Mil ne demek? | Mil anlamı nedir? | Mil

Mil anlamı nedir?

Mil ne demek?

Mil anlamı nedir?

Mil | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.). Selin getirip bıraktığı çamurlu toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Anglo Saksonlar’da uzaklık ölçüsü bip-ni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİL) (i A.) (c. emyâl).

1.İğne gibi ince uzun Alet, iğne, ibre.

2.Göze sürme çekmeye mahsus kemikten veya fil dişinden düz Alet.

3.Yarayı sonda etmeye ve içine fitil sokmaya mahsus ucu kunt ince demir Alet: Mil sokmak, mil ile yoklamak.

4.Sivri çelik kalem: Mil ile kazmak.

5.Sivri ve tek, tek dağ veya tepe.

6.Dikilmiş sütun veya sivri taş, dikili taş, nişan taşı.Bir çark veya kürenin, üzerinde döndüğü şiş, mihver: Değirmen mili.Yolun her milinde bir dikilen sivri taş veya ağaç ki, mesafeyi ölçmeye yarar.Bu işaretlerin her ikisi arasındaki mesafe ki, sonra denizde de kullanılmıştır. Mil-i berrî = Kara mili. Mil-i bahrî = Deniz mili; Osmanlı, ingiliz mili. Mil-i coğrafî = Coğrafyada kullanılanı Mil-i Aşırî = Kilometre. Gözüne mil çekmek = Gözünü mil çekerek kör etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milliary. mile. pivot. axle. pin. style. arbor. axle-tree. cannon. gudgeon. pintle. shaft. spindle. stylus. tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axis. pivot. shaft. spindle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an angular unit used in artillery; equal to 1/6400 of a complete revolution a unit of length equal to one thousandth of an inch; used to specify thickness a Cypriot monetary unit equal to one thousandth of a pound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spindle. gudgeon. mandrel. pin. shaft. pivot. axle. axis. crowbar. probe. surgical sound. broach. spid. axle tree. bolt. drill. arbor. rod. pole. bayonet. coak. needle. rammer. spike. trunnion. arm. mile. spindal. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of length equal to one thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of length equal to one thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

U S military sites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One-thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Military.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One thousandth of an inch, the unit of measure often used to quantity bar code printing and scanning dimensions. military.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of paint film thickness, equal to one one-thousandth of an inch. One thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One-thousandth of an inch Equal to 25 4 microns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit used in measuring diameter of a wire or thickness of insulation over a conductor One one-thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One one-thousandth of an inch; the measurement used to gauge the thickness of PVC and rubber pond liners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The top-level domain created for United States military entities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of linear measure equaling a thousandth of an inch, or 0 0254 mm For example, 5 mils is 0 005 inches. one mil is one one-thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One-thousandth of an inch Equal to 25 4 microns. a unit of length equal to one thousandth of an inch; used to specify thickness. a Cypriot monetary unit equal to one thousandth of a pound. a metric unit of volume equal to one thousandth of a liter. an ang

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ميل] şiş. 2.yol işareti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. military.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir pusun binde biri olan tel kalınlığı ölçüsü, 0,00254 cm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Tecrübesizlik, bilgisizlik, maharetsizlik, müptedilik, şâkirdlik, yabancılık: Onun da acemiliği ne vakte kadar sürecek?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. verdancy. clumsiness. awkwardness. rawness. greenness. ineptitude. muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. callowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Botanik). Bir familyanın içinde bulunan ikinci derecedeki bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bü. Amile) («amel» den if.).

1.İşleyen, yapan, fail: Bunun Amili filandır. Kimyevî Amiller.

2.Tesir eden, müessir.

3.Bir kaide veya nasihat vesaireyi fiil mevkiine koyup icra eden, onunla amel, yani ona göre hareket eden: İlmi ile Amil bir Alim. Halka ettiği vaiz ve nasihatla kendisi dahi Amildir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Amâl). Araplar (Halifelik) zamanında idare memuru, vali, mutasarrıf: Hazreti Ömer tarafından Basra Amili nasb buyrulmuştu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. avâmil, edebiyat) (Arap gramerinde). Bir kelimenin i’râbını mucip olan kelime: Amil-i lafzî, Amil-i mânevî. (Cemi «amele» olan Amil, müfret olarak dilimizde kullanılmamıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causa. factor. agent. reason. motive. course. element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antrieb. moment. faktor. ursache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عامل] yapan, işleyen. 2.faktör, etken. 3.vergi memuru. 4.vali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Fail, yapan, işleyen. 2.İslam devletlerinde zekat, vergi tahsildarı veya valiler ve devlet memurlan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amylase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عن صميم القلب] içtenlikle, canügönülden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Askerlik tutumuna zıt olan düşünce ve davranış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bileziğe benzer yahut bileziğe ait; halka halka olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. assimilation

1. biy. özümleme,

2.db. benzeşme

1. Özümlemek işi. 2.Kelime içinde, yan yana düşen iki sesten birinci sesin ikincisinin etkisiyle değişmesi


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). benzetmek, uydurmak , tesbih etmek, bagdaştırmak; özumsemek , hazmetmek, emmek assimila'tion (i). benzeyis, tesbih; benzesme, temsil; hazım, emme, ozumseme, asimilasyon assim'ilative (s). benzeten, teşbih eden; hazmedici, özümseyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Amil). Amiller. (bk.) Amil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوامل] etkenler, faktörler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atık oluşturmadan kaçınma, buna karşılık kaynaklardan gerçekleştirilen üretimin niceliğini ve niteliğini arttırma çalışmalarını içeren koruma önlemi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعدالميلاد] milattan sonra, İsa’dan sonra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Milletlerarası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international uluslararası. enternasyonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بين الملل] uluslararası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بين الملل] uluslararası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(E.A.) Allah'ın adı ile. Bir işe başlarken ve hayret veya endişe duyulduğu zaman söylenir. Bismillah demek = Bir işe başlamak. Nihayet bismillâh dedi.

Euzü ve Besmele’nin manası nedir?

Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah’ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.

Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.

SÖZLER

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَ بِهِ نَسْتَعِينُ

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى

اَلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin.Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle.Çünki ben nefsimi herkesten ziyade nasihâta muhtaç görüyorum.Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim.Şimdi kısaca ve Avâm lisanıyla nefsime diyeceğim.Kim isterse beraber dinlesin.

Birinci Söz

Bismillah her hayrın başıdır.Biz dahi başta ona başlarız.Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudatın Lisan-ı hâliyle vird-i zebânıdır.Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle!.Şöyle ki:

Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himeyesine girsin.Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin.Yoksa tek başıyle hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar.Onlardan birisi mütevazi idi.Diğeri mağrur...Mütevazii, bir reisin ismini aldı.Mağrur, almadı...Alanı, her yerde selâmetle gezdi.Bir kâtıü’t-tarîka rast gelse, der: “Ben, filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî defolur, ilişemez.Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür.Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, târif edilmez.Daima titrer, daima dilencilik ederdi.Hem zelîl, hem rezil oldu.

İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın.Şu dünya ise, bir çöldür.Aczin ve fakrın hadsizdir.Düşmanın,hâcâtın nihayetsizdir.Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelî’sinin ismini al.Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz Aczin ve fakrın , seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîm’in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar.Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur.Devlet namına hareket eder.Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz.Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

Başta demiştik: Bütün mevcudat, Lisan-ı hâl ile Bismillah der.Öyle mi?

Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi.Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı.Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket “etmiyor.Belki o bir askerdir.Devlet namına hareket eder.Bir padişah kuvvetine istinad eder.Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk’ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar.Demek herbir ağaç, Bismillah der.Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.Her bir bostan, Bismillah der.Matbaha-i kudretten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der.Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur.Bizlere, Rezzak namına en lâtif, en nazif, âb-ı hayat gibi “bir gıdayı takdim ediyorlar.Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der.Sert olan taş ve toprağı deler geçer.Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur.Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması; tabiiyyûnun ağzına şiddetle tokat vuruyor.Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salâbet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yi Mûsâ (A.S.) gibi فَقُلْنَااضْرِبْْبِعَصَاكَالْحَجَرَ emrine imtisâl ederek taşları şakk eder.Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer a’zâ-yi İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı يَانَارُكُونِىبَرْدًاوَسَلاَمًا âyetini okuyorlar.

Mâdem her şey mânen Bismillah der.Allah namına Allah’ın ni’etlerini getirip bizlere veriyorlar.Biz dahi Bismillah demeliyiz.Allah nâmına vermeliyiz.Allah nâmına almalıyız.Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız...

Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz.Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevab: Evet o Mün’im-i Hakiki, bizden o kıymettar ni’metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir.Biri: Zikir.Biri: Şükür.Biri: Fikir’dir.Başta “Bismillah” zikirdir.Âhirde “Elhamdülillah” şükürdür.Ortada, ‘’bu kıymettar hârika-yi san’at olan nimetler Ehad-ü Samed’in mu’cize-i kudreti ve Hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek’’ fikirdir.Bir pâdişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün’imlere medih ve muhabbet edip, Mün’im-i Hakiki’yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah namına başla, Allah nâmına işle.Vesselâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An adjuration or exclamation common among the Mohammedans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the name of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the name of Allah'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Islamic culture, meaning 'in the name of Allah'. 'In the name of God'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The invocation of the name of Allah in the form: 'In the Name of God, the merciful Lord of mercy ' It precedes every act of Muslim piety and every surah except surah 9.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the name of Allah [biss-mih-LAH] What Muslims say before engaging in most anything, especially before reading Qur'an, before eating, when entering a room [before entering toilet area, ask for protection from the male and female jinn], when leaving and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Means 'In the name of Allah'. 'In the name of God ' It's used by Muslims to ask for God's blessing on any action, and is found at the start of almost every surah of the Holy Qur'an.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tereyağı yapıldıktan sonra yayıkta kalan içecek, yayık ayranı;ayran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarı papatya, öküzgözü, (bot). Anthemis nobilis. field camomile horozgözü, (bot). Anthemis arvensis. ox-eye camomile sarı papatya, (bot). Anthemis tinctoria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cemâl» den smüş.) (mü. cemîle). Cemâl sahibi, güzel: Evsâf-ı cemile = Güzel sıfatlar. Zikr-i cemîl =

1.İyilikle yâd etme, övme: Zikr-i cemîliniz geçti. 2.Mektep imtihanlarında mükâfata lâyık olmayanların en ileride bulunanlarına mükâfat olarak verilen basılı kâğıt.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جميل] güzel. 2.yüzü güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Güzel erkek. 2.İyilikle anma. 3.Eskiden okullarda verilen başan kağıdı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cemâl» den smüş.). Birinin hatırını hoş etmek için yapılan hareket: Falâna cemîle olmak üzere bu işi yapıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beau geste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جميله] iyilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Güzel kadın. 2.Gönül almak amacıyla yapılan davranış. 3.İlk Emevi devrinde yaşamış meşhur Arap şarkıcısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İyiliksever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). İyiliksevercesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İyilikseverilik, iyilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Değirmi biçimine koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlak veya eni, boyu bir olmak: Şişmanladı, yüzü değirmilendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yuvarlaklık, dairevî şekil: Çehre değirmiliği. 2.En ile boyu bir olma, kare, murabbâ şekil: Bu kilimin değirmiliği tam değildir.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). askeri teşkilâtı ilga etmek, ordu teşkiline müsaade etmemek. demilitarized zone askeri donanmadan tecrit edilmiş mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty mile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nautical mile. marine league. nautical / sea mile. nautical mile (1852 meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dissimilation

db. benzeşmezlik

Bir kelimede bulunan aynı veya benzeri seslerden birinin değişikliğe uğraması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birbirine benzemeyen, farklı, başka, muhtelif. dissimilar'ity (i). baş- kalık, farklılık, benzemeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). farklı yapma veya olma (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). benzemeyiş, başkalık, fark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekilip massolunmak, sindirilmek: Yere dökülen süt emilmez. Keçinin memesi emilmek mümkün müdür?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sucked / absorbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. ailece, aile fertleri ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. enâmil). Parmak ucu: Enmile-pîrâ-yı tekrîm ve tazim oldu = Elime geçti (yalnız böyle tâbirlerde kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «ermele» Türkçe’de kullanılmaz). Dul kadınlar, muhtaç kadınlar: Erâmil maaşları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارامل] dullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faksimile, kopya, suret,aynı, tıpkı; radyo veya telgraf ile resim veya yazı gönderilmesi metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynen basma, bir metni fotokopi vs. yolu ile aynen basma, (y. k.) tıpkıbasım, (bk.) Basım.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fac-similé

tıpkıbasım

Bir yazı, desen, tablo vb.nin fotoğrafından kalıp çıkarılarak yapılan aynı basımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facsimile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facsimile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aileye ait, aileden geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aşina, bilen, malûmatı olan, haberdar olan; tanınan, bilinen; teklifsiz,mahrem, samimi; Lâubalî, arsız; (i). teklifsiz dost, arkadaş; aile ferdi; hizmetçi; cin, ruh. familiar spirit bir insanın hizmetinde olduğu farz edilen cin veya ruh. get fa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iyice tanıma, bilme, aşinalık, teklifsizlik, hususiyet, alışkanlık,ünsiyet; (gen.) (çoğ.) davranışlarda serbestlik,arsızlık, Lâubalîlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alıştırmak, tanıtmak; tanımak, ilişki kurmak. familiarize oneself with poetry şiirle aşinalık peyda etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aile; zürriyet, kabile,akraba; çoluk çocuk, ev bark; fasile, cins,tür. family Bible bir ailenin önemli günlerini kaydettiği içinde boş sayfaları bulunan büyük boy Kitabı Mukaddes. family circle aile çevresi, aile muhiti; tiyatroda üst balkon. family

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Aile, hanedan: Büyük bir familyaya mensuptur, Hohenzolern familyası.

2.Zevce, karı: Bu kadın kimin familyasıdır? Familyası hasta imiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çırpıcı dibeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hami» den if.) (mü. hâmile).

1.Yüklü, yüklenmiş, üstünde bir yük bulunan.

2.Hâiz, üzerinde bulunan: Üçüncü rütbeden bir tane Osmânî nişanını hâmil bulunan.

3.Götüren, taşıyan, nakleden: Himil-i arîza = Mektup götüren.

4.Sahip, mutasarrıf. Tahvilâtın hâmilleri. 5.Gebe: Bu kadın hâmiledir; hâmile kısrak.

6.(hukuk) Uhdesinde bir poliçe bulunan. Kimya ve fizik terimlerinde Y. phore ve L. fere edatlarını tercüme ederek mürekkepler teşkil eder: Hâmil-i iş’Ar = pilifere ve hâmil-enâ = tecophore gibi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearer. holder. possessing. bearing. prop. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holder. bearer. prop. support. possessing. bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حامل] taşıyan. 2.hamile. 3.sahip. hâmil olmak; taşımak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Yüklü. Gebe. 2.Sahip, malik. 3.Taşıyan, gözeten. 4.Uhdesinde bir poliçe bulunan. 5.Hamil-i vahy: Cebrail (a.s.). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gebe kadın (Arapça’da hâmile değil, hâmil denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnant. expecting. with young. with child. big with child. in the family way. expectant. gone. gravid. heavy. heavy with child. in pod. preggers. impregnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnant. in the club gebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnant. big with child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حامله] gebe, hamile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnancy. pregnancy gebelik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Üstünde olduğu halde, taşıyarak, götürerek, naklederek: Mektubu hamilen geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızlık, haydutluk, uğruluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air mile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air mile (1852 meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Sarı sarmaşık da denilen bir bitki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vaızlara veya vaız hazırlanmasına ait. homiletics i. vaız verme sanatı veya ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vaız veya hitabe; sıkıcı veya yorucu nasihat. homilist i. vaız veren kimse, nasihat eden vaiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kibrini kırmak, utandırmak, hakaret etmek, rezil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kibrini kırma, rezil etme, utandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçak gönüllülük, tevazu; boyun eğme, yumuşak başlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبل الميلاد] milattan önce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “kemâl” den İf) (mü. kâmile).

1.Bütün, tam, noksansız, mükemmel, kusursuz, kemale ermiş: Elf-I kâmil tarihinde = Tam bin yılında.

2.Kemal bulmuş, kemâle ermiş, olgun, olgun yaşta olan: Kâmil adam.

3.Genç olmayan, yaşını almış, hoppa olmayıp tecrübe görmüş, ciddi: Kızını kâmil bir adama vermek istiyor.

4.Olgun, hünerli, ahlâklı, bilgili kimse: Merd-i kâmil, insân-ı kâmil.

5.(matbaacılık) Katlanmamış bütün kâğıt üzerine basılmış (kitap).

6.(Arûz’da) tef ileleri «mütefâil» den ibaret bir bahir: Bahr-I kâmil.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کامل] tam. 2.olgun. 3.bilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bütün tam noksansız, eksiksiz. 2.Kemale ermiş olgun. 3.Yaşını başını almış terbiyeli, görgülü. 4.Alim, bilgin, geniş bilgili. - (bkz.Kemal).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kamil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün ve tam olarak, eksiksiz, noksansız, hep, Ar. tekmil, bütünü, cümlesi: Kitapları kâmilen ciltleteceğim; evini kâmilen boyatmış; hasta kâmilen İyileşmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاملا] tamamen, büsbütün, tümüyle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land mile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins böcek: Yaprağa kımıl düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).Kım kim, kıpır kıpır, kımıldama işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stirring. slight movement. motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Teprenmek, az oynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stir one's stumps. move. stir. budge. play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. stir. to move. to stir. to budge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir. to move slightly. to budge. move.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az oynama, hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slight movement. stirring. move. shift. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Az oynamak, hareket etmek, harekette bulunmak: Yattığı yerde biraz kımıldadı, kımıldandı; suyun dibinde birtakım kurtlar kımıldanıp duruyor. Yerinden kımıldanmak Kalkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move slightly. to budge. to stir. play. stir one's stumps. to stir one's stumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Az oynatmak, kıpırdatmak, harekette bulundurmak: Elini, ayağını, parmağını kımıldattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move. to stir. to budge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move slightly. bestir. budge. diddle. move. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slight movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (c. mahmil). Mahmiller. (bk.) Mahmil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mahâmil, Türkçe benzeri: mahmel).

1.İki kişinin oturmasına mahsus olarak devenin üstüne konulan bir çeşit sepet.

2.Mekke ve Medîne’ ye her yıl hac mevsiminde kafile ile gönderilen hediyeler: İstanbul mahmili, Mısır, mahmili, mahmil-i şerif.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. iyi özümlenmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. meme, meme şeklinde uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memeye ait veya ona benzer, mememsi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın aile reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahâmil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mil hesabı ile mesafe; mil başına verilen ücret; yük vagonları için mil hesabı ile verilen kira; A.B.D., k.dili şimdiye ve geleceğe ait değer veya yarar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİLAD) (i. A. «velâdet» ten iz.).

1.Bir kimsenin doğduğu zaman veya gün, Ar. mevlid.

2.Bilhassa Hazret-i İsâ’ nin doğduğu yıl. Kable’l-Mİlâd = isa’nın doğumundan önce, Milâd’dan önce. Bl’de’lMilâd = Milâd’dan sonra.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ميلاد] doğum günü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mîlâdiyye). Hazret-i Isâ’nın doğum yılı bakımından: Milâdî tarih, sene-i Mİlâdiyye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiliz asılzadesi kadın (bu tabir Fransa'da kullanılır); şık giyimli kadın .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. mileage.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gemicilik). Denizcilik, deniz işletmeciliği işi: Eski Finikeliler milâhatta pek ilerlemişlerdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süt veren, sağmal. milch cow sağmal inek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kibar, nazik; yumuşak, zarif; ılımlı; hafif. mildly z. kibarca; biraz. mildness i. nezaket; ılımlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. küf; bitkiler üzerinde yetişen çok zararlı küf; f. küflendirmek; küflenmek, küf bağlamak. mildewy s. küflü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing. botanik). En çok bağlarda görülen bir bitki hastalığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mil, 1609,35 metrelik uzunluk ölçü birimi. milepost i. yol üzerinde mil işareti olan direk. milestone i. kilometre taşı; önemli bir olay, dönüm noktası. geographical mile, nautical mile coğrafya veya deniz mili, 1852 metrelik mesafe ölçüsü. ton mil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. millet). Milletler. (bk.) Millet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ملل] milletler. 2.dinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. millenium

binyıl

Bin yılı içine alan zaman dilimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir millik koşu için eğitilmiş yarış atı veya koşucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. civanperçemi, bot. Achillea millefolium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emlâh).

1.Tuz, Fars. nemek.

2.(kimya) Bir asitle esas denilen bir madenî maddenin kimyada uyuşmasından hâsıl olan tuza benzer madde, tuz.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملحفه] yorgan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. darı tanelerine benzer; tıb. darı tanelerine benzer sivilce veya lekeleri olan (hastalık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhit, çevre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Bir gramın binde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milligram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milligram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Litrenin binde biri, bir santimetre küp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milliliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millilitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milliliter. millilitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). (bk.) Milimetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Metrenin binde biri, santimetrenin onda biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millimeter. millimetre. milimetre milimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Bir mikronun binde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Orduya yardımcı olarak toplanan halk kuvveti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militia. home reserve. territorial reserve. national guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militia. home reserve. territorial reserve. national guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. saldırgan, atak; azimkar, faal; kavgacı, militan. militancy i. saldırganlık; azimkarlık. militantly z. saldırganca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askerlik ruhu, asker zihniyeti; savaşçı siyaset, militarizm; askeri üstünlük. militarist i. militarizm taraftarı. militariza'tion i. askerileştirme. mil- itarize f. askerileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bütün yurt davalarının sadece ordu gücüyle çözülebileceğini esas alan siyasî görüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. askeri; askerliğe veya savaşa ait; ordu veya silâhlı kuvvetler tarafından yapılan; i., the ile silâhlı kuvvetler, ordu. military law askeri hukuk. military police askeri inzibat teşkilâtı; inzibat eri, kıs. MP As. İz. militarily z. askeri bakım

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tesir etmek, ağır basmak. militate against aleyhine etkilemek. militate in favor of lehine etkilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milis; A.B.D. yedek askerler militiaman i. yedek er.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملک] mülk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süt. milk fever tıb. loğusa kadınlarda sütün gelişi ile meydana gelen hafif ateş. milk leg filibit. milk of human kindness insanın tabii şefkati. milk of magnesia İngiliz tuzu karışımı, bir çeşit müshil. milk run (argo) tehlikesiz uçuş (bomba uçaklar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sütünü sağmak; (bir kimseden) almak, çekmek; faydalanmak, kötüye kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatsız ve tesirsiz (şey veya kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mülk sahibi, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Hükümdara ait, şâhâne: Cânib-i Alî-i milk-dârîye.

2.Hâkimiyet, hükümet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cerrahî). Cerrahlara mahsus cımbız ve maşa gibi Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süt sağan kimse veya araç; sağmal hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütçü kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zayıf ve korkak tabiatlı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütümsü özsuyu ve tohumlarında ipek gibi tüydemetleri olan bir bitki, bot. Asclepias.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süt gibi beyaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütotu, bot. Polygala vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süt gibi, süte benzer; sütlü; uysal, yumuşak. Milky Way astr. samanyolu, samanuğrusu, hacılaryolu. milkiness i. süt gibi olma; aşırı uysallık, yumuşak huyluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. değirmende öğütmek, çekmek; değirmenden geçirmek; (paranın kenarını) diş diş yapmak; dövüp köpürtmek (çikolata v.b.); koyun sürüsü gibi birbirine sokularak bir merkez etrafında dönmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmen; el değirmeni; fabrika, imalâthane; makina tertibatı; mengene, cendere. mill hand fabrika işçisi. mill stream değirmeni döndüren akarsu. mill wheel değirmen çarkı veya dolabı. food mill mama mengenesi, meyva presi. go through the mill bü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doların binde biri, sentin onda biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap ciltlerinin yapımında kullanılan kalın karton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmen barajı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekilmiş, öğütülmüş; işlenmiş; çentikli, oluklu, tırtıllı, tırtıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bininci, bin yıla ait; kıyametten evvel barış ve selâmetin hüküm süreceği farzolunan bin yıllık devreye ait; i. bu devrin geleceğine inanan kimse. millenarianism i. bin yıllık barış ve selâmet devresine inanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bin yıla ait; bin yıllık devreye ait; i. bin ylllık devre; bu devrin geleceğine inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bin yıllık devre; kıyametten evvel barış ve selâmetin hüküm süreceği farzolunan bin yıllık devre; bininci yıldönümü; mutluluk devresi. millennial s. bin yıllık devreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. millipede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. denizdanteli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmenci; değirmen makinası; zool. pervane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. binde bir, binde bire ait; i. binde bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mile!).

1.Din, mezhep: Millet-i ibrahim.

2.Bir din ve mezhepte bulunan cemaat: Millet-i islâm.

3.Aynı millî kültüre mensup insanların meydana getirdiği içtimaî topluluk, dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı olan insanların meydana getirdiği sosyal varlık: Türk, Alman, Japon, Rus milletleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nation. people. folk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folks. nation. people. they.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of several cereal and forage grasses which bear an abundance of small roundish grains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common millets of Germany and Southern Europe are Panicum miliaceum, and Setaria Italica. small seed of any of various annual cereal grasses especially Setaria italica French painter of rural scenes any of various small-grained annual cereal and forag

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nation. any specific group of people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bland flavored cereal grass used chiefly for forage in the U S , but as a staple for one-third of the world's population Millet can be boiled and used to make a hot cereal pilaf or ground and used as flour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A field grass cultivated for its grain and hay. a grass cultivated in the United States for forage and in many parts of the Old World for its small edible seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The seeds of a hardy annual grass, millet is eaten as a cereal in Africa and Asia and is used as a source of starch in Russia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A grain grown in many parts of India From its flour thick chappatis are made and eaten mostly by farmers and small town dwellers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gluten free carbohydrate for energy, also has a unique amino acid profile. a tiny, round golden gain that becomes light and fluffy when cooked; popular in India and China. any of various small-grained annual cereal and forage grasses of the genera Panic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

French painter of rural scenes. small seed of any of various annual cereal grasses especially Setaria italica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ملت] din. 2.ulus.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akdarı, bot. Panicum miliaceum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meb’us; halkın oyu ile seçilip Millet Meclisi’nde halkı temsil eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament. deputy. congressman. parliamentarian. representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deputy. mp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament. member of parliament. deputy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

P. member of the Turkish National Assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «millet» ten imen.) (mü. milliyye). Millete ait, millet özelliklerini taşıyan: Millî Adetlerimiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملی] ulusal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national anthem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national anthem. anthem national.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National anthem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) binde bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. milyar, bin milyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mile ait, bir mil gösteren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. miligram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Millî hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mililitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir milimetrenin milyonda biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın şapkacısı. millinery i. kadın şapkaları; kadın şapkacılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmencilik; madeni paranın kenanndaki tırtıllar. milling machine freze makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. milyon; sonsuz büyük sayı; s. bir milyondan ibaret; pek çok. the million ahali, halk. millionth s., i. milyonda bir, milyonuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milyoner, milyon sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırkayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı Arapça bir kelimedir). Millet olma hâli: Herkes milliyetini muhafaza etmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Milliyetini seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Milliyetine düşkün, millî duyguları kuvvetli, milletini seven ve millî gelenekleri siyasî ve fikrî esas olarak kabûl eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مایت پرور] milliyetçi, nasyonalist.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) milliyetçilik, nasyonalizm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مليه] ulusal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmen havuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suyu değirmen çarkına nakleden kanal, değirmen deresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmen taşı; engel, yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.değirmen yapan veya tamir eden adam, değirmenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İngiliz asilzadesi (bu tabir Fransa'da kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekingen kimse, korkak adam, sümsük adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. erkek balığın menisi; f. bununla balık yumurtalarını aşılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üreme mevsiminde erkek balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.) (Fr. milliard). Bin milyon: 1.000.000.000.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milliard. billion. gillion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billion. milliard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billion. milliard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Zenginliği milyarlarla ölçülen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billionaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billionaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.) (Fr. million). Bin kere bin: 1.000.000 lira.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

million.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

million.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Zenginliği milyonlarla ölçülen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millionaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millionaire. millionnaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kaşık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Savcılık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Temin edilmiş, sağlanmış, emniyete alınmış. -Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «heml» den If.) (mü. mühmile). İhmal eden, bakmayan, ehemmiyet vermeyen, ihmalci.MÜHRE

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok zengin kimse, mültimilyoner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜMİLL) (I. A. «melâl» den İf.) (mü. mümllle). Usandıran, bıktıran, bıkkınlık veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şümûl» dan if.) (mü. müştemile). Iştimâl eden, saran, kavrayan: Birçok araziyi müştemil bir çiftlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜŞTEMELAT) (bk.) Müştemilât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annexe. annexes. outhouses. appurtenances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auxiliary buildings. appurtenance. annex. appurtenances. fixture. outbuilding. outhouse. accessory. dependencies. dependency. outhouses. outlying building. quasi personality. pertinents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cemâl» den if.) (mü. mütecemmile). Bezenmiş, donanmış, süslenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «emel» den if.) (mü. müteemmile). Teemmül eden, düşünen, dalgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hami» den lf.) (mü. mütehammile).

1.Tahammül eden, çeken, yüklenebilen, dayanabilen: Bu direk o kadar ağırlığa mütehammil değildir.

2.(denizcilik) Mütehammil su hattı = Geminin son derecedeki yükle çektiği su derecesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enduring. patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kemâl» den İf.). Tekâmül etmiş, gelişmiş, olgunlaşmış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeye sarılmış sargılanmış. 2.Kur’an-ı Kerim’de bir sure adı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشتملات] eklentiler, ek yapılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحمل] dayanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متکامل] olgun, tam, gelişmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). iyice boğazlanmamış, yarı kesilmiş olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. askeri niteliği olan fakat orduya bağlı olmayan (kuruluş, örgüt).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evin erkeği, aile reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıyametten evvel gelecek bin seneden önce. premillennialism i. Hazreti İsa'nın kıyametten önceki bin seneden evvel geleceği öğretisi. premillenialist, premillenarian i. bu inanca bağlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Remi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalize. officialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Resmi olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremoniousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olağan, bayağı, alelade, sıradan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şumûl» den if.) (mü. Şâmile).

1.Şumûlu olan, içine alan.

2.Umuma ait, umumî.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شامل] kapsayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şümulü bulunan, içine alan, kaplayan, havi. Ünlü Kafkas Türk liderlerinden Dağıstan aslanı Şeyh Şamil.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kapsamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şamil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow intimate. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaffectedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candour. intimacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bıçkıhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Artmış, artık kalan şey.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarımay şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنه< ميلادیه] miladî yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i. benzer, müşabih, bir birine yakın; geom. şekilde aynı olan; i. benzeyen şey. similarity i. benzeyiş, benzerlik. similarly z. bunun gibi, aynı, aynı şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kon., san. teşbih, temsil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. benzerlik, müşabehet; teşbih, mesel, suret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saparna, bot. Smilax.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gülümsemek, tebessüm etmek; (upon ile) uygun düşürmek, tasvip etmek, onamak; gülmek; gülümseyerek ifade etmek; i. gülümseme, tebessüm; lütuf; neşe. smilingly z. gülümseyerek. smilingness i. tebessüm, gülümseyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. altfamilya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. üst familya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAHMİL) (i. A. «hami» den).

1.Yükletme, hamletme.

2.Ihâle etme: Bu işi de ona tahmil ettiler.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تحميل] yükleme. 2.sorumluluk verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Süs, tezyin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mehl» den). Mühlet verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all. the whole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکميل] tamamlama. 2.bütün, tüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kemale erdirme. Bitirme, bitirilme, tamamlanma, tamamlama. Tam, eksiksizce, bütün, hep.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kemâl» den) (c. tekmîlât).

1.Olgunlaştırma, kemâle erdirme.

2.Bitirme, sona erdirme, tamamlama: Bazı işlerini tekmil etti. Tekmil-i sülüseyn = Otuzu doldurarak, tam Otuz hesap ederek (eskiden hilâl görülemediği vakit Arafeî 3yi tüm otuz gün hesap etmek hakkında kullanılırdı); HiUİ go’rülemediği takdirde tekmîl-i sülüseyn ile falan gün bayram olacaktır.

3.Bütün, hep, tamamı: Tekmil Alem bilir; tekmil işlerimiz böyledir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکمله] ek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tekmil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complete. to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embracing. including. sperading. extending. making sth available to. making liable to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tonmil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demiryolu seferlerinin hesap birimi olan tren mili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayak değirmeni; sıkıcı ve monoton iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

genelleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .alışılmamış, mutat olmayan; yabancı, iyi bilinmeyen, aşina olmayan. unfamiliarity i. alışkın olmayış; bilinenlerden olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakikat gibi görünen; muhtemel; umulur beklenir. verisimilarly z. muhtemelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gerçeğe benzeyiş; ihtimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. al renk, parlak kırmızı; zincifre, sülüğen; s. al; f. zincifre veya sülüğen sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeldeğirmeni. fight windmills hayali haksızlıklarla mücadele etmek, donkişotluk yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Yirmi parçadan mürekkep veya yirmi benek vesairesi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.).

1.Yirmi lira kıymetinde veya yirmi kilo vesaire ağırlığında yahut yirmi metre vesaire boyunda olan.

2.Yirmi yaşında: Yirmilik bir adam.


Türkçe Sözlük by