Nik ne demek? | Nik anlamı nedir? | Nik

Nik anlamı nedir?

Nik ne demek?

Nik anlamı nedir?

Nik | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nik

Türkçe Sözlük

(i. F.). İyi, hoş (c. nîkân). iyi adam. Nîk-ahter, nîk-baht = Bahtiyar, talihli. Nîk-haslet, nîk-hû = İyi tabiatlı. Nîk-hâh = Herkesin iyiliğini seven, iyiliğinde bulunan. Nîk-fâl = Talihli. Nîk-fercâm = Sonu iyi. Nik-manzar = Görünüşü güzel. Nîk-nâm = İyilikle ismi çıkmış, ismi hayırla anılan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نيک] iyi, güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek, argo aşağılatıcı isim türetmek için ek: beatnik, türetmek için ek: beatnik, protestnik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Seste, ara sesin titreşiminden hasıl olan alt ve üst sesler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Üflenince yanyana deliklerinden ses veren ağız çalgısı. 2. Küçük bir akordeon çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonica. harmonica mızıka. accordion akordoen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Yunanca; Fr. arnica). Kanı durdurmak hassasını haiz bir kök, öküz gözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Yunanca’dan, Fr. arsânic) (kimya). Sıçanotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsenic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsenic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsenic trioxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbolic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire resistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire door. fireproof. ovenproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belli bir yerin havasındaki yoğunlaşmış toz parçacıkları.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k.dili). bitnik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bionique

dirim kurgusal

Biyoloji ve elektronikle ilgili olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bionic. bionics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bionic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Konusu bitkileri incelemek olan ilim kolu, bitki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. botanique

bitki bilimi

Bitkileri inceleyen bilim kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanical. botany. botany bitkibilim. nebatat. botanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulanmış olan: Bulanık su, bulanık hava. Bulanık suda balık avlamak = Karışık vaziyetlerden faydalanarak menfaat temin etmeye çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muddy. blurry. blurred. dim. cloudy. clouded. foggy. out-of-focus. dark. filmy. hazy. indistinct. mackled. misty. murky. troubled. turbid. cloudyly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. dim. fuzzy. hazy. milky. turbid. muddy. blurred. overcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. dim. out of focus. muddy. turbid. not clear. hazy. thick. nebulous. opaque. blurred. obscure. impure. clear as mud. dirty. as clear as ditch water. dreamy. foggy. muzzy. unclear. vague. woolly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulanık olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blurriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbidity. cloudiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbidity. blur. mackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) Yüksek hassasiyet, nesne hareketinden kaynaklanan bulanıklık problemlerine savaş açar. Fotoğraf makinesindeki ISO ayarının yükseltilmesi, hareket eden nesnelerin yakalanabileceği daha fazla deklanşör hızı anlamına gelir. Görüntü bulanıklığının başka bir ana nedeni de fotoğraf makinesinin hareket etmesidir. Optik Görüntü Dengeleyiciler, fotoğraf makinesinin titremesini algılayan ve doğru açıyı ayarlaması için objektifi hareket ettirerek her türlü fotoğraf makinesi hareketini telafi eden gyro sensörlerinden oluşmuştur. Çift Bulanıklık Önleyici koşuluna sahip ürünler bu teknolojilerin her ikisini de birleştirmektedir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek hassasiyet, nesne hareketinden kaynaklanan bulanıklık problemlerine savaş açar. Fotoğraf makinesindeki ISO ayarının yükseltilmesi, hareket eden nesnelerin yakalanabileceği daha fazla deklanşör hızı anlamına gelir. Görüntü bulanıklığının başka bir ana nedeni de fotoğraf makinesinin hareket etmesidir. Optik Görüntü Dengeleyiciler, fotoğraf makinesinin titremesini algılayan ve doğru açıyı ayarlaması için objektifi hareket ettirerek her türlü fotoğraf makinesi hareketini telafi eden gyro sensörlerinden oluşmuştur. Çift Bulanıklık Önleyici koşuluna sahip ürünler bu teknolojilerin her ikisini de birleştirmektedir.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Saman nezlesi ve sinüzitte görüldüğü gibi, başka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Burun tıkanıklığını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya, 2 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır. Buharı derin derin solunur.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak teneke kutu, küçuk su kabı; tahta kova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Bulgarca’dan). İki başı çalık dalyan veya zahire kayığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çoraniko, çobaniko = Hep beraber, kapı kapamaca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir arada olmayan, perişan dağınık asker. 2. İntizamsız: Zihnim, beynim pek dağınıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scattered. dispersed. untidy. out of trim. messy. diffuse. straggly. disorganized. bedraggled. ragged. scruffy. sick. straggling. unkempt. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedraggled. desultory. diffuse. disconnected. disorderly. haphazard. loose. messy. scrubby. scruffy. slipshod. sloppy. slovenly. sporadic. tatty. untidy. windswept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scattered. dispersed. untidy. sporadically. desultory. loose. messy. rambling. sparse. straggly. thin on the ground. vagrant. woolly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kentsel gelişmenin civardaki kırsal kesime doğru denetimsiz yayılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Perişanlık, Fars. perâkendegî, Ar. teşettüt: Kitapların dağınıklığı düzgün okumaya mâni olur. 2. İntizamsızlık, tertipsizlik: Zihin dağınıklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mussiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muddle. untidiness. disorder. mess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidiness. disorganization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atherosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (F. dânek’den). (bk.) DAnek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Titreşimlerden kaynaklanan veri okuma sorunlarını telafi ederek sürekli ve hatasız müzik çalımını sağlayan bir tampon hafıza.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishevelled. shambolic. slummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Beka, devam, ömür. 2. Metanet, sebat, karşı durma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bekalı, devamlı, çok süren, ömrü olan: Dayanıklı çiçek, kumaş. 2. Sebatlı, metin, kuvvetli: Dayanıklı hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasting. long lasting. enduring. durable. resistant to. proof. fast. for hard wear. heavy-duty. cast-iron. consolidated. firm. gritty. hard. hardy. impervious. impregnable. indestructible. invulnerable. keeping. nonperishable. patient. refractory. re.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

durable. firm. hardy. lasting. resistant. serviceable. solid. substantial. tough. hard-wearing. enduring sağlam. strong güçlü. metin. -proof. -resistant geçirmez.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enduring. lasting. stabilized. strong. tough. resistant. durable. stout. unfading. long wearing. solid. stable. proof. arduous worker. everlasting. fast. forbearing. hardy. perdurable. serviceable. sturdy. substantial. substantive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. resistance. durability. strength. lastingness. toughness. fastness. fortitude. grit. hardihood. hardiness. hardness. indestructibility. reliability. solidity. staying power. sturdiness. substantiality. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. fortitude. grit. resistance. stamina. strength. tolerance. toughness. wear. durability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. firmness. tenacity. solidity. resistance. durability. fortitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Bekasız, devamsız, ömürsüz, çok sürmez. 2. Sebatsız, metanetsiz, gevşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flimsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flimsy. frail. weak. feeble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. not resistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. flimsiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Birinci zamanın büyük devirlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Beş tam ve iki yarım sesten yapılmış musiki dizisi: Diatonik sekizli.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. diachronique

art zamanlı

Evrim açısından ele alınan süre içinde birbirini izleyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Diatonik.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Santa Domingo.

Nüfus: 7.826.000.

Yüzölçümü: 48.443 km2.

Komşuları: Batıda Haiti.

Önemli Şehirleri: Santo Domingo, Santiago de Los Caballeros.

Din: %95 Katolik.

Dil: İspanyolca.

Yönetim Biçimi: Temsili Demokrasi.

Tarih: 1492’de Kolomb oraya ulaştığında Hispanida adasında Carib ve Arawak Hintlileri yerleşmişti. 1496’da kurulan Santa Domingo kenti yarıkürede Avrupalılarca yerleşilmiş en eski alandır.

1697’de adanın batısındaki 1/3’lük kısmı Fransa’ya devredildi. Santa Domingo 1795’te Fransa’ya katıldı. Haitili lider Toussant L’Ouverture 1801’de burayı ele geçirdi. 1803-1821 arasında pek çok yerli cumhuriyet belli aralıklarla kurulup kalktı. 1822-1844 arasında Haiti bölgeye tekrar egemen oldu ve 1861-63’te İspanyol işgali gerçekleşti.

1916’dan anayasal çerçeveden seçilen hükümetin başa geçtiği 1924’e kadar ülke Amerikan donanmaları tarafından işgal altında tutuldu. 1930’da Gen. Rafael Leonidas Trujiollo Malina devlet başkanı seçildi. Trujillo 1961’de uğradığı suikaste kadar ülkeyi zorbalıklar yönetti. 1960’ta Trujillo tarafından atanmış olan başkan Joaguin Balaguer 1962’de baskılara dayanamadı. 33 yıl içinde yapılan ilk özgür seçimlerde seçilen Juan Bosch; 1963’te devredildi. 24 Nisan 1964’te Bosch taraftarları ve komünistleri de dahil olduğu diğer bazı gruplar ayaklandı. Dört gün sonra Amerikan donanması Bosch yanlısı güçlere müdahale etti. Daha sonra beş Güney Amerika devleti tarafından oluşturulan barış koruma güçleri gönderildi.

Haziran 1966’da Balaguer’in Bosch’u yendiği seçimleri geçici bir hükümet denetledi. Balaguer sonraki 28 yıl boyunca görevde kaldı, ancak Mayıs 1994’te yeniden seçilmesinde hile yapıldığı ortaya çıkınca 1995’te yeni seçim yapma sözü verdi.


Ülke by

Ülke

Başkent: Roseau.

Nüfus: 88.000.

Yüzölçümü: 750 km2.

Komşuları: Kuzeyde Guadeloupe, Güneyde Martinik.

Önemli Şehirleri: Roseau.

Din: %77 Katolik.

Dil: İngilizce (resmi).

Yönetim Biçimi: Parlamenter Demokrasi.

Tarih: 1805’tenberi bir İngiliz kolonisi olan Dominika 1967’de özerk, 3 Kasım 1978’de de bağımsız oldu. 30 Ağustos 1979’da çıkan David Kasırgası adayı harap ederken, Dominika ekonomisinin temeli olan muz fidanlıkları da yok oldu. 1980-81’de hükümete karşı darbe girişimleri oldu.

Dominika, 1983’te Amerika Birleşik Devletleri’nin Grenada’ya saldırmasında teşvik unsuru olmuştur.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromechanical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromechanical. electromechanics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Elektron temeline dayanan, elektronlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic. electronics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic brain. computer. devil box. thinking machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. Lazer pikap, bir darbe ya da titreşim sonucunda yerinden oynarsa, bu belleğe yazılı veriler, sesin kesilmesini önler. Yeni Sony CD tepsili cihazlarda bulunan gelişmiş G-PROTECTION™ teknolojisi, yalnızca 0,5 saniye içinde lazerin yeniden odaklanmasını sağlarken “alpha GEL®” sönümleyici düşük frekanslı titreşimleri emmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic / synthetic music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Program konumları için menü sistemlerine sahip akıllı TV program kılavuzu (yayının mevcut olmasına bağlı olarak kullanılabilir).

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic clock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir düğmeye basarak tercih ettiğiniz ses tarzını (Rock, Pop, Caz, Konuşma) seçmenzi sağlayan özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut İNİK (i.). Hayvan yavrusu: Arslan, ayı eniği, köpek eniği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pub. puppy. cub. whelp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kitten. whelp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (dişi hayvan). Doğurmak, yavrulamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (hal.), inceden inceye. Osm. arîz ve amîk, gereği gibi, lâyıkıyle, adetâ, hatırı sayılır derecede: Bugün enikonu soğuktur; enikonu matematik öğrenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

through. altogether. sadly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordentlich. gehörig. tüchtig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjugate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. CD verisinin sonraki 10 saniyesi her zaman kayıtlıdır. Bir darbe ya da titreşim sonucunda veri akışı kesilirse, veriler hafızadan okunarak ses sinyalinin kesintisiz verilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD ve MiniDisc çalarlara, bellek kapasitesini artırmadan darbelere karşı müthiş bir direnç kazandırır. Ses sinyalleri, veri akışı darbe ya da titreşim sonucunda kesilmese bile sürekli olarak okunur. Olası veri hataları hafızada düzeltir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD çalarlar için bellek kapasitesini artırmadan darbelere karşı yüksek düzeyde direnç sağlayan bir sistemdir. Ses sinyalleri, veri akışı darbe ya da titreşim sonucunda kesilmese bile sürekli olarak okunur. Olası veri hataları hafızada düzeltir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kavmi, kavme ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Eski bir ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phoenicia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. tarih). Fenike halkından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Musiki heveslileri kurumları için kullanılır. Filarmonik orkestra = Senfonik orkestra, büyük orkestra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philharmonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Sesi mikrofona elverişli olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fotoğraf veya sinema filminde yüzü güzel ve ifadeli çıkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photogenic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photogenic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gücenmiş, dargın. Ar. münfail, muğber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offended. hurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Dargınlık, Ar. infiâl, iğbirâr: Bir güceniklik çıkmasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yüzü gülle örtülü, penbe yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hunk’dan if. botanik). Boğan. Hânık-uz-zîb = Kurtboğan. Hinıkul-kelb — Çiğdem. H8nık-un-nemer = Bir tıp bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygienic. hygienic sağlıksal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygienic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schizoid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Enik, enikleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulled down. lowered. deflated. flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulled down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. aksiden masdar). Bir yere çarpıp geri dönme. Şekillerin cama, suya veya diğer parlak bir şeye vurup orada görünmesi veya sesin bir dağa çarpıp oradan dönerek geri gelmesi, yankılanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

setting up. meeting. concluding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.) (kimya). Organik olmayan, madenî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inorganic chemistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hava, sıcaklık ve neme bağlı olarak çevremiz sürekli bir değişim halinde olup bu disk kalitesini de etkilemektedir. Sony, temel sıcaklık değişimlerine dayanıklılık göstermesi için tasarlanmış benzersiz bir boya ve aşama değiştirme kayıt malzemeleri kullanır. Böylece, resimdeki bozulma ve hata oranları azaltılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ionic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get used/accustomed. to be inured. to be sick/tired of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become inured to. to become surfeited with. to become sick of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kan dökmeye meyli olmak. 2. Bir şeyi yapa yapa alışmak: Dövmek kâr etmiyor, kanıksamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Her tarafı kapalı olan, manzarası olmayan: Bu ev pek kapanık. 2. Bulutlu, kapalı, keder verici: Kapanık hava. 3. Karanlıkça, gölgeli: Kapanık renk. 4. Herkesle görüşmez, herkesten ayrı yaşar, mahçup: Pek kapanık adamdır. 5. Ferah verici olmayan, keder verici, hüzünlü. 6. Kapalı: Kapanık iştiha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed. shut. cloudy. overcast. gloomy. dismal. shy. unsociable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed. shut. gloomy. oppressive. overcast. shut in. confined. shy. unsociable. withdrawn. covered with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloominess. oppressiveness. cloudiness. shyness. introversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Karakabarcık şarbon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. kimya). Karbonik asit. Bir karbonla iki oksijenin birleşmesinden meydana gelen bir gazın adı olan »karbonik asit» sözünde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sinik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kaynak, menba. 2.İstek, arzu, gayret. 3.Obur. 4.Oğuzların 24 boyundan biri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kınık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (Yunanca klinâ = yatak’tan). 1. Hasta yatağı ile alâkalı, hasta yatağının yanında yapılan, yani nazar! olmayan. 2. Hekim yetişecek öğrencilerin ders gördükleri hasta koğuşu. 3. Hasta bakılan yer. 4. Klinik belirtiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinical. clinic. institute. nursing home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinic. clinical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinic. infirmary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinical case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. communication

tek. iletişim

Telefon, telgraf, televizyon, radyo vb. araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. communication iletişim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). 1. Koni biçiminde veya koni ile ilgili olan, mahrutî. 2. Tabanı daire biçiminde olan bir koninin bir düzlemle şu veya bu şekilde kesilmesinden elde edilen türlü kesit eğrilerine verilen ortak isim: Çember, elips, hiperbol birer koniktir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cone shaped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conic. conical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronic. chronical. inveterate. obstinate. annals. chronicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronic. chronicle. annals vakayiname. chronic süreğen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronic. inveterate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamında kullandığı güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, disk lekelere karşı dayanıklı olup her zaman mükemmel kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mecântk). 1. Topun icadından önce kale dövmek üzere ağır taşlar atmaya mahsus makine. 2. Su dolabı. 3. Türkçe: İpekçi çıkrığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catapult. ballista. arbalest. launcher. mangonel. onager. ram. slingshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catapult. launcher. ballista.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catapult. launcher. slinger. slingshot. reel. peashooter. waterwheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R. denizcilik). Gemilerde anbarlara, makine ve ateş yerlerine hava varmeye mahsus bezden baca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manken, insan şekli; anatomi modeli; adamcık, ufak adam, cüce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. manucure). El tırnaklarının astetik bakımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manicurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manicurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan modeli, manken; kadın manken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka İle) (i. A. c.). Mancınıklar. (bk.) Mancınık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Cisimlerin hareketleriyle alâkalı hadiseleri inceleyen bilim. 2. Bu ilimle alâkalı. 3. Kafa yormaksızın el veya makine ile yapılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanical. mechanic. mech. mechanics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanical. mechanics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanical. mechanics. machinal. push button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Bütün hadiseleri harekete çevirerek açıklamaya çalışan bir felsefe doktrini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. V. A.). Kafa ile değil de alışkanlığın verdiği kolaylıkla yapılan iş: Mihaniki bir çalışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ufak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili isim, ad; lakap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(.i A. «hunk»dan if.) (mü. muhannıka). Boğan, boğucu, bunaltan («hânık» gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hank» tan’if., if’Al). Boğan, boğucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hank» dan if.) (mü. muhtenika). Boğulmuş, boğuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «hank» ten if.) (mü. münhanika). Boğulmuş, boğuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başparmağı buruna değdirip öteki parmakları açarak ve sallayarak yapılan alay işareti.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir TV program kılavuzu.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Hareketi hoşa giden, beğenilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İyi nam kazanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Yüz örtüsü, peçe, yaşmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقاب] peçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Nakiblik. (bk.) Nakib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Resmî evlenme: Nikâh kıymak. Nikâh etmek = 1. Evlenmek. 2. Evlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuptials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wedding. civil wedding. marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Nikâhla almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nikâhlı hâle gelmek. 2. Birbirine varmak üzere nikâhları kıyılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get married.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nikâhı kıyılmış karı veya koca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nikâhı kıyılmamış, nikâhsız yaşayan (ekseriya kadın hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - İyiler, hoşlar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nicaragua.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nicaragua. nicaraguan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nicaragua.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nükte). Nükteler. (bk.) Nükte (nükât şekli galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. c.) (m. nokta). Noktalar, (bk.) Nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NİK-BİN) (i. F.). İyimser, her şeyi hoş gören.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimistic. optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نيکبين] iyimser.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İyims(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optimism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. nickel). Ni senbolüyle gösterilen gümüş gibi beyaz ve parlak, gümüşten daha bol ve ucuz bir eleman.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Ni

Atom Numarası:28

Kütle Numarası: 58,693

Yoğunluk: 8,902 g/cm3

Erime Sıcaklığı:1455 °C

Kaynama Sıcaklığı:2913 °C

Gümüşümsü beyaz, sert, elektrik ve ısı iletimi düşük bir elementtir.

Paslanmaz çelik üretiminde, metal paralarda, öteki metalleri dış etkilere karşı korumak için kaplamada kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nickel. nickel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nickel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nickel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - İyi huylu, huyu güzel. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Nicot şahıs adından) (kimya). Tütünden elde edilen zehirli bir alkaloit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nicotine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nicotine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). El ve ayak parmaklarına arız olan ağrı ve şiş, damla, Fr. Goutte.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında gut veya damla hastalığı tıp dilinde ise podagra denir. Özellikle fazla içki içen ve fazla kırmızı et yiyenlerde görülür. Daha fazla erkeklerde rastlanır. El, ayak başparmağı, diz ve dirseklerde şişkinlik meydana gelir. Ağrı da vardır. Buraları dokunulmayacak kadar hassaslaşmıştır. Ateş 39,4 dereceye kadar yükselir. Tedavinin başarılı olması için mutlaka yatak istirahati gerekir. Gıda rejimi uygulanır. Acılı, tuzlu, sirkeli ve şekerli yiyecekler terkedilir. Alkol ve sigara bırakılır. Dana, koyun ve kuzu eti yenmez. Diğer etler, yağ, nişastalı yiyecekler mümkün olduğu kadar azaltılır. Şeker yerine bal kullanıllır. Az patates, yağsız beyaz peynir, yağsız süt, yoğurt, enginar, havuç, kereviz, kiraz, lahana, fasulye, zeytin, maydanoz, armut, çilek, erik, kara turp, üzüm, domates, ve pırasa yenilebilir. Ayrıca mümkün olduğu kadar çok limon suyu içilir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Beyaz peynir.

Hazırlanışı : Nikris olan yerlere dilimlenmiş taze beyaz peynir konur. Ağrı geçinceye kadar, 10 dakikada bir değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(NİKRİZ, NİRİZ) (i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam (İran’da bir şehrin adıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu makamda kullanılan beşli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo yapışkan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). 1. Art arda 12 sesin yaptığı dizi. 2. Arasında 12 ses bulunan iki nota.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İncebağırsağın 25 santimetre kadar olan ilk bölümüne onikiparmak bağırsağı denir. C harfi görünümündedir. Onikiparmak bağırsağında meydana gelen ülsere tıp dilinde duodenum ülseri denir. Tedavi eidlmeyen gastrit, fazla asit, sinir bozukluğu, düzensiz hayat, gürültü, fazla miktarda sigara, çay, kahve ve alkol kullanmak, safra kesesi veya karaciğer yetersizliği, kalp hastalıkları, hormon dengesizliği, dengeli bir şekilde beslenememe, çok sıcak veya çok soğuk yiyecekler, haddinden fazla et, hamur işleri veya baharatlı yiyecekler ve bazı ilaçlar; onikiparmak bağırsağında ülserin meydana gelmesine yardımcı olur. Hasta, mide ekşimesi ve ağzına ekşi su gelmesinden şikayet eder. Ayrıca dili paslı, rengi solgundur, baş dönmesi ve fazla terleme de görülür. Midesinin üstüne basılınca, ağrı hisseder. Yemeklerden sonra da göğse doğru yayılan bir ağrı belirir. Bu belirtiler, ilk bahar ve sonbahar aylarında daha da artar. Tedavi için yapılacak ilk iş, hastalığı doğuran nedenleri ortadan kaldırmak, yemekleri az, fakat sık sık yemek, istirahat etmek ve üzüntüden uzak yaşamaya gayret etmektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu, bal.

Hazırlanışı : Bir çay bardağı sıcak suya 3 çorba kaşığı limon suyu ve 1 tatlı kaşığı süzme bal konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Aynı işlem günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Mızraplı bir halk çalgısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onyx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onyx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). 1. Uzvî. 2: (jeoloji) Hayvan ve bitki artıklarının birikip taşlaşmasıyle meydana gelmiş madde: Maden kömürü organik bir maddedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organic. structural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organic chemistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organic chemistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organic chemistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organic chemistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Akıl yoluyla önüne geçilemeyen korku, dehşet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. panique

ürkü

Ani dehşet duygusu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panicky. panic-stricken. panic-struck. alarmed. panic. stampede. tailspin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flap. panic. scare. stampede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black friday. like a scalled cat. panic. scare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarmism , panic , two n eight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picnic. basket lunch. basket dinner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picnic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picknick. picnic. cookout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picnic area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picknicker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.) (idealist filozof Platon (Eflâtun) un adından). Buluşmayla, vuslatla neticelenmeyen, hep hayalde kalan sevgi, aşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

platonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

platonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. polyphonique

müz. çok sesli

1. Çok seslilikle ilgili. 2. Birçok değişik sesin bir araya gelmesiyle yapılan (müzik).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y, Fr.). Hastaların sadece muayene edildiği yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polyclinic. policlinic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out-patients' clinic. outpatient clinic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinic for out-patients. policlinic. polyclinic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outpatient department , polyclinic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Selanik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Suçlu olduğu sanılan, maznun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defendant. accused. defendant. suspect. respondent. culprit. defence. defense. prisoner at the bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accused. culprit. defendant. suspect. the accused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspect. the accused the suspect. person charged with an offense. accused. the accused. culprit. defendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Salonika.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Thessaloniki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. synchronique

eş zamanlı

Başlamalarıyla bitmeleri arasında geçen zaman eşit olan (olaylar).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırık, bozuk, Fars. şikeste. 2. Dağınık, perişan, perakende. 3. Bozulmuş, mağlûp, (bk.) Sıngın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sinizm prensiplerini tatbik eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Memlekete göre değişen bir tahıl ölçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cynical. cynic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rusların uzaya gönderdiği ilk uydunun ismi, sputnik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dahili lens motoru, daha hızlı otomatik odaklamanın yanı sıra daha sessiz ve sorunsuz bir çalışma sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(1. Fr.) (musiki). Güçlüaltı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Denize dalıp gözlerimizi açtığımızda etrafı bulanık görürüz ama deniz gözlüğünü takınca her şey netleşir. Anlaşılıyor ki, gözümüzün önünde deniz gözlüğünün içindeki hava olmadıkça, suyun içinde görme işlevinde bir aksama olmaktadır.

Gözümüzün dışbükey şeklindeki dış yüzeyi sadece bir mercek görevi görür. Bu mercek olmadan gözümüz ışığı alıp, arka taraftaki retina tabakasına odaklayamaz. Yani gözümüzün dışı bir görme elemanından ziyade, görüntünün ince ayarını yapan basit bir mercektir.

Işık, havadan suya veya bir prizmanın içinden geçerken olduğu gibi, farklı yoğunluktaki cisimlerden geçerken kırılır. Bunu biliyoruz. Gözümüzün yoğunluğu ve dışbükeyliği öyle ayarlanmıştır ki, gelen ışık kırılma sonucunda gözümüzün arkasındaki retinada odaklaşır.

Işığın sudaki hızı, gözümüzü geçerkenki hızı ile yaklaşık aynıdır. Ancak suyun yoğunluğu farklı olduğundan buradan gelen ışık, havadan gelecek ışığa göre yoğunluğu ayarlanmış gözümüzde tam kınlamaz, görüntü retinada tanı odaklaşamaz ve suyun altında cisimleri flu görürüz.

Eğer su ile gözümüz arasına bir cam koyar ve arkasında havanın bulunduğu bir boşluk bırakırsak, sudan havaya geçen ışık oradan gözümüze gelerek normal olarak kırılır ve görüntü de retina da net olarak odaklaşır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Denize dalıp gözlerimizi açtığımızda etrafı bulanık görürüz ama deniz gözlüğünü takınca her şey netleşir. Analşılıyor ki, gözümüzün önünde deniz gözlüğünün içindeki hava olmadıkça, suyun içinde görme işlevinde bir aksama olmaktadır.

Gözümüzün dışbükey şeklindeki dış yüzeyi sadece bir mercek görevi görür. Bu mercek olmadan gözümüz ışığı alıp, arka taraftaki retina tabakasına odaklayamaz. Yani gözümüzün dışı bir görme elemanından ziyade, görüntünün ince ayarını yapan basit bir mercektir.

Işık, havadan suya veya prizmanın içinden geçerken olduğu gibi, farklı yoğunluktaki cisimlerden geçerken kırılır. Bunu biliyoruz. Gözümüzün yoğunluğu ve dışbükeyliği öyle ayarlanmıştır ki, gelen ışık kırılma sonucunda gözümüzün arkasındaki retinada odaklaşır.

Işığın sudaki hızı, gözümüzü geçerkenki hızı ile yaklaşık aynıdır. Ancak suyun yoğunluğu farklı olduğundan buradan gelen ışık, havadan gelecek ışığa göre yoğunluğu ayarlanmış gözümüzde tam kırılmaz, görüntü retinada tam odaklaşamaz ve suyun altında cisimleri flu görürüz.

Eğer su ile gözümüz arasına bir cam koyar ve arkasında havanın bulunduğu bir boşluk bırakırsak, sudan havaya geçen ışık oradan gözümüze gelerek normal olaraka kırılır ve görüntü de retina da net olarak odaklaşır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hanek» den). Boğma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Şahit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witness. evidence. attester. deponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witness. eyewitness şahit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyewitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şahitlik. 2. Nişan, alâmet, ispat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evidence. testimony. witness. evidence şahitlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evidence. testimonial proof. testimony. witness. witnessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testify. witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bear witness to sth. to testify. attest. bear evidence. bear testimony. bear witness. to give evidence. to state in evidence. to bear record. to bear testimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Yalnız bir sanata, bir ilme ait olan: Teknik ifade, teknik tâbir. 2. Fen ve matematik gibi tatbikî ilimlerle alâkalı. 3. Usul, tarz, hareket şekli: Kolaydır ama, tekniğini bilmek lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical. technic. technique. technics. technic. mechanism. practice. science. style. wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical. technique. technics. technology. method.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical. tech. the mechanics. technics. technique. wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Technical Analysis)

Geçmişte piyasada oluşmuş çeşitli verilerin, bilgisayar ve grafikler yardımıyla geleceği tahmin etmede kullanıldığı bir değerleme yöntemidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical education / training. technical instruction / training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engineering college. polytechnic. technical school. technological school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical specifications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical university.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Al.). Teknisyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician. engineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician. technician teknikçi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Parçalanıp dağılmış yer tabakalarının birbirleriyle olan alâkasını araştıran jeoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tectonics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) türlü yazı, işaret, resim, ses vesairen1 li, telsiz, optik, elektromanyetik vasi: yayınlanması ve alınması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télécommunication

uz iletişim

Haber, yazı, resim, sembol veya her çeşit bilginin tel, radyo, optik vb. elektromanyetik sistemlerle iletilmesi, bunların yayımı veya alınması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telecommunications. telecommunication uziletişim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telecommunication. telecomms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Selanik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıkanmış, yolu kapanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopped up. chokeed. congested. choked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congested. stopped. obstructed. clogged. stuffed. blocked. tamped. shut. jammed. suffocated. stuck. restricted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapalılık. 2. Nefes tutulması, göğsün darlaşmasıyle nefes almamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being choked up. stoppage. blockage. deadlock. bottleneck. hold-up. jam. tie-up. congestion. stuffiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. blockage. congestion. jam. stoppage. bottleneck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck. congestion. stoppage. cloggage. obstruction. blocking. jam. stagnation. suffocation. jamming. snarl up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Durak (perdesi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonic water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonic. tonic water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonic. tonic water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, bir oynatıcı aygıtının harmonik sesler ya da yüksek sesler ekleyerek bir ses sinyalini ne kadar bozabileceğini toplam ses sinyalinin yüzdesi olarak ölçen ve gösteren bir değerdir. %1’in altındaki bir THD değeri işitilemez fakat ses bozulması kümülatiftir. Yani bir ses sinyali beş ayrı bileşenden geçiyorsa, bu ses sinyali her bir bileşende THD toplamı kadar bozulabilir. Örneğin, her bir bileşende %1 THD varsa, toplam bozulma %1’in 5 katı ya da, %5 olarak ölçülürdü.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Geçenleri sayacak tertibatı olan veya teker teker geçmeyi sağlayan döner kapılı geçit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stile. turnstile. tourniquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnpike. pay gate. tourniquet. turnstile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tenbel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tenbellik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utangaç, mahcup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utangaçlık, mahcupluk,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uyumayan: Geceyarısı ben uyanıktım. 2. mec. Gözüaçık, zeki: Pek uyanık bir çocuğa benziyor. 3. Cehaletten kurtulmuş olan: Oranın ahalisi uyanıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awake. wakeful. alert. vigilant. wary. open-eyed. watchful. sharp. argus-eyed. astir. aware. canny. conscious. enterprising. guarded. heady. leery. nimble. shrewd. sleepless. smart. unwinking. waking. wide awake. with it. on the alert. fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. awake. canny. knowing. tricky. vigilant. wakeful. wary. watchful. wide-awake. smart. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uyumayan adamın hâli. 2. Zekâ. 3. Gafletin zıddı, ileriyi görüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wakefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Fırça ile sürülen cilâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacquer. stain. varnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacquer. varnish. glaze. lac. polisher. french polish. gloss. stain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to varnish. lacquer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i ). Yavşanotu (verinico officinalls).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yanmış şey: Yanık kokusu. 2. Yanma izi: Yüzünde bir yanık vardır, elinin yanığı. 3. mec. Aşk ateşiyle tutuşmuş: Yanık adam. 4. Cılız, sıska: Yanık çocuk, yanık kara. (bk.) Yanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elegiac. on. burn. scald.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burn. on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burn. scald. burned place. blight. lighted. alight. lit. alit. stunted. underdeveloped. which kindles an intense feeling of sadness or melancholy in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yanmış olan, esm(Erkek İsmi) 2.Duygulu, dokunaklı. 3.Kavruk, gelişmemiş. 4.Aşık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Karakabarcık, şarbon.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aşık, vurgun kimse.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Sıcak bir şeyin veya yakıcı bir maddenin etkisiyle vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen hücre ve doku bozulmasına yanık denir. Yanıklar ikiye ayrılır:

- Basit Yanıklar : Bunlar, deride hafif bir kızarıklık meydana getiren yanıklardır. Bir süre sonra, içi su dolu kabarcıklar ortaya çıkar. Bunları, kesinlikle patlatmamak gerekir. Yapılacak şey gerekli ilacı sürüp iyileşmesini baklemektir.

- Önemli Yanıklar : Yanık alanı büyük ve derinliği de fazla ise, önemli bir yanık var demektir. Bu gibi durumlarda mutlaka hastaneye başvurmak gerekir.

Basit yanıkların tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çürük elma, tuz. veya Patetes

Hazırlanışı : Bir tane çürük elma ezildikten sonra, üzerine 1 kahve kaşığı tuz ekilip, yanığın üzerine konur. İkincisi; Çiğ Patates dilimlenerek yada rendelenerek yanık üzerine konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(lı.). Bir hayvan veya böceğin yemesi veya ısırması eseri, yeri: Fare yeniği, kurtyeniği. mec. Bityeniği = Saklanmış kusur, hile, gizli bir taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sıçanotu, arsenik.

Türkçe Sözlük by