Non-stop ne demek? | Non-stop anlamı nedir? | Non-stop

Non-stop anlamı nedir?

Non-stop ne demek?

Non-stop anlamı nedir?

Non-stop | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: non stop

Yabancı Kelime

İng. non-stop

duraksız

Otobüs mola vermeden, duraklarda durmadan (gitmek).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., eski şimdi, hemen, derhal, çok geçmeden; başka bir zaman. ever and anon arasıra, zaman zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İsimsiz, ismi belli olmayan; söylenmeyen: Anonim şirket = Kimsenin namına olmayarak, hissedarlarının cümlesine ait bulunan şirket. Sahibi belli olmayan eser, kitap, musiki parçası, şiir vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous. incorporate. joint-stock. anonym. incorporated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous. incorporated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous. incorporated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Sanat tarihinde sanatçısı bilinmeyen yapıtlar için kullanılır. Özellikle halk sanatı ürünleri, anonim niteliktedir. 2. Antik Yunan Dönemi öncesinde, Mısır ve Mezopotamya`da ve, tarih öncesinde sanat yapıtları anonimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint stock company. corporation. incorporated society. joint-stock company. joint stock / stock company. joint-stock corporation. incorporated business. corporate trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Joint Stock Corporation)

Bir ünvana sahip, en az 5 ortakça, ana sözleşmesinde yazılı konularda faaliyette bulunmak üzere kurulmuş olan ve esas sermayesi muayyen (belli) paylara bölünmüş olan sermaye şirketleridir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. annonceur

sunucu

Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ismi bilinmeyen yazar; takma isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazarı bilinmeyiş, gerçek ismini saklama .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). isimsiz, anonim, ismi meçhul. anonymously (z). imza koymadan, imzasız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Lübnan Suriye sınırında ve Lübnan dağlarının doğrultusunda bir dağ silsilesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., A.B.D. topun kaçmasnı önlemek için arka plana gerilen ağ veya parmaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f), top; (mak). bir şaft üzerinde serbestçe hareket eden (mil); bilardo oyununda karambol; koşum takımında bir çeşit gem; (zool). incik kemiği; (f). topa tutmak, top atmak, bombardıman etmek; gülle gibi fırlatmak. cannon ball gülle. cannon bone inc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). top ateşi, bombardıman; (f). topa tutmak; bombardıman etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topçu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). canyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilise kanunu; kanun, nizam, düzen; miyar, ölçüt, kriter; Hiristiyan kilisesince Kitabı Mukaddes'in bir bölümü olarak kabul edilen kitapların toplamı; kilisece kabul edilen azizlerin listesi; herhangi bir dinin kutsal kitapları; (müz). kanon; 48 punt

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kilise kanununa göre; dini esaslara ait; Kitabı Mukaddes'in bir kısmı olan; meşru, kabul edilmiş. canonically (z). dini esaslara uyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). din adamlarının görev esnasında giydikleri kıyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yazının kilisece Kitabı Mukaddes'in bir bölümü olarak kabul edilip edilmemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fıkıh bilgini, fakih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). öImüş bir kimseyi kilisece kabul edilen azizler listesine dahil etmek; takdis etmek, yüceltmek; muteber addetmek. canoniza'tion (i). azizlik mertebesine yükseltme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir katedral veya kilise özel heyeti üyeliği; bu üyeler grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanyon, sarp kenarları olan vadi, derin vadi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

..yenilebilen mantar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topuz, saçın arkada toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarihten evvel Fransa'da yaşayan bir kavim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kilisece sonradan veya ikinci derecede muteber sayılan mukaddes kitaplara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ,-na) sonuç yaratmada başlı başına bir etkisi olmayan ve başka olayların yanında yer alan ikinci dereceden bir olay; (tıb.) yan tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (-ped, -ping) huk, kendi eylemi vasıtasıyla hakkını iskât ve iptal etmek estoppage (i.) durdurma, kendi eylemi ile hakkını iptal etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) evvelce yapılan bir işin veya verilen ifadenin sonradan ileri sürülen bir iddiayı savunmaya engel olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (foto). fotograf makinasının diyafram ayarı öIçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Publicly-Held Corporation)

Hisse senetleri halka arz edilmiş olan veya halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. fotoğraf banyosunda kullanılan bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. ing.). Durl İstop etmek = Durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Batı musikisinde iki sesli saz veya söz eseri ki, kontrpuan kaidelerine göre yazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Canon. 1) Short hymns consisting of nine odes, sung at the service of Matins 2) The special service known as the Great Kanon sung on the evening of the Wednesday of the fifth week of the Great Lent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). X senbolü ile gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Lübnan Cumhuriyeti; Lübnan dağları. Lebanese i., s. Lübnanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. istenilmeyen bir duruma mani olan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. muskellunge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cennetten kovulduğu farzedilen yedi şeytandan ikincisi, Mefisto; kötü insan, hain adam. Mephis tophe'lian, -lean s. şeytanca, haince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. minyon, küçük ve zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhabbetçiçeği, bot. Reseda odorata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öpüşme hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek gayri, siz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. non-stop

duraksız

Otobüs mola vermeden, duraklarda durmadan (gitmek).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rüşte ermemiş olma; küçüklük, çocukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) doksanlık, doksan yaşına gelmiş; (i.) doksan yaşında kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) dokuz açılı ve dokuz yanlı çokgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hazır bulunmama, gıyap, yokluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) simdiki zaman. for the nonce şimdilik. nonce word yalnız bir olay dolayısıyle icat edilmiş kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kayıtsız, ilgisiz, soğukkanlı, heyecansız. nonchaIance (i.) soukkanlılık. nonchalantly (z.) soğukkanlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) noncommissioned officer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.), (ask.) geri hizmetlerde görevli kimse; savaş zamanında sivil olan kimse; (s.) savaşta kullanılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (ask.) resmen görevli olmayan; asteğmenden aşağı rütbesi olan. noncommissioned officer onbaşı veya çavuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tarafsız; fikrini açıklamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karşı gelme, emredilen bir şeye uymama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.), (huk.) aklına sahip olmayan, akılca dengesiz. non compos yarı kaçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) geçirmez madde, iletken olmayan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) topluma ayak uydurmayan kimse; (İng.) Anglikan kilisesine bağlı olmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) uymayı reddetme; (İng.) resmi kiliseye uymama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) kolay tanımlanamaz, sınıflama veya tanımlamaya gelmez (kimse veya şey).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam.), (z.) hiç biri, hiç kimse; (z.) hiç, asla, hiç bir suretle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) tesirsiz, etkisiz; (ask.), (den.) hizmete yaramaz (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) benlik dışındaki dünya, nesnel kâinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) önemsiz kimse; değersiz şey; hiçlik, yokluk, var olmayan şey, yalnız hayalde olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) eski Roma takviminde bazı ayların beşine ve bazı ayların yedisine verilen isim; Katoliklerin ikindi tapınması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eşsiz kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) bununla beraber, her şeye rağmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (mat.) Öklit geometri sistemi kurallarından ayrı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yokluk, varolmayış. nonexistent (s.) varolmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) kanuni bir yükümü hiç veya gereği gibi yerine getirmeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) demirden başka olan (maden).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kurgusal olmayan düzyazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykelde, gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanmayan sanat anlayışı. Non figüratif sanatta betiler gerçek birer nesne ya da varlık olarak tanınamazlar. Onlar yalnızca sanatsal gerçeklik düzleminde var olurlar. Nonfigüratif sanat yerine günümüzde soyut sanat terimi yeğlenmektedir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ateş almaz, yanmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olaysız durum, ilgi çekmeyen olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Fransız ve Amerikan usulune göre otuz sıfırlı sayı; İngiliz usulüne göre elli dört sıfırlı sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) başka devletlerin işine karışmama siyaseti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) davaya katılması gereken bir kimsenin dışta bırakıması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bağlılık andını içmeyi reddeden kimse; (tar.) İngiltere hanedanından kral William ile kraliçe Mary'ye bağlılık yemini etmeyen vaizlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) içinde kurşun bulunmayan (benzin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) Kanuna aykırıdır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) Mesele açık değil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) madeni olmayan eleman; hidrojen ile birleşince asit meydana getirebilen eleman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ahlâkla ilişiği olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) atom bombası olmayan (memleket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo yapılmaması gereken şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (güz.) (san.) nesnel olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük çocuklara okşama maksadıyle söylenen söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darling. gay. fairy. queer. fruit. poof. pouf. pouffe. queen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darling. gay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) eşsiz, misli bulunmaz; (i.) eşsiz kimse; mükemmel şey; altı puntoluk matbaa harfi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çocuk doğurmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) katılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) partiye bağlı olmayan; tarafsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) şaşkınlık, hayret; (f.) şaşırtmak, hayrete düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mahsul vermeyen, verimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kâr gayesi gütmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) görevli bulunduğu yerde oturmayan (kimse).; memleketi dışında yaşayan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mukavemetsizlik, karşı koymayış, direnmeyiş, teslimiyet. nonresistant (i.) karşı koymayan kimse; otoriteye uyma taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kısıtlamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) esnek, katı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mezhebe bağlı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saçma şey, boş laf; önemsiz şey. nonsense verses eğlence için yazılmış saçma mısralar, anlamsız şiir. talk nonsense saçmalamak. nonsen'sical (s.) saçma, manasız, abuk sabuk. nonsensically (z.) saçma olarak. nonsensicalness (i.) saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(man.) ilgisiz sonuç, mantığa sığmayan sonuç: konuşulanla ilgisi olmayan söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) uçuş saatleri tasımlanmamış olan havayolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kayma tehlikesine karşı koyan (otomobil lastiği). aralıksız, durakla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (z.) aralıksız, duraklamadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) nonesuch.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (huk.) davacının davadan vazgeçmesi; (f.) davanın düşmesine karar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir kimsenin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kimseye bakmaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sendikaya mensup olmayan: sendika üyelerine iş vermeyen; sendikaları tanımayan. nonunionist (i.) sendikalara karşı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. na) (fels.) varIığından emin olmadan kabul ettiğimiz şey, yalnız aklı ile idrak edilen şey; esas, asıl, öz. noumenal (s.) hissedilemeyen, ancak farz olunabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. dirsek çıkıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

-num i. bir felsefenin ilke ve kurallarını meydana getiren sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Kurnazca iş, dalavere, dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. ing.). Gelip geçen otomobillere işaret ederek, duranlara binip parasız seyahat etme usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiking. hitch-hiking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch hiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchiker. hitcher. hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch hiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchiker. hitcher. hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Partenon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç köşeli uzun bayrak; bayrak, sancak; den. flandra, flama; kanat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

istenmeyen kişi

Bulunduğu ülkenin yasa ve düzenlemelerine uymadığı durumda ilgili devletçe çalışması istenmeyen diplomat.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- na) görüngü ve olay, fenomen; olağanüstü şey, harika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D.'de yetişen bodur ve meyvaları yenir çam ağacı, bot. Pinus edulis; fıstık çamı, bot. Pinus pinea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ, -na) gen. çoğ. başlangıç, önsöz, prolog, ki- taplarda uzun giriş. prolegomenous s. önsöz kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rosbi oğlu. Orostopoğlu, orospu oğlu. mec. Kalleş, karaktersiz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki köklerinden elde edilip böcek ilâçlarında kullanılan etkili bir bileşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., beysbol ikinci ile üçüncü minder arasında oynayan oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. synonyme

db. eş anlamlı

Anlamları aynı veya birbirine çok yakın olan (kelimeler), anlamdaş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To close, as an aperture, by filling or by obstructing; as, to stop the ears; hence, to stanch, as a wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To obstruct; to render impassable; as, to stop a way, road, or passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To arrest the progress of; to hinder; to impede; to shut in; as, to stop a traveler; to stop the course of a stream, or a flow of blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To hinder from acting or moving; to prevent the effect or efficiency of; to cause to cease; to repress; to restrain; to suppress; to interrupt; to suspend; as, to stop the execution of a decree, the progress of vice, the approaches of old age or infirmity

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To regulate the sounds of, as musical strings, by pressing them against the finger board with the finger, or by shortening in any way the vibrating part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To point, as a composition; to punctuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make fast; to stopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cease to go on; to halt, or stand still; to come to a stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cease from any motion, or course of action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To spend a short time; to reside temporarily; to stay; to tarry; as, to stop with a friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of stopping, or the state of being stopped; hindrance of progress or of action; cessation; repression; interruption; check; obstruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which stops, impedes, or obstructs; as obstacle; an impediment; an obstruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device, or piece, as a pin, block, pawl, etc., for arresting or limiting motion, or for determining the position to which another part shall be brought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The closing of an aperture in the air passage, or pressure of the finger upon the string, of an instrument of music, so as to modify the tone; hence, any contrivance by which the sounds of a musical instrument are regulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the organ, one of the knobs or handles at each side of the organist, by which he can draw on or shut off any register or row of pipes; the register itself; as, the vox humana stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member, plain or molded, formed of a separate piece and fixed to a jamb, against which a door or window shuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This takes the place, or answers the purpose, of a rebate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, a pin or block to prevent a drawer from sliding too far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A point or mark in writing or printing intended to distinguish the sentences, parts of a sentence, or clauses; a mark of punctuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Punctuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The diaphragm used in optical instruments to cut off the marginal portions of a beam of light passing through lenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The depression in the face of a dog between the skull and the nasal bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is conspicuous in the bulldog, pug, and some other breeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Some part of the articulating organs, as the lips, or the tongue and palate, closed so as to cut off the passage of breath or voice through the mouth and the nose , or so as to obstruct, but not entirely cut off, the passage, as in l, n, etc.; also, any o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the event of something ending; 'it came to a stop at the bottom of the hill'. the act of stopping something; 'the third baseman made some remarkable stops'; 'his stoppage of the flow resulted in a flood'. a brief stay in the course of a journey; 'they mad

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Button at end of Netscape's Tool Button Bar Use to stop downloading of a document For more information see 'Netscape Basics '. 1 An aperture setting that indicates the size of the lens opening 2 A change in exposure by a factor of two Changing the apertur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Either the stationary lip at the back of a rabbet, or the removable molding at the front of the rabbet, either or both serving to hold lite or panel in the sash or frame with the help of spacers Also the part of a door frame against which the door closes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The molding on the inside of a window frame against which the window sash closes; in the case of a double-hung window, the sash slides against the stop Also called bead, side stop, window stop, and parting stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A label given to a PushButton in some DialogBoxes that performs the action of stopping the work in progress indicated by the DialogBox. 1)A diaphragm setting on a lens at one of its apertures 2) A change in exposure by a factor of two One stop more exposu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Segments produced by a complete blockage of the air flow at some point in its passage e g , [p], [t], [k], [b], [d], [g] Stops are labeled according to the point of articulation, such as labials, alveolars, dentals, palatals, velars, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sometimes servers get overworked from too many requests from browsers and consequently their ability to send you a page slows down past the point where you are willing to wait for the information If you get impatient waiting for a page, hit the Stop butto

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small molding strips attached to side and head jambs to guide and stop moving sash and swinging doors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rank of jacks or a device producing a peculiar tone quality or alteration of the sound Examples are: eight foot stop, machine stop, buff stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A relative measure of light that can be used to describe an aperture or shutter speed, although it is more commonly used with aperture settings A difference of one stop indicates half or double the amount of light To stop down means to narrow the aperture

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An order to buy at the market only when the market moves up to a specific price, or to sell at the market only when the market moves down to a specific price. 1 The knob or tab which is used to turn a type of sound on or off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That part of a rabbeted frame that the door closes against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An icon on your browser's toolbar, that allows you to stop a search in progress Can be useful if it is taking too long to download a particular website.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the context of PD diagrams, the stop symbol represents the termination of a process. the collection of pipes on an organ activated by one lever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Part of frame against which door closes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A moulding used to hold a piece of glass in a sash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The shutoff valves under sinks and toilets Back to alphabetical list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Visible indentation in the cat's nose Persian cats for example have a very strong stop Also called 'break'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Use the stop button in the browser tool bar to stop downloading of a document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) durdurmak, alı koymak, engellemek; mola vermek; durmak; kalmak; stop etmek; fren yapmak; kesmek; tıkamak; kapamak; tıpalamak; yenmek; müz. çalgıda ses perdesini değiştirmek için tele veya deliğe basmak; noktalamak. stop a gap bir boşluğu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. durma: duruş; durak yeri; mâni, engel; müz. ses perdesini değiştirmek için çalgının tel veya deliğine basma; müz. jödorg; (İng) nokta, noktalama işareti. put a stop to durdurmak, kesmek, son vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stop. to come to a halt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tail lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tail light. tail lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stoppage

tic. ön kesinti

Ücretlerde, serbest meslek gelirlerinde ve sonraki yıllara devredilen taahhüt işlerinde ödemeler sırasında bu ödemelerin belirli bir kısmı ödemeyi yapanlarca tutulduktan sonra kişiler adına vergi dairelerine yatırılan miktar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoppage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoppage. withholding tax. collection at source. deduction at source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collection at source. withholding tax. stoppage at source. stoppage n. withholding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vana, zarp musluğu, valf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. maden tabakalarını birer birer çıkarmak için yapılan kazı; f. böyle kazı yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. stopper

sp. kesici

Futbolda savunmanın önünde görev yapan ve topu kesip dağıtan oyuncu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçici tedbir veya vasıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trafik lambasının kırmızı ışığı; oto stop lambası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fiyat düşüşu sonucu daha fazla kaybı önlemek amacıyle yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

photography (bir çiçeğin açılmasını bile gösterebilen) aralıklarla filme alma yöntemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mola, konaklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkama; durdurma, kesme; maaşa haciz koyma; stopaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tapa, tıkaç; durduran kimse veya şey; f. tapa ile tıkamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tıkaç, tapa; f. tapa ile tıkamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baskı durduğu sırada gazeteye eklenen; zamana uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saniye ölçer saat, duraklı saat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşanlam, anlamdaş kelime. synonym'ic s. anlamdaş, eşanlamlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ortak anlamı olan, eşanlamlı, müteradif, anlamdaş. synonymously z. anlamdaş olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlamdaşlık; bir araya getirilmiş eşanlamlı kelimeler; eşanlamlı kelimeleri inceleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yerel trafik sorunları, çalan CD, MiniDisc ya da kasetinizin yerine verilecektir; kafa biriminizde ses kapatılmış olsa bile anons duyulacaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anneye veya babaya çocuğun ismini verme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) doğramacılıkta erkek geçme parçası, oğlan; (f.) erkek geçme parçasını kesmek; böyle parça ile birleştirmek. tenon auger erkek geçme parçasını kesme aleti. tenon saw zıvana testeresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) veter iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamıyle toparlak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) tıkaç veya kapağını çıkarmak; açmak, engelleri kaldırmak. unstopped s., dilb. duraksız (ünsüz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Xenon lambalar, görüntülerin mümkün olan en gerçekçi ışıkla görüntülenmesini sağlayacak şekilde, geniş bir renk alanı ve ton gösterimi sunar. Doğal ve doğal renkler güneşinkine benzer bir ışık spektrumu ile elde edilir ve böylece beyazlar daha net ve kırmızılar da daha parlak olur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. ksenon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by