Mit ne demek? | Mit anlamı nedir? | Mit

Mit anlamı nedir?

Mit ne demek?

Mit anlamı nedir?

Mit | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. Y.). Tarih öncesine dayanan efsane: Ergenekon efsanesi bir mittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

myth. legend. mythos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

myth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The National Intelligence Organ. fable. myth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an engineering university in Cambridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Massachusetts Institute of Technology; esp the legendary MIT AI Lab culture of roughly 1971 to 1983 and its feeder groups, including the Tech Model Railroad Club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Massachusetts Institute of Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Massachusetts Institute of Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Massachusetts Institute of Technology, Cambridge, MA, USA.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Massachusetts Institute of Technology, original patentee of RSA.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See: Market-if-touched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Miles-in-trail. miles in trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Market-If-Touched A price order that automatically becomes a market order if the price is reached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Management Information Tree A naming tree for an MIS or a set of MISs The structure that organizes access to all information stored in the Solstice EM MIS Each object within the tree is identified by its Fully Distinguished Name , corresponding to the pat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mitsubishi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Management Information Tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

With.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

featuring , with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) anormallik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kabul etmek, teslim etmek ; içeriye bırakmak, girmesine müsaade etmek: izin vermek, müsaade etmek admit of imkân vermek admittance (i). içeriye kabul; girme müsaadesi , giriş hakkı. No admittance. Girilmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). itiraf edildiği gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. amonyak kelimesinden, kimya). Amonyakın hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle meydana gelen bir birleşikler sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To lose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) dostluk, ahbaplık, sevgi, hayırseverlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazarı bilinmeyiş, gerçek ismini saklama .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yahudi aleyhtarı. anti-Semit'ic (s). Yahudilerin aleyhinde olan. anti-Sem'itism (i). Yahudi aleyhtarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yahudi nüfuzuna karşı koymak politikasını destekleyen kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dini görevleri yüklenebilecek yaşa gelmiş Musevi erkek çocuk; ergenlik töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akıl hastası, deli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demirci; nalbant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). belâ, felâket, afet. calamitous (s). felâketli, felâket getiren, vahim, belâlı. calamitously (z). felâket ve belâ getirerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibne, oğlan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nezaket, medeni davranış, karşılıklı iyi muamele. comity of nations milletlerin birbirlerinin hukuk ve adetlerini tanımaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ed -ting) işlemek, yapmak; emanet etmek, teslim etmek, tevdi etmek; kanun tasarısı v.b.'ni komisyona havale etmek; söz vererek bağlamak. commit oneself bir karara varıp bunu ilân etmek. commit oneself to kendini adamak, hasretmek. commit to memory e

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vaat, taahhut; kesin karar; teslim etme, teslim olma; bağlantı; havale; irtikap, (suç) işleme; (huk). birinin hapishane veya akıl hastanesine kapatılması için mahkemeden alınan karar, hapis ilâmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komite, kurul, komisyon. committee of the whole meclisin komisyon halinde toplanması. in committee encümende, komisyonda. joint committee birleşik komisyon. standing committee daimi encümen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). bir arada vuku bulan, refakatinde olan, eşlik eden; birlikte bulunan; (i). tabii sonuç. concomitantly (z). aynı zamanda olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, benzeyiş; biteviyelik. in conformity with mucibince,... e uyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distiller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distiller. still. distillery. distilling apparatus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alembic. distiller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Damıtma yoiuyle elde edilmiş. Ar. mukattar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation. fractionation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tuzlu suyu içme suyuna dönüştüren büyük ölçekli tesisler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir sıvıyı, buharlaştırdıktan sonra soğutarak, yabancı maddelerden arınmış bir halde yeniden sıvı haline getirmek, inbikten geçirmek. Osm. taktir etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distil. rectify. to distil. to distill. to rectify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distillate. distil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biçimsizlik, sakatlık, çirkinlik; sakat kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tahdit etmek, sınırlamak, hudut tayin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük kahve fincanı; küçük bir fincan kahve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üzeri kabartma çizgili ince pamuklu bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Patlayıcı bir madde. Nitrogliserin ile yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamite. jelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dolomite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dolomite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). kalsiyum, magnezyum ve karbonattan ibaret bir çeşit beyaz mermer, dolomi Dolomites Tirol,da bu kayadan oluşmuş dağlar, dolomitler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatakhane, kouş; örenci yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dinamit, nitrogliserinden yapılmış patlayıcı bir madde; (f). dinamitle havaya uçurmak; (kuyu açmak için) dinamitlemek .dynamiter (i). dinamitçi, dinamitle uçuran kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) dışarı vermek, çıkarmak, ihraç etmek, fıskırtmak, atmak; yaymak, yayımlamak, neşretmek; ifade etmek, söylemek (fikir, düşünce). emissive s. yayan, neşreden. emitter i. çıkaran şey, fışkırtan şey; elek. emitor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşmanlık, husumet kötü niyet besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçaklık, habislik, iğrençlik, büyük kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) itidal, ılım,temkin, sükun, vakar. equa'nimous (s.) ılımlı,mutedil, sakin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) münzevi, inzivaya çekilmiş kimse, keşiş. eremit'ic (-aI) (s.) inziva kabilinden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uç, nihayet, son, zirve; hudut, sınır; son derece; aşırı sıkıntı veya tehlike; aşırı davranış veya fikir. extremities el ve ayaklar. resort to extremities aşırı gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i şahtere, bot Fu maria officinalis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuyumcu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tüfekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.); (s.) Kuzey Afrika'da bir dil ailesi (Eski Mısır dili, Berberce); (s.) bu dil ailesine ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). münzevi kimse, insanlardan uzak yaşamayı arzulayan kimse; pekmezli bir kurabiye. hermit crab başka bir hayvanın kabuğu içinde yaşayan bir çeşit yengeç, (zool). Pagurus. hermit thrush Amerikan ormanlarında bulunan bir ardıçkuşu, (zool). Hylocichla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). münzevi adamın hücresi, inziva yeri; zaviye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hudutsuz, sınır tanımayan, sonsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs.imitation.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taklit olunabilir, taklit edilmesi mümkün. imitabil'ity i taklit imkâm; taklit yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. imitation

taklit

Benzetilerek yapılmış şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitation. fake. counterfeit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taklit etmek, taklidini yapmak, benzetmek; bir kimseyi örnek tutmak. imitative s taklit kabilinden. imitatively z. taklit yoluyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taklit, sahte şey; taklit etme, uyma, benzetme. inimitation of taklit ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hafifletilmesi ve yatıştırılması mümkün olmayan, bastırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yılmaz; boyun eğmez, bezmez, inatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taklit edilemez, yansılanamaz, aynı yapılamaz, benzetilemez; eşsiz, misli bulunmaz. inimitabil'ity i. taklit edilemez hal. inimitably z. taklit edilemez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ted, ting) ara vermek, geçici olarak tatil etmek. intermittingly (z.) ara vererek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) arada kesilen, aralıklarla meydana gelen. intermittent fever (tıb.) belirli aralıklarla gelen ateş, sıtma. intermittence (i.) geçici olarak ara verme. intermittently (z.) zaman zaman durarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dikit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kiremit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y.’dan). I. Fırında pişirilerek sertleştirilmiş lüleci çamuru: Kiremit parçası; kiremitten küçük heykel.

2.Evlerin damlarını örtmeye mahsus pişmiş çamurdan yapılmış oyuk parçalar ki, birer sırası oyuk tarafı yukarıda ve diğer birer sırası aşağıda ve ötekilerin aralarını örtecek surette konularak suyun içeriye geçmesine engel olur. Marsilya kiremitl = Bunun düz ve genişi ki, kenarları biribirine geçecek ve yağmur suyunun geçmesine meyden vermeyecek surette yapılmıştır.

3.Dam, çatı: Kiremite çıktı; kiremitin üstüne attı. bk. Keremit.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tile. roof tile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

/ n / clay roofing tile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tilery. tile manufactory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brick colour (ed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kiremit yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tile maker. tile selling. tile laying. tiling. tile burner. tiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tile making. tile selling. tile laying. tiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kiremit ve ona benzer topraktan şeyler yapılan yer, kiremit fabrikası.

2.Kiremit satılan yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Komite usulleriyle gizil tertipler yapan. bk. Komiteci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Komitacı işi. bk. Komitecilik. “

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fr. eomiti).

1.Bir mecliste bir hususu müzakere ve incelemek İçin ayrılmış hususi şube.

2.Kurulu düzene karşı olan hey’et.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. comité

alt kurul

1. Belli bir konuyu ele almak amacıyla bir kurul içinden birkaç kişi seçilerek oluşturulan kurul.

2.Meclis veya herhangi bir kurultayda bazı konuları inceleyerek varılan sonuçları tartışılmak için genel kurula getirmekle görevli, milletvekilleri arasından oluşturulan yardımcı kurul.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

committee. commission. clique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

committee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

committee. board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Komitacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Komitacılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceiling. credit limit. limit of credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.).

1.Bir alanın bitiş yerini gösteren çizgi: Sınır, bir ülkeyi komşu ülkelerden ayıran limittir.

2.(matematik). Değişen bir büyüklüğü yahut ifadenin hiçbir zaman erişemeden yaklaştığı sabit büyüklük: Daire çemberi, içine çizilen çokgenlerin üst limitidir.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. limite

sınır

Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst sınır.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which terminates, circumscribes, restrains, or confines; the bound, border, or edge; the utmost extent; as, the limit of a walk, of a town, of a country; the limits of human knowledge or endeavor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The space or thing defined by limits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which terminates a period of time; hence, the period itself; the full time or extent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A restriction; a check; a curb; a hindrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A determining feature; a distinguishing characteristic; a differentia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A determinate quantity, to which a variable one continually approaches, and may differ from it by less than any given difference, but to which, under the law of variation, the variable can never become exactly equivalent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To apply a limit to, or set a limit for; to terminate, circumscribe, or restrict, by a limit or limits; as, to limit the acreage of a crop; to limit the issue of paper money; to limit one's ambitions or aspirations; to limit the meaning of a word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To beg, or to exercise functions, within a certain limited region; as, a limiting friar. the greatest possible degree of something; 'what he did was beyond the bounds of acceptable behavior'; 'to the limit of his ability' the boundary of a specific area a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limit. rubicon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the greatest possible degree of something; 'what he did was beyond the bounds of acceptable behavior'; 'to the limit of his ability'. final or latest limiting point. the boundary of a specific area. as far as something can go. the mathematical value towar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum price advance or decline from the previous day's settlement price permitted during one trading session, as fixed by the rules of an exchange See Daily Price Limits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Maximum amount a policy will pay either overall or under a particular coverage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum daily price change above or below the previous close in a specific futures market Trading limits may be changed during periods of unusually high market activity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The target value that terms in a sequence of numbers are getting closer to This limit is not necessarily ever reached; the numbers in the sequence eventually get arbitrarily close to the limit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum amount a futures price may advance or decline in any one day s trading session. The maximum price fluctuation permitted by an exchange from the previous session's settlement price for a given contract In international banking the limit a bank

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum price advance or decline permitted in one trading session versus the previous day's closing price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum dollar amount of coverage an insurer will pay for a particular loss, or for losses incurred during the policy term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In relation to dealing instructions, a restriction set on an order to buy or sell, specifying the minimum selling or maximum buying price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum amount paid under the terms of a policy A professional liability insurance policy usually has two limits, a per-clam limit and an annual aggregate limit Loss Ratio: Losses incurred divided by net earned premium Loss Reserves: Amount set aside

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An order to buy at a specified price when the market moves down to that price, or to sell at a specified price when the market moves up to that price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum amount of benefits payable for a given situation, condition, or occurrence Limits may specify a paid dollar maximum or a number of days maximum The limit may be a yearly, lifetime, or per condition maximum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum daily price change of a futures contract above or below the previous day's settlement price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of reducing the the number of items retrieved in a search Common limits are: date, location and whether article is available full-text in the database.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum permitted price move up or down for any given day, under exchange rules.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A customer-fixed price declaring the lowest price for which they are willing to sell their security or the highest price at which they are willing to buy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To alter a search in order to retrieve fewer hits The use of the Boolean operator 'and' limits a search This is also known as 'narrowing' and 'refining' a search. broad restrictions applicable to existing search sets; includes designations such as: Human,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which terminates, circumscribes, restrains, or confines; the bound, border, or edge; the utmost extent; as, the limit of a walk, of a town, of a country; the limits of human knowledge or endeavor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The space or thing defined by limits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which terminates a period of time; hence, the period itself; the full time or extent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A restriction; a check; a curb; a hindrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A determining feature; a distinguishing characteristic; a differentia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A determinate quantity, to which a variable one continually approaches, and may differ from it by less than any given difference, but to which, under the law of variation, the variable can never become exactly equivalent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To apply a limit to, or set a limit for; to terminate, circumscribe, or restrict, by a limit or limits; as, to limit the acreage of a crop; to limit the issue of paper money; to limit one's ambitions or aspirations; to limit the meaning of a word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To beg, or to exercise functions, within a certain limited region; as, a limiting friar. the greatest possible degree of something; 'what he did was beyond the bounds of acceptable behavior'; 'to the limit of his ability' the boundary of a specific area a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limit. rubicon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the greatest possible degree of something; 'what he did was beyond the bounds of acceptable behavior'; 'to the limit of his ability'. final or latest limiting point. the boundary of a specific area. as far as something can go. the mathematical value towar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum price advance or decline from the previous day's settlement price permitted during one trading session, as fixed by the rules of an exchange See Daily Price Limits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Maximum amount a policy will pay either overall or under a particular coverage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum daily price change above or below the previous close in a specific futures market Trading limits may be changed during periods of unusually high market activity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The target value that terms in a sequence of numbers are getting closer to This limit is not necessarily ever reached; the numbers in the sequence eventually get arbitrarily close to the limit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum amount a futures price may advance or decline in any one day s trading session. The maximum price fluctuation permitted by an exchange from the previous session's settlement price for a given contract In international banking the limit a bank

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum price advance or decline permitted in one trading session versus the previous day's closing price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum dollar amount of coverage an insurer will pay for a particular loss, or for losses incurred during the policy term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In relation to dealing instructions, a restriction set on an order to buy or sell, specifying the minimum selling or maximum buying price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum amount paid under the terms of a policy A professional liability insurance policy usually has two limits, a per-clam limit and an annual aggregate limit Loss Ratio: Losses incurred divided by net earned premium Loss Reserves: Amount set aside

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An order to buy at a specified price when the market moves down to that price, or to sell at a specified price when the market moves up to that price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum amount of benefits payable for a given situation, condition, or occurrence Limits may specify a paid dollar maximum or a number of days maximum The limit may be a yearly, lifetime, or per condition maximum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum daily price change of a futures contract above or below the previous day's settlement price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of reducing the the number of items retrieved in a search Common limits are: date, location and whether article is available full-text in the database.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The maximum permitted price move up or down for any given day, under exchange rules.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A customer-fixed price declaring the lowest price for which they are willing to sell their security or the highest price at which they are willing to buy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To alter a search in order to retrieve fewer hits The use of the Boolean operator 'and' limits a search This is also known as 'narrowing' and 'refining' a search. broad restrictions applicable to existing search sets; includes designations such as: Human,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nihayet, had, uç; çoğ. hudut, sınır; bir niceliğin hiçbir zaman erişemeden aralıksız olarak yaklaştığı başka nicelikı age limit yaş haddi. off limits askerlere yasak bölge. That's the limit ! argo Ancak o kadar olur. çekilir şey değil!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hudut tayin etmek, kısıtlamak, tahdit etmek, sınırlandırmak; kuşatmak; hasretmek, munhasır kılmak. limitable s. sınırlanabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Limit Value Orders)

Özel limit fiyatlı emirlerin belirli bir tutar sınırı konmuş şeklidir. Özel limit fiyatlı emre ilaveten maksimum işlem değeri “TL” olarak yazılır. Sistem, belirtilen tutardan fazla olmamak şartıyla, belirtilen fiyat seviyesine kadar, en iyi fiyatlı emirlerden başlıyarak tüm fiyat seviyelerinde işlem gerçekleşmesine olanak sağlayacaktır. Eğer belirtilen fiyat seviyesine ulaşmadan girilen tutar karşılandıysa, karşılanan tutardan fazla işlem olmasına sistem izin vermeyecektir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Limit Price Orders)

Fiyat ve Miktarın girildiği emirlerdir. İşlem kısmen veya tamamen olmazsa, gerçekleşmeyen kısım sistemde pasif olarak görünür.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahdit, sınırlama; mahdut olma; sınırlanmış olma; tahdit edici şey; takyit, bağlı kılma, kayıtlama; huk. hudut tayin etme; sınırlanmış sorumluluk. statute of limitations zaman aşımı tayin eden kanun. He has his limitations. Yetenekleri sınırlıdır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Ortaklarının mes’ uliyeti koydukları sermaye ile sınırlı bulunan ortaklık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırlı, kısıtlı, az, sayılı; çevrilmiş; parçalı; ekspres (tren); İng. sınırlı sorumlu; (kıs. Ltd.). limited edition mahdut baskı. limited monarchy meşrutiyetle idare edilen krallık. limited partnership komandit şirket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. limited

sınırlı

Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited. whose stockholders have limited liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited. whose stockholders have limited liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited company. limited liability company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited company. limited liability company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırsız, sayısız, son derece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Limit Orders)

Emri veren alıcının, işlemin gerçekleşmesi için kabul ettiği en yüksek fiyatı; satıcının ise satmaya razı olduğu en düşük fiyatı belli ettiği emir tipidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çilingir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) serbest bırakmak, azat etmek (köle). manumis'sion i. azat etme; azat edilme, serbest bırakılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuvvetli bir patlayıci madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kene, sakırga; ufak para, akçe; çok ufak şey. cheese mite peynir kurdu, zool. Acarus siro. itch mite uyuz böceği, zool. Sarcoptes scabei.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ing mitre i. piskoposluk tacı; piskoposluk rütbesi; gönye. miter box gönye kesmek için testereyi kılavuzlayan kutu. miter joint gönye. miter wheels bir birine 45 derecelik açı ile geçme dişli çark.mitered, mitred s. piskopos tacı giyinmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tahâret» ten la), (bk.) Matara.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطهره] matara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Midhat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski İran aydınlık ve hakikat tannsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski panzehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. miktarını azar azar artırarak zehir alıp vücudu zehirlenmekten muaf kılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yatıştırmak; azaltmak, hafifletmek. mitigating causes huk. cezayı hafifletici sebepler. mitigable s. yatıştırılabilir; azaltılabilir, hafifletilebilir. mitiga'tion hafifletme, azaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt made of plain white cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Gösteri maksadıyla yahut bir hadiseye dikkati çekmek için yapılan toplantı, nümayiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting. rally. demonstration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A little one; used as a term of endearment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting. mass meeting. demonstration. rally. popular assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). I. Mitleri inceleyen ilim.

2.Bir milletin mitlerinin hepsi: Yunan mitolojisi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mythology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mythology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mythologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mythological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mythological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. karyokinez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mitralyöz, makinalı tüfek. mitrailleur i. makinalı tüfek kullanan asker, mitralyözcü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mıtraka.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطرق] değnek. 2.tokmak. 3.çekiç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «tark» tan la) (c. matârık).

1.Değnek, cop, sopa.

2.Cenk sopası, tokmak.

3.Çekiç. (bk.) Matrak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to a miter; resembling a miter; as, the mitral valve between the left auricle and left ventricle of the heart. of or relating to or located in or near the mitral valve; 'mitral insufficiency' relating to or resembling the miter worn by some cle

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of or relating to or located in or near the mitral valve; 'mitral insufficiency'. relating to or resembling the miter worn by some clerics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. kalpteki iki yapraklı kapağa ait (sol kulakçık ve sol karıncık arasında). mitral valve bu kapak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ağır makinalı tüfek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gatling gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machine gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. miter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., beysbol yalmz baş parmak yeri olan ve avucu yastıklı torba eldiven, beysbol eldiveni; kadınlara mahsus parmaksız dantel eldiven; tek parmaklı eldiven; argo el; argo boks eldiveni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek parmaklı eldiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. hapis cezası ilamı;ing., k.dili memuriyetten çıkarma, azletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Musevi dininde sünnet; sevap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «mevt» ten if.) (mü. mite). Öldürücü, ölüme sebep verici.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tarafsız; fikrini açıklamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) uymayı reddetme; (İng.) resmi kiliseye uymama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) atlamak, bırakmak; yapmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Special Limit Price Orders)

Emir miktarının “Sıfır-0” olarak girildiği, sadece fiyat verilerek sisteme aktarılan emirlerdir. Belirli bir fiyata kadar olan bütün emirleri karşılamak amacı ile girilir. Bu emirler, belirtilen fiyat seviyesine kadar tüm fiyat seviyelerindeki emirleri karşılar.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palmitic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palmitic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A solid crystallizable fat, found abundantly in animals and in vegetables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It occurs mixed with stearin and olein in the fat of animal tissues, with olein and butyrin in butter, with olein in olive oil, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chemically, it is a glyceride of palmitic acid, three molecules of palmitic acid being united to one molecule of glyceryl, and hence it is technically called tripalmitin, or glyceryl tripalmitate. an ester of glycerol and palmitic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A solid crystallizable fat, found abundantly in animals and in vegetables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It occurs mixed with stearin and olein in the fat of animal tissues, with olein and butyrin in butter, with olein in olive oil, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chemically, it is a glyceride of palmitic acid, three molecules of palmitic acid being united to one molecule of glyceryl, and hence it is technically called tripalmitin, or glyceryl tripalmitate. an ester of glycerol and palmitic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) izin vermek, müsaade etmek, ruhsat vermek; fırsat vermek, imkân vermek, bırakmak; kabul etmek; razı olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. permi, izin tezkeresi, ruhsatname, icazet. residence permit ikamet tezkeresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Tabanları herhagi bir çokgenin birer kenarından ibaret olan, tepeleri ortak bir noktada birleşen kenarları üçgenlerden meydana gelmiş cisim, yapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pyramid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pyramid. pyramid ehram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pyramid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

* Pramitlerin her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir. Bu taşlar temin etmek için en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği bilinmemektedir.

* Pramit kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir.(Doğdugu ve tahta tahta çıktığı günler)

* Mumyalarda radyoaktif madde bulunuyor. Bu yüzden mumyaları ilk kez bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.

* Pramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.

* Kirletilmiş suyu, birkaç gün pramit’in içine bırakırsanız suyu arıtılmış olarak bulursunuz.

* Pramit’in içerisinde süt birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.

* Bitkiler pramit’in içinde daha hızlı büyürler.

* Pramit’in içine bırakılmış su 5 hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.

* Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku yapmadan pramit içinde mumyalaşır.

* Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir pramit’in içinde daha cabuk iyileşme eğilimi gösterir.

*Pramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur araştırmacıların çoğu ya içinde kayboldu ya da aynı yerde birkaç tur attılar. Ancak içlerini göremediler.

*Pramitlerin içi yazın soğuk, kışın sıcak olur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) vaz geçmek; ihmal etmek; göz önünde tutmamak. pretermission i. ihmal; vaz geçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. primitif

fel. ilkel

Zaman bakımından en eski olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(1). MS 1500 yılından önce yaşamış ressamların çoğunlukla arkaik tarzda yapılmış resimlerine verilen ad.

2.Sanatta, kendini eğitmiş ve/veya resimlerinde sade bir üslup kullanan sanatçıların çalışmaları.

3.Afrika zencileri, Okyanusya ve Amerikan kızılderililerinin sanatı. Terim, bu anlamıyla üçüncü dünya ülkeleri sanatını aşağılayıcı bir niteliğe sahiptir.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ilk, asli, eski, evvelki; iptidai, ilkel, ilksel; basit, kaba, eski usul; gram. kurala bağlı olmayan, türetilmemiş; i. kurala bağlı olmayıp işitilerek öğrenilen kelime; mat. bir denklemin basit ve esas şekli; ilkel sanata benzer resim yapan res

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilkelcilik. primitivist i. ilkelcilik yanlısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. primitivisme

fel. ilkelcilik

1. Avrupa sanatının çağımıza kadar geçirdiği gelişmelerden habersiz görünen, ilkel ulusların sağlam, kaba, saf, yalın biçimli sanatını benimseyen görüş.

2.İlkellik özlemini ileri süren düşünce akımlarının genel adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(1) İçinde primitif öğeler taşıyan sanat. (2) Rusya`da 1905 ile 1920 arasında gelişen, kübizm ve fütürizm düşüncesi ile Rus halk sanatının etkisinde gelişen sanat hareketi. Larinov, Goncharova ve Malevich`in ilk dönem çalışmaları örnek gösterilebilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yakınlık. proximity of blood kan yakınlığı, akrabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. kumtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tekrar (üyeliğe, öğrenciliğe) kabul etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ted, ting) tekrar tetkik etmek üzere heyete havale etmek. recommitment, recommittal (i.) heyete tekrar havale etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. affetmek, bağışlamak; vaz geçmek (cezadan); huk. (davayı üst mahkemeden alt mahkemeye) iade etmek; havale etmek, para havalesi göndermek; şiddeti eksilmek, teskin olunmak, sükun bulmak. remitment i. af. remittal i. bağışlama, vaz geçme. remittance i.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «samt» tan if.). (mü. sâmite).

1.Susan, konuşmayan.

2.Sessiz, ses çıkarmaz.

3.Cansız (mal), hayvanlar gibi canlı olmayan.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altın veya gümüşle dokunmuş ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enli kılıç, pala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sami Irkından kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Sami; Sami dillerine ait. Semitics i. Sami kavimlerinin tarih, dil ve edebiyatını inceleyen ilim. Semitic languages Sami dilleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sami dili veya adetleri; Yahudi taraftarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. yarımton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnız arka tekerlekleri olan römork.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gümüş üzerine çalışan kuyumcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük halka şeklinde susamlı has ekmek. Simit unu = Simit yaprmırıda kullanılan has un. (denizcilik): Tahlisiye simidi = Denize düşenlerin tutunması için gemilerde bulunan simit şeklinde mantar. Kandil simidi = Kandil günlerinde yapılan yağlı simit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll of bread in the shape of a ring. life buoy. ring-shaped bread covered with sesame seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring-shaped. savory roll covered with sesame seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Simit yapan ekmekçi. 2.Simit gezdirip satan.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (smote, smitten) vurmak, kuvvetle vurmak, darbe indirmek, çarpmak; şamar atmak; vurup öldürmek; belâ kesilmek; kuvvetle etkilemek; rahatsız etmek, pişman etmek. smite off bir darbede kesmek. smite out bir darbede ortadan kaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demirci. smithy i. demirhane; nalbanthane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., k.dili. parçalar. smash into smithereens paramparça etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. smite; s. çarpılmış; rahatsız; âşık, vurgun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stalagmite

min. dikit

Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalagmite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalagmite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istalagmit, dikit. stalagmitic(al) s. dikitlerle ilgili; dikitlere benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alt komisyon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) teslim etmek, iradesine bırakmak; reyine veya onamasına sunmak; arz etmek ileri sürmek, teklif etmek, söylemek, beyan etmek; teslim olmak, boyun eğmek; itaat etmek. submittal i. teslim olma, boyun eğme; sunuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Çeşitli mikroplara karşı kullanılan organik birleşimlerin ortak adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tepe, doruk, zirve, evç, en yüksek nokta veya derece. summit meeting zirve konferansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Susturma

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) beyaz karınca, kanatlı karınca, divik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaynakçılıkta kullanılan alüminyum ile demir oksit karışımı, termit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tenekeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (ted, -ting) geçirmek; göndermek, nakletmek; geçmesine müsaade etmek. transmitter i. radyo veya televizyon verici istasyonu; nakledici cihaz; geçiren kimse; iletken şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÜMİD, şiirde bazan: ÜMMİD) (i. F.). Umu, umut, umma, Ar. emel, me’ mul. Ümit etmek, ümidi olmak Ummak: Ümit ediyorum, ümidim vardır, umarım. Ümidi kesmek = Meyus, ümitsiz olmak. Ümit vermek = Umdurmak, limitle yaşamak = Daima ümit edip de emeline erişememek. (coğrafya), limit Burnu = Afrika’nın güneyindeki burun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hope. expectation. expectance. expectancy. look-out. sight. trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expectancy. hope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expectation. hope. thought. trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - (bkz.Umut). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expect. hope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

promising. strategic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make hopeful. to fill with hope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become hopeful. to be hopeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agog. sanguine. hopeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ümidini kesmiş, Ar. me’yûs, F. nevmîd: Ben bu hususta ümitsizim.

2.Ümit edilemeyen: Acemi askerle zafer ümitsizdir.

3.Hayâtından ümit kesilmiş, kurtulması umulmayan, ağır hasta: Ümitsiz bir hastası vardır, ümitsiz bir hâlde bulunuyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopeless. drear. dreary. forlorn. frantic. gloomy. gone. past hope. pathetic. past cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopeless. desperate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim. past praying for. without resource. weak- spirited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ümit kesme: Kumandanın ümitsizliği, askerin de gayretini kırdı.

2.Ummayış: Zaferin ümitsizliği fikri mağlûbiyeti hazırladı.

3.Kurtulmasından ümitlerin kesilmiş olması: Hasta dün ümitsizdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anomie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismay. hopelessness. desperation. despair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ittifak, oy birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taahhüt altına girmemiş; bağımsız; fikrini söylememiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mutabakatsızlık, uyuşmazlık, tutarsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırsız, sonsuz, sayısız; kısıtsız, bağlı olmayan, kayıtsız, şartsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tam, daniska; dinmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bagışlamaz, vaz geçmez; direşken; sükun bulmaz; sürekli, aralıksız. unremittingly z. devamlı, mütemadiyen, aralıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Dispute Committee)

Borsa işlemleri ile ilgili olarak; üyeler arasında veya üyeler ile müşterileri arasında çıkan uyuşmazlıkların idari yoldan çözülmesine yardımcı olan komitedir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kusmak, istifrağ etmek; ağzından fışkırtmak (yanardağ); i. kusma; kusturucu ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kusturucu; i. kusturucu ilâç; eski Roma'da amfiteatr giriş veya çıkış koridoru. vomitive s. kusturucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. öğürme, öğürerek kusma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tenekeci; kalaycı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. volframit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by