Nöbetçi Kulübelerinde Niçin Kum Torbaları Var? ne demek? | Nöbetçi Kulübelerinde Niçin Kum Torbaları Var? anlamı nedir? | Nöbetçi Kulübelerinde Niçin Kum Torbaları Var?

Nöbetçi Kulübelerinde Niçin Kum Torbaları Var? anlamı nedir?

Nöbetçi Kulübelerinde Niçin Kum Torbaları Var? ne demek?

Nöbetçi Kulübelerinde Niçin Kum Torbaları Var? anlamı nedir?

| Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nobetci kulubelerinde kum torbalari var

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda sinyalleri alıcıya iletmenin yanı sıra, alıcıdan menüler, RDS bilgisi gibi bilgileri de alır. Bunlar uzaktan kumandanın LCD ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) Güney Afrika'da bulunan ve karınca yiyen bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün zenginliklerin son ve asıl sahibi olan yüce Allah’ın kulu. - Varis kelimesi Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Varis).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik enerjisini depo eden cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. storage battery akü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. battery. secondary battery. storage battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sulu boya resim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aquariste

akvaryumcu

Bilim ve sanatı kullanarak akvaryum ortamında balık vb.ni besleyen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Su hayvanlarını veya bitkilerini besleyebilecek şekilde yapılmış cam su kabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aquarium. fish tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aquarium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kan ve lenf sıvılarında bulunan yuvarlak hücre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white blood corpuscle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Arapça terkip. «Sizin üzerinize» demektir. Esselâmü aleyküm = Size selâm olsun, ve Aleyküm Selâm = Size de selâm olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold foil. gold leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Anatomi). Kana kırmızı rengini veren, çekirdeksiz yuvarlak hücre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red blood cell. erythrocyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red blood cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A ). Sizden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.), ikinizden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. avara) (Denizcilik). Sahilden açılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose. free-running. neutral gear. idle. out of gear. disconnected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Serseri, yersiz yurtsuz: Avâre gezmek. 2. Boş gezen, başıboş, işsiz güçsüz, muattal: Avâre olmak: İşinden geri kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vagabond. idle. wandering. idled. straggling. strayed. straggly. vagrant. wanderer. dawdler. dosser. drifter. rover. straggler. stroller. yob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drifter. tramp. vagabond. wanderer. idle. vagrant. hobo. loafer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wandering idly. corner man. rogue. vagabond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آواره] aylak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to be wandering aimlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Serserilik. 2. İşsizlik (eskiden bunun yerine Avâregî kullanılması abestir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idleness. inaction. inactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آواره سر] aylak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (hırs)., tamah. avaricious (s). haris, tamahkâr avariciously (z). hırsla, tamahkarlıkla. avariciousness (i). harislik, tamahkârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوارف] bilginler, arifler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Arıza). Arızalar. Avârız akçası = Vaktiyle her mahalleden fevkalâde olarak alınan vergi. Avârız vakfı: Geliri bir yer veya mahalle ahalisinin veyahut bir sanat halkının belirli ihtiyaçlarına sarfolunmak için kurulan vakıf. (bk.) Arıza.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوارض] belalar. 2.engeller. 3.geçici vergi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i T. Fr). Başkomutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme command.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Helâk, mahvolma. Dâr-ül-bevâr = Cehennem.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Yeterince su içilmemesi, A vitamini eksikliği, böbrek üstü bezlerinin fazla çalışması ve bazı böbrek hastalıkları, böbreklerde kum birikmesine neden olur. Böbreklerde kum görüldüğü zaman aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kiraz sapı, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 5 çorba kaşığı kiraz sapı konur. Kaynatılıp, süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

null set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bulvar, iki tarafı ağaçlık geniş cadde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twisting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twist. twine. torsion. bend. fold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinuous. twisted. spun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Al). Geniş ve ağaçlı cadde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boulevard. avenue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avenue. boulevard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boulevard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili boş laf, palavra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. buncombe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük, yüksek mertebeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Ululuk, büyüklük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). c. Çâbük-süvârân, iyi at süren, ata iyi binen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک سوار] usta binici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hz isa'nın çarmıha gerildiği yer; (kh). Hz isa'nın çarmıha gerilmesini canlandıran heykel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «cân-Aver yahut cânver»den). 1. Yırtıcı, vahşî hayvan; tufandan evvelki garip canavarlar. 2. Domuz, hınzır: Canavar resmi. 3. Pek gaddar ve kıyıcı adam: O, insan değil, Adetâ bir canavardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. beast. brute. chimera. monstrosity. ogre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. imp. monkey. cruel. evil. super.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. dragon. impudent. wild beast. bully. fiend. hellkite. monstrosity. ogre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

siren.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı hayvan sıfat ve hususiyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savagery. ferocity. brutality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity. savagery. ferocity. monstrosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektif yüzeylerindeki ışık yansımasını azaltarak gölgelenme ve parlama gibi sorunları ortadan kaldıran çok katmanlı T* kaplamasına sahip bir objektif. Geleneksel objektiflerden daha az yansıma ile daha fazla doğal ışık görüntü çipine ulaşabilir, böylece daha doğal ve canlı görüntüler oluşturulabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Carl Zeiss®’in profesyonel sınıf, tam kaplamalı, hassas cam lensleri, sapmasız optik mükemmellikleriyle ünlüdür. Görüntünün kenar kısımlarında bile net görüntüler ve daha az bozulma sağlar. Optik zoom, geniş açıdan telefotoya kadar çok geniş bir aralık sağlayarak, fotoğrafçının görüntü çerçevesini mükemmel biçimde belirlemesini sağlar. Optik elemanlara uygulanan gelişmiş kaplama, kontrastı ve renk doğruluğunun daha iyi olmasını sağlarken istenmeyen suni efektleri azaltır. Vario-Sonnar® lensler, daha fazla ışığı etkili biçimde topladığından, daha iyi fotoğraflar çekmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kompakt fotoğraf makineleri ve video kameralarda kullanılması için tasarlanmış küçük, güçlü bir objektif. Parlak, net görüntü üretmek üzere kontrast ve rengi yakalamak için mükemmel.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Resimdeki ana temanın birliğinin çerçevesi içerisinde canlı ve zengin bir çeşitliliğin de elde edilebilmesi. Bu resmin albenisini arttıran önemli bir unsurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü: câriye). Cariyeler. (bk.) CAriye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواری] halayıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düğünden sonra kap kacak ile yapılan gürültü, teneke çalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). charivari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor bir cins yâkut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yakın yer. Ar. kurb, etraf: Şehrin civarları pek güzeldir; evim çarşının civarındadır. Yakın komşu: Onun evi bize civardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacencies. neighborhood. neighbourhood. purlieus. environs. vicinity. adjacency. locality. precincts. vicinage. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbourhood. surroundings yöre. dolay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicinity. neighbourhood. environment. surroundings. community. environs. neck of the woods. neighbourhood /. outskirt. purlieu. quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوار] yakın çevre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yakınlıkla, komşulukla ilgili, yakın, komşu olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakınlık, komşuluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kuş) Gaga ile vurmak, gagalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Umumiyetle evcil hayvan, bu hayvanların beheri. Anadolu’nun bazı yerlerinde yalnız koyun için kullanılır. İstanbul’ca büsbütün terkedilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cattle. sheep. goat. flock of sheep or goats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheep or goats. flock. cattle. herd of cattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (tıb). Baş dönmesi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu inanç ve görüşün nereden kaynaklandığı bilinmiyor. Güya devekuşu başını kuma gömünce düşmanlarını ve gelecek tehlikeyi görmez, onun için de rahatlarmış. Güney Afrika’da 80 sene boyunca yapılan gözlemlerde böyle bir olay görülmemiştir. Hiçbir devekuşu kafasını kuma gömmeye teşebbüs etmemiştir. Zaten bunu yaparlarsa boğulacakları da kesin.

Her ne kadar beyinleri gözlerinden küçük olsa da, kuş dünyasının en akıllılarından olmasalar da, devekuşları kendilerini gizlemek için başlarını kuma gömecek kadar da aptal değillerdir. Bu görüntünün asıl nedeni devekuşu yavrularının yırtıcı hayvanlarım saldırılarına karşı açık ve korumasız olmalarıdır. Onlar yetişkin devekuşları gibi hızlı koşup kaçamazlar. Bir tehlikeyi sezdiklerinde aniden kendilerini bulundukları yere bırakarak, hareketsiz kalıp çevreye uyum sağlayarak düşmanlarının dikkatlerinden kaçtıklarını ümit ederler.

Anne devekuşları bazen bütün vücutlarını, kanallarını da açarak toprak üzerine yatırırlar ve yavrularını güneşin kavurucu etkisinden korumaya çalışırlar. Ayrıca devekuşlarının dinlenirken boyun kaslarını rahatlatmak için veya çok sık olmasa da uyurken bazen bu pozisyonu aldıkları biliniyor. Hatta bir görüşe göre, bu pozisyonda kafalarını yere dayayıp düşmanlarının ayak seslerini dinledikleri de ileri sürülüyor.

Daha yumurtadan çıkar çıkmaz erişkin bir tavuk büyüklüğünde olan devekuşu yavrularının uzun boyunları genellikle bej rengindedir ve üzerlerinde siyah çizgiler vardır. Bu renklerle ot renkleri ve gölgeleri karışarak iyi bir kamuflaj imkanı sağlar. Bu durumda otların aralarına başlarını soktuklarında vücutları görünürken boyun ve baş kısımları görülmez. Görülmeyen başın kuma gömülmüş gibi insanlar tarafından algılanmasının nedenlerinden biri de bu olabilir.

Bu tip uçamayan büyük kuşların başlarını kuma gömme gibi aptalca bir savunma sistemine zaten ihtiyaçları yoktur. İşitme ve görme duyuları son derecede iyidir. Boylarının da avantajı ile çevreyi çok iyi gözleyebilirler. Düşmanı diğer av adaylarından önce sezebilirler.

Üç metrelik boylarına ve 100 - 150 kilogramlık ağırlıklarına rağmen saatte 50 kilometre hızla koşabilirler. Köşeye sıkıştıklarında ise kolay teslim olmazlar. Çok seri ve kuvvetli tekme atabilirler, uzun boyunları sayesinde düşmanı yaklaştırmadan mücadele edebilirler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Devenin ana yurdu Kuzey Amerika’dır. Tarih içinde oradan Güney Amerika ve Asya’ya yayılmış, Kuzey Amerika kıtasında ise zamanla yok olmuştur. Güney Amerika’daki lama, alpaka (bir cins koyun), guanako {lamanın irisi) gibi hayvanlar devenin akrabaları sayılabilirler.

Yaşadıkları kum fırtınalarına ve diğer olumsuz şartlara uyabilmek için iki sıra koruyucu kirpikleri ve tüylü kulak delikleri oluşmuş, burun deliklerini açıp kapayabilme, çok uzaktan görebilme ve koku alabilme yeteneklerine sahip olmuşlardır.

Develerin tek hörgüçlülerine Arap devesi, çift hörgüçlülerine ise Baktriane (Bactrian) devesi adı verilir. Baktriane Afganistan’ın kuzeyinde bir yer olup bugün adı pek bilinmemesine rağmen çok çeşitli medeniyet ve kültürlere ev sahipliği yapmış, çok önemli tarihi geçmişi olan bir bölgedir.

Her iki cins deve de yük hayvanı olarak kullanılırlar. Çift hörgüçlü deve daha yavaştır (3-5 kilometre/saat) ama bir günde kervan içinde durmadan 50 kilometre yol gidebilir. Hörgücünün tepesine kadar olan yüksekliği 2 metre iken Arap devesinin sadece bacak yüksekliği neredeyse 2 metredir. Arap devesi 18 saat boyunca saatte 13-16 kilometre hızla yol alabilir. Develerin yük hayvanı olmalarının yanında etlerinden, sütlerinden, yünlerinden ve derilerinden de faydalanılır.

Genelde develerin hörgüçlerinde su olduğuna, bu sayede çöllerde uzun süreli yolculuklara bu kadar dayanıklı olduklarına inanılır ama gerçek bu değildir. Öyle olsaydı deve vücudundan su tükettikçe hörgücünün de bir balon gibi porsuyup inmesi gerekirdi.

Develerin hörgüçlerinde sadece yağ bulunur. Burası 30-35 kilogramlık bir yağ deposudur. Genellikle bir çok hayvan ilerde enerji kaynağı olarak kullanmak üzere vücudunda yağ depolar ama develer bunu hörgüçlerinde yaparlar. Yiyecek bulamadıkları zaman buradan faydalanırlar. Hörgücün bir ikinci işlevi de deveyi çölün kızgın güneşinden korumasıdır.

Develer zaten çölde suya az gereksinim duyarlar. 40 dereceyi bulan sıcaklıklarda iki haftaya yakın susuz kalabilirler. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Bu sayede nefes verirken havada bulunan nemin üçte ikisini geri kazanabilirler.

Bir devenin vücudundaki toplam suyun yüzde 22’sinin kaybı halinde karnı çekilir, kasları büzüşür ama bu, onun performansını çok etkilemez. Buna karşın bir insan vücudundaki suyun yüzde 5’ini kaybedince görme duyusunda azalma başlar, yüzde 12’sini kaybedince de ölebilir.

Develerin susuzluğa dayanıklı olmalarının nedeni su kayıplarının büyük bir kısmının dokularındaki sudan olması, kandaki suyun pek etkilenmemesidir. Ancak bütün bu özelliklere rağmen susuzluğa dayanma rekoru develerde değil, farelerdedir. Bu konuda zürafa da her ikisiyle yarışabilir.

Yeri gelmişken develerin bir başka özelliğine de değinelim, hayvanlar arasında sadece deve, kedi ve zürafa önce sağ taraftaki ön ve arka ayaklarını, sonra sol taraflakileri atarak yürürler. Yani sol - sağ seklinde değil sol - sol, sağ - sağ şeklinde. Hatta şiirdeki aruz vezninin ritminin Arap yarımadasındaki develerin bu yürüyüşlerindeki ritimden doğduğu bile rivayet edilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («devr» den imüb.). Çok veya daima dönen, devreden. Fars. gerdan: Cism-i devvâr = Dönen cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pergel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to read between the lines. to peruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

language laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fransız ihtilâlinin üçüncü yılında Konvansiyon’un yerine geçen idare şekli.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Super Audio CD’lerin (SACD), yazılım üreticisine bağlı olarak üç türü bulunmaktadır: tek katmanlı SACD, çift katmanlı SACD ve hibrit SACD.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیوار] duvar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çatallanmak, ayrılmak, dallanmak. divarica'tion (i). dallanma, yayılma, çatallanma; ayrılık, fark, uyuşmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eritme, eritip kalıba dökme. Ar. sebk, izabe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pourable. pouring. cast. casting. molding. moulding. fall. pouring. enumeration. smelting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. casting. moulding. fall. inventory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. casting. shaping in a mold. detailed presentation. inventory. molting. shedding. font. foundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokumak işi, dokumak suretiyle yapılan şey. Ar. nesc: Dokuması sık bez. 2. Boyalı pamuk ipliğinden dokunmuş yatak kılıfı ve minder örtüsü yapımında kullanılan bez: Yerli dokuma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. woven. knitted. weaving. contexture. textiles. weaving. soft goods. webbing. fabric. piece goods. textile. weave. web. woof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabric. textile. texture. weave. web. weaving. woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. weaving. cotton cloth. woven. hosiery. web.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Dokumacılık yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Kumaş dokuma işi veya dokuma ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. ipliklerin bir takımını tezgâhta arış, bir takımını argaç yapıp bez ve kumaş vesaire yapmak. Osm. nescetmek: Bu bezi nerede dokurlar? Çuha, ipekli, hasır dokumak. 2. Silkmek: Ağaç dokumak. İnce eleyip, sık dokumak = Çok tahkik etmek, lüzumsuz yere çok araştırmak. Mekik dokumak = mec. Bir iş için çok gidip, gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weave. to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. document

belge

Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentation

belgeleme

Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentaire

belgesel

Belge niteliği taşıyan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

founder. metal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundryman. founder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry work. cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DÖKÜM-HANE) (i.). Madenden çeşitli Alet ve eşyalar yapmaya mahsus fabrika. Fr. fonderie: Hurufat dökümhanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundry. ironfoundry. smeltery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundary. ironworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücuda iyi oturan elbise, sarkan, buruşup yer bırakmayan elbise kumaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pâdişâhlara lâyık iri inci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güç, zor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dağ, dağlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Müşkül-pesend, her şeyi kolay kolay beğenmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güçlük, zorluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (aslı: dîvâr). Gerek binanın bir tarafını teşkil etmek ve gerek bir yeri çevirmek veya bölmek için taştan veya tuğla ve kerpiçten set, cidâr, engel: Evin dört duvarı, bahçe duvarı, ara duvarı. Kuru duvar = Harçsız yapılan duvar. Duvar çekmek = Duvarla çevirmek veya ayırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mural. wall. dike. barrier. enclosure. inclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrier. compound. enclosure. wall. defensive barrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall. barrier. affiche. dike. fence. partition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall newspaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall advertisement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wallpaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mural painting. wall painting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall-clock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall creeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ivy): Sarmaşıkgiller familyasından; uzun ömürlü, 50 metre kadar boyunda, her zaman yapraklı, tırmanıcı bir bitkidir. Yaprakları tüysüz ve serttir. Üst yüzeyleri koyu, alt yüzeyleri ise açık yeşil renktedir. Meyvesi, siyahımsı mor renktedir. İçeriğinde “hederin” vardır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında kullanılmamalıdır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Kusturur ve aybaşı kanı söktürür. Haricen kullanılacak olursa, yaraları tedavi eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graffiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graffiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Duvar ve kâgir yapı yapan sanatkâr: Duvarcı ustası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bricklayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mason. bricklayer. stonemason. mason bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mason. stonemason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvar ve kâgir yapı yapan adamın sanatı ve mesleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bricklaying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دشوار] güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Alaca ata binmiş, mec. Yiğit, muharip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Eski musiki nazariyat kitaplarına verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. devr). Devirler, çağlar, (bk.) Devir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ادوار] devirler, çağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nûr). Nûrlar, aydınlıklar, (bk.) NÜr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انوار] ışıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ziyalar, aydınlıklar, ışıklar, parlaklıklar. - (bkz.Ziya).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ata binmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sûr). Sûrlar, ok. Sur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tavr). Tavırlar, (bk.) Tavır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطوار] tavırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behold. discover. note. recognize. see.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discover. get. note. notice. take notice of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوارس] atlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fevr’den imüb.) Fıskiye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فواره] fıskiye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گاهواره] beşik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beşik, Ar. mehd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گهواره] beşik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

default judgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgment given in default.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Su damlası ve yakıcı güneş. İşte gökkuşağı bunlardan oluşur. Atalarımız gökkuşağından çok korkarlardı. Onu Tanrıların elçi-+lerinin geçmesi için yapılmış bir köprü olarak görüyorlardı. Yağmur ve güneş ile ilişkisi ilk olarak milattan önce 310 yıllarında Aristoteles tarafından ileri sürüldü. Günümüzde ise bir sır olmaktan çıktı.

Altından geçenin cinsiyetinin değişeceği veya yere değdiği noktada bir küp altın gömülü olduğu lafları sadece şakalarda kullanılıyor. Zaten gökyüzünde sabit bir gökkuşağı oluşmuyor. Herkesin bakış yönüne göre, gördüğü gökkuşağı farklı yerde oluyor. Gökkuşağının görüldüğü yere doğru gidilince görülebildiği sürece kişiye hep aynı mesafede kalıyor.

Gökyüzünde gökkuşağı gördüğünüz vakit biliniz ki, o yağmur damlalarından oluşmaktadır ama güneş kesinlikle arkanızdadır. Güneşin paralel ışınları başınızın üstünden geçerek yağmur damlalarına çarparlar. Yağmur damlaları burada ışığı renklerine ayıracak bir prizma görevi görürler.

Sarı gibi görünmesine rağmen güneş ışığı aslında beyazdır ve bütün renkler onun içindedir. Yağmur damlasının içine girince kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor renklere ayrışır. Mor renk çemberin içinde kırmızı ise en dışındadır.

Yağmur damlası çocukken oynadığımız misket veya bilye gibi küresel saydam bir şekildedir. Güneş ışığı bu kendi tarafındaki yüzeyinden doğrudan içine girer. İçinde renklere ayrıdır ve kürenin arka duvarına vurarak gerisin geriye yansır. Işığın damlanın ön yüzünden değil de arka yüzünden yansımasının nedeni içbükey, dışbükey mercek özelliklerindendir.

Ayrışmış renkler, içbükey arka yüzden çeşitli açılarda yansımaları sonucu gözümüze sırayla dizili renklerden oluşmuş bir bant şeklinde görünüyorlar. Gökkuşağını görebilmek için Güneş, biz ve yağmur damlaları, muhakkak belirli bir açıda dizilmek zorundayız. Ama daha önemlisi milyonlarca yağmur damlasından yansıyan ışınların gözümüze geliş açıları mutlaka aynı olmalıdır ki biz gökkuşağını görebilelim.

Yağmur damlalarından yansıyan ışınların gözümüzde odaklaşabilmeleri için bir daire şeklinde dizilmiş olmaları gerekir. Aslında o bölgedeki bütün yağmur damlaları gelen ışığı renklere ayrıştırarak yansıtırlar ama sadece bir yarım daire içinde olan yağmur damlalarından yansıyanlar gözümüze odaklaşırlar.

Biz de sadece o yağmur damlalarından gözümüze gelen renklerine ayrılmış ışınları görebildiğimizden gökkuşağını da yarım daire şeklinde görürüz. Bazen bir uçaktan veya yüksek bir dağdan baktığımızda gökkuşağını tam daire şeklinde görmemiz de mümkün olabilmektedir.

Güneş ne kadar yüksekse gökkuşağı dairesi de o kadar aşağı iner. Bunun içindir ki yedi renkli gökkuşağını sabah ve akşam yağışlarından sonra daha çok görürüz.

Genellikle fark edilmez ama gökkuşağı daima içice iki halkadan oluşur. İkinci kuşak pek dikkat çekmez. Bir ikinci zayıf kuşağın daha bulunmasının nedeni bazı güneş ışıklarının su damlasının iç yüzeyine bir kez değil iki kez çarpmalarıdır, Böylece parlaklıklarını yitiren ışıklardan oluşan ikinci gökkuşağı zar zor görülür. Birinci kuşakta kırmızı renk şeridin en dışında iken ikinci kuşakta en içtedir. Diğer renklerin sıralamaları da terstir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Küpe. 2. mec. Dikkatle dinleme, kulakta küpe etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوشواره] küpe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hazım. Hoş-güvâr = Hazmı kolay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haç şeklinde olan, dikine biribirini ortadan kesen iki düz çizgi şeklinde olan. Ar. salîb-üş-şekl: Haçvârî yol. Salip şeklinde olarak: İki yol orada haçvârî karşılaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. halkaviyye, halkumiyye) (anatomi). Boğaza mensup ve ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خروار] eşek yükü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. havâriyyûn). Havârîler, Hazret-i Isâ’nın 12 arkadaşının her biri. (bk.) Havâriyyûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostle. disciple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostle. disciple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hârici). Hâriciler, HArici mezhebinden olanlar, (bk.) HArici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hârika). Hârikalar. (bk.) HArika.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خوارق] harikalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi havârî pek kullanılmaz). Hazret-i Isâ’nın, İncil’i düzenleyip Hıristiyanlığı yayan arkadaşı ve mürîdi. (tıp) Havâriyyûn merhemi — Bir çeşit merhem. Fr. dodcafarmacum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir civarda bulunan, komşu: Kendisiyle hemcivârız. 2. Birbiriyle temas halinde, aynı hudutta: Hemcivar devletler, kazâlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم جوار] komşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fars. HEM-CİVARİ) (i.). 1. Komşuluk. 2. Hudutları bitişik olma: Belçika ile Holanda hemcivardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Düz, Ar. müstevî. 2. Uygun, muvafık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هموار] düz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Daima, her zaman.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همواره] daima.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir resme, bir karikatüre bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. Gözümüz şekilleri görür, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı öğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu için farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye göre hayli yavaştır.

İnsanlar sadece göz ve beyin arasında olması gereken okuma işleminin arasına bazı lüzumsuz alışkanlıklar katarlar. Kimi duyulacak şekilde (özellikle çocuklar) sesli okur, kiminin okurken dudakları kıpırdar, kimileri ise yazıyı içinden kelime kelime okur.

Bütün bu kötü alışkanlıklar okuma süresince ekstra bir güç sarfettirdiğinden okurken çabucak yorulmaya da sebep olurlar. Halbuki okuma sırasında ağız, dil, dudak, damak ve gırtlak gibi organların çalışmalarına hiç gerek yoktur.

Yavaş okumamızın birinci nedeni gözümüzün görme alanını iyi kullanmamamız yani okurken her kelimeye tek tek bakmamızdır. Bu şekilde normal bir satın okumak için gözümüzü 8-12 kere hareket ettirmemiz gerekir. Halbuki gözümüzün bir bakışında birden fazla kelimeyi görebildiğimizden aynı uzunluktaki bir kelimeyi 2-3 göz harekeli ile okumamız mümkündür.

Günümüzün baş döndürücü temposunda yavaş okuyarak zaman kaybetme lüksümüz yoktur, örneğin 400 sayfalık bir kitapta yaklaşık 96 bin kelime vardır. Bu kitabı dakikada 150 kelime okuyan bir kişi 10 saatte, 500 kelime okuyan 3 saatte, bin kelime okuyabilen ise l,5 saatte bitirebilir. Basit fakat disiplinli bir eğitimle kazanılacak zaman muazzamdır.

Okumamızı yavaşlatan en önemli psikolojik etken ise hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmemizdir. Etrafındakilerden sürekli ‘tane tane oku’ veya ‘yüksek sesle oku’ direktiflerini alan bir çocuğun bu alışkanlığı zamanla kökleşmiş hale gelir.

Halbuki dakikada 6 bin kelime okuyarak küçük yaşta üniversiteye giden Mariel Aragon, dakikada 2 bin 500 kelime okuyarak ABD’yi yöneten John Kennedy hızlı okuyarak daha iyi anlamanın mümkün olduğunun kanıtlarıdır.

Süratli okuma teknikleri ise paragraf okumak, sütun okumak, çapraz okumak gibi çeşitlidir. Bunların içinde anlama bakımından sütun okuma en etkin olanıdır. Bu teknikte 3-4 kelimelik dar bir sütunu okuyorsanız, sütunun ortasından bir doğru boyunca sözleri aşağıya doğru kaydırmak yeterlidir. Devamlı bir çalışma sonunda sütunu tamamıyla anladığınızı göreceksiniz.

Daha geniş sütunlarda da yine aynı şekilde ancak her satırda kelimeleri birer atlayarak yani 4-5 kelimelik bir satırda ikinci ve dördüncü kelimeleri okuyarak sütunu taramak yeterli olmaktadır. Gözler diğer kelimelerin resimlerini çekecek ve beyne ileteceklerdir.

Çok fazla kişisel yetenek gerektirmeyen hızlı okuma tekniği ile okumak, konsantrasyonun yanında kültüre ve sürekli egzersiz yapmaya da bağlıdır. Tüm bu koşulları sağlayanlar rahatlıkla dakikada bin kelime okuma seviyesine çıkabilmektedirler.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo seyircinin ilgisini çekmek için baş vurulan oyunlar; saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lezzetli ve hazmı kolay.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خوش گوار] leziz. 2.hazmy kolay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sefih, çapkın, malını zevk u safa ve sefahatte sarfeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profligate. dissolute. rakish. gay. licentious. raffish. riotous. vagabond. wild. profligate. rake. rascal. chaser. gadabout. libertine. masher. rip. spark. sybarite. vagabond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rake. spendthrift. prodigal. gadabout. debauchee. libertine. generous. rich lover of a prostitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spendthrift. profligate. rake. womanizer. rakish. womanizing. a prostitute's rich lover. raffish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rakish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to spend money extravagantly. to become a womanizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapkınlık, sefâhet, zevk, safa ve sefahet yolunda müsriflik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profligacy. extravagance. womanizing. squandermia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend money profligately. to chase women. to womanize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HÜKM) (i. A.) (c. ahkâm). 1. Hâkimlik, hükümet, Amirlik: Filânın hükmü geçer, filânın hükmü altındadır. 2. Emir, irade, kumanda: Hükmetmek; hükmü geçmek; hükmü nâflz olmak; filânın hükmüyle hareket ediyor. 3. Karar; bir dâva veya meseleyi dinleyip iyice tahkik ve muhakeme ettikten sonra verilen katî karar ve netice, kanun icabının ortaya çıkması: Hüküm vermek; mahkemenin hükmü; beş sene müddetle hapsine hükmolundu. 4. Kuvvet, ehemmiyet, nüfuz: Onun Makam, mesâbe. Kayınpeder de baba hükmünü icra ediyor; kışın hükmü geçti. 6. Makam, mesâbe. Kayınpeder de baba hükmündedir. 7. İktizâ, icap, gerek: Kanun hükmünce; zarafet kaidesi hükmünce. Hükmü olmak = Kuvvetli ve nüfuzlu olmak. Hükmünde olmak = Değerinde bulunmak. Hüküm sürmek = 1. Hâkim olmak, hükümet etmek. 2. Cârî olmak. Hükmü geçmek = 1. Emri nüfuzlu ve cârî olmak. 2. Kuvvet ve tesiri geçmek, c. 1. Emirler, irâdeler: Ahkâm-ı llâhiyye. 2. Nizamlar, kanunlar: Adlî ahkâm, ahkâm-ı dîniyye. 3. Yıldızlardan başka tabiî ve semâİ alâmetlerden çıkarılmak istenilen mânâlar, Ar, istihrâcât, gaipten haber vermeler: Ahkâm çıkarmak: Müneccimlerin ahkâmı, mec. Garip ve gülünç hükümler: Ahkâm kurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rule. authority. provision. sentence. decision. judgement. verdict. adjudication. assize. award. conclusion. deliverance. dicta. dictum. doom. estimate. fiat. operation. predication. proviso. ruling. statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award. decree. force. judgment. possession. provision. ruling. sentence. verdict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrament. judgement. decision. judgment. thought. sovereignty. jurisdiction. validity. influence. adjudication. ascendance. award. clause. legal decision. decree. determination. dictum. doom. finding. government. hold. judicium. operation. precept. pre

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regnant. rife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtain. ride. to be rife. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudicate. decide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümdara mahsus veya lâyık bir hal ve şekilde: Hükümdârâne azametle; hükümdârâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Hükümdara mensup ve ait: Bâ-emr-i hükümdarı = Hükümdara ait emirle, hükümdar emriyle. 2. Hükümdarlık: Icrâ-yı hükümdârî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hüküm süren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜKÜM-DAR) (i. F„ Ar. hükm = emir, hükümet, Fars. dâşten = mâlik olmak) (c. hükümdârân). Hüküm ve emir sahibi olan kral, melik, şah, padişah: Osmanlı hükümdarı, Avrupa hükümdârânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suzerain. ruler. monarch. sovereign. sov'ran. potentate. prince. rex. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potentate. ruler. sovereign. monarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarch. ruler. sovereign. crown. emperor. lord. prince. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reign. royalty. kingdom. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kingdom. rulership. sovereignty. empire. crown. regality. regency. royalty. ruling. suzerainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir memleketi idare etme: Beş sene hükümet sürdü, icrâ-yı hükümet etti. 2. Bir memlekette hüküm süren ve onu idare eden hey’et, devlet: Fransa, Hindistan hükümeti. 3. İdare usûlü: Demokrat hükümet. 4. İdare heyeti: Hükümete müracaat etmek; hükümet konağı. Hükûmet-i merkeziyye = Başkentte toplanan hükümet kudreti. Hükûmet-i mahalliyye = Vilâyetlerde hükümeti temsil eden kuvvetler. Hükümet konağı = Hükümet dairelerine mahsus bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governmental. political. government. executive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. cabinet. government administration / office / building. the administration. authority. dominion. government. ministry. polity. power. state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coup. coup d'état. usurpation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government commissioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

county seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seat of government. centre of government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir hüküm ve emri bildiren: Hükümlü bir tahrirat. 2. Mahkemece hüküm giymiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict. prisoner. culprit. lag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convict. sentenced. condemned. con.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mahkeme ve heyetin hüküm ve kararını hâvî vesika, hükmü hâvi kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hükm = hükümet, Fars. rânden = sürmek). Hüküm ve saltanat süren, hâkim, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruling. reigning. sovereign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hüküm süren kimseye ait. Hüküm sürme, hükümdarlık. Hukuk-ı hükümrânî = Hükümranlık hakları, Fr. suzeraineti denilen siyasî terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hükümran olma. 2. Hâkimiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hüküm, kuvvet ve tesiri olmayan, Osm. keen-lem-yekün olan: Feshedilmiş kanunlar hükümsüzdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. inoperative. nude. nugatory. statute-barred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. abolished. null and void geçersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

null and void. invalid. null. no longer in force. without effect. inoperative. lapsed. nugatory. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidity. voidness. void.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity geçersizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity. negation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Boğazdan mideye olan yol. Râhat-ül-hulkum = Rahat lokum denilen maruf şekerleme, lokum, lâtilokum. (bk.) Halkum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حلقوم] boğaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Berberi kabilesinin en önemlilerinden birinin adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) değişmeyen, her zaman bir olan, sabit bir durumda kalan. invariabil'ity (i.) değişmezlik. invar'iably (z.) değişmeyerek; aynı şekilde, istisnasız; mütemadiyen, her zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) değişmesi imkânsız sabit; (i.), (mat.) sabit nicelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retaining wall. supporting wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Düzülmüş, koşulmuş, hazırlanmış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). As denilen hayvanın başka bir adı. Nefîs kürk verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kuzey ülkelerinde bulunan sansar ve gelinciğe benzer boz ve siyah kuyruklu bir hayvan ki, kürkü pek makbuldür, bk. Kakım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yamalı pabuç gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskici dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yellenme, carta, zarta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kem.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Büyük Sahra’da önemli bir vaha.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalition government. coalition ministry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatoire. conservatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatoire. conservatory. school. academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merchant's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puppet government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). (Sesi dolayısıyla verilen İsim). Baykuş cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little owl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lane. track. course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Pek ufak ve sert taneler hâlinde olan toprak: Dere kumu; deniz kumu. İri kum = Taneleri büyük. İnce kum = Taneleri küçük. 2. ince toprak, toz. 3 Eskiden yazıyı kurutmaya yarayan toz. 4. Armutta ve bazı meyvelerde dişlere dokunan sert tenecikler. 5. Bazı dokumalarda pek ufak ve sık benekler. 6. Mesâne, böbrekte ve karaciğerde olan ince taşlar: Mesânesinde, karaciğerinde kum vardır; idrarında kum geliyor. 7. mec. Bolluk ve sıklık için kullanılır: Kum gibi kaynamak, mec. Kumda oynamak = Mahrum olmak. Kumbalığı = Yılanbalığı familyasından hamsiye benzer bir balık, sakankur. Kum saati = İki taraflı ve araları ince bir deliğe bağlanan camdan bir küçük kap ki, başaşağı çevrilince bir tarafındaki ince kum tam bir saatte öbür tarafa akarak zamanı ölçer. Kum gibi = mec. Gayet çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bitişik zamirlerde 2. çokluk şahıs). 1. Siz, sizin, size, sizi. Salâ-ün-aley-küm = Sizin üzerinize selâm olsun! (yalnız böyle bazı tâbirlerde bulunur). 2. Kem küm etmek sözünde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand. gravel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Qum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand eel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand viper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dust storm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hourglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hour glass. hourglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böbrek kumlarını dökmek ve onların neden olduğu sancıları gidermek için, perhiz yapmak ve bol bol su içmek çok faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pırasa, su.

Hazırlanışı : 6 bardak suya 1 tane pırasa doğranır. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 1 su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok karılı evliliklerde kadının ortağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow wife. second wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow wife in a polygamous household.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). XII. yüzyılda Ukrayna’da yaşamış olan bir Türk boyu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - XI. yy ile XIV. yy. arasında Güney Rusya bozkırlarında göçebe olarak yaşayan bir Türk boyu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kuman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. commande). 1. Askere verilen emir, askeri idare etme, kumandanlık: Bu askere, orduya, bölüğe kim kumanda ediyor? 2. Emir, Amirlik, hüküm: Bu işe kim kumanda ediyor? Bu daire kimin kumandasındadır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. direction. conn. attendance. remote control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. actuation. control. drive. order. purchase order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. commandant). Bir askerî birliğin baş subayı, Amiri: Ördü, alay, tabur, bölük kumandanı; jandarma kumandanı; başkumandan (Fransızca” da olduğu gibi dilimizde «binbaşı» mânâsında kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander. commandant. headman. warlord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander komutan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander. commanding officer. high-ranking officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir askerî birliğin subaylığı, Amirliği: Ordu, alay, tabur, bölük kumandanlığı; başkumandanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post. command headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). 1. Gemi zahiresi, bir gemi içinde bulunanların beslenmesi için gemiye doldurulan erzak; kumanya memuru. 2. Geminin erzak koymamaya mahsus yeri, kileri. 3. Eskiden piyade kayığının kıçındaki dolapçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store. provisions. portable rations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

food taken along to be eaten while traveling. soldier's rations. field rations. commissaries. ship's bill. ship chandler. stores. tons deadweight. viaticum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı: kımâr). Para vesaire karşılığında oynanılan oyun: Kumar oynamak; kumarda kaybetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamble. gambling. play. gaming. hazard. game of hazard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamble. play. gambling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gambling. gaming. speculation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قمار] kumar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gamble. to play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kumarbazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kımâr = oyun, Fars. bâhten = oynamak). Kumar oynayan: O, kumarbazın biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gambler. player. gamester. plunger. spieler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gambler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aleator. gambler. common gambler. punter. sport. sporting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Para vesaire karşılığında oyun oynama alışkanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction to gambling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumarbaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumarbazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde kumar oynanılan yer: Orası Adetâ kumarhanedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gaming house. disorderly house. hell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gambling house. gaming house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gaming house. gambling house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. akmişe). 1. İpekten veya yün, keten vesaireden ağır dokuma: Avrupa, Şam, Hind kumaşı (Arapça’ da her çeşit dokuma için kullanılır). 2. Giyeceklerin dokunduğu dokuma cinsi: Bu ceketin biçimi güzel, ama kumaşı pek iyi değil; siz kumeşına bakmayın. 3. mec. Her şeyin aslı, mayası, içyüzü: Kumaşı aşağı adam; onun ne kumaş olduğunu siz bilmezsiniz. mec. Hindkumaşı = Ele geçmez şey, ganimet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabric. materials. cloth. material. stuff. contexture. drape. woof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloth. drapery. fabric. material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloth. fabric. material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قماش] kumaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wool l en drapery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırırlar. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz.

Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şişliğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz. Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. («humbara» dan galat), bk. Humbara. 2. Çocukların para koyup biriktirmek için ağızsız ve yalnız paranın girmesine müsait ve çıkmasına engel dar bir yarığı olan toprak vesaireden yuvarlak küçük kap kl, sonunda kırılır yahut açılır ve içindeki para alınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piggy bank. money box. moneybox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money-box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piggy bank. coinbox. token box. money box. save- all. thrift box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Humbaracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Künbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vault. cupola. dome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cupola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapılar için kum taşıyıp satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (uyd. k.). Kumlu toprakta yetişen bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yığın, birikinti: Bir küme buğday. Otu küme küme yığıdılar. 2. Tepe, künbet, kule.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heap. pile. mass. cluster. group. tuft. conglomerate. league. aggregate. aggregation. bank. clamp. cloud. clump. conglomeration. family. stack. congeries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. batch. cloud. clump. cluster. conglomerate. crop. group. heap. lump. mass. pile. troop. tuft. flock. clump. bank. league. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cluster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde kalabalık ve tam kadro ile icrâ edilen fasıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Üst kısımları bembeyaz ve küme hâlinde, taban kısmı koyu renkli ve çok defa düz bulut, kümülüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregation. heaping up. grouping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. to heap up. to pile up. clump. heap. pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heap together. group together. heap up. conglomerate. build.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be heaped up. to form a group. to cluster around a place. cluster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («yığın» demek olan küme’den mi, yoksa Rumca’dan yahut Arnavutça kumaç’tan mı?). 1. Tavukların gece yattıkları kapalı yer, tavuk ahırı, kodes. 2. Ufak ve mütevazı ikamet yeri, kulübe, izbe: Bir kümeste oturuyor. Başını bir kümese sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coop. pen. poultry-house. hut. hovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coop. cote. poultry house. poultry yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Koyu doru at. 2. Kırmızı veya siyah şarap.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kımız, Tatarlarca pek makbul olan mayalanmış kısrak sütü; inek sütünden yapılan kımıza benzer içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «kımkım» dan). Her tarafı yuvarlak testi ve mürekkep şişesi vs. mec. Fitna kumkuması = Fesatçı, çok dedikoducu, ara bozucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumluk yer, kumsal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Kumu olan, kumla yapılan: Kumlu harç. 2. Kum gibi taneleri olan: Kumlu armut. 3. Pek ufak ve sık benekli: Kumlu kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arenaceous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy. arenaceous. speckled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy. whose meat has a gritty texture. covered with woven dots. dotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumdan ibaret, kum hâlinde: Kumluk yer, kumluk ova.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy. sand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kâmil). Kâmiller, olgunlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) anason ve kimyonla tatlandırılmış Alman veya Rus likörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. compagnie). 1. Şirket: Vapur, demiryolu kumpanyası. Anonim kumpanya = Anonim şirket, isimsiz şirket. 2. mec. Zümre, takım, cemaat: Onlar hep bir kumpanyadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. business concern. theatrical company. troupe. group. gang. band. bunch. push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. (Fr. compas) Pergel. 2. mec. Ölçüp biçme, ölçüş: Kumpas etmek. 3. Tertip, kurma. 4. Hile, fesat, tezvir: Kumpas kurmak. 5. (Fr. composteur’dan) (basın) Mürettiplerin harfleri dizip satır boyunda sıralamak üzere elde tuttukları demirden Alet ki, harfleri elan kısmı vida ile açılıp kapanır. 6. (İng. compasse’dan) (denizcilik) Pusla. Çap kumpası = Çap ölçmeye mehsus eğri ayaklı pergel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composing stick. stick. plot. have. callipers. mariner's compass. trick. intrigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composing stick. calipers. calper rule. mariner's compass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tertip edilmiş, tasarlanmış. 2. Fesatlı, tezvirli: Kumpaslı if-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baked potatoes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (aslı: konur al. Rengini andırdığı kumdan veya kumrudan gelmesi muhtemeldir). Koyu sarı, açık kestane rengi: Kumral saçlı, kumral sakallı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auburn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auburn. fair. brown. brown-haired. brown-skinned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown. brown-haired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قمری] kumru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güvercine benzer ve o büyüklükte, gerdanında siyah bir dairesi bulunan kuş ki, dilimizde kumru denilir. bk. Kumru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. kumrî). Güvercinden küçük boz renkte ve gerdanında siyah halkası olan bir kuş. Yabanîsi, evcili olur ve eti yenir. Ufak bir cinsine «yusufçuk» derler, mec. Arpacı kumrusu gibi = Mahrum, dertli. Kumru göğsü = Koyu boz rengi. Kızıl kumru = Hakuran kuşu. Yabanî kumru = Uveyk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turtle. mourning dove. dove. turtledove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dove. turtledove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dove. turtledove. pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güvercinlerden, uzunca kuyruklu boynunun yanlarında benekler bulunan ve güvercinlerden daha küçük olan boz renkli kuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kumru).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Kumluk yer, kumla örtülü deniz kıyısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach. sandy seashore. plage. sandbank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach. sands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy beach or shore. sandy. beach. sandy beach. shoal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kum tanelerinin birbiriyle kaynaşıp taşlaşması sonunda meydana gelmiş taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağıstan’da yaşayan bir Türk boyu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kılıç. 2.Kuzeydoğu Kafkasya ile Hazar denizinin batı kıyısında yaşayan bir Türk boyu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kumuk).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand dune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cumulation

kümelenme

Yığılma, biriktirme, toplanma.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. cumulatif

kümeli

Birikmiş, katılmış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırlarda ve ormanlarda çerden çöpten yapılmış kulübe.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cumulus

küme bulut

Üst bölümleri bembeyaz ve küme durumunda, tabanı da çoğu kez yatay ve esmer bulut.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. L.). Küme hâlindeki bulutlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. jeoloji). Çeşitli silislerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quartz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quartz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Taneleri ayırt edilemeyen kumtaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the end of the spinal column. tailend. behind. rump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklu yıldızların diğer gökcisimlerinden farklı ve gizemli şekilleri, aniden ortaya çıkıp bir süre sonra yok olmaları, onların tarih boyunca insanlar tarafından Tanrıların habercileri olarak algılanmalarına yol açmıştır. Onların ölüm ve felaket habercileri olduklarına, kuraklık, sel, açlık gibi büyük doğal afetlerin ve salgın hastalıkların hatta her iki dünya savaşının da o sıralarda görülen kuyruklu yıldızlardan kaynaklandığına inanılmıştır. Milattan önce 43 yılında Sezar’ın ölümünden sonra çok parlak bir kuyruklu yıldız görüldü ve onun Roma imparatorunun göğe yükselen ruhu olduğuna inanıldı. Böylece kuyruklu yıldızlardan ünlü kişilerin ölüm haberlerini almak gibi bir boş inanç daha yerleşti.

Bilim insanları Güneş sistemimizden çok uzakta ama yine Güneş çekimine bağlı olarak bir yörüngede dönen, her birinin kütlesi ve boyutu dünyamızdan çok az olan kirli kar topu şeklinde milyarlarca kuyruklu yıldız olduğuna inanıyorlar.

Bu görüşe göre başlangıçta görkemli kuyrukları olmayan bu gök cisimlerinden bazıları sistem içindeki karşılıklı çekim güçleri nedeni ile Güneş’e doğru hareket etmeye başlıyorlar.

Güneş’e yaklaştıkça, dış katmanlarında donmuş halde bulunan uçucu gazlar (karbondioksit, su, metan amonyum, vb.) hızla buharlaşmaya başlıyor. Güneş’e yaklaştıkça cismin etrafını gaz bulutu olarak sarıyorlar.

Güneş yüzeyinde devamlı patlamalar olduğundan ve uzaya büyük hızlarla gaz bulutları fırlatıldığından, cisim Güneş’e iyice yaklaştığında bunların etki alanına giriyor ve etrafındaki gaz bulutu Güneş’in tersi yöne doğru savrularak bir kuyruk görünümünü oluşturuyor. Bu nedenle kuyruklu yıldızların kuyruklarının yönleri hep Güneş yönünün ters tarafındadır.

Kuyruklu yıldızın kuyruğunun parlaklığına Güneş ışınlarının, gaz bulutu ve parçacıklardan yansımaları neden olur. Aslında büyüklüklerine bağlı olarak kuyruklu yıldızlar kuyruklarından sürekli madde kaybederler. Sonunda gök taşları haline gelen kuyruklu yıldız kalıntıları, dünya yakınından geçerken bize akan yıldız yağmurları olarak görünürler.

Eğer dünyamız bir kuyruklu yıldızın kuyruğu içinden geçerse ne olur? Bu, korkulacak bir şey değildir. Çünkü kuyruklu yıldızların kuyrukları yoğun değildir ve dünyanın bu kuyruk içinden geçmesi ona hiçbir şekilde etkide bulunmaz. Nitekim Halley kuyruklu yıldızı 1910’da geldiğinde, Dünya onun kuyruğunun içinden geçmişti ve bunun yeryüzüne bir zararı olmamıştı. Zamanımızda kuyruklu yıldızların normal gök cisimleri oldukları biliniyor. Bunlar çok büyük hacimli kuyruklarından dolayı korkutucu görünen aslında küçük ve hafif cisimlerdir. 12. yüzyılın ortalarından itibaren bilimin bunların yapılan ve ne olduklarını çözmeye başlamasından sonra halkın peşin hükümleri ve korkuları kaybolmaya başlamıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi), insanda omurganın ait ucunun bitim yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İlmî sınâİ çalışmalar, araştırmalar yapmaya yarayan çeşitli cihaz ve malzemenin bulunduğu yer: Kimya laboratuvarı, fen laboratuvarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lab. laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yerel Uygulama Kontrol Veri Yolunu kullanarak cihazla iletişim kuran bir uzaktan kumanda. Ev video kaydedicileriyle, bir oynatıcıyla birlikte senkronize düzenleme olanağı sağlayan değiştirilebilir kumanda işlevleri sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I ince) Lokum. bk. Halkum, hulkum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Denizden ayrılmış havuz veya denizin içinde tutulan delikli anbar. İçinde canlı balık saklanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir çeşit tatlı kurabiye. 2. “rahat-ul hulküm”da (boğaz rahatlatan) denilen şeker, lâtilokum. Hacılokumu = Şerbetle yenen kuru ve şekersiz lokum. Kuşlokumu = Yumurtalı ve tatlı bir çeşit ince hamur. Lokum, su, şeker, nişasta ve sitrik asit veya tartarik asit veya potasyum bi tartarat ile hazırlanan lokum kitlesine gerektiğinde çeşni maddeleri, kuru ve/veya kurutulmuş meyveler ve benzeri maddelerin ilavesiyle tekniğine uygun olarak hazırlanan geleneksel bir Türk tatlısı. Arapçada “rahat-ul hulküm”(boğaz rahatlatan) olarak geçmekte olan ve bu tamlamadan türetilen lokum,kimi kaynaklara göre 15’inci yüzyıldan beri Anadolu’da yapılmaktadır. Kimi kaynaklara göre ise 18.yy sonunda Muhittin Hacı Bekir tarafından sert şekerlerden sıkılan 1.Abdülhamit’in yumuşak şekerleme isteği üzerine açılan bir yarışma neticesi icat edilmiş ve bu yarışmada da Muhittin Haci Bekir birinci olmuştur. Bununla birlikte ister 18.yy ister 15.yyda icat edilmiş olsun lokumu seri olarak üreten,popülerleştiren ve Avrupa’ya tanıtan kişinin Ali Muhittin Hacı Bekir olduğu tartışmasızdır. Lokum,Avrupa’da 19.yüzyılda bir İngiliz gezgininin Avrupa’ya Hacı Bekir’in lokumunu götürmesi ile yayılmaya başladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight. blasting cartridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight. blasting cartridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lokum yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) devam edecek, sürecek, arkası var.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hükmiden imef.) (mü. mahkûme). 1. Hüküm altında bulunan, tâbî: Efendisine mahkûmdur. 2. Bir mahkemenin hükmünü giymiş, mahkeme tarafından aleyhinde hükmolunmuş: Hapise, idama mahkûmdur. 3. (mec.) Doktor tarafından iyileşmesinden ümit kesilen: Yatağa yatmamış ise de mahkûmdur, (hukuk) MahkOm-ı blh = Hüküm ve kararı verilmiş, hüküm giymiş. MahkOm-ı aleyh = Aleyhine hükmolunmuş, davayı kaybetmiş veya cezası kararlaştırılmış. Mahkûm-ı leh = Lehine hükmolunmuş, davayı kazanmış olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convict. captive. con. lag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محکوم] hüküm giymiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hüküm giydirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hüküm giymek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. Mahkûm olma hâli: Hiçbir mahkûmiyeti yoktur. 2. Hüküm giyilen müddet: Mahkûmiyetini bitirmeden öldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «rakam» dan İmef.) (mü. merkuume) (c. merkumân). İsmi yukarda yazılı: Merkum eşçı, nefer-i merkum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرقوم] adı geçen, anılan; yazılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. F.). İnci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevrûd). (bk.) Mevrûd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موارد] konular, hususlar, yerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mîrâs). (bk.) Miras.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

challenge. dare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

challenge. dare. defiance. stump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tavır, hal, Fars. reviş: O adamın mişvârı hoşuma gitmiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «verâ» dan if.) (mü. mütevâriyye). Bir şeyin arkasına veya altına geçip saklanan, saklı, gizil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vürûd» dan if.) (mü. mütevâride). Vârid (Arapça’da mânâsı: birbirine yaklaşan ve birlikte tesadüf eden).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «verâset» ten if.) (mü. mütevârise). Miras kalan, irsen geçen, babadan evlâda kalarak devam eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vürûd» dan masdar) (c. muvâredât). 1. Gidip gelme: Muvârede yolunu temin etmek. 2. İki şairin tesadüfen ve birbirinden haberleri olmaksızın aynı mânâda söz söylemeleri: İki şair arasında bu beyitte muvârede olmuştur, (c.) Bir memleketten diğerine naklolunan eşya ve insanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yenilip İçilmeye müsait olmayan. 2. Hazmı zor, ağır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Düz olmayan. 2. Uymayan, uygunsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hazmı zor. 2. Lezzetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sağlam olmayan, metanetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nöbet bekleyen, nöbette bulunarr. Ben, bugün nöbetçiyim, nöbetçi er, kapısında nöbetçi vardır. 2. İşçiye nezaret edip nöbete koyan adam. Nöbetçi subayı. 3. (denizcilik) Nöbetçi gemi = Donanmada dış işlere bakan gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guard. sentry. watchman. guardsman. picket. sentinel. warder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guard. sentinel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentry. person on duty. watchman. guard. picket. sentinel. watch. watcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Nöbetçi hizmeti, nöbet bekleyen adamın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being on duty. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guard. protection duty. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) üstüpü, kalafat üstüpüsü. black oakum katranlı üstüpü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. astronomi). Rasathane.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. observatoire

gök b. gözlemevi

Gök gözlemleri yapan, gök cisimlerini ve olaylarını inceleyen yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Okumak işi: Okuması, yazması yoktur, (bk.) Okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

read. reading. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reading. schooling. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reading book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analphabet. illiterate. unlearned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yazılmış bir şeyi gözden geçirip sesli veya sessiz kıraat etmek, okumak: Kitap, mektup, gazete okumak. 2. Öğrenmek, tahsil etmek: İngilizce okuyor, gençliğinde bir şey okumamış. 3. Terennüm ve tegannî etmek: Filân güzel okuyor. 4. Davet etmek, çağırmak: Kadınlar düğüne okumaya gittiler. 5. Dua okuyup üflemek, üfürükçülük etmek. Rahmet okumak = Rahmet temennî etmek Meydan okumak = Yarışmaya davet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

read. study. peruse. announce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

read. say. study. to read. to study. to sing. to say. to decipher. to understand. learn. to chant. sing. to recite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

read. to read. to be able to read. to study. to attend school. to sing. to recite. to decipher. to swear at. to be read. to be recited. to be sang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İlim öğrenmiş, tahsilli. 2. Din adamı, rahip, papaz (İstanbul lehçesinde bu mânâda kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literate. well-read. learned. educated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who's had some formal education. well-educated. intellectual person. lettered. literate. man of education. educated man. well read.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wide reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. zeytin şeklindeki, beyzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat., zool. yumurtalık; bot. yumurtalık, ovar. ovarian s. yumurtalığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curtain wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bias. prejudice. preconception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalan söylemek; kaçamaklı cevap vermek, kaçamaklı sözle aldatmak. prevarica'tion i. yalan. prevaricator i. yalancı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lokumun asıl adı. (bk.) Lokum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lokum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راهوار] atın eşkin yürümesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. répertoire

1. müz. dağarcık, 2. birikim

1. Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar. 2. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repertoire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repertoire. repertory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr). Bir tiyatro topluluğu veya bir orkestranın seçip hazırlamış olduğu piyes, musiki eserleri vs. nin listesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ku uzun) (i. A. c.) (m. rakam). Rakamlar, sayılar, (bk.) Rakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind wall. dead wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şeh-süvâr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İyi ata binen yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاه سوار] usta binici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEH-VAR) (i. F.). 1. Şâha lâyık ve yaraşır. 2. İri taneli ve Alâ cins inci: Dürr-I şehvâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاهوار] şah gibi. 2.büyük inci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şaha, hükümdara yakışacak surette. 2.İri ve iyi cins inci.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. «şâlver» den). Ekseri yünlü kumaştan ve bazen ipekten kadınların giydiği geniş üst donu: Şalvar giymek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şalvar giyen: Şalvarlı bir adam, bir kadın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. özellikle frengi için yakın zamana kadar kullanılan arsenikli bir ilâç, salvarsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i semaver.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞAH-SÜVAR) (i. F.). Atlılar başı, pek mahir ve şanlı binici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) ŞAhvâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهسوار] binici, usta binici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace be with you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace be with you ! (a greeting used by Muslims.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شلوار] pantolon. 2.şalvar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شلواربند] uçkur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound / sonic barrier. sound barrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silent reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şârib). Şâribler, içiciler, (bk.) ŞArib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Lâyık, münasip, uygun, yaraşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Değerlilik, lâyıklık, lâyık ve münasip olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سزاوار] layık, yaraşır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D). teneke gürültüleriyle yapılan alaylı serenat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sıra teşkil eden, bir dizi şeklinde, saf olmuş: Sıra-vârt yalılar, ağaçlar. 2. Bir dizi şeklinde, sıra İle Sıra-vârî durmuşlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Kuyruksokumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocabulary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Stradivarius keman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Memeli hayvanlarda erkeklerin süt üretmeleri fizyolojik olarak mümkündür. Bu hususta erkekler gerekli anatomik donanıma, fizyolojik potansiyele ve hormonlara sahiptirler. Ancak tabiatın bazı keçi ve yarasa türleri gibi çok özel bir iki istisnası hariç süt verme olayı ne insan türünde ne de diğer memeli türlerinin erkeklerinde gerçekleşmektedir.

Aslında memelilerin tümünde, yani her iki cinste de süt bezleri vardır. Erkeklerde bu bezler gelişmemiş ve işlevsizdirler. Bu durum da türe göre değişiklikler gösterir. Örneğin fare ve sıçanların erkeklerinde meme dokusu hiç bir zaman süt kanalları ve meme uçları oluşturmaz, memeler dışarıdan görülmez. İnsanlar ve köpekler de dahil bir çok memelide ise oluşturur. Hatta dişi ve erkeğin göğüs yapılarında ergenlik çağına kadar bir fark görülmez.

Erkeklerin niçin süt vermedikleri sorusunu memeli hayvanların yüzde doksanı için sormaya zaten gerek yoktur. Çünkü bu büyük çoğunlukta yavruya yalnızca anne bakar. Erkeklerin çiftleşmeden sonra yavruya hiç bir katkıları yoktur, genellikle onları terk eder giderler.

Yüzde ona giren insan, aslan, kurt gibi memelilerde ise babanın esas sorumluluğu aileyi ve yavruları korumak, onlara yiyecek bulmaktır. Belki de başlangıçta bu türlerin erkekleri de yavrularına süt veriyorlardı ama asıl görevleri nedeni ile evrim sonucu süt verme donanımları yerlerinde kaldığı halde üretim kabiliyetleri köreldi.

İşlevleri kalmadığına göre erkeklerin niçin hala memeleri var sorusunun yanıtı ise insanda erkek ve dişi yapısının aslında aynı olmasında yatıyor. İnsanın anne karnında iken oluşmaya başladığı embriyo halinin en başında erkek ve dişi arasında bir fark yoktur.

Zaten insanın taşıdığı 23 çift kromozomdan 22 çifti ve bunların taşıdığı genler her iki cinste de aynıdır. Sadece cinsiyet kromozomu olan yirmi üçüncü çift farklıdır. Eğer embriyo anne ve babasından birer ‘X’ kromozomu alırsa kız, annesinden ‘X’, babasından ‘Y’ kromozomu alırsa erkek oluyor.

Embriyo ‘Y’ kromozomunu aldıktan sonra hormonal sinyaller gelmeye ve erkeğe ait organlar gelişmeye başlıyor. Erkeklerin memeleri ise bu safhadan daha önce oluşmuş bulunduğundan aynen kalıyorlar ama ondan sonra hormonal bir takviye olmadığından fonksiyonel hale gelemiyorlar.

Dişilerde ise büyüme çağı sırasında salgılanan hormonlar süt bezlerini ve göğüsleri büyütüyor. Gebe dişilerde bu büyüme biraz daha artıyor, süt üretimi başlıyor ve bu üretim daha sonradan emzirmeyle tetiklenerek devam ediyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Atlı, ata binmiş, binici. Esb-süvfr = Ata binmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SUARE) (i. Fr. soir«). Akşam yemeğinden sonra yapılan eğlence.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SÜVARİ) (i.) (F. suvâr’dan). 1. Atlı. 2. Atlı asker, zıddı: piyâde. Süvari alayı, bölüğü. 3. Gemi kaptanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalry. cavalry man. captain of a ship. cavalryman. captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalryman. rider. horseman. captain. cavalier. sea captain. ship master. shipmaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Atlı. Atlı ask(Erkek İsmi) 2.Gemi kaptanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalcade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squadron. troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlı askerin işi ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sulamak tarz ve usûlü ve araziye bir kerede verilen su miktarı: Bir suvarım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Hayvanlara) Su vermek, (araziye) su koyuvermek. 2. Demiri kızdırıp sertleştirmek için suya daldırmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سوار] binmiş. 2.binen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سواری] binici. 2.atlı asker. 3.gemi kaptanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hükm» den masdar). Hüküm sürme, hâkim kesilme: Tahakküm etmek, birinin tahakkümünü çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domination. tyranny baskı. zorbalık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domination. tyranny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hen house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hekeme» den). Görünüşte ciddî, gerçekte ise küçültecek bir şekilde alay etme: Tehekküm için bu fıkrayı yazdı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüzde hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen cep telefonlarının ‘5’ tuşu üzerindeki çıkıntıya hiç dikkat ettiniz mi? Bu çıkıntı en ortadaki tuşu el yordamı ile bularak, tuşlamayı bakmadan yapabilmeyi sağlar.

Büyük bir ihtimalle bilgisayarınızdaki klavyede ‘F’ ve ‘J’ ya da ‘A’ ve ‘K’ tuşlarında da böyle birer çıkıntı olduğunu fark etmemişsinizdir. Bu çıkıntılar da klavyeye bakmadan yazanlarda her iki elin klavyenin ortasını bulmasında yardımcı olur.

Yine gözden kaçan bir ayrıntı ise tuşların diziliş şeklidir. Telefondaki tuşlarda en üst sırada l, 2 ve 3 rakamları yer alırken bilgisayarımızda ve hesap makinemizde tam ters şekilde 7, 8 ve 9 rakamları dizilmiştir. Bu diziliş şeklinde hesap makinelerini ve bilgisayarları yapanlar, en süratli hesaplamayı esas almışlardır. Tarihi çok daha eski olan telefonun başlangıcında ise, hızlı tuşlama pek önemli kabul edilmemiştir. Ancak ev kadınları arasında yapılan bir araştırmada, telefondaki dizilişin onlara daha kolay geldiği ve daha süratli uygulayabildikleri saptanmıştır.

Bilmem hiç dikkat ettiniz mi, telefondaki tuşların içinde ‘l’ ve ‘0’ın üstünde hiç harf yoktur. Ama daha şaşırtıcı bir tespit ise, birçok telefonda mevcut harflerin içinde ‘Q’ ve ‘Z’ harflerinin bulunmamasıdır.

Günümüzde yaygın olarak acil servis (112), yangın ihbar (110), polis imdat (155) ve alo trafik (154) gibi acil hizmetlere l ile başlayan, üç haneli numaralar verildiği için, eğer l tuşunun üzerinde de harfler olsa idi, cep telefonunuzla bir mesaj gönderirken, daha üçüncü harfte bu servislerden birine otomatik olarak bağlanabilir ve bunların santrallerini lüzumsuz işgal edebilirdiniz.

‘O’ ise bilindiği gibi dahili santrallerde operatöre ulaşmada, şehirlerarası numaralarda ve cep telefonlarında ilk çevrilen numaradır. Eğer bu ‘O’ tuşunun üzerinde harf olsaydı, daha o harfe basar basmaz doğrudan santrale bağlanacak ve santrallerin kilitlenmesine sebep olabilecektik.

Tabii telefonun üzerinde zaten on tane olan rakam tuşlarının ikisine harf koyamayınca, geriye kalan 8 tuşa 24 harf yerleştirilebilmiş ve bu durumda İngilizce’de en az kullanılan ‘Q’ ve ‘Z’ harfleri tuşların üzerinde yer alamamıştır.

Şimdiki cep telefonlarında’ l’ ve ‘0’ın üzerinde hala harf yok ama teknolojinin gelişmesi sayesinde, bir tuşa dört harf konulabildiğinden ‘Q’ 7 tuşunda, ‘Z’ ise 9 tuşunda kendilerine yer bulabilmiş durumdalar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen cep telefonlarının “5” tuşu üzerindeki çıkıntıya hiç dikkat ettiniz mi? Bu çıkntı en ortadaki tuşu el yoprdamı ile bularak, tuşlamayı bakmadan yapabilmeyi sağlar.

Büyük bir ihtimalle bilgisayarınızdaki klavyede “F” ve “J” ya da “A” ve “K” tuşlarında da böyle birer çıkntı lduğunu fark etmemişsinizdir. Bu çıkıntılar klavyeye bakmadan yazanlarda her iki elin klavyenin ortasını bulmasında yardımcı olur.

Yine gözden kaçan bir ayrıntı ise tuşların diziliş şeklidir. Telefondaki tuşlarda en üst sırada 1, 2 ve 3 rakamları yer alırken bilgisayarımızda ve hesap makinemizde tam tersi şekilde 7, 8 ve 9 rakamları dizilmiştir. Bu diziliş şeklinde hesap makinelerini ve bilgisayarları yapanlar, en süratli hesaplamayı esas almışlardır. Tarihi çok daha eski olan telefonun baçlangcında ise, hızlı tuşlama pek önemli kabul edilmemiştir. Ancak ev kadınları arasında yapılan bir araştırmada, telefondaki dizilişin onlara daha kolay geldiği ve daha süratli uygulayabildikleri saptanmıştır.

Bilmem hiç dikkat ettiniz mi, telefondaki tuşların içinde “1” ve “0”ın üstünde hiç harf yoktur. Ama daha şaşırtıcı bir tespit ise, birçok telefonda mevcut harflerin içinde “Q” ve “Z” harflerinin bulunmamasıdır.

Günümüzde yaygın olarak acil servis (112), yangın ihbar (110), polis imdat (155) ve alo trafik (154) gibi acil hizmetlere 1 ile başlayan, üç haneli numaralar verildiği için, eğer 1 tuşunun üzerinde de harfler olsaydı, cep telefonunuzla bir mesaj gönderirken, daha üçüncü harfte bu servislerden birine otomatik olarak bağlanabilir ve bunların santrallerini lüzumsuz işgal edebilirdiniz.

“0” ise bilindiğ gibi dahili santrallerde operatöre ulaşmada, şehirlerarası numaralarda ve cep telefnlarında ilk çevrilen numaradır. Eğer bu “0” tuşunun üzerinde harf olsaydı, daha o harfe basar basmaz doğrudan santrale bağlanacak ve santrallerin kilitlenmesine sebep olabilecektik.

Tabii telefonun üzerinde zaten on tane olan rakam tuşlarının ikisine harf koymayınca, geriye kalan sekiz tuşa 24 harf yerleştirebilmiş ve bu durumda İngilizce’de en az kullanılan “Q” ve “Z” harfleri tuşların üzerinde yer alamamıştır.

İimdiki cep telefonlarında “1” ve “0”ın üzerinde hala harf yok ama teknolijinin gelişmesi sayesinde, bir tuşa dört harf konulabildiğinden “Q” 7 tuşuna, “Z” ise 9 tuşunda kendilerine yer bulabilmiş durumdalar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birikme, toplanma, yığılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation. collection. gathering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İki tuş takımına sahip bir kızılötesi uzaktan kumanda. 1. Yüz, yalnızca günlük kullanım için ana düğmelere sahiptir; 2. Yüz ise TV’nin, video kaydedicinin ya da Lazer Disk oynatıcının tam kontrolü için gerekli tüm işlevlere sahiptir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «verâ» dan). Bir şeyin arkasına saklanıp gözden kaybolma: Ay bulutların arkasına tevârî etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. târîh). Tarihler. (bk.) Tarih.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تواریخ] tarihler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vürûd» dan) (c. tevârüdât). 1. Birbiri arkasından gelme, her taraftan gelip birikme. 2. (edebiyat). İki şairin tesadüfen ve birbirlerinden haberleri olmaksızın aynı meâlde ve aynı sözlerle bir beyit veya mısrâ söylemeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «verâset» ten). 1. irsen mirasa konma. 2. Miras kalma, irsen geçme, miras gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inheriting. devolving on sb. descent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توارث] miras alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

miras almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zahmetle yutma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Ru. yoldaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. trottoir

yaya kaldırımı

Sokaklarda, caddelerde yürümek için yapılmış yüksekçe yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yaya kaldırımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induction. reasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Düşman uçaklarıyla yerden savaşmak için kullanılan top, makineli tüfek vs. 2. Aynı maksatla kurulan askerî birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anti-aircraft. anti-aircraft gun. flak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiaircraft. antiaircraft weapon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Amacım, ulaşmak istediğim şey. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ülküsü olan. bir ülküye bağlı olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Evin her yerinde tam özgürlük için, TV’nizi, ses sisteminizi ve diğer cihazlarınızı kumandayı kızılötesi alıcıya doğrultmaya gerek olmadan çalıştırın

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ümitli, uman. Umîd-vâr olmak = Ummak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Ünü var. 2.Ünlü tanınmış. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cilâsız; süssüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Lüferden küçük, eti lezzetli, sularımızda bol bulunan bir balık. Kurutulmuşuna «çiroz» denir (scomber scombrus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mackerel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mackerel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sağlam, metin, kuvvetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote controlled. remote guided. wireless- controlled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اميدوار] ümitli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اميدواری] ümitli olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ استوار] sağlam. 2.güvenilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [استواری] sağlamlık. 2.güvenilirlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Boşluk.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. vacuum

fiz. basıncı düşürülmüş

Basıncı en az düzeye indirilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction. vacuum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum. vacuum boşluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Boşluk, havasızlık anlamında kullanılan ‘vakum’ terimi çoğu kez yanlış anlaşılır. Normal şartlarda, deniz seviyesinde, vücudumuzun her santimetrekaresi üzerinde l kilogram hava basıncı vardır. Parmağınıza l kilogramlık bir yük taksanız zor taşırsınız ama parmağınızın minik bir bozuk para büyüklüğünde olan kısmı üzerinde her zaman bu ağırlık vardır. Bir de bütün vücudun üzerinde olanı düşünün.

Üzerimizdeki atmosfer tabakasının ağırlığının yarattığı bu hayli yüksek basınç altında ezilmeyiz hatta hissetmeyiz bile. Vücudumuz buna göre ayarlanmıştır. Bu basınç biraz artarsa (denize daldığımızda) veya biraz azalırsa (uçakta veya yüksek dağlara çıkıldığı zaman) vücudumuz, kulaklarımız başta olmak üzere bunu hemen algılar.

İşte basıncın, santimetrekareye l kilogram (l 000 gram) olan atmosfer basıncının altına düşmesine vakum denilir. Örneğin santimetrekarede 0,8 kilogramlık (800 gram) bir basınç pratikte atmosfer basıncının ne kadar altında ise o kadar yani l 000-800= 200 milibar vakum olarak ifade edilir.

Vakumda, yani hava basıncı atmosfer basıncından daha düşük olduğunda üzerimizdeki basınç da azalmış yükümüz hafiflemiş olduğuna göre vücudumuz da daha rahat etmez mi? Hayır, tersine. Vücudumuzun iç basıncı atmosfer basıncına göre ayarlıdır. Dışımızdaki basınç düşerse, denge bozulacağından ve iç basıncımız fazla geleceğinden başta damarlarımız olmak üzere tüm organlarımız zarar görebilir, devam etmesi durumunda ise insanı ölüme götürebilir.

Hakiki veya mutlak vakum tam sıfır hava basıncına ulaşmaktır ki, bu pratikte mümkün değildir. Uzayda bile hakiki vakum yoktur. Bir ortamın hakiki yani mutlak vakumda olması için içinde molekül, atom, elektron, ve atomun diğer küçük parçacıklarından hiçbirinin olmaması gerekir. Uzayda ‘neutrinus’ denilen partiküller vardır, bu nedenle uzayda bile hakiki vakum vardır diyemiyoruz. Ancak uzay o kadar büyük, parçacıklar da o kadar küçüktürler ki yüzde 99,9999.... vakumdur diyebiliriz.

Elinize bir şişe alıp havasını boşaltıp, ağzını da sızdırmaz şekilde kapatırsanız şişenin içinde vakum oluşmuştur diyebiliriz. İişenin kapağında bir delik açarsanız dışarıdaki hava derhal içeri hücum eder, içerdeki vakumun yerini alır. O halde dünyamızı çevreleyen hava tabakası niçin uzayın boşluğuna, vakumlu ortamına kaçmıyor?

Örnekteki havanın, şişenin içine dalmasına sebep üzerindeki atmosferik basınçtır. Atmosferde 10 bin metreye çıkıldığında (yolcu uçaklarının normal uçuş yüksekliği) hava basıncı santimetrekarede 0,3 kilograma, 16 bin metrede 0,1 kilograma düşer.

Atmosferin üst katmanlarına gittikçe de hava basıncı sıfıra yaklaşır. Havanın vakumlu ortama kaçmasını yaratacak bir hava basıncı yoktur, bu nedenle uzayın boşluğu hava moleküllerini çekemez, atmosfer tabakamız da uzayın boşluğuna kaçıp gitmez. Tabii dünyanın çekim gücünü de unutmamak lazım.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction. vacuum. vacuum-packed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mevcut, bulunan, Ar. vâkî, hâsıl, mevcut. Yok mukabili. Var olmak = Mevcut olmak. Var etmek = Vücuda getirmek, yaratmak. Var kuvveti sarfetmek = Çok çalışmak. 2. Mevcut olan şey, mal, servet, Ar. mâmelek. Varı yoğu = Bütün maddî varlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). I. Sahiplik ve mâlik olma ifade eder: Ümmîd-vâr = Limitli, ümidi olan. 2. Benzetme bildirir: Bülbül-vâr = Bülbül gibi. (bk.) VArî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to. existent. present. available. there is. there are. to have. belongings. possessions. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existing. in existence. present. in attendance. at hand. available. going spare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Value Added Reseller A VAR is a business that adds its own 'value,' or application, to an existing product, and resells the resulting enhanced product as a package.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See: Value-at-risk model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value-Added Reseller A business that repackages and improves hardware manufactured by an original equipment manufacturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Variable This Virtual character formatting element indicates text that represents a variable name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Value Added Reseller. value-added reseller; a business that repackages and improves hardware manufactured by an original equipment manufacturer. an abbreviation for variety It applies to a variation of the species.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Company that writes application software that is packaged and sold with underlying systems software and hardware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A business that repackages and improves hardware manufactured by an Original Equipment Manufacturer A VAR typically improves the original equipment by adding superior documentation, packaging, system integration, and exterior finish. abbreviation for volt

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Variable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Volt Amps Reactive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The SI unit of reactive power The reactive power at the port of entry of a single-phase two-wire circuit when the product of the rms value in amperes of the sinusoidal current, the rms value in volts of the voltage, and the sine of the angular phase diffe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

VA regulation. [in] Contains the name of the item in the collection. nIII: courage; brave, courageous. a unit of electrical power in an AC circuit equal to the power dissipated when 1 volt produces a current of 1 ampere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وار] gibi, benzer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. variant variation, variety.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call into being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer and tongs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with all this might.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appear. be. exist. occur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be. breathe. come into being. exist. subsist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir hat üzerinde gidip gelerek hareket eden: Bu rende makinesinin varagelesi pek muntazam. Varagele halatı = Sandal ve kayığı gemiden sahile ve sahilden gemiye veya bir nehirde iki kıyı arasında çekmeye yarayan halat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boat which is propelled by a guess-rope. l train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guess-rope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir hat üzerinde hareket etmek üzere yapılmış: Varageleli tahlisiye sepetleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c: evrâk). t. Ağaç ve ot yaprağı. Sukut-ı evrak = Yaprak dökümü. Evrâk-ı zehriyye = Ciceği meydana getiren renkli yapraklar. 2. Kâğıt veya kitap yaprağı; iki sahifeden ibaret yaprak. 3. Yazılmış kâğıt, mektup, tezkere. Evrak odası, kalemi = Resmî dairelerin giden gelen her türlü yazışmalarını kaydedip saklayan kısmı. Evrak müdürü = Bu dairenin başmemuru. Varak-ı mihr ü vefâ = Vefâlt olmayı anlatır. 4. Yaldızlanması gereken şeye yapıştırılmak üzere pek ince dökülmüş altın tabakası veya taklidi, yaldızlama kâğıdı: Varak yapıştırmak, varakla yaldızlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foil. gold leaf. silver leaf. leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet. foil. kelp. leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ورق] yaprak. 2.kağıt. 3.plaka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Kâğıt parçası. 2. Ehemmiyetsiz pusula veya tezkere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir tek yaprak. 2. Kâğıt, mektup, pusula, tezkere. 3. Varaka-i sahiha = Senet, dilekçe vesaireye mahsus damgalı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet of paper. note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printed form. official document. certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ورقه] belge. 2.bir yaprak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Tek yaprak, tek kağıt. Yazılı kağıt. 2.İlk vahyin gelmesi üzerine Hz.Hatice’nin Hz.Peygamber’i alıp götürdüğü meşhur kişi: Varaka b. Nevfel. 3.Varaka ile Gülşah hikayesinin erkek kahramanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Altın veya yaldız yapraklarını yapıştıran veya yapan adam, yaldızcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilder. silvered. gold beater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. varakıyye) (botanik, paleontoloji). Yaprakla alâkalı veya yaprağa benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altın veya yaldız yaprağı ile yaldızlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gild. to silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altın veya yaldız yaprağı ile yaldızlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altın veya yaldız yaprağı ile yaldızlanmış, yaldızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilded. silvered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ ورق پاره] kağıt parçası. 2.pusula, not.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monitor. varan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The monitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Monitor, 3.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any of various large tropical carnivorous lizards of Africa and Asia and Australia; fabled to warn of crocodiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dokuzuncu yüzyılda Rusya'da bir hükümdarlık kuran iskandinav denizcilerinden biri: on bir ile on ikinci yüzyıllarda Rus veya iskandinavya'lı Bizans saray muhafızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins çiçek, virane papatyası. Kızıl varatıka = Miskotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. i. «guarda» dan). 1. Bak, dikkat et, savul, destur. Varda topu = Eskiden limana girişi yasaklamak için güneşin batışında atılan top. Vardakosta = Sahilleri muhafazaya mahsus ağır gemi. mec. Şişmanca, iriyarı adam veya kadın. 2. Nöbet: Vardada kim var? (bk.) Vardiya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look out ! keep clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Varda bağırmaya memur bekçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). 1. Eskiden sahil muhafaza gemilerine verilen ad. 2. Gösterişli ve iriyarı erkek veya kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yetiştirmek, Osm. İsâl etmek, iblâğ etmek: İşi o dereceye vardırmamalı, masrafı oralara kadar vardırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let a matter reach (a certain point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). 1. Gemilerde beklenen nöbet. 2. Nöbet yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

job rotation. relay. shift. spell. turn of work. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relay. shift. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shift. watch. shift. watch. multishift. labor shift. gang. course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gardiyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kurtulmuş, Fars. Azâde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freed from. relived from. unencumbered by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ وارسته] kurtulmuş, rahat. 2.uzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Kurtulmuş. Serbest, rahat, azade. 2.İlişiksiz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kurt uluma, Azâd olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cableway. trolley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boat which is propelled by a guess-rope. reciprocating device. trolley. rocket. shuttle. crab. planer. trolley line. traveler. tail-rope haulage system. sledge. jinny. reciprocating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ulaşan, isteğine kavuşan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Benzetme gösterir: Dostvârî bir tavırla.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [واری] gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) değişik, çeşitli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. değişir, değişken; kararsız, sebatsız; biyol. değişken i. değişen şey mat. değişken nicelik: astr. değişken yıldız: çoğ. okyanusta rüzgarların hafif ve sakin olduğu ekvatora yakın kısımlar. variabil'ity, variableness i. değişkenlik. variably z.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değişme, değişiklik; uyuşmazlık; çelişki, ihtilâf, ayrılık at. variance with çelişkili, tutarsız, aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. farklı, değişik: dönek; değişken; i. başka şekil; varyant; değişen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değişken şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değişme, dönme dönüşme; değişme miktar, değişme derecesi; gram. çekim, tasrif; müz. çeşitleme, varyasyon; gökcisminin ortalama yörünge veya devrinin değişmesi; biyol. değişme. variation compass ibrenin en ufak değişikliklerini gösteren pusula. peri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. suçiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hayâ torbası damarlarında tümör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. genişlemiş, varisli (damar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tlb. varis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vürûd» dan if.) (mü. vâride). Vürud eden, gelen, vasıl olan: Vârid olan bir habere göre, evrâk-ı vâride. 2. Bir şey hakkında söylenen, tatbik olunan: Bu mevzûda birçok hadîs vârid olmuştur. Vârid-i hâtır = Hatıra gelen, Osm. sânih olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وارد] gelen, ulaşan. 2.sözkonusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gelen, vasıl olan, erişen. 2.Bir şey hakkında çıkan, söylenen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi vâride bu mânâ ile kullanılmaz). T. Bir şahıs veya ailenin her türlü gelirinin bütünü: Vâridatı idaresine kâfidir, vâridat sahibi. 2. Bir devletin, vergi vesaireden senede aldıklarının bütünü ki, bütçesinin gelir kısmını teşkil eder. 3. Akla gelen şeyler, Ar. sânihât: Vâridât-ı zihniyye (bu mânâda az kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenues. income. revenue. assets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واردات] kazanç, gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. vâridât). Akla gelen düşünce, fikir, mülâhaza.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وارده] gelen, ulaşan. 2.akla gelen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Varid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s çeşitli, türlü; değişik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. renk renk yapmak, renklendirmek; değişiklik katmak, çeşitlemek. variegated s. renk renk, alaca; çeşitli. variega'tion i. renklilik; çeşitlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çeşitlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değişiklik, farklılık; karışım; biyol. çeşit; cins nevi, tür. variety meat sakatat; salam, sosis, sucuk. variety show varyete. variety store A.B.D. tuhafiye dükkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. farklı şekilleri olan, biçim biçim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. baril). 1. Silindir şeklinde fıçı: Su, şarap varili. 2. Bir varil dolusu, bir varilin aldığı miktar: Bir varil şarap. 3. Varil şeklinde: Varil çanta, düğme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrel. cask. keg. tub. vat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrel. cask. keg. butt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrel. butt. cask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gidilmek, vüsûl bulunmak: Bugün şehre varılamaz. 2. Anlaşılmak, Osm. intikal olunmak: Onun içyüzüne, hakikatine varılmak müşküldür.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. çiçek hastalığı. variolous s. çiçek hastalığı kabilinden; çiçek bozuğu, çopur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. beyaz lekeli bir çeşit volkanik kaya. variolit'ic s. bu kayaya ait; benekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çiçek hastalığına benzer; i. hafif bir çeşit çiçek hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. varyo metre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. değişik nüshalardan derlenmiş (eser). variorum edition değişik nüshalardaki farkları dipnotta veren baskı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. farklı, muhtelif, ayrı, çeşitli, birkaç; değişik; nad. kararsız, sebatsız. variously z. farklı olarak. variousness farklılık, çeşitlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Varma, gitme, yetişme, Ar. vüsûl: Bu kadar çabuk varış. 2Anlayış sür’ati: Çok varışı vardır. Varışgeliş 5= Gidip-gelme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir damar hastalığı, toplardamarın hastalık derecesinde genişlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «verâset.» ten) (mü. vârise) (c. verese). Akrabalık veya vasîllk yoluyla, ölen bir şahsın mal ve mülküne konan, miras yiyen.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Damarların büyümesi ve şişmesine varis denir. Çoğunlukla bacağın alt kısımlarında görülür. Nedeni ayakta fazla durmak, şişmanlık, kan damarlarındaki kapakların düzensiz çalışması veya jartiyer kullanmaktır. Belirtileri, deri yüzeyindeki damarlar eğri, büğrü olup şişerler. Deri rengini kaybeder. Akşam saatlerinde de ayak bilekleri şişebilir. Banyodan sonra, aybaşı halinde, sıcak havalarda veya uzun süre ayakta kaldıktan sonra, yorgunluk, bacaklarda ağrı, karıncalanma ve dolgunluk hissedilir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır ve kabız olmamaya dikkat edilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu.

Hazırlanışı : Her akşam, bacaklar limon suyu ile aşağıdan yukarı doğru ovulur. Sonra, 1 karış yükseğe konup, dinlendirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrival. coming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advent. arrest. coming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destination. arrival. accession. coming. finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

successor. heir. devisee. heritor. inheritor. inheritress. inheritrix. survivor. varicose vein. varicosis. varicosity. varix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heir. varicose veins. varicose vein. varix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

varicose vein. varicosis. successor. varicose veins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وارث] mirasçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Cenab-ı Hakk’ın 99 isminden birisi. Mal ve mülkün, bütün değerlerin son ve gerçek sahibi yüce Allah. 2.Varis kelimesi, müslümanlar kastedilerek de kullanılmıştır. 3.Mirasçı, kendisine miras düşen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zeka, anlayış, akıl.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Daha çok, bacağın alt kısmında görülen yuvarlak bir yaradır. Nedeni, varisli yerde meydana gelen herhangi bir yaralanmadır. Hastalık bacağın alt kısmında, bileğe yakın bir yerde yuvarlak bir yara olarak ortaya çıkar. Ayak bileği şişer, deri esmerleşir ve bazen de ağrı hissedilir. Doktor tedavisi şarttır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ceviz veya fındık, su.

Hazırlanışı : Altı bardak suya 1 avuç kabukları çıkarılmamış ceviz veya kabuklu fındık konur. Yarım saat kaynatıldıktan sonra süzülüp, ülserli yere pansuman yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışlı, çabuk intikal eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. keenly intelligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gidip gelmek, görüşmek, dostluk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likely to happen. possible. plausible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be likely to happen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. varices) tıb. varis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe «var» isminden Arapça kaidesince yapılmış yanlış tâbirdir). Zenginlik, servet, mal,, varlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. yanlış tabir). Zengin, varlık sahibi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) iç oğlanı, şövalye uşağı; alçak adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Asset – Backed Securities)

İhraçcıların kendi ticari işlemlerinden doğmuş alacakları veya temellük edecekleri alacaklar karşılığında, ihraç edebilecekleri kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Var olma, mevcudiyet. 2. Zenginlik, servet: Onun varlığı zararsızdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asset. circumstances. being. havings. circumstance. possessions. creature. criter. entity. estate. existence. means. possession. presence. property. stock. subsistence. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluence. asset. being. existence. opulence. presence. riches. subsistence. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assets. actuality. asset. being. entity. fortune. havings. presence. subsistence. substance. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yaşam, hayat. Var olan herşey. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basis of existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zengin, geliri yolunda olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluent. flush. opulent. wealthy. rich. well-to-do. well-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wealthy. rich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Varmak işi. (bk.) Varmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrival. attaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Gitmek, yetişmek, Osm. vusûl bulmak: Acaba şehre vardılar mı? 2. Tutmak, Osm. bâliğ olmak: Bu masraf yüz liraya vardı. 3. Neticelenmek: Bu iş neye varacak? 4. Yanaşmak, Osm. takarrüb etmek, müracaat etmek: Yanına, eteğine vardı. 5. Anlamak, Osm. fehmetmek: Farkına, içyüzüne, hakikatine vardı. 6. Dalmak, kendini vermek: Uykuya, zevke vardı. 7. Kıymak, cür’et etmek, acımamak, çekinmemek: O sözü söylemeye nasıl ağzı varıyor? Aşağı varmak — Eksilmek. Ere varmak = Kocaya varmak, (kız) evlenmek. El varmamak = Gönül istememek. Üstüne varmak = 1. Zorlamak. 2. Birdenbire gelivermek. Fenaya varmak = Neticesi fena olmak. Kocaya varmak = (kız) Evlenmek. Var, haydi git = Var bildiğini yap. Varsın = Bırak, ko: Varsın desin. Vararak, vara vara = Git gide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approach. arrive. arrive at. attain. come at. come to. get. get at. get to. go into. hit. make. reach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appear. arrive. get. hit. reach. to arrive. to get to. to reach. to attain. to appear. to hit. to amount to. to approach. to end in. to marry. to arrive. attain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach. to arrive at. to come to. to get to. to get as far as. to marry a man. arrive. attain. come. come at. come in. draw into the station. fetch up. gain. get. hit. make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., leh. zararlı böcek, zararlı küçük hayvan; sefil adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vernik, cila; yapmacık, yapma kibarlık; f. cilalamak, verniklemek; görünüşte süslemek, içyüzünü gizlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaşa, uzun ve sağlıklı bir yaşamın olsun.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being. entity. existence. presence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existence. being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialism. existentialism egzistansiyalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Macarca’dan). Eskiden bir şehir ve kasabanın kale dışında bulunan kısmı ki, ekseriya Hıristiyan mahallelerini içine alırdı. Şimdi büyük şehirlerin kenar mahalleleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outskirts. suburb. suburbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suburb. outskirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiiir ve musikisinde bir form.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Varsak denilen Tatar kabilesine mahsus bir cins enli yatağan. 2. Yine onlara mahsus bir nevi kayabaşı hava. (bk.) Varsağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. guess. guesswork. hypothesis. supposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. hypothesis. presumption. supposition. hypothesis hipotez. faraziye. assumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assumption. hypothesis. supposition. conjecture. postulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Bir hâdiseyi açıklayabilmek için gerçek olarak kabûl edilen prensip, ipotez, faraziye

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjectural. hypothetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetical. assumptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supposition. assumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir hâdisenin neticelerinden faydalanmak için onu olmuş gibi saymak, farzetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. count. deem. hypothesize. posit. presume. reckon as. reckon for. say. suppose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assume. believe. call. grant. presume. say. suppose. to suppose. to assume. to presume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assume. to suppose. to assume. to hypothesize. posit. postulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich. wealthy zengin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birinci gelen okul takımı; ing. üniversite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Uçurum. 2. Tehlike, Ar. mühlike, muhâtara: Bir vartaya düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangerous situation. tight spot. scrape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ورطه] uçurum. 2.tehlike.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ters, uğursuz. Ar. mâkûs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وارون] ters, başaşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وارونه] ters, başaşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kemik veya eklemin kusurlu teşekkülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. iklimsel birikimlerin oluşturduğu katman, tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. değişmek; değiştirmek; baş kalaştırmak; müz. çeşitlemek; almaşık olmak, keşikleşmek; biyol. değişime uğramak. vary from den. ayrılmak den. sapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variant. version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variant. variant reading. detour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variant. detour. diversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ana melodi etrafında işlenmiş çeşitli melodiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miser. stingy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Şarkı, dans, hokkabazlık, temsil gibi çeşitli oyunların gösterilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaudeville.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variety show. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Ağır taşçı tokmağı, otuz kırk kiloluk büyük demir çekiç.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sesin bit değerini ayarlayan ve böylece daha az yer kaplayan ama daha iyi ses kalitesine sahip ses dosyaları yaratmaya yarayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax payer. taxpayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan veya bitkilerin yetiştirildiği park veya akvaryum gibi yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Ricacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entreaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. rogation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşağılık bir şekilde yalvarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjuration. appeal. begging. conjuration. cry. entreaty. invocation. plea. pleading. prayer. praying. supplication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. plea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. entreaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yardım isteyerek rica etmek. Yalvara yakara = Bin bir rica ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjure. appeal. beg. beseech. conjure. crave. desire. entreat. implore. intercede. invoke. plead. pray. sit up and beg. solicit. supplicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. beg. beseech. entreat. implore. plead. solicit. supplicate. to beg. to implore. to plead. to appeal. to beseech. to entreat. to suppicate niyaz etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beg. to entreat. to implore. to plead with. to call on sb. appeal. beseech. call down. conjure. cry. cry on. obtest. plead. pray. request. solicit. sue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yalvarmasına meydan vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mükellefiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenable. in charge of. incumbent. liable. obligor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answerable. bound. obliged. required. liable. responsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenable. incumbent. liable. obligator. obliged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. compulsion. duty. encumbrance. engagement. function. impost. incumbency. liability. obligation. onus. ought. responsibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenability amenableness. contribution. engagement. liability. obligation. obediential obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık açısından çok zayıf olurdu. İüphesiz böyle bir yumurtayı yumurtlamak da tavuk için bir işkence olurdu. Aslında dış yüzeyi en dayanaklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki bir yumurta da bulunduğu yerden yuvarlanıp gidince nerede duracağı belli olmaz.

Hemen hemen tüm kuş yumurtalarının bir tarafı daha yuvarlak diğer tarafı da daha incedir. Bu sekil, yumurtaların yuvada birbirlerine en yakın ve en az hava boşluğu bırakacak şekilde durmalarını sağlar. Böylece hem ısı kaybı önlenir hem de yuvadaki yerden en iyi şekilde faydalanılır.

Yumurta yuvarlanıp gittiğinde düz gitmez, ince tarafı üstünde dairesel bir yol çizer ve başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani bu şekli ile yumurtanın düz bir yüzeyde yuvarlanarak kaybolup gitmesi mümkün değildir. Asıl önemlisi bu şekli ile yumurtanın kuştan veya tavuktan daha rahat çıkmasıdır. Genel tahminin aksine yumurtanın yuvarlak yani daha geniş tarafı önce çıkar. Hem bunu hem de yumurtanın her iki tarafındaki farklı şeklini sağlayan yumurtanın çıkış yolu üzerindeki kaslardır.

Pek alakasız gözükse de tavuğun içinde yumurtanın oluşmaya başlayabilmesi için önce güneş ışığının veya yapay bir ışığın tavuğun gözüne çarpması gerekir. Böylece göz yolu ile uyarılan tavuğun hipofiz bezi bir hormon salgılar. Bu hormon kan dolaşımına girer ve bu yolla yumurtalığa taşınır.

Hormon burada bulunan binlerce yumurtadan birinin içine pirer ve o yumurtanın aniden çok hızlı bir şekilde büyümesini sağlar. Önce yumurta sarısı meydana gelir ve yumurta, yumurta kanalına geçer, döllenme organlarında geçirdiği aşamalardan sonra 24-25 saatte oluşumunu tamamlar.

Yumurta, yumurta kanalını kesik kesik hareketlerle geçer. Buradaki dairesel kaslardan sırası ile geçerken, yumurtanın önündeki kas gevşek durumda iken arkasındaki kas kasılır, daralır.

Yumurta bu kanalın başında iken küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kaslar büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik bir sekil almasına sebep olurlar. Çıkışa kadar yumurta kabuğu da sertleşir ve bu haliyle dışarı çıkar. Yumurtanın şeklinin ve kalın kısmının önce çıkışının nedeni de budur. Sürüngenlerde ise bu düzenek yoklur. Onların yumurtaları çıkışta küresel şekildedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen yuvarlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Kanın içinde bulunan küçük yuvarlakların adı, Ar. küreyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: yumarlak, galatı: yuvalak). 1. Top şeklinde, Ar. müdevver, kürevî: Yuvarlak bir taş. 2. Tekerlek şeklinde, dairevî: Yuvarlak kâğıt, kutu. 3. Top, küre: Hokkabaz yuvarlağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annular. circular. conglobate. orbicular. rotund. rotundate. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domed. full. knobbly. round. circular. spherical. globular. globe. sphere. ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular. disc. disk. globe. rotund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlak hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlak hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conglobate. round. round out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak olan şeyin hâli ve şekli: Bunun yuvarlaklığı muntazam değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Döndürerek yürütmek, tekerlemek: Siniyi yuvarlayarak getirdi. Dağdan taşları yuvarladılar. 2. Döndürerek devşirmek: Kâğıdı, kumaşı yuvarladım. 3. mec. Hırsla yutmak: Lokma yuvarlamak. 4. Yalan, esassız bir şey söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belt down. bowl. elide. roll. toss off. trundle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowl. roll. to rotate. to roll. to roll up. to round sth up. to toss off. to down. roll along.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

round. roll. round up. trundle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. rolling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling. spill. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dönerek gitmek, tekerlenmek: Dağdan bir taş, bir çığ yuvarlandı. 2. Dönüp dolaşmak, tepinmek: Toz, toprak içinde yuvarlanıyordu. Yerlere yuvarlanmak = Alçalmak, zilletle yalvarmak. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş = Eş eşini bulmuş, ikisi birbirine uygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowl. roll. roll over. roll up. trundle. trundle along. tumble. wallow. welter. wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumble. wallow. to revolve. turn round. to roll along. to topple over. to rotate. to turn around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trundle. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Tekerletmek, döndürerek yürütmek: Yolun üzerindeki taşları dereye yuvarlatmalı. 2. Yuvarlak yapmak, daire şekline koymak: Bu tahtayı yuvarlatmak isterim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Acı meyveli bir cins ağaç, ağu ağacı. 2. Cehennemde bittiği hayal edilen ve meyvesi cehennemdekilere yedirilecek olan ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oleander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oleander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ زقوم] zakkum ağacı. 2.zıkkım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ağu ağacı): Zakkumgiller familyasından; Akdeniz sahilleri boyunca hemen hemen her yerde yetişen; yurdumuzda Batı ve Güney Anadolu’da dere yataklarında bulunan bir bitkidir. Boyu 5 metre kadar uzar. Kış aylarında yapraklarını dökmez. Sık dallıdır. Çiçekleri pembedir. Meyveleri kapsül şeklindedir. Zehirlidir. Yapraklarında reçine, tanen, glikoz, C vitamini ve oleandrin adında bir glikozit vardır. Kabukları ve tohumlarında da etkili maddeler vardır. Ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Kullanıldığı yerler: Haricen kullanıldığı takdirde adale ağrılarını giderir. Akrep ve arı sokmasında faydalıdır. Düşük dozlarda kullanılacak olursa kalbi kuvvetlendirir. Bol miktarda idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zâir). Ziyaretçiler. (bk.) Zâir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زوار] ziyaretçiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by