Mum ne demek? | Mum anlamı nedir? | Mum

Mum anlamı nedir?

Mum ne demek?

Mum anlamı nedir?

Mum | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: mum

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Balmumu, Ar. şem’. Balmumu = Bal eritilip ayrılan madde kl, ısıtıldıkça yumuşar: Balmumundan bir heykel. Mühür mumu = Balmumuyle lak vesaireden mürekkep kırmızı veya başka renkte sertçe bir madde ki, eritilip üstüne mühür basılırdı: 2. Balmumu gibi yumuşak. 3. Muvafakat eden, razı olan: Kendisine birkaç para verirseniz mumdur (mum gibi olur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’dan). Aydınlatmak için bir şamdana dikilerek yakılan ve içi fitilli olarak erimiş içyağından veya balmumundan yapılan yakacak şey. Ar. şem’: Mum yakmak, mumu söndürmek. Ispermeçet mumu = Saf yağlı beyaz ve temiz mum. Mum gibi = Pek doğru veya dimdik. Mumla aramak = Hasretle ve esefle istemek,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candle. wax. solid paraffin. candlepower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Silent; not speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Be silent! Hush! Silence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sort of strong beer, originally made in Brunswick, Germany. secrecy; 'mum's the word' failing to speak or communicate etc when expected to; 'the witness remained silent'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candle. wax. candlepower. candela. rubbing. wax candle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of China. informal terms for a mother. secrecy; 'mum's the word'. failing to speak or communicate etc when expected to; 'the witness remained silent'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit sert ve tatlı bira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kasımpatı, krizantem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-med,- ming) maske ile rol yapmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (ünlem) susmuş, suskun; (ünlem) Sus! Mums the word. Sırrı kimseye söyleme. Aramızda kalsın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili efendim (hanımlara); İng., k.dili anne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gönüllerde iman nurunu yerleştiren, kendisine yönelenlere, iman nasib ederek onları hidayetine alan, koruyan yüce Allah’ın kulu. - Mü’min, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Umumiyetle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی العموم] genellikle, genelde, genel olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kakule.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wax. beeswax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beewax. sealing wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in general. all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in general. on the whole. all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالعموم] tüm, bütün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bütün, hepsi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kasımpatı, krizantem. corn chrysanthemum sarı pat, (bot). Chrysanthemum segetum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Daimlik, devam, sürme: Deymûmet-i ömr ü ikbâliniz için dua ederim (eski tâbirlerden).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Umumî düşünce, umumun fikri. Bir memleket halkının bir mesele üzerindeki fikri ve nokta-i nazarı, (uyd. k.) kamuoyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Ordunun sevk ve idaresiyle meşgul en yüksek askerî makam, genelkurmay.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارکان حربيهء عموميه] genel kurmay başkanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD ve MiniDisc çalarlara, bellek kapasitesini artırmadan darbelere karşı müthiş bir direnç kazandırır. Ses sinyalleri, veri akışı darbe ya da titreşim sonucunda kesilmese bile sürekli olarak okunur. Olası veri hataları hafızada düzeltir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.) (m. gam). Gamlar, kederler, (bk.) Gam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غموم] gamlar, kederler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Umumî harp, Birinci Cihan Harbi (1914-1918).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرب عمومی] Birinci Dünya Savaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hemm). (bk.) Hemm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fazla ihtiyarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gamm» dan imef.) (mü. mağmûme). 1. Gamlı, kederli, tasalı, mahzun, hazin: Kendisini pek mağmûm gördüm. 2. Kapalı, bulutlu: Mağmûm bir hava.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغموم] gamlı, kederli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kederli ve mahzun olma. 2. Havanın kapalı ve bulutlu olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamım» den imef.) (mü. mahmûme) (tıp). Sıtmalı, sıtmaya tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. matematik). Bir şeyin ulaşabileceği en yüksek nokta, azamî.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. maximum

en çok, en büyük, en yüksek

Değişebilen bir niceliğin varabileceği en yüksek olan (sınır).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maximum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. maximum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maximum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Maximum Lot)

Hisse senedi bazında belirlenen ve alım satım sistemine limit fiyatlı emir olarak bir defada girilebilen en yüksek miktardır


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. (çoğ. -ma veya -mums) azami derece, maksimum; gaye; s. azami, en çok, en ziyade. maximum pressure mak. azami basınç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zamm» dan imef. (mü. mazmûme). Zamme ile okunan, zamme harekeli, ötreli, u seslerini veren: Harf-i mazmûm, kâf-i mazmûme.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir düğmeye dokunarak ses ayarlaması sağlar. Üç mod (MBP Off, MBP-A, MBP-B), hem fader hem de dengeyi aynı anda kontrol eder.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semm» den imef.) (mü. mesmûme). Zehirlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسموم] zehirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zehirlenerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zemmıden imef.) (mü. mezmûme). 1. Zemmolunmuş, aşağılanmış. 2. Makbûl olmayan, ayıp sayılan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مذموم] kötülenmiş, ayıplanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir kemiyetin, niceliğin, inebildiği en alt basamak, en aşağı, Osm. asgarî.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. minimum

en az, en küçük

Değişken bir niceliğin inebileceği en alt olan (sınır).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The least quantity assignable, admissible, or possible, in a given case; hence, a thing of small consequence; opposed to maximum. the point on a curve where the tangent changes from negative on the left to positive on the right the smallest possible quant

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The least value attained by a function, for example, temperature, pressure, or wind speed The opposite of maximum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a sample of data, the smallest observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest return level for a group of funds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest rate of base pay an organization pays for jobs within a grade or pay band.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest value in a group of values Multivariate analysis Analysis of more than two variables Social scientists, public policy analysts and public administrators often want to examine three or more variables to see whether or not they are related to eac

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest data value in a set of observations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The minimum number of degrees between the actual opening and closing set points.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ma, -mums) s. en az miktar; en ufak derece; mat. minimum değer; s. asgari, minimum, en az, en küçük, en aşağı. minimum thermometer belirli bir zaman içinde en ufak ısı derecesini kaydeden termometre. minimum wage asgari ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony Handycam, mum ışığı gibi çok düşük aydınlatma koşullarında bile renkli çekim yapılmasını sağlayan gelişmiş lensler ve kedi gözü CCD’ler kullanır. Minimum aydınlatma Lüks olarak belirtilir. 1 Lüks, 1 metre mesafedeki 1 mumdan elde edeceğiniz ışık miktarıdır. Lüks değeri ne kadar düşük olursa, kameranın hassasiyeti de o kadar yüksek olur ve görüntü o kadar iyidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Savcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecuting attorney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Savcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sealing wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sealing wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Gerçi şimdi elektrikler kesilince otomatik olarak devreye giren lambalar, hatta jeneratörler var ama mum hayatımız boyunca evimizin demirbaşı olmuştur. Onu o kadar hayatımızın olağan bir parçası olarak algılamışızdır ki, fitiline bir kibrit çaktığımızda onun nasıl yandığını, yandıkça katı kısmının nereye gittiğini düşünmeyiz bile.

Tarihi çok eskiye uzanan mum ışığının adeta büyülü bir gücü vardır. İnsanda romantik duygular uyandırdığı gibi, tüm dinlerde ruhani bir yeri de vardır. Ayin ve adakların vazgeçilmez malzemesidir. Mum tarihin ilk icatlarından biridir. Mısır’da ve Girit adasında milattan 3000 yıl önceden kalma mumlar bulunmuştur ama en yaygın kullanışı ortaçağda Avrupa’da olmuştur. Tarihi bu kadar eski olup da günümüzde de popülaritesini yitirmeyen ve çok yaygın olarak kullanılan başka hiçbir şey yoktur.

Aslında mumun yapısı çok basittir ama yanma mekanizması o kadar basit değildir. Mumun yapısında iki ana eleman vardır. Birincisi yakıt görevini gören, bir çeşit balmumu, ikincisi de emici özelliği olan bir çeşit sicim, yani fitil. Fitilin emici özelliği çok önemlidir. Çünkü mumun yanma sırrı burada gizlidir. Bu özellik gaz lambalarının fitillerinde de vardır ve onlar da aynı prensiple çalışırlar.

Elinize herhangi bir sicim alıp ucundan su dolu bir kaba daldırdığınızda suyun sicim tarafından emildiğini ve suyun sicim boyunca yukarı çıktığını renginin koyulaşmasından anlayabilirsiniz. İşte fitil de mumun üst kısmında alevden dolayı eriyen balmumunu emerek üst kısmına taşır ve bu bölgede yanmanın devamını sağlar, yani burada asıl yanan ve ışığı veren fitil değil balmumunun kendisidir.

Parafin balmumları ham petrolden yapılır, yani koyu bir hidrokarbon olup iyi bir yanıcıdırlar. Çakmağı çakıp fitili tutuşturunca, mumun en üst tabakasının da erimesine ve dolayısıyla mekanizmanın çalışmaya başlamasına sebep olursunuz. Fitil, bu erimiş balmumunu yukarı aleve doğru taşır, balmumu alevin sıcaklığında buharlaşır ve tutuşur. Yanan şey aslında mumun katı kısmı olduğundan mum tümüyle yanıp bittiğinde geriye pek bir şey kalmaz.

Mum yapmada en çok arı balmumu, benzin üretiminde petrolden çıkan bir yan ürün olan parafin veya bitkisel ve hayvansal yağlardan yapılan ‘stearin’ kullanılır. Günümüzde en fazla kullanılan mumlar bunların karışımı ile elde ediliyor. Mumlar çekme yöntemi ile, dökülerek veya pres edilerek yapılıyor. Her şey tamamlandıktan sonra boya banyolarına sokulurlar ve en sonunda da parlaklık kazandırmak için soğuk suya daldırılırlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Gerçi şimdi elektrikler kesilince otomatik olarak devreye giren lambalar, hatta jeneratörler var ama mum hayatımız boyunca evimizin demirbaşı olmuştur. Onu o kadar hayatımızın olağan bir parçası olarak algılamışızdır ki, fitiline bir kibrit çaktığımızda onun nasıl yandığını, yandıkça katı kısmının nereye gittiğini düşünmeyiz bile.

Taeihi çok eskiye uzanan mum ışığının adeta büyülü bir gücü vardır. İnsanda romantik duygular uyandırdığı gibi, tüm dinlerde ruhani bir yeri vardır. Ayin ve adakların vageçilmez malzemesidir. Mum tarihin ilk icatlarından biridir. Mısır’da ve Girit adasında milattan 3000 yıl önceden kalma mumlar bulunmuştur ama en yaygın kullanılışı ortaçağda Avrupa’da olmuştur. Tarihi bu kadar eski olup da günümüzde de popülaritesini yitirmeyen ve çok yaygın olarak kullanılan başka hiçbir şey yoktur.

Aslında mumun yapısı çok basittir ama yanma mekanizması o kadar basit değildir. Mumun yapısında iki ana eleman vardır. Birincisi yakıt görevini gören, bir çeşit balmumu, ikincisi de emici özelliği olan bir çeşit sicim, yani fitil, Fitilin emici özelliği çok önemlidir. Çünkü mumun yanma sırrı burada gizlidir. Bu özellik gaz lambalarının fitillerinde de vardır ve onlar da aynı prensiple çalışırlar.

Elinize herjangi bir sicim alıp ucundan su dolu bir kaba daldırdığınızda suyun sicim tarafından emildiğini ve suyun sicim boyunca yukarı çıktığını renginin koyulaşmasından anlayabilirsiniz. İşte fitil de mumun üst kısmında alevden dolayı eriyen balmumunu emerek üst kısmına taşır ve bu bölgede yanmanın devamını sağlar, yani burada asıl yanan ve ışığı veren fitil değil balmumunun kendisidir.

Parafin balmumları ham petrolden yapılır, yani koyu bir hidrokarbon olup iyi bir yanıcıdırlar. Çakmağı çakıp fitili tutuşturunca, mumun en üst tabakasının da erimesine ve dolayısıyla mekanizmanın çalışmaya başlamasına sebep olursunuz. Fitil, bu erimiş balmumunu yukarı aleve doğru taşır, balmumu alevin sıcaklığında buharlaşır ve tutuşur. Yanan şey aslında mumun katı kısmı olduğundan mum tümüyle yanıp bittiğinde geriye pek bir şey kalmaz.

Mum yapmada en çok arı balmumu, benzin üretiminde petrolden çıkan bir yan ürün olan parafin veya bitkisel ve hayvansal yağlardan yapılan “stearin” kullanılır. Günümüzde en fazla kullanılan mumlar bunların karışımı ile elde ediliyor. Mumlar çekme yöntemi ile, dökülerek veya pres edilerek yapılıyor. Her şey tamamlandıktan sonra boya banyolarına sokulurlar ve en sonunda parlaklık kazandırmak için soğuk suya daldırırlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mûmâ» İmâ’dan imef.) (mü. mûmaileyhâ) (tes. mûmâileyhümâ) (c. mumâileyhüm) (ilâ = edat, h = 3. şahıs zamiri), imâ ve işaret olunan, anılan şahıs: MÜmâileyh paşa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مومی اليه] anılan, adı geçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مومی اليهم] adı geçenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «men» den masdar). Engel olma, karşı durma, razı olmama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «merese»den)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜMASS) (i. A. «mess» ten if.) (mü. mümasse) (aslı: mümâsls). I. Temas eden, dokunan, ilişen. 2. (matematik, geometride) Bir daire veya açının yayına dıştan dokunup geçen düz çizgi. Mümas nişangâhı = Topun kuyruğunda her İki taraftaki nişan yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meşy»den masdar). 1. Birlikte yürüme, yoldaşlık. 2. mec. Yalandan uyma, birinin fikrine katılmış görünme: Kötü adamlara mümâşât göstermemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «misi» den İf.) (mü. mümâsele). Benzeyen, benzer, gibi, kabilinden olan: Buna mümâsil işler; dükkân, han ve buna mümâsil yapılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «matl» dan masdar). Uzatma, bugün, yarın diye geriye bırakma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertile. rich. generous. productive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. lakırdıyı gevelemek, mırıldanmak; i. anlaşılmaz söz veya ses, mırıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

anlamsız ve karışık söz; anlaşılması güç büyü veya ayin; put, fetiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mum yapan ve satan adam. 2. Vaktiyle fitilli tüfekle silâhlı asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candlemaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chandler. candlemaker. seller of candles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «mehdiden if.) (mü. mümehhide). 1. Yapan. 2. Düzenleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «misliden if.). 1. Temsil eden, benzeten. 2. Kitap vesaire basan (eskimiştir). 3. (tıp) Besinleri kan ve et hâline getiren, hazmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative. agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney. agent. representative. student who acts as a monitor. prefect. commission agent. delegate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. firm run by an agent. being a representative or agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «meyz» den İf.) (mü. mümeyyize). Temyiz eden, iyiyi kötüden ve doğruyu eğriden ayırabilen. Kuvve-i mümayyiza = Bu şekilde ayırdedebilme gücü. 1. Bir kalemde yazıları düzelten kâtip: Filân kalemde mümeyyizdir. 2. İmtihanlarda öğretmenlerle beraber bulunan: imtihanda fizik mümeyyizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examiner. examining official.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examiner. person who has reached the age of discretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜMİDD) (i. A. «meded» den if.) (mü. mümidde). Yardım ve Imdâd eden, yardımcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜMİLL) (I. A. «melâl» den İf.) (mü. mümllle). Usandıran, bıktıran, bıkkınlık veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜ’MİN) (i. A.) (mü. mü’ mine). Erkek çokluk: Mü’mlntn. Dişi çokluk: Mü’minât. («emn»den İf.). İman sahibi, Müslim, Müslüman. EmlrO’l-Mü’mlntn = İslâm Halîfesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

believing mutekit. muslim müslüman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

believer in Islam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Muslim. faithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.)(Erkek İsmi) - İman etmiş, İslam dinine inanmış, müslüman.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mü’min).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «mevt» ten if.) (mü. mite). Öldürücü, ölüme sebep verici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜMKİN) (i. A. «mekânet» den if.). İmkânı olan, olabilen, olağan, imkânsız olmayan. Mümkün mertebe = Mümkün olduğu kadar, imkân derecesinde, (tıp) MOmkinO’ş-şifl = İyi olabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possible. feasible. probable. likely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthly. possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possible. doable. feasible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. as possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜMKİNAT) (I. A. c.). Olabilen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «İmkânsız» yerine halk arasında kullanılır. Yanlış ve çirkindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Balmumu sürmek, balmumuna batırmak. 2. Bir parça balmumu yapıştırarak işaret etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wax. to seal. to tallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waxed. containing wax. furnished with candles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wachs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wax paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirli bir sayıda mumu olan veya belirli mum değerinde olan: Kırk mumluk ampul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maskeli aktör; soytarı. mummery i. maskeli eğlence; maskaralık; manasız ve gösterişli dini ayin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mumyalamak; mumya yapmak. mummifica'tion i. mumya yapma, mumyalaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mumya; iyi muhafaza edilmiş ceset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., tıb. kabakulak hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «mesk» ten) (mü. mümsike). Çok perhiz eden, eli sıkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «meyz» den imef.) (mü. mümtâze). 1. Diğerlerinden ayrılmış, benzerlerinden farklı tutulan, benzerlerine üstün, seçkin. 2. imtiyazlı: Eyâlet-i mümtâze = İmtiyazlı eyaletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguished seçkin. privileged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguished. outstanding. select. preminent. privileged. special. laureate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İmtiyaz tanınmış, ayrı tutulmuş, üstün tutulmuş. Seçkin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). Mümtazlık, seçkinlik, yücelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜMTEDD) (i. A. «medd» den if.) (mü. mümtedde). Uzayan, imtidâd eden, sürekli, devamlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mehnet» ten imef.). Denenen, imtihan ve tecrübe olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cmehnet» ten if.). Deneyen, imtihan ve tecrübe eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «melâ» dan if.) (mü. mümteliyye). 1. Dolu, dolgun, dolmuş. 2. Mide dolgunluğuna uğramış:

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «men’» den if.) (mü. mümtenia). 1. Imtinâ eden, razı olmayan 2. imkân ve kabiliyeti olmayan. M&mtenî’lhusûl = Gerçekleşmesi mümkün ve kolay olmayan. 3. Sehl-i mümteni = Söylenmesi, yazılması kolay görünüp de böyle olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «misi» den if.) (mü. mümtesile). İmtisâl eden, aldığı emre göre hareket eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meze» den if.) (mü. mümtezice). 1. Karıştırılmış. 2. Biribirine tamamiyle uygun olan, hiç münasebetsizlik görülmeyen: Bu resmin renkleri mümtezietir. 3. Tamamiyle kapayan, aralık bırakmayan, imtizaçtı, uygun: Bu çerçeveler, bu kapı mümtezic değildir. 4. Herkesle iyi geçinen, arkadaşlarıyla uyuşabilen: Mümtezic adamdır (son iki mânâda «imtizaçlı» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Eski Mısırlılar’ın tahnit edip çürümeyecek bir hâle koydukları cenaze: Piramitten çıkan mumyalar. 2. Gûyâ içilmesi ve vücuda sürülmesi her derdi iyi den hayalî bir ilâç. -3. Pek zayıf ve sararmış insan: Mumya olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mummify. embalm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mumya hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mazâ» dan imef.). İmza olunmuş, birinin imzasını hâvî, imzalı: İki imza ile mümzâ bir dilekçe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممضی] imzalı, imzalanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mazâ» dan if.). (mü. mümziyye). İmza eden, yazılmış bir şeyin altına imzasını atan: Bu senedin mümzîsi kimdir?

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bütçe kanunu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. coğrafya). Sıcaklık, nem, ışık gibi çeşitli şartların en uygun durumu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. optimum

uygun değer

Bir amaca ulaşabilmek için bir değişkenin alabileceği en elverişli, en iyi durum.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimum. optimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

most favorable condition or greatest degree or amount possible under given circumstances most desirable possible under a restriction expressed or implied; 'an optimum return on capital'; 'optimal concentration of a drug'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A state that is the best fit for the current situation, the top of the local fitness landscape All minor changes make the solution worst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The level of an abiotic factor or condition in the environment within the tolerance range at which a species or population can function most efficiently or with the greatest positive effect to its physiological or reproductive fitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'optimum' attitude mode for the Microlab-1 spacecraft refers to the periods of time when the plane of its orbit is face-on to the sun This is optimum with regard to power, since the solar panels can continuously face the sun It's not optimal with resp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimal , optimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. en uygun durum; biyol. herhangi bir organizmanın büyümesi için elverişli ısı, ışık, nem, yer ve gıda gibi şartlar, optimum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bergama'nın eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ana kuvvet, hareketin ilk kaynağı; doğudan batıya doğru yirmi dört saatte dönerek gökcisimlerini taşıyan hayali gök küresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça’da müennestlr). Çölden gelen, pek sıcak ve zehirli esip bitki ve hayvanları öldüren bir rüzgâr «sam» da denir: Bâd-ı semûm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. en iyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سموم] zehirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umûm» dan). Umûma ve herkese ait olma, hususiyetten çıkıp herkese yayılma, umumî olma: Bu Adet memlekette iyice taammUm etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüme, çoğalma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semm»den). Zehirlenme. (bk.) Tesmîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kasd ve niyet demek olan «yemâm»dan) (fıkıh). Suyun kıtlığı hâlinde temiz toprak vesaireye ellerini sürerek abdest ve gusül alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yümn» den). Uğur sayma, uğurlu kabûl etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Saadet ve uğur sayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(UMÜM) (i. A.). 1. Umumî olma, umûmîlik, herkes ait olma, zıddı: husûs. 2. Bütün insanlar, bütün halk, Ar. Amme, nâs: Umum için açılmış mektep. 3. Hep, bütün, cümle: Umum Alem bilir. Bi’lumûm = Umumiyet üzre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عموم] genel. 2.halk. 3.tüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

director general. general / governing / managing director. general manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bütün, hep, umumiyet üzere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عموما] genellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Amcalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ümm» den). Analık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brothel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عموم خانه] genelev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(UMÜMİ) (mü umûmiyye). Umuma ait. Târîh-i umumî = Dünya tarihi. Harb-i Umûmî = Birinci Dünya Savaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general. universal. common. public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمومی] genel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amnesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general power of attorney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

genelleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(UMÜMİYYET) (i.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir). Umumîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عموميت] genellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) genellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. yemm). Yemmler, denizler, (bk.) Yemm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zemm). Zemler, kötülemeler, yermeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذموم] yermeler, kötülemeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by