Ner ne demek? | Ner anlamı nedir? | Ner

Ner anlamı nedir?

Ner ne demek?

Ner anlamı nedir?

Ner | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ner

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkek. Şîr-i ner = Erkek arslan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkek. Şîr-i ner = Erkek arslan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yemekten sonra gelen,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (hav). art yakıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saf, temiz, duru insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akınalp)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akman).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aksungur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alanalp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardım dağıtan memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Değerli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir çeşit kadranlı barometre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıvısız aneroid barometre aneroid, kadranlı barometre. aneroid aItimeter (hav). aneroid altimetre, aneroid yükselti saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aşkın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Nükleer tepkime sırasında serbest kalan enerji. Nükleer enerji

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Karasal HD yayınlarını AVC (MPEG4) biçiminde alan entegre TV tuneri.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aydın).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bayrak, sancak, alem; gazet. manşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herhangi bir işe yeni başlayan kimse, başlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiç bir hüner ve marifeti olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiç bir hüner ve marifeti olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Her birine veya her defasında bin: Mevcut parayı bölüştüklerinde biner lira düştü. Toplanan askeri biner biner şevkettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thousand each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviation for carabiner, a short loop of metal with a gate on it to attach things together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An abbreviation of carabiner. short for carabiner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American for carabiner which has too many syllables in. abbreviation for caribiner, a short loop of metal with a gate on it to attach things together. n abbreviation for carabiner, a short loop of metal with a gate on it to attach things together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) hata, ahmakça yapılan yanlışlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bunsen gaz lambası, Bunsen alevi. Bunsen cell Bunsen pili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yakıcı şey, yakan kimse; gaz memesi, bek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İçten, samimi, dost kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Delikanlı, genç, dinamik. - Can ve er kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeşilken yenir güzel bir cins erik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konserveci, konserve yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konserve imalâthanesi, konserve yapılan yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

teneke açacagı, konserve açacagı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(z). çapraz; (z). çaprazlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. general). 1. Albaydan yukarı rütbelerde bulunan subaylara verilen unvandır, (bk.) General 2. Umumî, baş, ser: Cenerai konsolos = başşehbender, şimdi: Başkonsolos.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elli kilogramlık bir ağırlık birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket lamp. torch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dünyaya bedel kişi, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - (bkz.Çinel).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bileşikgillere ait bir bitki, (bot). Senecio cruentus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -raria). yakılan ölünün küllerinin muhafaza edildiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kül haline gelmiş: kül gibi; küllü; kül rengi, grimsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temizleyici; silgi. dry cleaner kuru temizleyici. vacuum cleaner elektrik süpürgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). para basan kimse; (ing). kalpazan; yeni kelime ve deyimler icat eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enerji üretim sürecinde sadece elektrik enerjisini değil, aynı zamanda üretim süreci sırasında ortaya çıkan ısıyı da kullanmaya dayanan uygulama. Cojenerasyon, benzinin çok daha verimli ve ucuza kullanılmasını sağlar, yerel binaları ısıtmak için gerekli ısı miktarı düştüğünden, elektrik talebi de düşer. Türkçe birlikte üretim, beraber üretim de denmektedir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mühim bir işe tayin edilen memur; şube müdüru; komisyon üyesi; vekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halk tabakasından olan kimse; (bazı ingiliz üniversitelerinde) kendi hesabına okuyan talebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekerci. confectioner's sugar pudra şekeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynı cins, sınıf veya familya üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). grupu toplantıya çağırıp oturumu açan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortak, şerik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köşe, köşe başı; dönüm yeri; (tic). tekelcilikle piyasayı ele geçirme. cut corners tutumlu davranmak; kaçamak yolu ile bir işten sıyrılmak. drive into a corner bir çıkmaza sokmak; köşeye kıstırmak. four cornersof the earth dünyanın dört bucağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. corner

bayi

Belli bir kuruluşun mallarını satma izni olan işletme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çıkmaza sokmak, bir köşeye kıstırmak; tekelcilik suretiyle piyasayı ele geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temel taşı üzerinde binanın inşa edilme tarihi bulunan taş; bir şeyin dayandığı esas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çapraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şüpheli ölüm vakalarının sebebini tahkik eden memur. coroner's inquest bu memurun tahkikatı. coroner's jury bu tahkikatı yürütüp hüküm veren juri heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müşterek imza atan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Coşan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yozlaşma, soysuzlaşma, bozulma, dejenere olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yozlaşmış, soysuzlaşmış,alçalmış, dejenere. degenerately (z). (z). yozlaşarak, soysuzlaşarak. degenerateness (i). yozlaşma, soysuzlaşma, bozulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bozulmak, yozlaşmak, soysuzlaşmak, dejenere olmak; düşmek sukut etmek; (biyol). cinsi bozulmak, daha alçak bir duruma düşmek . degenera'tion (i). yozlaşma, soysuzlaşma, bo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dégénération

1. yozlaşma, 2. soysuzlaşma, 3. fiz. ve kim. bozunum

1. Yozlaşmak durumu. 2. Soysuzlaşmak işi. 3. fiz. Işın etkin bir çekirdeğin ışınım salarak değişikliğe uğraması olayı. 4. kim. Birleşik bir maddenin daha yalın bileşiklere veya bileşenlere tek yönlü olarak ayrılması.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. dégénéré

1. soysuz, 2. yoz, 3. fiz. ve kim. bozulmuş, 4. fiz. ve kim. bozunmuş

1. Soyunun özelliklerini yitirmiş olan (kimse, bitki vb.). 2. Biyolojik ve toplumsal ölçüler yönünden göze batacak kadar kötüye giden (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geceleri gemilere yol göstermek için sahilin bazı noktalarına yahut deniz ortasındaki kayalık yerlerde yakılan fener. Bu fenerler özel kulelerde veya şamandıralara yerleştirilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beacon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. designer

tasarımcı

Tasarım yapan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). başkasının malına alıkoyma; mevkufiyetin uzatılması emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Harici bir kablolu set üstü kutusuna ihtiyaç duymadan ücretsiz dijital kablolu TV kanallarına erişim sağlayan entegre televizyon yayın tuneri. Ücretsiz yayın, desteklenen operatörlere bağlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital karasal TV kanal ve radyo yayınlarını alan entegre televizyon yayın tuneri.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemek yiyen kimse; vagon restoran; vagon restorana benzer lokanta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). İskambil kâğıdı işaretlerinden karo.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). günün esas yemeği; akşam yemeği; ziyafet. dinner bell yemek zili veya çanı. dinner hour yemek saati. dinner jacket smokin dinner pail sefertası dinner party ziyafet, yemekli toplantı. dinner table sofra. dinner time yemek vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemek takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dönen: Yanar döner. 2. Döne döne kızaran kebap, döner kebap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning. turnable. winding. swivel. rotary. rotative. rotatory. revolving. rolling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gyratory. turning. revolving. rotating. rotary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolving. rotating. spiral. turning. spinning. circling. circulating. rotated. rotary. rolling. whirling. pressed lamb roasted on a large vertical spit. gyratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doner kebab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Döner çok açılı objektif, çok sayıda yaratıcı çekim açısına izin verdiğinden, kendi fotoğraflarınızı ve zor fotoğrafları çekmeyi kolaylaştırmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolving door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressed lamb roasted on a large vertical spit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travelling platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulating capital. floating / liquid / working capital. floating capital. liquid capital. current capital. effective capital. floating assets. rolling capital. revolving fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnspit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., (argo). müsekkin, yatıştırıcı maddeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süzgeç, süzgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ekin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yol üzerındekı köprüden geçen demıryolu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashlight. torch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - En yiğit, en kahraman kişi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faal, enerjik, çalışkan, yorulmaz; kuvvetli, şiddetli. energetic measures şiddetli veya etkili tedbirler. energeti cally z. enerjik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - En olgun, çok olgun.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. enerji, güç veya kudret vermek; kudret sarfetmek, harekete geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cinli, cin çarpmış kimse; herhangi bir şeye aşırı düşkünlüğü olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enerji, erke, güre; kudret, kuvvet; faaliyet, gayret. Devote your energies to this Gayretinizi buna hasrediniz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Güç, kuvvet, gücünü harcama isteği ve kabiliyeti. 2. (fizik). Bir cismin taşıdığı ve iş yapmaya yarayan güç: Elektrik enerjisi. Mekanik enerji

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. énergie

fiz. erke

Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy. power. kick. drive. pep. pith. snap. steam. verve. vigor. vigour. vim. vinegar. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy. go. impetus. pep. power. push. steam. zip. drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir enerji biçiminin diğerine dönüşmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy source / resource. source of energy / power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Enerji Tasarruf Düğmesi, enerji tüketimini sıfıra düşürmek için BRAVIA TV’nizi tamamen kapatmanızı sağlar. Yeniden TV izlemek istediğinizde açmanız yeter; fişi çekip tekrar takmaya gerek kalmadan TV hemen bir önceki konumuna geri döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dashing. dynamic. energetic. snappy. vigorous. virile. perky. brisk. active. sprightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peppiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zayıflatmak, gevşeklik vermek, kuvvet veya cesaretini kırmak, moralini bozmak. enerva'tion i. zayıflatma, kuvvetten düşürme, zayıflık. en'ervate(d) s. zayıflamış, gevşemiş, kuvvetten düşmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi, güzel, değerli insan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makinalar; savaş araçları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergenç).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Hızlı, çevik erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yumuşak huylu, uysal erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bağımsız, özgür insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlıklı, rahat kimse.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte de aniden ortaya çıkıverirler. Yazın karasinekler gece gündüz evlerimizin baş köşesinde dolanırlarken sivrisinekler gündüzleri ortada görünmezler. Acaba mesai saatlerinin dışında ne yaparlar? Sinekler, böcekler uyurlar mı?

Sinekler ısıya çok hassastırlar. Güneş bir bulutun arkasına girdiğinde oluşan sıcaklık değişikliğinden bile etkilenirler. Kış günlerinde bazı bölgelerde sıfırın bile çok altına inen sıcaklıklar onların, özellikle gelişmiş olanlarının yaşama şanslarını yok eder.

Lavra veya yumurta halindekiler ise yaşamaya devam ederler. Bahar aylarında gelişmiş birer karasinek olarak yaşantımıza katılırlar. Yani evinizde gördüğünüz sinekler geçen senekiler değillerdir, onların çocuklarıdırlar.

İnsanların olduğu yerlerde yaşayan sivrisinekler çoğunlukla gece faaliyet gösterirler. Çoğu alacakaranlık saatlerinde, sabaha karşı ve akşamüstü daha aktiftirler. Aktif oldukları bu süre bir veya en çok iki saati geçmez. Öyleyse sivrisinekler aktif olmadıkları, günün en azından 22 saatlik bölümünde ne yapıyorlar?

Kuvvetli ışık, havadaki nem oranının düşük olması ve rüzgar, sivrisineklerin işe çıkmalarına mani olan en önemli faktörlerdir. Boş vakitlerinde çoğunluğu, bitkiler, otlar, çimenler ve ağaçlar üzerinde dinlenirler. Renkleri ve boyutlarından dolayı onları oralarda fark etmek kolay değildir. Bazıları ise evlerin odalarında loş köşelerde kalırlar.

Sineklerin, böceklerin uyuyup uyumadıkları ise uyumak fiilinin tanımına bağlıdır. Zaten uykunun gizemi de tam çözülmüş değildir. Hareketsiz kalıp, dış ortamdan bağlantıyı koparmayı uyku olarak nitelendirirsek böcekler de uyur, balıklar da. Fakat bu arada beyinlerinde neler oluştuğunu kimse bilmiyor.

Memeli hayvanların, örneğin kedilerin, köpeklerin, ineklerin uykuları ve bu sırada beyinde oluşan elektriksel dalgalar konusunda ciddi araştırmalar yapılmıştır. Onların da bizim gibi uyudukları hatta rüya bile gördükleri kesin olarak biliniyor.

Ancak bir karasineğin veya örümceğin beynine elektrik kabloları bağlayıp bir molekül boyutundaki beyinlerinde neler olup bittiğini araştırmak hala pratikte pek mümkün değil.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) beraat ettirmek, temize çıkarmak, suçlamalardan kurtarmak; muaf tutmak, hizmetten affetmek exoneration (i.) beraat, temize çıkarma. exonerative (s.) beraat ettiren, temize çıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı fenâr). 1. Her tarafı camla kaplı mum veya lâmba mahfazası: Bahçe feneri; sokaklarda fener yanmazsa herkes gece fenerle gezmek mecburiyetinde kalır. Hırsız feneri = Karşısındakini gösterip sahibini göstermiyecek surette yalnız önü camlı fener: Hayâl-i fener = Resimli camları olup duvara o resimleri aksettiren fener. Fr. lanterne magique. Karpuz fener = KAğıttan açılıp kapanır yuvarlak çeşidi. Gelin feneri = Renkli ve süslüsü. Muşamba fener = Muşambadan yapılma açılıp, kapanır fener. 2. Sahillerin tehlikeli burunlarında veya açıktaki kayalar üzerinde vesair yerlerde geceleri gemilere yol göstermek için kuleler veya dubalar üzerine konan sabit veya döner şimşekli lâmba, deniz feneri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lantern. lamp. phanar. lighthouse. beacon. cresset. flambeau. glim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lantern. lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lantern. lighthouse. flashlight. beacon. lamp. light beacon. light house. monitor. pharos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Erkek İsmi) - İçinde ışık kaynağı bulunan şeffaf mahfaza.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torchlight procession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light tower. pharos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fener satan veya yapan kimse. 2. Deniz feneri bekçisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse keeper. lighthouseman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

Şimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar. Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

İimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar.

Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süs, şıklık; süslü giyim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). refinery.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). tembellik, gevşeklik, ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 1849da Kaliforniyaya altın aramak için giden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital karasal kanallara geçiş sağlayan alıcı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, s cenaze tö reni; gömme, defin; s cenaze törenine ait funeral director cenaze törenini vöneten kimse funeral home öIülerin ylkardyy, yakıldığı veya cenaze törenlerinin yapıldığı bina funeral oration cenaze töreninde yapılan konuşma funeral pile

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s hazin, kasvetli; ce naze törenine ait, cenaze torenine yakışır funereally z kasvetli bir şekilde, huzunlu olarak fung, fungi onek, bot mantara ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kazanan veya ileri giden kimse veya şey; bak full gainer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. toplamak, biriktirmek; i. tahıl ambarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. genus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Albaydan sonra başlayan ve mareşalliğe kadar çıkan yüksek rütbeli subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to a genus or kind; pertaining to a whole class or order; as, a general law of animal or vegetable economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Comprehending many species or individuals; not special or particular; including all particulars; as, a general inference or conclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not restrained or limited to a precise import; not specific; vague; indefinite; lax in signification; as, a loose and general expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Common to many, or the greatest number; widely spread; prevalent; extensive, though not universal; as, a general opinion; a general custom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having a relation to all; common to the whole; as, Adam, our general sire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As a whole; in gross; for the most part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usual; common, on most occasions; as, his general habit or method.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The whole; the total; that which comprehends or relates to all, or the chief part; opposed to particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the chief military officers of a government or country; the commander of an army, of a body of men not less than a brigade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In European armies, the highest military rank next below field marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The roll of the drum which calls the troops together; as, to beat the general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chief of an order of monks, or of all the houses or congregations under the same rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The public; the people; the vulgar. a fact about the whole ; 'he discussed the general but neglected the particular' a general officer of the highest rank the head of a religious order or congregation command as a general; 'We are generaled by an incompet

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general. pasha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a general officer of the highest rank. the head of a religious order or congregation. a fact about the whole ; 'he discussed the general but neglected the particular'. command as a general; 'We are generaled by an incompetent!'. applying to all or most me

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The export of this software is governed by US Department of commerce under the export administration regulations and by Canadian export regulations By downloading or using a Rupp software product you are certifying that you are not a national of Cuba, Ira

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Despite their impressive size, eland are excellent jumpers and clear 2m with apparent ease They are timid animals and become nervous with the slightest disturbance They are extremely docile and attempts have been made to domesticate the eland both for mea

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Origin The airport at which a passenger or cargo shipment or flight begins its journey Destination The airport at which a passenger or cargo shipment or flight ends its journey Scheduled Airline An air carrier which operates over certificated routes, base

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This area has a single subcommittee that calls itself None and deals mostly with the policies and etiquette of the IETF in its conduct of business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General information about the search engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Choosing a Host Hosting Terminology Protection of contents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Errors that can't be classified in any other way are considered general errors To fix the problem, read the details of the error and act accordingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Introduction Purpose Whats Gnu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sub-Farm Input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Search index used by Item Lookup; the General index seems to contain all fields.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Main Page About Inspiritive People Company Policies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formatting that aligns numbers on the right side of a cell, aligns text on the left side, indicates negative numbers with a minus sign on the left side of a number, and displays as many digits in a number as a cell's width allows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chapter : annual meeting of the heads of all abbeys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Home Sitemap Glossary Recent News Related Links Contact Info. /Allgemeines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Heritage Dictionary Cambridge Dictionaries Online Dictionary com. number of terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General - 3 Star , Gen. , General , air chief marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. umumi, genel, külli; umuma ait, şümullü; içinde her şey bulunan; kesin olmayan, takribi; i. umum, avam, halk; ask. general. general average den. büyük avarya. general cargo den. karışık yük. general delivery postrestant, postanede sahibine te

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it. başkumandan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genellik, umumiyet, umumilik. generalities i. genel konular, kesinlik ifade etmeyen söz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelleştirme, umumileştirme, genellik, umumilik, hepsini bir tutma, genel sonuç çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. genelleştirmek, umumilestirmek, tamim etmek, genel bir fikir vermek; herkese teşmil etmek; güz. san. ayrıntılarını belirtmeden genel olarak tamamlamak; tıb. hastalığı umumi bir hale koymak; tıb. yayılmak; umumileşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. generallik; bir generalin askeri bilgi ve yönetme yeteneği; önderlik, baskanlık, liderlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. husule getirmek, vücut vermek, hâsıl etmek; çocuğu olmak, doğurmak, yavrulamak; geom. çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zürriyet husule getirme, doğuş, doğuruş, tenasül; nesil, soy, zürriyet, batın; vasat olarak insan nesli farzedilen otuz yıl. generation gap aile ile çocuk arasındaki görüş farkından doğan anlaşmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tenasül kabiliyeti olan; doğuş ve doğuruşa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. jenerator, dinamo; doğuran veya meydana getiren kimse; hâsıl edici cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ, -trices) geom. yapıcı çizgi; doğuran dişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cinse ait, fasileye ait; genel, umumi; şümullü, geniş kapsamı olan. generically z. kendi cinsine ait özellikleri taşıyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cömertlik, âli cenaplık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cömert, alicenap, eli açık; asil; mebzul, bol, bereketli; verimli, mümbit; sert, çarpan (içki). generously z. cömertçe. generousness i. cömertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motion to censure. non-confidence motion. no-confidence motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) kurtulması imkânsız olan kimse veya şey .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cep telefonu şebekesi üzerinden veri transferi sağlayan paket temelli servistir. GPRS en iyi koşullarda maksimum 32 – 48 kbps veri aktarımına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeşillik, nebatat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş). Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Cuma-Arapça-toplama, toplanma)

Cumartesi-Arapça-(ertesi - Türkçe)

Pazar-Farsça-(ba = yemek, zar = yer)

Pazartesi-Farsça-(ertesi - Türkçe)

Salı-İbrânice-(üçüncü)

Çarşamba-Farsça-(cehar şenbe = dördüncü gün)

Perşembe-Farsça-(penç şenbe = beşinci gün)

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.

Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)

Şubat = Süryanice

Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Mars’tan)

Nisan = Süryanice

Mayıs = Latince (Tanrıça Maria’nın ayı)

Haziran = Süryanice

Temmuz = Arapça / Süryanice

Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustus’un adından)

Eylül = Süryanice

Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten)

Kasım = Arapça (Bölen)

Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şes). İimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de İubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryani-ce, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan İubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) topçu; topçu subayı; avcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) topçuluk, topçuluk tekniği

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gelinfeneri): Patlıcangillerden; kireçli topraklarda yetişen bir çeşit bitkidir. Çiçekleri pembe-beyazdır. Yemişleri kiraza benzer. Terkibinde C vitamini vardır. Lezzeti acımtıraktır. Meyveleri Eylül - Ekim aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar ve ter söktürür. Karında toplanan suyu boşaltır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Sarılıkta da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.). Küba menşeli bir dans.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Cuban dance in duple time music composed in duple time for dancing the habanera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slow, rhythmic dance of Cuban origin, also poular in Spain The name is derived from Havana, Cuba's capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cuban dance of Spanish origin, the first major Latin influence on U S music around the time of the Spanish-American War Provided the rhythmic basis of the modern tango, which makes its influence in 20th century American music difficult to trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 19th century Cuban song and dance form that is slow to moderate in tempo and in duple meter. music composed in duple time for dancing the habanera. a Cuban dance in duple time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Küba'da yapılan bir dans; bu dansa göre müzik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

‘Ham’ kelimesinin İngilizce’deki anlamı ‘domuzun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek’ demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?

Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atlıları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.

Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında ona tuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen ‘Tatar Bifteği’ ortaya çıktı.

Almanya’nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacı ile gittiği Orta Asya’da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği’ni görür ve Almanya’ya getirerek Hamburg Bifteği olarak sunar. Daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servise sunar ve ona ‘Hamburg’a ait’ anlamında hamburger adını verir.

Hamburger Almanya’yı iki yolla terk eder. Yine 19. yüzyılda bir fizikçi ve aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri İngiltere’ye getirir. Salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önceden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde hazırlanan hamburgere İngiltere’de ‘Salisbury Bifteği’ adı verildi.

Diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında Alman göçmenleri ile Amerika’ya gitti. Hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. Yani tarihinin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. Gerisin geriye Türkiye’ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.

Bu arada belirtelim ki, Birinci Dünya Savaşı sonrası ABD’de İngilizce’deki Alman kökenli kelimeleri ayıklamak için yapılan çalışmada, hamburgerin ismi de ‘Salisbury Bifteği’ olarak değiştirilmeye çalışıldı, ama tutmadı.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

“Ham” kelimesinin İngilizce’deki anlamı “domuızun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek” demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?

Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.

Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında onatuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen “Tatar Bifteği” ortaya çıktı.

Almanya’nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacıyla gittiği Orta Asya’da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği’ni görür ve Almanya’ya getirerek Hamburg bifteği olarak sunar. Daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servie sunar ve ona “Hamburg’a ait” anlamında hamburger adını verir.

Hamburger Amanya’yı iki yolla terk eder. Yine 19. yüzyılda bir fizikçi aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri İngiltere’ye getiri. Salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde hazırlanan hamburgere İngiltere’de “Salisbury Bifteği” adı verildi.

Diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında Alman göçmenleri ile Amerika’ya gitti. Hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. Yani tarihin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. Gerisin geriye Türkiye’ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.

Bu arada belirtelim ki, Birinci Dünya Svaşı sonrası ABD’de İngilizcede’ki Alman kökenli kelimeleri ayıklamak için yapılan çalışmada, hamburgerin ismi de “Salisbury Bifteği” olarak değiştirilmeye çalışıldı, ama tutmadı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sertleştiren kimse veya madde; sikatif; çelik tavcısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fener.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Heper).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern. police lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bilme, bilgi, mârifet, mâlûmat: O da bir hünerdir. 2. Ustalık, ihtisas, maharet: Bunu yapmak için hüner ister; bu işte çok hüner vardır. 3. İlim, fen, bilgi: İlim ve hüner tahsili. 4. İnce ve güzel san’atlar: Hüner sahipleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adroitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplishment. dexterity. skill. stunt. trick. ability. art. talent. expertise. knack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dexterity. skill. technical ability. acquirement. art. attainment. craft. device. doubling. facility. fixup. gift. hand. ingenuity. knack. science. stuff. talent. trickiness. virtuosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Bir işte gösterilen incelik ve beceriklilik, maharet, ustalık marifet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hünermendân). Hüner sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hüver-verân). Hüner, mârifet ve ihtisas sahibi: Hünermend, hüner-ver bir adamdır; zamanın hünerverlerinden bir zât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ilim ve mârifeti veya ihtisas, mahareti olan: Hünerli edamdır. 2. Sanat ve maharetle yapılmış, süslü: Pek hünerli bir resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skillful. skilly. dexterous. ingenious. talented. performing. versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplished. dexterous. skilful. able. skillful. skilled. talented. practised. adroit. adept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skillful. made with craftsmanship. done with skill. clever. dexterous. gifted. good. ingenious. inventive. tricky. versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İlim, mârifet, ihtisas ve mahareti olmayan: Hünersiz adam. 2. Sanat ve maharetle yapılmamış, sanatsız: Hünersiz bir yapıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking in proficiency. clumsy. imperfectly done. artless. inapt. inept. unaccomplished. unskilled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هنر] sanat, ustalık, beceri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هنرمند] marifetli, becerili, hüner sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu teknoloji, TV’nin, kablo TV yayınlarında bulunan daha geniş aralıktaki belirli kanalları almasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yakıp kületmek. incinerator i. yakıp kül haline getiren makine veya alet. incinera'tion i. yakıp kületme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sökülemez, kökünden çıkarılamaz, giderilmesi olanaksız. ineradicably z. sökülüp atılmaz surette, çıkarılamaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanılmaz, hatasız. inerrabil'ity i. yanılmazlık. iner'rably z. yanılmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanılmaz, hataya düşmez. inerrancy i. yanılmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süreduran, hareketsiz; ağır; tembel; kim. tesirsiz. inertly z. süredurum halinde. inertness i. süredurum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. atalet, süredurum. inertial guidance ciroskopla idare (roket, uçak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içerideki, dahili, iç; ruhani; gizli, saklı. inner circle iç grup, en imtiyazlı danışman grubu. inner significance derin veya gizli mana. inner city şehrin merkezinde fakirlerin oturduğu mahalle. inner city s. şehrin iç mahallesine ait. inner space

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sinirlerini kuvvetlendirmek; metanet ve cesaret vermek; canlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Antikçağlardan beri Ege kıyılarında yaşayanlar, bu bölgede çok bulunan sakız (mastika) ağacının reçinesini çiğniyor, bunun dişlerin temizlenmesine ve nefes kokularının güzelleşmesine yaradığını biliyorlardı.

Günümüzde çiklet diye bilinen bir tür sakızı ilk çiğneyenler ise Meksika yerlileriydiler. Yerel bir ağacın özünü çıkartıyorlar, bir kapta kaynatıyorlar ve güneşte kurumaya bırakıyorlardı. Sertleşen bu ‘chickle’ (çikıl) adını verdikleri beyaz özü ise çiğniyorlardı. Kokusu ve lezzeti olmayan bu ilk sakızın günümüz sakızları ile çok bir benzerliği yoktu.

Sakızın hammaddesi ABD’ye ilk olarak Lopez de Sanna adlı bir Meksikalı general tarafından getirildi. Thomas Adam isimli bir müteşebbis bu sakız hammaddesini önce kimyasal yolla ucuz sentetik lastik elde etmek için kullandı.

Bunda başarılı olamayınca sakızı sert şekerleme ile kapladı. Bu şekilde güzel lezzet ve koku da kazandırdığı ilk ticari sakızları minik toplar halinde piyasaya sundu. Daha sonra da ince düzgün plakalar şeklinde satışa çıkardığı sakızlar için yaptığı yoğun tanıtım kampanyası sonunda işler ummadığı kadar iyi gitti. Bu, bilimsel bir başarısızlığın bir başka başarıyı yaratabileceğinin güzel bir örneğiydi.

Bugün dünyada üretilen bütün sakızlarda hemen hemen aynı maddeler kullanılır: Sakızın ana maddesine ilaveten başta şeker olmak üzere tatlandırıcılar ile lezzet ve koku veren katkı maddeleri. Bunların miktarları ve oranları sakızın tipine göre değişir. Örneğin kocaman balon yapılabilen sakızlarda ana madde daha fazladır.

Genellikle toplum içinde sürekli çiklet çiğneyenlerin bu davranışları görgüsüzlük hatta saygısızlık ifadesi olarak kabul edilir. Sakız aleyhtarlarından öğretmenler çocukların sınıfta konsantrasyonunu bozduğunu, anne ve babalar sakızı yutarsa sindirim sisteminin bloke olacağını, doktorlar da aşırı sakız çiğnemenin tükürük bezlerini kurutabileceğini ileri sürerler. Ancak yapılan araştırmalar sonucunda çiklet çiğnemenin diş sağlığı açısından faydalı olduğu tespit edilmiştir.

Ağzımızdaki tükürük salgısı dişlere dayanıklılık sağlayan kalsiyum maddesini temin etmektedir. Çiklet çiğneyen bir insanın ağzı daha fazla tükürük salgıladığından dişlerin dayanıklılığının artmasına neden olmaktadır. Örneğin ballı bir dilim ekmek yenildiğinde ağızda oluşan asit iki saat süre ile etkisini korur. Eğer yedikten sonra çiklet çiğnenmeye başlanırsa, bu asitli ortam 20 dakika gibi kısa bir sürede yok olmaktadır.

Çiklet çiğnerken ağızdaki kasların hareketleri insanın iştahını ve sigara içme arzusunu da frenler, konsantrasyonunu arttırır, gerilimini azaltır, sinir ve kaslarını gevşetir. İşte bu nedenlerle ABD Silahlı Kuvvetlerinde Birinci Dünya Savaşı’ndan itibaren tüm savaşlarda yiyecek ve su ile beraber askerlere çiklet de dağıtılmıştır.

Peki sakızı yuttuğumuzda midemizde yedi yıl kaldığı doğru mudur? Sakız bir gıda maddesi değildir. Bu nedenle midemiz bu tür şeyleri sindiremez ama bu onların midemizde devamlı olarak kalacakları anlamına gelmez. Sindirilemeseler bile midenin asit yoğunluklu sıvı ortamından diğer sindirilemeyen şeylerle birlikte, bağırsaklar yoluyla vücudu terk ederler.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yaralanamaz, incitilemez; fethedilemez. invulnerabil ity (i.) yaralanamazlık, saldırıdan zarar görmezlik. invul'nerably (z.) yaralanamaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(bkz.Işın).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) dolaşan, gezgin, seyyar; durmadan yolculuk eden; (i.) seyyah; gezginci, seyyar kimse. itinerancy (i.) seyyarlık, gezgincilik. itinerantly (z.) gezici olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) yol; seyahat programı; yolcu rehberi; seyahat kitabı, seyahatname; (s.) yola veya seyahata ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yolculuk etmek, bir yerden bir yere dolaşmak; gezici vaizlik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. génération

top. b. kuşak

Yaklaşık yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Bir enerji şeklini, başka şekilde bir enerjiye çeviren makine. Gaz jeneratörü, buharlı jeneratör. Elektrik jeneratörü = Dinamo.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. générateur

fiz. üreteç

Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. generating set. power unit. power-plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. generator üreteç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. générique

sin. ve TV tanıtma yazısı

Bir filmde emeği geçen yapımcı, yönetmen, oyuncu vb.nin adlarını, filmin yapımıyla ilgili bilgileri içine alan, filmin başında veya sonunda bulunan liste.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credits. credits and titles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birleştirici şey veya kimse; İng. doğramacı, marangoz; A.B.D., k.dili birçok kulübün azası. joinery i. marangozluk; doğramacı işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Artık belirli BRAVIA TV’lerde kablolu yayın şebekelerinde kullanılmak üzere, entegre televizyon tuneri bulunmaktadır. Bu da, bir alıcı kutusuna gerek kalmadan, BRAVIA TV’nizi anten girişi aracılığıyla doğrudan kablolu yayın şebekesine bağlayabilmenizi sağlar. Teknik ya da ticari nedenlerle, tümleşik TV tunerlerimiz her ülkedeki yerel kablolu yayın şebekeleri ile uyumlu değildir. Hangi entegre TV tunerin bulunduğunuz yere uygun olduğunu kontrol edin.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kıncal).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinetic energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bak. cater cornered .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. container

taşımalık

Çeşitli eşyaları taşımak için uluslararası standartlara göre tahtadan veya metalden yapılmış büyük kasa.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

container.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

container.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Tümgeneralle orgeneral arasındaki rütbede bulunan general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lieutenant general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps commander. lieutenant general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. corner

sp. köşe atışı

Futbol, hentbol ve su topunda bir oyuncu, topu kendi kale çizgisi dışına çıkardığında karşı taraf lehine kale çizgisi ile yan çizgisinin kesiştiği noktadan verilen serbest vuruş hakkı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coronary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuşların kış ayları gelirken niçin güneye, ılıman bölgelere göç ettiklerinin nedeni herkes tarafından bilinir. Kışın beslenemeyecekleri için göç ettikleri bilgisi genel anlamda doğrudur ama kuşların göçü sanıldığı kadar basitçe izah edilebilecek bir olay değildir.

Kuşların göç nedenlerinin atalarından, buzul çağı zamanlarından kalma olduğunu ileri sürenler de var. Ancak günümüzdeki görüşler, kuşların iç biyolojik takvimlerine göre belirli zamanlarda hormonal dengelerinin değiştiği, uzun bir yolculuğa hazırlık olarak vücutlarında yağ depolama miktarlarını arttırdıkları, kışı beklemeden hava şartlarındaki değişiklikleri hissettikleri an göç yollarına düştükleri şeklinde.

Bu görüşlere göre kuşlar Eylül ayı civarında göçe başlasalar bile yağ depolamaya çok daha önce, yazın en sıcak günlerinde başlıyorlar. Belki kar yağışının geleceğini bilmiyorlar, belki de göçmen kuşlar hayatlarında hiç kar görmediler, karlı ortamda yaşamadılar, yiyeceksiz kalmadılar ama göçme işini tecrübeleriyle değil biyolojik takvimleri ve bunun tetiklediği hormonal değişimler sayesinde otomatik olarak yapıyorlar.

Soğuk havalar gelirken kuşların daha ılıman yerlere göç etmeleri tamam da göç ettikten sonra niçin tekrar geri dönüyorlar? Daha sıcak iklimlerde yaşamak, bol yiyecek bulmak, daha mutlu olmak için yüzlerce kilometre yol git, sonra da gerisin geriye dön.

Bu, biraz insanların yaz aylarında yazlığa gidip dönmelerine benziyor ama insanlarda durum farklı, çocukların okulları, ebeveynlerin işleri var.. Gerçi insanlarda da göçmenlik yaygın ama onlar göç ettikleri yerlerde kalırlar. Zaten bu düşünülmüş, belirli bir ihtiyaç ve amaç uğruna yapılmıştır, kuşların bu göç işini oturup düşünerek yapmadıkları bir gerçek.

Kuşların göç ettikten sonra baharda tekrar geri dönmelerini uzmanlar çeşitli sebeplere bağlıyorlar. Birinci sebep, şüphesiz baharda kuzey yarımkürenin ısınması. Bu mevsimde gündüzlerin uzaması nedeniyle yiyecek arama sürelerinin artması ve ana besinleri olan böceklerin çoğalması da diğer sebepler.

Bu arada güney yarımkürede bu kadar kuşu besleyecek yiyecek olmaması aksine kuş avlayarak beslenen hayvanların çok olması da ilkbahardaki geri dönüşe etken. Bütün bu nedenlere rağmen geri dönüş sinyalini yine de biyolojik takvimlerinin verdiği biliniyor.

Kuşların göç ettikten sonra geri dönmeleri kadar, Ekvator Afrikası’ndan dönen bir kuşun Doğu Anadolu’da bir ahırda bir evvelki yıl yaptığı yuvayı tekrar bulabilmesi de ilginçtir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, göçmen kuşların başlıca dayanak noktalan gündüz Güneş, geceleri ise yıldızlardır. Hava kapalıysa akarsular, dağlar gibi yeryüzündeki coğrafik şekilleri kullanıyorlar. Göçmen kuş türlerinin bir çoğunun yolculuklarında yerin manyetik alanından da faydalandıkları tespit edilmiştir. Yakıt olarak vücutlarındaki yağı kullanan kuşların göç süresince kat ettikleri mesafeler de inanılmazdır. Örneğin dış görünüşü ile diğer kırlangıçların aynısı olan Kutup Denizi Kırlangıcı her yıl Arktika’dan Antarktika’ya ve tersine 17 bin, toplam 35 bin kilometre uçar. Ama birbirinin benzeri iklimde ve buzlarla kaplı bu iki yer arasında gidip gelmekte ne bulur bilinmez.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutun).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) emlâk ve arazi sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeşit doğan, (zool.) Falco biarmicus; doğancılıkta bu kuşun dişisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) erkek doğan kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşatmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna ‘Coriolis’ kuvveti diyorlar. Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olamayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40.000 kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutuptakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak be. dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşalmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna “Coriolis” kuvveti diyorlar.

Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olmayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40 bin kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutupdakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak bu, dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legionary. legionnaire. holder of the legion of honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legionary. legionnaire. holder of the legion of honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireç ocakçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vapur şirketine ait gemi; yolcu uçağı; çizgiler meydana getiren kimse veya şey; astar takan kimse; astar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., lone wolf yalnızlığı seven kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makinalar; herhangi bir makinanın işleyen kısımları; edebi eserlerde olumlu sonucu hazırlayan beklenmedik olay; bir sonuca varmak için baş vurulan vasıtalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hal ve hareket tarzı, tavır; âdet, usul; çeşit; çoğ. görgü, terbiye, her zamanki konuşma ve hareket şekli, tavır ve hareket; üslup, tarz. all manner of her seşit. by all manner of means muhakkak, her halde. by no manner of means katiyen, asla. He

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muayyen üslup veya hareket tarzı olan; yapma tavırlı. ill-mannered terbiyesiz. well-mannered nazik tavırlı, terbiyeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hususi bir tavır ve harekete fazla bağlı olma; yapma tavır; sanatta bir uslubu aşırı derecede kullanma. mannerist i. bir üslubu fazla kullanan sanatkar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. terbiyeli; z. nazikçe. mannerliness i. görgülülük, nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahriyeli, gemici. mariner's compass gemici pusulası. master mariner ticaret gemisi kaptanı; kaptanlık diploması olan denizci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Metin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın şapkacısı. millinery i. kadın şapkaları; kadın şapkacılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Zenginliği milyonlarla ölçülen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millionaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millionaire. millionnaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madenci, maden işçisi; mayın dökücü asker; lağım kazan asker; tırtılları yaprak kemiren zararlı bir böcek. sappers and miners askeri mühendisler, lağımcılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Organik olmayan ve tabii halde topraktan çıkarılan madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inorganic species or substance occurring in nature, having a definite chemical composition and usually a distinct crystalline form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rocks, except certain glassy igneous forms, are either simple minerals or aggregates of minerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything which is neither animal nor vegetable, as in the most general classification of things into three kingdoms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to minerals; consisting of a mineral or of minerals; as, a mineral substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Impregnated with minerals; as, mineral waters. solid homogeneous inorganic substances occurring in nature having a definite chemical composition of or containing or derived from minerals; 'a mineral deposit'; 'mineral water' composed of matter other than

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral. mineral / n , adj /,.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid homogeneous inorganic substances occurring in nature having a definite chemical composition. relating to minerals; 'mineral elements'; 'mineral deposits'. of or containing or derived from minerals; 'a mineral deposit'; 'mineral water'. composed of m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naturally occurring inorganic element or compound having an orderly internal structure and characteristic chemical composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term applied to inorganic substances found in the earth strata, as opposed to organic substances such as plant and animal matter Minerals normally have definite chemical composition and crystal structure The term is also applied to matter derived from m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naturally occurring, usually inorganic, solid consisting of either a single element or a compound, and having a definite chemical composition and a systematic internal arrangement of atoms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any substance that is neither animal or vegetable It is any class of substances occurring in nature, usually comprising of inorganic substances, such as quartz or feld- spar, of definite chemical composition and definite crystal structure It sometimes inc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Natural component of rocks A naturally occurring inorganic solid with a crystalline structure and a specific chemical composition Over 2,000 types of minerals have been classified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inorganic compound occurring naturally in the earth's crust, with a distinctive set of physical properties, and a definite chemical composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inorganic natural substance is characterized by its atomic structure and physical and chemical properties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Natural inorganic substance which is either definite in chemical composition and physical characteristics or any chemical element or compound occurring naturally as a product of inorganic processes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inorganic chemical element or compound occuring naturally Not vegetable or animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Organic and inorganic substances occurring naturally, with characteristics and economic uses that bring them within the purview of mineral laws; a substance that may be obtained under applicable laws from public lands by purchase, lease, or preemptive ent

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naturally occurring inorganic solid The internal crystalline structure of a mineral is controlled by its elemental composition As an example of the way in which the elemental composition is expressed, the definition in this dictionary for 'Augite' inclu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naturally occurring, inorganic, crystalline solid with definite chemical composition and characteristic physical properties. n a homogeneous, inorganic, naturally occurring solid with a definite chemical structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naturally-occuring chemical compound or element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of the various naturally occurring substances usually obtained from the earth The term is used to include all wasting, i e , non-regenerative, inorganic substances that are extracted from the earth. a naturally occurring, crystalline, inorganic chemic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

STREAK - Discoloration in lumber caused by chemical oxidation of minerals naturally occurring in the wood. an naturally occuring, inorganic, crystalline substance that is made up of elements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naturally occuring element or compound of set composition and molecular structure, resulting in particular physical properties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term applied to inorganic substances, such as rocks and similar matter found in the earth's strata, as opposed to organic substances such as plant and animal matter Minerals normally have definite chemical composition and crystal structure The term is a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plants, like animals, need minerals for healthy growth and to function normally Minerals are inorganic compounds or elements, like iron and potassium See also micro- and macronutrients.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inorganic substance required by the body in small quantities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. madensel, madeni; madenli, mineral; i. maden, mineral; maden filizi; madensel madde; çoğ., ing., k.dili sodalı içecekler mineral. kingdom madenler sınıfı. mineral oil madeni yağ . mineral water maden suyu. mineral wool amyant, ak asbest.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mineralleştirmek; taşlaştırmak; mineralle kaplatmak; mineraller üzerinde çalışmak. mineraliza'tion i. madenleştirme. mineralizer i. bir madenle birleşince maden filizi husule getiren madde; kayalann yeniden kristalleşmesini hızlandıran madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. kimya). 1. Bir madeni kükürt, arsenik gibi cisimlerin etkisiyle filiz durumuna getirmek. 2. İçinde mineral maddeler eriterek suyu maden suyu niteliğine getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mineralize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. Fr.). Mineralleri inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineralogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineralogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madenler ilmi, mineraloji; mineraloji elkitabı. mineralog'ical s. maden ilmine ait. mineralogist i. madenler ilmi uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. minéralogue

mineral bilimci

Mineral bilimi ile uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. minéralogie

mineral bilimi

Mineral ve billurlarla, onların fiziksel ve kimyasal özelliklerini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) Romalıların aklı ve hikmet tanrıçası, Minerva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir dini ve daha çok Hıristiyanlığı yaymaya çalışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

missionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

missionary. evangelist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a missionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a missionary. missionary work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece uykumuz gelince mi esneriz? Esneme bulaşıcı mıdır? Aslında esnemenin ve fizyolojisinin ardında yatan gerçek hala tam olarak bilinememektedir.

Önceleri esneme, insanın yorgun olduğu zamanlarda kandaki oksijen miktarını artırmak için vücudun yaptığı bir solunum sistemi refleksi olarak düşünülüyordu. Yapılan deneylerin sonucunda, esnemenin, solunum olayına kısa bir destek verdiği, ancak onun önemli bir fonksiyonu olmadığı tespit edilmiştir.

Hem burnumuzla, hem de ağzımızla nefes alabilmemize rağmen, kapalı ağızla esnemek mümkün değildir. En çok ve sık esnemenin olduğu zaman, sabah uykudan kalkma vaktidir. Ortalama bir esneme 6 saniye sürer.

Sadece insanlar değil, kediler, kuşlar, fareler ve birçok canlı türü de esner. Ancak farklı türlerdeki bu davranış biçimi, aynı fonksiyona yönelik olabilir mi? Örneğin insanların gülme olarak yaptığı yüzdeki kas hareketi diğer bazı canlılarda korkunun ifadesi olabilmektedir.

Yapılan araştırmalarda, hayvanların daha çok dikkat gerektiren bir olayı karşılama sırasında esnedikleri, insanların ise, tersine dış uyarılarda azalma olduğunda esnedikleri saptanmıştır.

Derslerde canı sıkılan öğrencilerin değil de, canı sıkıldığı halde uyumamaya çalışanların daha çok esnedikleri gözlemlenmiştir. Bir diğer görüşe göre de, sınava girecek bir öğrencinin veya yarışa girecek bir atletin çok esnemesinin sebebi, organizmanın kendini sakinleştirmesidir.

Esneme de gülme gibi bulaşıcıdır. Esneyen kişinin yüz hatlarında meydana gelen şekillenmenin, diğer insanlar üzerinde esnemeyi teşvik edici bir etki uyandırdığı tahmin ediliyor. Yani nasıl yemek yiyen bir insanı görünce acıkırsak, onun gibi bir şey.

Esnemenin bulaşıcı olduğunu ileri süren bir görüşe göre ise ilk insanlardan kalma bir davranış olarak esnemekteyiz. İlkel atalarımız akşamları ateşin etrafında topluca otururken grubun lideri tüm dişlerini göstererek esner, oturumu kapatır, artık gecenin başladığı, herkesin sabaha kadar yatması ve hareket etmemesi gerektiği sinyalini verirdi. Grubun diğer üyeleri de esneyerek görüş birliği içinde olduklarını beyan ederlerdi.

Günümüzde bu iş için daha karışık teknolojiler kullanılıyor. Baba televizyonu uzaktan kumanda ile kapatıp koltuğundan kalkıyor. Bu nedenle günümüzde esnemenin hiçbir faydası görülmemektedir ve önümüzdeki bir milyon yıl içinde ortadan kalkacağı sanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sadece uykumuz gelince mi esneriz? Esneme bulaşıcı mıdır? Aslında esnemenin ve fizyolojisinin ardında yatan gerçek hala tam olarak bilinmemektedir.

Önceleri esneme, insanın yorgun olduğu zamanlarda kandaki oksijen miktarını artırmak için vücudun yaptığı bir solunum sistemi refleksi olarak düşünülüyordu. Yapılan deneylerin sonucunda, esnemenin, solunum olayına kısa bir destek verdiği, ancak onun önemli bir fonksiyonu olmadığı tespit edilmiştir.

Hem burnumuzla, hem de ağzımızla nefes alabilmemize rağmen, kapalı ağızla esnemek mümkün değildir. En çok ve sık esnemenin olduğu zaman, sabah uykudan kalkma vaktidir. Ortalama bir esneme altı saniye sürer.

Sadece insanlar değil, kediler, kuşlar, fareler ve birçok canlı türü de esner. Ancak farklı türlerdeki bu davranış biçimi, aynı fonksiyona yönelik olabilir mi? Örneğin insanların gülme olarak yaptığı yüzdeki kas hareketi diğer bazı canlılarda korkunun ifadesi olabilmektedir.

Yapılan araştırmalarda, hayvanların daha çok dikkat gerektiren bir olayı karşılama sırasında esnedikleri, insanların ise, tersine dış uyarılarda azalma olduğunda esnedikleri saptanmıştır.

Derslerde canı sıkılan öğrencilerin değil de, canı sıkıldığı halde uyumamaya çalışanların daha çok esnedikleri gözlemlenmiştir. Bir diğer görüşe göre de, sınava girecek bir öğrencinin veya yarışa girecek bir atletin çok esnemesinin sebebi, organizmanın kendini sakinleştirmesidir.

Esneme de gülme gibi bulaşıcıdır. Esneyen kişinin yüz hatlarında meydana gelen şekillenmenin, diğer insanlar üzerinde esnemeyi teşvik edici bir etki uyandırdığı tahmin ediliyor. Yani nasıl yemek yiyen bir insanı görünce acıkırsak, onun gibi bir şey.

Esnemenin bulaşıcı olduğunu ileri süren bir görüşe göre ise ilk insanlardan kalma bir davranış olarak esnemekteyiz. İlkel atalarımız akşamları ateşin etrafında topluca otururken grubun lideri tüm dişlerini göstererek esner, oturumu kapatır, artık gecenin başladığı, herkesin sabaha kadar yatması ve hareket etmemesi gerektiği sinyalini verirdi. Grubun diğer üyeleri de esneyerek görüş birliği içinde olduklarını beyan ederlerdi.

Günümüzde bu iş için daha karışık teknolojiler kullanılıyor. Baba televizyonu uzaktan kumanda ile kapatıp koltuğundan kalkıyor. Bu nedenle günümüzde esnemenin hiçbir faydası görülmemektedir ve önümüzdeki bir milyon yıl içinde ortadan kalkacağı sanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «nergis» den Arapça’laşmış). (bk.) Nergis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «nergis» den Arapça’laşmış). (bk.) Nergis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tavla denilen oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tavla denilen oyun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نرد] tavla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: NEREDEN) (bk.) Nere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: NEREDEN) (bk.) Nere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merdiven, (bk.) Merdiven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merdiven, (bk.) Merdiven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ne» den). Yer için soru sormakta kullanılır: Bu, nerenin malıdır: Hangi yerin? Nereleri gezdiniz: Hangi yerleri? Neresine baksan: Hangi yerine. Nereniz ağrıyor: Hangi yeriniz? Nereden gelip nereye gidiyorsunuz? -de eki ile beraber inkâr, ne kadar uzak yahut yokluk mânâsiyle kullanılır: Bundan sonra güzel havalar nerede? Şark’ın o eski kumaşları şimdi nerede? Nerede o, nerede ben?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ne» den). Yer için soru sormakta kullanılır: Bu, nerenin malıdır: Hangi yerin? Nereleri gezdiniz: Hangi yerleri? Neresine baksan: Hangi yerine. Nereniz ağrıyor: Hangi yeriniz? Nereden gelip nereye gidiyorsunuz? -de eki ile beraber inkâr, ne kadar uzak yahut yokluk mânâsiyle kullanılır: Bundan sonra güzel havalar nerede? Şark’ın o eski kumaşları şimdi nerede? Nerede o, nerede ben?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

where.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whence. what place. what part. whatsoever place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Were not.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

what part of. where. wherever. what place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

where.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

where. whereabouts. wherever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

where.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from where. where. whence. wherefrom. how. wherefrom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whence. where. from where. from what place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from where. whence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almost. soon. in any moment. just about. nearly. pretty much. practically. within an ace of doing. all but. ere long. half. little less than. well nigh. well-nigh. next. next door to. next to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. almost. even. nearly. virtually. soon. before long. close on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almost. very nearly. pretty soon. before long. about. damn near. just about. well nigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu., mit. su perisi; zool. uzun ve yassı deniz kurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hangi yerli: Siz nerelisiniz? Şair NAbî nereli idi? odada çok nem vardır. 3. Gece yağıp ortalığa konan incecik damlalar, çiy, şebnem, jâle: Gece nem yağar. Nem kapmak = Hafif surette ıslanmak, nem dokunmak. Buluttan nem kapmak = Küçük şeyden müteessir olmak veya alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hangi yerli: Siz nerelisiniz? Şair NAbî nereli idi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

where from. of what place. from what place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

where. from ? From what place. whence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

what place. what part. where.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

where ? what place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

where. whither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

where. whereabouts. wherever. whither. to what place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

where. whither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sarı çiçekli, yeşil göbekli, bir cins güzel çiçek. 2. mec. Sevgilinin gözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcissus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daffodil. narcissus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(narcissu): Nergisgiller familyasından; soğanı zehirli bir bitkidir. Baharda çiçekleri ilk açan bitkilerdendir. Çiçeği, çıplak bir sapın ucunda biraz eğik durur. Birçok türü vardır. Kullanıldığı yerler: Kusturucu olarak kullanılır. Sarada da faydalıdır. Fazla miktarda kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nergisgillerden çiçekleri ayrı veya bir köksap üzerinde şemsiye vaziyetinde bulunan ve beyaz san nevilesi de olan bir süs çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belladonna lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi nergistir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Pehlivan, yiğit, bahadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nerim). - Rüstem’in dedesi olan Şam’ın babası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. coğrafya). Denizlerin çekilmesiyle meydana gelen yerleşmeye müsait bölge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yumuşak. Nerm-dil = Yüreği yumuşak, merhametli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نرم] yumuşak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yumuşak, gevşeklik.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نرمين] yumuşak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yumuşak.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. portakal çiçeğinden çıkarılan bir esans, çiçek yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuvvet ve cesaret vermek. nerve oneself metanetini takınmak, cesur olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinir, asap; kuvvet; soğukkanlılık, metanet, cesaret; küstahlık, cüret; gen., çoğ. duyarlık, duysal dayanıklılık kaynağı; gen. çoğ. asabi buhran asap bozukluğu; biyol. kanat veya yaprak damarı. nerve agent ask. sinirleri altüst eden gaz. nerve cen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zayıf, cansız, güçsüz, dermansız; zayıf, tesirsiz (söz); sinirsiz, serinkanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sinirlendirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tıb. sinirlere özgü; sinirleri yatıştırıcı; i. sinirleri yatıştırıcı ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sinirli, asabi; korkak, ürkek, çekingen. nervous breakdown, nervous prostration sinir argınlığı, sinir bozukluğu, nevrasteni nervous impulse tıb. asabi tembih, sinirde uyarma. nervous system sinir sistemi. nervous temperament asabi mizaç. nervousl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nervure. rib. vein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yaprak damarı; zool. böcek kanadının siniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili küstah; ing., k.dili ürkek, sinirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rahibe manastırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğan (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğan (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Okanalp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı, bilgili kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun (Erkek İsmi) Yetişmiş, iyi gelişmiş kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Önde gelen, başta gelen. 2.Yön. 3.Sıra. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Takrir. Meclis, kurultay gibi toplantılarda bir mesele üzerine teklifte bulunmak için, üyelerden biri veya birçoğu tarafından verilen yazılı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proposal. motion. resolution. memorial. resolve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motion. resolution. proposal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motion. proposal. draft resolution. bill. bill of complaint. guiding line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suggestion. proposition. proposal. intimation. offer. overture. proffer. tender. tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counsel. idea. instigation. overture. proposal. proposition. submission. suggestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proposal. suggestion. lead. offer. offering. overture. proposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). 1. Teklif, 2. (mantık) Bir hükmü anlatan söz; doğru veya yanlış olabilen her söz, kaziye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suggestion. proposal. proposition. thesis. vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proposition. theorem. proposing. suggesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proposing. suggesting. proposition. premise. hypothesis. postulate. proffer. question. representation. resolution. suggestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propose. suggest. recommend. commit. proffer. propound. submit. vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counsel. move. proffer. propose. recommend. submit. suggest. vote. weave. to propose. to suggest. to counsel. to bring sth forward. to think of sth. to recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Suggest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağır; sıkıntılı, ağırlık verici; huk. bir hakkı daraltıcı. onerously z. sıkıntılı olarak. onerousness i. sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gelişmiş, gürbüz genç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ongün-(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Döner çok açılı objektif, çok sayıda yaratıcı çekim açısına izin verdiğinden, kendi fotoğraflarınızı ve zor fotoğrafları çekmeyi kolaylaştırmaktadır. Optik vizör, aşırı aydınlık koşullarda LCD ekranın zor görüldüğü durumlarda fotoğraf çerçevesinin belirlenmesini sağlar. Vizör, güç tüketimini azaltmak için LCD’nin yerine de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Orcan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Geniş, güven veren yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr.). En yüksek rütbeli general ki, görevi ordu komutanlığıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full general. army commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full general. army commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., leh. huysuz; inatçı; alçak, aşağılık; adi, bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ATP (Otomatik Tuner Belleği), tüm mevcut kanalları otomatik olarak belleğe alan bir işlevidir. ITP (Akıllı Tuner Belleği), bellekteki kanalları, kanal adına ve ShowView® numarasına göre sıralar ve ayrıca saati otomatik olarak ayarlar ve düzeltir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir arabanın önünde veya yanında koşan uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahip mal sahibi. ownership i. mülkiyet, sahiplik. owneroccupied s. ing sahibinin oturduğu (ev, apartman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ozan (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özden (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Özgenalp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz gün(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ruhsal yönden sağlıklı erkek. (bkz.Tiner).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Pansiyonda oturan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pensionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boarder. lodger. paying guest. pay guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yapıları yıldırımdan koruyan cihaz, yıldırımlık, Osm. siper-i sâika.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paratonnerre

yıldırımsavar

Yıldırımların zararını önlemekte kullanılan, ucunda bakır veya platin bulunan, 5-10 metre uzunluğunda demir çubuk ve bununla toprak veya kuyu arasında çekilen bakır telden oluşan koruma aracı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning conductor. conductor. lightning rod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning rod. lightning conductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning rod. lightning arrester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning conductor. conductor. lightning rod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning rod. lightning conductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning rod. lightning arrester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., leh. arkadaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. partner

1. eş, 2. ortak

1. İkişer kişilik gruplarla oynanan oyunlarda, ortak oynayan iki kişiden her birinin öbürüne göre durumu. 2. Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who has a part in anything with an other; a partaker; an associate; a sharer. 'Partner of his fortune.' Shak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: A husband or a wife. Either one of a couple who dance together. One who shares as a member of a partnership in the management, or in the gains and losses, of a business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An associate in any business or occupation; a member of a partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A framework of heavy timber surrounding an opening in a deck, to strengthen it for the support of a mast, pump, capstan, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To associate, to join. a person who is a member of a partnership provide with a partner act as a partner; 'Astaire partnered Rogers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person's partner in marriage. an associate who works with others toward a common goal; 'partners in crime'. a person who is a member of a partnership. provide with a partner. act as a partner; 'Astaire partnered Rogers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business associate who shares equity in a firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization or individual with which/whom the Agency collaborates to achieve mutually agreed upon objectives and to secure participation of ultimate customers Partners include host country governments, private voluntary organizations, indigenous and i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The organisation in the project country with which the funding agency collaborates to achieve mutually agreed upon objectives Partners may include host country governments, local and international NGOs, universities, professional and business associations

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MassNetworks' goal is to make networked computers as commonplace a curriculum tool as pencils and blackboards To accomplish this requires created an electronic infrastructure including Local Area Networks connecting all the classrooms in every school, Wid

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 'partner' is a player associated with another player on the same side In a threesome, foursome, best-ball or four-ball match, where the context so admits, the word 'player' includes his partner or partners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partners are public and private non-profit organizations that collaborate with DWD in providing services to our customers, the citizens of Wisconsin DWD often has a contractual relationship with partners that is based on enabling legislation such as W-2 o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two programs joining together to allow members to accrue miles or points in one or both programs Also may allow members to use accumulated miles or points to redeem awards with the partner Partners may be accrual partners only, award partners only or both

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Means, in relation to a person who is the member of a couple, the other member of the couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Benchmarking, organizations that actively participate in a benchmarking study by replying to questionnaires or participating in interviews.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lawyer who has become an owner of the firm and is paid a percentage of the firm's profits that reflects the lawyer's contribution to the firm Sometimes called a shareholder or equity member of the firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the two players on a doubles team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The player with whom one plays as a side against the other two players.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A key system made by Lucent for small applications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Players on the same side in the same group or match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An addressable component of a locality; that is, code to which messages can be sent See also locality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization or customer representative with whom AID works cooperatively to achieve mutually agreed upon objectives and intermediate results and to secure customer participation Partners include private voluntary organizations, indigenous and other in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The person with whom the Insured Person lives at the same address and with whom they have a domestic relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partnerships will exist as mutually beneficial business relationships with potential revenue sharing possibilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A practitioner who is deemed to be a partner by the HA under the provisions of Regulation 24. the other member of one's partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A professional or a team that contributes in the provision of a service Project partners are those who work on a specific project Tech partners are those that provide a specific technical infrastructure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mate , offsider , pard , partner , mates , pards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who has a part in anything with an other; a partaker; an associate; a sharer. 'Partner of his fortune.' Shak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: A husband or a wife. Either one of a couple who dance together. One who shares as a member of a partnership in the management, or in the gains and losses, of a business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An associate in any business or occupation; a member of a partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A framework of heavy timber surrounding an opening in a deck, to strengthen it for the support of a mast, pump, capstan, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To associate, to join. a person who is a member of a partnership provide with a partner act as a partner; 'Astaire partnered Rogers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person's partner in marriage. an associate who works with others toward a common goal; 'partners in crime'. a person who is a member of a partnership. provide with a partner. act as a partner; 'Astaire partnered Rogers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business associate who shares equity in a firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization or individual with which/whom the Agency collaborates to achieve mutually agreed upon objectives and to secure participation of ultimate customers Partners include host country governments, private voluntary organizations, indigenous and i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The organisation in the project country with which the funding agency collaborates to achieve mutually agreed upon objectives Partners may include host country governments, local and international NGOs, universities, professional and business associations

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MassNetworks' goal is to make networked computers as commonplace a curriculum tool as pencils and blackboards To accomplish this requires created an electronic infrastructure including Local Area Networks connecting all the classrooms in every school, Wid

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 'partner' is a player associated with another player on the same side In a threesome, foursome, best-ball or four-ball match, where the context so admits, the word 'player' includes his partner or partners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partners are public and private non-profit organizations that collaborate with DWD in providing services to our customers, the citizens of Wisconsin DWD often has a contractual relationship with partners that is based on enabling legislation such as W-2 o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two programs joining together to allow members to accrue miles or points in one or both programs Also may allow members to use accumulated miles or points to redeem awards with the partner Partners may be accrual partners only, award partners only or both

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Means, in relation to a person who is the member of a couple, the other member of the couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Benchmarking, organizations that actively participate in a benchmarking study by replying to questionnaires or participating in interviews.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lawyer who has become an owner of the firm and is paid a percentage of the firm's profits that reflects the lawyer's contribution to the firm Sometimes called a shareholder or equity member of the firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the two players on a doubles team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The player with whom one plays as a side against the other two players.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A key system made by Lucent for small applications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Players on the same side in the same group or match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An addressable component of a locality; that is, code to which messages can be sent See also locality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization or customer representative with whom AID works cooperatively to achieve mutually agreed upon objectives and intermediate results and to secure customer participation Partners include private voluntary organizations, indigenous and other in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The person with whom the Insured Person lives at the same address and with whom they have a domestic relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partnerships will exist as mutually beneficial business relationships with potential revenue sharing possibilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A practitioner who is deemed to be a partner by the HA under the provisions of Regulation 24. the other member of one's partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A professional or a team that contributes in the provision of a service Project partners are those who work on a specific project Tech partners are those that provide a specific technical infrastructure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mate , offsider , pard , partner , mates , pards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ortak, şerik, arkadaş; karı veya koca; eş; dans arkadaşı; f. ortak etmek veya olmak; ortağı gibi davranmak. partnership i. ortaklık, şirket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mülkünü rehin eden kimse. pawpaw bak. papaw.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Pekin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satır başına bir peni ücret alan yazar, kalitesiz yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emekli aylığı alan kimse, mütekait kimse; darülacezede yaşayan kimse; yatılı okul öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) görünen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çiçekli bitkilerden her biri, fanerogam. phanerog'amous s. fanerogama ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bak. planing machine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Farklı sıcaklıklarda bile frekans ayarı sağlayan ayarlama devresi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pratisyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tutuklu kimse; esir. prisoner of war savaş esiri. prisoner's base köşe kapmaca oyunu. political pris- oner siyasi tutuklu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözaltında olan hafif suçlu; deneme devresinde olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tasfiyehâne, damıtma yeri: Petrol rafinerisi, şeker rafinerisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. raffinerie

arıtımevi

Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery. oil refinery arıtımevi. tasfiyehane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rafineri, tasfiyehane, şeker fabrikası; kalhane, kal ocağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) ahlak ve hareketleri ıslah olmuş; yeniden doğmuş; (f.) yeniden teşkil etmek, tamamen ıslah etmek; yeni hayata kavuşturmak; hidayete erdirmek, ihya etmek; tamir ve ıslah etmek, yenilemek; manen yeniden doğmak; düzelmek, iyileşmek. regenera't

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeniden ihya eden kimse veya şey; kullanılmış gazın ısısından faydalanarak bazı ocaklarda içeriye verilen hava veya gazı ısıtmaya yarayan aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hakkını vermek, mükâfatını vermek, emeğinin karşılığını vermek. remunerable s. emeğinin karşılığının ödenmesi mümkün. remunera'tion i. karşılık, mükâfat, bahşiş, ücret, hak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karlı, kazançlı. remuneratively z. kazançlı olarak. remunerativeness i. kazanç temin etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hizmetli; alıkoyan kimse: huk. avukat tutarken yapılan anlaşma; vekalet ücreti; tar. tımar ve zeamet sahiplerinin buyruğunda bulunup bazı hizmetlerle yükümlü kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içki kaçakçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koşan kimse, koşucu; kaçak, kaçkın; makinist; kızak ayağı; çığırtkan, kâhya, simsar; ray; yerde kökler salarak uzanan bitki veya bu bitkinin sapı; yol halısı; uzunca ve ensiz masa örtüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinciliği kazanan yarışmacı veya aday.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV ekranında net ve doğal görüntüler sağlayan bir resim geliştirme sistemi. Kayıttan sonra bulanık hale gelebilen nesne kenarları, sistem tarafından düzeltilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü, yiğit (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ünlü, tanınmış kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ünlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Değerli, saygı duyulan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manzara; sahne dekorları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki veya üç direkli ve yelkenleri yandan olan gemi, uskuna; büyük bira bardağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,(eski) mukavelenameleri yazan kimse, arzuhalci; noter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Seçkin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighty each. eighty a piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seminar. symposium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seminar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Seminar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) - Mutlu, neşeli kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

STP, kullanılabilir tüm kanalları otomatik olarak kaydeder ve VCR kanallarını TV’nizdeki sırada kaydetmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevgi duyan, sevgi dolu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) parlayan veya parlatan şey; çil para; argo morarmış göz; parlak ufak balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gemi sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinerama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Aynı vazifeyi yapmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. synergie

1. artı güç, 2. görevdaşlık

1. Bir sonuca katkısı olabilecek birkaç etkenin belirli bir etkileşim sonucunda elde ettiği ortak güç. 2. Bir görevin yerine getirilmesi için birkaç organın birlikte çalışması durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synergism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synergy. synergism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. günahkâr kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkek aslan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sonalp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) vaktinden önce davranıp en gözde hazine arsasına ucuza konan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güneyli; A.B.D.'nin güneydoğu eyaletlerinden olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karışla ölçen kimse veya alet; İng. vida somunu anahtarı, ingiliz anahtarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğiren veya büken kimse; iğ, eğirme veya bükme makinası; olta ucuna takılan kaşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örümcek ve ipekböceğinin iplik salan uzvundaki memeciklerden her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses veya heceleri konuşurken yanlışlıkla karıştırma: our dear old queen'' yerine ''our queer old dean.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırtasiyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâğıt veya kalem gibi yazı eşyası, kırtasiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i süzgeç; geren kimse; gerici alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. emsalsiz, eşsiz, yegâne, tek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. serseri kimse; Avustralya'da dilenci serseri; (argo) çok sıkı disiplinli gemi süvarisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sunucu, sunan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. ulama, (tıb.) pıhtılaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. grup evliliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beraber çalışan; işbirliği yapan, birbirine kuvvet veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (tıb.) iki ilâcın birlikte daha kuvvetle tesir etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birlikte çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birlikte çalışma, birbirini kuvvetlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. debbağ, tabak, sepici; (İng),( argo )altı penilik para. tannery i. debbağ hane, tabakhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Coşkulu, coşkun kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek torun

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz ve hayırlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inceltici şey veya kimse; tiner

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç köşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. thinner

inceltici

Boyaların yoğunluğunu azaltmak, sulandırmak amacıyla kullanılan kimyasal birleşimlerin genel adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinner. paint thinner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinner. paint thinner. thinner inceltici.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinner. naphta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam, güçlü, canlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tenekeci; teneke madencisi; kalaycı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a lotion for cleansing the skin and contracting the pores a substance used in a printer to develop a xerographic image a solution containing chemicals that can change the color of a photographic print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dry ink powder which has been electrically charged Used in laserprinters, fax machines and copiers Generally, the image is translated into bit mapped charges of the opposite polarity on a special drum in the printer The toner is attracted to the charged

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A colored powder or liquid used to print onto various materials on non-impact printers, such as electrostatics, and contains a colorant, an electrostatic thermoplastic, charge control agent, and often a magnetic material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The colored powder contained in the toner cartridges that is used to print images on the paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A powdery ink used dry or suspended in a liquid to produce a photocopy or laser print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plastic-carbon based substance that forms the image on the paper Toner is part of a mono-component, or dual- component developing system It has the appearance of a dry powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plastic magnetic ink used in electronic printing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'ink' that a laser printer uses Toner is fused onto the paper's surface, rather than absorbed into it , and so does not bleed or smudge as ink does.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very fine powder bonded to iron particles used to generate images in laser printers Comprised primarily of iron oxide and plastic resin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Product that is used after cleansing to help return the skin to its natural pH A toner helps remove dirt or debris from the skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ultrafine colored plastic powder used in laser printers and photocopiers to produce the image on paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dry ink used in photocopy presses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dry or liquid material used in copy machines to form shades of gray and black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Imaging powder that is transferred to the paper as the print on the copy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also tone generator In a tone test set, the tone generating device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specially formulated powdered ink used in laser printers It is stored in a disposable or refillable cartridge in the printer Related terms: Laser printer, Printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dry ink powder which has been electrically charged Used in printers, fax machines and copiers Generally, the image is translated into bit mapped charges of the opposite polarity on a special drum in the printer The toner is attracted to the charged area

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specially formulated powdered ink used in laser printers It is stored in a disposable or refillable cartridge in the printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The black powder in the cartridge made of plastic and metal, or just plastic, and ground into particles between seven and 18 microns in diameter Toner is magnetically or electrically attracted to, and then melted to, the paper. colourant used to add tone

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. talimci, terbiye edici, antrenör; top nişancısı; talim uçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orduda en küçük rütbeli general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier general. brigadier. air commodore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier generalty. brigadier generalship. brigadiership. air commodorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kara ve hava kuvvetlerinde tuğgeneralle korgeneral arasında olan general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier. major general. air vice-marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major general. air marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

TV yayınlarının alması için cihazlara eklenen parçalara verilen genel ad. Bilgisayar ekranları tuner sahibi olmadığı için TV yayınlarını oynatamazlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akortçu; amplifikatör ve hoparlörü olmayan radyo; ayarlayıcı alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tün - (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbinli jeneratör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Türkiye’nin ilk heykeli 10 metre uzunluğundaki Osman Gazi büstüdür. Bu büst 1914-1918 arasında Sivas Valisi Muammer Bey’in girişimiyle Hafik-Zara yolu üzerinde yapılmıştır. Gericiler heykeli protesto ederek törene katılanları „Taş Dikenler’ olarak adlandırmışlardır. İlginç olan, açılış törenini devrin müftüsünün yapmış olmasıdır. Bu heykel 1937’de yine Sivas Valisi Nazmi Toker tarafından kaldırılmıştır.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeviren kimse, döndüren veya dönen şey; tornacı; bedeneğitimi uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tornacılık; tornacı işi; tornacı dükkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tuzun (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Yüce, ulu kimse. - Ülgen - (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış, ünlü yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanılmaz, emin; kesin, doğru, tam isabetli. unerringly z. emin olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cömert olmayan, cimri; sert; âlicenap olmayan. ungenerously z. cömertlik göstermeyerek, cimrice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. nezaketsiz, saygısız, kaba; z. nezaketsizce. unman nerliness i. saygısızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cesaretini kırmak ,güvenini sarsmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ıslah olmamış; ahlakla bağdaşmayan; tövbekar olmayan. unregenerately z. ahlakla bağdaşmaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üsten - (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bu özellik, VCR’ınızın, zamanlayıcı programlaması yapılmış olduğunda uydu alıcınızı kontrol etmenizi sağlar. VCR otomatik olarak doğru kanala geçer ve kaydı başlatır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uygun uyumlu, olumlu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhterem, saygı değer; kutsal, huşu uyandıran. venerably z. saygı uyandıracak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok muhterem tutmak, hürmet etmek saygı göstermek, ululamak. venera'tion i. hürmet, saygı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cinsel ilişkiye ait; tıb. cinsel ilişkiden meydana gelen, zührevi. venereal disease zührevi hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) avcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) aşırı cinsel ilişki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Baytar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinary. horse doctor. vet. veterinarian. veterinary surgeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vet. veterinarian. veterinary surgeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinarian. vet. veterinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinary medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinary medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asma limonluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap tüccarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaralanması mümkün; zedelenir, incinebilir. vulnerabil'ity i. yaralanma olanağı. vulnerably z. yaralanacak halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., nad. yarayı iyi eden (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Büyükayı; Arabacı takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arabacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terbiyeli .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

gömlekli lamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. sosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

una bulanıp kızartılmış dana eti, şnitzel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yalçın). Çetin, sert ve yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, cesur erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıpırdadıkça renkleri ve dalgaları değişen (boya, kumaş, deri vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iridescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iridescent. shot. shot. changeable şanjan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shot. chatoyant. capricious. fickle. iridescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yeğin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Üstün gelen, kazanan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun, kişilikli bilge.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların ‘cennet ağacı’ adını verdikleri ve Adem ile Havva’nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı.

15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa’ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika’ya da taşınmıştır.

Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler.

Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı. Kuzey Avrupa’da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralık’tan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı.

Bu adet Avrupa’da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı.

Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin ‘karanlığın bitişi’ ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilerek -ki bu kesin değildir- Noel kutlamalarına dönüştürüldü.

Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.

Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların ‘cennet ağacı’ adını verdikleri ve Adem ile Havva’nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı.

15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa’ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika’ya da taşınmıştır.

Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler.

Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı. Kuzey Avrupa’da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralık’tan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı.

Bu adet Avrupa’da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı.

Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin ‘karanlığın bitişi’ ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilerek -ki bu kesin değildir- Noel kutlamalarına dönüştürüldü.

Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.

Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yönal).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directive. instruction. prescription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction. directive. instruction. instruction talimat. direktif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guideline. instruction. directive. instructions. policies. precept. prescript. rules of action. regulatory statute. terms of reference. working guides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by