Nal Iş ne demek? | Nal Iş anlamı nedir? | Nal Iş

Nal Iş anlamı nedir?

Nal iş ne demek?

Nal iş anlamı nedir?

Nal iş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nal

Türkçe Sözlük

(i.). İnleme, inilti.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD ya da benzer bir kaynaktan 5.1 Surround Ses bilgisi alan bir giriş. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tümleşik Dolby® Digital/MPEG-2 dekoderinden ayrı bir amplifikatöre 5.1 Surround Ses sinyali sağlayan bir analog çıkış. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) asıl yerli: bir yerin en eski halkından olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dünyayı kapsayan, dünyayı fetheden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Acunal).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). böbrek üstü bezi,(s), bu bezle ilgili.adrenal glantl böbrek ustu bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir hormondur. Böbrek üstü bezleri tarafından çıkarılır. Hekimlikte çeşitli amaçlarla kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenaline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenalin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A crystalline substance, C9H13O3N, obtained from suprarenal extract, of which it is regarded as the active principle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is used in medicine as a stimulant and hemostatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a catecholamine secreted by the adrenal medulla in response to stress ; stimulates autonomic nerve action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenalin , adrenaline , adrenin , adrenine , epinephrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adrenalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akın yapan yiğit. Yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ülke alan, fetheden, fatih.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alüminyumla amonyum nitrat bileşiminden meydana gelen patlayıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to, or situated near, the anus; as, the anal fin or glands. a stage in psychosexual development when the child's interest is concentrated on the anal region; fixation at this stage is said to result in orderliness, meanness, stubbornness, compu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of or related to the anus; 'anal thermometer'. a stage in psychosexual development when the child's interest is concentrated on the anal region; fixation at this stage is said to result in orderliness, meanness, stubbornness, compulsiveness, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat) anusa ait, anal, makatla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). seçme, seçilmiş. an'alects(i)., (çoğ). seçme eserler veya parçalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). analjezi, ağrı duymazlığı. analgesic (i)., (s)., (tıb). ağrı kesen ilâç; (s). analjeziye ait, analjezi hâsıl eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anası olan. Analı kuzu, kınalı kuzu deyimi, annesi hayatta olan çocukların mutluluğunu anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Ana hal ve sıfatı, validelik. 2. Ana yerini tutan kadın, ahret anası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity. motherhood. stepmother. foster-mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity. motherhood. step mother. adoptive mother. woman acting as a mother to a child. maternal love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mother to a child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analyste

çözümleyici

Çözümleme yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analytique

çözümlemeli

Çözümlemeye dayanan, çözümle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytic. analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tahlil.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analyse

fiz. çözümleme

Bir maddenin birleşimindeki yalın cisimlerin niteliğini veya niceliğini anlamak için yapılan işlem.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analysis. anatomy. breakdown. decomposition. post-mortem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analysis. analogous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analyseur

çözümler

Analiz yapan cihaz, aygıt veya organ.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyzer. analyser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyzer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Acı hissinin kaybı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analgésie

tıp ağrı yitimi

Sinir bozukluğu, çok ilaç alma, donma vb. sebeplerle acı duyumunun birazının veya tamamının yok olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analgésique

tıp ağrı kesici

Ağrı duyusunu ortadan kaldıran, dindiren (ilaç vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogue. analogous. analog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Analog refers to electronic transmission accomplished by adding signals of varying frequency or amplitude to carrier waves of a given frequency of alternating electromagnetic current Broadcast and phone transmission have conventionally used analog technol

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mode of transmission in which information is represented by a continuously variable electrical signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Describes any device that represents changing values by a continuously variable physical property such as voltage in a circuit, fluid pressure, liquid level, and son on An analog device can handle an infinite number of values within its range By contrast,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information presented in the form of a continuously varying signal See Digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A continuously varying electronic signal Audio and video analog signals stored on tape deteriorate with each copy or generation In contrast see digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The simple way to transmit speech, which is translated into electronic signals of different frequency and/or amplitude The first networks for mobile phones, as well as broadcast transmissions, were analog Due to being longer established in some countries,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adjective referring to the use of information in a continuous, rather than discrete , form For example, an analog telephone transmits and receives voice as a continuous voltage wave form See Digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information represented continuously Because computers require digital information, analog-to-digital converters are available to 'condition' analog data before it is sent to a computer A watch with hands is usually analog One with only numbers is digital

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic signals based on a variable that move up and down continuously and are found in products such as analog radios and clocks Analog products are not as common as digital because the mathematical description is more complex, as opposed to digital s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A format in which information is transmitted by modulating a continuous signal, such as a radio wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to continuous values As opposed to digital or discrete quantities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The traditional method of modulating radio signals so that they can carry information AM and FM are the two most common methods of analog modulation Is a Circuit-Switched system that divides geographic areas into small areas called cells A cellular tower

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A way of sending data in which the signal is similar, or analogous, to the original signal Analog signals are continuos expressions of electricity, as opposed to digital signals in which there is an alternating absence and presence of signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Is the traditional method of telecommunications A transmission method employing a continuous electrical signal that varies in amplitude or frequency in response to changes in sound impressed on a transducer in the sending device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As used in the National Ocean Service, a continuous measurement or a continuous graphic display of data See ADR gauge and marigram. is a continuous signal that constantly varies In contrast, digital transmission has specific intervals or values that are u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In sound system applications, an analog electrical signal represents the measured sound level in its exact continuous form Likewise, an analog device is an electronic device that processes analog signals in their continuous form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An analog voltage or signal refers to the continuous nature of valid voltage potentials in analog circuits An analogy of the difference between digital and analog signals is like the difference between real numbers and integers; real numbers are continuou

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In telecommunications, analog refers to a transmission standard that uses variable frequencies and amplitudes of electrical impulses to emulate the audio wave form of sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The transmission of sound and visual information in the form of waves in the frequency spectrum For example, in an analog telephone transmission the human voice is transmitted as sound waves that can be detected by the ear 'Analog' transmission is now bei

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method that uses variations in frequency to carry signals Analog means 'analagous' or 'copy of' Analog technology transmits voice signals in the form of electrical signals whose frequency and amplitude are proportional to the vibrations in the voice Tra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quantities or representations that are variable over a continuous range such as output of an amplitude-modulated, single-sideband transmitter The amplitude as such a signal fluctuates over a continuous range from zero to the maximum, or peak, output.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A transmission mode in which data is represented by a continuously varying electrical signal. something having the property of being analogous to something else. of a circuit or device having an output that is proportional to the input; 'analogue device';

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogical , analogous , analogue , analog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir HD15 konektör kullanılarak PC’den standart çıkış

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mukayese edilebilen herhangi bir şey, benzeyen herhangi bir şey. analog computer aralıksız olarak, ortaya konulan problemin değerlerine benzer nicelikler (gerilim, direnç v.b.) veren elektronik hesap makinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıyaslanabilen,münasebeti olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). benzer, paralel, muvazi; (biyol). kuş ve böcek kanatları gibi aynı vazifeyi gören analogously (z). benzer şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). benzerlik, benzeşme; karşılaştırma, mukayese, kıyas; benzeyen şey. analogous (s) benzer, paralel, muvazi; (biyol). kuş ve böcek kanatları gibi aynı vazifeyi gören. analogously (z). benzer şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). okuması yazması olmayan, ummi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). psikanalize tabi tutulan hasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). analiz, tahlil, çözümleme. chemical analysis kimyasal tahlil. electrolytic analysis elektrolitik tahlil. qualitative analysis nitel çözümleme. quantitative analysis nicel çözümleme. spectrum analysis spektral analiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahlilci, tahlil eden tahlil kabiliyeti olan kimse; psikoanalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çözümsel tahlili. analytic geometry çözümsel geometri. analytically (z). tahlil yolu ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). analyse (f). tahlil etmek, analiz etmek: psikanalize tabi tutmak ; çözümlemek, incelemek, tetkik etmek. analyzable (s). tahlil olunabilir, çözümlenebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarihi olayları kaydeden kimse tarihçi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(çoğ). tarihi olaylar; vakayiname , tarihi olayları tarih sırasıyla kaydeden eser .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). millet veya milletçiliğe karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da bu özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar burada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde olduğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olur. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘arabalar görüldüğünden daha yakındadırlar’ şeklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. Şüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdan gösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da b özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar brada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde oldğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olr. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘’arabalar göründüğünden daha yakındırlar’’ şekklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. İüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdangösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tophane, askeri teçhizat deposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Aşinâ» dan). 1. Tanışıklığa delâlet eden selâm ve selâmlama gibi alâmet (iltifattan hafiftir). Aşinalık etmek = Selâm vermek, selâmlamak, merhaba demek: Bana Aşinâlık etmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance. familiarity. proficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintedness. familiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mir’At.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(fr.). Belirli makamlar dışında dizilerle eser veren yeni batı musikisi akımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characterized by avoidance of traditional Western tonality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music that lacks a tonal center, or in which all pitches carry equal importance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music that lacks a tonal centre, or in which all pitches carry equal importance. a commonly misused term which refers to music having no perceived tonal center This perception is often due to the uneducated ears of the listener Twelve-tone and serial musi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music that has no well-defined tonal center; it often also implies the lack of chords or other traditional harmonic structures. the absence of a tonal center. 1 What most songs sound like on a first sight-reading 2 Music that looks better than it sounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not having a key. describes a piece or passage of music which is in no discernible key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (müz). atonal, ton ve makam temeline dayanmayan (beste). atonal'ity (i)., (müz).atonalite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Münevver, bilgili, yiğit, kahraman kişi. Konya Selçuklulan’ndan ünlü bir komutan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayna veya aynalarla süslü. Aynalı çarşı, gazino.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a mirror. with a mirror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted with mirror. paneled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilerin kıçı tarafındaki az yuvarlak veya düz kısım. Buraya geminin bağlı bulunduğu limanın adı yazılır. Aynalık tahtası —Sandalların kıç tarafına. oturanın dayanması için konulan tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not divided into zones; 'azonal heating'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şarap tanrısı Baküs'e tapınan kimse; zevkine düşkün kimse; ayyaş kimse; (çoğ). Baküs şenliği, içki âlemi; (s). Baküs'e ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Baküs şenliği; (k).(h). içki âlemi, içki meclisi. bacchanalian (s). içki eğlencesi kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Badanalamak, duvarlara kireç veya aşı boya şerbeti çekmek, badana vurmak: Badanacı evleri badanalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorate. whitewash. to whitewash. to decorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whitewash. to whiten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Badanalatmak, badana ettirmek: evi hangi badanacıya badanalattınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badanalı. Badana sürülmüş, kireç veya aşı boya şerbetiyie boyanmış: Badanalı duvarlar sıhhate elverişlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-Fr.) [باژورنال] tutanak ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banal , banally , commonplace , hackneyed , trite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). adi, bayağı; umumi (fikir,ifade). banality (i). adilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. biennal

yılaşırı

Bir yıl ara ile, iki yılda bir.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bundan ötürü, bunun üzerine, bundan dolayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therefore. consequently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بناء عليه] bu yüzden, bundan dolayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ali’nin oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğitl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Boran).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Budun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blues. depression. the megrims. melancholy. down. megrims. crisis. dismay. moody. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crisis. depression. despondency. juncture. stress. collapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depression. emotional upset. anxiety. crisis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distress. boredom. anxiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bunalmak, nefes almakta güçlük çekmek. 2. Fazlaca sıkılmak, sıkıntıya düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be snowed under. suffocate. swelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel suffocated. to get bored. to be depressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be distressed. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort. distress. anxiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupefying. suffocating. mind-bending. oppressive. sweltering. sweltry. close. muggy. stuffy. depressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muggy. oppressive. sultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distressing. suffocating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besiege. oppress. stupefy. to suffocate. to oppress. to weary. to bore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distress. to cause anxiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanal; su yolu; (anat). içinden damar, sinir veya su geçen kanal. Canal Zone Panama Kanalı mıntıkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Gönül al. Kendini sevdir, sevilen biri ol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kanalcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kanal açmak, çıkıs yolu açmak; kanallara sevketmek; (tıb) kanal açarak cerahati akıtmak. canaliza'tion (i). kanal açma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde yiğitlik, güçlülük olan kimse. Cana yakın yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). belli başlı, ana, önemli; parlak kırmızı; (i). kardinal; parlak kırmızı renkli ve tepeli bir çeşit Amerikan ispinozu. cardinal numbers esas sayılar. cardinal point dört esas yönden her biri. Gardinalship (i). kardinallik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardinallik makamı; kardinaller zümresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şehevi; cinsel; bedensel; dünyevi. (i). şehvet. carnally (z). cinsel bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehvet carnally z cinsel bir şekilde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat) beyne ve omuriliğe ait, beyni ve omuriliği etkileyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Erkek İsmi) - (bkz.Alp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Belirli bir arazinin topografik, hidrolojik, jeolojik ve kültürel özellikleri gibi çevresel özelliklerinin incelenmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarterfinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarter final.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Kırlangıçtan büyücek, uzunca kuyruklu, bir çeşit keçisağan: Bu kuş insanı yanına yaklaştırdığı halde yakalanmamasıyle tanınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightjar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ezeli ve ebedi olarak bir arada bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). avam, halk tabakası, topluluk; tüzel kişiliği olan ticari şirket üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplumla ilgili, toplumsal, halka ait; umumun malı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). her eyaletin ayrı bir devlet olarak idare edildiği idari sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir şeyi mahalli halka mal ettirmek; mahalli idare altına sokmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). şarta bağlı, kayıtlı; (i). ikmal imtihanı. conditional clause şart cümlesi. conditional mood şart kipi. conditional sale şarta bağlı satış. conditionally (z). şartlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). günah çıkartma hücresi; (s). itiraf veya günah çıkartma ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). anayasa ile ilgili, anayasaya uygun; sıhhi; bünyevi, yapısal; (i). sağlık için yapılan jimnastik veya yürüyüş. constitutionally (z). anayasaya göre; mizaç itibariyle. constitutional'ity (i). anayasaya uygunluk. constitutionalism (i). meşrutiy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âdetlere uygun, göreneksel, geleneksel; beylik, basmakalıp; (güz. san). konvansiyonel. conventional warfare nükleer silah kullanılmayan harp. conventional usage kabul edilen düzen. conventionalism (i). âdetlere bağlılık. conventionalize (f). konva

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konuşmaya ait , konuşmaya hazır, konuşabilir, konuşkan. conversationalist (i). iyi konuşan kimse, sözü sohbeti yerinde kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taç veya koronaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). suçlu, mücrim, kanuna karşı gelen, kabahatli; müthiş; fahiş ; cani; cezai cinai, ağır cezaya ait; (i). suç işlemiş kimse. criminal assault ırza tecavüz; tecavüz. criminal code ceza kanunu. criminal conversation zina. criminal court ağır ceza

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suçluluk, mücrimlik; suç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şifre çözme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut JURNAL (i. Fr. journal). 1. Bir memurun gördüklerini, işittiklerini belirterek verdiği müzekkere, küçük lâyiha, rapor: Polis curnalı. 2. Gizli tahkikat üzerine verilen rapor: Curnal vermek. 3. Gazete.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şunu bunu curnal eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Curnalcının işi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن آلوده] iffetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). on köşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

value analysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ulusal haklardan mahrum etmek; milli vasıflarını yitirmek; devlet kontrolundan çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kişisel ilişkilerini kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). köşegen, diyagonal. diagonally (z). diyagonal olarak. diagonally opposite karşılıklı iki köşede bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dinamik Kanal İndeksi seçilirken, izlenen program ekranın ortasına gelir ve etrafında diğer kanalların gösterildiği on iki küçük görüntü belirir. Bunlar saniyede bir kez olmak üzere sırasıyla güncellenir. Joystik uzaktan kumanda ile istenen kanal seçilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). günlük, yevmi, her günkü; gündüze ait, gündüz olan; (bot). günlük bir devir gösteren, gündüz açılıp gece kapanan, bir günlük (çiçek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. diagonale

mat. köşegen

Bir çokgende ardışık olmayan veya birçok yüzlüde aynı düzlem üzerinde bulunmayan iki köşe arasına çekilen çizgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuram veya doktrine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Doğan).

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. demi-finale

sp. yarı final

Bir yarışmada çeyrek finale kalan sekiz takımdan dördünün elenmesiyle oluşan grup veya aşama.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın en hızlı koşuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Dörtnal koşarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a gallop. at full speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a gallop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - Kız çocuğu olmayan ailelerin en son doğan erkek çocuklarına verdikleri isim.*

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygulu, hassas, hisli; heyecanlı, heyecan veren. emotionalism i. duygululuk, çabuk heyecana kapılma . emotionalist i. fazla heyecana kapılan kimse; heyecan uyandırmaya çalışan kimse. emotional'ity i. heyecana kapılma, duygun luk, duyarlık, hassasi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Değerli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. international

uluslararası

Çeşitli milletlerin arasında yapılan, milletlerin arasında çok yönlü ilişkilerle ilgili olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. internationalisme

uluslararasıcılık

Uluslararasındaki ilişkileri benimseme, uluslararasındaki ilişkilerden yana olma.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Hızlı, çevik, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ersu).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ebedi ve ezeli, başı ve sonu olmayan; daimi, baki, ölümsüz; (i.), (b.h.) ebedi varlık, Tanrı, Allah. the Eternal City Roma the eternal triangle evli bir çift ile bunlardan birinin sevgilisi. eternally (z.) ebediyen, daima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) müstesna, istisnai, ender, fevkalade. exceptionally (z.) müstesna olarak, fevkalade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). harici, dış, zahiri; gözle görülen, maddi; dıştan gelen arızi, yüzeysel; yabancı, ecnebi; (anat). vücudun dış kısmını ilgilendiren; (fels). dış dünyaya, algılanan dünyaya ait. externals (i). dışta veya yüzeyde kalan olaylar, durumlar, dış görün

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). maddileştirmek, haricileştirmek, cismanileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deterioration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) T. Kötüleşmek, kötü olmak, fena hale gelmek, bozulmak: Bu ajcının yemeği çok fenalaştı. 2. (hasta) Ağır laşmak: Dün iyice idi bugün fenalaştı. 3. Ansızın bir hastalığa uğramak: Çarşıda alış veriş ederken fenalaştı evine götürdüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become worse. be aggravated. deteriorate. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get worse. deteriorate. to turn faint. to go bad. to worsen. to feel faint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get worse. to go bad. to deteriorate. to get worse. to feel faint. to feel suddenly sick. ebb. worsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fena hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth worse. to make sb feel faint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kötülük: Bu malın fenalığı bellidir: Bunda ne fenalık görüyorsunuz? 2. Zarar, ziyan: Ben kimseye fenalık etmedim, kimsenin fenalığını istemem; o adam kimsenin fenalığında değildir. 3. Hastalık, keyifsizlik, neşesizlik: Bugün bende bir fenalık var. 4. Bayılma, bayılıp düşme veya bayılacak gibi olma: Yazı yazarken ansızın bir fenalık geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil. badness. injury. fainting. mischief. harm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

badness. evil. injury. harm. fainting. misdeed. misdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Hayret ifade eden bir söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir müsabakanın son karşılaşması. 2. (musiki) Bir musiki parçasının son kısmı, bitiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coda. final. finale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to the end or conclusion; last; terminating; ultimate; as, the final day of a school term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conclusive; decisive; as, a final judgment; the battle of Waterloo brought the contest to a final issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Respecting an end or object to be gained; respecting the purpose or ultimate end in view. the final match between the winners of all previous matches in an elimination tournament not to be altered or undone; 'the judge's decision is final'; 'the arbiter w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

final.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the final match between the winners of all previous matches in an elimination tournament. an examination administered at the end of an academic term. occurring at or forming an end or termination; 'his concluding words came as a surprise'; 'the final chap

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A modifier indicating 1 that the value associated with a name, once assigned, cannot be changed, or 2 that a method cannot be overridden in a subclass, or 3 that a class cannot be extended. the championship final of an event in which the fastest eight swi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Final Approach One of the many words describing the approach segments The part of a landing sequence or aerodrome circuit procedure in which the aircraft has made its final turn and is inbound to the active runway See picture at right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The championship final of an event in which the fastest eight swimmers from the morning preliminaries compete Top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A JavaTM programming language keyword You define an entity once and cannot change it or derive from it later More specifically: a final class cannot be subclassed, a final method cannot be overridden and a final variable cannot change from its initialized

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cumulative exam on a particular course in one term encompassing all material covered throughout the duration of the course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Java reserved word which serves as a modifier for classes , methods, and variables A final class cannot be used to derive a new class A final method cannot be overridden A final variable is a constant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The final keyword is a modifier that may be applied to classes, methods, and variables It has a similar, but not identical meaning in each case When final is applied to a class, it means that the class may never be subclassed java lang System is an exampl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Java keyword indicating that a variable, method or class cannot be further defined or overridden or subclassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The championship final of an event in which the fastest eight swimmers from the morning preliminaries compete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The phase of a landing approach where the aircraft is flying toward the approach end of the runway along the extended runway centerline ATC references to 'short final' indicate that the aircraft is within about one mile of touchdown An aircraft crossing t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Grade assigned at the end of a course to indicate the degree to which a learner has met the learning outcomes of the course. keyword that may be applied to classes, methods, and data which will prevent it from being extended, overriden, or changed, respec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Final is a mantra that is meant to reflect an ultimatum or resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Java programming language keyword You define an entity once and cannot change it or derive from it later More specifically: a final class cannot be subclassed, a final method cannot be overridden and a final variable cannot change from its initialized v

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Keyword used to define a constant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The final keyword is a modifier that may be applied to classes, methods, and variables It has a similar, but not identical, meaning in each case When final is applied to a class, it means that the class may never be subclassed java lang System is an examp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A modifier that prevents subclass definition, makes variables constant, and prevents a subclass from overriding a method. noref, nohrehf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

VARCHAR2 Indicates whether the method is final or not. exam that comes at the end of each semester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

VARCHAR2 Indicates whether the type is a final type or not.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). son, nihai; kati, kesin; sonuncu; (i)., (matb). son baskı; (çoğ)., spor kesin sonuç veren oyun, final, bir spor karşılaşmasmın son ve kati denemesi; sömestre sonu imtihanı. finally (z). nihayet, sonunda. final cause nihai maksat, son gaye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. final-four

sp. dörtlü final

Dört takımın katılımı ile oynanan final maçları.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). final, bitiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of the players who meet in the final round of a tournament in which the losers in any round do not play again. a contestant who reaches the final stages of a competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who goes to the finals. finalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a contestant who reaches the final stages of a competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., spor finale kalan yarışmacı, finalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesinlik, katiyet; nihai oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bitirmek, son şeklini vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Varılacak en son bir hedefin varlığını kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. finalisme

fel. erekçilik

Her şeyin bir erekle belirlendiğini, bir ereğe yöneldiğini, her şeyin bir ereklik yasasına göre olup bittiğini benimseyen görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fırtınası olan, fırtına ile karışık: Fırtınalı hava.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty. foul. gusty. heavy. inclement. rough. stormy. tempestuous. turbulent. boisterous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stormy. tempestuous. dirty. gust. inclement. rough. turbulent. ugly. windy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fonctionnalisme

ruh b. ve top. b. işlevcilik

Toplumu, her bir ögesi belli bir işlev yapan karşılıklı bağlılıklar ve etkileşmeler düzeni olarak gören, toplumu tek başına belirleyen herhangi bir temelin bulunmadığını savunan akım.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesri; cüzi. fractional currency ufaklık, bozuk para. fractional distillation (kim). uçucu sıvıları tedrici hararetle kısımlara ayırma, fraksiyonlu distilasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kardeşlere ait; kardeş gibi, kardeşçe; kardeşlik cemiyetine ait. fraternally (z). kardeşçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s görevsel, vazifeye ait, kuvvete ait; pratik, ameli; vücut organ larının görev ve hareketlerine ait; biyol mutat vazifesini gören functional disorder tlb vucutta bir organın görevine tesir eden düzensizlik functionalism i görevselcilik, bir şeyin y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ghanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tohum veya mikrop kabilinden; oluşum safhasında (madde veya fikir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a slight acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah bizi korusun (kötü bir ihtimalden bahsedilirken söylenir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air duct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kışa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خون آلود] kanlı, kana bulanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilahi kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hipnoanaliz, psikanalizde ipnozla tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kişisel olmayan, şahsi olmayan; ,sahsiyeti olmayan; özel bir şahsa veya şeye bağlı olmayan; gram. yalnız üçuncü tekil şahıs kullanllan (fiil): (it snows gibi), gayri şahsi (fiil) impersonally z. kişisel olmayarak, bir şahsa veya ,seye bağlı olmaya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahibinin tasarrufundan çıkması yasak, satılamaz, devrolunamaz, alınamaz. inalienability i. elden çıkaralamayış. inalienably z. elden çıkarılmaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İnanılan doğru, uğurlu ve kutlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.İnalkut).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değişmez, değiştirilemez, degişiklik kabul etmez. inalterabil'ity i. değismezlik. inalterably z. değişmez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cehennemi, şeytani, cehenneme ait; iğrenç, melun. infernal machine suikast bombası. infernally z. şeytancasına; aşırı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kasığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuruluş veya kuruma ait; geleneğe ait, bir mevzuun esasına ait. institutional food herhangi bir müessesenin çıkardığı yemek. institutionalize f. kurum haline getirmek; adet haline getirmek; A.B.D., k.dili düşkünler evine yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) muhtelif mezhepler arasında vuku bulan, mezheplerarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) içe ait, içinde bulunan, dahili, iç; içilir (ilaç); içten, deruni, bâtıni. internal combustion engine iç yakımlı makina. internal evidence bir şeyin kendisinde bulunan delil. internal medicine dahiliye. internal revenue devlet geliri. intern

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) milletlerarası, beynelmilel, uluslararası, enternasyonal. international code Mors alfabesi; (den.) uluslararası işaret sancakları sistemi. Inter national Date Line Büyük Okyanus'ta gün değiştirme hattı. international Iaw milletlerarası hukuk. In

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) milletler arasında birlik ruhu veya fikri, enter - nasyonalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) enternasyonalizm taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) milletlerarası kontrola sokmak, enternasyonal hale koymak, beynelmilel kılmak. internationalization (i.) milletlerarası bir hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. irrationaliste

fel. us dışıcı

Us dışıcılık yanlısı olan (kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. irrationalisme

fel. us dışıcılık

Yaşamda ve bilgilerde us dışı ögelere tek yanlı olarak ağırlık veren, sezgi, sevgi, duygu ve içgüdüleri bilginin kaynağı sayan görüş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) akılsız, mantıksız, kaçık, deli, muhakeme kabiliyeti olmayan; makul olmayan, akla uygun gelmeyen; münasebetsiz, saçma; (mat.) yadrasyonel. irrational'ity (i.) mantıksızlık. irra'tionally (z.) mantıksız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mantıksız düşünce veya hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) eşzamanlı. isochronism (i.) eşzamanlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) haritada mıknatısın aynı eğilim veya düşüşünü gösteren. isoclinal lines bunu gösteren çizgiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), itina ile, özenerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful. painstaking özenli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful. painstaking. dainty. thoughtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. günlük, muhtıra; den. seyir jurnalı; yevmiye defteri; gazete; mecmua; parlamentonun her günkü çalışmasının yazıldığı defter, meclis zabıt defteri; mak. milin yataklara oturan kısmı. journal bearing çarkın mil yatağı. journal box mil kovanı. keep a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., aşağ. gazeteci üslubu, gazeteci ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazetecilik, gazete yazarlığı; gazete ve mecmua yayını, basın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. journalise f. yevmiye defterine geçirmek; muhtıra defteri tutmak veya bu deftere kaydetmek; gazetecilik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. journal) (denizcilik), fcvmiye defteri. Liman Jurnali = Gemi‘m limanda bulunduğu müddetçe hâdiselerin kaydolunduğu defter. Seyir jurnali = Sefer sırasındaki olayların kaydedildiği defter. bk. Curnal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Curnalcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cop. denouncer. informer. common informer. whistler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. canal). Tabiî veya sun’İ su yolu: Nehirden köye bir kanal vardır; arazinin sulanması için lâzım gelen su oradan akar. Bataklığın suyunu akıtmak için derince bir kanal açmak lâzımdır. Süveyş kanalı, Hind ve Uzak Doğu yolunu çok kısalttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canal. duct. channel. station. conduit. culvert. chamfer. chute. dike. drain. flume. gullet. gully. meatus. pass. passage. vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canal. channel. drain. duct. chute. channel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

channel. canal. duct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

TV channel. groove. mortise. chute. conduit. dike. drain. fairway. inlet. oggin. vessel. vestibule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canal , channel , duct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

through the channel of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lâğım sistemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainage. drain. gully drain. sewage. sewerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainage. sewerage system. sewers lağım döşemi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewer system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. canalisé

yönlendirilmiş

“Yönlendirmek, bir düzene koymak” anlamındaki kanalize etmek, “yönlenmek, bir düzene konulmak” anlamındaki kanalize olmak birleşik fiillerinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Karabina ile silâhlı: Karabinalı asker.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karayağız, kahraman yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Katolik mezhebinde en büyük pâye ki, bütün dünyada 100’ den az yüksek rütbeli rahip bu unvanı taşır. Al renkte cüppe giyerler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Coşkulu, taşkın, hareketli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kına ile boyanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hennaed. dyed with henna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hennaed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı sarayında mâbeyncilik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutun).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ödagacı, Hint ödağacı, botı Aquilaria agallocha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eşiğe ait; psik. şuur eşiğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzunluğuna, uzunlamasına; boylama ait. longitudinally z. boydan boya uzanarak, uzunlamasına olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mağzûbualeyhâ, c. mağzûbüaleyhim). Birinin gazabına uğramış, kendisine gazab olunan: Tanrı’nın gazabına uğramış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlam kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Mânâsı olan. 2. Mânâsı güzel ve derin olan. 3. Dolayısıyla bir şeye delâlet eden: Mânâlı söz; mânâlı bir bakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaningful anlamlı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expressive. meaningful. significant. something which has a meaning. full of meaning. knowing. pregnant. suggestive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kenarda olan, kenarda yazılı; verimi veya değeri kullanılışını lüzumsuz kılacak kadar düşük; son hadde yakın olan; psik. şuur dışında kalan, belirsiz şekilde hissolunan. marginally z. değeri az olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. derkenarlar, çıkmalar, haşiyeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. marginal

1. aykırı, 2. mat. son birim

1. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse). 2. En sonda yer alan birim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anneliğe ait, anneye yakışır; anne tarafından gelen. maternal aunt teyze. maternal grandmother anne anne. maternal uncle dayı. maternally z. anne gibi; anne tarafından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabaha ait, sabahleyin olan, erken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ilâç özelliği olan, iyileştirici, tedavi edici, teskin edici, tıbbi. medicinally z. ilâç vasıtasıyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («nevi» den masdar). Erişilen ve ele geçirilen şey: Mal ve menâl.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. boylam dairesine ait veya benzer; güneye ait; güneyde olan; i. güneyli; güney Fransalı. meridionally z. meridyen doğrultusunda kuzey ve güney.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. çok ufak miktarlann tahlili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA’L) (i. A.) (c. neâl). 1. Ayakkabı. Saff-ı neâl = Ayakkabıların bırakıldığı yer, oturulacak yerlerin en aşağısı. 2. At ve ona benzer hayvanların ayağına mıhlanan demir: Ata nal vurmak. Dörtnal = Dolu dizgin, alabildiğine: Dörtnal gidiyordu. Nalları atmak; dikmek = Ölmek. Nalına mıhına vurmak = Ne yapacağını bilememek. Naldöken = Taşlık, çakıllı (yol).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horseshoe. shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horseshoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horseshoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Agricultural Library.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Agricultural Library.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Aerospace Laboratories.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Acoustic Laboratories of Australia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نالان] inleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İnleyen, inleyici, ağlayan, feryad eden. Manası dolayısıyla isim olarak kullanılmamalıdır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inletmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA’L-BEND) (i. F„ Ar. na’l, Fars. besten = bağlamak, takmak). Nal takan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacksmith. horseshoer. farrier. black iron work. ironsmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nal takma işi ve mesleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nal, çivi ve benzeri şeyler yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardware dealer. ironmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardwareman. hardware dealer. ironmonger. builder's hardware merchant. ironmonger's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA’LÇE) (i. F.). Kaba kundura ve çizmelerin altına, fazla dayanmaları için mıhlanan demir: Çizmeye nalça çakmak, nalçalı kundura.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heel iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İnleme, inilti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناله] inilti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İnleme, inilti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). inleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İnleyen, inleyici.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نالنده] inleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İnleyen, inildeyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(NALİN) (i. A.). Bir çift ayakkabı, bir çift sandal, (m. Türkçe) Hamamda ve sulu yerlerde giyilen tahtadan, yüksekçe ve tesmalı ayakkabı: Nalın giymek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath clog (usually worn in a Turkish bath. clog. patten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NALİNCİ) (i.). Tahtadan yüksekçe tasmalı ayakkabı yapan ve satan adam. mec. Nalıncı keseri = Hep kendi menfaatini düşünen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). inleyen, inildeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nal takmak, nal geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national socialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nationalisme

milliyetçilik

Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. milli, ulusal, millete ait; i. yurttaş, vatandaş. national anthem milli marş veya şarkı. National Assembly Millet Meclisi. national bank milli banka; Amerika'da bankınot çıkarmaya yetkisi olan banka. national church bir devletin resmi kilises

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. millet; milliyet; vatandaşlık; milli özellikler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) geceye özgü; geceleyin olan; geceleyin çiçek açan; geceleri gezen veya yem arayan (hayvan). noctur nally (z.) gece, geceleyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nominal

1. saymaca, 2. ekon. yazılı

1. Gerçekte öyle olmadığı hâlde öyleymiş gibi kabul edilen, itibari. 2. Geçerli olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to a name or names; having to do with the literal meaning of a word; verbal; as, a nominal definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Existing in name only; not real; as, a nominal difference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nominalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A verb formed from a noun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A name; an appellation. being such in name only; 'the nominal head of his party' insignificantly small; a matter of form only ; 'the fee was nominal'; 'a token gesture of resistance'; 'a tokenish gesture' being value in terms of specification on currency

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relating to or constituting or bearing or giving a name; 'the Russian system of nominal brevity'; 'a nominal lists of priests'; 'taxable males as revealed by the nominal rolls'. insignificantly small; a matter of form only ; 'the fee was nominal'; 'a toke

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In name only Differences in compounding cause the nominal rate to differ from the effective interest rate Inflation causes the purchasing power of money to differ from one time to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The exact intended value for a specified parameter Tolerances are specified as positive and negative deviations from this value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure based on current-dollar value For income or spending, the nominal level is measured in current dollars See current dollar; compare with real [Back to top]. a measurement that is a designation or theoretical size that may vary from the actual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting the standard or ideal values of the parameters specified for the elements that make up bar code symbol characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest in frequency of the five low partials Given this name because the strike note of a bell is usually about an octave below the nominal; hence this partial provides the note-name of the bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nominal measurement is an approximate measurement; the actual measurement may vary slightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of, being or relating to a designated size that may vary from the actual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The value at which a system is designed to assure optimal operation Tolerance considers the 'normal' deviation of variable factors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Referring to the state of having desirable or acceptable ecological condition The quantified standard established for a condition indicator to represent the desirable or acceptable condition is called a nominal assessment endpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The targeted value for a dimension that defines the size of an ideal part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When used in reference to micron rating of cartridge filters, refers to an approximate size particle that will not pass through a filter Thus, a nominal one-micron filter is one that gets most of the particles larger than one micron See also Absolute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ideal value for a specified parameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Economic values expressed in current prices A general increase in prices will cause nominal prices to rise even if there is no real change in the value. a classification of data groups which do not have a specific order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A numeral used only to assign identification or label an object or set of objects For example: the number on a sports jersey Implies no order. 1) the face value of a security 2) the probable level of a market, but that level is not based on actual transac

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Often defined as the actual size of lumber before dressing or finishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nominal dimension is the industry term used to approximate a door size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partial of tuned bell an octave above prime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The exact or ideal intended value for a specified parameter Tolerances are specified as positive or negative values from this specified value. as expected or planned; normal. desired operating value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An approximate amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ismen mevcut olan, sözde; birinin ismini taşıyan; önemsiz; (ditb.) isim türünden veya isme ait olan, isimle ilgili. nominally (z.) ismen, sözde olarak; önemsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Nominal/Face Value)

Hisse senedi için pay senedinin üzerinde yazılı olan fiyattır. Tahvillerde ise, vade sonunda ödenecek değerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face value. nominal value. par value. nominal par.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. nominal price

yazılı fiyat

Hisse senedi, tahvil vb. için üzerinde belirtilmiş fiyat.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. nominal value

yazılı değer

Hisse senedi, tahvil vb. için üzerinde belirtilmiş değer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) adcılık, nominalizm. nominalist (i.) adcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Adcılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nominalisme

fel. adcılık

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ara sıra meydana gelen, fırsat düştükçe yapılan; belirli bir fırsat dolayısıyle yapılan. occasional chair takımdan ayrı sandalye. occasionally (z.) ara sıra, bazen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) meşguliyete ait; işgal kuvvetleri ile ilgili; meslek dolayısıyle meydana gelen (hastalık veya zarar). occupational therapy meşguliyetle tedavi, rehabilitasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hazır (ilâç), müstahzar; boya veya eczalarda kullanılan (bitkiler).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Anlayışlı yiğit. 2.Tanrısal gücü olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İleri git, lider ol anlamında.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, uğurlu, beğenilen yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ameli; kullanılmaya hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorunlu olmayan, isteğe bağlı. optionally z. ihtiyari olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sıra veya derece gösteren; biyol. takıma ait; i. kilise ayinleri kitabı. ordinal numbers mat. sıra sayıları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Orgun alp.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Örgün alp.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. asli, esasa ait, ilk; özgün, yeni, yeni icat olunmuş, orijinal; yaratıcı (zeka); i. aslı, kaynak, menşe; asıl nüsha, müsvedde; acayip kimse. original mind yaratıcı zeka. original sin ilah. kalı- tımla geçen veya doğuştan olan günah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaratıcılık; özgünlük. originally z. aslen, esasında; orijinal bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Kendisine mahsus, nev’İ şahsına mahsus. 2. Değişik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. original

özgün

Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

original. inventive. original. prototype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic. original. unusual. different. original özgün.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

original. institutional copy. prototype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. originalité

özgünlük

Özgün olma durumu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., geom. dikgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablolu yayın şebekenizde bu özellik varsa, TV’niz tüm kanal göstergeleri ve etiketleriyle birlikte otomatik olarak ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğan alp. Güçlü yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şiir söyleyen tatlı dilli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sakin, ağırbaşlı yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek arkadaş, dost.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. zata mahsus eşya; teçhizat; huk. evli kadının şahsi malları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. babaya ait, babaya mahsus, babaya yakışır; baba tarafından olan; babadan kalma. paternally z. babaca, baba gibi, pederane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (bir memleket, iş yeri, toplumu) pederane bir şekilde idare etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paternalisme

fel. babacılık

Devletin türlü sınıflar üzerinde babalık ederek bu sınıflar arasında denge kurmaya çalışması işlemi.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Bu terimin yerine artık PC Card terimi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cezaya ait, ceza kabilinden. penal code ceza kanunları. penal colony mahkumların gönderildiği sürgün yeri. penal servitude ağır hapis cezası. penally z. ceza olarak, ceza kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cezalandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Futbolda topun yalnız kalecinin koruduğu kaleye on iki adımdan çekilmesi cezası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. penalty

sp. ceza atışı

Futbol ve hentbolda ceza alanı içinde yapılan kural dışı bir hareket sebebiyle yalnız kalecinin koruduğu kaleye ortadan ve tam karşıdan yapılan atış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ceza; para cezası; (spor) penaltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şahsa ait, şahsi, zati, özel, hususi, zata mahsus; huk. şahsi eşyaya ait, menkul eşya ile ilgili; gram. uç şahıstan birine ait; i. gazetede belirli bir sahıs hakkında çıkmış olan yazı; huk şahsi eşya. personal appearance bir filim artistinin si

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kişilik, şahsiyet, ferdiyet; şahıs, zat; gen. çoğ. hakaret niteliğinde söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şahsına mal etmek; şahıslandırmak, kişilik kazandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. şahsen, bizzat; kendine gelince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. şahsi mal; menkul mal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğal olaylarla ilgili veya bu olaylar kabilinden; olağanüstü, harikulade, hayret verici. phenomenalism i., fels. olaycılık phenomenally z. harikulade bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazetede çok fotoğraf kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Outlook gibi ajanda işlevi gören yazılımlara verilen isim.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pırnar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Meşe ağacı çalısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pırnarlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok köşeli, çokgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., müz. çoktonlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. birkaç perdeyi birden kullanma tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. alay çeşidinden; i. dinsel tören esnasında okunan ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mesleğe ait, mesleki; ustalıklı; meslek sahibi olan; profesyonel; i. profesyonel kimse. profession- ally z. meslek bakımından, meslekçe, iş için; ustalıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. profesyonellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., gram. zamir kabilinden, zamire ait. pronominally z., gram. zamire ait olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. orantılı; i. bir başkasıyle orantılı olan nicelik veya sayı. proportional representation pol. nispi temsil. proportionally z. nispeten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçici, muvakkat, eğreti. provisionally z. geçici olarak; şartlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychanalyse

ruh. b. ruhsal çözümleme

Freud’un geliştirdiği, insanın uyumlu veya uyumsuz davranışlarının kaynağı sayılan, bilinçaltı çatışma ve güdüleri araştırıp bilince çıkararak davranış sorunlarını çözme yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychoanalysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychonalysis. psychoanalysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. psikanaliz, ruh çözümleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. psikanaliz yapmak, ruh çözümlemek. psycho. analyst i. psikanalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kişisel görüntü kaydedici.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeyrek final.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Roma şehrinin yedi tepesinden biri; bu tepe üzerinde yapılmış kral sarayı; İtalya'da krallık yönetimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rationaliste

fel. akılcı

Akılcılıktan yana olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. rationalité

fel. ussallık

Akla dayalı olanın niteliği.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. rationalisation

ussallaştırma

Herhangi bir işi veya davranışı akla uygun kılma.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. rationalisme

fel. ve top. b. akılcılık

1. fel. Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı. 2. top. b. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu. 3. top. b. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akıl sahibi, akıllı, makul, mantıklı; ussal; (mat.) rasyonel. rational'ity, rationalness (i.) mantıklılık, ussallık. rationally (z.) makul olarak, mantıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mantık, temel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) usçuluk, akılcılık, rasyonalizm. rationalist (i.) usçu, akılcı, rasyonalist rationalis'tic (s.) usçuluk felsefesine göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) ise (f.) bahane bulmak; mantığa göre açıklamak; mantıklı kılmak; (İng.) modernleştirmek; (mat.) rasyonel sayıya çevirmek. rationalization (i.) bahane; modernleşme; (mat.) rasyonelleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) geri çekilmeye ait; (i.) papaz ve koro heyeti kiliseden çıkarken okunan ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bölgesel, mıntıkaya ait veya mahsus. regionally (z.) bölgeye göre, mıntıka mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) her teşekkülün kendi kendini idare etmesi; eyaletlere bölme taraftarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) saltanata veya krala ait. regnal day kralın tahta çıkmasının yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. böbreklere ait; böbrekte bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. buruna ait; genizden veya burundan gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sağan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü yiğit, cesur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.). Gerçekte olmayıp zihinde tasarlanan, mevhum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjectural. imaginary. virtual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary. conjectural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary. virtual. imaginary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Adın duyulsun, ün kazan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ünün yayılsın, tanınmış şanlı bir insan ol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Normal stereo kulaklıkları kullanırken, sanal surround sesin keyfini çıkartabilirler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yalnızca iki hoparlör kullanarak surround ses efekti elde edilmesini sağlayan benzersiz Sony işleme yöntemi.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sanal).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ünlü, şanlı, tanınmış kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sargın).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. veya tek) Satürn bayramı; aşırı derecede eğlence ve sefahat bayramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir mevsime mahsus, mevsimlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir bölüme ait; bir bölgeye ait. sectionalism i. bölgecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bölgelere ayırmak; bölmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace be with you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace be with you ! (a greeting used by Muslims.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarım günlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. finalden önceki yarış; s. finalden önceki. semifinalist i. finalden önceki yanşta oynayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meni kabilinden, spermalı, tohum cinsinden; yeni ufuklar açan; gelişmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı profesyonel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ebedi baki daimi. sempiternity i. ebediyet, sonsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Şen).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Neşeli, canlı yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Altan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusal, hissi; heyecanlı, merak uyandırıcı, sansasyonel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. duyumculuk; heyecan uyandırıcı yöntemlere baş vurma, sansasyonalizm; iyiliği duygulara bağlı olarak değerlendirme kuramı. sensationalist i. sansasyonalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kuzeysel, yıldızdan gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital radyolar için analog radyolarda bulunan ayarlama düğmelerine benzer bir ayarlama sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) işaret; belirten herhangi bir şey; işaretle verilen emir; parola; saik: f. işaret vermek; işaretlerle bildirmek. signal box d.y. içinde işaret cihazı bulunan kulübe. Signal Corps ask. işaret alayı. storm signal fır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkate şayan, belli, açık, vazıh, aşikâr, dikkati çeken, işaret veren. signally z. dikkate şayan derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mümtaz hale getirmek, şöhret kazandırmak; dikkatle göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaret memuru, işaretçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sonuncu, son doğan yiğit, erkek çocuk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belkemiğine ait, omurga kemiğinde bulunan. spinal anesthesia omur iliğe iğne ile yapılan anestezi. spinal column anat. belkemiği, omurga. spinal cord anat. omurilik, murdarilik. spinal curvature tıb. belkemiğinin eğriliği, kamburluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvet veya dayanıklılığa ait; bot. stamene ait veya stamenlerden ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göğüs kemiğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., psik. bilinçaltıyla algılanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınır veya kenar çizgisi altındaki işlenmeye değmez (toprak); biyol. sınır veya kenara yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göksel, semavi; ilâhi; yüksek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün insanlığı kapsayan, milletler üstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şuur eşiğini aşmış, bilinç ötesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir veya birden fazla milletin siyasi imkânlarıyla sınırlanmamış olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. böbreküstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aydın, bilge yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan - altan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan - altay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tantana ile, tantana sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pompous. grand. grandiose. sumptuous. tumid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Technical Analysis)

Geçmişte piyasada oluşmuş çeşitli verilerin, bilgisayar ve grafikler yardımıyla geleceği tahmin etmede kullanıldığı bir değerleme yöntemidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ulaştırma yolunun sonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminal. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the end or extremity; forming the extremity; as, a terminal edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Growing at the end of a branch or stem; terminating; as, a terminal bud, flower, or spike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which terminates or ends; termination; extremity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Either of the ends of the conducting circuit of an electrical apparatus, as an inductorium, dynamo, or electric motor, usually provided with binding screws for the attachment of wires by which a current may be conveyed into or from the machine; a pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to a railroad terminal; connected with the receipt or delivery of freight; as, terminal charges.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The end of a line of railroad, with the switches, stations, sheds, and other appliances pertaining thereto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any station for the delivery or receipt of freight lying too far from the main line to be served by mere sidings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rate charged on all freight, independent of the distance, and supposed to cover the expenses of station service, as distinct from mileage rate, generally proportionate to the distance and intended to cover movement expenses; a terminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A town lying at the end of a railroad; more properly called a terminus. station where transport vehicles load or unload passengers or goods a contact on an electrical device at which electric current enters or leaves electronic equipment consisting of a d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry and is often referred to as a Dumb terminal - as in it cannot so any processing itself Usuall

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A monitor and keyboard attached to a computer, used for data entry and display Unlike a personal computer, a terminal does not have its own CPU or hard disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device or software program that allows you to send commands to a computer somewhere else This can be only a keyboard and a display screen In DNC applications this is a screen in software that emulates a physical terminal and allows you to type commands

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen an some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer- the software pretends to be a p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A computer Workstation linked to a Server or other computer over a Network on which a user may display information When it is merely a video display, it may be referred to as a 'Dumb Terminal'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device, usually a display monitor and a keyboard, used to communicate with the computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else A minimun would be a keyboard and display screen and some simple circuitry On a PC it is software that emulates a terminal allowing you to type commands to another computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer -- the software pretends to be

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An electronic device for communicating with a computer ; a terminal usually has a keyboard and a display screen and/or printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that provides a keyboard and display screen Characters typed at the keyboard are transferred to a host computer system, and characters sent from the host system are displayed on the screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Although not as prevalent in recent years due to the rise of the PC, terminals are still in use in some places A terminal is a simple device with a keyboard, a screen, a connection to a data network and no CPU The sole function of a terminal is to rel ay

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A screen and keyboard connected to a computer somewhere else The terminal doesn't run Unix and all those neat programs itself, it just lets you use the computer that does.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A computer input/output device which allows a person to interactively communicate with the computer Most terminals have typewriter style keyboards and a CRT screen for displaying your commands and the computer responses Real 'terminals' are rare these day

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a machine that allows you to send commands to a remote computer This usually requires at least a minimum of a keyboard and display This will usually use terminal software, which emulates a physical terminal One such software, known as X-Win, bring

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Using telnet, for example, you do not have to be at the console of the computer you wish to u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that works as a client of a central computer or host in a network It may simply consist of a keyboard and a video monitor or of a complete microcomputer using a special terminal emulation software In this case, it is called an intelligent termina

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a device that allows you to send commands to a computer somewhere else At minimum, this is usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A combination of a keyboard and monitor, which together provide the capability to interact with a computer system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device connected to a computer network that acts as a point for entry or retrieval of information Personal computers can be made to act as network terminals, by running terminal emulation programs. station where transport vehicles load or unload passeng

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data terminal , terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) uçta veya sonda olan veya bunlara ait; (bot.) dal veya sapın ucunda bulunan; demiryolunun başına ait; belirli zamanlarda meydana gelen; ölümle sonuçlanan; (i.) uç, nihayet, bağlantı; terminal; (elek.) kutup, terminal; demiryolu başı ile ona

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç boyutlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soluk al, yaşamını sürdür.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ses perdesine ait. tonally z. ses perdesine dikkat ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. tonalite, tonculuk, bir bestenin ton özelliği; resimde renk uygunluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn (on a lathe. to lathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be turned (on a lathe. to be lathed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turned on a lathe. lathed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geleneksel, ananevi. traditionalism i. ananeye bağlılık, gelenekçilik. traditionally z. geleneksel olarak, geleneklere göre traditionalist i. ananeye bağlı kimse, gelenekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçişe veya değişmeye ait. transitionally z. değişim müddetince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahkeme; hakim kürsüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç boyutlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üçlü; anat., zool. trigeminusa ait; i. trigeminus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç köşeli; kristalde üç katmerli simetriye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Tün - al. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat., zool. sarmal şekilde kıvrılmış, türbinal; i., bak. turbinated bone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yumuşak başlı, sakin, asil yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ukrainian. ukrainian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ukrainian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yüce, ulu, yiğit. 2.Ülgen - alp.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Adın duyulsun, tanın, ün kazan. 2.Ün al. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Adı duyulmuş, ün kazanmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ün aldı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saf, karıştırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ün ve şan kazanmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış, ünlü, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değiştirilmesi imkânsız, sabit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. çengelli, ucu çengel gibi eğik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kayıtsız şartsız. unconditionally z. kayıtsız şartsız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ana yasaya aykırı. unconstitutional'ity i. ana yasaya aykırılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göreneklere uymayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adi, bayağı; istisna kabul etmez .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek yönlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istemeyerek yapılan. unintentionally z. istemeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meslek standartlanna aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idrar kabı, ördek; helâ, ayak yolu, klozet, pota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. idrar tahlili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlar ve çevre birimlerinde bulunan bir veri bağlantı noktası.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. aşıya veya aşılamaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. satın alınır rüşvetle kandırılır, para ile elde edilir; onurunu satmaya hazır. venal'ity i. nüfuz ve yetkisini satma rüşvet yeme. venally z. rüşvet yiyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ilkbahara ait, ilkbaharda olan; gençliğe ait. vernal equinox ilkbahar noktası (21 Mart). vernal grass otlar arasında biten güzel kokulu bir ot bot. Anthoxanthum odoratum. vernally z. ilkbahar gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., nad. ince dallara ait, ince dal meydana getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. virginal, on altıncı ve on yedinci yuzyıllara ait ve çembaloya benzer ayaksız çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakireye yakışır, kıza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yağın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yalın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lateral. lateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yanda olan, yana düşen. 2.Alaca, değişik renkli. 3.Kırmızı pembe. 4.Nehir yatağı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yazgan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Galip gelmek, zafer kazanmaktan emir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yönünü, cepheni al.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Zıvanası olan. Zıvanalı sigara = Bir ucunda zıvana bulunan sigara.

Türkçe Sözlük by