Mişe ne demek? | Mişe anlamı nedir? | Mişe

Mişe anlamı nedir?

Mişe ne demek?

Mişe anlamı nedir?

Mişe | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(bk.) Meşe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kumaş). Kumaşlar. (bk.) Kumaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقمشه] kumaşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr). Polis karakol kumandanı, başkomiser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange commisionary / warden. exchange commissionary. exchange warden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadln iç gömleği, kombinezon; kadın elbisesi, pelerin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın buluzü, bolero.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kederini paylaşmak, dert ortağı olmak, rikkat göstermek. commisera'tion (i). teselli, rikkat, acıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). uzlaşma, uyuşma; bazı şeylerden fedakârlık ederek varılan anlaşma zemini; (f). uzlaştırmak, bazı şeylerden fedakârlık yoluyla aralarını bulmak; (bir kimsenin). şerefini tehlikeye atmak; (bir işin neticesini) tehlikeye atmak. compromisewith ...

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). irtihal, vefat, öIüm; (huk). terk, feragat; intikal; hükümdar tacının halefe intikali; (f). mülkü vasiyetle ferağ etmek, icar etmek, bilhassa hükümdarlığı vârise veya halefe intikal ettirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (eski rütbe-i hâmise› den). Osmanlı devrinde Tanzimat›tan sonra konulan beşinci rütbe ki, mülkî rütbelerin en aşağısıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Beşinci olarak, beşinci derecede.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خامسا] beşincisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (müz). altmış dörtlük nota, bir notanın altmış dörtte biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(.i F.). Daima, her zaman, her vakit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هميشه] daima, her zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government commissioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. juge commisaire). (hukuk) İflâs İşlerine bakmak üzere mahkeme tarafından tayin olunan memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Yer mantarından elde edilen bir çeşit antibiyotik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Emniyet teşkilâtında üçüncü rütbeye yükselmiş polis görevlisi. 2.Şirketleri ve toplantıları hükümet adına murakabe etmekle görevli kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commissary. commissioner. commissar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police superintendent. superintendent. police captain. captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high commissioner. ranking police officer. government inspector of firms. government observer at public meetings. commissar. commissary. police chief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Komiserin işi veya vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (kuvve-i lâmise veya hâssa-i lâmise’den kısaltılmış). Dokunma duygusu: Lâmisesi kuvvetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لامسه] dokunma duyusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Koloit iyonlarında molekül yığılışmasında meydana gelen ve koloidin bütün hususiyetlerini taşıdığı kabul edilen kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötüye kullanmak, suiistimal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. mizansen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cimri kimse, pinti kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sefil, pek fakir; dertli, bedbaht, perişan; mutsuz; acınacak halde; zavallı; k.dili hasta; sefalet getiren; süfli, aşağılık, pek kötü; utanmaz. miserably z. pek fena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. Mezmurlar kitabında 51'inci Mezmur (Latince metin de bu kelime ile başlar); bu Mezmurun bestesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda yaralı şovalyeyi azaptan kurtarmak için son darbenin vurulduğu hançer; manastırda oruç gibi bir vecibeden affedilme; manastırda böyle affedilenlere mahsus oda; kilisede ayakta ilâhi soyleyenlerin dayandığı küçük çıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. merhamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cimri, hasis, pinti. miserliness i. cimrilik, pintilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dert, ıstırap, acı; sefalet; bedbahtlık; leh. eziyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tanıtma veya açıklama yoluyle önceden belirtmek; bir önerme veya tartışmanın nedeni olarak ileri sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., man. tasımda birleşerek bir sonuç meydana getiren her iki önermeden biri, öncül, terim; huk. bir feragatname veya vasiyette söz konusu olan ana madde; çoğ. bina ve müştemilâtı. in these premises bu duruma göre, bu şartlar altında. major premise m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söz, vaat, taahhüt,vaat edilen şey;ümit verici şey. breach of promise cayma, sözünden dönme; özellikle evlenme vaadini tutmayış. express promise kesin söz. implied promise ima edilen vaat, zımni vaat. keep a promise sözünü tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. söz vermek, vaat etmek; göstermek; ümit vermek, taahhüt etmek, temin etmek. Promised Land Filistin; vaat edilmiş toprak; cennet, saadet yeri. It promises to be a fine day. Hava iyi olacağa benziyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. kendisine bir şey vaat edilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. f. huk.feragat, vaz geçme; f. vaz geçip teslim etmek, feragat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz üç telli Japon çalgısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zan, kanaat, şüphe; f. sanmak, zannetmek, tahmin etmek; ipucu çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Herbirine veya her defada yetmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Her birine veya her defasında yirmi: Dilencilere yirmişer kuruş verdi.

Türkçe Sözlük by