Nat ne demek? | Nat anlamı nedir? | Nat

Nat anlamı nedir?

Nat ne demek?

Nat anlamı nedir?

Nat | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(NAT’) (i. A.). Yemek koymak için veya diğer bir iş İçin yere serilen hasır veya meşin sofra (Fr. natte buradan gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA’T) (bk.) Naat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. national, natural.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نعت] övme. 2.Hz. Muhammed’i övücü şiir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) son derece iğrenç kabul etmek, istikrah etmek, nefret etmek abomina'tion (i) iğrenme, istikrah, nefret; iğrenç veya menfur şey; kötülüğe sebep olan herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). açmak; (s). ucu uzun ve sivri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). baba tarafından akraba, akraba. agna'tion (i). yalnız erkek tarafından akrabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). diğerine feragat ve temlik etmek, ferağ etmek; soğutmak, vazgeçirmek (aşk). aliena,tion (i). aşktan vazgeçirme , soğutma; diğerine feragat ve temlik etme; dini müesseselere ait mülkü ellere verme; akli dengesizlik. alienator (i). diğerine f

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). münavebe ile birbirini takip etmek veya ettirmek; bir sıra takip etmek, birbiri ardına gelmek. alternating current (elek). dalgalı akım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). karşılıklı, almaşık, münavebeli; (bot). karşılıklı olmayan, almaşık ;(i). icabında başkasının yerini alabilen kimse, vekil. alternately (z). münavebe ile, sıra ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alternatif

1. seçenek,

2.almaşık,

3.fiz. dalgalı

1. Birinin yerine seçilebilecek bir başka yol, yöntem.

2.Almaşlı olarak işleyen.

3.Belli dalga boylarını alabilen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate. alternating. alternative. alternative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. disjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). münavebe, birbirinin yerini alma; birbirini takip etme; değişim , tahavvül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iki şıktan birini seçme imkanını gösteren, diğer, başka,(i). şık, iki şeyden biri, çare, iki şıktan biri . I had no alternative. Başka çarem kalmamıştı. Yapacak başka bir şey yoktu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dalgalı elektrik akımı veren dinamo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dalgalı elektrik akımı veren üreteç, alternatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آنات] anlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). anatomy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aforoz, Lânetleme (özellikle katoliklerde) ; aforoz edilmiş veya lânetlenmiş kimse; yasak edilmiş şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

anathematize (ing). (-tise) (f). afaroz etmek, lanetlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Anadolu. Anatolian (i)., (s). Anadolulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.).

1.Hayvan, bitki ve insanların yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgisini inceleyen ilim, teşrih.

2.Vücut yapısı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anatomik, anatomi ile ilgili. anatomically (z). anatomik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who is skilled in the art of anatomy, or dissection. an expert in anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an expert in anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teşrih,ci, anatomi bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-ing). -mise (f). teşrih etmek, açımlamak, dikkatle tahlil veya tetkik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., anatomi, hayvan (özellikle insan) yapısı, teşrih; teşrih edilecek şey; iskelet; inceden inceye tetkik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğumdan evvel olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). millet veya milletçiliğe karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنعنات] gelenekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sapmasız (mercek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. ihtiraslı). Musikide bu kelime ile işaret edilen pasajın böyle çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). arsenik asidinden bir tuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) suikast yapmak, alçakçasına adam öldürmek (özellikle siyasi kişileri);bir kimsenin şöhretini mahvetmek assassina'tion i suikast, adam öIdürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). randevu, gizli aşk randevusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

terbiye edilmeden hazırlanmış yemek; çıplak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Initial Margin)

Vadeli işlem sözleşmesinde uzun veya kısa pozisyonalan yatırımcının pozisyon açarken yatırması gereken teminattır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bint). Bintler (kızlar, kız çocuklar), (bk.) Bint.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بنات] kızlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BEYANAT) (i. A.). Sayılı kimselerin bir konu üzerine söyledikleri, bildirdikleri demeç: Başbakanın beyanatı büyük bir ilgiyle karşılandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement. declaration. speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement. declaration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيانات] açıklamalar, demeç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bikarbonat bicarbonate of soda bikarbonat de süd, soda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicarbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicarbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاتأمينات] güvencesiz, teminatsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. çift halinde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. çift tüylü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Babafingonun yaka ipi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).yüksek sesle gülmek; isterik kahkahalar atmak. cachinna'tion (i). isterik kahkahalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavi hareli kanatan olan bir ördek çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (kim). karbonat, karbon asit tuzu veya esteri; (f). kömür haline koymak, kömürleştirmek; karbonata çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbondioksitle kireç çökeltme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). yel (gaz) çıkarıcı; (i). karın ağrısı geçiren ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karanfil çiçeği, (bot). Dianthus plumarius; pembe, açık kırmızı renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zincir gibi birbirine bağlamak, zincirlemek.catena'tion (i). zincir gibi birbirine bağlama .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Cennet). Cennetler. (bk.) Cennet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنات] cennetler. 2.bahçeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çin dışındaki büyük şehirlerde Çinlilerin oturduğu semt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). klorlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kanatlı ve emici ağızlan olen böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). halka şeklinde; (bot). filizlerinin ucu kıvrılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (zool)., (bot). birleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kan bağı ile bağlı olan; aynı kökten gelen (dil, kelime); aynı huyda, birbirine benzer; (i). akraba; aynı soydan veya cinsten olan şey. cogna'tion (i). aynı soydan veya kökten gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karıştırma, birleştirme; bileşim, terkip; bağdaşma, uyuşma, kaynaşma; birlik; kilidin şifre rakam veya harfleri; şifreli kilit; külot ve kombinezonu tekparça olan kadın iç çamaşırı; dans orkestrası combination lock şifreli kilit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arkadaş gibi; müşterek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şefkatli, merhametli, sevecen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik). teşvik edici kuvvet. conative (s). meram ve arzu ile ilgili; (gram). gayret ifade eden (fiil).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sıralamak raptetmek. concatena'tion (i). neticelerin sıralanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kınama, ayıplama; kabahatli bulma; suçlu çıkarma; mahkumiyet; (A.B.D). istimlak. condem'natory (s). kınayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yapıştırmak; (tıb). kaynaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğuştan olan, fıtri; aynı asıldan, bir soydan gelen, aynı tabiatta olan; (biyol). bitişik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğuştan, fitri, tabii; (bak). natural.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şaşkınlık, hayret, korku, dehşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bulaştırmak; geçirmek (hastalık, mikrop, pislik); lekelemek, kirletmek. contamina tion (i). bulaştırma; pislik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aynı derecede, eşit, müsavi; düzenli, tutariı, muntazam; (fels). düzenleşik; (i)., (mat)., (den)., (astr). koordinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine göre ayarlamak; ahenk kazandırmak, alıştırmak, düzeltmek; aynı sıra veya dereceye koymak. coordinating conjunction bir cümle içinde birbirine eşit durumda olan öğeleri bağlayan bağlaç (and, but, or gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanzim, ahenk verme, düzenleme, tertip, tutarlılık, insicam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taç giyme töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). birlikte imzalayan; (i) . müşterek imza atanlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (yaprak, kâğıt) kenarı diş diş olan, tırtıllı. crenature (i). yaprağın kenarındaki tırtıl, diş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). itham etmek, suçlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayrı cinsten olan çiçekleri döllemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). neticelenmek, bitmek, sona ermek; en yüksek noktaya varmak, doruğuna yükselmek. culmina'tion (i). netice, son, bitme; en yüksek nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bıldırcın akını.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iânet, mahkumiyet, belâ; cehennem mahkumiyeti. Damnationl Lânet olsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). takbih veya lanet if ade eden veya onlara sebebiyet veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (kim). bir bileşikten amino gurubunu çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). içinden kafeini çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuzey kutbu ile pusulanın kuzey yönu arasındaki açı; (astr). inhiraf, meyil; menfi cevap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir cisim veya bölgeyi zararlı kimyasal maddelerden arıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ulusal haklardan mahrum etmek; milli vasıflarını yitirmek; devlet kontrolundan çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tabii halinden çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tabii özelliklerinden uzaklaştırmak; diğer hassalarına dokunmak sızın içilmez hale koymak (alkol). denaturedalcohol mavi ispirto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). isim koymak, ad vermek, demek, nam vermek; tefrik etmek, ayırmak, belirtmek, göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). isimlenlendirme, ad verme; isim, unvan; sınıf, mezhep; belli bir öIçü birimi. denominational (s). isme ait; mezheplere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). ad veren, tesmiye eden; (gram). isim veya sıfattan türemiş; (i)., (gram). isim veya sıfattan türemiş fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). payda, bir sayının kaça bölündüğünü gösteren rakam. Ieast common denominator (bak). Ieast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kökünden çıkarmak, (bir kimseyi veya toplumu) çevresinden yoksun bırakmak; ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz suyunun tuzunu çıkarıp kullanılır hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). göstermek, işaret etmek, belirtmek, tasrih etmek; isimlendirmek, ad vermek, demek; to veya for ile tayin etmek; seçmek, uygulamak, tatbik etmek, düzenlemek, tertip etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (gen nitelendirdiğiisimden sonra) atanmış, tayin edilmiş veya seçilmiş (fakat henüz memuriyete başlamamış).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atama, tayin, tahsis; atanma, tayin edilme, seçilme; isim, ünvan, lakap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couturier. designer. stylist. styler. couturiere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stylist. designer. couturier. sketcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer. creator of designs and patterns. design engineer. designer of patterns. pattern designer. dress designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gidilecek yer; gönderilen yer; hedef.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). belirli, muayyen, hudutlu, mahdut, kesin, kati; kararlaşmış, mukarrer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). azim, sebat, metanet, inat, kararlı oluş; hüküm, tespit, tayin; niyet, kasıt; sınırlama, tahdit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tahdit eden, tayin eden, tahsis eden; (i). tayin eden şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). patlamak, patlatmak, infilâk etmek. detona'tion (i). patlama, infilak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapsül, fitil, patlayıcı maddeyi ateşleyen şey, funya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kil). diyakozluk, şemmaslık; diyakozlar heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, tefrik etmek, temyiz etmek, fark etmek, fark görmek, farkına varmak; fark gözetmek, ayrı tutmak, ayırım yapmak; bir kimse veya bir şeye karşı aleyhte hareket etmek. discriminately (z). tedbirle, muhakeme ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). fark eden, ayıran, tefrikeden; zevk sahibi olan, anlayarak takdir eden, görüş sahibi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aleyhte davranma; ayırım, tefrik, temyiz; ince farkları görebilme kabiliyeti, zevk sahibi oluş; fark gözetme, ayırım yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ince farkları görebilen, fark gözeten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aleyhte davranan ile ilgili; ayırt edebilme kabiliyeti ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tarafsız, hislerine kapılmayan, serinkanlı, sakin. dispassionately (z). tarafsızlıkla, hislerine mağlup olmadan. dispassionateness (i). tarafsızlık; serinkanlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nispetsiz, gereğinden fazla, aşırı, ifrata kaçan, uymayan. disproportionately (z). nispetsizce. disproportionateness (i). nispetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). saçmak, yaymak, neşretmek; geçirmek, sirayet ettirmek dis- semina'tion (i). neşir, saçma, saçılma; geçme, sirayet..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kehanet, keşif, fal açma, gaipten haber verme; isabetli tahmin. div'inator (i). kâhin, falcı. divin'a tory (s). kehanete ait, kehanet iddiasında, gaipten haber veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hakim olmak, tahakküm etmek, idaresi altına almak; üstün olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hükmetme, istibdat, idaresi altına alma; idaresi altında olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hediye etmek, bağışlamak, iane vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. gear. kit. outfit. paraphernalia. tackle. fittings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessory. accoutrement. reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Donanma işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dressed up. to be adorned. to be decorated. to be embellished. to be equipped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Donatmak işi, teçhiz.

2.(askerlik) Birliklere gerekli olan silâh ve makineleri sağlama işi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipping. arming. rig. supplying. armament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. fittings. gearing. equipping. procurement of ordinance. accessories. accessory. gear. fixture. equipage. device. appliance. armature. garnish. harness. tackling. tackle. installation. rigging. rig. purchase. train. mounting. furniture. ap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iane verme; iane, hediye, bağış, hibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Donatmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. equipping. fit out. fitting. decoration. installing. outfitting. rigging. trimming. confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) («elbise» mânâsındaki «don» dan olup «giydirmek» demelidir)

1.Süslendirmek, bezetmek. Osm. tezyin etmek: Odalarını güzel donatmış; gelini giydirip donattılar.

2.Şehri ve binaları, elektrik ve bayraklarla süslemek: Şehri, çarşıyı, sokakları, vapurları donatmak.

3.Süslü şekilde tertib etmek: Meyve tablası donatmak.

4.mec. Sövüp sayarak azarlamak, kabahatlerini etrafiyle yüzüne vurarak paylamak.

5.(denizcilik) Geminin arma ve teknesindeki eksikleri tamamlamak ve teçhiz edip sefere hazırlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rig out. deck out. ornament. equip. rig. outfit. decorate. furnish. gird. arm. attire. bedeck. bedight. catch up. damask. invest. prank. prank out. prank up. turn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

array. attire. deck. decorate. equip. furnish. grace. issue. provision. to deck out. to ornament. to decorate. to adorn. to grace. to furnish. to equip. to rig. illuminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decorate. to rig. to equip. to set lavishly (with food and tableware. administer. affreight. array. bedeck. fit out. fit. fit up. furnish. garnish. gear. to fit out. outfit. prepare. upholster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Donatma işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb / sth equipped or decorated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (deyn’in çokluğu olan düyûn’un çokluğu. Ar. mübalağalı çokluk). Borçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Alt kanatları üstekiler tarafından örtülen, dört kanatlı böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (radyo). dinatron, bir çeşit üçlü valf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kadınımsı, erkekçe davranışları olmayan. effeminscy (i). kadınca davranış, erkekçe olmayan tavır. effemi nately (s). kadın gibi, kadınca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yol üzerındekı köprüden geçen demıryolu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skilled trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Elektrik akımı verilince mıknatıslanan bobin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çıkarmak, ihraç etmek, hariç tutmak, atmak, bertaraf etmek. elimina'tion i. çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. emânet). Emânetler. Emânât-ı Mukaddese = Topkapı Sarayanın Hırka-i Saâdet dairesinde saklanan, Peygamberimiz’e ve diğer din büyüklerine ait kutsal eşya ve nesneler. Emânât-ı Şerife de denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امانات مبارکه] kutsal emanetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çıkmak, hâsıl olmak; yayılmak, fışkırmak. emana'tion i. çıkma, dışan akma; çıkan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kenarı veya tepesi çentikli, dişli (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anne tarafından akraba, anne soyundan gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, güvenilir, iyi erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (biyol.) ters çevirmek, tersyüz etmek, içini dışına çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sınav, imtihan, yoklama, muayene, teftiş, tetkik; (huk.) sorgu. examination paper imtihan kâğıdı. give an examination imtihan etmek, sınav yapmak. pass an examination imtihan vermek, sınavı geçmek. postmortem examination otopsi. take an examination i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açıklama, izah,izahat; anlam, mana; tanımlama, tarif; yorum,tefsir; uzlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açıklayıcı, izahat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). imha etmek,yok etmek kökünü kazımak, bitirmek. extermina'tion (i). imha, izale. exter'minator (i). (fare böcek) imha eden ilâç veya şâhıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aşırı derecede bir parti veya din meraklısı; mutaassıp; müfrit, aşırı,öIçüsüz; (i). aşırı fikirleri olan kimse. fanaticals aşırı, müfrit, ölçüsüz olarak. fanatically (z). aşırı bir bağlılıkla, sabit fikirle; tutuculukla,taassupla. fanaticize (f

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fanatique

bağnaz

Bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanatic. fanatical. rabid. red-hot. roaring. fanatic. devotee. energumen. rooter. zealot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigoted. fanatic. zealot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigot. fanatic. gold buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fanatisme

bağnazlık

Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık, bağnazca davranış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyülemek, teshir etmek; meftun etmek, hayran bırakmak. fascinating (s). cazip, çekici, büyüleyici, meftun edici. fascina'tion (i). büyüleme, teshir, cazibe. fas'cinator (i). büyüleyici veya çekici şey; bir çeşit eşarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sinirlilikten ileri gelen hızlı yürüme temayülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykel sanatlarında, yalnızca gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanan sanat anlayışı. Soyut ya da nonfigüratif sanata karşıt bir yönelimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zihin açıklığı, uyanıklık, anlayış, zeyreklik: Eshâb-ı zekâ ve fıtnattan = Zekâ ve fıtnat sahiplerinden (fetânet ile aynı mânâdadır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فطنت] kavrayış, zekîlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zihin açıklığı, zeyreklik. Zihnin herşeyi çabuk anlayışı. Türk şairlerinden meşhur bir İslam hanımının adıdır. Asıl adı Zübeyde’dir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). talihli, bahtiyar, mesut. fortunately (z). iyi ki çok şükür, Allahtan, bereket versin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kısımlara ayırmak (imbikten çekilen sıvılar), damıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i gürlemek, top gibi patlamak; ateş puskurtmek; patlatmak; Iânet okumak; i, kim fulminat asidinin tozu inisyal patlayıcı madde fulmina'tion i pat lama; ateş puskürme, gürleme; Iânet okuma ful'minator'y s gürleyen, dehşet saçan; Iânet okuyan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bid bond. provisional cover. provisional bond. caution money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çift olmak. gemina'tion i. çift yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çift olarak bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. filiz vermek, sürmek, filizlenmek; gelişmeye başlamak. germina'tion i. filiz verme, sürme, filizlenme ger'minative s. filiz vermeye ait. geronto- önek ihtiyarlıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Endülüs’ün Gınâta (Granada) şehrine ait, Gırnâtalı: Gırnâta menşeli şarkı vs.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D tatarcık; İng. sivrisinek. strain at a gnat and swallow a camel ufak şeyi büyütüp büyük şeye onem vermemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çeneye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. hakiki çeneli omurgalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visual arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gothic art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) valiye ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art produced according to certain guidelines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fine arts. the fine arts. polite arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sanrılamak; sanrılatmak. hallucina'tion (i.), (psik.) sanrı vehim, kuruntu; akli denge bozukluğundan ileri gelen kuruntu. hallu'cinative, hallu'cinatory (s.) sanrı kabilinden, kuruntu getiren .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hasene). Güzeller, güzellikler, güzel işler. (bk.) Hasene.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسنات] iyilikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hayvân). Hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoological gardens. zoo. zoological garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kış uykusuna yatmak, kış uykusuna girmek. hiberna'tion (i). kış uykusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece Hindistan’a değil, kuzey Afrika ülkelerine, özellikle Fas’a gidenlerin en çok ilgisini çeken şeylerden biri de yılan oynatıcılarıdır. Yılan oynatıcısının yılanının sepetinden çıkartıp oynatmasının, onu bir tür hipnotize etmesinin, flütünden (aslında flüt benzeri bir çalgıdan) çıkardığı seslerle bir alakası yoktur.

Çünkü kobra yılanı bir taş gibi sağırdır. İşitme organı ve buna bağlı sinirleri yoktur. Sesleri duyması mümkün değildir. O sadece yerden, yani topraktan gelen titreşimleri hissedebilir. Yılanlar titreşimlere karşı çok hassastırlar.

Aslında yılanın sepetinden çıkıp, dikelip aldığı pozisyon saldırı pozisyonudur. Kobra gövdesinin ön bölümünü havaya diker ve boynunu yassıltarak genişletir. Bu hareketi boyun kaburgalarını birbirlerinden ayırarak sağlar.

Yılan oynatıcısı elindeki flütü sağa sola sallayarak yılanın baktığı hedefin yerini sürekli değiştirir. Yılan flüte doğru kafasını oynattıkça bu, seyircilere sanki yılan dans ediyormuş izlenimini verir. Aslında yılanın sallanması fiziksel bir olaydır. Onu vücudunun üst kısmını yerden yükseltebilmek için yapar. Sallanmayı kestiği an yere düşer.

Kobra yılanları türünün hepsi bir değildir. Yılan oynatıcıları genellikle gördükleri her şeye anında saldıran Kral Kobrası’nı tercih etmezler. Bunlar aynı zamanda dünyanın en büyük zehirli yılanlarıdırlar. Boyları 5 metreyi geçer zaten en kuytu yerlerde yaşarlar ve diğer kobraların aksine insandan kaçarlar.

Yılan oynatıcılarının tercihleri daha sakin olan ve yemeyi gözünün kesmediği büyüklükteki objelere saldırmayan Asya Kobrası’dır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. huveyn). Gözle görünemeyecek kadar küçük olan hayvancıklar, mikroplar, (bk.) Huveyn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. iâne). Yardım için toplanan paralar, yardım paraları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعانات] yardımlar, bağışlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay in lieu of notice. payment in lieu of notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Allah’a dua etme, yalvarma. 2.İnkisar etme. 3.Namazda kıyamı uzatma ve hacca devam etme.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aydınlatmak, tenvir etmek; kandillerle donatmak; kitap veya yazıyı renkli resim ve harflerle süslemek, tezhip etmek; fikirlerini geliştirmek, zihnini açmak, uyandırmak; anlatmak, izah etmek; illumina'tion i. tenvirat, aydınlatma; kitapta tezhip,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayal gucu; muhayyile, imgelem; hayal; tasavvur; kuruntu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayal gücu kuvvetli, yaratıcı; iyi planlanmış. imaginatively z. hayal gücüne dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taklit etmek; temsil etmek; kişilik kazandırmak. impersonation i. taklit etme; şahıslandırma. impersonator i. temsil veya taklit eden kimse, taklitçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorla isteyen, ısrarla bir şey isteyerek rahatsız eden. importunacy, importunateness i. Israrla isteyerek rahatsız etme. importunately z. ısrarla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. gebe bırakmak, döllemek; işba haline getirmek, doyurmak; zihni doldurmak; s. gebe, hamile; meşbu, dolu. impreuna'tion i. dölleme, döllenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(INAD) (i. A.). Direnme, muhalefette ısrar, Osm. muannitlik: İnat etmeyin. Bu iş böyle olmalı idi ama kendisi inat etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intransigent. obstinacy. stubbornness. persistence. pertinacity. contumacy. doggedness. spite. tenacity. waywardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persistence. tenacity. obstinacy. stubbornness. obstinate. persistent. stubborn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstinacy. stubbornness. determination. persistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stubborn. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima inat eden, inat etmeyi huy haline getiren, muhalefette ısrar eden, muannit: Pek inatçı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stubborn. obstinate. stiff-necked. heady. inflexible. difficult. set. balky. cantankerous. contrary. contumacious. cussed. die-hard. dogged. dour. fractious. froward. hard-bitten. hard-headed. hard-mouthed. headstrong. indocile. insistent. intractabl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stubborn. obstinate. stiff-necked. heady. inflexible. difficult. set. balky. cantankerous. contrary. contumacious. cussed. die-hard. dogged. dour. fractious. froward. hard-bitten. hard-headed. hard-mouthed. headstrong. indocile. insistent. intractabl. ada

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstinate. stubborn. obdurate. bullheaded. pigheaded. bull headed. contumacious. cussed. decided. difficult. dogged. hard. headstrong. inflexible. one- track mind. opinionated. persistent. pertinacious. recalcitrant. refractory. self-opionionated. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), inatçı adamın hali, Osm. muannitlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stubbornness. obstinacy. obduracy. stiffness. contrariness. cussedness. dourness. hardness. indocility. intractability. intransigence. mulishness. stiff neck. perversity. recalcitrance. refractoriness. restiveness. self-will. stickiness. toughness. w.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstinacy. stubbornness. pertinacity. persistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstinacy. obduracy. stuborness. contumaciousness contumacy. recalcitrance. self-will. tenacity. wilful willful disobedience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be obstinate with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave stubbornly towards each other. to behave stubbornly towards sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikkatsizlik, ihmal; nezakete önem vermeyiş. inattentive s. dikkatsiz, ihmalkar inattentively z. dikkatsizce. inattentiveness i. dikkatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. vücut bulmuş, insan şekline girmiş, mücessem; ten renginde; f. vücut kazandırmak, canlandırmak, cisimlendirmek. a fiend in carnate mücessem şeytan, şeytanın ta kendisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan veya hayvan şeklinde vücut bulma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meyil, eğilim, yatma; bayır, yokuş; istek, rağbet, heves; geom. kesişen iki egri veya yüzeyin meydana getirdiği açı; eğilme derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.düzensizlik, ahenksizlik, uyumsuzluk (hareketlerde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. suçlamak, suç yüklemek. incrimina'tion i. suçlama. in criminatory s. suçlama kabilinden, üstüne atıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırsız, belirli olmayan, meçhul, bilinmedik, bilinmeyen; şüpheli, bellisiz; mat. değeri tespit edilemeyen. indeterminate sentence süresi belirsiz ve suçlunun davranışlarına bağlı olan hapis cezası. indeterminately z. belirsiz olarak. indeterminat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kararsızlık, duraksama, tereddüt; sebatsızlık; belirsiz oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızgınlık, öfke, gazap; haksızlığa karşı öfke, kızma. indignation meeting bir haksızlığı protesto amacıyle yapılan toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gelişigüzel, rasgele; ayırt edilmemiş, karışık. indiscriminately z. rasgele; tefrik etmeyerek, ayrı seçi yapmayarak, fark gözetmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. herhangi bir düşünce sisteminin esaslarını öğretmek; telkin etmek, (fikir) aşılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabii, yaradılıştan olan, doğuştan, tanrı vergisi. innately z. doğuştan olarak. innateness i. doğuştan olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adsız, isimsiz. innominate bone anat. kalça kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.. aşırı, hadden fazla, oransız; düzensiz. inordinately z. aşırı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. döllemek, ilkah etmek, tohumlamak, tohum ekmek; fikrine sokmak, aşılamak. insemination i. dölleme, döllenmiş olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., asi, itaatsiz, kafa tutan, baş kaldıran,isyan eden. insubordination i. baş kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) muhtelif mezhepler arasında vuku bulan, mezheplerarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) milletlerarası, beynelmilel, uluslararası, enternasyonal. international code Mors alfabesi; (den.) uluslararası işaret sancakları sistemi. Inter national Date Line Büyük Okyanus'ta gün değiştirme hattı. international Iaw milletlerarası hukuk. In

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) milletler arasında birlik ruhu veya fikri, enter - nasyonalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) enternasyonalizm taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) milletlerarası kontrola sokmak, enternasyonal hale koymak, beynelmilel kılmak. internationalization (i.) milletlerarası bir hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) monoton bir makamla okumak; (dilb.) seslenmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) konuşma şekli, şive, ses tonunun yükselip alçalma şekli; (müz.) doğru ses perdesi, seslem, tonotüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) içine koymak, üzerine kılıf geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) içine koyma, üzerine kılıf geçirme; (tıb.) bir kısım bağırsağın başka bir kısmın içine girmesi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: İSNAD) (I. A. masdar) (c. isnâdât, esânîd).

1.Bir şeyi bir adama yöneltme, bağlama: Bu beyti Fuzûlî’ye isnâd ediyorlar.

2.İftira, haksız yere yakıştırma: Hakkımda birtakım isnâdâtta bulundu (bu mânâ Arapça’da olmayıp, münasebeti dolayısiyle birincisinden çıkmıştır).

3.Hadîslerin sırasıyla kimlerin rivayeti olduğunu gösterme (yalnız bu mânâ ile cem’i esânîd gelir).

4.Arapça gramerde müsned ile müsnedi ileyh bağlılık ki, dilimizde im, sin, dir, idim, idik vs. yani olmak fiiliyle ifade olunur. Diğer SAmî dillerde bu fiil olmayıp kelimenin bağlantısından anlaşılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imputation. ascription. attribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegation. maliciously false imputation. attributing. ascribing. attribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to imput to sb groundlessly. ascribe. attach. attribute. lay. refer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İstinad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relying upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaning against. resting on. relying on. depending on. based upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retaining wall. supporting wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Uzaydaki bütün Alemler, Fr. Univers. Hâllk-ı kâinat: Kâinâtı yaratan; kâinâtta bunun misli yoktur. Fahr-1 KAinSt = KAinâtın öğündüğü zât: Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

total field under survey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کائنات] evren. 2.dünya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Var olanların hepsi. Yaratıklar. Yer gök. - (bkz.Evren).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcium carbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (“t”si, ek alırsa “d” olur).

1.Umumiyetle kuşların kolları ki, ön ayakları yerinde olup uçmak üzere uzun tüylü ve açılır kapanır bir çift organdır, Ar. cenâh, Fars. per: Kuş kanadı, tavuk kanadı, kanatlarını açıp uçmak.

2.Balığın ayaktan değişerek kürek gibi yüzme Aleti hâline gelmiş olan organları: Bazı balıkların ikişer, bazılarının dörder kanadı vardır.

3.Kapı ve pencere gibi şeylerin açılıp kapanır ve ekseriya çift olan kapakları: Bu kapının kanatları pek ağırdır. Pencerenin bir kanadı açılmaz. Pancurun, çerçevenin kanatları.

4.Karşı karşıya konarak bir çift teşkil eden dokumalardan bazı şeyler: Perde, yelken kanatları.

5.Umumiyetle kumaş ve dokumaların ve bilhassa diklemesine ikiye katlanmış olanlarının yarım eni: iki üç kanat gömlek, çarşaf.

6.Kürek tahtasının yarısı: O küreğin bir tahtasını sarfettlk, bir kenadı duruyor.Yapıların iki tarafından her biri: O evin sağ kanadı daha manzaralıdır.Kuş tüyü ve yelkenden süpürge ve yelpaze.Yeldeğirmeni yelkenlerinin beheri.mec. Koruma, Ar. himaye, sahip çıkma: Onun kanadı altındadır. Kanadı altına sokuldu.Burun deliklerinin dış kısmı, perdesi: Burun kanadı.(askerlik) Orduda iki yan: Sağ kanat, sol kanat.Uçakları havada tutan kanat benzeri kısımlar. Etkanat = Bir cins büyük yarasa. Kol kanat = Dayanak, kuvvet ve kudret: Kolu, kanadı kesildi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yer altındaki örtülü su yolu, kapalı su yolu.

2.(anatomi) Vücutta bazı akıntı yerleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flanking. aerofoil. flap. limb. van. wing. ptero-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flank. wing. fin. sail. wing. leaf. shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fin. leaf. vane. panel. airfoil. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قنات] yeraltı su kanalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Sıvı koymaya mahsus kap ki, ölçü gibi de kullanılır.

2.Bol ağızlı su testisi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aileron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aileron. winglet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aileron. winglet. airfoil. fin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kantara). Köprüler, kantaralar. bk. Kantaraler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uçmaya başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanat çıkarmak (küçük kuşların) kanadı çıkmak, uçacak hâle gelmek: Güvercin palazları daha kanatlanmadı. Çekirgeler kanatlanınca çok zararlı olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wing. to develop wings. to take wing. to be overjoyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop wings. to become powerful. to sprout wings. to take to itself wings. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanadı olan: Kanatlı böcek, uzun kanatlı, çift kanatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alated. winged. ptero-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winged. finned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winged. finned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kan akacak surette yaralamak, kan aktırmak: Elimi kanattım. Kimsenin burnunu kanatmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apteral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kanatsız olan böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. musiki). Klasik Türk musikisinde bir kâr çeşidi. Bu çeşit büyük ve uzun kâr’da, eserin güftesindeki makam adları geçtikçe o makam yapılır ve bu şekilde birçok makam dolaşılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya).

1.Karbonik asidin bazlarla birleşerek yaptığı tuzların genel adı.

2.Sodyum bikarbonatı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonate. sodium bicarbonate. soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. kimya). Karbonik asit alabilen maddelere bu gazı vererek onları karbonat haline sokma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carbonate. to impregnate with carbonic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dadacılarca öne sürülen bir terim. Her tür akademikleşmiş sanata karşı olan Dada akımı yandaşlarınca günün geçerli tutucu eğilimlerini eleştiri amacıyla üretilen tüm yapıtları niteler. Karşı Sanat yandaşları için, bir biçim bulma ya da oluşturma kaygısı söz konusu değildir. Onlar biçimleri veya sanatsal öğeleri ancak çevrelerindeki nesneler arasından seçerler, ama; kendileri bir üretime kalkışmazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

final guarantee. performance bond. fixed guarantee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynata, kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karı ve kocaya göre birbirlerinin babası, kayınpeder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be boiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brew up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir sıvıyı ateşte haşlamak, fıkır fıkır ettirmek: Sütü iyice kaynatmalı.

2.Bir şeyi suda pişirmek, kaynar suda bulundurmak: Lekesi çıkar rılacak çamaşırı saman suyu içinde kaynatmak lâzımdır.

3.Yapıştırmak, yekpâre etmek, tek parça hâline getirmek: İki parça madeni birlikte kaynatmalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil. to boil. to weld. to chat. to gossip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boil. to weld. to waste a lesson. to gab about. to nick. to steal. seethe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyi diğeri vasıtasıyle suda haşlatmak, suda pişirmek: Kahveciye güzel bir kahve kaynattırmak, şu mendilin lekesini çıkarmak için saman suyunda kaynattırmalı.

2.Bir sıvıyı ateşte haşlattırmak: Sütün mikroplarını öldürmek için iyice kaynattırmak gerekir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severance pay. dismissal pay. termination indemnity. seniority bonus / pay. discharge obligation. seniority allowance. severance benefit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Dört kanatlı böceklerden bir takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sazan familyasından, eti kılçıklı bir balık (Lat. rutllus rutilus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elocution. rhetoric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. matematik). Bir noktanın düzlemdeki veya uzaydaki yerini belirtmeye yarayan kot, apris ve ordinatın ortak adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinate. coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. coordinateur

eş güdümcü

Türlü işler arasında düzen ve uyum sağlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) yaprak şeklinde, yaprak biçimine sokulmuş; (f.) yaprak halinde ince tabakalara ayırmak, haddeden geçirerek safiha haline koymak. lamina'tion (i.) safiha haline girme veya konulma; safiha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yünlü, yün gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hançer gibi saplanan (sancı), keskin (ağrı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su ve şekerle karışık limon suyundan ibaret şerbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. lemon squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. still lemon drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. sangria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. lemon squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. still lemon drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. sangria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limonata denilen limon şerbetini yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarımay şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. deli, mecnun, akıl hastası, çılgıca yapılan; delilere mahsus; i. deli kimse. lunatic fringe aşırı hareketlerle bir fikir veya hareketi destekleyen kimseler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki yeni ay arasındaki 291/2 günlükdevre, kameri ay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. düzenbazlık etmek, dolap çevirmek, entrika çevirmek. machina' tion i., gen .çoğ. entrika, dolap, düzen. machinator i. düzenbaz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kodaman, büyük adam, nüfuzlu veya meşhur kimse; patron, sermayedar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Fixed Colateral)

Borsa üyeleri tarafından hisse senetleri piyasasında işlem yapabilmek için yatırılması gereken teminatın tüm aracı kuruluşlar için sabit tutar olarak belirlenen kısmıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asker, eski zamanda süvari neferi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizayısı, denizperisi, zool. Trichechus manatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim manganat, manganik asidin herhangi bir. tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yazı sayfasında kenar bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (eti yumuşatmak için) zeytinyağlı salamurada bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mıntaka). Mıntakalar, bölgeler, (bk.) Mıntaka.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناطق] bölgeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.)

1.Demir ve başka bazı madenleri çekme özelliğinde olan çubuk.

2.Demiri çekme özelliği de olan diğer bütün maddeler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. A.). Manyetik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mıknatıslı hile getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mıknatısı olan, mıknatıslanmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tehditkar, korkutucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ırkların ve bilhassa beyazlarla siyahların melezleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mo. , month , month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. tek atomlu molekülü olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dengi olmayan (izdivaç). morganatic marriage krallık ailesinden birinin aşağı tabakadan biriyle unvan ve miras hakkı vermemek şartıyle evlenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. e.). Bir memura hükümetten verilen erzak ve eşya, Ar. tâyinât: Muayyenâtı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Tedvin olunmuş eserler, bir araya getirilmiş te’lif kitaplar: O kütüphanede bir hayli kıymetli müdevvenât vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. muhassene) (bu mânâ ile kullanılmamıştır).

1.Güzel işler, güzel huylar, zıddı: mesâvî: O adamın muhassenâtı çoktur.

2.Tercih ve imtiyaz sebebi olan durum, üstünlük: Bu usûlün muhassenâtını anlıyamıyorum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Husûle gelmiş ve vücut bulmuş şeyler, yaratılmışlar, varlıklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜMKİNAT) (I. A. c.). Olabilen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Additional Collateral)

Üçer aylık dönemlerde, her bir temerrüt matrahı 20 milyon TL. veya üstü olmak kaydıyla, Hisse Senetleri Piyasası işlemlerinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek birden fazla günde Borsaca geçerli kabul edilmeyen şekilde savunmalı olarak temerrüde düşen üyelerin, toplam temerrüt matrahının % 10’u oransal teminat veya ortalama teminatı aştığı takdirde ödenen aradaki farka munzam teminat denir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (m. müsennâ). Müsennâlar, ikililer, (bk.) Müsennâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منعطف] çevrilmiş,yönelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çevrilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security given or possessed in the form of ready money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğuşa ait, doğuş gününe ait; (şiir) doğuş yerine ait. natal day doğuş günü. natal star astrol. insanın altında doğduğu yıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğum oranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incomplete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ناتمام] tamamlanmamış, yarım kalmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suda yüzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nadas.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzme; yüzgeçlik. na'tatory, natato'rial s. yüzmeye veya yüzgeçliğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle üstü kapalı yüzme havuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. kalça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «natk» dan if.) (mü. natıka).

1.Söyleyen, lâkırdı eden, nutka gelen.

2.Düşünen, zekâ sahibi. Hayvân-ı nâtık = İnsan.

3.Bir ifadeyi içine alan: Beş yüz lira alacağım olduğunu nâtık bir senet. Gayr-ı nâtık = Söz söyleyemeyen ve düşünemeyen, hayvan.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ناطق] konuşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Söyleyen konuşan. 2.Düşünen. 3.Bildiren, bildirici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A ).

1.Kuvve-i nâtıka = Düşünüp söylemek gücü.

2.Açık ve güzel söylemek kuvveti, cerbeze.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the faculty of speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ناطقه] konuşma gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Natık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Açık ve güzel konuşabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nâtıka kuvveti çok olan, açık ve güzel konuşan: Nâtıkalı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ناطقه پرداز] düzgün ve etkili konuşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. millet, ulus; budun, kavim. nation-vide s. bütün millete ait. maritime nation denizci millet, denizden geçinen millet. most favored nation bak. favor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. milli, ulusal, millete ait; i. yurttaş, vatandaş. national anthem milli marş veya şarkı. National Assembly Millet Meclisi. national bank milli banka; Amerika'da bankınot çıkarmaya yetkisi olan banka. national church bir devletin resmi kilises

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. millet; milliyet; vatandaşlık; milli özellikler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NATIR), NATUR (i. A. «natâret» den if.).

1.Bağ ve bahçe bekçisi, bağcı, bahçıvan.

2.Hamam işçisi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female bath attendant. rubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yerli, tabii, doğal; doğuştan; basit, suni olmayan; i. bir yerde doğan kimse; yerli mal veya hayvan. native-born s. doğma büyüme,yerli. nativecitizen doğuştan vatandaşlık hakkı olan kimse. native land anavatan, anayurt, asıl mem- leket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerlilerin yabancılardan üstün tutulması, yerlilerin hak ve çıkarlarını koruma siyaseti; fels. doğuştan gelen fikirlerin var olduğunu ileri süren öğreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğuş; astrol. doğuşta bakılan yıldız falı. the Nativity Hazreti İsa'nın doğuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Doğuştancılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nativisme

ruh b. doğuştancılık

Herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme vb. edinilmiş faktörlere değil, kalıtımla ilgili olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nato.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North Atlantic Treaty Organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North Alantic Treaty Organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North Atlantic Treaty Organisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North Atlantic Treaty Organisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North Atlantic Treaty Organization Members are Belgium, Canada, the Czech Republic, Denmark, France, Germany, Greece, Hungary, Iceland, Italy, Luxembourg, the Netherlands, Norway, Poland, Portugal, Spain, Turkey, United Kingdom, United States United Natio

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North Atlantic Treaty Organization, an alliance of mutual defence, signed in 1949 The headquarter is in Brussels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North Atlantic Treaty Organisation; comes into operation in April 1949. an organization formed in Washington, D C , comprising the 12 nations of the Atlantic Pact together with Greece, Turkey, and the Federal Republic of Germany, for the purpose of collec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Treaty Organization Alliance established under the North Atlantic Treaty of 1949 as a collective defense to balance the Soviet Union and its Communist satellites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North Atlantic Treaty Organisation An alliance formed to confront the USSR and continued after its demise Plans are afoot to include countries bordering on Russia. established under the North Atlantic Treaty, , by Belgium, Canada, Denmark, France, Great B

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The North Atlantic Treaty Organization was created in 1949 as a military alliance of Western European nations along with Canada and the United States Its main purpose was to deter, and defend against, expansion of the Soviet Union and communism In respons

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

More information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North Atlantic Treaty Organisation Established in 1949, at the beginning of the cold war, and especially to answer the Berlin blockade Founder members were Belgium, Canada, Denmark, France, Iceland, Italy, Luxembourg, Netherlands, Norway, Portugal UK and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North Atlantic Treaty Organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. North Atlantic Treaty Organization.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sodyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A. kimya).

1.Sodyum oksidi veya hidroksidi. 2.Tabiî sodyum bikarbonatı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Native sodium carbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A salt that was used in the mummification process to dry out the body of the deceased in order to assist in its preservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Carbonate salt used in mummifying, found at Wadi Natrun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drying agent used in ancient times when dead people were mummified. a natural salt used in mummification. a naturally occurring compound of sodium carbonate, sodium bicarbonate, and other agents used by the Egyptians as a soap, for manufacturing faience

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sodium carbonate Drying out Egyptian Mummies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natron , sodium bicarbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. tabii sodyum karbonat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Küherçile.

2.Boraks, tuzluca bir kimya maddesi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نطس] nadas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., İng. gevezelik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temiz süslü, zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nutk» dan imüb.).

1.Kolaylıkla nutuk söyleyen.

2.Açık ve güzel söyleyen.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نطوق] düzgün konuşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Natır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nature

doğa

Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L.). İnsanda yapılış hususiyeti, kimya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

build.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. doğal, tabii, asıl, doğuştan; normal, suni olmayan; tabiata uygun; müz. doğal, natürel; i., A.B.D., k.dili doğuştan hünerli kimse; müz. be kar; piyanonun beyaz tuşu; (eski) doğuştan budala. natural child gayri meşru çocuk; öz çocuk. natural chi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğacılık; tabii hal, tabii hisse dayanan düşünüş, eğilim veya hareket; ilah. yalnız tabiata dayanan ahlâk ve din veya felsefe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabiat bilgisi uzmanı; natüralizm ögretisine bağlı kimse. naturalistic s. tabiata uygun, doğaca; tabiat bilgisine ait; natüralizm ekolüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yabancı uyrukluğa kabul etmek; yabancı kelimeleri lisana almak; bir bitki veya hayvanı yerlileştirmek; tabiata uydurmak, tabiileştirmek; yerlisi gibi olmak; tabiatı incelemek. naturaliza'tion i. uyrukluğa kabul; yerlileşme; yerlileştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe).

1.Yaratıcı bir sebebin, ilâhî bir düzenleyicinin varlığını reddederek tabiatın kendiliğinden var olduğunu kabul eden doktrin.

2.(edebiyat) Müsbet ilmin metotlarını ve vardığı neticeleri sanata tatbik ederek, gerçekleri mükemmel bir objektiflikle anlatmayı hedef alan edebî görüş.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. naturalisme

fel. doğalcılık

Gerçeğin yalnız doğa ile açıklanması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naturalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabiat, mizaç, yaradılış, maya; doğa, tabiat, âlem, dünya; varlıklar, yaratlklar; kâinat; ilah. insan ahlâkının düzelmemiş hali; içgüdü; çeşit; doğal durum. nature worship doğaya tapma, doğacılık. against nature tabiata aykırı. by nature tabiatıyle,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.(musiki). Nota yazısında bir sesin notasız yani bemol ve diyezsiz olduğunu gösteren terim. Bekar ile karıştırılmamalıdır, (bk.) Bekar.

2.Tabiî, tabiata uygun.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. naturel

doğal

Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural. innate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. naturisme

fel. doğacılık

Toplumsal kuruşların ve yaşayış biçiminin doğaya dönük olmasını amaç edinen öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. nature-morte). Konusu koparılmış çiçek, meyve, avlanmış hayvan vesaire gibi cansız şeyler olan resim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nature morte

ölüdoğa

Konusu, cansız varlıklar veya nesneler olan resim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

still life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناتوان] güçsüz, zayıf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Neodimium, olağanüstü güçlü manyetik özellikleri sayesinde hoparlör sistemlerinde mükemmel biçimde kullanılan, nadir bulunan bir metaldir. Neodimium mıknatıslar, düşük ağırlıkla maksimum yüksekliği bir arada sunarlar ve genellikle daha yüksek hassasiyet sağlarlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) başkasını aday olarak göstermek; atamak, görevlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. gramer). İsmin yalın hâli: Ev, taş gibi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nominatif

db. yalın durum

Ad soyundan sözün taşıdığı kavramı ek almadan bildiren durum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aday gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (gram.) yalın (hal), öznel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykelde, gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanmayan sanat anlayışı. Non figüratif sanatta betiler gerçek birer nesne ya da varlık olarak tanınamazlar. Onlar yalnızca sanatsal gerçeklik düzleminde var olurlar. Nonfigüratif sanat yerine günümüzde soyut sanat terimi yeğlenmektedir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik NTSC (National Television Standards Committee) sistemindeki (örn. ABD’den gelen) video kasetlerin, uyumlu PAL TV’lerde oynatılabilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) inatçı, ayak direyici, dik kafalı, söz dinlemez; mukavemeti kırılmaz. obstinacy (i.) inatçılık, dik başlılık. obstinately (z.) inatla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat. careful. useful. honet. upright. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correct. proper. careful. painstaking. beneficial. useful. decent. upright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat. careful. useful. honet. upright. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correct. proper. careful. painstaking. beneficial. useful. decent. upright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.İyi, güzel, düzgün. 2.İyi yaratılışlı. 3.Doğru, dürüst nitelikli. 4.Kolay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onat kan. Temiz, dürüst soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güzel, dürüst ask(Erkek İsmi) Nitelikli ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inatçı, fikrinden dönmeyen, dik kafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Proportional Collateral)

Üçer aylık dönemlerde hesaplanan ve Borsa üyelerinin Hisse Senetleri Piyasası’nda gerçekleştirdikleri işlemlerin günlük ortalama tutarının % 4’üdür.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. L. matematik). Bir noktanın uzaydaki yerini belirtmeye yarayan çizgilerden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. düzenli; i., geom. ordinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kil. papaz atama ve kutsama töreni; atanma ve kutsanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Ordu donatım sözünün kısaltılmışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. icat etmek, meydana getirmek, çıkarmak, yaratmak, gelmek, olmak. origina'tion i. icat etme veya olma; meydana gelme; yaratılış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok süslü, şatafatlı, gösterişli. ornately z. çok süslü bir şekilde. ornateness i. fazla süslülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Average Collateral)

Üçer aylık hesaplama dönemlerinde tüm Borsa üyeleri için hesaplanan oransal teminat tutarlarının basit ortalamasıdır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Zamanlayıcıda standart oynatım moduna göre bir program yapılmışsa ancak kasetteki kalan süre program için yeterli değilse, tüm programın kaydedilmesi için kaset hızı otomatik olarak uzun oynatıma (Long play) geçirilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i ). Oynatılmak işi ve tarzı. (bk.) Oynatılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İ. Yeri değiştirilmek, harekete geçirilmek: Damanın şu taşı oynatılacaktır.

2.Sıçratılmak, oyun ettirilmek: Bu at çok oynatılıp yorulmuştur. (tiyatro oyunu) İcrâ ettirilmek: Bu gece tiyatroda yeni bir oyun oynatılacaktır.

4.Kandırılmak, oyalandırılmak,


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be allowed to be played. to be allowed to be shown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be allowed to be played. to be allowed to be shown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resmi çektikten sonra Oynatırken Zoom’lama işlevini kullanarak fotoğrafınızdaki nesnelere zoom yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev büyük UXGA 1600 x 1200 piksel resminden 640 x 480 piksel görüntünün alınmasını sağlar. Yeni VGA dosyası Memory Stick™ üzerine kaydedilecektir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Oynatmak işi. (bk.) Oynatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowing to be played. showing. going off one's rocker. waggle. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowing to be played. showing. going off one's rocker. waggle. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yerini değiştirmek, kımıldatmak, harekete geçirmek: Dama bilen hangi taşı oynatacağını bilir, fidanı yerinden oynatmazsan daha çabuk büyür.

2.Oyun ettirmek, oyun oynamaya zorlamak veya izin vermek: İkisine de oyun için müsaade verdi. 3.Sıçratmak, oyunlar ettirmek: At oynatmak, ayı, maymun oynatmak.

4.Hora teptirmek, raks ettirmek.

5.Tiyatroda bir oyun temsil ettirmek: Bu akşam filân tiyatro Moli&re’in filân eserini oynatacak.

6.mec. Aldatmak, kandırmak, aldatarak yormak: iki aydır benî oynatıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. screen. to put on. to cause to move. to go out of one's head. to cause to play. to cause to dance. to move. to budge. to exhibit. to perform. to show. to dislocate. to go off one's head. to go mad. to flip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to allow sth to be played or performed. to keep sb amused. to allow to play with (another. to go off one's rocker. to loose one's mind. to go off one's nut. dance. dandle. frisk. to lead sb up the garden path. move. waggle. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kitap sayfalarını numaralamak. pagina'tion i. kitap sayfalarını numaralama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. palatinlik, palatin sıfatına sahip olan hükümdarın ülkesi; palatin'in rütbe veya görevi; b.h. Palatin'lik'te oturan kimse. the Palatinate Alman'ya'da Ren nehri kıyısında bulunan bir eyalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DHR-1000’inizde PALplus sinyallerini kaydedebileceğinizi gösterir. Bu sistemde 16:9 geniş ekran TV’ler/Monitörler için yüksek kaliteli görüntü sağlanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşırı tutkuları olan; çabuk öfkelenen, hiddetli; heyecanlı, hararetli, ateşli, şiddetli; şiddetle aşık. passionately z. tutkuyla; hararetle, ateşli olarak. passionateness i. ihtiraslı oluş, ateşli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. eski Romada aile ve ev mabutları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kanatlı; tüylü; bot. bak. pinnate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yolculuk etmek, seyahat etmek; katetmek, aşmak. peregrination i. yolculuk, seyahat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Mikrop öldürücü bir madde olan potasyum permanganatının kısa adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. permanganat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. maskeli, personat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (tiyatro) bir karakteri canlandırmak; huk. aldatmak amacıyle kendini başka bir şahsiyet olarak göstermek; bir diğerinin hüviyetini benimsemek. persona'tion i. başka bir kimsenin hüviyetini benimseme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down payment. advance payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down payment. cash. cash on the barrelhead. cash on the nail money paid down. advanced money. deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without cash payment. nothing down. without ready money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. seslendirmek. phona'tion i. seslenim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. sapının iki tarafında tüy gibi yaprakları olan, tüysü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. yarıkları orta damara yakın gelen (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The visual arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fine arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., bot. tozaklamak pollina'tion i. tozaklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nar, bot. Punica granatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğumdan sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden tayin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. önceden mukadder kılmak, önceden nasip etmek; s. kısmet olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takdir, kader, kaza, nasip, kısmet; takdiri ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstün olmak, faik olmak, galip gelmek; hâkim olmak. predominatingly z. galip gelerek; en fazla, başlıca, daha çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğumdan önceye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önceden takdir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olağandışı; doğaüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sürüncemede bırakmak, ağırdan almak, geciktirmek; ertelemek, tehir etmek. procrasti- na'tion i. sürüncemede bırakma; erteleme. procrastinator i. işini tehir eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hürmetsizce kullanma, kutsiyetini bozma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat., zool. sivri çeneli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. promenade

gezinti yeri

Yürüyüş yapmak, dolaşmak ve hava almak amacıyla ayrılmış yol veya bölge.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., biyol. elleri veya ön ayakları avuç içi veya tabanı yere doğru çevrilmiş vaziyette tutmak veya o vaziyete getirmek, içe dönmek veya döndürmek. prona'tion i. elleri bu vaziyete getirme. prona'tor i., anat. pronator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. orantılı. proportionateness i. orantılılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kelebekler gibi, kanatlarında toz şeklinde pullar bulunan, böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yastık şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) muhakeme etmek, etraflıca düşünmek, aklen tartmak. ratiocina'tion (i.) aklen tartma, muhakeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) şikâyete karşı şikayet veya iftiraya karşı iftirada bulunmak. recrimina'tion (i.) karşılıklı şikâyet. recriminative, recriminatory (s.) karşılıklı şikâyet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar bedenli olmak, yeni bedene girmek; yeni bedene sokmak (ruh).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhun bir bedenden diğerine geçmesi, ruh sıçraması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar gençleştirmek; canlandırmak, ihya etmek. rejuvena'tion i. yeniden gençleştirme, ihya. rejuvenescence i. yeniden gençleştirme; biyol. bazı alglerde olduğu gibi protoplazmanın hücre cidarını delip çıkması ve yeni cidarlar teşkil etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istifa, çekilme; istifa mektubu; teslim, tevdi; uysallık, teslimiyet, tevekkül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çınlamak, yankılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sesi aksettirici alet veya cisim; elektrik akımını yankılayan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s., nad. harap etmek, mahvetmek, yok etmek; s. harap, viran. ruina'tion i. mahvetmek; harabiyet, yıkılma; yıkıcı şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geviş getirmek; düşünceye dalmak. rumina'tion i. geviş getirme; derin düşünme. ruminative s. derin düşünceye dalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right wing. left wing , right wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Pâdişâhlık, hükümdarlık: Kanunî Süleyman Han kırk altı sene saltanat sürdü.

2.Devlet, hükümet.

3.Debdebe, tantana.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultanate. reign. sovereignty. court. grandeur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reign. sovereignty. sultanate. magnificence. state. rule. splendour. pomp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty. dominion. authority. rule. sultanic rule. showy and luxurious way of life. magnificence. pomp. regality. regency. reign. royalty. show. throne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Debdebeli, tantanalı, gösterişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art. art. craft. artifice. profession. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art. craft. trade. skill. ability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art. artistry. artistic quality. craft. trade or skill. craftmanship. artisanry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Sanat, ustalık, hüner, marifet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of art. artistic work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sınâAt ise de sınâAtin çoğulu olan sanâyî de bunun çokluğu gibi kullanılıyor).

1.insanların ihtiyaçlarından birinin imali hususunda öğrenilen ve yapılan iş: Dülgerlik, kuyumculuk, hâkkâklık sanatı, sanat öğrenmek, sanatla geçinmek.

2.Ustalık, hüner, marifet: Bu işte sanat vardır; kolay değil o da bir sanattır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Senatçı, sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir sanatla meşgul bulunan, bir sanatla geçinen adam, esnaftan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artist. performer. craftsman. artificer. long-haired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artist. performer. craftsman. artisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artist. craftsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an artist. artistry. craftmanship. artisanship. artisanry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şifa verici, iyi eden; sıhhi, yararlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bir sanat icra eden, bir sanatla geçinen adam, sanatçı.

2.Usta, mâhir: Sanatkâr adamdır (Fr. artiste kelimesi bizde ekseriya sanatkâr sözüyle ifede olunuyor).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sanatla yapılmış, ustaca ve mahirâne yapılmış, Ar. musannâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ria, -riums) havası ve suyu sağlığa yararlı olan yer; sanatoryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Veremlilerin tedavi edildiği hastahane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanatorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanatorium. sanitarium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanatorium. convalescent home / hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art-lover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artlover. lover of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medium-sized bluefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sekene). Durma, duruş, kımıldanmama, hareket mukabili.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elindelik, hür irade; kamunun kendi geleceğini saptaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi kendini inceleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tohumlama, ekme; üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. senato.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Ayân meclisi. 2.Fakültelerarası yüksek kurul. Cumhuriyet Senatosu = Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bir kısmı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senate. court lodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Senato üyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. senatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. senatoya ait; senatorce; senatörlerden oluşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senatorship. house career.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. senatorlük .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serenade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serenade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. imza eden; i. imza sahibi; kayıt veya imza eden kimse, özellikle anlaşma veya mukavele imza eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imza; müz. işaret, nota imi; matb. kitap formasının ilk sayfasına konulan işaret; forma; ecza. reçetede ilacın kullanılış şeklini belirten kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb test sb / sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kapmak, kabaca yakalamak; (argo) kaçırmak; i. kapış, kapmaya çalışma; ufak şey veya parça; kısa müddet; (argo) kaçırma. snatch at kapmaya çalışmak. snatch block den. bir yanı menteşeli makara tertibatı, ayak, kilitli bastika. snatchy s. arasır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium bicarbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium bicarboante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium carbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Batı Musikisi’nde solo saz için yazılan büyük eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonata.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir ya da iki çalgı için yazılmış, üç ya da dört bölümden oluşan müzik yapıtı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. sonat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müz. sonatcık, sonatin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. durgun olmak, durgunlaşmak, durgunluk sebebinden bozulmak (su); atıl veya hareketsiz olmak; bitki gibi yaşamak. stagnation i. durgunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. ercikli, stamenli, bilhassa dişilik uzvu olmayıp yalnız erkeklik uzvu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbiri arkasından gelen, ardıl, ardışık. subalterna'tion i. birbiri arkasından gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. aşağı alt, küçük, ikincil; tabi; gram. bağlı; i. ast; ikinci derecede memur. subordinate clause gram. bağımlı cümlecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ikinci dereceye koymak; birinin emri altına koymak; tabi kılmak. subordina'tion i. ikinci derecede veya planda olma; itaat, boyun eğme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hindistan’ın Gücerât şehrinde Gazneli Sultan Mahmud’un yıktığı pek ünlü Hindû mâbedi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. superfetation.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suyun üstünde yüzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün insanlığı kapsayan, milletler üstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğaüstü, tabiatüstü; harikulade, mucize kabilinden. supernaturalism i. doğaüstü olma; doğaüstü güce inanma. supernaturally z. doğaüstü kuvvetlere dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., anat. el ayasını yukarıya döndürmek. supina'tion i. el ayasını yukarıya döndürme. supinator i., anat. supinator, el bileğini dışarıya döndürücü adale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir veya birden fazla milletin siyasi imkânlarıyla sınırlanmamış olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Maintenance Margin)

Borsa tarafından belirlenen ve başlangıç teminatının, vadeli işlemler piyasasındaki olumsuz fiyat değişmeleri sonucu oluşan zarar dolayısıyla, ineceği asgari teminat seviyesini gösteren tutardır.


Finansal Terim by

Yabancı Kelime

Fr. surnaturaliste

doğaüstücü

Doğaüstücülük yanlısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. surnaturalisme

doğaüstücülük

Doğa yasalarıyla açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorative arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شئونات] olaylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (ünlem), (A.B.D.), leh. lânet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAZMİNAT) (i. A. c.) Zarar ödemeler, (bk.) Tazmin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. amends. indemnity. damages. reparations. indemnification. award. guerdon. recompense. redress. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. damages. indemnity. recompense. redress. reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amends. indemnity. damages. compensation or reparations. severance pay. atonement. claim. damage. indemnification. total loss. consideration money. recoupment. reparation. smart money. redress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تضمينات] zarar ödemeleri, tazminat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suit for damages. action for damages. civil suit for damages. remedial action. action for compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zarar ödemesinde bulunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tekevvün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکونات] oluşumlar, oluşmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assurance. guarantee. guaranty. pledge. security. surety. warrant. deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caution. caution money. guarantee. assurance. guaranty. sth given / possessed in order to guarantee sth. word of assurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تأمينات] güvence parası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Collateral)

Borsa üyelerinin, borsa işlemleri dolayısı ile müşterilerine ve borsaya verebilecekleri zararlara karşılık olmak üzere, Borsa tüzel kişiliği adına yatırdıkları meblağa denir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantee fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of guarantee. tender guaranty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security bond. guaranteed bill of exchange. covering deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Margin Call)

Vadeli işlemler piyasasında alınan pozisyonlar için yatırılmış bulunan teminatın sürdürme teminatı düzeyine gerilemesi vya daha altına düşmesi durumunda, yatırımcının teminatını başlangıç teminatı seviyesine çıkarması için borsa tarafından yapılan çağrıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without cover. on one's own recognizance. unassured. uncovered. unsecured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) üç çift yaprakçıkla çatallaşan yaprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (s.) bitirmek, son vermek; sınırlamak, hudut koymak; bitmek, sona gelmek; (s.) sınırlanmış, mahdut; sona eren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tahdit, sınır; nihayet, son, bitirme, bitim; sonuç, netice; (gram.) sonek, çekim eki. terminational (s.) sona ait; bitiren; (gram.) soneki olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bitiren, son veren; kesin, nihai. terminatively (z.) son vererek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sınırlayan veya tahdit eden şey; bitiren şey; (astr.) ay veya gezegenin aydınlık ve karanlık kısımlarını ayıran sınır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) üçten meydana gelen; üçer üçer düzenlenmiş; (bot.) yaprakları üç kısımdan meydana gelen; yaprakları üçer üçer olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Teshin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorations. embellishments. ornamentation. decoration. trappings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تزیينات] süslemeler, süsler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

onek öIüm. thanatophobia öIüm fobisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) öIüm üzerine düşünceler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğada büyük boyutlu topografik değişiklikler yaparak yapıtlar oluşturmaya yönelen sanat dalı. Topografik sanatçılar, genellikle inşaat makineleri kullanarak yapay yeryüzü şekilleri yaratmaya çalışırlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., tıb. arkasından ışık vererek aydınlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. üç dereceli tüysü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıvrımlı, türbinal; bot. konik şekilde sarmal; zool. konik. turbinated bone insan burnundaki koni şeklinde üç kemikten biri. turbina'tion i. kıvrımlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Doğru yolu tutan. Akıllı. Ergin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bağlı olmayan; eşi veya nişanlısı olmayan, bekâr; orduda alay veya bölüğe bağlı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elde edilemez, ulaşılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakılmamış, yapılmamış (iş); ihmal edilmiş; yalnız, refiksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekici olmayan, gösterişsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. çengelli, ucu çengel gibi eğik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. talihsiz, bahtsız, bedbaht, biçare, kimsesiz; başarısız; i. şanssız kimse. unfortunately z. yazık ki, maalesef .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaratma kabiliyeti olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabiata aykırı,gayri tabii, suni; tuhaf, garip, anormal. unnaturally z. garip bir şekilde. unnaturalness i. anormallik, tuhaflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. idrar çıkarmak, işemek, küçük aptes yapmak urina'tion i. işeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kasetin kayıt süresini iki katına çıkartmak için, kaset hareket hızının yarıya indirilmesi işlemi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kasetin kayıt süresini iki katına çıkartarak, bir 120 dakikalık Video8 PAL kasetine 240 dakika kayıt yapılabilmesini sağlar. MiniDV ve Digital8 için kayıt süresi %50 artar. Yani 60 dakikalık MiniDV kasete, 90 dakika kayıt yapılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aşılamak; çiçek aşısı yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşı; çiçek aşısı yapma; aşılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kehanette bulunmak. vaticinal s. kehanet kabilinden. vaticina'tion i. kehanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (eski) ava ait, avla ilgili, avda kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaprak veya böcek kanadında damar düzeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. tomurcuk içinde yaprakların dizilişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tahtakurusu, bit gibi başkalaşmaları tamamlanmayan böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cihazın oynatmaya ya da kaydetmeye başlamasını sağlayan bir harici zaman anahtarının kullanılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanatları zara benzeyen böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by