Mis ne demek? | Mis anlamı nedir? | Mis

Mis anlamı nedir?

Mis ne demek?

Mis anlamı nedir?

Mis | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. «misk» ten bozma). Güzel koku için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). İngilizce konuşan ülkelerde evlenmemiş kızlar için kullanılan unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Koyun.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek yanlış, kötü, hatalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth üzerinden müziklerin stereo olarak dinlenmesini sağlayan standart.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz..

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. coğrafya). İran, Farsça konuşulan yerler: Acemistan’a seyahat; Acemistan’ı dolaşmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجمستان] İran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabul olunabilir, kabule şayan. admissibil'ity (i) makul oluş, kabul olunabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul, girme müsaadesi ; teslim (hakikat); giriş ücreti, duhuliye. admission free duhuliyesiz, giriş ücreti olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima şikâyet edip ağlar gibi söz eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her zaman ağlayıverecek bir görünüşü olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graduate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kumaş). Kumaşlar. (bk.) Kumaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقمشه] kumaşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranormal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastard. extraordinary. newfangled. novel. unusual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the common. exotic. unaccustomed. unwonted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustomed. customary. frequent. habitual. ordinary. orthodox. routine. usual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usual. ordinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaccustomed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alşimi (simya) ile uğraşan kimse, simyager.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Altı kere on, (Ar. ve Fars. sitteyn, şest). 60.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit iskambil oyunu. Altmışaltıya bağlamak = Boş vaatlerle oyalamak, biraz taviz vererek işi halletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Her birine veya her def’ asında altmış: Hepsine altmışar kuruş düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty each. sixty at a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Elli dokuzdan sonra olan. Altmışıncı sene, yüz altmışıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altmış yaşına varmak, altmışlık olmak, altmış rakamına vasıl olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Altmış parçadan mürekkep, altmış toplamı.

2.Altmış yaşında (Adam).

3.Altmış paralık (sikke).

4.Altmış (para veya kuruş vesaire), değerinde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty year old. sexagenerian. containing sixty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). fena, yanlış; kusurlu. come amiss zarar vermek. go amiss yolunu şaşırmak , yanılmak. not amiss isabetli, münasip. take amiss gücenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who is skilled in the art of anatomy, or dissection. an expert in anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an expert in anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teşrih,ci, anatomi bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i animizm, butun varlıkların ve evrenin bir ruh taşıdığına inanan doktrin; varlıkların bedenlerinden ayrı olarak ruh sahibi oldukları inancı; ruhun hayat ve sağlığın temel varlığı olduğuna inanma doktrini ; ruhların varlığına inanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). animizmle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Huzur, rahat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آرامش] dinlenme. 2.huzur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mütareke, ateşkes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). Artemisia familyasyndan bir tür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çiçekleri asılmış insana benzeyen ve köklerinden sahlep çıkarılan sahlepgillerden bir bitki (Lorogiosum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointed. nominated. designated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atomculuk. atomist (i). atomculuğu kabul eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reserved. booked. set apart. set aside. isolated. disjointed. divided. divorced. split. estranged. segregate. disunited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart. isolated. off. separate. reserved. dedicated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separated. assorted. detached. discrete. disespoused. divided. insular. secluded. segregated. selected. spoken for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underdeveloped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ekonomik ve fiziksel gerileme gösteren bölge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr). Polis karakol kumandanı, başkomiser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quintuplicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişiyle aynı zamanda evli olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapient. worldly wise. know-it-all. smart aleck. smarty. wiseacre. wise guy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی مثال] benzersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorized forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayati kimya, biyokimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulated. cumulative. accumulative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulative. accrued. accumulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. departed. done. finished. over. past. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. done for. terminated. finished. all over. clapped out. complete. cut and dried. done. all to pieces. spent. wrapped up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bozmak, güzelliğine halel getirmek, lekelemek; i. leke, kusur, hata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange commisionary / warden. exchange commissionary. exchange warden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intact. virgin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaste. good. incorrupt. intact. inviolate. pristine. uncorrupted. unmutilated. unspoilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?

Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.

Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD’de üretilen tuzun yüzde 45’i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.

Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.

Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.

Hatırlarsanız ‘Titanic’ filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın iç gömleği, kaskorse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. câmûs). e. mandalar, su sığırları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواميس] mandalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadln iç gömleği, kombinezon; kadın elbisesi, pelerin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın buluzü, bolero.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kimyager; (ing). eczacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kimya .analytical chemistry analitik kimya. inorganic chemistry inorganik kimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇİÇEKLİ (i.). Bir musiki eserinin süs notaları, mızrap nağmeleri gibi aslında olmayan seslerle şekil değiştirmiş ve dejenere olmuş hâli.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Issued Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların satışı yapılmış hisse senetlerini temsil eden sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Her taşın altından çıkan, her işe karışan, kurnaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officious. pseud. knowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kederini paylaşmak, dert ortağı olmak, rikkat göstermek. commisera'tion (i). teselli, rikkat, acıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komiser, eskiden S.S.C.B.'nde herhangi bir idari örgütün başında olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). Ievazım sınıfı; eskiden S.S.C.B.'nde siyasi örgüt; komiserlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). iaşe ve levazımat mağazası; vekil, mümessil; komiser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). görev, vazife, iş; işleme; eylem; komisyon ücreti, yüzdelik; kurul, komisyon; rütbe, mevki; salahiyetname, emirname; belirli bir görev için verilen yetki; (f). tayin etmek, atamak; vazifelendirmek, görevlendirmek, memur etmek; den donanmaya kat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Avrupa otellerinde veya hükumet dairelerinde hizmet eden uşak veya haberci; ingiltere'de kapıcılık vb. işlerde bulunan görevli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). subay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mühim bir işe tayin edilen memur; şube müdüru; komisyon üyesi; vekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birleşme noktası, ek yeri; (anat)., (zool). birleşik iki organın birbirleriyle birleşme yeri, dudakların veya göz kapaklarının bitiştiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). uzlaşma, uyuşma; bazı şeylerden fedakârlık ederek varılan anlaşma zemini; (f). uzlaştırmak, bazı şeylerden fedakârlık yoluyla aralarını bulmak; (bir kimsenin). şerefini tehlikeye atmak; (bir işin neticesini) tehlikeye atmak. compromisewith ...

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geçerli olan fikirlere veya inançlara uyan kimse; toplum kurallarını çiğnemeyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engrossed. faraway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (gemi v.b.'ni) yedeğe çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). irtihal, vefat, öIüm; (huk). terk, feragat; intikal; hükümdar tacının halefe intikali; (f). mülkü vasiyetle ferağ etmek, icar etmek, bilhassa hükümdarlığı vârise veya halefe intikal ettirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahttan feragat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Deniz gibi çok ‘olan, denizi andıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Misk kokulu bir macun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Türkler’in galat olarak Şam, fakat asıl Araplar’ın ŞAm dedikleri Suriye ülkesinin merkezi olan şehrin ismidir. Dtmışk-ı Şam da denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (k kalın okunur). Şam şehrinde yapılan güzel kılıç, bıçak vesairenin namlılarına denir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). işten çıkarmak; yol vermek, gitmesine müsaade etmek; azletmek; bertaraf etmek, defetmek bırakmak; (huk). davayı reddetmek. dismiss from mind aklından çıkarmak, düşünmemek. dismissal (i). yol verme, azledilme; izin, müsaade. dismissible (s). berta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ekonomik gelişmeyi yadsımayan, ancak dünya çevresini tehdit etmeyen çevre ve enerji politikalarının benimsenmesi gerektiğini savunan Brundtland Raporu’nu hazırlayan, Birleşmiş Milletlerin oluşturduğu bir komisyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unheard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unheard of. unheard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzene konmamış, düzensiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzeni yapılmış, düzenli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(fels.) tabiat olaylarını kuvvet ve enerji terimleriyle açıklayan doktrin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok bilmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virgin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

new. untouched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kim. yasal elektrik, elektroşimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kuzular) Süt emmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümet temsilcisi, özel bir görevle gönderilen memur, gizli ajan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dışarı verme, çıkarma, yayma, neşretme, ihraç; ihraç veya neşrolunan şey; radyo emisyon; tic. tahvilât çıkarma . nocturnal emission bel suyunun uykuda akması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yayma, dışarıya çıkarma işi. Bilhassa kâğıt para ihracı -için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. émission

1. çıkarma,

2.ekon. sürüm

1. Çıkarmak işi. 2.Devletçe para, senet ve tahvil çıkarma, piyasaya sürme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emission. issue. issuing. transmission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

issue. issuing money. issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Premium on Issued Shares)

Ortaklıkların hisse senetlerini nominal değerinin üzerinde bir fiyatla ihraç etmeleri sonucunda satış fiyatı ile nominal değer arasında oluşan farktır. Bu gelir, ortaklıklar için vergiden muaf bir gelir olup bilançolarının pasif bölümünde özkaynak kaleminde yer alır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Husyeleri çıkarılıp iğdiş edilmiş, ihsâ olunmuş (hayvan).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Trafik Anonsları (Traffic Announcement – TA) işlevinin, geçerli trafik bültenlerini kaçırmadan, trafik anonsu yapmayan istasyonları dinlemenizi sağlayan gelişmiş bir sürümüdür. Trafik anonsu yapıldığında, EON işlevi ayarlı istasyonun trafik programına otomatik olarak geçer.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hayvan derisininveya bitki kabuğunun dış zarı, beşere, üstderi epidermal, epidermic (s.) üstderiye ait epidermoid (s.) üstderiye ait veya benzer olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saint. holy person veli. evliya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aint. holy person. saint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Allah’a yönelmiş ve bu yolda merhale katetmiş kimse. 2.Veli, aziz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saintliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ersal).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old. dated. outworn. worn. worn-out. timeworn. obsolescent. decrepit. effete. moss-grown. rusty. stale. superannuated. well-worn. worm-eaten. out. detrited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hackneyed. obsolete. shot. old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of date. decrepit. month eaten. obsolete. past praying for. supperannuated. timeworn. trite. twice- told. used up. well worn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD çalarlar için bellek kapasitesini artırmadan darbelere karşı yüksek düzeyde direnç sağlayan bir sistemdir. Ses sinyalleri, veri akışı darbe ya da titreşim sonucunda kesilmese bile sürekli olarak okunur. Olası veri hataları hafızada düzeltir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaba veya ağır bir söz yerine aynı anlamı veren daha hafif bir söz. euphemist (i.) bu tür hafif söz kullanan kimse. euphemis'tic (s.) hüsnütabir kabilinden. euphemis'tically (z.) hüsnütabirle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home economics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home / household economics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homemade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmarried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lone. sole. spinster. unmarried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifrata kaçan kimse,aşırı giden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowed down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downtrodden. repressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crushed. downtrodden. repressed. smashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aç kalmak, açlıktan ölmek; açlıktan öldürmek; aç bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belated. behindhand. late. past-due. tardy. delayed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behindhand. belated. late. tardy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belated. delayed. detained. late. overdue. out of time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bitmiş, sona ermiş. Osm. mürûr etmiş, sabık, sâlif, mazi: Geçmiş zaman, geçmiş günler.

2.Çok olmuş, lüzumundan fazla olgun: Geçmiş meyve. Geçmiş olsun = Hastalara veya bir kaza atlatanlara olunan dua ve tebrik.

3.Macera, düşmanlık doğuran olay: Onun bir geçmişi vardır. O adamla bir geçmişiniz var mıdır?

4.Ölüler: Geçmişlerin adını lekeletmemen. Geçmişlerinizin canı için.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past. bygone. belated. previous. former. departed. gone. passe. passee. antecedents. past. bygone. yesterdays. case history. background. history. lang syne. standing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background. bygone. departed. history. lost. olden. past. yore. overripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past. overripe. spoiled. antecedent. bygone. departed. former. geared. late.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

developed. advanced. improved. sophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced. forward. sophisticated. developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced. developed. full- grown. improved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, hızlı hareket eden ayrıntılar içeren resimlerde bile daha net ve daha sorunsuz görüntü sağlayan gelişmiş Dijital Sinyal İşlemcisi ve Hareket Algılayıcısı kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, daha net, daha yumuşak bir görüntü sağlamak için tümleşik Dijital Sinyal İşlemcisini kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Uygun aksesuar ile iletişim sağlayan bir aksesuar yuvası. Örneğin, video ışığı, kayıt başladığında otomatik olarak yanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Aksesuar Yuvası, flaş işlemlerinde çeşitli gelişimler sağlar ve kablosuz bağlantı, ön-flaş özelliği ve otomatik pozlama ayarı gibi olanaklar tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu teknoloji, bazen düşük ışık koşullarında ortaya çıkan görüntü ‘parazit’ini azaltır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Giriş sinyaline bağlı otomatik resim geliştirme. En iyi izleme koşulları için.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş İris, özellikle karanlık sahnelerde kontrastı geliştirmek için tasarlanan özel bir işlevdir. İki moddan birini (Otomatik ve Manuel) kullanın. Otomatik Modda en iyi içerisinde parlak ve karanlık sahnelerin bulunduğu filmler gibi video içeriği ile birlikte çalışacak şekilde tasarlanmış iki farklı ayar vardır. Otomatik 1, sahneden sahneye değişen geniş bir parlaklık aralığına sahip programlar içindir. Otomatik 2 ise parlaklık düzeyleri sahneden sahneye pek farklılık göstermeyen programlar içindir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş İris 2 sistemi her sahnedeki ışık düzeyine otomatik olarak tepki vererek ve en iyi sonuçları elde edecek şekilde diyafram açıklığını ayarlayarak çalışır. Karanlık sahnelerde, bu genellikle gölgelerde genellikle kaybolan ayrıntıları ortaya çıkarır ve aydınlatmanın parlak olduğu sahneler de tanımlamalarını korur ve silinmezler. Kapsamlı bir manuel seçenek de dahil olmak üzere, dört farklı ayar vardır ve böylelikle sonuç daima tam istediğiniz gibi olur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu gelişmiş özellik, JPEG biçiminde çekilen dijital fotoğrafların ekranda kolayca görüntülenmesine olanak sağlar. Ayrıca, JPEG görüntülerini Cyber-shot dijital fotoğraf makinenizden Sabit Disk Sürücünüzün / DVD oynatıcınızın dahili sabit sürücüsüne kopyalamanıza imkan tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Kontrast Geliştirici muhteşem geçiş düzeyleri sunmak için arka ışık düzeyini ayarlayarak, her sahnenin kontrastını optimize eder. Olağanüstü bir derinlik duygusu yaratmak için, parlaklığı kaybetmeden, en karanlık sahnelerde bile en derin siyahlar görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behindhand. late. slow. underdeveloped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabanî kızılcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind the arras. under cover. disguised. masked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Birdenbire eriştiği varlığa kendisini uyduramıyarak gösterişli hareketlerde bulunan.

2.Görgüsüzlüğü sebebiyle aşırı davranışlarda bulunan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upstart. parvenu. uncouth. not refined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görmemişe yakışacak davranış veya görmemiş olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophisticated. worldly wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinary. freak. unprecedented. unusual. singular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

never seen before. curious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Perşembe günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi. A.) (mü. hâmise). Beşinci, Fars. pencüm: Bâb-ı hâmis, def’a-i hâmise, rütbe-i hâmise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kitabın kenarına yazılan şerh ve izah notu, not, derkenar, hâşiye.

2.Mektup imzalandıktan sonra altına eklenen yazı, Fr. poste-scriptum, P.S.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postscript. post scriptum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خامس] beşinci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هامش] mektup ilavesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (eski rütbe-i hâmise› den). Osmanlı devrinde Tanzimat›tan sonra konulan beşinci rütbe ki, mülkî rütbelerin en aşağısıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Beşinci olarak, beşinci derecede.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خامسا] beşincisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enerjisi veya gücü var gibi görünen resimlerin devinim hâlinde olduğu izlenimi veren yanları. Bu devinim gerçekte yoktur; ancak öznelerin akla getirdiği gayretkeş eylemlerin yarattığı yanılsamadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arp. harp. harp çalmak. israrla belırtmek. durmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military academy. staff college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) özel okul müdiresi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (müz). altmış dörtlük nota, bir notanın altmış dörtte biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(.i F.). Daima, her zaman, her vakit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هميشه] daima, her zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarıküre hemispher'ic(al) (s). yarıküreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarım mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam filling. nog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattan palm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government commissioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aynı tesis içinde yeniden işlenip kullanılan atık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insolvent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Türkçe Imek masdarından geçmiş hikâyesi kipinin

3.şahsı: O iş öyle İmiş. Aradığınız adam orada imiş. Yardımcı flit başka fiillerin çeşitli kiplerine katılarak çeşitli birleşik kipler teşkil eder ve bu takdirde ekseriya asıl fiille birleşerek ilk l’si düşer: Gelmiş imiş (gelmişim), gelir imiş (gelirmiş), gelecek imiş (gelecekmiş), gelmeli imiş (gelmeliymiş) vesaire.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içine katılıp karıştırılamaz, yağ ile su gibi karışmaz, meczedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müsaade edilemez, yasak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabul olunmaz, uygun görülmez. inadmissibility kabul olunmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ölüm döşeğinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aralık, fasıla; tatil, aralık verme; (tıb.) ateş nöbetlerinin arasındaki müddet. intermissive (s.) aralıklı, fasılalı, kesik kesik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir şeyin başka bir şeyin içine sokulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) affolunamaz, müsamaha edilemez; zorunlu, mecburi, kaçınılmaz. irremissibleness (i.) affolunamazlık, zorunlu oluş. irremissibly (z.) zorunlu olarak, müsamaha edilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unheard of. unheard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. juge commisaire). (hukuk) İflâs İşlerine bakmak üzere mahkeme tarafından tayin olunan memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. «kamış» mânâsına gelen bir kelimeden ki, bunun «kalem» le münasebeti açıktır). Deniz kıyısında bulunan kamışlık, sazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı F. galiye-i misk). Misk kedisinden alınmış misk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotyped. clichéd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotyped. inflexible. rigid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Sulak yerlerde biten içi boş yumuşak ve düğümlü bitki ki, pek çok çeşidi vardır; muhtelif uzunluk ve kalınlıkta olur, saz, nây, ney, kaseb: Şeker kamışı = Özü şeker imâline yarayan kamış çeşidi ki, sıcak iklimlerde olur.

2.Kamışa benzer şey ve erkek tenasül organı.

3.Masura: Barutluk kamışı.

4.Deniz sedeflerinden «sullne» denilen sadef.

5.İlkel bir üfleme sazı. Kamış bayramı = Yahudiler’in kamıştan kulübelere kapanmaları bayramı. Burunkamışı = Burnun kıkırdağı. Kamış helvası = Bal ağdasından yapılan cinsi. Kamış dam = Sazla örtülü kulübe. Kalem kamışı = Yontularak yazı yazmaya mahsus kamış cinsi ki, Basra Körfezi kıyılarında olur. Kamışkulak = Kulakları düzgün Arap atı. Miskalkamışı = Biribirine bitişik ve düzgün şeyler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Gömlek.

2.(botanik, anatomi) Bazı zarlara denir, Fr. tunique.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reed. wattles. straw. cane. bulrush. sedge. penis. cock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cane. penis. reed. rod. straw. reed. bamboo. fishing rod. cana. bamboo. fishing rod. fishing pole. straw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reed. cattail. bamboo. fishing rod. fishing pole. penis. rush. drinking straw. wattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قميص] gömlek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reed pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fibula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyumcu vesaire ocağının alevini bir noktaya toplayıp üflemeye mahsus masura.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulakları ince, düzgün ve dik at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kamış bitmiş yer, kamış koruluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Gövdesi kamış gibi boş ve boğum boğum olan: Buğdayın sepi kamışsıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coast-guard ship. patrol vessel. guard boat. patrol boat. picket boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquired right. vested interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yaban mersini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant. boastful. cocksure. cocky. conceited. haughty. immodest. pompous. pretentious. prig. proud. smug. supercilious. superior. swollen. upstage. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big head. bumptious. cocky. conceited. haughty. high. hoity toity. immodest. jumped up. orotund. overweening. self- complacent. smug. sniffy. stuck- up. uppish. vain. vainglorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hollanda'da yılda bir yapılan açıkhava festivali; kermes, panayır, şenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilot vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çekirdeksiz, pek küçük taneli üzüm ki, kurusu fıstıkla beraber pirince karıştırılarak yemekte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fried. roasted. grilled. red. angry. bloodshot. blotchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organoklorlar diye de adlandırılırlar. Bu maddeler endrin heptaklor, aldrin, toksafen, dieidrin, DDT, klordan ve metoksiklor gibi sentetik zehirler içerir. Bu sentetik zehirler toprakta, akarsu ve deniz dibinde değişmeden kalırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Yer mantarından elde edilen bir çeşit antibiyotik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Fundagillerden, beyaz veya pembe çiçekli, çileğe benzer meyveler veren bir bitki (arbutus unedo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Emniyet teşkilâtında üçüncü rütbeye yükselmiş polis görevlisi. 2.Şirketleri ve toplantıları hükümet adına murakabe etmekle görevli kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commissary. commissioner. commissar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police superintendent. superintendent. police captain. captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high commissioner. ranking police officer. government inspector of firms. government observer at public meetings. commissar. commissary. police chief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Komiserin işi veya vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fr. commisslon).

1.Meclis, şûrâ, geçici veya daimt encümen: Maliye komisyonu; muahede komisyonu.

2.Belediye idaresi: Komisyon arabaları; komisyon çavuşları (bu mânâsı eskimiştir).

3.Alışveriş, kira gibi ticari işlerde aracılık: Fabrikadan istediğiniz mal İçin yüzde İki komisyon verecektiniz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission. brokerage. percentage. board. committee. kickback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission. committee. percentage. committee yarkurul. encümen. komite. percentage simsariye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission. committee. percentage. commission fee. rake-off. address commission. chamber. fittage. kickback. rake- off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Komisyon, ticarî aracılık İşi yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broker. middleman. go-between. commission agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broker. middleman. agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrager. broker. commission agent. middleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brokerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brokerage. being a commission agent. commission business. commission house. interagency. trade for third account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conformiste

top. b. uymacı

Uymacılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eavesdropper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evvelce kullanılan, kullanılmış olan, yeni olmayan. Kullanılmış, bir otomobil aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. secondhand. hand-me-down. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spent. used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondhand. used. hand- me-down. thrift shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kımız, Tatarlarca pek makbul olan mayalanmış kısrak sütü; inek sütünden yapılan kımıza benzer içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue ship. relief ship. salvage-ship. rescue vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried fruit. edible nuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mutlu olmuş, kutlu olmuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutsalan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lems» ten if.) (mü. lâmise). El ile tutan, dokunan, temas eden. Kuvve-i limite, hltta-i limite = Dokunma duygusu, Ar. lems.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (kuvve-i lâmise veya hâssa-i lâmise’den kısaltılmış). Dokunma duygusu: Lâmisesi kuvvetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لامسه] dokunma duyusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanuni yetkiyi onaylayan kimse; özellikle Fransa'da Bourbon krallığı taraftarı; İspanya,da Don Carlos partisi taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. légitimiste

meşrutiyetçi

Meşrutiyet yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çöreotu, bot. Nigella damascena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Abteshane. (bk.) Memşâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikrokimya, ufak miktarlarla ilgilenen kimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaza, belâ, talihsizlik, felâket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış öğüt veya bilgi vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: MÜSAFERET) (i. A. «sefer»den masdar).

1.Yolculuk, seyahat.

2.Misafirlik, konukluk: Uç gün misâferette kaldık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSAFİR) (i. A. «sefer» den if.) (c. müsâfirîn).

1.Sefer ve seyahat eden, yolcu, gezgin, seyyah: Denizlerdeki Müslüman misafirler için dua etmek (Arapça’da asıl olan bu mânâ ile dilimizde az kullanılmış, değişik mânâlar almıştır).

2.Konuk: Anadolu köylerinin misafir kabûlüne mahsus odaları vardır; misafir kabûl eder misiniz?

3.Ziyaret için veya konuşmak için birinin evine giden, ev halkından olmayıp dışardan geçici olarak gelen: Odada bir misafirim var; ben misafir değilim ev halkındanım; misafir yatağı.

4.Göze Arız olan leke: Gözönünde misafir çıktı. Misafir olmak = Konmak, Osm. mihmân olmak: Uç gün bize misafir oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guest. company. visitor. caller. lodger. sojourner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. guest. visitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guest. visitor. company. lodger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yolcuların dinlenmesine mahsus bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Misafir sever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small. village house built to accomodate travelers. house of accommodation. house of call. guest house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Konukluk, mihmanlık, başkasının evine konan yolcu ve yabancının hâli: Misafirlik bir gece, iki gece olur.

2.Ziyarete gidiş, ziyaret, gezme: Misafirliğe gittiler; gece misafirliğini hiç sevmem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a guest. visit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a guest. visit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitable. hospitable konuksever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitality. cheer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitality konukseverlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A. «vüsûk»tan) (c. mevâsik). Ahd, Fars. peymân, sözleşme, andlaşma: İki taraf ahd-ü mîsâk ettiler. Mîsâk-ı Millî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement. treaty sözleşme. antlaşma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ميثاق] sözleşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Sözleşme, yemin, and, ahid. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emsile).

1.Örnek, nümûne, umumî bir şeyin veya kaidenin anlaşılması için gösterilen örnek: Her kaideye bir misâl getirmeli; herkese misâl olacak bir adamdır.

2.Benzer: Melek misâli, derya misâli. 3.Rüya, düş. Alemi misâl = Alem-i mânâ, rüyâ Alemi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

example. instance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

example. model örnek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

example. illustration. precedent. case. epitome. exemplification. instance. pattern. specimen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) örnek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

örnek almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uygunsuz izdivaç, yanlış evlilik; uygunsuz bir birlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uygunsuzca birleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, misanthropist i. insanlardan nefret eden veya insanlara güvenmeyen kimse; insanlardan kaçan kimse, merdümgiriz kimse. misan- throp'ic s. insandan nefret eden; merdümgiriz. misan'thropy i. insanlardan kaçma veya nefret etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış tatbik etmek veya istimal etmek, yerinde kullanmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış anlamak. misapprehension i. yanlış anlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. haksız olarak almak veya kullanmak, emanete hıyanet etmek, çalmak. misappropria'tion i. emanete hıyanet, emniyeti suiistimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Onda bir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mesâbîh). Işık, çerağ, aydınlatmaya mahsus Alet, meş’ale.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصباح] kandil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Aydınlatma cihazı, ışık çırağı. Hz.Peygamber (s.a.s.)’in isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sebr» den ia) (c. mesâbîr) (cerrahî). Yaraları yoklamaya mahsus cerrah mili, sonda.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. piç, veledi zina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yaramazlık etmek; fena hareket etmek. misbehavior i. fena hareket; yaramazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. itikat etmemek, inan mamak, kâfir olmak. misbelief i. küfür, umumun kabul ettiğine aykırı itikat, yanlış kanaat. misbeliever i. kafir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. miscellaneous, miscellany.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış hesap etmek. miscalcula'tion i. yanlış hesaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış isim vermek; spor yanlış karar vermek (hakem); Ing., leh. sövüp saymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk düşürme, düşük; işin boşa çıkması, işin ters gitmesi, başarısızlık; yanlış yere sevketme. miscarriage of justice adli hata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başaramamak; boşa çıkmak, ters gitmek; çocuk düşürmek; yanlış yere götürülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tiyatroda yanlış rol vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ırkların ve bilhassa beyazlarla siyahların melezleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhtelif, çeşitli, karışık, çok yönlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. derleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. talihsizlik, kaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaramazlık; haylazlık; haylazca hareket veya tavır; haylaz kimse; zarar, ziyan, hasar; zararlı şey; k.dili şeytan. mis chiefmaker i. kavga -çıkaran veya fitnecilik eden kimse. get into mischief yaramazlık etmek. keep out of mischief yaramazlıktan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaramaz, haylaz; zarar verici. mischievously z. yaramazca; zarar vermek niyetiyle; zarar verecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (chose, chosen) yanlış seçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karıştırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış kavramak. misconception i. yanlış kavrama; yanlış kavram. labor under a misconception yanlış kanalda olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü davranış; zina; suiistimal; kötü idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü idare etmek. misconduct oneself ahlâkseca davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanlış anlama, yanlış yorumlama, yanlış mana verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış yorumlamak, yanlış anlamak, ters mana vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yanlış saymak, yanlış hesap etmek; i. yanlış hesap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kötülükçü kimse, habis kimse; s. zalim, gaddar, vicdansız; eski imansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış yaratmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bilardoda bileyi isteka ile yanllş vurma; k.dili yanlış, şaşkınlık veya dalgınlık eseri olan hata; f. tiyatro konuşmada hata yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıdk» dan). Bir şeyin doğruluğunu isbata yarayan şey, meşhur bir sözün hakikata uygun olduğunu gösterir hâl ve olay: Filân atasözü mısdakınca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصداق] ölçüt, kriter.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış tarih koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-dealt) i. iskambil kâğıtlarının yanlış dağıtmak; i. yanlış dağıtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü ve ahlaksızca hareket, kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., şiir yanlış hüküm vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü davranmak. misdemeanant i. kabahat işlemiş kimse, kötü hareketinden dolayı suçlanan kimse; suçlu kimse. misdemeanor i. hafif suç; kötü davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış salık vermek, yanlış yola sevketmek, yanltmak, yanlış yol göstermek, yanlış tarif etmek. misdirection i. yanlış salık verme, yanıltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış yapmak; kötülük yapmak misdoer i. kötülük yapan kimse. mis doing i. kötü hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., eski şüphe etmek; korkmak; i. şüphe; korku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Meşe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Koloit iyonlarında molekül yığılışmasında meydana gelen ve koloidin bütün hususiyetlerini taşıdığı kabul edilen kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötüye kullanmak, suiistimal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. mizansen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cimri kimse, pinti kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sefil, pek fakir; dertli, bedbaht, perişan; mutsuz; acınacak halde; zavallı; k.dili hasta; sefalet getiren; süfli, aşağılık, pek kötü; utanmaz. miserably z. pek fena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. Mezmurlar kitabında 51'inci Mezmur (Latince metin de bu kelime ile başlar); bu Mezmurun bestesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda yaralı şovalyeyi azaptan kurtarmak için son darbenin vurulduğu hançer; manastırda oruç gibi bir vecibeden affedilme; manastırda böyle affedilenlere mahsus oda; kilisede ayakta ilâhi soyleyenlerin dayandığı küçük çıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. merhamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cimri, hasis, pinti. miserliness i. cimrilik, pintilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dert, ıstırap, acı; sefalet; bedbahtlık; leh. eziyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. yolsuzluk, kötüye kullanma, kanunsuzluk, kusurlu hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ateş almamak (tüfek veya torpil); hedefe isabet ettirememek;ateş almama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uygun gelmeyiş; iyi uymayan şey; uyumsuz kimse, çevresine uymayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. talihsizlik; bedbahtlık; kaza, belâ, felâket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen.,çoğ. şüphe, kuşku, kuruntu; korku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü idare etmek. misgovernment i. kötü idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış yola sevketmek, yanlış salık vermek; azdırmak,baştan çıkarmak. misguidance i. yanlış yola sevketme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü kullanmak, kötü idare etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aksilik, talihsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karmakarışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir hayvan veya insanın ve yevru veya çocuğun derin derin uyuyup hızlıca nefes almasını taklit ve tasvir eder ve mükerrer kullanılır: Mışıl mışıl uyuyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİSL) (i. A.) (c. emsâl). 1Benzer eş: Bunun dünyada misli bulunmaz; mislini yapmak.

2.Miktar, hacim: O, bunun iki mislidir; bunun bir misli daha lâzım.

3.(c.). Kanun ve nizamda gösterilmiyen şeyin yapılabileceğini gösteren durum: Bunun hiç emsâli yoktur; emsaline uyarak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a similar one. an equal amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like. equal. counterpart. multiple. mate. match. time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soundly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü bir harekete, aynı şiddetle cevap verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retaliatory. reprisal. retaliation. answer. quittance. recompense. requital. retortion. retribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retaliation. reprisal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reprisal. retaliation. come- back. reprisals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benzer, gibi, çeşit. Bu misullü adamlar = Bu gibi, bu çeşit, buna benzer adamlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («miş» den). Koyun derisi. (bk.) Meşin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ميشين] meşin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing line. gut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış bilgi vermek, yanlış anlatmak. misinforma'tion i. yanlış bilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış yorumlamak, yanlış mana vermek, yanlış anlamak. misinterpreta,tion i. yanlış yorum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MISR) (i. A.).

1.Afrika’nın kuzeydoğu köşesindeki ülke.

2.Ülkenin merkezi olan Kahire şehrine de denir. «Mısrü’l-Kahire» de denir. (c. emsâr) İkinci mânâsından: Büyük şehir, mâmûre. Mısır buğdayı = Sarı ve büyücek taneli hububat çeşidi. 2.Mısır denilen hububatın ateşte patlatılmış taneleri. Mısır tavuğu = Hindi. Mısır fitili = Topları ateşlemede kullanılan ottun örülmüş bir çeşit halat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarı ve büyücek yassı taneli hububat çeşidi. Mısır ekmeği, mısır koçanı, taze mısır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egyptian. corny. maize. indian corn. sweet corn. corn. egypt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn. maize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Egypt. egypt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(zea mays): Buğdaygiller familyasından; 180 - 200 cm boyunda, dik ve yüksek gövdeli, geniş şerit yapraklı, bir yıllık bir bitkidir. Kökü kalın ve saçaklıdır. Yaprakları şerit gibi, uzun, paralel damarlı, sert ve sivri uçlu, sapsız, kenarları, dalgalıdır. İki çeşit çiçeği vardır. Erkek çiçekler gövdenin ucunda salkım başak şeklinde, dişi çiçekler ise yaprakların koltuğunda koçan halindedir. Dişi çiçeklerin stilusları uzundur ve kınlarının tepesinden dışarı doğru sarkarlar. Bunlar mısırpüskülü denilen kısmı meydana getirirler. Meyvesi, koçanı üzerinde sıkışık şekilde dizilidir. Rengi açık veya koyu sarı; esmer veya kırmızımtırak renklidir. Mısırpüskülünün içeriğinde glikoz, maltoz gibi şekerler, sabityağ, steroller, reçine ve çok miktarda potasyum tuzları vardır. İdrar söktürücü, idraryollarını temizleyici ve hararet verici olarak kullanılır. Mısırözü yağı, mısır tanelerinden çıkarılır. İçeriğinde yağ asitleri, A vitamini, az miktarda steroller ve bol miktarda nişasta vardır. Mısırözü yağı damarsertliğini önler. Kullanıldığı yerler: Daha ziyade mısırpüskülü ve mısırözü yağı kullanılır. Mısır iyi bir besindir. Ancak hazmı biraz güçtür. Guatr olanların yememesi tavsiye edilir.

Şifalı Bitki by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Kuzeydoğu Afrika ülkelerinden olan Mısır, kuzeyden Akdeniz, doğudan Kızıldeniz ve Filistin, güneyden Sudan, batıdan Libya ile çevrilidir.

Coğrafi konumu: 27 00 Kuzey enlemi, 30 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 1,001,450 km².

Sınırları: toplam: 2,665 km.

sınır komşuları: Filistin 11 km, İsrail 266 km, Libya 1,115 km, Sudan 1,273 km.

Sahil şeridi: 2,450 km.

İklimi: Mayıs - Ekim ayları arası kadar sıcak bir yaz, Kasım - Nisan ayları arası serin bir kış olmak üzere genelde iki mevsim görülür. Çölde yazın sıcaklık gölgede her zaman 40 dereceyi geçer. Ancak gece sıcaklık, 15-18 derece kadardır. Sahra’dan gelip, Deltaya kadar uzanan hamsin rüzgarları genellikle bahar mevsiminde eserler. Kuru ve kavurucu karakterde olup, sık sık kum ve toz fırtınaları oluştururlar. Kıyı kesiminde Akdeniz iklim özelliği nedeniyle kışın yağış ortalaması 100-200mm. arasındadır.

Arazi yapısı: 1280 km uzunluğundaki Nil Vadisi , Sudan sınırından Akdeniz’e kadar uzanarak doğu ve batı çöllerini birbirinden ayırır. Batı çölü hemen hemen yüzölçümünün 3/4 ‘ünü kaplar. Ortalama yükseklik 210-250 metre olmasına rağmen güneybatı ucunda , yüksek kayalıklı bölgede 2130m.’ye ulaşır.Bölgenin çoğu yeri taşlı çöllerden meydana gelmesine rağmen, yer yer kumluk ovalara da rastlanır. Plato görünümünde olan bölgenin çeşitli yerlerinde oluşan çökmeler sonucu yeraltı sularının yerleşmesine imkan veren sığ kuyular meydana gelmiştir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Qattara Çukuru -133 m.

en yüksek noktası: Catherine Tepesi 2,629 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, demir, fosfatlar, manganez, kireçtaşı, alçıtaşı, talk, asbest, kurşun, çinko.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %2.92.

Sürekli ekinler: %0.5.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %0.

Diğer: %96.58 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 34,220 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Periyodik kuraklıklar, yaygın depremler, su baskınları, heyelanlar, volkanik aktivite, bahar mevsiminde esen hamsin rüzgarları kuru ve kavurucu karakterde olup, sık sık kum ve toz fırtınaları oluştururlar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 78,887,007 (Temmuz 2006 verileri) Nüfusun %45’i şehirlerde yaşamaktadır.

Nüfus artış oranı: %1.75 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.21 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 31.33 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 71.29 yıl.

Erkeklerde: 68.77 yıl.

Kadınlarda: 73.93 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.83 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

Ulus: Mısırlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Mısır halkının yaklaşık %91’ini Araplar oluşturmaktadır. Arapların %91.5’i Müslüman, kalanı Hıristiyan’dır. İkinci önemli etnik unsur nüfusun %7’sini oluşturan Kıptilerdir. Kıptilerin tamamı Hıristiyan’dır. Kıptilerin kendilerine özel bir dilleri vardır. Ancak bugün artık Kıptice konuşan kalmamıştır ve Kıptiler de Arapça konuşmaktadırlar. Ka


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn tassel. corn silk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn flour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn flour. corn meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Mısır ahalisinden olan, Ar. Mısrî: Eski Mısırlılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egyptian. egyptian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egyptian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Egyptian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). İngilizce konuşan ülkelerde evlenmiş kadınlar için kullanılan unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ucu sivri demirli kısa üvendire, bizlengeç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış hüküm vermek; yanlış anlamak; yanlış fikir edinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «müşk» ten Ar. laşmış). Bir cins ceylânın göbeğinden çıkan güzel kokulu bir madde ki, eskiden en meşhur kokulardan beriydi. Misk sabunu — Güzel kokulu sabun. Misk faresi, keçisi, kedisi = Güzel koku neşreden güzel hayvan cinsleri. Misk nebatı = Yerde çıkan çeşidi, mec. Mis (misk) gibi = Temiz ve güzel kokulu. Misk ile anber = Tamamiyle isteğe uygun. Misk yılanı = Güzel bir koku neşreden bir yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Delme Aleti, matkap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A.) (musiki). Türk musiklsi’nde eski bir nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Bir buçuk dirhemlik eski bir ölçü ki, kıymetli taşlar vesaire için de kullanılır. Miskal ile = Pek az miktarda: Muhabbet kantarla alışveriş miskal ile (atasözü).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Madenleri parlatmaya yarayan bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A.) (musiki). Mıskal çalan müzisyen.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(eşekkulağı): İkiçenekliler sınıfının, Dipsacaceae familyasından güzel kokulu bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: Sinirleri yatıştırır. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. mousquet).

1.Geniş çaplı, eski bir cins tüfek.

2.Misket tanesi, bilye.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «misk» ten). Güzel kokulu meyve: Misket üzümü, elması, limonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muscadine. marble. ball. agate. taw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alley. marble. pellet. grapeshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pellet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİSKİN) (i. A. «meskenet» ten smüş.) (mü. miskîne) (c. mesâkin). Fakir, zavallı, zarurete düşmüş.

2.Beceriksiz, Aciz, elinden bir şey gelmiyen, mıymıntı.

3.Cüzzam hastalığına yakalanmış. Miskin illeti = Cüzzam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slothful. indolent. lazy. bone-lazy. poor. helpless. wretched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A little bagpipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shiftless. indolent. helpless. wretched. lame / lazy dog. jack easy. miserable. poor-spirited. supine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مسکين] zavallı, uyuşuk. 2.cüzzamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مسکين] misk sürülmüş, miskli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Miskin illetine, cüzzama yakalananlara mahsus yer, Ar. dârü’l-mezcûmîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Miskince, miskinlikle, fakir ve Acizce: Miskînâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fakir, çaresiz veya Aciz ve dertli olmak, acze düşmek: İhtiyarlayıp miskin olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Miskin hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Fakirlik, zaruret. Beceriksizlik, aciz, çaresizlik.

3.Miskin hastalığı, cüzzam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. sloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Misk kedisi, misk faresi gibi vücutlarındaki misk gibi kokan bir madde taşıyan hayvanlar sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(amberçiçeği): İkiçenekliler sınıfından; 50-100 cm boyunda, sarımtırak renkli, güzel kokulu bir bitkidir. Yapraklarında şekerler, uçucu yağ, A ve B vitaminleri vardır. Çiçekli dalları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Vücuda kuvvet verir. Sinirleri uyarır. Aybaşı tutukluğunu giderir. İştah açar. Safra ifrazatını artırır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مثل] gibi. 2.kat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .(laid) yanlış yere koymak, kaybetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (led) yanlış yola sevketmek, yanlış yoldan götürmek; yanlış fikir vermek, aldatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. beğenmemek, hoşlanmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sem’» den ia) (c. mesâmî).

1.Kulak.

2.(tıp) Hastalıkların ciğer ve kalbini dinlemeye mahsus boru.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü idare etmek, idare edememek. mismanagement i. kötü idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mesâmîr). Keser, çivi, mıh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mismâriyye). Keser ve çivi şeklinde olan. Hatt-ı mismârî = Çivi yazısı ki «hatt-ı mıhî» de denirdi, Fr. cuniiforme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.uygunsuz ve mutsuz evlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,i.bir birine iyi uymamak; i.uygunsuz birleşme, uymama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.yanlış isim vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.yanlış isim, isimde hata; yanlış isim kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.evlilikten nefret. misogamist i.evlilikten nefret eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.kadından nefret eden kimse, kadın düşmanı.misogynous s.kadından nefret eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,psik. yenilik korkusu, değişiklik korkusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.yanlış yere koymak. misplace one's confidence yanlış kim seye güvenmek.misplacement i.yanlış yere koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.yanlış oyun, hatalı oyun .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,i.yanlış basmak; i.baskı hatası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,huk.vazifeyi suiistimal; bir cürüme göz yumma suçu; yanlış, hata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.yanlış telaffuz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yanlış telaffuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.yanlış aktarmak, birinin sözünü yanlış tekrarlamak.misquota'tion i.yanlış aktarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mesârî).

1.Kapının iki kanadından her biri. 2.İstrldye gibi deniz hayvanlarının iki kabuğundan her biri. 3.Bir beyitin iki satırından her biri: iki mısrâ bir beyit olur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse. line dize. line of poetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a line of poetry. line. verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصراع] dize.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şürb»den la.) (Türkçe halk dilinde: maşraba). Su içmeye mahsus kap kl, başlıca teneke veya bakırdan yapılır ve kulplu olur: Mışraba İle su içiyor, bir mışraba su. (bk.) Maşraba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (cerrahlık). Cerrah bıçağı, neşter.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.(read) yanlış okumak, yanlış yorumlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f yanlış saymak, yanlış hesap etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış hatırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış ve ya yalan yere anlatmak; kötü temsil etmek. misrepresenta'tion i. yalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. mısriyye) (c. mısriyyûn). Mısır’a ait, Mısırlı. Mısır ahalisinden adam: Eski Mısriyyûn’un eserleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kötü idare etmek; i. kötü hükümet, kötü yönetim; karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vuramamak, vurmamak, isabet ettirememek veya etmemek; bulamamak, kaçırmak, yanlışlıkla atlamak, ele geçirememek; özlemek, yokluğunu hissetmek, aramak. miss fire ateş almamak. miss out atlamak, görmemek; gidememek, kaçırmak. miss the point meseleyi k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nişanı vuramayış, isabet ettire meyiş; başarısızlık. A miss is as good as a mile Fırsatı kaçırdlktan sonra, iyi mi, kötü mü olduğu farketmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili genç kız; b.h. Matmazel, Bayan (soyadından evvel gelir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kil. Katolik kilisesinde Aşai Rabbani ayini kitabı; dua kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ökseardıcı, zool. Turdus viscivorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-shaped, -shapen) kötü biçim vermek, biçimsizleştirmek misshapen s. biçimsiz, kötü biçimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mermi, kurşun; ok, merak; atılan şey; güdümlü mermi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. roket veya güdümlü mermi yapma ve kullanma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eksik, olmayan, kayıp. missinglink bak. link the missing savaşta kayıp askerler. There is a page missing bir sayfa eksik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. memuriyet veya vazife ile bir yere gönderilen kimseler; misyon, memuriyet, vazife, görev, hizmet; misyoner heyeti; misyonerlerin faaliyet sahası: A.B.D. sefarethane, elçilik; kilisede yapılan özel toplantı veya vaiz serisi; imaret, fakirlere yardım

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. misyoner .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili, the ile evin hanımı; eş, karı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mississippi nehri; Mississippi eyaleti .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mektup, tezkere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerikada Missouri nehri; Missouri eyaleti. from Missouri A.B.D., k.dili şupheci, delilsiz inanmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-spelled veya -spelt) imlasını yanlış yazmak. misspelled s. imlası bozuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-spent) kötü harcamak, boş yere sarfetmek, boşuna geçirmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış ifade etmek, yalan katarak anlatmak. misstatement i. yanlış ifade, hata; yalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanlış adım; yanlış teşebbüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sis, duman, pus; buğu; donukluk, karartı; f. sis ile kaplamak, sisli olmak; çiselemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanlış, hata, yanlışlık, yanılma. Make no mistake ,şüphe etme, yanılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-took, -taken) yanlış anlamak; yanlışlıkla benzetmek, başkası zannetmek; yanlış telakki etmek veya görmek; yanılmak. mistaken for benzetilmiş, başka birisiyle karıştınlmış mistakable s. yanlış anlaşılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanlış, yanlış fikre dayanan, hatalı mistakenly z. yanlışlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «setr» dan la), (c. mesâtir). Satırların doğru gitmesi için kâğıdı çizmeye mahsus Alet ki, ince bir mukavva üzerine uzatılmış ipliklerden ibaret olup kâğıdın altına konarak üstünden el ile basıldıkta kâğıt muntazam surette çizilir (taşçı cetveline de «mıstar» denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. “satr”dan). Açıların derecelerini ölçmeye mahsus hendese Aleti, açı cetveli. Ar. idâde (Fr. alidade, Ar. el-idâde’den alınmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). ingilizce’de erkeklere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (kıs. Mr) Bay, Efendi (erkek soyadından evvel kullanılan ünvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tasavvufî.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mystique

1. fel. gizemci,

2.gizemsel

1. Gizemcilik yanlısı olan, ilahiyat veya gizemsel yaşamla uğraşan.

2.Gizemle ilgili, gizeme ilişkin.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mystic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mystic. mystical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mystic. mystical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zamanı yanlış ayarlamak; zamanını yanlış tahmin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. felsefe). Müşahede ve muhakemeden çok his ve sezişi esas alan doktrin, Doğu’nun tasavvufuna karşılıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ökseotu, bot. Viscum albüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. mistake.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Fransa'ya ait çok soğuk karayel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış tercüme etmek. mistranslation i. yanlış çeviri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü kullanmak, incitmek, kötü davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hanım, nüfuz sahibi kadın, aile hanımı, okul müdiresi; metres; eski, b.h. evli kadınlara verilen ünvan (şimdi kıs, Mrs).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. işlem hatası yüzünden hükümsüz kalan muhakeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. güvensizlik,itimatsızlık, şüphe; f. güvenmemek, hakkında şüphe etmek. mistrustful s. güvensiz, şüpheli, kuşkulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sisli, dumanlı; bulanık. mistiness i. sis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-stood) yanlış anlamak, ters anlamak. misunder standing i. yanlış anlama; anlaşmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanlış kullanılış; fena muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü kullanış; suiistimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü işte kullanmak, suiistimal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Diş fırçalayacak, temizleyecek Alet, diş fırçası.

2.Bilhassa Araplar’ca bu işte kullanılan sert, ucu liflenmiş bir ağaç çubuğundan ibarettir. Misvâk ağacı = ince dalları bu türlü misvâklar yapmaya yarayan bir cins Arabistan ağacı.


Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(salvadore persica): İkiçenekliler sınıfının, salva doraceae familyasından, Doğu Afrika’dan Hindistan’a kadar uzanan bölgelerde yetişen küçük bir step ağacıdır. Odunu çok liflidir. Dallarının ucundaki kısım diş fırçası yerine kullanılır. Meyvesi de yenebilir. Kullanıldığı yerler: Dişleri temizler. Diş etlerini kuvvetlendirir. Ağız kokusunu giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tavır, hal, Fars. reviş: O adamın mişvârı hoşuma gitmiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir şahıs veya bir hey’ete verilen, hususî ve yüksek gaye taşıyan hizmet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mission

1. görev,

2.amaç

1. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev.

2.Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir dini ve daha çok Hıristiyanlığı yaymaya çalışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

missionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

missionary. evangelist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a missionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a missionary. missionary work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «suûd»dan ia.) (Türkler’in yaptığı Arapça bir kelimedir) (kimya). Sıvıyı buhar hâline geçirip serpmeye mahsus Alet, Fr. sublimatoire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. meşâir).

1.Hac icablarının yapılmasına mahsus yer.

2.Beş duygunun her biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquated. archaic. corny. dated. obsolete. out. outdated. outmoded. outworn. superannuated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion. outdated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anneye anormal derecede dayanma, anneye aşırı bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUKAABELE-Bİ’LMISL) (i. A.). Fena bir harekete, aynı şiddette bir başka hareketle cevap verme, misilleme («mukabele-i bi’l-misl» yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lems» ten if.) (mU. mültemise). İltimas ve rica eden, birinin lehinde aracılık edip işinin yapılmasını isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Streptomisin cinsinden bir antibiyotik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Streptomisin cinsinden bir antibiyotik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A .c.) (m. nâmûs). Namuslar. (bk.) Namus.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (ask.) resmen görevli olmayan; asteğmenden aşağı rütbesi olan. noncommissioned officer onbaşı veya çavuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) topluma ayak uydurmayan kimse; (İng.) Anglikan kilisesine bağlı olmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) para türünden, paraya ait. numismatics (i.) para ve madalya ilmi. numis'matist (i.) para uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outstanding amount. outstanding dept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid. paid in. settled. paid up. paid-in. paid-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid. liquidated. paid out. paid up. paid in. paid off. settled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Paid in Capital)

Esas sermaye sistemine tabi ortaklıklarda, ortaklarca taahhüt edilen sermayenin nakden ödenmiş kısmıdır.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok atmakla meşhur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok türemış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immature. unripe. sucking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embryo. immature. tender. unripe. unseasoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature plan. matured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Vuku bulmamış.

2.Yetişmemiş, ham: Olmamış üzüm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

green. unripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlama, (dışarıda) bırakma; atlanan şey, bırakılmış şey; yapılmamış iş. sin of omission ihmal suçu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. dünyada her şeyin iyiliğe hizmet ettiğini ileri süren kuram; iyimserlik. optimist i. iyimser kimse, optimist kimse. optimistic s. iyimser. op- timistically z. iyimserlikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. optimiste

iyimser

Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who holds the opinion that all events are ordered for the best.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who looks on the bright side of things, or takes hopeful views; opposed to pessimist. a person disposed to take a favorable view of things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

1 One who puts his shoes on when a speaker says, 'Now in conclusion ' 2 He goes into a restaurant without any money, expecting to pay for the meal with the pearl he'll find in an oyster 3 Someone who sets aside two hours to do his income tax return 4 A pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who while falling from Eiffel tower says in midway 'See, I am not injured yet '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who starts taking bath if he accidentally falls into a river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who while falling from Eiffel tower says in midway 'See I am not injured yet '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Someone who sets aside 2 hours to do his income tax return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who starts taking a bath if he accidentally falls into a river. a person disposed to take a favorable view of things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who holds the opinion that all events are ordered for the best.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who looks on the bright side of things, or takes hopeful views; opposed to pessimist. a person disposed to take a favorable view of things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

1 One who puts his shoes on when a speaker says, 'Now in conclusion ' 2 He goes into a restaurant without any money, expecting to pay for the meal with the pearl he'll find in an oyster 3 Someone who sets aside two hours to do his income tax return 4 A pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who while falling from Eiffel tower says in midway 'See, I am not injured yet '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who starts taking bath if he accidentally falls into a river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who while falling from Eiffel tower says in midway 'See I am not injured yet '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Someone who sets aside 2 hours to do his income tax return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who starts taking a bath if he accidentally falls into a river. a person disposed to take a favorable view of things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Kale, şehir almış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Antibiyotik bir ilâç.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İlk gemi, Van gölünde, 16. yüzyılda, Osmanlı ordusunun Doğu seferi sırasında bir yeniçeri askeri tarafından yapılmıştı. Bu sanatkar asker sonralarda adını yaptığı eserlerle duyuracak olan Mimar Sinan’dı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Taşıtlardan kaynaklanan kirlilik: Yakıt deposu veya karbüratörlerden oluşan buharlaşma, krank karteri kaçağı ve egzoz borusu emisyonları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elaborate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el falına bakan kimse. palmistry el falı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Patlamış mısırın hikayesi beş bin yıl evveline, Amerika kıtasına kadar uzanıyor. Amerika yerlileri gıda için kullanılacak mısır ile içi daha sulu olan patlayabilir mısırların arasındaki farkı biliyorlardı.

Kolomb kıtaya ayak bastığında yerlilerin mısır kültürünü gördü, ama asıl ilgi 1510’lu yıllarda Güney Amerika’da terör estiren Hernanda Cortes’in Aztek’lerin dini ayinlerde ipe dizilmiş patlamış mısırları yediklerini görmesi ile başladı. Üstelik yerliler mısırı bir çeşit şişe geçirerek, tekrar tekrar ısıtarak veya kızgın kuma gömerek değişik şekillerde patlatarak yiyorlardı.

Amerika kıtasının keşfinden sonra Avrupa’ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlamış mısır ve tütündü. Birincisine çok fazla yağ ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle ikincisinden daha sağlıklıdır. Ancak tüm mısır taneleri patlamaz. Patlayan mısırın gizemini yaratan iki faktör vardır: Mısır tanesinin içinin çok güzel bir ısı geçiş özelliği ve müthiş bir mekanik mukavemete, yani sağlamlığa sahip kabuğu.

Mısıra dikkatli bakıldığında, etrafında kalın ve su geçirmez bir kabuk olduğu görülür. Bunun altında iki tabaka daha vardır. Tanenin bu iç kısımlarındaki moleküllerin sıralanış biçimi, normal mısır tanelerine göre daha düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse iki misli hızla içine yayılabilir.

Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi de süratle ısınır ve içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe artan bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar. Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 misli büyür, içi dışına gelir, yani tanenin içindeki yumuşak kısım dışarı çıkarak yenilebilir kısmı oluşturur. Bu özelliği tabiatta başka hiçbir şeyde göremezsiniz. Belki biraz ekmeğin oluşumunu buna benzetebiliriz.

Bir mısır tanesinin ideal bir şekilde patlayabilmesi için, içinde en az yüzde 14 oranında su olması gerekir. Bunun altındaki oranlarda yine patlar ama kısmen açılır, istenen sonuç alınamaz. Mısırın içersindeki su oranını artırmak için, kapalı bir ortamda üzerine su serpiştirilmesi ve beklemeye bırakılmasının faydalı olacağı söylenir ama bu işlem mısırın içindeki su oranını en fazla yüzde l arttırır. Bir mısırı iğneyle delerseniz, bir fırında veya güneş altında bekletirseniz, 150 derecenin altında ısıtırsanız, yukarıda bahsedilen suyun buharlaşması, basınç ve infilakın hiçbiri gerçekleşmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Patlamış mısırın hikayesi beş bin yıl evveline, Amerika kıtasına kadar uzanıyor. Amerika yerlileri gıda için kullanılacak mısır ile içi daha sulu olan patlayabilir mısırların arasındaki farkı biliyorlardı.

Kolomb kıtaya ayak bastığında yerlilerin mısır kültürünü gördü, ama asıl ilgi 1510’lu yıllarda Güney Amerika’da terör estiren Hernanda Cortes’in Aztek’lerin dini ayinlerde ipe dizilmiş patlamış mısırları yediklerini görmesi ile başladı. Üstelik yerliler mısırı bir çeşit şişe geçirerek, tekrar tekrar ısıtarak veya kızgın kuma gömerek değişik şekillerde patlatarak yiyorlardı.

Amerika kıtasının keşfinden sonra Avrupa’ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlamış mısır ve tütündü. Birincisine çok fazla yağ ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle ikincisinden daha sağlıklıdır. Ancak tüm mısır taneleri patlamaz. Patlayan mısırın gizemini yaratan iki faktör vardır: Mısır tanesinin içinin çok güzel bir ısı geçiş özelliğive müthiş bir mekanik mukavemete, yani sağlamlığa sahip kabuğu.

Mısıra dikkatli bakıldığında, etrafında kalın ve su geçirmez bir kabuk olduğu görülür. Bunun altında iki tabaka daha vardır. Tanenin bu iç kısımlarındaki moleküllerin sıralanış biçimi, normal mısır tanelerine göre daha düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse iki misli hızla içine yayılabilir.

Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi de süratle ısınır ve içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe arrtan bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar. Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 misli büyür, içi dışına gelir, yani tanenin içindeki yumuşak kısım dışarı çıkarak yenilebilir kısmı oluşturur. Bu özelliği tabiatta başka hiçbir şeyde göremezsiniz. Belki biraz ekmeğin oluşumunu buna benzetebiliriz.

Bir mısır tanesinin ideal bir şekilde patlayabilmesi için, içinde en az yüzde 14 oranında su olması gerekir. Bunun altındaki oranlarda yine patlar ama kısmeen açılır, istenen sonuç alınamaz. Mısırın içerisindeki su oranını artırmak için, kapalı bir ortamda üzerine su serpiştirilmesi ve beklemeye bırakılmasının faydalı olacağı söylenir ama bu işlem mısırın içindeki su oaranını en fazla yüzde 1 artırır. Bir mısırı iğneyle delerseniz, bir fırında veya güneş altında bekletirseniz, 150 derecenin altında ısıtırsanız, yukarıda bahsedilen suyun buharlaşması, basınç ve infilakın hiçbiri gerçekleşmez.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. caiz, müsaade edilebilir, hoş görülebilir. permissibly z. hoş görülebilecek şekilde, müsaade edilir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izin, müsaade, ruhsat; icazet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. izin veren, müsaade eden; ihtiyari, seçimli, keyfi; fazla sıkı olmayan, serbest bırakan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pesimiste

fel. kötümser

Her şeyi kötü yanıyla ele alan, hep en kötüyü bekleyen, kötüye yorumlayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist kötümser. karamsar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist(in ).

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bedbinlik, kötümserlik, karamsarlık; fels. dünyanın esasında fena olduğunu kabul eden kuram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bedbin kimse, kötümser kimse, her şeyin karanlık tarafını gören kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bedbin, kötümser, karamsar. pessimistically z. bedbince, karamsarlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. petrokimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotokimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. postane müdiresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tanıtma veya açıklama yoluyle önceden belirtmek; bir önerme veya tartışmanın nedeni olarak ileri sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., man. tasımda birleşerek bir sonuç meydana getiren her iki önermeden biri, öncül, terim; huk. bir feragatname veya vasiyette söz konusu olan ana madde; çoğ. bina ve müştemilâtı. in these premises bu duruma göre, bu şartlar altında. major premise m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karmakarışıklık; rasgele cinsi münasebet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karışık, karmakanşık; farksız; herkes ile yapılan; k.dili rasgele; rasgele cinsel ilişkide bulunan. pro - miscuously z. ayrımsız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söz, vaat, taahhüt,vaat edilen şey;ümit verici şey. breach of promise cayma, sözünden dönme; özellikle evlenme vaadini tutmayış. express promise kesin söz. implied promise ima edilen vaat, zımni vaat. keep a promise sözünü tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. söz vermek, vaat etmek; göstermek; ümit vermek, taahhüt etmek, temin etmek. Promised Land Filistin; vaat edilmiş toprak; cennet, saadet yeri. It promises to be a fine day. Hava iyi olacağa benziyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. kendisine bir şey vaat edilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. vaatte bulunan kimse, taahhüt altına giren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. verilen sözü içine alan; sig. kontrat imzalandıktan sonra yapılacak şeyler hakkındaki (taahhüt). promissory note huk. bono.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mezmur yazan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mide bulandırıcı; gönlü bulanır. qualmishly z. gönül bulandıracak surette. qualmishness i. göııül bulantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kim. yanın radyoaktif unsurları inceleyen dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisturbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisturbed. unmolested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çalgıcı, Fars. sâzende, Ar. mutrib.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réformiste

düzeltmeci

Düzeltmecilik yanlısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A reformer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a disputant who advocates reform. favoring or promoting reform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. f. huk.feragat, vaz geçme; f. vaz geçip teslim etmek, feragat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihmalci; dikkatsiz, gafil; ağır, tembel. remissly z. ihmal ederek, dikkatsizlikle. remissness i. ihmal, kusur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. affı mümkün, affolunur. remissibility i. af imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. af; vaz geçme, feragat; eksiltme, hafifletme, teskin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., aşağ. Katolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz üç telli Japon çalgısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zambakgillerden kökü ve taze iken yaprakları da yenen kokulu bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Adanmış: Allah’a satılmış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uzun ömürlü olması için doğumundan önce ermişlere adanan çocuk, satı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battleship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battleship. warship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighting ship. war vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

select. selected. chosen. elective. picked. recherche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selected. chosen. designated. hand picked. picked out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yersarsıntısı olayları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaygillerden 10 metreye kadar uzayan, kamışı andırır bir bitki (saccharium officinarum).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Kadın İsmi) - Doğu mitolojisinde adı geçen, dünyanın 7 harikasından biri olan Babil’in asma bahçelerini kurduran Asur kraliçesi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. az maharetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard bitten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., ask. hafif çarpışma, müfreze muharebesi; çekişme, hafif kavga; f. çatlşmak; çekişmek. skirmish drill ask. çarpışma talimi. skirmish line seyrek asker. saffu skirmisher i., ask. avcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iğrenen, çabuk tiksinen; titiz, iffet taslayan; midesi çabuk bulanan. squeamishly z. iğrençlikle. squeamishness i. iğrençlik, tiksinti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atom ve moleküllerin tertibini inceleyen kimya dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Birçok hastalıklara karşı kullanılan antibiyotik bir ilâç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teslim olma, boyun eğme, itaat; tevazu, alçak gönüllülük, uysallık; sunuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itaatkar uysal, boyun eğen. submissively z. boyun eğerek, uysallıkla. submissiveness i. boyun eğme, itaat etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sukamışıgillerden, suda ve bataklıklara yetişen küçük bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( (i. botanik). Bir çeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zan, kanaat, şüphe; f. sanmak, zannetmek, tahmin etmek; ipucu çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirsty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Lütufta, ihsanda bulunan, bağış yapan kimse. Acıyan, merhamet eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission of inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hums»dan masdar). l.Bir şeyi beş kat veya beş köşeli etme.

2.Bir şâirin bir gazelini alıp her beytinden önce daha üç mısra katarak beşer mısrâlı kıt’alardan mürekkep muhammes hâline koyma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kahve vesaire kavurma.

2.Kahvenin kavrulup dövüldüğü ve satıldığı yer, hazır dövülmüş kahve satılan dükkân.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تخميس] beşleme. 2.beş dizeye çıkarma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Kuru kahveci.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süzgeç yapımında kullanılan bir çeşit kumaş; kumaştan süzgeç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ünlü, meşhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

known. notable. noted. reputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famous. well-known. approved. distinguished. famed. granted. noted. proven. recognized. well- known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. termokimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Thomas Aquinas ve taraftarlarının dogmatik felsefesi. Thomist s. bu felsefeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merchant marine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trader. merchant ship. merchant vessel. merchantile vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir yere yerleşmiş, oturmuş (kimse). Dinmiş, sakinleşmiş.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, biyol dö nüşümcülük, şekilde/gıs/imcilik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçirilmesi mümkün. transmissibil'ity i. geçirme imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçirme, nakil, intikal, gönderme, iletme, taşıma; mak. transmisyon, vites. transmission dynamometer bir makina veya cihazdan geçirilen kuvveti ölçme aleti. automatic transmission otomatik vites. transmissive s. naklolunur; nakleder, iletken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derived. derivative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ün ve şan kazanmış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lekesiz, kusursuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fikir veya prensiplerinden vaz geçmez; eğilmez; uzlaşmaz, uyuşmaz; sözünden dönmez. uncompromisingly z. kesin olarak; yılmayarak; uzlaşmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanlış anlaşılmaz, açık. unmistakably z. şüphe götürmez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit vermeyen, ümitsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somnolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slumberous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spaceship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space launch. spacecraft. spaceship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overdue. past due.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. zorla, cebren, silâh kuvvetiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Şimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antarktika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antarktika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklarla da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizin altında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünya üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antarktika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla rahatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemli bir rolü vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2,5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sının vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirsiniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antartika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antartika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklar da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizinaltında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünay üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antartika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla raatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemlibir yolu vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2.5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sınırı vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirseniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inedited. unpublished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaçlarda ve bazı bitkilerde içinde tohum bulunan lezzetli tane, meyve, Ar. fâkihe, semer: Taze, kuru yemiş, Anadolutıun yemişi çoktur. Kocayemişi = Dağlarda yetişen yuvarlak kırmızı meyve, tabulga, katlab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruit. fruits. figs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried fruit. nut. fresh fruit. fig. dessert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yemiş veren ağaçları olan bahçe.

2.Meyveleri asıp saklamaya mahsus yer.

3.Sofrada meyve koymaya mahsus kap, meyve tabağı: Güzel bir çift yemişlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

installed. placed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Büyümüş, iş görebilecek veya evlenecek yaşa vâsıl olmuş: Yetişmiş oğullan, yetişmiş bir kızı vardır.

2.Olgun, kemal bulmuş: Yetişmiş meyve.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ripe. mature. grown- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.).

1.Yedi defa on, Ar. seb’İn, Fars. heftâd: Yetmiş kişi, yetmiş sene, yetmiş bir, yetmiş beş, yüz yetmiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Herbirine veya her defada yetmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Yetmiş derecesinde olan, altmış dokuzuncudan sonra gelen: Yetmişinci sene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetmiş parçadan mürekkep veya yetmiş şeyi bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yetmiş lira vesaire kıymetinde yahut yetmiş kilo vesaire ağırlığında veya yetmiş parçadan meydana gelen.

2.Yetmiş yaşında: Yetmişlik bir ihtiyar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

threadbare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decrepit. shabby. stale. threadbare. worn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decrepit. month eaten. threadbare. tired off. well worn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Her birine veya her defasında yirmi: Dilencilere yirmişer kuruş verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yonulmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.işlenmemiş.

2.Terbiye olunmamış, ham, Fars. nâ-trâşîde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undamaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undamaged. unhurt. unimpaired. uninjured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زمستان] kış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زمستانی] kışlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan dokularının kimyasal bileşiminden bahseden kimya dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by