Nağme Az | Nağme Az ne demek? | Nağme Az anlamı nedir?

Nağme Az | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nagme az

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava, nefes; (müz). hava, nağme; tavır. air base hava üssü.air bladder (zool). baIıklarda hava ile dolu bir kese, hava kesesi. airborne (s). havadan gelen (toz mikrop v.b.); havadan nakledilen; uçmakta. air brake hava freni. air castle hayal

Türkçe Sözlük

Musikide Arap stiline’ benzetilmiş, içiçe giren nağmelerle yapılmış parça. Balede bir pozisyonun adı.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok mukabili, Ar. kalîl, Fars. endük, cüz’İ: Bu kıymet şu mala göre azdır. 2. Seyrek, nadir: O yerin yağmuru azdır. Ar. kıllet: Az çoğa tâbidir. Çoğa aza bakılmaz. Çoğu gitti, azı kaldı. 4. Az olan şey: Azla kanaat etmek. 5. Az miktarda: Az söylemek, az yemek. 6. Seyrek olarak, nadiren: Böyle iş az düşer. Biraz 7. Az miktar, cüz’İce: Biraz su verin. 8. Kısa müddet: Biraz bekleyin. Birazdan: Sonraca: Birazdan gelin. En azdan: Minimum, akallî, lâakal. Az buçuk = Cüz’İce, ehemmiyetsiz miktarda ve kinaye yoluyla, oldukça: Ondan da az buçuk malûmatımız vardır. Az çok = Her ne miktar olursa, çok değil ise az olsun: Adamcağız az çok okumuş. Az kaldı = Hemen: Az kaldı düşüyordum.

Türkçe Sözlük

(kimya). Azot gazının sembolü. Bu gaz N sembolü ile de gösterilir.

Türkçe - İngilizce Sözlük

little. few. small. short. under. insufficient. poor. contracted. inconsiderable. meager. meagre. poco. scrimp. scrimpy. shoestring. skimp. skimpy. slender. slim. spare. stingy. a bit. hypo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük

few. inconsiderable. little. low. meager. narrow. poor. remote. scant. scanty. short. skimpy. slender. spare. tenuous. small. insufficient. rarely. seldom. insufficiently.

Türkçe - İngilizce Sözlük

little. small amount. few. seldom. rarely. inconsiderable. low. meagre. narrow. penurious. poor. scant. scarce. small. spare. trifling.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Azimuth. the demon of greed.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arizona. the azimuth of a celestial body is the angle between the vertical plane containing it and the plane of the meridian. a state in southwestern United States; site of the Grand Canyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. bir hava ile birlikte çalınan alçak sesli ve tek perdeli nağme; orgda pes birtakım notalar.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkçe ve Farsça’da da kullanılır). Nisan ve mayısta erkeği güzel bir sesle öten maruf kuş. Fars. andelîb, hezâr: Bülbül ötüyor: Bülbül gibi hoş nağmeler ile terennüm ediyor. (GÜyâ güle sevgisi ve dikenden cefa görmesiyle, eski şairlerimize sermaye olmuş ise de, bülbül gülden değil asıl dikenden ve dikenli çalılıklardan hoşlanır). Bokluca bülbül = Bülbüle benzer küçük bir kuş. Çeşm-i bülbül = Renkli ve işlemeli şişe vs. XIX. asırda İstanbul’da yapılmışları çok değerlidir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ritim, ahenk; sesin yavaşlaması; (müz). perdenin derece derece inmesi, nagmenin sonu, kadans. cadenced (s). derece derece inen; ahenkli, ritmik.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (müz). nağmeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tilâvet etmek, Kur'an ı nağme ile okumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). şarkı, şarkı söyleme; tilavet; (müz). nağme; monoton bir melodi; monoton ses tonu; (f). şarkı söylemek; şarkı söyleyerek kutlamak; tilâvetle okumak (kur'an).

Türkçe Sözlük

ÇİÇEKLİ (i.). Bir musiki eserinin süs notaları, mızrap nağmeleri gibi aslında olmayan seslerle şekil değiştirmiş ve dejenere olmuş hâli.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. lahn). Lahnler, nağmeler.

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Nağmeler, ezgil(Erkek İsmi) -erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük

(i.). Nağme.

Türkçe Sözlük

(i.). Ney sazını üflerken, asıl nağmeye Adetâ eşlik eden ses ki, ne kadar az olursa o kadar makbuldur.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Integrated Local Managment Interface: An ATM Forum defined interim specification for network management functions between an end user and a public or private network and between a public network and a private network This is based on a limited subset of S

Türkçe Sözlük

(i. T.). Nağme, ezgi, basit türkü.

Türkçe Sözlük

(i.). Nağme ile okuma, Ar. tegannî (sanat musikimizde kullanılmaz).

Türkçe Sözlük

(f.). Şarkı ve türkü söylemek, tegannî etmek, nağme ile okumak (sanat musikimizde kullanılmaz).

Türkçe Sözlük

(i. F.). Doğu mitolojisinde gagasından nağmeler çıktığına inanılan büyük bir kuş.

Türkçe Sözlük

(i. T. musiki), insan sesinin bir nağmeyi sözle değil, kapalı ağızla, mırıldanarak söylemesi.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nağme.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şiir, şarkı gazel; nağme, ezgi.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Bir musiki parçasında, belirli bir şeyi işaret etmek üzere tekrarlanan nağme.

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -tif i., müz. bir opera veya müzik parçasında zaman zaman tekrarlanan nağme, kılavuz motif, ana motif.

Türkçe Sözlük

(i.) (muhtemelen Arapça’ dan). 1. Tahta veya demirden mekik şeklinde bir yuvanın içinde mil üzerinde dönen zıvana ki, üstünden geçirilen ipin hareketini kolaylaştırmak için kullanılır: Kuyu makarası; bir dilli, iki dilli makara. 2. Tahtadan iki ucu çıkıntılı ufak zıvana kl, üzerine iplik, sırma vesaire sarılır: İplik makarası; bir makara beyaz tire. mec. Makara gibi = Geveze, çok konuşan. Makaraları koyuvermek = Gülmeyi zaptedemeyip kahkahayı koyuvermek. Makara çekmek = (kuş) Bir nefeste uzun nağme çekmek.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Nağme.

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Kadın İsmi) - Nağme, ahenk, ezgi.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Nağmevt, nağmeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. melodi, ezgi, nağme; terennüm edilen şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müzik, musiki; ahenk, hava, nağme, makam, nota; müzik ilmi; orkestra, bando. music book nota kitabı. music box latarna. music hall müzik salonu; İng. vodvil tiyatrosu. music master musiki üstadı, müzik hocası. music of the spheres Pitagor kuramın

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (nağme’ nin c.). Nağmeler.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Nağme söyleyen.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (nağme’nin cem’ü’lcem’I). Nağmeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نغمات] nağmeler.

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. nagamât). Ezgi, Ar. lahn. Nağme-perdâz, nağme-zen, nağme-sâz, nağme-keş = Bir ahenk icra eden, hânende, sâzende.

Türkçe - İngilizce Sözlük

strain. tune. song. musical note.

Türkçe - İngilizce Sözlük

melody. tune. air. song. chant. strain.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نغمه] ezgi, melodi.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ahenk güzel ses. (bkz.Ezgi).

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Nağme söyleyen.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ahenk, nağme, ses: Mürg-ı hoş-nevâ = Güzel sesli kuş. 2. Kuvvet, servet. 3. Nasîb, hisse. Bî-nevS = Mahrum, nasipsiz, kimsesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. birbirine uygun muhtelif nağmelerin bir arada söylenmesi veya çalınması ile meydana getirilen ahenkli musiki parçası, polifoni; aynı harf veya işaretlerle birden fazla ses ifade etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şarkı nakaratı, nakarat nağmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. nağmeleme; içine dolma içi doldurulup pişirilen ince et dilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarkı, yır, türkü, ır, nağme; lirik şiir; şiir, destan; fig. nakarat; cüzi şey, ucuz fiyat. song and dance (tiyatro) şarkılı kısa oyun; A.B.D., k.dili. uydurma mazeret veya bahane; A.B.D., k.dili. saçma, boş laf. Song of Solomon veya Song of Song

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nesil, soy, silsile, aile; hayvanlarda soy; bahç. ıslah edilmiş bitki cinsi; ırk veya millet özelliği; eser, iz; cüzt şey; ifade, tarz, usul; mizaç; nağme, makam; şiir parçası, şarkı.

Türkçe Sözlük

(i. A. «gınâ»dan). T. Zengin olma, mal ve servete kavuşma. 2. Gınâ getirme, muhtaç olmama, kanaat etme. 3. Nağme ile okuma, şarkı söyleme, ırlama.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nağme, ahenk, makam.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. beste, hava, nağme; ahenk, düzen; akort; hal, mizaç; f. akort etmek, ahenk vermek; ahenkle çalmak; düzen vermek; ahenkli olmak, sesi uymak. tune down sesi bastırmak. tune in belirli bir istasyonu açmak. tune out istasyonu düzeltmek. tune up sal

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahenkli, hoş sesli, nağmeli. tunefully z. ahenkle. tunefulness i. hoş seslilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahenksiz, nağmesiz, makamsız; sessiz, müziksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir şarkı ile söylenen ikinci derecedeki nağme; gizli mana.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kuş gibi ötmek, şakımak; çağıldamak; terennüm etmek; titrek ses çıkarmak; i. kuş gibi ötüş, şakıma; tatlı ses; nağme, makam; sığırsineği sürfesinin hayvanlann sırtında meydana getirdiği çıban. warble fly sığırsineği, zool. Hypodermatidae.