Nev-bare ne demek? | Nev-bare anlamı nedir? | Nev-bare

Nev-bare anlamı nedir?

Nev-bare ne demek?

Nev-bare anlamı nedir?

Nev-bare | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nev bare

Türkçe Sözlük

(bk.) Nevbâve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Atardamarlardan birinin bir noktasında meydana gelen ve ur biçiminde olan gevşeme şişkinliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geleneğe dayanan, gelenekli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنعنوی] geleneksel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باره] defa. 2.sur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çıplak, açık,yalın;sade,süssüz,mübalağasız,basit;havı dökülmüş,parlamış(kumaş);ancak yetecek kadar,.bareback (s). eyersiz (at).bare change zayıf vir ihtimal. bare faced (s). yüzü açık, peçesiz;yüzsüz, arsız,hayasız. barefoot (s).,(z). yalınayak. bare

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). soymak, açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. terkip). Allah mübarek etsinl Övme ve şaşma maksadıyle maşallah ve levhaşallah gibi söylenen duadır. Ekseriya altında «zehî» kelimesi bulunur: Bârek-allah! Zehî kevkebe-i Alül-Al!

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ancak, güçbelâ; açıkça, gizlemeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Maaşlardaki derece ve miktarları gösteren cetvel (ilk defa Barreme adında bir matematikçi tarafından yapıldığı için daha sonrakilere bu ad verilmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scale of salaries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification and promotion system for the salaries of government employee. assize. ready reckoner. scale of salary ies. tariff schedule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Barents Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski iskandinav kahramanı; zırhsız asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miner's helmet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Kendi ibaresiyle, ifade şeklini değiştirmeksizin, aynen: Filân kitaptan beibâretihâ birkaç fıkra nakletmiştir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilikseverlik; cömertlik; yardım, sadaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yardımsever, başkalarına iyilik etmek isteyen; kar gayesi gütmeyen.benevolently z. yardımseverlikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nasipsiz, kimsesiz, mahrum, fakir, muhtaç, zavallı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بينوا] zavallı. 2.yoksul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-A.) adeta, bir bakıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabare, gece kulübü;show programı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Eski Cenova (Genova) hükümeti ve ahalisi: Cenevizliler’den kalma; Ceneviz donanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geneva. geneva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Geneva. geneva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Deniz gibi çok, bahşişi çok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Denizde dolaşan, gezen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دریانورد] denizci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوباره] tekrar, yeniden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Efsaneye Ait, efsaneyi andırır şekilde: Efsanevî bir kahramanlık gösterdiler. 2. Efsanelerde adı geçen: Zümrüdüanka, efsanevî bir kuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabled. legendary. mythic. mythical. cyclic. cyclical. larger than life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legendary. mythical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legendary. fabled. fabulous. mythical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امانات مبارکه] kutsal emanetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Yeni baştan, yeniden. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ardıç rakısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cenevre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Ingiliz kralı Arthur'un sadakatsız karısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Mevlânâ’nın Mesnevî’sini tamamen ezberleyen şahıs.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gönlü okşayan, hatırnaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian hemp. cannabis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hoş = iyi, nevâ = ses). Güzel sesli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel sesli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ibârât). 1. Yazılı bir ifadenin birleşme şekli, söyleniş şeklî. Mânâ ve mefhumuna bakmadan yalnız sözleri ve sözlerin terkibi: İbaresi düzgün, ibarenin süslenmesi, ibaresi açık, karışık, ibare okumak, sökmek. 2. Birkaç cümle veya sözden ibaret terkip, fıkra: Filan kitaptan bir ibare okudu. Be-ibâretihS = Kelimesi kelimesine, cümlesi cümlesine, kendi ibaresinin ayniyle: Filan kitaptan bir fıkrayı be-ibâretihâ nakletti(şiirde nadiren ibâret suretinde de kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentence. expression. paragraph. clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boarding. phraseology. sentence. expression. paragraph. passage. phrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عباره] cümle. 2.paragraf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İBARET) (i. A.). 1. Müteşekkil, mürekkep, bir şeyin aynı olup başkası olmayan: Düzine on iki şeyden ibarettir. Zikir ve ibâdet zihin ve kalbi Cenâb-ı Hakk’a bağlamaktan ibarettir. 2. (Şiirde nadiren) ibâre. bk. İbâre (ibâre ile aynı kelime olduğu halde dilimizdeki yeri büsbütün başka olup sıfat gibi kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consisting. composed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consisting of. composed of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبارت] meydana gelen, oluşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consist of. to be made up of. consist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaçınılamaz, sakınalamaz, çaresiz, menedilemez. inevitabil'ity, inev'itableness i. kaçınılmazlık. inevitably z. kaçınılamaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Pazartesi günüyle alâkalı. 2. Pazartesi günleri oruç tutan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Başlayarak: Hazirandan itibaren beş ayda; bugünden itibaren derslerin proğramı değişecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from. as from. upwards. upward. from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from. beginning from. dating from. as from. as of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning from. as from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتبارا] –den beri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Meyhane. 2. Küçük çalgılı gazino.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(iL.). T. Sapından kendir denilen ve ketenden kaba olan bir lif çıkan bir çeşit tarım bitkisi. 2. Bu bitkinin tohumu ki, kuş yemi olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bhang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemp plant. marijuana. bhang. hemp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(esrarotu): Kendirgiller familyasından, vatanı Hindistan olan, sıcak ülkelerde ve yurdumuzda da kültürü yapılan, bir yıllık bir bitki türüdür. Gövdesi diktir. İçi boştur. Yüzeyi pürtüklüdür. Yaprakları 5-11 parçalıdır. Meyvesi 3-5 milimetre boyundadır. Tanelerinin içinde etli bir cücük vardır. Dal uçlarında reçine ve uçucu bir yağ vardır. Meyveleri yağ bakımından zengindir. Tohumlarından çıkarılan yağ, sabun sanayiinde kullanılır. Gövdesinin kabuk kısmından kenevir veya kendir denilen bir lif elde edilir. Bunlardan ip, halat ve kaba dokulamalar yapılır. Kullanıldığı yerler: Yapraklarının suda haşlanması müzmin romatizma ağrılarını keser.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ماه نو] hilal, ay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yeni ay, ayça, hilal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mânâ» dan imen.) (mü. mâneviyye). 1. Mânâya ait. 2. İçe ait, ruha mensup, maddi zıddı. Mânevi evlât = Evlât edinilmiş ve bu şekilde yetiştirilmiş çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral. spiritual. inner. bodiless. unearthly. unworldly. ghostlike. ghostly. incorporeal. intangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaterial. moral. pastoral. spiritual. adoptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral. spiritual. psychological. ghostly. incorporeal. interior. inward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معنوی] anlam ile ilgili. 2.ruh ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale. inwardness. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spirit. morale. backbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale. spiritual things. incorporeal things. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معنویات] manaya dayalı şeyler. 2.moral değerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mânevi). Mânevi hususlar, (bk.) MAnevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. manoeuvre = el işi). 1. Gidip gelerek yapılan hareket: Demiryolu katarı manevra yapıyor. 2. (askerlik) Talim ve tecrübe için savaş taklidi yapılan hareket. 3. mec. Hile, desise, dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manoeuvre. maneuver. shunting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manoeuvre. maneuver. gear shift. strategem. marshalling. shunt. switching. shunting. exercise. drill. field practice. evolution. field exercise. fixup. lurk. ploy. red herring. tactic. tactics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. meneviyye). Meniye ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Terementi ağacı tohumu. 2. Kılıçta ve bazı kumaşlarda görülen dalga: Bu kılıcın, kumaşın güzel bir menevişi vardır (bu ikinci mânâ ile aslı «meviş» tir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilloche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallizing. moiré. iris. metachromatism. galling. bloom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dalgalanmak, dalgalı olmak, Osm. hârelenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: mevişli). Dalgalı: Menevişli kumaş, kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «senân» dan). 1. Her iki mısraı bir kafiyede olan şiir ki, ekseriya uzunca manzume suretinde olur, manzume. 2. Bu şekilde yazılmış manzum roman: Fuzûli’nin Leylâ ve Mecnûn mesnevisi. 3. Mevlânâ Celâleddin RÜmî’nin bu surette yazılmış 6 ciltlik eseri: Mesnevî-i Şerif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Mevlânâ’nın mesnevisini okuyan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مثنوی خوان] mesnevi okuyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Mesnevi çeşidinden şiirler: Dİvânından başka bir hayli mesneviyyâtı da vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mihmân = misafir, nevâhten = okşamak). Misafirlere iyi muamele, iltifat ve ikram eden, konuksever.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مهمان نواز] misafirsever.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) misavirseverlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «bereket» ten imef.) (mü. mübâreke). 1. Bereketli, bereket ve bolluğu olan: Ntl-I mübarek. Koyun, mübârek bir hayvandır. 2. Aziz, hürmetli, saygı değer, kutsal, mukaddes: Eyyâm-ı mübâreke (mübârek günler), mübârek bir zattır, mübarek ellerini kaldırıp dua etti. 3. Uğurlu, hayırlı, mes’ut, kutlu, kademli: Yeni doğan çocuk, yaptırdığınız ev, giydiğiniz esvap mübârek olsun. 4. Alay yoluyla takılmak İstenilen şahıslar ve eşya hakkında kullanılır: O, mübârek adam da durmadan yemek yer. A mübârek, bir kere sorsan a! Bu mübârek çiftliğin zararından başka bir hayrını görmedik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saintly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venerable. blessed. holy. sacred kutsal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy. sacred. blessed. auspicious. sth which gives happiness or prosperity. blasted. confounded. the blasted thing. sainted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bereketli, feyizli. Uğurlu, hayırlı, kutlu, mutlu. 2.Beğenilen, sevilen, kızılan şaşılan kimse. Bir şey hakkında sözleşme.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mübarek).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bürûz» dan masdar). 1. Eskiden, çarpışan iki taraftan birer kişinin meydana çıkıp aralarında kavga etmeleri: Hazret-i Alî en cesur düşmanlara karşı mübârezeye çıkardı. 2. Bir hakarete karşı veya namusa ait bir sözden dolayı hakarete uğrayanın dâvetiyle iki kişi arasında olan kavga, düello.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nûr» dan imef.) (mü. münevvere). 1. Parlatılmış, aydınlanmış, aydınlık: Güneş ortalığı münevver eyledi. 2. Okumuş, kültürlü insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlightened. intellectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Tenvir edilmiş, nurlandırılmış, aydınlatılmış, ışıklı. Aydın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «nevm» den if.) (mü. münevvime) (tıp). Uyutan, uyku verici, uyku getiren (ilâç vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nev’»den if.) (mü. mütenevvia). Bir cinsten olmayan, türlü türlü, çeşit çeşit, muhtelif.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبارک] kutlu, bereketli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مبارزه] uğraşı, mücadele. 2.savaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

mücadele etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منور] aydınlanmış, parlak. 2.aydın fikirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aydınlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متنوع] çeşitli, türlü türlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mübarek ve bereketli olmayan, uğursuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ümitsiz, ümidi kalmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeni. Nev-İcSd = Yeni icâd edilmiş. Nev-bahâr = İlkbahar! Nevresîde = Yeni yetişmiş. Nev-zâd = Yeni doğmuş. Nev-zuhûr = Yeni çıkma. Taze, körpe. Nev-civân = Delikanlı. Nev-nihâl = Taze fidan. Nev-be-nev = Yeniden yeniye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نو] yeni. 2.taze, körpe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نوع] tür, nevi, çeşit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeni yeni, yeniden yeniye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeni şenelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İlkbahar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nevbâve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Turfanda meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Taze, genç adam, delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. nev-hevesân). 1. Bir işe yeni heves eden, ilk defa olarak bir işe teşebbüs ettiğinden büyük heves gösteren. 2. Hergün yeni bir şeye heveslenip bir işte sebat göstermeyen, maymun iştahlı: Yeni memur nevheves bir adamdır, kendisinden iş beklememeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yeni yetişmiş, yeni çıkmış. 2. Genç, tâze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taze fidan. mec. Uzun boylu genç sevgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeni yetişen, yeni biten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeni yetişmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeni bitmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yeni dal. 2. Yeni bitmiş geyik boynuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeni açılmış (çiçek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeni bir zeminde, yani yeni bir tarz ve üslûpta olan: Nev-zemîn bir şiir söylemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir basit makam. Dügâh (lâ) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ahenk, nağme, ses: Mürg-ı hoş-nevâ = Güzel sesli kuş. 2. Kuvvet, servet. 3. Nasîb, hisse. Bî-nevS = Mahrum, nasipsiz, kimsesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a river in northwestern Russia flowing generally west into the Gulf of Finland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a river in northwestern Russia flowing generally west into the Gulf of Finland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوا] ses.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Ses, şada, makam, ahenk, name. 2.Refah, zenginlik. Güç, kudret. 3.Doğu müziğinde bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde orta sekizlideki re notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hânende, okuyucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.) (musiki). Türk musikisinde kürdî dörtlüsünde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çalgıcı yahut okuyucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nâbite). Yerden bitenler, yerden çıkıp büyüyenler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نواده] torun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâdî). Meclisler, toplantılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâdire). Nâdireler, az bulunan şeyler, (bk.) NAdire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نوادر] nadir olan değerli eşyalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Az bulunan şeyl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. C.) (m. nâfile). Nafileler, boş şeyler, (bk.) NAfile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâhiye). Nahiyeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Okşanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nevâya, sese ve Ahenge ait. Türk şairlerinin en büyüklerinden Ali Şİr’in mahlasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâibe). Nâibeler. (bk.) NAibe («nâibât» gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «nakıysa» bu mânâda kullanılmaz). Nakıysalar, noksanlar, eksiklikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâkıysa) (bu mânâda kullanılmadığından dilimizde «nakıysa» nin cem’i gibi ve «nekaais» yerine kullanılmıştır). Eksiklikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. nâkûs). (bk.) NAkus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nevâle.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Talih, kısmet. 2.Bahşiş, bağış. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Vergi, ihsan, kerem. Deryâ-nevâl = Lutuf ve ihsanı deniz gibi olan. 2. Behre, nasib, hisse. 3. Yiyecek ve içecekler: Dün nevâlemizi düzüp kıra gittik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

food. chow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

food and drink. provisions. victuals. eats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نواله] kısmet. 2.azık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A .c.) (m. nâmûs). Namuslar. (bk.) Namus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâsiye). Nâsiyeler, alınlar, (bk.) NAsiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («nüvâz» şekli galattır). Okşayan. Dil-nevâz = Gönül okşayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نواز] okşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Okşayan, okşayıcı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Okşama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi «nâzile» kullanılmamıştır). 1. Hadiseler, olaylar, felâketler. 2. (Türkçe m. nezle): Nevâzile uğradım, nevâzil oldum (bu mânâ ile nezlenin cem’i sanılarak kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Okşama, okşayış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوازش] okşama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

okşamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Okşayan, okşayıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Okşayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Okşama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوبهار] ilkbahar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İlkbahar. Yeni bahar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Yeni şansı açılmış, şansı açık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Genç kız. 2.Turfanda çıkan meyve ve çiçek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Turfanda yemiş. Taze yeşillik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Turfanda meyve. 2. Memeleri yeni belirmeye başlayan kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nöbet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نوبت] sıra, nöbet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Mehter takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Mehter çalıcısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boruçiçeği, patlıcançiçeği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Makam, ahenk ve nasip ile ilgili. Ali Şakir’in lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوجوان] delikanlı, genç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Genç, delikanlı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نودولت] sonradan görme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوه] torun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yeni tavır, yeni eda. “Nev” ve “eda” kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. hiç, hiç bir zaman, asla, katiyen. Never mind. Zararı yok. Boş ver.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiç durmayan, bitip tükenmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiç bitmez, ebedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. asla unutulmayacak, unutulmaz, her zaman anılmaya layık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gezen, dolaşan, yol alan. Reh-neverd = Yol alan. Sahrâ-neverd = Çölde gezen, dolaşan, göçebe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. asla, bundan böyle, hiç bir zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yine de, bununla beraber, mamafih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Türk müziğinde birleşik bir makam. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Deniz. (bkz.Derya). Sahabe isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yeni açılmış gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ölüye sesle ağlama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نوحه] ağıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ölüye ağlanacak yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ölüye sesle ağlayan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Yeni hayat, yeni yaşam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir işe yeni teşebbüs edip çok heves gösterme. 2. Hergün yeni bir hevese düşüp bir işte sebat etmeyiş, maymun iştahlılık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Genç. Yeni yetişmiş, yeni çıkmış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(NEV’) (i. A.) (c. envâ). Türlü, çeşit: Bu nevi hayvan, kumaş, mal; kumaşın envâı. 2. (palaontoloji) Tür. 3. Cins: Nev-i beşer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sort. kind. variety çeşit. cins. tür. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sort. kind. variety. description. turn. type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نوع] tür, çeşit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sui generis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (nüvîd şekli galattır). İyi haber, müjde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوید] müjde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İyi, sevinçli hab(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.}. Yepyeni, yeni şey.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوین] yeni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yepyeni, yeni şey, yeni olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Renk ışık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan yüzünün rengi, betbeniz. Nevri dönmek = Ansızın öfkeye kapılmak, sinirlenmek, (bk.) Nevr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Parlaklık. 2.Ağaç çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İyi, sevinçli haber, müjde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Sivri uç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Uyku. 2. Rüya.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نوم] uyku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nevmiyye). Uykuya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «nâ-ümîd» den). Ümitsiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوميد] umutsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

umutsuzluğa düşürmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

umutsuzluğa kapılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ümitsizcesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ümitsizlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نونهال] genç fidan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Taze fidan, ağacın taze sürgünü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Parlaklık. 2. Ağaç çiçeği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Işıklı olma, parlaklık. 2.Çiçek, özellikle beyaz çiçek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Sinir ağrısı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sinir ağrısına tıp dilinde nevralji denir. Bilhassa, yüzde ve başta hissedilir. Ama vücudun diğer taraflarında da bulunabilir. Nedeni soğuk algınlığı, şeker hastalığı, damar sertliği, veya ağrı yapan sinir yakınında meydana gelen herhangi bir hastalıktır. Nevralji ağrılarını dindirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Yumurta.

Hazırlanışı : Bir tane yumurta, iyice kaynatıldıktan sonra kabukları soyulur. İkiye bölünerek ağrıyan yere konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neuralgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neuralgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Sinir yorgunluğundan ileri gelen ruh hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. neurasthénie

ruh b. sinir argınlığı

Baş ağrıları, sindirim güçlükleri vb. fiziksel rahatsızlıklar ve ruhsal görevlerde gevşeme ve bitkinlik biçiminde görülen, sinirsel güçlerin zayıflamasından doğan nevroz.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Zihin ve vücudun aşırı derecede yorgun düşmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Üzüntü, sıkıntı, endişe, yeteri kadar dinlenmeye vakit ayırmadan uzun süre çalışmak, bazı mikrobik hastalıklar ve sinirleri uyarıcı ilaçları uzun süre kullanmak nevrasteni için gerekli olan zemini hazırlar. Kişi gerçekte hasta olmadığı halde bazı organlarının hastalığından yakınır. Çabuk yorulur, çabuk sinirlenir, huzursuzdur, baş ağrıları vardır. Bazen de gözlerinin iyi görmediğini söyler. Dikkatini toplayamaz, uykuları da normal değildir. Cinsel ilişkide başarılı olamadığını, hazımsızlık çektiğini, vücudunun her yerinin ağrıdığını söyler. Tedavi amacıyla, ılık duş almak, istirahat etmek, vakit buldukça açık havada dolaşmak, günlük sıkıntılardan uzaklaşmaya çalışmak, hazmı güç şeyler yememek, kahve ve sigarayı terketmek gerekir. Ayrıca hastalık belirtileri tamamen kayboluncaya kadar aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Yonca, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam yonca konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neurasthenia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neurasthenia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Gezen, dolaşan, yol alan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ışığı, aydınlığı. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نورس] yeti yetişmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yeni yetişen, yeni biten. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Torba biçiminde yorgan çarşafı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protective case made of sheeting used to cover a guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nevres).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Işıkla, parlaklıkla, aydınlıkla ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Konusu sinir sistemi olan ilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Sinirleri bozuk, sinir hastası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. névropathe

ruh b. sinir hastası

Sinir hastalığına tutulmuş olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir ruh hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEV-RÜZ) (i. F.) (asıl mânâsı: yeni gün). Eski İran takviminde sene başı ve ilkbahar başı olan gün. Nevrûz-ı Sultânî = Sultan Melikşâh’ın takvimindeki nevrûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نوروز] yeni gün. 2.nevruz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yeni gün. 2.İlkbahar başlangıcı. 3.Türk müziğinin makamlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toadflax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نوروزیه] nevruz için yazılan kaside.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fars. «nev-rûz» dan Ar. kaide ile yapılmış kelime). 1. Nevrûz günü yapılıp dağıtılan bir çeşit macun. 2. Nevrûz münasebetiyle yazılıp bestelenen şiir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(linaria): Sıracagiller familyasından; düzensiz çiçekli otsu bir bitkidir. Çiçekleri aslanağzına benzer. En güzel türü mor çiçekli nevruzotudur. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Kanı temizler.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Yeni dal. 2.Yeni bilmiş geyik boynuzu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yeni yıl.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Genç, taze, küçük.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Aydınlık etsin, aydınlatsın! (bazı Arapça tâbirlerde geçer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEV-ZAD) (i. F.). 1. Yeni doğmuş. 2. Yeni doğmuş çocuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نوزاد] yeni doğmuş. 2.bebek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yeni doğmuş. Yeni doğan. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yeni ağlayış, ağlaması güzel olan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yeni tarz yeni yöntem. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cinsçe, nevi bakımından. Nev’an-mâ •= Bir türlü, bir suretle, bir bakıma, bir dereceye kadar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نوعا ما] bir bakıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nev’iyye). Nev’e çeşide, cinse alt.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Farsça “yeni gün” anlamına gelen Nevruz Osmanlı’da da şenliklerle kutlanırdı. Baharın başlangıcı kabul edilen Nevruz ile birlikte herkes birbirine Nevruziye denen kıymetli hediyeler verir, yine Nevruziye denen içinde sandal ağacı, anber, gül suyu, zencefil gibi türlü baharatların bulunduğu çok kuvvetli ve nefis bir macun özel olarak hazırlanarak padişaha ve devlet büyüklerine ikram edilirdi.

Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پروانه وش] pervane gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RÜhnüvâz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Ruh okşayan. 2.Türk müziğinde bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Çamfıstığı ağacı. 2. Çamfıstığı kozalağı. 3. mec. Eskiden sevgilinin boyu için söylenirdi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Çam fıstığı. Çam fıstığı kozalağı. 2.Sevgilinin boyu-posu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. sanavberiyye). 1. Çamfıstığı kozalağı şeklinde. 2. Kozalaklılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثانوی] ikinci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İkinci.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Seneler, yıllar, sinîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنوات] yıllar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Seneler, yıllar, sinin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. seneviyye). Sene ile alâkalı, seneye ait; bir yılda veya yılda bir olan, yıllık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sünâİ» den). Bir hayır ve şer yaratıcısı tasavvur eden (tâife).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنوی] yıllık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Seneye mensup, sene ile ilgili, bir yıllık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Baş okşayan, sevecen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İşiten, dinleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (şünîden fiilinden imas. olup birleşik sıfat teşkiline girer), işiten, işitici. Dûr-şinev = Telefon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde çok kullanılmayan bir musiki makamı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satenden çizgileri olan mobilyalık ipekli bir kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki) Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). «Mübarek etsin». Tebâreke-llâh = Allah mübarek etsin, mâşallahl

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TENEVVÜ’) (i. A. «nev» den masdar). Birkaç çeşit olma, çeşit çeşit olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nûr»dan). Parlama, ışıklı ve aydınlık olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming lit or illuminated or enlighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنور] aydınlanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aydınlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنوع] çeşitlilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. havı dökülmüş, yıpranmış, pek eski; adi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düz olmayan, puruzlu; eşit olmayan, gayri muntazam; tek, iki ile tam olarak bolünemeyen (sayı). unevenly z. düz veya eşit olmayarak. unevenness düz olmayış; eşit olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hadisesiz, olaysız; sessiz. uneventfully z. hadise olmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by