Nazım Plan ne demek? | Nazım Plan anlamı nedir? | Nazım Plan

Nazım Plan anlamı nedir?

Nazım Plan ne demek?

Nazım Plan anlamı nedir?

Nazım Plan | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nazim plan

Türkçe - İngilizce Sözlük

master plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). uçak, tayyare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family planning. birth control. planned parenthood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sapmasız (mercek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su kayağı, deniz surat motorlarının arkasına takılıp üstüne binilen tahta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background. back drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İster saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığım taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi Önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İşter saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığını taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). Polonya, Rus ve Alman Yahudileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kınanmak, ayıp sayılmak: insan kendi ailesi için çalışmasından dolayı hiç bir vakit ayıplanmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be blamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press conference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press conference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çift kanatlı uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be answered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cevabını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer. to reply yanıtlandırmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıplak hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Mekânın iki boyutlu, düşey ya da yatay bir uzantısı. Mimari kompozisyonlarda somut değeri olsa da resimde mekân ve hareket yanılsamasının ön koşuludur. Heykelde ise çok yalın geometrik biçimler dışında düzlem çokça ilgilenilen bir öğe değildir. Resimde tuvalin yüzeyi resimdeki mekânın en yakın boyutu olarak hissedilmekle birlikte, bu yüzeyin alt bölümü izleyiciye en yakın, en üstüyse en uzak mekânı içeren bir yer düzlemi olarak da yanılsanır. Derinlik yanılsamasını amaçlayan kompozisyonlarda ön plan, orta plan, arka plan anlatımları, bunları algılatan farklı derinlik düzlemlerinin vurgulanmasıyla oluşturulur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). patlıcan, (bot). Solanum melongena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uçağa binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) meydan, deniz kenarında piyasa yapılan yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açıklama, izah,izahat; anlam, mana; tanımlama, tarif; yorum,tefsir; uzlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açıklayıcı, izahat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

action plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i iskele tahtası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelendirmek, gazaba gelmek, hiddetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelenmek, kızmak, gazaba gelmek, hiddet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to group. to separate into groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather into a group. to assemble into groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be calculated / taken into account / projected / predicted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz uçağı, suya inebilen uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iltihap yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. to get inflamed. to get infected yangılanmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get inflamed. to get infected. fester. suppurate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. implant

tıp doku ekimi

Vücuda herhangi bir işlevi yerine getirmesi için doku yerleştirme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dikmek, ekmek; aklına sokmak, aşılamak, fikir tohumları ekmek; tıb. tedavi amaclyle vücudun içine sert madde koymak; i. bu maksatla yerleşirilen madde. implanta'tion i. dikme, dikilme aşılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (astr.) gezegenler arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) marangoz rendesi, kaba planya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalıba geçirilmek, kalıba konularak şekli düzeltilmek: Bu şapka bir aydan beri kalıplanmadı; bu ayakkabı bir kere kalıplansa açılacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be blocked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). En fazla Hindistan, Çinhindi, Indonezya taraflarında bulunan pek vahşî ve yırtıcı bir hayvan ki, kediye benzer, lâkin büyük olup kamışlıklarda yaşar. Üstüne fırladığı insan veya hayvan, pençesinden kurtulamaz, Ar. nemr, Fars. peleng.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiger. big cat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A control for water turbines which varies pitch of blades in accordance with load, resulting in high efficiency over large-load range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Vahşi kedigillerden, benekli, yırtıcı hayvan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -(1680-1738) yıllan arasında Kırım hanı oldu. 3 defa han olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Örtülmek, çevrilmek: Bu ev tahta ile kaplanacaktır. 2. Bir şeyin dış yüzeyine yapıştırılmak, geçirilmek. Bu gemilere zırh kaplanacaktır. 3. Kürke yüz, yüze kürk veya astar yahut yorgana yüz veya çarşaf geçirilmek: Bu kürke ipekten yüz kaplanırsa güzel olur. Bu yorganlara daha çarşaf kaplanmadı. 4. Daha değerli bir madenden bir yüzey ve tabaka geçirilmek: Acaba bu saate altın kaplanabilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pusla ibresinin kutba doğru dönme hususuiyeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Laponya. Laplander, Lapp (i.) İsveç ve Finlandiya'nın kuzeyinde bulunan Laponya ahalisinden biri, Lapon, Laponyalı; Lapon dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi manzam dilimizde kullanılmıyor). Diziler, sıralar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek kanatlı uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nazm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «nazm» dan if.) (mü. nâzıme). 1. Tertip eden, nizama koyan, düzenleyen. 2. Manzum yazan, manzume sahibi: Bu manzumenin, bu mesnevinin nâzımı kimdir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıra sıra, dizi dizi olan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse. poetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse. poetry. poetry koşuk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse. versification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ناظم] düzenleyen. 2.nazmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tanzim eden, düzenleyen. Sıra sıra, dizi dizi olan şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazım).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fr. plan). 1. Yapılacak bir bina vesairenin şekli, resmi. 2. Tertip: Muharebe planı. 3. Tedbir, kararlaştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan. scheme. design. intention. layout. program. programme. project. proposal. proposition. arrangement. blue print. chart. conspectus. idea. map. plot. set-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan. scheme. design. intention. layout. program. programme. project. proposal. proposition. arrangement. blue print. chart. conspectus. idea. map. plot. set-up. blueprint. device. dodge. drawing. game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A draught or form; properly, a representation drawn on a plane, as a map or a chart; especially, a top view, as of a machine, or the representation or delineation of a horizontal section of anything, as of a building; a graphic representation; a diagram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A scheme devised; a method of action or procedure expressed or described in language; a project; as, the plan of a constitution; the plan of an expedition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method; a way of procedure; a custom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To form a delineation of; to draught; to represent, as by a diagram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To scheme; to devise; to contrive; to form in design; as, to plan the conquest of a country. scale drawing of a structure; 'the plans for City Hall were on file' a series of steps to be carried out or goals to be accomplished; 'they drew up a six-step pla

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chart. design. layout. plan. project. schema. scheme. plot. program (me. proposal. policy. proposition. device. canvas. schedule. blueprint. cadre. designs. drawing. game. line. map. plat. recipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a series of steps to be carried out or goals to be accomplished; 'they drew up a six-step plan'; 'they discussed plans for a new bond issue'. an arrangement scheme; 'the awkward design of the keyboard made operation difficult'; 'it was an excellent design

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prescribed, written sequence of actions to achieve a goal, usually ordered in phases or steps with a schedule and measureable targets; defines who is responsible for achievement, who will do the work, and links to other related plans and goals By law ag

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drawing, sketch, or diagram of any object or structure, especially, a very large-scale and considerably detailed map of a small area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A program or pseudo-code fragment that solves a single, well defined goal Examples would be a code fragment to sum a series of numbers or code to input words from a file until the end-of-file character is encountered [Soloway82] [Rist86] A program as a wh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An architectural drawing showing in two dimensions the arrangement of space in a building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The drawing of the horizontal plane of a building, cut through the walls at about three feet above a floor and looking down Also called a floor plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A means of resource management, prepared under the Resource Management Act 1991, which sets out issues, objectives, methods and rules pertaining to the management of an area or a resource, as required or provided for by the act There are both regional and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plan is written ordered set of decisions, directions, policies, and a course of action to achieve a set of objectives Plans usually include graphics, maps, and descriptions of areas and projects as well as findings, assumptions, and recommendations of t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of action as text, drawing, or map. means any bonus, profit-sharing, pension, retirement, thrift, savings, incentive, stock purchase, stock option, stock ownership, stock appreciation, dividend reinvestment, or similar plan; or any dividend or in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Develop strategies and plans for change, communications, training and performance measurement to maximise opportunities and minimise risks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of steps, procedures or programs, worked out beforehand in order to accomplish an objective or goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The plan is the basis for all RECEPTOR activities, and must be created by the user before a RECEPTOR analysis can be done All things affecting the search are described in the plan: which molecules are used in the search; which atoms are used as pharmacoph

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As used anywhere in the West Eugene Wetlands Plan, the terms 'the Plan', 'this Plan', 'West Eugene Wetlands Plan' or 'the WEWP' are all references to the current West Eugene Wetlands Plan as adopted or hereafter amended Rare Animal: See definition for 'ra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A health care program offered by the State that partially pays or reimburses the employee or retiree for covered health care services or treatments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There may be several different plan types available To see what different plan types include click on the plan type link. the ability to PLAN how to use that information, to meet your goal This continues the DESIGN and takes you all the way to implementat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A disciplined, systematic approach, formulated beforehand, that results in detailed strategies, tactics and implementation steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The skill of outlining appropriate strategies for solving complex problems that are new to you, starting with appropriate physical laws and principles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drawing representing any one of the floors or horizontal cross sections of a building, or the horizontal plane of any other object or area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The specific actions or mechanisms mandated by the affirmative Traditionally, plans specify resolutional mandates as well as non-resolutional logistical requirements and legislative intent for purposes of clarification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concept , conception , idea , layout , plan , scheme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ned,- ning) plan; kroki, taslak; tertip, niyet maksat, fikir; yol, usul, tarz; f. planını çizmek; plan kurmak, tasarlamak; tertiplemek düzenlemek; düşünmek, niyetlenmek, working plan ilk tasarı, ge- çici. plan planner i. plan yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir nesnenin ya da yapıtın yatay bir düzlem üzerindeki izdüşümü. Milattan 1500 yıl öncesine ait Mezopotamya tabletleri üzerinde bile planlara rastlandığına göre, kullanımının çok eski olduğu anlaşılmaktadır. Eski Mısır`da da bilinirdi. Antikite`de özellikle de Roma`da plan yapımı mimari etkinliğin önemli bir parçasıydı. Rönesansta plan vazgeçilmez bir mimari projelendirme tekniği olarak yerini iyice sağlamlaştırmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düzeysel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. planarya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. planchette). Ölçme tahtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveyor's plane table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schemer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. düzlem, müstevi; düzey; safha, derece; tayyare, uçak. inclined plane geom. eğik düzlem on the same plane aynı düzeyde, müsavi, aynı derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., plane tree çınar, bot. Platanus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. rende, marangoz rendesi, planya; bir çeşit mala; f. düzeltmek, rendelemek; üstünu temizlemek; den. suyun yüzünde uçar gibi gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tamamıyle düz, dümdüz; mustevi, düzlem; yassı. plane angle geom. düzlem açı, basit açı. plane figure geom. düzlem şekil. plane geometry düzlem geometri plane table plançete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bak. planing machine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. planète

gök b. gezegen

Güneş çevresinde dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A celestial body which revolves about the sun in an orbit of a moderate degree of eccentricity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is distinguished from a comet by the absence of a coma, and by having a less eccentric orbit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Solar system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A star, as influencing the fate of a men. any of the celestial bodies that revolve around the sun in the solar system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any of the celestial bodies that revolve around the sun in the solar system. a person who follows or serves another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A planet is a relatively large object that orbits a star Actually the definition for exactly what can be called a 'planet' is uncertain, and there are no specific lower size limits The planet Pluto by all logical accounts is too small to be a full-fledged

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spherical ball of rock and/or gas that orbits a star The Earth is a planet Our solar system has nine planets These planets are, in order of increasing average distance from the Sun: Mercury, Venus, Earth, Mars, Jupiter, Saturn, Uranus, Neptune, and Plut

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spherical ball of rock and/or gas that orbits a star The Earth is a planet Our solar system has nine planets These planets are, in order of increasing present distance from the Sun: Mercury, Venus, Earth, Mars, Jupiter, Saturn, Uranus, Pluto, and Neptun

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A major object which orbits around a star In our solar system, there arenine such objects which aretraditionally called 'planets'': Mercury, Venus, Earth, Mars, Jupiter, Saturn, Uranus, Neptune, and Pluto While no individual planet has ever been seen orbi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very large body in orbit around a star Planets can be composed mainly of rock or of dense gases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Large spherical object shining by a star Our planets are: Mercury, Venus, Earth, Mars, Jupiter, Saturn, Uranus, Neptune, Pluto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cosmic object that is more massive than an asteroid but less massive than a star and shines by reflected light. the major bodies in the solar system that shine only by reflected light from the Sun: Mercury, Venus, Earth, Mars, Jupiter, Saturn, Uranus, N

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A non-luminous body moving round a star There are nine known planets in our Solar System, some of which are attended by satellites Experience the planets of the solar system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A celestial body of the solar system, revolving around the sun in a nearly circular orbit, or a similar body revolving around a star See table XII See also astronomical constant, tables II and III, noting that some values differ in the three tables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

For the purposes of Astrology the planets are considered to be the Sun, Moon, Mercury, Venus, Mars, Jupiter, Saturn, Uranus, Neptune, and Pluto Some Astrologers also include asteroids or the small planetoid Chiron which orbits between Saturn and Uranus So

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nonluminous body associated with a star Any of nine such bodies that circle our sun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large body that orbits the Sun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

From an old word meaning 'wanderer ' The planets are those celestial bodies that seem to move through the zodiac In astrology, the planets include the Sun and the Moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Object revolving in an approximately circular orbit around a star[?] See also: asteroid. : A solid object in motion about a star If it is very small, it is called an asteroid See also Brown Dwarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Astronomy: spherical and massive celestial body orbiting around the Sun or around an other star Astrology: object of the Zodiac that individually and collectively more or less influences the human beings, in one or several life sectors Esotericism: physic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of nine solid, nonluminous bodies revolving about the Sun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of nine major bodies that orbit the Sun, visible to us by reflected sunlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A non-luminous body moving round a star There are nine known planets in our Solar System, some of which are attended by satellites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of the nine large objects that revolve around the Sun There are also over 80 potential Exo-Solar planets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gezegen, seyyare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldızları ve güneş sistemini hareket halinde canlandlran cihaz; bu cihazın içinde bulunduğu bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gezegenlerle ilgili, gezegen gibi; seyyar, gezginci; dünyasaı. planetary gear mak. büyuk bir dişli çarkın içinde dönen küçük dişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. planétarium

gök b. gökevi

Gök olaylarını yıldızların, güneş, ay ve gezegenlerin konumlarını, hareketlerini küresel bir kubbenin iç yüzeyinde, çeşitli araçlarla gösteren yapı, yıldızlık.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir gezegene iniş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. küçük gezegen, asteroid planetoid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dalga gibi çarpan veya döven, yankılanan; gurultulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. planimetre, düz bir alanın yüzolçümünü ölçen alet planimetry i. yüzölçümü ölçme usulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

planya makinası, planya tezgâhı. planing mill kereste rendeleme fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düzlem küre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalın tahta, döşemelik tahta; dayanak, destek; parti programında madde. walk the plank geminin yan tarafından uzanan kalasın üzerinden suya düşüp bozulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kalas döşemek, tahta kaplamak; kızartıp veya haşlayıp servis yapmak; k.dili fırlatmak. plank down, plank out hemen ödemek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Sularda bulunan mikrobik canlıların bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Havuz, göl, akarsu, deniz, okyanus gibi sulara ait ekosistemlerin herhangi bir derinliğindeki su tabakalarında, su hareketleriyle sürüklenen veya çok yavaş olarak yüzen, hayvan ve bitkilerden oluşan mikroskobik büyüklükteki organizmalardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plankton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All the animals and plants, taken collectively, which live at or near the surface of salt or fresh waters. the aggregate of small plant and animal organisms that float or drift in great numbers in fresh or salt water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plankton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Passively floating or weakly motile aquatic plants and animals. the passively floating or weakly motile aquatic plants and animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Minute plant and animal organisms that are found in aquatic ecosystems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tiny, free-floating organisms of the ocean or other aquatic systems They may be phytoplankton or zooplankton. 1) Small, usually microscopic, plants and animals in aquatic systems 2) All of the smaller floating, suspended or self-propelled organisms in a b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Free-swimming microscopic plants or animals that live in water; they can be larval forms of other animals such as fish or crustaceans, or adult forms of plants and animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The small and microscopic organisms drifting or floating in the sea or fresh water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Free-floating plants or animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small plants and animals that are suspended in the water and either drift with the currents or swim weakly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small floating or drifting life forms in water bodies Plankton includes both plants and animals that are carried passively in the water currents Those that can swim do so to change or adjust their depth in the water, not to move from place to place Plankt

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aquatic organisms that drift, or swim weakly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Passively floating or weakly swimming plant and animal life in either fresh or marine waters From the Greek, planktos , 'to wander or drift '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Microscopic plant and animal life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Organisms that float through the water column, not attached to any substrate and unable to move against currents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The collective term for all organisms which drift passively, or are unable to move against prevailing currents The plankton includes four groups primary producers , primary consumers , secondary consumers and the decomposers See also zooplankton, nekton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Floating or weakly swimming aquatic plants and animals that live in the open water of lakes and rivers, and that form the base of the ocean food chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term used to refer to both phytoplankton and zooplankton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Microscopic plants and animals which many fish feed upon early in their lives Some lake trout populations feed upon plankton for their entire lives and are said to be planktivorous. The passively floating or weakly swimming animal and plant life in either

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. plankton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. tactics. scheduling. designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planner. town planner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan. design. program. programme. work up. architect. calculate. project. have in view. arrange. blue-print. chart. concert. contrive. devise. draft. map. mark out. premeditate. structure. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrange. calculate. contrive. devise. intend. plan. programme. project. schedule. structure. to plan. to arrange. to map sth out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plan. to devise. to propose. arrange. project. tee up. timetable. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be planned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planed economy. planned economy. draft / managed / planned economy. draft economy. managed economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir yüzü düz obur yüzü içbükey olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir yüzü düz öbür yüzü dışbukey olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Motorsuz uçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glider. sailplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glider. sailplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who operates a glider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

willy nilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki, ot; fabrika, atelye; bir kurumun malı olan bina veya arazi; demir baş; teçhizat; (argo) hile oyun, tuzak; şakşakçı; seyircilerin arasında oturup rol ya- pan oyuncu; hikâyede sonradan etkisini gösteren belirsiz bir kısım. plant louse yaprak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dikmek, ekmek; kurmak, tesis etmek; tohumlarını atmak (fikir); denize balık tohumu ekmek; bahçe yapmak; mevzilendirmek; iskân etmek, yerleştirmek; (argo) aşketmek, indirmek, yapıştırmak (tokat); yutturmak. plant oneself dikilmek. plant out fideler

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit müz., bot. Musa paradisiaca; bunun pişirilerek yenen meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koru, fidanlık; büyük çiftlik, geniş tarla, ekim alanı; istiridye yatağı; ekim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ekici, ziraatçı; tohum serpme makinası; büyük çiftlik sahibi; sömürge kurucusu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., zool. insan ve ayı gibi butun tabanına basarak yuruyen; i. tabanına ağırlık vererek yurüyen hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Planye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane. planing machine. power planer. planer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planer. a large. carpenter's plane. planning machine. joiner. joining / bench plane. try plane. matcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i..). Yassı ve uzun marangoz rendesi, demir rende.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tekrarlanan vurma sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında üç boyutlu nesne ve varlıkların, iki boyutlu olarak üzerinde betimlendiği düzlem. Kullanımı tüm uygarlık ve üsluplarda farklıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sapa kadar girmek, sokulmak, batmak. 2. Batıp kalmak, sokulup çıkamamak: Hayvan, araba çamurun içine saplandı. 4. mec. Bir fikirde ısrar edip durmak, zihin bir şeye dalıp ayrılmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stick. to sink into. to be stuck in. to lodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stuck or thrust into. to be stuck in. to be embedded in. to be lodged in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession. idee fixe. monomania. crank. determination. idol. possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bug. delusion. fetish. fixation. hobbyhorse. obsession. fixed misconception. fixed idea. a bee in one's bonnet. hang-up sabit fikir. fikrisabit. idefiks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession. fixed idea. ideé fixe. a bee in one's bonnet. idée fixe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsessive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monomaniac. obsessional. obsessive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz uçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vers libre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iç organlara ait. splanchno önek iç organ, bağır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayağını kaydırıp yerine geçmek, yerini kapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklık arazi; bataklıklar arasındaki verimli tarla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Bir araya gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation. collection. concentration. concourse. balling up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gathering together. being added. concentration. flip flop buffering. gathering. muster. rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bir yere gelmek, içtima etmek: Bugün meclis toplanacaktır. 2. Birikmek, çoğalmak, yığılmak: Hayli para toplandı. 3. Çekilip darlaşmak, sıkılaşmak: Bu kumaş yıkandıkça toplandı.. 4. Eteklerini çekerek ve önünü ilikleyerek öyle oturmak: Büyüklerin karşısında toplanıp oturmak lâzımdır. 5. İşlerini düzelterek yoluna koymak, işlerini perişanlıktan ve dağınıklıktan kurtarmak: Biraz toplanalım da bir eğlence yapalım. 6. Semirmek: Oranın havası yaradı, epeyce toplanmış. 7. Bir yere getirilmek, yığılmak: Birlikler toplandı. 8. Devşirilmek sarılmak, katlanmak: Yataklar, bohça, çamaşır toplandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get together. club together. band together. club. meet. group. keep together. accumulate. agglomerate. assemble. build. bunch. cluster. collect. combine. congregate. convene. meet in council. crowd. drift. flock. forgather. gather. herd. horde. mob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. assemble. collect. concentrate. congregate. convene. crowd. flock. huddle. meet. muster. polarize. press. reunite. to be collected. to be gathered. to be added. to be picked. to gather. to come together. to congregate. to assemble. to crowd. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be gathered. to be collected. to be amassed. to be accumulated. to be picked. to be harvested. to be tidied up. to be picked up. to gather. to assemble. to shape up. to adopt a better attitude. to put on weight. to gain weight. bunch. centre. club toge

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı kimselerin belirli bir maksatla bir araya gelmesi, içtima.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. meeting. convention. gathering. assemblage. get-together. company. concourse. conference. congress. convocation. court. forum. function. parley. powwow. rally. seance. session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. congress. convocation. gathering. meeting. parley. rally. reunion. session. social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gathering. meeting. assemblage. assembly. concourse. congregation. congress. convention. entertainment. parley. party. session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorium. hall. assembly room. meeting room. assembly / meeting hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gathering place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting place. venue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to convoke a meeting. to convene / convoke a meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bir yerden çıkarıp başka yere dikmek (fidan); başka yere yerleştirmek; tıb. aşılama için doku eklemek; i. nakletme; başka yere yerleştirilen şey; başka yere yerleştirme. heart transplant kalp nakli. transplanta'tion i. doku nakli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. transplantation

1. tıp organ nakli, 2. bit. b. bitki nakli

1. İşlevini yitirmiş bir organın yerine sağlam bir organı koyma, organ aktarımı. 2. Bitkiyi bir yerden alıp başka bir yere dikme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üst üste üç kanatlı uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yüksek arazi, yayla; s. yüksek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. motoru kapatıp uçağı planör gibi kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by