Mug-beçe ne demek? | Mug-beçe anlamı nedir? | Mug-beçe

Mug-beçe anlamı nedir?

Mug-beçe ne demek?

Mug-beçe anlamı nedir?

Mug-beçe | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: mug bece

Türkçe Sözlük

(bk.) Muğ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabet. script. alphabet alfabe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabet. the ABC.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical sequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) çok basit;(i) okumayı yeni öğrenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetic. alphabetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. beçegân). İnsan veya hayvan yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Beççe ve beçe’nin çokluğu). Yavrular, çocuklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük bir kuş ki, ötmesi bu kelimeye benzer. Beced kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to argue. to quarrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. accomplishments. attainments. skill. know-how. accomplishment. address. adroitness. art. artfulness. artifice. craft. cunning. deftness. dexterity. faculty. feat. finesse. ingeniousness. ingenuity. knack. resource. savoir faire. science. sle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplishment. artistry. asset. competence. facility. faculty. flair. knack. skill. stunt. trick. ability. dexterity. agility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skill. cleverness. being in shape. art. artifice. device. hand. ingenuity. knack. technique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işi başarı ile halletme, muvaffakiyyet, kâr-güzârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelir, tuttuğu işte muvaffak olur. Fars. kâr-güzâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resourceful. capable. efficient. skilful. skillful. skilly. dextrous. adept. adroit. agile. clever. deft. designing. dexterous. facile. gifted. handsome. ingenious. knowing. light-handed. neat. nimble-fingered. performing. practical. pushful. pushing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplished. adroit. clever. deft. dexterous. efficient. good. ingenious. practical. practised. proficient. skilful. skilled. capable. resourceful. accomplished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adroit. clever. skilful. resourceful. able. adept. deft. dexterous. diplomatic. facile. great at. handy. hot and strong. ingenious. inventive. savior faire. tricky. versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deftness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleverness. skill. adroitness. dexterity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelmez, bir işde muvaffak olamaz. Ar. Aciz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. impractical. maladroit. left-handed. inexpert. resourceless. awkward. bungling. duff. feckless. fumbling. gauche. gawky. ham-fisted. ham-handed. heavy-handed. helpless. inapt. incompetent. ineffective. ineffectual. inefficacious. inept. manqu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. impractical. maladroit. left-handed. inexpert. resourceless. awkward. bungling. duff. feckless. fumbling. gauche. gawky. ham-fisted. ham-handed. heavy-handed. helpless. inapt. incompetent. ineffective. ineffectual. inefficacious. inept. manqu. ama

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelememe, bir işde muvaffak olamama, Ar. acz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetence. clumsiness. incompetency. improficiency. awkwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Hallolunmak, muvaffakiyetle icrâ olunmak: O iş becerilemedi. 2. mec. Katil ve idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Güzellikle icrâ ve tesviye etmek, halle muvaffak olmak: Bu işi becerebilecek misiniz? O adam bir iş beceremiyor. 2. mec. Katil ve idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do well. manage. get things done. tackle. swing. knock off. fuck. have a screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrive. manage. to manage. to contrive. to break up. to mess up. to ruin. to seduce. to lay. to make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry out successfully. to mess up. to kill sb. to rape sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Yaptırmak, birinin işini bitirmek. 2. Katlettirmek: Tutulan haydutları becertmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Beced.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı çocuk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). fasulye familyası. fabaceous (s). fasulye familyasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. düzensizlik; karışıklık; eski sır tutma, ağzı sıkı oluş, ketumiyet; s. karışık; gizli; f. gizli tutmak, sır saklamak; gizli görüşmelerde bu- lunmak, gizlice hareket etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. muğân). Mecusî, Zerdüştî, ateşperest. Pîr-i muğân = Meyhaneci. mec. Mürşid. Muğ-beçe = Mecûsî çocuğu. mec. Meyhaneci çırağı, dilber çocuk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) yüz, surat; ağız; A.B.D. hüviyet fotoğrafı; A.B.D. adam, herif; İng. avanak kimse, aldatılmış kimse; A.B.D. gangster.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) A.B.D. (emniyette) hüviyet fotoğrafını çekmek; saldırıp soymak; mimiklerle maymunluk yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kulplu büyük bardak; bardak dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Muğ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Besleyen, besleyici, (bk.) Mugazzi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzun) (i. A. «galat» tan) (c. mugalatât). Karşısındakini yanıltmak maksadiyle yapılan konuşma, hakka ve delillere dayanmıyan münakaşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demagogy. fallacy. wiredrawn argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغالطه] yanıltmaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzun) (i. A. «galebe» den). Birbirine galebe çalmaya, galip gelmeye çalışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gınâ» dan if.) (mü. muganniyye). Şarkı söyleyen, şarkıcı, hânende, ses san’atkârı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغنی] şarkıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغنيه] bayan şarkıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ses san’atkârı kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzun) (i. A. «gayr» dan). Başka türlü olma, uymama, uygun olmayış, farklılık, muhalefet: Bu iki şey arasındaki mugayeret açıktır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغایرت] zıtlık, aykırılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzun) (i. A. «gayr» dan if.) (mü. mugayire). Başka türlü, farklı, uymaz, uygun olmıyan, zıt, muhalif: Gerçeğe mugayir söz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغایر] aykırı, zıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «gayb» den imef.) (tekliği dilimizde kullanılmamıştır). Gizli ve görünmez şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gayr» dan imef.) (mü. mugayyere). Değiştirilmiş, Osm. tagyîr edilmiş («mütegayyır» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gızâ» dan if.) (mü. mugazziyye) (mugaddi galat-ı meşhurdur). Besleyen, besleyici: Buğday, pirinçten daha mugazzîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gubâr» dan imef.) (mü. muğbere). 1. Tozlu, tozla örtülü. 2. Gücenmiş, hatırı kalmış: Kendisi bana muğberdir. Muğber-i hâtır = Hatırı kalmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغبر] kırgın, gücenik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kırılmak, gücenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lily of the valley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fran.) (Kadın İsmi) - İnci çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çölde yetişen bir cins dikenli çalı, devedikeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gufûl» den imef.) (mü. muğfele). iğfal olunmuş, aldatılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gufûl» den if.) (mü. muğfile). iğfal eden, aldatıp kandıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغفل] aldatan, aldatıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saldırıp soyan kimse; mimiklerle komiklik yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan ve yöresine özgü yırtıcı timsah, zool. Crocodilus palustris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuklara mahsus bir iskambil oyunu; iki ucun toplamı beş veya on olunca puan kazanılan domino oyunu; İng., (argo) ahmak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıcak ve rutubetli, kapalı, sıkıntılı (hava).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.>F.) [مغيلان] deve dikeni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gıyâs» dan if.) (mü. mugıysa). Yardıma yetişen, yardımcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «galak» dan imef.) (mü. muğlâka). 1. Kapalı, kilitli. 2. Anlaşılmaz, karışık, mânâsı zor anlaşılan, açık ve vâzıh olmıyan, kapalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambiguous. obscure. complicated. confusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstruse. recondite. difficult (to understand. confused. ambiguous. in the background. complicate complicated. dark. delphic. doubtful. hazy. imprecise. intricate. obscure. prolix. vague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغلق] karmaşık, çapraşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغلقيت] karmaşıklık, çapraşıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «nığlîm» den galat). 1. Homoseksüel (bu mânâsı Arapça’ da yoktur). 2. Kızgın, çok şehvetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gınâ» dan if.) (mü. muğniye). Gına veren, başka şeye ihtiyaç bırakmıyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İğtinâm edilmiş, yayınlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ganimet» den if.) (mü. muğtenime). Iğtinam eden, bir şeye ganimet gibi bakıp ondan faydalanan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pelin, bot. Artemisia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., gen. pol. bağımsız kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gazab» dan if.) (mü. muğzibe). Kızdıran, hiddetlendiren, gazaba getiren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (-ger, -gest) kendini beğenmiş; şıklık meraklısı, şık görünmeye çalışan; temiz kılıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kaçakçılık yapmak, gümrükten kaçırmak. smuggler i. gümrük kaçakçısı. smuggling i. gümrük kaçakçılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by