Ml ne demek? | Ml anlamı nedir? | Ml

Ml anlamı nedir?

Ml ne demek?

Ml anlamı nedir?

Ml | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Michigan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Çiçekli bitkilerin iki ana bölümünden biri. Bu bitkilerde tohumlar yaprağın üzerinde bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comment. vivisection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir meseleyi, bir metni en ince noktalarına kadar gözden geçirerek izah etmek, şerh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to elucidate. to analyze. to explain fully. to annote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsana yakışacak şekilde: Adamlıkla alâkası yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manliness. manly character. honesty. decency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adımla ölçmek, adım saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pace. to go apace. to measure by steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space for one step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(AHIMLI) (i.). Boynu yüksek (ayak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bütün günü bir işte veya bir yerde geçirip akşama ermek.

2.Akşam vakti bir yerde kalmak, akşamı orada geçirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay until evening. to spend the evening (in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evening. evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Akşama erdirmek, akşama kadar oyalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akşam vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her akşam bir işe devam eden. Akşamlı sabahlı: Devamlı olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akşama mahsus: Bu akşamlık yemeğimiz vardır. Daha bir akşamlık kömür kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for an evening. enough for evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expecting at any moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alımı olan: Onun pek alımlı hali vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. charming. comely. endearing. engaging. fetching. prepossessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaging. attractive. charming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain the meaning. to give the meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain. to give meaning to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaningful. significant. expressive. eloquent. meaning. pointed. pregnant. purposeful. revealing. rich. significative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expressive. meaning. meaningful. pithy. pointed. pregnant. significant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaningful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaningfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

/ adj.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzoz gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle bir alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle biri alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan

lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabic numerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pişince miktarı çoğalır gibi görünen: Artımlı pirinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silâh atmaya yetecek miktar: Üç atımlık barut. İki atımlık saçma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for rounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

different. divided into sections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolute. determined. dogged. strong-minded. single-minded. stubborn. set. dauntless. decided. decisive. flat-footed. hellbent. high-pressure. militant. peppy. persevering. pertinacious. professional. resolved. single-eyed. single-hearted. stable. st.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. bound. determined. earnest. intent. resolute. sedulous. sturdy. unbending. unflinching. dogged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolute. determined. decisive. hell- bent on. patient. pertinacious. purposeful. resolved. scrappy. stable. strong minded. stubborn. sturdy. tenacious. unbending. unswerving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resoluteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amygdaline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badem ağaçlan bulunan yer, badem ağacı koruluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uydurma kelime) (i.). Başka bir şeyin tesiri altında bulunan. Başka bir varlığın iradesi, gücü veya yardımı olmadan kendi başına bir şey yapamıyan, müstakil olmayan, tâbi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addicted. dependent. hooked. subsidiary. in the bondage of vice. clinging. confirmed. habitual. inveterate. subject. linked. addict. interdependent. freak. given to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addict. reliant. subject. dependent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inveteracy. dependence. subjection. addiction. dependency. dependance. habit. bondage. fixation. indulgence. servitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. dependence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependence. addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyi bakılmış, semiz hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-groomed. well-kept. snug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleek. well-cared for. well-kept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well cared for. well kept. crisp. well groomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric. symmetrical. symmetrical simetrik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mucous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f).

1.Birbirine bayram tebriki etmek, Osm. muâyede eylemek.

2.Bayram tebriki için öpüşmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to exchange greetings on the occasion of a religious holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayrama mahsus, bayramlık elbise. Bayram hediyesi, bahşişi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunday clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. representation. description tasvir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. imagery. portrait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depict. describe. paint. picture. portray. represent. to describe. to depict. to represent. to portray tasvir etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to describe. to depict. portray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formulation. moulding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. mould. shape. give shape to. model. carve out. fashion. mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion. form. shape. style. to shape. to form. to give shape to. to put into a form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give form. to shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take shape. be formed. distil. distill. jell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take shape. to shape up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take form / shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve endamı güzel, yakışıklı, mütenasip: Biçimli adam, at, elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve endamı güzel, yakışıklı, mütenasip: Biçimli adam, at, elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-shaped. well-cut. shapely. shaped. beautiful. clean-cut. clear-cut. sleek. trim. well-proportioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-proportioned shape. well-shaped. well-cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entirely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالجمله] tümüyle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a drop of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at one go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide güfteli eserlerde heceleri belirtip süsleyerek icrâ tarzı. Ar. tekeccî, Fr. articulation.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dipsiz; çok derin. the bottomless pit cehennem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as an instance of this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinuous. twisted. spun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. b. = edat, el = harf-i tarif, cümle = hep). Hep, bütün: B’il-cümle savaş hazırlıkları sür’atle tamamlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalımı olan, çalım satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pompous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cam takmak, cam geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fit with glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vitrify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cam taktırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have glass installed (in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sugeçirmez dayanıklı bir kumaş; bu kumaştan yapılmış elbise; eskiden kullamlan deve veya keçi tüyünden yapılmış bir kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Camı olan, cam takılmış: Camlı kapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vitrified. glazed. vitreous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted with glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Camlı çerçevelerle bölünmüş yer, camlı bölme, yalnız bir kısmı açılıp kapanır camlı büyük kapı veya pencere: Soba camlığı.

2.Çiçek kışlağı, küçük limonluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çam ağaçlarını havi orman.

2.Arnavutluk’un güney-batı kısmı ki, Çam denilen Arnavut kavmiyle meskûn yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hothouse. pine grove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crockery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pottery. pots and pans. earthenware. crock. utensils. kitchen utensils. pottery ware. brown ware. crockery. wares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Card bus, bellek sürücülerinin ve diğer çevre birimlerinin, bir bilgisayara entegre edilmesini sağlayan standart bir arayüzdür. Card bus, PCMCIA biçiminin geliştirilmiş halidir ve 32 bit/33 MHz bus-mastering uygulamalarına olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cehenneme müstehak, cehennem azâbına lâyık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamamın ateş yanan yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fizik). Cezbetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. graceful. declinable. synthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Endamlı, gösterişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. T. A.) (Bir kelimeyi) cemî yapmak, cemî sigasını teşkil etmek: Türkçe’de isimleri cemîlendirmek için sonlarına «lar, Jer» eklemek lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. T. A.) (kelime). Cemî olmak, çokluk şekline sokulmak: Türk• çe’de isimler «lar, ler» ilâvesiyle cemîlenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. eski Türkçe). Sabırlı, dayanıklı, tahammüllü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekilecek tohum ve çekirdekleri veya dikilecek bağ çubuklarını filiz verinceye kadar geçici olarak toprak veya kum yahut suyun içinde bulundurmak: Ağaç çekirdeklerini, bostan tohumunu, bağ çubuklarını çimlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

germination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Tohum, çekirdek, bağ çubuğu vesaire).

1.Ekilip dikilmeden önce geçici olarak toprak veya kum veya suyun içinde durdurulup filizlenmek: Bağ çubukları, karpuz tohumu, ağaç çekirdekleri önce çimlenip sonra dikmeli. 2.Çim yemek, çimlenmek = mec. Nasibini almak, kenardan geçinmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

germinate. to germinate. to sprout. to be covered with grass. to become grassy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dolambaçlı yoldan konuşma, gereksiz kelimeler kullanma; dolambaçlı söz veya deyim. circumlocutory (s). dolambaclı söz gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incarnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiple meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.) Birkaç düzlemin kesişmesiyle meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Artı veya eksi işaretleriyle birbirine bağlı birçok terimlerden meydana gelen cebir ifadesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı çölmek). Çökelden, yani süzülmüş çamurdan yapılmış toprak kap ve bilhassa ateşe konmaya mahsus olanı, toprak tencere. Çanak çömlek = Topraktan yapma çömlek. Çömlek hesabı = Cahil işi, cahilane İş. Çömlek kebabı = Çömlekte pişen bir nevi kapama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthenware pot. pot. crock. jug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceramics. crock. crockery. earthenware. pot. earthenware pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earhtenware pot. clay. crock. crockery. earthenware. jar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topraktan çanak çömlek gibi şeyler yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceramicist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çanak, çömlek, testi gibi şeyler yapma veya satma sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceramics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pottery. pottery industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tahlil etme, halletme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Tahlil etmek, halletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyse. analyze. solve. resolve. sort out. clear up. construe. sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyse. clinch. to analyse. to analyze analiz etmek. tahlil etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to analyze. analyse. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analysing. analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyzer. analytic. analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kalma etrafı daire şeklinde büyük dikme taşlarla çevrilmiş abide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cümel). t. MecmO, top, birikmiş miktar, miktar veya toplu meblâğ.

2.Bütün, hep, cemî: Cümle dostlar geldi; cümlemiz orada idik.

3.Mânâ ifade edecek kadar kelimeden mürekkep söz ki, dilimizde bir fiil ile bir veya birkaç isimden mürekkep olur. Arapça’da «cümle-i ismiyye (isim cümlesi)» ve «cümle-i fiiliyye (fiil cümlesi)» olarak ikiye ayrılır. Birincisi «mübtedâ» ve «haber» namlarıyle iki isimden mürekkeptir: Cümle-i ibtidâiyye, cümle-i şartıyye, cümle-l mOterize vesaire.

4.(astronomi). Güneş İle etrafındaki seyyarelerden ve onların peyklerinden mürekkep takım ve hey’et, güneş sistemi: Cümle-i şems. Cümle-i kevkebiyye = On iki burç gibi bir şekil ve suret gösteren sabit yıldızlar topluluğu ki her biri bir hayvan veya maddeye benzetilerek onun ismiyle adlandırılır. Bilcümle, hep, bütün, tekmil. Fil-cümle = Elhâsıl, hülâsa-i kelâm. Ezcümle, ez’an-cümle = Cümleden biri. Cümei-i hikemiyye = Vaiz, nasihat ve hakikata ait hakimâne sözler, atasözleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentence. clause. proposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentence. clause. system. group. phrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gateway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hep, bütün, kâffeten, cemîan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leprose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمله] bütün, tüm. 2.tümce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جملة] tümüyle

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir sıvıdan bir küçük küre teşkil edip düşen miktar. Ar. katre: Bir damla su, bir damla yağmur düşmedi. 2.damla ile akıtılan ilâç: Doktorun gözüme verdiği damlalar iyi geldi. 3.Yüreğe birdenbire gelen bir çeşit inme ki halk bir damla kan damlamasına hamleder, sekte-i kalb (kalb sektesi): Damla gelmiş. Damlaya tutuldu, mec. Bir damla = Pek az: Bana bir damla su vermediler. Damla damla = Azar azar, katre katre. Damla sakın — Sakızın saf ve iyisi. Damla yakut = Yakutun pek güzel renklisi, donuk olmayan, en beğenileni.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drop. bead. drops. blob. drachm. dribblet. driblet. glob. suspicion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bead. drip. drop. globule. medicine dropper. gout. very small quantity. bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drop. driblet. fleck. tear. vestige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Bir sıvıdan ayrılarak düşen parça halinde, küçük miktar, katre. 2.Belli miktarlarda akıtılarak kullanılan ilaç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drop by drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

droplet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driblet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Damın saçağı altına gelen aralık yer ki damın yağmuru oraya damlar.

2.Damla hesabiyle alınacak ilâcı damlatıp damlalarını saymaya mahsus lastik ve şişe borucuklardan mürekkep veya birer damladan fazla akıtmayan küçük bir şişeden ibaret Alet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dropper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dropper. medicine dropper. draining board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dosimeter. medicine dropper. drip pin. drip tray. drip box. drip band. hoodmold. dripstone. coping. window silt. stactometer. weather moulding. nosing. pipette. lable. window sill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dripping. guttation. drip. trickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drip. dripping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dripping. drip. trickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Damla damla akmak. Osm. takattür etmek: Gözlerinden yaş damlıyordu, tavandan yağmur suyu damlıyor.

2.Ansızın, beklenmedik bir şekilde ortaya çıkmak: Biz konuşurken o da damlayıverdi. 3.Az yağmak: Biraz yağmur damladı. Akmazsa da damlar = Çok gelmezse de bütün bütün de eksilmemiştir. Hiç yok değildir. Burnundan damlamak = Çok benzemek. Burnundan kan damlamak = Çok sıkıntı çekmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drip. drop. trickle. to drip. to drop. to dribble. to trickle. to turn up. to pop in. to blow in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drip. to turn up suddenly. distil. show one's face. trickle out. weep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Damla damla akıtmak: Bir fincan suya biraz lokman ruhu damlatmelı.

2.Damla ile ilâç koymak: Gözüme bir ilâç damlattı.

3.Bir sıvıyı ısı ile buhara çevirip inbik vasıtasiyle yeniden sıvı hâline geçirmek ki, bu iş, o maddenin tasfiyesine de hizmet eder. Osm. taktir etmek: Şarabı damlatmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dribble. drip. to drip. to drop. to dribble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put drops (in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Dayanıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strait jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaynar suyun içine attıktan sonra kıvamını bulması için bekletmek (çay ve pilâv yaparken).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steep. brew. infuse. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. infuse. to steep. to brew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steep. to brew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infusion. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infuse. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Demleme işine konu olmak.

2.İçki içmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-steeped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çayın demletildiği kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teapot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teapot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. old. practical. skilled. versed. veteran. practiced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneous equations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sürer, sürekli: Birkaç gün devamlı yağmur yeğdi. Devamlı bir baş ağrısı.

2.Sebatlı, işinde mütemadiyen çalışan: İşinde devamlıdır.

3.Görevine hergün giden, daima iş ve vazifesi başında bulunan: Talebenin en devamlısı odur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous. continual. permanent. frequent. regular. everlasting. non-stop. assiduous. chronic. continued. hourly. incessant. invariable. lasting. persistent. settled. steady. sustained. unabating. unbroken. unceasing. unremitting. invariably. regula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistent. continual. continuous. stable. standing. steady. uninterrupted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. continuous. incessant. lasting. permanent. persistent. unbroken. continual. increasing. regular. uninterrupted. unintermitting. uniform. steady. unceasing. running. standing. holding on. non-stop. attending. round. consecutive. durable. slow. pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity. permanence. permanency. durability. progression. regularity. endlessness. lastingness. persistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity. permanence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dilimlere ayırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slice. cut into slices. separate into segments. shred. chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carve. cut. slice. to slice. to cut into slices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slice. to cut into slices. cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sliced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural sciences. general science. physical sciences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born in (such and such a year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücuda iyi oturan elbise, sarkan, buruşup yer bırakmayan elbise kumaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in one's underwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dönüme yetecek miktarda: Bir dönümlük tohum kaldı.

2.Dönüm kadar: İki dönümlük bir bağ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotative. rotatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir defa doyacak miktar: Bir doyumluk ekmek.

2.Doymaya esas olan: Bu para doyumluk değil a.

3.Yağma, ganimet, çapul.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol) buzul birikintilerinden meydana gelmiş dar uzun yığın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Maksimum kaydetme esnekliği için Sony HDD / DVD kaydediciler Dual RW uyumludur. Bu, DVD-RW, DVD+RW, DVD-R ve DVD+R disklerine kaydedebilecekleri anlamına gelir. Yenilikçi bir özellik; geniş kayıt ortamı seçimi ve PlayStation®2 ve bilgisayarlar dahil olmak üzere diğer DVD aygıtlarıyla uyumluluk sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Düğüm yaparak bağlamak: Şu iki ipi birlikte düğümlemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot. tie. loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to knot. to tie a knot. to fasten with a knot. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strangulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tied with a knot. to get tangled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğümü olan, düğümle bağlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knotted. tied in knots. nodular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DHR-1000, adaptör kullanılmasına gerek olmadan DV ya da MiniDV kasetler kullanabilirler. Kasetin boyutu otomatik olarak belirlenir ve makara tablası konumu buna göre ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geri doğru uyumluluk, aygıtların eski kuşak biçimlerle çalışabilmesini tanımlayan bir terimdir. DVD Video oynatıcılar, DVD’lerin yanı sıra ses CD’leri ve Video CD’ler de oynatabilmektedirler.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disposed. inclined. apt. affected. inclinable. liable. slant. slanting. vulnerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a tendency to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğitim görmüş, talimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educated. literate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trained. instructed. educated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eklemle birleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eklemle birleşmek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Vizörde ya da LCD monitörde görünür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorrowful. sorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. melîh’den). En melâhatli, pek melih, daha güzel, en güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. milh). Milhler, tuzlar, (bk.) Milh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mülk). Mülkler. (bk.) Mülk. Türkçe müfred mânâda: (emlâk-i emîrîye’den) Beylik arazi: Bu tarla, bu çiftlik emlâktir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estate. property. real estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real estate. real property. realty. landed property. freehold. demesne. country estate. freehold property. holding of land. immovable estate. land estate. landed estate. piece of property. proprietary rights.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [املاک] mülkler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit on landed property / on real estate property. land / mortgage credit. credit on mortgage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estate tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

property tax. real estate. estate duty. property levy / tax. real-estate levy / tax. tax on house / build-up property. house / property tax. landed property tax. property tax. house duty. house tax. property levy. real estate levy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Osmanlı devrinde pâdişâh mülkleri. Hazîne-i hâssa nezâretince idare edilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Beylik malları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real estate agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real-estate agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the real estate business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real-estate agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Daha veya en genç, körpe ve nâzik (vücûd ve dal). Müennesi: Meldâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emâlis). Düz, pürüzsüz, cilâlı. Haeer-i emles (jeoloji) = Pürüzsüz düz taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal. chief. grand. leading. main. master. paramount. prime. principal. ruling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foremost. leading. principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Boylu.

2.Boyu boşu düzgün, biçimli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personable. shapely. well rounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dilsizlik, ebkemlik.

2.Sükût, sessizlik. Er Erbiyum elemanının senbolü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuous. chaste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

righteous. virtuous. virtuous faziletli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuous. righteous. virtious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erdemli, faziletli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuousness. virtue faziletlilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.) (dilbilgisi). Eş mânâlı, mânâları aynı veya birbirine çok yakın olan kelimeler; anlamdaş, müteradif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Synonym. synonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interactive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interactive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypochondriac. full of anxieties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fiilî

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Başka şeyler arasında, başlıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in essence. essentially. in brief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bataklik. çayir. düzlük.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

Şimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar. Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

İimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar.

Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şekilsiz, biçimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Forward Transactions)

Anlaşılan miktar ve fiyattan belirli bir tarihte belli bir ürünün teslim edilerek karşılığının ödeneneceğinin iki tarafın bibirine taahhütte bulunmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Dertlenmek, tasalanmak, kaygılanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Gamlı, kederli, tasalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worried. sorrowful. down in the mouth. woeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy to get on with. easy to get along with. easygoing. complaisant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy to get along with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Geçirgenliği olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permeability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put the bit in mouth. to restrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under tension. tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (hayvan) Bacaklarını gerip açarak yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mantık). Prensiplerden hareket ederek neticeye varan düşünüş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. burgu, delgi, matkap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex sentence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Giyinmiş, elbisesi mükemmel, üstü başı düzgün. Giyimli kuşamlı = Çok iyi giyinmiş, temiz, iyi kıyafetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysterious. enigmatic. enigmatical. secretive. mystic. secret. sphinxlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inscrutable. mysterious. mystic. mystical. occult. secret. uncanny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mystical. enigmatic. esoteric. inscrutable. mysterious. mystic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı deri demek olan gön’den gönlek kl, deri üzerine ve çıplak tene giyilir).

1.Elbisenin altından giyilip vücudun yukarı kısmını örten ve ekseriya dizden yukarı kalıp bazen de ayağa kadar uzanan çeşitli yumuşak bezden çamaşır, Fars. pîrâhen: Bir don bir gömlek = Yalnız don ve gömlek giyip elbisesiz olan. İç gömlaği = Alttan giyileni. Kolalı gömlek, frenk gömleği = Yeleğin altından giyilip göğsüyle yaka ve kolları görünen ve kola ile ütülü bulunan, kravat da takılan gömlek. Acem gömleği = İşçilerin elbiselerini muhafaza için üstten giydikleri ve ekseriya lâcivert amerikandan yapılma iş gömleği. 2.Zar, örtü, kabuk, kılıf, tabaka: Ciğer, yürek, beyin gömleği. Ağaçtan bir gömlek almak.

3.Batın: İki gömlek ceddi falancadır. Gömlek eskitmek = Yaşamak, (denizcilik) Randa gömleği = Randa yelken örtüsü, kılıfı. Gömleğinden geçirmek = Evlât edinmek. Yılan gömleği — Yılanın değiştirdiği deri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shirt. blouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shirt. woman's slip. doctor's white coat. book jacket. generation. gas mantle. level. covering. cast of paint. cylinder liner. sleeve. integument. shade. smock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gömlek yapan veya satan adam. Gömlekçi kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shirtmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shirt maker. seller of shirts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the making or selling of shirts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçalar ile omurgalılar arasında yer alan ve bir kabuk içinde bulunan deniz hayvanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gömlek imaline yarayan, bu işe mahsus veya lâyık olan: Gömleklik kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shirting. a shirt-length of material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnificent. pompous. splendid. bright. brilliant. effulgent. fulgent. gallant. gorgeous. grandiose. imperial. majestic. olympian. palatial. proud. puffy. queenlike. queenly. refulgent. stately. sublime. sumptuous. brave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

august. brilliant. gallant. glittering. glorious. grand. grandiose. imposing. magnificent. majestic. palatial. plush. princely. proud. resplendent. splendid. stately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnificent. splendid. pompous. costly. glorious. grandiose. heroic. high. kingly. lordly. majestic. stately. sumptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güveyinin geline taktığı yüz görümü hediyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. to observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to observe. to watch over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) uçaklarda arızaya sebep olduğu rivayet edilen ve hayal mahsulü ufak bir varlık, cin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sevkedilebilen, güdülebilen: Güdümlü balon.

2.Belli bir hedefe göre yürütülen: Güdümlü ekonomi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controlled. directed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controlled. directed. governed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art produced according to certain guidelines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş). Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Cuma-Arapça-toplama, toplanma)

Cumartesi-Arapça-(ertesi - Türkçe)

Pazar-Farsça-(ba = yemek, zar = yer)

Pazartesi-Farsça-(ertesi - Türkçe)

Salı-İbrânice-(üçüncü)

Çarşamba-Farsça-(cehar şenbe = dördüncü gün)

Perşembe-Farsça-(penç şenbe = beşinci gün)

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.

Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)

Şubat = Süryanice

Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Mars’tan)

Nisan = Süryanice

Mayıs = Latince (Tanrıça Maria’nın ayı)

Haziran = Süryanice

Temmuz = Arapça / Süryanice

Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustus’un adından)

Eylül = Süryanice

Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten)

Kasım = Arapça (Bölen)

Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şes). İimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de İubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryani-ce, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan İubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulky. voluminous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voluminous. having volume. bulky. volumed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporal imbecility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). MOsevî râhipliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabbinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refereeing. umpiring. arbitration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitration. the duties of an umpire. arbitratorship. umprireship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Amirlik, hâkimlik, hüküm ve emretme.

2.Yargıçlık, kadılık, nâiplik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgeship. rulership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahmâl).

1.Yük, ağırlık: Ahmâli orada bıraktılar.

2.Gebelik: Kadın, hamli esnasında kendine dikkat etmelidir.

3.Isnad yakıştırma, kondurma: Ben akşamki baş ağrısını dünkü yorgunluğa hamlettim.

4.Yükletme, ihâle etme, bir işi birine terk ve teklif etme: Bu işi de size hamledeceğiz. Vazihami = Doğurma, Ar. tevlîd. (tıp) Haml-i kâzib = Yalancı hamilelik.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حمل] taşıma. 2.gebelik. 3.yükleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Küreklerin bir defa denize daldırıp çıkarılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küçük körük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Filikaların kıçtan birinci oturağında kürek çeken adam: Hamlacılar = Saray-ı hümâyûna mahsus kayıkların kayıkçıları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oarsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzun müddet rahata alışmaktan zahmete dayanamaz olmak: At ahırda durmakla hamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saldırma, atılma, hücum, savlet: Düşmanın üzerine bir hamle etti ki...

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dash. lunge. onrush. rush. attack. onslaught. drive. move. stride. breakthrough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. onslaught. assault. sudden advance. great leap forward. blow. boom. breakthrough. brunt. go. lunge. onrush. onset. pounce. pound. put. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حمله] saldırı. 2.atak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ufak köy, birkaç evden ibaret köy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Yüklemek, zannetmek, (bk.) Hami.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attribute. to ascribe. to impute to. attach. impute. put. refer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) yüklemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çiğlik.

2.Meyvenin olmamış halinde bulunması.

3.Tecrübesizlik, acemilik.

4.Rahata alışmaktan zahmete dayanıksızlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crudeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rawness. unripeness. greenness. being out of shape (from lack of exercise. crudity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the role and condition of a wife. the part of a house reserved for women and girls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) harem dairesi, evde harem kısmy, herkesin uluorta giremeyeceği yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) zararsız. harmlessly (z.) zararsız bir şekilde. harmlessness (i.) zararsızlık,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşmanlık, Ar. husûmet, Ar. adâvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Tek hücreli hayvanlar sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), mec. Tahammüllü, tolerans sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patient. tolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hekim sıfat ve vazifesi, doktorluk: Hekimlik ediyor, hekimlik iyidir.

2.Tıb ilmi: Hekimlik öğreniyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medicine. profession of a doctor. medical science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medicine. profession of a doctor. medical science. needing medical care. physic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (terz). elbise veya paltonun etek ucu, etek boyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köknara benzer bir çam ağacl, (bot). Tsuga; baldıran, ağıotu, (bot). Conium maculatum. water hemlock su baldıranı, (bot). Cicuta virosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hım hım ederek söylemek, burundan söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burundan ve hım hım ederek söyleyenin hali.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öfkelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. kinship. relatiouship. connection. relation. relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) kendini düşünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Memeli hayvanların, burunları hortum biçiminde uzayanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir hüküm ve emri bildiren: Hükümlü bir tahrirat.

2.Mahkemece hüküm giymiş kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict. prisoner. culprit. lag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convict. sentenced. condemned. con.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Şöyle veya böyle içimi olan: Güzel içimli, ağır içimli. 2.Lezzetli, Ar. lezîz: İçimli şurup, tütün.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital. under a sentence of death. condemned to death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sumptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnificien. splendid. deluxe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnificient. magnificent. splendid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binomial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binomial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik), iki düzlemin kesişmesinden meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. musiki). Batı musikisinde ikişer zamanlı ölçülerden yapılmış düzüm ve usuller. Zıddı: Uçüzlü düzümler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air-conditioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, makinenin fotoğrafçılık çok yönlülüğünü ve yaratıcılığını artırmak için isteğe bağlı objektiflerin ya da filtrelerin eklenmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Nedamet, pişmanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderate. equable. temperate. mild. clement. middle-of-the-road. modest. genial. hospitable. low key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mild. moderate. modest. sober. temperate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderate. middle-of-the-roader. conservative. continent. equable. gentle. middle of the road. mild. sober. commensurate taxation. temperate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderation. clemency. continence. decency. equability. moderateness. temperance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). İmam sıfat ve vazifesi: Bu camide kim imamlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imamate. duties and rank of imam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. emâlî).

1.Söyleyip birine yazdırma: Eserlerini kâtibine yazması için imlâ eder (ettirir dememeli) Bu kitap İmlâ yoluyla yazılmıştır (bu mânâ ile dilimizde az kullanılmıştır).

2.Bir dili doğru dürüst yazmak usûlü: Bu adam imlâ bilmez. Çocuklara imlâ öğretmeli: Imlâsız mektup. İmlâya gelmek = Yazılabilmek. İmlâya gelmemek — Yazılamamak (bu ikinci mânâ Arapça’da yoktur), mec. İmlâya gelmemek = Islahı mümkün olmamak: O adam İmlâya gelmez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Doldurma: Bu kıyı sığdır, toprakla imlâ edilebilir (bu mânâ Türkçe’ye mahsustur, Arapça’da yoktur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthography. spelling. orthography yazım.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthography. spelling. dictation. filling up. fill. backfill. charge. embankment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ املا] doldurma. 2.yazı bilgisi. 3.yazı

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling mistake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). İmlâsı yolunda olmayan, doğru yazılmamış: Imlâsız bir mektup. Doğru olmayarak, yanlış: İmlâsız yazıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İmlâ yanlışlığı, kelimelerin harflerinin yerinde yazılmaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursor. pointer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduced. cut-rate. cut. deductible. at a discount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduced. at a discount. cut-price. cut-rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduced. marked down in price. discount price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance / cheap sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzgün, birbirini tutar şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coherent. consistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly. regular. tidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denomination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denomination. personification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. escabelle).

1.Dört ayaklı, oturmaya yarayan, arkalıklı veya arkasız kürsü.

2.Tepsi, sini, şamdan, sigara gibi şeyler konacak küçük masa veya sehpa. Ebe iskemlesi = Örike, eskiden ebelerin, doğum yapacak kadını oturttukları iskemle.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stool. chair without arms. chair. seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.).

1.Yapılıp yapılmaması insanın kendi isteğine bağlı olan, ihtiyari. 2.İstemle yapılan, iradi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voluntary. unprompted. optional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optional. voluntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir mülkün umumî menfaat için devlet tarafından vatandaştan veya bir hükmî şahsiyetten satın alınması (Türkler’in mülk kelimesinden yaptıkları bir kelimedir, asıl Arapça’sı temellük’dür).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriation. nationalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compulsory purchase. condemnation. expropriation. impress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استملاک] kamulaştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kamulaştırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expropriate. to condemn. confiscate. impress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kamulaştırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğurlu, meymenetli, mes’ut, mübarek: Dünyaya gelen çocuk uğurlu kademli olsun!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaldırım döşenmiş, taş döşenmiş: Bütün sokaklar kaldırımlıdır. Arnavutkaldırımı = Bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalem kutusu, kalem koyacağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box. pencil case. pen box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box. pencil case. pen rack. penholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil tray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enduring. lasting. permanent. immortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permanence. immortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bit, kehle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Tohumları meyvenin içinde bulunan bitkileri içine alan ve birçenekliler ile iklçeneklilerden meydana gelen şube.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprehensive. blanket. across-the-board. exhaustive. generic. universal. well-rounded. wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extensive. comprehensive. overall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a scope. or embrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı devrinde kassâm ve kassâm-ı askerî denilen ve vârislerin hisselerini bölüştürerek yetim olanların mirasını saklayıp idare etmekle görevli olan şer’İ memurun hal, sıfat ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Katılacak miktar.

2.Katılacak kadar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceptualize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Vekâlet, vekillik: O işte filân kaymakamlık ediyor.

2.Bir kazânın idaresiyle görevli mülkiye memurunun memuriyeti, hal ve sıfatı: Kaymakamlığı kendisine az görüyor.

3.Yarbay rütbesi: Beş sene kaymakamlık etti. Kıdemli binbaşılardan olduğundan kaymakamlık bekliyor.

4.Bir mülkiye kaymakamının idare ettiği kasaba, ilçe, kazâ: Orası bir kaymakamlıktır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank / duties of a kaimakam. administrative district within a province. building housing a kaimakam's office. district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fenalık, kötülük, zarar verme, Ar. ızrâr: Kemliğe karşı iyilik etmek; kimseden kemlik görmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimseye sır açmayan adamın hali, Ar. kitmân: Ketûmluğun o derecesi de fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncommunicativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reticence. discretion. secrecy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sınıf ve görevinde eskimiş, kıdem almış, eskilikle terfie hak kazanmış: Alayın en kıdemli subayı odur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longtime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who has seniority. senior. veteran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senior status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having seniority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayağa kalkmak üzere davranmak, kalkar gibi hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Hüviyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identity. i.d. identification. certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identification. identity. identity card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identification. identity. identity card. certificate of identification. modalities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of identity. identification card. certificate of identification. identify certificate. identity certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identity card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

id card. identification card. identity card. badge. identification / identity card / papers. credentials. identification paper. proof of identity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kırım ahalisinden. Kırımlı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Crimean. the Crimean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıvama gelmek, koyulaşmak, koyulukta ve diğer bir halde münasip dereceyi bulmak: Kıvamlanıncaya kadar kaynatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach the right consistency. to reach the right movement. or stage. to reach one's prime. to get into one's stride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıvâmında olan, lüzumu derecede koyuluk vesaire hâlinde bulunan, tavında olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the right consistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to start to give off sparks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become curled. to become convoluted. to become folded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıvrımı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuitous. corrugated. curly. sinuous. curled. twisted. folded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir türlü doğranmış olan: İnce kıyımlı tütün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut or chopped up (in a certain way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Positioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preventive medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün giyecek takımı, yani bir örnek ceket, pantolon, yelek yapmaya mahsus veya buna yakışır kumaş: Kostümlük kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material fit for making a suit. suiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harnessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen ihtiyar veya inmelinin hâli ve sakatlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Margin Trading)

Bir aracı kuruluş nezdinde, müşteri adına kredi hesabı açılması koşulu ile müşteri ve aracı kuruluş arasında yapılacak sözleşme hükümleri çerçevesinde kredi kullanarak borçlanmak suretiyle menkul kıymet alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to apply a cosmetic cream to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Kremlin, içinde Sovyetler Birliği devlet dairelerinin bulunduğu Moskova'daki yüksek duvarlı kale; Sovyet Hükümeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) Rus yöneticilerinin davranışlarını inceleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chromium-plated metal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumluk yer, kumsal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Kumu olan, kumla yapılan: Kumlu harç.

2.Kum gibi taneleri olan: Kumlu armut.

3.Pek ufak ve sık benekli: Kumlu kumaş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arenaceous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy. arenaceous. speckled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy. whose meat has a gritty texture. covered with woven dots. dotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumdan ibaret, kum hâlinde: Kumluk yer, kumluk ova.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy. sand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kurum, kibir satmak.

2.Kurum tutmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become an association. to turn into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to institutionalize. to turn sth into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kibirli, azametli, tavır ve hâli cakalı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sooty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Temiz ve itinayla giyinmiş mânâsındaki giyimli kuşamlı tâbirinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oturak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedpan. pot. chamber pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber pot. commode. jerry. stool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mâdenî şeyleri kalay vesaire ile yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solder. hard-solder. sweat out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to solder. to cast the lead. to seal with lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mâdenî bir şey kalay vesaire ile yapıştırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be soldered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be soldered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mâdent bir şeyi kalay vesaire ile yapıştırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalay vesaire ile yapıştırılmış (madenî şey).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessary. needed. requ-ired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD oynatıcının, ekranda gösterimli menülerle uzaktan kumanda aracılığıyla yönetilmesini sağlayan bir grafik kullanıcı arayüzü (GUI).

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahenkli, ölçülü: Makemlı bir sesle, güzel makamlı bir şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MAsûmiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaslı, yası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamentable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who is in mourning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sitem ve zulüm görmüş adamın hâli. 2.Sessizlik, çekingenlik: O çocukta bir mazlûmluk görünür.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «milh»den İm. «memliha» şekli galattır). Tuz çıkarılan yer, tuzla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. memâlik).

1.Bir devletin idaresinde bulunan yer, ülke: Bahreyn şeyhinin memleketi. 2.Bir idareye tâbî veya bir milletin yaşadığı, büyük toprak parçası, Ar. hıtta, diyâr: Anadolu, Irak, Horasan memleketi, memâllk-i Osmâniyye, memâlik-l mahrûsa-i şâhâne, memâlik-i Islâmiyye.

3.(Türkçe) Şehir, kasaba, belde: İstanbul gibi güzel memleket olmaz.

4.(Türkçe) Bir İnsanın doğup büyüdüğü yer ve diyar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. domain. land. homeland. motherland. mother country. bourn. bourne. native shore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homeland. country. hometown. mother country. fatherland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. land. one's native region. the whole nation. ancestral home. domain. dominion. government. homeland. realm. state. territory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مملکت] ülke. 2.şehir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir yerin halkından, bir memleket ahelisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «melâ» dan imef.). Dolu, dolmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mllh» ten İmef.) (mü. memlûha). Tuzlanmış, tuzlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mülk» ten İmef.) (mü. memlûke). Sahip olunan birinin mülk ve malı olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مملوک] köle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul ve köleye ait, Fars. bendegâne, çâkerâne: Mârûzât-ı memlûkânem (eski nesir dilinde çok büyük birine hitaben kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Kölelik, kulluk, Fars. bendegî.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cyber-shot® fotoğraf makinesi, dijital fotoğraflar ve MPEG filmler için 1 GB’a varan alan sağlayan Memory Stick PRO™’yu, isteğe bağlı bir depolama ortamı olarak kullanabilirler.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Securities Lending)

Aracı kuruluş ile müşteri arasında düzenlenen sözleşmede belirlenen esaslar dahilinde, ödünç veren taraftan açığa satış amacıyla ödünç alan tarafa, belirli bir dönem için menkul kıymetlerin verilmesi ve aynı cins menkul kıymetlerin mislen geri alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasonal. for one season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasonal. for the whole of the season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin İyi yolda olmadığını işaret etmek: Zabıta, bu adamı bir kapıyı kurcalarken yakaladığı için artık mimledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İyi yolda olmadığı işaret olunmak: Mektebe gitmediği için mimlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi yolda olmadığı işaret edilmiş olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Mademoiselle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Muallimlik sıfat ve görevi, hocalık, öğreticilik, öğretmenlik: Filân mektepte muallimlik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temperateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Stajyerlik.

2.Teğmenlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Götürü vergi alma işi: Mültezimlik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Balmumu sürmek, balmumuna batırmak.

2.Bir parça balmumu yapıştırarak işaret etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wax. to seal. to tallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waxed. containing wax. furnished with candles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wachs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wax paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirli bir sayıda mumu olan veya belirli mum değerinde olan: Kırk mumluk ampul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haze. haziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the exact sciences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|. A.) (cem’I: müstemlekât) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). Koloni, sömürge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kaçınılmaz bir hal almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستملکه] sömürge, koloni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notorious. illustrous. famous. celebrated. renowned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famous. renowned. celebrated. noted. reputed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüfek veya kılıç demiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrel. gun barrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karınca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karınca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نمل] karınca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moisturizer. humectant. cold cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humudifying. moisturizing. humidifier. moisturizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humidifying. humidifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to humidify. to moisturize. to moisten. bedew. damp. dampen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nemli olmak, nem kapmak, hafif surette ıslanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nemli olmak, nem kapmak, hafif surette ıslanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become damp. dampen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nemli etmek, hafif surette ıslatmak, tertib etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nemli etmek, hafif surette ıslatmak, tertib etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif surette yaş ve ıslak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif surette yaş ve ıslak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moist. damp. wet. humid. dampish. dank. dewy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clammy. damp. dank. dewy. moist. raw. humid. dank rutubetli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humid. damp. dark. dewy. moist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moistness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Esasında en kolay üretim biçimi kare kesitli kurşun kalemdir ama yazarken elde tutulması pek kolay değildin Yuvarlak kalemlerin elde tutulması kolaydır ama üretimi pahalıdır. Altıgen kesitli kalemler ise orta yoldur. Yuvarlak kesitli kalemler kadar kullanılması kolay ve üretimi daha ucuzdur.

Sekiz yuvarlak kurşunkalem için harcanan ağaçtan, dokuz altıgen kesitli kalem yapılabilir ve üretim safhası bir kademe daha kısadır.

Tabii ki, alıcılar için üretim maliyetlerinin pek önemi yoktur. Altıgen kesitli kurşunkalemlerin öbürlerine göre hala on bir kat daha fazla tercih edilmelerinin sebebi, belki de konulduğu masada yuvarlanıp, aşağıya düşmemeleridir.

Kurşunkalemlerin dışının sarıya boyanarak satışı 1854 yılma dayanır. Ancak 1890 yılma kadar bu rengi kullanmak çok önemsenecek bir faktör değildi.

1890 yılında Avusturya’da L&C Hardtmuth Co. isimli şirket öyle bir kurşun kalem üretti ki, diğer üreticiler de bu kaliteyi yakalamak zorunda kaldılar.

Bu kurşunkaleme meşhur Hindistan elması olan ‘Koh-I-Moor’ adı verilmişti ve altın sarısına boyanmıştı. Ayrıca içindeki siyah renkli kurşun ucuyla birlikte Avusturya-Macaristan imparatorluğunun bayrağını oluşturuyordu.

Bu kurşunkalem o kadar beğenildi ve o kadar başarılı oldu ki, sarı renk kurşunkalemdeki kalitenin bir simgesi olarak kaldı. Diğer kurşunkalem üreticileri de bu başarıdan pay alabilmek için ürünlerini piyasaya sarı renkte sürmeye başladılar. Bugün hala piyasada olan dört kurşunkalemden üçü san renktedir.

Kurşunkalemlerin içinde kesinlikle kurşun yoktur. Ana madde olarak kullanılan grafit 40 değişik malzeme ile karıştırılarak, yüksek sıcaklıkta çok ince çubuklar haline gelene kadar preslenir. Zaten kurşun çok zehirli bir elementtir. Kurşunkalem denilmesinin sebebi 16. yüzyılda grafiti bulan İngiliz bilimcinin onu bir çeşit kurşun elementi sanmasıdır. Ancak 200 yıl sonra grafitin bir çeşit karbon olduğu anlaşıldı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly. organized. structured. systematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to think sth over carefully. to estimate. to appraise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(y k.) (i. gramer). Müsbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Geçici, fâni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive. affirmative. assertive. content. favorable. favourable. peremptory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirmative. favourable. positive. favorable. constructive. fruitful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive. affirmative. sb who has positive outlook. helpful. useful. in the affirmative. constructive. glowing. salutary. sure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal. mortal fani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal. transitory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this mortal world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kimse ölünce ce nazesinin kaldırılmasında harcanmak üzere ayırdığı para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sum of money one saves to pay for one's burial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortality. transitoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

omelet. omelette. scrambled eggs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

omelet. omelette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

omelet. omeleette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mühim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

important. considerable. weighty. major. momentous. significant. of importance. of weight. worthy. big. big-time. capital. cardinal. consequential. emphatic. emphatical. eventful. fateful. grand. grave. great. gut. healthy. heavy. high. historic. his.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

important. considerable. weighty. major. momentous. significant. of importance. of weight. worthy. big. big-time. capital. cardinal. consequential. emphatic. emphatical. eventful. fateful. grand. grave. great. gut. healthy. heavy. high. historic. his. bur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

important. of importance. big. cardinal. consequential. considerable. crowning. front- page. fundamental. great. grow in. heavy. historic. hot shot. lead off. material. of nfr. noteworthy. outstanding. serious. significant. substantial. U. vital. wei.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wistful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be assimilated into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be assimilated into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özelliğe sahip kaydediciler, SCART üzerinden Pay-TV Dekoderlerine bağlanabilirler.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

19’uncu Yüzyılın başlarında İstanbullu gençler arasında kabadayılığın o zamanki diğer bir şekli olan Külhani dolaşmak moda olmuştu. Bu kişiler başlarına üç metre boyunda şal sarar, bacaklarını açıkta bırakan kalyoncu mintanı giyer, kollarını sıvar, vücutlarına çeşitli dövmeler yaptırarak etrafa hava atarlardı. Bu kıyafete “Pırpırı Kıyafet” denirdi.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir defada pişecek miktar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a problem. having many problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problemeatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programming. program m ing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programme. to programme. to program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

program. to program (me. timetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programmed. systematical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done according to a program (me. sb whose day-to-day life is tied to a program (me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a number which contains so many digits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. remmâl).

1.Kum.

2.Nokta ve çizgilerle gaipten haber verme dolandırıcılığı, remil.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رمل] kum. 2.remil, falcılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to illustrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to illustrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pictorial. illustrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustrated. pictorial. illuminated. illustrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comic strip. strip cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picture frame. album albüm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picture frame. photograph album.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Resim yapma sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an artist. painting as a profession. painting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların CD’deki parçaların çalınma sırasını özelleştirmelerini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) Eski Roma devrinde kullanılan rakamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman numeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman numerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Zamanımızda, dünyanın büyük bir bölümünün ve bizim de kullandığımız rakam şekilleri, diğer ülkelerde ‘Arap rakamları’ diye bilinir. Aslında bu nitelendirme yanlıştır. Bu rakamların kökeni yani ilk ortaya çıktığı yer Hindistan’dır ve buradan önce Arabistan’a, daha sonra İslami kültür yayılımı ile birlikte Avrupa’ya geçmiştir.

Avrupa’da Romen rakamlarından günümüz rakamlarına geçiş Ortaçağda olmuştur. O yıllarda Avrupa’da hesap işleriyle uğraşanlar Romen rakamlarını hemen terk etmediler. Daha ziyade toplama ve çıkarma işi yapan tüccarlara Romen rakamları daha pratik geliyordu. Örneğin 68’den 16’yı çıkarmak için 68 yani ‘LXVIII’ rakamından 16’yı ifade eden ‘XVI’ rakamlarını silince geriye ‘LII’ yani 52 kalıyordu.

Diğer bir örnek olarak 77 (LXXVII) sayısından 15’i (XV) çıkartalım. Yapılacak iş 77’nin içinden X ve V rakamlarını silmektir. Sonuç ‘LXII yani 62’dir.

Bu arada Romen rakamları nelerdir bir görelim: I(1), II(2), III(3), IV(4), V(5), VI(6), VII(7), VIII(8), IX(9), X(10), XX(20), XXX(30), XL(40), L(50), LX(60), LXX(70), LXXX(80), C(100), D(500), M(1 000)

Romen rakamaları her bir sayının karşılığı olan harfler, büyükten küçüğe doğru ve soldan sağa yazılıp bunların hepsi toplanarak bulunur. MDCLXVI sayısı neymiş bulalım:

(M=1 000)+(D=500)+(C=100)+(L=50)+(X=10)+(V=5)+(I=1)=1966

Ancak günümüzde sistem tam böyle çalışmıyor, büyük rakamdan önce gelen daha küçük rakam büyükten çıkartılıyor. Örneğin IX=(10-1)=9, bu şekilde 1999 sayısı olan MCMXCIX (1 000+900+90+9)=1999 olarak bulunuyor.

Bir başka uygulama da aynı harfi üç kereden fazla tekrar etmemek şeklinde. IIII yerine IV, XXXX yerine XL kullanılıyor. Ancak Romen rakamlarında M’den büyük harf olmadığından 1 000’den sonra örneğin 4 000 MMMM şeklinde yazılabiliyor. Daha büyük sayılarda ise sayının kaç kere 10’un katı olduğunu ifade etmek için parantez işaretleri kullanılıyor.

Romen rakamlarında sayıdan önce ‘bir’ gelmesi sadece dört (IV) ve dokuzda (IX) vardır. Romen rakamlarında sıfır yoktur. Rakam gösterildiği işaret kadar yani ‘X’ nerede olursa olsun ‘10’dur. Halbuki günümüz rakamlarında ‘1’ tek başına iken ‘1’dir ama sağdan ikinci haneye geçince ‘10’ değerini, üçüncüye geçince ‘100’ değerini alır.

Tüm bu nedenlerle günümüzün karmaşık işlemlerinde Romen rakamlarının kullanılmaları mümkün değildir. Sıfır sayısının katılmasıyla hiç rekabet güçleri kalmamıştır. Duvar saatlerinde dekoratif amaçlı kullanılmaları yanında pratik bir kullanım yerleri yoktur.

Günümüzde milyon, milyar derken trilyonları hatta katrilyonları ifade eder hale geldik. İleriki yıllara hazırlık amacıyla milyondan başlayarak sonra gelen sayılara bir bakalım. Sayı isminin yanına bir parantez içindeki rakamlar o sayıda kaç tane sıfır olduğunu gösterir:

Milyon(6), milyar(9), trilyon(12), katrilyon(15), kuintrilyon(18), sekstrilyon(21), septrilyon(24), oktrilyon(27), nanilyon(30), desilyon(33), andesilyon(36), dudesilyon(39), tredesilyon(42), kattırdesilyon(45), kuindesilyon(48), seksdesilyon(51), septendesilyon(54), oktadesilyon(57), novemdesilyon(60), vijintilyon(63).


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

2. Sultan Mehmet İstanbul’u kuşattığı zaman donanması boğazı geçerken donanmanın üzerine Galata’daki şimdiki Yer Altı Camii’nin bulunduğu yerden, Saray Burnu’ndan ve Kız Kulesi’nden “Rum Ateşi” denilen özel bir karışımdan yapılmış, çok zor sönen ateş yağdırılmıştı. Fetih gerçekleştirilip İstanbul alındıktan sonra padişahların tahta çıkışlarında ve bayramlarda Kız Kulesi’ne yerleştirilen toplar bu kez şenlik için ateşlenmeye başladı.

Genel Bilgi by

Rüya

Çağımızın ilmî izahına göre düş ya da rüya “Uyku sırasında canlı, çarpıcı görsel ve işitsel varsanılarla (halüsinasyon) ortaya çıkan yaşantı”, “Bir kimsenin uyku sırasında zihninden geçen hayal dizisi, düş” şeklinde tanımlanmaktadır. Aslında rüya, insanlık tarihi ile beraber var olan ve yaşanan bir vakıadır. Fakat hâlâ hangi şartlarda meydana gelmektedir ve hangi zihnî unsurlar rüya görmede etkilidir gibi modern ilmin dahi izah edemediği pek çok soru mevcudiyetini korumaktadır. 19.yüzyılda Freud ve onu takip eden Jung4’ın ilmî açıdan kendilerine göre açıkladıkları rüya anlayışları vardır; ancak, bugün için eski etkisini kaybetmiştir. Yalnız ilimde değil felsefede de rüya konusu ele alınmıştır. 19.asrın büyük filozoflarından Bergson, rüya hakkında konunun çapraşıklığına işaret ettikten sonra yol açtığı meseleleri psikoloji, fizyoloji ve metafizik ilimlerin problem alanları ile ilişkilendirir. Çağdaş ilim ise, rüyaların gizli dili üzerinde doğrudan durmaz. Ancak biz, tarih içindeki pek çok dinî inanışlarda rüya konusu hakkında ayrı bir görüş olduğu için, gizli dil meselesine rüyaları da dâhil ediyoruz. Rüya yorumları mevsime, mekâna, şahıslara, görene ve görülene göre değişik şekillerde yorumlanırlar. Dünkü toplumumuzda, okur-yazarlar, âlimler ve salih kişiler, cahil kişilerden daha farklı görülürlerdi. Tarikat ehlinin durumu ise bir mürşidin eğitiminde oldukları için başka türlü ele alınırdı. Görülen rüyalarda karşılaşılan hayaller buna göre değerlendirilirdi. Denilebilir ki dış dünya ve dış dünyadaki bütün varlıklar (eşya, taş, kaya, bıçak, kılıç vs.), insanlar (canlı-cansız, ölü-diri, önemli şahsiyetler, veliler, kutsal kişiler) her biri rüyanın, rüyayı görenin şahsiyetine, ilmi ve sosyal seviyesine göre ayrı şekilde anlamlandırılıp tabir edilirlerdi. Büyük Rüya Tabirleri sitesinde birçok güvenilir kaynaklardan görülebilir, anlamlandırılabilir, anlatılabilir rüyalar ve tabirleri bulunmaktadır. Rüya Yorumları sitesinde birçok güvenilir kaynaklardan görülebilir, anlamlandırılabilir, anlatılabilir rüyalar ve tabirleri bulunmaktadır.


Rüya by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağılır, sütü alınır, sütlü, sağmal: Sağımlı koyunlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağlam hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrenchment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidation. fortification. reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağlam hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. make firm. secure. solidify. cement. consolidation. make fast. fasten down. firm. harden. reinforce. stabilize. strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. consolidate. secure. solidify. stabilize. strengthen. to strengthen. to reinforce. to consolidate. to fortify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. to reinforce. to put sth on a sound footing. to fortify. to tighten. to secure. to consolidate. brace. entrench. firm. lanyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lustiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastness. solidity. stability. soundness. health. firmness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidity. soundness. strength. fastness. maintainability. staying power. stability. substance. validity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Katılık, sertlik, kuruluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şam şehri ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mal sahibi hesabına satılan bir şeyden satıcının aldığı yüzde, Ar. bey’iyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission received by a seller. invoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become transparent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth transparent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transparency. transparency şeffaflık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transparency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. disjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yakışık alır, munasip uygun; z. yakışık alır bir surette. seemliness i. uygunluk, munasip oluş, yakışık alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greeting. salute. salutation. hail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Selâm vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greet. hail. salute. to salute. to greet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to greet. to salute. hail. salaam. welcome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be greeted. to be saluted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine selâm vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to greet each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to exchange greetings. to greet each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i).

1.Eskiden büyük ev ve konakların erkeklere ve erkek misafir kabûl etmeye mahsus kısmı, harem mukabili. 2.Eskiden pâdişâhın cuma namazını kılmak için camiye gitmesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the part of a large Muslim house reserved for the men.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. selâmlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagger. stupor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sersem hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reel. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sersem hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daze. obfuscate. stagger. stump. stun. stupefy. transfix. to daze. to stun. to stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stun. to stupefy. to daze. to confuse. to muddle sb up. to addle. befuddle. bewilder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sersem olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dizziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dazedness. mental confusion. muddleheadedness. muddleheaded action. fuddle. muddle. stupefaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevgi uyandıran, hoş, kendini sevdiren, câzibeli: Sevimli bir çehresi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cute. sweet. pretty. lovely. lovable. charming. likeable. likable. amiable. appealing. bonny. cuddlesome. cuddly. cunning. darling. delectable. fair. nice. pleasant. sapid. sympathetic. winning. winsome. prettily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adorable. amiable. cute. dainty. darling. likable. nice. pleasant. pretty. sweet. charming. amiable şirin. attractive. likeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cute. lovable. likeable. endearing. tender. cuddlesome. aggreable. candy. simpatico. simpathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become lovable or likeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiability. likableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovableness. likableness. cuteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited liability. limited liability / responsibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to systematize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

businesslike. methodical. orderly. schematic. systematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproachful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproachful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to damp itfa etmek. to extinguish. to redeem. to amortize. to pay off itfa etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to damp. to amortize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogative sentence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Mes’ul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

responsible. accountable. answerable. liable. amenable. blameworthy. in charge of. ex cathedra. managing. rep. curator. keeper. keeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountable. amenable. answerable. liable. responsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountable. liable. responsible. amenable. answerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (y. k.). Mes’Üiiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

responsibility. liability. blame. accountability. baby. buck. burden. charge. control. custody. encumbrance. engagement. load. office. onus. pidgin. place. trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blame. buck. care. charge. commitment. duty. guilt. liability. onus. responsibility. trust. duty mesuliyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social sciences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart Tanımlamalı, ekranda 576 Yatay satırdan oluşmuş TV ve video için kullanılan geleneksel formattır

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. akış çizgisi biçimi vermek; kolay ve elverişli duruma getirmek; i. muntazam akıntı; su veya hava direncini azaltmak için hızlı giden bir şeye verilen sekil; s., bak. streamlined.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akış çizgisi biçimli; modern; elverişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. T. Fr.) (kimya). Katı halden doğrudan doğruya gaz hâline geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sublimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sublimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürümü, satışı çok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which is in demand. which sells well. vendible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sadece tadına bakmaya yetecek miktar: Bir tadımlık bal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just enough of sth to let one discover its taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.mec. Talim öğrenmiş, talim etmiş (asker).

2.Direktif ve emir almış: O, kendiliğinden söylemiyor, talimlidir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. integration. finishing. finish. perfection. accomplishment. consummation. follow-through. fulfillment. fulfilment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consummation. perfection. completion. integration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. finishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tamam etmek, eksiğini doldurmak.

2.Bitirmek: Artık bugün şu kitabı tamamlayalım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. serve out. finish. integrate. fulfill. button up. catch up on. clear up. complement. bring to completion. consummate. do. eke out. finalize. fulfil. go through with. implement. perfect. round off. round out. supplement. take up. work off. w.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complement. complete. consummate. crown. finish. implement. to complete. to consummate. to complement. to finish. to perfect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complete. to finish. to make sth complete or whole. accomplish. carry out. complement. consummate. dispose. fulfil. implement. integrate. make. to raise to full number. pack in. perfect. to bring to perfection. round off. satisfy. sew up. to make short

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tam ve eksiksiz olmak, doldurulmak.

2.Bitirilmek: Kazdırmakta olduğum kuyu tamamlanmadı gitti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be done. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be completed. to be finished. to be complemented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Tamam hâle getirtmek, eksiğini doldurtmak.

2.Bitirtmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb complete sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complementary. complemental. integral. supplemental. supplementary. collateral. component. expletive. follow-up. integrant. complement. modifier. supplement. processor. adjunct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Supplemental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complementarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) (y. k.). isim veya sıfat takımı terkibi. Belirtili tamlama = —in ekiyle yapılmış tamlama (duvarın sıvası gibi). Belirtisiz tamlama = Tamlayanı eksik olan tamlama (duvar sıvası ) gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noun phrase. propositional phrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noun phrase. prepositional phrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. gramer) (y. k ). Bir tamlamada belirtilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modified. determined. defined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) (y. k.). Bir tamlamada belirten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genitival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinative. modifying. determining. defining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuracy. integrity. precision. totality. completeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactness. perfection. plenitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition. description. portrayal. portraiture. characterization. specification. explanation. collation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. definition. description tarif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Târif etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

define. describe. portray. characterize. be descriptive of. designate. diagnose. illustrate. qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. characterize. define. describe. label. to define. to describe tarif etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

define.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. particle. article artikel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( f. «tasmîm» den ga■at). Niyetlenmek, ölçüp biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plan. to estimate. to reckon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

univocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Margin Call)

Vadeli işlemler piyasasında alınan pozisyonlar için yatırılmış bulunan teminatın sürdürme teminatı düzeyine gerilemesi vya daha altına düşmesi durumunda, yatırımcının teminatını başlangıç teminatı seviyesine çıkarması için borsa tarafından yapılan çağrıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «milh» den masdar).

1.Tuzlama, tuz koyma veya tuza ve salamuraya yatırma.

2.(edebiyat) Söz arasında güzel bir tâbir söyleme san’atı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mülk» ten masdar). Birini bir mülk ve mala sahip kılma, birine bir mülk kazandırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conveyancing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alienation. assignment. transferral (of a property or right. conveyance (of a property. to assign. abalienation. alienor. assignation. cession. conveyance. making over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمليک] mülk verme, mülk edindirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Alienation, Assignment)

Alacağın Devredilmesi.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put into the possession of. to convey away. to alienate (a property or right. to transfer (a property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of conveyance. a bill of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tılsımı olan, tılsımı yapılmış. Orada tılsımlı bir eski kule vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enchanted. under a spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillatory. vibratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resonant. vibrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Satırların dönüşümlü olarak birleştirilmiş iki ızgara taramada tarandığı ekran.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insemination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insemination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dişi bir hayvanı erkeğinden alınan tohumla sun’İ olarak döllemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inseminate artificially. to fertilize an egg. fertilize the soil. inseminate. seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedy. having seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tohum için ayrılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ovary. suitable for seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. grown or saved for planting. seed. seedbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a society. to become a social group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. tramvay hattı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) (uyd. k.). Tamamlayan şey, mütemmim, mef’Ül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complement. complement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complement. object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combinatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Avuçla tutarak ölçmek, kaç tutam olduğunu ölçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frugal. provident. saving. sparing. thrifty. economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical. thrifty. economic. frugal. penny saver. sparing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftiness. sparingness. thrift. frugality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçurum ve yarları çok (yer): Uçurumlu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçurum ve yarları çok: Uçurumluk yer (uçurumları çok yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Batı musikisinde üçlü ölçülere ayrılabilen düzümler ki, ikizli düzümler’in zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bazı kelimelerin kip yapımında görülen ünlü değişikliği; bilhassa Almancada üzeri çift noktalı a veya ö veya ü harfi veya bunların temsil ettiği ses; bu harflerin üstune konulan çift nokta; f. kelimenin sesli harfini değiştirmek; a veya o veya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yakışıksız, uygunsuz, çirkin. unseemliness i. uygunsuzluk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonious. harmonic. concordant. well-matched. deferent. symphonious. rhythmic. melodious. accommodating. canorous. coherent. compatible. conformable. congenial. congruent. congruous. consentient. consequent. consonant. deferential. elastic. respons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenable. matching. melodic. melodious. musical. harmonious. concordant. compatible. adaptable. well-adjusted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compatible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmoniousness. suppleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compatibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction. vacuum. vacuum-packed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjectural. hypothetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وضع حمل] doğum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vehme tâbi olma, kuruntu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vereme tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tubercular. tuberculous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax payer. taxpayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Verimi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. bonanza. copious. effective. efficient. exuberant. fat. fecund. fertile. fruitful. generous. grateful. high-speed. loamy. pregnant. procreant. procreative. producing. productive. prolific. rank. rich. sweet. yielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copious. exuberant. fertile. fruitful. pregnant. productive. prolific. rich. profitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

efficient. fertile. fruitful. productive. rich. yielding. lucrative. fecund. generous. profuse. sweet. teeming. voluminous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecundity. fertility. fruitfulness. productivity. prolificacy. prolificness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility. productivity. fruitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

productivity. efficiency. fruitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vietnamese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vietnamese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarıma indirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

issue. publication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publication. publishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring out. broadcast. carry. put out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

issue. publish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadcast. to publish. to broadcast sth by radio or TV.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inedited. unpublished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tuzağa, oltaya konan yem.

2.Ağızotu.

3.Birini kandırmak için gösterilen sahte menfaat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priming. bait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeding. baiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yemleme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hayvanlara yem olmaya elverişli ve münasip olan tohumlu ve taneli. 2.Hayvanlara verilen ot vesairenin döküldüğü yer ki, yüksekçe bir tekne şeklindedir: Bu ahırın yemliği bozuk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crib. manger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manger. trough. bribe rüşvet. arpalık. suitable for fodder. nosebag. bribe. sucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manger. feed trough. feedbox. feedbag. nosebag. bribe. crib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.). Sabası olmafyan çocuğun hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğurlu, Osm. yümnlü, kudümlü, meymenetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yıldırımın zararını önlemek için binaların tepesine yerleştirilen ve ucunda bakır veya platin bulunan demir çubuk ve bununla toprak arasına çekilen bakır telden ibaret Alet, Osm. siper-i sâika, paratoner.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclectic / adj , n / (.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Edalı, çelimli. Eli yordamlı = Eline yakışır, elinden gelir, Ar. müstaid, mâhir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explication. exposition. hermeneutics. interpretation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comment. construction. exposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comment. commentate. construe. decipher. explicate. expound. gloss. interpret. paraphrase. read. render.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

construe. read. to comment on. to interpret. to construe. interpret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sip. to sip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yudumda içilecek kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenable. in charge of. incumbent. liable. obligor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answerable. bound. obliged. required. liable. responsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenable. incumbent. liable. obligator. obliged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. compulsion. duty. encumbrance. engagement. function. impost. incumbency. liability. obligation. onus. ought. responsibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenability amenableness. contribution. engagement. liability. obligation. obediential obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Uğurlu, kutlu. 2.Kutsal, mübarek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Zulüm, merhametsizlik, gaddarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruelness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruelty. cruelness. heartlessness. injustice. oppressiveness. oppression. barbarity. brutality. devilry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yemek (sevilmeyen biri için, yahut birinin yediği şey uygun görülmediği zaman kullanılır).

Türkçe Sözlük by