Nar-ı Beyza ne demek? | Nar-ı Beyza anlamı nedir? | Nar-ı Beyza

Nar-ı Beyza anlamı nedir?

Nar-ı Beyza ne demek?

Nar-ı Beyza anlamı nedir?

Nar-ı Beyza | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nar beyza

Türkçe Sözlük

(i. A. fizik). Beyaz hâle gelmiş, ateş, akkor.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.)- (bkz.Pınar).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Pınar).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), anarşiye ait; kanun tanımayan anarchist (i). anarşist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anarşi; kargaşalık, ihtilâl. anar'chic (s). anarşiye ait; kanun tanımıyan. anarchist (i). anarşist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Öte yan. Anarı beri = Öte beri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kumanda yokluğu, başsızlık. Hükümeti olmayan yahut hükümetinin hiç bir otoritesi kalmayan bir milletin durumu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarchie

kargaşa

Kışkırtma ve karışıklık yoluyla toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarchique

kargaşalı

Kargaşa niteliğinde olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Anarşi taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarchiste

kargaşacı

Kargaşa çıkaran kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchist. anarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Devletin varlığını hiç bir surette tanımayan, her türlü iktidarı reddeden bir doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarchisme

kargaşacılık

Tarihsel şartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılmasına çalışan öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarthrie

tıp dil tutukluğu

Tarihsel şartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılmasına çalışan öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Sen Bernar'a veya onun tarikatma ait; i. bu tarikat mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demir çubuklardan yapılmış iskeleti olan beton.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforced concrete. armoured concrete. ferroconcrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforced concrete. armoured concrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yahut: BEYDA) (i. A.). 1. Beyaz (müennes). Hil’at-i beyzâ = Beyaz kaftan. Şeyhülislâm kaftanı. Millet-i beyzâ = Müslümanlar. 2. Yumurta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيضا] bembeyaz, çok beyaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Daha ak, çok beyaz. 2.Günahtan kaçınmış. Günahla kirlenmemiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bey oğlu, babası reis veya Amir olan. 2. Soylu, asîl, necîb, kişizâde. 3. Osmanlı prensesleri olan sultanların oğlu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Beyoğlu. 2.Soylu kimse. - Farsça’dan birleşik isim olarak Türkçeleştirilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Soyluluk, asâlet, necâbet, kişizadelik. mec. Müsriflik, düşüncesizce hareket, hoppalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tenâsül Aleti. .

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Beyzavi (Abdullah b. Ömer). İran’da yaşamış Tefsir ve Kelam alimi. Şafii mezhebindendir. Tefsirin yanında fıkıh usulü, kelam ve irab hakkında eserler vermiştir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. 200 yıllık, 200 yılda bir tekrarlanan; i. 200. yıldönümü, 200. yıldönümünü kutlama töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. iki kısımdan meydana gelen, çift; bot. çift; mat. çift değişkenli, biner; biyol. çift isimli; i. iki şeyin karışımı. binary star çiftli yıldız. binary system çiftli sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle kağıt para devrinden önce, alışverişte kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyorlardı. Her devirde olduğu gibi, o devirde de bulunan bazı düzenbazlar, bu paraları kenarlarından kazıyarak, çok az miktarda da olsa, bu değerli madenleri biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı.

O devirlerde tüccarlar, parayı tartıyorlar ve ağırlığı eksikse kabul etmiyorlardı. Tabii, para da elinizde kalıyordu. Antik para kataloglarında dikkat ederseniz, paraların büyük bir kısmının tam yuvarlak olmadığını görürsünüz.

Bu sorunu çözmek ve halkı eksik paraya karşı korumak için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu tırtıllar sayesinde paranın kenarının kazındığı hemen belli oluyordu ve kenarı kazınmış parayı kimse almıyordu.

Bu adet günümüze kadar devam etti. Artık içinde değerli bir maden bulunmamasına rağmen, bozuk paralarımızın kenarlarında ya tırtıl ya da bir yazı vardır.

Günümüzde madeni paralar ‘bozukluk’ veya ‘ufaklık’ adı altında sadece küsuratları ödemede kullanılıyor. Bozuk paralar da para olma niteliklerini kanundan almalarına rağmen, kullanılmalarında bazı sınırlamalar vardır.

Gerek kağıt, gerekse madeni para olsun, her ikisiyle de yapılan ödemeleri kabul etmemek mümkün değildir. Buna ‘Kanuni Tedavül Mecburiyeti’ denilir ki, kağıt paralarda bu mecburiyet sınırsızdır. Ödenen miktar ne kadar büyük olursa olsun, bunu karşı taraf kabul etmek mecburiyetindedir.

Madeni paraların ise mecburiyeti sınırlıdır. En çok üzerlerinde yazan değerin 50 katını tamamen bozuk para ile ödeyebilirsiniz. Örneğin 50 bin liralıklarla, 2,5 milyona kadar ödemelerinizi yapabilirsiniz ama daha fazlasını da bozuk para ile ödeme isteğinizi karşı taraf kabul etmeyebilir.

Kağıt paraların Merkez Bankası tarafından basıldığı bilinir de, madeni paraları Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı pek bilinmez. Madeni paraların toplam para stoku içindeki oranı da yaklaşık yüzde l civarındadır.

Hiç dikkat ettiniz mi? İnsan yüzleri kağıt paralarda önden, madeni paralarda ise yandandır. Madeni paralarda yer çok küçük olduğundan, kabartma tekniği ile bir yüzün tam detayını vermek mümkün olamamaktadır. Yandan bir profil kişiyi daha iyi tanınır kılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Pınar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uydurma, asılsız haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanarya kuşu, (zool). Serinus canarius; kanarya sarısı; Kanarya adalarında yapılan bir çeşit tatlı beyaz şarap. canary flower kanarya çiçeği, (bot). Tropaeolum peregrinum. canary grass kanarya otu, (bot). Phalarus canariensis. canary seed kuş yemi. c

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -ri) 19 asırda italya, ispanya ve Fransa'da faaliyette bulunan gizli siyasi kuruluşun üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektif yüzeylerindeki ışık yansımasını azaltarak gölgelenme ve parlama gibi sorunları ortadan kaldıran çok katmanlı T* kaplamasına sahip bir objektif. Geleneksel objektiflerden daha az yansıma ile daha fazla doğal ışık görüntü çipine ulaşabilir, böylece daha doğal ve canlı görüntüler oluşturulabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Carl Zeiss®’in profesyonel sınıf, tam kaplamalı, hassas cam lensleri, sapmasız optik mükemmellikleriyle ünlüdür. Görüntünün kenar kısımlarında bile net görüntüler ve daha az bozulma sağlar. Optik zoom, geniş açıdan telefotoya kadar çok geniş bir aralık sağlayarak, fotoğrafçının görüntü çerçevesini mükemmel biçimde belirlemesini sağlar. Optik elemanlara uygulanan gelişmiş kaplama, kontrastı ve renk doğruluğunun daha iyi olmasını sağlarken istenmeyen suni efektleri azaltır. Vario-Sonnar® lensler, daha fazla ışığı etkili biçimde topladığından, daha iyi fotoğraflar çekmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(s), (mat). aynı dikey çizgi üstünde olmayan iki noktadan sarkan bir zincir veya kordonun çizdiği eğri; (s). bu eğriyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çınar, çınar ağacı. Latincesi: Platanus.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چنار] çınar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). yüz yıl yaşamış olan, yüz yıllık, yüz yıla ait;(i). yüz yaşındaki kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yüz yüz yıllık; yüz yılda bir vaki olan; (i). 100 yıldönümü; yüzyıl, asır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Kenarları birbirine eşit olmayan çokgen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendisine bir şey devredilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça: çenâr). Gayet büyük ve uzun dallı, verimli ve ömrü uzun bir ağaçtır. Arapça’da delb denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane-tree. plane. sycamore. sycamore maple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane. sycamore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Çınar ağacı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Yaban karanfiline benzer bir çeşit çiçek.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(platanus): Çınargiller familyasından; 30 metreye kadar boy salan, gövdesi kalın, uzun ömürlü, koyu gövdeli bir ağaçtır. Hekimlikte kozalakları ve yaprakları kullanılır. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Diş ve vücut ağrılarını dindirir. Saç kepeklerini giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Çınaralya’nın galatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çınar ağaçları olan yer, çınar ormanı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekerleme imalathanesi ; şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). müşterek vârislik; ortaklık; müşterek mülk sahipliği. coparcener (i). müşterek varis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). taç ile ilgili; (tıb). kalbi besleyen damarlara ait: i kalp damarlarının kan pıhtısı ile tıkanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yemek pişirme ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. denarii) eski Roma'da gümüş para veya para birimi, dinar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (der = zarf edatı, kenâr = kıyı). Kenarda bulunan, bir yazının kenarına yazılmış mütalaa ve ifade, not, hâmiş, hâşlye: Derkenâr etmek. Bir derkenâr yazmak. Bâ der-kenlr beyin etmek = Notla göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marginal note. note written in / on the margin. marginal nfr. postscript up s. ). sidenote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [درکنار] kenar yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sözlük, lügat, kamus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. denânîr). Eski bir altın para. Dinar ve direm =’ Para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dinar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A petty money of accounts of Persia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ancient gold coin of the East.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dinar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The monetary unit of Abu Dhabi, Aden, Algeria, Bahrain, Iraq, Jordan, Kuwait, Libya, South Yemen and Tunisia. 100 dinars equal 1 rial. the basic unit of money in Yugoslavia. the basic unit of money in Tunisia. the basic unit of money in Libya. the basic u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski bir altın para, dinar; Yugoslavya, İran, Irak, ürdün, Kuveyt ve Tunus'ta para birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sert amir, disiplin taraftarı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s(b disiplinle ilgili, inzibata ait; tahsil ve terbiyeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Beherine veya her defasında doksan: Doksanar kuruş bölüştüler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sadaka, iane veya hayır işlerine ait, sadaka olarak verilmiş; i. iane ile geçinen kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Enâre fiilinden ve ef’al bâbından mâzî olup dua yerinde şu tâbirde kullanılır: Enârullah-ı kabere = Tanrı kabrini aydınlatsın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. enartros, oynak eklemlerin bir cinsi, mafsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı kenger). Meşhur sebze, A. arz-ı şük (Fransızlar’ın artichaut’ su «arz-ı şük» dan galat olsa gerek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artichoke. globe artichoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artichoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artichoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cynara): Bileşikgillerden; kökü yıllarca yaşayıp, her ilkbaharda yeniden süren dikenli bir bitki ve bunun sebze olarak yenen iri topuz biçimindeki yeşil çiçeğidir. Killi, kumlu ve rutubetli toprakalarda yetişir. Çok iyi bir besindir. İçeriğinde “cynarine” vardır. Kullanıldığı yerler: Kandaki üre ve kolestrolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Şeker hastaları için çok faydalıdır. Bedeni ve ruhi bitkinliği giderir. Vücuda dinçlik verir. Sinirleri güçlendirir. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Böbreklerdeki kumların dökülmesine yardım eder. Karaciğer hastalıklarının çabuk geçmesini sağlar. Sarılıkta faydalıdır. Romatizmanın şikayetlerini geçirir. Mide ve bağırsakları temizler. İshali keser. Emzikli kadınlar, böbreklerinde veya mesanelerinde itihap olanlar yememelidir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tuzağa düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (matematik). Kenarları eşit olan: Eşkenar dörtgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lozenge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhombus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhombus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilateral triangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kabile reisi, başkan, şef; vali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) bir kilisenin dış dehlizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zorbalığa ait, zalim, insafsız, görevini kötüye kullanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). olağan üstü, fevkalade, nadir, garip,müstesna, özel bir durum için görevlendirilmiş. extraordinar'ily (z). fevkalade bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fener.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i memur, gorevli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. tenasül ve idrar yollarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. iri budak, yumru, boğum; f. burmak, yamru yumru bir hale getirmek. gnarled, gnarly s. budaklı; boğum boğum, yamru yumru, yıpranmış (eller).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tahıl ambarı; çok tahıl yetiştiren bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Nar çiçeği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Hisar, kule.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nar çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok büyümüş, gelişmiş, serpilmiş.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırlangıçbalığı, (zoot.) Trigla hirundo. armed gurnard dikenli öksüz balığı, (zool.) Peristedion cataphractum. fly ing gurnard uçan kırlangıç, (zool.) Dac tylopterus volitans. gray gurnard benekli kırlangıçbalıgı, (zool.) Trigla milvus. red gur

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلنار] nar çiçeği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) devletin kadınlar tarafından idaresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nar tanesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Üçgen ve yamuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isosceles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isosceles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trapezoid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayal mahsulu, hayali. imaginary number sanal sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çin usulüyle aşılamak, bir ağacın dalını kesmeden başka bir ağaca aşılamak. inarching i. çin aşısı, yanaştırarak yapılan aşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nûr» dan masdar). Işıklandırma, nurlandırma, aydınlatma, Ar. tenvir (tenvir daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اناره] aydınlatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Nurlandırma, aydınlatma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kucaklamak, kolları arasına almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendisini iyi ifade edemeyen; meramını anlatmaktan âciz; anlaşılmaz; dilsiz; ifade edilmemiş; biyol. mafsalsız, oynak yeri olmayan. inarticulately z. meramım anlatamayarak, ifadeden âciz bir şekilde. inarticulateness i. meramını anlatamayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sanat değeri olmayan; içinde sanat zevki veya kabiliyeti bulunmayan. inartistically z. sanatsız şekilde, zevksizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., k.dili iç kısımlar, iç organlar (makina, vücut).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. ensnare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gelenek veya âdetlere ait, hukukla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bir kaç bilim dalıyle ilgili .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ayın görünmediği zamanla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nûr» dan masdar). Nurlandırma, parlatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Etleri yenecek hayvanların kesilip yüzüldüğü yer, sâlhâne. mec. Ayağı ile kanaraya gitmek = Ölümü arayıp bulmak, kendini tehlikeye atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a historical region of southwestern India on the west coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a historical region of southwestern India on the west coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avrupa’ca bu isimle tanınmış Kanarya Adaları’ndan getirilmiş küçük bir sarı kuştur kl, güzel ötüp her havayı çağırmaya da alışabildiği için kafeste tutulur ve yavrusu da yetiştirilir. Kanarya ötmesi; kanarya kafesi. Kanaryaotu = Bir cins bitki. Kanaryaçiçeği = Bir cins bitki. Kanarya sarısı = Açık sarı. Kanarya yemi = Yemi ufak taneli bir cins tahıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canary. canary bird. serin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Eski gemilerin kıç tarafında önü parmaklı taraça (bahçelik de denmiştir).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(senecio): Bileşikgiller familyasından bir bitki cinsidir. Adikanaryaotu denilen çeşidi, bütün yıl boyunca çiçek açan 10-40 santimetre boyunda bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri küçük silindir şeklindedir. Meyvelerinin içeriğinde uçucu yağ, tanen, reçine, inulin vardır. Köklerinde ise; “Senecin” ve “Senecionin” adlı iki alkoloid bulunur. Kullanıldığı yerler: Aybaşı kanamalarını düzenler. Aybaşı ağrılarını keser. Bağırsak kurtlarını düşürür. İshal, dizanteri ve kanamalarda faydalıdır. Yaraları iyileştirir. Romatizma ağrılarını keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling. very hot. piping hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıcak maden suyu banyosu, üstü açık, sıcak maden suyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot spring. thermal spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KENAR) (i. F.). 1. Çevre: Bezin kenarı: Bahçenin, çayırın kenarı. 2. Sahil, kıyı: Deniz, ırmak kenarı; nehrin bir kenarından öbür kenarına geçmek. 3. Uç, köşe, tenha yer: Bir kenara çekildi; köşede kenarda”. 4. Çevre pervazı, çerçeve, çeviren çizgi vesaire: Kitap, resim kenarları. 5. Kitap veya mektubun kenarına yazılan şey, not (bu mânâ eskimiştir): O kitabın istifadeli kenarları vardır. 6. Kucaklama, Fars. der-Ağûş. Bûs-ü kenar = Öpme ve kucaklama. Der-kenâr = bk. Derkenar. 6. Kıyıda bulunan, tenha, kenar yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edge. brim. border. side. margin. brink. rim. brow. flange. hem. lip. marge. skirt. skirting. verge. wale. wheal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. border. brink. cushion. edge. edging. flange. fringe. lip. margin. rim. side. skirt. surround. corner. nook. brim. selvage. selvedge. hem. bank. shore. brink. cushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کنار] kıyı. 2.kenar, yan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slum quarter. shackles. slum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz kıyılarında çalışan balıkçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Kenar, kıyı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çevresinde pervaz ve çerçeve gibi bir şeyi olan: Kenarlı basma; yeşil kenarlı bohça. 2. Dip notu, notu olan: Kenarlı kitap (bu mânâsı eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having an edge / border / margin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edging. border. railing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edging. border. balustrade. railing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. geometri) (uyd. k.). Üçgenin her tepesinden karşı kenarın ortasına çekilen doğru parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

median.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ucu olmayan, uçsuz, sonsuz, Fars. bt-pâyân: Gökyüzü kenarsızdır. 2. Çerçevesinde pervaz, çizgi veya çiçek gibi bir şeyi olmayan: Kenarsız halı. 3. Not, dip notu, hâmiş ve hâşiyesi olmayan: Kenarsız kitap.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. budak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit orman ve süs çamı familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fir. fir tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nomad. nomadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(momordica): Kabakgiller familyasından, tırmanıcı, ince gövdeli, bir yıllık bir bitkidir. Yaprakları saplı ve el gibi parçalıdır. Meyvesi olgunlaşınca, birbirinden ayrılır. Meyveleri 10-15 cm boyunda şişkin ve iki uçta incelmiş şeklindedir. Üzerinde kabarcıklar vardır. Turuncu - sarı renktedir. Ev ilaçlarında, zeytinyağı ile karıştırılarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mide ülserini tedavi eder. Egzama ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır. Yaraların çabuk kapanmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) özellikle dinde geniş düşünüşlü, mutaassıp olmayan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı kiliselerde ayinlerde okunmak üzere ayrılmış parçaları kapsayan kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. alaylardan ibaret, alaylardan meydana gelmiş; alaya mensup; i. bir alaya mensup er.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışık veren cisim (bilhassa günes veya ay); aydınlatıcı ve bilgili kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aya ait, kameri; yarımay şeklinde; gümüşe ait, gümüşlü. lunar caustic cehennemtaşı. lunar distance ayın güneşten veya bir yıldızdan derece hesabıyle olan uzaklığı. lunar module, LM aya insan götürmek için kullanılan roketin en ön kısmı. lunar month

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayda yaşadığı farz edilen kimse; ayı inceleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nevr» den im.). Fener kulesi, gemilere yol göstermek için yapılmış fenerin kulesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Minare.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناره] minare.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yalnız kâr veya çıkar gözeten, paragöz; ücretli (yabancı orduda hizmet eden asker); i. yabancı orduda ücretli asker. mercenarily z. çıkarına düşkün şekilde. mercenariness i. çıkar düşkünlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bininci, bin yıla ait; kıyametten evvel barış ve selâmetin hüküm süreceği farzolunan bin yıllık devreye ait; i. bu devrin geleceğine inanan kimse. millenarianism i. bin yıllık barış ve selâmet devresine inanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bin yıla ait; bin yıllık devreye ait; i. bin ylllık devre; bu devrin geleceğine inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nûr» dan im.) (Ar. okunuşu «menâre» dir). 1. Camilerde müezzinin ezan okumasına mahsus yüksek, bir veya birkaç şerefeli kule. 2. (bk.) Menâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. minare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. misyoner .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kral, padişah, hükümdar. monar'chic(al) s. krallık usulüne ait. mon'srchism i. krallık hükümeti sistemi, kraliyetçilik. monarchist i. krallık usulü taraftarı, kraliyetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manastır hayatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. krallık, padişahlık, monarşi, tekerklik; kral sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Bir hükümdar tarafından yapılan devlet yönetimi. Parlamanter (meşrûtî) demokrasi veya mutlakıyet şeklinde ölebilir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchie

top. b. tek erklik

Siyasi otoritenin genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet düzeni veya rejim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchiste

top. b. tek erkçi

Monarşizme ilişkin, bu rejimi benimseyen ve savunan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchisme

top. b. tek erkçilik

Monarşi yanlılarının siyasi öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Od, ateş. İhrâk-ı bi’n-nâr = Ateşte yakma. 2. Cehennem. 3. Ateş gibi yakıcı şey, dert: Nâr-ı aşk, nâr-ı firkat. Birinin nârına yanmak = Onun yüzünden zarar ve kedere uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nargillerden bir ağaç ve bu ağacın ufak taneli meyvesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pomegranate. pomegranate apple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pomegranate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pomegranate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Association of Realtors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

CRS New arrival information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The National Association of Realtors is the leading trade organization for real estate agents and brokers who become members by agreeing to abide by the organization's code of ethics Members may call themselves Realtors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Network Area Representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Association of Realtor's. An organization formed in 1908 consisting of individuals involved in the business of real estate, dedicated to the improvement or real estate training and ethics. part of every Kilrathi's name Nar is used between the Kil

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Architecture Review.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Man. metal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نار] ateş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نار] nar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(rümman): Nargiller familyasından; Akdeniz bölgesinden Japonya’ya kadar yabani olarak yetişen canlı kırmızı çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe dikenli bir ağaçcıktır. Yaprak kenarı ve sapı kırmızımtıraktır. Çiçekleri parlak kırmızıdır. Meyvesi (Nar); portakal büyüklüğünde, esmer kırmızı renkli, çok tohumludur. Yenen kısmı, tohumlarının etli ve bol usareli kısmıdır. Ağacın gövde, kök ve dal kabukları; nişasta, mannit, reçineli maddeler, asitler, tanen, punicin ve olkoloidler taşır. Nar kabuğundan yapılan ilaçlar tenya düşürmek için kullanılır. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Burun poliplerine faydalıdır. Şerit düşürür. Kalbi kuvvetlendirir. Zayıflara faydalıdır. Mide ve bağırsak hastalığı olanlar, küçük çocuklar ve hamileler fazla kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. fizik). Beyaz hâle gelmiş, ateş, akkor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bağırma, çağırma, haykırma, sarhoş bağırması: Nâra atmak, vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yell. shout. cry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means the National Archives and Records Administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Archives and Records Administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Archives and Records Administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Archives and Records Administration The U S National Archives, located in Washington DC, is charged with storing historical documents of the United States Military records over 70 years old , ship's passenger lists, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. afyondan çıkarılan acı beyaz alkaloit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grenadine red. reddish orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fars. nargîl’den Ar.iaşmış). Hindistancevizi. Şecer-i nârcîl = Koka ağacı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine hayran olma, narkislik, narkisizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nergis çiçeği, zerrin, fulya, bot. Narcissus; b.h. Yunan efsanesine göre suda gördüğü kendi hayaline âşık olan genç adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. narkotik tiryakiliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ilaç ile meydana gelen uyuşukluk, narkoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. uyuşturucu, uyuşukluk verici, narkotik; i. uyuşturucu ilâç, narkotik; narkotiğe alışmış kimse; uyuşturucu herhangi bir şey. narcotize f. ilâç ile uyuşturmak veya uyutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hint sümbülü, bot. Nardostachys jatamansi; sümbül yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Nar taneleri. 2.Gözyaşı damlaları.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nar tanesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nar, erik, elma, kızılcık gibi bazı meyvelerden çıkarılan ekşi pekmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). ikiçeneklilerden Rum sünbülü denen bitki ve çiçeği (eryngium).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Bir çeşit sümbül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Turunç, portakal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nârenciyye) Turuncu, turunç renginde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نارنجی] turuncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Turunçgiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrus fruits. citrus trees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrus fruits. citrus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نارس] ham, olgunlaşmamış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., anat. burun delikleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نارسا] ham. 2.uygun olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناروا] yakışık almaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NArcîl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tönbeki içmeye mahsus takım ki, bir şişe ile bunun ağzına takılan ve lülesi olan bir baştan ve bunun bir yanında enbûbeye takılan marpuçtan ibarettir. Nargile aslında hindistancevizi kabuğundan yapılır. Bu meyvenin Farsça ismi olan nargil’den bu ismi almıştır: Nargile içmek, nargile başı. mec. Nargile suyu = Pek lezzetsiz içecek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hubble-bubble. water pipe. hookah. hooka. narghile. nargile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hubble-bubble. water pipe. hookah. narghile. hubble- bubble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An apparatus for smoking tobacco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It has a long flexible tube, and the smoke is drawn through water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water pipe. hookah. hubble bubble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nargile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Nargile içen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi nardır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ateş renginde, kırmızı gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nark.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نرخ] nark.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nâriyye). 1. Ateşe ait. 2. Yanar, tutuşur, patlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnce, zarif, nazik, kaba olmayan: Güzel bir kayık ama pek nârin; nârin adam, bina (eski Türkçe’de «iç, orta» demektir). Nârin kale = İç hisar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slim. slender. delicate. frail. fragile. fine. slight. sylphish. sylphlike. sylphy. willowy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brittle. delicate. fragile. frail. sensitive. slender. slight. willowy. slim yepelek. nazenin. slim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of delicate build. delicate looking (thing. dainty. delicate. fragile. soft. svelte. tender. tenuous. willowy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İnce, zarif yapılı, nazik. Zayıf çelimsiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frailness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ateşle ilgili, cin peri. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Et ve ekmek gibi zarurî ihtiyaç maddelerine hükümetçe konulan fiyat: Ete, ekmeğe nark koydular.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. İng, (argo) hırsızları tongaya düşüren kimse; f. tongaya düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) narkotik ajanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Afyon, morfin gibi uyuşturucu maddelerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. narcotique

uyuşturucu

Uyuşturma özelliği olan, uyuşturan (madde).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). İlâçla sağlanan bayılma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcosis. anesthesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Ameliyat sırasında hastaya narkoz veren doktor, Fr. narcositeur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anesthesiologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anesthetist. anaesthetist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anesthetist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nakletmek, hikaye etmek, söylemek, anlatmak. narra'tion i. anlatım, anlatış; hikaye, fıkra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. hikaye, fıkra; hikaye söyleme sanatı; s. hikaye kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. dar, ensiz; sınırlı; dar düşünceli, dar fikirli; darlık içinde; cüzi, az; sıkı, dikkatli; İng., leh. hasis, tamahkar, cimri; i. dar geçit, çoğ. dar boğaz; f. daraltmak, eninden almak; sınırlamak; kısmak; daralmak, çekmek, ensizleşmek. narro

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dar fikirli, dar görüşlü, bağnaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kendi kendine Aşık olma veya kendi şahsına hayran olma manisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. narcissisme

ruh b. özseverlik

Kişinin kendi bedensel ve ruhsal benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, narsistlik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcicism. narcissism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. narcissist

ruh b. özsever

Kendi benliğine bağlanan, hayran olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcissist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. kiliselerde dış dehliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizgergedanı, zool. Monodon monoceros.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., leh. hiçbir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) doksanlık, doksan yaşına gelmiş; (i.) doksan yaşında kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) seksen yaşında, seksenlik (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Her defasında on: Tahtaları onar onar yüklettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ten a piece. ten each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ten a piece. ten each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Daha iyi bir duruma giren, mutlu olan. Hastalıktan, dertten kurtulan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Düzelten, yararlı bir duruma getiren. İyileştiren, tedavi eden. 2.Başaran, bitiren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be repaired. to be restored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be repaired. to be restored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair. reparation. renovation. maintenance. mend. refitment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair. restoration. reparation. restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair. corrective maintenance. restoration. repair work. restorage. rehabilitation. restitution. improvement. overhauling. overhaul. after sales service. reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restorer. repairer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restorer. repairer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. iyiye döndürmek, tamir ve ıslah etmek. 2. (bk.) Metin tamiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair. restitution. restoration. reparation. overhauling. overhaul. development. innovation. improvement. mending. reconditioning. refection. repairing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair. mend. restore. renovate. debug. doctor. patch up. redress. refit. remedy. tinker up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fix. mend. overhaul. recondition. renovate. repair. restore. service. to mend. to repair. to fix. to recondition. to restore. to renovate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to repair. to restore. to make amends for. to improve. to overhaul. to rehabilitate. to repaint. to innovate. amend. bushel. to make good. renew. service. sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb repair or restore sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb repair or restore sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. adi, alışılmış, alelade, bayağı, usule göre; huk. doğal, tabii (hak); i. alışılmış şey; Katolik kilisesinde ayinin değişmez kısmı. ordinarily z. genellikle, çoğunlukla. ordinariness i. bayağılık. out of the ordinary adi olmayan, olağan dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Üstün derecede profesör mânâsındaki «ordinaryüs profesör» sözünde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senior professor holding a chair in a university. professor in ordinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senior professor holding a chair in a university. professor in ordinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz çınar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öz pınar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Karşılıklı kenarları paralel olan dörtgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhomboid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallelogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paralleogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhomboid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallelogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paralleogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. müşterek varislik, ortak malsahipliği. parcener i. müşterek vâris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. emekli aylığı alan, mütekait; i. uşak; ücretle çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yerden kaynayarak çıkan su, Ar. yenbû, göz, kaynarca. 2. Bir suyun çıktığı yer, su başı, kaynak. Gözün pınarı = Gözün burna yakın ucu ki, yaşın birikip aktığı yerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain. spring. fount. font.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well. spring. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. fount. fountain. source. wellhead. well spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yerden kaynayıp çıkan su, kaynak, çeşme. Bir suyun çıktığı yer, su başı. Kaynak suyunun devamlı aktığı y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountainhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head of water. head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Meşe cinsinden çalı. Pırnar kömürü = Bu çalıdan yapılan kömür ki, en makbûlüdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pırnar çalılığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düzeysel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. planarya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tam, bütün, tümel, külli; mutlak; bütün üyelerin hazır bulunduğu (toplantı, kurul).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayın bedir haline ait, dolunaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kadere mahsus; kadere inanan; i. kadercilik- yanlısı. predestinarianism i. kadercilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. başlangıç olan, hazırlayıcı, ilk, ön; i., çoğ. başlangıç, ön hazırlık; eleme maçı; üniversitede ön sınav, yeterlik sınavı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akciğere ait, akciğeri etkileyen; akciğeri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) P,nar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. kırk yaşında (kimse), kırk ile elli yaşları ara- sında (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dördüncü; dörtlü, dörtten ibaret: b.h., jeol. en son zamana ait; i. dörtlü takım; b.h. en son jeolojik zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. beşli (takım).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. elli yaşında, elli yaşlarında olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Nar renginde olan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. devrim kabilinden, inkılâpçı, devrimci; ihtilâlci; i. devrimci veya inkılâpçı kimse; ihtilâlci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski bir hayvan hikâyesinde tilkinin adı; k.h. tilki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kandan ibaret; kanlı; kana susamış, kan dökücü, hunhar. sanguinarily z. kanlı olarak; kana su samış surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir tiyatro eserinin konusunun ana hatları, senaryo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. senaryo yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarımay şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seminer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâhiyat fakültesi; genç kızlar için genel kültür veren yüksekokul. seminar'ian i. böyle bir okulda tahsil gören veya görmüş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Senaryo yazan muharrir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenarist. scriptwriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenarist. film author. stage author.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Y.). Bir sinema eserinin sahnelerini, konuşmalarını gösteren taslak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenario. screenplay. script. book. continuity. playbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenario. screenplay. script. film script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenario. book. film manuscript.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yediden ibaret, yedi sayısına ait, yedi yılda bir olan veya görülen, yedi yıl süren; (i.) yedi sayısı; yedi kişi veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yetmişle yetmiş dokuz yaşları arasında kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) altmışa ait; (i.) altmış ile yetmiş yaşları arasındaki kimse, altmışlık kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) altmış, altmışar; altmış yaşındaki; (i.) altmışlık kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) altı yüz; (i.) altı yüz yıllık devre; altı yüzüncü yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bildik, temdik, bir soydan olan: Hayvan sınarına çeker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orkinos balığının küçüğü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tuzak, kapan; güçlük veya felâket getiren şey; zırıltılı ses çıkarmak için trampete gerilen kiriş; f. tuzağa düşürmek. snare drum trampet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. köpek gibi hırlamak; ters veya kaba konuşmak; i. hırlama, köpek hırlaması; ters laf. snarly s. hırlamaya hazır, huysuz, ters.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dolaştırmak, dolaşmak, çapraşık bir hal almak; karmakarışık hale getirmek; i. dolaşma; çapraşık düğüm. snarly s. dolaşık, düğümlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trafiğin tıkanması, karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a measuring instrument that sends out an acoustic pulse in water and measures distances in terms of the time for the echo of the pulse to return; sonar is an acronym for sound navigation ranging; asdic is an acronym for anti-submarine detection investigat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Word is derived from 'sound navigation and ranging ' It describes a devise that transmits frequency sound waves in water and registers the vibrations reflected back from an object It is used in detecting objects such as submarines, locating schools of fis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The use of sound waves to detect underwater objects, such as schools of fish A system that uses transmitted and reflected sound waves to find objects under water. - an underwater acoustic means of determining distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A technique, similar in principle to radar, for finding the distance and direction of a remote object in water by transmitting sound waves and detecting reflections from it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonar , sound navigation ranging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz radarı, sonar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sümbül yağı; Hint sümbülü, bot. Nardostachys jatamansi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kalay madeni, kalay madeni eritme ocağı; kalay maden havzası; s. kalay madenine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sabit, durağan; kımıldamaz; muayyen bir kararda kalan, ne ilerlemekte ne de gerilemekte olan; i. bir yerde daima kalan kimse veya şey; belirli bir yerde bulunan er. stationary air nefes alıp verme sırasında daima akciğerde kalan hava. station

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayın altında olan, bu dünyada bulunan, dünyasal, arza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Saygılı bir biçimde verir, takdim ed(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (coğ. -ses) anat. kemiklerin sabit bir şekilde birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan pınar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) üç yüzyıla ait; (i.) üç yüzüncü yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) üçIü, üçten meydana gelen; üçer üçer giden; (kim.) üç unsur veya atomdan oluşmuş; (mat.) tabanı üç olan (rakam sistemi); üç madenden oluşmuş (alaşım); (i.) bir arada alınan üç şey, üçIü grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) avuç, aya; ayanın başparmak hizasındaki kabartısı, tenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayın ötesindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. silâhtan tecrit etmek. unarmed s. silahsız; koruyucu tabakası olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağırsaklarda kancalı kurt hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .dolaşık şeyi açmak, çözmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. idrara ait; i. idrar kabı, ördek. urinary bladder anat. sidik torbası. urinary disease sidik yolu hastalığı. urinary organs idrar çıkaran uzuvlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sıhhatsiz, devamlı hasta, müzmin hasta, zayıf mizaçlı (kimse); sağlığına aşırı düşkün (kimse), sıhhatine meraklı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. baytarlığa ait; i. baytar, veteriner. veterinar'ian i., A.B.D. baytar, veteriner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hayali, hayal kabilinden, merak ve kuruntu cinsinden; meraklı, kuruntulu; önseziye ait; düşsel; i. hayale kapılan kimse, hayalperest kimse. visionariness i. kuruntululuk, meraklılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kengel): Bileşikgiller familyasından; 2 metre kadar boyunda, çok yıllık bir bitkidir. Yapraklarının ucu sivri diken şeklindedir. Ev ilaçlarında; kökü ve yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Sinirleri güçlendirir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Diş ağrılarını giderir. Dişeti iltihaplarını giderir. Hazımsızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Parlayan, parıldayan. 2.Kaplıca. 3.Aralık ve Ocak ayı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Zaman zaman kraterinden ateş, taş vesaire püskürten dağ, volkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano. volcano volkan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıpırdadıkça renkleri ve dalgaları değişen (boya, kumaş, deri vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iridescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iridescent. shot. shot. changeable şanjan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shot. chatoyant. capricious. fickle. iridescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yiyeceği tuzlamak insanlık tarihinde bilinen en eski muhafaza metodudur. Arkeolojik kazılarda bu usulün taş devrinde bile bilindiğine dair bulgular elde edilmiş, hatta Çin’de bu konuda MÖ 2000 yıllarına dayanan kayıtlar bulunmuştur. Romalılar eti, balığı, zeytini, karidesi ve peyniri tuzlayarak saklıyorlardı. Eski Mısır’da da ölülerin vücutları bozulmamaları için tuzla kaplanıyordu.

Tuz, suyu çok seven bir kimyasaldır. Yiyecekteki suyu emerek, bakterilerin gelişmek için muhtaç oldukları nemli ortamı ortadan kaldırır ve bakterilerin yiyeceği bozmalarını önler. Tuz aynı zamanda bu bakterileri kendisi de doğrudan öldürür. Günümüzde eti muhafaza etmek için tuza kuvvetli bir bakteri düşmanı olan ‘potasyum nitrat’ da ilave edilir.

Aslında tuzlama bir tür pişirmedir. Et ve balığı tuzladığımızda aynen onları pişirmişiz gibi kimyasal bir reaksiyon oluşur (lakerdayı hatırlayın). Tuzlanan ette proteinler gevşer ve çözünür ki, bu, et ısıtıldığında olan olay ile aynıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zenânîr) (Rumca: kuşak). Vaktiyle Hıristiyan papazların çıplak vücut üzerine kuşandıkları kıldan kaba ve sert kuşak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنار] papaz kuşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by