Nadi ne demek? | Nadi anlamı nedir? | Nadi

Nadi anlamı nedir?

Nadi ne demek?

Nadi anlamı nedir?

Nadi | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nadi

Türkçe Sözlük

(i. A. «nidâ» dan if.) (mü. nâdiyye). Bağıran, çağıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادی] seslenen, çağıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Nida eden, haykıran, çağıran. 2.Toplantı, meclis, (bkz.Nida).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother tongue. native language. native tongue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vernacular. primitive language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother tongue. native language. original language. vernacular language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir musiki sisteminde nota yazısının ve aralık esasının dayandığı dizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. bunduk). 1. Yuvarlak, kurşunlar. 2. Fındıklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bender). Benderler (iskeleler), (bk.) Bender.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Kanadalı; (s). Kanada ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Perişan, saçılmış, dağınık şeyler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeşit çarkıfelek çiçeğinin meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eskiden el bombası atan asker; (ing.) hususi bir alaya mahsus nefer; (zool.) Güney Afrika'ya mahsus bir çulha kuşu; uzun kuyruklu balıkgillerden biri, (zool.) Macrourus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ipek veya yünle ipek karışımından yapılmış çok ince kumaş; nar şurubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. hendek). Hendekler, (bk.) Hendek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. inat olsun diye. 2. Aksine, tersine: Kız da inadına çirkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberately. out of obstinacy/spite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Eşyanın gerçeklerini inkâr edenler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. ten renginde, pembemsi; kan kırmızısı; f. kızıla boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. isnâdiyye). Osmanlı gramerinde mesnet ile müsned-i ileyh arasındaki bağlılığa ait, bu bağı ve münasebeti bildiren: Fill-I isnâdî, cümle-i isnâdiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. isnâd). I. İsnatla alâkalı fikirler. 2. İsnatla alâkalı şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mânâda, dayanağa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. kandil). Kandiller. bk. Kandil.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kaktüs): Atlasçiçeğigiller familyasından; bir çeşit bitkidir. Nopal zamkı elde edilir. Kullanıldığı yerler: Dizanteri ve ishali keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. tıp). Göz akı zarının göz bebeğine doğru bir ok ucu biçiminde ilerlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nidâ» dan if.). Dellâl, bağırarak bir şeyi ilân eden adam: Bedesten’de münâdîlik yapıyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منادی] müezzin. 2.tellal, çığırtkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-DİDE) (I. F.). 1. Görülmemiş, görülmedik, emsali, misli olmayan. 2. Pek seyrek ve kıymetli: Nâdtde bir elmas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rare. precious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rare and precious. never seen before.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Görülmemiş görülmedik. Pek seyrek bulunan, çok değerli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nedâmet» ten if.) (mü. nâdime). Nedâmet getiren, pişman: Kendisi ettiğine nâdim oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regretful. remorseful. contrite. repentant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادم] pişman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Pişmanlık duyan, pişman. Tevbe eden.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

pişman etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

pişman olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Pişmân olarak, pişmanlıkla.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nadim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nedret» ten if.) (mü. nâdire). Az bulunur, bulunmaz, seyrek. Nâdirü’l-vücûd = Pek az bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rare. unusual. exceptional. few and far between. infrequent. scarce. uncommon. unwonted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrequent. rare. scarce. uncommon. unique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That point of the heavens, or lower hemisphere, directly opposite the zenith; the inferior pole of the horizon; the point of the celestial sphere directly under the place where we stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest point; the time of greatest depression. the point below the observer that is directly opposite the zenith on the imaginary sphere against which celestial bodies appear to be projected an extreme state of adversity; the lowest point of anything.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rare. scarce. uncommon. scarcely. curious. different. few and far between. recherché. unique. unusual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on any given observer's celestial sphere diametrically opposite of one's zenith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest point of the celestial sphere; opposite to zenith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That point on the celestial sphere vertically below the observer, or 180 degrees from the zenith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Point on the ground vertically beneath the center of a remote sensing platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on the ground vertically beneath the centre of a remote sensing system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That point on the celestial sphere directly opposite the zenith and directly below the observer The lowest point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The nadir is that part of the celestial sphere that is directly below the observer For a transit or theodolite, it is the point directly below the vertical axis of the instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on the celestial sphere 180o from the zenith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on the ground vertically beneath the satellite. straight down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest measured value In cancer treatments, it usually refers to the lowest white blood cell and platelet count. the point directly underneath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term used to describe a point directly underneath an object or body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Point on Earth directly beneath a satellite, the opposite of zenith Compare with subsatellite point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on the celestial sphere opposite the zenith or directly below the observer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imaginary point directly under an observer on the surface of the Earth, extending through the Earth and into the sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Straight down, usually used for reference in the output of a downward-facing luminaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest point Refers to the lowest blood glucose concentration on a bg curve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The direction toward the center of the Earth or other body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on the celestial sphere 180 degrees from the zenith. an extreme state of adversity; the lowest point of anything. the point below the observer that is directly opposite the zenith on the imaginary sphere against which celestial bodies appear to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادر] az bulunur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. ayakıcı; en aşağı safha veya nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Seyrek, az, ender bulunur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.c.). Az ve seyrek bulunan şeyler: O büyüklükte inci nâdirâttandır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادرات] az bulunur şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nevâdlr). Garip fıkra, tuhaf hikâye: Bir nâdire söyledi, çok nevâdir bilir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادره] az bulunur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nadir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Garip hikâyeler ve tuhaf fıkralar bilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Garip hikâyeler, fıkralar ve zarif nükteler söyleyen, zarif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nâdir olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasional. rarely. seldom. every once in a while. few and far. far between. uncommonly. once in a while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rarely. seldom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rarely. seldom. unusually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادرا] nadir olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bağırıp, çağıran, seslenen. 2.Toplantı, meclis.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casement. shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sandid). (bk.) Sandid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sandık), (bk.) Sandık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vanadyum. vanadium steel vanadyum ile kuvvetlendirilmiş çelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Zındıklar, dinsizler. (bk.) Zındık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنادقه] zındıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zındîk). Zındıklar, (bk.) Zındık.

Türkçe Sözlük by