Naf ne demek? | Naf anlamı nedir? | Naf

Naf anlamı nedir?

Naf ne demek?

Naf anlamı nedir?

Naf | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: naf

Türkçe Sözlük

(i. F.). Göbek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناف] göbek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yararlı şeyleri ve sebeplerini kudretiyle yaratan Allah’ın kulu. - Nafı kelimesi, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.en-Nafı).

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. anaphylaxie

fiz. aşırı duyarlık

Organizmaya giren yabancı bir madde yüzünden canlı varlıklarda oluşan aşırı tepki.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca: Yukarıya rücû). Denizde akıntının yanında veya altında, onun aksine olarak akan su. Akıntı mukabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undertow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eddy. rip. countercurrent. counterflow. illicit profit. rake-off. loot. boodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countercurrent. eddy. extra profit. illicit gain. windfall. boodle. swirl. undertow. whirlpool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zahmetsiz ve usulsüz kazanç arkasında koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading. cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zahmetsiz ve usulsüz.olarak elde etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steal. to obtain by cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a countercurrent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. hilesiz, hakiki, iyi niyet ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهان آفرین] dünyayı yaratan, Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kenf.). Kenfler, taraflar, (bk.) Kenf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکناف] yerler, yöreler, taraflar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. enfes). En nefis olan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ESNAF) (i. A. c.) (m. sınıf). Sınıflar, (bk.) Sınıf (Türkçe’de hem teklik hem çokluk gibi kullanılır). Vaktiyle muntazam sınıflara ayrılmış sanatkâr ve dükkâncılar: Yorgancı, bakkal, bakırcı esnafı. Esnaf kethüdası = Her esnafın hükümetçe işlerini gören ve kendilerinin kefalet vesair işlerine bakan ve vergilerini toplayan adam ki, içlerinden seçilip hükümet tarafından tasdik olunurdu. Esnaf loncası (daha doğrusu locası) = Her esnafın ticaret odası, sendikası. Sanatla veya dükkâncılıkla meşgul olan ve geçinen kimse: Esnaf adam = mec. Kaşarlanmış adam: O işin esnafı olmuştur, (argo) Fuhşu meslek edinmiş kadın veya erkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tradesman. tradespeople. artisan. artificer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artisan. tradesman. trades. guilds. tradesmen. artisans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artisan. trades. guilds. tradesman. small-scale retailer. street hawker. craft. craftsman. packman. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اصناف] sınıflar. 2.esnaf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade guilt. trade guild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Esnafa yakışır bir surette: Esnafça bir ömür sürüyor, esnafça söyliyelim. 2. Esnaf sıra ve tertibiyle, esnaf heyetiyle, esnaf arasında: Esnafa gittik, esnafça defter açıp iane topladılar, mec. Tasarruf ve iktisada riayet ederek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dükkânda veya gündelikle evlerde çalışan veya dükkânda ufak tefek şeyler satan sanatkârların hal, sıfat ve işi: Esnaflık vaktiyle iyi işti, şimdi esnaflığa tenezzül eden yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a tradesman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

irlandada aşırı milliyetçi parti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). gelecekte, istikbalde; aşağıda (resml yazıda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Ye den başlama, (hukuk) (Son Osmanlı devrinde) ilk dereceli mahkemelerde verilen hükme râzı olmayıp dâvayı bir üst mahkemeye nakletme: lstînâf-ı dâvâ etti. Mahkeme-i istinaf = Sulh ve ceza mahkemelerinin üstünde ve temyizin altında olarak ikinci derecede olan mahkeme ki, dâvaları istinâfen yani ikinci defa görür. Son Osmanlı devrinde vilâyet (eyalet) merkezlerinde bulunurdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. appeal. to resort to an upper court against the decision of a trial court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استيناف] üst mahkemeye başvurarak alt mahkemenin kararının feshini isteme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellate court. court of appeals. court of appeal. a first degree appellate court. court of review. appelate court. second instance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). İstinâf suretiyle, ikinci derecede muhâkeme olunmak üzere dâvası istinâfen görüldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ. A.) (mü. isttnâfiyye) (hukuk). 1. Istînâfa ait: Mahkeme-i istinâfiyye. 2. (e.). Arapça gramerinde bir soruya cevap mânâsında bulunan: Cümle-i istînâfiyye.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dağın sivri tepesi. 2.Cahiliye döneminde Arapların putu. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MENAFİ’) (i. A. c.) (m. menfâat). Menfaatler, (bk.) Menfaat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منافع] menfaatler, çıkarlar, yararlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. menfez). Menfezler, delikler, (bk.) Menfez.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dalkavukluk eskiden nizamnameleri, kahyaları, narhları olan bir esnaf kuruluşuydu. Dalkavuklar kendilerine yapılan her türlü hakarete tahammül eden bu işi meslek edinen insanlara verilen isimdi. Dalkavuklara yapılan her muzipliğin bir tarifesi vardı. Mesela dalkavuğa atılan her tokatın bedeli 30 para, merdivenden yuvarlamanın ücreti 180 paraydı. Bir fındık sıçanını kuyruğu dışarıda kalacak şekilde dalkavuğun ağzına sokma 400 para, ellerin ve ayakların domuz topu şeklinde bağlanması 40 paraydı. Bir sakatlık olursa hareketi yapan dalkavuğu tedavi ettirmeye mecburdu. Ölüm olursa masraflar işi yaptıranlar tarafından karşılanıyordu.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefy» den masdar). Biribirine zıd olma, muhalefet, uymama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefret» ten masdar) (c. münâferât). Biribirinden nefret etme, sevişmeme: İki ortak arasında münâferet vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefs» ten masdar). Biribirine karşı çekememe gösterip haset ve rekabet etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefy» den if.) (mü. münâfiyye). Aykırı, muhalif, uymaz, uyuşmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münâfık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nifâk» tan if.) (c. münafıkîn). 1. Nifak çıkaran, ikiyüzlülük eden. 2. Peygamberimizin zamanında Müslüman olmuş gibi görünüp sapıtkanlıkta devam eden adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrite. double-dealer. makebate. mischief maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münâfıkın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dersiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منافق] ikiyüzlü, nifak sokucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Geçinmek için lâzım olan para, zarûrî ihtiyaç: Çoluk çocuğunun nafakasından kesip borcunu verdi. 2. Yetimlere veya boşanmış bir kadına vesair şahıslara, geçinmeleri için mahkemece tahsis olunan ve verdirilen para: Yetimlere nafaka bağlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsistence. subsistence money. maintenance. alimony. compassionate allowance. sustentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alimony. maintenance. livelihood. subsistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alimony. allowance. maintenance allowance. living. livelihood. the money upon which sb lives. alimonia. living allowance. maintenance. recurring charges. subsistence. sustentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نفقه] geçim parası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tilki vesair hayvanların göbek tarafından çıkan kürk. 2. Bir cins ceylânın göbeğindeki misk taşıyan kese. 3. mec. Sevgilinin saçı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نافه] ceylanın göbeğinden çıkan misk. 2.sevgilinin saçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نافرجام] sonu iyi olmayan, yararsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Göbek düşüren. 2.Koku saçan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nef» den if.) (mü. nafia). Faydalı, menfaatlı, yarar, kârlı: Bu yemek sıhhate nâfîdir. Pek nâfî bir iş. UmOr-ı nâfiı = Yollar, limanlar, rıhtımlar, nehir ve göllerin açılması gibi, faydası umuma alt bayındırlık işleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefy»den İf.) (mü. nâfiyye). Nefyeden, kaldıran.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Yararlı, kârlı. Şifalı, hayır ve fayda verici şeyler yaratan Allah. - Esmaü’l-Hüsna’dandır. “Abd” takısı alarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umor-ı nâfia dan kısaltılmış). Bayındırlık: Nâfia vekâleti, vekili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نافعه] bayındırlık işleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bayındırlık işleri.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bayındırlık müdürlüğü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bayındırlık bakanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bayındırlık bakanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bayındırlık bakanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Üfleyen, üfleyici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(NAFİLE) (I. A.) (c. nevâfll). 1. Mecburiyet altında olmayarak kılınan namaz vesaire: Nafile namazı. 2. (i.) (Türkçe) Faydasız, boş: Nafile zahmet, nafile masraf. 3. (Türkçe) Boşuna, faydasız, beyhude.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

useless. vain. futile. unavailing. in vain. to no end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

useless. futile. uselessly. in vain. it's no useuseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futile. useless. vain. fruitless. to no end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نافله] boşuna. 2.nafile namazı, farz dışında kılınan namaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Mal, ganimet, ihsan bağış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüfûz» dan if.) (mü. nâfize). 1. Delip geçen. 2. İçeriye geçen, işleyen. 3. Tesir eden, dinlenilen, hükmü olan, nüfuzlu: Sözü nâfiz. Nâfizü’l-kelâm = Sözü geçen, sözünü geçiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

influential. effective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نافذ] etkileyici, nüfuz edici, işleyici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Delen, delip geçen. İçeriye giren, işleyen. 2.Tesir eden, sözü geçen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nafiz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Nâfizlik, sözü geçerlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphtha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement between United States, Canada and Mexico.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement NBEP National Biomass Ethanol Program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement, concluded between Canada, Mexico and the United States Entered into force in 1994.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement;.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The North American Free Trade Agreement, which became law in 1993 when it was enacted by the United States, Canada, and Mexico NAFTA's purpose, among other things, is to facilitate and increase trade among the three countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement; a trade agreement ending trade restrictions between the United States, Canada, and Mexico.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement The agreement can be found at http://www dfait-maeci gc ca/nafta-alena/agree-e asp. means the North American Free Trade Agreement, done on December 17, 1992;.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The North American Free Trade Agreement which was signed by Canada, the United States and Mexico in December, 1992 and implemented in January, 1994 This replaces the Free Trade Agreement between Canada and the U S As a result of NAFTA, the two new columns

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement; trade agreement among United States, Canada and Mexico that went into effect January 1, 1994.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In January 1994, Canada, the United States and Mexico launched the North American Free Trade Agreement and formed the world's largest free trade area NASA: National Aeronautics and Space administration, established in 1958.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A regional preferential trade agreement that aims to eliminate tariffs and other trade, services, and investment barriers among its members.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement, involving the United States, Mexico, and Canada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American free trade Agreement This agreement allows reduced or no duties on products which are determined to be originating goods of the U S , Canada or Mexico.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In January 1994 Canada, the United States and Mexico launched the North American Free Agreement and formed one of the world's largest free trade areas Designed to foster increased trade and investment among the partners, they expected the NAFTA to reduce

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The North American Free Trade Agreement, which was approved by Congress in 1993, set up an open trading zone among the United States, Canada and Mexico.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Maden kömürü katranından elde edilen, özel kokulu beyaz,antiseptik bir hidrokarbon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphthaline. naphthalene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mothball. naphthalene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphthalene. moth balls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put naphthalene among woolens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk önlüğü, göğüslük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir çeşit hafif gem; f. ağzına gem vurmak; İng., (argo) çalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f., i., (argo) karmakarışık; f. karıştırmak; i. karışık iş, dolambaçlı iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefret» ten masdar). 1. Birbirinden ürküp kaçma, birbirinden nefret etme. 2. (edebiyat) Bir kelime, hece veya ibârenin zor veya art arda telâffuz olunup kulağa çirkin gelmesi: Tenâfür-i hurûf, tenâfür-i kelimât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تنافر] birbirinden nefret etme. 2.kulağa hoş gelmeyen sözcükleri sık sık kullanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) takip eden kısımda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahte tavırlı olmayan, tabii, samimi; etkilenmemiş, değişmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by