Niş ne demek? | Niş anlamı nedir? | Niş

Niş anlamı nedir?

Niş ne demek?

Niş anlamı nedir?

Niş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nis

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arı ve akrep gibi böceklerin soktukları iğne, diken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recess. niche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

niche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Her ne kadar Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar) milattan önce 46 yılında takvimin başlangıcını Ocak ayı olarak ilan ettiyse de, 16. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa’da yeni yıl geleneksel olarak, bahar aylarının başlangıç tarihi olarak da kabul edilen, Mart ayının 25’inde başlardı.

1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles, takvimi değiştirerek yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanki iletişim şartlarında bazı insanların bundan haberi olmadı, bazıları ise bu kararı protesto etmek amacıyla eski adetlerine devam ettiler. l Nisan’da partiler düzenlediler, birbirlerine hediyeler verdiler.

Diğerleri ise bunları Nisan aptalları olarak nitelendirip bu güne ‘Bütün Aptalların Günü’ adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak bir partiye davet ettiler, gerçek olması mümkün olmayan haberler ürettiler.

Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup, Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar l Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başladılar. Adeti gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Bu adetin İngiltere’ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürdü, oradan da Amerika’ya ve bütün dünyaya yayıldı.

1 Nisan şakalarının sembolünün ‘Nisan Balığı’ olmasının nedeni ise Mart ayının sonlarına doğru, Güneş’in Balık Burcu’nu terk ediyor olmasıdır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). piyanoda eşlik eden kimse, akompanist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş vb ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yönetmek, idare etmek; vermek, icra etmek, ifa etmek: yemin ettirmek; hizmet etmek, levazımını temin etmek, donatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yönetim, idare, hükümet nezaret; başkan ve yardımcıları , idareciler; bakanlar kurulu, vekiller heyeti ; yemin ettirme; ilaç verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yönetimle ilgili, idari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yönetmen, idareci, mudur, mütevelli; (huk). vasi, vekil, mirası idare eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). öğüt vermek, nasihat etmek, tembih etmek, ihtar etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaratma, hilkat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفرینش] yaratılış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afghanistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Afghanistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Afghanistan) Coğrafi Verileri

Konum: Güney Asya’da, Pakistan’ın kuzey batısında, İran’ın doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 33 00 Kuzey enlemi, 65 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: toplam: 647,500 km²; Kara: 647,500 km²; Su: 0 km².

Sınırları: toplam: 529 km.

Sınır komşuları: kuzeydoğuda Çin 76 km, batıda İran 936 km, doğu ve güneyde Pakistan 2,430 km, kuzeyde Tacikistan 1,206 km, kuzeyde Türkmenistan 744 km, kuzeyde Özbekistan 137 km

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili)

Sahip olduğu denizler: yok (kara ile çevrili).

İklimi: Sert bir bozkır iklimi hakimdir; kışları soğuk, yazları sıcak geçer.

Arazi yapısı: Kuzeydoğu ve güneyde engebeli dağlık arazilere ve ovalara sahiptir. Kuzey doğusunu Hindu Kuş dağları kaplar. Ayrıca güneyde Süleyman, kuzeyde Bendi Türkistan dağları mevcuttur. Güney bati bölgeleri geniş çöllerle kaplıdır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Amu Darya 258 m; en yüksek noktası: Nowshak 7,485 m.

Doğal kaynakları: doğal gaz, petrol, kömür, bakır, krom, kükürt, kurşun, çinko, demir, berilyum, yakut, tuz, kıymetli taşlar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %12.3.

Otlaklar: %46.

Ormanlık arazi: %3.

Diğer: %39 (2003 verileri).

Sulanan arazi: 27.200 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Hindu Kuş dağları bölgesinde depremler; su baskınları; kuraklıklar.

Akarsuları: En önemli akarsuyu Hilmend’dir. Amuderya, Kokça, Kunduz ve Kâbil adlı akarsuları bulunmaktadır. Bunların dışında küçüklü büyüklü çok sayıda akarsuyu mevcuttur.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 31,056,997 (2006 Temmuz ayı tahmini).

Yaş yapısı: 0-14 yaşlarda: %44.6 (erkek 7,095,117/kadın 6,763,759).

15-64 yaşlarda: %52.9 (erkek 8,436,716/kadın 8,008,463).

65 yaş ve üzerinde: %2.4 (erkek 366,642/kadın 386,300) (2006 tahmini).

Nüfus artış oranı: %2.67 (2006 tahmini).

Not: Bu oran İran mültecilerini de kapsar.

Mülteci sayısı: 23.06 mülteci/1,000 nüfus (2004 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.05 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.95 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.05 erkek/kadın (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 160.23 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 43.34 yıl.

Erkeklerde: 43.16 yıl.

Kadınlarda: 43.53 yıl (2006 tahmini).

Ortalama çocuk sayısı: 6.69 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01(2001 verileri).

Ulus: Afgan.

Nüfusun etnik dağılımı: Pestunlar %42, Tacikler %27, Hazaralar %9, küçük etnik unsurlar (Aymaklar, Türkmenler, Beluciler ve diğerleri) %13, Özbekler %9.

Dinler: Sünni Müslümanlar %80, Şii Müslümanlar %19, diğerleri %1.

Dil: Resmi dil Pestuca ve Tacikçedir. Nüfusun %35 i Pestuca, %50 si Farisice (Dari), %11 i Özbekce ve Türkmence, %4 ü Belucice ve Pasice) ve diğer azınlıkların dillerinde konuşmaktadır.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %36.

Erkeklerin: %51.

Ka


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Afganistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). münakaşa yoluyla istediğini elde etmeye çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldanmak fiili, bk aldanmak, aldanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception. illusion. phantom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akıl hastalıkları uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alpiniste

dağcı

Dağa tırmanma sporu yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A climber of the Alps. a mountain climber who specializes in difficult climbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountaineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a mountain climber who specializes in difficult climbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alpinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Işığın en güçlü anı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerikalılara mahsus âdet, kelime veya deyim; Amerika Birleşik Devletlerine bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarih hatası, bir şâhıs veya olayı gerçek devrinden başka bir tarihte gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anason (bot). Pimpinella anisum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anasonlu içki, rakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insinuate. to hint. to imply. to allude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). husumet, kin; zıddiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antagoniste

düşman

Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who contends with another, especially in combat; an adversary; an opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A muscle which acts in opposition to another; as a flexor, which bends a part, is the antagonist of an extensor, which extends it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A medicine which opposes the action of another medicine or of a poison when absorbed into the blood or tissues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Antagonistic; opposing; counteracting; as, antagonist schools of philosophy. a drug that neutralizes or counteracts the effects of another drug a muscle that relaxes while another contracts; 'when bending the elbow the triceps are the antagonist'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who offers opposition. a muscle that relaxes while another contracts; 'when bending the elbow the triceps are the antagonist'. a drug that neutralizes or counteracts the effects of another drug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drug or a compound that opposes the physiological effects of another At the receptor level, it is a chemical entity that opposes the receptor- associated responses normally induced by another bioactive agent [IUPAC Medicinal Chemistry] Compare agonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An agent or substance that counteracts the action of another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Muscle that counteracts the agonist, lengthening when the agonist muscle contracts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical that binds to a receptor and blocks it, producing no response, and preventing agonists from binding, or attaching, to the receptor Antagonists include caffeine and naloxone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drug that prevents or reverses the action of another drug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that tends to nullify the action of another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that tends to nullify the action of another; in pharmaceutical terms, a drug that binds to a receptor without eliciting a biological response.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A character whose actions work in direct opposition to the protagonist Examples:.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound or drug which blocks or inhibits the effects of a neurotransmitter on receptor activation in the post-synaptic cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Opponent of the protagonist in a drama. a neutral term for a character who opposes the leading male or female character See hero/heroine and protagonist Close Window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule that makes it more difficult for a post-synaptic cell to be influenced by neurotransmitters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule that prevents the activation of a receptor See Agonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One agent that opposes or fights the action of another For example, insulin lowers the level of glucose in the blood, whereas glucagon raises it; therefore, insulin and glucagon are antagonists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Biological agent that reduces the number or disease-producing activities of a pathogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The major character in opposition to the hero or protagonist of a narrative or drama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something opposing or resisting the action of another One of two muscles which pull in nearly opposite directions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhasım, karşı çIkan, muhalif kimse. antagonis'tic (s). muhasım, zıt, muhalif. antagonis'tically (z). muhalefet ederek, karşı çIkarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şaşırtmak, hayrete dusurmek. be astonished at hayret etmek, şaşmak, şaşakalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şasırtıcı, hayret verici, şaşılacak. astonishingly (z). şaşılacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i). hayret, şaskınlık, şaşırma.be filled,(seized,struck). with astonishment şaşmak, şaşakalmak, donakalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş saçan; mec. Çok öfkeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avlanma, mec. kandırılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, çiçekleri güzel sarı renkli bir bitki (Calendula arvensis).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gecesefası): Bileşikgillerden çiçekleri güzel, sarı renkli bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Terletir. Aybaşı kanını söktürür ve aybaşı kanamalarının normal olmasını sağlar. İştah arttırır. Nikris ve sıracada da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sürgün etmek; kovmak, uzaklaştırmak. banisher (i). sürgüne gönderen kimse. banishment (i). sürgün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dolunay yüzlü kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Beğeniş, takdir, kabûl, Ar. istihsân, Fars. pesend. 2. Seçme, intihap, ihtiyar, tercih.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takdis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. f. A.). Nisbeten, bir dereceye kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ata binmek fiili ve tarzı. 2. Vaktiyle ata binildiği vakit giyilen resmî kıyafet. 3. Osmanlı devrinde ulemânın bazı merasimde giydikleri geniş cübbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

style of riding a horse. parade uniform. mounting. boarding. ride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Dişler) birbirine binmek, Osm. Irticâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get on the same vehicle. to overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالنسبه] bir dereceye kadar, nispeten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. botanist, bitkiler bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brahma dini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. cilalamak; parlatmak; i. cilâ, parlaklık revnak. burnisher i. cilâcı perdahçı; mühre perdah kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. câ = yer, nişesten = Oturmak). Birinin yerine oturan, vekil, kaymakam: O, filânın câ-nişînidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چادرنشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kalvinizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kalvinist, Kalvin doktrinine inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Canını feda eden, canını harcıyan, can saçan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Büyük Köpek takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جانشين] halef, birinin yerine oturan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çoğunlukla madenden yapılmış olan çay, kahve vb kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [جان نثار] canını feda eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fıkıh bilgini, fakih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül açıcı yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاینشين] birinin yerine geçen, halef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demon. brute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çimenlik, bah

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşırı milliyetçilik, şovenizm. chauvinist (i). aşırı derecede milliyetçi kimse. chauvinis'tic (s). aşırı milliyetçi. chauvinis'tically (z). aşırı derecede milliyetçi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tanımadıkları ile iyi geçinemeyen; klanvari; bir klamn ahalisi gibi ancak birbiriyle münasebet kuran. clannishness (i). kendi aralannda grup kurarak başkalanyla konuşmama eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uğursuz sayılan kelimelerden kaçınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, kavrama; farkına varma; bilgi, malumat; (huk). mahkemenin davayı dinlemesi; itiraf; kaza hakkı; yetki alanı; bilgi veya gözlem alanı. It falls within my cognizance .Beni ilgilendirir. take cognizance of dikkat etmek, göz önüne almak; önem verm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askeri birlikler tarafından işgal edilmiş memleketin düşman ile işbirliği yapan vatandaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sömürgede oturan kimse; koloni kurucularından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).fıkra yazarı, gazetede belirli bir köşesi olan yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komünizm. communist (i)., (s). komünist; (s). komünistlere veya komünizme. ait communis'tic (s). komünizm taraftan olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanun tefsircisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dindaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). Dalton hastalığı, renk körlügü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bilgi, ilim, malûmat, irfan. Encümen-i dâniş = Akademi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانش] bilgi. 2.bilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Bilim, bilgi, ilim. Ehl-i daniş: Bilgi sahipleri. Daniş-Merd: Bilgili, Tanzimattan önce kadıların yanında stajer olarak çalışan kimse. - Danişmend: Sultan Melikşah’ın alimlerinden emir Danişmend’in kurmuş olduğu bir Türk devlet ve sülalesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(DANİŞGEH) (i. F). Bilgi yeri, mektep; üniversite.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Üniversite.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Daniş-gâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. dâniştrıend). Dânişmentler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şahâdetnâme, diploma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alim, bilgin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. dânişver). Bilginler, Alimler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانش آموز] öğrenci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانشگاه] üniversite.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Danimarka'ya ait; Danimarka dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müzakere, müşavere, görüşme. 2. Mukavele, muvafakat, anlaşma. Danışık döğüşü = Gösteriş ve aldatmak kasdiyle önceden anlaşarak çıkarılan anlaşmazlık. Ar. muvâzaa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Danışık ile yapılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prearranged. sham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sham. put-up job. thrown game. rigged game. collusion. frame- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). 1.En iyi: Elinden bu işin daniskası gelir. 2.Katmerli. 3.Daniska Bir şehir adıdır Almanca danzig kentinin adından Türkçe’ye halk ağzında daniska olarak geçmiştir. Eskiden Almanya’dan danzig yoluyla gelen alışveriş nesnelerinin üzerinde danzig markası vurulurdu. Oldukça iyi ve sağlam olan bu mallar, halk arasında beğenilir, tutulurdu. Bir şeyin en iyisi, en ileri noktası anlamında bu söz kullanılır. Aslında daniska kötü gibi algılansa da anlamı kalteli ve iyi anlamına gelir.Saçma bir söz kullanıldığında en üst düzeyde saçmalama anlamında Saçmalığın Daniskası sözü kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the best. the finest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the finest. the best.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Danışmak işi. Danışma bürosu = Bazı kuruluşlarda, kuruluşların işlerine ait sorulacak soruları cevaplandırmak üzere açılmış bulunan büro.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisory. consultative. consultation. counsel. inquiry. advice. deliberation. information. information desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisory. consultative. consultation. counsel. inquiry. advice. deliberation. information. information desk. reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information desk. counselling. consulting. information (desk. consultation. counsel. counsel l ing. information. advisory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information bureau / office / centre / center. information bureau / office. press bureau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir iş hakkındaki niyeti birine söyleyip onun da fikir ve reyini sormak, istişare etmek, görüşmek: Karar vermeden önce size danışmaya geldim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consult. take one's advice. advise with. confer. debate. deliberate. turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consult. refer. to consult. to confer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consult with. to confer with. to ask sb's advice on a matter. advise. ask for advice. confer. consult. hold consultation. refer. take counsel. take information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Müşavir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulting. adviser. advisor. consultant. counselor. counsellor. guidance conselor. counsel. guide. mentor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adviser. consultant. counsellor. counselor. advisor. mentor. supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adviser. advisor. counsel. counsel or. advisor adviser. student advisor adviser. consultant. counsel l or. mentor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counseling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy. counselling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.F.) (c. dânişmendân). 1. İlim ve irfan sahibi, bilgin, Alim. 2. Osmanlı devrinde müderrislerin asistanı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانشمند] bilgin, alim. 2.stajiyer kadı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Devlet şûrası, şûrây-ı devlet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دانشور] bilgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davranmak işi. bk. Davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behavioral. behavioural. behavior. behaviour. attitude. conduct. action. demeanor. demeanour. manner. doings. way. act. bearing. deal. dealing. deportment. form. proceeding. stroke. treatment. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. action. asperity. attitude. behaviour. conduct. deportment. fashion. front. manner. treatment. demeanour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attitude. bearing. behaviour. comportment. conduct. course action. demeanour. deportment. fashion. kind act. melodrama. play. treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behaviourism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interdependent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. sosyoloji). Bir bütünü meydana getiren kısımların, duygu ve düşünce birliğine dayanarak, birbirlerine karşılıklı bağlanmaları. Ar. tesanüd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperation. interdependence. interdependency. solidarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidarity. interdependence. public spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dayanıp kuvvet kazanmak, birbirini kollamak, mütesanit olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act with solidarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act with solidarity. hang together. stick together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin ve şeytanların varlığına inanış; şeytanlara olan itikadı tetkik eden ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birinin kılavuzluğu ile bir işe tâyin edilen kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). determinizm, gerekircilik. determinist (i). determinist, gerekirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Determinizme bağlı kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déterministe

fel. belirlenimci

Belirlenimcilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes in determinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also adj.; as, determinist theories.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, nişesten = oturmak). Yürekte duran, yerleşen, pek hoşa giden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلنشين] makbul, hoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). azaltmak, eksiltmek, küçültmek; alçaltmak, zayıflatmak; azalmak, eksilmek, kısalmak, küçülmek; (müz). bir yarım entervali kısaltmak. diminishingly (z). eksilerek, gittikçe azalarak. diminishing returns azalan verim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott. disobedience. non-cooperation. noncooperation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition. resistance. boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance fighter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passive resister. resistance fighter. undergrounder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Hatta birçok ülkede polisler ve hastanelerin acil servis personeli, dolunay oluştuğu zaman işlenen suçların, intiharların, trafik kazalarının daha çoğaldığını, insanların renkleri görme yeteneklerinin azaldığını, sara nöbetlerinin sıklaştığını, sinir hastalarının uykusuzluktan daha çok yakındıklarını söylemektedirler ama bilim insanları bu görüşlere katılmıyorlar.

Eskilerin Ay’ın dönemlerine bağladıkları etkilerin büyük bir kısmının boş inançlar olduğu bir gerçektir. O zamanlar insanların uykularında gezinmeleri dolunay ışığı tarafından çekilmelerine bağlanıyordu. Dolunayın ışığının yatak odasından içeri girmesinin uyuyanın rüyasını etkilediğine, dolunay ile birlikte cinsel içgüdü fonksiyonlarının, insanların üremelerinin ve tarlaların bereketlerinin arttığına hatta ‘kurt adam’ efsanesine bile inanılıyordu.

Bilim insanları yine de Ay’ın evrelerinin ve özellikle dolunayın insanları etkilemesi olayına ciddiyetle yaklaşıyorlar. Ay’ın evreleri ile cinayetler, kazalar, dünyamızda oluşan kasırgaların dağılımı, magnetik alanlarda bozulma, kadınların aybaşları ve sara nöbetleri arasındaki ilişkileri yakından takip ediyorlar, devamlı istatistiki bilgi topluyorlar. Ancak kesin bir sonuca varılmış, Ay’ın evreleri ile bahsedilen olaylar arasında henüz bilimsel bir ilişki saptanmış değildir.

Yapılan bir çalışmada dolunay süresince oluşan trafik kazalarının alışılmadık bir şekilde fazla olduğu saptanmış fakat daha sonra olayların zaman aralıkları incelendiğinde çoğunun hafta sonu günlerine denk geldiği görülmüştür. Hafta sonu tatiline giderken ve dönerken sürücülerin acele etmeleri kazaların en önemli nedenidir. Yani tatil aceleciliğinin yarattığı trafik kazalarının yanında dolunayın etkisinin sözü bile edilemez.

Bilindiği gibi Ay’ın dünyada okyanuslardaki ‘gel-git’ denilen, suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzun da çoğu su olduğuna göre Ay vücudumuzu da etkileyebilir mi? Vücudumuzdaki suyun oranı, okyanuslardaki su miktarı ile kıyaslanamayacağı gibi ‘gel-git’ olayı günde iki kez oluşmaktadır. Yani Ay’ın çekim gücü insanı etkilese bile bunun sadece dolunay safhasında değil her gün olması gerekir.

Dolunay safhasında iken Ay’ın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir, çünkü bu safhada Ay’ın dünyaya gönderdiği ışık miktarı Güneş’in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır.

Peki dolunayı bu kadar özel kılan nedir? Dolunay, Güneş Dünya’nın bir tarafında, Ay ise tam aksi tarafta aynı hizaya gelince oluşur. Bu durumda Güneş’in, Ay’ın Dünya üzerindeki etkisini arttırıp arttırmadığı da incelenmiştir. Bir miktar arttırdığı doğrudur ama Güneş o kadar uzaktadır ki bu etkileme de fazla kayda değer değildir.

Öyle görülüyor ki, her gün olan olaylar, Ay’ın dolunay safhasında da olunca sebep ona bağlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oturduğu yer cehennem olan, kâfir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hıristiyan kiliselerinin evrensel birliği için uğraşan kimselerin düşünce ve prensipleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the lesser of two evils. the lesser evil. of two evils choose the less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. expressionniste

fel. dışa vurumcu

Dışa vurumculuk akımına bağlı olan (sanatçı).


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. impressionniste

izlenimci

İzlenimcilik yanlısı olan (sanat veya sanatçı).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Akademi, ilim encümeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «üns» ten smüş.). Görüşülen adam, arkadaş, hemdem, dost.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انيس] dost. 2.sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dost arkadaş. 2.Yar, sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Enis).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kız kardeş, teyze veya halanın kocası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sister's or aunt's husband. uncle by marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Erivan.

Nüfus: 3.522.000.

Yüzölçümü: 11.500 km2.

Komşuları: Kuzeyde Gürcistan, Doğuda Azerbaycan, Güneyde İran, Batıda Türkiye.

Din: %94 Ortodoks.

Dil: Ermenice.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Bugünkü Ermenistan 2 Nisan 1921’de bir Sovyet Cumhuriyeti olarak kurulmuştur. 30 Aralık 1922’de SSCB’nin bir parçası olan Kafkas seddini oluşturmak üzere, 12 Mart 1922’de Gürcistan ve Azerbaycan’la birleşti. Ermenistan, 5 Aralık 1936’da SSCB’nin anayasal bir cumhuriyeti oldu. 7 Aralık 198’de meydana gelen bir deprem sonucu 55.000’den fazla insan öldü, bir çok şehir yıkıntı haline dönüştü. Ermenistan 23 Eylül 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan etti ve 26 Aralık 1991’de SSCB dağılınca da tamamen bağımsız bir devlet oldu. Çoğunluğu Hıristiyan olan Ermenistan ile çoğunluğu Müslüman olan Azerbaycan arasındaki savaş 1992’de yayıldı ve 1993’te, 1994’te de devam etti. Azerbaycan’da Dağlık Karabağ Enklavi üzerine iki tarafın da egemenlik iddiaları vardı. 1994 Mayıs’ında Ermeni güçlerinin bu bölgede kontrol kazanmaları üzerine geçici bir ateşkes ilan edildi.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) saadeti en yüksek gaye bilen felsefe sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), şiir zeval bulmak, yok olmak, gözden kaybolmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tahtta oturan, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Değiştiriciye, başka bir CD çalınırken ses kaybı olmadan bir CD takılmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fahir). - Çok övünen, şanlı, şerefli, onurlu kadın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın haklarını tanıtma mücadelesi, feminizm: (tıb). erkekte dişil özellikler bulunması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Femnizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feminist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a supporter of feminism of or relating to or advocating equal rights for women; 'feminist critique'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feminist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a supporter of feminism. of or relating to or advocating equal rights for women; 'feminist critique'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). feminist, kadın hakları savunucusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. finish

1. bitme, 2. sp. varış

1. Bitmek işi. 2. Bir yarışın son bulduğu yer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). son, hitam, nihayet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). bitirmek, sona erdirmek; tamamlamak, ikmal etmek; terbiye etmek; mahvetmek; telef etmek, yıkmak; (k).dili yok etmek; bitmek, sona ermek, nihayet bulmak; (i). nihayet, son; en mükemmel durum, son iş, cila, rötuş. finish off veya up bitirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bitiren veya tamamlayan kimse, ikmal eden kimse; fabrikadan çıkacak mamullerin son işlerini yapan işçi veya makina; nihai darbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photofinishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f teçhiz etmek, malzemesini vermek; döşemek, tefriş etmek; salamak, tedarik etmek, vermek furnished s möb leli, döşeli furnishings i mefruşat, mobilya, eşya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kimyasal kuvvetle husule gelen elektrik, galvanizm; t/b gal vanik elektrik cereyanı ile tedavi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i ocakların iç tarafına doşenen çakmaktaşı ve balçıktan ibaret bir cins tuğla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. donatmak, süslemek; bir servis tabağındaki yemeğin etrafını süslemek; huk. haczetmek; i. süsleme. garnishment i. süsleme; haciz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., huk. haczetmek, haciz koymak, hacze bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı gen). 1. Bol, Ar. vâsi: Geniş yol, geniş meydan. Geniş boru, delik. 2. Enli, Ar. arîz: Geniş kumaş. 3. mec. Laubâll, kayıtsız: Onun mezhebi geniş. 4. Ferah, kolay, sühûletli: Onun hali geniştir. Geniş gönüllü; kayıtsız, gamsız. 5. Demirci Aletlerinden bir çeşit rende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wide. broad. capacious. vast. extensive. comprehensive. obtuse. extended. large. open. roomy. spacious. walk-in. ample. commodious. cosmic. cosmical. expansive. full. splay. broadly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ample. broad. catholic. comprehensive. cosmic. expansive. large. roomy. sizable. spacious. voluminous. wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wide. extensive. spacious. vast. wide. broad. carefree. ample. broad. commodious. expansive. immense. large. volumed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtuse angle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtuse / wide angle. obtuse angle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Geniş açılı objektif sayesinde, fotoğrafını çekeceğiniz kişiden veya alandan uzaklaşmanıza gerek kalmadan her fotoğrafa çok daha fazlasını sığdırabilirsiniz. Bu özellik manzara ve parti çekimlerinde ve kareye daha fazlasını sığdırmak istediğiniz tüm durumlarda en büyük yardımcınız olacak.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Her zaman açık ve ultra hızlı olan Geniş bant, size saniye 24 MB veya üstü hızlarda yüksek hızlı karşıda ve karşıdan yükleme sunan sürekli bir Internet bağlantısıdır. Telefon hattınızla bir arada çalıştığından, her iki dünyanın en iyisine sahip olabilirsiniz: sabit kablolu hattan konuşurken aynı anda Internet’i kullanma. Internet’te müzik, e-kitap, video akışı ararken veya yalnızca gezinirken içeriğe daha hızlı ve daha az gecikmeli (tabi gecikme olursa) olarak erişirsiniz. Geniş bandın şimdi dünyanın her tarafından kullanılmasının nedeni budur: dizüstü bilgisayarlardan ve PC’lerden cep telefonlarına, BRAVIA HDTV’lere ve PlayStation® oyun konsollarına… yapmak istediğiniz ne olursa olsun World Wide Web’e hızlı ve kolay bir şekilde bağlanma.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MiniDisc’in ses kalitesi, normal 16 bit standardına kıyasla yüksek çözünürlüklü 20 bit sinyal işlemesiyle geliştirilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

global.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir televizyonu tanımlamak için kullanıldığında, geniş ekran genellikle DVD ve HDTV yayınları izlemek için en uygun oran olan 16:9 en boy oranını ifade eder.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların 16:9 kayıtları (özel donanımlı video kameralar tarafından çekilmiş) tam formatta, bozulma olmadan izlemesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple present tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion. extension. broadening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion. broading. spreading. enlargement. evolution. widening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bollanmak, enli olmak, Osm. tevessü eylemek, kesb-i vüs’ at etmek: Bu elbise eskidikçe genişledi. Yollar genişledi. 2. Geçinmesi kolaylaşmak: Hâli vakti genişledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widen. extend. expand. dilate. enlarge. spread out. broaden. splay. sprawl. yawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broaden. dilate. enlarge. expand. widen. to broaden out. to widen. to broaden. to enlarge. to dilate. to expand. to extend. to ease up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to widen. to broaden. to expand. to ease up. to expend. branch out. bulk. eke out. enlarge. evolve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bollanmak, tevessü etmek, enli olmak: Bu bahçe epey genişlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made wider or broader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlargement. extension. broadening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widening. broadening. amplification. extension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Geniş etmek, bollatmak, tevsi etmek, açmak: Yolu, bahçeyi, kapıyı genişletmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widen. broaden. enlarge. expand. amplify. dilate. extend. let out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplify. broaden. canalize. dilate. enlarge. expand. extend. widen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widen. expand. extend. to widen. to broaden. amplify. develop. dilate. enlarge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bolluk, vüs’at: Yolun, meydanın genişliği. 2. En, arz: Kumaşın genişliği. 3. Kolaylık, geçim ferahlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wideness. width. breadth. amplitude. spaciousness. roominess. largeness. openness. ampleness. expanse. expansion. extent. spread. vastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplitude. breadth. extent. width. wideness. ease. extensiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

width. wideness. comfort. wealth. amplitude. breadth. immensity. latitude. profundity. range. scope. vastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katırtırnagı, bot. Genista scoparia, Genista luncea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German philology , German studies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cevâhir serpen. 2. Fevkalâde söz ve şiir söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kıymetli taşlarla işlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Erkeklik organının sertleşmemesi, sağlık durumunun bozukluğundan kaynaklanır. En önemli neden sinir bozukluğudur. Kendine güvenememe, yorgunluk, içki, şeker hastalığı, uyuşturucu madde alışkanlığı da diğer nedenler arasında sayılabilir. Tedavinin ilk şartı; kötü alışkanlıkları bırakmak, kendine güvenmek, temiz havada dolaşmak ve yeterince gıda almaktır. Aşağıdaki reçeteler de penisi sertleştirmek amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, tuzsuz içyağı.

Hazırlanışı : 4 diş sarımsak dövülür. Üzerine 1 tatlı kaşığı eritilmiş tuzsuz içyağı katılıp, yoğrulur. Akşamları, bir parça alınıp penise sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mode of dressing. turnout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir köşeye çekilen, münzevî, insanlardan uzaklaşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوشه نشين] köşesine çekilen, inziva hayatı süren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güvenmek işi ve tarzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. halvet, Fars. nişîden = oturmak). Halvette, yani tenhalıkta oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yemin bozan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça: harâbe = virane, Farsça nişesten = oturmak). Viranede oturan, bir viranenin köşesine sığınıp orada barınan yoksul kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) kompozitör; uyum kurallarını bilen kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hâtır, Fars. nişânden = durmak). Hatırda kalan, hatırda duran: O hal hâl A hâtır-nişânımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerant. accomodating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hayme = çadır, Fars. nişesten = oturmak). Çadırda oturan, göçebe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيمه نشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadırda oturuş, göçebelik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kadınların hayırlısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hazan (sonbahar) görmüş, sararıp solmuş yer, güz bahçesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). hayatın esas gayesini zevk kabul eden öğreti, hedonizm, hazcılık; zevke düşkünlük. hedon'ic (s). hedonizme ait. he'donist (i). zevk düşkün kimse; hazcılık taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hedonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes in hedonism. someone motivated by desires for sensual pleasures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone motivated by desires for sensual pleasures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yunanca deyim veya terim; eski Yunan medeniyeti; Yunan dilini kullanma; Yunan ideallerini benimseme, Helenizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yunanlı olmayıp Yunanca konuşan kimse. (özellikle eski Musevilerde); Yunan dili ve edebiyatı bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Yunan tarihinde Büyük iskender zamanından sonraki devreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beraber oturan. Ar. celîs.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanlık çıkarlarına bağlılık; ilâhiyat ve metafiziğe önem vermeyen bir felsefe sistemi; edebi talim ve terbiye; b.h. humanizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humane. classical. humanist. classical scholar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanist. humanist insancıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bazı geceler bataklıklarda görülen ve organik maddelerin çürümesinden hasıl olan gazlardan çıkan ateşli buhar; aldatıcı ümit veya her hangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hokkabaz; kuruntu sahibi kimse, hayalperest kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. illusionniste

göz bağcı

Göz bağı yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illusionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illusionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izlenimcilik, empresyonizm impressionist i. izlenimci, empresyonist impressionis'tic s. izlenimciliğe dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnanmak işi ve şekli: Bu nasıl inanış?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belief. faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belief. faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. yadgerekircilik, indeterminizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. indéterministe

fel. belirlenmezci

Belirlenmezcilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. inmek işi ve tarzı: Bir iniş indi ki. 2. Yukardan aşağıya eğik yer, yokuş mukabili: Hayvana iniş de zor gelir yokuş da. İniş inmek. 3. mec. İnhitat, gerileme. İniş aşağı: İnişte, inerken, iniş yokuş: Engebe, düz olmayan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declivity. descent. dip. drop. landing. touchdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decline. descent. dip. drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descent. landing. downward slope. declivity. leading line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descent and ascent. rise and fall. fluctuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir şeyi daha önce kendisinin yapma kudreti, teşebbüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initiative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initiative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sloping downwards. having declivities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dahiliye uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) hakikatlerin akıl ve bilgi ile değil de sezgi yolu ile ortaya çıkarılabileceğini ileri süren öğreti; duyularımızla algıladığımız cisimlerin gerçek olduğunu savunan öğreti; insanın sezgi anlayışına sahip olduğunu ve bununla doğru ahlâk kai

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) alaylı bir surette yazan veya konuşan kimse, cinasçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İşlenmek işi ve tarzı. bk. İşlenmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeniçeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kalensüve). Kalensüveler, tepesi sivri külâhlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Martıya benzeyen eti lezzetli bir cins dere kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue. closure. closedown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closedown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Closing Price)

Bir seansta Borsa kaydına alınan (tescil edilen) en son işlemin fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kilise.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کنيسه] kilise.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpshooter. dead shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir tahtanın lâmbasına geçen öbür tahtanın çıkıntılı kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kara kimyon (güzel kokulu bir tohumdur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coriander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coriander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(): Maydanozgiller familyasından; Haziran - Ağustos ayları arasında pembe beyaz renkli çiçekler açan, 30 - 50 cm boyunda, oldukça fena kokulu bir yıllık otsu bir bitkidir. Nemli çayır ve sırtlarda yetişir. Yaprakları açık yeşil renkli ve tüylüdür. Çiçekleri, dallarının uçlarında şemsiye şeklinde toplanmıştır. Meyveleri nişasta, tanen, şekerler ve uçucu yağ taşır. Kişniş şekeri, likör yapımı, pastacılık ve eczacılıkta kullanılır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Bağırsak gazlarını giderir. Sinirleri yatıştırır. Hazmı kolaylaştırır. Sinirsel baş ağrılarını keser. Karın ağrılarını giderir. Cinsel arzuyu kamçılar. Aybaşı kanamasını düzenler. Doğumu kolaylaştırır. Sürmenajda faydalıdır. Bayat yiyeceklerin zararını azaltır. Fazla miktarda yenirse zararı görülür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Komünizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communist. communistic. red. communist. commie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commie. communist. red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Komünizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). .Yollanılmak üzere gemiye teslim edilen bir mal için vrilen senet. bk. Konşimento

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. corniche). 1. Perdenin asılmasına mahsus, pencerenin üzerine takılan süslü tahta, maden avadanlık: Pencere kornişi, perde kornişi. 2. Asılacak bir levha, resim vesaire etrafına çevrilen oymalı ve süslü çerçeve: Şu resme güzel bir korniş geçirmeli. 3. Yapıların gerek taştan olan duvar, sütun vesair taraflarında ve gerek tahtadan olan tavan vesairesinde süs için boyuna uzanan oymalı çıkıntı: Saçağın altına, tavanın kenarına, sütunun başına genişçe bir korniş çekilse fena olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornice. curtain rod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornice. moulding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gherkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gherkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Korna çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kullanma, istimâl. 2. Kolaylık, suhûlet, uygunluk, rahatlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usage. way of using. use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kullanması kolay ve rahat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handy. convenient. practical. functional. useful. serviceable. purposive. all-purpose. available. general-purpose. manageable. operable. practicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handy. manageable. practical. serviceable. useful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

user friendly/user-friendly. handy. useful. seviceable. available. commodious. convenient. down to earth. practical. purposive. serviceable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability. serviceableness. usability. usefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kullanılması güç: Kullanışsız mobilya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incommodious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkward. cumbersome. clumsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unhandy. useless. unserviceable. cumbersome. impracticable. incommodious. unworkable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incommodiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fars. kûşe = bucak, nişisten = oturmak). Bir köşede oturan, bir köşeye çekilmiş, münzevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Leninist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Leninist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneşle aynı ilişkisine veya hareketine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makinist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Makinelerden anlayan usta işçi. 2. Lokomotif, vapur veya fabrikanın makinesini işleten kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machinist. mechanic. engineer. engine driver. machine repairman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engineer. engineman. engine operator. machine operator. machinist. shop machinist. enginedriver. locomotive driver. fitter. operative. engine driver. mechanic. runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü idare etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). İki tarafı ikişer dilli makaradan donatılmış büyük palanga.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erkek gibi (bilhassa kadın), erkeksi; erkeğe yakışır, erkekçe. mannishly z. erkek gibi. mannishness i. erkek gibi oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mekanizma, makina tertibatı, bir makinayı meydana getiren bütün kısımlar; işleyiş; teknik, üslup, yöntem; fels. mekanikçilik, mekanizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., nad. makinacı; makinist, makina uzmanı; fels. mekanikçi, mekanizm taraftarı kimse. mechanis'tic s. mekanik, mekaniğe değgin; fels. mekanizme özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. medrese, Fars. nişesten = oturmak). Medresede oturan, medresede yatıp kalkan: Medresenlşîrı bir talebe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. saç, deri ve dokularda renk maddelerinin fazlalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Huy, yaratılış. Harmeniş = Merkep huylu, dikbaşlı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir tarafı içbükey ve diğer tarafı dışbükey mercek; fiz. tepesi içbükey veya dışbükey duran sıvı sütunu; anat. menisk, oynak ayçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyol. mikroorganizma, mikrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kadınlığın güneşi, erdemli, nitelikli kadın.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

SD kartlardan daha küçük hafıza kartıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mini etek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz, vaiz; bakan, devlet vekili; orta elçi. minister plenipo tentiarv orta elçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bakmak, yardım etmek, hizmet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakanlık veya orta elçilik görevine ait; papaz veya vaizin görevine ait; yöneticiliğe ait; zorunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hizmet, görevi yerine getirme; yardım. min'istrant i. hizmet eden kimse, yardım eden kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vaizlik, papazlık; papazlar; bakanlık, vekâlet; hizmet, yardım. Ministry of Agriculture Tarım Bakanlığı. Ministry of Commerce Ticaret Bakanlığı. Ministry of Communications Ulaştırma Bakanlığı. Ministry of Customs and Monopolies Gümrük ve Tekel Baka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.kadından nefret eden kimse, kadın düşmanı.misogynous s.kadından nefret eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who admires the moderns, or their ways and fashions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An advocate of the teaching of modern subjects, as modern languages, in preference to the ancient classics. an artist who makes a deliberate break with previous styles of or relating to modernism; 'modernist paintings'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an artist who makes a deliberate break with previous styles. of or relating to modernism; 'modernist paintings'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. bircilik, monizm monist i. monizm taraftarı. monis'tic s. monizme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monist

fel. tekçi

Tekçilik taraflısı olan, tekçilikle ilgisi olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A believer in monism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cins» den if.) (mü. mücânise). Bir cinsten olan («mütecânis» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «üns» den if.) (mü. mûnise). 1. İnsana yakın, herkesle görüşen, kanı sıcak. 2. İnsandan kaçmayan, alışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subdued. sociable. friendly. tame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tame. sociable. friendly. companionable. housebroken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مونس] cana yakın, alışılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ünsiyetli alışılan, yadırganmaz, alışılmış. Cana yakın sevimli. İnsandan kaçmayan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Munis).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «üns» den if.) (mü. müste’nise). Vahşiliği gidip alışmış olan, alıştırılmış, Osm. istinâs etmiş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mutationiste

biy. değişinimci

Değişinimcilik yanlısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cins» den if.) (mü. mütecânise). Aynı cinsten olan: Hayvanât-ı mütecânise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogenous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متجانس] aynı cinsten, homojen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cücelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (neseve ve nisvân gibi çokluk olup, müfredi yoktur). Kadınlar, inâs: Tâife-i nisâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نسا] kadınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kadınlar. 2.Kur’an-ı Kerim’in 4.suresi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Asıl ve esas. 2. Kıvam, istenen derece.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نصاب] aranan sınır. 2.sermaye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NİŞABÜR, NIŞAPÜR) (i. F) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam (İran’da Horasan’da bir şehrin adıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde Nişâbûr makamında kullanılan üçlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde dügâh (lâ) perdesinde kalan bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dokuyuculuk, dokumak sanatı, çulhalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sal volatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Amonyak tuzu denilen, tuzlu ve yakıcı beyaz bir madde. Nişadır ruhu = Amonyak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nişâdırıyye) (kimya). Nişadıra (amonyaka) ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kadın hastalıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadın hastalıkları mütehassısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NİSAN) (i.) (Süryânîce’den). Mart ile mayıs arasındaki ay: Nisan ayında. Ebr-i nîsân = Nisan bulutu, bereket ve cömertlik hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NİŞAN) (i. F.). 1. Alâmet, eser: Nâm ve nişanı, kalmadı. 2. Senbol, belli olmak için edilen işaret, damga vesaire: Nişan koymak. 3. Yara eseri, iyi olmuş yaranın belli olan yeri: Kılıç yarasının yüzünde nişanı kaldı. 4. Ok veya kurşun ve gülle ile vurulması istenen nokta, hedef: Nişâna atmak, nişan dikmek. 5. Hedefe vurmak üzere silâhın göze götürülüp doğrulması: Nişan almak, nişan atmak. 6. Silâhın üzerinde nişan almaya mahsus ve ekseriya oynak ve dereceli Alet: Bu tüfeğin nişanı doğru değildir. 7. Bir kıza namzed olan erkeğin buna alâmet olmak üzere verdiği yüzük vesaire: Kızın parmağında nişanı vardı. 8. Namzetlik, nikâhlanmadan önceki sözleşme, sözlülük. 9. Bir hâdiseye hâtıra olmak üzere dikilen taş: Nişan taşı (nişantaşı). 10. Tuğray-ı hümâyûn, Osmanlı devrinde ferman ve beratlara çekilen işaret. 11. Devlet tarafından yüksek hizmet sahiplerine verilen ve göğse takılan alâmet. Her devlette dereceleri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NİŞAN) (i. F.) (sıfat terkiplerinde). 1. Duran, yerleşen, dikilen, kalan. Hâtır-nişân = Hatırda kalan. 2. Diken. 3. Gösteren, eser ve alâmet hükmünme olan: Fermân-ı Adâlet-nişân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apr. april.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first month of the Jewish ecclesiastical year, formerly answering nearly to the month of April, now to March, of the Christian calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Abib. the seventh month of the civil year; the first month of the ecclesiastic year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

april.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first month of the Jewish/Semitic calendar year It occurs in March/April.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The seventh month of the year in the Jewish calendar -- Seph28.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

First liturgical Jewish month This is the religious calendar order given by God in Exodus 12.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The twelfth month of the Hebrew calendar, the spring month in which Passover falls at the full moon O. the seventh month of the civil year; the first month of the ecclesiastic year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign. mark. engagement. betrothal. target. decoration. medal. order. affiance. badge. brand. butt. device. ensign. espousal. gong. plume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. distinction. engagement. mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. engagement. ensign. mark. medal. token. track. indication. target. order. betrothal. engagement ceremony. aim. record. notation. marking identification. earmark. adjusting mark. plaque. signature. hall mark. signet. index. stamp. badge. brand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نشان] iz. 2.belirti. 3.nişan yeri. 4.devlet madalyası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Süry.) (Kadın İsmi) 1.Bolluk, bereket, cömertlik. 2.İlkbaharın 4.ayı.. 3.Sur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.İm, iz, belirti. 2.Amaç, hedef. 3.Tuğra, madalya.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take aim. to win a decoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hedef yeri. 2. Ateşli silâhların nişan almaya mahsus yeri: Bu tüfeğin nişangâhı pek doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çizgi çizmeye mahsus marangoz Aleti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Nişan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nişan atmada mahir, hedefe vurmada mehareti olan: Çok iyi nişancıdır. 2. Osmanlı devrinde yüksek bir devlet görevlisi: Nişancı Mehmet Paşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marksman. shooter. gunner. pistol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marksman. shot. ggod shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good marksman. sharpshooter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nişan atmada meharet, hedefe vurmak mehareti: Onun nişancılığı meşhurdur. 2. Osmanlı devrinde «nişancı» denen bakanın görevi: Uç yıl nişancılık etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marksmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

markmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Durmuş, durdurulmuş, dikilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eser, alâmet, emâre

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نشانه] belirti, işaret.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نشانگاه] nişan tahtası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betrothal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nişan koymak, işaret etmek. 2. Nişan atmak, hedefe vurmak: Güzel nişanlıyor. 3. Evlenmek üzebirbirine sözlü etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to engage. to betroth / to affiance sb to. to take aim at. to mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affiance. betrothal. engagement. becoming engaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir nişanla işaret olunmak. 2. Evlenmek için sözlü olmak: Filân kız, filân delikanlı ile nişanlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get engaged. be engaged. betroth oneself. espouse. affiance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betroth. to get engaged. to be marked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get engaged. to be marked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir nişanı olan. 2. Evlenmek üzere namzet; nişanlanmış: O kız nişanlıdır, kızın nişanlısı burada değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaged. engaged to be married. affianced. intended. fiance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaged to be married. fiance. fiancée. betrothed. engaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quorum yetersayı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quorum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Saçma, serpme, dağıtma. 2. Düğünde saçılan para vs. (Farsça sıfat terkiplerinde). Saçan, saçıcı. ZerNisâr = Altın saçan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نثار] saçma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

saçmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Unun glüten hariç hidrokarbon kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starch. amyl. farina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starch. amid. amidine. amyl. amylum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(starch): Buğday, arpa, yulaf, pirinç, mısır gibi tahılların tanelerinden ve patatesten özel yöntemlerle elde edilen unumsu bir maddedir. Sıcak suda nişasta peltesi denilen jelatinimsi bir kütle haline gelir. Kullanıldığı yerler: Güzellik maskelerinde, eczacılıkta ve çamaşırları kolalamakta kullanılır. Aynı zamanda iyi bir besindir. Tentürdiyot zehirlenmesinde çok faydalıdır. Lapası deri ve göğüs hastalıklarında kullanılır. İltihapları giderir. Cilt hastalıklarında kaşıntıları keser. Banyo suyuna karıştırılıp yıkanılırsa cildi yumuşatır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bağlılık, ilgi: Kendisinin o aileye nisbeti vardır. 2. Kıyas, iki şeyin birbirine göre mukayesesi: Benim hâlim sizin hâlinize nisbet olunmaz, nisbet kabûl etmez. 3. (matematik). İki sayı veya şekil arasındaki münasebet ve kıyas. 4. (Türkçe) Birine karşı inadına yapılan iş ve gösterilen hâl: Bana nisbet yapmak istiyor. (Türkçe) Rağmen: Bu işi bana nisbet yapıyor. Arapça tâbirlerde «nisbe» şeklinde de kullanılır. Bi’n-nisbe = Nisbetle, nisbeten. nisbetçi (i.). Başkasına inat bir şey yapan, gösterişçi, inatçı: Çok nisbetçi adamdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نسبت] oran. 2.oranla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nisbetle, kıyas ve mukayese olunarak: Bu, ötekine nisbeten büyüktür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neseb»den imen.) (mü. nisbiyye). Nisbetle, kıyas ve mukayese ile olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نسبی] göreceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisi makam ve dizilerinde tam sekizli ve beşlilerin toplam sayısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ailesi Japonya'dan gelmiş olup Amerika'da doğup büyüyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oturma (sıfat terkiplerinde «nişin» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. nişeste-gân). Oturmuş, oturan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نصف] yarı, yarım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نصف اخير] son yarısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Nısfiye çalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NISFİYYE) (i. A.). Ney çalgısının küçük ve ince seslisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Yarımlık, yarı yarıya bölme, bölüşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NISFÜ’N-NEHAR) (i. A. astronomi). Meridyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نصف النهار] meridyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bağ.), (huk.) olmadığı takdirde, olmazsa, yoksa decree nisi bozulmasını gerektirecek bir sebep çıkmadığı takdirde belirli bir süre sonra kesinleşecek olan boşanma kararı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İniş, yukardan aşağıya inen yer, mâil («şev, şiv» buradan gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. -F.). Meclis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Toplantı yeri, toplanma yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (nişesten fiilinden olup sıfat terkiplerinde bulunur). Oturan, oturmuş. Post-nişîn = Tekke postunda oturan şeyh. Taht-nişin = Tahta oturan hükümdar. Mesned-nişîn = ‘Yüksek bir makamda oturan. Sadr-nişîn = Başta oturan veya sadâret makamında bulunan. Kûşe-nişîn = Münzevî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نشين] oturan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measure. rate. ratio. propotion. relationship. relation. proportion oran. from spite. just to spite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rate. proportion. relationship. relation. spite. spiteful action. percentage. ratio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiteful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in some degree. in proportion to. in comparision with. comparatively. beside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relatively. in comparison. in proporation. comparatively. in comparison with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relatively. in comparison to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportionate. out of proportion. unproportionate. incommensurable. incommensurate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportion. asymmetry. incommensurability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative. relative. comparative göreli. bağıntılı. izafi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on percentage basis. relative. proportional. comparative. in kind. proratable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative majority. proportionate majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çelikten yapılmış yarım silindir şeklinde portatif bina, baraka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yokluk. Hestî ve nistî = Varlık ve yokluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (ism-i cem’ olup müfredi yoktur). Kadınlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نسوان] kadınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Unutma, unutuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نسيان] unutma. 2.unutulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nurlu kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir borç veya ziyanın tediye ve ifa veyahut tazmin edilmesi: Bunun ödenmesi, ödenişi ne suretle olacaktır?

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her şeyi bilen, âlim. the Omniscient Allah, Alimimutlak, omniscience i. her şeyi bilme. omnisciently z. her şeyi bilerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarıda kalmış cinsi munasebet; istimna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Oportünizm anlayışına, görüşüne uygun hareket eden, idare-i maslahatçı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. opportuniste

fırsatçı

Duruma göre davranan, içinde bulunduğu şartları değerlendirmeyi bilen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunist. temporizer. timepleaser. timeserver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.fırsatçılık,oportünizm. opportunist i.fırsatçı kimse,oportünist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örgenlik, organizma; oluşum, örgüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Org çalıcısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. org çalan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Geniş Ekran TV’yi, 4:3 ya da letterbox yayınlarda otomatik olarak gerekli zoom moduna geçirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.Turancılık. PanTuranian s. Turancılıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Erkeklik organı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

anat. erkeklik organı

Erkeğin çiftleşme organı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penis. dick. cock. joystick. dong. peter. phallus. prick. rod. tool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The male member, or organ of generation. the male organ of copulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penis. cock n. pecker. phallus. prick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the male organ of copulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiener , member , cock , dick , donger , penis , shaft , wanger , wang , whanger , whang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -nises, -nes) erkeklik uzvu, tenasül aleti, kamış, penis, slang. yarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçok ateşli hastalıklara başarı ile kullanılan antibiyotik bir Aç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penicillin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penicillin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. günahsız hayatın kabil olduğunu kabul eden kuram; hayatın en yüksek gayesinin ahlâki kemale erişmek olduğunu kabul eden kuram. perfectionist i. bu nazariyeler taraftarı; her şeyin mükemmel olmasın aşırı derecede isteyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. perfectioniste

mükemmeliyetçi, yetkinci

Herhangi bir alanda mükemmel olma yolunda aşırı çaba sarf eden kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Üstünde tek kabuğu olan küçük bir yumuşakça (patella).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., müz. çok hafif (sesle), kıs. pp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyanist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz, değersiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pianist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pianist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düzlem küre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eflatun'un felsefesi, Eflatunculuk; Eflatun'dan kalma deyim. Platonist i. Eflatun felsefesi taraftarı. Platonize f. Eflatun felsefesini taklit etmek; bu felsefeye uydurmak; idealleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyhlik makamında oturan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,güz. san. özellikle yirminci yüzyılın başlarında Fransız sanatkarlarınca rağbet gören ve kübizm ile fütürizmi içine alan resim ekolü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پست نشي ن] postta oturan. 2.pîre vekaletle postta oturan, tekke şeyhi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit verici; kendisinden çok şey umulur, istikbali parlak. promisingly z. ümit verici bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir piyes veya hikâyede baş rolü oynayan kimse; kahraman; önayak olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ceza vermek, cezalandırmak; yola getirmek; azarlamak, tekdir etmek; ıstırap çektirmek, eziyet vermek; şiddetle dövmek, hırpalamak (boksta). punishable s. cezalandırılır; cezaya layık. punishment i. ceza, tekdir; k.dili zorluk, cefa, eziyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milâttan dört yüzyıl evvel Yunan filozofu Pyrrho'nun yaydığı şüphecilik felsefesi; aşırı septisizm. Pyrrhonist i. Pyrrho septisizmi taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) resepsiyon memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,A.B.D. hatırlamak, hatıralarını tekrarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hatırlama, hatırda tutma, anımsama; hatırlanan şey, yadigâr; eks. çoğ. hatıralar, hatırat.reminiscent s.hatırlayan; hatırlatan; hatıra kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar doldurmak; tamamen doldurmak; türü azalmış canlıları türetmek. replenishment i. tekrar dolma veya doldurma; dolduran şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Ren ırmağına veya çevresine ait; i. Ren şarabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who adheres to Romanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kadınların sabırlısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sadr = baştaraf, Fars. nişasten = oturmak). Başta oturan, başkanlık eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Odanın sokak tarafına çıkıntısı ki üç tarafı pencereli ve döşemelidir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) 1.Hükümdar kadın, hükümdar karısı. 2.Kadınların şahı, üstün nitelikli, değerli kadın.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهنشين] cumba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kırda veya çölde oturan, bedevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kendini gözetme. 2. Kaçınma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dindar, iffetli, temiz Müslüman kadınlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağa sola eğilerek yürüme, Fars. hırâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing. vibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şamanizme bağlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very wicked person. an adherent of Satan or Satanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an adherent of Satan or Satanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. savmaa = ibâdet yeri, Fars. nişesten = oturmak). Savmaada oturan, münzevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sâye = gölge, nişesten = oturmak). 1. Gölgede oturan, bir şeyin gölgesi altına sığınan. 2. mec. Himaye altında bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. seccâde = halı, nişesten = oturmak). Seccâdede oturan, şeyhlere mahsus bir post ve makamda bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) ŞAh-nişîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهنشين] cumba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Kadınların güneşi. Güneş gibi kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. ser = baş, zeniş = vuruş). Başa kakma, azarlama, tekdir, çıkışma, sitem etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reprehension. reproach. reproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرزنش] sitem, başa kakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرزنشکار] sitem edici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. calling out. addressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevinme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سدره نشين] sidretülmüntehâda oturan melek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uğursuz, meşum; netameli; bozuk, kötü, fesat; kötülük saçan; nad. sol; hane. kalkanın solundaki. a sinister design kötü fikir, meşum plan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sola ait, sola meyilli; solak. sinistrally z. sola doğru, sola meylederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (argo) Çabucak yapıverirle, çarçabuk yapılıveren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Kudüs’ün eski adı olan «Sion»dan). Siyonizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Zionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kelimenin söylenme terzi, telâffuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation. pronunciation telaffuz. sesletim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ispanyol, İspanya'ya veya İspanyolca'ya ait; i. İspanyolca. the Spanish İspanya halkı. Spanish brown topraktan yapılan kahverengi bir boya. Spanish chestnut kestane. Spanish fly ispanya sineği, zool. Lytta vesicatoria; kuduzböceği, zool. Cant

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driftage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. domuz gibi; hayvan gibi, kaba. swinishly z. hayvanca. swinishness i. hayvanlık, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i aynı zamana tesadüf etme, eşzamanlılık, tarih sırasına göre düzenleme; de/gıs/ik zamanlardaki olayların aynı resimde gösterilmesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. taht, nişesten = oturmak). Tahtta oturan hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تخت نشين] tahtta oturan, hükümdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanıdık kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an acquaintance. acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanıdık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirini karşılıklı olarak tanımış bulunma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintanceship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutual acquaintance. acquaintance. acquaintanceship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance. acquaintanceship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

getting acquainted with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini tanımak: Bir görüşmede tanıştık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet. make acquainted with. become acquainted with. make oneself acquainted with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get acquainted with sb. to be acquainted with each other. to know one another. meet. pick up with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. Kelt kabile reisinin hayattayken seçilen veliahdı. tanistry i. Keltlerde cülus kanunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. introduction takdim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini tanımıyanların tanışmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. a knockdown to smb. introduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduce. present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to introduce to (another. introduce. present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ibâdet, Fars. perestiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kirletmek, lekelemek; lekelenmek; donuklaştırmak, karartmak; kararmak, donuklaşmak; i. leke, kir; kararma, donuklaşma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cinâs» tan masdar). Cinas kullanma, iki mânâlı söz söyleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجنيس] cinas yapma, iki anlamlı söz kullanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bir işin ilim tarafından ziyade tatbikatıyla uğraşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician. operator. operative. engineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician. mechanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician. operator. repairman. technical man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tekye, Fars. nişesten = oturmak). Tekyede oturan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. tennis

sp. alan topu

Ağla ortasından ikiye bölünen bir alanda tek veya çift oyuncuların raketle karşılıklı vurdukları, çeldikleri topu, belli kurallara göre, karşılanamayacak biçimde birbirlerinin alanına düşürerek sayı kazanmaları esasına dayanan oyun.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court tennis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tennis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tennis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tennis court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tennist court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tennis player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tenis. tennis arm, tennis eIbow çok tenis oynamaktan ileri gelen kol ağrısı. tennis ball tenis topu. tennis court tenis sahası, tenis kortu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) soyut kavramların gerçek bir varlığı olmadığını ileri süren öğreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ünûset» ten masdar). Müennes yapma, kelime veya terkibî müennes (dişi) hâline getirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. »üns» den masdar). Unsiyet ettirme, alıştırma, ehlîleştirme: Bazı hayvanların te’nîsi kolaydır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تأنيس] alıştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climb. climbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tütün satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ancak sembolik olarak bir reformu yerine getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). 1. Geminin geri geri gitmesi; bu maksatla pervanesini ters yönde çevirmesi. 2. mec. Ters yüz etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sternway. disavowal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reverse ! astern ! backward rotation. going backwards. making over by resewing it. reversing back motion. reverse motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tunus şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tunus ülkesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkmenistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkmenistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Hazar Denizi kıyısında, İran ile Kazakistan arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 40 00 Kuzey enlemi, 60 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya’da.

Yüzölçümü: 488,100 km².

Sınırları: toplam: 3,736 km.

sınır komşuları: Afganistan 744 km, Iran 992 km, Kazakistan 379 km, Özbekistan 1,621 km.

İklimi: subtropikal çöl iklimi.

Arazi yapısı: Kuzeyde dağlar ve kum çölleri, İran sınırında alçak dağlar, batıda hazar denizi yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Vpadina Akchanaya -81.00 m.

en yüksek noktası: Gora Ayribaba 3,139 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğala gaz, kömür, sülfür, tuz.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %3.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %63.

Ormanlık arazi: %8.

Diğer: %26 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 13,000 km² (1993 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,603,244 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.85 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -1.04 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 73.25 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 61 yıl.

Erkeklerde: 57.43 yıl.

Kadınlarda: 64.76 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.58 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Türkmen.

Nüfusun etnik dağılımı: Türkmen %77, Özbek %9.2, Rus %6.7, Kazakistanlı %2, diğer %5.1 (1995).

Din: Müslüman %89, Doğu Ortodoks %9, diğer %2.

Diller: Türkmence %72, Rusça %12, Özbek %9, diğer %7.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.

erkekler: %99.

kadınlar: %97 (1989 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: kısa şekli: Türkmenistan.

Eski adı: Türkmen Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Aşkabat.

İdari bölümler: 5 vilayet: Ahal (Ashgabat), Balkan (Nebitdag), Dashhowuz (eski Tashauz), Lebap (Charjew), Mary.

Bağımsızlık günü: 27 Ekim 1991 (Sovyetler Birliğinden).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 27 Ekim (1991).

Anayasa: 18 Mayıs 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), IOC (Uluslararası Oli


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eksilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bitmemiş, tamamlanmamış; son duruma gelmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mobilyasız, döşenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sendikacılık; bir birliğe bağlı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birlik taraflan; sendika tarafları, sendikacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. her iki cinse uygun, cins farkı gözetmeyen; i. cins farkı gözetmeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek cins.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Teksesli (musiki eseri veya icrâsı).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. birlik, ahenk, uygunluk; müz. aynı perdeden olma. act in unison hep beraber hareket etmek. in unison beraber birlikte, bir ağızdan. unisonal, unisonant unisonous s. aynı perdeden; birlikte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cezalandırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lekelenmemiş, kararmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cilâsız; süssüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Upanişad, eski Hint din kitaplarından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanmak işi ve tarzı, mahcupluk, Fars. şerm: Bu ne utanıştır?

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. faydacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awakening. revival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyanmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzanmak işi. (bk.) Uzanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İnzivâda oturan, münzevî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kaybolmak, gözden kaybolmak, yok olmak; uçmak; zail olmak; mat. sıfıra eşitlemek; i., dilb. diftongun daha zayıf telaffuz olunan ikinci kısmı. vanishing cream az yağlı krem. vanislning fraction sıfıra eşit olan kesir. vanishing point birleşme no

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vernik, cila; yapmacık, yapma kibarlık; f. cilalamak, verniklemek; görünüşte süslemek, içyüzünü gizlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geyik eti, karaca eti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Kemânî, keman çalan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanardağlar veya bunlann faaliyetleriyle ilgili durum veya olaylar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazanılmış özelliklerin kalıtımsal olmadığını ileri süren evrimcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kadın gibi; kadınsı, kadın tavırlı. womanishly z. kadınca tavırlar takınarak. womanishness i. kadınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahte tavır ve hareket, yapış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaranmak işi.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Investment Consultancy)

Müşterilere, sermaye piyasası araçları ile bunları ihraç eden ortaklık ve kuruluşlar, şirket birleşme ve el değiştirmeleri, şirketlerin finansman ihtiyacının karşılanması hakkında ve benzeri konularda yönlendirici nitelikte yazılı veya sözlü yorum ve yatırım tavsiyelerinde bulunulması faaliyetidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yenisey nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski SSCB’de 3800 km uzunluğundaki ırmak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Yunan memleketi (aslında Yunan, zaten memleket ismi olduğundan, «sitân» edatının ilâvesi galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Greece. greece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Avrupa’da, Ege Denizi, İon denizi ve Akdeniz kıyısında, Arnavutluk ile Türkiye arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 39 00 Kuzey enlemi, 22 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 131,940 km².

Sınırları: toplam: 1,228 km.

sınır komşuları: Arnavutluk 282 km, Bulgaristan 494 km, Türkiye 206 km, Makedonya 246 km.

Sahil şeridi: 13,676 km.

İklimi: Ilıman, kışlar yumuşak ve nemli, yazlar kuru ve sıcak geçer.

Arazi yapısı: Dağlar denizden başlayarak bir silsile oluşturmaktalar. Kuzeydoğuda billurlu dağlar, batıda Dinar sistemine bağlı sıradağlar ve Ege Denizinde adalar yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m.

en yüksek noktası: Olimpos Dağı 2,917 m.

Doğal kaynaklar: Boksit, linyit, manganez, petrol, mermer, hidro enerji.

Doğal kaynakları: tarıma uygun topraklar: %20.45.

daimi ekinler: %8.59.

Diğer: %70.96 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 14,530 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Ara sıra depremler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 10,688,058 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.18 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 2.34 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.43 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.24 yıl.

Erkeklerde: 76.72 yıl.

Kadınlarda: 81.91 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.34 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 9,100 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: Yunan.

Nüfusun etnik dağılımı: Yunan %98, Türk ve diğer %2.

Din: Yunan Ortodoksları %98, Müslümanlar %1.3, diğer %0.7.

Diller: Yunanca %99 (resmi), İngilizce, Fransızca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.5.

erkekler: %98.6.

kadınlar: %96.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Yunan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Yunan.

Yerel tam adı: Elliniki Dhimokratia.

yerel kısa şekli: Ellas or Ellada.

Eski adı: Yunanistan Krallığı.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: Atina.

İdari bölümler: 51 bölge ve 1 bağımsız bölge; Ayion Oros (Mt. Athos), Aitolia kai Akarnania, Akhaia, Argolis, Arkadhia, Arta, Attiki, Dhodhekanisos, Drama, Evritania, Evros, Evvoia, Florina, Fokis, Fthiotis, Grevena, Ilia, Imathia, Ioannina, Irakleion, Kardhitsa, Kastoria, Kavala, Kefallinia, Kerkyra, Khalkidhiki, Khania, Khios, Kikladhes, Kilkis, Korinthia, Kozani, Lakonia, Larisa, Lasithi, Lesvos, Levkas, Magnisia, Messinia, Pella, Pieria, Preveza, Rethimni, Rodhopi, Samos, Serrai, Thesprotia, Thessaloniki, Trikala, Voiotia, Xanthi, Zakinthos.

Bağımsızlık günü: 1829 (Osmanlı İmparatorluğu).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 25 Mart (1821).

Anayasa: 11 Haziran 1975; Mart 1986 tarihinde yeniden düzenlenmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar B


Ülke by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Ünlü, tanınmış kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F„ zer = altın, nişân = madalya). Kılıç vesaire üzerine kakma altınla işlenmiş yazı vesaire.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kılıç gibi şeylerin üzerine kakma altınla yapılan işleme, süs.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siyonist. Zionism i. siyonizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zerdüştlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crash landing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by