Naz-perverane ne demek? | Naz-perverane anlamı nedir? | Naz-perverane

Naz-perverane anlamı nedir?

Naz-perverane ne demek?

Naz-perverane anlamı nedir?

Naz-perverane | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: naz perverane

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nazlanarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق نظری] teorideki ahlak anlayışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی نظر] yüksek görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). Polonya, Rus ve Alman Yahudileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanatic. fanatical. bigoted. hard-shell. illiberal. narrow-minded. puritan. puritanical. rabid. sectarian. strait-laced. zealous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigot. bigoted. fanatic. puritan. straitlaced. zealot. narrow-minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigoted. fanatical. apostle of hate. bigot. fanatic. puritan. religious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry. fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry fanaticism. bigotry. zealotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sürekli nazlanan, çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mensuplarını kayıran efendiye bağlı olan veya bende-perver şekilde: Eltâf-ı bende-perverâneleri: Eski nezaket tâbirlerinden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Emsalsiz, benzersiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی نظير] benzersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Nazlı. 2.Cilveli. 3.Allah’a yalvaran.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük burnu olan adam: Burnaz Hasan Çelebî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ÇAker-perverî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who is like a living corpse. more dead than alive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerekli merasimle kefenlenerek tabuta yatırılmış ölü: Bir cenaze geçiyor; cenaze nâmazı; cenaze alayı. Cenaze salâtı = Cenazelerde okunmaya mahsus salât ki, Türk dinî musikisinin cami musikisi dalında bir şekildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funeral. corpse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corpse ready for burial. mortuary. funeral. mortal remains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funeral procession. formal procession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearse. funeral car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer performed at the funeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funeral ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars) (Kadın İsmi) 1.Süzerek bakma, bakış. 2.Nazlı nazlı bakan göz. 3.Güzel gözlü sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنازه] tabut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nazlı kız.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül yüzlü kadın. 2.Gül gibi, nazlı narin. - Birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hınzîr). Hınzırlar, domuzlar, (bk.) Hınzır (hınzîr).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خنازیر] domuzlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خنازیر] domuzlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İlk doğan kız çocuklarına verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) 1.Naz isminde. 2.Çok nazlı olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Eğri ve meş’ um bakışlı, kıskanç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hilekâr. 2. Aldanmaz, uyanık, zeyrek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cunning. shrewd. astute. tricky. artful. crafty. arch. cagey. calculating. canny. cattish. catty. cute. designing. dodgy. downy. feline. foxy. hard-boiled. heady. knowing. leery. politic. quirky. roguish. serpentine. sharp. shifty. slick. slim. sly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artful. astute. calculating. canny. crafty. cunning. foxy. knowing. politic. shrewd. slick. sly. smart. subtle. tricky. wily. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foxy. shrewd. cunning. artful. clever. crafty. cool customer. dodgy. leery. pettifogger. politic. shifty. sly. subtle. vulpine. wily. wisehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craftily. cunningly. foxily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machiavellian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hilekârlık. 2. Aldanmazlık, uyanıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astuteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craft. cunning. guile. ruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cunning. foxiness. cunning action. shrewdness. devilment. guile. mastermind. slyness. subterfuge. subtlety. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [کوتاه نظر] kıt görüşlü, basiretsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Benzeri olmayan, eşsiz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Eşsiz, benzersiz. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Melek).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. menzil). Menziller, duraklar, (bk.) Menzil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منازل] konaklar. 2.aşamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi manzam dilimizde kullanılmıyor). Diziler, sıralar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A c.) (m. manzara). Manzaralar, görünüşler, (bk.) Manzara.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناظر] manzaralar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. hâl. F ). Misafirleri kabûl edip kendilerine ikram ederek veya böyle yapan adama lâyık surette: Bizi mihmân-perverâne kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Naz güneşi. Çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nez’» den masdar) (c. münâzaât). Ağız kavgası, dalaşma: Aralarında bir münâzaa başgöstermlş; kârın bölüşülmesinde münâzaa etmişler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan masdar) (c. münâzarât). Kaide ve usûl dahilinde karşılıklı konuşma ve münakaşa: Münâzaraya giriştiler. Fenn-I münlzara, usOl-i münazara = Mantıkin münâzaradan bahseden kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disputation. discussion. moot. teach-in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debate. discussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal debate. controversy. disputation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. münâzaün-fiha). Hakkında anlaşmazlık ve münazaa olunan, davalı, kavgalı: Bu arsa, bu mesele münâzaün-fihtir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nez’» den if.) (mü. münâziyye). Kavga eden, kavgacı, ağızla kavgaya girişen, dalaşmayı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan if.) (mü. mütenâzıra). Birbirine bakan, birbiri karşısında bulunan. Zevâyây-ı mütenâzıra = Karşılıklı açılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منازعات] çatışmalar, çekişmeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متناظر] birbirine bakan. 2.simetrik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bayındırlık bakanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Namuslulukla, namusa uyarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAZ) (i. F.). 1. Kendini beğendirmek maksadiyle sun’İ hareket, şîve, işve, cilve. 2. Bir şeyi beğenmeyiş, istiğna; istenen şeyi kabûl etmeyip yalvarmaya mecbûr etme: Biraz nâz etmeden almak istemiyor. 3. Refahtan ileri gelen şımarıklık: Nâz ve nimetle büyümüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquetry. coyness. affectation. coquettish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coyness. coquetlishness. feigned reluctance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ناز] işve, cilve. 2.kapris. 3.naz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kendini beğendirmek için takınılan yapmacık cilve, işve. 2.Bir şeyi beğenmiyormuş gibi gözükme. Şımarıklık. 3.Yalvarma, rica.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nazlanarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

nazlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nasal

db. genizsil

Genizde oluşan (ses).


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازان] nazlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nazlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. enzâr). 1. Bakma, göz atma: O tarafa nazar etti, bir nazar attı. 2. Düşünme: Bu hususu nazara aldınız mı? 3. İltifat, teveccüh: Nazarda olmak; nazardan düşmek. 4. Göz dikme, göz değmesi: Çocuğu için nazardan çok korkuyor. 5. itibar, bir türlü kabul etma-: Bir şeye ne nazarla bakarsan öyle olur. 6. lnd, yan, nezd: Kitap, onun nazarında lüzumsuz bir şeydir. Nazar-ı itibâra almak = İtibar etmek, ehemmiyet vermek: Benim dediklerimi nazar-ı İtibâra almadınız. Nazarendâz = Göz atıp bakan. Hüsn-i nazar = Teveccüh. Sarf-ı nazar = Şöyle dursun: Şerbetten sarf-ı nazar su bile bulamadık. Sarf-ı nazar etmek = Vaz geçmek: Ben, o işten sarf-ı nazar ettim. Nazar-gâh = Bakılan veya bakılacak yer. Enzâr-ı umûmiyye = Herkesin gözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look. eye. sight. blink. regard. evil eye. hex. whammy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye. evil eye. look. glance bakış. the evil eye. opinion. consideration görüş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glance. look. the evil eye. opinion. blink. hex. view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نظر] bakış. 2.ilgi gösterme, iltifat etme. 3. bakış açısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue bead (worn to avert the evil eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bizde “nazar değmesi” adı verilen inanç, diğer lisanlarda “şeytan göz” veya “şeytan bakışı” olarak adlandırılır. Bebeğine yeni elbiseler giydiren bir anne, çarşıya gidip alışveriş yapar. Bu arada bir başka kadın gelir ve bebeği sever. Eve gittiklerinde bebek ishal olur. İşte anneye göre bebeğine o kadının nazarı değmiştir. Dikkat ederseniz burada bebeği seven kadının art niyeti yoktur. Zaten nazarı değen kişinin genellikle kötülüğü değil, kıskançlığı ve çekemezliğidir söz konusu olan.

Noel Baba ve benzeri batıl inançlar çocuklukta kuvvetli olup yaş ilerledikçe azalırken, nazar değme inancı bunun tam tersidir. Nazar inancının ardındaki güç, bakışın ruhla bütünleşmesidir. Bakış konuşmaya göre daha etkilidir. İnsana tam odaklanır ve daha duygusaldır. Birçoğumuz arkamız dönük olduğumuz halde kalabalık içinden birinin bize baktığını hissetmişizdir.

Nazar değmesi ile ilgili olarak en çok kabul gören görüş, gözdeki yansımadır. Eğer karşınızdaki birinin gözlerine dikkatle bakarsanız, gözlerinde kendi görüntünüzün yansıdığını görürsünüz. Eski insanlar sudan, aynadan yansıyan görüntülerinin kendi ruhları olduğuna inanıyorlardı. Karşılarındaki insanın gözleri içinde kendi küçük görüntülerini görünce tehlikede olduklarını, ruhlarının karşısındakinin gözleri içinde hapsolduğunu sanıyorlardı.

Bu korkunun dünya çapında genel bir inanca dönüşmesinin, şimdi Irak’ın bulunduğu topraklarda yaşamış eski Sümerlerden kaynaklandığı sanılıyor, Sümerlerin inançlarına göre bazı insanlar bakarak suları kurutabilir ve bu nedenle ölüme sebep olabilirlerdi. Sonradan bu inanç bir bakışla yaşayan şeyleri de kurulabilme yönünde gelişti. Örneğin, nazar değen çocukların ishal olup vücutlarının sıvı kaybetmesi, annelerin ve süt veren hayvanların sütlerinin kuruması, meyve ağaçlarının kuruması ve erkeklerin iktidarsız kalmaları vb. Görüldüğü gibi, bunların hepsinde de sıvı kaybı ve kuruma vardır.

Bu inanç doğuda Hindistan’a, batıda Portekiz ve İngiltere’ye, kuzeyde İskandinavya’ya kadar yayıldı. Böylesi bir inanca sahip olmayan Amerika, Asya, Afrika ve Avustralya’ya ise kaşifler, denizciler ve göçmenler tarafından taşındı. Ama günümüzde hala Çin, Kore, Güneydoğu Asya, Avustralya ve Amerika yerlilerinde, Afrika’da sahranın güneyinde böyle bir batıl inanç yoktur.

Doğu Akdeniz ve Ege kıyılarında bu inanca, mavi gözlü insanların daha fazla nazarlarının değdiği inancı da ilave edilmiştir. Bu yörelerde mavi gözlü insanların azlığı bunun sebebi sanılıyor. Bu nedenle buralarda nazarı geri itmek veya ayna gibi yansıtmak için mavi göz şeklinde, camdan yapılan nazarlıklar başta bebekler olmak üzere nazarın değebileceği düşünülen her yere takılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tazelik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظر شبهه] şüpheli göz, şüpheli bakış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Göre, bakılırsa: Dediğine nazaran. 2. Nisbeten, nisbetle, kıyasen: Yaşına nazaran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respect to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compared to. in comparison to. according to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compared to. in comparison to. according to. in sb's opinion. as per. considering. in consideration. with regard to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظرا] göre, nispetle, bakılırsa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Nasıra şehrinin yerlisi, Nasıralı; Nasrani, Hıristiyan; ilk Hıristiyanlık devirlerinde bir Yahudi Hıristiyan mezhebi üyesi. the Nazarene Hazreti İsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsrail'de Nasıra şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ نظرگاه] bakış yeri. 2.bakılan yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nazariyye). 1. Bakışa ait. 2. Teorik olarak, zıddı: Amelî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctrinaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theoretical. speculative. bookish. hypothetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظری] teorik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) göre, fikrince, gözünde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAZARİYYAT) (i. A ). Teorik bilgiler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظریات] teoriler, nazariyeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAZARİYYE) (i. A ). Teori. (bk.) Nazariyât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظریه] teori.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظریات] teoriler, nazariyeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nazar değmesine karşı kullanılan boncuk, ot vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. amulet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amulet. charm. charm against the evil eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. amulet (used to ward off the evil eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Olma, yetişme, olgunluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Naz edici, nazlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازنده] nazlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Naz edici, nazlı, hoş edalı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cilveli, nâzlı. 2. Pek kıymetli olup nâz ve nimetle alıştırılmış, şımarık: nâzenînim. 3. (Alay ve aşağılamak maksadıyle) bilinen kişi, mahut: O nâzenînim de sallana sallana gelmiş. Tarîk-ı Nazenin = Bektaşî tarîkati.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coy. coquettish. pampered. of delicate build.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نازنين] nazlı. 2.narin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Cilveli, oynak. Çok nazlı yetiştirilmiş, şımarık. 2.Narin ince yapılı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Nazizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nazi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a German member of Adolf Hitler's political party relating to or consistent with or typical of the ideology and practice of Nazism or the Nazis; 'the total Nazi crime'; 'the Nazi interpretation of history'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nazi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a German member of Adolf Hitler's political party. relating to or consistent with or typical of the ideology and practice of Nazism or the Nazis; 'the total Nazi crime'; 'the Nazi interpretation of history'. relating to a form of socialism; 'the national

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nazi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Alman Sosyalist- Milliyetçi partisi üyesi, Hitler taraftarı, Nazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül nazı, gönül cilvesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nezâfet» den smüş.) (mü. nazîfe). Temiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظيف] temiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Temiz, pak, nazik, zarif ve şık giyimli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazif).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(aslı: NâZÜK) (i. F.). 1. ince 2. Güzel, zarif, kaba olmayan. 3. Terbiyeli, sözü ve muamelesi düzgün, herkese iltifat ve zarafetle muamele eden: Pek nâzik adamdır. Nâzik-edâ = Tavır ve hâli nâzik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polite. courteous. gentle. kind. affable. obliging. delicate. attentive. brittle. civil. civil-spoken. civilized. complaisant. considerate. dainty. debonair. debonaire. decent. distingue. douce. eggshell. exquisite. fair. genteel. gracious. kid-glove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. brittle. civil. courteous. decent. delicate. diplomatic. fragile. genial. genteel. gentle. graceful. gracious. kind. nice. polite. suave. sugary. tactful. thoughtful. ticklish. tricky. urbane. refined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courteous. fragile. polite. of delicate build. delicate which calls for finesse. bland. chivalrous. civil. civilized. considerate. critical. cultivated. dainty. decent. delicate. gallant. gentle. graceful. gracious. kind. mannerly. pol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نازک] ince. 2.kibar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.İnce, narin. 2.Terbiyeli, saygılı. 3.Güzel zarif.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Nâzik endamlı, güzel vücutlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Naziklikle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازکانه] kibarca, nazikçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindly. lightly. gently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politely. polite. courteously. courteous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become polite. to become courteous. to become delicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. incelik, dikkat, nârinlik. 2. Güzellik, letafet, kabalık zıddı. 3. Zarafetle iltifat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politeness. courteousness. polite act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl den). 1. Yukarıdan aşağı inen, inici. 2. Bir yere konan, bir yerde konaklayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نازل] inen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yukardan aşağıya inen. Bir yere konan, bir yerde konaklayan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نازله] nezle. 2.inmiş. 3.sıkıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nazm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «nazm» dan if.) (mü. nâzıme). 1. Tertip eden, nizama koyan, düzenleyen. 2. Manzum yazan, manzume sahibi: Bu manzumenin, bu mesnevinin nâzımı kimdir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıra sıra, dizi dizi olan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse. poetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse. poetry. poetry koşuk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse. versification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ناظم] düzenleyen. 2.nazmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tanzim eden, düzenleyen. Sıra sıra, dizi dizi olan şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazım).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar, nezâret» den if.) (mü. nâzıre) (c. nuzzâr). 1. Bakan, nazar eden: Cenâb-ı Hak her yerde hâzır ve nazırdır. 2. Nezaret eden, idare eden. 3. Yüzü veya cephesi bir tarafa dönmüş olan, müteveccih, nezareti olan: Denize nazır bir oda. 5. Bir işin idaresine bakan kimse: Rüsûmât nâzın; reji nazırı; çiftlik nâzın; mekâtib-i askeriyye nâzırı; muhâsebât-ı umûmiyye nâzırı. 5. Vekil, bakan, kabine, hükümet üyesi: Dâhiliye, hâriciye, maârif, mâliye nazırı. Hey’et-i nuzzâr = Hükümet, kabine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan smüş.) (mü. nazîre). Benzer. Bi-nazîr = Emsalsiz, benzersiz, eşsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facing. overlooking. minister bakan. minister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlooking. looking out on. facing. minister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ناظر] bakan. 2.nezaret eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظير] benzer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Nazar eden, nezaret eden, bakan, gözeten. 2.Vekil bakan. 3.Bir yüzü bir tarafa yönelik olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - (Erkek İsmi) 1.Taze. 2.Altın. 3.Benzer eş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nezâir.). 1. Bir şeye benzetmek üzere yapılan şey, örnek, mesel, karşılık. 2. (edebiyat) Bir şâirin bir şiirini takliden söylenilen şiir ki aynı vezin, redif ve kafiyede olur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Örnek karşılık. 2.Manzum eserde ayrı vezin ve kafiyede benzer olma hali.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bakanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Hitler’in ve Nasyonal Sosyalist Partisinin doktrini, nasyonal sosyalizm (NAZI sözü, Almanca bir kısaltmadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nazizm. nazism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nazism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kendini beğendir, nazlı ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nâz, cilve ve işve etmek. 2. İstemez gibi yapıp yalvarmaya mecbur bırakmak. 3. Seven birine karşı şımarmak: Anasına, babasına nazlanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be coy. feign reluctance. to feign reluctance. to behave coquettishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave coquettishly. to act coyly. to feign reluctance. make bones about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Cilveli. 2. Naz ve nimetle alışıp şımarmış olan, şımarık: Nazlı alışmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coy. delicate. rose-water. wayward. spoilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arch. coy. coquettish. spoilt. petted. delicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coy. coquettish. sb who feigns reluctance. petted. coddled. delicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Naz yapan, kendini ağıra satan. Değer verilen sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazlı).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazlı.)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sıra, tertip. 2. Nesir olmayan yazı, ölçülü ve kafiyeli söz ve yazı, şiir: İnsanlar nesirden önce nazma rağbet etmişlerdir. «Nazm» ile «şiir» arasında fark vardır: Nazm, ölçülü ve kafiyeli sözdür; halbuki şiirde vezin ve kafiye ile beraber estetik ve lirizm, fikir ve hayal kudreti de olmalıdır. Bediî değer taşımayan şiir, manzumedir. Şiirde ölçü ve kafiye de olmayabilir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نظم] dizme. 2.düzenleme, tertip etme. 3.vezinli ve kafiyeli söz söyleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nazm ile, manzum olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظما] manzum olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dizme, tertib etme, sıraya koyma. Sıra, tertip. - Vezinli, kafiyeli söz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Naz-mi).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازپرور] nazlı, naz eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازپرورده] nazlı, naz içinde büyümüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bir tek bakış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tazelik, taravet, (bk.) Nazar, nazâret.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Tazelik. 2.Bakma, bakış. 3.İdare, reislik. 4.Nazırlık. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAzik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde tîz sekizlideki bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nokta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقطهء نظر] görüş açısı, bakım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. euthanasie

ölme hakkı

İyileşme olasılığı olmayan hastaların veya yaşamını kendi başına sürdüremeyecek ölçüde sakat olan kimselerin yaşamını sona erdirme hakkı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercy killing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercy killing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راست پرورانه] doğruluktan yana.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çok nazlı, çok naz eden.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب نظر] görüş sahibi, deneyimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaving aside. apart from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «nazlı şûh, güzel») (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Türk musikisinde mürekkep bir makam ve perde. 2.Çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde ttz sekizlide bir perde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Türk müziğinin en eski makamlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vers libre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Dallan yana sarkan servi. 2.Uzun boylu sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Çok nazlı, sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Çok nazlı sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سوء نظر] kötü gözle bakış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Herkesle eğlenen, alaycı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طناز] alaya alan, eğlenen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nez’» den masdar). Kavga, çatışma, çekişme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan masdar). 1. Birbirine karşı bulunma, birbirine bakma. 2. (matematik), iki açı vesairenin karşı karşıya bulunması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناظر] bakışma, bıkışım, simetri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناظری] bakışık, simetrik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boylu ve toplu: Tıknaz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blocky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumpy. podgy. stocky. stumpy. tubby. plump. fat. chunky. thickset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short and plump. chunky. heavy set. podgy. pudgy. thickset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumpness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kışa saklanmak üzere tepe şeklinde yığılan ot, ot yığını.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ot ya da saman yığını.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وطن پرورانه] yurtseverce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Naz gülü, nazlıların gülü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima şikâyet edip bir şeyden memnun olmayan, titiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi beğenmeyip daima şikâyet etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.-T.) ilk bakışta, bir bakışta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

emniyet genel müdürü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by