Muşta ne demek? | Muşta anlamı nedir? | Muşta

Muşta anlamı nedir?

Muşta ne demek?

Muşta anlamı nedir?

Muşta | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: musta

Türkçe Sözlük

(i. F. «muşt» tan galat). 1. Yumruk. 2. Dikicilerin dikdikleri şeyin içine geçirdikleri maden top. Muşta talimi = Boks antrenmanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brass knuckles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knuckleduster. brass knuckles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow with the fist. brass knuckles. hit. bang. sleeker. punch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ebd» dan |f.). Osm. İstib’Ad eden, kul edinen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acele» den imef.) (mü. müstâcele). Çabuk yapılması istenen, istîcâl olunan, sıkıştırılan, aceleli: Bu iş müstâceldir, müstâcel bir mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgent. pressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Acele ile, çabuk olarak, İşi tâcîl ederek: Bir mektup yazıp müstâcelen gönderdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Acele olma hâli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bıyık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUSTAFA) (i. A. «safvet» imef.) Seçilmiş, seçkin. Peygamberimiz’in isimlerindendir: Hazret-i Muhammed Mustafa.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temizlenmiş, seçilmiş, güzide. 2.Hz.Peygamberin isimlerinden. 3.Sa’d Suresi 47.ayette geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Mustafaviyye). Peygamberimiz Muhammed Mustafa’ya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «afv» dan), istifa etmiş, işinden çekilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has resigned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gufrân» dan if.) (mü. müstağfire). Ettiği günahların affını Tanrı’dan isteyen, tövbe ve istiğfâr eyleyen: Sonunda müstağfir oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (I. A. «şugl» dan İf.) (mü. müştagıle). Bir işle uğraşan, meşgul, iştigal eden («meşgul» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. «gıyâs» dan if.) (mü. müstagîse). Istigase eden, yardım isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ganî» den if.) (mü. müstağniyye). 1. İhtiyacı olmayan, muhtaç olmayan: Güzel yüz, boyadan müstağnidir. 2. Sahip olduğu şeyle kaneat eden, tok gözlü: Pek müstağnî adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gark» tan imef.) (mü. müstağraka). Dalmış, daldırılmış, batmış: Servete müstağrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «garabet» ten imef.) (mü. müstağrebe). Şaşılan, garip, acaip, inanılmayacak: Pek müstağreb bir iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «garâbet» ten if.) (mü. müstağribe). Şaşıran, şaşa kalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hakk.dan imef.) (mü. mustahakka). 1. Hak kazanmış, haklı, istihkakı olan, lâyık: O adam mükâfata müstahaktır. Cezaya müstahak bir adam. 2. Hak edilen şey, bir adamın lâyık olduğu mükâfat veya ceza: Allah müstahakını versin (ekseriya ceza, şaka için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthy of. deserving of. meriting. condign. just.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get what is coming to one. to get one's just deserts. deserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haber» den imef.) (mü. müstahbere). Haber alınmış, işitilmiş, duyulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hacer» den imef.) (mü. müstahcere). Sertleşip taşa dönmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıdmet» ten imef.) (mü. müstahdeme). Hizmette bulunan, kullanılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

employee. servant. cleaner. messenger. doorman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who works as a cleaner. messenger or doorman in a government office. employee (generally of a lower status. jobholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıfz» dan İf.) (mü. mustahfiza). 1. «Muhafız» gibi «koruyan» mânâsiyle kullanılmışsa da Arapça’ da mânâsı değişiktir. 2. imparatorluk ordusunda nizâmiye ve redif hizmetinden sonra yani kırk yaşını geçkin olanların bulundukları ve asıl görevleri savaşta memleketin asayişini korumaktan ibaret olan sınıf ve bu sınıfa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havi» den if.) (mü. müstahîle). Mümkün ve kabil olmayan, İmkânsız: Bu işin böyle olması müstahîldir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hakaret» ten imef.) (mü. müstahkare). Hakaret nazariyle bakılan, itibarsız: Dinsiz, daima müstahkardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hükm» den İf.) (mü. müstahkeme). 1. Muhkem, metin, kuvvetli, sağlam: Müstahkem bir yapı. 2. (askerlik) Kale gibi, düşmana karşı muhafazaya mahsus şeylerle kuvvetlendirilmiş, istihkâmlı, istihkâmlı olan: Müstahkem bir mevkî, bir şehir, bir liman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong. solid. fortified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restricted / prohibited area. fortified post. fortress. citadel. fortified place. fortified position. stronghold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hurûc» dan imef.) (mü. müstahrece). Bir şeyden çıkarılmış, alınmış: Filân kitaptan müstahrec birkaç fıkra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. müstahsalât). Husûle gelmiş veya getirilmiş (aslı: «mütahassıl»),

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasen» den imef.) (mü. müstahsene). 1. Herkesin güzel bulup beğendiği, makbûl, güzel. 2. (musiki) Bir ney ve Ahengin (düzen) çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Husûle getiren ve hâsıl eden (doğrusu: «muhassıl»).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huzûr» dan İmef.) (mü. müstahzara). 1. Huzûra getirilmiş, celbedilmiş, getirilip hazır ve mevcut olan. Hazırlanmış. 3. Zihinde saklı, hatırlanan. 4. Ambalajlı, hazır ilâ;.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-made drug. preparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preparation. factory-made pharmaceutical. chemical or cosmetic. concoction. patent medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. müstahzara) (bu suretle isim gibi pek kullanılmaz). 1. Hatırda tutulup İcabında kullanılan bilgi, tarih ve edebiyata ait fıkra, şiir vesaire. 2. Hazır ilâçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huzûr» dan if.) (mü. müstahzıra). 1. Huzura getiren, celbeden, hazır ve mevcut hâle koyan. 2. Hazır eden, hazırlayan, yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. müştalle). Yanmış, tutuşmuş, ateş almış, alevlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «avn» den if.) (mü. müstaîne). Yardım isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birinin yardımına başvurarak, imdat ve yardımını isteyerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSTAİDD) (i. A. «uddet» ten if.) (mü. müstaidde). 1. Bir şeye hazırlanmış gibi kabiliyeti olan, istidat sahibi. 2. Terbiye almaya istidat ve kabiliyeti olan, zeki, uyanık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «şevk» ten if.) (mü. müştâka) (c. müştâkîn). Özleyen, arzu eden, göreceği gelmiş olan, can atan: Evlâdına, memleketine müştaktır («müştakk» ile karıştırılmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜŞTAKK) (i. A. «şakk» tan imef.) (mü. müştakka). Diğer bir kelimeden çıkmış, ondan ayrılmış, diğer bir kelimeden türemiş: Kışlak, kış’tan müştaktır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İştiyaklı, özleyen, göreceği gelen, can atan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kararı dan im.) (aslı müstakırr). Yerleşilen ve karar kılınan yer, durulan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabl» den imef.) (mü. müstakbele). 1. Gelecek, önde bulunan, ilerdeki: Müstakbel zaman. (I. A. c. müstakbelât). 2. Gelecek zaman, istikbâl. (edebiyat) Fiilde gelecek zaman kipi, istikbal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future. intended. prospective. unborn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıllet» ten if.) (mü. müstakille). 1. Kendi başına, başlıbaşına, bir yere bağlı ve tâbî olmayan. 2. Ayrıca, kendi kendine: Aradaki kapı kapanırsa bu daire müstakil bir ev olur. 3. (Türkçe) Bilhassa, ancak: Bunu müstakil (sırf) beni kızdırmak için yapıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-contained. separate. private.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independent bağımsız. detached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separate. independent. autonomous. self-governing. detached. self-contained. individual. free. sovereign. integral. freestanding. motor home. substantive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kendi başına olarak, bir yere tâbî ve bağlı olmaksızın. 2. Ancak, bilhassa: Müstakillen sizi görmeye geldim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «kıyâm» dan if.) (mü. müstakıyme). 1. Doğru, düz: Hatt-ı müstakim. 2. mec. İffetli, namuslu, hilesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستقيم] doğru, düz, dosdoğru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Doğru, düz, dik. Temiz, namuslu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müstakar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karz» dan imef.) (mü. müstakraza). İstikrâz olunmuş, borç alınmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( i. A. «karz» dan if.) (mü. müstakrize). İstikrâz eden, borç alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kutb» dan if.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Işıkların bazı şeffaf yüzeylerden geçerken aldıkları şekilleri belirtmeye mahsus Alet, Osm. mıkyâs-ı Istiktâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulh» dan imef.) (mü. mustalaha). 1. Istılahlı, terimli olan 2. Anlaşılmaz ve garip kelime ve terkiplerle dolu olup herkes tarafından anlaşılmayan: Pek mustalah bir mektup yazmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muşta ile vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hit with one's fist or brass knuckles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSTAMEL) (ı. A. «amel» den imef.) (mü. müstâmele). 1. İstimal olunan, kullanılan: Bu tâbir hâlâ müstameldir. 2. Kullanılmış, eski, eskimiş olan: Müstamel elbise satıyor. ‘

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umrân» imef.) (mü. müstâmere). Bir yere göçmen göndererek bayındır hâle getirilmiş, koloni: Afrika’nın müstâmer sahilleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. müstâmerât). Göçmen gönderilmiş ülke: Kanada, vaktiyle İngiltere ve Fransa’nın müstâmeresi idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umrân» dan if.) (mü. müstâmere). Göçerek yerleşen ve bayındır hâle getiren, kolonizatör.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'ya mahsus yabani at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A.). 1. İstinkab eden, sorguya çeken. 2. Sorgu hâkimi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hardal: hardal bitkisi. mustard gas zehirli bir gaz, iperit. mustard plaster hardal yakısı. mustard seed hardal tohumu. hedge mustard yaban hardalı, çalgıcı otu, bot. Sisymbrium officinale. white mustard akhardal, bot. Sinapis alba. wild mustard y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Arab» dan imef.) (mü. müstârebe). Arap’laşmış, Arap değilken zamanla Arapça konuşmaya başlamış: Arâb-ı müstârebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somebody who is suffering mental or emotional anguish. sore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leidend. drückend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten imef.) Birinin yanına ve eşliğine alınmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten if.) Birini yanına alan, eşliğinde bulunduran, beraber götüren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yanında ve eşliğine aldığı halde, birlik alarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tûl» den if.) (mü. mustatile). Uzunca: Şekl-i mustatil. Müstatilü’r-re’s = Başı önden arkaya doğru uzanan (insan cinsi), Fr. dolichociphale. Müstatilü’l-fek = Alt çenesi ileriye doğru uzanan (İnsan cinsi), Fr. prognathe. İki kenarı uzun ve diğer ikisi kısa dörtgen şekli, dikdörtgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıyâ» dan İf.) (mü. mustazıye). Işık alan, aydınlatılan: Ay, güneşten müstazîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zıll»den if.) (mü. müstazile). 1. Gölgelenen, gölge altına girmiş. 2. mec. Birinin himayesi altına girj miş, birisine sığınmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Müstahak olmayan. 2. İstihkak olunmamış, hak kazanılmamış, hak edilmemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NA-müstahakk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kabiliyeti olmayan. (bk.) Müstait.

Türkçe Sözlük by