Nb ne demek? | Nb anlamı nedir? | Nb

Nb anlamı nedir?

Nb ne demek?

Nb anlamı nedir?

Nb | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nb

Türkçe Sözlük

(kimya). Niyobyum elemanının senbolü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اختر دنباله دار] kuyruklu yıldız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beyaz cins anber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalınca kabuklu güzel bir kavun çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Değerli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(solidago officinalis): İdrar tutukluğu, albümin, nefrit, üremi ve sistit tedavisinde kullanılan bir çeşit bitkidir. Kullanıldığı yerler: Asabi çarpıntıları giderir. Sinir bozukluğunu geçirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Aritmide kullanılır. Uykusuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve göğüs nezlesinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Altınbaşak).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gümrükte veya diğer bir dairede anbarın muhafaza ve idaresine memur adam, anbar emini. (bk.) Ambar, ambarcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آن به آن] her an, gittikçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Adabalığının midesinden çıkardığı güzel kokulu siyah bir madde ki, Hind Okyanusu sahillerinin bazı sığ mahallerinde bulunur. Misk ü anber. 2. Güzel koku: Anber kokuyor. 3. mec. Zülf-i dilberden kinaye olur. Anber balığı = Balinaya benzer ve karnından anber çıkan bir çeşit balık, adabalığı. Fr. Cachalot. Anber çiçeği = Hubb-ül-misk denilen yuvarlak, sarı renkli ve pek hoş kokulu bir cins çiçek ki, küçük bir ağacın üzerinde olur. Misk ile anber = Pek Alâ, pek münasip, isteğe uygun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنبر] amber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Ada balığının bağırsaklarında toplanan yumuşak, yapışkan ve misk gibi kokan, kül renginde madde. 2.Güzel koku. 3.Güzellerin saçı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. anber, F. bârîden: Yağdırmak). Anber yağdıran, güzel koku yayan: Zülf-i anber-bâr = Güzel kokulu saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. anber, F. bûy: Koku). 1. Anber kokulu. 2. Hint’ten, Iran ve Irak’tan gelen bir cins kokulu, uzunca ve iri taneli makbul pirinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Halk dilinde kadın tozluğu denilen bitki, berberis, zîreşk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عنبربو] amber kokulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Anberden ibaret, anber gibi kokan: Zülf-i anberîn = Anber kokulu saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yayla çiçeği. 2. Güzel kokulu veya anberli iksîr. 3. Ayyaşların rakıya verdikleri isimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kara benekli kırıfıızı bir küçük böcek, uçuç böceği, zeruh. Banbul otu = Siğil otu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hep kendisinden bahseden, kendisini öven, hodpesent.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeriksiz, ortaksız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeriksiz, ortaksız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bin kişiye yakın olan bir tabur askere kumanda eden subay. Yarbayın bir alt derecesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major. commander. squadron leader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major. commander. squadron leader. field officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir tabur askere kumanda eden subayın rütbe ve sıfatı: Falana binbaşılık verildi, binbaşılığa terfi etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank of major. majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hypericum calycinum): Çalılık ve fundalıklar arasında yetişen uzun ömürlü bir otsu bitkidir. 30-80 santimetre boyundadır. Gövdesi dört köşelidir. Yaprakları sapsızdır. Çiçekleri parlak sarı renktedir. Mayıs ve eylül aylarında çiçek açar. Kullanıldığı yerler: İdrar ve balgam söktürür. İştah açar. Sinirleri yatıştırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Hemen, umulmadık bir sırada. Ansızın: Birdenbire tokatı yapıştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly. on a sudden. in a flash. out of clear sky. abruptly. all at once. at once. all of a sudden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly ansızın. aniden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all of a sudden. suddenly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toffee. candy. confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sugar confectionery; a sugarplum; hence, any dainty. a candy that usually has a center of fondant or fruit or nuts coated in chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candy. comfit. goody. plum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a candy that usually has a center of fondant or fruit or nuts coated in chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candy , goody , lozenge , sweetmeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bonbon, şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böğürtlen ve ahududunun birleşmesinden doğan melez bir meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cravat. necktie. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necktie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süs olarak gömlek yakasına bağlanan, renkli kumaş parçası, kravat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cambaz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جانباز] canını hiçe sayan. 2.fedai. 3.cambaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Özü pek. 2.Güçlü kişilikli kimse. Canbek Giray (1568-1636): Kırım hanı. Devlet Giray’ın torunu. Şakay Mübarek Giray’ın oğlu. Selamet Giray’ın son zamanlarında kalgay (veliaht) oldu. Arkasından han oldu. IV. Murat tarafından Rodos’a sürüldü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Canberra, Avustralya nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canım gibi sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canbulat en-Naşirî. Mısır Memlûk sultanı. Yaşbekin kölesiydi. Yaşbek, Canbulat’ı Sultan Kayıtbay’a sattı. Kayıtbay kendisine önemli görevler verdi. Halep ve Şam valiliğine kadar yükseldi. 1500 yılında sultanlığı ele geçirdi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çarşamba.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارشنبه] çarşamba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dördüncü gün, çarşamba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Yan, taraf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنب] taraf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 24 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.)”. 1. Daire, def ve kalbur gibi şeylerin tahtadan olan dairesi. 2. Fıçı ve tekerlek gibi şeylerin takviye edip dağılmalarını önlemek için etrafını çevirecek surette geçirilen demir veya tahta halka ve daire. Fıçı, tekerlek çenberi. 3. Boyun ve alna bağlanan yemeni: Çenber bağlamak. 4. (mimarlık). Bîr direk ve sütuna geçirilen demir halka veya halka şeklinde yapılan kabartma daire: Çenberli taş (Çenberlitaş). 5. Eski astronominin inancına göre felek dairesi: Feleğin çenberinden geçmek = Tecrübe görmek, Osm. tecrübedîde olmak, feleğin germ-ü-serdini görmüş olmak. 6. Kıçı yuvarlak (odun kayığı). Çenber kayık. 7. (geometri) Merkez noktasından aynı uzaklık ve düzlemdeki noktaların meydana getirdiği kapalı ‘eğri. Sırt çenberi = Herhangi bir gök cismi ile gök küresi kutuplarından geçen çenber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چنبر] çember. 2.kasnak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çenber geçirmek, daire ve halka ile kuşatıp takviye etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çenberi olan, çenber denilen daire ve halkaları bulunan: Demir çenberli fıçı, çenberli direk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yan tarafa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yan tarafa asılan bir çeşit eğri kama veya hançer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıl yolmaya ve batan diken vesaireyi tutup çıkarmaya yarayan maşa şeklinde düz Alet, cımbız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük taneli ve tek çekirdekli siyah ve leziz bir meyve. Çitlenbik ağacı = Bu meyveyi veren ağaç ki merlengeç çeşidindendir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوان بخت] talihli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Mutlu, şanslı (kimse).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bataklık yerlerde yetişen kızılcığa benzer bir meyva, (bot). Vaccinium macrocarpum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kımıldanan, oynayan, sallanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Birdenbire suya veye derin bir yere düşen şeyin sesini taklit ve tasvir eder: Cunbadak düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük taklak. Cunbalağı atmak = Ölmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perende atma, atlama, sıçrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sallanmış, kımıldanmış, hareket etmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kımıldanma, hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğlence yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kubbe, kümbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve CUNBULDAMAK (bk.) Cunbur ve cunburdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cunbur veya cunbul sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Bir şeyin suyun içine düştüğünde çıkardığı sesi taklit ve tasvir eder. Canbur cunbur = Gürltü ve patırdı ile, karma karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Varil ve tulum içinde suyun oynayıp canbur cunbur etmesi. 2. Çok gürültü ve patırdı etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). 1. Suyun içine düşen bir şeyin veya çalkanan suyun çıkardığı ses. 2. Gürültü, patırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Cümbüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kubbe, kümbet, kemer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جنبان] sallayan. 2.sallanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جنبش] kıpırtı, hareket, sallanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن بوس] etek öpen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دهان بسته] suskun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (der = zarf edatı, anbâr). Anbara konmuş, mahzene konmuş: Denkleri der-anbâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğan gibi atik ve cesur bey. Doğan bey: Niğbolu kalesini haçlılara karşı koruyan Osmanlı beyi Yıldırım Bayezid dönemi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Doğan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Döne döne bükülmüş, pek dolaşık ve karışık. Fars. pîçâpîç, pîç-ender-pîç: Dolanbaç yol; o binanın yolları pek dolanbaçtır. 2. Girilecek ve çıkılacak yeri bulunamayan çok dolaşık yol. Ar. Akul (Fr. labyrinthe).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Dolanbacı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Itır cinsinden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (müz). öIçünün birinci vuruşu; (s). kötümser, bedbin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuyruk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kuyruk. 2. Arka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Pazartesi günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. tricky. left-handed. crafty. cross. designing. gadgety. intriguing. pettifogging. roguish. serpentine. trickster. impostor. bilker. deceiver. falsifier. intriguer. racketeer. rogue. shammer. shyster. tartar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddler. fraud. trickster. tricky. twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat (er. trickster. artful. artist. crafty. doer. fabricator. humbugger. jesuitical. juggler. knave. maladministrator. palterer. wily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicity. deceit. knavery. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ دنبال] kuyruk. 2.peş, art.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دنبک] dümbelek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوشنبه] pazartesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dağarcık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [انبان] heybe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. (enbârden ve enbâşden mastarından emir). Dolu, yığın, küme. 2. Gübre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [انبار] ambar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ortak, şerik: Tanrı’nın enbâzı yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انبيق] imbik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nebî). Nebiler, peygamberler, (bk.) Nebi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انبيا] peygamberler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Peygamberl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. toptan, bir bütün halinde, hep birden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik, anatomi). İnce boru, borucuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi, botanik) (mü. enbûbiyye). İnce boru şekil ve biçiminde olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ انبوه] kalabalık. 2.gür. 3.yoğun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. «enber»den). Ateşi karıştırıp tutuşturmaya mahsus demir öksü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yığın, cemaat, kalabalık, izdiham.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Koklama, koku alma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Esen).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). atom çekirdeği parçalanabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Brik usûlünde ve topla silâhlı harp gemisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Küçük yapıda ve az su çeker, fakat nisbeten ağır toplarla silâhlanmış savaş gemisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun yatağı (Anadolu’da bir kasabanın adıdır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گردن بند] kolye, gerdanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گران بها] değerli, kıymetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D.'ne mahsus arkası yeşil banknot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Gülenay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Batı. 2. Bu yönden esen rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from day to day. day by day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Yerin güneşe en yakın bulunduğu nokta .

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gambot .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گنبد] kümbet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hanbeliyye) (c. hanâbile). Dört sünnî mezhebten biri. Bu mezhebe mensup veya ait olan: Mezheb-i Hanbelî, fıkh-ı Hanbelî, hanâbile müftüsü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Ahmed b. Muhammed b. Hanbel (Öl. 855): Ehli sünnetin dört ana mezhebinden birisi olan Hanbeli mezhebinin imamı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). banotu, (bot). Wyoscyamus niger.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyvesi tıpta kullanılan bir cins bitki (aşağıya bk.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyvesi tıpta kullanılan bir bitki. (bk.) Hıyarşenbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıyarşembe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hiyarşenbe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gürgen, bot. Carpinus betulus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.tropikal Asya ve Afrika'da bulunan iri gagalı bir kuş, zool. Bucerotidae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. hornblent, doğal aluminyum, kalsiyum, magnezyum ve demir silikatından meydana gelen koyu renkli bir amfibol çeşidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. jeoloji). Tabiî alüminyum, kalsiyum, demir ve magnezyum silikatından ibaret bir amfibol çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden kullanılan ince ve şeffaf boynuzla kaplı levha şeklinde çocuk alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خون بها] diyet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nebe»den masdar). Haber verme, Osm. ihbar: Vaziyetin inbâ buyrulması rica olunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nebat» tan masdar). Bitirme, bitmesini gerektirme: Fidanları inbât eden kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ba’s» tan). 1. Meydana çıkma, ileri gelme. 2. Gönderilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Yunanca’dan). İçki vesair sıvıların damıtılmasına mahsus Alet: İnbikten çekmek = Taktir etmek, damıtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ıbast» tan masdar). Yayılma, açılma; Kurşun, dövüldükçe inbisat eder. 2. İç açılma, ferahlanma, Osm. inşirâh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., den. geminin içindeki; z. geminin içinde, bordalarında; geminin içine. inboard motor teknede sabit motor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabii, yaradılıştan, doğuştan, fıtri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. limana giren, limana doğru yönelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabii, yaradılıştan, fıtri, aslında var olan; aynı soydan olan hayvanların dölünden elde edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. aynı soy ve cinsten hayvan ve bitkilerin çiftleştirilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Felsefe. bk. Antropomorfizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). bk. Antropoloji.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) (bkz.Işın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Işın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. R.). 1. Bir çeşit kâğıt oyunu: Iskanbil oynamak. 2. Umumiyetle oyun kâğıdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İşkembe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R. «şehre» mânâsında). Türkiye’nin en büyük şehri ve Osmanlı İmparatorluğunun taht şehri (1453 1922), İslâm halifeliğinin son merkezi (1516 1924). Türkler’den önce Bizans (Doğu Roma) imparatorluğunun taht şehri idi (3951453). İstanbul pâyesi = İstanbul kadılığı ilmî rütbesi ki, askerî rütbelerden birinci ferik (orgeneral) e eşitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İstanbul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

istanbul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Istanbul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the largest city and former capital of Turkey; rebuilt on the site of ancient Byzantium by Constantine I in the fourth century; renamed Constantinople by Constantine who made it the capital of the Byzantine Empire; now the seat of the Eastern Orthodox Chu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Istanbul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanzimat’tan Meşrutiyet’e kadar kullanılan, yakası kapalı bir çeşit redingot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Haber sorma, bilgi isteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Bir söz veya işten gizli bir mânâ çıkarma, tahminen anlama: Sözünden bunu istinbât ediyorum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استنباط] anlam çıkarma, hüküm çıkarma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir köfte cinsi. bk. Kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meat and rice croquettes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçaların sekiz kollu önemli bir sınıfı: Mürekkep balığı denilen hayvan, kefadanbacaklılar sınıfındandır.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha ziyade bağırsakları zayıf olanlarda görülen bir hastalıktır. Bazen iltihapla birlikte ülser de görülür. Buna tıp dilinde ülserli kolit denir. Hastalık aniden başlayıp, hiç beklenmedik bir anda kaybolabilir. Hastada aniden veya yavaş yavaş gelen ishal görülür. Dışkısı kanlıdır. Hasta, karın ağrılarından şikayet eder, ateşi de yüksektir. Doktora başvurmak şarttır. Bu arada istirahat etmek ve bol vitaminli gıdalar almak gerekir. Alkol, fazla miktarda meşrubat ve süt içilmez. Çekirdek gibi kabuklu şeyler yenmez. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Enginar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane enginar doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden önce birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thyroid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schilddrüse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kamar).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bükülmüş bel kanburu. Kanbelotu = Bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ev adamı (Hazret-i Ali’ nin sadık kölesi Kanber’in isminden gelir). Kanbersiz düğün olmaz = Her yere giren ve her işe burnunu sokanlar hakkında söylenen alaylı bir söz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hz.Ali’nin sadık, vefakâr kölesi. 2.Bir evin gediklisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(KAMBUR) (i.). 1. Arkası çıkık, arkası tümsek. Ar. ahdeb: Kanbur adam. Çok yazı yazmaktan kanbur olmuş. 2. Bükülrpüş, eğri, tümsek, Ar. muhaddeb: Arkası kanbur. 3. Bir tarafı çıkmış, bel vermiş: Kanbur duvar. 4. Kanburluk, Ar. hadebe: Kanburu çıkmış. 5. Yumru, tümsek: Orasında bir kanburu vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arkasını bükmek, kanbur hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beli bükülmüş ve arkası çıkmış olma, kanbur adamın hâli, Ar. hadebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I Rumca). Bodur bir cins kefal balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçalardan, karınlarındaki uzantıları bacak gibi kullanarak ve sürünerek yürüyen kabuklu hayvanlar sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynata, kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father- in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law. maugh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کما ینبغی] gerektiği gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kervanı idare eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. İçinde çok çeşitli şeyler bulunan kap veya yer. 2. Çok şeyler bilen kimse, ansiklopedik bilgin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)„ Kendilerine has giyiniş ve konuşma tarzı olan haylaz delikanlı, kabadayı, bk. Külhan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rowdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. tough. toughie. hoodlum. hooligan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corner boy. rounder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rowdiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kuman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kubbe, kubbeli dam: Câmi, hamam veya türbe künbedi (dilimizde Selçuklular devrinden kalan kubbeli veya külâh şeklinde damlı türbeler için kullanılır). 2. Gökyüzü kubbesi. 3. mec. Büyük ve kubbe şeklinde kavuk: Başında bir koca künbet vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Akküzatif hâil, yapma hâli. (bk.) Akküzatif.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kudretli, nüfuzlu, Habeş köle. Melik ve anber isimlerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nebeân» den im.) (c. menâbî). 1. Bir suyun yerden çıktığı yer, kaynak, pınar: Fırat’ın menbaı, menâbî-i Nil. 2. mec. Bir haberin çıktığı yer. Bu rivayetin menbaını bulamadım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منبع] kaynak. 2.pınar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. menâbit). Bir şeyin bittiği, ekilip yetiştiği yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [من بعد] bundan sonra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. menâbir). Camilerde hatibin çıkıp hutbe okumasına mahsus merdivenli kürsü ki, mescitlerde bulunmaz ve cami ile mescidin (dilimizde) farkı budur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay ışınıı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «anber» den imef.) (mü. muanbere). Anber sürülmüş, anber karıştırılmış, anber kokulu, güzel kokulu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معنبر] hoş kokulu, amberli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ba’s» tan if.) (mü. münbaise). 1. Gönderilmiş. 2. İleri gelmiş: Onun tenbelIiğinden münbais bir kusur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bast» tan if.) (mü. münbasita). 1. Açılmış, yayılmış, açık: Münbasit yer. 2. Ferah: Kalbim münbasittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nebât» tan if.) (mü. münbite). Ekilen şeyi güzel yetiştiren, her şeyin bitmesine müseit, ürün veren: Münbit yer. Gayri münbit = ürün vermeyen (yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. müstenbata). Örtülü olarak, dolayısıyle anlaşılan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منبعث] ileri gelen, kaynaklanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منبت] verimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde 12 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Nişan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). On ere kumanda eden asker ki, er ile çavuş arasındadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporal. non-commissioned officer. noncommissioned officer. noncom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporal. non-commissioned officer. noncommissioned officer. noncom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). 1. Arka arkaya 11 sesten mürekkep dizi. 2. Aralarında 11 ses bulunan iki nota.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - On bulak.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'ya mahsus bir tür ötleğen, zool. Seiurus aurocapillus; çömlekçi kuşu, zool. Furnarius rufus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(OYUN-BAZ) (i.) (Türkçe oyun ile Farsça bâzîden fiilinden yapılmıştır ve galattır). 1. Sıçrayıp oynayan ve yaltaklanan (yavru hayvan): Oyunbaz kedi. 2. mec. Hile yapan, dubaracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who at the last minute refuses to do sth he has agreed to do. spoilsport. killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who at the last minute refuses to do sth he has agreed to do. spoilsport. killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., ahçı. kalın bir tavada yağsız veya az yağla pişirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Gül renginde, açık al: Penbe yanak. Toz penbesi = Daha açığı. 2. Fars. Pamuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پناهی] pamuk. 2.pembe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hallaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Penbe renk hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Penbe renge çalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altı pamuk ve bürümcük bir nevi ince gömleklik bez.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göğüs tahtası dar ve çıkıntılı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit kumar otomatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökkuşağı, yağmurkuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, alkım rainbow. chaser hayal peşinde koşan kimse. rainbow trout çelikbaş alabalık, zool. Salma irideus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Bir kısmı saklanıp, biri tarafından aranmak suretiyle oynanılan bir çocuk oyunu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ünlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda nadim olmuş günahkârlara kilise tarafından giydirilen sarı veya siyah renkte gömlek; Engizisyon devrinde yakılarak öldürülme cezasına çarptırılmış kimselere giydirilen siyah gömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gücüyle tanınmış, ün yapmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendisine saygı gösterilen insan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سمنبر] yasemin göğüslü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Göğsü yasemin gibi beyaz olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yasemin kokulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Neşeli, sevinçli, mutlu, varlıklı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شنبه] cumartesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) l.Gün. 2. Cumartesi. 3. F.’da cuma’dan başka günlerin isimlerinin teşkilinde kullanılır: Yek-şenbih, dü-şenbih, se-şenbih, çâr-şenbih, pençşenbih. Bunların yalnız son ikisi dilimize geçmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. symbole). Belirli bir mânâyı ifade eden şekil, harf vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. symbolisme). 1. Duygu ve düşünceleri senbollerle ifade etmeyi esas alan görüş. 2. 1885’e doğru Fransa’da doğan akım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) incik kemiği, (anat.) tibia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabela, yafta, afiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yeni doğan çocuklarda görülen dokuların sertleşmesi hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autumnal. autumn. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autumn. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autumn. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaşıkçı balıkçıl, spatül kuşu, zool. Platalea; kaşıkçın, zool. Spatula clypeata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mısır unu ve yumurta ile yapılan yumuşak ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Afrika'ya özgü ufak ceylan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. steenbok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sülün gibi boylu endamlı kadın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş ışını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Halk dilinde: Zanbuka). Bir cins küçük gemi veya büyük kayık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş şapkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su serpintisi içinde görülen gökkuşağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Sebânik). At tırnağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Soğandan olan çiçek ki çeşitleri vardır. Sevgilinin saçı hakkında kullanılır. (Botanik). Sünbüi-1 RÜmî = Fr. Nard ve «ünbül-i Hindi = Fr. Nlard Indien denilen ve bizim bildiğimiz sünbüle benzemeyen çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Başak. 2. (Astronomi) 12 burçtan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk Musikisin’de artık kullanılmıyan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde tiz sekizlideki si bemol perdesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sünbül çiçeklerinin sevdiği bulutlu ve kapalı, fakat letâfetli ve yağmursuz heva: Sünbülî hava. 2. Şeyh Sünbül SinSn Efendi’nin kurduğu tarikata mensup.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. güneş yanığı; f. güneşten yanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genellikle bulutlar arasından yayılan şiddetli güneş ışığı; güneş şeklindeki mücevherat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنباده] zımpara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنبل] sümbül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنبله] başak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. 1688-1772'de yaşamış olan isveçli mistik filozof ve dini yazar Emanuel Swedenborg'un doktrinini kabul eden (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meşe kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan - bay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aydın bey.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - 1.Şafak çizgisi. 2.Parlayan şimşek..

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak gibi aydınlık kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan renginde çelik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hindliler’in diş ve dudaklarını karartmak için çiğnedikleri bir cins yaprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TANBÜR) (i. A.) (c. tanâbîr) (musiki). Türk musikisinin en tanınmış mızraplı çalgısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طنبور] tambur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk halk musikisinde mızraplı bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanbura çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tanbur çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طنبوری] tanbur virtüözü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Orkestra davulu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تنبان] don.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تنبل] tembel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’da da kullanılır). 1. Üşenen, üşengen. 2. İşte ağır davranan, ağır yürüyen: Tenbel hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fertleri tenbel olan ev, memurları iş görmez daire, tenbeller yuvası, sığınağı ve topluluğu: Orası bir tenbel-hânedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tümbelti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tenbel olmak, tenbel hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üşenme hâli, Ar. kesel. 2. Ağırlık, Ar. batâet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TENBİH) (i. A.) (c. tenbîhât). 1. Uyandırma, uykudan kaldırma. 2. Gafletten kurtarma, aklını başına getirme. 3. Şiddetle emretme veya yasaklama. 4. (tıp) Sinirleri uyandırma: Kahve, tenbih edici bir maddedir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تنبيه] uyandırma. 2.uyarı, tembih.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.uyandırılmak. 2.uyarılmak, tembihlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uyarmak, tembihlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنبيهات] uyarılar, tembihler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatoz, kedibalığı, zool. Raia clavata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Birikimli, kişiliği gelişmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tunny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. eskiden İngiltere'de bir çeşit talimli redif alayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tümen komutanı onbin kişilik grubun lideri.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. liftin uskuru, germe donanımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تنبک] dümbelek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Uğan bike.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üzerine binilmemiş (tay), alıştırılmamış; arkasız; desteği olmayan; üzerine bahse girilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pişmemiş, çiğ; toy, olgunlaşmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dengesini bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muvazenesiz, bozuk dengeli, dengesiz; birbirini tutmayan (hesaplar); akli dengesi bozuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. safrasız; denkleşmemiş, ayarsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sürgüsünü açmak; kilidini açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., eski azalmamış, kesilmemiş; ucu körlenmemiş (kılıç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekilmez, dayanılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mağlup olmamış, yenilmemiş; ayak basılmamış; dövülmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yakışıksız, yakışmaz; uygunsuz, münasebetsiz. unbecomingly z. uygunsuz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kimseden arkadaşlık görmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (to ile) fark edilmeden; habersizce. do something unbeknown to someone bir işi başka birinin haberi olmadan yapmak. Unbeknownst to us, they had already bought the house. Bizim haberimiz olmadan evi almışlar bile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imansızlık, inançsızlık; inanmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inanılmaz, akla sığmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inanmayan kimse; imansız, kafir, gâvur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inanmayan, şüpheci; iman etmeyen, imansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuşağını çıkarmak; kemeri açarak çıkarmak (kılıç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eğri olan şeyi düzeltmek; gevşemek, yumuşamak; dinlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kararından dönmez, boyun eğmez; kararlı, sabit, azimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taraf tutmayan, tarafsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. davet olunmamış, davetsiz; kendiliğinden gelen (fikir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-bound) bağını çözmek; çözmek; gevşetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gemsiz, yularsız; idaresiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suçlanamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağartılmamış. unbleached muslin Amerikan bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lekesiz, kusursuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. takdis edilmemiş; kutsal olmayan; dini nimetten mahrum; şanssız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kızarmak bilmez, utanmaz. unblushingly z. utanmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cismani olmayan; bedenden ayrılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sürmesini açmak, kilidini açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kemiksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğmamış, henuz dünyaya gelmemiş; müstakbel, gelecek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ifşa etmek, açığa vurmak, itiraf etmek, içini boşaltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ciltsiz (kitap); kısıtlayıcı bağlardan kurtulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hudutsuz, sınırsız, nihayetsiz; kontrolsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğilmemiş, baş eğmemiş, boyun eğmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bağlarını çıkarmak; çözmek; gevşetmek; zayıflatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. örgüsünü açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teneffüs edilmemiş (hava); başkasına söylenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi yetiştirilmemiş, terbiyesiz, terbiye görmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gem vurulmamış (at); azgın; küstah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırılmamış, bütün; bozulmamış; devamlı; yarıda kesilmemiş; terbiye edilmemiş, alıştırılmamış (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tokasını çözmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-built) yıkmak, tahrip etmek; yerle bir etmek. unbuilt s. inşa edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yükten kurtarmak; derdini dökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gömülmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iş düzenine aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. düğmelerini çözmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Üstün bay. 2.Seçkin, başarılı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Hüzünlü hanım.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Sulu yerlerde yaşayan uzun bacaklı kuşlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انبوبه] boru. 2.kılcal damar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک شنبه] pazar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Münasip, lâyık. Kemi yenbagi = Gerektiği gibi, lâyıkı veçhile.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Pınar, çeşme, kaynak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. yenâbî). Pınar, kaynak, menbâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).Bir çeşit deniz böceği, balığı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنبق] zambak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Soğanlj ve uzun saplı büyük ve güzel kokulu bir çiçek ki, en meşhur cinsi beyaz olanıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden çiğdem, lâle, pırasa gibi bitkileri içine alan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذات الجنب] akciğer zarı iltihabı, zatülcenp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زمين بوسی] saygı ile yer öpme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zünûb). Günah, suç: Zenbim çoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذنب] suç, günah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «zenbûrek» ten). 1. Hareket ettirmeye veya sıkıştırmaya yarayan demir yay: Saat zenbereği, kapı zenbereği. 2. Mânâyı kuvvetlendirmek ijin zehir kelimesiyle beraber kullanılır: Zehir zenberek bir cevap yazdı: Pek acı, pek sert.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşletmek veya sı-, kıştırmak için demir yayı olan: Zenberekli saat, kapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zenâbil). Öteberi taşımak için hasır gibi örülmüş, yukarısı geniş ve aşağısı dar kab.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنبيل] zembil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zenbil yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinde veya sırtında zenbil taşıyan: Zenbilli Ali Efendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eşekarısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zenberek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنبورک] zemberek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنبور] eşek arısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by