Nısf-ı şev | Nısf-ı şev ne demek? | Nısf-ı şev anlamı nedir?

Nısf-ı şev | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nisf sev

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tarafsız, bitaraf,adil, insaflı, haktanır; (huk.) adalet ve nısfete uygun; mahkemede müdafaası mümkün. quitableness (i.) insaf, adalet; tarafsızlık. equitably (z.) insafla, adaletle.

Türkçe Sözlük

(i. vakitsiz demek olan gec’ten). Yirmi dört saatlik günün karanlık kısmı ki, mevsime göre uzayıp kısalır. Ar. leyi, Fars. şeb. Asıl Türkçe’si tün, dün: Yarın geceyi bekliyor. Gece olmak — Karanlık basmak. Ayın on dördüncü gecesi: Dolunay, Ar. bedr. Gece safası = Gece açılır bir cins çiçek. Kına gecesi = Vaktiyle geline kına sürdükleri gece. Sonradan düğünierdeki eğlence gecesi. Gece kuşu = 1. Puhu kuşu. 2. mec. Uyku uyumaz adam, geceyi uyanık geçiren adam. Gece yatısı = Gece yatmak üzere olan misafirlik: Gece yatısına buyrun. Gece yarısı = Ar. nısfılleyl, saatin 24 olduğu an. Gece yanığı = Yüz ve elde çıkan siyah bir yara. Gece vakti = Geceleyin: Gece geliniz, gece çalışıyor. Gece serin olur. Bu gece = Mazi veya istikbale en yakın gece. Bu gece üşüdüm. Bu gece gideceğim. Dün gece Dünkü günün gecesi. Evvelki gece = Dün geceden evvel olan gece. Gece gündüz = Daima, Fars. şeb-ü-rûz, Ar. leyi ü nehâr. Her gece Gecelerin hepsinde. Gece gündüz dememek = Vaktin uygun olup olmadığına aldırmamak.

Türkçe Sözlük

(KUTR) (i. A.) (c. aktâr). I. Taraf, yön, yer, cihet: Aktâr-ı şimâliyede yaşayan hayvanlar (bu mânâ ile cem’i kullanılır). 2. (geometride) Dairenin merkezinden geçmek şartıyla bir tarafından diğer tarafına uzanan düz çizgi ki, dairelerin, silindir ve küre şeklindeki şeylerin ölçüsüdür. Nısf-ı kutr = Dairenin merkezinden yayının bir noktasına uzanan düz çizgi, yarıçap.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. leyâl, leyâlî). Gece, Fars. şeb. Leyl-ü nehâr = Gece, gündüz. Tesâvî-i leyi ü nehâr — Gece ile gündüzün eşit olması ki, yılda iki defa, ilkbaharın ve sonbaharın başlangıcında olur. Nısfü’l leyi = Gece yarısı ki, saat 24’te olur.

Türkçe Sözlük

(i. A. «nısf» tan masdar). Esit iki kısma bölme, yarı yarıya paylaşma.

Türkçe Sözlük

(i. A. «nısf» den if.) (mü. muntasıba). 1. Yarılamış, yarıya varmış. 2. Yarı, nısıf, vasat. Muntasıf-ı ramazan = Ramazanın yarısı, ortası.

Türkçe Sözlük

(i. A. «nısfet» şekli galattır). İnsaf.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gündüz. Leyl-ü nehâr = Gece gündüz. Nısf-ı nehâr = Gündüzün ortaSfı.

Türkçe Sözlük

(i. A «nizâm» dan imüb.). Nizam veren, düzene koyan. NISFET (bk.) Nasfet. NISIF (NISF) (i. A.) (tes. nısfeyn). Yarım, yarı, buçuk, fars. nîm: Nısfını alıp nısfını bıraktı. Nısıf kutur = Yarı çap. Nısıf küre = Yarı küre. Nısfü’l-leyl = Gece yarısı. Nısfü›n-nehâr = Gündüzün ortası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نصف] yarı, yarım.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Nısfiye çalan.

Türkçe Sözlük

(NISFİYYE) (i. A.). Ney çalgısının küçük ve ince seslisi.

Türkçe Sözlük

(NISFÜ’N-NEHAR) (i. A. astronomi). Meridyen.

Türkçe Sözlük

(bk.) Şiv.

Türkçe - İngilizce Sözlük

slope. glacis. splay.

Türkçe - İngilizce Sözlük

bevel. chamfer. slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük

bevel. slope. declivity. decline. slant. sloping. slanting. bevelling. oblique. inclined. pitching. skew. mitre. miter. scrap. cant. chamfer.

Türkçe Sözlük

(i. A. «nısf» dan). Yarıya bölme, iki eşit kısma ayırma.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir bütünün iki eşit parçasından biri, Ar. nısf, Fars. nîm: Ekmeğin yarısını kes, yolun yarısı. 2. Yarım olarak, vasati surette, ortalama, tamam olmak için daha o kadar istediği hâlde: Yarı pişmiş, yarı Türkçe, yarı Arapça konuşuyor, yarı gece, yarı yolda, yarı yerde. Yarı buçuk = Az bir şey, eksik, tamamlanmamış.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birin yarısı, Ar. nısf, Fars. nîm: Yarım saat. 2. mec. Eksik, Ar. nâkıs, Osm. nâtamam: Yarım adam. Yarım papuç = mec. Sürtük. Yarımı yamalak = Acele ile ve bitmemiş olarak.