Micromv (giriş/Çıkış Termina ne demek? | Micromv (giriş/Çıkış Termina anlamı nedir? | Micromv (giriş/Çıkış Termina

Micromv (giriş/Çıkış Termina anlamı nedir?

MIcromv (giriş/Çıkış Termina ne demek?

MIcromv (giriş/Çıkış Termina anlamı nedir?

MIcromv (giriş/Çıkış Termina | Dream Meanings


Teknolojik Terim

MICROMV ürünlerinde, dijital video görüntüsünün transfer edilmesi için i.LINK™ terminali kullanılır. Farklı bir veri sıkıştırması teknolojisi kullanıldığından DV ya da Digital8 biçimleriyle uyumlu değildir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan VW serisi ev sineması projektörlerindeki 12 volt trigger çıkışı, güçlendirilmiş bir ekranı etkinleştirmenizi sağlar. Projektörü çalıştırmak için çevre birimlerine bir elektrik sinyali gönderilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ana birimden ayrı (örneğin başka bir odada) bulunan ikinci bir amplifikatöre gönderilmek üzere sinyal sağlayan ses çıkışıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD ya da benzer bir kaynaktan 5.1 Surround Ses bilgisi alan bir giriş. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tümleşik Dolby® Digital/MPEG-2 dekoderinden ayrı bir amplifikatöre 5.1 Surround Ses sinyali sağlayan bir analog çıkış. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gözle görülür çizgiler içermeyen daha iyi resim kalitesi için 60 alan yerine 60 çerçeve çıkışı. Yalnızca NTSC (National Television Standards Committee) sinyallerinde kullanılır (yalnızca ABD).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Araç müzik sisteminize Sony Network WALKMAN® gibi çeşitli taşınabilir ses cihazlarını bağlamanızı sağlar. Ayrıca araç içi video sisteminizin sesini, araç müzik sisteminize yönlendirmek için de kullanabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu, Sony’nin daha fazla depolama ve MP3’ten daha iyi ses kalitesi sunan benzersiz ses sıkıştırma teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Araba stereosunun ön tarafına yerleştirilmiş auxiliary girişi (3,5 mm mini jak). Hoparlör çıkışı aracılığıyla MP3 gibi taşınabilir ses cihazlarını bağlamak için kolay erişim sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çıkış sinyalinin hassas biçimde ayarlanmasını sağlar. Sinyal seviyesinin diğer cihazlarla eşleştirilmesi için sıklıkla kullanılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırmak fiili ve tarzı, nâra, sayha: Bu bağırış nedir? (bk.) Bağrışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shouting. clamour. holler. scream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırma, haykırma, nidâ, sayha, yüksek ses. Fars. Bülend-Avâz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD Text’in CD WALKMAN®’dan bir MD WALKMAN® Kaydediciye kopyalanmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çıkmak işi ve tarzı. (bk.) çıkmak.

2.Azarlama, çıkışma: Bana bir çıkış çıkıştı ki. 3.Atın ileri atılışı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starting. exit. out. way out. outlet. outrun. check-out. rising. boom. start. up. ascent. egress. hit. issue. sortie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exit. rise. start. outlet. sally. sortie. the start. scolding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

output. ascent. exit. issue. outflow. starting. sortie. sally. start. rise. up-grade. gradient. run. discharge. dismissal. outlet. outgoing. graduation. departure. uplift. mounting. increase. landing. drive. exhaust. emission. mill tail. dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egress. exit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of exit. outlet. starting point. point of departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exit. outlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place of origin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mains powered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birine sert sözler söyleme, azarlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scolding. rebuke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Girişmek, kuvvet ve iktidarı üstünde bir işe bulaşmak, koyulmak: Ben bu işe çıkışamam.

2.Bâliğ, vâsıl olmak, varmak: Biriktirdiğimiz para birkaç yüz liraya çıkıştı.

3.Yetişmek, kâfi olmak, kifayet etmek: Paramız çıkışmadı.

4.Hiddetlenip azarlamak, paylamak, sert konuşmak: Bana çıkışmaya hakkınız yoktur: Siz, kendisine biraz çıkışın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rebuke. to scold. to chide. to be enough. to suffice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scold. to rebuke. to be enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yetiştirmek, Osm. İsal, iblâğ etmek: Para çıkıştıramadım.

2.Çaresini bulmak, tedarik etmek, istihsâl eylemek: yol parasını çıkıştıramadı.

3.Sona erdirmek.


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özelliğe sahip kaydediciler, Euro AV üzerinden Pay-TV Dekoderlerine bağlanmaya hazır halde sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. matematik). Denklemlerin çözümlerini kolayca bulmaya yarayan matematik tablosu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serving to determine or limit; determinative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which serves to determine; that which causes determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sum of a series of products of several numbers, these products being formed according to certain specified laws A mark or attribute, attached to the subject or predicate, narrowing the extent of both, but rendering them more definite and precise. a de

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any factor, whether event, characteristic, or other definable entity, that brings about change in a health condition, or in other defined characteristics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any factor, event, characteristic, or other definable entity that brings about change in a health condition or other defined characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any definable factor that effects a change in a health condition or other characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The attribute on the left-hand side of the arrow in a functional dependency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The attribute on the left-hand side of the arrow in a functional dependency. risk factors that include exposure level and influences probability of cumulative exposures, peak or remote exposures, recent or lagged exposures according to duration, place, en

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tayin eden, tarif eden; hükmeden, galebe çalan; (i). etkileyen veya tayin eden şey; (mat). determinant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détermination

fel. belirlenim

Bir kavramın anlamının, içeriğinin, yapısının veya sınırlarının tam olarak belirlenmesi işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). belirli, muayyen, hudutlu, mahdut, kesin, kati; kararlaşmış, mukarrer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). azim, sebat, metanet, inat, kararlı oluş; hüküm, tespit, tayin; niyet, kasıt; sınırlama, tahdit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tahdit eden, tayin eden, tahsis eden; (i). tayin eden şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu bağlantı, koaksiyel Dijital Giriş/Çıkış’a sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız koaksiyel dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital giriş/çıkışa sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital girişe sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). imha etmek,yok etmek kökünü kazımak, bitirmek. extermina'tion (i). imha, izale. exter'minator (i). (fare böcek) imha eden ilâç veya şâhıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Münakaşa etmek, vızıltı ile kavga etmek: Bütün gün gırgırlaşıyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Girmek işi ve tarzı. Ar. duhul: Onun kapıdan girişi insanı korkutur.

2.Girilecek yer ve taraf. Ar. medhal: Binanın en ziyade girişine dikkat etmeli. Girişi gösterişli olmalı.

3.Başlangıç, Ar. Şürû, mübâşeret, ibtidâr: Söze, bahse girişi. Giriş çıkış = Bir çeşit ufak çocuk oyunu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead-in. entry. entrance. admittance. input. inlet. intake. introduction. checkin. access. adit. admission. ante. door. doorway. entree. exordium. induction. inflow. influx. ingress. lead in. pass. port. preamble. prelude. proem. vestibule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

access. admission. door. doorway. entrance. entry. foyer. inlet. input. intake. introduction. preamble. preliminary. prologue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preamble. input. introduction. entry. access. entrance. gate. inlet. intake. going in. adit. admission. arrivals. hall. matriculation. frontispiece. preface. participation. approach. elementary. entree. prelude. prologue. vestibule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

threshold gate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrance / front door. entrance / entry door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entry card. car of admission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CD üzerindeki her parçanın başlangıcı çalınır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admission fee. entrance fee. admission. charge for admittance. entrance rate. entry / entrance fee. cost of entry. entrance. entry fee. attendance fee. door money. gate money. payment for administration. price of admission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricate. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex sentence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri girişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be meddled. to be undertaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). iki titreşim hareketinin birbirini yok etmesi hadisesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. enterprise. undertaking. go. approach. attempt. bid. effort. essay. fist. initiative. ploy. shot. show. step. trial. venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. attempt. bid. enterprise. fling. go. move. shot. show. step. try. undertaking. interference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. enterprise. initiative. attempt. crack. shot. smack. undertaking. venture. whirl. business venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprising. entrepreneurial. go-ahead. entrepreneur. entrant. promoter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneur. contractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurship. enterprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Daima teşebbüs hâlinde olan, müteşebbis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprising. pushful. aggressive. sociable. companionable. full of pep. clubable. clubbable. clubby. pushing. up and coming. up-and-coming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressive. enterprising. pushing. pushful. energetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprising. energetic. aggressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprisingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showing / having enterprise / initiative. gumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Girme, geçme, zıvanalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Naz, işve, yan bakış, göz ve kaş ile yapılan işaretler, cilve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarkation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Karşılıklı biribirlne girmek.

2.Başlamak: Bu işe girişmem lâzım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. to meddle. interfere. to attempt. to enter into sth. to pitch into sth. to have a bash at. to go at sth. to knuckle down. to pitch into sth. to begin to beat. to beat sb up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to meddle. to interfere. to mix up in. to attempt. to undertake. to set about. to get tangled up. to be intertwined. to get into a fight or quarrel. embark. enter. essay. get down to. make. mount. plough plow with sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

High Definition görüntüleri görüntülemek için komponent bağlantılı bir HD televizyona bağlanabilen dijital fotoğraf makinesi çıkışı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Amplifikatör, sinyalleri doğrudan kafa biriminin hoparlör çıkışlarından alabilir. Bu, kafa biriminde özel bir pre-amp çıkış olmasa bile yüksek güç çıkışı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belgilenemez ve sınırlanamaz; hallolunamaz. indeterminably z. çözülemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırsız, belirli olmayan, meçhul, bilinmedik, bilinmeyen; şüpheli, bellisiz; mat. değeri tespit edilemeyen. indeterminate sentence süresi belirsiz ve suçlunun davranışlarına bağlı olan hapis cezası. indeterminately z. belirsiz olarak. indeterminat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kararsızlık, duraksama, tereddüt; sebatsızlık; belirsiz oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descent and ascent. rise and fall. fluctuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sonsuz, nihayetsiz, bitmez, tükenmez. interminably (z.) sonu gelmeyerek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Profesyonel projektörler ya da monitörlerden mümkün olan en iyi görüntü kalitesinin sağlanması için video sinyallerini disk üzerinde kayıtlı olduğu şekilde verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Line level seviyesinde çalışan bir giriş türü.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Lüks çıkış HDMI™ çıkışlı DVD kaydedici ya da oynatıcıları bir Standart Tanımlamalı sinyalin 576p, 720p ya da 1080i Yüksek Tanımlamalıya kadar lüks çıkışını yapabilir. Kullandığınız ürüne bağlı olarak, panel çözünürlüğüne göre kaydedici / oynatıcı bunu otomatik olarak gerçekleştirir ya da ayarları kendiniz ayarlayabilirsiniz. Yeni ES alıcılarımız, gelen sinyallerin en yüksek HD standartına, 1080p’ye lüks çıkışını yapabilir!

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Resim kalitesinden ya da kayıt süresinden herhangi bir ödün vermeden şimdiye kadar hayal edilebilen en kompakt Handycam’in üretilmesini sağlayan bir MPEG-2-tabanlı video sistemi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MICROMV ürünlerinde, dijital video görüntüsünün transfer edilmesi için i.LINK™ terminali kullanılır. Farklı bir veri sıkıştırması teknolojisi kullanıldığından DV ya da Digital8 biçimleriyle uyumlu değildir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Amplifikatörün çıkış aşamasında kullanılan MOSFET’ler (Metal Oksit Silikon Alan Efektli Transistör), yüksek çıkış gücü, geniş frekans aralığı ve en düşük düzeyde bozulma sağlarlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Motorlu giriş seçici, CD, radyo ve kaset giriş sinyallerinin yüksek kaliteli, kayıpsız değiştirilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

NTSC (National Television Standards Committee) Video Girişine sahip TV’ler, NTSC Video Kameralara, Video Disk oynatıcılara ve sabit video kaydedicilere bağlanabilirler.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private enterprise. private enterprise / undertaking. privately owned enterprise. private concern. private initiative. privately owned enterprise / establishment / undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private enterprise. private enterprise / undertaking. privately owned enterprise. private concern. private initiative. privately owned enterprise / establishment / undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

16:9 biçimindeki çözülmüş PALplus programlarının kaydedilebilmesini sağlayan bir bağlantı noktası.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PC’nin, video grafik adaptörüne gerek duyulmadan doğrudan TV’ye bağlanabilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İsteğe bağlı bir güç amplifikatörü bağlamanıza izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

S-Video, parlaklık ve renk bilgilerini ayrı ayrı aktararak gelişmiş bir video görüntüsü sağlar. Bu standart, değiştirilebilir bir SCART konektörü ya da ek bir 4 pimli jakla kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. self-determination

öz belirtim

Kendini yönetme hakkını belirleme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elindelik, hür irade; kamunun kendi geleceğini saptaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğrafları ya da MPEG filmlerini, sesli olarak standart bir TV’de göstermeye yarayan bir kamera çıkışı. PAL ve NTSC seçenekleri, bu olanağın dünyanın her yerinde kullanılmasına izin vermektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici bir subwoofer amplifikatörü için özel olarak tasarlanmış bir preamp çıkış.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tadzhikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tadjikistan. tadzhikistan. tajikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tajikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Çin’in batısında yer alır.

Coğrafi konumu: 39 00 Kuzey enlemi, 71 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya.

Yüzölçümü: 143,100 km².

Sınırları: toplam: 3,651 km.

sınır komşuları: Afganistan 1,206 km, Çin 414 km, Kırgızistan 870 km, Özbekistan 1,161 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: İç kısımlarda kıtasal, Pamir dağlarında yarı çöl ve kutupsal iklim görülür.

Arazi yapısı: Pamir ve Alay dağları yer şekillerini oluşturur; Fergana Vadisi kuzeyde, Kofarnihon ve Vakhsh vadileri güneybatıda yer alırlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Syrdariya 300 m.

en yüksek noktası: Ismail Samani Zirvesi 7,495 m.

Doğal kaynakları: Hidro enerji, petrol, uranyum, cıva, kömür, kurşun, çinko, antimon, tungsten, gümüş, altın.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %6.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %4.

Diğer: %65 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 6,390 km² (1993 verileri).

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 6,578,681 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.12 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -3.49 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 116.09 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.18 yıl.

Erkeklerde: 61.09 yıl.

Kadınlarda: 67.42 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.29 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Tacik.

Nüfusun etnik dağılımı: Tacik %64.9, Özbek %25, Rus %3.5, diğer %6.6.

Din: Sünni Müslüman %80, Sii Müslüman %5.

Diller: Tacikce (resmi), Rusça.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.

erkekler: %99.

kadınlar: %97 (1989 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Tacikistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Tacikistan.

Yerel tam adı: Jumhurii Tojikiston.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Duşanbe.

Bağımsızlık günü: 9 Eylül 1991 (Sovyetler Birliğinden).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 9 Eylül (1991).

Anayasa: 6 Kasım 1994.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasy


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sınırlanabilir, vadesi tayin edilir. terminabil'ity, terminableness (i.) vadeye tabi olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ulaştırma yolunun sonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminal. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the end or extremity; forming the extremity; as, a terminal edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Growing at the end of a branch or stem; terminating; as, a terminal bud, flower, or spike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which terminates or ends; termination; extremity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Either of the ends of the conducting circuit of an electrical apparatus, as an inductorium, dynamo, or electric motor, usually provided with binding screws for the attachment of wires by which a current may be conveyed into or from the machine; a pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to a railroad terminal; connected with the receipt or delivery of freight; as, terminal charges.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The end of a line of railroad, with the switches, stations, sheds, and other appliances pertaining thereto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any station for the delivery or receipt of freight lying too far from the main line to be served by mere sidings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rate charged on all freight, independent of the distance, and supposed to cover the expenses of station service, as distinct from mileage rate, generally proportionate to the distance and intended to cover movement expenses; a terminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A town lying at the end of a railroad; more properly called a terminus. station where transport vehicles load or unload passengers or goods a contact on an electrical device at which electric current enters or leaves electronic equipment consisting of a d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry and is often referred to as a Dumb terminal - as in it cannot so any processing itself Usuall

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A monitor and keyboard attached to a computer, used for data entry and display Unlike a personal computer, a terminal does not have its own CPU or hard disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device or software program that allows you to send commands to a computer somewhere else This can be only a keyboard and a display screen In DNC applications this is a screen in software that emulates a physical terminal and allows you to type commands

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen an some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer- the software pretends to be a p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A computer Workstation linked to a Server or other computer over a Network on which a user may display information When it is merely a video display, it may be referred to as a 'Dumb Terminal'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device, usually a display monitor and a keyboard, used to communicate with the computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else A minimun would be a keyboard and display screen and some simple circuitry On a PC it is software that emulates a terminal allowing you to type commands to another computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer -- the software pretends to be

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An electronic device for communicating with a computer ; a terminal usually has a keyboard and a display screen and/or printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that provides a keyboard and display screen Characters typed at the keyboard are transferred to a host computer system, and characters sent from the host system are displayed on the screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Although not as prevalent in recent years due to the rise of the PC, terminals are still in use in some places A terminal is a simple device with a keyboard, a screen, a connection to a data network and no CPU The sole function of a terminal is to rel ay

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A screen and keyboard connected to a computer somewhere else The terminal doesn't run Unix and all those neat programs itself, it just lets you use the computer that does.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A computer input/output device which allows a person to interactively communicate with the computer Most terminals have typewriter style keyboards and a CRT screen for displaying your commands and the computer responses Real 'terminals' are rare these day

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a machine that allows you to send commands to a remote computer This usually requires at least a minimum of a keyboard and display This will usually use terminal software, which emulates a physical terminal One such software, known as X-Win, bring

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Using telnet, for example, you do not have to be at the console of the computer you wish to u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that works as a client of a central computer or host in a network It may simply consist of a keyboard and a video monitor or of a complete microcomputer using a special terminal emulation software In this case, it is called an intelligent termina

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a device that allows you to send commands to a computer somewhere else At minimum, this is usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A combination of a keyboard and monitor, which together provide the capability to interact with a computer system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device connected to a computer network that acts as a point for entry or retrieval of information Personal computers can be made to act as network terminals, by running terminal emulation programs. station where transport vehicles load or unload passeng

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data terminal , terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) uçta veya sonda olan veya bunlara ait; (bot.) dal veya sapın ucunda bulunan; demiryolunun başına ait; belirli zamanlarda meydana gelen; ölümle sonuçlanan; (i.) uç, nihayet, bağlantı; terminal; (elek.) kutup, terminal; demiryolu başı ile ona

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (s.) bitirmek, son vermek; sınırlamak, hudut koymak; bitmek, sona gelmek; (s.) sınırlanmış, mahdut; sona eren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tahdit, sınır; nihayet, son, bitirme, bitim; sonuç, netice; (gram.) sonek, çekim eki. terminational (s.) sona ait; bitiren; (gram.) soneki olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bitiren, son veren; kesin, nihai. terminatively (z.) son vererek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sınırlayan veya tahdit eden şey; bitiren şey; (astr.) ay veya gezegenin aydınlık ve karanlık kısımlarını ayıran sınır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlar ve çevre birimlerinde bulunan bir veri bağlantı noktası.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video çıkışı, standart video çıkışlarına sahip bir TV’den fotoğraf makinenizde yakaladığınız görüntüleri ve MPEG filmlerini görmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bazı amplifikatörler için gelişmiş sinyal-parazit oranı ve daha düşük bozulma sağlayan yüksek seviyeli bir ses çıkışı.

Teknolojik Terim by