Nom ne demek? | Nom anlamı nedir? | Nom

Nom anlamı nedir?

Nom ne demek?

Nom anlamı nedir?

Nom | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nom

Türkçe - İngilizce Sözlük

Name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş ışınlarının kuvvetini ölçen araç, aktinometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). lenf bezlerinin şişmesi veya büyümesi, adenoma, genellikle bez dokusu uru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agronomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir memleketin topraklarını iktisadi yönden inceleyen ilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilimsel tarım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). dünyanın yaratılış tarihinden itibaren hesap edilen yılda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Nizam, kaide, usul ve genel olarak alışılagelen şeylerden ayrılık gösteren hal.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anomalie

ruh b. sapaklık

Hastalık niteliğinde olmamakla birlikte, normalden belirgin durumda sapma gösterme durumu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kural dışı, kaidelere uymayan, istisna teşkil eden; tabiR olmayan , anormal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kural dışı oluş, kaide dışı olan şey, sapıklık, anomali, anormallik; (gram). kural dışı kelime. true anomaly (astr). gerçek anomali, elipste radyus vektörü ile büyük eksen arasındaki açı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ümitsizlik, gayesizlik, toplumsal düzensizlikten ileri gelen bunalım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antinomie

fel. çatışkı

Yasaların veya önermelerin kendi aralarında çelişikliği.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ahlâk kurallarına karşı gelen (kimse). antinomianism (i). ahlâk kurallarına karşı gelme,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki kanun veya iki felsefe prensibi arasındaki zıtlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon).(san). bir kimsenin bir lakap veya unvanla teşhis edilmesi ;bir özel ismin benzer nitelikteki diğer şahıslar için genel olarak kullanılması. antonomastical (s). sıfatla tesmiye usulü ile yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y„). Astronomi bilgini.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. astronome

gök bilimci

Gök bilimiyle uğraşan bilgin.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astronomer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astronomer. stargazer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astronome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). astronom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uzay ve her türlü gök cismini kendisine konu olarak alan bilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. astronomie

gök bilimi

Gök cisimlerinin konumlarını, hareketlerini, birbirine olan uzaklıklarının ölçülmesini, bunların fizik ve kimya bakımından yapılarını inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astronomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astronomy. astronomy gökbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astronomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( s ).,çok fazla, muazzam, aşırı astronomik; astronomi ile ilqili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Astronomi ile ilgili olan. Astronomik rakamlar = İnsana şaşkınlık verecek derecede büyük rakamlar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. astronomique

gök bilimsel

Gök bilimiyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy price. exorbitant price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) astronomi, yıldızlar ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özerk, muhtar, muhtariyetle idare edilen, otonom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özerk, muhtar; özerklige ait; müstakil, kendi kendini idare eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özerklik, muhtariyet, kendi kendini idare etme hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., mat. iki terimli; i. aralarında + veya -- bulunan iki terim; biyol. iki terimli isim bio- önek hayat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ekoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -mata, -mas) (tıb). habis ur, kanser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanser tümörlerinin vucuda yayılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kronometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vakti tam olarak öIçme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klinometre, meyil öIçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). klinometre ile ilgili. clinomet'rical s klinometre ile ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soyadı; lakap. cognoscente, conoscente (konyoşen'tey, konoşen'tey) (i). (çoğ -ti) erbap, ehil, bir işe vakıf olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). isim koymak, ad vermek, demek, nam vermek; tefrik etmek, ayırmak, belirtmek, göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). isimlenlendirme, ad verme; isim, unvan; sınıf, mezhep; belli bir öIçü birimi. denominational (s). isme ait; mezheplere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). ad veren, tesmiye eden; (gram). isim veya sıfattan türemiş; (i)., (gram). isim veya sıfattan türemiş fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). payda, bir sayının kaça bölündüğünü gösteren rakam. Ieast common denominator (bak). Ieast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iktisadi, ekonomik; idareli, az masraflı, masrafını çıkaran; mali işlere ait. economic man iktisadi insan, yalnız kendi çıkarını düşünen ve düzenli hareket eden kimse.economical (s). idareli, az masraflı, tutumlu; iktisadi, ekonomik. economically

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ekonomi yapmak, iktisat yaparak idare etmek, ihtiyatlı kullanmak, idareli kullanmak, idareli sarf etmek, masrafı kısmak. economizer (i). iyi idare eden kimse, tutumlu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iktisat, tasarruf, idare; tutum, israftan çekinme; idare usulleri, teşkilât.minister of economy maliye bakanı. political economy politik ekonomi, iktisat ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

econometrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

econometrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Tutum, iktisat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economics. economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economy; economics. economy. thrift. thriftiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political economy. politico-economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economic. economical. economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economic. economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zehirlemek, zehir katmak; acılık vermek; kin aşılamak, bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ,-na) sonuç yaratmada başlı başına bir etkisi olmayan ve başka olayların yanında yer alan ikinci dereceden bir olay; (tıb.) yan tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ergonomie

iş bilimi

İnsanın, makinenin ve çevrenin bir arada uyumlu ve verimli bir biçimde çalışmasını inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ergonomics. human engineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ergonomics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ergonomics. ergonomy. human engineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ergonomique

1. kullanışlı, 2. elverişli

1. Rahatça kullanılabilen. 2. İşe yarayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home economics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home / household economics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Varlığı şuurla idrak edilen hadise.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phénomène

1. olay, 2. fel. görüngü

1. Önemli tarihsel olgu. 2. Duyularla algılanabilen her şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomenon. phenomenon olay. olgu. görüngü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Yalnız fenomenlerin varlığını kabul eden felsefî doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phénoménisme

fel. görüngücülük

Gerçek olanın yalnızca görüngüler olduğunu öne süren görüş.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. phénomenologie

görüngü bilimi

Algılanan görüngeler öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yüz hatlarının bütünü; bu hatların meydana getirdiği yüz ifadesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiognomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda ‘General Electric’ tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampul kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine basıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki cıvayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınlar da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktarda enerjiyi bir saatlik açık durumda ancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50.000 saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20.000 saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampullerde açıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşil yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda “General Electric” tarafından sergileni. Amerikan evlerinin elektrikle ayınlatılmasından yaklaşık 60 yıl sonra oortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampül ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi rpmantik ışığı ile ampül kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılaması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampül kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji sağlayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine baıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki civayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınları da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktardaki enerjiyi bir saatlik açık durumdaancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50 bin saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20 bin saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampüllerde açılıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşi yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galvano metre, elektrik öIçegi galvanometry i elektrik cereyanı öIçme ilmi galvanoplastic s galva noplastik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. galvanometre). Elektrik cereyanının kuvvet ve şiddetini ölçmeye mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurateur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. midesine düşkün kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gastronomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi yiyip içmekle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi yemek yeme ve yemekten anlama sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Üreme hücrelerindeki kromozomların hepsine verilen isim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeraltındaki hazinelerin bekçileri farzolunan biçimsiz cüceler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vecize, atasözü, darbımesel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vecize veya darbımeselleri içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş saati mili; geom. bir paralelkenann bir köşesinden daha küçük bir paralelkenar ayrılınca geriye kalan şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alçakça, namussuzca. ignominiously z. alçakçasına, namussuzcasına. ignominiousness i. alçaklık, namussuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rezalet, alçaklık; namussuzca iş, kepazelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meyil ölçeği, uçak veya geminin ufka göre egimini ö1çen alet; dünyamn manyetik alanının eğimini gösteren mıknatlslı iğne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adsız, isimsiz. innominate bone anat. kalça kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) muhtelif mezhepler arasında vuku bulan, mezheplerarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixed economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. clinomètre

eğimölçer

Bir yüzey, düzlem, yol veya cihazın yatay düzleme oranla eğimini ölçen araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Isı ve rutubet tesiriyle hareketi bozulmayan ve yılda bir kurulup bir saniye bile şaşmayan hassas ve büyük saat ki, başlıca denizcilikte boylam tâyini vesair matematik işlerde hassas zaman hesaplarında kullanılır. Cep kronometresi = Bu esas üzerine yapılmış sağlam cep saati. Kol saati şeklinde olanlar da vardır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. choronomètre

süreölçer

Belirli bir işin, işlemin, yarışmanın veya teknik alanda belli bir işin kısa süresini ölçmek amacıyla kullanılan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split-second watch. chronometer. stop watch. timer. clock. timekeeper. timepiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronometer. stopwatch. timer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronometer. stopwatch. timepiece. timer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). içinde afyon bulunan sulu bir ilâç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geniş kapsamlı genel ekonomi bilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. macroéconomie

ekon. bütüncü ekonomi

Belli bir dönemdeki ekonomik etkinlik düzeyini belirleyen ve ekonomik büyüklükler arasındaki ilişkileri açıklayan ekonomi dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manometre, basıölçer. manomet'ric(al) s. manometreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Tazyik, basınç ölçen Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manomètre

fiz. basıölçer

Buharın veya herhangi bir gazın bulunduğu kabın iç yüzeyine yaptığı basıncı belirleyen alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manometer basıölçer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manometer. pressure gage. pressure gauge. wind gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.) (musiki). Musiki eserinin hareketini (ağırlık yürüklük derecesini) ölçmek için kullanılan Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. metronom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.yanlış isim, isimde hata; yanlış isim kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb yalnız bir konu hakkında saplantı ile kendisini gösteren akıl hastalığı, sabit fikir, saplantı; delice merak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sabit fikir delisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para için tek maden standardı; para kıymeti için altın gibi tek maden kullanma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., mat. tek terimli; biyol. tek kelimeden ibaret (hayvan veya bitki ismi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek molekül kalınlığında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. tek yapılı; şekli değişmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., mat. çok terimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) göçebe (kimse veya topluluk). nomad'ic (s.) göçebe gibi, göçebeye ait. no'madism (i.) göçebelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

adlar dizgesi

Belli bir alan için bağlayıcı olan adlandırmaların bütünü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Yunanistan'da il.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr.) takma isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yazarın takma adı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Mısır ve bugünkü Yunanistan'da eyalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir ilim veya fen dalına ait terimler, terminoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nominal

1. saymaca, 2. ekon. yazılı

1. Gerçekte öyle olmadığı hâlde öyleymiş gibi kabul edilen, itibari. 2. Geçerli olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to a name or names; having to do with the literal meaning of a word; verbal; as, a nominal definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Existing in name only; not real; as, a nominal difference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nominalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A verb formed from a noun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A name; an appellation. being such in name only; 'the nominal head of his party' insignificantly small; a matter of form only ; 'the fee was nominal'; 'a token gesture of resistance'; 'a tokenish gesture' being value in terms of specification on currency

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relating to or constituting or bearing or giving a name; 'the Russian system of nominal brevity'; 'a nominal lists of priests'; 'taxable males as revealed by the nominal rolls'. insignificantly small; a matter of form only ; 'the fee was nominal'; 'a toke

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In name only Differences in compounding cause the nominal rate to differ from the effective interest rate Inflation causes the purchasing power of money to differ from one time to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The exact intended value for a specified parameter Tolerances are specified as positive and negative deviations from this value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure based on current-dollar value For income or spending, the nominal level is measured in current dollars See current dollar; compare with real [Back to top]. a measurement that is a designation or theoretical size that may vary from the actual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting the standard or ideal values of the parameters specified for the elements that make up bar code symbol characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest in frequency of the five low partials Given this name because the strike note of a bell is usually about an octave below the nominal; hence this partial provides the note-name of the bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nominal measurement is an approximate measurement; the actual measurement may vary slightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of, being or relating to a designated size that may vary from the actual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The value at which a system is designed to assure optimal operation Tolerance considers the 'normal' deviation of variable factors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Referring to the state of having desirable or acceptable ecological condition The quantified standard established for a condition indicator to represent the desirable or acceptable condition is called a nominal assessment endpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The targeted value for a dimension that defines the size of an ideal part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When used in reference to micron rating of cartridge filters, refers to an approximate size particle that will not pass through a filter Thus, a nominal one-micron filter is one that gets most of the particles larger than one micron See also Absolute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ideal value for a specified parameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Economic values expressed in current prices A general increase in prices will cause nominal prices to rise even if there is no real change in the value. a classification of data groups which do not have a specific order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A numeral used only to assign identification or label an object or set of objects For example: the number on a sports jersey Implies no order. 1) the face value of a security 2) the probable level of a market, but that level is not based on actual transac

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Often defined as the actual size of lumber before dressing or finishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nominal dimension is the industry term used to approximate a door size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partial of tuned bell an octave above prime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The exact or ideal intended value for a specified parameter Tolerances are specified as positive or negative values from this specified value. as expected or planned; normal. desired operating value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An approximate amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ismen mevcut olan, sözde; birinin ismini taşıyan; önemsiz; (ditb.) isim türünden veya isme ait olan, isimle ilgili. nominally (z.) ismen, sözde olarak; önemsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Nominal/Face Value)

Hisse senedi için pay senedinin üzerinde yazılı olan fiyattır. Tahvillerde ise, vade sonunda ödenecek değerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face value. nominal value. par value. nominal par.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. nominal price

yazılı fiyat

Hisse senedi, tahvil vb. için üzerinde belirtilmiş fiyat.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. nominal value

yazılı değer

Hisse senedi, tahvil vb. için üzerinde belirtilmiş değer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) adcılık, nominalizm. nominalist (i.) adcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Adcılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nominalisme

fel. adcılık

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) başkasını aday olarak göstermek; atamak, görevlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. gramer). İsmin yalın hâli: Ev, taş gibi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nominatif

db. yalın durum

Ad soyundan sözün taşıdığı kavramı ek almadan bildiren durum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aday gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (gram.) yalın (hal), öznel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aday, namzet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek hukuk, usul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sayısal bağıntıları gösteren çizge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kanun koyan; bilimsel kanunlar meydana getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimler ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onomastics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onomastics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yansıma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. onomatopée

db. yansıma

Doğa seslerine benzer seslerle yapılan kelime.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imitative word; an onomatopoetic word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imitative word; an onomatopoetic word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. onomatopéique

db. yansımalı

Tabiat seslerini andıran seslerle yapılmış (kelime).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabii sesleri yansılayan kelimeleri kullanma, yan- sıma; yankı kelime. onomatopoeic s. yansımalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sesleri yansılayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autonome

özerk

Bir üst organa bağlı olmakla beraber ayrı bir yasayla kendini yönetme yetkisi olan (kuruluş, devlet vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomous özerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Merkezî bir iktidarı olan daha büyük bir teşkilât içinde kendi kendini serbestçe idare etme hakkı, Osm. muhtariyet, (uyd. k.) özerklik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autonomie

özerklik

Bir topluluğun, bir kuruluşun ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme hakkı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomy. self-rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ozonomètre

kim. ozonölçer

Atmosferdeki ozon niceliğini tespit etmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kelime oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğal olaylarla ilgili veya bu olaylar kabilinden; olağanüstü, harikulade, hayret verici. phenomenalism i., fels. olaycılık phenomenally z. harikulade bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğal olayları inceleme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- na) görüngü ve olay, fenomen; olağanüstü şey, harika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fizyonomi; dış görünüş. physiognom'ical s. simaya veya görünüşe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planed economy. planned economy. draft / managed / planned economy. draft economy. managed economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. PnomPenh, Kamboçya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., mat. birden fazla terimi olan (ifade); polinom; biyol. ikiden fazla kelimeden meydana gelen hayvan veya bitki ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. isim; eski Roma'da isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. praenomen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., gram. zamir kabilinden, zamire ait. pronominally z., gram. zamire ait olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. yoğunluğu ölçmek için kullanılan ve bazen termometreli cam kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., mat. dört terimli (rakam).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. salinomMre) (denizcilik). Buhar kazanlarındaki suyun tuzunu ölçmeye mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses ölçen cihaz, sonometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socioeconomic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socio-economic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organizmanları sınıflandırma bilimi ( Taxonomy )

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sınıflandırma ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses perdesini ölçme aleti; diyapazon, akort verme aleti; gözün tansiyonunu ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. geometri). Üçgenleri hesaplamayı konu edinen matematik kolu ki, İslâm bilginlerince bulunmuştur, Osm. ilm-i müsellesât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigonometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigonometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Trigonometriyle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trigonometri. trigonomet'ric(al) s. trigonometriye ait. trigonomet'rically z. trigonometrik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., mat. üç terimli; biyol. üç kelimeli ismi olan, i., mat + veya işaretiyle birleşmiş üç terimli ifade; biyol. üç kelimeli isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan veya akrep zehiri, ağı; kötülük, garez, kin, düşmanlık, diş bileme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zehirli; zehirleyici; düşman, kin dolu, diş bileyen. venomously z. zehirli bir şekilde. venomousness i. zehirlilik; kinlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaraptaki alkolün miktarını ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvanları otopsi ilmi ve ameliyesi, karşılaştırmalı anatomi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by