Mim ne demek? | Mim anlamı nedir? | Mim

Mim anlamı nedir?

Mim ne demek?

Mim anlamı nedir?

Mim | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).

1.M harfinin Arap alfabesindeki ismi. 2.Alâmet, işaret: Deftere mim koymak.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق ذميمه] kötü huy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umum» dan smüş.) (mü. amîme). Umuma ait, umumî, Am: Amîm ül ihsan: İhsanı umuma ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عميم] yaygın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عن صميم القلب] içtenlikle, canügönülden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplumca lekelenmiş kadınlar ve bunların mensup oldukları alem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interior decorator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Mİ’MAR) (i. A. «umrân» dan). Binaların projesini yapan ve inşaata nezaret eden mühendis: Mimar Sinan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

architect. master builder. builder. surveyor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

architect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

architect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİMARİ) (i. A.) (mü. mîmâriyye).

1.Mimarlığa ait.

2.Mimarlık ilim ve bilgisi. Usûl-i mîmâriyye = Mimarlığın çeşitli ekolleri, Fr. style.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mimarlık hakkı, bir bina inşası için mimara verilen ücret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Mimar sıfatı.

2.Mimarî ilmi: Mimarlıkta mahareti vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

architecture. architectonics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

architecture. being an architect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

architecture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. pandomimci; pandomima; eski zamanın taklitçilik komedyası; taklitçi komedyen; f. taklidini yapmak; mimik ve hareketlerle rol oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir çeşit balmumlu kâğıtla işleyen teksir makinası; f. bu makina ile teksir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. benzetme, taklit; biyol. benzeme, renk ve biçimine girme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taklide ait, taklit kabilinden, taklitçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mîmlyye). Mim harfine ait veya içinde bu harf bulunan. Masdar-ı mimi = Arapça’da başında «mîm» bulunan masdar, mimli masdar: Medhal, meymenet gibi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. taklit eden; i. taklitçi; taklit; f. taklidini yapmak; taklit etmek, kopya etmek; zool. benzemek. mimicry i. taklitçilik; biyol. benzeme, renk ve biçimine girme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yüz ifadesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin İyi yolda olmadığını işaret etmek: Zabıta, bu adamı bir kapıyı kurcalarken yakaladığı için artık mimledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İyi yolda olmadığı işaret olunmak: Mektebe gitmediği için mimlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi yolda olmadığı işaret edilmiş olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mimoza, küstümotu, bot. Mimosa pudica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. botanik). Baklagillerden, bir süs bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mimosa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acacia. delicate bloom. mimosa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Lat.) (Kadın İsmi) - Baklagillerden ince ve san yapraklı çiçek açan bir cins süs bitkisi, küstümotu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umûm» dan if.). Yaygın, umumileşmiş, yayılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «temâm» dan if.) (mü. mütemmime).

1.Bitiren, Osm. itmâm ve ikmâl eden.

2.(matematik, geometride). Zâviye-i mütemmime = Bir yay veya açı 180 dereceye varmak için eklenmesi icab eden yay veya eçı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complementary. supplementary. additional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعمم] yaygın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متمم] tamamlayıcı. 2.tümleç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nemâim). Nemmâmlık, kovculuk, dedikoduculuk, çekiştiricilik, gıybetçilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nemâim). Nemmâmlık, kovculuk, dedikoduculuk, çekiştiricilik, gıybetçilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kovcu, nemmâm, gammâz, dedikodusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kovcu, nemmâm, gammaz, dedikodusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumb show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mime. pantomime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pantomime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumb show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mime. pantomime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pantomime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Konuşmasız, sessiz ve yalnız işaretlerle oynanılan tiyatro oyunu. Pandomima oynamak — mec. Dil bilmeyip de sadece el, kol işaretiyle meram anlatmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. pandomima; f. pandomima oynamak. pantomimic(al) s. pandomima kabilinden. pantomimist i. pandomima oyuncusu, pandomimci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. remîme) (tıp). Çürümüş, bozuk (kemik).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bir şeyin merkezi, içi, asli kısmı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Her şeyin içi, göbeği, merkezi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صميمانه] içtenlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Samim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SAMİMİ) (i. A.) (mü. samîmlyye). Yüreğin içinden gelen, kalbten, içten, candan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincere. cordial. genuine. intimate. familiar. friendly. heart-to-heart. warm. candid. childlike. chummy. companionable. devout. earnest. folksy. forthright. frank. free. freehearted. heart-whole. heartfelt. jannock. near. open-armed. openhearted. ou.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincere. cordial. genuine. intimate. familiar. friendly. heart-to-heart. warm. candid. childlike. chummy. companionable. devout. earnest. folksy. forthright. frank. free. freehearted. heart-whole. heartfelt. jannock. near. open-armed. openhearted. ou. ami

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. genuine. sincere. heartfelt. intimate. candid. cheek by jowl. childlike. chummy. cordial. cosy. cozy. plain dealer. earnest. guileless. hail fellow well met. heart- to-heart. heart to heart. hearty. outspoken. thick. true. unaffected. unreserved. w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صميمی] içten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow intimate. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaffectedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candour. intimacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Samimilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincerity. terms. bona fides. cordiality. sincereness. familiarity. camaraderie. candor. candour. earnestness. frankness. friendliness. heartiness. intimacy. outspokennes. unaffectedness. warmth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability. candour. sincerity. cordiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversance. sincerity. truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صميميت] içtenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincerely. cordially. dearly. in good faith. bona fide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincerely. truly içtenlikle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincerely. candidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insincere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insincere. formal. reserved. distant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal. reserved. stiff. distant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insincerity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality. reserve. stiffness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemm»den smüş.) (mü. şemîme). İyi kokan, güzel kokulu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شميم] güzel koku. 2.güzel kokulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzel kokan, güzel kokulu, güzel koku.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzel kokulu şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umûm» dan masdar). Bir işi hususîlikten çıkarıp genişletme, yayma, umumîleştirme; genelge (uyd. k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular genelge. sirküler. generalization genelleme. written general order. circular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular. circular letter. generalizing. generalization. making sth generally known. diffusing. circularization. circular order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Umuma ait olacak şekilde yayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ) (c, tasmîmât). Kesin şekilde kararlaştırma

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصميم] kesin karar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karar almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصميمات] kesin kararlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعميم] genelleştirme. 2.genelge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعميما] genelleştirerek. 2.genelge ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعميم] genelleştirme, yayma. 2.genelleştirilme, yayılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Nazar boncuğu, nazarlık. 2.Beşinci Fatımî halifesi el-Aziz’in kardeşinin adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nazar boncuğu, nazarlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A ), Tamir etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترميم] onarma, onarım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

onarılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

onarmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تریمات] onarımlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Zehirleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemm» den). Koklatılma, koklatma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تسميم] zehirleme. 2.zehirlenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zehirlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zehirlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tamâm» dan). Tamamlama, bitirme, Ar. ikmâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zamâim). Eklenmiş şey, sonradan katılmış kısım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضميمه] ek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضميمة] ek olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zemm»den smüş.) (mü. zemîme). Kötülemeye lâyık, beğenilmeyecek, Ar. mezmûm, mâyûb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذميم] kötü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zemâim). Kötülenmiş şey, kötü yaradılış, haslet veya iş.

Türkçe Sözlük by