Mo ne demek? | Mo anlamı nedir? | Mo

Mo anlamı nedir?

Mo ne demek?

Mo anlamı nedir?

Mo | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(kimya). Molibden elemanının senbolü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Missouri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, ses eklemenin yanı sıra ses üstü kayıt da kullanılabilmektedir. Birinci stereo kanal, genellikle video sinyalleriyle birlikte verilen orijinal ses içindir. İkinci stereo kanal ise, art alandaki müzik, konuşma ya da diğer ses efektleri için kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

16:9 bir TV’nin, 14:9 biçimi yayınları, resim, ekranı dikey olarak doldurana kadar genişleterek ekranının tamamını kullanacak şekilde göstermesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DAT ya da CD kalitesindeki yüksek kaliteli sesler kaydedilebilir ve çalınabilir. Bu 16 bit/48 kHz stereo ses sinyali, video sinyalleriyle birlikte kaydedilir; sesin kalitesi, müzik programlarının kaydedilmesi için uygundur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Lazer Disk ya da video kameradan gelen bastırılmış TV sinyalleri, el ile 16:9 moduna geçilerek herhangi bir bozulma olmadan 4:3 resim tüplerinde izlenebilir. Video kameraya ya da DVD kaydediciden gelen anamorfik (bastırılmış görüntülü kayıtlar) herhangi bir bozulma olmaksızın 4:3 ekranda izlenebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

4:3 modu video ve fotoğraflarda bulunan, geleneksel görüntü en boy oranıdır. Bu da bir resim genişliğindeki her dört birimin üç birim yüksekliğinde olacağı anlamına gelir. 16:9’luk yeni dijital yayın standardı ile 4:3 modu, kaliteden ödün vermeden, görüntüleri orijinal formatında oynatabilir. Böylece, fotoğraflarınızı ‘geleneksel’ 4:3 modunda çekmeyi tercih ediyorsanız, fotoğraflar da TV ekranında tüm görkemleriyle görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). modaya uygun; dondurmalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart tip bir objektif montajı

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine uygun hale getirmek; telif etmek, uzlaştırmak; bir başkasının işini görmek; sağlamak, temin etmek; yerleştirmek, yer tedarik etmek accommodate oneself uymak, intibak etmek accommodate oneself to circumstances ayağını yorganına g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uyma, intibak; birinin işini görmeye razı olma, Iütufkarlık; düzen; yerleşme; telif etme, uzlaştırma ; ödünç, istikraz. accommodations (i). yatacak yer, konfor, rahatı sağlayan şartlar accommodation train (ABD). birçok istasyonda duran yolc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). acı, ters, haşin, sert. ac'rimony (i). acılık, haşinlik, sertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden bir bitki. Kökü bazen insanı andıran biçimler aldığından bu adla anılır. Ayrıca eskiden bu bitkide acayip hususiyetler olduğuna inanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Alraunwurzel, Mandragore, Mandrake): Mavimsi-mor renkli çiçekler açan, rozet yapraklı ve kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. Kökleri insana benzediği için, bu isim verilmiştir. Türkiye’de yetiştiği yerler: Batı ve Güney Anadolu. Kullanıldığı yerler: Kökleri % 0,3 oranında Hiyosiyaminlerle Skopolamin alkaloitlerini taşır. Bundan dolayı zehirli bir bitkidir. Ağrı kesici, yatıştırıcı, cinsel gücü arttırıcı etkileri vardır. Halen tedavide çesitli preparatların terkibinde kullanılmaktadır. Rastgele kullanıldığında zararlı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan soyu, insanlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). öğüt vermek, nasihat etmek, tembih etmek, ihtar etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tembih, ihtar, nasihat, öğüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ihtar mahiyetinde, nasihat şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). en geri, en son.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). eşeysiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kasıkotu, (bot). Agrimonia ; kızılyaprak, koyun otu, (bot). Agrimonia eupatoria. hemp agrimony koyun otu, (bot). Eupatorium cannabinum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hatırlatıcı niteliği olan not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, çekim durumunuzun gereksinimlerini karşılayacak bir dizi önceden ayarlanmış fotoğraf makinesi ayar seçeneği sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nafaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (dilb). alomorf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). badem; kargadelen. almond oil bademyağı. almond shaped badem şeklinde.almond tree badem ağacı; acı badem ağacı, (bot). Prunus amygdalus. Chios almond sakız bademi, dişbademi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardım dağıtan memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). hemen hemen; az daha, takriben, yaklaşık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Pasifik Okyanusu’nda adalar grubu.

Coğrafi konumu: 14 20 Güney enlemi, 170 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: toplam: 199 km².

Kara: 199 km².

Su: 0 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 116 km.

İklimi: Tropikal deniz iklimi, güneydoğudan hafif rüzgarlar esmekte; Kasım - Nisan ayları yağışlı, Mayıs - Ekim ayları kuru geçer.

Arazi yapısı: Dik kayalıklı beş volkanik ada, sınırlı kıyı ovaları, iki mercan adası yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Lata dağı 964 m.

Doğal kaynakları: Sünger taşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %10.

Otlaklar: %10.

Ormanlık arazi: %70.

Diğer: %10 (2005 verileri).

Doğal afetler: Aralık - Mart ayları arasında ortaya tufanlar çıkmaktadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 57,794 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %34.7 (erkek 10,388; kadın 9,654).

15-64 yaş: %62.4 (erkek 18,698; kadın 9,654).

65 yaş ve üzeri: %2.9 (erkek 633; kadın 1,071) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.19 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -21.11 mülteci/1,000 nüfus (2006 verileri).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.06 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.08 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.08 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.59 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.06 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 9.07 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.05 yıl.

Erkeklerde: 72.48 yıl.

Kadınlarda: 79.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.16 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Amerikan Samolilisi.

Nüfusun etnik dağılımı: Samoliler (Polonezler) %89, Beyaz ırklar %2, Tongan %4, diğer %5.

Dinler: Hıristiyanlar %50, Roma Katolikleri %20, Protestanlar ve diğer %30.

Dil: Samoaca, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %97.

Erkeklerin: %98.

Kadınların: %97 (1980 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: American Samoa.

kısaltma: AS.

ingilizce: American Samoa.

Başkent: Pago Pago.

Bağımsızlık günü: yok (ABD yönetiminde).

Milli bayram: Bayrak günü, 17 Nisan (1900).

Anayasa: 1966’da imzalanmış, 1967 yürürlüğe girmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), SPC (Güney Pasifik Komisyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Toprakların %90’ı halka aittir. Ekonomik aktiviteler ABD’ye kuvvetli şekilde bağlıdır ve ABD Amerikan Samoa’sının diş ticaret hacminde büyük rol oynamaktadır. Ton balığı üretimi ve ihracatı Amerikan Samoa’sı ekonomisinin en başlıca unsurlarından biridir.

İş gücü: 17,630 (2005).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: devlet %33, ton balığı avcılık ve üretimi %34, diğer %33.

İşsizlik oranı: %29.8 (2005).

Bütçe: gelirler: 121 milyon $; Giderler: 127 milyon $.

Endüstri: Tonbalığı üretimi, el sanatları.

Elektrik üretimi: 130 milyon k


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alüminyumla amonyum nitrat bileşiminden meydana gelen patlayıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amonyak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). amonyak ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uşak ağacından elde edilen sakız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kafadanbacaklı kabuğunun fosili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amonyum. ammonium chloride nışadır. ammonium nitrate amonyum nitrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). amuck.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kakule.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat arasına, arasında , içinde; sınıfında, memleketinde, zamanında.(Among daha çok A.B.D.'de amongst ise ingilterede kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. amoniaque, kimya). Nişadır ruhu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammoniac. ammonia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammonia. ammonia water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammonia. ammonia water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir halita kökü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amour

aşk

Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

god of love; counterpart of Greek Eros.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ahlâkdışı, ahlâk ile ilgisi olmayan, ahlâk çerçevesi dışında kalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (bk.) ahlâkdışçılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amoralisme

fel. töre dışıcılık

Töreyi inkâr eden öğretilerin genel adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Mayistra ile trinket yelkenlerinin açılması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amorphe

fiz. biçimsiz

Kendine özgü billurlaşmış bir biçimi olmayan (madde).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amorphous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Biçimi belirli bir düzene uymayan demektir. Tanımlanması zor, düzensiz biçimlerde bulunan mineral, madde ya da nesneler için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşka meyilli, aşk izhar eden, aşktan ileri gelen: of ile aşık. amorous disposition aşka meyilli karakter. amorously (z). aşıkane. amorousness (i). âşıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Sekişsiz, özelliği olmayan. amorphism (i). Şekilsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). I. Bir defada ödenerek faizinin işlemesine nihayet verilen tahvil.

2.Piyangolardaki en küçük ikramiye-


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paying off. the smallest prize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the smallest prize. redemption of a bond issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Demirbaşa yatırılan sermayenin, azar azar kazançtan ayrılması.

2.Faizinin işlemesini durdurmak üzere bir tahvilin birden ödenmesi. 3.Bir borcun azar azar ödenmesi.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amortissement

yıpranma payı

Taşınmaz malların aşınmalarına karşılık olarak yıllık kârdan ayrılan belirli pay.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation. redemption. degressive depreciation. wear and tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depreciation amortisation. amortization. depreciation. redemption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Otomobillerde ve başka makinelerde sarsıntı, gürültü gibi şeyleri yumuşatmaya yarayan tertibat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock absorber. damper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock absorber. damper. dashpot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock absorber. damper. dashpot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-ing). (-tise) (f). (tic). bir borcun anaparasını taksitlerle ödemek, amortize etmek. amortiza'tion (i). itfa, masrafın imhası amortisman, bir borcun anaparasını taksitlerle ödeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). to ile , olmak, etmek, varmak , baliğ olmak. It doesn't amount to much. Fazla kıymeti yoktur. He will amount to something. Başarılı bir adam olacak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meblâğ, miktar, yekun, tutar; faizle beraber anaparanın yekunu; hulasa. amount brought forward (tic). nakli yekun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). aşk, aşk macerası. amourpropre (i). izzetinefis, onur, haysiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main motif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Anamorfik zoom modu, HD Ready projektörler yelpazemizde sinemaya özgü en boy oranını sunar. Gelişmiş sinyal işleme özelliği ile, filmleri sinemada izleyebildiğiniz gibi görüntüleyin. İsteğe bağlı anamorfik zoom lensi, görüntüyü yatay olarak genişletir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir açıdan bakılınca muntazam görülen şekilsiz resim; bir resmin şekilsiz yapılması; bu şekilde resim yapma metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (anat). anastomoz vasıtasıyle birleşmek, ağızlaşmak, yekvucut olmak. anastomo'sis (i). ağızlaşma, anastomoz , iki damarın birleşmesi. anastomot'ic (s). damar birleşmesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. rüzgârın şiddet ve yönünü otomatik olarak tayin etme tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. rüzgâr bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rüzgârın şiddet ve hızını tayin eden araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anémomètre

yelölçer

Rüzgârın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Manisa lâlesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anémone

bit. b. dağ lalesi

Düğün çiçeğigillerden, mor renkli, çan biçimli tüylü çiçekleri olan otsu bir bitki.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anemone dağlalesi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anemon çiçeği, (bot). Anemone. garden anemone yıldızlı numan çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. yelkovan , rüzgar pusulası, rüzgârın yönünü veya varlığını gösteren araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). husumet, kin düşmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Sanat tarihinde sanatçısı bilinmeyen yapıtlar için kullanılır. Özellikle halk sanatı ürünleri, anonim niteliktedir.

2.Antik Yunan Dönemi öncesinde, Mısır ve Mezopotamya`da ve, tarih öncesinde sanat yapıtları anonimdir.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). isimsiz, anonim, ismi meçhul. anonymously (z). imza koymadan, imzasız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insanbiçimcilik, antropomorfizm. anthropomorphous (s). insan şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Demokrasiye, halk idaresine aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Sb senbolü ile gösterilen mavimsi beyaz renkte bir maden. Bazı alaşımlarda, bu arada basım harfleri alaşımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antimon, rastık taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). sinir krizlerini teskin eden veya önleyen (ilaç), kulunç giderici, kasınç giderici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Tanrı veya başka mefhumları insan mahiyetinde ve insan biçiminde tasarlıyan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropomorphisme

fel. insan biçimcilik

İnsanın niteliklerinin başka bir varlığa, özellikle Tanrı’ya aktarılması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

artık; daha fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-den). daha fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Appalaş dağları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, her resim arasında belirli bir geckmeyle çekilmiş kısa resim dizileri kaydedilir. Kayıt, belirli bir bekleme süresinden sonra başlatılabilir (30 saniye, 1 dakika, 5 dakika, 10 dakika) ve kısa bir süre devam eder (0,2 saniye, 0,5 saniye, 1 saniye, 2 saniye). Kullanıcıların, büyüyen bitkiler ya da açan çiçekler gibi yavaş hareket eden nesnelerin dinamik kayıtlarını yapmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DHR-1000, kaset hafızası olmadığında bile AUX ve alt kod verileri kullanan üç arama moduna sahiptir (Tarih Araması, Fotoğraf Araması ve Dizin Araması). Arama Modlarında, VTR işaretli noktaları sırasıyla bulur. Bu işlev, bazı video kameralarda da bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DHR-1000, kaset hafızası olmadığında bile AUX ve alt kod verileri kullanan üç arama moduna sahiptir (Tarih Araması, Fotoğraf Araması ve Dizin Araması). Arama Modlarında, VTR işaretli noktaları sırasıyla bulur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Çoksesli musiki ilimlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Seste, ara sesin titreşiminden hasıl olan alt ve üst sesler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Üflenince yanyana deliklerinden ses veren ağız çalgısı.

2.Küçük bir akordeon çeşidi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonica. harmonica mızıka. accordion akordoen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Küçük org, salon orgu. Piyanoya benzer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). armour (i). zırh; silâh. armor-bearer (i). silâhtar. armor-piercing (s). zırh delen. armor plate zırhlı levha. armored (s).zırhlı. armored car zırhlı otomobil, zırhlı vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zırh ve silâh yapan veya tamir eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). silâh veya hanedanIık armasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cephane ve talimhane; silıh deposu; ABD silıh fabrikası, tophane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). armor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). tohumsuz, aslı tohumsuz olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).atmometre, buhar ölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Yeryüzünü çepeçevre kuşatan 100 km. kalınlığında, çeşitli gazlardan ( %79 azot, %21 oksijen) meydana gelen gaz tabakası, havaküre. Başka gök cisimlerini kuşatan gaz tabakalarına da atmosfer denir: Merih’in atmosferi olduğu bilinmektedir.

2.Basınç birimi 0°’de 76 sm. yükseklikteki bir civa sütununun 1 sm. karelik alan üzerine yaptığı basınca 1 atmosfer denir. Bu basınç 1,033 kilogramdır. Deniz seviyesinden yükseldikçe basınç azalır.

3.Bir yerdeki mânevî hava.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmosphere. aura. aureola. aureole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmosphere. ambience. atmospheric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmosphere. ambience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanat yapıtının izleyici üzerinde bıraktığı etkiyi, nedeni olduğu ruh hâlini anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmospheric pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belli bir yerin havasındaki yoğunlaşmış toz parçacıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Temelde insan faaliyetlerinin sonucu olarak, doğrudan doğruya atmosfere verilen ya da atmosferde kimyasal tepkimeler sonucu oluşan gaz ve partikül maddelerin yol açtığı kirlilik oranı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atmosferle ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmospheric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmospheric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atmosferin alt tabakasında yüksekliğin artması ile oluşan ısı düşmesi oranı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havaküre, atmosfer; çevre, muhit; (fiz). havaküre (basınç birimi). atmospher'ic, -al (s). havaya ait, atmosferik. atmospher'ics (i).,(çoğ). radyoda parazit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). kendi tozu ile tozaklanan. autogamy (i). kendi tozu ile tozaklanma; (biyol). birbirine benzer hücre veya özlerin birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otomobıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başkalarını da kendi gibi farzeden. automorphism (i). başkalarını da kendisi gibi farzetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). otomobillerle ilgili; kendiliğinden hareket edebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özerk, muhtar; özerklige ait; müstakil, kendi kendini idare eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses kontrolünü ya da bir sonraki şarkıya geçme ayarını kulaklık üzerinden yapmaya olanak tanıyan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar module.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tavla oyunu; (f). tavla oyununda yenmek, özellikle mars etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şarkı satan kimse; kotü şair.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden giyilen bir seşit renkli yünlü kumaştan yapılmış iç etekliği; k.h. bir çeşit bağlı ayakkabı; bir çesit iskoç kasketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

siyah ve portakal renginde Kuzey Amerika'ya mahsus sarıasmagiller familyasından bir kuş, zool. Icterus galbula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Apra.

Nüfus: 204.000.

Yüzölçümü: 11093 km2.

Komşuları: Batı’da Fiji, Güneyde Tonga.

Önemli Şehirleri: Apra.

Din: %70 Protestan, %20 Romen Katolik.

Dil: Samoaca ve İngilizce (her ikisi de resmi).

Yönetim Biçimi: Anayasal Monarşi.

Tarih: Batı Samoa 1914’de Yeni Zelanda askerleri girip, yönetimi ele alıncaya kadar (1899’dan bu yana) Alman kolonisi idi. 1945 yılında BM’in Yeni Zelanda Vesayeti olarak Common Wealth içinde Yeni Zelanda mandası altına girdi. 1959 Ekim’inde seçilmiş yerli hükümet görev başına geldi. 1 Ocak 1962’de ülke tamamen bağımsız oldu.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base morphine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(fr.) kibarlar zümresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabl Mukaddes'te bahsi geçen suaygırına benzer bir hayvan; A.B.D., k.dili iri ve kuvvetli insan veya hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital radyolarda, radyoyu, kullanıcı tarafından belirlenen bir saatte açan bir özellik.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yayvan ağızlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. birşeyden ağlayıp sızlayarak şikayet etmek, inleyerek yakınmak; üzüntüsünü belirtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikide önüne geldiği sesi belirli bir derecede (Batı musikisinde 5 koma yani yarım ton) pestlendiren nota işareti. Minüskül be harfi gibidir: b.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. T.). Turunçgillerden bir ağaç ve meyvesi. Meyvenin kabuklarından reçel yapılır ve güzel kokulu bir esans çıkarılır (citrus bergamia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tree of the Orange family , having a roundish or pear-shaped fruit, from the rind of which an essential oil of delicious odor is extracted, much prized as a perfume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, the fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of mint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The essence or perfume made from the fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of pear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of snuff perfumed with bergamot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coarse tapestry, manufactured from flock of cotton or hemp, mixed with ox's or goat's hair; said to have been invented at Bergamo, Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Encyc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brit. small tree with pear-shaped fruit whose oil is used in perfumery; Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential oil of the bergamot orange used to flavor a black tea base to make Earl Grey tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A citrus oil derived from the bergamot orange used to flavor black tea to make Earl Grey tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conditions skin, soothes Antiseptic Photo toxic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bergamot oil acts as a natural astringent and is best suited for oily skin and hair conditions Its spicy scent of oranges and lemons also helps to lift the spirits. small tree with pear-shaped fruit whose oil is used in perfumery; Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(citrus bergamia): Sedefotugiller familyasından bir çeşit narenciye türüdür. Meyvesinin kabuklarından güzel kokulu bir esans yapılır. Dalları seyrek ve kısa dikenlidir. Meyvesi armut şeklinde, sarımtırak yeşil veya altın sarısı rengindedir. 8-10 dilimi vardır. Bergamot meyvasından çıkarılan esans yeşilimtırak veya sarımtırak yeşil renktedir. Acı ama hoş kokuludur. Kullanıldığı yerler: Koku vermesi için bazı ilaçlara ve çaya karıştırılır. Reçeli de yapılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bergamot, bot. Citrus bergamia; bir nevi armut; yağı ıtriyatta kullamlan bir cins portakal veya ağaçkavunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı zamanda iki kişiyle evli olan, bu suçu işlemiş olan; bu suça ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i., z. iki ayda bir vaki olan; ayda iki kere olan; i. iki ayda bir yayımlanan dergi; z. iki ayda bir; ayda iki kere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Soyut sanatta, geometrik biçimlerden çok bitki ya da hayvan biçimlerini anımsatan eğrisel dış çizgilerle oluşturulmuş biçimler. En tipik örnekleri Arp’ın resimlerinde görülür.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan bağışı toplayan araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. nükte, espiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gezici kütüphane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir çeşit zaturree; bronş1arın ve ciğerlerin iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Burst modu, bir tampon bellek kullanarak çekimler arasındaki veri iletimini geçici olarak hızlandırır. Arka arkaya görüntüler, fotoğraf makinesinin her birini kaydetmesini beklemeye gerek olmadan hızlı biçimde kaydedilebilir. Bu özellikle spor, hareket ve vahşi yaşam fotoğraflarında olduğu kadar, hayatta bir kez karşılaşılabilecek görüntülerin çekilmesinde de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kötü ruh, şeytan, iblis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Yelkenlerde sıra sıra kasıntı ki, rüzgârın şiddetine göre yelkenin bir miktarı onlarla toplanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atrine balığının küçüğü

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarı papatya, öküzgözü, (bot). Anthemis nobilis. field camomile horozgözü, (bot). Anthemis arvensis. ox-eye camomile sarı papatya, (bot). Anthemis tinctoria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şantaj ve soygun ile uğraşan ve Napoli'de 1820 yllında kurulmuş siyasi bir örgüt; (k.h). buna benzer bir örgüt veya grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (ask). kamuflaj, saklama, gizleme; (f). kamufle etmek, gizlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kakule, hemame, (bot). Elettaria cardamomum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karpat Dağları, Karpatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(zool). tatlı suda yaşayıp denizde yumurta bırakan balıklara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kedigiller familyasından jagar gibi bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

santigrat termometresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). törensel, merasimle ilgili, resmi; (i). tören, merasim; ayin. ceremonially (z). törensel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). resmi; muaşeret kurallarına dikkat eden; törensel. ceremoniously (z). çok resmi bir şekilde. ceremoniousness (i). resmi oluş, resmiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tören, merasim; ayin; resmiyet, protokol; nazik ve uygar bir davranış. stand on ceremony resmi davranmak. without ceremony teklifsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ chamois) dağ keçisi, (zool). Rupicapra; bu hayvanın derisi, güderi. chamomile (bak). camomile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Doğu Hindistan'a mahsus ve meyvasından deri hastalıklarını tedavide kulıanılan bir ilaç yapllan ağaç, (bot). Taraktogenos kurzii.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kemoterapi; kimya ile tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). simiotropizm, hücrelerin bazı kimyasal maddelere karşı gösterdikleri yaklaşma veya uzaklaşma, kimyadoğrulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek). renk, renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkli taş basma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkli madde öncüsü, kromojen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). kromoplast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). kromozom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). kromosfer, renkküre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarçın, tarçın ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçıların ateş balığı için üzerinde çıra ve funda yaktıkları ıskara.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). haykırma, feryat, yaygara; gürültü; (f). yaygara ile istemek; yaygara kopararak zorlamak; haykırmak, feryat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gürültülü, patırtılı; yaygaracı, şirret. clamorously (z). gürültüyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kılıç; iki ağızlı iskoç kılıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ClearVid CMOS sensörü, ışığı dijital sinyale dönüştüren video kameranın gözüdür. Daha fazla ayrıntı ve netlikle ve aralarında Kesintisiz Yavaş Kayıt, yüksek ışık hassasiyeti ve Çift Kayıt da bulunan daha gelişmiş işlevlerle daha yüksek kaliteli resme yol açar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Clip Motion, dijital fotoğraf makinenizde animasyonlu GIF dizisi oluşturmanızı sağlar. Clip Motion modunda çekilen nesnenizin 10 karesi kullanılarak 160 x 120 çözünürlükte 256 renkli bir animasyon oluşturulur. Animasyonlu GIF’ler özellikler e-posta, web sayfaları ve çeşitli sunumlarda kullanılmaya uygundur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) sIkI ağızlı, konuşmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

(Ücretsiz Metal Oksit Yarı İletken). Video kamera ve dijital fotoğraf makinesi sensörü teknolojisi, CCD gibi, ışığı elektrik sinyallerine dönüştürür. CMOS’nin yararları arasında daha az bulanıklık, üstün kontrast sağlamak için daha geniş dinamik aralık ve pilin etkili çalışması için daha düşük güç tüketimi bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). anmak, zikretmek, hatırasını yad etmek commemora'tion (i). anma, hatırasını yad etme; anma töreni. commemorative (s). anma vesilesi oian; hatıra serisi olarak basılmış (pul).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekmeceli dolap; konsol, komodin; lavabo; lazımlık, oturak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geniş, kullanışlı, ehven; rahat, ferah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mal, emtia, eşya; yararlı şey. staple commodities başlıca satış ürünleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., den. komodor; yat kulubü reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).genel, yaygın, umumi, umuma ait; ortak, müşterek; evrensel; adi, bayağı, kaba; alışılmış, mutat. common carrier para ile yolcu veya yük taşıyan firma. common consent umumun rızası. common divisor (mat). ortak tam bölen. common fraction (mat). bayağı k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). genel park veya otlak, halkın ortak malı olan yer, meydan; (huk). bir kimsenin başkasının toprak veya suyu üzerinde hak iddia etmesi. in common müştereken, beraber, birlikte, ortaklaşa. in common with ile ortak olarak. out of the common fevkalade, a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). umuma ait olan otlağı kullanma hakkı; ortak mal sahipliği; avam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). avam, halk tabakası, topluluk; tüzel kişiliği olan ticari şirket üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halk tabakasından olan kimse; (bazı ingiliz üniversitelerinde) kendi hesabına okuyan talebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). adi, sıradan, bayağı; olağan; kişiliği olmayan; (i). beylik laf, klişe, çok söylenmiş söz; çok görülmüş herhangi bir şey, basmakalıp iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., (ing). avam, halk tabakası; (üniversitede) yemekhane. House of Commons Avam Kamarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamu yararı, amme menfaati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ulus;cumhuriyet; A.B.D. eyalet. the Commonwealth İngiliz Milletler Topluluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gürültü; karışıklık, ayaklanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). püsküllü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). karabatak kuşu, (zoo).l Phalacrocorax carbo; obur adam; (s). açgözlü; yırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmogoni, evrenin yaradılışı teorisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmoloji, evren bilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmonot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmopolit bir şehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kozmopolit; (i). kozmopolit kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmopolit kimse, dünya vatandaşı; dünyanın birçok kısımlarında rastlanan hayvan veya fidan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). acun, kozmos, kâinat, evren; düzen, sistem; kozmos çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (ingiltere'de) seyyar meyva, sebze veya balık satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). A.B.D.'nde bulunan zehirli bir yılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı gösteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin; koruyucu cin, himaye eden cin. daemon'ic (s). doğaüstü, insanüstü; esinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Demokles. sword of Damocles Demokles'in kılıcı, her an tehdit eden bir tehlike.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

birbirine çok sadık iki dost.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplumca lekelenmiş kadınlar ve bunların mensup oldukları alem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. demo

tanıtım gösterisi

Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılan sunum.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Bazı video kameralarda, bağlı monitörden izlenebilecek kendi kendini tanıtım işlevi bulunmaktadır. Önemli bazı özellikleri göstermekte ve efektleri görsel olarak tanıtmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). seferberliğin bitmesi, asker terhisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ask). terhis etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demokrasi, elerki; demokrasi rejimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demokrat kimse. democrat'ic (s). demokrasiye ait, demokratik, halkçı. Democratic Party Demokratik Parti. democrat'ically (z). demokratik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superannuated. out of fashion. old-fashioned. out-of-date. behind the times. dated. outdated. outmoded. dowdy. obsolete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion. out of style. dowdy. outmoded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion; 'a suit of rather antique appearance'; 'demode attire'; 'outmoded ideas'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Fr). modası geçmiş, demode.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démographe

nüfus bilimci

Nüfus bilimiyle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. sosyoloji). İnsan topluluklarının durum ve gelişimini konu olarak alan istatistik. Nüfus coğrafyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsan topluluklarının istatistik karakteriyle ilgilenen sosyoloji ve antropoloji dalıdır. Özellikle toplam nüfus, yoğunluk, doğum ve ölüm oranları, göçler, evlilikler vb olayları inceleyen bilim dalıdır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démographie

nüfus bilimi

İnsan nüfusunu yapı, gelişme ve dağılım açısından inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demography. vital statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démographique

nüfus bilimsel

Nüfus bilimiyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demographic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demographic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demografi, nüfus sayımı ve toplumsal istatistik bilgisi. demograph'ics bu bilgiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evlenmemiş kadın, kız; telli turna, (zool). Anthropoides virgo; yusufçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Halk hâkimiyetine dayanan idare şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Demokrasi taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democrat. democratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dem , democrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demokrasiye uygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demokrasi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yunan filozofudur (M.Ö. 460-370). Doğa filozoflarının sonuncusu olan Demokritos, Abdera’da doğdu. Mısır’da beş yıl kalan ve Asya’yı baştan başa dolaşan Demokritos, çeşitli bilginlerle, özellikle matematikçilerle dostluk kurduktan sonra Atina’ya dönerek kendisini bütünüyle felsefeye adamıştır

M.Ö. 420’ye doğru Abdera’da kendi felsefe okulunu kurmuştur. Mekanist ve atomcu bir maddeciliğe dayanan felsefesine göre doğa, bölünmez parçacıklar olan atomlardan oluşmuştur ve her şey sürekli hareket eden bu atomların çeşitli biçimlerde bir araya gelmelerinden oluşur; yani “hiçbir şey hiçten doğmaz”.

Demokritos için, atom teorisinin öncüsüdür denebilir. Demokritos’a göre atomların devinimlerinin ardında hiçbir bilinçli “amaç” yoktur. Doğa, tamamen mekanik bir şeydir. Bu her şeyin “rastlantısal” bir biçimde oluştuğu anlamına gelmez, çünkü her şey doğanın değişmez yasalarını izler.

Demokritos, olup biten her şeyin ardında bir doğallık, bir neden olduğunu ileri sürüyordu. Bir keresinde de, Pers ülkesine kral olmaktansa böyle bir doğal neden keşfetmiş olmayı yeğlediğini söylemişti.

Demokritos’a göre atom teorisi algılarımızı da açıklayabiliyordu. Ona göre algılayışımızın nedeni, atomların boşlukta hareket edişleriydi. Ay’ı görmemizin nedeni “Ay’ın atomlarının” gözümüze girmesiydi.

Demokritos, insanlık tarihinin başlangıcını merak etmiş ve insanların önceleri hayvanlarınkine benzer bir yaşam sürdüklerini ileri sürmüştür. Ona göre akıllı bir yaratık olan insanı, buluşlara yönelten zorunluluklardır ve insanlar “ilerleme” sonucu “kültür”e sahip olmuştur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yıkmak, tahrip etmek. demoli'tion (i). yıkma, tahrip; yıkılma, harap olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin, kötü ruh, şeytan, ifrit; kötü adam, iblis herif; (k).dili çok enerjik kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paranın değerini düşürmek; parayı tedavülden kaldırmak. demonetiza'tion (i). paramn değerini düşürme; tedavülden kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kötü ruhların etkisi altında olan kimse; deli kimse; (s). mecnun, deli, cinli, kötü ruhların etkisi altında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cin veya şeytanlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin ve şeytanların varlığına inanış; şeytanlara olan itikadı tetkik eden ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin ve şeytanların varlığına olan itikadı tetkik eden ilim dalı, demonoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gösterilebilir, ispatı mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démonstration

tanıtım gösterisi

Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılan sunum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ispat etmek, göstermek, açımlamak, tatbikatla izah etmek; nümayiş yapmak, gövde gösterisinde bulunmak; göstererek ders vermek. demonstra'tioni ispat, delil; nümayiş, gösteri; sergi, tatbikat dersi. demonstrative (diman'strıtiv) (s)., i ispat eden,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démoralisation

moral çöküntüsü

Manevi dirençsizlik, ruhsal yönden direnememe, cesareti yitirme.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. démoralise

morali bozulmuş

Manevi gücü azalmışi


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ahlakını bozmak, ifsat etmek; cesaretini kırmak, moralini bozmak, maneviyatını bozmak, gözünü korkutmak, yıldırmak. demoraliza'tion (i). maneviyatın bozulması, ahlakın bozulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunanistan'da halk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aşağı dereceye indirmek, rütbesini indirmek. demotion (i). indirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). halka ait; ammeye ait. demotic characters hiyeroglifin el yazısı şekli. demotics (i). geniş anlamda sosyoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). parçalara ayırmak, yerinden çıkarmak, sökmek; dağıtmak. demountables kolayca takılıp çıkarılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında, resim düzlemi üzerinde yer alan betilerin yoğunlaşıp seyrelmesinden ve pozlarından kaynaklanan durağan dengenin bilinçli biçimde bozulması etkisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). elmas; baklava biçimi; iskambil karo; beysbol main, beysbol sahasının iç meydanı; (matb) 4 1/2 puntolu ufak harf. diamond anniversary altmışıncı veya yetmiş beşinci yıldönümü. diamondback (i). baklava şeklinde benekli sırtı olan kaplumbağa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (bot). (zool). iki eş parçadan ibaret olan, çift büyüyen, ikiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Dizel motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iki şekilde görülebilen veya gözüken, iki şekilli. dimorphism (i). aynı bitki ve hayvan üzerindeki iki değişik şekil; aynı maddenin iki değişik şekilde kristalleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karartma, ışıkların kısmen veya tamamen söndürülmesi veya kamufle edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Hareketi elektrik akımına çevirmeye yarayan makine.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr.dynamo . 1.fiz.üreteç. 2.sürükleyici

Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt. üreteç karşılığı önerilmiştir.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamo. generator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir kuvveti ölçmeye yarayan cihazların genel adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dynamomètre

fiz. kuvvetölçer

Kuvvetleri ölçmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, 300 taneye kadar ayrı disk için dil, altyazı ve video ayarları gibi ayarların kaydedilebilmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Her CD’den başlıkların kaydedilmesini ve geri çağrılmasını sağlar (otomatik değiştirici başına 110 CD). Başlık, Radyolu CD, MiniDisc ya da radyolu kasetçalarda görüntülenebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). taciz etmek, rahatsız etmek; zahmet vermek, külfet yüklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenksizlik, uyumsuzluk, düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). binek hayvanı veya bisikletten inmek veya indirmek; (mak). sökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Doğrusal Motorlu İzleme Sisteminde, lazer, manyetik alandaki değişikliklere göre hareket eder. Yüksek hızlı, doğru konum kontrolü sağlar ve neredeyse tamamen gürültüsüzdür ve aşınmaz. Doğrusal Motorlu İzleme sistemi, hassas izleme ve CD üzerinde herhangi bir noktaya hızlı erişim sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Gliridae familyasından ufak sincaba benzer fare, kakırca, (zool). Muscardinus avel lanarius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kitap boyu, yaklaşık olarak 13 x 20 cm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, bir HiFi sistemi için bekleme modunda güç tüketiminin azaltılmasına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dinamo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dinamometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek.) direkt akımın voltajını değiştiren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

E-mail modunda, görüntülerin boyutu 320 x 240’tur. Böylece e-postada gönderilmeye uygun daha küçük dosya boyutu elde edilmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MPEG-1 biçiminde oluşturulabilen kısa filmler. 160 x 112 çözünürlük kullanarak bir dakikaya varan kayıtlar yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (fizyol.) en çok sinirleri ve beyin kısmı gelişmiş olan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exomorphisme

jeol. dış başkalaşım

Magmanın sokulmasıyla, komşu kayaçların uğradığı başkalaşma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elektrik akımının geçmesini sağlayan. electromotive force voltaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sadaka, iane veya hayır işlerine ait, sadaka olarak verilmiş; i. iane ile geçinen kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L.)

1.Elektrik motoru.

2.İki nokta arasındaki potansiyel farkını azaltarak iletken devrenin üzerinde elektrik akımının meydana gelmesine yol açan kuvvet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir düğmeye basarak tercih ettiğiniz ses tarzını (Rock, Pop, Caz, Konuşma) seçmenzi sağlayan özellik.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yumuşatan, yumuşatıcı; i. deriyi yumuşatan merhem, acıyı yatıştıran ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aylık, ücret, bir hizmet karşılığında alınan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili fazla duygulu davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. heyecan, duygu, his.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygulu, hassas, hisli; heyecanlı, heyecan veren. emotionalism i. duygululuk, çabuk heyecana kapılma . emotionalist i. fazla heyecana kapılan kimse; heyecan uyandırmaya çalışan kimse. emotional'ity i. heyecana kapılma, duygun luk, duyarlık, hassasi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heyecana ait, hissi emotively z. hissi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. âşık etmek, meftun etmek, büyülemek, teshir etmek, kendine bağlamak; k.dili aklını başından almak. enamored of someone birine âşık, tutkun, meftun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uçtaki, en uzaktaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. bir cins maden billuru içindeki diğer bir cins maden billuru; fizyol. nispeten kısa boylu, iri yapılı ve adaleli kimse, endomorfik tipte kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. osmosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., müz. ikilik notalardan daha küçük entervallere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok iri, pek büyük, müthiş, aşırı. enormously z. aşırı derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

böceklerle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zoolojinin böcekler ilmi. entomolog'ical s. böcekler ilmine ait. entomol'ogist i. böcekler bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. entomologie

böcek bilimi

Böceklerin yapısını, yaşayışını ve hastalık yapıcı niteliklerini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. entomologiste

böcek bilimci

Böcek bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) epistemoloji, bilgi kuramı, bilginin esas ve sınırlarından bahseden bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İlmin felsefe bakımından incelenmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épistémologie

bilgi kuramı

Bilginin temelini, bilim alanında uygulanan yöntemleri, sınır ve güvenilirlik bakımından inceleyip araştıran felsefe dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bir kavim v.b.'ne kendi ismini veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sliding scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi). Grönland, Alaska ve Kuzey Kanada’da yaşayan bir kavim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskimo. esquimau. amerind. amerindian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskimo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a peculiar race inhabiting Arctic America and Greenland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In many respects the Eskimos resemble the Mongolian race. the language spoken by the Eskimo people a member of a people inhabiting the Arctic ; the Algonquians called them Eskimo but they call themselves the Inuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskimo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historically used to refer to indigenous people of Arctic North America The term derives from the Algonquin word for 'eaters of raw meat '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amarok. a member of a people inhabiting the Arctic ; the Algonquians called them Eskimo but they call themselves the Inuit. the language spoken by the Eskimo people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Eskimo; Eskimo dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (anat.) burun içinde bulunan kalbura benzer bir kemiğe ait. ethmoid bone (anat.) etmoid, kalbur kemiği. ethmoidal cells (anat.) etmoid hücreleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologue

köken bilimci

Köken bilimi ile uğraşan dil bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). Bir kelimenin nereden geldiğini veya nasıl teşekkül ettiğini, muhtelif kelimelerin ortak kökünü araştıran ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologie

köken bilimi

Bir dildeki kelimelerin kaynağını gösteren, ne zaman ortaya çıktıklarını, nereden geldiklerini, hangi evrelerden geçtiklerini araştıran, kelimelerin hem biçim hem anlam tarihini ele alan dil bilimi dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology. etymology kökenbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologique

köken bilimsel

Köken bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (krs etym) etimoloji, kelimelerde asıl şekil; türeme, iştikak;türem, iştikak ilmi; kelime kökü bilgisi. etymolog'ical (s.) etimolojik istikaka ait etymolog'ically (z.) türeme ile ilgili olarak iştikaken etymol'ogist (i.) turem bilgini, iştikak âlimi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ ing. -mons, Lat. -ma) kelimenin en eski şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) saadeti en yüksek gaye bilen felsefe sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saadet, mutluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Saadeti mutlak iyilik olarak kabul etme esası üzerine kurulmuş ahlâk nazariyesi, Mutçuluk (y. k.).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. eudémonisme

fel. mutçuluk

Hayatın anlamını mutlulukta bulan, insan davranışlarının mutluluk isteğiyle belirlendiği görüşüne dayanan ahlak öğretisi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) ilelebet, ebediyen, daima. for evermore ebediyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Işığı yakalayarak elektrik sinyaline dönüştüren bir yarı iletken çip. ‘Tamamlayıcı Metal Oksit Yarıiletken’ anlamına gelen CMOS sensörleri, daha az görüntü lekesi, daha geniş dinamik aralık ve daha düşük güç tüketimi sunar. Exmor™ teknolojisi çip üzerinde analog/dijital (A/D) sinyal dönüştürme ve kurursuz, temiz görüntüler iki aşamaları gürültü azaltma gerçekleştirir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) hastalık sebebiyle gözün ileriye fırlaması hali, egzoftalmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). osmosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ünlü, meşhur, tanınmış,maruf; belli: (eski), (h. dili) iyi. famously (z). meşhur olarak; (h. dili) mükemmel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). en uzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Rabat.

Nüfus: 28.559.000.

Yüzölçümü: 458.730 km2+Batı sahra topr.

Komşuları: Güneyinde Batı Sahra, Doğusunda Cezayir.

Önemli Şehirleri: Kazablanka (2.600.000), Rabat (556.000), Fas (852.000).

Din: %99 Sünni Müslüman.

Dil: Resmi Dili Arapça, Berberice.

Yönetim Biçimi: Anayasal Monarşi.

Tarih: Fas topraklarına ilk yerleşenler berberlerdi. Onları Romalılar ve Kartejinler (Carthaginians) izledi. 683’te Araplar burayı fethettiler.veYüzyıllarda bir Berberi imparatorluk zayıf durumdaki Kuzey Afrika’yı ve İspanya’nın büyük bölümünü Fas’tan yönetti.

Fas’ın bir bölümü 19. yy.da İspanyol yönetimine girdi. Kalan kısmını ise 20. yy. başlarında Fransa kontrolü altına aldı. 1911-33 yılları arasında kabile ayaklanmaları son buldu. Ülke 2 Mart 1956’da bağımsız oldu. Uluslararası bir liman olan Tanca 1956’da Fas’a geçti. İspanya Sahrasının üçte ikisi büyüklüğündeki 70.000 milkarelik fosfat zengini toprakları ele geçirdi. Kalanı ise Moritanya elde etti. İspanya Şubat’ta geri çekildi. Bir gerilla hareketi olanPolisario, 287 Şubat’ta bölgenin bağımsızlığını ilan etti ve Cezayir’in de desteği ile saldırılar düzenlemeye başladı. 1980’de Moritanya, Palisario cephesi bir anlaşma imzalayarak Eski İspanyol Sahrasının bu bölümünden vazgeçince Fas burayı işgal etti.

Uzun yıllar süren çatışmalardan sonra, Fas önemli şehir alanlarını kontrol altına aldı. Ama Polisaro gerillaları geniş ve nüfusu seyrek çöllerde rahatça hareket edebilmektedir. 1990’da iki taraf bir ateşkes andlaşması imzaladı. Birleşmiş Milletler Batı Sahra’nın bağımsız mı, yoksa Fas’a mı bağlı olacağını belirlemek için bir referandum düzenlemeyi planlamıştır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(özellikle Messina Boğazında görülen) serap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). kalça kemiğine ait, uyluğa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Musiki heveslileri kurumları için kullanılır. Filarmonik orkestra = Senfonik orkestra, büyük orkestra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philharmonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flegmon.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir disk yerleştirildiğinde sistem otomatik olarak iki ses modundan birini seçer: Müzik Modu, CD kayıttan çalımı için en iyi bas ayarlarına önceden ayarlanmışken Film Modu DVD filmi kayıttan çalması için idealdir. Film / Müzik Modu, diğer karmaşık ses ayarlamalarınızı kolaylaştırarak müzik ve filmlerinizi hayata geçirir

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony dijital fotoğraf makinelerinde çeşitli flaş modları bulunmaktadır: Auto — Düşük aydınlatma koşullarında otomatik olarak devreye girer. Forced Flash — flaş, her zaman etkindir. Anti red-eye reduction — Kişinin irisini küçülterek kırmızı göz efektini en aza indirmek için bir ön flaş titreşimi kullanır. No flash — flaş kullanılmaz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir güç kaynağına ihtiyaç duymadan bilgi depolayan, silinip tekrar yazılabilen bir hafıza cinsi. Özellikle hafıza kartlarında ve USB flash disklerde kullanılır, fps : Saniye başına çekilen kare sayısı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) (tıp). Organlar arasındaki veya deri altındaki katılgan dokunun iltihabı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital görüntü depolaması için hem floppy disket hem de Memory Stick™ kullanılabilir. Resimler, floppy disketten Memory Stick™’e kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), argo şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bayt). sığıra mahsus bir çeşit bulaşıcı hastallk, aft humması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). başta gelen, en öndeki; (z). başta. first and foremost en başta, evvelâ. head foremost başı önde; çekinmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. kimya). Dezenfeksiyon işlerinde kullanılan ve formik asitten çıkarılan aldehit, formaldehit.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Formoza, Tayvan'ın eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. musiki). Bestenin çok kuvvetli çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Very loud; with the utmost strength or loudness. chiefly a direction or description in music a direction in music; to be played very loudly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Very loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Very loud. ff Very loud. Very loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Italian term for 'very loud' This is indicated in a musical score by the marking 'ff' [Dynamics Notation].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dynamic marking, meaning 'very loud '. - Very loud, more so than forte. with great loudness. a direction in music; to be played very loudly. chiefly a direction or description in music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (z)., (müz). çok kuvvetli; (z). kuvvetli sesle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photomontage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photomontage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f domuz etinin tuzlan mış ve tutsulenmiş but tarafı; f domuz etini tütsulemek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f tavla; tavlada mars; f mars etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f ünlem ing, k dili saçmalık, boş laf, aldatma; f boş laf etmek, hile yapmak; aldatmak; ünlem Saçmalık I Boş lafl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, den cıvadrayı baş bo doslamasına tiringa halatı ile bağlamak gam moning i cıvadra tiringası gamo onek cinsiyetle ilgili; bileşik gamous sonek evlilikle ilgili, ureme ile ilgili: monogamous s tek eşli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, hızlı hareket eden ayrıntılar içeren resimlerde bile daha net ve daha sorunsuz görüntü sağlayan gelişmiş Dijital Sinyal İşlemcisi ve Hareket Algılayıcısı kullanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İngç tar. meclis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it. başkumandan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların 16:9 kayıtları (özel donanımlı video kameralar tarafından çekilmiş) tam formatta, bozulma olmadan izlemesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeryüzü ile ilgili, jeomorfik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng glamour i., f göz kamaştırıcılık, sathi cazibe, sahte parlaklık; f. büyülemek, teshir etmek. glamorous s. cazip, göz alıcı. glamorously z. cazip bir şekilde, büyüleyici bir surette. glamorize f. çekici bir hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, argo ismi veya görevi tam olarak belli olmayan araç, cihaz; kumarda üstünlük sağlayan veya uğur getiren herhangi bir şey veya yol, uğur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş saati mili; geom. bir paralelkenann bir köşesinden daha küçük bir paralelkenar ayrılınca geriye kalan şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) vaftiz anası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) Sodom .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dedikoducu kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gramophone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonograph. gramophone sesyazar. fonograf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gramophone. phonograph. record player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.) gramofon, fonograf, pikap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuzey denizlerine mahsus karabatağa benzer bir deniz kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yarımay .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hamak, (den.) branda yatak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enerjisi veya gücü var gibi görünen resimlerin devinim hâlinde olduğu izlenimi veren yanları. Bu devinim gerçekte yoktur; ancak öznelerin akla getirdiği gayretkeş eylemlerin yarattığı yanılsamadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Armoni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony armoni.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony. levelness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) uyumlu, ahenkli; harmonik, harmoniye ait; kulağa hoş gelen; (mat.) müzik ahengine benzer oranlara ait; (i.) (müz.) harmonik ses, esas sese katılan ikinci diziden ses. harmonical (s.) harmoniyle ilgili; uyumlu, ahenkli. harmonically (z.) uyu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) armonika, ağız mızıkası; irili ufaklı cam bardaklar veya madeni parçalardan meydana gelen bir çeşit çalgı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (müz.), uyum bilgisi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ahenkli uyumlu, birbirine uygun; tatlı sesli, hoş sesli; düzenli, muntazam. harmoniously (z.) ahenkli olarak, uyumlu olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) kompozitör; uyum kurallarını bilen kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) harmonyum, küçük org .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) uyum sağlamak, ahenk temin etmek, düzen vermek; (müz.), harmonisini yapmak; uygun gelmek, uymak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ahenk, uyum; (müz.), harmoni, seslerin uyması; uygunluk; ahenk ilmi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Piyanoya benzeyen ve körüğü ayakla işletilen küçük org. (bk.) Armonyum.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ahırın üst katında kuru ot saklamaya mahsus yer; burada saklanan saman yığını .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony Sabit Disk Sürücü kaydedicileri 15Mbps hızında kayıt yapmanıza imkan tanır. Böylece, 9Mbps hızında kayıt yapan DVD-Video biçiminden daha yüksek kaliteli resim kayıtları yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) başı önde olarak, baş aşağı; kayıtsızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) en baştaki, en ileri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üstünlük, egemenlik, hâkimiyet, hegemonya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir devletin başka bir devlet üzerindeki siyasî baskısı ve üstünlüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hegemony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hegemony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kanın normal sürede pıhtılaşmaması şeklinde kendini gösteren, erkeklere has bir çeşit kan hastalığıdır. Halk arasında kanama hastalığı denir. Irsi bir hastalıktır. Doktor tedavisi gerekir. Bu hastalığa tutulanların; az su içmeleri ve limon, portakal, kiraz veya ahududu yemeleri tavsiye edilir. Ayrıca vücudun herhangi bir yerinde kanamaya neden olabilecek davranışlardan da kaçınmaları gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. biyoloji). Alyuvarların en önemli cevheri. Birleşiminde demir, azot, oksijen, kömür ve kükürt vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemoglobin. haemoglobin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The normal coloring matter of the red blood corpuscles of vertebrate animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In arterial blood, it is always combined with oxygen, and is then called oxyhemoglobin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Blood crystal, under Blood. a hemoprotein composed of globin and heme that gives red blood cells their characteristic color; function primarily to transport oxygen from the lungs to the body tissues; 'fish have simpler hemoglobin than mammals'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the iron-protein component in the red blood cells that carries oxygen to body tissues. substance in the red blood cells that supplies oxygen to the cells of the body. iron-containing, oxygen-carrying pigment in red blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The iron-containing pigment of the red blood cells which carries oxygen from the lungs to the tissues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance contained within red blood cells that carries oxygen from the lungs throughout the body Hemoglobin is responsible for the color of red blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hemoglobin is a substance contained within the red blood cells and is responsible for their color It has the unique property of combining reversibly with oxygen and is the medium by which oxygen is transported within the body It takes up oxygen as blood p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The oxygen-carrying part of the red blood cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The molecule in the red blood cell that carries oxygen Hemoglobin combines with oxygen in the lungs and releases it in the tissues It is what makes blood red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein in red blood cells that transports oxygen from the lungs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of the red blood cells that carries oxygen to all parts of the body Hemoglobin is measured in grams per deciliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein inside your red blood cells It is the part of the red blood cell that carries oxygen from your lungs to the rest of your body Hemoglobin also carries sugar, because sugars can stick to all kinds of proteins in your body. a type of protein in the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The protein found in red blood cells that transports oxygen from the lungs to the tissues where the oxygen is readily released and CO2 from the tissues to the lungs where it is released. the iron-containing pigment of the red blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An iron-containing conjugated protein or respiratory pigment occurring in the red blood cells of vertebrates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A respiratory protein contained in red blood cells that transports oxygen from the lungs to the tissues of the body Its structure consists of two pairs of globin chains and a heme group that binds the oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This protein carries oxygen in the blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of the red blood cells that carries oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Iron-containing pigment of the red blood cells that carries oxygen from the lungs to the tissues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein in red blood cells that transports oxygen and carbon dioxide and gives blood its red color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The component of red blood cells that carries oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The protein found in red blood cells that carries oxygen Hemoglobin gives blood its red colour. an iron-containing respitory pigment of red blood cells that is made up of a globin composed of four subunits Each subunit is linked to a heme molecule that fu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The oxygen-carrying pigment of red blood cells, it is manufactured in bone marrow, and composed of iron-containing heme and the protein globin Many types of hemoglobin have been identified, however adult and fetal types are considered to be normal Tests t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hemoglobin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). hemofili kanın pıhtılaşmaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanama. hemorrhagic (s). kanamaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). basur, emeroit. hemorrhoid'al (s). basura ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanamayı kontrol altına alan alet veya ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). heterogam, hem erkek hem dişi çiçek veren; iki ayrı cinsin birleşmesiyle hâsll olan. heterogamy (i). heterogamlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). anormal şekil ve bünyeli; (zool). başkalaşımın değişik evrelerinde farklı şekillere giren. heteromorphism (i). farkll şekillere girme özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (aslı: Eyyâm ola, yahut: Hey yâ mevlâ). Tayfaların gemi demirini alırlarken veya kürek çekerlerken ve bunu taklid ederek ağır bir şeyi çeken her sınıf işçinin bir ağızdan söyledikleri bir tâbirdir. Heyamola ile = Zorla, pek büyük güçlükle: Okulun sınıflarını heyamola ile atladı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hibrit LCD monitör, parlak güneş ışığı altında bile mükemmel bir görüş sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. Homines) i., zool. insan familyası. Homo sapiens insan. homo faber antrop. ilk defa alet kullanmaya başlayan insan. homo ludens insan oğlunun hayattan zevk alabilme yönü. homo önek benzer, gibi, tıpkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merkezleri bir olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. erkek ve dişi organlan aynı zamanda olgunlaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. erkek ve dişi organların aynı zamanda olgunlaşması; biyol. benzerlerin çiftleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı. cinsten olan, cinsteş, mütecanis, tek türlü, türdeş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mütecanis hale getirmek; homojenize etmek; dövüp kıvamına getirmek. homogeniza'tion i. mütecanis hale getirme. homogenizer i. mütecanis hale getiren şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. aynı soydan gelme sonucunda görülen yapı benzerliği. homogenous s. yapı itibarıyle bir birine benzeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Bütün terimleri aynı dereceden olan (çokterimli).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneous. indiscrete. intimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir dönüşümde birbirine karşılık tutulan (elemanlar).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homologous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

1 One of a pair of chromosomes that segregate from one another during the first meiotic division 2 A gene related to a second gene by descent from a common ancestral DNA sequence The term, homolog, may apply to the relationship between genes separated by

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of a chromosome pair in diploid organisms or a gene that has the same origin and functions in two or more species. 1 One member of a chromosome pair 2 A gene similar in structure and evolutionary origin to a gene in another species.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This term is used by geneticists in two different senses: one member of a chromosome pair in diploid organisms, and a gene from one species, for example the mouse, that has a common origin and functions the same as a gene from another species, for example

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Elements in the same periodic table group that tend to exhibit similar, but not identical, chemical properties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a gene or morphological character that shares a common ancestry with a different gene or morphological character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbirine benzer veya birbirine eşit homolog'ical s. birbirine eşit, müsavi; birbirine benzer, benzeş, müşabih homology i. benzeşim, benzeyiş; eşitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapı, değer veya durum itibarıyle aynı olan, homolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşsesli, anlamları ayrı olmakla beraber telaffuzlan bir olan kelimelerden her biri; adaş. homonym'ic, homon'ymous s. telaffuzlan bir olan homon'ymy i. telaffuzlan bir olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. homoseksüel (erkek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşsesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kendi cinsinden olanlara karşı cinsî istek duyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexual. homo. queer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexualism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. cinsel sapık; s. cinsel sapıklıkla ilgili, homoseksüel. homesexual'ity i. homoseksüellik. Hon. kıs. Honorable; k.h. honorably, honorary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Merkez alınan bir noktaya göre birer noktasının geometrik yerleri karşılıklı olarak aynı olan iki nokta grupunun hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Aralarında homoteti hali olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Salgı bezlerinden kana geçen maddelerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hormone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hormone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hormon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kız talebe yurdunda idare memuru kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yuvarlak tepe, tümsek yer. hummocky s. tümsek, tümsekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moisture, especially, the moisture or fluid of animal bodies, as the chyle, lymph, etc.; as, the humors of the eye, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vitiated or morbid animal fluid, such as often causes an eruption on the skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

State of mind, whether habitual or temporary ; disposition; temper; mood; as, good humor; ill humor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Changing and uncertain states of mind; caprices; freaks; vagaries; whims.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That quality of the imagination which gives to ideas an incongruous or fantastic turn, and tends to excite laughter or mirth by ludicrous images or representations; a playful fancy; facetiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To comply with the humor of; to adjust matters so as suit the peculiarities, caprices, or exigencies of; to adapt one's self to; to indulge by skillful adaptation; as, to humor the mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To help on by indulgence or compliant treatment; to soothe; to gratify; to please. the trait of appreciating the humorous; 'she didn't appreciate my humor'; 'you can't survive in the army without a sense of humor' the quality of being funny; 'I fail to se

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a message whose ingenuity or verbal skill or incongruity has the power to evoke laughter. the trait of appreciating the humorous; 'she didn't appreciate my humor'; 'you can't survive in the army without a sense of humor'. a characteristic state of feeling

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humor , humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng. humour i., f. güIünçlük, komiklik; nüktedanlık, nüktelilik; mizah, güldürü; keyif; mizaç , huy, tabiat; kapris; tıb. salgı; sivilce; suyuk, hılt, eski fizyolojide kan, safra balgam veya sevda salgısı; f. keyfine tabi olmak, ayak uydurmak, kapr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suyuktan ileri gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. kapris, fantezi ve oynak parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şakacı kimse, nüktedan kimse; mizahçı, güldürü yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. latife kabilinden, mizahi, gülünç, komik. humorously z. şaka tarzında, mizah yollu. humorousness i. şakacılık; gülünçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firavunfaresi, zool. Herpestes ichneumon. ichneumon fly tırtır, zool.Ichneumon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. bir fikrin ifadesi olarak vücutta hâsll olan çoğunlukla istem dışl bir harekete dair.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hatırlanamayacak derecede eski, çok eski. from time immemorial çok eski zamandan beri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kımıldanamaz, kımılda tılamaz; hareketsiz. immobil'ity i. hareket sizlik, yerinden kımıldamayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerinde durdurmak, tespit etmek, kımıldanmaz hale getirmek; tıb. sargı ile tespit etmek;tic. tedavülde olan paranın değerini muhafaza için bir kısmını tedavülden çekmek; askeri kuvveti savaşamaz hale getirmek. immobiliza'tion i tespit etme, hareke

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itidalsiz, ıIımlı olmayan, aşırı, ifrata kaçan, çok fazla. immoderately z. aşırı olarak, ifrata kaçarak. immoderateness, immodera,tion i. itidalsizlik, aşırılık, ifrat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. utanmaz arsız, iffetsiz açık saçık; hayasız, küstah, haddini bilmez. immodestly z. hayâsızca, kustahça im modesty i iffetsizlik; hayâsızlık, küstahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kurban etmek kesmek, boğazlamak. immola'tion i. kurban etme kesme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. immoral

fel. töretanımaz

Daha üstün saydığı bir töre adına geçerli töreyi tanımayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violating principles of right and wrong. not adhering to ethical or moral principles; 'base and unpatriotic motives'; 'a base, degrading way of life'; 'cheating is dishonorable'; 'they considered colonialism immoral'; 'unethical practices in handling publ

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahlaksız, ahlâkı bozuk, ahlaka aykırı, edepsiz, fasit. immorally z. ahlâksızca. immoral'ity i. ahlaksızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. immoralisme

fel. töretanımazlık

Toplumca benimsenmiş töre ile ilgili değerleri değiştirmek isteyen öğretilerin genel adı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ölmez, ebedi ölümsüz, daim, baki, sonsuz; i. ölümsüz varlık; şöhreti devam eden kimse; coğ. ilâhlar; çoğ.,the ile Fransız Akademisi üyeleri. immortal'ity i. ebedilik, olümsüzlük. immortally z. ebedi olarak, ölümsüz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ebedileştirmek, ölümsüzleştirmek; ebedi şöhrete nail etmek, unutulmaz hale getirmek. immortaliza'tion i ebedileştirme, ölümsüzleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kımıldamaz, yerin den oynamaz, sabit; değışmez; kolay etkilenmez; huk. gayri menkul. immovably z. kımıldanmadan, değişmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sevgili, sevilen kadın; aşık kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rahatsız etmek, zahmet vermek, taciz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahatsız, kullanışsız, elverişli olmayan; zahmetli, işe yaramaz; sıkışık. incommodiously z. elverişli olmayarak, kullamşslz bir sekilde. incommodiousness i. elverişsizlik, kulIanışlı olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanıtlanamayan, açıklanamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adı kötüye çıkmış; rezil, kepaze; ayıp, çok çirkin. infamously z. rezaletle, rezilcesine. infamousness i. rezillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyumlu olmayan, uyumsuz, ahenksiz; müzik yöntemine aykırı, kötü sesli. inharmoniously z. uyumsuz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. hatırasına, anısına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en içeride olan, dahili, deruni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yenilemez, geçilemez, başa çıkılmaz, üstün gelinemez. insurmountably z. yenilemeyecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) molekül içinde bulunan veya meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ipomia, gündüzsefası, çalapa, (bot.) Ipomoea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.) demir eşya satıcısı, hırdavatçı, nalbur. ironmon- gery (i.) demir eşya, demir eşya satıcılığı, demir eşya satan dükkân.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sabit; azlolunamaz, yerinden atılamaz. irremovably (z.) sabit bir şekilde; azlolunamaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). T. Kürek takılmak üzere kayık ve sandalın yan kenarına dikine sokulmuş tahta çivi. 2.Bir cins küçük balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thole. rib of a ship. oarlock. tholepin. rowlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kalite ve dosya boyutunu en iyi hale getirmek için sensörden gelen sinyalleri bellek kartına saklamadan önce işleyen, fotoğraf makinesinin içindeki dijital devre.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) izomorf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (kim.), (biyol.) eşbiçimli, izomorf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sinirlerde beliren gerginlik ve titreme.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. isomorphe

kim. eş biçim

Başka bir şeyin biçim veya yapı bakımından aynısı olan şey.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. isomorphique

kim. eş biçimli

Biçim, yapı bakımından birbirinin benzeri veya aynısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isomorphic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. isomorphisme

hay. b., kim. ve mat. eş biçimlilik

1. hay. b. Organizmada çeşitli soylardan ileri gelen benzerlik.

2.kim. Benzer yapıda olan maddeler arasındaki billurlaşma benzerliği. 3.mat. İki matematik kümesi arasında benzerlik bağıntısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. géomorphologue

yüzey bilimci

Yüzey bilimi ile uğraşan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Yeryüzüne ait dış görünüm şekillerini (düzlük, çukurluk, girintili çıkıntılı yapı, vb.) niteleyen bir terimdir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géomorphologie

yüzey bilimi

Yeryüzü engebelerini ve aşınma ile ilgili gelişimleri inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fosil yakıtların yeterince hava ile yanmamasından oluşan, gözle görülmeyen, tatsız, kokusuz ve son derece zehirli bir gaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bazı bakteriler, güneş ışınları olmadan, inorganik maddeleri oksitlemek suretiyle, kendileri için gerekli, enerji bakımından zengin organik maddeleri elde ederler. Buna kemosentez denir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. chimiothérapie

tıp kimyasal tedavi

Hastalıkların kimyasal maddelerle tedavi edilmesi yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kesme Modu ile Kayıt Yapma, ayrı ayrı fotoğraflardan animasyonlu bir film yapılmasında kullanılır. Bu sayede çizgi filmler ya da duraklamalı oynatılan animasyonlar yaratılabilir. Her kesmeden 5 çerçeve (saniyenin 1/5’i) kaydedilir

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Japonca). Geniş kollu bir sabahlık çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kimono.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of loose robe or gown tied with a sash, worn as an outer garment by Japanese men and women.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A similar gown worn as a dressing gown by women of Western nations. a loose robe; imitated from robes originally worn by Japanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kimono.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a long robe with wide sleeves traditionally worn with a broad sash as an outer garment by the Japanese; a loose dressing gown or jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A long robe with wide sleeves traditionally worn with a broad sash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Japanese coat like garment, Obi sash belted with long wide rectangular sleeves Fabrics used are often luxurious and highly decorated examples.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The undergarment worn beneath robes. the full-length, robe-like, traditional Japanese garment, worn mostly by women in the Meiji era.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kimono is a traditional style of Japanese garment The style of the kimono worn depends on the wearer's age and the season or occasion Men wear kimono similar in cut to those worn by women but they are usually made of solid dark colors. a loose robe; imi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun Japon entarisi, kimono.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. Y. Fr. T.) (musiki). Türk musikisinde sesi bir koma nlsbetinde pestleştlren bemol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çekmecell çamaşır dolabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Karyolanın yanına konulan küçük dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureau. bedside table. commode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commode. bedstand. nightstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Sunda adalarında yaşayan ve üç metre boyundaki dünyanın en iri kertenkelesi, (zool.) Varanus komodensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ing. denizcilik). Tuğamiral selâhiyetinl haiz deniz subayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kâinat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. astronomi). Gök cisimlerinin teşekkülünü tek tek veya bütün olarak inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cosmogonie

fel. evren doğumu

Evrenin oluşumu, kökeni, doğuşu ve yaradılışı ile ilgili kuram.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y. = Alemin yazılıp anlatılması). Gök cisimlerinden ve arz’ın yerinden, hareketinden bahseden ilim, hey’et (astronomi ile hemen hemen aynı mânâdadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. V. Fr.). Kâinatı idare eden kanunlar ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cosmologie

uzay bilimi

Uzayı yöneten genel yasalar bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cosmologique

uzay bilimsel

Uzay bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Astronot, feza pilotu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Rus.

gök b. uzay adamı

Uzay gemisini uzayda yöneten kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ).

1.Kendini dünya vatandaşı gören, her yabancı şeye karşı alâka gösteren, milliyet duygularından mahrum kimse.

2.Çeşitli milletten insanları içine alan: Hong-Kong kozmopolit bir şehirdir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmopolite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmopolitan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmopolitan. composed of diverse people. person who reckons himself a citizen of the world. cosmopolite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Kâinat ve kanunları.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cosmos

gök b. evren

Gök varlıklarının bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmos. creation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Muhtelif renkler taşıyan kromatofor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. astronomi). Renkküre.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. chromosphère

gök b. renk yuvarı

Güneş’in ışık yuvarını saran, yaklaşık 10.000 kilometre kalınlığındaki atmosfer katmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Karyokinez yoluyla çoğalan hücrelerde kromatin ipliklerinin iki kısma ayrılacakları sırada aldıkları kısa, ucu kıvrık çubuk biçimi: İnsan hücresindeki kromozom sayısı 24 çifttir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chromosome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chromosome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Fr.) (musiki). Türk musikisinde 5 koma değerindeki bemol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, dokunulduğu zaman yaprakları pörsüyen bir bitki (Lat. mimosa pudica).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) insan vücudunda kan dolaşımı ve solunum hareketleri gibi dalgalı titreşimleri ölçme aleti, kimograf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gözü yaşlı, çok ağlayan; göz yaşartıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Bir musiki parçasında, belirli bir şeyi işaret etmek üzere tekrarlanan nağme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -tif i., müz. bir opera veya müzik parçasında zaman zaman tekrarlanan nağme, kılavuz motif, ana motif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. limon; limon ağacı, bot. Citrus limon; argo değersiz kimse veya şey. lemon balm oğulotu, bot Melissa offi cinalis lemon drop limon şekeri. lemon peel limon kabuğu. lemon pudding limonlu puding. lemon squash İng. limonata. lemon verbena limon otu,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca). Turunçgillerden portakala benzer sarı meyve ki, yemeklere konur ve limonata ismiyle şurubu yapılır: Limon sıkmak. Limon ağacı = Bu meyveyi veren ağaç. Tatlı limon = Ekşi olmayan cinsi. Limon gibi = Pek sarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon. lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lemon): Limonağacının açık sarı renkli, yumurta biçiminde, kabuğu güzel kokulu, suyu ekşi olan meyvesidir. Kabuklarından limon esansı çıkarılır. C vitamini, şeker, müsilaj, sitrik asit ve tuzları bakımından zengindir. Kullanıldığı yerler: Ateşi ve tansiyonu düşürür. Kanı temizler. Susuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve romatizmada faydalıdır. Gribin çabuk atlatılmasını sağlar. Mide, bağırsak ve idraryollarındaki mikropları öldürür. Gıda zehirlenmesini önler. İdrar söktürür. Böbrek ve mesane kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Yüzdeki sivilceleri geçirir. Cildin güzelleşmesini sağlar. Karaciğer hastalıklarında faydalıdır. Dişleri beyazlatır ve diş etlerini kuvvetlendirir. Nezlede şikayetleri geçirir. Skorbüt hastalığında faydalıdır. Boğaz ve bademcik iltihaplarının giderir. İshali keser. Kansızlığı önler. Fazla aybaşı kanamasını önler. Nasırları söker. Mide ağrılarını dindirir. Baş ağrılarını ve vücut ağrılarını keser. Yüz çillerinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon peel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon peel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su ve şekerle karışık limon suyundan ibaret şerbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. lemon squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. still lemon drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. sangria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. lemon squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. still lemon drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. sangria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limonata denilen limon şerbetini yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limon renginde, açık ve az yeşile çalar sarı: Limonî renk: Limonî güzel bir renktir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Tabiî hidratlı demir oksidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i,). Limonla terbiye olunmuş, limon koyarak tatlandırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıştrr limon ve portakal ağaçlarını ve ona benzer ağaç ve çiçekleri barındırmaya mahsus ılıkça camekân, ser: Bu bahçeye bir limonluk lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatory. greenhouse. hothouse. lemon squeezer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greenhouse. cold frame. conservatory. forcing- house. green house. hothouse. winter garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limon asidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kupa arabası gibi üstü kapalı otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hareket; bir yerden bir yere gidip gelme veya gezme hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. harekete ait; hareket edebilen; i. lokomotif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. hareket intizamsızlığı, ataksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tekerlekleri vasıtasıyla istenilen yere çekilebilen buhar makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demiryolu taşıtlarını çekmekte kullanılan, buhar, elektirik veya akaryakıt enerjisiyle çalışan tekerlekli makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. locomotive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locomotive. railway engine. iron horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Ticaret gemilerinde tayfaların başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boatswain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boatswain. leading seaman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boatswain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boatswain. leading seaman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

‘Uzun Oynatma Modu, aynı miktarda veriyi kaydetmek için daha az kaset kullanır

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili aptal veya bön kimse, ahmak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. protein veya kauçukta olduğu gibi çok büyük molekül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. s., Fr. mesdemoiselles) evlenmemiş Fransız kadını, matmazel; Fransız mürebbiye veya kız öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek ruhlu, alicenap, yüce gönüllü, asil tabiatlı. magnanimity i. alicenaplık. magnanimously z. cömertçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. mos) saray veya malikânede vekilharç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek meme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanı kötü yola sevkeden servet ve mal; hırs, ihtiras; b.h. hırs veya servet tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. mamut; s. gayet iri, dev gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Manuel mod, fotoğraf makinesinin diyafram açıklığı ve enstantane ayarları üzerinde tam kontrole sahip olmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mermere benzer, mermere ait, mermerden yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipek maymun, Orta ve Güney Amerika'da bulunan ufak bir maymun, zool. Callithrix jacchus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dağ sıçanı, bobak, zool. Marmota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Deniz kirliliğini izleme programı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evlenmeye ait. matrimonially z. evlenmeye ait; evlenme suretiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evlenme, izdivaç, evlilik; evlenme merasimi; bir kâğıt oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. samimiyetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kısa not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyografi; inceleme yazısı, rapor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hatıralar; bir cemiyetin veya şirketin tutanakları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. hatırlanmaya değer şeyler; böyle şeylerin kaydı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hatırlanmaya değer, anılmaya layık. memorably z. hatırlanacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L.). Muhtıra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorandum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A record of something which it is desired to remember; a note to help the memory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A brief or informal note in writing of some transaction, or an outline of an intended instrument; an instrument drawn up in a brief and compendious form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a written proposal or reminder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sometimes also referred to as a 'Bidder Acknowledgment,' or 'Broker Acknowledgment,' the memorandum is signed by those parties either on the auction floor or in the contract room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Memorandum title is a nonnegotiable title issued when you bring a vehicle from out-of-state, have a lien on the vehicle and your lienholder has possession of your out-of-state title A Memorandum title is not valid unless accompanied by the previous out-

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A written communication much like a letter but having no salutation or complimentary ending Usually used within or between offices of the same organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sometimes also referred to as a 'Bidder Acknowledgment' or 'Broker Acknowledgment', the memorandum is signed by those parties either on the auction floor or in the contract room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An informal note or instrument embodying something the parties desire to have in written evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Memorandum of Association of an IBC, equivalent to articles of incorporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

OF TRUST A document, usually recorded, which shows that a trust has been created, names the TRUSTEES and successor trustees, and states their powers, and lists the property subject to the trust It is sometimes called a Certificate of Trust. 1 An informal

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Document setting out main objects of the company and its powers to act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorandum , minute , note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -da, -dums) ileride hatırlanması için yazılan kısa not; muhtıra; not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hatırlatıcı; hatırda tutulmuş; i. herhangi bir şeyi anmak için yapılan şey veya merasim; amt, abide; muhtıra, tezkere, önerge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. takdirle anmak; anma töreni yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ezberlemek, ezbere öğrenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafıza, hafıza kuvveti, bellek, anlak, zihin, hatır; olayları hatırlanan zaman müddeti; hatırlanan şey: hatıra, andaç. in memory of hatırasına, anısına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Son derece küçük Memory Stick PRO-Duo, dosyaların yüksek hızlı aktarımını ve anında kayıttan çalmayı destekleyen bir medya aygıtıdır. Dosyaları bir bilgisayar veya dizüstünden diğerine aktarmaya ek olarak, Memory Stick PRO-Duo cep tipi dijital fotoğraf makineleri, PSP® avuç içi oyun konsolları ve cep telefonlarıyla kullanmak için mükemmeldir. 16 GB’ye varan depolama kapasitesi seçenekleriyle, müzik, video ve oyunlardan dijital fotoğraf makinelerine ve büyük belgelere kadar beğendiğiniz dosyaları hızlı ve kolay bir şekilde aktarabilirsiniz. Memory Stick PRO-Duo’nuzu takın, dosyaları sürükleyip bırakın ve yola koyulun.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek kapasite ve yüksek hızlı çıkarılabilir bellek formatı ile büyük fotoğraf, video ve diğer dosyalarınız için ideal. Memory Stick PRO™ aygıtları ile uyumludur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Cyber-shot® fotoğraf makinesi, dijital fotoğraflar ve MPEG filmler için 1 GB’a varan alan sağlayan Memory Stick PRO™’yu, isteğe bağlı bir depolama ortamı olarak kullanabilirler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Her türlü dijital veri için gelecek sistemlerle uyumluluğu garantili, kompakt ve elverişli bir veri depolama birimidir (Flash bellek).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çıkarılabilir Memory Stick™’den daha küçük olan Memory Stick™ DUO, genellikle boyut ve ağırlığı minimumda tutmanın öneminin arttığı cep telefonlarında, fotoğraf makinelerinde ve diğer taşınabilir cihazlarda kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MemorystickPRO Duo ve kart okuyucu arasında veri aktarımı gerçekleştirmek amacıyla kullanılır. Hafıza kartı adaptörün içine yerleştirilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Boyut açısından diğer memorysticklere göre çok daha küçük tasarlanmıştır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MemoryStick PRO, gerçek zamanlı DVD kalitesindeki videoları kaydetmek ve oynatmak için geliştirilmiş bir hafıza kartıdır. MemoryStick’e göre kapasitesi daha fazladır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Memory Stick PRO’nun yarısı kadar bir boyutta ve aynı yüksek hızda veri transfer imkanını sunan hafıza kartıdır.

Teknolojik Terim by

Şifalı Bitki

(): (mübarekotu): Gülgiller familyasından; Doğu, Güney ve Karadeniz bölgeleri ile İstanbul çevresinde yetişen bir bitki türüdür. Kullanıldığı yerler: Yaprakları ve kökü kuvvet verici olarak kullanılır. İshali keser.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr., çoğ. (tek. mademoiselle) genç kızlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. sıvı ile billur arasında bir halde olan; adale ve kemikleri çok gelişmiş (insan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métamorphisme

jeol. başkalaşım

Bir kütlenin fiziki ve kimyasal özelliklerinin değişmesi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. métamorphose

biy. başkalaşma

Embriyo evresinden ergin olana değin bir hayvanın geçirdiği biçim ve yapı değişimleri.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başkalaşan, başkalaşım geçiren. metamorphism i. başkalaşım, başkalaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkalaştırmak; başkalaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -ses) i. şekil değişimi; tamamen değişme (gaye, durum, benlik); değişen şey veya kimse; biyol. başkalaşım, başkalaşma; tıb. dokularda oluşan anormal değişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Telif hakkı korumalı müziklerin saklanması ve çalınmasıyla ilgili SDMI (Secure Digital Music Initiative) gereklerini yerine getiren bir Memory Stick™.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Miki Fare; A.B.D., (argo) hava cıva şey; karışlk durum; çok kolay ders; basit, kolay, önemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en ortadaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en orta yerdeki, tam ortadaki; orta yere yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mimoza, küstümotu, bot. Mimosa pudica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. botanik). Baklagillerden, bir süs bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mimosa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acacia. delicate bloom. mimosa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Lat.) (Kadın İsmi) - Baklagillerden ince ve san yapraklı çiçek açan bir cins süs bitkisi, küstümotu.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

MMC hafıza kartlarından boyut olarak daha küçük ancak özellik olarak daha geliştirilmiş kartlardır. Düşük voltaj ve yüksek veri transferi için tasarlanmıştır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i.hafızaya yardımı olan, hafızayı kuvvetlendiren; hafızaya ait; i. hatırlatıcı ipucu. mnemonics i. hafızayı kuvvetlendirme usulü, hafızayı terbiye ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Hafızayı geliştirme sanatı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. moa, Yeni Zeland'a mahsus devekuşuna benzer türu tükenmiş bir kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. inlemek, figan etmek; i. inilti, inleme, figan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kale hendeği; f. etrafna böyle hendek çevirmek. moated s. hendekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-bed, -bing) insan kalabalığı, izdiham; ayaktakımı, avam; k.dili gangsterler çetesi: f. güruh halinde saldırmak, kitle halinde hücum etmek; merakla etrafını sarmak; yığılmak. mob law halk tarafından yürütülen kanun, linç kanunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dengede hareket düzeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yer değiştirebilen, devingen, serbest hareket eden; akışkan; kolay değişen (çehre); değişken, kararsız (fikir); ask. seyyar (ordu). mobile home araba ile çekilebilen tekerlekli ev. mobility i. devingenlik; değişkenlik; akışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mobilisé

hareketli

Hareketi olan, yer değiştirebilen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To put in a state of readiness for active service in war, as an army corps. cause to move around; 'circulate a rumor' make ready for action or use; 'marshal resources' get ready for war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make ready for action or use; 'marshal resources'. call to arms; of military personnel. get ready for war. cause to move around; 'circulate a rumor'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. seferber etmek, silah altına almak, harekete getirmek mobilization ; seferberlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). Döşeme eşyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furniture. furnishings. fitment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furniture. appointments. furnishing. furnishings. piece of furniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker of furniture. seller of furniture. furniture shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of furniture. furniture store. furnisher. furniture dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling furniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished. provided with furniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfurnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfurnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. avamtakımı yönetimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo gangster.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kamping, kamp yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mokasen, Amerika yerlilerine mahsus çarık; Amerikanın güney eyaletlerine mahsus çok zehirli ve koyu renkli bir su yılanı, zool. Agkistrodon piscivorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yemen'de Moha limanl; k.h. Yemen kahvesi; çikolata ve kahve karışımı ile yapılmış veya kahveli bir tat verici; bir çesit yumuşak koyun derisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. alay, istihza, eğlenme; taklit şey, sahte şey; alay edilecek şey, maskarallk; s. sahte, kalp, taklit. mock orange ful, ağaç fulü, bot. Philadelphus cotonarius. mock sun güneşe yakın ve karşı tarafta görulen güneş aksı yalancı güneş. mock turtl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. alay etmek, istihza etmek, eğlenmek; hakir görmek; aldatmak; taklidini yapmak; alay için taklit etmek. mockingly z .alay ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istihza; alay, alay edilecek şey; taklit, alay manasında taklit, alay manasında taklitçilik; manasız iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. destansı taşlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alaycı kuş, zool. Mimus polyglottos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Batı musikisindekl iki makamdan (majör ve minör) her biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., argo şık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. moderate, modern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. mode). Yürürlükte olan tarz ve biçim: Gençler yeni modaya rağbet ederler. Modaya uygun ve tâbî olan: Bu kumaş, bu biçim şimdi pek modadır; yeni moda bir elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy. fashionable. in. with it. trendy. in the fashion. fashion. vogue. mode. style. craze. the done thing. go. rage. ton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craze. cult. fashion. fashionable. groovy. in. modish. rage. style. stylish. trend. vogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion. fashionable. style. vogue. fad. popular. stylish. to get / to go / to grow out of fashion. all the go. all the rage. in fashion. mode. thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stylist. couturier. fashion designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion designer. couturier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion desin. couture. fancy business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şekle ait; şekilden ibaret; müz. makama ait; gram. kiplere ait; istatistik en sık görülen (değer), tipik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şekil, usul, tarz; man. bir önermenin gerekliliğini, imkân veya imkansızlığını ifade eden hal; tıb tedavi usulü veya cihazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquated. archaic. corny. dated. obsolete. out. outdated. outmoded. outworn. superannuated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion. outdated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a la mode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashionable. modish. sleek. stylish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion look. chic. conformity to fashion. dressy. elegant. all the kick. modish. posh. ritzy. snappy. stylish. swagger. swish. switched on. trendy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. makam; gram. kip; man. bir önerme veya karşılaştırmanın şekli; usul, tarz, üslup, şekil; moda; istatistik en çok elde edilen değer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. modele). Nümûne, örnek, meşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model. Örnek olan. numune. Örnek. kalip. manken. ÖrneĞe gÖre yapmak. model yapmak. modellİk etmek. kalibini Çikarmak. bİÇİmlendİrmek. pattern. sample. specimen. templet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A miniature representation of a thing, with the several parts in due proportion; sometimes, a facsimile of the same size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something intended to serve, or that may serve, as a pattern of something to be made; a material representation or embodiment of an ideal; sometimes, a drawing; a plan; as, the clay model of a sculpture; the inventor's model of a machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything which serves, or may serve, as an example for imitation; as, a government formed on the model of the American constitution; a model of eloquence, virtue, or behavior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That by which a thing is to be measured; standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any copy, or resemblance, more or less exact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who poses as a pattern to an artist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Suitable to be taken as a model or pattern; as, a model house; a model husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To plan or form after a pattern; to form in model; to form a model or pattern for; to shape; to mold; to fashion; as, to model a house or a government; to model an edifice according to the plan delineated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make a copy or a pattern; to design or imitate forms; as, to model in wax. the act of representing something representation of something a type of product; 'his car was an old model' a simplified description of a complex entity or process; 'the compute

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model. pattern. sample. specimen. template. type. form. design. norm. examplar. archetype. mold. mould. make. copy. standard. templet. example. emblem. sampler. fashion plate. former. mannequin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a simplified description of a complex entity or process; 'the computer program was based on a model of the circulatory and respiratory systems'. a type of product; 'his car was an old model'. a person who poses for a photographer or painter or sculptor; '

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A representation of a set of components of a process, system, or subject area, generally developed for understanding, analysis, improvement, and/or replacement of the process [GAO] A representation of information, activities, relationships, and constraint

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A quantitative representation of the relationships among the entities in a system, often used to make predictions about the system For example, scientists at the HBEF have developed models to predict how future pollution levels may affect stream acidity T

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An important function of data mining is the production of a model A model can be descriptive or predictive A descriptive model helps in understanding underlying processes or behavior For example, an association model describes consumer behavior A predicti

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A model is the actual data representation for the information at hand Examples are the structural model and the style model representing the parse structure and the style information associated with a document The model might be a tree, or a directed grap

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An interpretation in which expressions of interest to us come out true for that interpretation See interpretation; isomorphism of models; true for an interpretation Cardinality of a model The cardinality of the domain of the model See domain Model of a wf

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A visual, mathematical, or three-dimensional representation in detail of an object or design, often smaller than the original A model is often used to test ideas, make changes to a design, and to learn more about what would happen to a similar, real objec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A system of postulates, data, and inferences presented as a mathematical description of a phenomenon such as an actual system or process The actual phenomenon is represented by the model in order to explain it, to predict it, and to control it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A representation of a process or system that can be controlled to demonstrate the effects that various actions will have on the process or system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prototype or surrogate of a complex situation It can be a physical model, such as an architectural model of urban design, or a mathematical model of interactions of many variables It is used in simulations for relating various components together or can

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mathematical and geometric projection of activity and the interactions in the transportation system in an area This projection must be able to be evaluated according to a given set of criteria which might include land use, economics, social values, and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mathematical formula designed to price an option as a function of certain variables - generally stock price, striking price, volatility, time to expiration, dividends to be paid, and the current risk-free interest rate The Black-Scholes model is one of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A circulation model is any mathematical simulation used to forecast overall financials and circulation levels or revenue Although most modeling today is done with computers, some companies still work models manually, with spreadsheets List modeling is the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In fisheries science, a description of something that cannot be directly observed Often a set of equations and data used to make estimates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A graphical representation of the thing that is to be made, modified, or understood Some of such things cannot be actually observed and felt until they are built while some others cannot be easily understood without the models A preliminary design work th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A model is a particular case of the Modeling Relation which commutes That is it is a successful encoding of a percept into a formal system, the use of that formal system to 'explain' the causal event in the real world, and a decoding back to the real worl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An interpretation in which expressions of interest to us come out true for that interpretation See interpretation; isomorphism of models; true for an interpretation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An analytical tool used by transportation planners to assist in making forecasts of land use, economic activity, travel activity and their effects on the quality of resources such as land, air and water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A system that describes or predicts an associated process based on the definition of variables, rules and equations A properly-defined model enables analyzing the possible effects of changes in the underlying process based on changes in the model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object that defines, in Entity-Relationship terms, the mapping between enterprise object classes and the database schema This definition is typically stored in a file created with the EOModeler application A model also includes the information needed t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. örnek, model, numune; kalıp, şekil; resim, plan; örnek tutulacak kimse; manken; s. numune veya model olan; örnek tutulmaya lâyık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed, -ing veya -led,-ling) örneğe göre yapmak; model yapmak; biçimlendirmek; defile yapmak; üç boyutlu görünümü vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modelage

oylumlama

Kil, bal mumu gibi kolayca biçimlendirilebilen maddeleri, yapılacak heykellere model hazırlamak üzere hacimli olarak biçimlendirme, taslak yapma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Kil ya da balmumu gibi yoğrulabilen malzemelerle üç boyutlu plastik biçim oluşturma anlamına gelir. Bu biçim, heykel yapımında döküm ya da model için kullanılabileceği gibi, sanatsal bir ürün olarak da değerlendirilebilir. Terim resim, çizim ve fotoğrafçılıkta ışık, ton karşıtlığı, renk ve perspektif denetimiyle iki boyutlu biçimlere gerçekteki üç boyutluluk yanılsamasını kazandırmak için yapılan uygulamayı karşılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model maker. dress designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer. styler. dress designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha düşük güçle kesikli flaş. Çekim ayarları yaparken flaş konumunu doğrulamak için kullanılır ve gölgelerin nesne üzerinde düşeceği konumu belirlemede yardımcı olur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modeling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting as a model for an artist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mo(dulateur) dem(odulateur)

bl. çevirge

Bilgisayar verilerini telefon hattı vb. iletişim hatları üzerinden gönderen elektronik araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic equipment consisting of a device used to connect computers by a telephone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modulator-demodulator - a device or program that enables a computer to transmit data over analogue telephone lines Computer information is stored digitally, whereas information transmitted over telephone lines is transmitted in the form of analogue waves

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for modulator/de-modulator A hardware device that allows a computer to transmit and receive information over telephone lines A modem converts digital data from computers into analog data that can be transmitted over the telephone lines Traditional

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modulator/demodulator: a device, which allows computers to communicate over telephone lines by converting digital signals to analog, and vice versa When you dial in to SBC Yahoo!, your modem is actually placing a telephone call to our POP Modems can be ei

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A modem converts digital signals from a computer or other digital device to analog signals for transmission over PSTN lines It converts incoming analog signals back to digital signals for the receiving computer or other digital device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows computers to communicate with each other over telephone lines or other delivery systems by changing digital signals to telephone signals for transmission and then back to digital signals Modems come in different speeds: the higher the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hardware device that allows computers to communicate with each other by transmitting signals over telephone lines, enabling what is called 'dial-up access ' Modems come in different speeds The higher the speed, the faster the data are transmitted The fa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MOdulator/DEModulator A device that converts between digital signals from the computer and analog signals for communication over a telephone line. modulator/demodulator, a device that can convert digital signals from a computer into analog sound signals f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MOdulator/DEModulator Equipment that converts digital signals to analog signals and vice versa Modems are used to send data signals over the telephone network, which is usually analog The modem modulates the 1s and 0s into tones that can be carried by the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A MOdulator/DEModulator A device that can encode digital signals from a computer into analog signals that can be transmitted over analog lines, and vice versa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A communications device that enables a computer to transmit information over a standard telephone line, and the most common way for people to connect to the Internet There are two modems involved in making a connection: one that connects the user's comput

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that enables a computer to transmit information over a standard telephone line Modems can transmit at different speeds or data transfer rates See also baud rate, bps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MOdulator, DEModulator A device that you connect to your computer and to a phone line, that allows the computer to talk to other computers through the phone system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A modem allows two computers to communicate over ordinary phone lines It derives its name from modulate / demodulate, the process by which it converts digital computer data back and forth for use with an analog phone line. - Devices that convert digital a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for modulator-demodulator A modem is a device or program that enables a computer to transmit data over telephone lines Computer information is stored digitally, whereas information transmitted over telephone lines is transmitted in the form of ana

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That thing that made all those horrible bleeping noises when you logged in to read this Short for modulator/demodulator: a device that converts data between digital and analogue formats Computers 'think' digitally, but telephone lines 'talk' in analogue,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for modulator-demodulator A device or application that permit a computer to transmit data over telephone lines by converting digital data to an analog signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device allowing computers to communicate over telephone lines Acronym for MODulate-DEModulate, meaning that analog information is modulated to digital information and vice versa The current generation of modems is Hays-compatible, operates at 56KB/sec,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that connects your computer to other computers via phone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that enables a user to dial into another computer via telephone lines to send and receive data The most common use of modems is for dialing into an Internet service provider to access the Internet or World Wide Web, though they can also be used t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modulator/demodulator A device connected between a computer and a telephone line It consists of a modulator that converts digital computer signals into audio signals for transmission over the telephone line and a corresponding demodulator to convert the i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ılımlı, mutedil; orta, ikisi ortası; i. ılımlı kimse. moderately z. mutedil olarak, ılımlı olarak; az çok. moderateness i. ılımlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yatıştırmak, itidale getirmek, yumuşatmak; yatışmak, yumuşamak; azaltmak, hafifletmek; başkanlık etmek, idare etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ılımlılık, itidal; insaf. in moderation ifrata gitmeden, aşırılığa kaçmadan, itidalle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderato.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

With a moderate degree of quickness; moderately. moderate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderate speed. A tempo direction indicating a moderate pace Also used with other directions, as in allegro moderato, meaning 'moderately fast'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderate tempo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It : 'moderately' Often used together with other tempo markings, such as 'andante moderato' and 'allegro moderato'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderately, in a moderate time [back].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tempo marking meaning moderate [Tempo Notation].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderately, in moderate tempo Faster than Andante, slower than Allegro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the classical tempo markings, referring to a medium tempo. moderate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., it., müz. moderato.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatıştıran kimse; toplantı başkanı; fiz. yavaşlatıcı madde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçinde yaşanılan zamana uygun, asrt.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moderne

çağdaş

Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modern. new. advanced. contemporary. in the groove. groovy. hip. latterday. neoteric. streamlined. up-to-date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporary. futuristic. modern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the present time, or time not long past; late; not ancient or remote in past time; of recent period; as, modern days, ages, or time; modern authors; modern fashions; modern taste; modern practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

New and common; trite; commonplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person of modern times; opposed to ancient. a typeface distinguished by regular shape and hairline serifs and heavy downstrokes a contemporary person characteristic of present-day art and music and literature and architecture used of a living language;

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a contemporary person. a typeface distinguished by regular shape and hairline serifs and heavy downstrokes. belonging to the modern era; since the Middle Ages; 'modern art'; 'modern furniture'; 'modern history'; 'totem poles are modern rather than prehist

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music written in the 20th century, or contemporary music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music written in the 20th century or contempory music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Clean, architectural and streamlined 20th century furniture with roots in the German Bauhaus School of architecture and Scandinavian design Sometimes known as International Style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Clean, architectural and streamlined 20th century furniture with roots in the German Bauhaus School of architecture and Scandinavian design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Displaying design characteristics from the late eighteenth century, modern typefaces have an extreme variation between thick and thin strokes, narrow, straight-sided counters, a vertical curve stress; and straight, unbracketed serifs. for philosophical pu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Academy's modern classes incorporate traditional Martha Graham technique with Alvin Ailey, Paul Taylor and Humphrey-Limon styles Other styles included in advanced levels of training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also called 'modernist ' In the context of a postmodern vocabulary, the 'modern' does not mean 'contemporary ' In fact, the 'modern' or 'modernism' is seen as out-of-date The 'modern' is understood to have emerged during the 18th century Enlightenment whe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dolls made that are less that 25 years old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Items released since the action figure relaunch in 1995. something which is up to date or fashionable made of new materials or designs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As mentioned in the above Collectible definition, dolls made within the last 25 years are considered to be modern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to recent times or the present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In art, styles that are cut from the past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fashion , fashionable , fashionably , modern , modernistic , modernly , present-day , up-to-date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çağdaş, yeni, asri, çağcıl, modern; i. çağcıl kimse, modern kimse. modernism i. çağcıllık, modernlik; yenilik. modernist i. yenilik taraftarı. moder'nity i. yenilik; çağcıllık. modernize f. modernleştirmek, yenileştirmek. modernness i. modernl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.) (musiki). Üçlülere dayanan klasik armoni kaidelerine uymayan yeni armoni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.) (musiki). Klasik kontrpuan kaidelerine uymayan yeni kontrpuan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Ar. T.) (musiki). Klasik musiki kaidelerine uymayan yeni musiki akımları (batı san’at mukişinde).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who admires the moderns, or their ways and fashions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An advocate of the teaching of modern subjects, as modern languages, in preference to the ancient classics. an artist who makes a deliberate break with previous styles of or relating to modernism; 'modernist paintings'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an artist who makes a deliberate break with previous styles. of or relating to modernism; 'modernist paintings'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modernisation

çağdaşlaşma

Çağdaşlaşmak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To render modern; to adapt to modern person or things; to cause to conform to recent or present usage or taste. become technologically advanced; 'Many countries in Asia are now developing at a very fast pace'; 'Viet Nam is modernizing rapidly'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make repairs or adjustments to; 'You should overhaul your car engine'. become technologically advanced; 'Many countries in Asia are now developing at a very fast pace'; 'Viet Nam is modernizing rapidly'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modernisme

çağdaşlık

Çağdaş olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alçak gönüllü, mutevazı; gösterişsiz; ılımlı; tutarlı; namuslu, iffetli. modestly z. tevazu ile, gösterişsizce. modesty i. alçak gönüllülük, tevazu; iffet; ılımlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. az miktar, nebze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tadil, biraz değiştirme, degişiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değiştiren şey; gram. niteleyen kelime veya deyim, tamlayıcı kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modification

biy. değişke

Her canlıda dış etkilerle ortaya çıkabilen, kalıtımla ilgili olmayan değişiklik.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .tadil etmek, tebdil etmek, bir şeyde değişiklik yapmak, biraz değiştirmek; ılımlı yapmak, azaltmak, hafifletmek; gram. nitelendirmek, nitelemek, tamlamak. modifiable s. değiştirilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Korint mimarisinde korniş çıkıntısı altına gelen destek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. modaya uygun, son model. modishly z. modaya uygun olarak. modishness i. modaya uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın terzisi veya şapkacısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimde gölgeleri, gölgelemeyi ve ışıklı noktaları kullanarak; biçimlerin gerçek oldukları ve hacme sahip oldukları yanılsamasını sağlama tekniği.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. module

parça

Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

module. modulus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

module.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

module.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. modül gibi; modülle yapılmış, modüle ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Geçki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. konuşma ve şarkı söylemede ses perdesini icabına göre değiştirmek; yumuşatmak, hafifleştirmek, tatlılaştırmak (ses); makam ile söylemek; radyo modüle etmek. modula'tion i. tadil, hafifletme, hafifleme; müz. modülasyon, geçiş; fiz., radyo taşıyıcı bi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikyas, çap, miyar; ölçü esası; kompütör veya diğer makinalarda standart kısım; bir feza gemisinin her bir kısmı. moon-landing module aya iniş kapsülu, ay modülü. reentry module dünyaya dönüş kapsülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modulaire

parçalı

Mobilyacılıkta, parçalara ayrılarak yeniden başka biçimlerde oluşturulabilen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. modül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. modi) usul, tarz. modus operandi icra yolu, hareket tarzı. modus vivendi geçici anlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mogadişu, Somali'nin başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkler’in yakın akrabası sayılan bir Kuzeydoğu Asya kavmi ki, Moğolca konuşur: Moğollar’ın Adetleri; Moğol dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mongolian. mogul. mongol. mogul. mongol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mongol. mongolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mongol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). t. Moğol kavmine ait yahut Moğol dilinde olan: Moğolca söz, yaşayış, yazı.

2.(hi.) Moğol dilinde veya Moğollar’ın tarz ve usûlüne göre: Moğolca söylemek, yazmak, yaşamak. Moğol dili = Moğollar’ın konuştuğu dil ki, TÜrân dillerindendir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mongolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mongolian. the Mogolian language. in Mongolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Moğollar’ın oturduğu ülke ki, bugünkü Moğolistan devleti dışında kuzeyde Rusya’ya ait Buryatlstan ve güneyde Çin’e ait İç Moğolistan’dan ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mongolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mongolia. mongolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Asya’da, Çin ve Rusya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 46 00 Kuzey enlemi, 105 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 1.565 milyon km².

Sınırları: toplam: 8,161.9 km.

sınır komşuları: Çin 4,676.9 km, Rusya 3,485 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Çöl, kıtasal.

Arazi yapısı: Geniş çöl ve yarı çöllükler, çimenlerle kaplı stepler, batı ve güneybatıda dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hoh Nuur 518 m.

en yüksek noktası: Nayramadlin Orgil (Huyten Orgil) 4,374 m.

Doğal kaynakları: Petrol, bakır, molibden, tungsten, fosfat, kalay, nikel, volfram, altın, gümüş, demir.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %5.7.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %81.

Ormanlık arazi: %11.4.

Diğer: %1.9 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 800 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Toz ve kar fırtınaları, otlak ve orman yangınları, kuraklıklar.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,654,999 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.47 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 53.5 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.26 yıl.

Erkeklerde: 62.14 yıl.

Kadınlarda: 66.5 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.39 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Moğol.

Nüfusun etnik dağılımı: Moğol %85, Türk %7, Tungusic %4.6, diğer %3.4 (1998).

Din: Tibet Budist Lamaizm’i %96, Muslüman, Şamanizm ve Hıristiyan %4 (1998).

Diller: Moğolca %90, Türkçe, Rusça (1999).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.

erkekler: %98.

kadınlar: %97.5 (2000).

Yönetimi

Ülke adı: Gelenkes adı: Moğolistan.

yerel adı: Mongol Uls.

Eski adı: Dış Moğolistan.

Yönetim biçimi: Çok Partali Sosyalist Cumhuriyeti.

Başkent: Ulan Batur.

İdari bölümler: 18 bölge ve 3 belediye; Arhan**** Bayanhongor, Bayan-Olgiy, Bulgan, Darhan, Dornod, Dornogovi, Dundgovi, Dzavhan, Erdenet, Govi-Altay, Hentiy, Hovd, Hovsgol, Omnogovi, Ovorhan**** Selenge, Suhbaatar, Tov, Ulaanbaatar, Uvs.

Bağımsızlık günü: 11 Temmuz 1921 (Çin’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü /İhtilal Günü, 11 Temmuz (1921).

Anayasa: 12 Şubat 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ARF (diyalog partneri), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (gözlemci), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fo


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Moğol; k.h. nüfuzlu kimse; yük lokomotifi; s. Moğol the Great Mogul tar. Timur hanedanından Hindistan imparatoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiftik yünü; tiftik yününden yapılan kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Muhammad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mohair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mohair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. on beş rupi kıymetinde eski altın Hint parası, mohur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Portekiz altın parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarım, yarı; parça, kısım, pay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çalışıp didinmek, çok zor işle uğraşmak; i. ağır iş; karışıklık, kargaşa, gürültü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kader, kısmet, baht.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. hareli kumaş, hareli ipek kumaş; hare; s. hareli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nemli, rutubetli; ıslak; sulu, yaşlı (göz). moistness i. nemlilik, rutubet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ıslatmak; ıslanmak, nemlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mocha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağsız modern ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mocassin. moccasin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. i.).

1.İstirahat, yorgunluk alma, nefes alma: Hamal ağır bir yük almış olduğundan üç defa mola verdi. Mola taşı = Hamalların yorgunluk almak için yüklerini dayadıkları taş ki, eskiden sokaklarda yer yer bulunurdu.

2.(denizcilik). Koyuverme, bırakma, gevşetme: İpi, halatı, küreği molal


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. pause. stopover. time-out. slack. breather. bait. baiting. breathing-space. intermission. recess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. pause. stopover. time-out. slack. breather. bait. baiting. breathing-space. intermission. recess. cessation. respite. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Sunfish, 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. rest. pause. resting. recess. parking. breather. halt. stop- over. stopover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

among the largest bony fish; pelagic fish having an oval compressed body with high dorsal and anal fins and caudal fin reduced to a rudder-like lobe; worldwide in warm waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. bir kütlenin bütününe ait; kim bir litrede bir malolan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. öğütücü, çiğneyip parçalayan; i. azıdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Kum ve balçıkla karışık kalker kütlesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (tek, çoğ) melas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ing mould i., f. küf; f küflendirmek; küflenmek, küf bağlamak. moldiness i. küf, küflülük. moldy s. küflü, küf bağlamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

,ing. mould i. bahçivan toprağı, gübreli toprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ing mould i., f. kalıp; genel biçim; ayırt edici özellik; f. şekil vermek, biçimlendirmek; kalıp yapmak; kalıba dökmek; üste oturmak. mold public opinion kamuoyu oluşturmak. molder i. kalıpçı, dökmeci; şekil veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Romanya'da Buğdan eyaleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saban kulağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çürümek, çürüyüp toz haline gelmek; ufalanmak; çürütmek; toz haline koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ing. moulding i. tiriz, pervaz, korniş, silme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moldova. moldovan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a landlocked republic in eastern Europe; formerly a European soviet but achieved independence in 1991.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a landlocked republic in eastern Europe; formerly a European soviet but achieved independence in 1991.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Doğu Avrupa’da, Romanya’nın kuzeydoğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 47 00 Kuzey enlemi, 29 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Doğu Avrupa.

Yüzölçümü: 33,843 km².

Sınırları: toplam: 1,389 km.

sınır komşuları: Romanya 450 km, Ukrayna 939 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Sert olmayan kışlar, sıcak yazlar.

Arazi yapısı: İnişli çıkışlı stepler, Karadeniz’in güneyinde aşamalı yokuşlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Nistru (Dnister) Nehri 2 m.

en yüksek noktası: Dealul Balanesti 430 m.

Doğal kaynakları: Linyit, fosfatlar, alçıtaşı, işlenebilir toprak.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %54.52.

daimi ekinler: %8.81.

Diğer: %36.67 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 3,000 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Toprak kaymaları.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,466,706 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.28 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.23 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 38.38 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 65.65 yıl.

Erkeklerde: 61.61 yıl.

Kadınlarda: 69.88 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.85 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 5,500 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 300 den az (2001 verileri).

Ulus: Moldovalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Moldovalı/Romen %78.2, Ukraynalı %8.4, Rus %5.8, Gagauz %4.4, Bulgar %1.9, diğer %1.3 (2004 verileri).

Din: Doğu Ortodoksları %98, Museviler %1.5, Baptistler %0.5 (2000).

Diller: Moldovaca (resmi), Rusça, Gagauzca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.1.

erkekler: %99.6.

kadınlar: %98.7 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Moldova Cumhuriyeti.

kısa şekli : Moldova.

Yerel tam adı: Republica Moldova.

eski: Moldavia Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Kişinev.

Bağımsızlık günü: 27 Ağustos 1991 (Sovyetler Birliğinden ayrıldı).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 27 Ağustos (1991).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, BIS (Uluslararası İmar Bankası), BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CEI (Orta Avrupa Girişimi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu),Intelsat, Inter


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moldovan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ben, insan vücudunda leke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. gram. molekül, herhangi bir maddenin gramla çarpılan molekül ağır1ığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köstebek, kör sıçan, yer göçkeni, zool. Talpa europaea

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgakıran, mendirek; suni liman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. moleküle ait, moleküllü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tozan, molekül, zerre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köstebeklerin yeraltını oyarak çıkardıkları toprak yığnı, köstebek tepesi; önemsiz şey. make a mountain out of a molehill habbeyi kubbe yapmak, pireyi deve yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Maddenin bütün hususiyetini taşıyan en küçük kısmı. Moleküller atomların birleşmesinden meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molecule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molecule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molecular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köstebek derisi; buna benzer kumaş; çoğ. bu kumaştan yapılmış pantolon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rahatslz etmek; tecavüz etmek. molestation i. tecavüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Senbolü Mo, yoğunluğu 9,01 olan gümüş beyazlığında bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo. gangsterin sevgilisi; orospu, fahişe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mullah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mullah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «Mevlânâ» dan).

1.Osmanlı devrinde Mevleviyyet sahibi, büyük kadı: Mekke, Mısır mollası.

2.Mevleviyyet pâyesinde bulunan ilmiyye mensûbu.

3.Büyük bilgin, hoca: Molla CAmî, Mevlânâ CAmî. Mollay-ı RÜm = Mevlânâ Celâleddin-i RÜmî.

4.Yüksek medrese talebesi: Gel bakalım molla. Molla Bey = Eskiden babası paşa olan yüksek ilmiyye mensuplarına verilen unvan.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yumuşatmak, yatıştırmak, dindirmek, teskin etmek. mollifica'tion i. dindirme, teskin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, mollusc i. yumuşakçalar sınıfından bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. muhallebi çocuğu; kadınımsı erkek; f. üstüne titremek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ammonller ve Fenikelilerin çocuk kurban ettikleri tanrı; k.h. Avustralya'da bulunan üstü dikenli bir kertenkele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

molotofkokteyli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yapıdan artan ve vi ranelerden çıkan ufak taşlar: Yola molo; dökmek.

2.mec. Bir işe yaramaz insan Moloz adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubble. debris. good-for-nothing person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubble. debris (of stone or stonelike material. back fill. ballast. dross. tip. dirt. broken stone. gravel dump. rift. raff. muck. detritus. hard dirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Moloz dökülmüş yer moloz döşenmiş yol.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ing. moult f., i. tüylerini dökmek; deri değiştirmek; i. tüy veya deri dökme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erimiş; eritilmiş madenden yapılmış, dökme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., it., müz. çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. molibden. molybdenite i., min. doğal molibden disülfidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili anne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. fizik). Mekanikte bir merkezin etrafında dönmekte bulunan bir cismin kuvvet miktarı ile bu cismin merkeze olan uzaklık ölçüsünün çarpımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

momentum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A minute portion of time; a point of time; an instant; as, at that very moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Impulsive power; force; momentum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Importance, as in influence or effect; consequence; weight or value; consideration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An essential element; a deciding point, fact, or consideration; an essential or influential circumstance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An infinitesimal change in a varying quantity; an increment or decrement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tendency, or measure of tendency, to produce motion, esp. motion about a fixed point or axis. the n-th moment of a distribution is the expected value of the n-th power of the deviations from a fixed value the moment of a couple is the product of its force

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moment. loading list. momentum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a particular point in time; 'the moment he arrived the party began'. an indefinitely short time; 'wait just a moment'; 'it only takes a minute'; 'in just a bit'. at this time; 'the disappointments of the here and now'; 'she is studying at the moment'. hav

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The tendency of a force to cause a rotation about a point or axis which in turn produces bending stresses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The tendency of force to affect motion Tendency, or measure of tendency, to produce motion, especially about a point or axis The product of a quantity and its perpendicular distance from a reference point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The effect of the distribution of the mass of an object on its resistance to change in motion A moment is calculated by multiplying the magnitude of a force by the length of its lever arm, the perpendicular distance between the line of action of the force

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The tendency of a force to cause rotation about a point or axis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A twisting action; a torque; a force acting at a distance from a point in a structure so as to cause a tendency of the structure to rotate about that point See also bending moment, moment connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A moment is the rotation produced in a body when a force is applied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A force attempting to produce motion around an axis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The product of effects of loads causing a force and the distance to a particular axis or point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A distance measurement on a model forward or aft of its balance point as in nose moment or tail moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Twisting Motion about an Axis. the couple effect of forces about a given point; see BENDING MOMENT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The kth moment of a list is the average value of the elements raised to the kth power; that is, if the list consists of the N elements x1, x2, , xN, the kth moment of the list is.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Weight of object x its arm. n 1 An indefinite interval of time 2 A specific point in time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instant , moment , momentum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. an, lahza; ehemmiyet, nüfuz, kuvvet; fiz. moment, hareket hâsıl etme kabiliyeti; cevher, unsur. moment of truth karar anı, kritik an; boğa güreşinde boğanın öldürüldüğü an.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir an süren, bir an için; bir anda; geçici, çok az devam eden. momentarily z. anbean.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. her an; bir anlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemli, ciddi, muhim. momentously z. mühim olarak,cidden. momentousness i. ciddiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The quantity of motion in a moving body, being always proportioned to the quantity of matter multiplied into the velocity; impetus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Essential element, or constituent element. the product of a body's mass and its velocity; 'the momentum of the particles was deduced from meteoritic velocities' an impelling force or strength; 'the car's momentum carried it off the road'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Momentum is a property of any moving object For a slow moving object it is given by the mass times the velocity of the object For an object moving at close to the speed of light this definition gets modified The total momentum is a conserved quantity in a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In technical analysis, the relative change in price over a specific time interval Often equated with speed or velocity and considered in terms of relative strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The product of an object's mass and its velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The product of the mass and velocity of a moving body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The property of a moving object equal to its mass times its velocity. the product of the mass and velocity of a body-a vector quantity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The combination of an object's mass and its velocity A massive object going at a high velocity has a large momentum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Inertia where the object is in motion If the object's speed is much lower than the speed of light, momentum is mass times velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mass times velocity; a quantity that determines the potential force that an object can impart to another object by collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rate of change of a share price Hence momentum traders follow rapidly moving markets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having the leverage necessary to control an opponent's moves through the use of threats Creating momentum is the most widely-used, and most effective, strategy for the game This situation is also called initiative and tempo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quantity of motion Linear momentum is the quantity obtained by multiplying the mass of a body by its linear speed Angular momentum is the quantity obtained by multiplying the moment of inertia of a body by its angular speed The momentum of a system of par

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rate of acceleration of an economic, price or volume movement An economy with strong growth that is likely to continue is said to have momentum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Designed to measure the rate of price change, not the actual price level Consists of the net difference between the current closing price and the oldest closing price from a predetermined period The Momentum indicator can be used as either a trend-followi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

We will know that we have 'momentum' when many of the significant problems and issues that the church faces initially have been dealt with and precedents set so that the forward energy of the church is unleashed and focussed on expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Linear momentum, mv.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mass of body multiplied by its velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Like in physics, a market in motion tends to stay in motion unless it goes too far too fast Momentum indicators signal overbought or oversold when they move to extreme levels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Momentum is the most basic concept in oscillator analysis Momentum is the rate of change at which the market is rising or falling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The flow of activities and the pace of teaching and learning maintained in a classroom. 'the effect of an impelling force, suddenly and momentarily communicated'. an impelling force or strength; 'the car's momentum carried it off the road'. the product of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta,- tums) fiz. moment.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anneye anormal derecede dayanma, anneye aşırı bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. istihza ve kusur bulma tanrısı; kusur bulan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs Monday.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Monako.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. felsefe). Leibniz’e göre, varlıklara vücut veren bölünmez, katıksız öz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basit cevher, zerre, atom; biyol. tek hücreli organizma; fels. monad, bölünmez töz. monad'ic(al) s. tözel, monada ait. monadism i. monadizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. ercikleri filamentlerle birleşmiş, monadelf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, Akdeniz kıyısında, Fransa’nın güneyinde, İtalya sınırında yer alır.

Coğrafi konumu: 43 44 Kuzey enlemi, 7 24 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 1.95 km².

Sınırları: toplam: 4.4 km.

sınır komşuları: Fransa 4.4 km.

Sahil şeridi: 4.1 km.

İklimi: Akdeniz iklimi.

Arazi yapısı: Tepelikli, engebeli, kayalıklı.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m.

en yüksek noktası: Agel Tepesi 140 m.

Doğal kaynakları: yok.

Coğrafi Not: Dünyanın ikinci en küçük bağımsız devleti (Holy See’den sonra).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 32,543 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.4 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 7.68 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.35 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.69 yıl.

Erkeklerde: 75.85 yıl.

Kadınlarda: 83.74 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.76 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Monakolu.

Nüfusun etnik dağılımı: Fransız %47, Monakolu %16, İtalyan %16, diğer %21.

Din: Roma Katolikleri %90.

Diller: Fransızca (resmi), İngilizce, İtalyanca, Monakoca.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Monako Prensliği.

kısa şekli : Monako.

Yerel tam adı: Principaute de Monaco.

yerel kısa şekli: Monaco.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Monako.

Bağımsızlık günü: 1419.

Milli bayram: Ulusal Gün , 19 Kasım.

Anayasa: 17 Aralık 1962.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü).

Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 870 milyon $ (2000 verileri).

İş gücü: 41,110 (2004).

İşsizlik oranı: %3.1 (1998).

Endüstri: Turizm, inşaat, küçük çaplı endüstri ve tüketim malları.

Tarım ürünleri: yok.

Para birimi: Euro (EUR).

Para birimi kodu: EUR.

Mali yıl: Takvim yılı.

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 33,700 (2002).

Telefon kodu: 377.

Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM NA, kısa dalga 8 (1998).

Radyolar: 34,000 (1997).

Televizyon yayını yapan istasyonlar: 5 (1998).

Televizyonlar: 25,000 (199


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek kocalı; tek kocalılıkla ilgili; bot. tek ercikli, monandrik. monandry i. tek kocalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kral, padişah, hükümdar. monar'chic(al) s. krallık usulüne ait. mon'srchism i. krallık hükümeti sistemi, kraliyetçilik. monarchist i. krallık usulü taraftarı, kraliyetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manastır hayatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. krallık, padişahlık, monarşi, tekerklik; kral sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Bir hükümdar tarafından yapılan devlet yönetimi. Parlamanter (meşrûtî) demokrasi veya mutlakıyet şeklinde ölebilir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchie

top. b. tek erklik

Siyasi otoritenin genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet düzeni veya rejim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchiste

top. b. tek erkçi

Monarşizme ilişkin, bu rejimi benimseyen ve savunan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchisme

top. b. tek erkçilik

Monarşi yanlılarının siyasi öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manastır. monaster'ial s. manastıra ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. manastıra veya manastır hayatına ait; inzivaya çekilip kendini dini hayata adamış; i. keşiş. monastical s. manastıra ait. monasticism i. manastır hayatı veya sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Yugoslavya'da Ma nastır şehri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mo. , month , month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. tek atomlu molekülü olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek kulakla işitmeye ait; sesi tek bir yönden gelen, stereo olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pazartesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. dünya; çevre, muhit; toplum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the smart set. society. fashionable and pleasure-loving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. tek evcikli, monoik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. paraya ait, sikkeye ait; parayla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para, nakit; para yerine geçen şey. money belt para taşlmaya elverişli kuşak. money market piyasa. money order posta havalesi. easy money kolay kazanılmış para. even money yarışta iki tarafln eşit meblâğlarla bahis tutuşması. hard money madeni para

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para çantası, para kesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo. zengin kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. faizci, tefeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kargaotu, bot. Lysimachia nummularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. tüccar, tacir, esnaf, satıcı. monger sonek satıcı. ironmonger, fish monger monger sonek, A.B.D., asağ. yapan kimse, karışan kimse: scandalmonger, warmonger.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Moğol; s. Moğol ırkına ait Mongo'lia i. Moğolistan. Mongo'lian s., i. Moğol ırkına veya diline ait; i. Moğol; Moğol dili, Moğolca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb geniş ve yassı kafalı, gözleri aşağıya doğru ve geri zeklı olarak doğan çocuğun anormal durumu, Mongolizm .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i.,antro. Moğol Irkma mensup (kimse); Mongolizm hastalığına uğramış (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firavun faresi, Hindistan'da bulunan ve gelinciğe benzeyen bir hayvan, zoo. Herpestes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,s. melez köpek veya başka hayvan; s. melez, karışık soylu; katışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili isim, ad; lakap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. tespih şeklinde, moniliform.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. bircilik, monizm monist i. monizm taraftarı. monis'tic s. monizme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monist

fel. tekçi

Tekçilik taraflısı olan, tekçilikle ilgisi olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A believer in monism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyarma, ikaz, ihtar, tembih; huk. ihbarname, davet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moniteur

fiz. ve tek. göstergeç

1. fiz. Işının yeğinlik düzeyini algılayıp ölçen alet.

2.fiz. Ses dalgası iletiminde, iletimi bozmadan ve kesmeden niteliğini denetleyen alet.

3.tek. Televizyon, bilgisayar vb.nde görüntü ile sesin niteliğini eşleme, görüntü seçimini gerçekleştirme, görüntüyü yayımlama gibi işlerin denetlenmesinde kullanılan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monitor. erector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sınıfta düzeni korumakla görevlendirilen öğrenci; nasihat eden kimse; etobur iri bir kertenkele, varan; den. taretinde ağır topları olan güvertesi basık eski bir harp gemisi; izleme veya gözlem tertibatı; f. izlemek, gözlemek. monitorial , moni

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bircilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monisme

fel. tekçilik

1. Gerçekliğin temeli olarak yalnızca tek bir ilkeyi benimseyen dünya görüşü.

2.Gerçekliğin herhangi bir organ gibi bölünmez bir bütün olduğuna ve bağımsız parçaları bulunmadığına inanan öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keşiş; münzevi kimse. monk hood i. keşişlik; keşişler. monkish s. keşiş gibi monk's cloth perdelik kaba pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maymun; maymuna benzer kimse; şahmerdan başlı. monkey bread baobap, maymun ekmeği ağacı; baobap meyvası. monkey business maymun işi, yalan dolan, düzenbazlık monkey flower misk otu, bot. Mimulus moschatus. monkey wrench ingiliz anahtarı. throw a m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili oynamak, kurcalamak. monkey around oyalanmak, dalga geçmek. monkey (around) with karıştırmak, ile uğraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., k.dili şaka; aldatıcı veya dürust olmayan hareketler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maymunbalığı, zool. Squatina vulgaris; kelerbalığı, zool. Squatina squatina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğanotu, bot. Aconitum; kaplanboğan, bot. Aconitum napellus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Molla.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony MiniDisc kaydedicilerde, ses kaydının monoya geçirilerek kayıt süresinin ikiye katlanmasını sağlayan bir özellik. MDW-80’in stereo kayıt süresi 80 dakika, mono kayıt süresi 160 dakikadır. Tüm Sony MiniDisc çalarlar, mono kayıtları çalabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek tek, bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monobloc

tekgövde

Parçalara ayrılmayan, bütün olarak bulunan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. tek başlı, monosefal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. nota aralıkklarını ölçmek için kullanılan tek telli alet, sesölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek renkli resim; tek renkli resim yapma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek gözlük, monokl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. tek çenekli bir bitki, monokotiledon. monocotyledonous s. tek çenekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek gözlü; tek gözle kullanmaya mahsus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek sesle okunan mersiye; müz. tek sesli şarkı, monodi; ses aynılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monogame

tek eşli

Eşi bir tek olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the Monogamia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. sosyoloji). Erkek veya kadının tek eşle evlenmesi prensibi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monogamie

top. b. tek eşlilik

Kadının veya erkeğin karşı cinsten yalnız bir kişiyle evlenebilmesini onaylayan, birden çok kadınla veya erkekle evlenmeyi yasaklayan evlilik biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teke!lilik, monogami; zool. tek eş ile çiftleşme. monogamist i. tekevli kimse. monogamous s. tekevli, monogam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. bütün canlı organizmalann tek bir hücreden oluştuğu kuramı; biyol. metamorfoz olmadan büyüme; bütün insan ırklannln ayn soydan geldiği öğretisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sınırlı bir konu üzerinde yazılan yazı, kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir ismin birkaç harfinden veya baş harflerinden meydana gelen desen, monogram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özel bir konudan bahseden yazı, monografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek karılı; bot. tek pistilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bir su molekülü ile birleşmiş olan eleman veya bileşik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek parçalı bikini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L.). Tek gözlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monocle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bütün görsel sanatlar ve mimarlıkta tek renklilik. Yalnızca siyah ve çeşitli gri tonları kullanılarak yapılabileceği gibi, aynı rengin tonlarıyla da gerçekleştirilebilir. Polikromi (çok renklilik) sözcüğünün karşıt anlamlısıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yekpare taştan direk veya abide. monolith'ic s. yekpare taştan yapılmış; yekpare, bütün; bütüncül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir kişi tarafından oynanan küçük komedi veya kalabalığa karşı söylenen güldürücü söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monologue. soliloquy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monologue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monologue , monolog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. monolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb yalnız bir konu hakkında saplantı ile kendisini gösteren akıl hastalığı, sabit fikir, saplantı; delice merak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sabit fikir delisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para için tek maden standardı; para kıymeti için altın gibi tek maden kullanma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., mat. tek terimli; biyol. tek kelimeden ibaret (hayvan veya bitki ismi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek molekül kalınlığında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. tek yapılı; şekli değişmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öpüşme hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. bitişik taçyapraklı, simpetal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, tıb yalnız kalmaktan korkma, yalnızlık korkusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. tek sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. tek yapraklı, tek yapraktan meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek kanatlı uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monopole

tekel

1. Bir malın yapımının yalnızca bir kuruluşun elinde bulunduğu durum.

2.Devletin herhangi bir üretim alanını elinde tutması, satışı tek elden yönetmesi ve fiyata hâkim olması durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly tekel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekelci, inhisarcı. monopolis'tic s. inhisarcı, tekelci, tekele ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. inhisar altına almak. monopolize the conversation başka kimseyi konuşturmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inhisar, tekel; inhisar maddesi; vurgunculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek ray, monoray; tek raylı demiryolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek heceli kelime. monosyllabic s. tek heceli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monothéiste

top. b. tek tanrıcı

Tek tanrıcılığa inanan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. monothéisme

top. b. tek tanrıcılık

İnsanın, doğada ve toplumda, ilk veya değişmez sebebi araştırmasına yol açan tarihsel şartların etkisiyle her şeye gücü yeten bir tek tanrı düşüncesine varması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tektanrıcılık, monoteizm. monotheist i. tektanrıcı kimse. monotheistic s. tektanrıcılıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Harfleri ayrı ayrı döküp dizen dizgi makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yeknesak, bir düziye, bitevi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monotone

tekdüze

Değişmeksizin, düzenli, aynı biçimde tekrarlanan, sürüp giden.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. monotone. drab. humdrum. opaque. pedestrian. soul-destroying. soulless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. monotone. drab. humdrum. opaque. pedestrian. soul-destroying. soulless. dull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. all in the same key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous , monotonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aynı perdeden ses; yeknesaklık; müz. tek ve değişmez perde; yeknesak şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotone. monotony. sameness. vapidity tekdüzelik. yeknesaklık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony. sameness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeknesaklık, tekdüzelik, monotonluk, aynı perdeden ses çıkarma. monotonous s. yeknesak, tekdüze, monoton, sıkıcı monotonously z. tekdüze olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. tek tip; matb. tek tek harflerle otomatik dizgi; levhadan baskı; monotip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim monoksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Monrovia, Liberya' nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dağ; anat. çatı kemiği kaynagı üzerindeki yağlı tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Prenslere ve kardinallere hitaben kullanılan seygı sözü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, çoğ. messieurs i., Fr. bay; efendi, bey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muson; mevsimine göre yön değiştiren rüzgar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. canavar; acayip ve doğaüstü şey; hilkat garibesi, ucube; gaddar kimse; dev gibi şey veya kimse; s. buyük, iri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. canavar; ucube; canavarlık, gaddarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. canavar gibi; anormal; iri, cisim; müthiş, korkunç, çok gaddar. monstrously z. canavarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat. jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotomontaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kurma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. montage

sin. ve TV kurgu

Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini, bir anlam ve uyum bütünlüğü sağlayarak birleştirme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. installation. assemblage. mounting. fitting. montage. erecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

montage. mounting. reassemble. fitting. assembling. assembly. installation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembling. assembly. erection. mounting. fitting. installation. installing. assemply work. assemblage. fitting together. montage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitter. mounter. assembler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a fitter. fitting. assembling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dağlarla ilgili; dağlarda yaşayan veya yetişen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

montana mumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A favorite gambling game among Spaniards, played with dice or cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Spanish America, a wood; forest; timber land; esp., in parts of South America, a comparatively wooden region. a gambling card game of Spanish origin; 3 or 4 cards are dealt face up and players bet that one of the will be matched before the others as th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a gambling card game of Spanish origin; 3 or 4 cards are dealt face up and players bet that one of the will be matched before the others as the cards are dealt from the pack one at a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir ispanyol kâğıt oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assemble. mount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assemble. to put together. to install. mount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Karadağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Montevideo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay. a month of Sundays çok uzun zaman. lunar month kameri a., solar month şemsi ay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. ayda bir olan; aylık; i. aylık dergi; z. ayda bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. abide, anıt; mezar taşı; eser; sınır taşı; tarihi yapı. monumen'tal s. anıtsal; muazzam, heybetli; güz. san. aslından büyük. monumentally z. heybetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. böğürmek; i. böğürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., argo. beleşe konmak; aşırmak; aylakça dolaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., man. bir önermede esaslar ile neticeler arasındaki bağlantı; gram. kip, bak. mode; müz. makam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruh durumu, hal; çoğ terslik, huysuzluk, karamsarlık. in the mood for - e hazır. mood music duygulandırmada kullanılan müzik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karamsar, umutsuz, bedbin, içedönük, içekapanık, meyus. moodily z. karamsarca moodiness i. karamsarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ay, kamer, mah; uydu; dolunay veya hilâl şeklindeki şey; ay ışığı, mehtap; f.,k.dili dalgın dalgın gezinmek. moon blind ness bayt. atlara mahsus bir çeşit göz iltihabı; tıb tavukkarası, gece körlüğü. moonshine i. mehtap; saçma, boşlakırdı, kur

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay ışınıı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğuştan geri zekâlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gözleri gece körlüğünden rahatsız olan; gözleri fal taşı gibi açılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ay yüzlü, mehlika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay ışığı, mehtap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo. asıl işinden başka bir işte de çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i ayın doğması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .aytaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aysar, çılgın, deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayda yürüyüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .ay ışığı ile aydınlanmış; mehtap gibi; hilâl şeklinde; k.dili dalgın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. demir atmak, palamarla baglamak, şamandıraya bağlamak; palamarla bağlanmak. mooring post palamar babası. moorage i. geminin bağlanacağı yer veya şey; demir atma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. kır; avlak. moor cock orman horozu. moorfowl i. ormantavuğu. moor hen dişi ormantavuğu; yeşil ayaklı su tavuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Magribi; Faslı. Moorish s. Mağribi; Fasa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geminin bağlanmasına mahsus lenger, palamar veya şamandıra, geminin bağlanacağı yer.ç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. kır, bozkır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok iri ve yassı boynuzlu bir çeşit geyik, zool. Alces americana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. münakaşalı, tartışılabilir; i. münazara, tartışma; ing., tar. idare meclisi; f. müzakere etmek, münazara etmek, tartışmak. moot case tartışma konusu olan dava. moot point tartışılacak mesele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) bezle silmek. mop one's brow alnının terini silmek. mop the floor with argo bir münakaşa veya oyunda karşısındakini kolay yenmek. mop up (yeri) bezle silmek; ask. düşmanı temizlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, -ping) yüz buruşturma; f. yüzünü buruşturmak, yüzünü ekşitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iplik veya bez parçalarından yapılmış ve sırığa bağlanmış tahta bezi; karışık ve taranmamış saç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. üzüntülü olmak; üzmek, sıkmak, bunaltmak; i. sıkıcı ve cansız kimse; çoğ. gam, bunaltı, üzüntü, sıkıntı, can sıkantısı. mopish s. gamlı, kasvetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadife görünüşünde yünlü halı veya döşemelik kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Mavi ile güvez arasında bir renkte olan, menekşe renginde: Mor kadife.

2.Soğuktan veya berelenmekten veya şiddetli bir ümitsizlik ve acı tesiriyle bu renge girmiş olan, morarmış: Bunu işitince mosmor oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purple. violet. amaranthine. puce. purple. violet. amaranth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

livid. purple. violet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purple. violet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

layer of organic matter that develops beneath conifer forest communities and is associated with Bly acidic soils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Millennium Operating Regime. mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of forest humus characterized by an accumulation or organic matter on the soil surface in matted Oe horizons, reflecting the dominant mycogenous decomposers The boundary between the organic horizon and the underlying mineral soil is abrupt Sometime

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderately Oil Resistant. abbr middle-of-the-road. direction, a line, to point, to direct someone, to guide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wistaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya).

1.Yunanistan’ ın yarımada hâlinde olan güney kısmı ki, Korent Boğazı açıldıktan sonra bir ada hâline gelmiştir.

2.Eskiden «Yunanistan» mânâsına da kullanılırdı ve sadece Mora ile Attika’yı içine alırdı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. buzultaş, moren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Zihin kabiliyetlerinin bütünü; karakter.

2.Tehlike ve güçIkleri karşılama enerjisi, maneviyat.

3.Ahlâk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to duty or obligation; pertaining to those intentions and actions of which right and wrong, virtue and vice, are predicated, or to the rules by which such intentions and actions ought to be directed; relating to the practice, manners, or conduct

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conformed to accepted rules of right; acting in conformity with such rules; virtuous; just; as, a moral man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Used sometimes in distinction from religious; as, a moral rather than a religious life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Capable of right and wrong action or of being governed by a sense of right; subject to the law of duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acting upon or through one's moral nature or sense of right, or suited to act in such a manner; as, a moral arguments; moral considerations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sometimes opposed to material and physical; as, moral pressure or support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Supported by reason or probability; practically sufficient; opposed to legal or demonstrable; as, a moral evidence; a moral certainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serving to teach or convey a moral; as, a moral lesson; moral tales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The doctrine or practice of the duties of life; manner of living as regards right and wrong; conduct; behavior; usually in the plural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The inner meaning or significance of a fable, a narrative, an occurrence, an experience, etc.; the practical lesson which anything is designed or fitted to teach; the doctrine meant to be inculcated by a fiction; a maxim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A morality play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Morality, 5.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To moralize. the significance of a story or event; 'the moral of the story is to love thy neighbor' concerned with principles of right and wrong or conforming to standards of behavior and character based on those principles; 'moral sense'; 'a moral scruti

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale. esprit de corps. morality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the significance of a story or event; 'the moral of the story is to love thy neighbor'. relating to principles of right and wrong; i e to morals or ethics; 'moral philosophy'. concerned with principles of right and wrong or conforming to standards of beha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Synonym for 'ethical ' See ethics. good according to a standard of right and wrong, as in: The moral thing to do isn't always the popular thing to do. knowing right from wrong behavior. '1 a : of or relating to principles of right and wrong in behavior :

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The moral Gower John Gower, the poet, is so called by Chaucer Father of moral philosophy Thomas Aquinas. able to know right from wrong in conduct; deciding and acting from that understanding. virtuous, doing the right thing. referring to what is right and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The moral perspective in which one knows the good, proper, and right The moral perspective is played out through one's motives, intentions, and actions as they impinge on or affect other human beings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lesson learned from a mediation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to right and wrong as determined by duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale , morality , morals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ahlaka ait, ahlaki, törel, ahlaksal; iyi ahlaklı, doğru; iyilik veya fenalık yapmaya muktedir; manevi; olasılı; i. ahlâk dersi; çoğ. ahlâkıyat, ahlak; düstur, özdeyiş. moral defeat manevt yenilgi. doubtful morals ahlâkdışı davranışlar. moral f

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maneviyat, manevi güç, moral; ahlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Mora yarımadası ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moraliste

fel. ahlakçı

Her şeyi ahlak açısından değerlendiren.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahlak ilmi uzmanı, ahlakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahlak ilmi, ahlâk; ahlâk doğruluğu; törellik; ahlâk dersi. morality play on beşinci ve on- altıncı yüzyıllarda karakterlerin erdem ve kötülük gibi ahlâki değerleri simgelediği bir tür dram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ahlâk öğretmek; ahlâki yönlerini açıklamak, ahlâk dersi çıkarmak; ahlâkını diizeltmek. moraliza'tion i. ahlâk yönünden değerlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Mutlak olarak ahlâka bağlı olan felsefî sistem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moralisme

fel. ahlakçılık

Ahlakı bir araç değil, bir amaç sayan öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Mor rengine girmek, mor olmak: Mürdüm eriği olgunlaşınca morarır.

2.Kararmak: Dağlar morardı.

3.Berelenmek: Dayaktan bütün bedeni morarmış.

4.mec. Acı ve ümitsizlikten beniz kararmak: Buna işitince kararıp morardı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become purple. to become bruised. to be embarrassed/humiliated. to eat crow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn purple. to turn black-and-blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor iz, morluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Mor rengine sokmak, mora boyamak: Mürekkeple ellerini morartmış.

2.Karartmak, karanlık hâle koymak: Şu bulutlar havayı morarttı.

3.Berelemek: Dayaktan bütün vücudu morartılmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make purple. to black. to make black-and-blue. to bruise. to embarrass. to humiliate. to score off sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn sth purple. bruise. empurple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklık, batak; sazlık; güçlük, engel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buhranlı zamanlarda borcun ödenmesini geciktirme hakkı, moratoryum; resmi geciktirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. moratoryuma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Buhranlı devirlerde, bir ülke veya bölgede borçların bir kısmı veya tamamının ödenme mecburiyetinin bir müddet geri bırakılması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moratorium

ekon. erteletim

Çok bunalımlı dönemlerde bir ülkede, bölgede, bir bölüm veya tüm borçlardaki ödeme zorunluluğunun geri bırakılması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Moravyalı; i. Moravyalı kimse; Moravya dili; Bohemya çıkışlı bir Protestan mezhebi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, moray eel murana, zool. Muraena helena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ürkütücü ve marazi konulara aşırı ilgi duyan; hastalıklı, hastalığa ait, marazi; bozuk. morbidly z. marazi olarak morbidness, morbid'ity i. ürkütücü ve marazi konulara aşırı ilgi duyma; hastalığa yakalananların sayısı, hastalık oranı, morbidite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keskin; alaycı, iğneli, istihza türünden. mordacity i. keskinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.) (musiki). Musikide süs işaretlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. keskin, iğneli, içe işleyen; renkleri sabit kılan; i. renkleri sabit kılan ecza; bakır üzerine oyma işinde kullanılan aşındırıcı ecza. mordancy i. keskinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. melodi süslemelerinden biri, mordan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. daha ziyade, daha fazla, daha çok; biraz daha; z. daha, bir kat fazla; i. fazla bir şey, fazlalık. more or less oldukça, takriben, az çok. more than one birden fazla. neither more nor less ne fazla ne eksik, tam öyle, tam o kadar. nothing

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elbiselik veya perdelik yünlü veya pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenilebilen bir cins mantar, siyah mantar, bot. Morchella esculenta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vişne, bot. Prunus cerasus austera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moraine

min. buzul taş

Buzulların taşıyıp biriktirdikleri, üzerleri çok kez parıltılı veya çizikli taşlar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moraine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bundan başka, bundan fazla, üstelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. âdetler, töreler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Morali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). Kelimenin şekil yapısının her bir unsuru, ek vs.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. morphème

db. biçim birimi

Kelimelere dil bilgisi bakımından biçim veren, çoğu ek durumunda olan öge.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Afyondan elde edilen uyuşturucu bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphine. morphia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphine. bang. morphine morphia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Morfin müptelâsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. gramer). Şekil bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. morphologie

1. db. yapı bilgisi,

2.yapı bilimi

1. Kelimelerin yapısını, türeme yollarını ve çekim biçimlerini içeren bilgi. 2.Bitkilerde ve canlılarda organların yapılarını, biçimlerini, biçimleriyle görevleri arasındaki ilgiyi inceleyen bilim kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphology yapıbilim. biçimbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Adliyece lüzum gösterilen cesetlere otopsi yapılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morgue. mortuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morgue. dead house. deahouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dengi olmayan (izdivaç). morganatic marriage krallık ailesinden birinin aşağı tabakadan biriyle unvan ve miras hakkı vermemek şartıyle evlenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. morg.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölmek üzere, ölüm halinde, can çekişmekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Kuzey denizlerinde avlanan ve karaciğerlerinden balıkyağı çıkan bir cins büyük balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cod. codfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devrik kenarlı şapka şeklinde bir çeşit miğfer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mauritania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mauritania. mauritanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mauritania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mauritanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ölmek üzere olan bizler sizi selâmlarız (gladyatorlerin dövüş meydanına çıkarken imparatoru selamlamaları).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn purple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor renk, mor renkte olma: Çıbanın etrafında bir morluk var; berenin morluğu geçmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purpleness. lividity. lividness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being purple. purple spot. bruise. black-and-blue mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purpleness. purple spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. 1830 senesinde New York eyaletinde Joseph Smith tarafmdan kurulan bir mezhebin üyesi; s. Mormonlara özgü. Book of Mormon bu mezhebin kitabı. Mormonism i. Mormon mezhebi usulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ,siir sabah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sabah, sabah vakti, seher; başlangıç, başlama; b.h. fecir tanrıçası; s. sabahleyin olan, sabaha mahsus. morning gown sabahlık, robdöşambr. morning performance matine, sinema veya tiyatronun gündüz seansı. morning sickness hamilelerde sabah bula

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gündüzsefası, kahkahaçiçeği, bot. Convolvulus purpureus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Filipin adalannda bulunan Muslüman kabilelerinden bir fert; bu kabilenin dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fas; Marakeş şehri; k.h. maroken Moroccan s., i. Fas'a ait; Faslı; i. Faslı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısmen geri zekâlı kimse; k.dili kuş beyinli kimse, ahmak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. marazi, somurtkan, suratsız. morosely z. suratslzca. moroseness i. suratslzlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. morfem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. rüyalar tanrısı. in the arms of Morpheus uykuda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, morphine i., kim. morfin, afyon özü. morphinism i., tıb morfin düşkünlügü. morphinomaniac morfin tiryakisi, morfinoman kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek şekil, biçim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. şekilbilim, morfoloji; dilb. şekilbilgisi, morfoloji. morpholog'ical s. morfolojik morphologist i. morfoloji uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, morris dance özellikle bir mayısta yapılan eski bir ingiliz dansı. Morris chair arkası yükseltilip alçaltılabilen büyük koltuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ferda, ertesi gün; eski, şiir yarın; sabah. good morrow eski sabahlar hayrolsun. on the morrow ertesi gün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Morse özel adından). Harfleri nokta ve çizgilerle ifade eden ve telgrafçılıkta kullanılan alfabe sistemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Laponca, zooloji). Kuzey Kutbu’nda yaşayan memeli bir deniz hayvanı (Lat. pdobenus rosmarus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walrus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roman god of death; counterpart of Thanatos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Morse code. morse key. morse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roman god of death; counterpart of Thanatos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morse code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morse code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1835'te telgraf makinasnı icat eden Amerikalı Samuel Morse Morse alphabet, Morse code Mors alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokma, parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. av hayvanının öldürüldüğüne işaret olarak boru çalınması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç yaşında som balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ölümlü, geçici, fani; insani, beşeri; öldürücü, amansız; ölümcül; k.dili çok büyük; k.dili uzun ve sıkıcı; k.dili olası; i. insan, insanoğlu, beşer, ölümlü yaratık. mortal enemies birbirinin can düşmanı. mortal remains cenaze, ceset. in mortal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. havan, dibek; havan topu; bina yapımında kullanılan kireçli harç; f. harç ile sıvamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harç tahtası veya tepsisi;üniversite mezuniyetinde giyilen kep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. mortgage

tic. tutulu satış > tutsat

Bir taşınmazın ipotek edilmek suretiyle uzun vadeli krediyle satın alınması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., huk. ipotek, gayri menkul rehni; f. bir bina veya mülkü ipotek etmek. mortgagee i. ipotekli alacak sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipotek yapan borçlu. mortice bak. mortise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. cenaze işleriyle uğraşan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük düşme; küçük düşüren şey; çile, nefse eza, nefsi körletme; tıb kangren veya doku harabiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küçük düşürmek, mahcup etmek; alçaltmak, nefsin isteklerini kımak; tıb kangrenleştirmek, çürütmek; kangren olmak, çürümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, mortice i., f., mim. zıvana, lamba, yuva, tıkaç deliği; f. zıvana açmak; zıvana ile birleştirmek. mortise chisel zıvana açmaya yarayan keski. mortise lock zıvana içine yerleştirilen kilit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. meşruta sahipliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. morto

ölü

Hayatı sona ermiş olan, artık yaşamıyor olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corpse. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Argoda ölmek mânâsındaki mortoyu (mortayı) çekmek deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. T ).

1.Hıristiyanlar’da cenaze taşımak için tutulan kimse.

2.Cenazelerde aşir okuyarak para alarak geçinen kimse.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gömülmeye ait; olümle ilgili; i. cenazelerin geçici olarak konulduğu yer, morg. mortuary chapel mezarlık kilisesi. mortuary urn yakılan ölülerin külünü saklamaya mahsus kavanoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. argo), ihtiyar erkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaga. dotard. old bag. baggage. gaffer. geezer. pops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crock. decrepit. pop. decrepit old man. codger. gaffer. old-timer. crone. dodderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old man. dotard. father. long in the tooth. oldster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. biyoloji). Yumurta hücresinin gelişmesi sırasında aldığı ilk şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sphere or globular mass of cells , formed by the clevage of the ovum or egg in the first stages of its development; called also mulberry mass, segmentation sphere, and blastosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Segmentation. a solid mass of blastomeres that forms when the zygote splits; develops into the blastula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a solid mass of blastomeres that forms when the zygote splits; develops into the blastula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor rengine çalar, mor rengine benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). «Mo» hecesiyle başlayan bazı Türkçe sıfatların başına gelip mübalâğa gösterir: Mosmor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yosun; yosun öbeği; İskoç bataklık, turbalık. moss agate içi yosuna benzeyen akik taşı. moss rose sapı ve çanağı tüylü bir çeşit gül, bot. Rosa centifolia muscosa mossesi karayosunlan,bot. Musci mossy s. yosunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Musa'ya ait, Musa,dan kalma. Mosaic law Musa Seriatı, Tevrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. mozaik; çeşitli parçalardan meydana gelen edebieser; s. mozaik gibi, mozaikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Moskova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D., argo gezinmek, dolaşmak; ayrılmak, gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Amplifikatörün çıkış aşamasında kullanılan MOSFET’ler (Metal Oksit Silikon Alan Efektli Transistör), yüksek çıkış gücü, geniş frekans aralığı ve en düşük düzeyde bozulma sağlarlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Amplifikatörün güç kaynağındaki MOSFET (Metal Oksit Silikon Alan Efektli Transistör) anahtarlamalı cihazlar, etkili, yüksek güçlü bir çözüm sağlarlar. Yüksek verim sayesinde, daha az ısı açığa çıkarırlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MOSFET (Metal Oksit Silikon Alan Efektli Transistör), çeşitli Sony amplifikatörlerin sürücüsünde ve güç çıkışı aşamasında kullanılan yüksek performanslı bir elektronik devredir. Yüksek güçlü ses amplifikatörlerinde mükemmel geçiş reprodüksiyonu sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(klasik Osmanlıca’da: MOSKO) (i.). (Rusya’nın başkenti Moskova’ dan). Rusyalı Rus: Moskof çayı; Moskof bezi; Moskof çarı; Moskof kâfiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Rusça, Ruslar’ın tarz ve usûlünde veya dilinde olan: Rus dili: Moskofça, Slav dillerindendir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Müsluman, Islam, Müslim. Moslem (Mohammedan) calendar bak. calendar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tam mor, her tarafı mor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep purple. black and blue all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep purple. purple all over. badly bruised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cami, mescit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sivrisinek. mosquito fleet den., argo kücük harp gemilerinden meydana gelen donanma. mosquito net cibinlik. mosquito netting cibinlik kumaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırtında suyosunu biten yaSı balık veya kaplumbağa; A.B.D., argo örümcek kafalı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yosun kaplı; eskimiş, modası geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden İngiltere ile İskoçya arasındaki sınırda turbalık veya bataklıklarda gizlenip eşkiyalık eden haydut; çapulcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. en çok, en fazla, en ziyade; z. pek, en, en ziyade; son derece; i. en fazla miktar, en büyük kısım, ekseriyet, çokluk. at most olsa olsa, en ziyade. for the most part umumiyetle, ekseriyetle; başlıca. make the most of azami derecede istifa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Örnek, nümûne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Avlanacak kuşları çağırmak için avcı tarafından gösterilen kuş veya kuş taklidi. 2.(bk.) Mostra.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. pattern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Direct, n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. model (for display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. model (for display. for show only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Musul şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fransızca konuşulan ülkelerde erkekler için kullanılan unvan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zerre, toz tanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. «mo (teur) ve (ho) tel» den). Çok işlek karayollarında; gelip geçen otomobilli yolcuların dinlenmesi için yapılmış otel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a motor hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motel. auto court. front of the house. tourist court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of hotel in which parking is provided at or near the room and the room door gives out onto the parking lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A building or group of buildings in which lodging is offered to the general public for compensation, and where entrance to rooms is made directly from the outside of the building Motel includes such terms as tourist cabins and tourist court And transient

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A building or group of buildings on the same lot designed or used primarily for providing sleeping accommodations for automobile travelers and providing automobile parking conveniently located on the premises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inexpensive, single-story hotel near a highway with guest rooms facing and directly accessible from the parking lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A building or group of buildings, whether detached or in connecting units, used as individual sleeping or dwelling units designed primarily for transient automobile facilities The term 'motel' shall include buildings designed as 'auto courts,' 'tourist co

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A facility which offers lodging for the general public. a motor hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilisede müzik eşliği olmaksızın okunan çok sesli ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pervane; güve. moth ball güveden korumak için elbiseler arasına konulan naftalin topu. clothes moth güve, zool. Tinen pellionella paper moth kâğıt biti. moths i., zool. pulkanatlılar. mothy s. güve dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., ask., den. gemileri veya harp malzemesini depolamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güve yemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. anne, ana, valide; analık; baş rahibeye verilen unvan; f. annesi olmak, annelik etmek; evlât edinmek. mother country anayurt, anavatan, memleket.Mother's Day Anneler Günü. mother earth toprak ana; zemin, yer. mother lode mad zengin maden daman

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sirke tortusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fırtınaa kırlangıcı, zool. Procellaria pelagica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anallk, validelik; analar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayınvalide, kaynana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. annelik etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anasız, öksüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ana gibi,ana yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ana gibi; anaya yakışır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sedef.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güve yemez .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir araya gelerek bir musiki eserini veya bir süsleme işini meydana getiren ve başlıbaşına bir birlik olan unsur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Motive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In literature and the fine arts, a salient feature or element of a composition or work; esp., the theme, or central or dominant feature; specif. , a motive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A theme, character type, image, Metaphor, or other verbal element that recurs throughout a single work of literature or occurs in a number of different works over a period of time For example, the various manifestations of the color white in Herman Melvil

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually called OSF/Motif The UNIX industry's standard user interface originally developed by the Open Software Foundation Motif is based on the X-Window system and is a Presentation Manager look- alike Motif is available for all IBM AIX workstations. an i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Graphical user interface specified by the Open Software Foundation and built on the Massachusetts Institute of Technology's X Windows. A short melodic or rhythmic idea that recurs within a work or movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short conserved region in a protein sequence Motifs are frequently highly conserved parts of domains [NCBI Bioinformatics].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A meaningful pattern of nucleotides or amino acids that is shared by two or more molecules.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A GUI based on the X window system and distributed by the Open software foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

From the French for 'motive ' 1) A usually recurring distinctive feature or thematic element of design or ornament, especially a dominant idea or central theme 2) A single or repeated design or color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The duplicated design of vertical and horizontal repeats in a wallpaper pattern Motif refers to the recurring subject matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short musical idea, or melodic theme that runs through a piece. [n] a single decoration or image, such as a flower, a shell, or a circle, that is repeated in a design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An element in a film that is repeated in a significant way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any movement that has development possibilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A recurring thematic element in a work of art or a single or repeated design or color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nucleic acid or protein sequence that is associated with a function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A graphical user interface for the UNIX operating system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A decorative theme, element or component.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A distinctive element or theme, often repeated within a work of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir yapıtta yinelenen çizgi ve renklerin her birine verilen addır. (1) Heykel yapımı için alçı ya da metal eriyiğini kalıba dökme işlemi. (2) Herhangi bir nesnenin alçı ya da balmumu ile kalıbının alınması işlemi. (3) Yukarıdaki işlerin sonucunda elde edilen kalıp.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. kendiliğinden hareket edebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hareket, devinme, devinim; teklif, talep; huk. hâkime arzolunan teklif; takrir, önerge; güdü; f. el ile işaret etmek. motion picture sinema filmi. in motion hareket halinde .lateral motion yandan hareket. make a motion bir meclise teklifte bulu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bazı VAIO dizüstü bilgisayar modellerinde bulunan ve gelişmiş video konferansı olanağı sağlayan dahili kamera. Net görüntü aktarımı ile kesintisiz iletişim için, en uygun şekilde LCD’nin üst çerçevesine yerleştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MotionFlow teknolojisi, süper kesintisiz ultra gerçekçi izleme deneyimi için yenileme hızını standart değer olan 50Hz’den 100Hz’ye yükseltir. Varolan 50 kareden her birinin arasında toplam 50 benzersiz kare oluşturarak gerçek zamanda görüntülenen kare sayısını iki katına çıkarır. Motionflow +100Hz hem film tabanlı içerikle hem de standart TV ve DVD’lerle çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MotionFlow teknolojisi, süper kesintisiz ultra gerçekçi izleme deneyimi için yenileme hızını standart değer olan 50Hz’den 100Hz’ye yükseltir. Varolan 50 kareden her birinin arasında toplam 50 benzersiz kare oluşturarak gerçek zamanda görüntülenen kare sayısını iki katına çıkarır. Motionflow 100Hz hem film tabanlı içerikle hem de standart TV ve DVD’lerle çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Motionflow 200Hz, TV kare hızını dört katına çıkaran dünyanın ilk teknolojisidir ve görüntü netliğini dev bir adım ileri götürmüştür. Her aksiyona bir değil, üç yeni görüntü eklenir ve her yöndeki hareket tahmin edilerek şaşırtıcı 200 kare/saniye hızında görüntülenen güçlü ve keskin görüntüler oluşturulur. Spor görüntülerinde aksiyonun hiçbir ayrıntısını kaçırmayacaksınız. 24 kare/saniye hızında çekilmiş filmler ve çizgi filmler de yedi yeni görüntü eklenerek Motionflow 200Hz ile geliştirilir ve rahatsız edici titreşim ve bulanıklık ortadan kaldırılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Motionflow Karanlık Kare Ekleme özelliği 50Hz’den 100Hz’e kadar BRAVIA projektörlerinin kare hızını iki kat arttıran, Sony’e özel bir teknolojidir. Hızlı hareket eden görüntüler için daha fazla pürüzsüzlük sağlar, sıra dışı bir kontrast oranı sunar ve kamera sarsıntısını ortadan kaldırır. Gördüğünüz şey ise akıcı ve doğal hareketlerle gerçeğe dönüştürülen yüksek hızlı aksiyondur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Motionflow PRO 100Hz, BRAVIA TV’lerde hareketli görüntülerde bulanıklığı azaltıp standart kare hızını iki katına çıkararak bugüne kadarki en net, en kesintisiz ve gerçeğe en yakın yüksek hızlı görüntüler sınar. Saniyedeki kare sayısını akıllı bir şekilde iki katına çıkaran Motionflow Pro 100Hz, arka ışığı yakıp söndürme teknolojisi de kullanır. Motionflow’un yeni bir özelliği olan Arka Işığı Yanıp Sönme teknolojisi performansı daha da artırmaktadır. İlave karelerle ekranda kesintisiz bir aksiyon akışı yaratılmasına ek olarak, Arka Işık Yanıp Sönme hızlı aksiyonları zirveye çıkarır. Resimler daha net, daha keskin ve nerdeyse hiç ‘titreşim’ olmadan görüntülenir. Arka ışığı kapatıp açmak suretiyle çalışır, böylece hızlı spor veya macera sahneleri ekrandan hızla geçerken daha az bulanıklık görürsünüz.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. motivation

1. isteklendirme,

2.güdüleme

1. İsteklendirmek işi. 2.Güdülemek işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motivation. motivation güdülenme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sevketmek, harekete getirmek. motiva,tion i. harekete getirme; saik, dürtü, güdü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. motivé

isteklendirilmiş, güdülenmiş

“İsteklendirmek, güdülemek” anlamındaki motive etmek, “isteklenmek, güdülenmek” anlamındaki motive olmak birleşik fiillerinde geçer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. güdü, saik; müz. motif; s. hareket meydana getiren, itici; devindirici, muharrik; harekete ait; güdüsel; f. hareket ettirmek, harekete getirmek; edeb. başlıca konuya bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hareket kuvveti, tahrik kuvveti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. tam kelime, en uygun kelime, yerinde söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çeşitli kısımlardan meydana gelmiş, birbirine benzemez, ayn cinsten, karmakarışık; karışık renkli, alaca, rengârenk; rengârenk giysili; i. uyumsuz karışım; rengârenk giysi. wear motley soytarılık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Motorlu tulumba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motor pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı ve doğrusu: MOTOR) (i. Fr.).

1.Herhangi bir enerjiyi harekete çeviren cihaz: Benzin motoru, elektrik motoru.

2.Benzin veya mazot motoru vasıtasıyle hareket eden bisiklet veya deniz teknesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. motor. motorboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of internal- combustion engine in which the air drawn in by the suction stroke is so highly compressed that the heat generated ignites the fuel , the fuel being automatically sprayed into the cylinder under pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Diesel engine has a very high thermal efficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who, or that which, imparts motion; a source of mechanical power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prime mover; a machine by means of which a source of power, as steam, moving water, electricity, etc., is made available for doing mechanical work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Causing or setting up motion; pertaining to organs of motion; applied especially in physiology to those nerves or nerve fibers which only convey impressions from a nerve center to muscles, thereby causing motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A motor car; an automobile. machine that converts other forms of energy into mechanical energy and so imparts motion a nonspecific agent that imparts motion; 'happiness is the aim of all men and the motor of all action'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. motor. motorboat. motorcycle. promiscuous. loose. power plant. motorship. launch motor. motor ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device or machine that converts other forms of energy into mechanical energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In R/C racing this generally refers to an electric motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device which converts fluid power into mechanical force and motion It usually provides rotary mechanical motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Principally a machine that converts electrical energy into mechanical energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There are more than 150 variations of motors that drive power tools Among the quality features are welded connections, built-in fans and commutators welded to motor windings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rotating machine that converts electrical power into mechanical power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A machine that converts electrical energy to mechanical energy It is activated by ac or dc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device used to convert electrical or air power into a rotational force 1 Pump Motor - used to drive the hydraulic pump 2 Stepper Motor - used to drive the rollers of the roll feeds or move the bolster in the Y or Theta-axis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Referring to nerves that give signals to muscles or glands in the body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A machine that produces motion or power for doing work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A machine which transforms electric energy into mechanical energy Standard motors are dual voltage and operate at 1725 RPM. adj Of, relating to, concerned with, or involving muscular movement. a device that provides rotary movement, see electric motor and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relates to movements of muscles. neurological term to represent that portion of the nerve or joint responsible for activity or motion, as compared to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 1930's economy grade of gasoline, usually with low tetraethyl lead content and correspondingly low octane rating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Word used by student pilots and Yankees when referring to the engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An actuator that converts linear power to rotary mechanical force and motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ability to move Motor skills can be thought of as 'output' signals from the brain Many visual skills involve motor components.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A source of mechanical power. related to moving the muscles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brit equivalent to vehicle Not to be confused with engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Used as a verb, it is to travel by car. generally refers to an electric motor. machine that converts other forms of energy into mechanical energy and so imparts motion. a nonspecific agent that imparts motion; 'happiness is the aim of all men and the moto

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine , motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. motor; elektrik motoru; makina; ing. otomobil; s. hareket meydana getiren, muharrik; motorlu; tıb. hareket kaslarına ait; hareket nakleden; psik. hareki, devimsel, adaleleri harekete getirici; f. otomobille gitmek veya götürmek. motor nerve m

İngilizce - Türkçe Sözlük by