Mon ne demek? | Mon anlamı nedir? | Mon

Mon anlamı nedir?

Mon ne demek?

Mon anlamı nedir?

Mon | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs Monday.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart tip bir objektif montajı

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). acı, ters, haşin, sert. ac'rimony (i). acılık, haşinlik, sertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). öğüt vermek, nasihat etmek, tembih etmek, ihtar etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tembih, ihtar, nasihat, öğüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ihtar mahiyetinde, nasihat şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kasıkotu, (bot). Agrimonia ; kızılyaprak, koyun otu, (bot). Agrimonia eupatoria. hemp agrimony koyun otu, (bot). Eupatorium cannabinum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nafaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). badem; kargadelen. almond oil bademyağı. almond shaped badem şeklinde.almond tree badem ağacı; acı badem ağacı, (bot). Prunus amygdalus. Chios almond sakız bademi, dişbademi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardım dağıtan memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alüminyumla amonyum nitrat bileşiminden meydana gelen patlayıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amonyak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). amonyak ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uşak ağacından elde edilen sakız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kafadanbacaklı kabuğunun fosili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amonyum. ammonium chloride nışadır. ammonium nitrate amonyum nitrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat arasına, arasında , içinde; sınıfında, memleketinde, zamanında.(Among daha çok A.B.D.'de amongst ise ingilterede kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. amoniaque, kimya). Nişadır ruhu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammoniac. ammonia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammonia. ammonia water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammonia. ammonia water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir halita kökü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Manisa lâlesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anémone

bit. b. dağ lalesi

Düğün çiçeğigillerden, mor renkli, çan biçimli tüylü çiçekleri olan otsu bir bitki.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anemone dağlalesi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anemon çiçeği, (bot). Anemone. garden anemone yıldızlı numan çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Sb senbolü ile gösterilen mavimsi beyaz renkte bir maden. Bazı alaşımlarda, bu arada basım harfleri alaşımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antimon, rastık taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çoksesli musiki ilimlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Seste, ara sesin titreşiminden hasıl olan alt ve üst sesler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Üflenince yanyana deliklerinden ses veren ağız çalgısı.

2.Küçük bir akordeon çeşidi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonica. harmonica mızıka. accordion akordoen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Küçük org, salon orgu. Piyanoya benzer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tavla oyunu; (f). tavla oyununda yenmek, özellikle mars etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şarkı satan kimse; kotü şair.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(fr.) kibarlar zümresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i., z. iki ayda bir vaki olan; ayda iki kere olan; i. iki ayda bir yayımlanan dergi; z. iki ayda bir; ayda iki kere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir çeşit zaturree; bronş1arın ve ciğerlerin iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kötü ruh, şeytan, iblis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). törensel, merasimle ilgili, resmi; (i). tören, merasim; ayin. ceremonially (z). törensel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). resmi; muaşeret kurallarına dikkat eden; törensel. ceremoniously (z). çok resmi bir şekilde. ceremoniousness (i). resmi oluş, resmiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tören, merasim; ayin; resmiyet, protokol; nazik ve uygar bir davranış. stand on ceremony resmi davranmak. without ceremony teklifsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarçın, tarçın ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).genel, yaygın, umumi, umuma ait; ortak, müşterek; evrensel; adi, bayağı, kaba; alışılmış, mutat. common carrier para ile yolcu veya yük taşıyan firma. common consent umumun rızası. common divisor (mat). ortak tam bölen. common fraction (mat). bayağı k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). genel park veya otlak, halkın ortak malı olan yer, meydan; (huk). bir kimsenin başkasının toprak veya suyu üzerinde hak iddia etmesi. in common müştereken, beraber, birlikte, ortaklaşa. in common with ile ortak olarak. out of the common fevkalade, a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). umuma ait olan otlağı kullanma hakkı; ortak mal sahipliği; avam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). avam, halk tabakası, topluluk; tüzel kişiliği olan ticari şirket üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halk tabakasından olan kimse; (bazı ingiliz üniversitelerinde) kendi hesabına okuyan talebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). adi, sıradan, bayağı; olağan; kişiliği olmayan; (i). beylik laf, klişe, çok söylenmiş söz; çok görülmüş herhangi bir şey, basmakalıp iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., (ing). avam, halk tabakası; (üniversitede) yemekhane. House of Commons Avam Kamarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamu yararı, amme menfaati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ulus;cumhuriyet; A.B.D. eyalet. the Commonwealth İngiliz Milletler Topluluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmonot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (ingiltere'de) seyyar meyva, sebze veya balık satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı gösteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin; koruyucu cin, himaye eden cin. daemon'ic (s). doğaüstü, insanüstü; esinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

birbirine çok sadık iki dost.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplumca lekelenmiş kadınlar ve bunların mensup oldukları alem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin, kötü ruh, şeytan, ifrit; kötü adam, iblis herif; (k).dili çok enerjik kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paranın değerini düşürmek; parayı tedavülden kaldırmak. demonetiza'tion (i). paramn değerini düşürme; tedavülden kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kötü ruhların etkisi altında olan kimse; deli kimse; (s). mecnun, deli, cinli, kötü ruhların etkisi altında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cin veya şeytanlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin ve şeytanların varlığına inanış; şeytanlara olan itikadı tetkik eden ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin ve şeytanların varlığına olan itikadı tetkik eden ilim dalı, demonoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gösterilebilir, ispatı mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démonstration

tanıtım gösterisi

Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılan sunum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ispat etmek, göstermek, açımlamak, tatbikatla izah etmek; nümayiş yapmak, gövde gösterisinde bulunmak; göstererek ders vermek. demonstra'tioni ispat, delil; nümayiş, gösteri; sergi, tatbikat dersi. demonstrative (diman'strıtiv) (s)., i ispat eden,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). elmas; baklava biçimi; iskambil karo; beysbol main, beysbol sahasının iç meydanı; (matb) 4 1/2 puntolu ufak harf. diamond anniversary altmışıncı veya yetmiş beşinci yıldönümü. diamondback (i). baklava şeklinde benekli sırtı olan kaplumbağa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenksizlik, uyumsuzluk, düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., müz. ikilik notalardan daha küçük entervallere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ ing. -mons, Lat. -ma) kelimenin en eski şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) saadeti en yüksek gaye bilen felsefe sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saadet, mutluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Saadeti mutlak iyilik olarak kabul etme esası üzerine kurulmuş ahlâk nazariyesi, Mutçuluk (y. k.).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. eudémonisme

fel. mutçuluk

Hayatın anlamını mutlulukta bulan, insan davranışlarının mutluluk isteğiyle belirlendiği görüşüne dayanan ahlak öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Musiki heveslileri kurumları için kullanılır. Filarmonik orkestra = Senfonik orkestra, büyük orkestra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philharmonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flegmon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) (tıp). Organlar arasındaki veya deri altındaki katılgan dokunun iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photomontage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photomontage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f domuz etinin tuzlan mış ve tutsulenmiş but tarafı; f domuz etini tütsulemek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f tavla; tavlada mars; f mars etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f ünlem ing, k dili saçmalık, boş laf, aldatma; f boş laf etmek, hile yapmak; aldatmak; ünlem Saçmalık I Boş lafl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, den cıvadrayı baş bo doslamasına tiringa halatı ile bağlamak gam moning i cıvadra tiringası gamo onek cinsiyetle ilgili; bileşik gamous sonek evlilikle ilgili, ureme ile ilgili: monogamous s tek eşli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş saati mili; geom. bir paralelkenann bir köşesinden daha küçük bir paralelkenar ayrılınca geriye kalan şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dedikoducu kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Armoni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony armoni.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony. levelness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) uyumlu, ahenkli; harmonik, harmoniye ait; kulağa hoş gelen; (mat.) müzik ahengine benzer oranlara ait; (i.) (müz.) harmonik ses, esas sese katılan ikinci diziden ses. harmonical (s.) harmoniyle ilgili; uyumlu, ahenkli. harmonically (z.) uyu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) armonika, ağız mızıkası; irili ufaklı cam bardaklar veya madeni parçalardan meydana gelen bir çeşit çalgı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (müz.), uyum bilgisi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ahenkli uyumlu, birbirine uygun; tatlı sesli, hoş sesli; düzenli, muntazam. harmoniously (z.) ahenkli olarak, uyumlu olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) kompozitör; uyum kurallarını bilen kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) harmonyum, küçük org .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) uyum sağlamak, ahenk temin etmek, düzen vermek; (müz.), harmonisini yapmak; uygun gelmek, uymak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ahenk, uyum; (müz.), harmoni, seslerin uyması; uygunluk; ahenk ilmi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Piyanoya benzeyen ve körüğü ayakla işletilen küçük org. (bk.) Armonyum.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üstünlük, egemenlik, hâkimiyet, hegemonya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir devletin başka bir devlet üzerindeki siyasî baskısı ve üstünlüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hegemony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hegemony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hibrit LCD monitör, parlak güneş ışığı altında bile mükemmel bir görüş sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşsesli, anlamları ayrı olmakla beraber telaffuzlan bir olan kelimelerden her biri; adaş. homonym'ic, homon'ymous s. telaffuzlan bir olan homon'ymy i. telaffuzlan bir olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Salgı bezlerinden kana geçen maddelerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hormone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hormone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hormon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firavunfaresi, zool. Herpestes ichneumon. ichneumon fly tırtır, zool.Ichneumon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanıtlanamayan, açıklanamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyumlu olmayan, uyumsuz, ahenksiz; müzik yöntemine aykırı, kötü sesli. inharmoniously z. uyumsuz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.) demir eşya satıcısı, hırdavatçı, nalbur. ironmon- gery (i.) demir eşya, demir eşya satıcılığı, demir eşya satan dükkân.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fosil yakıtların yeterince hava ile yanmamasından oluşan, gözle görülmeyen, tatsız, kokusuz ve son derece zehirli bir gaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Japonca). Geniş kollu bir sabahlık çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kimono.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of loose robe or gown tied with a sash, worn as an outer garment by Japanese men and women.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A similar gown worn as a dressing gown by women of Western nations. a loose robe; imitated from robes originally worn by Japanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kimono.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a long robe with wide sleeves traditionally worn with a broad sash as an outer garment by the Japanese; a loose dressing gown or jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A long robe with wide sleeves traditionally worn with a broad sash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Japanese coat like garment, Obi sash belted with long wide rectangular sleeves Fabrics used are often luxurious and highly decorated examples.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The undergarment worn beneath robes. the full-length, robe-like, traditional Japanese garment, worn mostly by women in the Meiji era.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kimono is a traditional style of Japanese garment The style of the kimono worn depends on the wearer's age and the season or occasion Men wear kimono similar in cut to those worn by women but they are usually made of solid dark colors. a loose robe; imi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun Japon entarisi, kimono.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Astronot, feza pilotu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Rus.

gök b. uzay adamı

Uzay gemisini uzayda yöneten kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. limon; limon ağacı, bot. Citrus limon; argo değersiz kimse veya şey. lemon balm oğulotu, bot Melissa offi cinalis lemon drop limon şekeri. lemon peel limon kabuğu. lemon pudding limonlu puding. lemon squash İng. limonata. lemon verbena limon otu,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca). Turunçgillerden portakala benzer sarı meyve ki, yemeklere konur ve limonata ismiyle şurubu yapılır: Limon sıkmak. Limon ağacı = Bu meyveyi veren ağaç. Tatlı limon = Ekşi olmayan cinsi. Limon gibi = Pek sarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon. lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lemon): Limonağacının açık sarı renkli, yumurta biçiminde, kabuğu güzel kokulu, suyu ekşi olan meyvesidir. Kabuklarından limon esansı çıkarılır. C vitamini, şeker, müsilaj, sitrik asit ve tuzları bakımından zengindir. Kullanıldığı yerler: Ateşi ve tansiyonu düşürür. Kanı temizler. Susuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve romatizmada faydalıdır. Gribin çabuk atlatılmasını sağlar. Mide, bağırsak ve idraryollarındaki mikropları öldürür. Gıda zehirlenmesini önler. İdrar söktürür. Böbrek ve mesane kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Yüzdeki sivilceleri geçirir. Cildin güzelleşmesini sağlar. Karaciğer hastalıklarında faydalıdır. Dişleri beyazlatır ve diş etlerini kuvvetlendirir. Nezlede şikayetleri geçirir. Skorbüt hastalığında faydalıdır. Boğaz ve bademcik iltihaplarının giderir. İshali keser. Kansızlığı önler. Fazla aybaşı kanamasını önler. Nasırları söker. Mide ağrılarını dindirir. Baş ağrılarını ve vücut ağrılarını keser. Yüz çillerinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon peel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon peel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su ve şekerle karışık limon suyundan ibaret şerbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. lemon squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. still lemon drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. sangria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. lemon squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. still lemon drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. sangria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limonata denilen limon şerbetini yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limon renginde, açık ve az yeşile çalar sarı: Limonî renk: Limonî güzel bir renktir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Tabiî hidratlı demir oksidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i,). Limonla terbiye olunmuş, limon koyarak tatlandırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıştrr limon ve portakal ağaçlarını ve ona benzer ağaç ve çiçekleri barındırmaya mahsus ılıkça camekân, ser: Bu bahçeye bir limonluk lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatory. greenhouse. hothouse. lemon squeezer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greenhouse. cold frame. conservatory. forcing- house. green house. hothouse. winter garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limon asidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanı kötü yola sevkeden servet ve mal; hırs, ihtiras; b.h. hırs veya servet tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Deniz kirliliğini izleme programı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evlenmeye ait. matrimonially z. evlenmeye ait; evlenme suretiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evlenme, izdivaç, evlilik; evlenme merasimi; bir kâğıt oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i.hafızaya yardımı olan, hafızayı kuvvetlendiren; hafızaya ait; i. hatırlatıcı ipucu. mnemonics i. hafızayı kuvvetlendirme usulü, hafızayı terbiye ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.) (musiki). Üçlülere dayanan klasik armoni kaidelerine uymayan yeni armoni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «Mevlânâ» dan).

1.Osmanlı devrinde Mevleviyyet sahibi, büyük kadı: Mekke, Mısır mollası.

2.Mevleviyyet pâyesinde bulunan ilmiyye mensûbu.

3.Büyük bilgin, hoca: Molla CAmî, Mevlânâ CAmî. Mollay-ı RÜm = Mevlânâ Celâleddin-i RÜmî.

4.Yüksek medrese talebesi: Gel bakalım molla. Molla Bey = Eskiden babası paşa olan yüksek ilmiyye mensuplarına verilen unvan.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Monako.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. felsefe). Leibniz’e göre, varlıklara vücut veren bölünmez, katıksız öz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basit cevher, zerre, atom; biyol. tek hücreli organizma; fels. monad, bölünmez töz. monad'ic(al) s. tözel, monada ait. monadism i. monadizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. ercikleri filamentlerle birleşmiş, monadelf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, Akdeniz kıyısında, Fransa’nın güneyinde, İtalya sınırında yer alır.

Coğrafi konumu: 43 44 Kuzey enlemi, 7 24 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 1.95 km².

Sınırları: toplam: 4.4 km.

sınır komşuları: Fransa 4.4 km.

Sahil şeridi: 4.1 km.

İklimi: Akdeniz iklimi.

Arazi yapısı: Tepelikli, engebeli, kayalıklı.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m.

en yüksek noktası: Agel Tepesi 140 m.

Doğal kaynakları: yok.

Coğrafi Not: Dünyanın ikinci en küçük bağımsız devleti (Holy See’den sonra).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 32,543 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.4 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 7.68 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.35 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.69 yıl.

Erkeklerde: 75.85 yıl.

Kadınlarda: 83.74 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.76 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Monakolu.

Nüfusun etnik dağılımı: Fransız %47, Monakolu %16, İtalyan %16, diğer %21.

Din: Roma Katolikleri %90.

Diller: Fransızca (resmi), İngilizce, İtalyanca, Monakoca.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Monako Prensliği.

kısa şekli : Monako.

Yerel tam adı: Principaute de Monaco.

yerel kısa şekli: Monaco.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Monako.

Bağımsızlık günü: 1419.

Milli bayram: Ulusal Gün , 19 Kasım.

Anayasa: 17 Aralık 1962.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü).

Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 870 milyon $ (2000 verileri).

İş gücü: 41,110 (2004).

İşsizlik oranı: %3.1 (1998).

Endüstri: Turizm, inşaat, küçük çaplı endüstri ve tüketim malları.

Tarım ürünleri: yok.

Para birimi: Euro (EUR).

Para birimi kodu: EUR.

Mali yıl: Takvim yılı.

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 33,700 (2002).

Telefon kodu: 377.

Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM NA, kısa dalga 8 (1998).

Radyolar: 34,000 (1997).

Televizyon yayını yapan istasyonlar: 5 (1998).

Televizyonlar: 25,000 (199


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek kocalı; tek kocalılıkla ilgili; bot. tek ercikli, monandrik. monandry i. tek kocalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kral, padişah, hükümdar. monar'chic(al) s. krallık usulüne ait. mon'srchism i. krallık hükümeti sistemi, kraliyetçilik. monarchist i. krallık usulü taraftarı, kraliyetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manastır hayatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. krallık, padişahlık, monarşi, tekerklik; kral sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Bir hükümdar tarafından yapılan devlet yönetimi. Parlamanter (meşrûtî) demokrasi veya mutlakıyet şeklinde ölebilir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchie

top. b. tek erklik

Siyasi otoritenin genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet düzeni veya rejim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchiste

top. b. tek erkçi

Monarşizme ilişkin, bu rejimi benimseyen ve savunan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchisme

top. b. tek erkçilik

Monarşi yanlılarının siyasi öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manastır. monaster'ial s. manastıra ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. manastıra veya manastır hayatına ait; inzivaya çekilip kendini dini hayata adamış; i. keşiş. monastical s. manastıra ait. monasticism i. manastır hayatı veya sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Yugoslavya'da Ma nastır şehri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mo. , month , month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. tek atomlu molekülü olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek kulakla işitmeye ait; sesi tek bir yönden gelen, stereo olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pazartesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. dünya; çevre, muhit; toplum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the smart set. society. fashionable and pleasure-loving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. tek evcikli, monoik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. paraya ait, sikkeye ait; parayla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para, nakit; para yerine geçen şey. money belt para taşlmaya elverişli kuşak. money market piyasa. money order posta havalesi. easy money kolay kazanılmış para. even money yarışta iki tarafln eşit meblâğlarla bahis tutuşması. hard money madeni para

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para çantası, para kesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo. zengin kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. faizci, tefeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kargaotu, bot. Lysimachia nummularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. tüccar, tacir, esnaf, satıcı. monger sonek satıcı. ironmonger, fish monger monger sonek, A.B.D., asağ. yapan kimse, karışan kimse: scandalmonger, warmonger.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Moğol; s. Moğol ırkına ait Mongo'lia i. Moğolistan. Mongo'lian s., i. Moğol ırkına veya diline ait; i. Moğol; Moğol dili, Moğolca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb geniş ve yassı kafalı, gözleri aşağıya doğru ve geri zeklı olarak doğan çocuğun anormal durumu, Mongolizm .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i.,antro. Moğol Irkma mensup (kimse); Mongolizm hastalığına uğramış (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firavun faresi, Hindistan'da bulunan ve gelinciğe benzeyen bir hayvan, zoo. Herpestes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,s. melez köpek veya başka hayvan; s. melez, karışık soylu; katışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili isim, ad; lakap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. tespih şeklinde, moniliform.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. bircilik, monizm monist i. monizm taraftarı. monis'tic s. monizme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monist

fel. tekçi

Tekçilik taraflısı olan, tekçilikle ilgisi olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A believer in monism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyarma, ikaz, ihtar, tembih; huk. ihbarname, davet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moniteur

fiz. ve tek. göstergeç

1. fiz. Işının yeğinlik düzeyini algılayıp ölçen alet.

2.fiz. Ses dalgası iletiminde, iletimi bozmadan ve kesmeden niteliğini denetleyen alet.

3.tek. Televizyon, bilgisayar vb.nde görüntü ile sesin niteliğini eşleme, görüntü seçimini gerçekleştirme, görüntüyü yayımlama gibi işlerin denetlenmesinde kullanılan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monitor. erector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sınıfta düzeni korumakla görevlendirilen öğrenci; nasihat eden kimse; etobur iri bir kertenkele, varan; den. taretinde ağır topları olan güvertesi basık eski bir harp gemisi; izleme veya gözlem tertibatı; f. izlemek, gözlemek. monitorial , moni

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bircilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monisme

fel. tekçilik

1. Gerçekliğin temeli olarak yalnızca tek bir ilkeyi benimseyen dünya görüşü.

2.Gerçekliğin herhangi bir organ gibi bölünmez bir bütün olduğuna ve bağımsız parçaları bulunmadığına inanan öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keşiş; münzevi kimse. monk hood i. keşişlik; keşişler. monkish s. keşiş gibi monk's cloth perdelik kaba pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maymun; maymuna benzer kimse; şahmerdan başlı. monkey bread baobap, maymun ekmeği ağacı; baobap meyvası. monkey business maymun işi, yalan dolan, düzenbazlık monkey flower misk otu, bot. Mimulus moschatus. monkey wrench ingiliz anahtarı. throw a m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili oynamak, kurcalamak. monkey around oyalanmak, dalga geçmek. monkey (around) with karıştırmak, ile uğraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., k.dili şaka; aldatıcı veya dürust olmayan hareketler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maymunbalığı, zool. Squatina vulgaris; kelerbalığı, zool. Squatina squatina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğanotu, bot. Aconitum; kaplanboğan, bot. Aconitum napellus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Molla.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony MiniDisc kaydedicilerde, ses kaydının monoya geçirilerek kayıt süresinin ikiye katlanmasını sağlayan bir özellik. MDW-80’in stereo kayıt süresi 80 dakika, mono kayıt süresi 160 dakikadır. Tüm Sony MiniDisc çalarlar, mono kayıtları çalabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek tek, bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monobloc

tekgövde

Parçalara ayrılmayan, bütün olarak bulunan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. tek başlı, monosefal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. nota aralıkklarını ölçmek için kullanılan tek telli alet, sesölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek renkli resim; tek renkli resim yapma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek gözlük, monokl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. tek çenekli bir bitki, monokotiledon. monocotyledonous s. tek çenekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek gözlü; tek gözle kullanmaya mahsus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek sesle okunan mersiye; müz. tek sesli şarkı, monodi; ses aynılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monogame

tek eşli

Eşi bir tek olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the Monogamia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. sosyoloji). Erkek veya kadının tek eşle evlenmesi prensibi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monogamie

top. b. tek eşlilik

Kadının veya erkeğin karşı cinsten yalnız bir kişiyle evlenebilmesini onaylayan, birden çok kadınla veya erkekle evlenmeyi yasaklayan evlilik biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teke!lilik, monogami; zool. tek eş ile çiftleşme. monogamist i. tekevli kimse. monogamous s. tekevli, monogam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. bütün canlı organizmalann tek bir hücreden oluştuğu kuramı; biyol. metamorfoz olmadan büyüme; bütün insan ırklannln ayn soydan geldiği öğretisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sınırlı bir konu üzerinde yazılan yazı, kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir ismin birkaç harfinden veya baş harflerinden meydana gelen desen, monogram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özel bir konudan bahseden yazı, monografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek karılı; bot. tek pistilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bir su molekülü ile birleşmiş olan eleman veya bileşik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek parçalı bikini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L.). Tek gözlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monocle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bütün görsel sanatlar ve mimarlıkta tek renklilik. Yalnızca siyah ve çeşitli gri tonları kullanılarak yapılabileceği gibi, aynı rengin tonlarıyla da gerçekleştirilebilir. Polikromi (çok renklilik) sözcüğünün karşıt anlamlısıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yekpare taştan direk veya abide. monolith'ic s. yekpare taştan yapılmış; yekpare, bütün; bütüncül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir kişi tarafından oynanan küçük komedi veya kalabalığa karşı söylenen güldürücü söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monologue. soliloquy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monologue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monologue , monolog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. monolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb yalnız bir konu hakkında saplantı ile kendisini gösteren akıl hastalığı, sabit fikir, saplantı; delice merak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sabit fikir delisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para için tek maden standardı; para kıymeti için altın gibi tek maden kullanma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., mat. tek terimli; biyol. tek kelimeden ibaret (hayvan veya bitki ismi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek molekül kalınlığında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. tek yapılı; şekli değişmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öpüşme hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. bitişik taçyapraklı, simpetal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, tıb yalnız kalmaktan korkma, yalnızlık korkusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. tek sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. tek yapraklı, tek yapraktan meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek kanatlı uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monopole

tekel

1. Bir malın yapımının yalnızca bir kuruluşun elinde bulunduğu durum.

2.Devletin herhangi bir üretim alanını elinde tutması, satışı tek elden yönetmesi ve fiyata hâkim olması durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly tekel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekelci, inhisarcı. monopolis'tic s. inhisarcı, tekelci, tekele ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. inhisar altına almak. monopolize the conversation başka kimseyi konuşturmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inhisar, tekel; inhisar maddesi; vurgunculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek ray, monoray; tek raylı demiryolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek heceli kelime. monosyllabic s. tek heceli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monothéiste

top. b. tek tanrıcı

Tek tanrıcılığa inanan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. monothéisme

top. b. tek tanrıcılık

İnsanın, doğada ve toplumda, ilk veya değişmez sebebi araştırmasına yol açan tarihsel şartların etkisiyle her şeye gücü yeten bir tek tanrı düşüncesine varması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tektanrıcılık, monoteizm. monotheist i. tektanrıcı kimse. monotheistic s. tektanrıcılıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Harfleri ayrı ayrı döküp dizen dizgi makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yeknesak, bir düziye, bitevi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monotone

tekdüze

Değişmeksizin, düzenli, aynı biçimde tekrarlanan, sürüp giden.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. monotone. drab. humdrum. opaque. pedestrian. soul-destroying. soulless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. monotone. drab. humdrum. opaque. pedestrian. soul-destroying. soulless. dull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. all in the same key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous , monotonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aynı perdeden ses; yeknesaklık; müz. tek ve değişmez perde; yeknesak şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotone. monotony. sameness. vapidity tekdüzelik. yeknesaklık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony. sameness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeknesaklık, tekdüzelik, monotonluk, aynı perdeden ses çıkarma. monotonous s. yeknesak, tekdüze, monoton, sıkıcı monotonously z. tekdüze olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. tek tip; matb. tek tek harflerle otomatik dizgi; levhadan baskı; monotip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim monoksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Monrovia, Liberya' nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dağ; anat. çatı kemiği kaynagı üzerindeki yağlı tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Prenslere ve kardinallere hitaben kullanılan seygı sözü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, çoğ. messieurs i., Fr. bay; efendi, bey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muson; mevsimine göre yön değiştiren rüzgar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. canavar; acayip ve doğaüstü şey; hilkat garibesi, ucube; gaddar kimse; dev gibi şey veya kimse; s. buyük, iri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. canavar; ucube; canavarlık, gaddarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. canavar gibi; anormal; iri, cisim; müthiş, korkunç, çok gaddar. monstrously z. canavarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat. jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotomontaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kurma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. montage

sin. ve TV kurgu

Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini, bir anlam ve uyum bütünlüğü sağlayarak birleştirme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. installation. assemblage. mounting. fitting. montage. erecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

montage. mounting. reassemble. fitting. assembling. assembly. installation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembling. assembly. erection. mounting. fitting. installation. installing. assemply work. assemblage. fitting together. montage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitter. mounter. assembler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a fitter. fitting. assembling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dağlarla ilgili; dağlarda yaşayan veya yetişen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

montana mumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A favorite gambling game among Spaniards, played with dice or cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Spanish America, a wood; forest; timber land; esp., in parts of South America, a comparatively wooden region. a gambling card game of Spanish origin; 3 or 4 cards are dealt face up and players bet that one of the will be matched before the others as th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a gambling card game of Spanish origin; 3 or 4 cards are dealt face up and players bet that one of the will be matched before the others as the cards are dealt from the pack one at a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir ispanyol kâğıt oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assemble. mount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assemble. to put together. to install. mount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Karadağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Montevideo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay. a month of Sundays çok uzun zaman. lunar month kameri a., solar month şemsi ay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. ayda bir olan; aylık; i. aylık dergi; z. ayda bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. abide, anıt; mezar taşı; eser; sınır taşı; tarihi yapı. monumen'tal s. anıtsal; muazzam, heybetli; güz. san. aslından büyük. monumentally z. heybetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. 1830 senesinde New York eyaletinde Joseph Smith tarafmdan kurulan bir mezhebin üyesi; s. Mormonlara özgü. Book of Mormon bu mezhebin kitabı. Mormonism i. Mormon mezhebi usulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bütün şeytanların bulunduğu yer, cehennem; karışıklık veya kanunsuzluğun hüküm sürdüğü yer; velvele karışıklık, kargaşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s cimri, pinti, aşırı hasis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hasislik, pintilik, cimrilik, tamahkarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. babadan intikal eden miras; kilise vakfı patrimo'nial s. bu yolla intikal eden miras kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hurma, Trabzon hurması, Japon inciri, bot. Diospyros.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. filarmonik, müzik seven. philharmonic orchestra filarmoni orkestrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., coğr. dağ eteğindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. zatulcenp ile beraber zatürree hastalığı bulunması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb zatürree, akciğer iltihabı. double pneumonia iki taraflı zaturree.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. ufak para çantası, para cüzdanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önsezi; uyarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. promenade

gezinti yeri

Yürüyüş yapmak, dolaşmak ve hava almak amacıyla ayrılmış yol veya bölge.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. dağlık burun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akciğere ait, akciğeri etkileyen; akciğeri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akciğere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., bak. Q.E.D.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sitem, serzeniş, paylama, protesto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sitemli, protesto eden; i. şikâyet eden kimse, protesto eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. paylamak, serzeniş etmek, azarlamak, ihtar etmek; şikâyet etmek, protesto etmek. remonstra'tion i. protesto. remonstrative s. protesto kabilinden. remonstrator i. şikâyetçi kimse, protesto eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. kuru laf, boş yere övünme, büyük söz; s., nad. övüngen, kuru lafçı; f. büyuksöylemek,övünmek, atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp) (Yunanca’dan). Müshil gibi kullanılan bir bitki, bingöz otu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. som balığı, zool. Salmo salar; buna benzer alabalık; sarımsı pembe renk. salmon trout kırmızı etli alabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zehirlenmeye sebep olan bir mikrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kutsiyet taslayan, sofu, mutaassıp. sanctimoniously z. dindarlık taslayarak. sanctimoniousness, sanctimony i. dindarlık taslama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahmude otu, bin göz otu, bot. Convolvulus. scammonia; bu otun müshil olarak kullanılan zamkı, mahmude koku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. korkulu söylentiler yayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cérémonie

tören

Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılan toplantı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. ceremonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) vaız, dinsel öğüt, hutbe; nasihat, ihtar. sermonette (i.) kısa vaız. sermon'ic (s.) va'za uygun, vaız kabilinden. sermonize (f.) uzun uzadıya nasihat vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papazlık gibi kutsal değerleri satan veya satın alan adam. simoniacal s. böyle iğrenç bir alım satım kabilinden veya buna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. halis, saf; gerçek; alın açık yüzü ak, lekesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papazlık rütbesi veya makamı alım satımı; kutsal tutulan şeylerden kar çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti Süleyman. solomonic s. Hazreti Süleyman gibi dirayetli, hikmet sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mührü Süleyman, bot. Polygonatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salmon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salmon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tatula, bot. Datura stramonium; tatula. yapraklarından yapılan müsekkin ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s dağ eteğindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çağırmak, çağırtmak, emirle davet etmek, celp etmek; düşmanı teslim olmaya davet etmek. summon up toplamak (kuvvet); teşvik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (çoğ.-es) resmi emirle davet, celp etme, çağırtma; çağrı, davetiye, mahkeme celpnamesi; ask. teslim çağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- mones) mim. erkek heykeli şeklinde taş sütun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermonuclear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) şahadetname, belge; tavsiye mektubu, bonservis; takdirname; onaylama; (s.) belgeleyen; takdirlerini bildiren. testimonial dinner veda yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şahadet, şahitlik; kanıt; leh veya aleyhte tanıtlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. termonükleer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, bir oynatıcı aygıtının harmonik sesler ya da yüksek sesler ekleyerek bir ses sinyalini ne kadar bozabileceğini toplam ses sinyalinin yüzdesi olarak ölçen ve gösteren bir değerdir. %1’in altındaki bir THD değeri işitilemez fakat ses bozulması kümülatiftir. Yani bir ses sinyali beş ayrı bileşenden geçiyorsa, bu ses sinyali her bir bileşende THD toplamı kadar bozulabilir. Örneğin, her bir bileşende %1 THD varsa, toplam bozulma %1’in 5 katı ya da, %5 olarak ölçülürdü.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dağların ötesindeki: (İtalya'ya göre) Alplerin ötesindeki; yabancı; i. dağların ve bilhassa Alplerin ötesinde oturan kimse; yabancı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dağ(lar)ın ötesindeki; Alplerin kuzeyindeki; Alplerin güneyindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

üç ayda bir (olan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıl, sene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dağların ötesinde; Alp dağlarının güneyinde bulunan; i. Papanın mutlak yetkisi olmasına taraftar kimse. Ultramontanism i. Papanın mutlak hakimiyetini fazlasıyle isteyen zümrenin sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nezaketsizce yapılan; laubali; gayri resmi. unceremoniously z. gayri resmi olarak, teklifsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nadir, seyrek; olağanüstü, fevkalade; müstesna. uncommonly z. nadiren; olağanüstü olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hislerini kolay belli etmeyen, çekingen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bütünü meydana getiren ilgili öğelerin/parçaların kendi aralarındaki iletişimi. W. Kandinsky`e göre; “Armoni, kompozisyondur.” Müzikten ödünç alınan bu terim, resim unsurlarının tatmin edici veya hoşa gidecek biçimde düzenlendiği duygusunu dile getirir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savaşa kışkırtan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zampara; kerhaneci: pezevenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by