Mini ne demek? | Mini anlamı nedir? | Mini

Mini anlamı nedir?

Mini ne demek?

Mini anlamı nedir?

Mini | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. L.). Kısa: Mini etek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiny. small. mini. midget. mini-. micro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mini. tiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used of women's clothing; very short with hemline above the knee; 'a mini dress'; 'miniskirts'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

From the Morris Mini Cooper, 'Mini' refers to an R/C car that is roughly 1/10 scale but models a very small real-life car like the Mini Cooper, VW Polo or the DaimlerChrysler A-Class The general difference between a Mini car and a regular sedan car is tha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

From the Morris Mini Cooper, 'Mini' refers to an R/C car that is roughly 1/10 scale but models a very small real-life car like the Mini Cooper, VW Polo or the DaimlerChrysler A-Class The general difference between a Mini car and a regular sedan car is tha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The MINI is the second smallest shared hosting package offered by Virtualis This option is great for the cost-conscious customer who wants a Web presence with e-commerce functionality and a robust platform at a terrific price See Also: SHARED SERVER.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mental Illness Needs Index. of lesser strength; weaker than the usual kind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A connector used to carry sound, usually just for monitoring purposes e g headphones N. used of women's clothing; very short with hemline above the knee; 'a mini dress'; 'miniskirts'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mini.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. mini giysi; ing. ufak araba; s. mini; çok ufak mini önek kısa, küçük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yönetmek, idare etmek; vermek, icra etmek, ifa etmek: yemin ettirmek; hizmet etmek, levazımını temin etmek, donatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yönetim, idare, hükümet nezaret; başkan ve yardımcıları , idareciler; bakanlar kurulu, vekiller heyeti ; yemin ettirme; ilaç verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yönetimle ilgili, idari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yönetmen, idareci, mudur, mütevelli; (huk). vasi, vekil, mirası idare eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i alüminyum

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). (Rabbin senesinde). Milâdi sene, Milâttan sonra, MS.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deform. disfigure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kat mülkiyeti, bir binanın kat sahiplerinin ayrı olması hali; bir üIke üzerinde birkaç devletin ortak hakimiyeti; (Roma huk). ortak malsahipliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). determinizm, gerekircilik. determinist (i). determinist, gerekirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Determinizme bağlı kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déterministe

fel. belirlenimci

Belirlenimcilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes in determinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also adj.; as, determinist theories.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Aynı sebeplerin aynı şartlar eltında aynı neticeleri doğurduğunu ve her vakanın bir sebebi olduğunu ileri süren ilmî prensip.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déterminisme

fel. belirlenimcilik

Her olayın başka olayların gerekli ve kaçınılmaz bir sonucu olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). azaltmak, eksiltmek, küçültmek; alçaltmak, zayıflatmak; azalmak, eksilmek, kısalmak, küçülmek; (müz). bir yarım entervali kısaltmak. diminishingly (z). eksilerek, gittikçe azalarak. diminishing returns azalan verim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Dominikan tari katı ile ilgili; (i). bu tarikata bağlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., iskoç öğretmen; (A.B.D.)., k.dili papaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Santa Domingo.

Nüfus: 7.826.000.

Yüzölçümü: 48.443 km2.

Komşuları: Batıda Haiti.

Önemli Şehirleri: Santo Domingo, Santiago de Los Caballeros.

Din: %95 Katolik.

Dil: İspanyolca.

Yönetim Biçimi: Temsili Demokrasi.

Tarih: 1492’de Kolomb oraya ulaştığında Hispanida adasında Carib ve Arawak Hintlileri yerleşmişti. 1496’da kurulan Santa Domingo kenti yarıkürede Avrupalılarca yerleşilmiş en eski alandır.

1697’de adanın batısındaki 1/3’lük kısmı Fransa’ya devredildi. Santa Domingo 1795’te Fransa’ya katıldı. Haitili lider Toussant L’Ouverture 1801’de burayı ele geçirdi. 1803-1821 arasında pek çok yerli cumhuriyet belli aralıklarla kurulup kalktı. 1822-1844 arasında Haiti bölgeye tekrar egemen oldu ve 1861-63’te İspanyol işgali gerçekleşti.

1916’dan anayasal çerçeveden seçilen hükümetin başa geçtiği 1924’e kadar ülke Amerikan donanmaları tarafından işgal altında tutuldu. 1930’da Gen. Rafael Leonidas Trujiollo Malina devlet başkanı seçildi. Trujillo 1961’de uğradığı suikaste kadar ülkeyi zorbalıklar yönetti. 1960’ta Trujillo tarafından atanmış olan başkan Joaguin Balaguer 1962’de baskılara dayanamadı. 33 yıl içinde yapılan ilk özgür seçimlerde seçilen Juan Bosch; 1963’te devredildi. 24 Nisan 1964’te Bosch taraftarları ve komünistleri de dahil olduğu diğer bazı gruplar ayaklandı. Dört gün sonra Amerikan donanması Bosch yanlısı güçlere müdahale etti. Daha sonra beş Güney Amerika devleti tarafından oluşturulan barış koruma güçleri gönderildi.

Haziran 1966’da Balaguer’in Bosch’u yendiği seçimleri geçici bir hükümet denetledi. Balaguer sonraki 28 yıl boyunca görevde kaldı, ancak Mayıs 1994’te yeniden seçilmesinde hile yapıldığı ortaya çıkınca 1995’te yeni seçim yapma sözü verdi.


Ülke by

Ülke

Başkent: Roseau.

Nüfus: 88.000.

Yüzölçümü: 750 km2.

Komşuları: Kuzeyde Guadeloupe, Güneyde Martinik.

Önemli Şehirleri: Roseau.

Din: %77 Katolik.

Dil: İngilizce (resmi).

Yönetim Biçimi: Parlamenter Demokrasi.

Tarih: 1805’tenberi bir İngiliz kolonisi olan Dominika 1967’de özerk, 3 Kasım 1978’de de bağımsız oldu. 30 Ağustos 1979’da çıkan David Kasırgası adayı harap ederken, Dominika ekonomisinin temeli olan muz fidanlıkları da yok oldu. 1980-81’de hükümete karşı darbe girişimleri oldu.

Dominika, 1983’te Amerika Birleşik Devletleri’nin Grenada’ya saldırmasında teşvik unsuru olmuştur.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hüküm, hâkimiyet, idare; dominyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). malikiyet, idare, salahiyet, yetki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DHR-1000, adaptör kullanılmasına gerek olmadan DV ya da MiniDV kasetler kullanabilirler. Kasetin boyutu otomatik olarak belirlenir ve makara tablası konumu buna göre ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mü’minlerin emîri, yani İslâm halîfesi. Osmanlı padişahlarının unvanlarındandı. By unvan önce Hz. Ömer’e verilmiştir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kadın gibi, kadınımsı; kadına yakışır. kadına mahsus: (gram). dişil. feminine rhyme şiir son hecesi vurgusuz olan iki heceli kafiye. feminin'ity (i). kadmllk, kadınlık özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın haklarını tanıtma mücadelesi, feminizm: (tıb). erkekte dişil özellikler bulunması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Femnizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feminist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a supporter of feminism of or relating to or advocating equal rights for women; 'feminist critique'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feminist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a supporter of feminism. of or relating to or advocating equal rights for women; 'feminist critique'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). feminist, kadın hakları savunucusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).kadınlaştırmak, kadın gibi olmak, kadınlaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Toplumda kadının haklarını çoğaltarak erkeğinkilere eşit kılmak gayesini güden fikir cereyanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feminism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feminism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). delikliler takımından bir deniz hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, kim fulminat asidine ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İkizler burcu, Cevza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eski kabadayılar göğüslerini ustura ile tıraş ederler, yalnız bir tutam kıl bırakmayı ihmal etmezlerdi. Buna „göğüs perçemi’ derlerdi. Bu perçeme mali güçlerine göre boncuk ya da pahalı inciler takarlardı.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather forecast. weather cast / forecast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alçakça, namussuzca. ignominiously z. alçakçasına, namussuzcasına. ignominiousness i. alçaklık, namussuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. yadgerekircilik, indeterminizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. indéterministe

fel. belirlenmezci

Belirlenmezcilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Determinizmin tabiatta yaygın olarak gerçekleşemiyeceğini esas alan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. indéterminisme

fel. belirlenmezcilik

1. Nedensellik yasasına bağlı olmayan, bir sebebe bağlanmayan olay ve durumların da bulunduğunu öne süren görüş.

2.İnsan iradesinin hiçbir şarta bağlı olmadığını, içinde bulunduğu şartlarla belirlenmediğini, insanın özgür iradesinin nedensellik yasasına bağlı olmadığını savunan görüş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ışık saçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü idare etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sıradan 80 dakikalık MiniDisc’in kapasitesini, maksimum 320 dakikalık dijital müzik alacak hale genişleten yeni bir özelliktir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. minyatur; (eski) elyazısı kitaplarda resim veya tezhipli yazı; s. minyatür halinde, çok ufak yapılmış; f. minyatür halinde resmetmek. miniature camera 35 m.m.'lik veya daha dar bir film kullanan fotoğraf makinası. in miniature ufak boyda y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin daha küçüğünü icat etmek veya yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. küçük motosiklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Küçük otobüs, kaptıkaçtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minibusses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minibus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minibus. small bus. mini- bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. minibüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçücük, pek küçük ve sevimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiny. wee. very small. diminutive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiny. titchy. wee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından geliştirilen MiniDisc® küçük ve dijital bir kayıt biçimidir. Benzersiz özellikleri arasından içeriğe hızlı erişim, düzenleme işlevleri ve aynı diske birçok kez kaydetme yeteneğidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küçültmek; önemini azaltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ufak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir santimetre küpün yüzde altısı değerinde sıvı ölçüsü; ing., müz. yarım nota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. minimal

en az, en küçük, en düşük

“En az, en küçük, en düşük” anlamlarında kullanılır.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en az, en aşağı, asgari minimal art biçim ve renk gibi unsurları en basit veya temel öğelerine indirgeyen bir sanat şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (çocuk dilinde). Küçük, ufak. Kocaman zıddı: Minimini bebek. Minimini etek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mümkün olduğu kadar azaltmak veya ufaltmak; önemsememek, önemsiz göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir kemiyetin, niceliğin, inebildiği en alt basamak, en aşağı, Osm. asgarî.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. minimum

en az, en küçük

Değişken bir niceliğin inebileceği en alt olan (sınır).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The least quantity assignable, admissible, or possible, in a given case; hence, a thing of small consequence; opposed to maximum. the point on a curve where the tangent changes from negative on the left to positive on the right the smallest possible quant

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The least value attained by a function, for example, temperature, pressure, or wind speed The opposite of maximum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a sample of data, the smallest observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest return level for a group of funds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest rate of base pay an organization pays for jobs within a grade or pay band.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest value in a group of values Multivariate analysis Analysis of more than two variables Social scientists, public policy analysts and public administrators often want to examine three or more variables to see whether or not they are related to eac

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest data value in a set of observations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The minimum number of degrees between the actual opening and closing set points.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ma, -mums) s. en az miktar; en ufak derece; mat. minimum değer; s. asgari, minimum, en az, en küçük, en aşağı. minimum thermometer belirli bir zaman içinde en ufak ısı derecesini kaydeden termometre. minimum wage asgari ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony Handycam, mum ışığı gibi çok düşük aydınlatma koşullarında bile renkli çekim yapılmasını sağlayan gelişmiş lensler ve kedi gözü CCD’ler kullanır. Minimum aydınlatma Lüks olarak belirtilir. 1 Lüks, 1 metre mesafedeki 1 mumdan elde edeceğiniz ışık miktarıdır. Lüks değeri ne kadar düşük olursa, kameranın hassasiyeti de o kadar yüksek olur ve görüntü o kadar iyidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madencilik; maden kazma; ask. mayın dökme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalkavuk; buyruk altmda olan biri; yedi puntoluk matbaa harfi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SD kartlardan daha küçük hafıza kartıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mini etek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz, vaiz; bakan, devlet vekili; orta elçi. minister plenipo tentiarv orta elçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bakmak, yardım etmek, hizmet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakanlık veya orta elçilik görevine ait; papaz veya vaizin görevine ait; yöneticiliğe ait; zorunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hizmet, görevi yerine getirme; yardım. min'istrant i. hizmet eden kimse, yardım eden kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vaizlik, papazlık; papazlar; bakanlık, vekâlet; hizmet, yardım. Ministry of Agriculture Tarım Bakanlığı. Ministry of Commerce Ticaret Bakanlığı. Ministry of Communications Ulaştırma Bakanlığı. Ministry of Customs and Monopolies Gümrük ve Tekel Baka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vermilyon, pek parlak bir kırmızı renk; kırmızı kurşun tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda resmi elbiselere süs olarak takılan beyaz kürk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤمنين] inananlar, iman edenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harp esirlerinin ve ganimet olarak alınmış malların harpten sonra evvelki yerlerine veya hukuki sahiplerine iadesi kanunu, postlimini. post liminiary, postliminious s. bu kanunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,A.B.D. hatırlamak, hatıralarını tekrarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hatırlama, hatırda tutma, anımsama; hatırlanan şey, yadigâr; eks. çoğ. hatıralar, hatırat.reminiscent s.hatırlayan; hatırlatan; hatıra kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden İstanbul belediye başkanı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.-T.) belediye başkanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tohum veya ersuyu hası1 eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küçültülmüş bir şeyden daha ufak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Surreyi götürmekle vazifelendirilen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. tahmîniyye). Tahmine ait, tahmine dayanarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approximative. estimated. conjectural. calculated. general. pro forma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjectural. approximate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appraisal. approximate. conjectural. appraised. in conjectures. in approximations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخمينی] tahmin edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) soyut kavramların gerçek bir varlığı olmadığını ileri süren öğreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eksilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(sofur): Patlıcangiller familyasından; yurdumuzun hemen hemen her bölgesinde rastlanan, 1-2 m boyunda, çok yıllık, fena kokulu bir bitkidir. Haziran-Eylül ayları arasında mor renkli çiçekler açar. Gövdesi sarılıcıdır. Meyvesi sarımsı-kırmızıdır. Dallarında dulcamarin vardır. Meyveleri; solanın ve solasein taşır. Kullanıldığı yerler: Deri hastalıklarında kan temizleyici, hafif uyuşturucu ve romatizma ağrılarını giderici olarak kullanılır. Şehveti keser. Salgıları azaltır.

Şifalı Bitki by