Mir-i Liva ne demek? | Mir-i Liva anlamı nedir? | Mir-i Liva

Mir-i Liva anlamı nedir?

Mir-i Liva ne demek?

Mir-i Liva anlamı nedir?

Mir-i Liva | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(halk dilinde: MİRLİVA) (i.), iki alaydan ibaret olan tugayın kumandanı ve bu kumandanlığa mahsus rütbeyi taşıyan kumandan, tuğgeneral ve tümgeneral rütbelerine karşılıktı ve «paşa» unvanını taşırdı. Kısaca «liva» da denilirdi: Livâ paşa, livâ oldu. Bahriyye mîr-i livâsı = Kontr-amiral, tuğamiral ve tümamiral.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). takdire şayan, beğenilecek , çok güzel admirably (z). beğenilecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amiral.vice-admiral (i). tümamiral rear-admiral (i). tuğamiral. admiral butterfly bir cins kelebek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (b.h). bahriye mahkemesi ; İngiltere'de deniz kuvvetleri kumandanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çok beğenmek, hayran olmak, takdir etmek admira'tion (i). hayranlık , çok beğenme. admir'er (i). takdirkar kimse; âşık. admiringly (z). beğenerek, hayran olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü ve temiz yürekli. Yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ümran» dan if.) (mü. Amire).

1.Mamur, Abâdân, harap zıddı.

2.Meskûn, şen, ahalisi ve şenliği olan, terkedilmiş, metrûk ve hâlî olmayan: Bilâd-ı Amire (şenlikli ülkeler).

3.Güzel işlenmiş, imar olunmuş: Arâzî-i Amire.

4.Devlete ait, resmî, Osmanlı devletine mensup ve müteallik: Tersane-i Amire, Tophane-i Amire, matbah-ı Amire, Istabl-ı Amire. (Bu gibi resmî tâbirlerde kelime müzekker veya Farsça olduğu halde, sıfatın müennes kullanılması galat-ı meşhur olarak gelmiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «emr» den if.) (mü. Amire) (c. ümerâ). Buyurucu, emredici. Memurun üstü, büyük memur

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masterful. commander. in charge. chief. overman. overlord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chief. governor. superior. commanding. imperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Emir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the Mohammedan nobility of Afghanistan and Scinde.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Ameer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisor. superior. chief. commander. boss. commandant. imperative. immediate manager. president. top brass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Literally, commander In many of the Arab states of the gulf, amir often means ruler or prince.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strictly speaking, commander In Saudi Arabia, amir often means prince, but can mean governor of a province.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Leader or commander. blue. an independent ruler or chieftain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آمر] emreden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Mamur eden, şenlendiren. 2.İmar olunmuş. 3.Devlete ait. 4.Kendisine bağlı görevliler bulunan. Amir b. Abdullah b. Mes’ud: Tabiindcndir. İslam fıkıh bilgini.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. amiral. Arapça emîr-ül-bahr veya emîr-ül-mâ’dan). Bahriye kumandanı, kaptan, deniz generali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiral. flag- list. flag officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahriye kumandanlığı, kaptanlık, deniz generalliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Amire yakışır bir surette vaki olan: Amirâne bir tarzla. Amire yakışır bir surette emrederek: Bu adam daima Amirâne lâkırdı söyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorial. lordly. magisterial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آمرانه] emredercesine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Amir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Amirlik, buyuruculuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Amir olma durumu, Amir tavrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superiority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. superiority in rank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Af, bağışlama.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Marangozların kullandığı kavisli bir keser çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski bir Türk kağanı. (IV. yy.) Alanları ve Ostrogotları yenerek batıya sürdü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli, şirin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bekata).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çamura batırmak, çamura bulamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kirletmek, rengini attırmak; şerefine halel getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

(United Arab Emirates) Başkent: Abu Dabi.

Nüfus: 2.791.000.

Yüzölçümü: 30.000 sg.m:.

Komşuları: Kuzeyde Katar, Batıda ve Güneyde Suudi Arabistan, Doğuda Umman.

Önemli Şehirleri: Abu Daki, Dubavy.

Din: %96 Müslüman, Hindu, Hristiyan.

Dil: Arapça (Resmi) birçok diğer diller.

Yönetim Biçimi: Emirler Federasyonu.

Tarih: Bölgedeki Şeyhler 19. yy. da Dışişleri ve savunmanın kontrolünü İngiltere’ye verdi. 2 aralık 1971’de bu şeyhlikler bağımsız olmak için birleştiler.

Abu Dabi Petrol Şirketi, 1975’de tamamen ulusallaştırıldı. Petrol hatları BAE’ye dünyanın en yüksek kişi başına GSMH’nı sağlar. Son yıllarda uluslararası bankacılık gelişme içindedir.


Ülke by

Finansal Terim

(Stock Exchange Orders)

Müşteri emirleri, aracı kurum üye temsilcileri tarafından seans içinde borsa bilgisayar sistemine aktarıldığında borsa emrine dönüşür.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiral of the fleet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Deniz kuvvetleri subaylarının en yüksek rütbesini taşıyan amiral, kara ordusunda meraşale eşittir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.)(Erkek İsmi) - Özü güçlü, demir gibi sağlam kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolled iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de: demür veya temür).

1.Fe senbolü ile gösterilen, 7.8 yoğunluğunda bir eleman. Demir 1510°’de erir. Kullanış yeri pek çok ve ehemmiyeti büyük olan demir, tabiatta oksit, karbonat ve sülfür halinde bulunur. Ar. hadîd, Fars. Ahen.

2.Gemiyi bir yerde durdurmak için zincirle denizin dibine bırakılan çengel şeklinde ağır demir Alet, lenger, çapa: Demir atmak = Gemi vesairenin, demirini denize salması. Demir almak = Demir kaldırmak. Demir üzerinde = Demirli. Demir taramak = Rüzgârın şiddetiyle demirin deniz dibinde sürünmesi. Demir yeri = Liman. Ocaklık demiri = Gemilerde ihtiyaten bulundurulan en büyük demir. Göz demiri = Teknelerin daima kullandıkları demirler. Tonoz demiri = Geminin kıç tarafından başını çevirmek için atılan küçük demir. Demir resmi = Bir limana demirlemek için verilmesi lâzım gelen para.

3.Bir Aletin demirden olan kısmı, namlı: Kılıç, bıçak, sapan demiri. 4.Pranga, zenclr: Ayağına demir vurdular. Demire vurmak.

5.Demirden yapılmış çeşitli Aletler: Kapı demiri, ocak demiri. Ak demir = Çekiçle dövülmüş demir. Kara demir = Kalıba dökülmüş demir. Erkek demir = Serti. Dişi demir = Yumuşağı. Demir kapan = Mıknatıs. Demirkapı = Nehirlerde gemilerin geçmesini engelleyen kayalık sed ve şelâle. Demir kırı = Demirin rengini andırır at donu.

6.Demirden yapılmış: Demir, karyola, demirkapı, demiryoju.mec. Demir gibi sert ve katı yahut dayanıklı: Demir çarık.


Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi:Fe

Atom Numarası:26

Kütle Numarası:55,845

Yoğunluk:7,86g/cm3

Erime Sıcaklığı:1538 °C

Kaynama Sıcaklığı:2861 °C

Evrende yaygın olarak bulunan metallerden biridir.

Saf demir ya da çeşitli bileşikleri, endüstrinin hemen her alanında kullanılır.

Canlılar için yaşamsal önemi vardır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron. irony. ferrous. ferruginous. iron. anchor. cleat. ferr-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferrous. iron. anchor. made of iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron. anchor. base metal goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dayanıklı ve kullanış sahası geniş, mavimsi esmer renkli bir maden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anchor. to drop. to cast anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron curtain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Demirden ağ.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sapotgillerden, odunu sert bir ağaç (sideroxylon).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi sağlam ve yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kiraya verilen çiftlik, ev fabrika vesairede kiracı tarafından kullanılıp mukavele sonunda aynen sahibine iadesi şart olan Alet ve eşya, hayvan vesaire.

2.mec. Değişmez ve daimî şey. 3.Kendi dediğinden dönmez, inatçı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixture. plant. old timer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permanent or heavy fixtures or equipment. in the nature of fixtures and equipment. long time functioning of employee. old-timer. fixed assets. fixtures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirağ).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Demiri işleyip çeşitli Alet ve eşya yapan sanatkâr. Ar. haddâd, Fars. Ahen-ger: Demirci dükkânı, demirci körüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacksmith. ironsmith. forger. hammersmith. smith. smithy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacksmith. smith. ironmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironworker. hardware dealer. ironmonger. dealer in construction iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smith's vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir işleyip ondan çeşitli Alet ve eşya yapmak sanatı, demirci sıfat ve işi: Demircilik her memleketin en fazla muhtaç olduğu bir sanattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smithery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironworking. the hardware business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirağ).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü eli olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir işlerinin yapıldığı iş yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. baklagilerden). Meyvesinden şerbet yapılan bir bitki (tamarindus indica).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(tamarin): Baklagillerdn bir çeşit ağaçtır. Boyu 25 metre kadardır. Meyvesinden şerbet yapılır. Sıcak ülkelerde yetişir. Çiçekleri sarı kırmızı salkımlar halindedir. Meyvesi koyu kırmızımtırak, büyük ve tohumludur. Meyvesinin mayhoş lezzetli, macuna benzeyen öz kısmı kullanılır. İçeriğinde ekşi maddeler, nişasta ve şeker vardır. Kullanıldığı yerler: Susuzluğu giderir. Vücuda rahatlık ve serinlik verir. 20 gramı müshil tesiri gösterir. Bağırsakları temizler. Soğuk içilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe demir kelimesinden Arapça nisbet yâ’sı “katılarak yapılmış galat bir kelimedir). Demir rengine çalar kır at: Demirî bir çift at, demiri kır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerde taşıtların geçmesine engel olan kayalık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchorage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casting anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Demirini takmak: Kapıyı demirlemek.

2.(gemicilik) Demir atmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchor. moor. put over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchor. to cast anchor. to anchor. to bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolt and bar (a door. to anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing iron. chained. barred. anchored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü demir gibi güçlü olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirhan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirhan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirtekin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Demiryolu işlerinde çalışan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde tren katarının yürüdüğü paralel iki raydan meydana gelen yol (demirden yol mânâsıyle sıfat olduğundan «demiryol» demek lâzımdır, izafetle «demiryolu» demek yanlıştır. Bununla beraber, şimdi bu şekil kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast iron. cast-iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü el.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(EMR) (i. A.) (c. evâmir).

1.Buyurma, buyruk, ferman: Filân emretti. Gitmeye emir aldım. Emr-i Ali = Sadâret emri. Emr-i nezâret-penâhi (Osmanlı devrinde) = Emir sizindir. Emr ü ferman hazret-i men-leh-ül-emrindir = Eskiden resmi mektupların sonuna yazılması Adet nezâket tabiri. 2.Bir makamdan bir iş hakkında emri ihtiva eden yazı; emirnâme: Bakanlıktan bir emir geldi. Memuriyetiniz hakkındaki emri aldınız mı? Menfi şekliyle de: Bana gitme diye emrettiler, yani beni gitmekten men’ ettiler.

3.(tıp) Doktorun tertip ve tenbihi; reçete.

4.(gramer) Fiilin yap veya yapsın gibi emir mânâsını ifade eden sığası. Emr-i İlâhî = Allahın emri. Emr-i Hak vâkî olmak = Ölüm, vefat. Emr-i bil mâruf nehy-i anil münker = Şer’an yapılması lüzumlu olan işleri destekleme, yapılmaması gerekenleri de önlemeye çalışma. Emr-i Hak = Ölüm, vefat: Emr-i Hak vukuunda. Ulul-emr = Şer’ an halka emretmekle ve halkın emirlerine itaatle mükellef bulunan devlet otoriteleri. Emir kulu = Aldığı emri yapmaya mecbur bulunan ve o hususta fikir beyan edemeyen adam. Emre muharrer senet = Bono.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. umûr). İş, şey, madde, Osm. maslahat, husus, keyfiyet: Bu, emriazimdir = Büyük iştir. Umûr-ı hâriciyye, dâhiliyye, nâfia, umûr-ı siyâsiyye, mülkiyye, askeriyye, ticâriyye, berriyye, bahriyye. Ahır-ül-emr = En nihayet, Akıbet. İbtidâ-yı emirde, evvel emirde = Önceki, en evvel. Nefs-ül-emr = ZAt-ı madde, esâs-ı maslahat: Nefs-ü-lemre muvafık bir iş. Umûr-ı beytiyye, husûsiyye, zâtiyye = Bir memurun resmî olmayan ve kendisi ait iş leri. Umûr-ı me’mûre = Her memurun yapmakla görevli olduğu işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. emr’den smüş.) (c. ümerâ). İ. Bir kavim veya memleketin başı, bey, reis: Küveyt emîri. 2.Büyük bir hanedana mensup asil zat. Emîr-I Ahûr yahut mîrâhûr (bk.) Ahûr. Emîr-ül-ümerâ. (bk.) Ümerâ. Emîr-ül-ceyş = Arap hükümetlerinde serasker, başkumandan. Emîr-ül-hac = Hacıların işlerine nezaret etmekle görevli kimse. Emîr-i Mekke-i Mükerreme = Mekke-i Mükerreme ve civarının idaresinde Osmanlıların Hicâz valisine yardım eden, «şerif» unvaniyle de anılan şeriflerden bir zat. Emîr-ül-mü’minîn = Halîfe (önce bu unvanı Hazret-i Ömer almıştır). Farsça’da «mîr» denilip bu da dilimize geçmiştir, (bk.) Mİr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperatival. imperative. jussive. order. command. word of command. word. direction. imperative. amir. ameer. behest. bidding. charge. commandment. decree. dictate. dictation. disposal. disposition. emir. fiat. mandate. precept. prescription. ukase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behest. bidding. captive. command. decree. edict. emir. imperative. injunction. mandate. order. ordinance. prescription. word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Arabian military commander, independent chieftain, or ruler of a province; also, an honorary title given to the descendants of Mohammed, in the line of his daughter Fatima; among the Turks, likewise, a title of dignity, given to certain high officials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. instruction. warrant. behest. bidding. charge. command. commandment. commission. decision. dictate. dictation. direction. directive. emir. fiat. injunction. mandat. mandate. order. ordinance. pleasure. precept. prescript. prescription. statute. sw

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic word meaning 'commander' and used to refer to the virtually independent rulers of the conquered territories.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prince or governor of an Islamic territory. prince or commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic title for a military commander, governor or ruler. an independent ruler or chieftain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امر] buyruk, emir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امير] bey, emirlik başkanı, emir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. reis, emir emirate (emir'it) i. bir emrin hüküm sürdüğü memleket, emirlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir kavmin, bir şehrin başı. 2.Büyük bir hanedana mensup kimse. 3.Peygamberimizin soyundan gelen. 4.Kumandan. 5.Abbasi devletinde başkomutan. 6.Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat’tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Order Split)

Girilen bir emrin, orijinal emrin fiyatına eşit ya da orijinal emrin fiyatından daha iyi fiyatlı yeni emirlere bölünmesidir. Emir bölünmesi gerçekleştirildiğinde, bölünen emirlerin toplam miktarının (toplam emir miktarının) ilk miktara eşit veya daha büyük olması zorunludur.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

batman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) emir çıkartılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Order Improvement)

Alış emirlerinde fiyatların yukarıya, satış emirlerinde aşağıya çekilerek fiyat önceliğinin değiştirilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) I. Beyazıd zamanında Buhara’dan Bursa’ya hicret eden mutasavvıf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give an order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.), imrahor, ahır beyi, ahır müdürü. Pâdişâhın ahırlarına nezâret eden sancakbeyi (tümgeneral) rütbesindeki kumandan. Istab-ı Amire nâzırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hacılar emîri, Osmanlı devrinde hacılar kafilesine reislik etmekle vazîfeli bulunan zat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. emr-nâme). Bir emri içine alan resmî yazı ki, üstten asta yazılır: Emir-nâme-i nezâret-penâhî = NAzırlığın (bakanlığın) emri. Emir-nâme-i sâmî = Sadâret makamından yazılan yazı. Nezâket icabı hususî mektuplara da emirname denilirdi: Emirname-i Alîlerini aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Osmanlı devrinde sadrâzamın emrini bildiren resmî yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski Arap devletlerinde serdar, serasker, başkumandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Ortaçağ İslâm devletlerinde) Su beyi yani amiral ki, amiral kelimesi bu Arapça terkipten gelir ve bütün Batı dillerine geçmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mü’minlerin emîri, yani İslâm halîfesi. Osmanlı padişahlarının unvanlarındandı. By unvan önce Hz. Ömer’e verilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Emirlerin emîri. Abbâsî devletinde başkumandan. Tanzimat’tan sonra Osmanlılar’da sivil (mülkî) paşalığın ilk derecesi ki, askerî rütbelerden kaymakama (yarbay) eşitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. askerlik). Emir eri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalıçapkını yahut iskele kuşu da denilen kuşun adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Emir).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Emir). - “Emir” kelimesine “han” eki getirilerek iki isimden meydana gelmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emirate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emirate. principality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امرنامه] ferman, emir belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Beylik malları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law enforcement leader. police chief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. emr). Emirler (buyruk ve ferman mânâsına olan emrin cem’idir. iş mânâsına gelen emrinki ise «umûr» gelir), (bk.) Emir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوامر] emirler, buyruklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the first instance. for one thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) işin başında, her şeyden önce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f gezip tozmak, zevk peşinde koşmak, gününü gün etmeye bak mak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. gamire) (gamr’dan if.). Harap, bayındır olmayan, şenliksiz, Amir mukabili: Arâzî-i Amire ve gamire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilerdeki çapaların bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Hamur.

2.Maya.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمير] hamur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Marangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamr» den masdar). Kızarma, kızıllık, (tıp) Kırmızı lekeler şeklinde beliren hafif bir cilt hastalığı, Fransızca: erytheme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) Kızarma, kızıllık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ülkenin en sağlam, güçlü, kuvvetli kişisi,

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.İltekin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çiğnerken (yemeğe) tükürük katmak. insalivation i. tükürük katma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrative pronoun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semrâ» dan masdar). Kararma, esmerleşme, esmer bir renk alma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Esmerleşme, kara olma, kararma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılabilir.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.

Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adeleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis’in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.

Birincisi, içindeki okzalik asitin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.

Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.

Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.

Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person who is empowered to order that money be paid out. a superior authorized to issue payment orders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

izmir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a port city in western Turkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. musiki). Türk musikisinde 1700 yıllarında kullanılmış bir ebced notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Keşmir’e Avrupa’ca verilen kaşmir isminden). Keşmir şalı taklidi olan bir cins yün dokuma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cashmere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cashmere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. mucidinin ismiyle anılmıştır). Yünden erkek elbisesi yapılan bir çeşit kumaş: Fransız kazmiri, İngiliz kazmiri. Bu kumaştan imal edilmiş: Kazmir pantolon, ceket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burun, göz ve kulak kıkırdağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyruğun kemikli kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodent. rodent. gnawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (y. k.). Tavşan, kobay, kirpi, sıçan ve kunduz gibi köpek dişleri olmayan ve kesici dişleri iyice gelişmiş bulunan, memeliler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dişle sert şeyleri oyan: Kemirici hayvanlar, Osm. hayvânât-ı kaz ime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosive. gnawing. rodent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nibble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fare gibi dişle oymak: Kemikleri kemirip duruyordu; fare tahtayı kemiriyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eat. gnaw. pick. to gnaw. to corrode. to eat into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gnaw. to corrode. eat. erode. fret. nibble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kemircik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal pronoun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. bolt. crossbar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. askerlik). Deniz kuvvetlerinde tümemiralden sonra gelen rütbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice admiral. rear admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice-admiralty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Odd Lot Orders)

İşlem biriminin ihtiva ettiği hisse senedi sayısından daha az miktarlar için verilmiş emirlerdir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Limit Value Orders)

Özel limit fiyatlı emirlerin belirli bir tutar sınırı konmuş şeklidir. Özel limit fiyatlı emre ilaveten maksimum işlem değeri “TL” olarak yazılır. Sistem, belirtilen tutardan fazla olmamak şartıyla, belirtilen fiyat seviyesine kadar, en iyi fiyatlı emirlerden başlıyarak tüm fiyat seviyelerinde işlem gerçekleşmesine olanak sağlayacaktır. Eğer belirtilen fiyat seviyesine ulaşmadan girilen tutar karşılandıysa, karşılanan tutardan fazla işlem olmasına sistem izin vermeyecektir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Limit Price Orders)

Fiyat ve Miktarın girildiği emirlerdir. İşlem kısmen veya tamamen olmazsa, gerçekleşmeyen kısım sistemde pasif olarak görünür.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Limit Orders)

Emri veren alıcının, işlemin gerçekleşmesi için kabul ettiği en yüksek fiyatı; satıcının ise satmaya razı olduğu en düşük fiyatı belli ettiği emir tipidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. elviye).

1.Sancak, Ar. râyet: Livây-ı zafer.

2.Osmanlı devletinde bir eyaletin bölündüğüü mülkî idare dairesi ki, her biri birkaç kazadan mürekkepti, sancak, mutasarrıflık, bugünkü vilâyet = il karşılığı: Ankara livâsı, Bursa, Antalya, Üsküb livâları.

3.İki alaydan mürekkep askerî birlik, tugay. Mîr-i livâ ve mîrlivâ =

1.Tanzimat’ttan önce sancakbeyi. 2.Tanzimat’tan sonra askerî paşaların en küçüğü, bugünkü tuğgeneral ve tümgeneral rütbelerine karşılıktı. Livâ da denirdi: Livâ paşa; livâ oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لوا] sancak, bayrak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bayrak. 2.Mülki idarede kaza-vilayet arasında bir derece, sancak. 3.Tugay. 4.Tuğgeneral. 5.Livai saadet, Liva-i şerif. Hz.Muhammed (s.a.s)’in bayrağı Livaü’l-Hamd: Muhammed ümmetinin mahşer günü altında toplanacakları bayrak. Makam-ı Ahmedi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içinde yaşanabilir, iskanı kabil; yaşanabilir, hayata elverişli; yaşamaya değer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir sancak olacak genişlikte toprak: Bir livâlık vardır.

2.Mîr-i livâlık, mîr-i livâ rütbesi: Miralayken livâlık verildi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Denizden ayrılmış havuz veya denizin içinde tutulan delikli anbar. İçinde canlı balık saklanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (LÜt kavminin adından). Lûtîlik, homoseksüellik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لواطه] kulamparalık, oğlancılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mâ = bağ ed., fi = harf-i cer, el = harf-i târif, zamir = yürek, iç). Kalpdeki şey, gönülden niyet ve arzu duyulan şey: Herkesin mâfi’z-zamtrini Allah bilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Şiir ve musikide bir parçanın eksik veya bozulmuş yerlerini İlmî ve estetik şekilde restore etmek ilim ve usûlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mizmâr ve mezmûr). (bk.) Mizmâr ve mezmûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ses taklidi). Kedinin sesi gibi yavaş bir sesi tasvir ve taklit eder ve ekseriya art arda kullanılır: Mır mır etmek: Mırıldanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. mîrân) (Ar. «emîr» den).

1.Amir, reis, baş.

2.Bey. Mîrîm = Beyim. Mîrâhûr, mîralay, mîrlivâ, mîrmîrân vesaire. Bu kelimelere (bk.) Mİr-kelâm Çok güzel ve hoş konuşan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mırıldanmayı ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a mutter. in low. grumbling tones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: MİRLİVA) (i.), iki alaydan ibaret olan tugayın kumandanı ve bu kumandanlığa mahsus rütbeyi taşıyan kumandan, tuğgeneral ve tümgeneral rütbelerine karşılıktı ve «paşa» unvanını taşırdı. Kısaca «liva» da denilirdi: Livâ paşa, livâ oldu. Bahriyye mîr-i livâsı = Kontr-amiral, tuğamiral ve tümamiral.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ve kısaltılmışı: IIvâlık). İki alay askerden mürekkep bir tugaya kumanda eden, mîr-i livâ rütbesi taşıyan generalin sıfatı: On sene mîr-i livâlık etti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Hayret!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «urûc»dan imef.) (c. meâric).

1.Çıkılacak, yükselecek yer, merdiven.

2.Göğe çıkma, Ar. urûc. Mîrâcü’nNebî = Peygamberimiz’in göğe çıkışı. Leyle-i mîrâc = Mirâc gecesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the prophet mohammed's ascension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معراج] miraç, göğe ağma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Merdiven. 2.Göğe çıkan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Hz.Muhammed (s.a.s)’in göğe çıktığı gece ki, Recep ayının 27’sine rastlayan kandil gecesidir. O gecede 5 vakit namaz farz kılınmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Peygamberimizin mîrâcı hakkında yazılmış kasîde ve şiir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk dinî musikisinde Peygamberimiz’in miracını anlatan büyük şekil. Klasik şiirde de bir şekil sayılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mucize, harika, keramet. miracle play ortaçağa mahsus dini piyes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mucize kabilinden, harikulade, hayret verici, garip; doğaüstü; mucize yaratan. miraculously z. mucize eseri olarak. miraculousness i. mucize ka bilinden oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. serap, ılgım, yalgın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (aslı: emîr-i Ahûr) (halk dilinde: imrahor). Has ahırın başı, ıstabl-ı Amire müdürü: Mİrâhûr-ı evvel, mîrahûr-ı sânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ميرآخور] imrahor.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Tanzimat’tan önce: ALAY BEYİ) (i.). Bir alay askerin kumandanı ve bu kumandanlığa mahsus rütbe sahibi, albay. Eskiden «bey» unvanını ve «izzetlû» lâkabını taşırdı: Piyade, süvari, topçu, erkân-ı harbiyye miralayı (jandarmanınkine «alay beyi» denirdi). Bahriye miralayı = Birinci sınıf zırhlı süvarisi, deniz albayı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) [ميرآلای] albay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Miralay, albay rütbesi, alay kumandanlığı: Piyade, süvari, topçu, bahriye miralaylığı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Beyl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merre). (bk.) Merre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir çok defa, tekrarlanarak: Mirâren söyledim, dinlemedi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرارا] defalarca, birçok kez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİRAS) (i. A. «verâset», «irs» ten masdar). Olen bir yakından kalan mal ve mülk: Miras yemek, mirasa konmak. Mirasyedi = Mirasa konan adam. mec. Pek müsrif ve idaresiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inherited. inheritance. heritage. legacy. bequest. estate. heirdom. heirship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bequest. heritage. inheritance. legacy. patrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estate. heritage. legacy. inheritance. bequest. deceased's estate. heirship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mortgage Interest Relief at Source : a government scheme providing tax relief on mortgage interest payments This expired in April 2000.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Mortgage Interest Relief At Source Abolished from 6 April 2000.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mortgage Interest Relief at Source The mortgage lender will reduce the monthly payment required from a borrower by the amount of tax relief applicable to the interest on the loan The lender can claim the balance from the Inland Revenue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mortgage Interest Relief at Source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Government used to grant tax relief on some of your mortgage payments, reducing the costs to you It was abolished in April 2000. multiple isomorphous replacement plus anomalous differences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to receive a legacy. to inherit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendisine miras kalan kimse, Ar. vâris.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heir. heritor. inheritor. devisee. distributee. remainderman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beneficiary. heir. inheritor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heir. inheritor. legatee. recipient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ميراث خوار] mirasyedi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Fazlaca mirasa konan.

2.Har vurup harman savuran, (bk.) Miras.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mirasyedi işi ve hâli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Ayna. 2.Meşhur bir çeşit lali.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ayın ilk günleri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Canın içi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çamur, batak; kir, pislik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çamura batırmak; çamurla kirletmek, çamura bulaştırmak; çamura batmak. mire down yarıda kalmak, başarısızlığa uğramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. (c. merâfık). Dirsek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mircan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükümete ve hazineye ait, beylik: Mâl-i mîrî; mîrî çiftlik, arazi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mırıldanarak: Mırıl mırıl söyleniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Mır mır etmek, yavaş yavaş ve kendi kendine söylenmek: Bir çocuk kendi kendine mırıldayıp, mırıldanıp duruyordu.

2.Hoşnut olmadığı halde açıktan bir şey söylemeyip de kendi kendine söylenmek, homurdanmak: Arkadaşları memnun olup teşekkür ettikleri halde kendisi mırıldanarak gitti. Artık sen de mırıldayıp durma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

murmuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

murmur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

murmur. patter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleat. burble. mumble. murmur. mutter. to babble out. to mutter. to mumble. to grumble. to murmur. to burble. to croon. to bumble. to hum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mutter to oneself. to mumble to oneself. to murmur complainingly. to mutter. to mumble. to murmur. babble. bumble. burble. hum. maunder. squeal. whimper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mırıldanma sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutter. mumble. babble. burr. murmur. purr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birisi, bir teklifi kabûl etmemek için küçük bahaneler ileri sürmek, nazlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (ia. A.). Merdiven, basamak, derece.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Güzel, nazik konuşan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ميرلوا] tuğgeneral.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («beylerbeyi» demektir).

1.Tanzimat’tan sonra mülkî rütbelerden paşa unvanını taşıyan rütbelerin ikincisini hâiz olan ki, emîrü’l-ümerâ ile Rumeli Beylerbeyi arasında idi. 2.Tanzimat’ tan önce: Beylerbeyi. Orgeneral rütbesi ve askerî-mülkî eyalet valisi, umumî vali.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mîrmîrân rütbesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Kedi sesini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mircan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ayna; f. ayna gibi göstermek, aksetmek. mirror writing aynada görüldügü gibi ters yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasad»dan ia) (c. merâsıd). Gökyüzüne ve yıldızlara bakmaya mahsus Alet, teleskop.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرصاد] gözlemevi, gözlem yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gemi demiri, lenger.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şenlik, cümbüş mirthful s. şen, sevinçli, neşeli mirthless s. neşesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yelpaze.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مروحه] yelpaze.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çamurlu, batak; kirli, pis. miriness i. çamurluluk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «emîr-zâde» den kısaltılmış). Timuroğulları ve Kaçar Türk imparatorluk hanedanlarının prenslerine verilen unvan: Bâbur Mİrzâ. Sonradan ileri gelen devlet adamlarınada verilmiş, fakat bu takdirde unvan başa getirilmiştir: Mİrzâ Muhsin Han.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ميرزا] beyzade.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Far. mirza,(bey unvanı),prens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Emiroğlu beyi, hükümdar soyundan gelen. 2.Doğu Türk devletlerinde asalet unvanı. 3.Dubb-i Ekber yıldız kümesindeki parlak yıldız.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. merâyâ). Ayna, gözgü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرآت] ayna.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kamer» den if.) (mü. mukmire). Ay aydınlığı ile aydınlanmış, mehtaplı. Leyle-i mukmire = Mehtaplı gece.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ay ışıklı, mehtaplı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mukmir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «semer» den if.) (mü. müsmire).

1.Yemiş veren, meyveli: Müsmir ağaçlar.

2.Faydalı, kârlı.

3.Netice veren, tesirli: Benim nasihatlarım, sözüm müsmir olmadı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umrân» dan if.) (mü. müstâmere). Göçerek yerleşen ve bayındır hâle getiren, kolonizatör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSTEMİRR) (i. A. «mü. müstemirre).

1.Sürekli, devamlı, dâimî, kesiksiz.

2.Muhkem, sabit, değişmez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sürekli ve devamlı olarak, bir düzüye, daimi şekilde, kesiksiz: Müstemirren oruç tutmak.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Customer (client) Orders)

Müşterilerin Borsa’da menkul kıymet alıp satmak amacıyla Borsa üyelerine yazılı ya da sözlü şekilde ilettikleri emirlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umre» den İf.). (mü. mûtemire). Hac sırasında KAbe’yi ziyaret eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemer.den if.). Hazırlanmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مثمر] verimli. 2.iyi sonuç veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مثمریت] verimlilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Tatlı su.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Normal Order)

Küsüratsız şekilde tam olarak, önceden belirlenmiş işlem birimi ve katları halinde verilmiş olan emirlerdir.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Demir gibi sağlam ve atak. 2.Demirden yapılmış ok.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.zeytin renginde olan, zeytuni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. zeytin şeklindeki, beyzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Deniz kuvvetlerinde, orgeneralin dengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiral. vice admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a rank higher than vice-admiral and lower than the fleet admiral. vice admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiral. vice admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a rank higher than vice-admiral and lower than the fleet admiral. vice admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü demir gibi güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Special Order)

Borsa Yönetim Kurulu’nca her hisse senedi için ayrı ayrı belirlenmiş olan “bir seferde girilebilecek işlem miktarı”nı aşan ve blok satış miktarından az miktarlı olan emirlerdir.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Orta Asya’da yükseltisi 7000 m’yi geçen yüksek dağlık külle. 2.(Fars.) Dünyanın çatısı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Pamir han.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Güreşçi, Fars. keştigîr: Yusuf pehlivan. Hasan pehlivan.

2.Cesur, yiğit, kahraman, Fars. dilâver. Pehlivan tekkesi = Güreş talimhanesi. Pehlivan yakısı = Keskin yakı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. pehlevân.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Güreşçi. 2.Boylu boslu, iri yan, güçlü kimse, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kahramana lâyık, yiğitçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, sağlam, demir gibi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski), leh karınca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. batak, bataklık: zor durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ploughshare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salya, tükürük. salivary s. tükürük hasıl eden, salyaya ait. salivate f. salya akıtmak; tıb. çok tükürük çıkarmak. salivation i. tükürük çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Samire).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Meyveli, meyva veren.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Samaritan s., i. Samiriye ile ilgili; i. Samiriyeli; Samiriye dili. a good Samaritan merhametli kimse, özellikle hastalara yardım eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A.). Arkadaş, refik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Arkadaş. 2.Nitelikli. 3.Yamaç, dağ silsilesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Kadın İsmi) - Doğu mitolojisinde adı geçen, dünyanın 7 harikasından biri olan Babil’in asma bahçelerini kurduran Asur kraliçesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Semir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Semizlikten ağırlaşıp uyuklayan tenbel; tenbellikten semirip şişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Semiz hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow / to get fat. fatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Semirmesini sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fatten. feed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bulaştırmak, kirletmek, leke sürmek; lekelemek; i. leke, ayıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yılışık yılışık sırıtmak; zorla gülümsemek; i. sırıtış, yapmacık tebessüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamr» dan masdar). Mayalanma, ekşitme: Şarabı, hamuru tahmîr etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تخمير] mayalandırma. 2.yoğurma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAMİR) (i. A.) (c. tâmirât). Bozuk bir şeyi düzeltme, vîrân bir şeyi mâmûr etme, onarma: Evi tâmir etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrecking. repair. overhaul. mending. fixing. mend. refit. refitment. reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair onarım. overhaul. maintenance. restoration. repair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair. repairing. fixing. mending. to make amends for. refection. refit. renewal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repairs. repair. renovation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair. repairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repairman. serviceman. mechanic. wrecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanic. repairman. repairer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repairer. serviceman. repairman. mender. fault finder. fault tracer. rebuilder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair shop. repair-shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Taş ve demir gibi güçlü, sağlıklı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tûmâr). Tomarlar. (bk.) Tomar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعمير] onarım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

onarılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

onarmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعميرات] onarım, onarımlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعميرا] tamir ederek, onararak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dimâr» dan). Mahv ve helâk etme: Eşkiyâyı tedmîr etti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi sağlam güçlü hükümdar. - Timur han.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü ve uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemr»den).

1.Sığama.

2.mec. Hazırlanma, gayretle teşebbüs etme.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Sağlam demir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Top demir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Toy - demir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz ordusunda en küçük rütbeli amiral.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commodore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commodore. rear admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior rear admiral. commodore. rear admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior rear admiralship. commodorship. rear admiralship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!.). Deniz kuvvetlerinde tümgeneralin dengi olan amiral,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice admiral. senior rear admiral. full rear admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sultan Abdülaziz yenilikçi bir padişahtı. Yapmış olduğu Avrupa seyahatinde gördüğü demiryollarına çok imrenmiş, İstanbul’a dönüşünde İstanbul – Edirne demiryolunun yapımı için bir demiryolu şirketine yetki vermiştir. Ancak yapım sırasında demiryolunun Topkapı Sarayı’nın bahçesinden geçmesi gündeme gelince çevresindekiler bu duruma karşı çıkmışlardı. Bu itirazları tebessümle karşılayan Abdülaziz “tren saraydan değil isterse üstümden geçsin yeter ki bu demiryolu yapılsın” diyerek bu konudaki isteğinin ne denli güçlü olduğunu gösterdi.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Koramiral.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZAMİR) (i. A.) (c. zamâir).

1.iç, dahil, her şeyin iç yüzü, Ar. bâtın.

2.Kalb, yürek, vicdan.

3.(gramer) Temsil ve işaret isimleri: Ben, sen, o, bu, şu gibi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronoun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronoun. pronoun adıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronoun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ضمير] gönül. 2.iç. 3.zamir, adıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İç, yüz. 2.Yürek, vicdan. 3.Gönülde gizli olan sır. 4.Adın yerini tutan sözcük.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Zamir).

İsimler ve Anlamları by