Misafire Yemek Hazırlamak | Misafire Yemek Hazırlamak ne demek? | Misafire Yemek Hazırlamak anlamı nedir?

Misafire Yemek Hazırlamak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: misafire yemek hazirlamak

Türkçe Sözlük

(f.). Hazır etmek, Osm. tehie etmek: Aşçıya söyleyin, yemeği hazırlasın.

Türkçe - İngilizce Sözlük

equip. prepare. make ready. arrange. coach. concoct. engross. groom. knock up. lay. lay out. set. set by. stage. work up.

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. dispose. do. fit. get. install. lay. make. prepare. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük

setup. to prepare. to make ready. arrange. brew. to compile a catalog ue. coach sb for an examination. equip. fit. forearm. get. set. square away. tailor. tee up.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Şeref, haysiyet: Bu müberek günün hürmetine. 2. Saygı, riayet, itibar, ikram, İzâz: Misafire hürmet etmek şarttır. 3. Bir şeyin şer’an harâm olması, haramlığı: Şarabın hürmeti.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yolcu ve misafire konak yapmak: Bizi köyde bir eve kondurduler. 2. Yerleştirmek, yer tutturmak, oturtmak: Elması başına kondurdu. Toz kondurmamak = Bir kimse hakkında hiçbir suç ve kötülük kabûl etmemek: Kendisi sevdiği adama toz kondurmaz.

Türkçe Sözlük

(I. A. «kerem» den if.) (mü. mükrime). ikramcı, misafire hürmet ve ikram eden, ağırlayan, konuksever: Çok mükrim adamdır.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parça parça olmak, yırtılmak veya kırılmak, dağılmak. 2. Para sahibi olmak, servet kazanmak. 3. mec. Çok çalışıp çabalamak: Misafire ikram için paralanırlar.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Beslenmek ve lezzetini almak için ağızda çiğneyip yutmak. Ar. eki, tenâvül: Ekmek, et yemek, şeker, meyve yemek. 2. Yemek yemek: Siz yediniz mi? Onlar çok erken yerler, üç günden beri yemedi, bir şey yemedi. 3. Kemirmek, aşındırmak, oymak: Kovanın ipi kuyunun bilezik taşını yemiş. 4. Alıp götürmek, yıkmak, eksiltmek: Deniz, sahilleri yemiş, dere bütün tarlayı yedi. 5. Sarfetmek, israf etmek: Varını kumarda yedi. 6. Bir tecavüz veya cezaya uğramak Bir tokat yedi, dayak yiyecekti. 7. Tutulmak, yakalanmak: iyi bir yağmur yedik. 8. Harcamak, kullanmak, faydalanmak: Serveti var ama yemez; o, iyi yer, içer. Başını yemek = Ölümüne sebep olmak. Başının etini yemek = Israrla tekrarlayarak rahatsız etmek: Şu dilenciye yirmi beş kuruş verin, zira başımın etini yedi. Gam yemek = Üzülmek. Kendi kendini yemek = Kederle helâk olmak, kahrolmak. Miras yemek = Mirasa konmak. Mirasyedi = 1. Mirasa konmuş adam. 2. mec. Bol bol ve düşünmeden sarfeden, Ar. müsrif.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsanın belirli vakitlerde yediği şey, Ar. taâm: Öğle, akşam, sahur yemeği. 2. Yenmek üzere pişirilmiş şey: Böyle yemek mi olur? 3. Davetlilere ve misafirlere takdim ve ikram olunan yiyecek, ziyafet: Kendilerine bir yemek vermemiz gerekiyor, bizi yemeğe davet etti. 4. Bir vakitte sofraya konulan yiyeceklerin herbiri ki, ayrı pişip ayrıca bir kaba konur. Yemek odası = Evlerde yemek yemeye mahsus oda.

Türkçe - İngilizce Sözlük

chow. dinner. dish. eat. food. grub. meal. repast. scoff. scran. crop. eat. ingest.

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrade. board. course. crop. dinner. dish. eat. eats. erode. feed. food. grub. have. keep. partake. repast. swallow. table. meal. to eat. to consume. to accept.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to eat. to spend recklessly. to corrode. to consume.

Türkçe Sözlük

(hi.) Kâbe’nin yanında meşhur bir kuyu ki, suyu kutsal sayılıp İslâm ülkelerinin her tarafına naklolunur.

ZEMZEM’İN ÖZELLİKLERİ

- Zemzem Cennet pınarlarındandır. - Cenab- ı Hakkın İbrahim´e (a.s.) ikram ettiği bir nimettir. - Harem- i Şerif´deki Ayat- ı Beyyinat´dandır. - Hacıların muşahede ettikleri en büyük nimet ve menfaatlerdendir. - Yeryüzündeki en hayırlı sudur. - Cibril- i Emin vasıtasıyla zuhur etmiştir. - Yeryüzünde en mukaddes topraktan kaynayan sudur. - Peygamber Efendimiz´in (s.a.v.) kalb- i şerifinin defalarca yıkandığı sudur. - Rasulullah Efendimizin mübarek tükürüğü ile bereketlenen sudur. - Açları doyuran sudur. - Dünya devam ettiği müddetçe bu vasfı devam edecektir. - Her derde devadır. - Hususiyle humma’ya (sıtma) şifadır. - Baş ağrısını giderir. - Gözün görmesini ziyadeleştirir. - Ne niyetle içilirse ona devadır. - Ona bakmak ibadettir. - Ondan içmek günahlara keffarettir. - Kaburgalarını gerdirinceye kadar içmek iman alameti ve nifaktan kurtulmaktır. - Misafirlere ikram edilecek en güzel hediyedir. - Mekke’yi Mükerreme´den diğer beldelere taşınması sünnettir. - Ebrar´ın içeceğidir. - İçilmesi sünnettir. - Misafire önce ikram edilir. - Onunla abdest almak sünnettir. - Kücük çocukların ağzına vermek sünnettir. - İçmekte büyük sevap vardır. - Ne kadar içilir ve ne kadar taşınırsa taşınsın bitmez. - Bedene kuvvet verir.

ZEMZEM’İN ESRARI

- Avrupa`da labaratuarlarda yapılan araştırmaya gore zemzem suyu diğer sulara göre çok daha az kükürt taşımaktadır. - Yine aynı araştırmaya göre diğer sulara göre çok daha besleyicidir ve cok daha fazla mineral barındırmaktadır. - Kaynağı henüz bulunamamıştır. Nereden geldiği şu anki teknolojiye göre bile bilinememektedir. Yakınlarında hiçbir kuyu yoktur ve denize de 80 km uzaklıktadır. Bu şartlarda suyunu denizden veya başka bir kuyudan alması imkansızdır. - Yıllardır suyun bitmiyor olması araştırmacıları çok şaşırtmaktadır. - Açlığını gidermek için içen kişinin açlığını, susuzluğunu gidermek içiniçenin susuzluğunu giderir. - Sadece 1, 5 metre derinliğindeki ufacık bir kuyudan çıkan su, hac ve umre mevsimi boyunca milyonlarca kişinin tüm su ihtiyacını karşılamaktadır. - Hiçbir zaman ne azalma ne de kuruma göstermemektedir. - Dünya Sağlık Örgütü`nün (WHO) raporlarına göre dünyadaki en içilebilir ve sağlıklı sulardan biridir. - Amerika`da yapılan test sonuçlarına göre dünyada içinde mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan tek sudur.

ZEMZEM DUASI

- Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. Zemzem suyundan içen şifa bulur. Ben de ondan içiyorum ve şöyle dua ediyorum. Allahumme innî es’eluke ılmen nâfia ve rızgan vâsia ve şifâen min kulli dâe. Manası: Allahım! Senden faydalı ilim, bol rızk ve her türlü dert için şifa niyaz ediyorum. - Allahumme edhılnî el- cennete biğayri azâbin velâ hısâbin ve erzıknî murâfigati nebiyyike ve seyyidinâ Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme fi’l- firdevsi’l- a’lâ. Manası: Allahım! Beni, azap görmeden ve hesaba çekmeden Cennetine koy ve Fi