Mina ne demek? | Mina anlamı nedir? | Mina

Mina anlamı nedir?

Mina ne demek?

Mina anlamı nedir?

Mina | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.). Liman, iskele, Fars. bender.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİNA) (I. F.).

1.Şişe, cam, billûr, sırça. (bk.) Mine. Minâ-fâm = Cam renginde, mavi, lâcivert. Kubbe-i mînâ-fâm = Sema, gökyüzü.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مينا] mine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Asya ve Yunan ağırlığı (bir kilo civarında); eski Asya ve Yunan para miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Camın ana maddesi. 2.Liman, iskele. 3.Gökyüzü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) çok kötü, iğrenç, nefret uyandıran abominable snowman (bak) yeti abominably (z) çok fena bir şekilde, berbat olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) son derece iğrenç kabul etmek, istikrah etmek, nefret etmek abomina'tion (i) iğrenme, istikrah, nefret; iğrenç veya menfur şey; kötülüğe sebep olan herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). açmak; (s). ucu uzun ve sivri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alüminyum oksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denote. imply. mean. signify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Initial Margin)

Vadeli işlem sözleşmesinde uzun veya kısa pozisyonalan yatırımcının pozisyon açarken yatırması gereken teminattır.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاتأمينات] güvencesiz, teminatsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). yel (gaz) çıkarıcı; (i). karın ağrısı geçiren ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars) (Kadın İsmi) 1.Süzerek bakma, bakış. 2.Nazlı nazlı bakan göz. 3.Güzel gözlü sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Clear Luminance Parazit Azaltma, daha yüksek çözünürlükte daha net, daha temiz görüntüler sağlayan bir dijital fotoğrafçılık özelliğidir. Parlak ışık altında çekilen görüntüleri geliştirmek için bir filtre kullanır. Bu işlev, resimdeki ayrıntılarla karıştırılabilecek parazitleri önleyerek resimin yüksek aydınlatmalı kısımlarındaki ayrıntıları geliştirir. Geleneksel parazit giderme sistemlerinin aksine, paraziti, görüntü ayrıntılarını etkilemeden bastırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bulaştırmak; geçirmek (hastalık, mikrop, pislik); lekelemek, kirletmek. contamina tion (i). bulaştırma; pislik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). suçlu, mücrim, kanuna karşı gelen, kabahatli; müthiş; fahiş ; cani; cezai cinai, ağır cezaya ait; (i). suç işlemiş kimse. criminal assault ırza tecavüz; tecavüz. criminal code ceza kanunu. criminal conversation zina. criminal court ağır ceza

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suçluluk, mücrimlik; suç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). itham etmek, suçlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). neticelenmek, bitmek, sona ermek; en yüksek noktaya varmak, doruğuna yükselmek. culmina'tion (i). netice, son, bitme; en yüksek nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (kim). bir bileşikten amino gurubunu çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir cisim veya bölgeyi zararlı kimyasal maddelerden arıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). isim koymak, ad vermek, demek, nam vermek; tefrik etmek, ayırmak, belirtmek, göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). isimlenlendirme, ad verme; isim, unvan; sınıf, mezhep; belli bir öIçü birimi. denominational (s). isme ait; mezheplere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). ad veren, tesmiye eden; (gram). isim veya sıfattan türemiş; (i)., (gram). isim veya sıfattan türemiş fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). payda, bir sayının kaça bölündüğünü gösteren rakam. Ieast common denominator (bak). Ieast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. matematik). Denklemlerin çözümlerini kolayca bulmaya yarayan matematik tablosu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serving to determine or limit; determinative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which serves to determine; that which causes determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sum of a series of products of several numbers, these products being formed according to certain specified laws A mark or attribute, attached to the subject or predicate, narrowing the extent of both, but rendering them more definite and precise. a de

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any factor, whether event, characteristic, or other definable entity, that brings about change in a health condition, or in other defined characteristics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any factor, event, characteristic, or other definable entity that brings about change in a health condition or other defined characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any definable factor that effects a change in a health condition or other characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The attribute on the left-hand side of the arrow in a functional dependency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The attribute on the left-hand side of the arrow in a functional dependency. risk factors that include exposure level and influences probability of cumulative exposures, peak or remote exposures, recent or lagged exposures according to duration, place, en

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tayin eden, tarif eden; hükmeden, galebe çalan; (i). etkileyen veya tayin eden şey; (mat). determinant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détermination

fel. belirlenim

Bir kavramın anlamının, içeriğinin, yapısının veya sınırlarının tam olarak belirlenmesi işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). belirli, muayyen, hudutlu, mahdut, kesin, kati; kararlaşmış, mukarrer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). azim, sebat, metanet, inat, kararlı oluş; hüküm, tespit, tayin; niyet, kasıt; sınırlama, tahdit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tahdit eden, tayin eden, tahsis eden; (i). tayin eden şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, tefrik etmek, temyiz etmek, fark etmek, fark görmek, farkına varmak; fark gözetmek, ayrı tutmak, ayırım yapmak; bir kimse veya bir şeye karşı aleyhte hareket etmek. discriminately (z). tedbirle, muhakeme ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). fark eden, ayıran, tefrikeden; zevk sahibi olan, anlayarak takdir eden, görüş sahibi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aleyhte davranma; ayırım, tefrik, temyiz; ince farkları görebilme kabiliyeti, zevk sahibi oluş; fark gözetme, ayırım yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ince farkları görebilen, fark gözeten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aleyhte davranan ile ilgili; ayırt edebilme kabiliyeti ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). saçmak, yaymak, neşretmek; geçirmek, sirayet ettirmek dis- semina'tion (i). neşir, saçma, saçılma; geçme, sirayet..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hakimiyet, salahiyet, tahakküm, üstünlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikide dizinin durak perdesinden sonra en mühim perdesi. T. güçlü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dominante

baskın

Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dominant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ruling; governing; prevailing; controlling; predominant; as, the dominant party, church, spirit, power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fifth tone of the scale; thus G is the dominant of C, A of D, and so on. the fifth note of the diatonic scale exercising influence or control; 'television plays a dominant role in molding public opinion'; 'the dominant partner in the marriage' of gene

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the fifth note of the diatonic scale. exercising influence or control; 'television plays a dominant role in molding public opinion'; 'the dominant partner in the marriage'. of genes; producing the same phenotype whether its allele is identical or dissimil

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a series of terms applied to the phenotypic effect of a particular allele in reference to another allele with respect to a given trait An allele 'A' is said to be dominant with respect to the allele 'a' if the A/A homozygote and the A/a heterozygot

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A relative term describing the relationship of one allele to a second at the same locus when an animal heterozygous for these alleles expresses the same phenotype as an animal homozygous for the first allele The second allele of the pair is considered rec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chord based on the fifth degree of the diatonic scale being used A dominant usually resolves to the tonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fifth degree of the major or minor scale Also, the term for the triad built on the fifth degree, labelled V in harmonic analysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fifth note of the diatonic scale This applies tomajor and minonr keys The dominant note in the key of C is G, for example.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a series of terms applied to the phenotypic effect of a particular allele in reference to another allele with respect to a given trait An allele 'A' is said to be dominant with respect to the allele 'a' if the A/A homozygote and the A/a heterozygot

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An allele is said to be dominant if it expresses its phenotype even in the presence of a recessive allele See Allele, Phenotype, Recessive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An allele that is almost always expressed, even if only one copy is present See also: gene, genome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gene that almost always results in a specific physical characteristic even though the patient's genome possesses only one copy With a dominant gene, the chance of passing on the gene, which may cause a condition or disease, to children is 50-50 in each

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The extent to which a gene is expressed; dominant indicates that it is expressed a lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A heritable character possessed by one parent of a hybrid which, when pure, will express itself in the hybrid to the apparent exclusion of the opposite or recessive character in the other parent Also a species that comprises the majority of biota in an ec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Trees with crowns extending above the general level of the canopy and receiving full light from above and partly from the side; taller than the average trees in the stand with crowns well developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An allele or phenotype that is expressed in either the homozygous or the heterozygous state. a trait governed by an allele that can be expressed in the presence of another, different allele Dominant alleles prevent the expression of recessive alleles in h

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Those conditions that are expressed in heterozygotes, ie, individuals with 1 copy of the mutant gene and 1 copy of the normal allele; refers to phenotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alleles that determine the phenotype displayed in a heterozygote with another allele.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fifth degree of the scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fifth degree of the major or minor scale Also, the term for the triad built on the fifth degree, labelled V in harmonic analysis A dominant usually resolves to the tonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Trees with well developed crowns which are above the canopy and receive direct sunlight from above and partially from the side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An allele that is almost always expressed, even if only one copy is present Source : Human Genome Project Information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fifth note of a diatonic scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dominantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., biyol başat özellik; (müz). sol notası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., hakim, mütehakkim, idare eden, yöneten, galip, tesirli, nüfuzlu; (müz). bir gamda sol notasına ait, dominant; (biyol). başat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hakim olmak, tahakküm etmek, idaresi altına almak; üstün olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hükmetme, istibdat, idaresi altına alma; idaresi altında olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kadınımsı, erkekçe davranışları olmayan. effeminscy (i). kadınca davranış, erkekçe olmayan tavır. effemi nately (s). kadın gibi, kadınca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. élimination

eleme

Elemek işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çıkarmak, ihraç etmek, hariç tutmak, atmak, bertaraf etmek. elimina'tion i. çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sınav, imtihan, yoklama, muayene, teftiş, tetkik; (huk.) sorgu. examination paper imtihan kâğıdı. give an examination imtihan etmek, sınav yapmak. pass an examination imtihan vermek, sınavı geçmek. postmortem examination otopsi. take an examination i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). imha etmek,yok etmek kökünü kazımak, bitirmek. extermina'tion (i). imha, izale. exter'minator (i). (fare böcek) imha eden ilâç veya şâhıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i gürlemek, top gibi patlamak; ateş puskurtmek; patlatmak; Iânet okumak; i, kim fulminat asidinin tozu inisyal patlayıcı madde fulmina'tion i pat lama; ateş puskürme, gürleme; Iânet okuma ful'minator'y s gürleyen, dehşet saçan; Iânet okuyan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bid bond. provisional cover. provisional bond. caution money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çift olmak. gemina'tion i. çift yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çift olarak bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gök.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tohum veya mikrop kabilinden; oluşum safhasında (madde veya fikir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. filiz vermek, sürmek, filizlenmek; gelişmeye başlamak. germina'tion i. filiz verme, sürme, filizlenme ger'minative s. filiz vermeye ait. geronto- önek ihtiyarlıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay in lieu of notice. payment in lieu of notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aydınlatmak, tenvir etmek; kandillerle donatmak; kitap veya yazıyı renkli resim ve harflerle süslemek, tezhip etmek; fikirlerini geliştirmek, zihnini açmak, uyandırmak; anlatmak, izah etmek; illumina'tion i. tenvirat, aydınlatma; kitapta tezhip,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. suçlamak, suç yüklemek. incrimina'tion i. suçlama. in criminatory s. suçlama kabilinden, üstüne atıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belgilenemez ve sınırlanamaz; hallolunamaz. indeterminably z. çözülemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırsız, belirli olmayan, meçhul, bilinmedik, bilinmeyen; şüpheli, bellisiz; mat. değeri tespit edilemeyen. indeterminate sentence süresi belirsiz ve suçlunun davranışlarına bağlı olan hapis cezası. indeterminately z. belirsiz olarak. indeterminat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kararsızlık, duraksama, tereddüt; sebatsızlık; belirsiz oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gelişigüzel, rasgele; ayırt edilmemiş, karışık. indiscriminately z. rasgele; tefrik etmeyerek, ayrı seçi yapmayarak, fark gözetmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adsız, isimsiz. innominate bone anat. kalça kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. döllemek, ilkah etmek, tohumlamak, tohum ekmek; fikrine sokmak, aşılamak. insemination i. dölleme, döllenmiş olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) muhtelif mezhepler arasında vuku bulan, mezheplerarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sonsuz, nihayetsiz, bitmez, tükenmez. interminably (z.) sonu gelmeyerek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) 1.Naz isminde. 2.Çok nazlı olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. masdar). Birine inanma, güvenme, emin olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطمينان] emin olma, kendine güvenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

final guarantee. performance bond. fixed guarantee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severance pay. dismissal pay. termination indemnity. seniority bonus / pay. discharge obligation. seniority allowance. severance benefit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. ae) ince levha, safiha, varak, tabaka. laminable (s.) varak şekline konulabilir. laminar (s.) safiha şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) yaprak şeklinde, yaprak biçimine sokulmuş; (f.) yaprak halinde ince tabakalara ayırmak, haddeden geçirerek safiha haline koymak. lamina'tion (i.) safiha haline girme veya konulma; safiha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eşiğe ait; psik. şuur eşiğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışık veren cisim (bilhassa günes veya ay); aydınlatıcı ve bilgili kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Fixed Colateral)

Borsa üyeleri tarafından hisse senetleri piyasasında işlem yapabilmek için yatırılması gereken teminatın tüm aracı kuruluşlar için sabit tutar olarak belirlenen kısmıdır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

MICROMV ürünlerinde, dijital video görüntüsünün transfer edilmesi için i.LINK™ terminali kullanılır. Farklı bir veri sıkıştırması teknolojisi kullanıldığından DV ya da Digital8 biçimleriyle uyumlu değildir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tehdit eden, korkunç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaya balığının ufak. cinsi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s şiddetle tenkit eden; tlb birden gelen (hastalık)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nûr» dan im.) (Ar. okunuşu «menâre» dir).

1.Camilerde müezzinin ezan okumasına mahsus yüksek, bir veya birkaç şerefeli kule.

2.(bk.) Menâr.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. minare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tehditkar, korkutucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Additional Collateral)

Üçer aylık dönemlerde, her bir temerrüt matrahı 20 milyon TL. veya üstü olmak kaydıyla, Hisse Senetleri Piyasası işlemlerinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek birden fazla günde Borsaca geçerli kabul edilmeyen şekilde savunmalı olarak temerrüde düşen üyelerin, toplam temerrüt matrahının % 10’u oransal teminat veya ortalama teminatı aştığı takdirde ödenen aradaki farka munzam teminat denir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security given or possessed in the form of ready money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on behalf of. in behalf of. in the name of. per pro. per procurationem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for. in the name of. on behalf of sb. on sb's behalf. in behalf of sb. in sb's behalf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on behalf. on behalf of. on account of. in the name of. in the name and behalf of. per uprocuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) adına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nominal

1. saymaca,

2.ekon. yazılı

1. Gerçekte öyle olmadığı hâlde öyleymiş gibi kabul edilen, itibari. 2.Geçerli olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to a name or names; having to do with the literal meaning of a word; verbal; as, a nominal definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Existing in name only; not real; as, a nominal difference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nominalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A verb formed from a noun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A name; an appellation. being such in name only; 'the nominal head of his party' insignificantly small; a matter of form only ; 'the fee was nominal'; 'a token gesture of resistance'; 'a tokenish gesture' being value in terms of specification on currency

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relating to or constituting or bearing or giving a name; 'the Russian system of nominal brevity'; 'a nominal lists of priests'; 'taxable males as revealed by the nominal rolls'. insignificantly small; a matter of form only ; 'the fee was nominal'; 'a toke

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In name only Differences in compounding cause the nominal rate to differ from the effective interest rate Inflation causes the purchasing power of money to differ from one time to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The exact intended value for a specified parameter Tolerances are specified as positive and negative deviations from this value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure based on current-dollar value For income or spending, the nominal level is measured in current dollars See current dollar; compare with real [Back to top]. a measurement that is a designation or theoretical size that may vary from the actual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting the standard or ideal values of the parameters specified for the elements that make up bar code symbol characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest in frequency of the five low partials Given this name because the strike note of a bell is usually about an octave below the nominal; hence this partial provides the note-name of the bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nominal measurement is an approximate measurement; the actual measurement may vary slightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of, being or relating to a designated size that may vary from the actual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The value at which a system is designed to assure optimal operation Tolerance considers the 'normal' deviation of variable factors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Referring to the state of having desirable or acceptable ecological condition The quantified standard established for a condition indicator to represent the desirable or acceptable condition is called a nominal assessment endpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The targeted value for a dimension that defines the size of an ideal part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When used in reference to micron rating of cartridge filters, refers to an approximate size particle that will not pass through a filter Thus, a nominal one-micron filter is one that gets most of the particles larger than one micron See also Absolute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ideal value for a specified parameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Economic values expressed in current prices A general increase in prices will cause nominal prices to rise even if there is no real change in the value. a classification of data groups which do not have a specific order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A numeral used only to assign identification or label an object or set of objects For example: the number on a sports jersey Implies no order. 1) the face value of a security 2) the probable level of a market, but that level is not based on actual transac

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Often defined as the actual size of lumber before dressing or finishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nominal dimension is the industry term used to approximate a door size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partial of tuned bell an octave above prime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The exact or ideal intended value for a specified parameter Tolerances are specified as positive or negative values from this specified value. as expected or planned; normal. desired operating value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An approximate amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ismen mevcut olan, sözde; birinin ismini taşıyan; önemsiz; (ditb.) isim türünden veya isme ait olan, isimle ilgili. nominally (z.) ismen, sözde olarak; önemsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Nominal/Face Value)

Hisse senedi için pay senedinin üzerinde yazılı olan fiyattır. Tahvillerde ise, vade sonunda ödenecek değerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face value. nominal value. par value. nominal par.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. nominal price

yazılı fiyat

Hisse senedi, tahvil vb. için üzerinde belirtilmiş fiyat.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. nominal value

yazılı değer

Hisse senedi, tahvil vb. için üzerinde belirtilmiş değer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) adcılık, nominalizm. nominalist (i.) adcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Adcılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nominalisme

fel. adcılık

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) başkasını aday olarak göstermek; atamak, görevlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. gramer). İsmin yalın hâli: Ev, taş gibi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nominatif

db. yalın durum

Ad soyundan sözün taşıdığı kavramı ek almadan bildiren durum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aday gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (gram.) yalın (hal), öznel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Proportional Collateral)

Üçer aylık dönemlerde hesaplanan ve Borsa üyelerinin Hisse Senetleri Piyasası’nda gerçekleştirdikleri işlemlerin günlük ortalama tutarının % 4’üdür.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Average Collateral)

Üçer aylık hesaplama dönemlerinde tüm Borsa üyeleri için hesaplanan oransal teminat tutarlarının basit ortalamasıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üstün, hâkim, faik, galip. predominance, cy i. üstünlük, galebe, faikıyet. predominantly z. üstün gelerek, hâkim olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstün olmak, faik olmak, galip gelmek; hâkim olmak. predominatingly z. galip gelerek; en fazla, başlıca, daha çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. başlangıç olan, hazırlayıcı, ilk, ön; i., çoğ. başlangıç, ön hazırlık; eleme maçı; üniversitede ön sınav, yeterlik sınavı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., gram. zamir kabilinden, zamire ait. pronominally z., gram. zamire ait olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) şikâyete karşı şikayet veya iftiraya karşı iftirada bulunmak. recrimina'tion (i.) karşılıklı şikâyet. recriminative, recriminatory (s.) karşılıklı şikâyet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. geviş getiren; gevişgetirenlere özgü; düşünceli; i. geviş getiren hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geviş getirmek; düşünceye dalmak. rumina'tion i. geviş getirme; derin düşünme. ruminative s. derin düşünceye dalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. self-determination

öz belirtim

Kendini yönetme hakkını belirleme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elindelik, hür irade; kamunun kendi geleceğini saptaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi kendini inceleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meni kabilinden, spermalı, tohum cinsinden; yeni ufuklar açan; gelişmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seminer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâhiyat fakültesi; genç kızlar için genel kültür veren yüksekokul. seminar'ian i. böyle bir okulda tahsil gören veya görmüş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tohumlama, ekme; üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

STAMINA, enerji besleme süresini artırmak, pil performansını geliştirerek fotoğraf makinelerinin verimini artırmak için Sony tarafından geliştirilmiş olan mükemmel bir teknolojidir. Elde edilen daha uzun kayıt süresi sayesinde, daha fazla resim çekebilir, kendinizi özgür hisseder ve pil yerine çekeceğiniz fotoğraflara yoğunlaşırsınız.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dayanıklılık, tahammül, kuvvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony InfoLITHIUM şarj edilebilir pil birlikte verilmektedir: diğer teknolojilerde yaşanan ‘bellek etkisi’ içermeden, olağanüstü pil kullanım süresi sağlar. Dahili mikro işlemci, fotoğraf makinesiyle iletişim kurarak, kalan çekim süresini bir dakikalık hata payıyla gösterir. Dünyanın her yerinde kullanılabilecek voltaj uyumluluğuna sahip Sony elektrik adaptörleri de sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İki Sony STAMINA NiMH (Nikel Metal Hidrit) şarj edilebilir pil birlikte verilmiştir: olağanüstü pil ömrü sunar. Dünyanın her yerinde kullanılabilecek voltaj uyumluluğuna sahip Sony pil şarj cihazı da sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

STAMINA, her bir bileşenin güç tüketimini en aza indiren, tüm süreçleri dijitalleştiren ve birden fazla yongayı bir yongada birleştiren benzersiz bir Sony güç yönetimi özelliğidir. Güç tüketiminin önemli ölçüde azalması ve daha yüksek kapasiteli lityum iyon pillerin kullanılmasıyla, tek bir pil şarjıyla 17 saate varan çekim süresi elde edilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvet veya dayanıklılığa ait; bot. stamene ait veya stamenlerden ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. ercikli, stamenli, bilhassa dişilik uzvu olmayıp yalnız erkeklik uzvu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. ana notanın üstündeki dördüncü veya altındaki beşinci nota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., psik. bilinçaltıyla algılanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şuur eşiğini aşmış, bilinç ötesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Maintenance Margin)

Borsa tarafından belirlenen ve başlangıç teminatının, vadeli işlemler piyasasındaki olumsuz fiyat değişmeleri sonucu oluşan zarar dolayısıyla, ineceği asgari teminat seviyesini gösteren tutardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(TAZMİNAT) (i. A. c.) Zarar ödemeler, (bk.) Tazmin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. amends. indemnity. damages. reparations. indemnification. award. guerdon. recompense. redress. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. damages. indemnity. recompense. redress. reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amends. indemnity. damages. compensation or reparations. severance pay. atonement. claim. damage. indemnification. total loss. consideration money. recoupment. reparation. smart money. redress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تضمينات] zarar ödemeleri, tazminat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suit for damages. action for damages. civil suit for damages. remedial action. action for compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zarar ödemesinde bulunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assurance. guarantee. guaranty. pledge. security. surety. warrant. deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caution. caution money. guarantee. assurance. guaranty. sth given / possessed in order to guarantee sth. word of assurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تأمينات] güvence parası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Collateral)

Borsa üyelerinin, borsa işlemleri dolayısı ile müşterilerine ve borsaya verebilecekleri zararlara karşılık olmak üzere, Borsa tüzel kişiliği adına yatırdıkları meblağa denir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantee fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of guarantee. tender guaranty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security bond. guaranteed bill of exchange. covering deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Margin Call)

Vadeli işlemler piyasasında alınan pozisyonlar için yatırılmış bulunan teminatın sürdürme teminatı düzeyine gerilemesi vya daha altına düşmesi durumunda, yatırımcının teminatını başlangıç teminatı seviyesine çıkarması için borsa tarafından yapılan çağrıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without cover. on one's own recognizance. unassured. uncovered. unsecured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) üç çift yaprakçıkla çatallaşan yaprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sınırlanabilir, vadesi tayin edilir. terminabil'ity, terminableness (i.) vadeye tabi olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ulaştırma yolunun sonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminal. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the end or extremity; forming the extremity; as, a terminal edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Growing at the end of a branch or stem; terminating; as, a terminal bud, flower, or spike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which terminates or ends; termination; extremity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Either of the ends of the conducting circuit of an electrical apparatus, as an inductorium, dynamo, or electric motor, usually provided with binding screws for the attachment of wires by which a current may be conveyed into or from the machine; a pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to a railroad terminal; connected with the receipt or delivery of freight; as, terminal charges.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The end of a line of railroad, with the switches, stations, sheds, and other appliances pertaining thereto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any station for the delivery or receipt of freight lying too far from the main line to be served by mere sidings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rate charged on all freight, independent of the distance, and supposed to cover the expenses of station service, as distinct from mileage rate, generally proportionate to the distance and intended to cover movement expenses; a terminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A town lying at the end of a railroad; more properly called a terminus. station where transport vehicles load or unload passengers or goods a contact on an electrical device at which electric current enters or leaves electronic equipment consisting of a d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry and is often referred to as a Dumb terminal - as in it cannot so any processing itself Usuall

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A monitor and keyboard attached to a computer, used for data entry and display Unlike a personal computer, a terminal does not have its own CPU or hard disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device or software program that allows you to send commands to a computer somewhere else This can be only a keyboard and a display screen In DNC applications this is a screen in software that emulates a physical terminal and allows you to type commands

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen an some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer- the software pretends to be a p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A computer Workstation linked to a Server or other computer over a Network on which a user may display information When it is merely a video display, it may be referred to as a 'Dumb Terminal'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device, usually a display monitor and a keyboard, used to communicate with the computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else A minimun would be a keyboard and display screen and some simple circuitry On a PC it is software that emulates a terminal allowing you to type commands to another computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer -- the software pretends to be

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An electronic device for communicating with a computer ; a terminal usually has a keyboard and a display screen and/or printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that provides a keyboard and display screen Characters typed at the keyboard are transferred to a host computer system, and characters sent from the host system are displayed on the screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Although not as prevalent in recent years due to the rise of the PC, terminals are still in use in some places A terminal is a simple device with a keyboard, a screen, a connection to a data network and no CPU The sole function of a terminal is to rel ay

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A screen and keyboard connected to a computer somewhere else The terminal doesn't run Unix and all those neat programs itself, it just lets you use the computer that does.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A computer input/output device which allows a person to interactively communicate with the computer Most terminals have typewriter style keyboards and a CRT screen for displaying your commands and the computer responses Real 'terminals' are rare these day

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a machine that allows you to send commands to a remote computer This usually requires at least a minimum of a keyboard and display This will usually use terminal software, which emulates a physical terminal One such software, known as X-Win, bring

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Using telnet, for example, you do not have to be at the console of the computer you wish to u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that works as a client of a central computer or host in a network It may simply consist of a keyboard and a video monitor or of a complete microcomputer using a special terminal emulation software In this case, it is called an intelligent termina

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a device that allows you to send commands to a computer somewhere else At minimum, this is usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A combination of a keyboard and monitor, which together provide the capability to interact with a computer system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device connected to a computer network that acts as a point for entry or retrieval of information Personal computers can be made to act as network terminals, by running terminal emulation programs. station where transport vehicles load or unload passeng

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data terminal , terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) uçta veya sonda olan veya bunlara ait; (bot.) dal veya sapın ucunda bulunan; demiryolunun başına ait; belirli zamanlarda meydana gelen; ölümle sonuçlanan; (i.) uç, nihayet, bağlantı; terminal; (elek.) kutup, terminal; demiryolu başı ile ona

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (s.) bitirmek, son vermek; sınırlamak, hudut koymak; bitmek, sona gelmek; (s.) sınırlanmış, mahdut; sona eren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tahdit, sınır; nihayet, son, bitirme, bitim; sonuç, netice; (gram.) sonek, çekim eki. terminational (s.) sona ait; bitiren; (gram.) soneki olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bitiren, son veren; kesin, nihai. terminatively (z.) son vererek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sınırlayan veya tahdit eden şey; bitiren şey; (astr.) ay veya gezegenin aydınlık ve karanlık kısımlarını ayıran sınır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., tıb. arkasından ışık vererek aydınlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üçlü; anat., zool. trigeminusa ait; i. trigeminus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlar ve çevre birimlerinde bulunan bir veri bağlantı noktası.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., nad. ince dallara ait, ince dal meydana getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by