Nav ne demek? | Nav anlamı nedir? | Nav

Nav anlamı nedir?

Nav ne demek?

Nav anlamı nedir?

Nav | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nav

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ناو] gemi. 2.kayık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermediate examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rumca ve Arnavutça’dan). Arnavûd suretinde yazılması lüzumsuzdur. Balkan yarımadasının batı cihetinde oturan bir kavim. Arnavut elması = Kalkandelen cihetinde çıkan Alâ cinsi. Arnavut biberi = Kırmızı biber. Arnavut peyniri =: Arnavutluğun Koniça cihetinde çıkan ufak, kelle şeklinde yağlı bir cins peynir. Arnavut darısı = Darının bir cinsi. Arnavut rıhtımı = Denizin dibini biraz tarayıp büyük taşları birbiri üzerine oturtmak suretiyle yapılan hafif rıhtım. Arnavut kaldırımı = Aynı şekilde yapılmış kaldırım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanian. albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough cobblestone pavement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arnavut dili. 1. Arnavut dilinde: Arnavutça söylemek. 2. Arnavutlar’a mahsus tarzda: Arnavutça kuzu pişirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanianization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arnavut cinsiyeti ve bu cinsiyete mensubiyet: Arnavutluğunu inkâr etmiyor. 2. Arnavutlar’la meskûn memleket, Rumeli’nin batı ciheti: Osmanlı devrinde Kosova, Işkodra, Manastır, Yanya vilâyetleri. Şimdi müstakil bir devletin Türkçe’deki adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Albania. albania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Albania) Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa’da, Adriyatik Denizi kıyısında yer almakta olup, kuzey ve kuzey doğuda Karadağ, Kosova, doğuda Makedonya, güney ve güney batıda Yunanistan ile komşudur.

Coğrafi konumu: 41 00 Kuzey enlemi, 20 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 28,748 km².

Kara: 27,398 km².

Su: 1,350 km².

Sınırları: toplam: 720 km.

Sınır komşuları: Yunanistan 282 km, Makedonya 151 km, Karadağ 172 km, Serbistan 115 km.

Akarsuları: Kuzeydeki İşkodra Gölü (368 km²) Balkanlardaki en büyük gölüdür. Ohri Gölü 362 km² güney-doğudadır ve Balkanların en derin gölüdür. Prespa Gölü ise Makedonya, Yunanistan ve Arnavutluk arasındadır. Bunların dışında kuzey ve kuzeydoğusunda küçük alp gölleri mevcuttur. Drin, Mati, İşmi, Erzeni, Şkurbini, Semani, Niosa başlıca ırmaklardır. 152 ırmak ve çay, 5 baraj, 200 kaynak (içme suyu ve mineral) vardır.

Sahil şeridi: 362 km.

İklimi: Ilıman iklim; kışlar soğuk, bulutlu, yağışlı; yazlar sıcak, açık, kuru geçer; iç kısımlarında daha soğuk ve daha rutubetli bir iklim hakimdir.

Arazi yapısı: Arnavutluk dağlık bir ülkedir. Ülkenin batısında denizden yüksekliği 300 metre olan platolar olmakla birlikte üçte ikisi dağlık ve tepeliktir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m; en yüksek noktası: Maja e Korabit (Korabi dağı) 2,764 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, kömür, krom, bakır, kereste, nikel.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %20.

düzenli ekilen topraklar: %5.

Otlaklar: %15.

Ormanlık arazi: %38.

Diğer: %21 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 3,530 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: yıkıcı depremler; güneybatı kıyısında su baskınları; kuraklık.

Nüfus Bilgileri

NüfuSu: 3,581,655 (2006 Temmuz ayı tahmini) Nüfusun %50 si kırsal alanda ikame eder.

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %24.8 (erkek 464,954; kadın 423,003).

15-64 yaş: %66.3 (erkek 1,214,942; kadın 1,158,562).

65 yaş ve üzeri: %8.9 (erkek 148,028; kadın 172,166) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.52 (2006 verileri).

Nüfus yoğunluğu: Nüfus yoğunluğu km²’ye 113,3 dir.

Mülteci sayısı: -4.67 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.1 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.1 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.05 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.86 erkek/kadın.

Toplam nüfus: 1.04 erkek/kadın (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 20.75 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.43 yıl.

Erkeklerde: 74.78 yıl.

Kadınlarda: 80.34 yıl (2006 tahmini).

Ortalama çocuk sayısı: 2.03 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01den az (1999 verileri).

Ulus: Arnavut.

Nüfusun etnik dağılımı: %95 Arnavut, %3 Yunan, diğerleri %2 2 (Roman, Sırp, Bulgar).

Dinler: %70 Müslüman, %20 Arnavut Ortodoksu, %10 Katolik.

Dil: Resmi dil Arnavutçadır, ayrıca Yunanca konuşulmaktadır.

Okur yazar oranı: 9 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfusta: %86.5 (2003 tahmini).

Eğitim alanında Avrupa sta


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eşkıya kılıklı ve daha çok Iriyarı kimseler hakkında söylenen «aznavur gibi» deyiminde geçer. 2. Asilzâde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالمناوبه] dönüşümlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mâni, engel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nöbetleşe, değişe değişe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Bosnalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «cân-Aver yahut cânver»den). 1. Yırtıcı, vahşî hayvan; tufandan evvelki garip canavarlar. 2. Domuz, hınzır: Canavar resmi. 3. Pek gaddar ve kıyıcı adam: O, insan değil, Adetâ bir canavardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. beast. brute. chimera. monstrosity. ogre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. imp. monkey. cruel. evil. super.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. dragon. impudent. wild beast. bully. fiend. hellkite. monstrosity. ogre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

siren.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı hayvan sıfat ve hususiyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savagery. ferocity. brutality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity. savagery. ferocity. monstrosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). denizden etrafını dolaşmak. circumnaviga'tion (i). denizden etrafını dolaşma. circumnavigator (i). denizden etrafını dolaşan kimse. circumnutate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elimination examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. Fr.). iskandinavyalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). J. Çuval ve minder yüzü vesaire imaline yarayan kalın ve seyrek kenevir bezi. 2. Yün İpliğiyle nakış işlemeye mahsus seyrek ve satranç dokumalı sert kolalı bez: Kanaviçe işlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidery canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fransızca: carnaval). Hıristiyanlar’ın büyük perhizden önce, et kesiminde kıyafet değiştirerek yaptıkları şenlikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnival. carnaval. masquerader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnival mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hilekâr kimse; iskambil oyununda bacak; eski uşak. knavery (i.) hilekârlık. knavish (s.) hilekâr. knavishly (z.) hileyle, düzenbazca. knavishness (i.) hilekarlık, düzenbazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

New York şehrinde birçok reklam sirketinin bulunduğu cadde; Amerikan reklam dünyası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taze yemiş satan esnaf: Manav dükkânı; manavdan yemiş almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greengrocer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greengrocer. greengrocer's. fruit and vegetable store. fruit seller. vegetable man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of fruits and vegetables. greengrocer. store where fruits and vegetables are sold. costermonger's trade. fruiterer. green grocer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Kedi sesini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nevbet» ten masdar). Nöbetle iş görme, nöbetleşme: Münâvebe ile bekleriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternation. rotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nöbetle, sıra ile: İki kişiye bir at düştüğünden münâvebeten biniyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nevi» den masdar). El uzatıp bir şey verme, sunma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nevbet» ten If.) (mü. mütenâvibe). Nöbetle devam eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناوبة] dönüşümlü olaram.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متناوب] dönüşümlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. harp gemilerine ait; denizel, bahri. naval academy deniz harp akademisi. naval architecture gemi inşaatçılığı. naval base deniz üssü. naval forces deniz kuvvetleri. naval officer deniz subayı. naval power harp donanması olan memleket. naval reserv

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناودان] oluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dingil başlığı, tekerlek poyrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyuk kiliselerin binanın diğer kısımlarından yüksekçe olan uzun ve dar orta kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Ok. Nâvek-i müjgân = Ok gibi olan kirpik. Nâvek-endâz = Ok atan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناوک] ok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göbek; orta yer, merkez. navel cord tıb. göbek kordonu. navel orange göbekli ve çekirdeksiz portakal, Yafa portakalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saksıgüzeli, bot. Umbilicus pendulinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Gemi, kayık, tekne.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Navi Shuttle’de, çeşitli çalma seçeneklerine ulaşmak için bir Jog halka ve menü seçeneklerini seçmek için bir imleç artısı bulunmaktadır. DVD’nin tek parmakla kontrol edilebilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. harp halinde bulunan bir devletin tarafsız bir gemiye verdiği serbest geçiş belgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kayık şeklinde. navicular bone anat. sandal kemik (el ve ayak bileğindeki). navicular disease atların topuk kemiğine arız olan bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içinde gemi veya kayık gezebilir, gidiş gelişe elverişli; dümen kullanılması olanaklı; hareket ettirilebilir (balon). navigabil'ity, navigableness i. gidiş gelişe elverişli olma (sular).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. navigation

den. yolbul

Yol ve belirlenen yeri bulma işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gemi ile gezmek, gemi kullanmak, gidip gelmek; içinde gemi ve kayıkla gezmek; kaptanlık etmek, kılavuzluk etmek. naviga'tion i. gemi seferi; gemilerin gidiş geliş yollarının haritasını çizme ilmi; denizcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. navigateur

yolbil

Taşıtlarda belirlenen noktaya ulaşmak için yön bulmayı sağlayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Yun.’dan). Navlun, (bk.) Navlun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartage. freight. portage. carriage. transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freight charge for cargo. freight. freight rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freight. freightage. shipment. freight. freight charge. freight fare. truckage. carriage chart. cartage. freight charges. maritime freight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. kanal veya demiryolu işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. donanma, devletin gemi kuvveti; deniz kuvvetleri; deniz filosu. navy bean küçük kuru fasulye. navy blue lacivert, koyu mavi. navy yard harp gemileri tersanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پهناور] engin. 2.geniş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Kozalaklılar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uydu navigasyon sistemi. Uydudan gelen sinyaller sayesinde, küçük elektronik araçların koordinatları belirlenebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskandinavya. Scandinavian s., i. İskandinavyalı; İskandinavya'ya ait; i. İskandinav dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Öven, metheden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.) (y. k.). imtihan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examination. exam. test. trial. furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examination. test. blue book. crunch. exam / n / examination. grade. proof. trial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yüzücü, Ar. sebbâh.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Suda yüzen, yüzücü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İskandinavyalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nevi» den masdar). Alıp yeme veya içme: Biraz kahvaltı tenavül etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناوب] dönüşüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Vida, yani burgulu çivileri çevirip sıkıştırmaya veya gevşetmeye mahsus ucu yassı demir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screwdriver. turnscrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screwdriver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screwdriver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevcut olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boşuna, nafile; başarısız; tesirsiz, faydasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaçımlmaz, bertaraf edilmez; iptali kabil olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

term examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by