Mn ne demek? | Mn anlamı nedir? | Mn

Mn anlamı nedir?

Mn ne demek?

Mn anlamı nedir?

Mn | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(kimya). Mangan elemanının senbol ü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD bir okul veya üniversiteden mezun olan kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ABD bir okul veya üniversite mezunu erkek; eski öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb).. hafıza kaybı, unutkanlık, psik amnezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). genel af: f genel af yoluyla serbest bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amnésie

tıp bellek yitimi

1. Büyük sarsıntı, humma yüzünden belleğin bozulması veya kaybolması biçiminde beliren ruh hastalığı.

2.Belleğin kısa bir süre durup işlememesi


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rahimde cenini çevreleyen zar, meşime. amoeba bak ameba

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

anat. döl kesesi

İçinde embriyo veya fetüsün bulunduğu amniyon sıvısı ile dolu boşluğu çeviren zar.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hatırlama, hatıra getirme: hastanın geçmişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sonbahar, güz, hazan. autum'nal (s). sonbahara ait. autumnal equinox (astr). sonbahar ekinoksu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koni biçiminde olan bir çeşit fosil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). iftira etmek, çamur atmak, kara sürmek. calumnia'tion (i). iftira, karacılık. calum'niator (i). iftira eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iftira kabilinden, iftira şeklinde. calumniously (z). iftira ederek. calumniousness (i). iftira etme, iftiracılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iftira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baca; lamba şisesi; krater, yanardağ ağzı. chimney corner ocak başı. chimney damper baca sürgüsü. chimney piece şömine tablası. chimney pot baca külâhı. chimney sweep baca temizleyicisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Vücut organlarını alıştırıp kuvvetlendirmek için yapılan idman, beden terbiyesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). denizden etrafını dolaşmak. circumnaviga'tion (i). denizden etrafını dolaşma. circumnavigator (i). denizden etrafını dolaşan kimse. circumnutate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(mim).sütun;direk; (matb).bir yazarın gazete veya dergide muntazaman ve aynı başlık altında çıkan yazısı, fıkra;(ask).(kol).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yapıda sütun kullanma; kullanılan sütunlar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).fıkra yazarı, gazetede belirli bir köşesi olan yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kınamak, ayıplamak; suçlu çıkarmak; mahkum etmek; kullanılamaz diye hüküm vermek; (huk). müsaderesine karar vermek; (A.B.D). istimlâk etmek. condemn to death idama mahkum etmek. condemnable (s). müsadere olunabilir; kınanmaya layık, mahkum edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kınama, ayıplama; kabahatli bulma; suçlu çıkarma; mahkumiyet; (A.B.D). istimlak. condem'natory (s). kınayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hor görmek, küçük görmek, adam yerine koymamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). lanet etmek, takbih etmek; sövmek, Iânet okumak, beddua etmek; (i). Iânet. Damn!, Damn itl, Damn himl Allah belâsını versin. I damning evidence mahkum edici delil. damn with faint praise istemeyerek ve zorla birisini methetmek. damyankee (i).,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iânet, mahkumiyet, belâ; cehennem mahkumiyeti. Damnationl Lânet olsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). takbih veya lanet if ade eden veya onlara sebebiyet veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). melun; mahkum; Allahın belâsı. Damned if I know. Bilmem, Biliyorsam kahrolayım damnedest (s)., (i)., (k).dili en lânetli; çok şaşırtıcı; (i). en iyisi, en gayretlisi. He did his damnedest to please them. Onları memnun etmek için elinden geleni yapt

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tilki. Kelîle v» Dlmne = Çeşitli hayvanlar hakkında yazılmış Hintçe bir hikâye kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Korkusuzluk, eminliklik, emniyet: Emn ü emân.

2.Rahatlık, istirahat, Fars. Asûdegî. Ar. Asâyiş: Memlekette emn-ü emân mükemmeldir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امن] güvenlik, emniyet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EMNİYYET) (i.) (zaten mastar olan «emn» e masdar edatı katılarak yapılmış yanlış bir kelime olup Ar. değildir).

1.Eminlik, korkusuzluk: Geceleri emniyeti muhafaza için bekçiler gezer.

2.Güvenme, itimat. Ar. vüsök: O adama emniyet caiz değildir. Bu adam emniyete şayandır. Ben kendisine emniyet ettim. Emniyeti suiistimal etmek = Başkasının emniyet etmesinden faydalanarak dolandırmaya kalkışmak. Emniyyet-i umûmiyye = Bir memleketin asayiş ve zabıta işleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety. security. reliability. reliance. police station. credit. safekeeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety. security. confidence. trust. belief. the police. the law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidence. reliance. safety. security. surety. trust. reliability. protection. check. lock. emergency. belief. the police. the law. safety catch. back up. faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law enforcement leader. police chief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to trust. to entrust. to rely upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety belt. seat belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check lock. guard lock. safe lock. safety lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police chief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety-valve. safety valve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Emniyet ve Asâyişi yerinde olan: Emniyetli yerdir.

2.İtimada şâyân, emin: Emniyetli adamdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

securely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe. secure. trustworthy. reliable. admissible. allowable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe. secure. trustworthy. reliable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Emniyet ve Asâyîşten uzak.

2.Emniyet ve itimada lâyık olmayan: Emniyetsiz adamdır.

3.Kimseye emniyet ve itimad etmeyen.

4.(halk dilinde yanlış olarak) Ehemmiyetsiz yerine de kullanılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insecure. unsafe. untrustworthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsafe. untrustworthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Emniyet ve Asâyiş eksikliği. 2.İtimada lâyık olmayış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insecurity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insecurity. lack of confidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ امنيت] güvenlik. 2.emniyet teşkilatı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غمناک] kederli, üzgün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (s.) Kahrolsun! (s.) kahrolası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گمنام] adı unutulmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ.sia) spor salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bazı Avrupa memleketlerinde lise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) beden egitimi öğretmeni veya uzmanı. gymnas'tic (s.), (i.) beden terbiyesine ait, atletizme mahsus; (i.) beden eğitimi, cimnastik; gymnas'tics (i.), (çoğ.) beden eğitimi çalışması; idman, cimnastik; zihin egzersizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eskiden Hindistan'da bulunan ve çıplak gezen filozof sınıfından bir kimse; çıplak gezen kimse. gymnosophy (i.) bu sınıfın inandığı felsefe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) kabuksuz tohumlu bitkiler sınıfı, çam gibi çıplak tohumlu bitkilerden biri. gymnosper'mous (s.) böyle tohumu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همنام] adaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mahkeme ve heyetin hüküm ve kararını hâvî vesika, hükmü hâvi kâğıt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ilahi; f. ilahi okumak, ilahi okuyarak kutlamak veya ifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilahi kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâhi okuma; ilâhiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilahi besteleme veya tetkik etme sanatı; ilahiler. hymnologist i. ilahi besteleyen veya düzenleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zararını ödemek; zarar görmeyeceğine dair peşinen kefil olmak. indemnifica'tion i. tazminat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tazminat, zararı karşılamak için ödenen para; ceza veya sorumluluktan af; kefalet, teminat, kefil olma, garanti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uykusuzluk, uyuyamazlık. insomniac i. uykusu zor gelen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) bina direkleri arasındaki açıklık, iki sütun arasındaki aralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cmenî»den masdar). Tabiî olmayan bir vasıta ile meniyi dökmek işi. IstimnS bi’l-yed = Elle istimnâ, Fr. masturbation.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masturbation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استمناء] mastürbasyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. allegation. indictment. bill of indictment. articles of impeachment. criminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. gymn«stique). bk. Cimnastik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gymnastic. gym. gymnastics. callisthenics. calisthenics. setting-up exercises. physical jerks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gym. gymnastics. physical jerks. physical education. remedial gymnastics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gymnastics. gymnastic. calisthenics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gymnast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Karasu denilen göz illeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eskiden ilâç olarak kullanılan sarımtırak kurşuni renkte bir çeşit toprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ege denizinde Limni adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eski resmetmek, resmini yapmak; betimlemek. Iim'ner i. ressam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i tatlı suların fiziksel ve biyolojik durumlarını inceleyen bilgi dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tatlısu göllerinin fiziksel, kimyasal ve meteorolojik özellikleriyle, içindeki canlıların biyolojisini inceleyen bilim dalıdır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. limnologie

göl bilimi

Göllerde araştırma yapan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(MAA’L-MEMNÜNİYYE) (i. A.). Memnunlukla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with pleasure. nothing loath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with pleasure. nothing loath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مع الممنونيه] seve seve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «men’» den imef.) (mü. memnûa). Men’olunmuş, yapılmasına, yenilip içilmesine müsaade olunmayan, yasak: İçki şer’an memnûdur. Aşk-l memnû.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forbidden. prohibited. adulterous. illicit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untersagt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممنوع] yasak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممنوعه] yasak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Şer’an yahut hükümetçe yasaklanan şeyler: MemnûAttan kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منوعيت] yasak olma hali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Memnû olma, yasak olan şeyin hâli ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEMNUN) (i. A. «men»

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glad. pleased. happy. content. grateful. satisfied. delighted. chuffed. gladsome. gratified. rejoiced at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

content. contented. elated. glad. happy. pleased. thankful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glad. happy. pleased. delighted. satisfied. gratified. contented. content. thankful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ممنون] mutlu, razı. 2.sevinçli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Minnet altında bulunan. 2.Sevinmiş, sevinçli. Razı hoşnut, (bkz.Dilşad).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delight. flatter. please. satisfy. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to please sb. to make sb happy. to satisfy. content. delight. fetch. gratify. please.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.mutlu edilmek, razı edilmek. 2.sevindirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Memnun). Sevinmiş, sevinçli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Minnettar olarak.

2.Hoşnut ve razı olarak.

3.(Türkçe) Sevinç ve memnuniyetle: Memnûnen döndü, memnûnen kebûl etti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( MEMNÜNİYYET) (i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir).

1.Minnet altında bulunma, minnettarlık.

2.Sevinç.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasure. gladness. satisfaction. contentment. contentedness. gratification. complacence. complacency. content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfaction. pleasure. gladness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasure. satisfaction. gratification. joy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممنونيت] memnunluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with pleasure. gladly. with open arms. fain. lief. nothing loath. nothing loth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladly. eagerly. willingly. with pleasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladly. with pleasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure. dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure. discontent. disgust. dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevinç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i.hafızaya yardımı olan, hafızayı kuvvetlendiren; hafızaya ait; i. hatırlatıcı ipucu. mnemonics i. hafızayı kuvvetlendirme usulü, hafızayı terbiye ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Hafızayı geliştirme sanatı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمناک] nemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations or statutes of an organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نظام نامه] tüzük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek hep, bütün, her şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Latince: omnibus). Otobüs gibi biletle yolcu taşıyan büyük at arabası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. otobüs; seçmeler, antoloji; s. çok maddeli. omnibus bill değişik konularla ilgili tasarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her şeye gücü yeten. the Omnipotent Kadirimutlak, Kadir, Tanrı. omnipotence i. her şeye gücü yetme. omnipotently z. her şeye gücü yeterek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her yerde ve her zaman hazır. omnipresence i. her yerde bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir uçağın bulunduğu yeri öğrenmeye yarayan iletici radyo şebekesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her şeyi bilen, âlim. the Omniscient Allah, Alimimutlak, omniscience i. her şeyi bilme. omnisciently z. her şeyi bilerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her seyi yiyen; zool. hem ot hem et yiyen, hepçil. omnivor ous reader her çeşit kitap okuyan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıb. paramnezi; psik. görmüşlük duygusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakıye, artık, fazla miktar; parça, kumaş parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سهمناک] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شرمناک] utangaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ing. bayram pastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağır başlı, vakur; heybetli; ciddi; kutsal veya aziz tutulan; dinsel, dini törenle yerine getirilen; resmi, kanuna uygun. solemnly z. ciddiyet ve vakarla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağır başlılık, vakar; ciddiyet; kutlama töreni; dini tören; heybet; heybet verici şey; huk. resmiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. -nise f. resmen icra etmek; resmi ayin yapmak. solemnization i. resmen icra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyur gezerlik. somnambulate f. uykuda gezmek. somnambulation i. uykuda gezme. somnambulist i. uyurgezer kimse. somnambulistic s. uykuda gezer gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. somnambulisme

uyurgezerlik

Uyurgezer olma durumu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyku getirici, uyutucu; uyuşturucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sayıklama, uykuda konuşma; sayıklanan sözler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyku basması, uykulu hal, ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uykusu gelmiş, uyku basmış; uyku getiren. somnolently z. uyku getirecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hindistan’ın Gücerât şehrinde Gazneli Sultan Mahmud’un yıktığı pek ünlü Hindû mâbedi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Umut. 2.İstek, arzu. 3.Niyet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emânî).

1.Umut, ümit, emel.

2.Arzu, istek.

3.Maksat, niyet, kuruntu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وهمناک] kuruntulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uğur, kut, mut, bereket, bahtiyarlık, Ar. sa’d, meymenet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sağ taraf.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Uğurlu, becerikli. İşi sağ eliyle gören. Kıyamet gününde kitabını sağ tarafından alacak olan. 2.Uğura ait, uğurla ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Yümni).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یمن] uğur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یمنی] sağ taraf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یمنی] uğurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.iç taraf, dâhil.

2.Açıktan ifade olunmayıp diğer sözlerden anlaşılan gizli maksat.

3.Maksat, meram, sebep. Keyfiyetin açıklanması zımnında yazı yazıldı = Maksat ve meramıyla.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıktan olmayarak, dolayısıyle anlatılan: Zımnî maksat, zımnî ifâde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضمنا] bu arada, dolayısıyla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implicit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implicit. implied. tacit. indirect. unvoiced. unspoken. constructive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضمنی] dolaylı, üstü kapalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by