Nil ne demek? | Nil anlamı nedir? | Nil

Nil anlamı nedir?

Nil ne demek?

Nil anlamı nedir?

Nil | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nil

Türkçe Sözlük

(NİL) (hi. coğrafya). Afrika’nın en büyük nehri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NİL) (i. A.). Çivit. Nîl-gûn = Çivit renginde, mavi, lâcivert.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hiç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Çivit otu. 2.Mısır’dan geçen Akdeniz’e dökülen meşhur nehir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teskin edici ve ateş düşürücü bir ilâç, asetanelit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appealing. charming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çivitotu, (bot). Indigofera suffruticosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Anılmak eylemi. 2.Meşhur, ünlü. 3.Hatırlanan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kocakarı gibi bunamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A.). Çivit bitkisi veya taş kömüründen çıkarılan bir sıvı. Sunî boya yapımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aniline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aniline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aniline dyes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anilin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hatıra getirilmek, tahattur edilmek. 2. Zikr olunmak, kale alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be remembered. to be mentioned. to be commemorated. to be called.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mentioned / remembered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taharri ve cüst ü cû olunmak. 2. Arzu olunmak. 3. Revaç ve itibar bulmak. 4. Bakılmak, nazar-ı itibara alınmak: Ahbab arasında öyle şey aranılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be searched. to be searched for. to be in demand. to be longed for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, uzun süreli arşivlemeden kaynaklanan görüntü bozulmasına ve kalite düşüşüne son derece dayanıklı optik ortam oluşturmak için yüksek güvenilirliğe sahip kayıt malzemesi tasarımını kullanmış ve hazne testlerinde tam üretim kontrolleri geliştirmiştir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İster saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığım taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi Önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İşter saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığını taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Diğer birçok alışkanlıkta olduğu gibi, bunun da sebebi, insanların çoğunun sağ ellerini kullanıyor olmalarıdır. Asırlar önce, daha çok sağ ellerini kullanan insanlar, kılıçlarını kolay çekebilmeleri için, kılıçlarını kınlarında, sol taraflarında taşıyorlardı.

Ata binerken, sol dizin altına kadar inen bu uzun kılıçla ata sağdan binmek, yani sağ ayağı üzengiye koyup, sol ayağı atın üzerine atarak binmek kılıç nedeni ile zor oluyordu.

Soldan, sol ayağı üzengi üzerine koyup, sağ ayağı atın üzerine atarak binince kılıç sorun yaratmıyordu. Özellikle savaşa giden ordularda disiplin nedeni ile bir örnek hareket edilmesi gerektiğinden, solaklar da ata soldan binmek zorunda kalıyorlardı.

Artık biniciler kılıç taşımıyorlarsa da, ata soldan binmek günümüze kadar uzanan bir gelenek haline geldi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı olma hali, aynıyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sameness. identity. uniformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başlangıçla işe girişmek: Buradan başlanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be begun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Beğenilmek, kabûl olunmak, makbule geçmek: Yazısı beğenildi. Sesi beğenildi. 2. Seçilmek, intihap olunmak, tercih edilmek: Bir sürünün içinde ancak üç dört koyun beğenildi. İkisinden hangisi beğenildi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be approved of. get across. go down. win recognition. sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be liked. to be admired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be appreciated. to win approval. to acquire vogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Beklenilmek, intizar olunmak: Güneş altında beklenilmez. 2. Umulmak, ümid edilmek: O adamdan her iyilik beklenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nourished. to be fed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeye çıkmak, oturmak. Osm. rükûb edilmek: Ata öyle binilmez, gemiye ne vakit binilecektir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. campaniles, campanili) çan kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sinlemek, sinilemek, ağlar gibi ses çıkarmak (köpekler için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yemek vesairenin lezzeti yerine gelmek, tadı, tuzu kıvamında olup, lezzetli olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eczalı, kapsüllü (tüfek): Çeşnili tüfek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yemeğe çeşni vermek için katılan baharat gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ipek veya pamuktan dokunmuş tüylü kordon veya saçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çinisi olan, çinilerle süslenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be leaned on. to be based on. to be borne. to be tolerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresistible. unbearable. insufferable. beyond bearing. beyond all bearing. beyond endurance. past endurance. insupportable. intolerable. unendurable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. impossible. intolerable. irresistible. unbearable. insufferable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. devastating. insufferable. insupportable. intolerable. overpowering. passionate. unbearable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sınanmak, tecrübe edilmek: Bu, denenilmiş bir ilâçtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçaklık, denâet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Söylenilmek: Öyle bir söz denildi. Bu iş hakkında ne denildi? Ne denilecektir? 2. İsim konmak. Osm. tesmiye olunmak: Uzay gemisi denilen yeni icat. 3. Nakil ve rivâyet olunmak: Hindistan’da yine veba çıktı deniliyor.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en sert olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da canı kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkta grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistor telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince işçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Yiğitliğinle anıl, tanın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. flanelle). 1. Teri içmek ve sıcak tutmak için tenin üzerine giyilen yünden dar gömlek veya don: Fanila giymek, fanilayı çıkarmak. “2. Yünden ince ve yumuşak bir nevi kumaş: Bu fanilanın metresi kaça? Faniladan gömlek. 3. Fanilâ denilen kumaştan yapılma: Fanila mintan, fanila hırka. 4. Yünden, fanila tarzında yani ince ve yumuşak olarak yapılmış olan: Fanila çorap, fanila don. «yün çorap» ile «fanila çorap» arasında fark vardır. Birincisi yerli ve az, çok kaba olarak eğirilmiş yünden mamul çoraba ve ikincisi ise fabrika işi olarak ince ve yumuşak olanına delâlet eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flannel. undershirt. vest. singlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flannel. undershirt. vest. flannel undershirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flannel. flannels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortality. transitoriness. transience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin saklanılması: Böyle görülebilecek şekilde gizlenilir mi? 2. Gizli tutulmak: Vaziyet bizden gizlenildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dargınlık ve kırgınlık meydana gelmek: Hiç sebepsiz gücenilir mi? Ufak çocuğa gücenilmek olur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reliable. trustworthy. dependable. secure. trusty. confidential. authentic. bankable. calculable. certain. credible. creditable. gilt-edged. regular. responsible. right-hand. solid. sound. stalwart. stanch. staunch. straight. sure. above suspicion. t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authoritative. confidential. credible. dependable. foolproof. good. honest. reliable. responsible. right. safe. solid. sound. staunch. sure. tried. trustworthy. trusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidential. reliable. trustworthy. trustable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trustworthiness. reliability. stability. authenticity. credibility. faithfulness. responsibility. solidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credibility. integrity. reliability. trustworthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reliability. trustworthiness. dependability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İtimad olunmak: Oyle adama güvenilmez, rastgele adama güvenilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncertain. untrustable. unreliable. untrustworthy. unfaithful. unsound. irresponsible. precarious. beyond belief. discredited. elusive. elusory. faithless. insecure. shifty. slippery. suspicious. treacherous. unstable. unsteady. whacky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubtful. dubious. faithless. foxy. insecure. jaundiced. precarious. shady. shaky. shifty. slippery. unreliable. wonky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cronk. faithless. precarious. reptilian. shifty. treacherous. unfaithful. unreliable. untrustworthy. unworthy of credit. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İğrenme gelmek, Osm. istikrâh edilmek: Temiz adamdan iğrenilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be disgusted (with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be desired. coveted or envied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

believable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authoritative. believable. credible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Doğru gözüyle bakılmak, doğru diye kabûl olunmak: İnanılacak şey değil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to believe sb / sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelievable. incredible. beyond belief. unreliable. inconceivable. fabulous. fantastic. fantastical. implausible. steep. stiff. unheard-of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabulous. fantastic. improbable. inconceivable. incredible. unbelievable. unthinkable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incredible. unbelievable. implausible. inconceivable. mind boggling. phenomenal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implausibleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle ABD’de Hıristiyanların şükran günlerinin önemli bir sembolü olan hindi aslında Amerika kıtasının yerlisidir. Vahşi hindi cinsleri Kristof Kolomb kıtayı keşfetmeden de önce Kuzey Amerika’da yaşıyordu. Hatta Avrupa’dan Güney Amerika’ya ilk gelenler Azteklerin bir cins hindi ırkını ehlileştirdiklerini görmüşlerdi.

Amerikan hindileri Avrupa’ya 1519 yılında İspanyollar tarafından getirilmiş, daha sonra bütün Avrupa’da yayılıp 1541 yılında İngiltere’ye ulaşmışlardı. Hayvancağızı gören İngilizlerin kafaları karışmış, o zamanlar Türk toprakları olan Batı Afrika’dan Portekizli tüccarların getirdikleri Afrika hindisi veya yine Türkiye üzerinden getirilen Hint tavuğu sanmışlardı. Sonunda her iki ırkın farklı olduğu anlaşılmıştı, ama bu Amerikan kökenli kuşun adı 17. yüzyılda Amerika’ya göç eden İngiliz göçmenler sayesinde Amerika’da ‘Turkey’ olarak yerleşti.

Tabii bu Türkiye’nin isminin niçin İngilizce’de hindi anlamında kullanıldığının resmi açıklaması. Bunun yanında uydurulmuş başka tezler de var. Bunlardan biri Kolomb’un ilk yolculuğuna katılan bir Portekiz Yahudi’si Jose de Torres’in hindiyi görünce, İbrânice ‘büyük kuş’ anlamında ‘Tukki tukki’ diye bağırması, diğeri de sürekli batıya doğru giderek Hindistan’a ulaşmayı hedefleyen Kolomb’un Amerika’ya vardığında burayı Hindistan ve hindiyi de Hint tavus kuşu sanarak onu ‘Tuka’ diye adlandırması ve zamanla bu kelimenin Turkey olarak telaffuz edilmesidir.

Durun daha tezler bitmedi. Bir başka tezde de, Kızılderililer hindiye ‘Fırke’ dediklerinden bu sözcüğün İngilizce’deki telafuzu ile ‘turkey’ye dönüştüğü ileri sürülüyor. Daha başka hindi tezleri de var. Örneğin hindilerin korkunca çıkardıkları seslerin insanlar tarafından turk-turk-turk (törk) diye taklit edilmesiyle zamanla onlara Turkey denilmesine neden olduğu bile iddia ediliyor. Bunda alınıp gücenecek bir şey yok. Türkçe’de de hindi kelimesi Hindistan anlamına çok yakındır. Ayrıca bizde de bir ‘Mısır’ örneği var.

Hindiler başlangıçta renkli tüyleri nedeni ile kümeslerde süs hayvanı olarak yetiştirilmişler, et kalitelerinin farkına ise 1935’den sonra varılmıştır. Erkek hindiler 130 santim boya ve 10 kilo ağırlığa ulaşabilirlerken dişiler neredeyse yarı ağırlıktadırlar. Vahşi hindiler akarsu ve göl kenarlarında yaşamayı tercih ederler ve tehlike anında 400 metre mesafeye uçabilirler.

Bu arada marketlerde niçin hiç hindi yumurtası satılmıyor, dikkatinizi çekti mi? Günümüzde tavuklar yılda ortalama 250’den fazla yumurtlayabiliyorlarken, hindiler 100 - 120 adet yumurtlarlar ve yumurtaları 4 -5 kez daha ağırdır. Daha ziyade yeni hindileri üretmekte kullanılırlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Çınlamak, inlemek, Osm. tanîn-endâz olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnleyiş, Fars. nâle, zârî. 2. Yankı, Osm. aks-i sadâ, tanîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groan. howl. moan. whimper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moaning. groaning. groan. howl. moan. whimper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ses veren, iniltisi olan, yankı ile öten, çınlayan, Osm. tanîn-endâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İstenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwanted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beastly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncalled for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. genç; olgunlaşmamış; gençliğe özgü, gençliğe yaraşır; i. genç kimse, çocuk; genç rolündeki oyuncu. juvenile court çocuk mahkemesi. juvenile delinquency çocugun suç işlemesi. juvenile delinquent suçlu çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iç, çoğ. bir yazar veya ressamın gençliğinde yaptığı eserler; gençlere uygun eserler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. olgunlaşmamış bir kimsenin tavrı; gençlik hali; gençlik, gençler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unavoidable. inevitable. cold. fatal. fated. fateful. imperious. indispensable. ineluctable. inextricable. irremissible. urgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fateful. foregone. indispensable. inevitable. inextricable. necessary. unavoidable. inescapable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unavoidable. inevitable. fatal. fateful. ineluctable. urgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inevitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. kimya). Birleşme değeri iki olan CO kökü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri katlanmak: Vatan için her türlü mahrumiyete katlanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kavranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be comprehended. to be grasped. to be clutched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incomprehensible. inconceivable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kazanmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be earned. to be gained. to be won.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquired right. vested interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gayrete gelinmek, rekabet olunmak, çekilememek: Buna kıskanılmaz; böyle sebepsiz yere kıskanılır mı? 2. Esirgenilmek, Osm. diriğ edilmek: Seni senden kıskanırım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be envied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İstimâl olunmak, geçerli olmak: O kumaşlar şimdi kullanılmıyor. 2. Bir hizmet veya memuriyete tâyin olunmak, işte bulundurulmak, kayırılmak, hizmete alınmak: Devlet memuriyetlerinde böyle değerli adamlar kullanılır. 3. idare olunmak, zapt altında bulundurulmak: Kullanılamayacak derecede serttir; azgın atın kullanılması ne kadar müşkül. 4. Eskitilmek, giyilmek veya döşenmek: Bu potin kullanılmıştır: O kitap hiç kullanılmamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evvelce kullanılan, kullanılmış olan, yeni olmayan. Kullanılmış, bir otomobil aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. secondhand. hand-me-down. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spent. used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondhand. used. hand- me-down. thrift shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşanmak işine mevzu teşkil etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tumturaklı, mübalaalı abartmalı (söz). magniloquence i. tantanalı ve belagatli söz söyleme. magniloquently z. mübalağalı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Manila, Filipin adalarının başşehri; Manila keneviri; Manila purosu. Manila paper Manila kenevirinden Yapılmış sağlam ambalaj kağıdı Manila rope. Manila kenevirinden yapılmış halat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Medenî hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygarlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. gramer). Datif hâli, yaklaşma hâli. (bk.) Datif.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. tespih şeklinde, moniliform.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Alıcı, alacak olan şahıs. Kendisine gönderilen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشار اليه] anılan, adı geçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Nil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İki nil. Seyhan ve Ceyhan nehirleri. Fırat ve Dicle nehirleri.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Nil nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ), «iki Nil» Seyhun ve Ceyhun veya Fırat ve Dicle nehirleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hindistan'a mahsus kurşuni ve kısa yeleli iri ceylan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نيلگون] lacivert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çividî, çivit renginde, lacivert.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nil havzası hanlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çivit rengi, mavi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Nil nehri taştığı zaman suyun yüksekliğini ölçmek için kullanılan alet; (kh) herhangi bir nehrin su yükselmesini öIçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Nil'e veya yöresine ait; bu civarda yaşayanlara ait; Sudan dillerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(NİLÜFER) (i. F.). 1. Beyaz, sarı ve mavi çiçek açan bir çeşit su bitkisi, çadır çiçeği. 2. (hi. coğrafya). Bursa önünden akan bir çay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water lily. lotus. victoria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lotus. water lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nymphea. lotus. water lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(suzambağı): Nilüfergiller familyasından nymphaea ve nuphar cinsinden su bitkilerine verilen genel addır. Kullanıldığı yerler:Kalbi kuvvetlendirir. Ağrıları dindirir. Sinirleri yatıştırır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çiçek adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Fransız ve Amerikan usulune göre otuz sıfırlı sayı; İngiliz usulüne göre elli dört sıfırlı sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğrenilmek iş ve tarzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Öğreniliş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tahsil olunmak: Bir dil kolay öğrenilmez. 2. Haber alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be learned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be learned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oyun icrâ olunmak: Burada oynanılmaz, bu oyun böyle mi oynanılır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi bir şeye özenmek: Bu gibi şeylere özenilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth over sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth over sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elaborate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında en çok merak edilen paraşütün icadından çok, onunla havadan ilk kimin atladığıdır. Kim böyle bir şeyi ilk defa denemeye cesaret etmiştir? Sanıldığının aksine paraşüt uçaktan sonra değil, yaklaşık bir yüzyıldan fazla bir zaman önce, balonla hemen hemen aynı tarihlerde ama çok ayrı çalışmalarla icat edilmiştir.

Paraşüt fikri eski Çin’e kadar gider. Günümüzdeki paraşüte benzer bir şeyler geliştirilmiş ama oyuncak olmaktan öteye geçememiştir. Leanorda da Vinci’nin de bu konudaki çalışmaları biliniyor. Bu fikri hayata ilk geçiren kişi ise Fransa’da 1783 yılında Louis-Sabestian Lenomand olmuştur.

Lenomand 4.5 metre yükseklikteki bir ağaçtan, omuzlarına birer adet bir çeşit şemsiye bağlayarak ilk deneyimini yapmıştır. Ancak o, buluşunu o seviyedeki bir yükseklikten, yangın çıkan bir binadan atlayarak kaçmak için düşünmüştü.

Ciddi anlamda ilk atlamanın şerefi ise Fransız Andre-Jackques Garnerin’e aittir. 1769 Paris doğumlu Garnerin Fransız ordusunda 1793 yılında müfettiş olmuş, İngiltere’de iki yıl hapis yatmış ve dönüşünde 1797 yılında ilk atlayışını 1.000 metreden bir balondan yapmıştır. Bu ilk paraşüt şemsiye şeklindeydi, çapı yedi metreydi ve ketenden yapılmıştı. Garnerin daha sonra birçok gösteri atlayışı yapmış, hatta bir keresinde 1802 yılında İngiltere’de 2.400 metreden atlamıştır.

Önceleri ketenden yapılan paraşütler, sonraları ipekten yapılmaya başlanıldı. Uçaktan ilk atlayışı gerçekleştiren ise 1912 yılında, ABD Kara Kuvvetleri’nden Yüzbaşı Albert Berry oldu.

Birinci Dünya Savaşı başlarında uçaktan paraşütle atlamanın pratik olmadığı görüşü hakim olduğundan, sadece gözetleme balonlarında görevli olanların, uçak saldırılarından kaçışlarında çok yaygın olarak kullanılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru paraşütün uçak pilotlarının da can dostu olduğu anlaşılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda ise uçak ebatlarının büyümesi ve teknolojilerinin gelişmesi ile insanların ve birliklerin yere indirilmeleri dışında silahları indirmek, mahsur kalan birliklere ikmal malzemesi göndermek, ajanları indirmek gibi birçok alanda kullanılmışlardır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Aslında en çok merak edilen paraşütün icadından çok, onunla havadan ilk kimin atladığıdır. Kim böyle bir şeyi ilk defa denemeye cesaret etmiştir? Sanıldığının aksine paraşüt uçaktan sonra değil, yaklaşık bir yüzyıldan fazla bir zaman önce, balonla hemen hemen aynı tarihlerde ama çok ayrı çalışmalarla icat edilmiştir.

Paraşüt fikri eski Çin’e kadar gider. Günümüzde ki paraşüte benzer bir şeyler geliştirilmiş ama oyuncak olmaktan öteye geçememiştir. Leonardo da Vinci’nin de bu konudaki çalışmaları biliniyor. Bu fikri hayata ilk geçiren kişi ise Fransa’da 1783 yılında Louis-Sabestian Lenomand olmuştur.

Lenomand 4,5 metre yükseklikteki bir ağaçtan, omuzlarına birer adet bir çeşit şemsiye bağlayarak ilk deneyimini yapmıştır. Ancak o, buluşunu o seviyedeki bir yükseklikten, yangın çıkan bir binadan atlayarak kaçmak için düşünmüştü.

Ciddi anlamda ilk atlamanın şerefi ise Fransız Andre-Jack-ques Garnerin’e aittir. 1769 Paris doğumlu Garnerin Fransız ordusunda 1793 yılında müfettiş olmuş. İngiltere’de iki yıl hapis yatmış ve dönüşünde 1797 yılında ilk atlayışını bin metreden bir balondan yapmıştır. Bu ilk paraşüt şemsiye şeklindeydi, çapı yedi metreydi ve ketenden yapılmıştı. Garnerin daha sonra birçok gösteri atlayışı yapmış, hatta bir keresinde 1802 yılında İngiltere’de 2 bin 400 metreden atlamıştır.

Önceleri ketenden yapılan paraşütler, sonraaları ipekten yapılmaya başlanıldı. Uçaktan ilk atlayışı gerçekleştiren ise 1912 yılında, ABD Kara Kuvvetleri’nden Yüzbaşı Albert Berry oldu.

Birinci Dünya Savaşı başlarında uçaktan paraşütle atlamanın pratik olmadığı görüşü hakim olduğundan, sadece gözetleme balonlarında görevli olanların, uçak saldırılarından kaçışlarında çok yaygın olarak kullanılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru paraşütün uçak pilotlarının da can dostu olduğu anlaşılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda ise uçak ebatlarının büyümesi ve teknolojilerinin gelişmesi ile insanların ve birliklerin yere indirilmeleri dışında silahları indirmek, mahsur kalan birliklere ikmal malzemesi göndermek, ajanları indirmek gibi birçok alanda kullanılmışlardır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parasız, meteliksiz, cebi delik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayın bedir haline ait, dolunaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gizlenilmek: Bu, saklanılır-şey mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hidden. to be concealed. to be kept secret from sb. to be kept in. to be stored in. to be saved. to be kept. to be set aside for sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be supposed. to be imagined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtiyarlığa mahsus; bunak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ihtiyarlık, yaşlılıktan ileri gelen zafiyet, bunaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sayıklama, uykuda konuşma; sayıklanan sözler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Denilmek: Öyle söz söylenilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be told / said.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagnose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bilinmek, Osm. mârûf olmak: O, bu memlekette tanılmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undershirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Gemilerin taşıyabileceği yükü anlatmakta kullanılan birim; bir tona eşittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonnage. ton. tonnage depth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which can carry tons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Bir araya gelmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir taraflı, tek yanlı; yalmz bir tarafa tesir eden, bir tarafla ilgili olan; huk. yalnlz bir tarafa sorumluluk yükleten veya imtiyaz veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek harften ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıkılmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vanilya, bot. Vanilla planifolia; bu fidanın yemişleri; vanilya ruhu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sentetik vanilya; vanilyadan çıkarılan bir esans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca). Salepgillerden çiçekleri beyaz ve kokulu bir bitki ve bunun koku vermek için kullanılan meyvesi (vanilla planifolia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vanilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vanilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(vanilia planifolia): Salepgiller familyasından; tropikal bölgelerde yetiştirilen, tırmanıcı gövdeli bir bitkidir. Yaprakları sapsız, yassı etlidir. Meyvesi 15-20 cm boyundadır. Kullanılan kısmı henüz yeşilken toplanan ve sırasıyla kuru ve nemli yerlerde bırakılarak kurutulan, olgunlaşmamış meyveleridir. Kendine mahsus bir kokusu vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Ateşi düşürür. Cinsel gücü artırır. Sinir bozukluğunu giderir. Hazmı kolaylaştırır. Bronşları temizler ve öksürük söktürür. Ruhi bunalımı geçirir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. ister istemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild. untamed. undomesticated. primitive / savage / wild / uncivilized (person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vahşilik, ehlileşmeme, yırtıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistake. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being mistaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Teessüf olunmak: Buna yanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hatâ etmek: Yalnız bir cevapta yanıldım. 2. Bir hata ve kabahatte bulunmak, istemeyerek yanlışlık yapmak: Bu defa yanıldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get the wrong sow by the ear. err. misapprehend. mistake. be mistaken. make a mistake. be off. slip. slip up. stumble. stumble in. stumble into. come unstuck. be wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

err. to err. make a mistake. to go wrong. to be mistaken. to make a mistake. to blunder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mistaken. to make a mistake. to err. to blunder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hatâ etmez, Ar. lâyuhtî: Yanılmaz bir Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatına özgü bir terim olan yanılsama, resimsel yapıtta yer alan betilerin, gerçek dünyadaki nesne ve gerçeklikler olarak tanınabilmesi anlamına gelir. Betiler, gerçeklikle gönderme yapan sanatsal ögelerdir; onları gönderme yaptıkları gerçeklikler olarak kavramak, ancak yanılsamanın varlığı hâlinde olanaklıdır. Dolayısıyla yanılsama, gerçekliğin sanat yapıtında “yeniden üretilmesi” demektir ve çoğunlukla üç boyutlu olan gerçek varlıkların, iki boyutlu bir yüzey üzerinde betimlenebilmesini sağlar. Bu amaçla perspektif, ışık - gölge ve modle gibi yanılsama teknikleri kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captious. colorable. elusory. fallacious. illusive. illusory. misleading. perversive. specious. token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptive. facade. specious. misleading. fallacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misleading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süratle söylenirken yanılmaması güç olan tabir ki, bilmece gibi oyun şeklinde söylenir: «Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi» gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yanlış fikirlerle karşıdakinin zihnini karıştırıp yanıltmak; Ar. mugalâta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fallacy. sophistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hata ettirmek, şaşırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belie. feint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belie. mislead. to mislead. to lead into error.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mislead. to cause sb to make a mistake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafiflik, Ar. hıffet, ağırlık zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eatable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face-lifting. instauration. novation. reconditioning. regeneration. renewal. renovation. restoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renewal. replacement. restoration. resurrection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renewal. renovation. restoration. replacement. replication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yeni hâline koymak, Osm. tecdîd etmek: Şu keçeyi yeniledim. 2. Tamir edip yeni gibi yapmak: Bunu Adeta yenilemiş. 3. Yeniden, tekrar yapmek: Oyle haller, böyle sözler yenilenmeyin, o sözleri yenilemeye hacet yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernize. make over. re-create. rebuild. recondition. redintegrate. rejuvenate. renew. renovate. revamp. touch up. vamp up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recondition. reconstitute. refresh. renew. renovate. restore. to renew. to replace. to renovate. to repeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refresh. to renew. to renovate. to restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Petrol ve kömür gibi kullanımla birlikte yavaş yavaş azalan sonlu kaynakların aksine doğal olarak ortaya çıkan ve güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi kullanımla azalmayan kaynaklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regeneration. renewal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renewal. restoration. renovation. regeneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

({.). 1. Yeni hâle konmak. 2. Tamir olunmak. 3. Tekrar edilmek: Oyle hâller, böyle sözler yenilenmemelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regenerate. rejuvenesce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be renewed. to be renovated. to be restored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yenilik kazanmak, yeniliğe uymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yenilik kazandırmak, yeni hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernize. renew. to renovate. to renew. to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernize. refurbish. renew. renovate. revamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yenilenmesini sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. -k..). Yenilme, mağlûbiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankruptcy. beating. checkmate. defeat. discomfiture. drubbing. licking. reverse. thrashing. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkmate. defeat. reverse. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeat. beating. bust. licking. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kullanılmamış olan şeyin hâli, Osm. cedîdlik, müceddedlik: Artık bunun yeniliği kalmamış, yeniliğinde çok güzeldi. 2. Yeni çıkmış olan şeyin hâli, Osm. hâdislik, nev-zuhûrluk: Bu kumaşın bu kadar pahalı olması sadece yeniliğinden dolayıdır. 3. Acemilik, tecrübesizlik, bir işe yeni girmiş olanın hâli: Yeniliği vardır, zamanla öğrnecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. departure. improvement. innovation. neology. newness. novelty. recency. reform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innovation. novelty. newness. rawness. inexperience. reform. renewal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newness. renewal. inexperience. greenness. change. departure. innovation. modernity. novelty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mağlûp olmak, bozulmak, Osm. inhizâma uğramak: Düşman yenildi. 2. Oyunda kaybetmek: Tavlada kim yenildi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go to the wall. take a beating. go down. score under. smother. succumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. lose. to be defeated. to be beaten. to lose. to bite the dust. to succumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be eaten / defeated / worn out. to be defeated. to suffer defeat. to get the dirty end of the stick. to go flod. get the worst of. kiss the dust. lose. lose the war. to come off second best. succumb. thump. to get the worst of it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invincible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbeatable. invincible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüklemek İşine konu olmak.

Türkçe Sözlük by