Mp ne demek? | Mp anlamı nedir? | Mp

Mp anlamı nedir?

Mp ne demek?

Mp anlamı nedir?

Mp | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Military Police.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. mezzo piano.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) on amperlik elektrik cereyan birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşlik eden şey, refakat eden şey; (müz). akompaniman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). piyanoda eşlik eden kimse, akompanist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir kimseye arkadaş olmak, yanında bulunmak, beraberinde gitmek veya gelmek, refakat etmek, rehberlik etmek; (müz). eşlik etmek; maiyetinde bulunmak ; ilâve etmek, eklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başarmak, becermek , üstesinden gelmek; tamamlamak, ikmal etmek accomplished (s). ikmal edilmiş ; hünerli; nezaketli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başarı, muvaffakiyet; icra, tamamlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz; tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). grizu patlamasından kalan zehirli gaz karması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaver, emir subayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Elektrik akımında şiddet birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampere. amp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampere. a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampere hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elektrik akımının amperle ölçülen kuvveti; amper miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elektrik akımının kuvvet birimi, amper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarar alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ampèremètre

fiz. akımölçer

Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter. ammeter amperölçer. akımölçer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A. fizik). Bir amper şiddetinde akım geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektriğin miktarı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (matb) 've anlamına gelen işaret: &.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amfetamin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hem suda hem karada yaşayan hayvan; hem suya hem karaya inip kalkabilen uçak; (s). böyle hayvanlarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hem suda hem karada yaşayabilir, iki yaşayışlı; hem su hem kara ile ilişkisi olan; iki tabiatlı, iki sınıfa mensup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (min). amfibol kimya ve fizik bakımından piroksenlerden farklı olan bir silikat familyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cümlenin iki anlama gelmesi; belirsiz anlam, belirsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-ing). -tre (i). amfiteatr, amfiteatr Seklinde herhangi bir şey; spor sahası, arena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki kulplu eski bir cins küp, amfor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). her iki cinsten; her iki yönden etkili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Napolion zamanında Fransa ve Avrupa’da yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vs. üslûbu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr ). Yalnız deneme ve müşahedeye dayanan usul.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. empirique

1. görgül,

2.deneysel

1. Bir kurama değil yalnızca gözleme dayalı.

2.Deneye başvurularak yapılan, deneyle olan, deneyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empirical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empirical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. empiriste

fel. deneyci

Deneycilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. empirisme

fel. deneycilik

1. Bilginin gözlem, deneme veya duyular ile elde edilebileceğini ileri süren geleneksel öğreti. 2.Organizma ile durum veya çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi, simgelerle iletişimi yapılan denetimli ve yeniden düzenlenmiş yaşantı biçiminde düşünen çağdaş bir felsefe anlayışı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geniş, büyük; bol, mebzul; kâfi, çok; etraflı, mufassal. ampleness (i). bolluk, genişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amplifikasyon , ses hacmini artırma; genişletme, büyütme ; (kon). (san). tafsilâtlı izahat; ilâve; abartma, mübalâğa; görülen noktayı büyütme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amplificateur

fiz. yükselteç

Alçak veya yüksek frekanslı akımların yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bollaştırmak, genişletmek , büyütmek; sesini kuvvetlendirmek; ayrıntıları ile söylemek veya yazmak; mübalâğa etmek. amplifier (i). amplifikator; büyüten, büyültücü veya genişleten alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bolluk, genişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bol bol, kâfi miktarda, fazlasıyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.İçinde elektrik akımı yardımıyle ışık vermeye yarayan bir iletken bulunan, havası boşaltılmış cam şişe.

2.içinde sıvı ilâç bulunan, eğzı kızdırılarak kapatılmış küçük şişe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulb. lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampoule. bulb. bulb. boobs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Ampulla, 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light bulb. electric bulb. ampoule. ampul. ampule. vial. glass bulb. lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small bottle that contains a drug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ampul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).şişe; biyol. kabarcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir uzvunu kaybetmiş olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. antidumping

tic. karşı düşürüm

Ucuzluğa karşı yapılan ucuzluk.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inferiority complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. matematik). Sonsuz bir eğrinin yakınına çizilmiş bir doğru. Bu doğru uzatıldıkça eğriye yaklaşır, fakat onunla asla birleşmez.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. asymptote

mat. sonuşmaz

Sonsuza giden bir eğrinin çeşitli noktalarının gittikçe yaklaştığı başka bir eğri veya doğru.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymptote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). bir vaat uzerine yapılan sözlesme; akdin bozulması halinde zarar ziyan davası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) farz, tahmin, zan; tavır, poz, amirlik taslama; kendine is edinme, ustune alma; kibir, gurur, kustahlık; semaya yukselme, uruç, bilhassa Hazreti Meryem'in semaya urucu. Feast of the Assumption 15 Ağustosta kutlanan Meryem'in urucu yortusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). farzolunan, zannedilen ; kibirli, magrur. assumptively (z).farzederek , zannederek; kibirle, gururla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,mat.asimptot, sonuşmaz.asymptotic (s) asimptotik, sonuşmazla ilgili veya ona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(it)., (müz). evvelki tempoya dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) zamanla ilişkisi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mülayimleştirmek, yumu şatmak, sertligini gidermek;(içine bir şey katarak) ısıyı ayarlamak veya düzenli bir hale koymak; adapte etmek, uydurmak, intibakını sağ1amak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kalkışmak, yeltenmek , teşebbüş etmek; çalışmak, gayret etmek, denemek, tecrübe etmek; hayatına kastetmek, suikast teşebbüsünde bulunmak; (i). teşebbüs, yeltenme, kalkışma; deneme, tecrübe attempt on one's life suikast teşebbüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عوام پسند] halkın beğendiği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aksi, huysuz, ters.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

BBE® MP, önceden sıkıştırılmış müzik dosyalarında kaybolan harmoniyi geri yükler ve güçlendirir. Müziğinizdeki sıcaklık ve canlılığı yeniden oluşturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasoline pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel pump. gas pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çift amplifikasyon, iki amplifikatörün her bir hoparlörü çalıştırması için bir hoparlör ve bir amplifikatör sistemi arasındaki bağlantıdır. Bir çift stereo hoparlörü çift güçlendirmek için iki stereo amplifikatör ya da dört monobloğa ihtiyacınız vardır. Genellikle bir amplifikatör, hoparlörün bas bölümünü, diğer amplifikatör ise orta / yüksek frekans bölümünü çalıştıracaktır. Bu, bozulma düzeylerini en aza indirger ve ses kalitesini büyük ölçüde artırır. Bu yeteneğe sahip alıcılar için kullanılmayan amplifikatörlerin bu özellikten faydalanmak için değiştirilebileceği anlamına gelir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. boğucu gaz, karbondioksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keşif balonu; sevk ve idare kontrolu olan herhangi bir balon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Görüntü piksellerini bit-bit tanımlayan sıkıştırılmamış bir grafik biçimidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Intel tabanlı Mac’lerde Windows’dan boot etmeye olanak sağlayan uygulama.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişeye kapanmış cin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vuruş, çarpma, darbe; şiş, yumru, tümsek; f. vurmak, toslamak, çarpmak, bindirmek; yerinden olmak. bump off (argo) öldürmek, slang temizlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., oto tampon, çamurluk; ağzına kadar dolu kadeh veya bardak; s. mebzul, alışılandan çok daha bol. bumper crop bereketli mahsul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. budala kimse, ahmak kimse; den. seren, bumba, kuntra mataforası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendini beğenmiş, mağrur, kibirli. bumptiously z. kendini beğenmişçesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tümsekli, engebeli, yamrı yumru. bumpily z. tümsekli bir şekilde. bumpiness i. tümsekli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). bayağı veya gülünç hareketlerde bulunan kimse; adilik; bayağı eser; (s). adi, gülünç, bayağı, kendini gülünç bir şekilde gösteren;(f). dikkati çekmek için göz alıcı bir şekilde giyinmek ve davranmak; argo adileştirmek. campy (s). yapmacık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp; ordugâh; kampa çıkma; kamp çadırları; askerlik hayatı; bir fikrin veya idealin taraftarları topluluğu. camp chair portatif sandalye. Camp Fire Girls ABD-de kız izci teşkilâtına benzeyen bir örgüt. camp follower orduyu takip eden sivil veya fahi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kamp kurmak konaklamak; kampa yerleştirmek; konaklatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp ateşi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp sahası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sefer, seferberlik; kampanya; belirli bir sonuca ulaşmak için mücadele: (f). mücadele etmek; kampanyaya katılmak. campaigner (i). kampanyaya katılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. campaniles, campanili) çan kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çan bilgisi, çan ilmi; san dökme veya çalma usul ve tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çançiçegi, (bot). Campanula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çan şeklinde, çan biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açık havada kampçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp yapan kimse; içinde oturulup yatılabilen araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamfen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kafur, kafuru. spirits of camphor kafur ruhu. camphorated (s). kafurlu. camphor tree kafur ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit karanfil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). üniversite veya okul arazi ve avlusu; (f). okulda kalma cezası vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resim, müzik, ses ve yazı kaydetmenize olanak sağlayan kartlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo şampiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ısırmak, çiğnemek; gürültü ile çiğnemek; ısırma ve çiğneme hareketleri yapmak; çeneyi ve dişleri çiğner gibi oynatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şampanya; şampanya rengi, uçuk veya yesilimsi sarı renk; (s). şampanyaya ait; bu renkte olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ova, düzlük arazi, kır; (s). düz ve açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). başkasına ait olan bir dava hakkının satın alınması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

..yenilebilen mantar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). savunmak, müdafaa etmek; tarafını tutmak, destek olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şampiyon, bir karşlıaşmada birinci gelen kimse; savunucu kimse, müdafaa eden kimse; mücadeleci kimse; (s). galip. championship (i). şampiyonluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şempanze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maden ocağının içindeki oksijeni az ve karbondioksiti fazla olan öksürtücü hava, boğucu gaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çiğnemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k.dili). kalın kafalı kimse, budala kimse; kütük, takoz; (argo). kafa, kelle. off one's chump (ing)., (argo). aklını kaçırmış. chumpish (s). budala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nudist camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kutupların etrafında olan, dolaykutupsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hareket eden bir noktanın yüzeyde bıraktığı iz olarak tanımlanabilecek olan çizginin, kompozisyonda üstlendiği formu ortaya çıkaran hareketi ifade etme, dokuyu verme, dengeyi sağlama gibi rollerin başat olduğu türdeki kompozisyonlar «çizgisel kompozisyonlar» olarak tanımlanır. Sanatın ilk adımlarının, Lascaux mağarasında olduğu gibi çizgiyle atıldığı ve çizginin özellikle perspektif kurallarının henüz yeterince bilinmediği Rönesans öncesinde önemli olduğu bilinir. Barok dönemde ışık-gölge kullanımının devreye girişiyle çizgisellik, ışığın imkân verdiği ölçüde kullanılır. Bu dönemde konturlar, çizgisel kompozisyonlarda olduğu gibi belirgin olmaz. 19. yy.da Neo-klasik Dönemde yeniden önem kazanan çizgi ve çizgisel kompozisyon, Romantizm ile birlikte nerdeyse kaybolmuş, Empresyonistler tarafından da tamamen kaldırılmıştır. Sanatçıların bireysel çıkışlar yaptığı 20. yy.da ise Henri Rosseau, Paul Klee gibi sanatçılar tarafından kendi belirledikleri amaçlar doğrultusunda kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). mengene, kıskaç, kenet; kelepçe, krampon; (f). mengene ile sıkıştırmak, kasmak, germek, bastırmak, tespit etmek. clamp coupling kenetli kavrama, sıkma, kavrama. clamp screw sıkma vidası. clamp down on daha titiz olmak; menetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yığın, küme; (f). yığmak, kümelemek; ağır adımlarla yürümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bütün malları kontrol altına almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). piyasadaki malı kapatma; fiyatı kontrol altına almak için bir malın tamamını satın alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). companion comparecompiled complete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). (i). yoğun, kesif, sıkı, sık; ince taneli; kısa özlü; of ile -den mürekkep; (f). tazyikle yoğunlaştırmak; (i). pudriyer, pudralık; (oto). küçük araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sözleşme, sözlü anlaşma; (f). sözleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. compact disc

bl. yoğun disk

Manyetik olmayan ince bir metalden oluşmuş ve yüksek yoğunluklu ışık kaynağı kullanarak optik tarama düzeneği ile okunan veri saklama ortamı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). arkadaş, yoldaş, ahbap; eş; elkitabı, rehber; (astr). kendisinden daha parlak bir yıldıza çok yakın olan ikinci bir yıldız; (f). arkadaşlık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolayca arkadaş olabilir; hoş sohbet; samimi, sıcakkanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arkadaş gibi; müşterek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkadaşlık, refakat, eşlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). den. kamara iskelesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). grup; misafir grubu; misafir; şirket, kumpanya, ortaklık; beraberindekiler, arkadaşlar; eşlik, refakat, arkadaşlık; tiyatro oyuncu topluluğu; (ask). bölük; (den). mürettebat tayfa. company manners görgü kurallarına uygun davranışlar. company store bi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karşılaştırılabilir, karşılaştırması mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). mukayeseli, karşılaştırmalı; nispi, orantılı; (gram). (sıfat veya zarflann) üstünlük derecesini gösteren; (i)., (gram). üstünlük derecesi. comparative anatomy karşllaştlrmall anatomi compnrative linguistics karşılaştırmalı dilbilim. in comparat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mukayese, kıyas, karşılaştırma .beyond compare, without compare fevkalade, eşsiz, üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile karşılaştırmak, karşılaştırılabilir olmak, kıyas kabul etmek; to ile benzetmek, benzemek; (gram). (sıfat veya zarfın) üstünlük derecesini göstermek. compare notes görüş ve fikir teatisinde bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılaştırma, mukayese; münasebet, ilişki, nispet, benzerlik; gram sıfat veya zarflara üstünlük veya enüstünltk derecesini katan çekim şekli; benzetme, teşbih. in comparison with -e nispeten, -e nispetle, -e oranla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kompartıman, bölme. compartmen'talize(f). bölmelere aylrmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafını dolaşmak; şamil olmak, kapsamak; çevirmek, sarmak, kuşatmak; başarmak; kavramak, anlamak; gizli plan kurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pusula; pergel; çevre; sınır; saha, alan, menzil; devir, deveran, süre. compass card, compass rose pusula kartı, rüzgargülü. compass needle pusula ibresi, pusula inesi. compass saw delik testeresi. beam compass büyük daire çizmeye mahsus sürgülü perg

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şefkat, merhamet, acıma, sevecenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şefkatli, merhametli, sevecen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygun düşme, uyma, uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (gen). with ile uygun, birbirini tutan, munasip; geçimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatandaş, yurttaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akran, arkadaş, eş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (-Ied, -ling) zorlamak, icbar etmek, mecbur etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özet halinde, kısa, özlü, muhtasar, kısaltılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hulasa, özet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tazmin etmek, bedelini ödemek; telafi etmek, karşılamak; (mak). denklemek, denge sağlamak, eşitlemek. compensate for one thing with another tazmin etmek, bir şeyi diğeri ile telâfi etmek. compensate one for -in bedelini birine ödemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tazmin, telafi; karşılık, ücret, maaş, bedel; takas, karşılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). telafi eden şey veya kimse; dengeleme tertibatı. compensator coil (elek). dengeleme bobini. compensator spring saatte dengeleme yayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). telafi etmeye yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rekabet etmek, yarışmak, müsabakaya girmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yeterlik, kifayet; yetenek, ehliyet, iktidar, güç; hak, yetki, salahiyet; geçinecek kadar gelir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yeterli, işinin ehli olan, kabiliyetli; yetkili, salahiyetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rekabet, yarışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). rakip olan; rekabet ile ilgili; müsabaka tarzında, yanşma mahiyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rakip, yanşmacı, yanşçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). derleme; derleme eser, çeşitli kaynaklardan toplanan bilgi veya yazılarla meydana getirilen eser; liste.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). toplayıp liste haline getirmek; çeşitli kaynaklardan bilgi toplayıp sıraya koymak; bu şekilde eser telif etmek, derlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendi kendinden memnun olma hali; gönül rahatlığı. complacent (s). kendi halinden memnun, rahat; kendini beğenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şikâyet etmek, yakınmak, derdini anlatmak, içini dökmek; suçlamak. complainant (i). şikâyetçi, davacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şikayet, feryat, dertyanma; dert, keder, şikâyet sebebi; hastalık, keyifsizlik; (huk). isnat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hoşgörü, müsamaha, göz yumma. complai'sant (s). müsamahakâr, hoşgörü sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tamamlayıcı herhangi bir şey, tümleç; tüm, bütün; (geom). bir dar açıyı dik açı haline getirmek için gerekli olan açı derecesi; (gram). tümleç; (müz). oktavı tamamlayan enterval; (f). tamamlamak; birbirini tamamlar olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tamamlayan, tamamlayıcı, tümleyici. complementary angle tümler açı. complementary colors (bak). color.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). tamam, tam, bütün; bitmiş, tamamlanmış; mükemmel, dört başı mamur; (f). tamamlamak, bütünlemek, yetkinleştirmek; bitirmek. a complete surprise tam bir sürpriz. completely (z). tamamen, butünüyle. completeness (i). bütünlük, tam olma hali. compl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bileşik veya karışık herhangi bir şey; karmaşa; (psik). komplek. building complex site. inferiority complex aşağılık duygusu. superiority complex kendini üstün görme duygusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karmaşık; çapraşık, muğlak; bileşik, mürekkep, birkaç elemandan meydana gelmiş; karışık, birbirine eşit olmayan elemanlardan meydana gelmiş. complex number karmaşık sayı. complexity (i). müşkuüât, güçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cilt, ten; sima, görünüş, veçhe. complexioned (s). belirli bir ten rengi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uysal, yumuşak başlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uyma; itaat; başeğme; razı olma. in compliance with -e uygun olarak, mucibince. compliant (s). uysal, itaatkâr, yumuşak başlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). karıştırmak, zorlaştırmak, güçleştirmek; (s). karmaşık; (bot)., (zool). uzunlamasına katlanmış (böcek kanadı vb). complicated (s). karmaşık; muğlak, çapraşık, anlaşılması güç, çözülmesi güç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karmaşık hale getirme; bir işe giriştikten sonra meydana çıkan engel, zorluk; karışıklık: (tıb) ihtilât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suç ortaklığı; karmaşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kompliman yapmak, iltifat etmek; övmek; (i). iltifat, kompliman. compliments (i). selâmlar. compliments of the season (ing). tebrikler. double-edged compliment iğneli kompliman. He sends his compliments. Selâmlarını gönderdi. pay a compliment k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski komplo, suikast, gizli tertip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile uymak; itaat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). bir tümü meydana getiren kısımlardan biri, cüz, unsur, parça, eleman; (s). bileşimde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). davranmak; with ile uymak, uygun olmak. He comported himself well. iyi davrandı. The results comportwith our expectations. Netice beklediğimiz gibi oldu. comportment (i). davranış, hal ve gidiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat)., (huk).aklı yerinde, şuuru tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). meydana getirmek, oluşturmak; düzenlemek, tertip etmek; bir butünün parçalarını teşkil etmek; bestelemek; (eser) yazmak, yaratmak; (matb). dizmek, tertip etmek. composed of -den ibaret. composing machine (matb). dizgi makinası. composed (s). sakin, k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). besteci, bestekâr, kompozitör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). bileşik, mürekkep; karma, karışık, muhtelit; (b.h)., (mim). Korent uslubu ile ionik üslup karışımı olan sütun şekline ait; (bot). bileşikgiller familyasından; (i). alaşım, halita, bileşim, terkip; (bot). bileşikgillerden herhangi bir bitki. com

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tümleme, derleme, bir araya getirme; tertip, terkip; nitelik, mahiyet; alaşım, halita; bileşim: kompozisyon, yazı ödevi, tahrir; beste, bestecilik; uzlaşma, anlama; (matb). dizgi, tertip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (matb). mürettip, dizgici, dizici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çürümüş yaprak v.b ile karışık gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sukunet huzur, dinginlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komposto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birleştirmek, bir bütün haline getirmek, terkip etmek; şiddetlendirmek; borç konusunda anlaşmak. compound a felony menfaat karşıIığında suçluyu dava etmekten vazgeçmek veya suçunu örtbas etmek. compound with ile... anlaşmak, uzlaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). bileşik, mürekkep; (zool). tek tek hayvancıklardan husule gelmiş; (i). alaşım, halita; bileşim, terkip; (gram). bileşik kelime. compound curve mürekkep eğri. compound eye bileşik göz. compound fraction bileşik kesir. compound fracture (tıb). aç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içinde binalar bulunan etrafı duvarla çevrili arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Uzak Doğu'da yabancı firmalar hesabına çalışan yerli acente.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). anlamak, idrak etmek, kavramak; kapsamak, içine almak, ihtiva etmek. comprehensible (s). anlaşılabilir, idrak olunabilir, makul. comprehension (i). anlayış, idrak; kapsam, şümul. comprehensive (s). geniş, şümullu, etraflı; idraklı,anlama yeteneği ola

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kompres; pamuk v.b balyalarını sıkıştıran makina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sıkmak, basmak, tazyik etmek. compressed air sıkıştırılmış hava. compressible (s). sıkıştırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıkıştırma, tazyik, kompresyon; kısaltma, ufaltma. compression stroke (oto). sıkıştıran vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tazyik edici, sıkıştırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kompresör, sıkıştırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kapsamak, ihtiva etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). uzlaşma, uyuşma; bazı şeylerden fedakârlık ederek varılan anlaşma zemini; (f). uzlaştırmak, bazı şeylerden fedakârlık yoluyla aralarını bulmak; (bir kimsenin). şerefini tehlikeye atmak; (bir işin neticesini) tehlikeye atmak. compromisewith ...

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hesap kontrol memuru, murakıp, denetleyici, kontrolör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zorlama, cebir, icbar; mecburiyet; içten gelen itici his. compulsive (s). zorlayıcı, içten gelen yenilmesi güç bir hissin tesiriyle yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mecburi, yükümlü; zorunlu. compulsorily (z). zorla, mecburi olarak, zorunlu olarak, metazori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vicdan azabı; pişmanlık, nedamet; esef, yerinme; (vicdanisebeplerle) çekinme, tereddüt, reddetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). eskiden bir sanığın suçsuzluğunun birkaç tanığın şahadeti ile kabul edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hesap etmek, hesaplamak. computa'tion (i). hesap, hesaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kompüter, hesap eden kimse; elektronik hesap makinası,elektronik beyin. computer hardware kompüterin esas kısımları. computer software yapılacak işe göre değiştirilen kompüterin yardımcı aksamı. analogue computer kendisine verilen rakamlan elektronik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kompüter ile hesaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüketim, istihlak; yok etme; (tıb). verem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tüketilecek; (tıb)., eski vereme tutulmuş; (i). veremli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek, düşünüp taşınmak; niyetinde olmak, tasarlamak; seyretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tefekkür, düşünme; tasarlama; dalgınlık. in contem plation of düşüncesiyle,...ihtimalini göz önünde tutarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dalgın, düşünceye dalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çadaş, muasır; aynı zamanda vaki olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çağdaş, muasır; aynı yaşta olan; günümüze ait. contemporary with ile çağdaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük görme, hor görme, yukandan bakma; hürmetsizlik; zillet, ayıp; (huk). bilerek kurallara karşı gelme. contempt of court (huk). mahkemeye itaatsizlik. beneath contempt hor görmeye bile değmez. Familiarity breeds contempt. Fazla samimiyet hürmetsi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşağıllk, alçak, rezil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hakir gören, hor gören, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gaf, pot; insanı mahcup eden veya zor duruma düşüren bir olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). adalenin kasılmasına sebep vermek; mâni olmak, sıkıntı vermek; kenetlemek. cramp one's style bir kimsenin söz veya davranışlarını kısıtlamak. cramp the wheel direksiyonu tam kırmak. cramped (s). okunması zor; kasılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adale kasılması, kramp; şiddetli karın ağrısı; engel mânia; (mak). mengene, kenet, krampon; (çoğ). sancılı aybaşı. crampfish (i). torpilbalığı. writer's cramp çok yazmaktan parmaklarda meydana gelen kramp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mak). mengene,kenet, krampon, kanca, perçin çivisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). zorla veya kandırarak denizci veya asker toplayan kimse veya acente; (f). zorla askere almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kıvrım, dalga; (çoğ). dalgalı saç; (f). kıvırmak; (mak). kenarlarını iç içe katlayarak birleştirmek; dalgalandırmak. put a crimp in (k.dili). engel olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekmek kadayıfına benzer kızarmış bir hamur tatlısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). buruşturmak, buruşmak, örselemek, örselenmek; çökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (f). nemli, rutubetli, yaş; (i). nem, rutubet; kömür ocaklarında hâsıl olan zararlı bir gaz; (f). boğmak, söndürmek; yavaşlatmak, durdurmak; ıslatmak, nemlendirmek. damp down ağır yansın diye ateş üzerine yaş kömür vb'ni dökmek, küllemek; sin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). nemlendirmek, az ıslatmak; nemlenmek, ıslanmak; (titreşim) azaltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tipping body. dump body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which damps or checks; as: A valve or movable plate in the flue or other part of a stove, furnace, etc., used to check or regulate the draught of air. A contrivance, as in a pianoforte, to deaden vibrations; or, as in other pieces of mechanism, to ch

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumping mechanism of a truck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a movable iron plate that regulates the draft in a stove or chimney or furnace. a device that decreases the amplitude of electronic, mechanical, acoustical, or aerodynamic oscillations. a depressing restraint; 'rain put a damper on our picnic plans'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A movable plate that controls airflow through a ductwork system Dampers are used to direct air to the areas of the home that need it most.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bladed device used to vary the volume of air passing through the air outlet, air inlet or duct These are used to regulate airflow to certain rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that is located in ductwork to adjust air flow There are basically two types of dampers: manual and motorized A manual damper generally consists of a sheet metal flap, shaped to fit the inside of a round or rectangular duct By rotating a handle l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that is located in ductwork to adjust airflow This movable plate opens and closes to control airflow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Found in ductwork, this movable plate opens and closes to control airflow Dampers can be used to balance airflow in a duct system They are also used in zoning to regulate airflow to certain rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Located in the ductwork, this regulates airflow Effective in controlling airflow for zoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Normally a piece of felt, action cloth, or leather mounted to a jack which damps the string when the key is released Occasionally the overhead dampers of the sort found in grand pianos are used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Part of the suspension connected to the bottom of the cone at the voice coil that centers the voice coil in the air gap It is sometimes referred to as the spider 4.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An adjustable gate installed in a duct for the purpose of regulating airflow or introducing outside air to the ducting system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of 'valve' used in ductwork that opens or closes to control airflow Used in zoning to control the amount of warm or cold air entering certain areas of your home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adheres or is sprayed onto relatively thin metal panels so as to extract energy when panels flex Lowers 'Q' of each panel mode Goal: to reduce air low -induced vibration and radiated noise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mechanical device that regulates the flow of air up a chimney or in an air vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Found in duct work, this movable plate opens and closes to control airflow Dampers are used effectively in zoning to regulate airflow to certain rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A movable plate in a fireplace that allows smoke and fumes to travel up the chimney's flue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A movable plate or valve in the flue, for controlling the draft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A crude device - usually a refractory clay brick - used to block the flue of a kiln.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Device for controlling air flow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that is located in ductwork to adjust air flow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Valve for controlling airflow When ordering registers, make sure each supply outlet has a damper so the air flow can be adjusted and turned off Dampers maybe either manually or automatically operated Automatic dampers are required for exhaust air ducts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Found in ductwork, this moveable plate opens and closes to control airflow It is also used in zoning to regulate airflow to certain rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mechanically adjusted mechanism located at the discharge end of a ventilating system located in the ceiling or floor The damper adjustor will regulate the volume of air being discharged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Damper - A part of an air conditioning system that can be opened or closed to allow more or less air to pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A venting device in fireplaces used to control combustion, prevent heat loss, and redirect downdrafts. device used to damp out coherent transverse beam oscillations. a mechanical device in HVAC systems that varies airflow through an air outlet, inlet, or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soba borusu anahtarı, sürgü, kapak; (müz). sindirici, pedal; çalgının sesini kesmeye mahsus bir çeşit yastık; (mak). ses titreşimini veya elektronik sinyalleri azaltan araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a tipping body. with a dump body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bir pazarı elde etmek veya bir malı elden çıkarmak için benzerlerinden çok düşük fiyatla satma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale at reduced prices. dumping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Diminishing the intensity of vibrations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dissipation of oscillatory or vibratory energy with motion or with time Critical damping Cc is that value of damping that provides most rapid response to a step function without overshoot Damping ratio is a fraction of Cc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Causing vibrations to stop, usually by the use of friction In suspension systems, this is commonly done either by direct rubbing friction, or by pistons forcing fluids through small openings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In resonant circuits, the decay of oscillations due to the resistance in the circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The suppression of oscillations or disturbances; the dissipation of energy with time See viscous damping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction in amplitude of a wave due to the dissipation of wave energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction of response at the resonant frequency through the use of a damping media such as oil Usually specified as the ratio of critical damping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the ability of an audio component to 'stop' after the signal ends For example, if a drum is struck with a mallet, the sound will reach a peak level and then decay in a certain amount of time to no sound An audio component that allows the decay t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction of the magnitude of resonance by the use of some type of material 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction of the magnitude of resonance by the use of some type of material The damping material converts' sound to energy, then disperses the energy by converting it to heat. the reduction of movement of a speaker cone, due either to the electromecha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Reducing the volume of a note by touching the strings or using a built-in damping mechanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction of vibratory movement through dissipation of energy Types include viscous, coulomb, and solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Materials, design, and mounting techniques used to reduce ringing in the transducer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The manner in which the pointer settles at its steady indication after a change in the value of the measured quantity There are two general classes of damped motion, as follows: Periodic, in which the pointer oscillates about the final position before com

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Damping is the dissipation of vibratory energy in solid media and structures with time or distance It is analogous to the absorption of sound in air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Reducing vibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of applying water to the lithographic plate on a litho printing machine Also the application of moisture to paper in preparation for a subsequent process, e g supercalendering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adjustment to suspension's shock absorbers Controls the speed of the suspension's response to a bump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction in amplitude of an oscillation or vibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eskiden madenciler tarafından kullanılan bir çeşit fener.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ordu veya karargâhı kaldırmak, kampı bozup çekilmek: kaçmak, firar etmek, sıvışmak, ayrılıp gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayrıştırmak, halletmek; çürütmek; çürümek. decomposi'tioni ayrışma, ayrışım; çürüklük, bozukluk, tefessüh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yeraltı işçisini hava basıncından kurtarmak. decompression chamber uçuşa hazırlık için normal basıncı azaltan kapalı hücre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önemini azaltmak, dikkati üzerinden çekmeye uğraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kuru sıva üzerine zamklı boya ile yapılan duvar resmi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital amplifikatörde, amplifikasyon için analog yöntemler yerine dijital yöntemler kullanılır. Dijital amplifikatörler, daha küçük bir hacimde, daha yüksek ses kalitesi sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). gamze, yanak veya çenede ufak çukur; ufak çukur; (f)., gamzesini göstermek; böyle çukur hasıl olmak veya hâsıl etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzenini bozmak, şaşırtmak, sinirlendirmek; karıştırmak, rahatını bozmak. discomposure (i). telâş, sinirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). huysuzluk, aksilik, terslik; rahatsızlık; karışıklık; bir çeşit köpek hastalığı; (f). rahatsız etmek, hasta etmek,keyfini kaçırmak,sirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yumurta karıştırılmış bir çeşit boya; bu boyayı kullanma usulu; (f). boyaya yumurta karıştırmak; bu boya ile sahne veya duvar boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). boşaltmak, atmak; (tic.) damping yapmak, fiyatları düşürmek, toptan ucuz fiyata vermek; düşmek; (i). çöp yığını, çöplük, mezbele;(A.B.D.), (argo) köhne ve kötü şöhretli ev veya otel; komputer makinadaki bütün bilginin makinadan boşalıp kâğıd

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İngiltere'de bazı çocuk oyunlarında kullanılan kalın maden parçası; Avustralya'ya mahsus ufak para; gemi inşasında kullanılan bir çeşit cıvata; bir çeşit şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. dumping

ekon. düşürüm

Mallarda yapılan genel ucuzluk.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit meyvalı hamur tatlısı; kaynar çorba içinde pişen küçük hamur parçası; (k.dili) kısa boylu ve tombul kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hüzün, neşesizlik, keder; kuruntu, evham. down in the dumps melankolik bir halde. dumpish, dumpy (s). melankolik, hüzünlü, kuruntulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bodur, tıknaz; asık suratlı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb.) Loğusa humması, havale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. andız otu, bot. ınula helenium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. impale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. impanel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karşısındakinin duygularını anlayıp paylaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. bir başkasının duygularını anlayabilme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. empathie

ruh b. duygudaşlık

1. Aynı duyguları paylaşma.

2.Kendini duygu ve düşüncede bir başkasının yerine koyabilme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uçağın kuyruk kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparator. emperor butterfly iri ve mor bir çesit kelebek, zool Apatura iris veya Asterocampa clyton. emperor goose Alaska kıyılarına mahsus bir çeşit renkli kaz, zool. Philacte canagica. emperor penguin Güney Buz Denizine mahsus penguenin en büyük

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emperyalizmi gaye edinen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. impérialiste

yayılmacı, yayılımcı

Emperyalizm yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic. imperialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir devletin sınırlarını genişletme politikası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. impérialisme

yayılmacılık, yayılımcılık

Bir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmayı istemesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önem, ehemmiyet; şiddet, kuvvet; vurgu; üzerinde durulan nokta, önem verilen husus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerinde durmak, vurgulamak, önemini belirtmek, ısrarla söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üzerinde durulmuş, kuvvetle ifade olunmuş, etkili; önemli, dikkati çeken; vurgulu, kuvvetli ifa desi olan, kesinlikle hareket eden. emphatically z. üzerinde durarak, belirterek; kesin olarak, muhakkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. doku ve organlar arasında hava kalması, anfizem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparatorluk; imparatorlukla idare sistemi; çok geniş topraklar üzerinde kurulan hâkimiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilginin tecrübe ile edinildiğine inanan kimse; şarlatan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deneysel, tecrübi, tecrübeye dayanan. empirically z. deneysel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. her türlü bilginin esasının tecrübeye dayandığını ileri süren felsefi görüş; şarlatanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. istihkâmda top yeri, topa mahsus platform; tabya; yerleşme, belirli bir yere koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kullanmak, bir hizmet veya işte kullanmak, istihdam etmek; meşgul etmek, iş vermek, görevlendirmek, memur etmek; sarfetmek, vermek (vakit, enerji); i. görev, hizmet, memuriyet. employable s. kullanılabilir, istihdam olunabilir. employer i. pa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. memur, işçi, bir başkası hesabına ücret karşılığında çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iş verme, istihdam; işi olma; iş, görev, vazife, hizmet, memuriyet, meşguliyet. employment agency iş bulma bürosu, iş ve işçi bulma kurumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ticaret yeri, ticaret merkezi, dükkân, mağaza. empoverish bak. impoverish.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yetki vermek, salâhiyet tanımak; izin vermek, müsaade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. imposé

dayatılmış

Zorla kabul ettirilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mit gewalt auferlegt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparatorice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. samimiyet, yakınlık gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. impressionniste

izlenimci

İzlenimcilik yanlısı olan (sanat veya sanatçı).


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. impressionnisme

izlenimcilik

Doğayı, gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil, ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan, doğrudan doğruya gerçeği, nesneyi değil de onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impressionism. impressionism izlenimcilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impressionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İpekli basma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gedruckt. bedruckt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. improvisation

doğaçlama

Doğaçlamak işi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. improvise

doğaçlama

Birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. boş; yoksun, mahrum; k.dili aç; önemsiz, değersiz, anlamsız, yararsız, nafile, beyhude; verimsiz, meyvasız, semeresiz; bilgisiz, kof; i. boş olan herhangi bir sey. emptyhanded s. eli boş. emptyheaded s. boş kafalı, kuş beyinli. empty word sözlük

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boşaltmak, tahliye etmek; akıtmak, dökmek; boşalmak, dökülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mor renge boyamak, morartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göğüste ve özellikle akciğerin dış tarafında cerahat toplanması, ampiyem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. semavi, göksel; yüce, ulu; ateşten yapılmıs, ateş gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. mitolojiye göre ateşten olduğu farzedilen en yüksek gök tabakası; gökler, sema; s. semavi; ateşten yapılmış, ateş gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ordugâh kurmak, kamp kurmak. encampment i. ordugâh, kamp, karargah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuşatmak, etrafını sarmak, çevirmek; içine almak, ihtiva etmek . encompassment i. kuşatma, sarma, sarılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. endolenfa, iç kulakta bulunan bir sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prisoner camp. prison camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. estampe

oyma baskı

Çinko, bakır, tahta vb. levhalara kazıma ile yapılan resimleri kâğıda basma tekniği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

print. engraving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örnek, misal, numune, ibret. for example örneğin, meselâ. make an example of ibret olsun diye cezalandırmak. set a good example iyi örnek olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örnek, numune, sembol, timsal, misal; suret, kopya, nüsha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) örnek alınacak, tavsiyeye şayan, ibret teşkil eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örnek, misal, numune, sembol, timsal; (huk.) resmi mührü taşıyan bir senedin resmî kopyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) örnek olmak, misal teşkil etmek; örnek olarak göstermek, misal göstermek; kopya etmek, (huk.) tasdikli suretini çıkarmak, resmi suretini göstererek ispat etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) (kıs eq) örneğin, meselâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (f.) bağışık, muaf, ayrı tutulan, müstesna; (i.) muaf olan kimse, mükellef olmayan kimse: (f.) muaf tutmak, bağışıklık tanımak; hariç tutmak, istisna etmek. exemption (i.) muafiyet, bağışıklık, ayrı tutma,ayrılık, istisna etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). irticali, önceden yapılan bir hazırlığa dayanmayan. extemporaneously (z). doğaçtan, irticalen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). irticalen yapılan veya söylenen, evvelce düşünülüp hazırlanmamış. extemporar'ily (z). irticalen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). irticalen, hazırlıksız olarak, ani olarak; (s). hazırlıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). irticalen söylemek, hazırlıksız söz söylemek. extemporiza'tion (i). ani olarak tertipleme. extemporizer (i). irticalen söyleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr.) emrivaki, olup bitti, oldu bittiye getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (k).dili ağır bir şeyi birden bırakıvermek; çökmek; (i). ağır bir şeyin düşmesinden hâsıl olan ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Flash bellek oynatıcısı. Dahili flash bellek çipini kullanan dijital bir müzik çalar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). acayip kılıklı ve huysuz kadın, rüküş. frumpish, frumpy (s). böyle bir kadını andıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f Iap lap yürümek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ing, saka büyük şemsiye

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo topallama; topallayan kimse; canlılık, neşe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipek veya sırma şerit; kaytan; tel sarılı olta ipi; dantela için kullanılan kalın iplik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir an için görme, gözüne ilişme; f. çok az bir zaman için görebilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yunusbalığına benzer memeli bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grease gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) asık yüzlülük, suratsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aksiligi tutmuş, hırçınlığı üstünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) jilenin altına giyilen kısa bulüz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) cesaret, girişkenlik, beceriklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ciroskoplu pusula, topaç pusulası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hempâ’dan galat). Fenalıkta arkadaş ve yardımcı, yardakçı, kafadar (iyilik için kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir asra yakın bir müddet kullanılmış bir nota yazısı sistemi. Kısaca «Hamparsum» da denir ve notayı yapan Ermeni asıllı bestekârın adını taşır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sepet sandık, kapaklı büyük sepet, çamaşır sepeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) engel olmak, mâni olmak; (i.) engel, mânia; (den.) arma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

High Definition görüntüleri görüntülemek için komponent bağlantılı bir HD televizyona bağlanabilen dijital fotoğraf makinesi çıkışı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenevir, kendir, (bot). Cannabis sativa; esrar, haşiş; kenevir lifi; (k).dili idam ipi. Indian hemp hintkeneviri, (bot). Apocynum cannabinum. Virginian hemp, water hemp su kendiri, (bot). Acnida cannabiona; su keneviri, (bot). Bidens tripartita; ş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confederate. accomplice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همپا] arkadaş, kafadar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). beyinde bulunan iki beyaz çıkıntının her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kambur, hörgüç; tümsek yer, tepe; İng., argo huzursuzluk, iç sıkıntısı; f. kamburlaştırmak; gen. oneself ile gayrete gelmek, azmetmek. over the hump iyileşme yolunda. humpy s. girintili çıkıntılı; tümsekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kambur; kambur kimse; bir çeşit iri balina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, f. hım. (şüphe, tereddüt veya hakaret ünlemi); f. böyle ses çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

düşüp kırılınca tamir edilemeyen şey (bir çocuk şiirinde yumurta anlamma gelir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük şeytan, küçük habis ruh; afacan çocuk, haşarı çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir kuşun uçuş gücünü artırmak için kanat veya kuyruğuna tüy eklemek; mec. kuvvetlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. imperative, imperial, import, imperfect,imported.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Imperator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vurma, vuruş; vuruşma, çarpışma; etki, tesir. impact crater gök taşının çarpmasıyle açılan krater.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıkıştlrmak, pekiştirmek. impac'tion i. sıkıştırıp birbirine kaynatma; tıb. inkıbaz, peklik. impacted tooth disçi. çene kemiğine kaynamış diş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bozmak, zaylflatmak; eksiltmek, azaltmak (kuvvet). impairment i. bozulma, zarar, noksan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Afrika'da bulunan bir ceylan zool. Aepyceros melampus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kazıklamak kazığa sokarak öldürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dokunulunca hissedilmez; kolay kavranılmaz. impalpably z. kavranılamayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. muzmin sıtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, empanel f. (-ed, -ing veya -led, -ling) huk. jüri heyeti listesine kaydetmek; bu listedeki isimlerden jüri heyetini seçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Latince: İmperator). Büyük kral, hâkan: Roma, Almanya, Rusya imparatorları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emperor. imperial. kaiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emperor. sovereign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Farsça nisbet ye’ si ile), imparatora ait: Bâ-emr-i imperatorî, zât-ı imparatorî (zevksiz ve yanlış bir Osmanlıca kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.imparatorun eşi: Almanya imparatoriçesi. 2.İmparatorluk tahtında oturan kadın: İngiltere kraliçesi Victoria, Hindistan imparatoriçesi unvanını da taşırdı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İmparator unvan ve sıfatı: Prusya krallarından I. Wilhelm, Almanya İmparatorluğunu ilân etmiştir.

2.Bir imparatorun idaresinde bulunan devlet, hükümdarı imparator unvanını haiz devlet: Almanya, Rusya imparatorluğu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial. empire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empire. emperorship. imperial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empire. reich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşitsizlik, musavatsızllk; oransızlık, nispetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. koru haline getirmek; park içine almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bildirmek, tebliğ etmek, söylemek; vermek, pay vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarafsız, bitaraf; kendi çıkarını düşünmeyen. impartially z. taraf tutmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarafslzllk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tebliğ olunabilir, öğretilebilir, verilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bölünemez, taksim edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçilemez, aşlıamaz, geçit vermez. impassabil'ity i. geçit vermezlik. impassably z. geçit vermeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içinden çıkılmaz durum, kördüğüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissiz, duygusuz; ağrı duymaz; ıstıraba maruz olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hırslandlrmak, hırsını tahrik etmek,kızdırmak, çileden çıkarmak; heyecanlandlrmak. impassioned s. ateşli, heyecanlı, kabına sığmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissiz, duygusuz; etkilenmez, müteessir olmaz, vurdumduymaz; sakin; cansız, ruhsuz, heyecanse; ağrıduymaz. impassively z. heyecan duymayarak; heyecan göstermeyerek. impassive - ness, impassiv'ity i. vurdumduymazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yoğurmak, macun haline getirmek; macunla kaplamak; güz. san . koyu renk boya vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., güz. san. koyu boya tabakası; koyu boya vurma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabırsız, tahammülsüz, içi tez, tez canlı; hoşgörü sahibi olmayan, müsamahakar olmayan; titiz, sinirli. impatience i. sabırsızlık. impatiently z. sabırsızllkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cesur, korkusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rehine koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. devlet memurunu mahkemeye sevketmek; suçlamak, itham etmek, hakkında şüphe göstermek. impeachable mahkamece itham edilebilir. impeachment i. A.B.D.'nde devlet memuruna karşımecliste dava açma; suçlama, itham.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günahsız, günah işlemekten uzak; arı, hatasız, kusursuz. im peccabil'ity i. hatasızlık, kusursuzluk. im pec'cably z. hatasız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günah ve hatadan arı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parasız, züğürt, fakir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. zahiri direnç (öz direnç, endüktans ve kapasitans bir ara da); almaşık cereyan tesirine karşı durma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. engellemek, mani olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. engel, mani; huk. evlenmeye mani sebep; pelteklik. impedimen'tal s. engel kabilinden, mâni olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. eşya, yürüyüşe mani olan eşya; ask. levazım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-led, -ling) sürmek, itmek, tahrik etmek, sevketmek. impellent s., i. sevkeden; i. saik, tahrik edici unsur. impeller i. jet motor kompresörü; tulumba pervanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tehdit etmek; vukuu yakın olmak; sarkmak, asılı olmak. impendent, impending s. olması yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. delinmez, nüfuz edilemez; anlaşllamaz, sökülemez, kestirilemez, idrak edilemez, anlaşlması imkansız; içine girilemez; zifiri, koyu (karanlık); fiz. geçişmesiz. impenetrabil'ityi delinmezlik; anlaşılmazlık. impenetrably z. nüfuz edilemez bir şekilde;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pişman olmayan, nadim olmayan. impenitence, impenitency i. pişman olmayış. impenitently z. pişman olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. zorunlu, mecburi, zaruri; emreden; gram. emir belirten; i. zorunlu şey elzem tedbir; gram. emir kipi. imperatively z. zorunlu olarak; emredercesine, amirane. imperativeness i. yüküm, mecburiyet, zorunluluk, zaruret; tahakküm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Roma imparatoru; komutan. imperator'ial s. imparatora ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görülemez, seçilemez, farkedilemez, hissolunamaz; gayri mahsus. imperceptibil,ity, impercep'ti bleness i. görülemez oluş, farkedilmez oluş. impercep'tibly z. farkedilmez bir şekilde, görülmez olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs imperfect, imperforate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. eksik, noksan, kusurlu; bitmemiş; huk. tamam olmayan; uygulanamaz, tatbik olunamaz; gram. bitmemiş bir eylem gösteren (fiil), be ing kipinde olan (fiil); i., gram. bunu belirten zaman veya fiil. imperfectly z. eksik olarak, kusurlu olarak. imper

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kusur, eksiklik, noksan, ayıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deliksiz, delinmemiş; kenarları deliklerle birbirinden ayrılmamış (pul). imperfora'tion i. deliksiz olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. imparatora veya imparatorluga ait; imparatora yakışır, şahane; ingiliz ölçü standartlanna uygun; i. keçi sakalı; ,çok büyük herhangi bir şey. imperial gallon ingiliz galonu (4546 cm3). imperially z. imparatora yakışır şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparatorluk sistemi, imparatorluk hükümeti; emperyalizm, sömürgecilik. imperialist i. imparator veya imparatorluk taraftarı; emperyalist, sömürgecilik taraftan imperialis'tic s. emperyalizme ait, sömürgeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed, -ing veya -led, -ling) tehlikeye atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mütehakkim, zorba, karşısındakilere söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan, müstebit; zaruri, çaresiz; kaçınılmaz, mübrem. imperiously z. mütehakkim bir şekilde, emredercesine; zaruri olarak. imperiousness i. müstebitlik, tahakkum, emretme; zarur

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bozulmaz, çurümez, yokolmaz. imperishableness i. bozulmazlık, çürümezlik, yok olmazlık. imperishably z .zeval bulmadan, yok olmayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sürekli ol mayan, daimi olmayan, devam etmeyen. impermanence i. sürekli olmayış, devam etmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su veya hava geçirmez; içinden geçilmez. impermeabil'ity, imper'meableness i. su veya hava geçirmeme özelliği. imper,meably z.su veya hava geçirmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müsaade edilemez, yasak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kişisel olmayan, şahsi olmayan; ,sahsiyeti olmayan; özel bir şahsa veya şeye bağlı olmayan; gram. yalnız üçuncü tekil şahıs kullanllan (fiil): (it snows gibi), gayri şahsi (fiil) impersonally z. kişisel olmayarak, bir şahsa veya ,seye bağlı olmaya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taklit etmek; temsil etmek; kişilik kazandırmak. impersonation i. taklit etme; şahıslandırma. impersonator i. temsil veya taklit eden kimse, taklitçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terbiyesiz, arsız, küstah; münasebetsiz; kendisini ilgilendirmeyen işe burnunu sokan. impertinence, impertinency i. küstahlık; mü- nasebetsizlik; münasebetsiz şey. impertinently z. terbiyesizce, küstahlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakur, ağır başlı, temkinli, nefsine hakim, soğukkanlı. imperturbability i. ağır başlılık, vakur olma, temkinli olma, soğukkanlılık. imperturb'ably z. nefsine hakim olarak, vakarla imperturba'tion i. soğukkanlılık, itidal, ağır başlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçirmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su veya hava geçirmez; nüfuz edilemeyen, kapalı, tesir edilemez. impervious to reason mantıksız, mantıki düşünceye kapalı. imperviousness su veya hava geçirmezlik. imperviously su veya hava geçirmeyerek; tesir edilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir nevi cerahatli deri hastalığlı.impetigo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalvararak elde etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acelecilik, tez canlllık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aceleci, düşünmeden hareket eden; düşünmeden yapllan; zorlu, sert, şiddetli; çabuk, hızlı. impetuously z. düşünmeden, acele ve şiddetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hız,güç, zor, şiddet; bir teşebbüse hız kazandıran kuvvet, saik, güdü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Allaha karşı hürmetsizlik; dinsizce davranış; büyüklere karşı saygısızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vurmak (ses ışık), çarpmak; sınırı aşmak, tecavüz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Allaha karşı hürmetsiz, kâfir. impiously z. dinsizce bir davranışla. impiousness i. dinsizlik, inançsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cin gibi, şeytan gibi, afacan, yaramaz. impishly z. şeytanca impishness i. şeytanlık, afacanlık, cin fikirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teskin edilemez, amanse, affetmez. implacabil' ity, impla'cableness i. affetmezlik, amansızllk. impla'cably z affetmeyerek amansızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. meşimesiz, son çıkarmayan, etenesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. implant

tıp doku ekimi

Vücuda herhangi bir işlevi yerine getirmesi için doku yerleştirme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dikmek, ekmek; aklına sokmak, aşılamak, fikir tohumları ekmek; tıb. tedavi amaclyle vücudun içine sert madde koymak; i. bu maksatla yerleşirilen madde. implanta'tion i. dikme, dikilme aşılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inanılmaz, inanılması güç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, huk. aleyhinde dava açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rehine koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tamamlamak, ikmal etmek; yerine getir mek (taahhüt, plan); infaz etmek, yürütmek; i. alet, araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yürütme, yerine getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dolduruş, doldurma; doluluk; dolduran şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karıştırmak, sokmak, dahil etmek, bulaştırmak; ima etmek dokundurmak; birbirine sarmak dolaştırmak. im'plica'tive s. imalı, imakabilinden im plica'tion i. ima, istidlâl; karıştırma, dahil etme; dolaşık olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tam, kesin, kati; ima olunan, zımni; ifade edilmeden anlaşılan; aslında olan. be implicit in zımnen anlasılmak. implicit confidence. tam güven implicitly z. zımnen;tamamıyle. implicitness ima, dokundurma, dolaylsıyle anlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılan, ima edilen, demek olan, kastedilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiddetle içeriye doğru çökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. niyaz etmek, yalvarmak, istirham etmek, dilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zımnen delâlet etmek, ima etmek, murat etmek; demek, belirtmek, ifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i tedbirsizlik, münase betsizlik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terbiyesiz, nezaketsiz, kaba. impolitely z. terbiyesizce, kaba bir şekilde. impoliteness i. terbiyesizlik, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygunsuz, isabetsiz, münasebetsiz; siyasete aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tartıya gelmez, ağırlığı olmayan, ölçülemez; i. önceden etkisi ölçülemeyen bir yan sebep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ithal malı, yabancı memleketten getirtilen mal; anlam, mana; önem, ehemmiyet. imports and exports ithalât ve ihracat. import license ithalât lisansı. import duty ithalat gümruk resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ithal etmek, yabancı memleketten getirtmek; belirtmek, ifade etmek, ima etmek, delâlet etmek; etkilemek, tesir etmek; önemi olmak, hükmü olmak; sokmak, kanştırmak. importable s ithal edilebilir, memlekete sokulabilir. im porta'tion i ithal edilen şe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önem, ehemmiyet; etki, tesir, nüfuz, itibar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemli, ehemmiyetli, mühim; gururlu, kibirli, azametli; etkili; nufuzlu, itibarlı. importantly z. önemle, ehemmiyetle; sıkkıcı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorla isteyen, ısrarla bir şey isteyerek rahatsız eden. importunacy, importunateness i. Israrla isteyerek rahatsız etme. importunately z. ısrarla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ısrarla istemek, tekrar tekrar istemek. importunity i. usandırıcı ısrar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerine koymak; zorla yüklemek, tarhetmek (vergi); hile ile kabul ettirmek, geçirmek; matb. dizilmiş sayfaları baslıacak sekilde sıraya koymak, düzenlemek, tanzim etmek; etkilemek, tesir etmek; kabul ettirmek, haksızca istifade etmek. impose on raha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heybetli, muhteşem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üzerine koyma, yükleme, usandırma, taciz, zahmet; vergi, yük; hile, aldatma; haksız talep; matb. tanzimetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. imkansız, yerine getirilmesi mümkün olmayan, yapılamaz; munasebetsiz, çekilmez, çirkin. impossibil'ity i imkansızlık. impos'sibly z. imkânsız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vergi, gumrük resmi; mim. üzengitaşı; engelli koşuda ata yuklenen ağlrlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahtekar kimse, hilekar kimse, dolandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hile, sahtekarlık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kudretsiz, aciz, zayıf; bunak; iktidarsız (erkek). impotence, impotency i. iktidarsızlık, etkisizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağıla kapamak; tevkif etmek; havuza su doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fakirleştirmek; kuvvetini kesmek mumbit toprağı kuvvetten düşürmek. impoverishment i. fakirleşme; kuvvetten düşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaplamaz; uygulanamaz; idare olunamaz, ele avuca sığmaz; kullanışsız, elverişsiz, pratik olmayan; geçilmez, çetin (yol). impracticabil'ity i. elverişsizlik, pratik olmayış imprac'ticably z. elverişsiz bir şekilde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elverişsiz, uygulanması mantığa aykırı; beceriksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. lanet okumak, beddua etmek. im'precato'ry s lânet kabilinden. imprecation i. lanet, beddua, inkisar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kesin olmayan; tam ve doğru olmayan, gerçek değer veya anlamından biraz farklı; gevşek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gebe bırakılabilir, döllenebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .zaptedilemez, zorla ele geçirilemez istila edilemez; kazanılamaz. impregnably z. zaptedilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. gebe bırakmak, döllemek; işba haline getirmek, doyurmak; zihni doldurmak; s. gebe, hamile; meşbu, dolu. impreuna'tion i. dölleme, döllenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. impresario.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hükmü geçmez; sahibinin hakkı baki kalan, sürekli, daimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. zorla askere almak, zorla bahriye tayfası yapmak; istimlak etmek; i. zorla alma; istimlak impressment i. zorla alma; istimlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. etkileme; damga, nişan, kalıp, eser, iz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etkilemek, intiba bırakmak, yer etmek, derin tesir blrakmak, aklına sokmak; damga basmak. impressible s etkilenebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tesir, etki; izlenim, intiba; zan; basma; tabetme; damga; baskı, basım; nüsha; bası. first impression ilk intiba .I Was under the impression that zannediyordum ki, bana öyle geliyordu ki impressionable s. aşrı duygun, hassas; kolayca etkilenilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izlenimcilik, empresyonizm impressionist i. izlenimci, empresyonist impressionis'tic s. izlenimciliğe dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duyguları etkileyen, etkili, tesirli, müessir impressively z. tesir edici bir şekilde, şaşırtıcı derecede. impressiveness i. tesir kuvveti; etkili oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devlet hazinesinden verilen avans, peşin para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. baskı ruhsatnamesi (özellikle Katolik Kilisesi tarafmdan verilen).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baskı, tabı; damga; etki, tesir, izlenim, intiba; bir kitabın başında bulunan yaymevinin ve baslmevinin adları ile yayın tarihi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. damga veya mühür basmak; etkilemek, tesir etmek, zihnine sokmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. canlının kendi cinsini veya kendisini barındıranı tanımasını sağlayan doğal eylem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hapsetmek, zindana kapamak. imprisoned s. mahpus, hapiste olan. imprisonment i. hapsetme, haps olunma; mahpusluk, hapiste oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtimal dahilinde olmayan, umulmayan. improbability i. ihtimal dahilinde olmayış improbably z. ihtimal olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şerefsizlik, iffetsizlik, dürüst olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. hazırlıksız; z. hazırlıksız olarak, irticalen; i. irtical, hazırlıksız söylenmiş veya yapılmış şey; müz. empromptü, küçük parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygunsuz, münasebetsiz, yolsuz, yanlış; yakışık almayan; yakışıksız, çirkin. improperfraction mat. payı paydasından büyuk olan kesir. improperly z. uygunsuz bir şekilde, yanlış olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uygunsuzluk, yakışıksız oluş, yolsuzluk; kelimeleri yanlış olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. daha iyi olabilir, ıslah olunabilir. düzeltilmesi mümkün, yoluna girebilir. improvabil'ity, improv'ableness i. ıslah kabul eder oluş, düzeltilebilir oluş improv'ably z. ıslah edilebilir sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. değerini artırmak, kıymetlendirmek; ıslah etmek, düzeltmek, yoluna koymak; iyiye kullanmak, istifadeli bir hale getirmek; ıslah olmak, duzelmek, yola girmek; artmak, değeri artmak, kıymetlenmek. improvement i. düzelme, salah, ilerleme, terakki, ısl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtiyatsız, tedbirsiz, basiretsiz; tasarruf etmeyen, tutumsuz. improvidence i. ihtiyatsızlık, tedbirsizlik. improvidently z. ihtiyatseca, tedbirsizce; tutumsuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. irticalen ,çalgı çalmak veya şiir söylemek; o anda uydurmak; birdenbire çaresini bulmak. improvisa'tion i. irticalen şiir söyleme veya çalgı ,çalma; irticalen söylenmiş şiir veya çalınan müzik parçası; o anda uydurma. im'proviser, improv'isator i. ir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tedbirsiz, ihtiyatsız, basiretsiz. imprudence i. tedbirsizlik,ihtiyatsızlık. imprudently z. tedbirsizce, ihtiyatsızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arsız, edepsiz, yüzsüz, küstah, saygısız. impudence i. küstahlık, yüzsüzlük, arsızlık. impudently z. küstahça, arsızca, yüzsüzce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. utanmazlık, hayasızlık, edepsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalancı çıkarmak, tekzip etmek, aleyhinde bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aciz, zayıf, kuvvetsiz. impuissance i. kuv- vetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. itici kuvvet, sevk, tahrik; tesir ani his, dürtü, saik; mak çok kısa zamanda tesirini gösteren büyük kuvvet. buy on impulse düşünmeden satın almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. itici güç, muharrik kuvvet; tahrik, teşvik, sevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesizce hareket eden; tahrik edici, teşvik edici; mak. çok kısa zamanda veya aralıklı olarak tesirini gösteren (kuvvet). impulsively z. düşünmeden, birdenbire. impulsiveness i. düşünmeden hareket etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cezadan muaf olma; kişisel dokunulmazlık, sahsi masuniyet. with impunity cezasını çekmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kirli, pis, murdar; karışık, katışık, mahlut; iffetsiz; saf olmayan (lisan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. murdarlık; kirlilik, pis oluş; saflığı bozan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isnat edilebilir, başkasına yüklenebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. isnat; töhmet, suçlama. impu'tative s. töhmet kabilinden. imputatively z. töhmet kabilinden olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. isnat etmek, atfetmek, hamletmek, üstüne yıkmak, yüklemek; vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıyas kabul etmez; emsalsiz, eşsiz; with veya to ile klyaslanamaz, mukayese edilemez. in comparably z. kıyas kabul etmez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbirine uymayan, birbirine zıt, bir diğerine uymaz, birbiriyle geçinemeyen. incompatibil'ity i. birbirine uymayış; geçimsizlik. incompat'ibly z. birbirine uymayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yetersiz, kifayetsiz; huk. ehliyetsiz. incompetence, incompetency i. işinin ehli olmayış, ehliyetsizlik, yetersizlik. incompetently z. yetersizce, işinin ehli olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eksik, noksan, tamam olmayan, bitmemiş, kusurlu. incompletely z. eksik olarak; kusurlu olarak. in completeness i. noksan, eksik; kusur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılamaz, kavranmaz, akıl ermez. incom prehensibil'ity i. anlaşılmazlık. incom prehen'sibly z. anlaşılmaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlayışsızllk, akıl erdirememe, idrak noksanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkıştırılamaz, basınçla oylumu. kuçültülemez. incompressibil'ity i. sıkışmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hesaba sığmaz, hesap edilmesi imkânsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bileşimi bozulmaz, çözüm kabul etmez; çü rümez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aşırılık, ifrat, taşkınlık; aşırı düşkünlük; ayyaşlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) taşkın, aşırı; sert, fırtınalı, bozuk (hava); şiddetli (söz); ayyaş, bekri. intemperately (z.) ifratla, taşkınca. intemperateness (i.) ifrat, taşkınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [انتظام پرور] düzeni seven, düzenli, tertipli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. stampe). Mürekkeple veya kuru olarak bir şeyin üzerine basılan büyük damga, kalıp: Istampa vurmak, )asmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ink pad. stamp. stamp pad. stamp. imprint. inkpad. stamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıçramak, atlamak, fırlamak, zıplamak; sıçratmak, zıplatmak, fırlatmak, atlatmak; üzerinden atlamak; içine atlamak, binmek (tren); kışkırtmak, yuvasından çıkarmak; geçivermek (bahis, sayfa). jump a claim zorla sahip çıkmak (arazi). jump a horse atı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlama, sıçrayış; atılış; bir atlayışta geçilen mesafe; birden silkinme; fırlayış, yükseliş (fiyat). broad jump uzun atlama . get the jump on one (argo) birinden evvel davranmak, üstün gelerek birini şaşırtmak. give one the jumps (argo) çok sinirle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlayan veya sıçrayan kimse; delik delme aleti, delgi; elek. geçici olarak kullanılan bağlantı teli; den. sereni veya direği muhafaza etmek için bağlanan halat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bluz veya kazak üzerine giyilen kolsuz elbise; elbise üzerinden çocuklara giydirilen pantolonlu ceket tulum; gemici veya işçi dış gömleğiç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tulum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sinirli, sıçramaya hazır, diken üstünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Belli bir i; ve eğlence süresince kırda geçirilecek günler İçin çadır veya baraka gibi eğreti araçlardan meydana getirilen konak yeri. 2.Bu şekilde konaklama: Kamp hayatı. Kampa çıkmak. Kamptan dönmek.

3.Esirlerin veya siyasi sürgünlerin toplandıkları yer: Toplama kampı.

4.Sporcuların bir yerde dinlenmeleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camp. camp. camping. training camp. encampment. hutment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camp. camping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camp. summer camp. camp ground. camping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Çan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

campane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.).

1.Sıkı bir faaliyet devresi: Şeker kampanyası.

2.Sıkı ve maksatlı uğraşma: Gazeteler pahalılığa karşı kampanya açtı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

campaign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

campaign. drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drive. election campaign. harvesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form cliques.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duvarlarla çevrili ve içinde evler de olan arazi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. campus

yerleşke

Bir üniversitenin genellikle kent dışında derslik, öğrenci yurdu gibi her türlü yapı ve etkinlik alanlarıyla toplu bir biçimde bulunduğu yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

campus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

campus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında bir yüzey üzerinde betimlenen tüm “gerçeklik”in kompozisyonun sınırları içinde bulunması durumu. Böyle bir kompozisyonda betinin tümü resim düzlemi içinde bulunmak zorundadır, sadece bir kesiminin resmedilmesi söz konusu olamaz. Kapalı kompozisyon bunları sanatsal gerçeklik düzleminde yeniden ürettiği zaman, hepsini bakış açımız içinde bulunuyormuşçasına betimler. Kapalı kompozisyonun en belirgin örnekleriyle Rönesans sanatında karşılaşılır. Bu tür örnekler, resim düzlemi üzerinde betimlenenin dışında kalan dünyayla ilgili hiçbir ipucu vermezler. Buna karşılık, karşıt uç olan açık kompozisyonda ve onun en yoğun kullanıldığı Barokta, betiler doğadan alınmış bir kesitmişçesine kompoze edilir. Doğal gerçeklik kompozisyonu sınırlarının ötesinde de varlığını sürdürmektedir, resim bu izlenimi vermeyi amaçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, iri katmerli ve türlü renkte, çiçekleri olan bir süs bitkisi. Lat. chrysanthemum. . KâSINMA (i.).

1.Kasınmak işi. 2.Kasların kendiliğinden kasılıp kalması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum. chrysanthemum krizantem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(krizantem): Bileşikgiller familyasından; sonbahar aylarında çiçek açan bir süs bitkisidir. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Bir türünden böcek öldürücü ilaç yapılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Karadan denize uzanan taşlık burun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Vagon bölmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calipers. caliper compass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. compétent

uzman

Belli bir işte, belli bir konuda bilgi, görüş ve becerisi çok olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialist. expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. compétitif

rekabetçi

Rekabet yanlısı olan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Dolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good. complete. full. bang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filled up. complete. full. entire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Bir anda kavranamıyacak şekilde çeşitli kısımlardan yahut unsurlardan meydana gelmiş.

3.(psikoloji ve psikiyatri) insanların davranışlarına, ruh hallerine yön veren birbirine bağiı şuuraltı fikir ve hayallerinin bütünü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex. complicated. hang-up karmaşa. complex karmaşık. mudil. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. tıp).

1.Bir hastalığın başka bir hastalıkla karışması, başka bir hastalığa sebep olması.

2.Girifttik, işlerin birbirine karışması.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. complication

tıp karmaşıklık

1. Hastalık sırasında ortaya çıkan ve hastalığın temel özellikleriyle ilişkili olmayan her türlü olumsuz sağlık olayı veya süreci. 2.İlaçların doğurabileceği yan etki.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Karışmış, karışık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. complique

karmaşık

Ögelerinin veya gerekli işlemlerin sayısının çokluğu, çeşitliliği yüzünden anlaşılması, yapılması güç olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated. complex. sophisticated. confusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated. sophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gönül alıcı söz iltifat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment. flattery. bouquet. sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment. flattery. mealy-mouthed flattery. soft soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I İnce) (I. Fr.). Birkaç kişinin bir şahıs veya teşakkül aleyhine aldığı gizli karar; giriştiği aleyhte fiil.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. complot

düzen

1. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar.

2.Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot. frame-up. conspiracy. complot. cabal. confederacy. design. scheme. skulduggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conspiracy. plot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot. conspiracy. cabal. complot. designs. frame- up. frame up. put-up job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conspirator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verschwörer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Profesyonel projektörler ya da monitörlerden mümkün olan en iyi görüntü kalitesinin sağlanması için video sinyallerini disk üzerinde kayıtlı olduğu şekilde verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Katı atık ve çamur gibi organik maddeleri, anaerobik çürütme yoluyla bir tür gübreye dönüştürmekten ibaret biyolojik bir süreç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.).

1.Bol şekerli hoşaf.

2.Bitki artıklarından yapılan gübre.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compote. cold stewed fruit. compost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stewed fruit. compute. compost. compote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.).

1.Okullarda düzgün yazı yazma alışkanlığını kazandırmak İçin öğrencilere verilen yazı ödevi, kalem alıştırması.

2.Musiklda beste, beste parçası.

3.Musikide bestekârlık İlmi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compo. composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composing. arranging. short essay. composition. dissertation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat yapıtında öğelerin düzenlenmesi - Bir ölçüde iskelete benzetilebilir - vazgeçilemez ancak görünmez olan altyapı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kompozit video sinyali parlaklık ile renklerin birleştirildiği yerdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (musiki). Bestekâr.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. compositeur

müz. besteci

Beste yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca’dan). Latin Amerika’da, yabancı şirketlerle yeril üretici arasında, aracılık eden şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprador. local agent for a foreign business. collaborationist. quisling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. tıp). Yaraların tedavisinde veya başka gayelerle kullanılan, mendil gibi katlanmış baz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çeşitli sıkma işlerinde kullanılan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compressor. supercharger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compressor. air motor. air pump. supercharger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.).

1.Toz İken sıkıştırılarak hap halina konmuş İlâç.

2.Buna benzer türlü şeyler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tablet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. Fr.). Adalenin kasılması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. crampe

tıp kasınç

Bir veya birkaç kasın irade dışı, ağrılı ve geçici olarak kasılması.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Kaslarda, şiddetli bir ağrı ile beraber istek dışı meydana gelen kasılmalara kramp denir. Çoğunlukla yorgunluk, fazla terleme ve ishalden sonra görülür. Atardamar hastalıkarından kaynaklanan kramplarda mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Diğerlerinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke, bal, su.

Hazırlanışı : Bir kaba 1 fincan sirke, 1 fincan sıcak su ve 1 fincan süzme bal konur. İyice karıştırılır. Gün aşırı sıcak sıcak içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cramp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cramp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. Fr.).

1.Sıkıca tutmaya yarayan, bir tarafı eğri metal parçası veya çivi. 2.Futbolcuların pabuçlarının altına çakılan çivi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crampon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stud. spike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleat. clamp. cramp. crampon. dog iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuala Lumpur, Malezya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pederast. paederast. bugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pederast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. compagnie).

1.Şirket: Vapur, demiryolu kumpanyası. Anonim kumpanya = Anonim şirket, isimsiz şirket.

2.mec. Zümre, takım, cemaat: Onlar hep bir kumpanyadır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. business concern. theatrical company. troupe. group. gang. band. bunch. push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.(Fr. compas) Pergel.

2.mec. Ölçüp biçme, ölçüş: Kumpas etmek.

3.Tertip, kurma.

4.Hile, fesat, tezvir: Kumpas kurmak.

5.(Fr. composteur’dan) (basın) Mürettiplerin harfleri dizip satır boyunda sıralamak üzere elde tuttukları demirden Alet ki, harfleri elan kısmı vida ile açılıp kapanır.

6.(İng. compasse’dan) (denizcilik) Pusla. Çap kumpası = Çap ölçmeye mehsus eğri ayaklı pergel.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composing stick. stick. plot. have. callipers. mariner's compass. trick. intrigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composing stick. calipers. calper rule. mariner's compass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tertip edilmiş, tasarlanmış.

2.Fesatlı, tezvirli: Kumpaslı if-


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baked potatoes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) lamba, kandil; ışık; (çoğ.), argo gözler. lampblack (i.) kandil isi; bu isten yapılan boya. lamp chimney lamba şişesi. lamplight (i.) lamba ışığı. lamplighter (i.) sokak fenerlerini yakan adam. lamppost (i.) sokak feneri direği. lamp shade abaju

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) hiciv, tezyif; (f.) hiciv ile tezyif etmek, hakkıda hiciv yazmak . lampooner, lampoonist (i.) hicivci, hiciv muharriri, hiciv yazan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yılan balığı şeklinde yuvarlak ağızlı emici bir su hayvanı, (zool.) Petromyzon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i topallamak, aksamak; i topal lama, topallayarak yürume Iimping s topal layan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak, eğilip bükülen: gevşek, zayıf (irade). limply z. yumuşak olarak, gevşek olarak. limpness i. gevşeklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayalara yapışık duran konik kabuklu bir deniz hayvanı, karındanayaklılar familyasından bir canlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. berrak, şeffaf, duru. limpid'ity, limpidness i. berraklık, şeffaflık. limpidly z. berrak olarak, şeffaf olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. parça, küme, biçimsiz parça, topak, yumru; öbek; şiş; yığın, toptan şey; hantal kimse, ahmak kimse; f. yığmak, biçimsiz parça haline koymak; bir araya getirmek; toptan almak veya satmak; hantal hantal dolaşmak. lump coal iri parçalar halinde m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili ister istemez tahammül etmek, kahrını çekmek. If you don't like it you can lump it (argo) Beğensen de bir beğenmesen de.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Lumpen

1. ayaktakımı,

2.sınıfsız

1. Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayısıyla toplum içinde aşağı durumda olan kişiler.

2.Toplum içinde belli bir sınıfa girmeyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. lenfa, akkan. lymph node. lenf bezi, akkan düğümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. lenfatik; içinde lenf bulunan; lenfe ait; heyecansız, aşırı serin kanlı, kaygısız, tembel halli; i. lenf damarı. lymphatic gland lenf bezi. lymphatic system lenf sistemi. lymphatic vessel lenf damarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: madapulam). Bu ismi taşıyan Hind şehrinde yapılan bez ve bunun Avrupa’da yapılan taklidi, patiska.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çalapa): Guttiferae familyasından Antil adalarında yetişen bir ağaçtır. Kabuklarından reçine elde edilir. Kullanıldığı yerler: Müshildir. Kabızlığı giderir. İdrar söktürür. Safra akışını düzenler. Sıtma, frengi, kulunç, sarılık, mafsal ağrıları ve baş ağrılarında kullanılır. Bağırsaklarında hastalık olanlar kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhun bir vücuttan diğerine geçişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midede veya bağırsaklardaki hazmolmuş gıdaların, oralarda herhangi bir yere takılması sonucu şiddetli bir ağrı meydana getirmesine mide krampı veya mide spazmı denir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tarçın, su.

Hazırlanışı : Bir çay bardağı sıcak suya, 1 kahve kaşığı tarçın konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötüye kullanmak, suiistimal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kamping, kamp yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MOSFET (Metal Oksit Silikon Alan Efektli Transistör), çeşitli Sony amplifikatörlerin sürücüsünde ve güç çıkışı aşamasında kullanılan yüksek performanslı bir elektronik devredir. Yüksek güçlü ses amplifikatörlerinde mükemmel geçiş reprodüksiyonu sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Motorlu tulumba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motor pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses dosyaları için standart veri azaltma sistemi (MPEG-1 Katman 3).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MPEGLayer 3’ün kısaltması olan MP3, çok yer tutan ve düşük ses kalitesine sahip olan müzik dosyalarını sıkıştırıp daha az yer tutar hale getirir ve ses kalitelerini arttırır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MPEG-4 (Hareketli Görüntü Uzmanları Birliği) olarak da bilinir ve sıkıştırılmış video dosyalarının standart formatıdır. Ev videosu veya müzik videosu gibi büyük dosyaların daha küçük bir dosya formatında saklanmasını sağlar. Böylece, Sony WALKMAN®, PSP® ve VAIO dizüstü bilgisayar gibi uyumlu cihazlarda daha fazla veri saklanabilir. Üstelik daha küçük dosya boyutu sayesinde video akışı daha hızlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

(Motion Picture Experts Group) Resim, müzik ve veri dosyalarını hiçbir kalite kaybı olmadan saklamak ve aktarmak için kullanılan standart sıkıştırma biçimidir. Diğer biçimler arasında MPEG-2 ve akış ortamının yanı sıra esas olarak dijital ses ve video verilerini sıkıştırmak için kullanılan gelişmiş MPEG-4 bulunur. Sony Cyber-shot fotoğraf makineleri, Handycam® video kameralar ve yeni WALKMAN® video ürünlerinin hepsi MPEG teknolojisini kullanır. Cyber-shot fotoğraf makineleri ayrıca e-postayla gönderilmesi kolay küçük dosyalar oluşturmak için tasarlanan MPEG Film Video Postası ve TV’de tam ekranda oynatmak üzere pürüzsüz kalitede videolar kaydetmenize olanak sağlayan MPEG Movie VX gibi çeşitli MPEG Film modlarını içerir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MPEG EX (MPEG Extended), bir Memory Stick™ üzerinde aynı anda veri yazma ve okuma işlemlerinin gerçekleşmesini sağlar. 128 MB Memory Stick™ kullanılarak 90 dakikaya varan video kaydı yapılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makineniz ile kısa video ve ses dizileri çekmenizi sağlar. Veriler daha sonra istenildiği zaman LCD ekranda ya da AV çıkışı ile TV’den izlenebilir ya da başka bir multimedya cihaza düzenlemek ya da saklamak üzere aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinenizle kısa video dizileri yakalamanızı ve bunları dijital olarak Sony Memory Stick™’e kaydetmenizi sağlar. Veriler daha sonra istenildiği zaman LCD ekranda izlenebilir ya da düzenlemek ya da saklamak üzere kolayca ve dijital olarak Memory Stick™ üzerinden başka bir multimedya cihaza aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz yüksek kaliteli kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır. Bu sürüm 320 x 240 çözünürlük, saniyede 16,6 çerçeve çekim hızı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz yüksek kaliteli kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır. Bu sürüm 320 x 240 çözünürlük, saniyede 16,6 çerçeve çekim hızı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraf makinesiyle yüksek kaliteli kısa video ve ses dizileri kaydetmenizi sağlayan bir dijital video modu. MPEG Movie-HQ 320 x 240 çözünürlük, saniyede 16,6 çerçeve çekim hızı ve yüksek kaliteli ses sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz VGA kalitesinde kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MPEG-VX hassas modu, maksimum 640×480 piksel çözünürlükte MPEG videoları çekmenizi sağlar

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MPEG, Motion Picture Experts Group’un kısaltmasıdır. MPEG-1, dijital video görüntülerini saklayan bir veri sıkıştırma biçimidir. MPEG-1’de 160 x 112 piksel çözünürlükte, 1 dakikaya kadar küçük video klipler kaydedebilirsiniz. PAL standardının aksine (saniyede 25 kare), yalnızca saniyede 8 görüntü kaydedilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MPEG (Moving Picture Experts Group), artık verimli veri aktarımı ve saklamasını sağlamak için dijital video verilerini sıkıştırmada kullanılan yöntemleri ifade eden bir terim olarak kullanılmaktadır. MPEG-2, 1994 yılında yayın, iletişim ve saklama ortamları için evrensel resim kodlama sistemi olaran benimsenmiştir. MPEG-2 çok kanallı ses, DVD’lerde bulunan dijital surround ses sistemlerinden biridir. Diğer bir sistem de Dolby® Digital’dır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İnternet, ses ya da görüntü yayını ve depolama ortamları için kullanılabilen bir MPEG standardı. MPEG (Motion Picture Experts Group) tarafından geliştirilen MPEG-4, düşük bant genişliğine sahip uygulamalar için dijital ve sesli ortamları daha küçük dosyalar halinde sıkıştırmak için tasarlanmıştır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Microsoft tarafından desteklenen ve DIVX’lerin kaydedildiği dijital video formatı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yeni hareketli görüntü performansı standartı

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., gen. pol. bağımsız kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., tıb. kabakulak hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ahmak ve budala kimse, sersem kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karşı gelme, emredilen bir şeye uymama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.), (huk.) aklına sahip olmayan, akılca dengesiz. non compos yarı kaçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), briç kozsuz oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mit.) orman veya su perisi; şiir genç ve güzel kız; (biyol.) kurtçuk safhasından çıkmış fakat henüz tam gelişmemiş böcek. nymph'al, nymphe'an (s.) peri gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) kadınlarda hastalık şeklinde cinsel ilişki arzusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

olympic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

olympic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. Olympiade) Eski Yunan’da dört yıllık devre; Olympique oyunlar arasında geçen zaman. («Olympique oyunlar» Türkçe’de galat olarak «Olimpiyatlar» veya «Olimpiyat oyunları» şeklini almıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

olympiad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the olympics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.eski Yunanistan'da Olimpiyat oyunları arasındaki dört senelik ara;olimpiyat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i.Olimpos dağına veya tanrılarına ait; tanrısal;olimpiyat oyunları ile ilgili; i. Olimpos'ta yaşayan tanrı; tanrısal heybete sahip kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Mora'da bulunan Olimpya nehrine ait; i., çoğ. olimpiyat oyunları. Olympic games olimpiyat oyunları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Olimpos dağı; cennet; gök.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. göbek; kalkan göbeği; orta yer, merkez. omphalic göbeğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resmin içindeki bir veya bir kaç öğenin vurgulanması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo fiziki çekicilik, cinsi cazibe; azim, şevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazlasıyle karşılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski zamanda üzerindeki yazı silinerek yeniden başka yazı yazılmış parşomen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Amerika yerlilerinin dilinden). Güney Amerika ovaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pampa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pampa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pampa. pampas cat Arjantin'e mahsus ufak yabani kedi, zool. Felis pajeros pampas grass. Güney Amerika'ya özgü tepesi püsküllü uzun bir çeşit kamış, bot. Cortaderia selloana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. refah ve bolluk içinde büyütmek, lüks hayata alıştırmak pohpohlamak, şımartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. broşür, küçük kitap, risale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. broşür yazan kimse (baz. aşağ); f. broşür yazıp yayınlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. Antalya yöresinin eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parça parça olmuş, pek çok parçalara ayrılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all in pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smashed to bits. in tatters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all in pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smashed to bits. in tatters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sağdıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. otonom sinir sistemine ait, parasempatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu terimin yerine artık PC Card terimi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. cilt üzerinde kabarcıklı sivilceler çıkmasına sebep olan tehlikeli bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kati, kesin, müspet, mutlak; inatçı; otoriter, diktatörce, mütehakkim; münakaşa kaldırmaz. peremptory writ huk. celpname. peremptorily z. kesin olarak, münakaşaya yer bırakmayacak şekilde; diktatörlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. filim ile dizme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. ışık dalgalarının tesiri ile fazla elektrik akımı geçirme özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. pezevenk, muhabbet tellâlı kadın simsarı; f. pezevenklik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. farekulağı, bot. Anagallis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sivilce pimpled, pimply s sivilceli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. dolgun, tombul, tıknaz, şişmanca;( informal) balık etinde; f. şişmanlatmak, şişmanlamak. plumpness i. dolgunluk, tombulluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., z. pat diye oturmak; birdenbire düşürmek; birdenbire ortaya atmak (laf); her bakımdan yardım etmek; i. bir denbire düşüş veya dalış; düşme sesi; z . birdenbire düşerek; açıkça, kabaca; baş aşagı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. PnomPenh, Kamboçya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tantana, debdebe, ihtişam, azamet; eski geçit töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Tulumba.

2.Hava basmaya yarayan, bilhassa bisiklet, otomobil veya top lastiği şişirmekte kullanılan hava tulumbası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump. gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkeklerde saçları arkaya doğru tarama usulü; kadınlarda öndeki saçların altına ilâve bir kısımla kabartıldığı saç şekli; pembe veya kırmızı rengin bir tonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumping. pumping out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump. to pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pumped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İtalya'da eski Pompei şehri. Pompeian s., i. Pompei şehrine ait; i. bu şehir halkından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. otomatik uçaksavar topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ponpon, yün veya tüyden yapılmış top şeklindeki süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tantana, debdebe; azametli tavır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. azametli, gururlu; süslü; saltanatlı, tantanalı, debdebeli. pompousness i. tantana, debdebe; azametli tavırlar, azamet, ihtişam. pompously z. gururla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,güz. san. özellikle yirminci yüzyılın başlarında Fransız sanatkarlarınca rağbet gören ve kübizm ile fütürizmi içine alan resim ekolü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İsteğe bağlı bir güç amplifikatörü bağlamanıza izin verir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (radyo) önamplifikatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden ayırmak; herkesten önce satın almak; herkesten önce satın alma hakkına sahip olmak. preemption i. herkesten önce satın alma hakkı. preemptive s. önceden satın almaya hakkı olan; ask. kendi memleketini korumak için önce davranan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haddini bilmeyiş, haddini aşma, cüret, küstahlık; zan, farz, tahmin; huk. bilinen gerçeklere dayanarak çıkarılan sonuç, ipucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhtemel; zan ve karşılaştırmaya dayanan. presumptive evidence durum ve şartlardan çıkarılan kanıt. heir presumptive bak. heir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küstah, mağrur, kibirli. presumptuously z. küstahça. presumptuousness i. küstahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. itina ile giyinip makyaj yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çabuk, acele, hemen olan, hazır; i., tic. vade; sahnede oyuncuya hatırlatılan söz. prompt note vadeli senet. promp'titude, prompt'ness i. çabukluk; tam vaktinde gelme veya yapma; dakikası da- kikasına yapma. prompt'ly z. derhal, çabucak, bir an

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. harekete getirmek, teşvik etmek, kışkırtmak; hatırlatmak, suflörlük etmek. prompt'book i. suflörün defteri. promp'ter i. suflör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., Lat. geçici olarak, muvakkaten, şimdiki zaman için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bağsız ve hafif kadın ayakkabısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tulumba, pompa. pump handle pompa kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tulumba ile çekmek; su çekmek;ağız aramak,ağız yoklamak; birinden para çekmek; içine tulumba ile hava doldurmak; tulumba işletmek; tulumba kolu gibi aşağı yukarı hareket etmek. pump dry tulumba ile suyunu çekip kurutmak; birine bütün bildiklerini s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çavdar ekmeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da yetişen portakal renkli balkabağı, bot. Cucurbita pepo, helvacıkabağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabak çekirdeği; Güney Amerika'nın doğusundaki tatlı sularda yaşayan güneş balığı, zool. Lepomis gibbosus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To spring; to leap; to bound; to rear; to prance; to become rampant; hence, to frolic; to romp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To move by leaps, or as by leaps; hence, to move swiftly or with violence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To climb, as a plant; to creep up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A leap; a spring; a hostile advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A highwayman; a robber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A romping woman; a prostitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any sloping member, other than a purely constructional one, such as a continuous parapet to a staircase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short bend, slope, or curve, where a hand rail or cap changes its direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inclined plane serving as a communication between different interior levels. an inclined surface or roadway that moves traffic from one level to another a movable staircase that passengers use to board or leave an aircraft North American perennial havi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proscenium. forestage. apron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ramps, also known as wild leeks, are wild onions, which resemble scallions with broader leaves They can be found in specialty produce markets from March to June and grow from Canada to the Carolinas Although the garlicky-onion flavor of ramps is a bit str

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A connecting roadway providing access in one direction from one road to another Some actual ramps may serve two-way traffic, but this practice is generally not used in newer designs We can conceptually consider such roads as two parallel ramps in opposite

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Remote Access Management Program A project carried out by Information and Educational Technology to provide remote access services to faculty See the RAMP Project Report. means an inclined walking or working surface that is used to gain access to one poin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An oblique or sloping interior road to mount the terreplein of the rampart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wild onion that resembles a scallion with a strong garlic-onion flavor Found in specialty produce markets from March to June.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ramps, also known as wild leeks, are wild onions which resemble scallions with broader leaves They can be found in specialty produce markets from March to June and grow from Canada to the Carolinas Although the garlicky-onion flavor of ramps is a bit stro

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lifting of intermodal containers or trailers unto intermodal flatcars by special lift machines Slang word for an intermodal terminal where trailers and containers are lifted unto departing railcars or lifted off arriving railcars.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The apron or open 'tarmac' in form of an FBO or terminal facility This space is busy, used for deplanement, parking of aircraft, etc Some facilities will permit automobiles to drive to the aircraft on the ramp, a feature of real benefit to the traveler wi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The slow rise to full pressure after first turning on the machine, available from some manufacturers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To climb, to slope from one level to another, an inclined plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rapid Acquisition and Manufacture of Parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A concept often used with HELs and manufactured-housing transactions to describe a series of increasing monthly prepayment speeds, prior to a plateau, on which the expected average life of a security is based.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The aircraft parking area at an airport, usually adjacent to a terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inclined plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vertical curved easing in a handrail; an incline plane for passage of traffic. the output current of a power supply as a function of time over a given cycle See also power supply program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wild onion which resembles the leek, the ramp has a strong onion-garlic flavor It may be used as a substitute for leeks, scallions, or onions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Inclined plane connecting separate levels. Risk Assessment Management Process. an inclined traffic way leading from one elevation to another. an inclined surface or roadway that moves traffic from one level to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American perennial having a slender bulb and whitish flowers. a movable staircase that passengers use to board or leave an aircraft. behave violently, as if in state of a great anger. furnish with a ramp; 'The ramped auditorium'. be rampant; 'the li

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meyilli yüzey veya yol, rampa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. şahlanmak, şaha kalkmak; saldırmak; i. şahlanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I. denizcilik). İki geminin yahut bir gemi ile diğer bir şeyin temas edecek surette yanyana yanaşması, karınkarna gelmeleri. Rampa etmek = Yanaşıp dokunmak: Vapur rıhtıma rampa etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramp. access ramp. gradient. upgrade. loading ramp. loading platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

platform. ramp. rising ground. slope. incline. grade. loading ramp. sidling up to. handgrapnel. boarding. landing. ascent. railway grade. upgrade. gradient. bank. ascending gradient. rise. haulage incline. elevated approach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle muharebede rampa edilince düşman gemisine giren t ker.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. öfkelenmek, köpürmek; saldırmak; i. saldırı; şiddetli öfke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saldırgan, öfkeli, kızgın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaha kalkma, şahlanma; ifrat, haddi aşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınır tanımayan, başıboş; yaygın; şahlanmış, şaha kalkmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kale duvarı, sur, siper, istihkâm; f. sur ile çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir tür ;çançiçeği, bot. Campanula rapunculus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) karşılığını vermek, mükafatlandırmak; acısını unutturmak, cezasını vermek, Iâyığını vermek; (i.) karşılık, mükafat; ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kurtarma, kurtarılma, halas; rehinden kurtarma; kefaret; paraya çevrilme. beyond redemption, past redemption kurtarılamaz. redemptive (s.) kurtarıcı, kurtaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeniden başlama veya devam etme: geri alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tamir etmek, yenileştirmek; ayakkabının yüzünü değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sıçrayıp oynamak; kolayca kazanmak; i. sıçrayıp oynayan kız çocuk; hoyratça ve gürültülü oyun; k.dili kolayca kazanılan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk tulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili düşünmeden onaylamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan kıçı, but; bakıye, geri kalan parça. rump roast kasap. but. rump session bir toplantının dağılmasından sonra çoğunluğun olmadığı gayri resmi devamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. buruşturmak; örselemek; karmakarışık etmek; i. buruşmuş şey; kırışık, buruşukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili gürültü, şamata; kavga, çekişme. rumpus room evde oyun salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

S-Video, parlaklık ve renk bilgilerini ayrı ayrı aktararak gelişmiş bir video görüntüsü sağlar. Bu standart, değiştirilebilir bir SCART konektörü ya da ek bir 4 pimli jakla kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek kalitede ses depolama ortamı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i iri taneli öğütülmüş mısır unu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Çin nehirlerinde kullanılan dibi düz kayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fransa’nın bu isimdeki eyaletinde çıkan gazlı ve tatlı bir çeşit şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

champagne. fizz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

champagne. bubbly. fizz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz rezenesi, bot. Crithmum maritimum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Seri halindeki bir spor müsabakasının birincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

champion. champion. champ. grand master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

champ. champion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

champion. titleholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. örnek, numune, model, mostra; f. örnek olarak denemek. sampler i. el işi örneği; örnekleri tecrübe eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Daha çok saç yıkamakta kullanılan sıvı sabun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shampoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shampoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shampoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stockade. shoulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoulder. palisade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haylaz kimse, yaramaz kimse, çapkın kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. acele veya dikkatsizce yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. acele gitmek, koşmak, seğirtmek, kaçmak; i. acele kaçış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla veya dar kesmek; aşırı tutumlu olmak cimrilik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok kıt, eksik; cimri. serimpily z. çok kıt olarak; cimrice. serimpiness i. kıtlık, eksiklik; cimrilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili çok güzel, harikulade, şahane, enfes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

election campaign. electoral campaign. political campaign. election / electoral campaign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. serbest çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine fazla önem verme, kendini fazla yüksek görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Afrika dillerinden), iri cüsseli, büyük kulaklı sürü hâlinde yaşayan bir maymun türü (Lat. anthropopythecus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimpanzee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimp. chimpanzee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Cana yakınlık, sıcakkanlılık. Sempati duymak — Sevimli bulmak, yakınlık duymak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sympathie

sıcakkanlılık

Bir insanın bir başkasına karşı doğal ve içgüdüsel olarak bir eğilim, sevgi ve yakınlık duyması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathy. attraction. liking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathy. an individual or mutual attraction or liking. good feeling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.).

1.Sempati uyandıran.

2.İrademiz dışındaki hareketleri (kalb atışı, teneffüs vs.) idare eden sinirler: Sempatik sinirler.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sympathique

sıcakkanlı

Sevimli, cana yakın.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovable. likeable. likable. caring. congenial. engaging. outgoing. sympathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likeable. attractive. likable. congenial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likable. attractive. sympathetic. outgoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sympathisant

duygudaş

Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathizer. person who sympathizes with the views of a certain group. fringe supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. daima sadık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. daima hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ebedi baki daimi. sempiternity i. ebediyet, sonsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symposium

bilgi şöleni

Belli bir konuda çeşitli konuşmacıların katılımıyla düzenlenen bilimsel toplantı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symposium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symposium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. seamstress.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symptôme

tıp belirti

Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan işaret.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symptom. sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symptom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symptom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) başı sabunlayıp yıkamak; (i.) başı ovalayıp yıkama, şampuanlama; şampuan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çabuk kızan, öfkeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karides, deniz tekesi, (zool). Crago vulgaris; argo kısa boylu veya çelimsiz kimse; (f). karides tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکم پرست] obur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکم پرور] obur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., ABD., kdili. çekici, sempatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. aptal aptal sırıtmak, colloq. pişmiş kelle gibi sırıtmak; i. aptalca sırıtma . simperingly z. aptalca sırıtarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. basit, bileşik olmayan; sade, süssüz; bot. yalın (yaprak); zool. münferit, tek; adi, bayağı; kolay; saf, halis; tabii, suni olmayan, yapmacıksız; budala, alık, ahmak; ahmakça; önemsiz, ehemmiyetsiz; kolay anlaşılır; ancak yeterli; i. basit şey;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahmak veya budala kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. basit; bir seferde tek haber gönderilebilen telgraf sistemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basitlik, sadelik; kolaylık; budalalık, saflık; samimiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadeleştirme, basitleştirme; basitleşme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. basitleştirmek, sadeleştirmek, kolaylaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. ancak, sadece; basit olarak; budalaca; k.dili. tamamen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. cimrice beslemek veya vermek; baştan savma yapmak; cimrilik etmek, hasisçe davranmak; aşın derecede tutumlu olmak: s. kıt, az. skimp'ily z. aşırı derecede tutumlu olarak. skimp'y s. kıt., az; yarım yamalak, eksik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çökme; fiyatların birden düşmesi; iş durğunluğu; toprak kayması; kendini bırakmış bir şekilde oturma veya yürüme; f. birden düşmek veya batmak, çöküp düşmek; yığılmak; kaymak (toprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ayağını yere vurmak; basmak; damga vurmak, üzerine damga basmak, damgalamak; üzerinde silinmez izler bırakmak; yerleşmek; kalıpla vurup kesmek; ezmek; sikke darbetmek; imza ile tespit etmek; pul yapıştırmak; i. ıstampa; damgalama; damga; pul, pos

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. atların veya sığırların korkarak dağılıp kaçmaları; coşkun toplu koşuş; panik yaratma; ayaklanma; f. topluca koşuşmak, kaçışmak, paniğe kapılmak, belirli bir hedefe hücum etmek; kaçıştırmak, korkutup koşturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damgalayan kimse veya alet; postanede mektuplara damga vuran memur; ıstampa, zımba, damga; tokmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağırlığını vererek basmak, bastırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fırtınaya karşı dayanıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fahişe, orospu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çotuk, kütük; kesilen uzvun geri kalan parçası, kök; çoğ., k.dili. bacaklar; (kriket) üç hedef sopasından her biri; karakalem resimde kullanılan meşin kalem; siyasi hatiplere mahsus platform; k.dili. meydan okuma; f. kesip kökünü bırakmak; bir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kerestelik ağaçlar; ağaçları kesme hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kütüklerle dolu; kısa, bodur, tıknaz. stumpiness i. bodurluk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapsama; kapsam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılıman iklim kuşağının nispeten daha soğuk bölgelerine özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maden ocağının dibinde su birikintisine mahsus kuyu; lağım çukuru; bir kazıya başlamadan evvel tecrübe veya yoklama kabilinden kazılan tünel; oto. yağ karteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük beygiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sarfiyata ait masraflarla ilgili, masrafları sınırlayan. sumptuary law masrafları sınırlayan kanun; din veya ahlâka dayanarak özel hayatı düzenleyen kanun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. masraflı, tutumsuz; muhteşem, tantanalı, zengin. sumptuously z. muhteşem bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin üzerine koymak; bir şeye ilave etmek. superimposi'tion i. bir şeyin üzerine koyma veya ilâve etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. superfetation.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. şakak üstü (kemiği).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سم پاره] zımpara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. batak, bataklık; f. bataklığa batırmak; içine su doldurup batırmak, içine dalga girip batırmak; yağdırmak; batağa saplanmak veya batmak; müşkül vaziyette bırakmak; içine su dolup batmak; silip süpürmek. swamp boat az su çeken uçak pervaneli dib

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklıkta çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklık arazi; bataklıklar arasındaki verimli tarla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi huylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ical s. karşısındakinin hislerine katılan; sevgi ve acıma belirten; uygun, ahenkli; anat. sempatik. sympathetic heart başkasının duygularından veya halinden anlayan kimse. sympathetic ink yazarken görünmeyip ateşe gösterilince meydana çıkan yazı mü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkalarının hislerine katılmak, halden anlamak; yakınlık duymak; aynı şeyi hissetmek; başsağlığı dilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karşısındaki ile aynı şeyi hissetme, halden anlama, duygudaşlık, sempati, şefkat; his veya yaratılış uygunluğu; (tıb.) uzuvların birbirine olan tesiri; tesir; cisimlerde birbiri ile birleşme veya birbirini etkileme eğilimi. sympathy strike sempati

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., müz. senfoniye ait, senfonik, senfoni tarzındaki; ses uyumuna ait; aynı sesi veren symphonic poem müz. senfonik şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. senfoni; senfoni orkestrası; seslerin uyumu; renk uyumu. sympho'nious s. uyumlu, ahenkli. symphonize f. ahenkli olmak, uygun gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. ses) biyol. bitişme, kaynaşma, irtifak (kemik); sabit mafsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., (eski) ziyafete ait; i. ziyafet; sofra başı sohbeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofra veya ziyafette başkanlık eden kimse; ziyafette konuşma yapıp şerefe kadeh kaldıran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (coğ. -sia) sempozyum, şölen, belirli bir konunun tartışıldığı bilimsel toplantı; aynı konuda yazılmış bilimsel makale veya denemeler serisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alâmet, emare; (tıb.) belirti, araz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. araz olan, alamet olan; araza göre (tedavi) . symptomatically z. araz kabilinden. symptomatology i., tıb. araz bahsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

talk pudrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bastırıp sıkıştırmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., with ile birinin işine karışmak; dokunmak; değiştirip bozmak, oynamak; kurcalamak; hile karıştırmaki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafifçe vurarak bastıran kimse veya alet, sıkmaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Batı musikisinde bir sekizliyi 12 eşit parçaya bölen sistem.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. top ağzı tapası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Tıpta kanı silmek, durdurmak için kullanılan gaz bezi topağı

2.Otomobil ve vagonlarda çarpışma tesirini azaltacak tertibat. Tampon devlet — İki ülke arasında bulunan devlet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffer. bumper. fender. shock absorber. cushion. tampon. packing. wad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plug introduced into a natural or artificial cavity of the body in order to arrest hemorrhage, or for the application of medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To plug with a tampon. plug of cotton or other absorbent material; inserted into wound or body cavity to absorb exuded fluids.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffer. cushion. pack. plug. tampon. bumber. buffer. bumper. compress. crash pad. anti-impact dashboard. dead block. ink pad. wad. wadding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plug of cotton or other absorbent material; inserted into wound or body cavity to absorb exuded fluids. plug with a tampon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., tıb. tampon; f. tampon ile tıkamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffer zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffer state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffering. cushioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentration camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. in the time of, temperance, temperature, temporary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yumuşatmak, hafifletmek: ölçülü hale getirmek, tadil etmek, ıslah etmek: kıvama getirmek; su karıştırıp yoğurmak (balçık); çeliğe su vermek, çeliği kızdırıp hemen soğutarak sertleştirmek, tav vermek, tavlamak; müz. çalgıyı gam dizisine göre akort e

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .terslik, huysuzluk; mizaç, huy, tabiat; kıvam, karar, terkip; tav, bir maddenin sertlik derecesi; bir şeyin aslını değiştirmek için karıştırılan şey. lose one's temper hiddetlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Boyar maddenin tutkallı suyla genellikle de yumurta akıyla karıştırılmasıyla elde edilen bir boya türü ve bu boya kullanılarak yapılmış resim. Tempera Orta Çağda sık kullanılmış,yy.dan sonra yağlı boya resmin gelişmiyle birlikte ortadan kalkmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suluboya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .tabiat, yaratılış, mizaç, meşrep, huy; ölçülülük, muvazene, kıvam; müz. akort.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mizaca veya tabiata ait; değişen mizaçlı; huysuz, sinirli; azimsiz. temperamentally z. azimsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ılımlılık, ölçülülük; içkiden kaçınma;( eski) kendine hakim olma, sükûnet. temperance drink alkolsüz içecek. temperance hotel (eski )içki bulun durmayan otel. temperance movement içki aleyhinde hareket. temperance society içkiyle mücadele derneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mutedil, ılımlı ılıman, ılık, sarhoş edici maddelere düşkün olmayan; perhiz yapan. Temperate Zone çoğ. ılıman bölge, dönenceler ile kutuplar arasındaki mıntıka. temperately z.ılımlı olarak. temperateness. ılımlı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısı derecesi; sıcaklık, sühunet: tıb. insan vücudunun ısı derecesi; ateş,ısı, hararet. temperature curve belirli bir süre içindeki ısı değişikliğini gösteren eğri. critical temperature kritik sıcaklık. normal temperature normal vücut ısısı. take one's

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. huylu, mizaçlı; ahenkli; karışımla değiştirilmiş; tavlanmış, (çeliğe) su verilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .fırtına, bora, özellikle ,şiddetli rüzgâr fırtınası. tempestbeaten s. fırtınaya tutulmuş, fırtına yemiş. tempest in a teapot ufak bir meseleyi büyütme, pireyi deve yapma. tempesttossed s. fırtına ile öteye beriye atılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fırtınalı; çalkantılı; şiddetli, dehşetli. tempestuously z. şiddetle. tempestuousness i. fırtınalı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (İng.) Londra'da Inner veya Middle Temple'da oturan hukuk talebesi. Knights Templars on ikinci asırda Kudüs'te kurulan şövalyeler birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalıp, şablon, mastar, model; silme kalıbı, kemer kalıbı; den. ana kalıp; takoz; gabari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şakak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mabet, tapınak, ibadethane; eski Kudüs'te Yahudi tapınağı; Mormonların ayinlerine mahsus kilise. templed s .tapmak veya kiliseleri olan; tapmak içinde muhafaza edilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kumaşı tezgâhta gergin tutmaya mahsus ağaç parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. template.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) (musiki). Usul (musiki dışında «hız, sür’at derecesi» mânâsıyle kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tempo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beat. movement. tempo. time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rate or degree of movement in time. the speed at which a composition is to be played the rate of some repeating event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tempo. beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the speed at which a composition is to be played. the rate of some repeating event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The speed of music. the speed of a musical piece Henry Reed discusses tempo in his performance of a clog, pointing out that the tempo should be moderate to enable the dancers to keep up with the music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rate of speed at which a musical composition is performed Tempo is indicated by a tempo marking , which describes the general speed of a piece or section Allegro , andante and adagio are common tempo markings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The speed of a piece of music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The speed at which a Musical Instrument Digital Interface file is played Tempo is measured in beats per minute ; typical MIDI tempo is 120 BPM See also Musical Instrument Digital Interface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rate of speed in a musical work. the rate of speed at which a musical composition is to be performed. the rate of speed at which a musical composition proceeds Usually uses a quarter note as the timing reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rate at which the music moves measured in Beats Per Minute. the speed of a musical passage or composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The speed at which music is played, designated in measures per minute and the number of beats per measure, or in beats per minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

How fast a piece of music goes How many beats, or pulses, there are in a minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The speed of the music: Slow, Medium, Fast normally measured by the number of beats per minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The speed, at which a tune is played, measured in BPM.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Speed or pace of dance or music; the use of slower and faster beats and steps. the speed at which a piece or passage of music is played.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The speed of a piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term referring to how fast or how slow a piece is played which is quantified in beats per minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rate of speed or pace of music Tempo markings are traditionally given in Italian; common markings include: grave ; largo ; adagio ; andante ; moderato ; allegro ; vivace ; presto ; accelerando ; ritardando ; and a tempo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chess equivalent to time involving moving pieces and keeping the initiative An example of a lost tempi is moving a piece twice in the opening before developing the rest of the army When moving a piece twice, the opponent is said to 'gain a tempi' beca

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Beats per minute, as would be determined by a metronome [NOTE: Some Europeans use the term 'tempo' to refer to what in English is more correctly called Pace ].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clip , pace , speed , tempo , time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, -pi) müz. tempo; tarz, gidiş, yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Zaman değişti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

O mores! Lat. Bu ne zamanlar! Bu ne ahlâk! Ne günlere kaldık!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şakağa ait. temporal bone şakak kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. zamana ait; dünyevi, bu dünyaya ait; geçici, şimdiki zamana ait; cismani, ruhani olmayan; lâik; gram. zaman belirten; i., gen. çoğ. dünyevi şeyler. temporal effairs lâik meseleler. temporal conjunction gram. zaman belirten bağlaç. temporal powe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muvakkatlik, geçicilik; gen., çoğ. kilise gibi dinsel bir kuruluşa ait emlâk ve gelir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muvakkat, geçici. temporary possession geçici tasarruf veya mülk. temporar'ily z. muvakkaten, geçici olarak. temporar'iness geçicilik, muvakkatlik..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zamana uymak; başkalarının fikrine uymak, ayak uydurmak; savsaklamak, ihmal etmek; uzlaşmak. temporiza'tion i. zamana uyma, başkalarına ayak uydurma .temporizer i. zamana uyan kimse. temporizingly z. zamana ayak uy- durarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. baştan çıkarmak, ayartmak; kandırmak; çekici olmak; teşvik etmek; öfkelendirmek, kızdırmak; eskidenemek. tempt fate kadere meydan okumak. tempt to (şeytan) dürtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. günaha teşvik etme veya olunma; günaha teşvik edici şey veya kimse; yolu şaşırtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teşvik eden adam, baştan çıkaran adam; ayartan adam; b.h. şeytan .temptress i. baştan çıkaran kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıl çelici, cezbedici, çekici. temptingly z. çekici bir şekilde davet edici görünüşte. temptingness i. cazibe, çekicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Zaman (kuş gibi) uçar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. güm güm vurmak; dövmek, muşta vurmak; gümbürdemek, hızlı hızlı çarpmak (yürek); i. muşta vuruşu; ağır düşüş; ağır düşme sesi. thumper i. vurucu. thumping s. vuran; k.dili. iri, kocaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. timballer, timpani.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mübadele, bir malın diğer bir mal ile değiştirilmesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tampion

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentration camp. concentration / internment camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. serserice dolaşmak; ağır adımlarla yürümek; yaya olarak yolculuk etmek, taban tepmek; çiğnemek, ayak altında çiğnemek; i. derbeder ve serseri kimse; avare gezme; ağır adım ve sesi; uzun yaya gezintisi; den. tarifesiz işleyen yük vapuru. tramp o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. i.). Değiş tokuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade-in. barter. bartering. change of goods. swap. trade. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çifte çomakla çalınan küçük davul ki, askere kumanda için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side drum. snare drum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snare drum. tambour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drummer (who plays a snare drum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ayak altında çiğnemek, ayak altına almak; i. ayakla çiğneme; ayakla çiğneme sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

springboard. trampoline. diving board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

springboard. divingboard. tranpolin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tramplen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zafer alayı; zafer, başarı, muvaffakiyet, galebe; zafer sevinci; f. zafer kazanmak muzaffer olmak, galip gelmek, yenmek; iftihar etmek, övünmek; zafer merasimi yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zafere ait, zafer kabilinden. triumphal arch zafer takı. triumphal column zafer abidesi, zafer sütunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muzaffer, galip; iftihar eden; zaterli; övünen. triumphantly z. muzafferane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A blowing apparatus, in which air, drawn into the upper part of a vertical tube through side holes by a stream of water within, is carried down with the water into a box or chamber below which it is led to a furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trumpet; a trump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. demirci ocağına hava cereyanı veren bir cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir düzlem üzerinde, sanat içeriği olan resimsel bir etki amaçlamaksızın gerçeklik izlenimi vermeye çalışan her tür çizim, boyama vs. En basit trompe-l` oeil örneği olarak, bir duvar üzerine yapılmış gerçek boyutlarında bir kapı resmi verilebilir. Böyle bir durumda, resim yapma etkinliği tümüyle bir yanılsama yaratma işine indirgenmiş olmaktadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr., güz. san. göz aldatıcı olduğu kadar hakikate uyan yağlı boya resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|. Fr.) (musiki). Mâdeni nefesli ve düğmeli bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trumpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trumpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trumpet player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) boru; boru sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. koz; k.dili iyi adam: f. koz oynamak: koz oynayarak almak. trump card koz. trump up uydurmak, icat etmek. play one,s trump card kozunu oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gösterişli fakat değersiz şey, kıymetsiz süs; saçma: hile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., müz. boru, çalgı borusu; borazan; boru sesi; f. boru çalarak ilân etmek; ilan etmek, yaymak; boru gibi ses çıkarmak. trumpet call boru sesi ile çağırma. trumpet creeper borulu hanımeli, bot. Campsis radicans. a flourish of trumpets boru sesleri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boru çalan kimse, borazan; ilan eden kimse, tellâl. trumpeter swan borazan kuşu, zool. Psophidae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. alın; matb. baskı makinasının silindirine ve basılacak kağıdın altına gelmek üzere sarılan fazla kâğıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. davula benzer; anat. kulak davuluna (timpana) ait. tympanic bone timpan kemiği. tympanic membrane timpan zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. karında gazdan ileri gelen şişkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. timpan zarı iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -na) anat. kulak davulu, timpan, orta kulak; mim. kapı veya pencere alnı; elek. telefon cihazındaki madeni zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mide şişkinliği; şişkinlik, kabarıklık; kibir, gurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cyber-shot® U, şık ve zarif bir alüminyum gövdeye sahiptir ve yalnızca 87 gram ağırlığındadır. Hafifliği ve küçüklüğü (yalnızca 84,5 x 39,8 x 28,6 mm) harika tasarımını güçlendirmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Microsoft, Intel ve Samsung tarafından geliştirilen, tablet PC’Ierden daha küçük, ultra portatif kişisel bilgisayarlar. Windows XP Tablet Edition kullanırlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hakem; f. hakemlik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanında kimse olmayan; müz. refakatsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hünersiz; başarılmamış; yapılmamış, tamamlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şikayet etmeyen, sabırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fikir veya prensiplerinden vaz geçmez; eğilmez; uzlaşmaz, uyuşmaz; sözünden dönmez. uncompromisingly z. kesin olarak; yılmayarak; uzlaşmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., elek., fiz. sindirilmemiş; kırılmamış, gücenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istediği şekilde iş bulamayan, kâfi derecede çalıştırılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çalıştırılması için gerekli vasıfları olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. işsiz: yeterince kullanılmayan; i. işsiz kimse; the (ile) işsizler. unemployment i. işsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. misli görülmemiş, benzeri olmayan, eşsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zarar görmemiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mahkemece itham edilemez; kusursuz, suçsuz, aleyhinde diyecek olmayan. unimpeachably z. şüphe götürmez derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. engellenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz, unimportance i. önemsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ıslah olmamış işlenmemiş; sürülmemiş (toprak); iyileşmemiş. unimproved road toprak yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taranmamış, dağınık; inceliksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foxy woman. siren.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To advance; to travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a boot or shoe above the sole and welt, and in front of the ankle seam; an upper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any piece added to an old thing to give it a new appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Vamp, v. t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To provide, as a shoe, with new upper leather; hence, to piece, as any old thing, with a new part; to repair; to patch; often followed by up. piece of leather forming the front part of the upper of a shoe an improvised musical accompaniment provide with a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vamp. unscrupulous seductress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The repeating pan of a tune at its end, commonly the chorus or part of the chorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The repeating part of a tune at its end, usually the chorus or part of the chorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a shoe upper from the instep forward to the toe See the color-coded sneaker for an illustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The repeating pan of a tune at its end, usually the chorus or part of the chorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To play a chord progression repeatedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short sequence of chords that is repeated over and over again. the part of the shoe that cover the top of the foot and toes Either a Russian V-Vamp cut, or a rounded U shape There are variations of both with different brands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The complete forepart of a shoe upper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value Analysis of Management Practices. a seductive woman who uses her sex appeal to exploit men. an improvised musical accompaniment. piece of leather forming the front part of the upper of a shoe. make up; 'vamp up an excuse for not attending the meetin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. saya, kundura veya çizme yüzü; yamalık; müz. basit ve notasız eşlik; f. kunduraya yüz takmak; yamalamak; müz. eşlik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., A.B.D., k.dili. maceraperest kadın, erkek peşinde koşan kadın, vamp; f., k.dili. (erkeği) ayartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. vampire).

1.Öldükten sonra güyâ mezardan çıkıp halka musallat olarak dehşet ve zarar veren hayalet, cadı, karakoncolos.

2.Amerika’ya mahsus bir nevi büyük yarasa.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vampire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vampire. vampire bat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vampire. vampire bat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vampir, hortlak; kan emici bir çeşit büyük yarasa. vampire bat vampir, zool. Desmodus vampir'ic s. vampir cinsinden; kan emici. vam'pirism vampire inanma; kan emicilik; cadılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volt ampere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volt-ampere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika kızılderililerinin para veya sus olarak kullandıkları boncuklar; k.dili. para, mangır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. inlemek, sızlanmak, ağlamsamak, mırıldanmak; i. inleme, sızlanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. Katolik rahibelerinin kullandığı uzun baş örtüsü; baş ve boyuna dolanan ipek veya keten atkı; f. böyle atkı örtmek; dalgacıklar meydana getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yanpiri.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bazı amplifikatörler için gelişmiş sinyal-parazit oranı ve daha düşük bozulma sağlayan yüksek seviyeli bir ses çıkışı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Zanpara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecherous. lubricious. lubricous. debauchee. fornicator. goat. lecher. masher. rake. roue. wolf. womanizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauched. rake. wolf. womanizer. lecher. woman chaser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanizer. dangler. debauchee. goat. lecher. lecherous. lubricious. whoremonger. wolf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chasing after woman. skirt chasing. lechery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i., zen = kadın, pâre = parça).

1.Meşrû olmayarak kocalık münasebetinde bulunan adam.

2.Kadınlara aşırı düşkün adam. (bk.) Zenperest.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Fars. sümpâre). İnce ve sert kumlu taş. Zımpara kâğıdı = Demir ve tahta cilalamak ve aşındırmak için üstüne bu kumdan yapıştırılmış kâğıt veya bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carborundum. emery. glass cloth. rubber. sandpaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emery. sand paper. carborundum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand. sandpaper. to sandpaper. to sand. to emery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sand paper. to sand. to emery. to rub sth with emery or emery paper. sandpaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by