilde yenilen ve tadı tatlı olan yiyecekler meyvedir. Çarşıda, pazarda, marketlerde elma, çilek, üzüm ve muz meyve olarak kabul edilirlerken, taze fasulye, domates, kabak ve patates, sebze reyonlarında bulunur.

Ancak bilim insanları, yani botanistler, sebze-meyve ayırımını böyle yapmıyorlar. Onlara göre meyve, içinde etli veya kuru, çoğunluğunu çekirdek diye adlandırdığımız, kendi tohumu veya tohumları bulunan yiyecektir. Bu tanıma göre kayısı, şeftali, üzüm, taze fasulye, domates, salatalık (hıyar) ve benzeri gıda maddeleri teknik olarak meyvedir. Yani kısaca çekirdeği olan tüm yiyecekler meyvedir. Geriye kalanlar, yani patates, havuç, şalgam, soğan, sarımsak gibi bitki kökleri, lahana, marul gibi bitki yaprakları, hatta aslında bir çiçek olan karnabahar bile birer sebzedir.

Bu arada belirtmekte fayda var; biz bitkilerin değişik kısımlarını yeriz. Örneğin, maydanoz yetiştiği bitkinin yaprak kısmı iken, karabiber ağacın meyvesi, tarçın kabuğu, susam ise bitkisinin tohumudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Genellikle meyveler çiğ olarak (tabii yıkandıktan sonra), sebzeler ise pişirildikten sonra yenilir. Bu da bazı yiyeceklerin meyve mi, yoksa sebze mi olduklarına dair karışıklıklara yol açar. Örneğin domates salatada çiğ olarak yenilebilir, bunun yanında tencere yemeği olarak dolması da yapılır. Bu durumda domates meyve midir, yoksa sebze mi? Genel kanının ikincisi olmasına rağmen aslında domates bir meyvedir.

Çarşı, pazar anlayışına göre, tabiatta bulunduğu şekilde yenilen ve tadı tatlı olan yiyecekler meyvedir. Çarşıda, pazarda, marketlerde elma, çilek, üzüm ve muz meyve olarak kabul edilirlerken, taze fasulye, domates, kabak ve patates, sebze reyonlarında bulunur.

Ancak bilim insanları, yani botanistler, sebze-meyve ayrımını böyle yapmıyorlar. Onlara göre meyve, içinde etli veya kuru, çoğunluğunu çekirdek diye adlandırdığımız, kendi tohumu veya tohumları bulunan yiyecektir. Bu tanıma göre kayısı, şeftali, üzüm, taze fasulye, domates, salatalık (hıyar) ve benzeri gıda maddeleri teknik olarak meyvedir. Geriye kalanlar, yani patetes, havuç, şalgam, soğan, sarımsak gibi bitki köklerri, lahana, marul gibi bitki yaprakları, hatta aslında bir çiçek olan karnabahar bilen birer sebzedir. Bu arada belirtmekte fayda var; biz bitkilerin değişik kısımlarını yeriz. Örneğin, maydanoz yetiştiği bitkinin yaprak kısmı iken, karabiber ağacın meyvesi, tarçın kabuğu, susam ise bitkisinin tohumudur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field of contest for brave men. field of contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(fiA. tes.) (m. harem). İki harem: Mekke ile Medîne. (bk.) Harem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport. air drome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belli belirsiz, ancak seçilebilir bir halde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaguely. indistinctly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ev gibi, rahat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nasty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Beyaz tenli kadın. 2.Hz.Aişe’nin lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwanted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beastly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncalled for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Koyu doru at.

2.Kırmızı veya siyah şarap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., argo İngiliz denizcisi; İngiliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mey = şarap, gûn = renk). Şarap renginde, kırmızı, penbe, al.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birlikte şarap İçen, içki arkadaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mey = şarap, hâne = ev). Şarap satılan ve içinde şarap ve başka içkiler içilen yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meydân). Meydanlar, alanlar, (bk.) Meydan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayal kelimesine uydu rarak kullanılır: Hayal meyâl bir şey göldüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. meymenet), Meymenetler, uğurlar, (bk.) Meymenet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. maymûn). Maymunlar, (bk.) Maymun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİYAN) (i. F.).

1.Bel: Çok ince miyânı var.

2.Orta, ortalama. Miyân-ı râh = Yolun ortası.

3.Ara, aralık, Ar. mâbeyn: Meyânımızda olan sevgi. Miyân-beste = Bel bağlamış, hazır. Mû-miyân = Kıl gibi belli, çok ince belli. 4.(musiki) Şarkı ve bestelerin üçüncü mısrâları ki, geçki yapılan parçalardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

bk. Miyân-hâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Araya giren, iki kişinin aralarını bulan, aracılık eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Araya girme, aracılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

bk. Miyâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) arasında.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Şerbeti yapılan ve ilâç gibi de kullanılan bir bitki kökü.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(piyan): Baklagillerden kalın rizomlu bir ağaçcıktır. Yaprakları tüysü, yaprakçıkları pek çoktur. Çiçekleri beyaz, morumsu veya mavimsidir. Başak biçimindedirler. Yurdumuzda Batı ve Güney Doğu Anadolu’da yetişir. Boyu 50 cm ile 2 m arasındadır. Çok yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri mavi mor renklidir. Meyankökü adı verilen kökleri tatlıdır. İçeriğinde glikoz, sakkaroz, nişasta, tanen, asparagin, yağ, zamk, reçine ve glisirizin vardır. Meyan balı da kökünden elde edilir. Üç yıllık kökler kullanılır. Kullanıldığı yerler: Grip, nezle, anjin ve nefes darlığında faydalıdır. Öksürük ve balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar söktürür. Yüksek tansiyonu düşürür. Mide - 12 parmak bağırsağı ülseri ve gastriti tedavi eder. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İncebağırsak iltihaplarını giderir. Vücuda serinlik verir. Kabızlığı giderir. Fazlası tiryakilik yapar ve zararlı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(MEYDAN) (i. A.) (c. meyâdin) (Farsça’dan Arapça’laşmış).

1.Şehir ve kasaba içinde açık ve geniş düz yer.

2.Açık ve düz yer, açıklık saha, kır: Bir tarafı tepelerle ve bir tarafı meydanlarla çevrili bir yer.

3.Bir işin yapılmasına mahsus yer: Muharebe, talim meydanı, nişan meydanı.

4.Belli, açık, apaçık, Aşikâr: Meydana çıktı, hakikat meydandadır.

5.Ara, vakit, fırsat.

6.Ortalık: Meydanda bir sebep yoktur.Bektaşî tekkelerinin semâ-hânesi. Atmeydanı = Koşu yeri. Meydar.a atılmak = Kendini meydana koyup karşılık vermeye hazırlanmak. Meydan okumak = Karşılaşmaya davet etmek, kevgayı icap edecek muamelede bulunmak. Meydana çıkmak = Görünmek, saklanmamak, açıkta olmak. Meydana çıkarmak =

1.Keşfetmek, bulup açığa çıkarmak.

2.Göstermek, saklamaktan vazgeçmek: Sonunda çaldığı malı meydana çıkardı. Meydan süpürgesi = Avluyu veya ev dışı yerleri süpürmeye yarıyan saplı çalı süpürgesi. Meydan taşı = Bektaşî tekkesinin semâhânesinde mumları koymaya mahsus bir taş. Meydana koymak, getirmek = Varlık vermek. Büyük bir eser meydana getirdi. Meydan vermek = Fırsat vermek, vakit vermek: Bir şeyi söylemeye, bir iş görmeye meydan vermedi ki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open space. square. arena. agora. common. esplanade. maidan. piazza.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circus. clearing. concourse. range. room. square. arena. ring. ground. field. opportunity. occasion. possibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ground. public square. open space. arena. ring. field. place. court yard. piazza. esplanade. piste. room. list. squall. park. quadrangle. bowl. circle. circus. clearing. court. forum. plaza. stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ميدان] alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde kalabalık bir hey’etle icrâ edilen fasıl musikisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

challenge. dare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

challenge. dare. defiance. stump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F. T.) (musiki). Türk halk musikisinde mızraplı bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be revealed. to come to light. to be seen (in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compose. make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring forth. to produce. to be the cause of sth. to generate. to institute. to fabricate. to originate. to develop. to form. to compose. to frame. to work. to make. to establish. to execute. achieve. afford. constitute. grow. make up. to bring to pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açık yer, açıklık, hneydanımsı yer: Evimin önünde bir meydanlık var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eğilme, doğru durmayıp bir tarafa eğilmiş olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mey = şarap, ged, gede = ev). Meyhâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ميگون] şarap rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boozer. pub. saloon. wine shop. bar. joint. public house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tavern. restaurant. pub. bar room. bistro. dive. dive bar. drinking house. grog shop. public house. joint. pothouse. saloon. taphouse. taproom. watering hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ميخانه] şarap içilen yer, içkievi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. T.) (musiki), (bk.) Piyasa musikisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir meyhâne idare eden adam, şarapçı, meyhaneci çırağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ميخوار] içkici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mayhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEYL) (i. A.).

1.Eğilme, doğru durmayıp bir tarafa eğilmiş olma: Bu duvar dışarıya meyletmiş, bu direğin meyli bellidir.

2.iki taraftan birini fazla tutma, taraftarlık: Arkadaşın olduğu İçin ona meylin fazladır.

3.Sevgi, rağbet, arzu: Bu çocuğun edebiyata çok meyli vardır. Çocuğu bir mesleğe sevketmeden önce tabiî meyline bakmalı.

4.Aşk, iptilâ: Gönlü o kıza meyletti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclination. incline. slope. tilt. bias. liking. tendency. affection. aptitude. cant. declivity. gradient. gravitation. lean. leaning. obliquity. penchant. proclivity. proneness. propensity. slant. talus. tide. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bias. grade. gradient. obliquity. proclivity. propensity. slope. incline. inclination. declivity. slant. tendency. fondness. liking. bent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slope. slant. propensity. bent. predilection. penchant. fondness. liking. dip. descent. hang. cantling. grade line. declination. trend. pitch. tilting. splay. tip. bias. bevel. batter. bank. cant. decline. declivity. desire. disposition. drift. fall. grad

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ميل] istek, eğilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eğilim göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bent on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclined. oblique. subject. sloping. slanting. capable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slanting. sloping who has a tendency to or a bent for. to be fond of. inclined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ميکده] meyhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Meyil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ميل] eğim. 2.eğilim, istek. 3.yatkınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) eğilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slant. to slope (towards. to lean (towards. to be inclined to. to have a bent for. to have a predilection for. to be fond of. decline. incline. lay along. lean. pitch. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Bir tarafa olan sevgi, istek ve meyil: Meyliyyât-ı nefsâniyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yümn» den). Ordunun sağ kolu, sağ cenah, zıddı, meysere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ميمنه] sağ kanat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yümn» den mimli masdar) (c. meyâmîn). Uğur, bahtiyarlık, saadet, kutluluk, mutluluk, bereket: Bu işde meymenet vardır, çiftçilik meymenetli bir şeydir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yümn» den imef.) (mü. meymûne). Uğurlu, bereketli, mes’ ut, bahtiyar, kutlu, mutlu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ميمون] uğurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Uğurlu, bereketli, kutlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meymun). Hz.Peygamberin en son hanımı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yesâr»dan). Ordunun sol kolu, sol cenah. Zıddı: meymene.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ميسره] sol kanat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oyun, kumar, piyango.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kolaylanmış, kolaylaştırılmış şeyl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meysur).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ميت] ölü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despairing. dejected. crestfallen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مأیوس] umutsuz, üzgün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yemiş. Kuru meyva = Kuru yemiş..

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yemiş satan adam, manav.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yemiş veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «meyve-i huşk» dan galat). Kuru yemiş: Meyvehoş gümrüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyva ile yapılmış, içinde meyva bulunan veya meyvası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Meyva ağaçları olan yer.

2.Sofrada yemiş konmaya mahsus kap, meyve tabağı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Meyva.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ميوه دار] meşveli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meyi» den imüb.) (mü. meyyâle). Fazla meyleden, pek mâli, pek istekli ve düşkün: Bu çocuk oyuna meyyaldir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ميال] eğimli. 2.eğilimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meyt» ten smüş.) (mü. meyyite). Ölü, ölmüş. (A. c. mevtâ, emvât).

1.Ölmüş adam, ölü. Ölmüş adamın bedeni, cenaze (asıl cenaze teçhiz ve tekfin olunup tabutla götürülen «naaş»; «meyit» ise henüz teçhiz ve tekfin olunmadan, yatakta serilmiş olan ölüdür).

2.mec. Pek zayıf ve sapsarı adam. (anatomi) Teşrîh-I meyt, keşf-i m«yt = Ölümünün sebepleri hakkında şüphe olunan ölünün açılıp muayene olunması, otopsi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ميت] ölü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Karakünlük. Mey’ a-i sâile, mey’a-i yâbise = Bu maddenin iki çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «meyz» den İf.) (mü. mümeyyize). Temyiz eden, iyiyi kötüden ve doğruyu eğriden ayırabilen. Kuvve-i mümayyiza = Bu şekilde ayırdedebilme gücü.

1.Bir kalemde yazıları düzelten kâtip: Filân kalemde mümeyyizdir.

2.İmtihanlarda öğretmenlerle beraber bulunan: imtihanda fizik mümeyyizi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examiner. examining official.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examiner. person who has reached the age of discretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مميز] katip. 2.sınava giren öğretmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مميزه] tırnak işareti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Niamey, Nijer'in başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analphabet. illiterate. unlearned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commendable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Peygamberimlz’in iki torunu, Hz. Hasan ile Hz. Hüseyn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigestible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigestible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Meyve çağalası.

2.(botanik) Kendi üzerine kıvrılmış yaprak.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Meyve çağlası. 2.Kıvrılmış yaprak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İslam’ın ilk şehidi. Ammar b. Yasir’in annesi ve ilk müslüman olan hanım sahabelerden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mey’» den). Bir cismin mâyî, sıvı hâline geçmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Akran ve emsalinden ayrılıp daha yüksek bir hâl ve mevkide bulunma, farklı olma, seçkinlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تميز] kendini gösterme, sivrilme, ayrıcalık kazanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kendini göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by