Nem ne demek? | Nem anlamı nedir? | Nem

Nem anlamı nedir?

Nem ne demek?

Nem anlamı nedir?

Nem | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nem

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hafif surette ıslaklık, az yaşlık: Bu çamaşırda biraz nem vardır. 2. Havada veya bir binanın içinde ve duvarlarında olan yaşlık, rutubet: Havada, bu odada çok nem vardır. 3. Gece yağıp ortalığa konan incecik damlalar, çiy, şebnem, jâle: Gece nem yağar. Nem kapmak = Hafif surette ıslanmak, nem dokunmak. Buluttan nem kapmak = Küçük şeyden müteessir olmak veya alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humidity. dampness. damp. moisture. wetness. dewiness. hygro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moisture. damp. humidity rutubet. dampness. humidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damp. humidity. moisture. dampness. dew. wetness. condensate. sap. wet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Noise Exposure Map, describes the airport layout and operation, aircraft-related noise exposure, land uses in the airport environs, and the resulting noise/land use compatibility situation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نم] rutubet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu mod, filmlerin yönetmenin büyük ekran için amaçladığı üzere saniyede 24 kare hızında izlenmesine olanak sağlar. Günümüze dek, evde izlenen filmler sinema salonunda olduğundan ‘daha hızlı’ oynatılmaktadır. TV’de yayınlanan ya da DVD olarak satılan filmlerin, PAL biçimiyle uyumlu izlenebilmesi için ayarlanması gerekmektedir. Buradaki fark, filmler saniyede 24 kare hızında çekilirken standart bir TV’nin saniyede 25 kare hızında yayın yapmasından kaynaklanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air cinema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). bir kimsenin ön yargı ve tutkularına hitap eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anémie

tıp kansızlık

Kanda alyuvar sayısının ve hemoglobin miktarının azalmasından ileri gelen bir hastalık durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemia. anemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anémique

tıp kansız

Kanı az olan, çok kan kaybetmiş olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. rüzgârın şiddet ve yönünü otomatik olarak tayin etme tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. rüzgâr bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rüzgârın şiddet ve hızını tayin eden araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anémomètre

yelölçer

Rüzgârın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Manisa lâlesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anémone

bit. b. dağ lalesi

Düğün çiçeğigillerden, mor renkli, çan biçimli tüylü çiçekleri olan otsu bir bitki.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anemone dağlalesi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anemon çiçeği, (bot). Anemone. garden anemone yıldızlı numan çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. yelkovan , rüzgar pusulası, rüzgârın yönünü veya varlığını gösteren araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baş düşman; şeytan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). tartışmada karşı tarafın söz ve hareketlerini kendi görüşünü savunmada delil olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ay’ın kütlesi Dünya’nın 81’de biri kadardır ve bir gezegen uydusu olabilmek için çok büyüktür. Güneş sistemimizde başka örneği yoktur. Gerçi Jüpiter, Satürn ve Neptün’ün de Ay’ın boyut ve kütlesine yakın uyduları vardır ama bu gezegenlerin kütleleri de dünyamızdan sırasıyla 318, 95 ve 12 kat daha çoktur. Bu durumda Ay’ın oluşumu özel bir problem niteliğini taşıyor. Dünyamızın tek doğal uydusu, uzaydaki en yakın komşumuz Ay, binlerce yıl önceki uygarlıklar tarafından Tanrıça olarak değerlendirilirken, zamanla düzenli hareketleri ile takvimin oluşmasını da sağlamıştır.

Yakınlığı nedeni ile gözlemlenmesi kolay olan Ay’ın 17. yüzyılın başından itibaren teleskopla incelenmesine de başlandı ve bu gelişim 1969 yılında Ay’a ilk defa bir insanın ayak basmasıyla son aşamasına geldi.

Bütün bu gelişmelere rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu hala bilinmiyor. Yaşının diğer gezegenler gibi dört küsur milyar yıl olduğu, şu anda dışında ve içinde hiçbir faaliyet olmayan ölü bir gök cismi olduğu, Dünya ile karşılıklı çekim gücü sonucunda denizlerde gel-git olayını yarattığı ve Dünya’nın dönüşünü gittikçe yavaşlattığı biliniyor ama nereden geldi, nasıl oluştu halen meçhul. Ayın oluşumu hakkında üç teori vardır. Birincisi, dünyanın oluşumunun başlangıcında çok hızlı döndüğü ve bu nedenle bir parçasının koparak Ay’ı oluşturduğu şeklindedir. Yapılan hesaplamalara göre bu kopma olayının meydana gelebilmesi için Dünya’nın o zamanlar kendi ekseni etrafında iki saatte bir dönüş yapması gerekiyordu ki, bilimsel verilere göre, bu, mümkün değildir. Ayrıca Dünya’mn ve Ay’ın yapılarındaki kimyasal birleşimlerin çok farklı olması ve bunun Ay’dan getirilen aytaşlarının analizleri sonucunda ispatlanması birinci teorinin doğruluğunu mümkün kılmamaktadır.

İkinci teori ise Ay’ın dünyanın yakınlarından geçerken, çekim alanına takılan bir gök cismi olduğudur. Bu tez, birinci teorideki kimyasal birleşim farkını açıklar ama bu şekilde, ayın hızını frenleyerek, yakalamayı sağlayacak büyük enerji miktarını bugüne kadar bilinen hiç bir oluşumun sağlayamayacağı hesap edilmiştir.

Üçüncü teoriye göre, Ay Dünya çevresinde dolanan, gaz, toz ve küçük taşlardan meydana gelen parçacıkların zamanla bir araya gelmesi sonucu oluşmuştur. Ancak bu da Ay’ın yörünge uzaklığını, neden büyük bir demir çekirdeğe sahip olmadığını ve kimyasal farklılığı açıklayamaz. Yani hiçbir teori ayın oluşumuna ait tutarlı bir açıklama getirememiştir.

Günümüzde Ay’ın tarihi çok iyi bilinmesine, 1969 ile 1972 yılları arasında Apollo projesi kapsamında üzerinde insanlar dolaşıp, dünyaya örnekler getirmelerine rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu halen büyük bir sırdır.

Öyle görünüyor ki, günümüz bilimindeki tüm gelişmelere ve bu yoldaki gayretlere rağmen, biricik uydumuz Ay, sırlarını şimdilik bize açıklamak istemiyor. Ancak şurası mutlak ki, Ay genetik olarak dünyamızın yavrusu değil. Nereden geldi, kim bilir?


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative humidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F.). Tuzsuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی نمک] tuzsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). Köpekten sakının.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (ibrânîce’den: Asıl Kudüs yakınlarında hayvan leşlerini ve idam olunan suçluları attıkları bir derenin ismi idi). Ahırette günhkârların azab gördükleri yer, Türkçe tamu, Fars. dûzah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infernal. hell. inferno. gehenna. hades. lower world. nether world. swelter. underworld. blazes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infernal. hell. inferno. gehenna. hades. lower world. nether world. swelter. underworld. blazes. broiler. scorcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hell. abyss. pandemonium. pit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hellish torture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar caustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demon. brute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hellish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cehenneme müstahak, cehennem azâbına lâyık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abyssal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hellish. infernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جهنمی] cehennemlik. 2.cehennem gibi sıcak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cehenneme müstehak, cehennem azâbına lâyık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamamın ateş yanan yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir defada çiğnenebilecek miktar: Bir çiğnem sakız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breach. chew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chew. impingement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (eski Türkçe: çığnamak). 1. Ayakla basmak, ayak altında ezmek, pâymâl etmek: Çayırı çiğnememell. At ayağımı çiğnedi. 2. Şiddet ve tazyik altına almak, ezmek: Düşman askeri, geçtiği yerlerin ahalisini çiğneyip mahvetti. 3. Yemek üzere ağza alınan şeyi dişle kırıp ezmek: Pilavı çok çiğnemeden yutmamalı. Çiğneyip geçmek = mec. Birinin yanından geçip de uğramamak, ziyaret etmeksizin geçip gitmek. Lakırdıyı çiğnemek = VAzıh ve açık söylemeyip anlaşılmayacak bir surette telâffuz etmek: Lakırdıyı çiğnemeyin ki söylediğinizi anlıyayım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. chew. contravene. masticate. tramp. trample. transgress. tread. violate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chew. to tread underfoot. to run over. to violate. masticate. transgress. tread. tread on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı anne ve dadıların kendi ağızlarında çiğnedikten sonra çıkarıp küçük çocuklarına verdikleri yemek: Çocuğa çiğnemik vermek hem temizlik, hem sıhhat bakımından pek zararlı bir Adettir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinema, sinema dünyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cinema Black Pro modu, BRAVIA SXRD™ televizyonları ve Sony SXRD™ ev sinema projektörlerindeki kontrast oranını artırmak için Gelişmiş İris Kontrolü’nü kullanan benzersiz bir Sony özelliğidir. Bazı modeller, lamba gücü watt değerini de kontrol edebilmektedir. Resim Ayarları menüsünden Cinema Black Pro ayarlama işlevini seçebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sağlanan bu benzersiz özellik, Piksel x Piksel başına I/P (Titreşim/Kademeli) Dönüştürme ve V-Kenar Telafisi teknolojilerini kullanarak olağanüstü kademeli video sinyali üretir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Sinemaskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinema makinası; filim oynatma makinası, filim çekme makinası. cinematog'rapher (i). filim çeken kimse. cinematograph'ic (s). sinema makinasıyla ilgili veya ona ait. cinematography (i). filim çekme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapanış, hapsedilme; hasta olup evde kalma; loğusalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Evde dijital surround efektleri yaşamanızı sağlayacak bir özelliktir. DCS, surround sesleri Cinema Studio Mode’ları ya da Virtual 3D modlarıyla yeniden düzenleyerek, filmlerin amaçlandığı şekilde izlenmesini sağlayacak yüksek kaliteli surround sesler oluşturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. test. testing. trial. pilot. trial. testing. test. experimentation. experiment. shot. try. try-out. assay. bash. dissertation. effort. essay. fling. go. practice. probation. proof. proving. study. tentative. touch. whack. workout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. test. testing. trial. pilot. experimentation. experiment. shot. try. try-out. assay. bash. dissertation. effort. essay. fling. go. practice. probation. proof. proving. study. tentative. touch. whack. workout. attempt. competition. shakedown. shy. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essay. experiment. experimentation. proof. proving. test. testing. trial. try. tryout. quiz. examination. probation. tentative. trying. rehearsal. assaying. cut-and-try. experimental. being tested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guinea pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gereken vasıflara sahip olup olmadığını anlamak için bir şeyi kullanmak veya bir kimseye bir işi yaptırmak, tecrübe etmek: Şu ilâcı bir kere denemeli. Gücünü denemek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

have a stab at. try. test. experiment. try out. give it a try. give it a shot. have a try. experience. attempt. have a go. have a go at. assay. chance. condition. essay. prove. put. sample. have a shy at. take a chance. put to the touch. take a whack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. chance. endeavour. practise. test. try. to try. to attempt. to essay. to have a stab at. to test. to try sb/sth out. to try sth on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to test. to try. to experiment. attempt. chance. essay. experience. go. prove. to give a run. to make a stab at. taste. to give sth a whirl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony Ses Mühendisleri ve ses uzmanları tarafından Sony Pictures Entertainment’ta geliştirilen Digital Sinema Sesi, film deneyimini evinize taşır. Bu teknoloji, Sony’ye ait üç prestij sahibi ses dublaj salonlarında Kim Novak, Barbara Streisand ve Cary Grant’ın yardımlarıyla geliştirilmiştir. Bu salonlarda ses alanı ölçüleri alarak Sony, sinemadakiyle aynı aural hissini yeniden yaratabilen dijital işleme teknolojisini geliştirmiştir. Çoğu Sony HiFi alıcıları ve ev sinema sistemleri DCS özelliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Başı sonu belli zaman süresi: Devre, devir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period. term. semester. session. circle. date. day. epoch. spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day. epoch. era. period. season. semester. spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period. term. period of time. era. school term. semester. cycle. epoch. phase. time period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yolun yön değiştirdiği yer, yolun dönülen yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. curve. winding. wind. zag. elbow. hook. sweep. turning. turnout. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. curve. turning. winding. corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curve. bend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal. chief. grand. leading. main. master. paramount. prime. principal. ruling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foremost. leading. principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. lavman, tenkıye, şırınga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (erkek hayvanın) Husyelerini çıkarıp erkekliğini gidermek, burmak. Osm. ihsâ etmek: Atı eneyip iğdiş ederler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geld.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. düşman, hasım (olan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Esneyiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yawn. resilience. flexion. shimmy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yawn. stretch. stretching. flexion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eğrilip doğrulmak veya uzayıp kısalmak, elâstikî olmak: Döşeme tahtaları esniyordu. 2. Uyku veya can sıkıntısından ağız açmak. 3. Can sıkıntısından uyuklayıp durmak, gevşemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yawn. gape. yield. give. bulge. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yawn. to yawn. to gape. to stretch. to bend. to stretch and recover shape. give.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to yawn. to gape. to stretch and recover shape. to bend. to give. bulge. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). Kelimeleri meydana getiren seslerin her biri. Fonem düşmesi = Bir fonemin söylenmez olması: Bağırsak kelimesi fonem düşmesiyle barsak şeklini almıştır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phonème

db. ses birimi

Dildeki başka seslerle kurduğu ilişki yönünden belirlenen ayırıcı özelliği bulunan ses ögesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phoneme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phoneme sesbirim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ağnâm). Koyun, (bk.) Ağnâm: Aded-i ağnâm = Koyunların yıllık vergilerinin alınması maksadıyle koyunların sayılması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غنم] koyun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hanedan, sülâle. 2. Ev halkı ve eşyası: Hânemânım harap oldu. (bk.) HAnmân, hanümân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preparatory period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuru, sıska: Ne kaknem bir kadınl

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ugly and shrewish. very thin. dried up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. harekete ait. kinematics i., fiz. hareket ilmi, kinematik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. fizik). Mekanik ilminin cisimlerin hareketlerini, yörünge, hız ve ivme gibi hususlar bakımından inceleyen kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics. kinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. cinematograph.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At ve kısrağın bağırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighing. neigh. roaring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (at ve kısrak). Bağırmak: Sizin atınız çok kişniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neigh. whinny. to neigh. to whinny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to neigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incubation period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telgraf veya demiryolu hatlarını döşeyerek kontrol ve tamir eden memur; ölçü şeridi veya zincirini taşıyan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i.hafızaya yardımı olan, hafızayı kuvvetlendiren; hafızaya ait; i. hatırlatıcı ipucu. mnemonics i. hafızayı kuvvetlendirme usulü, hafızayı terbiye ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Hafızayı geliştirme sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İğtinâm edilmiş, yayınlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. müsenneme, matematik). 1. Ev çatısı şeklinde olan. 2. Kabartma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beceriksiz, ruhça ve vücutça dayanıksız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who gets ill easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nemli, rutubetli,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nemli, rutubetli, yaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nemli, hafif surette yaş ve ıslak, rutubetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nemli, hafif surette yaş ve ıslak, rutubetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Artma, çoğalma. 2. Büyüme, uzanma, bitki veya hayvanın büyümesi. 3. Faiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Artma, çoğalma. 2. Büyüme, uzanma, bitki veya hayvanın büyümesi. 3. Faiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth. increase. interest on money. accretion. income return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturers Association neoprene A synthetic rubber with good resistance to oil, chemical, and flame Also called polychlorprene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturers Association This organization sets standards for some non-electronic products like junctions boxes. acronym for the National Electrical Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for National Electrical Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ACRONYM - National Electrical Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturers Association NNTP The protocol used to transmit Usenet messages across the Internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for National Electrical Manufacturers Association Organization responsible for the standardization of electrical equipment, enabling consumers to select from a range of safe, effective, and compatible electrical products http://www nema org/.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturer's Association; responsible for providing many industry standards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturers' Association Provides voluntary standards that aid users and manufacturers in designing, selecting, and specifying electrical devices, enclosures, assemblies, and rotating machines. An organization associated with medical

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a commonly used acronym for the National Electrical Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for National Electric Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electric Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The acronym stands for the National Electrical Manufacturers Association The agency provides specification standards for motors and drives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturer's Association Acronym for an organization which sets standards for motors and other industrial equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A non-profit trade organization, supported by manufacturers of electrical apparatus and supplies in the United States Its standards alleviate misunderstandings and help buyers select the proper products NEMA standards for motors cover frame sizes and dime

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturers Association Along with the American Collage of Radiology is the standards organization that developed and controls the DICOM Specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The motors of the series DN only can be supplied in the electrical design according to NEMA MG 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نما] gelişme, büyüme, serpilme. 2.faiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Artma, çoğalma. 2.Büyüme, uzanma. 3.Faiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Artan, büyüyen, gelişen. 2. Faydalı, fayda ve faiz veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Artan, büyüyen, gelişen. 2. Faydalı, fayda ve faiz veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nemâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nemâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accumulate interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. nematod.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (Slavca «dilsiz» demektir). 1. Alman, Almanyalı, Avusturyalı: Nemçe dili. 2. Almanya, Avusturya: Nemçe İmparatorluğu. Nemçe arpası = İç kabuğu çıkarılmış ve temizlenmiş beyaz arpa ki, aşure ve sütlacı olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (Slavca «dilsiz» demektir). 1. Alman, Almanyalı, Avusturyalı: Nemçe dili. 2. Almanya, Avusturya: Nemçe imparatorluğu. Nemçe arpası = İç kabuğu çıkarılmış ve temizlenmiş beyaz arpa ki, aşûre ve sütlacı olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Alman veya Avusturyalı tarz usul veya dilinde olan, Almanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Alman veya Avusturyalı tarz usul veya dilinde olan, Almanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Almanya veya Avusturya ahalisinden olan: Nemçelilerin ahlâk ve Adetleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Almanya veya Avusturya ahalisinden olan: Nemçelilerin ahlâk ve Adetleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nasıl, nasıl şey: Neme ne şeklinde kullanılır. Bu, neme ne iştir? = Bu, nasıl iştir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Keçe. Nemed-pâre = Keçe veya kebe parçası. Nemed-pûş = Keçe veya kebe giyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Keçe. Nemed-pâre = Keçe veya kebe parçası. Nemed-pûş — Keçe veya kebe giyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمد] keçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمدپوش] derviş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tuz. Nân ve nemek = Tuz ve ekmek (hakkı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tuz. Nân ve nemek = Tuz ve ekmek (hakkı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمک] tuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tuzluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözü korkutan düşman; hak ettiği cezayı veren vesile; b.h. eski Yunanlıların ceza ve öç alma tanrıçası, intikam tanrıçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). 1. Böceklerin yetişkin hâle geçerken arada aldıkları özel şekil. 2. Peri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). 1. Böceklerin yetişkin hâle geçerken arada aldıkları özel şekil. 2. Peri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mektup, nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mektup, nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nemâim). Nemmâmlık, kovculuk, dedikoduculuk, çekiştiricilik, gıybetçilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nemâim). Nemmâmlık, kovculuk, dedikoduculuk, çekiştiricilik, gıybetçilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kovcu, nemmâm, gammâz, dedikodusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kovcu, nemmâm, gammaz, dedikodusu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Tatlı su.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karınca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karınca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نمل] karınca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moisturizer. humectant. cold cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humudifying. moisturizing. humidifier. moisturizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humidifying. humidifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to humidify. to moisturize. to moisten. bedew. damp. dampen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nemli olmak, nem kapmak, hafif surette ıslanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nemli olmak, nem kapmak, hafif surette ıslanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become damp. dampen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nemli etmek, hafif surette ıslatmak, tertib etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nemli etmek, hafif surette ıslatmak, tertib etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif surette yaş ve ıslak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif surette yaş ve ıslak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moist. damp. wet. humid. dampish. dank. dewy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clammy. damp. dank. dewy. moist. raw. humid. dank rutubetli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humid. damp. dark. dewy. moist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moistness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nemm» den imüb.) (mü. nemmâme). Ardından konuşan, münafık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nemm» den imüb.) (mü. nemmâme). Ardından konuşan, münafık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمناک] nemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sıcak, göreli olarak yağış bakımından zengin 4-6 aylık vejetasyon periyodu olan iklim kuşaklarıdır. Nemoral iklim kuşağında yayılış gösteren yazın yeşil, geniş yapraklı ormanlar bol miktardadır. Bunların yayılış bölgeleri Batı ve Orta Avrupa, Doğu Asya, Doğu ve Kuzey Amerikadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Hazret-i İbrahim’i ateşe atan ve meşhur BAbil Kulesini inşa ettiren BAbil hükümdarı. 2. Bâbil hükümdarlarına İslâm literatüründe verilen umumî unvan. 3. Yüzü gülmez katı yürekli ve inatçı: Nemrûd bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Hazret-i ibrahim’i ateşe atan ve meşhur BAbil Kulesini inşa ettiren BAbil hükümdarı. 2. Bâbil hükümdarlarına islâm literatüründe verilen umumî unvan. 3. Yüzü gülmez katı yürekli ve inatçı: Nemrûd bir adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Babil’in kurucusu olduğu sanılan hükümdar. M.Ö. 2640’ta yaşamış Hz.İbrahim’i ateşe attırmıştır. Babil kulesinin onun zamanında yapıldığı söylenmektedir. -İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Nemrud’ça surat asma, katı yüreklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nemrud’ça surat asma, katı yüreklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nemçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nemçe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نشو و نما] serpilme, gelişme, büyüme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gelişmek, yayılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEŞV Ü NEMA) (i. A.). Yetişip büyüme, gelişme, yetişme, (bk.) Neşv, nemâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth. development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Ehemmiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

importance. consideration. value. weight. significance. accent. account. amount. consequence. emphasis. gravity. import. interest. magnitude. matter. moment. prominence. regard. significancy. stature. strength. stress. substantiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. consequence. gravity. heed. immediacy. importance. magnitude. matter. meaning. moment. note. prominence. significance. stature. stress. value. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severity. importance. account. concernment. consequence. consideration. emphasis. gravity. import. magnitude. matter. meaning. moment. note. prominence. significance. stress. value. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mühim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

important. considerable. weighty. major. momentous. significant. of importance. of weight. worthy. big. big-time. capital. cardinal. consequential. emphatic. emphatical. eventful. fateful. grand. grave. great. gut. healthy. heavy. high. historic. his.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

important. considerable. weighty. major. momentous. significant. of importance. of weight. worthy. big. big-time. capital. cardinal. consequential. emphatic. emphatical. eventful. fateful. grand. grave. great. gut. healthy. heavy. high. historic. his. bur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

important. of importance. big. cardinal. consequential. considerable. crowning. front- page. fundamental. great. grow in. heavy. historic. hot shot. lead off. material. of nfr. noteworthy. outstanding. serious. significant. substantial. U. vital. wei.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caring. count. heed. opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

count. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Mühimsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

have a high opinion of. attach importance to. pay attention to. care. mind. care about. make much of. heed. take heed of. notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. heed. regard. to care. to mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider sb / sth important. heed. overrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treat smb. like dirt. close one's eyes to. make light of. set at nought. piss on smth. not to care twopence for. play down. play it low down. have a low opinion of. disregard. ignore. pay no attention. coquet. discount. make little of. set at naught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disregard. minimize. slight. to disregard. to make light of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play down. shrug off. slight. slur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be considered important.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be considered important.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Ehemmiyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unimportant. of no account. unessential. small. insignificant. inconsiderable. no-account. worthless. secondary. back-burner. trivial. derisive. derisory. dinky. empty. fiddling. footling. not healthy. immaterial. inconsequential. inconspicuous. indi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

featherweight. footling. fractional. humble. immaterial. inconsequential. inconsiderable. inconspicuous. inessential. insignificant. irrelevant. little. measly. minor. negligible. null. paltry. peripheral. petty. piddling. scrubby. slight. small. trifling

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trivial. minor. unimportant. without importance. of no importance. of no import.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagatelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip. fig. fillip. knick nack. stiver. toy. trifle. a mere trifle. twopence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immateriality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unimportance. insignificance. nothingness. slightness. triviality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fonem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fonem bilimi; fonem sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu Sony tarafından sağlanan benzersiz özellik, Piksel x Piksel başına I/P (Titreşim/Kademeli) Dönüştürme ve V-Kenar Telafisi teknolojilerini kullanarak olağanüstü kademeli video sinyali üretir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yosun sporlarının çimlenmesinden meydana gelen iplik biçiminde organ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The primary growth from the spore of a moss, usually consisting of branching confervoid filaments, on any part of which stem and leaf buds may be developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saflık, halislik, tasfiye; incelik, kemal, kibarlık; zariflik, nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün bir gün sakız çiğnemek, kuşkusuz sevimli bir iş değil ama bunun insanı zayıflattığı da bir gerçek. Çünkü çiğneme eylemi, saatte 11 kj.gibi önemli oranda enerji tüketimi oluşturuyor. ABD’de bulunan Mayo Clinic uzmanları, ciklet çiğneme ile ortalama ne kadar kilo verildiğini bile hesaplamışlar. Bir kişi günde 8 saat boyunca ara vermeden şekersiz ciklet çiğnediği takdirde yılda 5 kilo verebiliyor.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esnâm). 1. Put. 2. mec. Güzel şahıs, dilber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graven image. idol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صنم] put. 2.put kadar güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Put. 2.Çok güzel kadın. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dew. dew çiy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شبنم] çiy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Havada buhar durumundayken gecenin serinliğiyle yerde ya da bitkilerin üzerinde toplanan su damlacıkları, çiğ.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çiy, Ar. nidâ, Fars. jâie.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Put. İsim olarak kullanılmaz, (bkz.Sanem).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Gönlüm, yüreğim, çok sevdiğim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Sinematografik filimleri çekme ve oynatma sanatı, 2. Sinema filimlerinin oynatıldığı salon, bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinema. movie theater. the movies. movies. picture palace. silver screen. picture theatre. pictures. movie house. cinematography. flicks. cine-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinema. motion-picture theater. cinematography. drive in. movie house. movie theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

BRAVIA ve Sony Pictures Entertainment arasındaki işbirliği çerçevesinde geliştirilen yeni bir resim ayarı. Filmlerin yönetmenin özgün çalışmasına mümkün olduğunca yakın biçimde izlenmesine olanak sağlayan Sinema Modu doğal ten rengi, aydınlatma, renk ve kontrast gibi ayrıntıları yüksek hassasiyetle verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sinema Modu size gerçek bir film kalitesi sunar. BRAVIA televizyonunuzun uzaktan kumandasındaki Theatre tuşuna bastığınızda, Sinema Modu açılır ve BRAVIA Theatre Sync etkinleştirilir. Sinema Modu ile BRAVIA TV’niz, orijinal filmi birinci sınıf bir film haline getiren tüm renk ve dokularla birlikte, orijinal stüdyo ayarlarına sadık kalır. Sinema Modu en gerçekçi sinema deneyimini yaşadığınızdan emin olmak için bir görüntü geliştirme özelliği olan Motionflow +100Hz özelliğini de devre dışı bırakır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movie maker. distributor of motion-picture films. cinema actor / actress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinema business. cinematography. film making.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinemascope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinamathéque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, Y,), Hareketle alâkalı,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hareketli görüntü verecek şekilde seri halinde fotograf çeken ve bunları beyaz perdeye aksettiren makine, sinema makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sinematografla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşçı, duvarcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geyikotu, taş nanesi, bot. Cunila origanoides.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle ucuz ve adi apartman; huk. mülk olabilen herhangi bir şey; ev, kiralık ev; kiralık apartman; konut, mesken, ikametgâh. tenement district adi ve ucuz apartmanlann bulunduğu semt. tenement house kalabalık ailelerin oturduğu ucuz apartman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

serpilmek, gelişip büyümek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kuşlar). Uyumak üzre bir dala veya çubuğa sinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perch. roost. to perch. to roost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to perch. to roost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çalıştırılması için gerekli vasıfları olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. işsiz: yeterince kullanılmayan; i. işsiz kimse; the (ile) işsizler. unemployment i. işsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nasıl, nasıl şey: Neme ne şeklinde kullanılır. Bu, neme ne iştir? = Bu, nasıl iştir?

Türkçe Sözlük by