Nah ne demek? | Nah anlamı nedir? | Nah

Nah anlamı nedir?

Nah ne demek?

Nah anlamı nedir?

Nah | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nah

Türkçe Sözlük

(e.). Nah işte! (bk.) Na.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adâletli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adâletin barındığı yer, adâlete sığınan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. penah = melce). Cihanın sığındığı (yer veya saha): Pâdişâh-ı Alempenâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca) Açıcı. t. Açar, miftah, kilit. 2. Açma ve kurmaya yarayan çeşitli cins Alet: Piyano, kanun, saat, vida anahtarı. 3. Şifre çözmeye yarayan cetvel, miftah. mec. Vasıta: Çalışma, servetin anahtarıdır. Anahtar uydurmak = Hile ve desise kurmak. Cebinde yüz anahtar: Desise çokluğundan kinaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cipher. clew. clue. cotter. key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clef. key. clue. code. wrench. spanner. switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key. switch. electric switch. clef. chatelaine. clue. cock n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key-maker. locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key maker / repairer. locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key making. work of a locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key chain. key ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key holder. keyring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key ring. key holder / ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yine o mânâya meâliyle kullanılan Arapça terkip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahsız, suçsuz, kabahatsiz, mazlûm, masûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahsız, suçsuz, kabahatsiz, mazlûm, masûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی گناه] günahsız. 2.suçsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lug wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sığınılacak yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CENAH) (i. A.) (c. Ecniha). 1. Kuş kanadı. Fars. per, bâl. 2. Kol, pazu. 3. Ordu kolu: Sağ cenah, sol cenah, (tes). Cenâheyn = İki kol. Zül-cenâheyn = İki kollu yani içi ve dışı veya dünya ve Ahireti mamur olan (iki kanatlı mânâsıyle de bir gazâda kollan kesilip şehit olduktan sonra Cennet’e uçtuğu Peygamber’ce müjdelenen amcasının oğlu CAfer-i Tayyâr’a lakap olmuştur). Bâ-cânih = Aslı «bacinak» olan «bacanak» ın eskiden kullanılan yanlış imlâsıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جناح] kanat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cenâh»tan). İki kanat, iki yan. Zü-l-cenâheyn = 1. Dünyâsı da, Ahireti de iyi olan. mec. İki tarafa yaranmasını bilen, ikiyüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alemin dayandığı, insanların sığındığı. Büyük hükümdarlar için bu unvan kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. din = din, F. penâh = melce). Dinin dayandığı, dîne esas ve dayanak hükmünde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid-stemmed key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ululuğun sığındığı makam, başvurulacak en büyük makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Fetvâya sığınan. Osmanlı devletinde şeyhülislâmlara denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜNAh) (i. F.). Öbür dünyada cezalandırılmayı icab ettiren i;, suç. Ar. ism, cürm: Günah etmek, günah işlemek, Allah günahlarımızı affetsin! Hayvanlara eziyet etmek günahtır. Günahı boynuma = Günahı varsa bana ait olsun. Günaha girmek = Günahkâr olmak. Günahına girmek = Birini haksız itham etmek veya hakkında kötü düşünmek: Günahıma girme. Bi-günâh = Günahsız, günahı olmayan, kabahatsiz, mâsum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinful. sin. fault. evil. wrongdoing. iniquity. transgression. trespass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sin. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sin. isn't it a pity. crime. error. hamartia. iniquity. transgression. trespass. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scapegoat. fall-guy. fall- guy. fallguy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahkâr şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Günah işleyen, kabahatli. Ar. Asim. 2. Kötü yolda bulunan kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinful. sinner. wrongdoer. culpable. impious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Günah ve kabahat işleyen adamın hâli. 2. Fuhş, fahişelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günahı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günah, cürüm ve kabahati olmayan, Fars. bî-günâh. Ar. mâsûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinless. innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent. sinless. faultless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günahsız ve mâsum adamın hâli, mâsûmluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence. sinlessness. state of grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گناه] suç, kabahat. 2.dinî suç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گناهکار] günah sahibi, suçlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواه ناخواه] ister istemez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

HDMI™ anahtarlı ev sinema alıcıları ya da sistemlerini HDMI™ kablosu kullanarak kaynak cihazlara bağladığınızda, bu alıcı ve sistemler video sinyalini saptar ve sinyalleri değiştirir. Bu nedenle ses sinyali için fazladan bir dijital ses giriş kablosuna (koaksiyel ya da optik) ihtiyacınız vardır. Ama HDMI™ tekrarlayıcılı ev sinema alıcıları ve sistemleri, HDMI™ kablosuyla bağlandığında video ve ses sinyallerini saptayıp işleyebilir, bu nedenle fazladan bir kablo gerekmez. Anahtar ya da tekrarlayıcı ne olursa olsun, tüm sinyalleri alıcı ya da sisteminizden TV’nize aktarmak için yalnızca bir HDMI™ kablosu gereklidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hilâfet = halifelik, Fars. penâh = dayanacak yer). Hilâfetin dayanak yeri, halîfe: Hilâfet-penâh Efendimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Halîfeye ait: Zât-ı Hazret-i Hilâfetpenâhî, Atebe-i Seniyye-i Cenâb-ı Hilâfet-penâhîlerine.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm Sony stereo video kameralarda, önceden kaydedilmiş iki dilli yazılımın çalması için kullanılan kanalı seçen bir anahtar bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «künh» ten masdar). Bir şeyin İçyüzüne, derinliğine varma, gerçeği anlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monkey wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Ispanakgiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ismetli, ismet-meâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «iktinâh» tan galattır), bk. iktinâh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunus Peygamber; uğursuzluk getiren adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karantina idarehanesi, 2. Karantina yeri, Osm. tahaffuzhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignition key / switch / cut-out / lock. key switch. starter key. switch key. contact breaker. fire lock. breaker trembler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لا یتناهی] sonsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferret socket wrench. socket wrench M.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferret socket wrench. socket wrench M.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. yoktur). Nehy olunmuş şeyler, yasaklanmış şeyler, zıddı: evâmir: Evâmir ve menâhî-i şer’iyyeMENAHİC

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nihâyet» ten if.) (mü. mütenâhiye). Biten, nihayete varan, sona eren. Nl-mütenâhi (ve daha doğrusu gayr-ı mütenâhî) = Bitmez, tükenmez, sonsuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متناهی] sona eren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nihayetsiz, nihayeti olmayan kâinat ve zaman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arıklık, lâgarlık, zayıflık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-HAK) (i. F.). Haksız, hak ve insafa aykırı. Nâhak yere = Haksız olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ناحق] haksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ناخلف] hayırsız evlat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Av hayvanı ve bilhassa yabankeçisi. 2. Av.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نخچير] av hayvanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناهنجار] doğru olmayan, uygun olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nehb» den if.) (mü. nâhibe). Yağmalayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Zühre gezegeni. 2. mec. Bülûğa ermiş genç kız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناهيد] Venüs, Çulpan, Zühre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Venüs (zühre) gezegeni. (Arapça’da) Yeni yetişen kız. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nâhide). Turunç memeli kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAhid.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz, Nahid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(NAHİF) (i. A. «nehâfet» ten) (mü. nahife). Arık, lâğar, zayıf: Pek nahif bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emaciated. gaunt. fragile-looking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نحيف] cılız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nehak» dan if.) (mü. nâhıka). Anırıcı, eşek sesii.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Eşek anırması.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ayın ilk günü ya da son gecesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nahv.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nevâhî). 1. Yan, taraf, kenar, bölük. 2. Civar: Bu nâhiyelerde. 3. Küçük yer. 4. Kazâların bölündüğü küçük mülkî ve idarî taksimat: Nahiye müdürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ward. township. regioni. sub-district. district. region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subdistrict. region. community district. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ناحيه] yöre, bölge. 2.bucak. 3.taraf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hurma ağacı. 2. (Türkçe) Balmumundan yapılmış ağaç taklidi, eskiden gelin odasına konmak üzere gelinin önünde getirilir ve sun’İ meyve, çiçek, altın veya gümüş varaklarla süslenirdi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نخل] hurma ağacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نحل] bal arısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ağaç budayıp düzenleyen adam. 2. (Türkçe) Balmumundan ağaç taklidi yapıp süsleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir tek arı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hurmalık, hurma bahçesi veya ormanı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نخلستان] hurmalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Fasîle-i nahliyye = Hurma ağacı çeşidinden ağaçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Göğüsten çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Öksürük. 2. Hırıltılı soluma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-HOŞ) (i. F.). iyi, hoş ve makbûl olmayan, hoşa gitmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleak. disagreeable. distasteful. grisly. murky. nice. objectionable. repellent. undesirable. unenviable. unpleasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreeable. unpleasant. graceless. hateful. nasty. objectionable. ugly. unedifying. unenviable. unfriendly. unpalatable. unsavory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناخوش] hoş olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boğazlama, kesme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nuhûs). 1. Uğursuzluk, şeamet. 2. Uğursuz şey.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نحس] uğursuzluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oyma, yontma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-HUDA) (i. F.). 1. Allah’a inanmayan, Ar. mülhid. (i. F.) (belki aslı: nâv-hudâ). 2. Kaptan, gemi süvarisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناخدا] kaptan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناخدا] Allahsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tırnak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناخن] tırnak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نحو] sözdizimi. 2.taraf. 3.gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gramerde cümle teşkili bahsi, sentaks.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kibir, gurur, hodbinlik, övünme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نخوت] böbürlenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nahviyye). Nahve, gramere ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نحوی] gramerci, nahiv uzmanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite. boundless. endless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامتناهی] sonsuz, engin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sığınma. 2. Sığınacak yer: Allahtan başka melce ve penâhım yoktur. 3. (Fars. sıfat terkiplerinde) Bir şeyin melcei, hâmîsi. Risalet-penâh = Hz. Muhammed. Hılâfet-penâh = Halîfe. Nezâret-penâh = NAzır. Adâlet-penâh — Adil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پناه] sığınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Sığınacak yer, Ar. melce, müttekâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پناهگاه] sığınacak yer, sığınak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sıfat terkibine girer). Bir şeyin koruyucusu olan kimse ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پناهی] sığınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok ülkede kullanılan analog telefon sistemi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. risâlet = peygamberlik, Fars. penâh = sığınak). Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Peygamberimiz’e ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. riyâset = reislik, Fars. penâh = sığınak). Reislik makamında bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Reise, reislik makamında bulunana alt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. sadâret = başkanlık, Fars. penâh = sığınak). Sadrâzamlara verilen bir unvan ve saygı hitâbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sadârete ve sadrâzama ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صدارت پناه] sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Çok düşünmeden fikre doğan, akla gelen şeyl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. gramer). Dil bilgisi, Fr. grammaire.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ثناخوان] öven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) Öven, metheden. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Osmanlı hükümdarlarına ait: Atebe-i seniyye-i şevketpenâhîlerine.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شوکت پناه] yüce padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Allahın tecellisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treble clef.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sünnet, farz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nihâyet» ten masdar). Bitme, tükenme, son bulma, nihayete varma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنحنح] boğazını temizleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Pâdişâhın vekili olan sadrâzam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sadrâzamlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وکالت پناه] sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zenehdân.

Türkçe Sözlük by