Mil(e)age ne demek? | Mil(e)age anlamı nedir? | Mil(e)age

Mil(e)age anlamı nedir?

Mil(e)age ne demek?

Mil(e)age anlamı nedir?

Mil(e)age | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mil hesabı ile mesafe; mil başına verilen ücret; yük vagonları için mil hesabı ile verilen kira; A.B.D., k.dili şimdiye ve geleceğe ait değer veya yarar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Tecrübesizlik, bilgisizlik, maharetsizlik, müptedilik, şâkirdlik, yabancılık: Onun da acemiliği ne vakte kadar sürecek?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. verdancy. clumsiness. awkwardness. rawness. greenness. ineptitude. muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. callowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dönüm miktarı, arazi alanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atasözü, darbımesel, vecize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kârlı, faydalı , istifadeli. advantageously (z). faydalı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Malûmatlı, bilen, vâıf: Bu sırra agâh mısın? Ben, bu işten Agâh değildim.

2.Uyanık, müteyakkız, basiretli. Bu ikinci mânâ ile sıfat terkibi dahi teşkil eder: Dil Agâh = Kalbi uyanık, gönül adamı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Malûmat, vukuf, haberdarlık.

2.Uyanıklık, teyakkuz, basiret.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaş, çağ, devir, devre. chronological age kronolojik yaş. dark ages karanlık devirler. for ages, for an age uzun bir zaman, senelerce, çoktan beri. mental age (psik). zekâ yaşı. of age reşit, rüştünü ispat etmiş. under age reşit olmamış, rü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaşlanmak, ihtiyarlamak, kocamak: eskitmek aged (s). yaşlı, ihtiyar aged (s). yıllanmış, dinlendirilmiş (içki); yaşındaki .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگه] haberdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Agâh, Agâhî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگهی] haberdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vasıta, fail; iş, faaliyet; acentalık, vekâlet; acente.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gündem, görülecek işler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fail, amil; etkili olan kimse veya şey; acente, temsilci; vekil. free agent başkalarına karşı hesap vermek mecburiyetinde olmayan kimse, kendi kendine karar verebilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ajan provokatör) bir kimse veya grubu suç işlemeye teşvik edip sonradan cezalandıran gizli ajan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, doğru kimse

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarraflık; borsa oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fallow deer sığın.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Batlamyos'un astronomi kitabı; Ortaçağda yazılmış fen kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Botanik). Bir familyanın içinde bulunan ikinci derecedeki bir familya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dolambaçlı yol; dolaylı davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bü. Amile) («amel» den if.).

1.İşleyen, yapan, fail: Bunun Amili filandır. Kimyevî Amiller.

2.Tesir eden, müessir.

3.Bir kaide veya nasihat vesaireyi fiil mevkiine koyup icra eden, onunla amel, yani ona göre hareket eden: İlmi ile Amil bir Alim. Halka ettiği vaiz ve nasihatla kendisi dahi Amildir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Amâl). Araplar (Halifelik) zamanında idare memuru, vali, mutasarrıf: Hazreti Ömer tarafından Basra Amili nasb buyrulmuştu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. avâmil, edebiyat) (Arap gramerinde). Bir kelimenin i’râbını mucip olan kelime: Amil-i lafzî, Amil-i mânevî. (Cemi «amele» olan Amil, müfret olarak dilimizde kullanılmamıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causa. factor. agent. reason. motive. course. element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antrieb. moment. faktor. ursache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عامل] yapan, işleyen. 2.faktör, etken. 3.vergi memuru. 4.vali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Fail, yapan, işleyen. 2.İslam devletlerinde zekat, vergi tahsildarı veya valiler ve devlet memurlan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amylase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elektrik akımının amperle ölçülen kuvveti; amper miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demirleme yeri, liman; demirleme, demirlenmiş olma; güven, emniyet ; demirleme harcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عن صميم القلب] içtenlikle, canügönülden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Askerlik tutumuna zıt olan düşünce ve davranış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kral tarafından hanedana mensup olanlara irat ve maaş olarak tahsis olunan arazi veya para; has, tımar; bir kimsede yaradılıştan mevcut olan kabiliyetler , fıtri istidat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâve, katkı, ek, zeyil, mülhakat; (biyol). uzantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). bir borsada satın alınan tahvilatı aynı zamanda diğer bir borsada kâr ile satma; arbitraj; hakem vasıtası ile bir davayı halletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıyamet gününde iyilik ve kötülük orduları arasında sıkacak savaşa sahne olacak meydan, mahşer; ölüm kalım savaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bileziğe benzer yahut bileziğe ait; halka halka olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. assimilation

1. biy. özümleme,

2.db. benzeşme

1. Özümlemek işi. 2.Kelime içinde, yan yana düşen iki sesten birinci sesin ikincisinin etkisiyle değişmesi


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplantı, meclis; takım, kalabalık; montaj; bir araya toplama veya toplanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). benzetmek, uydurmak , tesbih etmek, bagdaştırmak; özumsemek , hazmetmek, emmek assimila'tion (i). benzeyis, tesbih; benzesme, temsil; hazım, emme, ozumseme, asimilasyon assim'ilative (s). benzeten, teşbih eden; hazmedici, özümseyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). azaltmak, hafifletmek, yatıştırmak, teskin etmek, kesmek; tatmin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Amil). Amiller. (bk.) Amil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوامل] etkenler, faktörler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ortasını bulmak, vasatisini alrnak; vasati olarak yapmak veya almak; vasati yekun tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). vasati hesap, ortalama, vasat, orta; cari olan fiyat, derece veya miktar; adi ölçü; (den). hasar, avarya; (s). muhammin , avarya duzenleyen eksper. average clause sigortada verilecek tazminatın miktar ını sınırlayan madde. above the aver

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atık oluşturmadan kaçınma, buna karşılık kaynaklardan gerçekleştirilen üretimin niceliğini ve niteliğini arttırma çalışmalarını içeren koruma önlemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (z). kulis, soyunma odaları, perde arkası; (s). perde arkasında olan, kuliste bulunan; (z). kuliste, perde arkasmda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakterileri yok eden küçücük cisimler

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takılma, latife, şaka; istihza

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cins tatlı küçük ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD bagaj, yolcu eşyası; ordu ağırlığı; hafifmeşrep kadın; işvebaz kız, canlı genç kadın. baggage master (i). bagaj memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f sargı, bağ; f sarmak, bağlamak (yara veya göz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ingiliz baronlar slnıfı; baronluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sulama işlerinde hendekteki suların yönünü veya seviyesini değiştirmek için hendeğe konulan geçici mânia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,ask.top ateşi ile yapılan mania;şiddetli hücum.barrage balloon uçak hücumuna karşı savunmada kullanılan ve yere bağlı olan balon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعدالميلاد] milattan sonra, İsa’dan sonra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içecek, meşrubat, içki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Milletlerarası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international uluslararası. enternasyonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بين الملل] uluslararası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بين الملل] uluslararası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(E.A.) Allah'ın adı ile. Bir işe başlarken ve hayret veya endişe duyulduğu zaman söylenir. Bismillah demek = Bir işe başlamak. Nihayet bismillâh dedi.

Euzü ve Besmele’nin manası nedir?

Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah’ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.

Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.

SÖZLER

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَ بِهِ نَسْتَعِينُ

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى

اَلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin.Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle.Çünki ben nefsimi herkesten ziyade nasihâta muhtaç görüyorum.Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim.Şimdi kısaca ve Avâm lisanıyla nefsime diyeceğim.Kim isterse beraber dinlesin.

Birinci Söz

Bismillah her hayrın başıdır.Biz dahi başta ona başlarız.Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudatın Lisan-ı hâliyle vird-i zebânıdır.Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle!.Şöyle ki:

Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himeyesine girsin.Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin.Yoksa tek başıyle hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar.Onlardan birisi mütevazi idi.Diğeri mağrur...Mütevazii, bir reisin ismini aldı.Mağrur, almadı...Alanı, her yerde selâmetle gezdi.Bir kâtıü’t-tarîka rast gelse, der: “Ben, filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî defolur, ilişemez.Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür.Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, târif edilmez.Daima titrer, daima dilencilik ederdi.Hem zelîl, hem rezil oldu.

İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın.Şu dünya ise, bir çöldür.Aczin ve fakrın hadsizdir.Düşmanın,hâcâtın nihayetsizdir.Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelî’sinin ismini al.Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz Aczin ve fakrın , seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîm’in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar.Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur.Devlet namına hareket eder.Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz.Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

Başta demiştik: Bütün mevcudat, Lisan-ı hâl ile Bismillah der.Öyle mi?

Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi.Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı.Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket “etmiyor.Belki o bir askerdir.Devlet namına hareket eder.Bir padişah kuvvetine istinad eder.Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk’ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar.Demek herbir ağaç, Bismillah der.Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.Her bir bostan, Bismillah der.Matbaha-i kudretten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der.Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur.Bizlere, Rezzak namına en lâtif, en nazif, âb-ı hayat gibi “bir gıdayı takdim ediyorlar.Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der.Sert olan taş ve toprağı deler geçer.Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur.Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması; tabiiyyûnun ağzına şiddetle tokat vuruyor.Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salâbet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yi Mûsâ (A.S.) gibi فَقُلْنَااضْرِبْْبِعَصَاكَالْحَجَرَ emrine imtisâl ederek taşları şakk eder.Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer a’zâ-yi İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı يَانَارُكُونِىبَرْدًاوَسَلاَمًا âyetini okuyorlar.

Mâdem her şey mânen Bismillah der.Allah namına Allah’ın ni’etlerini getirip bizlere veriyorlar.Biz dahi Bismillah demeliyiz.Allah nâmına vermeliyiz.Allah nâmına almalıyız.Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız...

Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz.Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevab: Evet o Mün’im-i Hakiki, bizden o kıymettar ni’metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir.Biri: Zikir.Biri: Şükür.Biri: Fikir’dir.Başta “Bismillah” zikirdir.Âhirde “Elhamdülillah” şükürdür.Ortada, ‘’bu kıymettar hârika-yi san’at olan nimetler Ehad-ü Samed’in mu’cize-i kudreti ve Hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek’’ fikirdir.Bir pâdişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün’imlere medih ve muhabbet edip, Mün’im-i Hakiki’yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah namına başla, Allah nâmına işle.Vesselâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An adjuration or exclamation common among the Mohammedans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the name of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the name of Allah'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Islamic culture, meaning 'in the name of Allah'. 'In the name of God'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The invocation of the name of Allah in the form: 'In the Name of God, the merciful Lord of mercy ' It precedes every act of Muslim piety and every surah except surah 9.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the name of Allah [biss-mih-LAH] What Muslims say before engaging in most anything, especially before reading Qur'an, before eating, when entering a room [before entering toilet area, ask for protection from the male and female jinn], when leaving and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Means 'In the name of Allah'. 'In the name of God ' It's used by Muslims to ask for God's blessing on any action, and is found at the start of almost every surah of the Holy Qur'an.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. siperlerde zırh levhası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkanma, blokaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayıkla taşıma ücreti. boat hook den. kanca, çengelli uzun sırık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içinde çeşitli etler bulunan iri bir cins salam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. iyi yolculuklar, yolunuz açık olsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hodan, bot. Borago officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaçlık, çalılık, koru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para basma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırma, kırılma; kırılan şeylerin tutarı; ikt. kırılma payı, kırık bedeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maya ile yapılmış içkiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. komisyonculuk, simsarlık; komisyon, simsarlık ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gösteriş1i fakat değersiz; sahte, taklit; i. şatafatlı fakat değersiz olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski), huk. birkaç çeşit gayri menkul mülk hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tereyağı yapıldıktan sonra yayıkta kalan içecek, yayık ayranı;ayran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iahana. drum-head cabbage top lahana, (bot). Brassica oleracea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (ing). çalınmış bir şey,özellikle terzilerin kumaşlardan çaldıkları parça; (f). çalmak, aşırmak, yürütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kafes; hapishane; asansör; iskele (inşaatlarda); (f) kafese kapamak, hapsetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kafese kapanmış kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili kurnaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarı papatya, öküzgözü, (bot). Anthemis nobilis. field camomile horozgözü, (bot). Anthemis arvensis. ox-eye camomile sarı papatya, (bot). Anthemis tinctoria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (ask). kamuflaj, saklama, gizleme; (f). kamufle etmek, gizlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katliam, kırım, kan dökme; eski ceset yığını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). binek arabası; (ing). vagon; top arabası; bir makinanın diğer kısımları taşıyan parçası; tavır, duruş; nakliye, taşıma; nakliye ücreti. carriage trade zengin müşteriler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). araba ile taşıma; araba ile nakletme ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kartaca şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kıkırdak, kıkırdak kısım. cartilage bone kıkırdaktan meydana gelen kemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bodrum; depo, kiler veya mahzen yeri; bu gibi bir yer için ödenen kira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cemâl» den smüş.) (mü. cemîle). Cemâl sahibi, güzel: Evsâf-ı cemile = Güzel sıfatlar. Zikr-i cemîl =

1.İyilikle yâd etme, övme: Zikr-i cemîliniz geçti. 2.Mektep imtihanlarında mükâfata lâyık olmayanların en ileride bulunanlarına mükâfat olarak verilen basılı kâğıt.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جميل] güzel. 2.yüzü güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Güzel erkek. 2.İyilikle anma. 3.Eskiden okullarda verilen başan kağıdı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cemâl» den smüş.). Birinin hatırını hoş etmek için yapılan hareket: Falâna cemîle olmak üzere bu işi yapıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beau geste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جميله] iyilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Güzel kadın. 2.Gönül almak amacıyla yapılan davranış. 3.İlk Emevi devrinde yaşamış meşhur Arap şarkıcısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İyiliksever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). İyiliksevercesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İyilikseverilik, iyilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop up. show one's face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). para basma; meskukât; tedavüldeki para, geçerli para; bir memleketin para sistemi; icat, imal edilmiş herhangi bir şey, yeni kelime. Ioose coinage bozukluk, bozuk para, ufaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk hava deposu; kdili geçici olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (güz). (san). kolaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilhassa dini kitap satışına mahsus gezici kitapçılık. colporteur (i). seyyar kitap satıcısı; özellikle dinsel kitaplar satan veya dağıtan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). umuma ait olan otlağı kullanma hakkı; ortak mal sahipliği; avam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). odalık olarak yaşama hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kopenhag.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geminin halat takımı, ipler; kütük ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsaj; göğse takılan çiçek buketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük ev, kulübe; yazlık ev, sayfiye evi. cottage cheese süzme peynir. cottage pudding üzerine meyvalı şurup dükülen bir kek. cottager (i)., (ing). rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı casusluk , casusluk faaliyetlerini meydana çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cesaret, yiğitlik, yüreklilik, mertlik. have the courage of one's convictionsdavran ışlarını inançlarına uydurmaya cesaret etmek. take courage cesaretlenmek, kuvvet almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cesur, yiğit,:yürekli, mert. courageously (z). cesaretle, mertçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sigorta miktarı ve cinsi; (gazet). olay veya konunun takip edilmesi ve yazılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kürtaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). zarar, ziyan, hasar; (k).dili masraf, fiyat; (f). hasar yapmak bozmak, zarar vermek. damages (i)., (huk). tazminat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekolte elbisenin yakası; açık elbise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Değirmi biçimine koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlak veya eni, boyu bir olmak: Şişmanladı, yüzü değirmilendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yuvarlaklık, dairevî şekil: Çehre değirmiliği. 2.En ile boyu bir olma, kare, murabbâ şekil: Bu kilimin değirmiliği tam değildir.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). askeri teşkilâtı ilga etmek, ordu teşkiline müsaade etmemek. demilitarized zone askeri donanmadan tecrit edilmiş mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., den. kuntra istalya; gemi veya vagonun yük almak veya boşaltmak için tayin olunan müddetten sonra alıkonulması;bunun için verilen para, tazminat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty mile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nautical mile. marine league. nautical / sea mile. nautical mile (1852 meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mahzur, aleyhte olan durum, dezavantaj, zarar, ziyan. at a disadvantage (diğerlerine nispetle) daha zayıf bir durumda olmak, dezavantajlı olmak. be to somebodys disadvantage bir kimsenin zararına olmak. disadvantaged (s). normal sayılan menfaatlerde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). menfaatine halel getirmek, yararına olmamak, zarar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahzurlu, zararlı; müsait olmayan, elverişsiz. disadvantageously (z). aleyhine olarak, zararına olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayal kırıklığına uğratmak, gözünü korkutmak, hevesini kırmak, cesaretini kırmak. discourage somebody from doing something birini bir işten vaz geçirmek; fikrini değiştirmek. discouraging ly (z). hayal kırıklığına uğratarak, hevesini kırarak. di

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilgisini kesmek, bağlantısını kesmek, affetmek, salıvermek, serbest bırakmak; (ask). düşman kuvvetlerinden uzaklaşmak. disengaged (s). serbest, boş, tutulmamış. disengagement (i). ilgiyi kesme; salıverme, serbest bırakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dissimilation

db. benzeşmezlik

Bir kelimede bulunan aynı veya benzeri seslerden birinin değişikliğe uğraması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aleyhinde bulunmak, kötülemek, itibarını sarsmaya çalışmak, küçük görmek, küçük düşürmek, takdir etmemek. make disparaging remarks küçük düşürücü sözler söylemek, bozmak. disparagement (i). aleyhinde bulunma, kötüleme. disparagingly (z). tenkit e

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birbirine benzemeyen, farklı, başka, muhtelif. dissimilar'ity (i). baş- kalık, farklılık, benzemeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). farklı yapma veya olma (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). benzemeyiş, başkalık, fark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ilâcın belirli miktarda verilmesi, dozaj, düzem, yaşa göre miktar tayini; kuvvet veya lezzet vermek için şaraba şeker, alkol v.b katılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bunaklık; düşkünlük, iptila, aşırı sevg.i dotard (i). bunak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (huk). eşinden miras kalan malı veya ünvanı olan dul kadın; (k.dili). ağır başlı yaşlı kadın. queen dowager vefat etmis olan kralın dul eşi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahnenin onu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süzülme, çekilme, akaçlama, drenaj; süzülen su, çekilen su; su mecraları; lağım ve kanalizasyon sistemi; suyu kurutulan arazi; (tıb). fitil veya tüple cerahat çekme. drainage basin akaçlama havzası; suyu bir nehir ve kolları tarafından çekilen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağır yük arabasıyla taşıma; bu taşıma için alınan ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Windows’un, seçmeli ve aboneliğe özel içerikleri bilgisayar, taşınabilir aygıt veya ağ aygıtlarında yürütmek üzere korumayı ve güvenle dağıtmayı olanaklı kılan esnek bir platform.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den.) ambardaki eşya ıslanmasın diye altına ve yanına konulan saman ve tahtalar; tayfaların özel eşyası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). istekli, hevesli, arzulu, şevkli, canlı, sabırsız. eagerly (z) şiddetli arzuyla, büyük şevkle, sabırsızlıkla. eagerness (i). şevk istek, arzu, canlılık. eager beaver (A.B.D), (argo) vazifesine fazlasıyla bağlı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekilip massolunmak, sindirilmek: Yere dökülen süt emilmez. Keçinin memesi emilmek mümkün müdür?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sucked / absorbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uçağın kuyruk kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kafese kapamak, kafese koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cesaret vermek, teşci etmek, teşvik etmek; himaye etmek. encouragement i. cesaret verme, teşvik etme, himaye etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bozmak, zarar vermek, hasara uğratmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. ailece, aile fertleri ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. işe almak, tutmak, angaje etmek; işgal etmek, yer tutmak; söz almak, vaat ettirmek; dövüşmek, birbirine girmek, çarpışmak; ilgisini çekmek; meşgul etmek; nişanlanmak; vaat etmek, söz vermek, bağlanmak, taahhüt etmek; mak. birbirine geçmek, birbirin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., Fr. kendini adamış, ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meşgul, tutulmuş; nişanlı; dövüşmekte; birbirine geçmiş. engaged column mim. yarısı duvarda yarısı meydanda olan direk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meşguliyet; nişanlanma; randevu; rehin; söz; vaat, taahhüt; çarpışma, dövüşme; belirli bir süre için ücretli iş; mülâkat; çoğ. borçlar. engagement ring nişan yüzüğü, alyans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. enâmil). Parmak ucu: Enmile-pîrâ-yı tekrîm ve tazim oldu = Elime geçti (yalnız böyle tâbirlerde kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kızdırmak, öfkelendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mısırı saplarıyla hayvan yemi olarak kesip siloya doldurma; siloda saklanan bu çeşit yem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maiyet, arkadaşlar; etraf, çevre, muhit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tasavvur etmek, tahayyul etmek; zihninde canlandırmak, planlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ask.) levazım; konak arabası (atlı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «ermele» Türkçe’de kullanılmaz). Dul kadınlar, muhtaç kadınlar: Erâmil maaşları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارامل] dullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) casusluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekspresle paket gönderme; bu iş için ödenen ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faksimile, kopya, suret,aynı, tıpkı; radyo veya telgraf ile resim veya yazı gönderilmesi metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynen basma, bir metni fotokopi vs. yolu ile aynen basma, (y. k.) tıpkıbasım, (bk.) Basım.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fac-similé

tıpkıbasım

Bir yazı, desen, tablo vb.nin fotoğrafından kalıp çıkarılarak yapılan aynı basımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facsimile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facsimile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aileye ait, aileden geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aşina, bilen, malûmatı olan, haberdar olan; tanınan, bilinen; teklifsiz,mahrem, samimi; Lâubalî, arsız; (i). teklifsiz dost, arkadaş; aile ferdi; hizmetçi; cin, ruh. familiar spirit bir insanın hizmetinde olduğu farz edilen cin veya ruh. get fa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iyice tanıma, bilme, aşinalık, teklifsizlik, hususiyet, alışkanlık,ünsiyet; (gen.) (çoğ.) davranışlarda serbestlik,arsızlık, Lâubalîlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alıştırmak, tanıtmak; tanımak, ilişki kurmak. familiarize oneself with poetry şiirle aşinalık peyda etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aile; zürriyet, kabile,akraba; çoluk çocuk, ev bark; fasile, cins,tür. family Bible bir ailenin önemli günlerini kaydettiği içinde boş sayfaları bulunan büyük boy Kitabı Mukaddes. family circle aile çevresi, aile muhiti; tiyatroda üst balkon. family

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Aile, hanedan: Büyük bir familyaya mensuptur, Hohenzolern familyası.

2.Zevce, karı: Bu kadın kimin familyasıdır? Familyası hasta imiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kayık veya sahil gemisine ödenen geçiş ücreti, feribot parası; kayık veya vapurla bir sahilden karşıya geçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). döven, kırbaçlayan; (i). özellikle kendisini kırbaçlayan veya kırbaçlatmaktan hoşlanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kırbaçlamak, dövmek. flagella'tion (i). kırbaçlama, dövme, dayak atma; dövünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -lums, la) (biyol). kamçı şeklinde parça; kamçı, kırbaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). en yüksek sesli flüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüzme, su üzerinde durma; su üstünde yüzen çöp ve enkaz; (den). geminin su üstünde kalan kısmı; yüzme gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapraklar, yeşillik; (mim). süslemede kullanılan yaprak ve dal şekilleri. foliage plant yapraklarının güzelliği için yetiştirilen bitkiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kademlik, (arsa kenarı, filim, tahta) uzunluk; (mad). çalışmaya göre ödenen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hayvan yemi, ot, saman, arpa; yiyecek peşinde koşma; (f). yiyecekleri yağma etmek; yiyecek temin etmek için uğraşmak; yem veya yiyecek tedarik etmek. forage cap (Ing). bir çeşit piyade veya subay başlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evlâtlık büyütme; çocuğu kendi evlâdı gibi büyütecek bir ana babaya verme; besleme himaye, teşvik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). navlun, nakliye ücreti: yük, eşya; yük nakletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). binanın cephesi, arsanın sokağa bakan tarafı, cephe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meyva; meyva verme; sonuç, netice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çırpıcı dibeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, hav uçak gövdesi, gövde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak gauge

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f pey; rehin; düelloya davet anlammdayere ablan eldiven; f bahse giriş mek, bahis tutmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i birkaç çeşit yeşil veya san iri erik, caneriği; bak greengage

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i garaj,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Apple’ın her Mac’i bîr dijital stüdyoya dönüştürmesini sağlayacak yazılım.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i çöp, süprüntu; pis ve değersiz şey garbage man çopçü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ölçmek; tartmak, tahmin etmek, ölçüsünü bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikyas, öIçü; ebat; miktar; geyç, ölçme aleti; kalibre; demir yolu raylarının arasındaki açıklık; den. geminin bir diğerine veya rüzgâra göre bulundugu yer; den. dolu iken geminin çektiği su. broad gauge geniş hatlı (demiryolu). have the lee gauge of

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. lastik sonda ile besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) frenk eriği, bardak eriği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) temel ızgarası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.) bazı limanlarda demirleme için verilen harç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hami» den if.) (mü. hâmile).

1.Yüklü, yüklenmiş, üstünde bir yük bulunan.

2.Hâiz, üzerinde bulunan: Üçüncü rütbeden bir tane Osmânî nişanını hâmil bulunan.

3.Götüren, taşıyan, nakleden: Himil-i arîza = Mektup götüren.

4.Sahip, mutasarrıf. Tahvilâtın hâmilleri. 5.Gebe: Bu kadın hâmiledir; hâmile kısrak.

6.(hukuk) Uhdesinde bir poliçe bulunan. Kimya ve fizik terimlerinde Y. phore ve L. fere edatlarını tercüme ederek mürekkepler teşkil eder: Hâmil-i iş’Ar = pilifere ve hâmil-enâ = tecophore gibi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearer. holder. possessing. bearing. prop. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holder. bearer. prop. support. possessing. bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حامل] taşıyan. 2.hamile. 3.sahip. hâmil olmak; taşımak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Yüklü. Gebe. 2.Sahip, malik. 3.Taşıyan, gözeten. 4.Uhdesinde bir poliçe bulunan. 5.Hamil-i vahy: Cebrail (a.s.). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gebe kadın (Arapça’da hâmile değil, hâmil denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnant. expecting. with young. with child. big with child. in the family way. expectant. gone. gravid. heavy. heavy with child. in pod. preggers. impregnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnant. in the club gebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnant. big with child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حامله] gebe, hamile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnancy. pregnancy gebelik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pregnancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Üstünde olduğu halde, taşıyarak, götürerek, naklederek: Mektubu hamilen geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızlık, haydutluk, uğruluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çekiş, taşıma; (d.y.) taşıma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air mile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air mile (1852 meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Sarı sarmaşık da denilen bir bitki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanama. hemorrhagic (s). kanamaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yeşillik, ot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). miras, tereke; (biyol)., (psik). kalıtım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). münzevi adamın hücresi, inziva yeri; zaviye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biat, hükümdara karşı sadakat yemini etme; tazim, hürmet, riayet. homager (i). biat eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vaızlara veya vaız hazırlanmasına ait. homiletics i. vaız verme sanatı veya ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vaız veya hitabe; sıkıcı veya yorucu nasihat. homilist i. vaız veren kimse, nasihat eden vaiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rehine, tutak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kibrini kırmak, utandırmak, hakaret etmek, rezil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kibrini kırma, rezil etme, utandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçak gönüllülük, tevazu; boyun eğme, yumuşak başlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خنياگر] şarkıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f şekil, suret, tasvir, heykel; sanem, put; fikir, hayal; timsal; (bir kimse hakkında) toplumun kanaati; fiz. Işınların etkisi veya mercek vasıtasıyle meydana gelen şekil, görüntü, hayal; f. tasvirini yapmak; yansıtmak, aksettirmek (ayna); hayal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

VW200 ve VW60 ev sineması projektörü modelleri ile birlikte gönderilen yazılım paketi. Image Director 3 yazılımı, kullanım kolaylığı için gama düzeltme ayarını düzenlemek ve saklamak üzere, bir RS-232C kablosu ile projektörünüzü bir bilgisayara bağlamanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. betim, betimleme, tasvir; duş, imge, hayal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, encage f. kafese kapamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çeşitli aileler veya milletler arasında evlenme; yakın akrabalar arasında evlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبل الميلاد] milattan önce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “kemâl” den İf) (mü. kâmile).

1.Bütün, tam, noksansız, mükemmel, kusursuz, kemale ermiş: Elf-I kâmil tarihinde = Tam bin yılında.

2.Kemal bulmuş, kemâle ermiş, olgun, olgun yaşta olan: Kâmil adam.

3.Genç olmayan, yaşını almış, hoppa olmayıp tecrübe görmüş, ciddi: Kızını kâmil bir adama vermek istiyor.

4.Olgun, hünerli, ahlâklı, bilgili kimse: Merd-i kâmil, insân-ı kâmil.

5.(matbaacılık) Katlanmamış bütün kâğıt üzerine basılmış (kitap).

6.(Arûz’da) tef ileleri «mütefâil» den ibaret bir bahir: Bahr-I kâmil.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کامل] tam. 2.olgun. 3.bilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bütün tam noksansız, eksiksiz. 2.Kemale ermiş olgun. 3.Yaşını başını almış terbiyeli, görgülü. 4.Alim, bilgin, geniş bilgili. - (bkz.Kemal).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kamil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün ve tam olarak, eksiksiz, noksansız, hep, Ar. tekmil, bütünü, cümlesi: Kitapları kâmilen ciltleteceğim; evini kâmilen boyatmış; hasta kâmilen İyileşmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاملا] tamamen, büsbütün, tümüyle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land mile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins böcek: Yaprağa kımıl düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).Kım kim, kıpır kıpır, kımıldama işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stirring. slight movement. motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Teprenmek, az oynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stir one's stumps. move. stir. budge. play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. stir. to move. to stir. to budge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir. to move slightly. to budge. move.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az oynama, hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slight movement. stirring. move. shift. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Az oynamak, hareket etmek, harekette bulunmak: Yattığı yerde biraz kımıldadı, kımıldandı; suyun dibinde birtakım kurtlar kımıldanıp duruyor. Yerinden kımıldanmak Kalkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move slightly. to budge. to stir. play. stir one's stumps. to stir one's stumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Az oynatmak, kıpırdatmak, harekette bulundurmak: Elini, ayağını, parmağını kımıldattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move. to stir. to budge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move slightly. bestir. budge. diddle. move. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slight movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KİMYA-GER) (I. F.).

1.Kimya İle uğraşan bilgin, kimya mütehassısı.

2.Gûyâ her şeyi altın yapmak sır ve san’atını bilmek iddiasında bulunan adam, simyâcı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [کيمياگر] kimyacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Kimyagerlerin uğraştığı ilim, kimya: Kimyagerlikte büyük bilgi sahibidir.

2.Her şeyi altın yapmak iddiası, bu iddiada bulunan adamın hâli


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a chemist. the work of a chemist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Daha sonraki kuşaklarda doğuştan gelen kusurların artışına yol açabilen, kimyasal kökenli potansiyel mutasyon nedenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dadacılarca yaratılmış bir resim tekniği. Elde mevcut her türlü basılı, çizili ya da fotografik malzemenin, bir yüzey üzerine yeni bir kompozisyon oluşturacak düzende yapıştırılmasıyla elde edilir. Böylelikle kendileri sanatsal nitelikte olmayan çeşitli malzemeler, yalnızca yeni bir kompozisyon oluşturmak için kullanılmaları sayesinde bir sanat yapıtı meydana getirirler. Bu durumda sanatsal üretim süreci, sadece bir kompoze etme etkinliğine indirgenmiş olur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) Güney Afrika'da etrafı arabalarla kuşatılmış kamp veya konak yeri; (f.) böyle konak yeri yapmak; böyle yerde konaklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit hafif Alman birası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dil, lisan; konuşma kabiliyeti; herhangi bir ifade tarzı; bir kabileye veya bir yere mahsus lehçe; kompütör lisanı. finger language sağırların kullandığı parmak işaretleri ile konuşulan dil. strong language küfür, ağır söz, sert dil. language art

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb) şırınga ile temizleme, lavaj; mideyi yıkama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yapraklar, yeşillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manivela kudreti; slang piston.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir yazıdaki satır sayısı; sıraya dizme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soy, nesil, nesep, silsile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağlama, bağlayış; mak. bağlantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemiyi kanal havuzundan geçirme; havuzdan geçme parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i selam otu, yaban kerevizi, bot. Levisticum officinale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bagaj, yolcu eşyası. luggage van İng. eşya vagonu. personal luggage şahsi yol eşyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Macellan Boğazı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. galibarda, morumsu kırmızı boya veya renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (c. mahmil). Mahmiller. (bk.) Mahmil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mahâmil, Türkçe benzeri: mahmel).

1.İki kişinin oturmasına mahsus olarak devenin üstüne konulan bir çeşit sepet.

2.Mekke ve Medîne’ ye her yıl hac mevsiminde kafile ile gönderilen hediyeler: İstanbul mahmili, Mısır, mahmili, mahmil-i şerif.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. iyi özümlenmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. meme, meme şeklinde uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memeye ait veya ona benzer, mememsi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. idare etmek; çevirmek, kullanmak; terbiye etmek; yola getirmek; kandırmak; tertip etmek, düzenlemek; yolunu bulmak; müdür olmak; işini uydurmak, işini çevirmek; geçinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idare edilir, idare edilebilen. manageabil'ity, manageable ness i. idare olunma kabiliyeti. manageably z. idare olunur surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. management

işletme, işletmecilik, yönetim, yöneticilik

Bir kuruluşu verimli bir duruma getirip kazanç sağlama yöntemi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idare, yönetim, usul; yönetim kurulu, idare edenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yönetmen, müdür, direktör; idare memuru, yönetici, idareci. board of managers idare heyeti, yönetim kurulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yönetimsel, idari, idareye veya müdüre ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evlenme, izdivaç, evlilik; birleşme. marriage bed yeni evlilerin ilk gece yattıkları yatak; nikahın verdiği hak ve vazife. marriage broker para karşılığında çöpçatanlık yapan kimse. marriage certificate evlenme cüzdanı. marriage license nikâh kâğı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evlenecek yaşta, yetişmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. masaj, ovma, ovuşturma; f. masaj yapmak, ovmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın aile reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yetersiz, eksik, az; bereketsiz, mahsulsüz, kuru, yavan, tatsız; zayıf. meagerly z. yetersizce; fena, kusurlu olarak; zayıf halde. meagerness i. zayıf lık; kısırlık, kıtlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahâmil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. aile; ev idaresi, ev işleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabanıl hayvanlar koleksiyonu; yabanıl hayvanların sergilendiği yer, hayvanat bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haber, mesaj; resmi bildiri; peygamberin halka bildirdiği haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. mesken; müş temilatı ile beraber mesken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resmi surette ölçme veya tartma; ölçme ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. orta yaşlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Selin getirip bıraktığı çamurlu toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Anglo Saksonlar’da uzaklık ölçüsü bip-ni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİL) (i A.) (c. emyâl).

1.İğne gibi ince uzun Alet, iğne, ibre.

2.Göze sürme çekmeye mahsus kemikten veya fil dişinden düz Alet.

3.Yarayı sonda etmeye ve içine fitil sokmaya mahsus ucu kunt ince demir Alet: Mil sokmak, mil ile yoklamak.

4.Sivri çelik kalem: Mil ile kazmak.

5.Sivri ve tek, tek dağ veya tepe.

6.Dikilmiş sütun veya sivri taş, dikili taş, nişan taşı.Bir çark veya kürenin, üzerinde döndüğü şiş, mihver: Değirmen mili.Yolun her milinde bir dikilen sivri taş veya ağaç ki, mesafeyi ölçmeye yarar.Bu işaretlerin her ikisi arasındaki mesafe ki, sonra denizde de kullanılmıştır. Mil-i berrî = Kara mili. Mil-i bahrî = Deniz mili; Osmanlı, ingiliz mili. Mil-i coğrafî = Coğrafyada kullanılanı Mil-i Aşırî = Kilometre. Gözüne mil çekmek = Gözünü mil çekerek kör etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milliary. mile. pivot. axle. pin. style. arbor. axle-tree. cannon. gudgeon. pintle. shaft. spindle. stylus. tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axis. pivot. shaft. spindle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an angular unit used in artillery; equal to 1/6400 of a complete revolution a unit of length equal to one thousandth of an inch; used to specify thickness a Cypriot monetary unit equal to one thousandth of a pound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spindle. gudgeon. mandrel. pin. shaft. pivot. axle. axis. crowbar. probe. surgical sound. broach. spid. axle tree. bolt. drill. arbor. rod. pole. bayonet. coak. needle. rammer. spike. trunnion. arm. mile. spindal. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of length equal to one thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of length equal to one thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

U S military sites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One-thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Military.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One thousandth of an inch, the unit of measure often used to quantity bar code printing and scanning dimensions. military.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of paint film thickness, equal to one one-thousandth of an inch. One thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One-thousandth of an inch Equal to 25 4 microns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit used in measuring diameter of a wire or thickness of insulation over a conductor One one-thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One one-thousandth of an inch; the measurement used to gauge the thickness of PVC and rubber pond liners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The top-level domain created for United States military entities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of linear measure equaling a thousandth of an inch, or 0 0254 mm For example, 5 mils is 0 005 inches. one mil is one one-thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One-thousandth of an inch Equal to 25 4 microns. a unit of length equal to one thousandth of an inch; used to specify thickness. a Cypriot monetary unit equal to one thousandth of a pound. a metric unit of volume equal to one thousandth of a liter. an ang

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ميل] şiş. 2.yol işareti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. military.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir pusun binde biri olan tel kalınlığı ölçüsü, 0,00254 cm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mil hesabı ile mesafe; mil başına verilen ücret; yük vagonları için mil hesabı ile verilen kira; A.B.D., k.dili şimdiye ve geleceğe ait değer veya yarar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİLAD) (i. A. «velâdet» ten iz.).

1.Bir kimsenin doğduğu zaman veya gün, Ar. mevlid.

2.Bilhassa Hazret-i İsâ’ nin doğduğu yıl. Kable’l-Mİlâd = isa’nın doğumundan önce, Milâd’dan önce. Bl’de’lMilâd = Milâd’dan sonra.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ميلاد] doğum günü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mîlâdiyye). Hazret-i Isâ’nın doğum yılı bakımından: Milâdî tarih, sene-i Mİlâdiyye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiliz asılzadesi kadın (bu tabir Fransa'da kullanılır); şık giyimli kadın .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. mileage.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gemicilik). Denizcilik, deniz işletmeciliği işi: Eski Finikeliler milâhatta pek ilerlemişlerdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süt veren, sağmal. milch cow sağmal inek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kibar, nazik; yumuşak, zarif; ılımlı; hafif. mildly z. kibarca; biraz. mildness i. nezaket; ılımlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. küf; bitkiler üzerinde yetişen çok zararlı küf; f. küflendirmek; küflenmek, küf bağlamak. mildewy s. küflü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing. botanik). En çok bağlarda görülen bir bitki hastalığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mil, 1609,35 metrelik uzunluk ölçü birimi. milepost i. yol üzerinde mil işareti olan direk. milestone i. kilometre taşı; önemli bir olay, dönüm noktası. geographical mile, nautical mile coğrafya veya deniz mili, 1852 metrelik mesafe ölçüsü. ton mil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. millet). Milletler. (bk.) Millet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ملل] milletler. 2.dinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. millenium

binyıl

Bin yılı içine alan zaman dilimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir millik koşu için eğitilmiş yarış atı veya koşucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. civanperçemi, bot. Achillea millefolium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emlâh).

1.Tuz, Fars. nemek.

2.(kimya) Bir asitle esas denilen bir madenî maddenin kimyada uyuşmasından hâsıl olan tuza benzer madde, tuz.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملحفه] yorgan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. darı tanelerine benzer; tıb. darı tanelerine benzer sivilce veya lekeleri olan (hastalık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhit, çevre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Bir gramın binde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milligram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milligram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Litrenin binde biri, bir santimetre küp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milliliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millilitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milliliter. millilitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). (bk.) Milimetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Metrenin binde biri, santimetrenin onda biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millimeter. millimetre. milimetre milimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Bir mikronun binde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Orduya yardımcı olarak toplanan halk kuvveti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militia. home reserve. territorial reserve. national guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militia. home reserve. territorial reserve. national guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. saldırgan, atak; azimkar, faal; kavgacı, militan. militancy i. saldırganlık; azimkarlık. militantly z. saldırganca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askerlik ruhu, asker zihniyeti; savaşçı siyaset, militarizm; askeri üstünlük. militarist i. militarizm taraftarı. militariza'tion i. askerileştirme. mil- itarize f. askerileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bütün yurt davalarının sadece ordu gücüyle çözülebileceğini esas alan siyasî görüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. askeri; askerliğe veya savaşa ait; ordu veya silâhlı kuvvetler tarafından yapılan; i., the ile silâhlı kuvvetler, ordu. military law askeri hukuk. military police askeri inzibat teşkilâtı; inzibat eri, kıs. MP As. İz. militarily z. askeri bakım

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tesir etmek, ağır basmak. militate against aleyhine etkilemek. militate in favor of lehine etkilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milis; A.B.D. yedek askerler militiaman i. yedek er.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملک] mülk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süt. milk fever tıb. loğusa kadınlarda sütün gelişi ile meydana gelen hafif ateş. milk leg filibit. milk of human kindness insanın tabii şefkati. milk of magnesia İngiliz tuzu karışımı, bir çeşit müshil. milk run (argo) tehlikesiz uçuş (bomba uçaklar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sütünü sağmak; (bir kimseden) almak, çekmek; faydalanmak, kötüye kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatsız ve tesirsiz (şey veya kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mülk sahibi, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Hükümdara ait, şâhâne: Cânib-i Alî-i milk-dârîye.

2.Hâkimiyet, hükümet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cerrahî). Cerrahlara mahsus cımbız ve maşa gibi Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süt sağan kimse veya araç; sağmal hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütçü kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zayıf ve korkak tabiatlı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütümsü özsuyu ve tohumlarında ipek gibi tüydemetleri olan bir bitki, bot. Asclepias.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süt gibi beyaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütotu, bot. Polygala vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süt gibi, süte benzer; sütlü; uysal, yumuşak. Milky Way astr. samanyolu, samanuğrusu, hacılaryolu. milkiness i. süt gibi olma; aşırı uysallık, yumuşak huyluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. değirmende öğütmek, çekmek; değirmenden geçirmek; (paranın kenarını) diş diş yapmak; dövüp köpürtmek (çikolata v.b.); koyun sürüsü gibi birbirine sokularak bir merkez etrafında dönmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmen; el değirmeni; fabrika, imalâthane; makina tertibatı; mengene, cendere. mill hand fabrika işçisi. mill stream değirmeni döndüren akarsu. mill wheel değirmen çarkı veya dolabı. food mill mama mengenesi, meyva presi. go through the mill bü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doların binde biri, sentin onda biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap ciltlerinin yapımında kullanılan kalın karton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmen barajı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekilmiş, öğütülmüş; işlenmiş; çentikli, oluklu, tırtıllı, tırtıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bininci, bin yıla ait; kıyametten evvel barış ve selâmetin hüküm süreceği farzolunan bin yıllık devreye ait; i. bu devrin geleceğine inanan kimse. millenarianism i. bin yıllık barış ve selâmet devresine inanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bin yıla ait; bin yıllık devreye ait; i. bin ylllık devre; bu devrin geleceğine inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bin yıllık devre; kıyametten evvel barış ve selâmetin hüküm süreceği farzolunan bin yıllık devre; bininci yıldönümü; mutluluk devresi. millennial s. bin yıllık devreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. millipede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. denizdanteli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmenci; değirmen makinası; zool. pervane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. binde bir, binde bire ait; i. binde bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mile!).

1.Din, mezhep: Millet-i ibrahim.

2.Bir din ve mezhepte bulunan cemaat: Millet-i islâm.

3.Aynı millî kültüre mensup insanların meydana getirdiği içtimaî topluluk, dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı olan insanların meydana getirdiği sosyal varlık: Türk, Alman, Japon, Rus milletleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nation. people. folk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folks. nation. people. they.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of several cereal and forage grasses which bear an abundance of small roundish grains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common millets of Germany and Southern Europe are Panicum miliaceum, and Setaria Italica. small seed of any of various annual cereal grasses especially Setaria italica French painter of rural scenes any of various small-grained annual cereal and forag

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nation. any specific group of people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bland flavored cereal grass used chiefly for forage in the U S , but as a staple for one-third of the world's population Millet can be boiled and used to make a hot cereal pilaf or ground and used as flour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A field grass cultivated for its grain and hay. a grass cultivated in the United States for forage and in many parts of the Old World for its small edible seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The seeds of a hardy annual grass, millet is eaten as a cereal in Africa and Asia and is used as a source of starch in Russia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A grain grown in many parts of India From its flour thick chappatis are made and eaten mostly by farmers and small town dwellers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gluten free carbohydrate for energy, also has a unique amino acid profile. a tiny, round golden gain that becomes light and fluffy when cooked; popular in India and China. any of various small-grained annual cereal and forage grasses of the genera Panic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

French painter of rural scenes. small seed of any of various annual cereal grasses especially Setaria italica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ملت] din. 2.ulus.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akdarı, bot. Panicum miliaceum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meb’us; halkın oyu ile seçilip Millet Meclisi’nde halkı temsil eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament. deputy. congressman. parliamentarian. representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deputy. mp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament. member of parliament. deputy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

P. member of the Turkish National Assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «millet» ten imen.) (mü. milliyye). Millete ait, millet özelliklerini taşıyan: Millî Adetlerimiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملی] ulusal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national anthem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national anthem. anthem national.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National anthem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) binde bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. milyar, bin milyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mile ait, bir mil gösteren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. miligram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Millî hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mililitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir milimetrenin milyonda biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın şapkacısı. millinery i. kadın şapkaları; kadın şapkacılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmencilik; madeni paranın kenanndaki tırtıllar. milling machine freze makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. milyon; sonsuz büyük sayı; s. bir milyondan ibaret; pek çok. the million ahali, halk. millionth s., i. milyonda bir, milyonuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milyoner, milyon sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırkayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı Arapça bir kelimedir). Millet olma hâli: Herkes milliyetini muhafaza etmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Milliyetini seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Milliyetine düşkün, millî duyguları kuvvetli, milletini seven ve millî gelenekleri siyasî ve fikrî esas olarak kabûl eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مایت پرور] milliyetçi, nasyonalist.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) milliyetçilik, nasyonalizm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مليه] ulusal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmen havuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suyu değirmen çarkına nakleden kanal, değirmen deresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmen taşı; engel, yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.değirmen yapan veya tamir eden adam, değirmenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İngiliz asilzadesi (bu tabir Fransa'da kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekingen kimse, korkak adam, sümsük adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. erkek balığın menisi; f. bununla balık yumurtalarını aşılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üreme mevsiminde erkek balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.) (Fr. milliard). Bin milyon: 1.000.000.000.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milliard. billion. gillion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billion. milliard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billion. milliard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Zenginliği milyarlarla ölçülen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billionaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billionaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.) (Fr. million). Bin kere bin: 1.000.000 lira.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

million.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

million.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Zenginliği milyonlarla ölçülen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millionaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millionaire. millionnaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kaşık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. darbedilen para; para basma ücreti; paraya basılan damga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. serap, ılgım, yalgın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk düşürme, düşük; işin boşa çıkması, işin ters gitmesi, başarısızlık; yanlış yere sevketme. miscarriage of justice adli hata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü idare etmek, idare edememek. mismanagement i. kötü idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.uygunsuz ve mutsuz evlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanlış kullanılış; fena muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotomontaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. mortgage

tic. tutulu satış > tutsat

Bir taşınmazın ipotek edilmek suretiyle uzun vadeli krediyle satın alınması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., huk. ipotek, gayri menkul rehni; f. bir bina veya mülkü ipotek etmek. mortgagee i. ipotekli alacak sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suç tespiti için kalıp veya iz alma; mulaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zamk; bitkilerden sızan yapışkan sıvı. mucilaginous s. erimiş zamk türünden, zamklı, zamk gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Savcılık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Temin edilmiş, sağlanmış, emniyete alınmış. -Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «heml» den If.) (mü. mühmile). İhmal eden, bakmayan, ehemmiyet vermeyen, ihmalci.MÜHRE

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok zengin kimse, mültimilyoner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok safhalı; kısım kısım ateşlenen (roket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜMİLL) (I. A. «melâl» den İf.) (mü. mümllle). Usandıran, bıktıran, bıkkınlık veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şümûl» dan if.) (mü. müştemile). Iştimâl eden, saran, kavrayan: Birçok araziyi müştemil bir çiftlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜŞTEMELAT) (bk.) Müştemilât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annexe. annexes. outhouses. appurtenances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auxiliary buildings. appurtenance. annex. appurtenances. fixture. outbuilding. outhouse. accessory. dependencies. dependency. outhouses. outlying building. quasi personality. pertinents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cemâl» den if.) (mü. mütecemmile). Bezenmiş, donanmış, süslenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «emel» den if.) (mü. müteemmile). Teemmül eden, düşünen, dalgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hami» den lf.) (mü. mütehammile).

1.Tahammül eden, çeken, yüklenebilen, dayanabilen: Bu direk o kadar ağırlığa mütehammil değildir.

2.(denizcilik) Mütehammil su hattı = Geminin son derecedeki yükle çektiği su derecesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enduring. patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kemâl» den İf.). Tekâmül etmiş, gelişmiş, olgunlaşmış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeye sarılmış sargılanmış. 2.Kur’an-ı Kerim’de bir sure adı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشتملات] eklentiler, ek yapılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحمل] dayanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متکامل] olgun, tam, gelişmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-GAH) (i. F ).

1.Vakitsiz, münasip vakitte olmayan.

2.Ansız, ansızın. Agâh ve nâgâh = Vakitli vakitsiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-GEH) (I. F.) (bk.) NAgâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-GEHAN) (i. F.). Ansız, ansızın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناگهان] ansızın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ansızın, birdenbire.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). iyice boğazlanmamış, yarı kesilmiş olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rüşte ermemiş olma; küçüklük, çocukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) doksanlık, doksan yaşına gelmiş; (i.) doksan yaşında kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. sahne arkası; s. sahne arkasındaki, görünmeyen; z. sahne arkasına, sahne arkasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to continue. to go on. to perpetuate. to be usual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to continue. to go on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, -gri) yaban eşeği, zool. Equus onager; ask. mancınık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yetimhane, öksüzler yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balık kartalı, zool. Pandion haliaetus; ötleği, kuzu kartalı, zool. Gypaetus barbatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zulüm; rezalet; namusa tecavüz; hakaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fena surette bozmak, kötü davranmak; sövüp saymak; tecavüzde bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok çirkin, pek fena; edebe aykırı; pek insafsız. outrageously z. fazlasıyle; taşkınca; rezilce. out rageousness i. rezalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paket, bohça; paket etme; denk balama; ambalaj ücreti; denk sandığı; ünite. package deal takımı ile alışveriş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. iç oğlanı; resmi kıyafetli el ulağı, otel garsonu; uşak; f. hoparlör ile çağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sayfa; matb. bir sayfalık dizgi; kaydetmeye değer bir olay; f. kitap sayfalarını numaralamak; matb. sayfa halinde dizmek. page through kitabı okumadan sayfalarını çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alay, tören; gösteri, temsili tören; nümayiş; debdebe, tantana. pageantry i. debdebeli tören veya gösteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. askeri niteliği olan fakat orduya bağlı olmayan (kuruluş, örgüt).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçme, gitme; yol, tarik; boğaz, geçit; pasaj; yolculuk, seyahat; geçiş hakkı, müruriye; koridor, dehliz; bent, parça, paragraf, fıkra; bir tasarının kabul edilip yürürlüğe girmesi; bağırsakların işlemesi. passage money navlun, yol parası. passage w

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evin erkeği, aile reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., asılzadelik; asılzadeler sınıfı; asılzadelerin nesep kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. memeli hayvanların kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kulluk, kölelik, borcunu ödemek için esir gibi çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzde yüzdelik, yüzde hesabına göre oran; kısım, nispet; k.dili kâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazı ve konuşmada lâubalilik önemsemeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şahsiyet, önemli kişi, muhim şahsiyet; sahnede canlandırılan şahsiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yağma, çapulculuk, talan; çapul malı, ganimet; f. talan etmek, yağma etmek, soymak, ganimet olarak almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu yazılım, fotoğrafları, hareketli görüntüleri ve sesleri dosyalamak ve düzenlemek için kullanılabilir. Çok kolay kullanıma sahiptir. Ciddi ve eğlenceli özelliklerin yanı sıra bir çok görüntü geçişi olanağı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuşun bütün tüyleri; süslü elbise, süs .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., A.B.D., Kan taşıma, nakletme; karadan kayık nakliyatı; nakliyat yolu; nakliye, hamaliye, hamallık; f. kayık nakletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posta ücreti. postage due eksik ödenmiş posta ücreti; taksalı. postage due stamp taksa pulu. postage meter posta metresi. postage stamp posta pulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. koyu çorba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türlü yemeği; sebze çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahipsiz hayvanların belediyece korunduğu yerden çıkarılma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sterlin başına alınan komisyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıyametten evvel gelecek bin seneden önce. premillennialism i. Hazreti İsa'nın kıyametten önceki bin seneden evvel geleceği öğretisi. premillenialist, premillenarian i. bu inanca bağlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden tartıp paketlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. geleceği bildiren belirti; önsezi; f. olacağı önceden söylemek veya göstermek; kehanet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemiye yükletilen mallara iyi bakılsın diye eskiden gemicilere ve süvariye verilen para; kaptan aidatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğrencilik, talebelik devresi; huk. küçük olma hali, vesayet altında bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. kırk yaşında (kimse), kırk ile elli yaşları ara- sında (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç ayda bir verilen ücret veya ödeme; kışla, karargâh; mesken bulma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. elli yaşında, elli yaşlarında olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şiddetli öfke, gazap, hiddet, köpürme; coşku, heyecan; moda, çok rağbet gören sey; f. çok öfkelenmek, hiddetlenmek, köpürmek, tepesi atmak, çok şiddetle meydana gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. öfkelenmek, köpürmek; saldırmak; i. saldırı; şiddetli öfke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saldırgan, öfkeli, kızgın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) tahrip etmek, harap etmek; (i.) harap etme; harabiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) miyar, belirteç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Remi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalize. officialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Resmi olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremoniousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaba madde; çok selülozlu yiyecek maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. altüst edip aramak; dikkatle araştırmak; i. araştırma, altüst ederek arama. rummage out araştırarak bulmak. rummage sale yoksulların yararına ufak tefek eşya satışı; elde kalan malların satışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olağan, bayağı, alelade, sıradan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., Fr. sabotaj, baltalama; f. sabotaj yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adaçayı. garden sage adaçayı, bot. Salvia officinalis. scarlet sage ateş çiçeği. wood sage, wild sage yabanı adaçayı, bot. Salvia sylvestris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hikmet sahibi, ağırbaşlı; akıllı; i. bilge, hikmet sahibi kimse; yaşını başını almış akıllı adam, filozof. sagely z. bilgece, hakimane, dirayetle. sageness i. bilgelik, hikmet sahibi oluş, dirayetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D'ne mahsus bir çeşit kokulu çalı, bot. Artemisia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kurtarılan mal; deniz kazasından veya yangından kurtarılan mal; deniz kazasından veya yangından kurtarma ücreti; sigortalı eşyanın yangından kurtulması veya bunların satışıyle temin edilen gelir; f. (eşya) kurtarmak. salvageable s. ka zadan kurta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şumûl» den if.) (mü. Şâmile).

1.Şumûlu olan, içine alan.

2.Umuma ait, umumî.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شامل] kapsayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şümulü bulunan, içine alan, kaplayan, havi. Ünlü Kafkas Türk liderlerinden Dağıstan aslanı Şeyh Şamil.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kapsamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şamil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow intimate. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaffectedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candour. intimacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.. sucuk, sosis. sausage balloon sucuk şeklinde balon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. vahşi, yabani, medeniyet görmemiş; canavar ruhlu, yırtıcı, zalim: i. medeniyet görmemiş kimse; vahşi adam; zalim ve canavar ruhlu kimse; f. vahşice saldırmak. savagely z. vahşicesine. savageness i. yabanilik vahşet. savagery, savagism i. yaba

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bıçkıhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşkıran çiçeği, bot. Saxifraga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekme payı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çarpışma; futbol topunu ilerletmek için hücum, saldırış; f., spor hücum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng., bak. scrimmage

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. derebeylik devrinde şövalyelerden askerlik hizmeti yerine alınan vergi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kumaş kenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Artmış, artık kalan şey.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarımay şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنه< ميلادیه] miladî yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yetmişle yetmiş dokuz yaşları arasında kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Iağım pisliği. sewage disposal lağım pisliğini yok etme veya kullanılır hale koyma sistemi, lağım boşaltma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanalizasyon; lağım pisliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) altmışa ait; (i.) altmış ile yetmiş yaşları arasındaki kimse, altmışlık kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) altmış, altmışar; altmış yaşındaki; (i.) altmışlık kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) altmış sayısına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksiklik, açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siloda muhafaza olunan hayvan yemi, yeşillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i. benzer, müşabih, bir birine yakın; geom. şekilde aynı olan; i. benzeyen şey. similarity i. benzeyiş, benzerlik. similarly z. bunun gibi, aynı, aynı şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kon., san. teşbih, temsil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. benzerlik, müşabehet; teşbih, mesel, suret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayış mesafesi; hakiki ile farzedilen hız arasındaki kayma neticesi meydana gelen fark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani kereviz, bot. Apium graveolens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saparna, bot. Smilax.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gülümsemek, tebessüm etmek; (upon ile) uygun düşürmek, tasvip etmek, onamak; gülmek; gülümseyerek ifade etmek; i. gülümseme, tebessüm; lütuf; neşe. smilingly z. gülümseyerek. smilingness i. tebessüm, gülümseyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ıslatma, ıslanma; ıslatılan şeyin çektiği sıvı miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda belirli bir meblâğ veya hizmete bedel olarak bir mülkü tasarruf hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeşillik, yeşil ot (yem olarak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’den müzik dosya yönetim uygulaması yazılımı. Yazılım kullanıcıların müzik dosyalarını bilgisayara indirmesini ve popüler WALKMAN® ailesi gibi birden çok dijital müzik oynatıcıya aktarmasına olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dökülmüş şey, döküntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahne; tiyatro, sahne hayatı, tiyatroculuk; meydan; yolculuğun bir kısmı, bir günlük mesafe; merhale, menzil; safha; mertebe, devre; suyun yükseliş derecesi; bir binanın yatay kesiti, kat; mikroskopta bakılacak cismin konulduğu raf; uzay roketinin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sahneye koymak; temsil etmek; yürütmek, idare etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posta arabası, menzil arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyes yazma veya sahneye koyma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahne görevlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok tecrübeli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aktörlük hevesine tamamen kapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. stagy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahneye yakışır, aktörce stagily z sahneye yakışır şekilde staginess i. sahneye yakışır tarz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalma; çalınan maldan ileri gelen zarar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güverte yolculan için kasara altı, en ucuz tarifeyle yolculuk edenlere mahsus salon ve kamaralar; dümen kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. geminin dümen dinlemesi için gerekli asgari hız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkama; durdurma, kesme; maaşa haciz koyma; stopaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. depoya koyma veya doldurma; depolama; ardiyede muhafaza etme; depo; ardiye ücreti; kompütörde bilgi saklama kısmı. storage battery akümülator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istif etme; istif yeri; istif harcı; istif olunan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kerestelik ağaçlar; ağaçları kesme hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acente yardımcısı; ikinci mümessil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. altfamilya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوداگر] tüccar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oy kullanma hakkı; oy kullanma; tasvip tasdik onay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınların oy kullanma hakkını savunan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suyun bıraktığı çamur, mil; kir, pislik; cüruf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. üst familya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. madeni eşyaya çekiçle vurarak biçim vermekte kullanılan kalıp; f. böyle bir kalıpla şekil vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAHMİL) (i. A. «hami» den).

1.Yükletme, hamletme.

2.Ihâle etme: Bu işi de ona tahmil ettiler.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تحميل] yükleme. 2.sorumluluk verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski İngiltere'de bir çeşit vergi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispinoza benzer parlak tüylü ve Amerika'ya mahsus bir çeşit kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havuz veya depoya doldurma; havuz doldurma ücreti; havuz veya depo istiap hacmi; mezbaha artıkları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Süs, tezyin.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

İng. teenage

ergenlik

Cinsel organların fizyolojik gelişmesiyle başlayan, büluğa ermişlikle yetişkinlik arasındaki dönem.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. on üç, ile on dokuz yaşlar arasındaki devreye ait. teenager i. on üç ile on dokuz yaşlar arasındaki kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. teenager

ergen

Döl verebilecek duruma gelmiş olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mehl» den). Mühlet verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all. the whole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکميل] tamamlama. 2.bütün, tüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kemale erdirme. Bitirme, bitirilme, tamamlanma, tamamlama. Tam, eksiksizce, bütün, hep.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kemâl» den) (c. tekmîlât).

1.Olgunlaştırma, kemâle erdirme.

2.Bitirme, sona erdirme, tamamlama: Bazı işlerini tekmil etti. Tekmil-i sülüseyn = Otuzu doldurarak, tam Otuz hesap ederek (eskiden hilâl görülemediği vakit Arafeî 3yi tüm otuz gün hesap etmek hakkında kullanılırdı); HiUİ go’rülemediği takdirde tekmîl-i sülüseyn ile falan gün bayram olacaktır.

3.Bütün, hep, tamamı: Tekmil Alem bilir; tekmil işlerimiz böyledir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکمله] ek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tekmil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complete. to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embracing. including. sperading. extending. making sth available to. making liable to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.) (tar.) baron veya asılzadenin bölgesi, baronluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tonmil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ton olarak bir geminin taşıma kabiliyeti, istiap haddi, tonaj, tonilato; gemideki yükün ağırlığı; bir memleketin bütün gemilerinin tonajı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demiryolu rayları; başka kumpanyanın demiryolunu kullanma hakkı; bu hakkı kullanmak için verilen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trajedi yazarı veya aktörü. tragedienne' i trajedi aktrisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. facia, trajedi; felâket, korkunç olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demiryolu seferlerinin hesap birimi olan tren mili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayak değirmeni; sıkıcı ve monoton iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük nakletme bedeli; el arabası veya kamyon ile yük taşıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tonnage.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vasilik, vesayet; vasi idaresi altında olma; eğitim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fıçıdaki boş kalan kısım; çuvaldan zayolan kısım (un), fire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gücenme, alınma; gölge yapan şey (ağaç). give umbrage gücendirmek. take umbrage gücenmek, hatırı kalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gölgelik, gölgeli; alıngan, kuşkulu, şüpheli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

genelleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kafesten çıkarmak, serbest bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zarar görmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belirli yaşa gelmemiş; olgunlaşmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapıyı tutan iskelet; hav. iniş takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayal kırıklığına uğramamış, cesareti kırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .alışılmamış, mutat olmayan; yabancı, iyi bilinmeyen, aşina olmayan. unfamiliarity i. alışkın olmayış; bilinenlerden olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idaresi güç, idare edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., f. sahnenin arka kısmmdaki; z. sahnenin arka kısmında, sahnenin arka kısmına doğru; f. seyircilere arkasını döndürmek (bir aktörün diğerini); dikkati kendine çekerek başkasının rolünü çalmak; k.dili. kibirli davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kullanış, kullanma; muamele; örf ve adet, adet, usul. correct usage doğru kullanış, yerinde kullanma. customary usage adet. hard usage, rough usage aralıksız kullanma, kötü kullanış. contrary to the best usage en uygun kullanıma aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstünlük; (tenis) düsten sonra gelen puvan. avantaj vantage ground üstünlük sağlayan alan. coign of vantage iş veya gözleme elverişli yer veya saha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir hat üzerinde gidip gelerek hareket eden: Bu rende makinesinin varagelesi pek muntazam. Varagele halatı = Sandal ve kayığı gemiden sahile ve sahilden gemiye veya bir nehirde iki kıyı arasında çekmeye yarayan halat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boat which is propelled by a guess-rope. l train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guess-rope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir hat üzerinde hareket etmek üzere yapılmış: Varageleli tahlisiye sepetleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük delik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. laf kalabalığı; şişirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakikat gibi görünen; muhtemel; umulur beklenir. verisimilarly z. muhtemelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gerçeğe benzeyiş; ihtimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. al renk, parlak kırmızı; zincifre, sülüğen; s. al; f. zincifre veya sülüğen sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papazın görevi veya evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çevre, yöre, havali; komşuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köy; köy halkı villager i. köylü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. bağ bozumu; bir mevsimin bağ mahsulü; bir mevsimde çıkarılan şarap; s. iyi mevsimden (şarap); kaliteli; eski, iyi, seçkin; modası geçmiş. vintage year kaliteli şarabın elde edildiği yıl; başarılı sene. vintager i. üzüm toplayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüz, surat, çehre, sima; görünüş. visaged s. yüzlü, çehreli; görünüşlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. voltaj, gerilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yolculuk; deniz yolculuğu, seyahat; f. yolculuk etmek. on the voyage out gemiyle dışarı gidişte. on the voyage home memlekete dönüşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (Kanada) kürk ticaretinde nehirlerde sandal işleten gemici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (mücadele, münakaşa, savaş) devam etmek, sürdürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ücret, maaş. wages i. ücret; karşılık. wage earner, wageworker i. işçi, ücretli işçi. living wage geçimi temin edecek maaş. wage scale barem. The wages of sin is death. Günahın kefareti ölümdür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bahis, bahis tutuşma; f. bahis tutuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşıma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarfiyat; lüzumsuz sarfiyat, israf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iskelenin yük boşaltma veya depolama için kullanılması; iskele ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hızlı giden bir şeyin meydana getirdiği rüzgâr; rüzgâr etkisiyle yön değişmesi (mermi); tüfek namlusu ile mermi arasındaki çap farkı; den. geminin rüzgâra maruz kalan yüzeyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeldeğirmeni. fight windmills hayali haksızlıklarla mücadele etmek, donkişotluk yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Anglosaksonlarda danışma kurulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kelime sayısı, kelimelerin toplamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enkaz, yıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یغماگر] yağmacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarda ölçüsüyle uzunluk; davarın demiryolu istasyonunda bekletilme ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Yirmi parçadan mürekkep veya yirmi benek vesairesi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.).

1.Yirmi lira kıymetinde veya yirmi kilo vesaire ağırlığında yahut yirmi metre vesaire boyunda olan.

2.Yirmi yaşında: Yirmilik bir adam.


Türkçe Sözlük by