Mor ne demek? | Mor anlamı nedir? | Mor

Mor anlamı nedir?

Mor ne demek?

Mor anlamı nedir?

Mor | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).

1.Mavi ile güvez arasında bir renkte olan, menekşe renginde: Mor kadife.

2.Soğuktan veya berelenmekten veya şiddetli bir ümitsizlik ve acı tesiriyle bu renge girmiş olan, morarmış: Bunu işitince mosmor oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purple. violet. amaranthine. puce. purple. violet. amaranth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

livid. purple. violet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purple. violet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

layer of organic matter that develops beneath conifer forest communities and is associated with Bly acidic soils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Millennium Operating Regime. mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of forest humus characterized by an accumulation or organic matter on the soil surface in matted Oe horizons, reflecting the dominant mycogenous decomposers The boundary between the organic horizon and the underlying mineral soil is abrupt Sometime

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderately Oil Resistant. abbr middle-of-the-road. direction, a line, to point, to direct someone, to guide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (dilb). alomorf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amour

aşk

Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

god of love; counterpart of Greek Eros.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ahlâkdışı, ahlâk ile ilgisi olmayan, ahlâk çerçevesi dışında kalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (bk.) ahlâkdışçılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amoralisme

fel. töre dışıcılık

Töreyi inkâr eden öğretilerin genel adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Mayistra ile trinket yelkenlerinin açılması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amorphe

fiz. biçimsiz

Kendine özgü billurlaşmış bir biçimi olmayan (madde).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amorphous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Biçimi belirli bir düzene uymayan demektir. Tanımlanması zor, düzensiz biçimlerde bulunan mineral, madde ya da nesneler için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşka meyilli, aşk izhar eden, aşktan ileri gelen: of ile aşık. amorous disposition aşka meyilli karakter. amorously (z). aşıkane. amorousness (i). âşıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Sekişsiz, özelliği olmayan. amorphism (i). Şekilsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). I. Bir defada ödenerek faizinin işlemesine nihayet verilen tahvil.

2.Piyangolardaki en küçük ikramiye-


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paying off. the smallest prize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the smallest prize. redemption of a bond issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Demirbaşa yatırılan sermayenin, azar azar kazançtan ayrılması.

2.Faizinin işlemesini durdurmak üzere bir tahvilin birden ödenmesi. 3.Bir borcun azar azar ödenmesi.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amortissement

yıpranma payı

Taşınmaz malların aşınmalarına karşılık olarak yıllık kârdan ayrılan belirli pay.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation. redemption. degressive depreciation. wear and tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depreciation amortisation. amortization. depreciation. redemption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Otomobillerde ve başka makinelerde sarsıntı, gürültü gibi şeyleri yumuşatmaya yarayan tertibat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock absorber. damper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock absorber. damper. dashpot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock absorber. damper. dashpot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-ing). (-tise) (f). (tic). bir borcun anaparasını taksitlerle ödemek, amortize etmek. amortiza'tion (i). itfa, masrafın imhası amortisman, bir borcun anaparasını taksitlerle ödeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Anamorfik zoom modu, HD Ready projektörler yelpazemizde sinemaya özgü en boy oranını sunar. Gelişmiş sinyal işleme özelliği ile, filmleri sinemada izleyebildiğiniz gibi görüntüleyin. İsteğe bağlı anamorfik zoom lensi, görüntüyü yatay olarak genişletir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir açıdan bakılınca muntazam görülen şekilsiz resim; bir resmin şekilsiz yapılması; bu şekilde resim yapma metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insanbiçimcilik, antropomorfizm. anthropomorphous (s). insan şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Tanrı veya başka mefhumları insan mahiyetinde ve insan biçiminde tasarlıyan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropomorphisme

fel. insan biçimcilik

İnsanın niteliklerinin başka bir varlığa, özellikle Tanrı’ya aktarılması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

artık; daha fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-den). daha fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). armour (i). zırh; silâh. armor-bearer (i). silâhtar. armor-piercing (s). zırh delen. armor plate zırhlı levha. armored (s).zırhlı. armored car zırhlı otomobil, zırhlı vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zırh ve silâh yapan veya tamir eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). silâh veya hanedanIık armasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cephane ve talimhane; silıh deposu; ABD silıh fabrikası, tophane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başkalarını da kendi gibi farzeden. automorphism (i). başkalarını da kendisi gibi farzetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden giyilen bir seşit renkli yünlü kumaştan yapılmış iç etekliği; k.h. bir çeşit bağlı ayakkabı; bir çesit iskoç kasketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

siyah ve portakal renginde Kuzey Amerika'ya mahsus sarıasmagiller familyasından bir kuş, zool. Icterus galbula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base morphine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Soyut sanatta, geometrik biçimlerden çok bitki ya da hayvan biçimlerini anımsatan eğrisel dış çizgilerle oluşturulmuş biçimler. En tipik örnekleri Arp’ın resimlerinde görülür.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şantaj ve soygun ile uğraşan ve Napoli'de 1820 yllında kurulmuş siyasi bir örgüt; (k.h). buna benzer bir örgüt veya grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). haykırma, feryat, yaygara; gürültü; (f). yaygara ile istemek; yaygara kopararak zorlamak; haykırmak, feryat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gürültülü, patırtılı; yaygaracı, şirret. clamorously (z). gürültüyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kılıç; iki ağızlı iskoç kılıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). anmak, zikretmek, hatırasını yad etmek commemora'tion (i). anma, hatırasını yad etme; anma töreni. commemorative (s). anma vesilesi oian; hatıra serisi olarak basılmış (pul).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). karabatak kuşu, (zoo).l Phalacrocorax carbo; obur adam; (s). açgözlü; yırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démoralisation

moral çöküntüsü

Manevi dirençsizlik, ruhsal yönden direnememe, cesareti yitirme.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. démoralise

morali bozulmuş

Manevi gücü azalmışi


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ahlakını bozmak, ifsat etmek; cesaretini kırmak, moralini bozmak, maneviyatını bozmak, gözünü korkutmak, yıldırmak. demoraliza'tion (i). maneviyatın bozulması, ahlakın bozulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iki şekilde görülebilen veya gözüken, iki şekilli. dimorphism (i). aynı bitki ve hayvan üzerindeki iki değişik şekil; aynı maddenin iki değişik şekilde kristalleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (fizyol.) en çok sinirleri ve beyin kısmı gelişmiş olan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exomorphisme

jeol. dış başkalaşım

Magmanın sokulmasıyla, komşu kayaçların uğradığı başkalaşma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. âşık etmek, meftun etmek, büyülemek, teshir etmek, kendine bağlamak; k.dili aklını başından almak. enamored of someone birine âşık, tutkun, meftun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. bir cins maden billuru içindeki diğer bir cins maden billuru; fizyol. nispeten kısa boylu, iri yapılı ve adaleli kimse, endomorfik tipte kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) ilelebet, ebediyen, daima. for evermore ebediyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Işığı yakalayarak elektrik sinyaline dönüştüren bir yarı iletken çip. ‘Tamamlayıcı Metal Oksit Yarıiletken’ anlamına gelen CMOS sensörleri, daha az görüntü lekesi, daha geniş dinamik aralık ve daha düşük güç tüketimi sunar. Exmor™ teknolojisi çip üzerinde analog/dijital (A/D) sinyal dönüştürme ve kurursuz, temiz görüntüler iki aşamaları gürültü azaltma gerçekleştirir.

Teknolojik Terim by

Ülke

Başkent: Rabat.

Nüfus: 28.559.000.

Yüzölçümü: 458.730 km2+Batı sahra topr.

Komşuları: Güneyinde Batı Sahra, Doğusunda Cezayir.

Önemli Şehirleri: Kazablanka (2.600.000), Rabat (556.000), Fas (852.000).

Din: %99 Sünni Müslüman.

Dil: Resmi Dili Arapça, Berberice.

Yönetim Biçimi: Anayasal Monarşi.

Tarih: Fas topraklarına ilk yerleşenler berberlerdi. Onları Romalılar ve Kartejinler (Carthaginians) izledi. 683’te Araplar burayı fethettiler.veYüzyıllarda bir Berberi imparatorluk zayıf durumdaki Kuzey Afrika’yı ve İspanya’nın büyük bölümünü Fas’tan yönetti.

Fas’ın bir bölümü 19. yy.da İspanyol yönetimine girdi. Kalan kısmını ise 20. yy. başlarında Fransa kontrolü altına aldı. 1911-33 yılları arasında kabile ayaklanmaları son buldu. Ülke 2 Mart 1956’da bağımsız oldu. Uluslararası bir liman olan Tanca 1956’da Fas’a geçti. İspanya Sahrasının üçte ikisi büyüklüğündeki 70.000 milkarelik fosfat zengini toprakları ele geçirdi. Kalanı ise Moritanya elde etti. İspanya Şubat’ta geri çekildi. Bir gerilla hareketi olanPolisario, 287 Şubat’ta bölgenin bağımsızlığını ilan etti ve Cezayir’in de desteği ile saldırılar düzenlemeye başladı. 1980’de Moritanya, Palisario cephesi bir anlaşma imzalayarak Eski İspanyol Sahrasının bu bölümünden vazgeçince Fas burayı işgal etti.

Uzun yıllar süren çatışmalardan sonra, Fas önemli şehir alanlarını kontrol altına aldı. Ama Polisaro gerillaları geniş ve nüfusu seyrek çöllerde rahatça hareket edebilmektedir. 1990’da iki taraf bir ateşkes andlaşması imzaladı. Birleşmiş Milletler Batı Sahra’nın bağımsız mı, yoksa Fas’a mı bağlı olacağını belirlemek için bir referandum düzenlemeyi planlamıştır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(özellikle Messina Boğazında görülen) serap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). kalça kemiğine ait, uyluğa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir güç kaynağına ihtiyaç duymadan bilgi depolayan, silinip tekrar yazılabilen bir hafıza cinsi. Özellikle hafıza kartlarında ve USB flash disklerde kullanılır, fps : Saniye başına çekilen kare sayısı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital görüntü depolaması için hem floppy disket hem de Memory Stick™ kullanılabilir. Resimler, floppy disketten Memory Stick™’e kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeryüzü ile ilgili, jeomorfik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng glamour i., f göz kamaştırıcılık, sathi cazibe, sahte parlaklık; f. büyülemek, teshir etmek. glamorous s. cazip, göz alıcı. glamorously z. cazip bir şekilde, büyüleyici bir surette. glamorize f. çekici bir hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) Sodom .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanama. hemorrhagic (s). kanamaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). basur, emeroit. hemorrhoid'al (s). basura ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). anormal şekil ve bünyeli; (zool). başkalaşımın değişik evrelerinde farklı şekillere giren. heteromorphism (i). farkll şekillere girme özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moisture, especially, the moisture or fluid of animal bodies, as the chyle, lymph, etc.; as, the humors of the eye, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vitiated or morbid animal fluid, such as often causes an eruption on the skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

State of mind, whether habitual or temporary ; disposition; temper; mood; as, good humor; ill humor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Changing and uncertain states of mind; caprices; freaks; vagaries; whims.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That quality of the imagination which gives to ideas an incongruous or fantastic turn, and tends to excite laughter or mirth by ludicrous images or representations; a playful fancy; facetiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To comply with the humor of; to adjust matters so as suit the peculiarities, caprices, or exigencies of; to adapt one's self to; to indulge by skillful adaptation; as, to humor the mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To help on by indulgence or compliant treatment; to soothe; to gratify; to please. the trait of appreciating the humorous; 'she didn't appreciate my humor'; 'you can't survive in the army without a sense of humor' the quality of being funny; 'I fail to se

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a message whose ingenuity or verbal skill or incongruity has the power to evoke laughter. the trait of appreciating the humorous; 'she didn't appreciate my humor'; 'you can't survive in the army without a sense of humor'. a characteristic state of feeling

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humor , humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng. humour i., f. güIünçlük, komiklik; nüktedanlık, nüktelilik; mizah, güldürü; keyif; mizaç , huy, tabiat; kapris; tıb. salgı; sivilce; suyuk, hılt, eski fizyolojide kan, safra balgam veya sevda salgısı; f. keyfine tabi olmak, ayak uydurmak, kapr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suyuktan ileri gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. kapris, fantezi ve oynak parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şakacı kimse, nüktedan kimse; mizahçı, güldürü yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. latife kabilinden, mizahi, gülünç, komik. humorously z. şaka tarzında, mizah yollu. humorousness i. şakacılık; gülünçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hatırlanamayacak derecede eski, çok eski. from time immemorial çok eski zamandan beri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. immoral

fel. töretanımaz

Daha üstün saydığı bir töre adına geçerli töreyi tanımayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violating principles of right and wrong. not adhering to ethical or moral principles; 'base and unpatriotic motives'; 'a base, degrading way of life'; 'cheating is dishonorable'; 'they considered colonialism immoral'; 'unethical practices in handling publ

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahlaksız, ahlâkı bozuk, ahlaka aykırı, edepsiz, fasit. immorally z. ahlâksızca. immoral'ity i. ahlaksızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. immoralisme

fel. töretanımazlık

Toplumca benimsenmiş töre ile ilgili değerleri değiştirmek isteyen öğretilerin genel adı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ölmez, ebedi ölümsüz, daim, baki, sonsuz; i. ölümsüz varlık; şöhreti devam eden kimse; coğ. ilâhlar; çoğ.,the ile Fransız Akademisi üyeleri. immortal'ity i. ebedilik, olümsüzlük. immortally z. ebedi olarak, ölümsüz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ebedileştirmek, ölümsüzleştirmek; ebedi şöhrete nail etmek, unutulmaz hale getirmek. immortaliza'tion i ebedileştirme, ölümsüzleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sevgili, sevilen kadın; aşık kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. hatırasına, anısına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) izomorf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (kim.), (biyol.) eşbiçimli, izomorf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. isomorphe

kim. eş biçim

Başka bir şeyin biçim veya yapı bakımından aynısı olan şey.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. isomorphique

kim. eş biçimli

Biçim, yapı bakımından birbirinin benzeri veya aynısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isomorphic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. isomorphisme

hay. b., kim. ve mat. eş biçimlilik

1. hay. b. Organizmada çeşitli soylardan ileri gelen benzerlik.

2.kim. Benzer yapıda olan maddeler arasındaki billurlaşma benzerliği. 3.mat. İki matematik kümesi arasında benzerlik bağıntısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. géomorphologue

yüzey bilimci

Yüzey bilimi ile uğraşan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Yeryüzüne ait dış görünüm şekillerini (düzlük, çukurluk, girintili çıkıntılı yapı, vb.) niteleyen bir terimdir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géomorphologie

yüzey bilimi

Yeryüzü engebelerini ve aşınma ile ilgili gelişimleri inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mermere benzer, mermere ait, mermerden yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. hatırlanmaya değer şeyler; böyle şeylerin kaydı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hatırlanmaya değer, anılmaya layık. memorably z. hatırlanacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L.). Muhtıra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorandum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A record of something which it is desired to remember; a note to help the memory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A brief or informal note in writing of some transaction, or an outline of an intended instrument; an instrument drawn up in a brief and compendious form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a written proposal or reminder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sometimes also referred to as a 'Bidder Acknowledgment,' or 'Broker Acknowledgment,' the memorandum is signed by those parties either on the auction floor or in the contract room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Memorandum title is a nonnegotiable title issued when you bring a vehicle from out-of-state, have a lien on the vehicle and your lienholder has possession of your out-of-state title A Memorandum title is not valid unless accompanied by the previous out-

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A written communication much like a letter but having no salutation or complimentary ending Usually used within or between offices of the same organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sometimes also referred to as a 'Bidder Acknowledgment' or 'Broker Acknowledgment', the memorandum is signed by those parties either on the auction floor or in the contract room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An informal note or instrument embodying something the parties desire to have in written evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Memorandum of Association of an IBC, equivalent to articles of incorporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

OF TRUST A document, usually recorded, which shows that a trust has been created, names the TRUSTEES and successor trustees, and states their powers, and lists the property subject to the trust It is sometimes called a Certificate of Trust. 1 An informal

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Document setting out main objects of the company and its powers to act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorandum , minute , note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -da, -dums) ileride hatırlanması için yazılan kısa not; muhtıra; not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hatırlatıcı; hatırda tutulmuş; i. herhangi bir şeyi anmak için yapılan şey veya merasim; amt, abide; muhtıra, tezkere, önerge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. takdirle anmak; anma töreni yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ezberlemek, ezbere öğrenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafıza, hafıza kuvveti, bellek, anlak, zihin, hatır; olayları hatırlanan zaman müddeti; hatırlanan şey: hatıra, andaç. in memory of hatırasına, anısına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Son derece küçük Memory Stick PRO-Duo, dosyaların yüksek hızlı aktarımını ve anında kayıttan çalmayı destekleyen bir medya aygıtıdır. Dosyaları bir bilgisayar veya dizüstünden diğerine aktarmaya ek olarak, Memory Stick PRO-Duo cep tipi dijital fotoğraf makineleri, PSP® avuç içi oyun konsolları ve cep telefonlarıyla kullanmak için mükemmeldir. 16 GB’ye varan depolama kapasitesi seçenekleriyle, müzik, video ve oyunlardan dijital fotoğraf makinelerine ve büyük belgelere kadar beğendiğiniz dosyaları hızlı ve kolay bir şekilde aktarabilirsiniz. Memory Stick PRO-Duo’nuzu takın, dosyaları sürükleyip bırakın ve yola koyulun.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek kapasite ve yüksek hızlı çıkarılabilir bellek formatı ile büyük fotoğraf, video ve diğer dosyalarınız için ideal. Memory Stick PRO™ aygıtları ile uyumludur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Cyber-shot® fotoğraf makinesi, dijital fotoğraflar ve MPEG filmler için 1 GB’a varan alan sağlayan Memory Stick PRO™’yu, isteğe bağlı bir depolama ortamı olarak kullanabilirler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Her türlü dijital veri için gelecek sistemlerle uyumluluğu garantili, kompakt ve elverişli bir veri depolama birimidir (Flash bellek).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çıkarılabilir Memory Stick™’den daha küçük olan Memory Stick™ DUO, genellikle boyut ve ağırlığı minimumda tutmanın öneminin arttığı cep telefonlarında, fotoğraf makinelerinde ve diğer taşınabilir cihazlarda kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MemorystickPRO Duo ve kart okuyucu arasında veri aktarımı gerçekleştirmek amacıyla kullanılır. Hafıza kartı adaptörün içine yerleştirilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Boyut açısından diğer memorysticklere göre çok daha küçük tasarlanmıştır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MemoryStick PRO, gerçek zamanlı DVD kalitesindeki videoları kaydetmek ve oynatmak için geliştirilmiş bir hafıza kartıdır. MemoryStick’e göre kapasitesi daha fazladır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Memory Stick PRO’nun yarısı kadar bir boyutta ve aynı yüksek hızda veri transfer imkanını sunan hafıza kartıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. sıvı ile billur arasında bir halde olan; adale ve kemikleri çok gelişmiş (insan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métamorphisme

jeol. başkalaşım

Bir kütlenin fiziki ve kimyasal özelliklerinin değişmesi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. métamorphose

biy. başkalaşma

Embriyo evresinden ergin olana değin bir hayvanın geçirdiği biçim ve yapı değişimleri.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başkalaşan, başkalaşım geçiren. metamorphism i. başkalaşım, başkalaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkalaştırmak; başkalaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -ses) i. şekil değişimi; tamamen değişme (gaye, durum, benlik); değişen şey veya kimse; biyol. başkalaşım, başkalaşma; tıb. dokularda oluşan anormal değişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Telif hakkı korumalı müziklerin saklanması ve çalınmasıyla ilgili SDMI (Secure Digital Music Initiative) gereklerini yerine getiren bir Memory Stick™.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. tek yapılı; şekli değişmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wistaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya).

1.Yunanistan’ ın yarımada hâlinde olan güney kısmı ki, Korent Boğazı açıldıktan sonra bir ada hâline gelmiştir.

2.Eskiden «Yunanistan» mânâsına da kullanılırdı ve sadece Mora ile Attika’yı içine alırdı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. buzultaş, moren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Zihin kabiliyetlerinin bütünü; karakter.

2.Tehlike ve güçIkleri karşılama enerjisi, maneviyat.

3.Ahlâk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to duty or obligation; pertaining to those intentions and actions of which right and wrong, virtue and vice, are predicated, or to the rules by which such intentions and actions ought to be directed; relating to the practice, manners, or conduct

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conformed to accepted rules of right; acting in conformity with such rules; virtuous; just; as, a moral man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Used sometimes in distinction from religious; as, a moral rather than a religious life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Capable of right and wrong action or of being governed by a sense of right; subject to the law of duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acting upon or through one's moral nature or sense of right, or suited to act in such a manner; as, a moral arguments; moral considerations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sometimes opposed to material and physical; as, moral pressure or support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Supported by reason or probability; practically sufficient; opposed to legal or demonstrable; as, a moral evidence; a moral certainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serving to teach or convey a moral; as, a moral lesson; moral tales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The doctrine or practice of the duties of life; manner of living as regards right and wrong; conduct; behavior; usually in the plural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The inner meaning or significance of a fable, a narrative, an occurrence, an experience, etc.; the practical lesson which anything is designed or fitted to teach; the doctrine meant to be inculcated by a fiction; a maxim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A morality play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Morality, 5.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To moralize. the significance of a story or event; 'the moral of the story is to love thy neighbor' concerned with principles of right and wrong or conforming to standards of behavior and character based on those principles; 'moral sense'; 'a moral scruti

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale. esprit de corps. morality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the significance of a story or event; 'the moral of the story is to love thy neighbor'. relating to principles of right and wrong; i e to morals or ethics; 'moral philosophy'. concerned with principles of right and wrong or conforming to standards of beha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Synonym for 'ethical ' See ethics. good according to a standard of right and wrong, as in: The moral thing to do isn't always the popular thing to do. knowing right from wrong behavior. '1 a : of or relating to principles of right and wrong in behavior :

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The moral Gower John Gower, the poet, is so called by Chaucer Father of moral philosophy Thomas Aquinas. able to know right from wrong in conduct; deciding and acting from that understanding. virtuous, doing the right thing. referring to what is right and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The moral perspective in which one knows the good, proper, and right The moral perspective is played out through one's motives, intentions, and actions as they impinge on or affect other human beings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lesson learned from a mediation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to right and wrong as determined by duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale , morality , morals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ahlaka ait, ahlaki, törel, ahlaksal; iyi ahlaklı, doğru; iyilik veya fenalık yapmaya muktedir; manevi; olasılı; i. ahlâk dersi; çoğ. ahlâkıyat, ahlak; düstur, özdeyiş. moral defeat manevt yenilgi. doubtful morals ahlâkdışı davranışlar. moral f

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maneviyat, manevi güç, moral; ahlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Mora yarımadası ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moraliste

fel. ahlakçı

Her şeyi ahlak açısından değerlendiren.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahlak ilmi uzmanı, ahlakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahlak ilmi, ahlâk; ahlâk doğruluğu; törellik; ahlâk dersi. morality play on beşinci ve on- altıncı yüzyıllarda karakterlerin erdem ve kötülük gibi ahlâki değerleri simgelediği bir tür dram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ahlâk öğretmek; ahlâki yönlerini açıklamak, ahlâk dersi çıkarmak; ahlâkını diizeltmek. moraliza'tion i. ahlâk yönünden değerlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Mutlak olarak ahlâka bağlı olan felsefî sistem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moralisme

fel. ahlakçılık

Ahlakı bir araç değil, bir amaç sayan öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Mor rengine girmek, mor olmak: Mürdüm eriği olgunlaşınca morarır.

2.Kararmak: Dağlar morardı.

3.Berelenmek: Dayaktan bütün bedeni morarmış.

4.mec. Acı ve ümitsizlikten beniz kararmak: Buna işitince kararıp morardı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become purple. to become bruised. to be embarrassed/humiliated. to eat crow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn purple. to turn black-and-blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor iz, morluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Mor rengine sokmak, mora boyamak: Mürekkeple ellerini morartmış.

2.Karartmak, karanlık hâle koymak: Şu bulutlar havayı morarttı.

3.Berelemek: Dayaktan bütün vücudu morartılmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make purple. to black. to make black-and-blue. to bruise. to embarrass. to humiliate. to score off sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn sth purple. bruise. empurple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklık, batak; sazlık; güçlük, engel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buhranlı zamanlarda borcun ödenmesini geciktirme hakkı, moratoryum; resmi geciktirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. moratoryuma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Buhranlı devirlerde, bir ülke veya bölgede borçların bir kısmı veya tamamının ödenme mecburiyetinin bir müddet geri bırakılması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moratorium

ekon. erteletim

Çok bunalımlı dönemlerde bir ülkede, bölgede, bir bölüm veya tüm borçlardaki ödeme zorunluluğunun geri bırakılması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Moravyalı; i. Moravyalı kimse; Moravya dili; Bohemya çıkışlı bir Protestan mezhebi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, moray eel murana, zool. Muraena helena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ürkütücü ve marazi konulara aşırı ilgi duyan; hastalıklı, hastalığa ait, marazi; bozuk. morbidly z. marazi olarak morbidness, morbid'ity i. ürkütücü ve marazi konulara aşırı ilgi duyma; hastalığa yakalananların sayısı, hastalık oranı, morbidite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keskin; alaycı, iğneli, istihza türünden. mordacity i. keskinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.) (musiki). Musikide süs işaretlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. keskin, iğneli, içe işleyen; renkleri sabit kılan; i. renkleri sabit kılan ecza; bakır üzerine oyma işinde kullanılan aşındırıcı ecza. mordancy i. keskinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. melodi süslemelerinden biri, mordan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. daha ziyade, daha fazla, daha çok; biraz daha; z. daha, bir kat fazla; i. fazla bir şey, fazlalık. more or less oldukça, takriben, az çok. more than one birden fazla. neither more nor less ne fazla ne eksik, tam öyle, tam o kadar. nothing

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elbiselik veya perdelik yünlü veya pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenilebilen bir cins mantar, siyah mantar, bot. Morchella esculenta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vişne, bot. Prunus cerasus austera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moraine

min. buzul taş

Buzulların taşıyıp biriktirdikleri, üzerleri çok kez parıltılı veya çizikli taşlar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moraine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bundan başka, bundan fazla, üstelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. âdetler, töreler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Morali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). Kelimenin şekil yapısının her bir unsuru, ek vs.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. morphème

db. biçim birimi

Kelimelere dil bilgisi bakımından biçim veren, çoğu ek durumunda olan öge.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Afyondan elde edilen uyuşturucu bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphine. morphia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphine. bang. morphine morphia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Morfin müptelâsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. gramer). Şekil bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. morphologie

1. db. yapı bilgisi,

2.yapı bilimi

1. Kelimelerin yapısını, türeme yollarını ve çekim biçimlerini içeren bilgi. 2.Bitkilerde ve canlılarda organların yapılarını, biçimlerini, biçimleriyle görevleri arasındaki ilgiyi inceleyen bilim kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphology yapıbilim. biçimbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Adliyece lüzum gösterilen cesetlere otopsi yapılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morgue. mortuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morgue. dead house. deahouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dengi olmayan (izdivaç). morganatic marriage krallık ailesinden birinin aşağı tabakadan biriyle unvan ve miras hakkı vermemek şartıyle evlenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. morg.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölmek üzere, ölüm halinde, can çekişmekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Kuzey denizlerinde avlanan ve karaciğerlerinden balıkyağı çıkan bir cins büyük balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cod. codfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devrik kenarlı şapka şeklinde bir çeşit miğfer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mauritania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mauritania. mauritanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mauritania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mauritanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ölmek üzere olan bizler sizi selâmlarız (gladyatorlerin dövüş meydanına çıkarken imparatoru selamlamaları).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn purple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor renk, mor renkte olma: Çıbanın etrafında bir morluk var; berenin morluğu geçmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purpleness. lividity. lividness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being purple. purple spot. bruise. black-and-blue mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purpleness. purple spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. 1830 senesinde New York eyaletinde Joseph Smith tarafmdan kurulan bir mezhebin üyesi; s. Mormonlara özgü. Book of Mormon bu mezhebin kitabı. Mormonism i. Mormon mezhebi usulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ,siir sabah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sabah, sabah vakti, seher; başlangıç, başlama; b.h. fecir tanrıçası; s. sabahleyin olan, sabaha mahsus. morning gown sabahlık, robdöşambr. morning performance matine, sinema veya tiyatronun gündüz seansı. morning sickness hamilelerde sabah bula

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gündüzsefası, kahkahaçiçeği, bot. Convolvulus purpureus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Filipin adalannda bulunan Muslüman kabilelerinden bir fert; bu kabilenin dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fas; Marakeş şehri; k.h. maroken Moroccan s., i. Fas'a ait; Faslı; i. Faslı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısmen geri zekâlı kimse; k.dili kuş beyinli kimse, ahmak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. marazi, somurtkan, suratsız. morosely z. suratslzca. moroseness i. suratslzlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. morfem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. rüyalar tanrısı. in the arms of Morpheus uykuda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, morphine i., kim. morfin, afyon özü. morphinism i., tıb morfin düşkünlügü. morphinomaniac morfin tiryakisi, morfinoman kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek şekil, biçim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. şekilbilim, morfoloji; dilb. şekilbilgisi, morfoloji. morpholog'ical s. morfolojik morphologist i. morfoloji uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, morris dance özellikle bir mayısta yapılan eski bir ingiliz dansı. Morris chair arkası yükseltilip alçaltılabilen büyük koltuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ferda, ertesi gün; eski, şiir yarın; sabah. good morrow eski sabahlar hayrolsun. on the morrow ertesi gün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Morse özel adından). Harfleri nokta ve çizgilerle ifade eden ve telgrafçılıkta kullanılan alfabe sistemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Laponca, zooloji). Kuzey Kutbu’nda yaşayan memeli bir deniz hayvanı (Lat. pdobenus rosmarus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walrus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roman god of death; counterpart of Thanatos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Morse code. morse key. morse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roman god of death; counterpart of Thanatos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morse code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morse code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1835'te telgraf makinasnı icat eden Amerikalı Samuel Morse Morse alphabet, Morse code Mors alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokma, parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. av hayvanının öldürüldüğüne işaret olarak boru çalınması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç yaşında som balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ölümlü, geçici, fani; insani, beşeri; öldürücü, amansız; ölümcül; k.dili çok büyük; k.dili uzun ve sıkıcı; k.dili olası; i. insan, insanoğlu, beşer, ölümlü yaratık. mortal enemies birbirinin can düşmanı. mortal remains cenaze, ceset. in mortal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. havan, dibek; havan topu; bina yapımında kullanılan kireçli harç; f. harç ile sıvamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harç tahtası veya tepsisi;üniversite mezuniyetinde giyilen kep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. mortgage

tic. tutulu satış > tutsat

Bir taşınmazın ipotek edilmek suretiyle uzun vadeli krediyle satın alınması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., huk. ipotek, gayri menkul rehni; f. bir bina veya mülkü ipotek etmek. mortgagee i. ipotekli alacak sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipotek yapan borçlu. mortice bak. mortise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. cenaze işleriyle uğraşan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük düşme; küçük düşüren şey; çile, nefse eza, nefsi körletme; tıb kangren veya doku harabiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küçük düşürmek, mahcup etmek; alçaltmak, nefsin isteklerini kımak; tıb kangrenleştirmek, çürütmek; kangren olmak, çürümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, mortice i., f., mim. zıvana, lamba, yuva, tıkaç deliği; f. zıvana açmak; zıvana ile birleştirmek. mortise chisel zıvana açmaya yarayan keski. mortise lock zıvana içine yerleştirilen kilit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. meşruta sahipliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. morto

ölü

Hayatı sona ermiş olan, artık yaşamıyor olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corpse. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Argoda ölmek mânâsındaki mortoyu (mortayı) çekmek deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. T ).

1.Hıristiyanlar’da cenaze taşımak için tutulan kimse.

2.Cenazelerde aşir okuyarak para alarak geçinen kimse.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gömülmeye ait; olümle ilgili; i. cenazelerin geçici olarak konulduğu yer, morg. mortuary chapel mezarlık kilisesi. mortuary urn yakılan ölülerin külünü saklamaya mahsus kavanoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. argo), ihtiyar erkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaga. dotard. old bag. baggage. gaffer. geezer. pops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crock. decrepit. pop. decrepit old man. codger. gaffer. old-timer. crone. dodderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old man. dotard. father. long in the tooth. oldster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. biyoloji). Yumurta hücresinin gelişmesi sırasında aldığı ilk şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sphere or globular mass of cells , formed by the clevage of the ovum or egg in the first stages of its development; called also mulberry mass, segmentation sphere, and blastosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Segmentation. a solid mass of blastomeres that forms when the zygote splits; develops into the blastula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a solid mass of blastomeres that forms when the zygote splits; develops into the blastula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor rengine çalar, mor rengine benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tam mor, her tarafı mor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep purple. black and blue all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep purple. purple all over. badly bruised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Memory Stick™ Yonga Kaydedici için ses sıkıştırma biçimi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. nature-morte). Konusu koparılmış çiçek, meyve, avlanmış hayvan vesaire gibi cansız şeyler olan resim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nature morte

ölüdoğa

Konusu, cansız varlıklar veya nesneler olan resim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

still life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sıcak, göreli olarak yağış bakımından zengin 4-6 aylık vejetasyon periyodu olan iklim kuşaklarıdır. Nemoral iklim kuşağında yayılış gösteren yazın yeşil, geniş yapraklı ormanlar bol miktardadır. Bunların yayılış bölgeleri Batı ve Orta Avrupa, Doğu Asya, Doğu ve Kuzey Amerikadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. asla, bundan böyle, hiç bir zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ahlâkla ilişiği olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kon., san. anlamı kuvvetlendirmek için zıt kelimelerin bir araya getirildiği deyiş tarzı: öldürücü şefkat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. çok şekilli veya değişik safhalı organizma veya böyle bir organizmanın şekillerinden biri; kim. birkaç şekilde kristalleşebilen madde veya bu şekillerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değişik şekilleri olabilen veya değişik safhalardan geçen. polymorphism i. değişik şekilleri olma; değişik safhalardan geçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i öldükten sonra; i. otopsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. başlangıçta mevcut olan, ilk; esasi; biyol. bir fert veya uzvun ilk büyüme devresinde görülen; i. temel ilke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. ilkel bir yapısı veya karakteri olan. pro'tomorph i. en ilkel veya en basit biçim veya yapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aldatıcı veya düzgün olmayan şekil; min. başka bir cismin dış niteliklerini taşıyan maden. pseu- domor'phic, -mor'phous s. sahte veya düzgün olmayan şekle ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. kristal veya katı cisimlerde bulunan yeşil, kahverengi veya sarı kurşun, piromorfit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başındaki emici bir uzuv vasıtasıyle daha büyük balıklara yapışan bir çeşit balık, zool. Echeneis; mani, geciktirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vicdan azabı, pişmanlık, nedamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeis derecesinde pişman olan. remorsefully z. nedametle, vicdan azabı çekerek. remorsefulness i. nedamet, vicdan azabı halinde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nedamet bilmez, merhametsiz, amansız. remorselessly z. insafsızca, acımayarak. remorselessness i. insafsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Denizde veya karada başka bir taşıt tarafından çekilen motorsuz taşıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tugboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trailer. trailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trailer. automobile truck. motor caravan. salvage tug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. remorqueur). (bk.) Römorkör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Başka taşıtları çekme işinde kullanılan deniz taşıtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tug. tugboat. hauler. pinnace. towboat. towing boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şayia, havadis, söylenti; dedikodu; f. yaymak, dile vermek, dedikodu çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı kızılderili kabilelerinde reis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskandinav usulü soğuk büfe; İskandinav usulü ordövr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. lise ve üniversitede ikinci sınıf talebesi. sophomor'ic(al) s. ikinci sınıf talebesine ait; bilgiçlik taslayan; pişmemiş, toy; üslup ve davranışlarında aşırılığa kaçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firavuninciri; A.B.D. çınar. sycamore fig firavuninciri, bot. Ficus sycomorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) bir mülkü belirli bir süre şartıyle kullanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ürkek, korkak; ürkeklik ifade eden. timorously z. korkakça. timorousness i. ürkeklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. yarın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. titreme; ürperme; sarsıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. aynı türde üç şeklin bulunması. trimorphic, trimorphous s. üç şekilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Vücudun belirli bir yerinde anormal şekilde gelişen hücre topluluğu, ur.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tumeur

tıp ur

Hücrelerin aşırı çoğalmasıyla insan, hayvan veya bitki dokularında oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neoplasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth. tumour. growth ur. tumor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neoplasm. tumour. vegetation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiş, yumru, ur, tümör; (eski) mübalâğa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahlaki kavramları olmayan; ahlâkla ilgisiz. unmorality i. ahlâki kavramlardan yoksunluk. unmorally z. ahlâki kavramlardan yoksunca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayırmak, çözmek; zıvanasından çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dün sabah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir insan veya ilahın hayvan biçiminde gösterilmesi; sanatta hayvanların resmedilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. bir birine benzer yarımlara bölünebilir.zygomorphism i. birbirine benzer yarımlara bölünebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by