Nap ne demek? | Nap anlamı nedir? | Nap

Nap anlamı nedir?

Nap ne demek?

Nap anlamı nedir?

Nap | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nap

Türkçe Sözlük

Gürültü azaltımı yöntemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped,- ping) i. uyuklamak, hafif uykuya dalmak, kestirmek, şekerleme yapmak; gafil bulunmak; dikkatsiz davranmak; i. hafif kısa uyku, şekerleme. I caught him napping. Onu gafil avladım. Hazırlıksız tuttum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped,- ping) (çuha) tüylü yüz, bazı tüylü kumaşların yüzündeki kısa iplikler; f. bezi fırçalayarak tüylendirmek. napless s. tüysüz, tüyü dökülmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

sıfat, eskimiş (a:li:cenap) Arapça 1. Cömert. 2. Onurlu, şerefli: "Senin annen mert, doğru ve alicenap bir kadındır."- Halide Edip Adıvar. 3. zarf Onurlu, şerefli bir biçimde: "Başkalarını tesir altında bırakması, zamanında alicenap davranması onun hakikaten kuvvetli bir kadın olduğunu ispat etmektedir."- Asaf Hâlet Çelebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principal. capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., şiir iki kısa ve bir uzun heceden meydana gelen vezin tefilesi, feilun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şehvet teskin edici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanape, üzerine peynir, ançuez veya salam konmuş küçük ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cenâb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ani hava soğuması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فناپذیر] yok olucu, fani.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çanakyapraklı ikiçe-’ neklilerden bir ağaç ve bunun kırmızı kabuklu sert çekirdekli meyvesi (zizyphus iniubar).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çiğde): Ayrı çanakyapraklı ikiçeneklilerden bir ağaç ve bu ağacın verdiği kırmızı kabuklu, sert çekirdekli, iri zeytin biçim ve büyüklüğünde bir yemiştir. Güz’ün olgunlaşır. Çiçekleri küçük ve yeşilimsidir. Meyveleri ise tatlımsıdır. Kullanıldığı yerler: Öksürüğü keser. Balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrıtaçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi hünnap’tır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refraining. abstaining. abstention. nonaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to refrain from. to abstain from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاج ناپذیر] tedavi edilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uymaz, tatbik olunamaz, ilgisiz. inapplicabil'ity, inap'plica bleness i. uygun olmayış, tatbik edilemeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. münasebetsiz, uygunsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. takdir edilemez; belirsiz, pek az, cüzi. inappreciably z. anlaşılmaz derecede, ehemmiyetsiz surette, pek az.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoşnutsuz, memnuniyetini göstermeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaklaşılamaz, erişilemez; eşsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygun olmayan, yakışık almayan, münasebetsiz. inappropriately z. yakışık almaz bir şekilde. inappropriateness i. uygunsuzluk, münasebetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. inept.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeteneksizlik, kabiliyetsizlik; uygunsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) terbiyesiz veya kendini beğenmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. canap4). 1. Arkalı ve iki yanlı uzun sedir. İki, üç kişi oturacak kadar uzun koltuk. 2. Bilhassa gravyer peynirli sıcak sandviç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .(-ed,- ing veya -ped,- ping) birini zorla veya hile ile kaçırıp götürmek, fidye almak için insan kaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (kenevir demek olan Ar. «kınneb» den). Kenevirden, kaba şeyler dikmeye ve bağlamaya yarayan ince sicim veya kalın iplik: Kınnapla dikmek, bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

string. twine. pack thread. pack twine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., Ieh. tık tık vurmak; kırmak, yarmak, parça parça etmek; sinirli konuşmak; dişlerle koparmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırt çantası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peygamberçiçeği, bot. Centaurea nigra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. amusement park. pleasure ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. fun fair. amusement park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amusement park. funfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. amusement park. pleasure ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. fun fair. amusement park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amusement park. funfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasoline jelled with aluminum soaps; highly incendiary liquid used in fire bombs and flame throwers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Incendiary, such as gelled gasoline, used in Vietnam by the French and the Americans using flame throwers and dropping in bombs from aircraft to serves as a defoliant and as an antipersonnel weapon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Napalm is a powdered aluminum soap or similar compound used to gelatinize oil or gasoline for use in napalm bombs or flame throwers, or the resultant gelatinized substance [53].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Napthenic Acid and Palmitate, a jellied incendiary used as a filler for bombs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jellied gasoline, dropped from attack jets, incinerated anything it hit, produced horrific burns in survivors. gasoline jelled with aluminum soaps; highly incendiary liquid used in fire bombs and flame throwers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. benzinle karıştırılarak bir yakıt meydana getiren pelte gibi bir bileşim, napalm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناپایدار] kalıcı olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناپروا] korkusuz, pervasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofra örtüleri ve peçeteleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. neftyağı, gazyağının çok hafif bir cinsi; petrol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. naftalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. turp şeklinde (kök).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peçete, peşkir; İng. çocuk bezi; sıhhi pamuk, hijyenik bağ. napkin ring peçete halkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Napoli şehri. Naples yellow antimon boyası, açık sarı boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pötifur; yirmi franklık Fransız altını, Napolyon altını, bir iskambil oyunu; b.h. Napolyon. Napoleonic s. Napolyon'a ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ileri doğru çıkmış yukaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yayık tabak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sert; sarhoş; i., (İskoç) sert bira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. havlı, tüylü; kıvırcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng, k.dili çocuk bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hazır bulunmama, gıyap, yokluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avustralya'ya ve Yeni Zelanda'ya mahsus bir çeşit balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hollanda ve Almanya'ya mahsus alkollü sert içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفاناپذیر] iyileşmez, onulmaz, şifa bulmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hardal yakısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ( -ped, -ping) i., s., z. şakırdatmak; çatırtı ile kopmak veya koparmak; çat sesiyle kapanmak veya kapatmak; dişleriyle kapma sesi çıkarmak; kıvılcım saçmak (göz); birdenbire harekete geçmek; enstantane fotoğraf çekmek; i. kapma; kopma; kopma sesi; h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ön kenarı aşağı veya yukarı bükülebilen şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aslanağzı, bot. Antirrhinum lesser. snapdragon danaburnu, bot. Antirrhinum orontium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çat diye ses çıkaran şey; büyük kaplumbağa; levreğe benzer bir balık, zool. Lutianus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aksiliği tutmuş, babası üstünde olan, huysuz. snappishly z. aksilik ederek. snappishness i. huysuzluk, aksilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enstantane fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyot. iki nevronun birleştiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. kromozomların birleşmesi; bak. synapse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müracaat edilemez; huk. temyiz edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zevksiz, cazip olmayan, nahoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arkadaşlık edilmesi zor olan; ulaşılmaz; yaklaşılmaz; mukayese edilemeyecek kadar üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygunsuz; muhtemel olmayan; zeki olmayan. unaptly z. uygunsuzca. unaptnoss i. uygunsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) yayına basarak gevşetmek; açmak (çıtçıt).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Önceden belirlenmiş süre sonunda bir alarmı devreye sokar. İstenen süre görünene kadar tekrar tekrar NAP düğmesine basın. Seçilen NAP süresi geçtiğinde, alarm çalar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. kendini bir şey zanneden delikanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [زوال ناپذیر] yok olmayan, kalıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by