Nay-zen ne demek? | Nay-zen anlamı nedir? | Nay-zen

Nay-zen anlamı nedir?

Nay-zen ne demek?

Nay-zen anlamı nedir?

Nay-zen | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nay zen

Türkçe Sözlük

(bk.) Neyzen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم موازنت] dengesizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy industry. heavy industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احزن] çok hüzünlü. ahzetmek almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yıldız kümesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alanalp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay’ın san renkli hali

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir devletin şeklini, yasama, yürütme ve yargılama kudretlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, temel kanun, teşkilât-ı esasîye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitution. organic law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitution. constitutional charter. fundamental law. ground law. constitutional law. organic law. paramount law. polity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutionalist. constitutional expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ana vatan, ilk yurt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı arzan) (A.). 1. Arz cihetince, genişliğince: Arzen ölçmeli. Arzen üç ve tûlen beş arşındır. 2. Küre-i arzın arzınca, yani ekvatordan kuzey veya güneye doğru olan mesafece: İstanbul’un arzen derecesi nedir?

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aşkın).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشنایان] tanıdıklar, dostlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشنایی] dostluk. 2.bilme, haberdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanaması normal olarak 2-7 gün sürer. Normal olarak 28 günde bir görülen aybaşı kanaması, bazı hallerde vaktinden önce veya sonra da görülebilir. Nedeni; asabi krizler, hormon dengesizliği veya bünye zayıflığı olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, bal.

Hazırlanışı : Sabah, öğle ve akşam, tok karnına 2 kahve kaşığı çörek otu ile 3 kahve kaşığı süzme bal karıştırılıp, yenir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aydın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aysu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). – Gökyüzünde duran ay, açık seçik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sometimes. now and then. occasionally. betweentimes. betweenwhiles. from time to time. between whiles. ever and anon. now and again. off and on. sometime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasionally. sometimes. from time to time. now and then. now and again. every so often. on and off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sometimes. now and then. occasionally. between whiles. once in a while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعضا] kimi zaman

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Oynayan, oynayıcı, dansör veya dansöz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eski gösterişli ve kaba bir şekilde süslemek, donatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benzene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benzene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. uçma veya yanma kabiliyeti olan renksiz karbonlu hidrojen, benzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yöre, mahalle, yol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Süs, Ar. ziynet, Fars. zib. 2. Külfet, gayr-ı tabiî hal, özen bezen: Özenerek külfetle edilen sahte ziynet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Süs, benek, zinet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Süslenmek, Osm. tezeyyün etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bin tane ay, çok kuvvetli ışık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dul kadın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيوه زن] dul kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pirinçten yapılmış; pirinç gibi; utanmaz, yüzsüz, arsız. brazenfaced s. yüzsüz, arsız. brazenly z. yüzsüzlükle. brazenness i. yüzsüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yüzsüzlükle karşılamak; yüzünü kızdırmak. brazen a thing out işi pişkinliğe vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpücü, öpen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Ay gibi temiz, saf, parlak kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü temiz, aydınlık ruhlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürücü, çöpçü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılık veya vaziyet düzgünlüğü: Kendine çekidüzen vermek, evin çekidüzeni bozuldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidiness. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Soylu ay, ayın en parlak zamanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cinâyetin c. cinâyetler büyük, ağır suçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fıkh). 1. İnsanın nefsine yahut Azâsına veya mal veya ırzına taallûk eden yasak fiil. 2. (hukuk) Ağır cezayı gerektiren fiil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal. murder. homicide. killing. crime. enormity. felony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal. murder. homicide. killing. crime. enormity. felony. assassination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime. murder. homicide. felony. foul play. manslaughter. murdrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cinayet denilen ağır cürmü işleyen, cânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Cânîye yakışır hal ve surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Cântllk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جنایتکار] câni, cinayet işleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatandaş, teba; hemşeri; şehirli kimse; sivil kimse. citizenry (i). bütün vatandaşlar. citizenship (i). vatandaşlık, tabiiyet. native citizen bir devletin uyruğu olarak doğmuş vatandaş. naturalized citizen bir devletin uyruğuna sonradan giren kims

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak, dolandırmak, kandırmak. cozenage (i). dolandırıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nişan, damga vuran; kalb, gönül kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Def çalan musiki san’atkârı, hânende (eskiden hânendeler def çalarak okurlardı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دائره زن] daire çalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. darb = dövme, F. zeden = vurmak). Kale döven top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Def çalan müzisyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دفزن] tef çalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ikamet eden kimse, oturan kimse; vatandaş; (ing). muayyen vatandaşlık haklarına sahip olarak bir memlekette ikamet eden yabancı; yeni şartlara veya bir yere intibak etmiş hayvan veya bitki; bir yeri devamlı ziyaret eden kimse; (f)., (ing). yurt

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. der = edat, zencîr = zincir). Zincirde, zincirle bağlı. Derzencîr etmek = Zincirle bağlamak, zincire vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Sarayın kızlar ağasına verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mikrop öldürücü ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant. disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mikroplardan temizlenmiş. Dezenfekte etmek = Dezenfektan ilâçlar kullanarak mikroplardan temizlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. désinformation

bilgi çarpıtma

Kişiyi veya kurumu herhangi bir konuda bilinçli olarak gerçeği saptırarak yanlış bilgilendirme.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony in social relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ayın ilk günleri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayın dünyaya karşı gelen tarafının tamamiyle aydın görünmesi hali, ayın on dördü. Ar. bedr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullmoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Tam yuvarlak halde görünen ay, bedir, bedr-i tam. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Hatta birçok ülkede polisler ve hastanelerin acil servis personeli, dolunay oluştuğu zaman işlenen suçların, intiharların, trafik kazalarının daha çoğaldığını, insanların renkleri görme yeteneklerinin azaldığını, sara nöbetlerinin sıklaştığını, sinir hastalarının uykusuzluktan daha çok yakındıklarını söylemektedirler ama bilim insanları bu görüşlere katılmıyorlar.

Eskilerin Ay’ın dönemlerine bağladıkları etkilerin büyük bir kısmının boş inançlar olduğu bir gerçektir. O zamanlar insanların uykularında gezinmeleri dolunay ışığı tarafından çekilmelerine bağlanıyordu. Dolunayın ışığının yatak odasından içeri girmesinin uyuyanın rüyasını etkilediğine, dolunay ile birlikte cinsel içgüdü fonksiyonlarının, insanların üremelerinin ve tarlaların bereketlerinin arttığına hatta ‘kurt adam’ efsanesine bile inanılıyordu.

Bilim insanları yine de Ay’ın evrelerinin ve özellikle dolunayın insanları etkilemesi olayına ciddiyetle yaklaşıyorlar. Ay’ın evreleri ile cinayetler, kazalar, dünyamızda oluşan kasırgaların dağılımı, magnetik alanlarda bozulma, kadınların aybaşları ve sara nöbetleri arasındaki ilişkileri yakından takip ediyorlar, devamlı istatistiki bilgi topluyorlar. Ancak kesin bir sonuca varılmış, Ay’ın evreleri ile bahsedilen olaylar arasında henüz bilimsel bir ilişki saptanmış değildir.

Yapılan bir çalışmada dolunay süresince oluşan trafik kazalarının alışılmadık bir şekilde fazla olduğu saptanmış fakat daha sonra olayların zaman aralıkları incelendiğinde çoğunun hafta sonu günlerine denk geldiği görülmüştür. Hafta sonu tatiline giderken ve dönerken sürücülerin acele etmeleri kazaların en önemli nedenidir. Yani tatil aceleciliğinin yarattığı trafik kazalarının yanında dolunayın etkisinin sözü bile edilemez.

Bilindiği gibi Ay’ın dünyada okyanuslardaki ‘gel-git’ denilen, suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzun da çoğu su olduğuna göre Ay vücudumuzu da etkileyebilir mi? Vücudumuzdaki suyun oranı, okyanuslardaki su miktarı ile kıyaslanamayacağı gibi ‘gel-git’ olayı günde iki kez oluşmaktadır. Yani Ay’ın çekim gücü insanı etkilese bile bunun sadece dolunay safhasında değil her gün olması gerekir.

Dolunay safhasında iken Ay’ın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir, çünkü bu safhada Ay’ın dünyaya gönderdiği ışık miktarı Güneş’in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır.

Peki dolunayı bu kadar özel kılan nedir? Dolunay, Güneş Dünya’nın bir tarafında, Ay ise tam aksi tarafta aynı hizaya gelince oluşur. Bu durumda Güneş’in, Ay’ın Dünya üzerindeki etkisini arttırıp arttırmadığı da incelenmiştir. Bir miktar arttırdığı doğrudur ama Güneş o kadar uzaktadır ki bu etkileme de fazla kayda değer değildir.

Öyle görülüyor ki, her gün olan olaylar, Ay’ın dolunay safhasında da olunca sebep ona bağlanmaktadır.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ayın en uzun süre gökyüzünde kaldığı zaman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalancı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalancılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizam, tertip: Bu odaya düzen vermeli. Burada düzen yoktur. 2. Ahenk, ses ve sazların belirli bir sese uydurularak düzeltilmesi ve okuyup çalacek hâle getirilmesi (bu mânâda «akort» kelimesinin kullanılması yanlış ve çirkindir): Bu saza düzen vermeli. Bu piyanonun düzeni bozuk. 3. Uydurma söz. Ar. sanîa: Bu, sır kendi düzenidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. regularity. regulation. formation. arrangement. coordination. harmony. system. orderliness. array. contexture. convention. cosmos. disposal. disposition. get-up. layout. make-up. method. regime. right. scheme. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. method. order. regularity. sequence. setup. trick. trickery. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. device. formation. installation. order. organization. system. trim. orderliness. the social order. the system. mechanism. linkage. set-up. contrivance. accord. harmony. gadget. gear. plan. plant. train. tree. program (me. tool. machine. gin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. tricky. left-handed. crafty. cross. designing. gadgety. intriguing. pettifogging. roguish. serpentine. trickster. impostor. bilker. deceiver. falsifier. intriguer. racketeer. rogue. shammer. shyster. tartar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddler. fraud. trickster. tricky. twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat (er. trickster. artful. artist. crafty. doer. fabricator. humbugger. jesuitical. juggler. knave. maladministrator. palterer. wily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicity. deceit. knavery. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sivrisinek, arı gibi şeylerin iğnesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrivance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanism mekanizma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanism. setup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. setting. organizing. reorganization. regulation. collocation. distribution. execution. hatcher. layout. make-up. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alignment. composition. control. disposal. disposition. ordering. regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. organization. preparation. formulation. accomodation. design. devising. rectification. timing. equipment. relaying. systemizing. improvement. planning. commutation. coordination. adjusting. adjustment. grouping. governing. confection. colloca

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok Sony dijital video kamerada, düzenleme bilgisayarı bulunmaktadır. 20 taneye kadar programın ve sahnenin karelere göre seçilmesi mümkündür. Bir VCR’a bağladığınızda (AV kablosu ya da i.LINK™ kablosu ile) yalnızca kopyalama işlevini başlatmanız yeterlidir. Seçilen tüm sahneler otomatik olarak transfer edilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kayıtların düzenlenmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MiniDisc müzik parçaları, herhangi bir kalite kaybı yaşanmaksızın taşınabilir, birleştirilebilir ya da bölünebilir. Başlık ya da disk adı da eklenebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düzenleme Penceresi, kurulu düzenleme işleviyle birlikte sunulan bir grafik kullanıcı arayüzüdür. Programlanan her sahnenin başlangıç ve bitiş resimlerini göstererek, kayıtlarınızı gözden geçirmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Düzenli hale getirmek, düzen vermek, tanzim etmek, tertip etmek: Sazınızı düzenleyiniz!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up. arrange. collocate. compose. construct. coordinate. dispose. do. do out. draw. draw up. engineer. execute. forge. form. frame. get up. give. grade. lay out. methodize. mount. order. organize. promote. put up. regularize. regulate. scheme. se.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. array. assemble. codify. collate. condition. control. coordinate. dispose. do. fix. install. organize. plan. programme. regulate. scheme. throw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrange. order. organize. edit. to put in order. to arrange. to prepare. to formulate. to design. to plan. to accomodate. to adjust. to devise. to rectify. to improve. to set-up. to string. to systemize. to equip. to gear. to range. to time. to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tanzim ve tertip edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put in order. to be arranged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzene konmamış, düzensiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzeni yapılmış, düzenli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulating. organizing. regulatory. organizer. regulator. regulative. compensator. grader. promoter. trimmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulator. regulator regülatör. organizer organizatör. regulating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tertipli, muntazam: Düzenli ev. 2. Ahenk ve düzeni yerinde; kurulmuş: Düzenli saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly. in order. systematic. systematical. regular. neat. tidy. harmonious. in good trim. clean-cut. coordinate. dainty. equal. even. methodical. ordered. organized. right. settled. snug. stated. steady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elegant. methodical. neat. ordered. orderly. regular. shipshape. steady. straight. together. trim. uniform. tidy. well-arranged. systematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geared. regular. in order. orderly. systematic. uniform. organized. planned. balanced. harmonic. set. equipped. symmetric. symetrical. tactic. tactical. coordinate. crisp. even. methodical. just so. stated. steady. straight. tidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi düzen hali: Dirlik düzenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizam ve tertibi olmayan: Düzensiz ev. 2. Ahenksiz: Düzensiz saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desultory. disorganized. disordered. chaotic. irregular. unsteady. untidy. out-of-trim. snatchy. out-of-balance. out-of-order. erratic. excursive. fitful. freehand. haywire. hugger-mugger. huggermugger. indigested. inordinate. jerky. non-uniform. non.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumpy. discordant. discursive. dishevelled. disorderly. erratic. fitful. irregular. messy. odd. slipshod. slovenly. spasmodic. turbid. turbulent. uneven. untidy. wildcat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorderly. irregular. confused. non-uniform. inharmonious. non-harmonic. out of order. out of trim. out of balance. unsymmetrical. unorganized. gearless. sporadically. anyhow. back to front. chaotic. desultory. disordered. episodic. erratic. formless. il

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizamsızlık, tertipsizlik: Bu evin düzensizliği. 2. Ahenksizlik, düzenli bulunmama: Piyanonun düzensizliği çalışmaya mâni oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusion. disarray. disorder. jumble. mess. muddle. turbulence. untidiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorder. irregularity. lack of orderly planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دروغ زن] yalancı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ENAİ) (i. Arapça «enâ» dan yapılmışsa da Ar.’da kullanılmaz). Kendisini bir şey zanneder, kandırılması kolay mağrur, cahil ve bayağı (adam): Enayinin biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolish. sucker. fool. goat. pigeon. chump. dupe. fall guy. gudgeon. gull. mug. muggins. schlemiel. schlemihl. schlepper. set-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boob. booby. fool. gull. gullible. mug. sucker. dupe. chump. patsy. credulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idiot. fool. clot. fallguy. goof. goofy. gudgeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benlik ve gururla karışık cahillik ve bayağılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. idiocy. cock n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergün).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çalışan erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ersezer).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Darı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارزن] darı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. ferzendân). 1. Oğul, erkek çocuk. 2. Çocuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرزند] evlat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Oğula yakışacak surette; çocukça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yükselten, Osm. ref’eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Yükselten. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir çeşit lâle.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). donmuş, buz kesilmiş; kalpsiz, soğuk; dondurulup konserve edilmiş. frozen assets donmuş mevduat. frozen credits donmuş krediler. frozen prices donmuş fiyatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parlatan, aydınlatan, ışıklandıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Taflan çubuklarından yapılan ve resim yapmada kullanılan kömür kalem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zarar, ziyan, hasar: Zarara uğratmak, Osm. ızrâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گزند] zarar. 2.bela.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gnays.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜRİZENDE) (i. F.). Kaçan, kaçıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. jeoloji). Kuvars, mika ve feldispattan birleşmiş külte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yalnızca Batı resim sanatına özgü bir kavram olan “gölge-ışık düzeni”, sanatsal gerçekliğin yeniden üretilmesi için gerekli olan bir yanılsama tekniğidir. Resimsel yapıtın içerdiği tüm betiler, bu teknik sayesinde bir kısmı gölgeli diğer kesimleri ise aydınlıkmış izlenimi verecek biçimde betimlenirler. Böylelikle bir yüzey sanatı olan resmin üç boyutlu nesneleri ifade etmekteki yetersizliği bir ölçüde giderilmek istenmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins alaca geyik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir nevi alageyik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kovandan bal alırken yüze geçirilen tel kafes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Göz göz oya: Gözenek. 2. Sıvama nakış. 3. Bitkilerin yaprak ve saplarındaki birtakım küçük organlar. Bunlar, bitkinin solumasını kolaylaştırır. Bazı hayvan dokularında bulunan aralıklar da «gözenek» diye anılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore. stoma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonporous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Üstünden ipekle bir kat daha geçirilmek, iki kat olmak: Gözenmiş nakış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Devamlı gülen, ayyüzlü kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gündüz, gün aydınlığında ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüzün söylenen selâmlaşma tabiri (gününüz aydın olsun).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning. good morning!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçan, (bk.) Girîzende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. musiki). Halîle çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahzân). Hüzünler, (bk.) Hüzün.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Üzüntü. Gam, ked(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sakınarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. inayet). İnâyetler, lutuflar, ihsanlar, iyilikler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنایات] iyilikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. inâyât). 1. Dikkat, gayret, çalışma, yardım. 2. Lutuf, iyilik, Osm. kerem, ihsan: Lutuf ve inayetinize sığınıyorum. İnayet ola = Sadaka verilmeyen dilencileri uzaklaştırmak için kullanılır. «Allah’tan sana inâyet olsun» mânâsındadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindness. benevolence. grace of God. blessing. charisma. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنایت] iyilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Dikkat. 2.Gayret, özenme. 3.Lütuf, ihsan, iyillik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Lütfeden, yardım eden, lutuf ve kerem sahibi. Osm. kerem ve muavenet eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İnayetti kimseye yakışır şekilde, lutufkârâne, merhametle. Lutuf ve keremle: Inâyetkârâne muamele ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lutuf ve keremle, lütfen: Inâyeten bu ricamı kabul buyrun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Lutuf ve kerem sahibi. Nesir dilinde devletlû ile beraber DArüssaâdet’-iş-Şerife ağasıiçin söylenirdi: Devletlû, inâyetlû efendim hazretleri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın lütfü. Allah’ın ihsanı. İnayetullah Kenbu: Şah Cihan dönemini anlatan, Şahcihanname isimli yapıtın sahibi. Hintli tarihçi, yazar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karşılık ve bedel olarak: Verdiğiniz kâğıda ivâzen size bir kalem vereyim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağırlayarak, hürmet ve İkramla: Davetlileri İzâzen bir çalgı takımı getirmişti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قلب زن] kalpazan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kalem, Fars. zeden = vurmak). Kalem çalan, yazan, tahrîr eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Eskiden kullanılan bir çeşit nefesli saz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde eski bir nefesli saz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Çok çalışkan, etkin, faal. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kinâyât). 1. Doğrudan doğruya söylemeyip dolayısıyle bir mânâ ifade eden söz: Kinâye yoluyla söylemek, şu tâbir filân şeyden kinayedir. 3. Dolayısıyle ve doğrudan olmayarak söylenilen dokunaklı söz: Birtakım kinâyelerle bana dokunmak istiyordu: O kinâyeler hep benim içindi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegory. allusion. implication. innuendo. insinuation. hint. figure of speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allusion. innuendo. indirect remark. insinuation. word or expression used in both a literal and a figurative sense. dig. trope. type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [کنایه آميز] kinayeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğrudan doğruya olmayarak; dolayısıyle dokunan, bu suretle dokunaklı; birtakım kinâyeli sözlerle târlze kalkıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegorical. allusive. sarcastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allusive. insinuating. ironic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kızılırmak, güney Azerbaycan’ı 2 defa katederek Gilan’da Hazer denizine dökülen ırmak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) (musiki). Kudüm vuran san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Mevlevî Ayinlerinde kudüm vurarak mutrıbi yöneten san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدوم زن] kudüm çalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde eski bir nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the established order. the established regime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cousin. first cousin. cousin german.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cousin. cousin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cousin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mânâsına bakılmaksızın yalnız kelimelerin sesleri bakımından: Bu cümle lâfzan pek parlaksa da mânâca değeri yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (halk dilinde: lâfazan). 1. Çok söyler, geveze. Ar. kavvâl. 2. Atıp tutan, övünen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: lâfazanlık). Gevezelik, övünme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Titreyen, titrek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pastil; baklava biçimi, eşkenar dörtgen; baklava şeklinde şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mahfûz olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazen» den im.) (c. mehâzin). 1. Mal ve eşya koymaya mahsus kapalı yer, kiler, anbar. 2. Türkçe. Yeraltı, bodrum: İçilecek şeyler soğuk durmak için mahzene konmalıdır (Fr. magasin, bu kelimeden gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellar. cistern. repository. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellar. granary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellar. underground storeroom or depository. cistern. repository. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Mazhar çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mecâz kullanma yoluyla, gerçek mânâsiyle olmayarak: «Arslan» meeizen cesur mânSsiyle kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Farsça merzegûş’ tan), (bk.) Merzengûş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir çeşit fesleğen, güveyi otu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. mevc = dalga, Fars. zeden = vurmak). Dalgalı, Ar. mütemevvic.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, mizen i., den. mizana direği, üç direkli geminin en gerideki direği; mizana yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saygı ve ikramla: Muazzezen kabûl ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazn» den imef.) (mü. muhtezene). Biriktirilip hazineye konmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (muşt = yumruk, zeden = vurmak). Yumrukla güreş eden, yumruk güreşinde mahir pehlivan, boksör, Fr. boxeur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yumruk güreşi, boks, Fr. box.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUVAZENE) (i. A. «vezn» den masdar). 1. İki şeyin ağırlıkça bir ve eşit olması, denge. 2. Karşılıklı iki şeyin ölçü ve başka bakımlardan bir gelmesi ile olan uygunluk, denk olma: Devletler muvazenesi. 3. Bir cismin ağırlık merkezi dik gelerek durabilmesi: Pencereden uzanırken muvazenesini kaybedip düştü. 4. Gelir ve giderin bir gelmesi: Bütçe muvazenesi. 5. Mukayese, ölçü: Eski servetinizle şimdiki servetinizi muvazene ederseniz ne kadar ilerlediğinizi anlarsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilibrium. balance. stability denge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. equilibrium. set-off. stability. equipose. poise. offset. equation. compensation. counterbalance. equanimity. equipoise. temperament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موازنه] denge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bütçe kanunu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1Uygun, denk. 2. Muvazenesi yerinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Ölçüsüz, dengesiz. 2. Ne yaptığını bilmeyen, sözleri ve hareketleri normal olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) dengesiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbalance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Delik veyahut lağım açan işçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Nakzedilerek, (bk.) Nakz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İnleyen, inildeyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(argo). Yok, hiç yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ney.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نای] ney. 2.kamış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. (eski) hayır, yok; hem de, hatta, yalnız bu değil, bundan başka; i. ret, inkâr, menetme; olumsuz oy; olumsuz oy veren kimse. He will not take nay. Yok sözünden anlamaz. Ret tanımaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Neyzen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Bulunmaz. Benzeri olmaz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نایچه] küçük ney.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Neyzen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نایی] neyzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (bir Amerikan firmasının koyduğu marka adı). Çok çeşitli giyim ve ev eşyası yapımında kullanılan süper poliyamidler grubundan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic. nylon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nylon. artificial. fake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nylon. denier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fake invoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Moğ.) (Erkek İsmi) - Sekiz. Batı Moğolistan’da yaşayan sekiz kabileden oluşan Türk topluluğu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نایزن] neyzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Naz edici, nazlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازنده] nazlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Naz edici, nazlı, hoş edalı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cilveli, nâzlı. 2. Pek kıymetli olup nâz ve nimetle alıştırılmış, şımarık: nâzenînim. 3. (Alay ve aşağılamak maksadıyle) bilinen kişi, mahut: O nâzenînim de sallana sallana gelmiş. Tarîk-ı Nazenin = Bektaşî tarîkati.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coy. coquettish. pampered. of delicate build.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نازنين] nazlı. 2.narin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Cilveli, oynak. Çok nazlı yetiştirilmiş, şımarık. 2.Narin ince yapılı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Mehter çalıcısı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yeni tarz yeni yöntem. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Saz, kamış. 2. Türk musikisinde bir nefesli çalgı ki, çeşitleri vardır: Ney üflemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEY-ZEN) (i. F.). Ney çalıcısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نيزن] ney üfleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Ney çalan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Ay sadece gece görülebilir diye bir şey yok. Gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. Ama güneşin atmosferimizde yansıyan ışınları onları görmemize mani oluyor. Atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneşle birlikte yıldızları da görebilecektik.

Ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. Eğer konumuna göre güneşten iyi ışık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıkla görünebilir. Ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gibi yansıtıcıdır. Koyu renktedir ama tam siyah da değildir. Biz gökyüzünde aya baktığımızda sadece onun güneşten yansıttığı ışığı görüyoruz. Güneş kadar ışık saçmıyor ama yine de gökyüzündeki en parlak yıldızdan 100.000 kat daha fazla ışık yansıtabiliyor.

Gündüz havanın aydınlığı yıldızların parıltısını yok eder. Aslında parlak yıldızların olduğu bölgede gökyüzünün parlaklığı da biraz daha farklıdır ama bu farkı pek algılayamayız. Ama ayın olduğu bölgede ışık yeterli ise geceki gibi çok parlak olmasa da onu görebiliriz. Hatta hava şartlarının olumlu olduğu durumlarda hava aydınlıkken Venüs gezegenini bile görebiliriz.

Güneşi büyük bir ampul, ayı da büyük bir ayna olarak düşünebiliriz. Bazı durumlarda ampulün ışığını doğrudan görmesek bile, aynanın yansıttığı ışığını görebiliriz. Bu, geceleri olan durumdur. Güneşi göremeyiz, çünkü dünyamız ondan gelen ışığı bloke etmiştir. Ayı, yani aynadan yansıyan ışığını görebiliriz. Ampulü de, aynayı da birlikte gördüğümüz durum ise ayın gündüz görünme durumudur.

Genellikle ‘ayın karanlık yüzü’ diye kullanılan deyiş şekli yanlıştır. Doğrusunun ‘ayın arka yüzü’ olması gerekir. Ayın dünyamız etrafındaki dönüş süresi ile kendi etrafındaki dönüş süresi hemen hemen aynı olduğundan, biz ayın hep bir yüzünü görürüz ama ay dünya ile güneş arasındayken bize bakan yüzü karanlık, güneşe bakan arka yüzü aydınlıktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ay sadece gece görülebilir diye bir şey yok. Gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. Ama güneşin atmosferimizde yansıyan ışınları onları görmemize mani oluyor. Atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneşle birlikta yıldızları da görebilecektik.

Ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. Eğer konumuna göre güneşten iyi ışık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıla görünebilir. Ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gibi yansıtıcıdır. Koyu renktedir ama tam siyahta değildir. Biz gökyüzde aya baktığımızda sadece onun güneşten yansıttığı ışığı görüyoruz. Güneş kadar ışık saçmıyor ama yine de gökyüzündeki en parlak yıldızdan bin kat daha fazla ışık yansıtabiliyor.

Gündüz havanın aydınlığı yıldızların parıltısını yok eder. Aslında parlak yıldızların olduğu bölgede gökyüzünün parlaklığı da biraz daha farklıdır ama bu farkı pek algılayamayız. Ama ayın olduğu bölgede ışık yeterli ise geceki gibi çok parlak olmasa da onu görebiliriz. Hatta hava şartlarının olumlu olduğu durumlarda hava aydınlıkken Venüs gezegenini bile görebiliriz.

Güneşi büyük bir ampül, ayı da büyük bir ayna olarak düşünebiliriz. Bazı durumlarda ampülün ışığını dğrudan görmesek bile, aynanın yansıttığı ışığını görebiliriz. Bu, geceleri olan durumdur. Güneşi göremeyiz, çünkü dünyamız ondan gelen ışığı bloke etmiştir. Ayı, yani aynadan yansıyan ışığını görebiliriz. Ampulü de, aynayı da birlikte gördüğümüz durum ise aynı gündüz görünme durumudur.

Genellikle “ayın karanlık yüzü” diye kullanılan deyiş şekli yanlıştır. Doğrusunun “ayın arka yüzü” olması gerekir. Ayın dünyamız etrafındaki dönüş süresi ile kendi etrafındaki dönüş süresi hemen hemen aynı olduğundan, biz ayın hep bir yüzünü görürüz ama ay dünya ile güneş arasındayken bize bakan yüzü karanlık, güneşe bakan arka yüzü aydınlıktır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde ttz sekizlideki bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Nısfiye çalan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nurdan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, ışıklı kadın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Okan ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Olgunay, dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (i.). Tasdik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approval. confirmation. acknowledgement. affirmation. endorsement. ratification. indorsement. certification. okay. approbation. assent. backing. legitimation. o.k. ok. sanction. visa. vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgment. affirmation. approbation. approval. blessing. countenance. favour. okay. sanction. consent. assent. ok. convenient. suitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

express consent. ratification. approval. certification. convenient. suitable. confirmation. acceptance. applause. approbation. assent. authentication. blessing. countenance. placet. sanction. suffrage. witnessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). -Uygun bulma, onaylama. Uygun yerinde. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ayın ilk günlerindeki hali, hilal. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ön aydın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appro. confirmation. approval. ratification. certification. acceptance. attestation. corroboration. legitimation. recognition. subscription. validation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgment. approbation. approval. blessing. favour. sanction. ratification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ratification. affirmance. approval. certification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (f.). Yapılan bir işi beğenerek kabûl etmek, tasdik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hold with. give countenance to. lend countenance to. approve. confirm. ratify. affirm. authorise. authorize. acknowledge. endorse. indorse. verify. validate. accept. attest. bear out. certify. corroborate. countersign. grant. hear. homologate. legiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accede. accept. applaud. approve. carry. certify. confirm. corroborate. countenance. endorse. favour. grant. okay. pass. ratify. recognize. sanction. subscribe. uphold. validate. to approve. to ratify. to applaud. to accept. to accede. to countenance. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirm. accept. approve. to approve. to ratify. to certify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approval. ratification. certification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approval. ratification. certification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet with approval. go through. pass. go down. be approved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet with approval. go through. pass. go down. be approved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ratify. to approve. to certify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ratify. to approve. to certify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confirmed. approved. certified. certificated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approved. certified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certified. approved. ratified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unapproved. unratified. uncertified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unapproved. unratified. uncertified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıçrayıp oynamak iş ve tarzı: Böyle oynayış görmedim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). itina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. attention. painstaking. application. assiduity. elaboration. jealousy. solicitude. thought. pains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attention. care. solicitude. pains itina. ihtimam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. careful attention. pains. application. assiduity. pain. solicitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Bir işin elden geldiğince iyi olması için gösterilen çaba. 2.İçerlek, tam orta, en içeride olan. 3.İlk söz. 4.Bir birine yakın iki dağın arasındaki uzaklık, ara. Dere, ırmak. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Özen ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ender bulunan yaratılışta olan, değerli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to take pains over sth. to cause sb to want to imitate sb. encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to take pains over sth. to cause sb to want to imitate sb. encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Dikkat ve ihtimamla bir iş yaptırmak. 2. Teşvik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage. encourage. support. accelerate. prod. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prod. stimulate. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage. encourage. support. accelerate. prod. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prod. stimulate. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, «özenmek» ten). Hayvana binilince ayakları koymaya mahsus demir basamaklar ki, kayışla eğere bağlıdır, Ar. rikâb. Özengiye ayak basmak = Ata binmek. Özengi ağası = Ata binilirken öbür özengiyi tutup yardım eden hizmetkâr, Fars. rikâbdâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ata özengi yani mahmuzla vurup sürmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü engin, geniş ve derin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür,) (Kadın İsmi) - Özen gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi bir şeye özenmek: Bu gibi şeylere özenilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth over sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth over sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elaborate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Çaba gösteren, en iyisini yapmaya çalışan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. painstaking. assiduous. elaborate. heedful. jealous. regardful. scrupulous. thoughtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. meticulous. painstaking. punctilious. rigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painstaking. very careful. mindful. attentive. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. painstaking. assiduous. elaborate. heedful. jealous. regardful. scrupulous. thoughtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. meticulous. painstaking. punctilious. rigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painstaking. very careful. mindful. attentive. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özenle çalışan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dikkat ve ihtimamla çalışmak: Özenmiş demesinler. 2. Çabalamak, uğraşmak, hazırlanmak: Kuş yavrusu uçmaya özeniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take pains. try hard. elaborate on smth. emulate. take an example by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains. to try hard. to imitate. to ape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth / over sth. to want to imitate sb. to try to do sth one knows little about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take pains. try hard. elaborate on smth. emulate. take an example by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains. to try hard. to imitate. to ape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth / over sth. to want to imitate sb. to try to do sth one knows little about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inattentive. inelaborate. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessly done. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipshod. carelessly done. sb who does careless work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inattentive. inelaborate. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessly done. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipshod. carelessly done. sb who does careless work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Özenme işi, taklitçilik hevesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectation. emulation. affected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire to imitate sb. desire to do sth one knows little about. affectation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectation. emulation. affected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire to imitate sb. desire to do sth one knows little about. affectation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preciosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preciosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok dikkat ve ihtimamla yapılmış. 2. Çok zahmet ve sıkıntı veren: Özentili iştir. 3. Meraklı, endişeli: Özentili adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very careful. painstaking. mannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very careful. painstaking. mannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Özgenay). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Özgün ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Senede bir, iki defa belirli bir yerde kurulup bir müddet devam eden büyük pazar: Uzuncaova, Silivri, Balıkesir panayırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair. funfair. market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ pây = ayak, zeden = vurmak). Ayağına pranga vurulmuş câni. Pây-zen kıyafetli = Pejmürde ve korkunç kıyafetli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Tutsak, esir. Suçlu. Ayağına pranga vurulmuş kimse. 2.Rençb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.: basin). Bir çeşit tüylü veya tüysüz yumuşakça bez veya basma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cotton flannel. fustian. dimity. flannelette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hallaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kocakarı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيره زن] yaşlı kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yol kesen, eşkiya, yol vuran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راهزن] yol kesen, haydut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yazan, çizen, kayd ve işaret eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رگ زن] hacamatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAh-zen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. revâzin). Pencere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [روزن] pencere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Pencere.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «râziyâne» den). Dereotune benzer bitki. Su rezenesi = Subaldıranı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fennel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aydınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. saf = sıra, Fars. zeden = vurmak). Düşman askerinin saflarına vuran, cesur, galip.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - (bkz, Safder).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay san. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sınâAt). (bk.) SınâAt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industry. manufacturing trade. zoning law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صنایع] sanatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial area. industrial community / district / region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial establishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber of industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial country. industrial country / nation. industrial nation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صنایع نفيسه] güzel sanatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialist. industrial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialist. industrial producer. manufacturer. millowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialism. being an industrialist. industrial work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialize. to become industrialized. to industrialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to industrialize. to become industrialized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to industrialize (an area. industrialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İngilizce adı ‘backgammon’ olan, bizde ise İtalyanca ‘tavola’dan geçmiş ismi ile ‘tavla’ olarak bilinen oyun, şans ve kabiliyetin çok güzel dengelendiği, kazanmak için ikisinin de gerekli olduğu, toplumun her seviyesinde ve her yerde oynanabilen bir oyundur.

Tavla o kadar bilinen bir oyundur ki, burada kurallarından bahsetmek bile ayıp olabilir. Tavlanın bilinen en eski oyunlardan biri olduğu, 5 bin yıl evvel Mısırlılar tarafından oynanmaya başlandığı, Yunanlılar ve daha sonra da Romalılar tarafından oynanıp Avrupa’ya yayıldığı biliniyor. Bu günkü oynanış kuralları 17. yüzyılda İngiltere’de tekrar düzenlenmiş, 20. yüzyılın başlarında, 1920’lerde ise çift zarla oynanmaya başlanmıştır.

Tavla, kırda, kahvede oynanabilmesi bakımından basit bir halk oyunu olarak bilinmesine rağmen satranç gibi stratejik bir savaş oyunu olup en az onun kadar, hatta araya şans faktörünün de girmesi ile ondan daha zor bir oyundur.

Sonraki hamleleri düşünmeyi zorlaştıracak şans faktörü oyuna eğlenceli bir yan katar. Oyunu kazandığınızda bunu kabiliyetinize yorarken, kaybettiğinizde de kötü şansınızı suçlayabilirsiniz. Ancak tavla şampiyonları şansın yanında oyunda, ihtimaller hesabını, tahayyül ve sezgi yeteneklerini hatta psikolojik faktörleri bile kullanırlar.

Günümüzde bilgisayarda, internet aracılığıyla dünyanın öbür ucundaki kişilerle tavla oynanabiliyor. Bilgisayarla karşılıklı tavla oynayabileceğiniz çok güzel programlar var. Ne var ki bu programlar amatör bir seviyeden öteye geçemiyorlar. Satrançta olduğu gibi dünya şampiyonlarını bile yenebilecek programlar üretilemiyor.

Bir bilgisayarın herhangi bir oyunu bir insan kadar veya daha iyi oynayabilmesi için ya insandan daha akıllı olması yahut da belirli bir sürede insandan daha çok iş yapabilmesi gerekir. Oyun programlarında genel strateji akıl üzerine kurulamaz. Program bir insanın yapamayacağı kadar kısa bir sürede, ilerde yapılabilecek hamleleri ve karşı oyunları hesaplayabilecek şekilde hazırlanır.

Satranç oyununda her bir oyuncunun bir hamlede yapabileceği 20-30 değişik hareket vardır. Tavlada ise her iki zarı attığınızda, zaten 21 tane değişik pozisyon gelme olasılığı vardır. Bu her bir pozisyon da en az 4-6 değişik şekilde oynanabileceği, bir de çift atıldığında 4 kere oynanabileceği faktörlerini de hesaba katarsak, sadece bir kerede tavlada kaç değişik oyun oynama olasılığı olduğu ortaya çıkar.

İşte bu durum tavla oyununun herhangi bir anında çok ileriye bakmayı, sonraki hamleleri görebilmeyi ve tedbir almayı zorlaştırır. En basit bir hesapta bile görülebilir ki tavlada 3 kere zarları atışta oynanabilecek pozisyon sayısı 250 milyona ulaşır. Bunun analizini yapabilmek bilgisayar için bile zordur.

Satranç gibi oyunlarda, bir kerede yapılabilecek hamleler hesaplanırken en mantıksız ve yapılmaması gereken hamleler çıkarıldığında geriye oynanması mümkün 5 bilemediniz 10 hareket kalır. Halbuki tavlada her seferinde atılan zara bağlı olarak 21 değişik seçenek vardır. İşte bu nedenle programlamada arka arkaya olabilecekler için bir fonksiyon türetip, yazılım yapabilmek içinden çıkılmaz bir hale gelir.

Tavlada bir başka faktör de zamandır. Oyunun herhangi bir kademesindeki durumu kavramada geçen zaman açısından insan, bilgisayardan hala üstündür. Tabii bu arada pulları kırma, kritik yerlerde kapı alarak rakibin zarı ne gelirse gelsin onu oynatmama, gele atma gibi durumlar da göz önüne alınırsa, bilgisayarın tavla oyununda niçin çok başarılı olamadığı ortaya çıkar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çalgı çalan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Sema yapan, törenle dönen mevlevi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sen aysın, ay gibi güzelsin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Ayın parlaklığı, güzelliği.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثنایا] ön dişler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. şenîa). (bk.) Şenîa.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tuşa bir kez basıldığında oynatıcı ve kaydedici aynı anda çalışmaya başlar. İkinci basışınızda kayıt durur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. ser = baş, zeniş = vuruş). Başa kakma, azarlama, tekdir, çıkışma, sitem etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reprehension. reproach. reproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرزنش] sitem, başa kakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرزنشکار] sitem edici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sevay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Duyan, hisseden, anlayan, sezgili. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Sezgin). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sikke = mâdeni para, Fars. zeden = vurmak). Sikke basan usta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). 1. Sevinç ve memnunluk anlatır. 2. Cicili bicili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Göğüs döven, göğsünü döverek matem eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سينه زن] göğsünü döven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay’ın son günleri. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Söylev veren, güzel konuşan hatib.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi güzel, uzun boylu, endamlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay’ı sun, getir. Sun ve ay kelimelerinden birleşik isim. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zurna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zurnacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İğne, ibre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوزن] iğne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Topluca yapılan av.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yakan, yakıcı, pek tesirli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوزنده] yakıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İnce bir çeşit nakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tabi = davul, Fars. zeden = vurmak). Davul çalan, davul vuran, davulcu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طبل زن] davulcu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Şafak ve ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aydınlık şafak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Târiz yoluyla: Bu sözü bana târîzen söyledi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Taşkın). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tâviz yoluyle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طعنه] ayıplayan, kınayan, kötüleyen, suçlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Mecâz yoluyla.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Biricik ve hayırlı ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). Temyiz yoluyla.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi beyaz, parlak tenli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Darlık, sıkıntı, ıztırap. 2. Dar yer, sıkıntılı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ tîğ = kılıç, zeden = vurmak). Kılıç vuran, çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. tîr-zenân). Ok atan, okçu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. aslı: terâzende). Donatan, süsleyen, süslenmiş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dolunay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ayın ondördü, mehtap, dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Tün - ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Geceleyin söylenen selâm sözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good afternoongood evening. good night. good evening!. good night!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Good evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Tüze nur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay gibi yüksek anlamında.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay gibi tanınmış, ünü parlak, şöhretli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ürün ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eyerin iki yanında asılı bulunan ve ayakların basmasına yarayan düz altlı demir halka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stirrup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stirrup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stirrup leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pörsümüş, pörsük, kart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Yalın). Ayın en görkemli ve sade görüntüsü. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakları çıplak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefooted. barefoot. unshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yeni ay, hilal-i ayça. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yoğun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. zenân). Karı, kadın. Pîre-zen = Kocakarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «zeden» fiilinden, birleşik sıfatlara girer) (c. zenân). 1. Vuran. Şemşîr-zen = Kılıç vuran, kılıç çeken. 2. Kesen, kat’eden. Reh-zen = Yol kesen, haydut. 3. Vuran veya basan. Sikke-zen = Para basan. 4. Çeken, atan. Lâf-zen (lafazan) = Laf atan. Nâre-zen = Nara atan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زن] kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyevi etkilerden sıyrılarak aydınlığa kavuşmayı amaçlayan bir çeşit Budizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (zen = kadın, perest = tapınırcasına seven). Kadına çok düşkün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Zındıklar, dinsizler. (bk.) Zındık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنادقه] zındıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zındîk). Zındıklar, (bk.) Zındık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zenehdân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (terkiplerde bulunur). Vurarak, söyleyerek, (bk.) Zen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kadınlar. 2.(bkz.Nisa).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da harem dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçe’de: zenne). Kadınlarla alâkalı veya kadınlara ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنانه] kadınca, kadınsı. 2.kadın işi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. zünnâr). (bk.) Zünnâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zünûb). Günah, suç: Zenbim çoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذنب] suç, günah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «zenbûrek» ten). 1. Hareket ettirmeye veya sıkıştırmaya yarayan demir yay: Saat zenbereği, kapı zenbereği. 2. Mânâyı kuvvetlendirmek ijin zehir kelimesiyle beraber kullanılır: Zehir zenberek bir cevap yazdı: Pek acı, pek sert.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşletmek veya sı-, kıştırmak için demir yayı olan: Zenberekli saat, kapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zenâbil). Öteberi taşımak için hasır gibi örülmüş, yukarısı geniş ve aşağısı dar kab.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنبيل] zembil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zenbil yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinde veya sırtında zenbil taşıyan: Zenbilli Ali Efendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eşekarısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zenberek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنبورک] zemberek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Afrika’da yaşayan siyah ırk mensuplarının umumî adı; tekliğine zenci denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., Farsça «zengâr» dan Arapça’laşmış). (bk.) Zengâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskiden kadınların sağrılarını kabartmak için entarinin altında bağladıkları şey, Fr. turnür (tournure).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hindistan’dan gelen baharat ki, halk arasında zenfecil denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنجبيل] zencefil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (Ar. «zencebil»den). Hindistan’dan gelen çok tanınmış bir bahar ki, ısıtıcı ve midevîdir (zingibar oficinale).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gingery. ginger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(zencebil): Zencefilgiller familyasından anayurdu Hindistan ve Malezya olan etli rizomlu bitkidir. Baharat olarak kullanılır. Tıbbi zencefilin tropik ülkelerde kültürü yapılır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür. Kusmayı önler. İshali keser. Bağırsak bozukluklarını giderir. Soğuk algınlığında çabuk iyileşmeyi sağlar. Bedeni ve zihni gücü artırır. Cinsel istekleri kamçılar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden zencefil, kakule gibi bitkileri içine alan bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZENCİ) (i. A.) (mü. zenciyye). Afrika’da yaşayan siyah ırktan olan kimse (büyük yanlış olarak bazen Arap denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

african. black. colored. coloured. negro. negroid. african. black. blackamoor. blackie. blacky. buck. coon. crow. darky. negro. sambo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. coon. negro. nigger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. negro. black man. nigger. spade. spook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنجی] siyahî, zenci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbiseye kenar olarak dikilen kürk, kürkten sayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZENCİR) (i. F.). 1. Birbirine geçmiş madenî halkalardan müteşekkil demir ip ve bağ, silsile: Zencirle bağlamak, gemi zenciri. 2. Zencir gibi art arda sıralanmış şey (halk dilinde: zincir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde 120 zamanlı en büyük usûl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنجير] zincir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنجيربند] zincire vurulmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zincire vurulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنجيری] zincirli. 2.zincirlik deli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zenciri olan. 2. Zencire bağlı, zencire, prangaya vurulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (zincifre şeklinde de kullanılır). Cıva ile kurşundan mürekkep kırmızı boya, sülüğen, sürür, Fr. minium.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Çakmak. 2. (anatomi) Elin kola bitiştiği yer, bilek, bilek kemiği .

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zerdüşt’ün bıraktığı kitap ki, Mecûsîler’in mukaddes kitabıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zerdüştlerin kutsal kitaplarının Pehlevi dilinde tercüme ve açıklanması;eski İran'ın Zendi dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zerdüştlerin kutsal kitabları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zerdüşt’ün kitabı. (bk.) Zend.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زندقه] zındıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زن دوست] zampara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ zen = kadın, dûst = seven). Kadınlardan hoşlanan, zanpara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eznâb). Kuyruk. Neem-i zü’z-zeneb = Kuyruklu yıldız. Zeneb-ül-esed = Esed burcunun Beta yıldızı. Zensb-üd-düccâce = Düccâce burcunun Alfa yıldızı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذنب] kuyruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Çene. Sîb-i zenehdân = Sevgilinin elmaya benzeyen çenesi. Çâh-ı zenehdân = Çenenin ortasındaki çukur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنخدان] çene.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Pas, demir, bakır vesaire oksidi. 2. (bk.) Zen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنگ] zil. 2.pas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Göztaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Siyah adam, siyâhî, zenci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنگی] zenci, siyahî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Afrika’nın doğu sahilinde bir ada.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parası, malı ve işe yarayan şeyleri çok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluent. bonanza. in the chips. well-endowed. fertile. generous. in the money. moneyed. opulent. propertied. prosperous. rich. wealthy. well-heeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluent. gracious. loaded. opulent. prosperous. rich. wealthy. well-off. well-to-do. well-heeled. productive. fertile. showy. rich person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opulent. rich. wealthy. affluent. productive. fertile. rich in. abounding in. in the chips. going strong. landed. lush. ample means. made of money. moneyed. heavy purse. ritzy. substantial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az veya oldukça zengin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zengin hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrichment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrichment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make one's pile. to make a packet. prosper. to grow rich. rise. thrive. be well in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothe. enrich. prosper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrich. to enrich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrich. secundation. to make wealthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zengin olma hâli, servet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. affluence. circumstance. fortune. opulence. prosperity. riches. richness. substance. wealth. circumstances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluence. opulence. resource. riches. richness. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opulence. riches. richness. wealthiness. affluence. wealthy. productiveness. fertility. abundance. costliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çan») (musiki). Türk musikisinde Hicaz ailesinden basit bir makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنگوله] çan. 2.çıngırak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde orta sekizlide bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. başucu, setürreis; zirve, doruk. zenith distance başucu uzaklığı. zenith telescope başucu teleskopu. at its zenith zirvesinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «zenân»dan). 1. Kadın cinsi, Ar. inâs: Zenne için terlik satıyor, zenne terzisi. 2. Ortaoyununda kadın kıyafetine giren erkek oyuncu: Zenneye çıkmak. 3. Kadınlara mahsus elbise vesaire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنه] kadın rolünü üstlenen erkek sanatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadınlara mahsus elbise vesaire satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadınlık. 2. Ortaoyununda kadın taklidi yapma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Ünlü, tanınmış kadın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Zinnur).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زن پرست] kadın düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Zil çalan musiki sanatkârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zurna çalan çalgıcı: Zurnacı

Türkçe Sözlük by