Nef ne demek? | Nef anlamı nedir? | Nef

Nef anlamı nedir?

Nef ne demek?

Nef anlamı nedir?

Nef | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nef

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fayda.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نفع] çıkar, yarar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ayaklan çarpık ve eğri büğrü olan. Daha çok lakap olarak kullanılır. Ahmet b. Kays, as-habdan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). öldürucü, zehirli; mahvedici, muzır. banefully (z). zehirli bir şekilde. banefulness (i). zehirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilik, ihsan, hayır, nimet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilik eden kimse; hayır sahibi; velinimet. benefactress i. hayır sahibi kadır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. maaşlı papazlık makamı; arpalık, tımar. beneficed s. maaşlı makam sahibi olan; arpalık sahibi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilik, hayır, lütuf, ihsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyilik eden, hayır yapan, lütufkar. beneficently z. iyilik ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayırlı; faydalı, yararlı. beneficial association huk. hayır cemiyeti, umumi menfaatlere hizmet eden cemiyet. beneficial enjoyment huk. malik sıfatlyla kendi nam ve hesabına tasarruf. beneficially z. faydalı bir şekilde. beneficialness i. faydalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sig. faydalanan kimse, müstefit sahip; maaşlı papazlık makamı veya tımar sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fayda, kar, yarar, menfaat; menfaat için tertiplenen eğlence veya gösteri; hak, imtiyaz, yetki; f. hayır işlemek, iyiliği dokunmak; istifade etmek, yararlanmak. benefit of clergy eskiden ruhban sınıfına tanınan dokunulmazlık imtiyazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Menekşe denilen güzel kokulu, küçük çiçek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بنفشه] menekşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Menekşe renkli. mec. Gökyüzü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Menekşelik, menekşe tarlası, bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «benefşe» den Arapçalaşmış). Menekşe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بنفشی] mor.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendiliğinden, kendi kendisine.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان افشان] canını hiçe sayan, fedai.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان افزا] cana can katan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nefsi zorlama, kendisini zorlama, kendisini tutma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Dünyayı parlatan, aydınlatan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فی نفس الامر] işin aslında, gerçekte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ganof i, argo hırsız

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Güzel kokululuk. mec. Hoş ve güzel sözlülük.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Doğruluk, istikamet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hanefiyye). I. Dört Sünnî mezhepten Imâm-ı Azam Ebûhanîfe’nin mezhebine ait: Mezheb-i Hanefî. 2. Imâm-ı Azam’ın mezhebine tâbi veya mensub olan: Fıkh-ı Hanefî. Bu mânâ ile isim de olur: Hanefîler, bütün Müslümanların yarısından fazlasını teşkil ederler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İmamdı Azam Ebu Hanife’nin mezhebinden olan. Hanefi mezhebine mensup kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hanefî mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şâzelî tarîkatinden ayrılan bir küçük tarîkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hanefî). Hanefîler, Hanefî mezhebinden olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hem-dem, arkadaş, Ar. musâhib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hanîf). Hanîfler. (bk.) Hanîf.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sözü edilmez, ağıza alınmaz (kutsal); tarif olunamaz, anlatımı olanaksız, söylenemez. ineffably z. sözü edilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. silinemez. ineffaceably z. silinemez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tesirsiz, beklenilen tesiri göstermeyen, iyi tesir bırakmayan, faydasız, kabiliyetsiz. ineffectively z. netice vermeden, sonuç vermeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tesirsiz, faydasız, boş, başarısız. ineffectually z. boşuna, faydasızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istenilen tesiri uyandırmayan, etkisiz, kifayetsiz, yetersiz. inef'ficacy i kifayetsizlik, yetersizlik, tesirsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. etkisiz, tesirsiz; az verimli, imkâmna göre randımanı az, iyi çalışmayan, istenilen neticeyi vermeyen, ehliyetsiz. inefficiently z. etkisiz bir şekilde. inefficiency i. etkisizlik; randıman dü- şüklüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self respect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-respect. self-esteem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eknâf). 1. Taraf, çevre, nahiye, yüz, cihet. 2. mec. Himâye, sahip çıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kent» ten galat). Ayakyolu, abdesthane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toilet. bog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abort. latrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کنف] çevre. 2.sığınacak yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscript.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Madenden yapılmış nefesli sazlar ki, tahta nefeslilerin zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayın tarlası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sınf» tan imef.) (mü. musannefe). Sıraya konmuş, sınıflandırılmış, bir araya getirilmiş, yazılmış, te’lif edilmiş: XVI. asırda musannef bir kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kitaplar, te’ lif ve kalem eserleri: Musannefâtı bir kütüphane dolduracak miktardadır. Musennefât-ı meşhûre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. müste’nefün-aleyhâ) (hukuk), (eskiden) Hakkında dâvâ istînâf (temyiz) olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefret» ten if.) (mü. müteneffire). Nefret eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefes» ten if.) (mü. müteneffise). Teneffüs eden, soluk alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nüfuz sahibi (Türkler’in yaptığı galat bir Arapça kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متنفذان] etkili kişiler, nüfuz sahipleri, sözü geçenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nefîse). Nefîs, değerli ve güzel şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نفائس] değerli ve nefis eserler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fena, kötü, yakışmaz, alçak. nefariously z. kötülükle, alçakça. nefariousness i. alçaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nefîs, değerli ve güzel olan şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellence. exquisiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellence. superior quality. choiceness. exquisitieness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نفاست] nefislik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nefislik, nefis olma hali. Kıymetlilik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (asıl cem’i olan «enfâr» yerine bizde «neferât» kullanılmıştır). 1. Bir tek adam, kimse, şahıs, ferd: Ahaliden bir nefer geldi. 2. İnsanların sayılmasında kullanılır: Uç nefer işçi. 3. Rütbesiz asker, er. Dümen neferi = mec. Okulda sınıfın en zayıf, başarısız öğrencisi, sınıf sonuncusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private. private soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نفر] kişi. 2.asker.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir adam, tek kişi. 2.Er, ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çavuş üzümünün bitmesine yakın toplanılan küçük salkımları ki, üçer dörder taneli olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk dinî tasavvuf! şiir ve musikisinde bir şekil, Bektaşî ilâhîsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. enfâs). 1. Ciğere alınıp verilen hava, soluk. 2. Bir soluk alacak kadar vakit, an, dem, lahza: Tanrı, bir nefeste Alemi yok edebilir. 3. Okuyup üfleme, üfürükçülük: Nefes etmek. 4. Üfürükçülüğün tesiri: O adamın nefesi vardır; nefesi meşhurdur. Nefes almak = 1. Solumak. 2. Yorgunluk çıkarmak, istirahat etmek: Bırak bir parça nefes alalım. Nefes aldırmak = 1. İstirahat ettirmek. 2. Vakit bırakmak, aralık vermek: Hiç nefes aldırmadı. Tek-nefes ve daha doğrusu tengnefes veya tık-nefes = Nefes darlığı. Nefes tüketmek = Boş yere çok söylemek, söyleyip de dinlenilmemek. Son nefes = Can verme vakti: Son nefesinde tövbe etmiş. Nefes darlığı = Solumada zahmet çektiren illet, Osm. zıyk-ı sadr. Nefesi tutulmak = Nefes alamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breath. exhalation. whiff. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breath. puff. wind. draw. drag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breath. puff. air. exhalation. gasp. respiration. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trachea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe. throttle. venting pipe. windpipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Dispne denilen nefes darlığı önemli bir hastalığın belirtisi olabilir. Spor yaptıktan, koştuktan veya yorucu bir iş yaptıktan sonra nefes darlığı normal sayılabilir. Ancak ortada neden yokken nefes darlığından şikayet etmek mutlaka üzerinde durulması gereken bir konudur. Çünkü kansızlık, kalp hastalıkları, mide hastalıkları, bronşit, tiroid bezinin büyümesi, akciğer hastalıkları, zatürree, astım, zehirlenme, şişmanlık, nefes darlığına neden olabilir. Nefes darlığından şikayet edenlerin sigarayı kesinlikle bırakmaları, ağır yemekleri de terk etmeleri gerekir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmayan nefes darlığını tedavi etmek amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ispanak, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya yarım kilogram temizlenmiş ıspanak konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Ispanağın tamamı yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyspnea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathtaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Halitosis denilen nefes kokusunun nedenleri çeşitlidir. Genellikle aşağıdaki nedenlerden kaynaklanır:

- Hazımsızlık, geğirme, kokulu yiyecekler, alkol ve bazı ilaçlar.

- Burun veya sinüz hastalıkarı.

- Çürük dişler, ağız yaraları veya bademcik iltihabı.

- Kusma veya uzun süreli perhizler.

Diğer taraftan şeker hastalığı, kansızlık ve ateşli hastalıklar sırasında da nefes kokusu hissedilir. Herşeyden önce, ağız temizliğine çok dikkat etmek gerekir. Çürük dişler tedavi ettirilmeli, yenilen ve içilen şeylerin kokusuz olmasına dikkat edilmelidir. Hergün temiz havada yürümek de faydalıdır. Kısa sürede geçmeyen nefes kokularında bir doktora başvurmak gerekir. Aşağıdaki reçeteler de tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, su.

Hazırlanışı : Bir bardak ılık suya, 1 tatlı kaşığı süzme bal konur, karıştırılıp, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of breath. panting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breathe out. to exhale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nefes etmek, okuyup üflemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nefes alınmak, okunup üflenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind instrument. long-winded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Nefesle üflenen çalgılar ki, mâdenî ve tahta olmak üzere ikiye ayrılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hava almak için kulübe, anbar vesaire üstünde açılmış delik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Üfleme, şişirme. 2. Bir boru vesaireye üfleme, çalma. Nefh-i sûr = Hazret-i Isrâfil’in kıyâmet günü boruya üflemesi. 3. Koku verme, koku yayma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

nefes vermek, kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nefehât). 1. Bir anlık esinti. 2. Yayılan güzel koku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Üfürme: Nefha-i sûr. 2. (tıp) Şişme, şişkinlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نفحه] üfürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nef’.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çıkar ile ilgili faydacı, menfaat, kâr. - Nefi’, Divan edebiyatının başarılı şairlerindendir. 4.Murad zamanında yaşamıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Cemâat, topluluk. Nefîr-i Am = Düşmanla savaşmak için halktan toplanan asker. 2. Boru şeklinde eski bir Türk nefesli sazı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نفير] boynuzdan yapılmış boru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nefs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEFİS) (i. A. «nefâset» den smüş) (mü. nefîse). Pek makbûl, değerli, güzel: Anadolu’da nefis halılar yapılır. Sanâyî-i nefise = Güzel sanatlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellent. exquisite. fine. marvellous. marvelous. beautiful. delicious. yummy. dainty. ambrosial. awfully nice. beyond praise. delectable. peachy. scrumptious. stunning. delightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brilliant. delectable. delicious. dreamy. great. heavenly. lovely. luscious. scrumptious. smashing. tremendous. self. personality. the flesh. the body. the cravings of the flesh. one's own personality. sensuality. excellent. fine. beautiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essence. essential value. the flesh. the body. one's bodily appetites. the craving of the flesh. of superior quality. choice. detectable. bang-on. dainty. delectable. delicious. elegant. excellent. exquisite. galumptious. luscious. nice. self. splendid. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok hoş, hoşa giden, beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful defence defense. self defence defense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Pek hoş, çok hoşa giden, en güzel, çok beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nefy.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ürküp kaçma. 2. Tiksinme, ikrâh etme: Bu yemekten bana nefret geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hate. hatred. disgust. detestation. abhorrence. loathing. animosity. abomination. animus. antipathy. aversion. contempt. despite. dislike. distaste. down. enmity. execration. horror. odiousness. odium. repugnance. repulsion. miso-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allergy. aversion. distaste. gall. hate. hatred. loathing. outrage. repugnance. repulsion. venom. disgust. dislike. detestation. animosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abhorrence. aversion. hate. hatred. loathing. detestation. strong dislike of sth. abomination. bloody. disgust. dislike. horror. odium. rancour rancor. repugnance. repulsion. revulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abhor. detest. hate. loathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hate. to loathe. to detest. to abhor. to have a strong dislike of sth. abominate. despise. execrate. to hate one's guts. look down one's nose at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abhorrent to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lânet, beddua.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نفرین] lanet, ilenç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir böbrek hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böbreklerin çalışmasında görülen bir bozukluktan kaynaklanır. Bu durumda idrara protein karışır. Tıp dilinde bright hastalığı da denir. 3 çeşidi vardır.

- Akut Nefrit.

- Müzmin Nefrit.

- Subakut Nefrit.

Nefritin bütün çeşitlerinde yatak istirahatı şarttır. Üşütmemeye dikkat etmek ve bele kuşak sarmak da gerekir. Ayrıca çıkan idrar miktarından çok su içilir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : Bir su bardağı sıcak suya 1 kahve kaşığı kuru kekik konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp, içilir. Günde iki kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: NEFİS) (i. A. (e. nüfûs, enfüs). 1. Ruh, can, hayat. 2. insandaki maddî ve beşerî ihtiyaçlar: Nefsine mağlûp olmak. Nefs-I emmâre = İnsanı kötülüğe sevk eden şehvet. Nefs-i levvâme = Vicdan rahatsızlığı. Nefs-i mulmainne = iyiliği kötülükten ayırtarak insana insanlık vazifesini tanıttıran kuvvet. Nefs-i nitıka = insan ruhu. 3. Şahıs, zat, kendi: Herkes kendi nefsini düşünür. 4. Asıl, cevher. 5. Bir şeyin asıl kendisi, merkezi: Nefs-i Bursa’da oturuyor. 6. Meni, nutfe, bel suyu. Balık nefsi = İspermeçet. Bi’n-nefs = Bizzat. Fî-nefsü’l-emr, nefsü’l-emrde = Haddi zâtında. Nefsine = Herkes kendini düşünerek, kimsenin kimseye hayrı olmama. Nefsi yenmek = Gayret ederek nefis ve şehvete galip gelmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نفس] nefis, can. 2.kendi. 3.iç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نفس اماره] kötülükleri emreden nefis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نفس] içinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lohusa, yeni doğurmuş kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. nefsâniyye). I. Nefse ait, nefisle alâkalı. 2. Kin ve garazla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEFSANİYYET) (i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Kin, garaz, gizil düşmanlık: Komşumuzun bana nefsâniyyeti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. nefsiyye). 1. Şahıs ve zâta, nefse ait. 2. (bk.) Nefsânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نفسی] nefis ile ilgili. 2.subjektif.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-defence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Yerden çıkan ve çam gibi bazı ağaçlardan çıkarılan tutuşabilen bir yağ ki, boyacılıkta vesair sanayide kullanılır: Neftyağı; neft sürmek; neft kuyusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAFT, NİFT) (i. A.). Neft. (bk.) Neft. Neft-i nebâtî = Çam nefti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphtha. solvent naphtha. naphta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Neftyağı renginde yani koyu yeşil İle kahverenkleri arasında bir renkte olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نفتی] petrol yeşili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sürme, sürgüne gönderme. 2. (e.), inkâr: Edât-ı nefy = «gelmemek» deki «me» gibi edat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) sürgün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sürgüne gönderilmek. 2. Menfî hâle getirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sürgüne göndermek. 2. Menfî hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Faydalı şeye ait.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) tesirsiz, etkisiz; (ask.), (den.) hizmete yaramaz (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صنایع نفيسه] güzel sanatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial respiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial respiration. kiss of life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. T.) (musiki). Tahtadan yapılmış nefesli çalgılar, zıddı: mâdenî nefesliler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tınab»dan). Çadır ipi. çadırın eteklerini kazıklara bağlayan iplerin herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefret» ten masdar). 1. iğrenme, tiksinme, ikrâh etme: O adam zeytinyağlı yemeklerden teneffür eder. 2. Nefret etme, çekinme, kaçma: Bu işten teneffür ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefes» ten masdar). 1. Nefes alma, soluk, soluk alma: Burnu tıkanmış olduğundan ağzından teneffüs ediyordu. 2. Geçici olarak işini bırakıp istirahat etme, dinlenme, yorgunluk alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respiration. break. playtime. pause. recreation. slack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. interlude. respiration. rest. recess. breathing solunum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respiration. breathing. recess. breather. recreation. relaxation allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F., Ar. teneffüs = dinlenme, Fars. hâne = ev). Teneffüse mahsus salon ve yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recreation room or play area (in a school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنفر] nefret etme, iğrenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

nefret etmek, iğrenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تنفس] soluk alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soluk alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soluk almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahat nefes alamayan, zor nefes alan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahenkli, hoş sesli, nağmeli. tunefully z. ahenkle. tunefulness i. hoş seslilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by