Nü (nude) ne demek? | Nü (nude) anlamı nedir? | Nü (nude)

Nü (nude) anlamı nedir?

Nü (nude) ne demek?

Nü (nude) anlamı nedir?

Nü (nude) | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nu nude

Türkçe Sözlük

Resim ve heykel sanatında çıplak kadın betisi. İlk olarak Antik Yunan ve Roma sanatlarında görülen nü, Orta Çağ`da hemen hemen ortadan silinir. Rönesans “Nü”yü yeniden keşfederek geniş ölçüde uygulamıştır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD ve DVD biçimlerinden gelen dijital ses verilerini, amplifikasyon için analog sinyallere dönüştüren Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) tekniği. Bu teknik, orijinal kaydın özelliklerini koruyarak geniş bir dinamik aralığa sahip yüksek kaliteli ses sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD yazılımında resimler, 8 bit çözünürlükte MPEG-2 teknolojisi kullanılarak kodlanmıştır. Sony DVD oynatıcılar bunları 10 bite dönüştürerek, dijital görüntüdeki suni ayrıntıları en aza indirir ve resim geçişlerini orijinal film master’indeki daha benzer şekilde oluşturur.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Analog sinyalleri dijital biçime dönüştüren yüksek performanslı bir IC Yongası. Elde edilen dijital veriler, Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) teknikleriyle işlenebilmektedir. Modern IC yongaları, 1 bit teknolojisine dayanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Nur sahibi, aydınlık, parlaklık sahibi olan Allah’ın kulu. - Nur, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Abanoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Abanos ailesi, (Fr. Eb£nac6es).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبنوس] abanoz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaugural speech. opening speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introductory speech. opening discussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Afet, felâket, belâ gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limona benzer fakat daha büyük ve kabuğu pek kalın bir meyva ki reçeli olur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kara ayit, (bot). Vitex agnus castus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

En yüksek ses kalitesini sağlamak için hassas dijital voltaj darbelerini, dengeli akım darbelerine dönüştürür.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Beyaz nur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared in a minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared to order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nur).

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

İdrarda, albümin bulunmasına; Tıp dilinde Albüminüri; halk arasında ise, aktutma denir. Bir çok hastalıklarda, özellikle Böbrek hastalıklarında, idrarda albümin görülür. Mümkün olduğu kadar süt içmeli, patates haşlaması ile muhallebiyi sofradan eksik etmemelidir. Baharatlı yiyecekler, biber, turşu ve tuz kesinlikle terk edilmeli; kahve ve fazla miktarda su içilmemelidir.

Tedavi için gerekli malzeme : Tereotu, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya; 1 avuç tere otu konur. 15 dakika kaynatılır. İnce ve temiz bir tülbentten süzülür. Her gün, 1 su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). ağaç özü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. humble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humbleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modesty. affability. humility. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendisinden aşağı olanlara eşit muamele yapan. Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren veya mütevazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. meek. modest. unpretentious. decent. demiss. frugal. lowly. meek-spirited. pudent. low. simple. simple-hearted. simple-minded. submissive. unassuming. unpresuming. unpretending. hat in hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowly. meek. modest. unassuming. humble. modest mütevazı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common in hand. in hat. humble. low. lowly. meek. modest. prone. unpretending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Alçakgönüllü olanın hali veya bir alçakgönüllüye yakışacak davranış, tevazu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dünyayı gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be detained. to be set aside as a reserve. to be held in for a while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Alp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ABD bir okul veya üniversite mezunu erkek; eski öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kâtip, yazıcı, sekreter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın bağışlaması. Allah’ın koruması.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main subject. principal subject matter. burden. idea. motif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar yemek, üzüntülerden sıyrılıp bir süre dinlenmek faydalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çakal eriği, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya; 30 gram çakal eriği meyvesi konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını- adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). yıllık, salname; (bot). bir yıl ömrü olan bitki; (s). senelik, yıllık, her sene. annually (z). her sene, yılda bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıllık taksit veya tahsisat alan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıllık taksit; tahsisat, her yıl tahsil edilen belirli bir gelir; hizmete bedel olmayarak bir yerden verilen yıllık maaş.contingent annuity şarta bağlı yıllık maaş. deferred annuity ilerde belirli bir zamanda verilecek yıllık maaş. join

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bozmak, ilga etmek, kaldırmak, iptal etmek, feshetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). halka şeklinde, yuvarlak, dairesel. annular eclipse (astr). dairesel tutulma. annular tube (bot). halkalı damar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). halkalı, halkalardan meydana gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halka Sekli, halka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halkacık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilga, kaldırma, iptal, fesih, bozma; evliliğin butlanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halka, halka Seklinde olan şey. annulose (s). halka Seklinde, halka halka olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilan etmek, tebliğ etmek, bildirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haber, tebliğ etme, bildirme, ilân; (bh). Cebrail vasıtasıyla Hazreti Meryem'e ulaştırılan haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nikahtan evvel olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sondan üçüncü hece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıracaotları familyası (aslanağzı, kurt ağzı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («inad» dan imüb). İnatçı, muannit, öngüllü, musir: Bir şahs-ı anûd = İnatçı bir kişi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنود] inatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. anatomi). Kalın barsağın, doğru barsak denen son kısmındaki çıkış deliği, şerç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anus. fundament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anus. anal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anus, şerç, makat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anus (şerç-makat); yani sindirim kanalının doğrubağırsak denilen son kısmındaki çıkış deliği veya çevresinde (oturak yerinde) görülen kaşıntıların nedeni çeşitlidir. Bunlar arasında; kılkurtları, sümüksü akıntı, basur, çatlak, ishal veya kabızlık, egzama (mayasıl), sinir bozukluğu veya yeteri kadar temizliğe dikkat edilmemesi sayılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, zeytinyağı

Hazırlanışı : 2 çorba kaşığı süzme bal ile 2 tatlı kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Bir pamukla kaşınan yere sürülür. 4 saat sonra, ılık sabunlu su ile yıkanır. Şikayetler geçinceye kadar aynı işleme devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. ). Rakı içen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft soap. yellow soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sır, muamma; eski simyacıların çözmeye çalıştıkları doğal sırlar; kuvvetli ve niteliği meçhul ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the day before a religious holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law of supply and demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

HiFi terminolojisinde aşağı dönüştürme genellikle Çoklu kanal karışımını alıp daha az kanal sayısıyla tekrar oynatmak anlamına gelir. Örneğin bir 5,1 karışımı, A/V amplifikatör kullanılarak stereoda tekrar oynatılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

original copy. original manuscript.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

original copy / text.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş gösteren.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını Öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşularında, pistin köşelerinde koşucular hafif içe meylederek koştukları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece yüzde 5’i, kadınların ise yüzde 3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşullarında, pistin köşelerinde koşucular haifif içe meylederek koştuları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece %5’i, kadınların ise %3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir ve bu sayede 64 mm’lik diske 80 dakikalık yüksek kaliteli stereo ses kaydedilmesine olanak sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ATRAC sıkıştırma sistemini kullanarak, 30 müzik CD’sine eşit bir alana sahip ATRAC CD oluşturabilirsiniz. Tek bir CD-R/-RW üzerinde sakladığınız müziğinizi uyumlu bir CD çalarda çalabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hafifletici, sulandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ince, zayıf, azalmış, dar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inceltmek, hafifletmek , azaltmak, daraltmak, zayıflatmak; değerini düşürmek attenua'tion (i). inceltme, zayıflatma, azaltma; incelme, daraltmak, azalma, zayıflama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cadde, geniş yol, sokak; girilecek veya çıkılacak yol; iki tarafı ağaçlıklı yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Allah’ın yardımı. - Birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay’ın ışığı, aydan yayılan ışık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Devletin gözü. 2.Devletin kaynağı. Aynüddevle (Öl. 1152). Danişmendli hükümdar. Melikşah’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Ay ışığı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عين اليقين] kesin, kesin bilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nurlu, ışıltılı hayat.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. bâd = yel, nümâ = gösterici). Rüzgârın cihetini gösterici Alet ki evlerin vesair yüksek yerlerin üstüne konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şarap içen. (bk.) BAde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باده نوش] içki içen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bağlantı istasyonu, taşınabilir bilgisayara ek arayüzler, sürücü yuvaları ve güç kaynağı sağlayarak gerçek bir masaüstü bilgisayar gibi çalışmasını sağlayan bir donanımdır. Dizüstü bilgisayar ve bağlantı istasyonu arasındaki dijital ve fiziksel bağlantıyı tek arayüz sağlar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Talihli, şanslı, yazgısı parlak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük kadın, hatun, hanım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بانو] bayan. 2.büyük hanım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kadın hatun, hanım. 2.Kraliçe, prenses. 3.Gelin. 4.Şarap ve gül suyu gibi şeylerin şişesi. 5.Yusuf ve Zeliha öyküsünün kadın kahramanı. - Banu Hanım (Cevheriye Banu). Türk halk şairi. (1864-1914 Çankırı). Kadiri tarikatı bağlılarından.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Banu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Banu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Cep telefonlarının kullanıldığı bir ”walkie-talkie” servisi olarak tanımlanır. Bas Konuş hücresel şebeke üzerinden bire bir ve grup konuşmalarını mümkün kılar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crestfallen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the day of a religious festival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil iletişimin sağlanması için gerekli olan elektromanyetik sinyalleri gönderen ve alan sistemlerdir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Bedi).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kayın ağacının sertkabuklu meyvesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiting room. waiting hall. entry hall. lobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (bende = kul, nuvâhten = okşamak). Kendi mensuplarını okşayıp taltif eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بنو] oğullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uyuşturmak, hissini iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas station. petrol station. filling station. gasoline station. gas pump. petrol pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Doğu Hindistan'da yerlilerin çiğnediği fındığa benzer bir yemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Aralık, fasıla. 2. Fark, ihtilaf, muhalefet, zıddiyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بين الملل] uluslararası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yılda iki defa vaki olan. biannually z. yılda iki kez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی چون و چرا] sorgusuz sualsiz. 2.Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيد مجنون] salkımsöğüt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poolroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poolroom. billiard saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - Bilginin ışığı, bilginin aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki elin de kullanılmasını icap ettiren .bimanually z. iki elle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Nurla özdeşleşmiş. 2.Bin tane nur.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikramiye, fazladan ödenen bir meblağ, prim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Banyodan sonra giyilen havlu. (bk.) Burnus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bazı hayvanların başında tırnak gibi bir maddeden az çok uzun ve kıvrık çift uzuv ki müdafaa ve hücum silâhlarıdır. Ar. karn, Fars. şâh: Öküz, koç, geyik boynuzu. Böceklerde dahi olup hareket edicidir. 2. Boynuzdan yapılmış boru ki ekseriya celp ve davet alâmeti olmak üzere çalınır. Ar. nefîr, sûr. 3. Hacamat edenlerin kanı çekmek için kullandıkları boynuz hokka. Boynuzdan yapılmış Boynuz kâse, kaşık. Boynuz ağacı = Erguvan. Boynuzotu = Çöpleme. Boynuz çekmek = Hacamat etmek. Koçboynuzu = Yonca çeşitlerinden biri. Kuru boynuz = Hacamatsız yapıştırılan boynuz veya şişeden hokka: Sızıya kuru boynuz çekmek. Keçiboynuzu = Bir meyve. Geyikboynuzu = Bir tıbbî bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horn. kerato-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horn. antler. antenna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horn. antler. made of horn. trumpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boynuz ile yaralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gore. horn. cuckold. butt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gore. to gore. to cuckold. to cheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boynuzu olan: Uzun boynuzlu, kıvrık boynuzlu, mec. Zevcesi tarafından aldatılan koca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antlered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horned. cuckolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horned. cuckolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kınkanatlılardan bir böcek cinsi (cerrambyx).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boynuzu olmayan: Boynuzsuz keçi, inek. mec. Boynuzsuz koyun = Yumaşak huylu ve miskin adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat flour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat flour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu zamirinin akküzatifi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu zamirinin genitifi. (bk.) Bu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suchlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likewise. similarly. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thereupon. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at this. hereupon. whereon. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herewith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonetheless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

although. nevertheless. nevermore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besides. however. nevertheless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonetheless. notwithstanding. all the same.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ibn» den). Oğulluk, evlâtlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceited. supercilious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jack- in-office. jumped up. snooky. puffed up with wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sniff. sniffle. snivel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sniff. sniffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. Araplar’ın üstten giydikleri bir libas ki, pek geniş ve kare şeklinde olup yukarıdan iki ucunda kol yerini tutar iki deliği ve başlığı vardır. 2. Eskiden kadınların kırlarda ve gezinti yerlerinde giydikleri bir nevi yeldirme. 2. Banyodan sonra giyilen cübbeye benzer bir giyecek. (bk.) Bornuz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika'da bulunan bir nevi ceviz ağacı; bu ağacın cevizi; buağacın kabuğundan yapılan sarımtırak kahve-rengi boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağın nuru, zamanın nuru. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (çâker = kul, nüvâhten = okşamak). Kullarını okşayıp taltif eden (zerafet tâbiri olarak hitâb edilen şahsa söylenirdi). Nisbet beyan eden «çâker-nüvâzâne» ve «çâker-nüvâzî» sıfatları da yazı dilinde bazen kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful / working day. workday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass wool. fiberglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

household soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çançiçegi, (bot). Campanula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çan şeklinde, çan biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). vücuttan su çek meye veya vücuda ilaç zerketmeye mahsus tup veya boru; kanül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Özü aydınlık, nurlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo Kanadalı, Kanadalı Fransız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Işık, nur topluluğu, çok nurlu, aydınlık kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنوب] güney.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنوب غرب] güneybatı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنوب غربی] güneybatı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنوب شرق] güneydoğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنوب شرقی] güneydoğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dört yönden cenup (güney) cihetinden olarak, cenup tarafından: Türkiye cenuben Suriye ve Irak’la sınırlıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CENUBİ) (i. A.) (mü. cenûbiyye). Cenup cihetinde bulunan, güney, güneye ait: Amerika-i cenubî = Güney Amerika. Memâlik-i cenObiyye = Güney ülkeleri (karşılığı: şimalî). Şark-ı cenubî (cenûb-i şarkî) — Şark ile cenup arasındaki semte doğru olan, güneydoğu. Garb-i cenubî (cenûb-ı garbi) = Garb ile cenup arasındaki semte doğru, güneybatı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنوبی] güneye ait.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dört cihetten biri ki, doğuya dönüldüğü takdirde sağ tarafa düşer. şimal karşılığı. Cenup rüzgârı = Lodos.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

south.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobile phone. cell phone. cellular phone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

GSM phone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kestane, (bot). Castanea dentata: kestane kerestesi: kestane rengi; (k.dili). çok duyulmuş fıkra veya espri. (ing). doru at: (s). kızıl kahverengi, kestane rengi olan, maron. candied chestnut kestane şekeri. horse chestnut at kestanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Dünyaca tanınmış kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. cihân = dünya, nümûden = göstermek). 1. Dünyayı gösteren, harita veya coğrafya. 2. Çatının üzerinde her tarafa nezareti olan açık taraça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gazebo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı. - Türk-Hind padişahı Ekber’in büyük oğlu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهان نما] dünya atlası. 2.taraça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cilve = F. nümûden = göstermek). Cilve gösteren. Cllve-nümâ = Zuhûr ve tecelli etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üstün, galip, zafer kazanmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üstün, galip, zafer kazanmış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). klonüs, ihtilaç. clonic (s). klonüse ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fındık; fındık ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük hindistancevizi, (bot). Cocos nucifera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child's play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ezmek, ufalamak, toz haline getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). evlilikle ilgili, karıkocalığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). evlilikle ilgili, karıkocalığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sürekli, ardı arkası kesilmez, daimi, mütemadi; sık sık. continually (z). mütemadiyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devam, süreklilik; (huk). talik, erteleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (dilb). (f, v, s, r gibi) uzatılabilen ünsüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devam, devam etme, sürme; uzatma, temdit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). devam etmek, sürmek; dayanmak; kalmak; üstünde durmak, ısrar etmek; uzatmak, temdit etmek; (huk). tehir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devamlıIık, süreklilik, ardı arkası kesilmeyiş; program metni; detaylı senaryo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). devamlı, sürekli, fasılasız. continuously (z). mütemadiyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değişmez ve arası kesilmez şey, bölünmemiş şey; (mat). sürekli dizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cevabı kelime oyununa dayanan bir çeşit bilmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehirlerin genişleyip birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Amalthea'nın boynuzu ; sanatçılar tarafından bolluk sembolü olarak kullanılan, içinden meyvalar taşan boynuz şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boynuzlu, boynuz şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (coğ -ni) eski Yunan ve Romalılarda trajedi aktörlerinin giydikleri sandalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cenâbet olma, şer’an gusûle muhtaç olup de gusOl etmemiş olma: CünOb halinde Kur’an’a dokunmak câiz değildir («cânib» in dahi cem’i ise de dilimizde bu mânâsı kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cünd). Cündler, süvariler, (bk.) Cünd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mecnûn olma, cinnet, delilik hail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İçen, içki içen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنود] askerler. 2.ordular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Tarsus ,Cayı (eski ismi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital kodları, işitsel analog sinyallere çeviren bir IC Yongasıdır. Modern IC yongaları, 1 bit teknolojisine dayanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain sheep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek (curtilla). 2. Arslanağzı denilen çiçeğe de denir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Tuna nehri. Danu'bian (s). Tuna nehri havzasında bulunan yeni taş devri kalıntılarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Üniversite, fenler evi. (bk.) DAr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالفنون] üniversite.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Az ısı açığa çıkararak, yüksek düzeyde dengeli, yüksek güçlü Doğru Akım (DC) voltajları oluşturmada kullanılan bir elektronik yöntem. Bu özellik, mükemmel bir çıkış kafa alanı sağlayacak şekilde en iyi amplifikatör performansı sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). soymak, açmak; (jeol). aşındırarak çıplak bırakmak; tamamen mahrum etmek. denuda-tion (i). soyulma, çıplak kalma, açılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açıklamak, ifşa etmek, suçlamak itham etmek; bir kimsenin kusurlarını açığa vurmak. denuncia'tion (i). açıklama, ifşa ihbar, itham uyarma, ikaz. denunciative, denunciatory (s)., ihbar kabilinden. denunciator (i). ihbar eden kimse muhbir kimse; itham

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İçkiyi fazla içen. (bk.) Deryâ-keş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Nur denizi, deryası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Deve.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ultra gerçekçi surround için stereo müzik kaynaklarından ses çalma. Sony’den Dijital Konser Salonu bir konser salonunda bulacağınız akustik türünü oturma odanıza taşır. Daha zengin müzik çalma için gelişmiş DSP teknolojisini kullanarak ses ekosu ekleyerek her bir enstrümanın sıcaklığını yakalayan benzersiz bir üç boyutlu ses alanı oluşturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. f. dil = gönül, nüvâhten = okşamak). Gönül okşayan, hoşa giden, lâtif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül okşarcasına, gönül okşayana yaraşır yolda hareket etme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönlü nurlu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل نواز] gönül okşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a gradually diminishing manner; with abatement of tone; decrescendo; expressed on the staff by Dim., or Dimin., or the sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To render dim, obscure, or dark; to make less bright or distinct; to take away the luster of; to darken; to dull; to obscure; to eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To deprive of distinct vision; to hinder from seeing clearly, either by dazzling or clouding the eyes; to darken thesenses or understanding of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To grow dim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bower; a dingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A silver coin of the United States, of the value of ten cents; the tenth of a dollar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Measure in a single line, as length, breadth, height, thickness, or circumference; extension; measurement; us.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradually becoming softer. gradually getting softer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gradually growing softer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gradually becoming softer. An instruction to a player of an instrument, meaning 'becoming gradually softer'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In music, a gradual decrease in volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It : play gradually softer. - Gradually getting softer Abreviated: dim [back]. dim Play to diminish. : getting progressively softer Means the same as decrescendo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dynamic marking meaning 'gradually getting softer '. [deh-meen-yoo-ehn-doh] 'Diminishing ' Indicates a gradual decrease in volume Synonymous with decrescendo May be indicated by a symbol called a 'hairpin' or abbreviated as 'dim '. - A gradual degrease

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (i)., (müz). diminuendo, ses gittikçe hafifleyerek; (i). sesin gittikçe hafiflemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksiltme, küçültme; azalma, alçalma; inme; düşme; (huk). noksan, eksiklik: (mim). incelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). küçültücü, küçültme belirten: küçük, ufak, mini mini; (i)., (gram)., küçültme ismi veya sıfatı; ufak cins, önemsiz şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exterior. face. semblance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

external appearance. outside appearance. exterior view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentifrice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toothpaste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toothpaste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extrovert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extrovert. extroverted. up-front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (led, ling) tamamen lağvetmek, iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesilme, inkıta, fasıla, aralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kesmek, devam etmemek, yanda bırakmak, vazgeçmek, tatil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devamsızlık, fasıla, inkıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). devamsız, fasılalı, ayrılmış, ayrı, aralıklı. discontinuously (z). fasıla ile, aralıklı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). samimi olmayan, kurnaz, iki yüzlü, gizli maksadı olan. disingenuously (z). samimiyetsizlikle, iki yüzlülükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Nurun doğması.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day of birth. birthday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dokunulmak işi: Bu kitaplara dokunulmaz. 2. incitilmek, sataşılmak, zarar verilmek. Osm. ızrar edilmek: Bu fakir adama dokunulmasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrosanct. untouchable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immune. untouchable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untouchable. immune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokunulmaz olma hakkı ve hali. Osm. masuniyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokunaklı, tesirli: Dokunur ses. 2. Zararlı, yaramaz: Dokunur yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touching. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. contact. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Donmuş, buz bağlamış, katı (galatı: müncemid) Elleri donuk. 2. Ustü donmuş gibi, dumanlı, bulutlu, berrak olmayan, buzlu: Donuk cam. 3. Cilâsız (tahta, maden vesaire) 4. Fersiz, ruhsuz: Donuk adam; donuk ifade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı ve zebanzedi: domuz) Tonguz. (bk.) Domuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çevrili, çevrilmiş, dönmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blurred. clouded. colourless. dull. dullish. cold. dim. matt. mat. opaque. toneless. glassy. blear. dead. diaphanous. frosty. inanimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colourless. dull. faint. flat. glassy. lifeless. lusterless. mat. matt. matte. matte mat. colorless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dim. opaque. dull. lusterless. flat. mat. dead. non-luminous. blurred. pale. unpolished. frozen. frosted. amorphic. amorphous. bloodless. crepuscular. drab. expressionless. faint. fuzzy. inanimate. lackluster. leaden. misty. ponderous. stuffy. toneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turned. facing. directed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Donuk olmak, fer’i, cilâsı ve parlaklığı gitmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dull. film over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaden. dim. flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fersizlik, cilâsızlık, sönüklük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuzziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dullness. opacity. inanimateness. mist. tarnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Devrolunmak: Mevlevi semâmda bir usûl ile dönülür. 2. Geri gelmek: Oraya gidilirse akşama dönülebilir mi? 3. Sözünden veya bir tarafı tutmaktan cayılmak: Bir tarikate girdikten sonra dönülmek olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («dönmek» ten). Eni ve boyu kırk adım veya mimari arşından ibaret arazi ölçüsü (918,672 m2). Bir dönüm dört «evlek» e bölünür: Bu tarla elli dönümdür. Yeni dönüm, Aşarî dönüm = Eni ve boyu yüz metreden ibaret arazi ölçüsü, hektar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Devir, dönme, gezinme. 2. Geri geliş, avdet. 3. Kere, defa, nöbet. Gün dönümü = Güneşin yaz başında kuzeyden, kış başında güneyden Ekvator’a doğru gelişi, gece yahut gündüzün uzamaya başlaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a land measure of about square metres. turn. revolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a land measure of about 920 square meters. about a quarter of an acre. turning. returning. rotating. revolving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climacteric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossroads. crunch. landmark. milestone. watershed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning point. turning / critical point. crisis. crosss. landmark. milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dönüme yetecek miktarda: Bir dönümlük tohum kaldı. 2. Dönüm kadar: İki dönümlük bir bağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geri gelme. Osm. avdet, rücû: Hac dönüşümde Kudüs’ten geçmek emelimdir; tiyatrodan bu kadar erken dönüşünüze bir mânâ veremedim, (bk.) Dönme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

return. turning. return. turn. comeback. rotation. spin. swing. return journey. way back. facing. gyration. regress. regression. rev.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comeback. cycle. return. rotation. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) Faili ile mefûlü bir olan fiil, mütavaat: Sevinmek, gezinmek, takınmak gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflexive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflexive. rotational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflexive verb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion. mutation. transformation. regressive assiilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şekil veya halden başka bir şekil veya hale girmek. Osm. tahavvül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transform. change. turn into. turn to. grow. be transformed into. shade into. convert. expand. pass. resolve. return to. shade. shade off. shade off into. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. degenerate. mutate. turn. to change. to transform. to turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into. to be transformed into. to mutate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion. transformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion. transformation. mutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Gezinip aramak, araştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transform. transform. convert. turn into. turn to. coke. reduce. resolve. translate. transmute. transubstantiate. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. transform. turn. to change/turn. to convert. to transform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. transform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformer. converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transforming. converting. convertor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Değişme, başka bir hale girme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformation. transmutation. mutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformation. conversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transform. transformation. conversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Osm. istihâle ve tahavvül etme nazariyesi. Lamarck’ın ortaya attığı ve Darwin’in geliştirdiği nazariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotative. rotatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dönerken, dönüşte: Kalemden dönüşün size uğrarım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yereşeği, osurgan böceği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yağda kızarmış bazen ortası delikli, bazen mayalı ufak ve yuvarlak şekerli çörek, gözleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birbirine nisbetle karı kotanın babaları: O, benim dünürümdür. 2. Düğünde güveyiye babalık eden adam (ikinci mânâsiyle yalnız Anadolu’da kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the father-in-law or mother-in-law of one's child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kız alıp vermek suretiyle hısım olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünür olma hali, dünür akrabalığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat.) duodenum, onikiparmak bağırsağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İnci ışığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saklanıp gizlenmiş inci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Üzerinde çok durulmak, incelenmek, tetkik ve mülâhazadan geçrilmek: Düşünülecek iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be thought of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolve a problem. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Düşünen, düşünücü, mütefekkir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinker mütefekkir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinker. intellectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düşünmek işi. Ar. tefekkür, mülâhaza, Fars. endişe. 2. Gaile, vesvese, dalgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentality. thought. way of thinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing.) Amerikan fıstığı, (bot.) Arachis; domuz elması; yermantarı,domalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz kirpisi, denizkestanesi; (mim.) yastık, Dorik sütunlarda yuvarlak kenarlı sütun başlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ege).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اکنون] şimdi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir türün yaşamını sürdürmesi için gerekli tüm koşulları sağlayan ekolojik yaşama ortamındaki yeri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ela).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik akımı geçirildiğinde kas veya sinirde meydana gelen değişiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın emaneti. Devletin tebası, halk, millet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Bir enerji biçiminin diğerine dönüşmesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [انگشت نما] parmakla gösterilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (hal.), inceden inceye. Osm. arîz ve amîk, gereği gibi, lâyıkıyle, adetâ, hatırı sayılır derecede: Bugün enikonu soğuktur; enikonu matematik öğrenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

through. altogether. sadly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordentlich. gehörig. tüchtig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultimately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. can sıkıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nüvesini çıkarmak; içini kesmeden çıkarmak (ur); aydınlatmak, izah etmek. enuclea'tion i. nüvesini alma; izah, aydınlatma, aydınlanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. saymak, birer birer saymak veya söylemek. enumera'tion i. sayma, sayım; ayrıntılı liste, katalog. enu'merative s. birer birer sayan veya söyleyen, sayıma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. telaffuz etmek; ilân etmek, bildirmek, beyan etmek. enunciate well kelimeleri açık olarak telaffuz etmek. enuncia'tion i. telaffuz; ilân, ihbar, tasrih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. inure.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. istemeyerek idrar kaçırma (özellikle uyurken).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) birçok şeyden meydana gelen tek şey, Amerika Birleşik Devletlerinin resmi sloganı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. A.). Org ve orgun eski asırlardaki ilkel şekilleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارغنون] org.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gönül eri, iyi insan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hadım, harem ağası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Evdegül)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). azaltmak, eksiltmek, hafifletmek, mazur göstermek; ciddîye almamak, hafiften almak. extenuating circumstances (huk). hafifletici sebepler. extenua'tion (i). azaltma, hafifletme; ciddiye almama, hafiften alma. exten'uator (i). hafifletici sebep. exten

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Yunanca’dan) (c. fevânîs). 1. Mus vesair ışığın rüzgârdan sönmesini önlemek için camla çevrili mahfazası, fener. 2. Liman ağızlarında ve tehlikeli sahillerle deniz içindeki kayalar üzerinde gemilere gidilecek yolu göstermek için dikilmiş deniz feneri. Direk veya kule tepesinde yanan muhtelif renkte büyük fener. 3. (kimya) Bazı şeylerin üstüne konmaya mahsus camdan kapak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lantern. lamp glass. glass cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bell jar. glass. translucent globe over a light bulb. lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فانئس] fener.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fatma).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çemenotu, (bot). Trigonella foenum graecum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinin şed makamlarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Delil, hüccet, belge.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fixe menu

tek liste

Yenilecek yemeklerin ne olduğu önceden belirlenip gelen müşterilere aynı yemeklerin verildiği uygulama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pusher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Price Quotation)

Piyasa yapıcının görevli olduğu sermaye piyasası aracında seans sırasında ilan ettiği alış ve satış fiyatıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(foto). diyafram ayarı öIçüsü,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Lat). (çoğ. nums, na) (anat). bir organın hareketini sınırlayan gışa kıvrımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fenn). Fenler. bk.Fen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فنون] teknikler. 2.bilimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ecza şeytantersi, kasnı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry bread crumbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i mazı, yumru Gallo onek Fransa veya eski Gal'e ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Ar. garîb, Fars. nüvâhten = okşamak). Kimsesiz yabancıları koruyan, onlara yardım eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general outlook. overall picture / survey / view. overall picture. panorama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. diz çökmek (bilhassa ibadette). genuflec'tion, genuflex'ion i. diz çökme (bilhassa ibadette) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakiki, gerçek, mevsuk, taklit veya sahte olmayan; asli; içten gelen, samimi. genuinely z. gerçekten, hakikaten. genuineness i. içtenlik, samimiyet, gerçek oluş, hakikilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. genera) i., biyol. birkaç türden meydana gelen cins; nevi, kısım, takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outward and inward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlar yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlar gibi görünen, ağlamışa benzeyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. berilyum (eski ismi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öküz başlı kıvrık boynuzlu, yeleli ve uzun kuyruklu bir Güney Afrika antilopu. gnu, zool. Connochaetes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propitiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜNÜ) (I.). Kıskanma, hased, gıpta, kıskançlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsanın duygu merkezi, yüreğin mânevi varlığı, kalb, Fars. dil. Ar. fuâd: Gönlüm istiyor, gönlüme tesir etti, gönül ihtiyarlamaz. 2. mec. Duygu, his, tesir: O adamda gönül yoktur. 3. Muhabbet, şefkat, sevgi: Gönül vermek, bağlamak. 4. Aşk, alâka, ibtilâ: Gönül çekiyor, gönül belâsı. 5. İstek, arzu, heves, meyil, hâhiş: Okumaya gönlü yoktur. O kitapta gönlüm kaldı. Gönül ile, gönülsüz işliyor. 6. Rıza, muvafakat: Bir türlü gönlü olamadı. Ben, onun gönlünü ederim. 7. Cesaret, cüret, şecaat (bu mânâ ile yürek daha çok kullanılır). 8. Kibir, gurur, Ar. taazzum, tekebbür: O adamda hiç gönül yoktur. Pek gönülsüzdür. 9. Ahlak, yaradılış, sîret, tabiat, duygu: Gönlü güzel adam. Onun gönlü kimsede yoktur. 10. Hatır: Gönlünü almak, yapmak, gönül kırmak. 11. Mide: Gönlüm bulanıyor. O yemeği gönlüm almadı. Gönül açılmak = Ferahlamak, neşelenmek. Gönül açıklığı = Ferahlık, neş’e. Gönül almak = Hatır yapmak, memnun etmek, sevindirmek. Gönül eğlencesi = Gönlü dinlendiren şey, Fars. dil-Arâm, dil-firîb. Gönlü olmak = Razı olmak, rıza vermek, muvafakat etmek. Gönlünü etmek = Kandırmak, Osm. ırzâ etmek. İki gönül bir olmak = Sevişmek, Osm. muâşaka etmek. Gönül bulandırmak = Yürek bulandırmak, mide kabartmak. mec. Şüpheyi davet etmek. Gönül bulanmak = Yürek bulanmak, mide bozulmak, kusacak hâle gelmek, mec. Şüphelenmek’. Gönül bolluğu = Kanaat, göz tokluğu. Can ve gönülden = Samimiyetle, arzu ile. Hatır, gönül = İltimas, birini memnun etmek için adalet ve hakkaniyetten ayrılma. Gönlü hoş olmak — Memnun ve hoşnut olmak. Gönül hoşluğu = Memnuniyet, hoşnutluk. Gönülden = Kalben, arzu ile, isteyerek. Gönülden kopmak = (bir sadaka veya iane için) Kendiliğinden verilmek: Herkes gönlünden ne koparsa verir. Gönül darlığı = Hüzün, keder, ıztırap. Gönül kalmak = Kırılmak, hatır kalmak, Osm. münfail ve münkesir olmak. Gönlü kara = Kötülük isteyen, kötü niyetli, yüreği fena. Gönül kırmak = Hatır bozmak, üzmek, kelbini kırmak. Gönlünce = Arzusunca, İstediği gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart. soul. feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breast. heart. soul. feelings. mind. inclination. desire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mind. inclination. desire. willingness. heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.İnsanın manevi varlığının ifadesi, inancı ve hislerinin kaynağı. 2.İstek, arzu, heves, niyet. 3.Duygu, his, aşk. 4.Kibir, gurur. 5.Tabiat, huy.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ties of love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment. complacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartbreak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartbreak. wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı duyguları taşıyanların her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kendi istek ve arzusıyle bir iş gören, mecburî olmayan. 2. Kur’a efradından olmadığı veya kur’ası çıkmadığı halde kendi arzusıyle asker yazılan: Gönüllü asker: Gönüllüler çok gayret ettiler, gönüllülerin talimine memur olmuştu. 3. Kibirli, kasıntılı: Kız gönüllüdür, onu kocalığa kabûl etmez. Alçak gönüllü = Kibirsiz, mütevazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

willing. voluntary. ready. volunteer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared. ready. voluntary. volunteer. willing. lover. of one's own accord. voluntarily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volunteer. willing. ready. unsalaried clerk. voluntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

readiness. willingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

readiness. willingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kibirsiz, mütevazı. 2. İstemeyerek, arzusuz. Gönülsüz çalışıyor. Gönülsüz okunan dersten hiçbir istifade olunmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grudging. indisposed. loath. reluctant. humble. modest. unwilling. disinclined. half-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwilling. disinclined. loath. reluctant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kibirslzlik, gönül alçaklığı. 2. Arzusuzluk, istemiyerek iş görme, isteksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwillingness. indisposition. reluctance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance. view. complexion. outlook. aspect. perspective. prospect. sight. vista.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance. outlook. scene. scenery. sight. spectacle. view. aspect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outlook. view. appearance. facet. landscape. ostensible. prospect. semblance. vista.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visible. apparent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visible. observable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Görünüşe göre: Görünürde kimseler yok. 2. Ortada, meydanda: Çok çalışıyor ama, görünürde bir şey yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostensibly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in appearance. in sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortalıkta, meydanda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Görünmek işi. 2. Görünen şekil ve suret, Osm. sûret-i zâhire, şekl-i hâricî: Görünüşü güzel. 3. Gösteriş, nümayiş. 4. Eski Türk devletlerinde hâkanın tab’asını kabûl edip umumî törenle görüşmesi ki, Osmanlılar’daki padişahın ayak divânı tâbiri buradan gelir, (bk.) Görünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance. sight. outlook. aspect. semblance. epiphany. face. facet. look. mien. spectacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance. aspect. exterior. face. form. look. mien. presence. prospect. semblance. show. sight. view. spactacle. external. spectacle. external view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance. aspect. sight. spectacle. external view. cast. complexion. configuration. face. hue. look. mien. outlook. phantom. show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostensible. outwardly. seeming. apparently. as far as can be seen. seemingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. apparently. as far as can be seen. judging by appearances. on the face of it. outward. seemingly. visually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ufak sUt kabı. 2. Kıldan yoğurt torbası. 3. Arpa torbası.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz tansiyonunun yüksek olduğu hallerde aşağıdaki reçetelerden herhangi biri uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya çiçeği.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı kuru papatya çiçeği iyice dövülerek toz haline getirilir. Sonra enfiye gibi buruna çekilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedazzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daunt. discourage. intimidate. menace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granular. granule. grain. granulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) taneli, tane tane olan; (tıb.) tanecikli, içinde tanecikler bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tanelemek, kabartmak; tanelenmek. granulation (i.) tane tane olma, tanelenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tanecik, habbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nişastanın şekere ,çevrilebilen kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kökü yenen bir bitki; (Ing.) yerfıstığı, Amerikan fıstığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F ). Gül içen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gülhanım. Gül gibi güzel kadın. Gül hatun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gülmesiyle etrafı aydınlatan, ışık saçan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Etrafına ışık saçan, aydınlatan gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Güliçen. 2.Gülle özdeşleşmiş, gül gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solstice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüz ile gecenin eşit olduğu gün, yılda iki defa olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. jealousy. covetousness. grudge kıskançlık. çekememezlik. haset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day-to-day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir günlüğüne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confined to the day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Uyuklamış, uyumuş, uykuya varmış: Gunüde-i hâk-i gufrân (rahmet toprağında uyuyan) Merhum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنوده] uyumuş. 2.ölü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the man of the hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on a given day. on a given d. some d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty parlour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kükürt ile demirin birleşmesinden meydana gelen altın sarısı renginde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hale).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hamseci, hamse yazan, mesnevi şeklinde beş manzum uzun hikâye yazan kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Musevi dininde aşıklar bayramı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ev bark, aile ocağı. (bk.) HAnmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Hoonoomaun. in Hinduism, the monkey god and helper of Rama; god of devotion and courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monkey god.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The monkey king, faithful ally of Rama in the Ramayana Hanuman in the whale , Votive image , Alagarkoil mandapa , birthplace , fighting , stele. the monkey God, protagonist in Ramayana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'Monkey-God' who serves Rama in the Ramayana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A great servant devotee of Lord Rama who crossed the sea by jumping over it with the power of constant remembrance of the name of Rama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Monkey warrior who became Rama's devoted friend and servant , also called 'Sun of the Wind-God Vayu'. the son of air and faithful servant of Lord Rama, in the form of a mighty monkey According to mythology, he was a half-brother to Bhima. in Hinduism, the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خانمان] ev bark, yurt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harvest home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the end of the threshing season. residue of grain mixed with stones and soil. gleanings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرنوب] keçi boynuzu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. botanik). Keçiboynuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust bean keçiboynuzu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Fasulye ve bakla şeklinde olan maruf siyah meyve. Keçiboynuzu. Harrub ağacı -Bu meyveyi veren ağaç ki, mutedil iklimlerin en sıcaklarında yetişir. Harrub şerbeti = Bu meyvenin kurusu kaynatılmakla yapılan şerbet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hasibe).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسن الخلق] huyu güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hâtır, Fars. nüvâhten = okşamak). Hatır okşayan, gönlü hoş eden, hatır sayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sonbahar görünüşlü. mec. Hüzün verici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift voucher. free gift coupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Diz dize oturan, arkadaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just now. just. yet. still. freshly. scarcely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freshly. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just. a minute ago or so. only just. yet. as yet. now. scarcely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yeni, ancak, hemen: Ben gittiğimde henüz uykudan kalkmıştı. Henüz bitmiş bir ev. 2. (menfî cümlede) Daha, hâlâ, elân: Demin sordurdum, henüz gelmemişti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هنوز] ancak, daha.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day of reckoning. settlement day. day of account. account day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hikâye-nüvîsân) (Ar. hikâye, Fars. nüvişten = yazmak). Hikâye ve roman yazarı, Fr. romancier.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Bir dik üçgende dik açının karşısında bulunan kenar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypotenuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypotenuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشنود] memnun, razı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Razı ve memnunluk («hoşnûdiyyet» yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Razı, memnun: Hoşnut etmek, olmak = Razı ve memnun etmek, olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleased. glad. satisfied. delighted. contented. gratified. content. rejoiced at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

content. contented. glad. jolly. pleased. satisfied. contented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfied. pleased. content. chuffed. contented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hoşnûd.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to please sb. content. gratify. please.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pleased with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.,). Hoşnut olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfaction. contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment. satisfaction. pleasure. content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoşnut olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontented. displeased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoşnutsuz olma hail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blahs. dissatisfaction. displeasure. discontentment. discontent. ill-feeling. aversion. disaffection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval. discontent. disfavour. displeasure. dissatisfaction. discontentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontent. dissatisfaction. displeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Hindî) (Hindli). Hindliler. (bk.) Hindî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Mumyalama. («Tahnit» daha çok kullanılır). 2. Bir ölünün uzun müddet dayanıp çürümemesi için kullanılan eczalar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gülün güzelliği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sarı çiçekli, güzel yapraklı süsbitkisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ HAL) (i. A.). İyi hal. Hüsnühal kâğıdı = Bir kimsenin iyi ve doğru diye tanındığını gösteren ve daha çok muhtarlık, polis, okul gibi resmî yerlerden verilen vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good conduct. good behaviour. propriety of conduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Davranış güzelliği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of good conduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ KABÜL) (i. A.). İyi karşılayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly reception. favo u rable reception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Hüsn-i kuruntu şeklinde alay maksadıyle mahsus yapılmış terkip) (i. T.). Bir durumu saflıkla kendi tarafına yorma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wishful thinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bona fides. good will / intention / faith. goodwill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in good faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ NİYYET) (i. A.). İyi niyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ TELAKKİ) (k’lar kalın okunur) (i. A.). İyi karşılama, kabul, iyiye alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ YÜSUF) (i. A.). Karanfilgillerden güzel çiçekler açan bir süs bitkisi, Fr. bychnide.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(guguçiçeği): Karanfilgiller familyasından bir çeşit süs bitkisidir. Kullanıldığı yerler: Mide üşütmesinden doğan şikayetleri giderir. İktidarsızlıkta da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yerine geçmek, gibi olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hüsn-i kabul göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom hipotenüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ibret, Fars. nümûden = göstermek). İbret gösteren, ibreti mucip: Bir ibret-nümâ ceza ile cezasını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İbret gösteren, ibret olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introverted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (y. k.). İçedönüş halinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (y. k ). Libido tesiri altında görülen içe kapanış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Aralık ayı, Osm. kanûn-ı evvel.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İlk ay, ayın ilk hali.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. saf kız; sahnede saf kız rolü yapan kadın oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaratıcılık; maharet, hüner, marifet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık yürekli, samimi, candan; masum, saf. ingenuously z. açlk yüreklilikle. ingenuousness i. açlk yüreklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ima, kinaye; imleme, dolayısıyle anlatma; huk. hakaret davasında açıklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sayılmaz, sayıya gelmez, hesapsız, pek çok. innumerably z. sayısız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gıdasızlık. innutritious s. gıdasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyadaki 6 milyar kişinin konuştuğu 3000’den fazla dil vardır ama dünya nüfusunun yarısı bu dillerden yalnızca 15’ini konuşmaktadır. En çok sayıda insanın konuştuğu dil ise Çin’deki Mandarin dilidir. Yazı dili bütün Çin’de aynı olmasına rağmen halkın yüzde 70’i Mandarin dilini konuşur ve kuzeyde oturan bir kişi güneydekinin konuştuğunu anlamaz.

Afrika’da 1000’e yakın dil konuşulmaktadır fakat l milyondan çok kişinin konuştuğu dillerin sayısı 30’u geçmez. Hindistan’da 800’den fazla dil konuşulmaktadır. Hatta bu kalabalık ülkede, her 12 kilometre gittikçe lisanın değiştiği söylenmektedir.

Genetik bilimi, insanlığın dünyanın belli bir noktasında, çok büyük bir olasılıkla Yakın Doğu’da doğarak yayıldığı ve dünya üzerindeki iki toplum coğrafi olarak birbirinden ne kadar uzaksa genetik yapılarının da o kadar farklı olduğu düşüncesini doğrulamaktadır. Örneğin Çin, Japon gibi doğu milletleri genetik olarak birbirlerine, Avrupalılar ise Kuzey Afrikalılara, Ortadoğululara ve Hintlilere daha yakındırlar.

Dünyanın bu genetik haritası ile konuşma lisanlarının yayılışı paralellik gösterir. Teoriye göre milattan önce 7500 yıllarında tarımın başlaması ve hayvancılığın gelişmesi ile birlikte Yakın Doğu’dan Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya ve Hindistan’a büyük göçler olmuştur. Bu büyük göç dalgaları üç ana dil gurubunun oluşmasına yol açmışlardır.

Diller arasındaki akrabalığa, bir başka deyişle dillerin tarihsel oluşumuna dayanan bu sınıflandırmada, ortak bir kökenden kaynaklandıkları varsayılan diller aynı öbeğe konulmuştur. Çelişkili olmalarına ve tam tatminkar açıklaması yapılamamasına rağmen bu üç dil grubu şunlardır: (1) Hint-Avrupa dilleri, (2) Ural-Altay dilleri, (3) Hami-Sami dilleri.

Türk dilleri Ural-Altay ailesinin Altay öbeğindedir. Büyük dil öbeklerinin dışında sınıflandırılmalarına rağmen Kore, Japon ve Eskimo dilleri de bu aileden gösterilir. Hami-Sami dillerinin en belirgin örneği Arapça’dır. Çin-Tibet ve Kafkasya dilleri, Avustralya, Afrika ve Amerika yerli dilleri bu ana sınıflandırmanın dışındadırlar.

Diller ayrıca dilbilgisi yapılarına göre de dört sınıfa ayrılır: (1) Kelimelerin kısa kısa, ek almadan, cümle içindeki yerlerine göre anlam yüklendikleri diller (Çin, Vietnam, vb.); (2) Zaman, kişi, olumsuzluk gibi tüm durumların fiilin köküne ek gelmesiyle türetilen diller (Türkçe); (3) Dilbilgisi bağlantılarının fiil kökünde değişiklik yapılarak ifade edildiği diller (Hint-Avrupa, Hami-Sami); (4) Sözcüklerle ekler birleştirilerek bir cümlenin tek sözcüğe dönüştürüldüğü diller (Eskimo). Örneğin Eskimo dilinde “takusariartorumagaluarnerpa” kelimesi “onun bununla uğraşmaya gerçekten niyetli olduğunu sanıyor musunuz” anlamına gelir.

Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin, daha az kullanılanlara göre az sayıda harfle yazılmaları, yani daha kısa olmalarıdır. Ayrıca hemen hemen bütün lisanlarda vücudun kısımlarının ve organlarının isimlerinin bir çoğu kısa kelimelerle ifade edilir. Türkçe’deki baş, bel, kaş, göz, kas, dil, diş, el, kol, saç, aya, ten, diz, kan, boy, bel, kıl, vb. gibi.

Lisanın zenginliğinde milletlerin yaşadığı ortamın ve kültürün etkisi vardır. Eskimo’lar ata, sadece at demekle yetinirken Türklerde atın cinsine, yaşına, rengine göre değişik isimleri vardır. Ancak bizler de ‘kar’a sadece kar derken Eskimo dilinde karı ve yağışını tanımlayan 32 kelime vardır.

Hayvanlara sesleniş bile dillere göre değişir. Bir İngiliz tavuğunu “bili-bili” diye çağırırsanız anlamaz. İngilizler tavuğu “çak-çak” (chuck), Finliler “fibi-fibu” diye çağırırlar ama hemen hemen bütün dillerde tavuğu kovalama sesleri birbirlerine benzer; kış-kış, kuş-kuş, kş-kş, kiş-kiş...


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyadaki 6 milyar kişinin konuştuğu 3000’den fazla dil vardır ama dünya nüfusunun yarısı bu dillerden yalnızca 15’ini konuşmaktadır. En çok sayıda insanın konuştuğu dil ise Çin’deki Mandarin dilidir. Yazı dili bütün Çin’de aynı olmasına rağmen halkın yüzde 70’i Mandarin dilini konuşur ve kuzeyde oturan bir kişi güneydekinin konuştuğunu anlamaz.

Afrika’da 1000’e yakın dil konuşulmaktadır fakat 1 milyondan çok kişinin konuştuğu dillerin sayısı 30’u geçmez. Hindistan’da 800’den fazla dil konuşulmaktadır. Hatta bu kalabalık ülkede, her 12 kilometre gittikçe lisanın değiştiği söylenmekledir.

Genetik bilimi, insanlığın dünyanın belli bir noktasında, çok büyük bir olasılıkla Yakın Doğu’da doğarak yayıldığı ve dünya üzerindeki iki toplum coğrafi olarak birbirinden ne kadar uzaksa genetik yapılarının da o kadar farklı olduğu düşüncesini doğrulamaktadır. Örneğin Çin, Japon gibi doğu milletleri genetik olarak birbirlerine, Avrupalılar ise Kuzey Afrikalılara, Ortadoğululara ve Hintlilere daha yakındırlar.

Dünyanın bu genetik haritası ile konuşma lisanlarının yayılışı paralellik gösterir. Teoriye göre milattan Önce 7500 yıllarında tarımın başlaması ve hayvancılığın gelişmesi ile birlikte Yakın Doğu’dan Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya ve Hindistan’a büyük göçler olmuştur. Bu büyük göç dalgaları üç ana dil gurubunun oluşmasına yol açmışlardır.

Diller arasındaki akrabalığa, bir başka deyişle dillerin tarihsel oluşumuna dayanan bu sınıflandırmada, ortak bir kökenden kaynaklandıkları varsayılan diller aynı öbeğe konulmuştur. Çelişkili olmalarına ve tam tatminkar açıklaması yapılamamasına rağmen bu üç dil grubu şunlardır:

(1) Hint-Avrupa dilleri, (2) Ural-Altay dilleri, (3) Hami-Sami dilleri.

Türk dilleri Ural-Altay ailesinin Altay öbeğindedir. Büyük dil öbeklerinin dışında sınıflandırılmalarına rağmen Kore, Japon ve Eskimo dilleri de bu aileden gösterilir. Hami-Sami dillerinin en belirgin örneği Arapça’dır. Çin-Tibet ve Kafkasya dilleri, Avustralya, Afrika ve Amerika yerli dilleri bu ana sınıflandırmanın dışmdadırlar.

Diller ayrıca dilbilgisi yapılarına göre de dört sınıfa ayrılır:

(1) Kelimelerin kısa kısa, ek almadan, cümle içindeki yerlerine göre anlam yüklendikleri diller (Çin, Vietnam, vb.);

(2) Zaman, kişi, olumsuzluk gibi tüm durumların fiilin köküne ek gelmesiyle türetilen diller (Türkçe);

(3) Dilbilgisi bağlantılarının fiil kökünde değişiklik yapılarak ifade edildiği diller (Hint-Avrupa, Hami-Sami);

(4) Sözcüklerle ekler birleştirilerek bir cümlenin tek sözcüğe dönüştürüldüğü diller (Eskimo). Örneğin Eskimo dilinde “takusariartorumagaluarnerpa” kelimesi “onun bununla uğraşmaya gerçekten niyetli olduğunu sanıyor musunuz” anlamına gelir.

Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin, daha az kullanılanlara göre az sayıda harfle yazılmaları, yani daha kısa olmalarıdır. Ayrıca hemen hemen bütün

lisanlarda vücudun kısımlarının ve organlarının isimlerinin bir çoğu kısa kelimelerle ifade edilir. Türkçe’deki baş, bel, kaş, göz, kas, dil, diş, el, kol, saç, aya, ten, diz, kan, boy, bel, kıl, vb. gibi.

Lisanın zenginliğinde milletlerin yaşadığı ortamın ve kültürün etkisi vardır. Eskimo’lar ata, sadece at demekle yetinirken Türklerde atın cinsine, yaşına, rengine göre değişik isimleri vardır. Ancak bizler de ‘kar’a sadece kar derken Eskimo dilinde karın ve yağışını tanımlayan 32 kelime vardır.

Hayvanlara sesleniş bile dillere göre değişir. Bir İngiliz tavuğunu “bili-bili” diye çağırırsanız anlamaz. İngilizler tavuğu “çak-çak” (chuck), Finliler “fibi-fibu” diye çağırırlar ama hemen hemen bütün dillerde tavuğu kovalama sesleri birbirlerine benzer; kış-kış, kuş-kuş, kş-kş, kiş-kiş...


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan gücünü aşan. Ar. fevkalbeşer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superhuman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superhuman. transcendental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superhuman. preternatural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstü kapalı söylemek, ima etmek; kurnazlıkla fikrini anlatmak; yavaş yavaş girmek. insinuatingly z. ima ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ima, üstü kapalı söz; teveccüh kazanmaya yöneltilmiş söz veya hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Papa elçisi bulunmayan bir yabancı memlekete Vatikandan gönderilen siyasi memur; aracı, arabulucu. internuncial (s.) vücudun farklıl kılsılmlarını birbirine bağlayan (sinirler); Papa elçisi ile ilgili .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ((çoğ.) -na, -nums) iki hükümdar devresi arasındaki hükümdarsız devre; hükümetin kanunen çaIışamadığı devre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yağ sürme, yağlama; (tıb.) ovarak yağı deriye içirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) su ile kaplamak, su basmak, sel basmak; çok fazla miktarda mevcut olmak; garketmek. inunda'tion (i.) sel, tufan; çok fazla miktarda olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) nezaketsiz, terbiyesiz kaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) dayanmaya alıştırmak, adet etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yakılmış ceset külünü muhafaza içine koymak; gömmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Iüzumsuz, faydasız, boş, nafile. inutil'ity (i.) faydasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labor day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekday. workday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work day. working day. business day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Weekday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nur ismini alan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aksırık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yiyip içmek, gününü gün etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yabanî gülün meyvesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a boyun eğme, Allah’ın terbiyesi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ocak ayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Roma'da kapılar mabudu, başı iki yüzlü bir ilâh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. incebağırsağın üst yarısı, boş bağırsak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to peel. to strip. to skin. to peel off the bark / the skin. bark. pare. shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audience chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

17. yüzyılda Macaristan’ın Sobatzka Kalesi’nin Osmanlı muhafızları çok sevdikleri bir koçu özenle besliyorlardı. İkinci Viyana Kuşatması ile başlayan felaketli devirde kale Almanlar tarafından kuşatıldı. Kurtuluş imkanı göremeyen askerler bir sabah vakti kaleden fırlayarak düşmanı yarıp Budin yoluna doğru yöneldiler. Onlarla beraber fırlayan koç da sahiplerini yalnız bırakmamış iri boynuzları ile önüne çıkan düşman askerini yaralayarak, kendini tutturmadan askerlerle beraber Budin’e gelmişti. Bu gazi ve cengaver koç Budin’de büyük bir şöhret kazandı. Ancak ne yazık ki aynı yılın kurban bayramında kesildi!

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Doğu mitolojisinde gagasından nağmeler çıktığına inanılan büyük bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. musiki). Türk musikisinde bir telli ve mızraplı çalgı. Kucağa yatırılarak çalınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a ve u uzun) (I. A. Yunenca’dan) (c. kavânin). 1. Kaide, değişmez nizam: Matematik, fizik kanunu. 2. Usul, nizam, tabiat kanunu. 3. Devletçe konulan ve uyulan yasa: Ceza, ticaret, basın kanunları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «kanun çavuşu» tâbirinden kısaltılmış). Eskiden askerlerin askerî nizama aykırı harekette bulunmamalarına dikkat etmek ve bulunanları haber vermek veya tevkif ettirmek vazifesiyle görevli memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Ateş ocağı, sobe, mangal. 2. mec. Bir şeyin tutuşup yandığı yer: Gazab kânûnu. 3. Süryânîce’nln aracılığı ile Latince’den bize geçen güneş yılındaki kısım ki, birincisine kânûn-ı evvel (birinci kânûn = aralık) ve ikincisine kânûn-ı sânî (ikinci kânûn = ocak) denip ikisi de otuz birer gündür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law. act. code. canon. enaction. rule. statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. law. zither. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. act of parliament. code. enactment. law. rule. statute. principle. scientific law. law of nature. canon. legislative act. measure. ordinance. prescript. regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قانون] yasa. 2.yol yordam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کانون] ocak. 2.mangal. 3.Aralık ve Ocak ayları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Devletin teşri, yasama kuvveti tarafından herkesçe uyulmak üzere konulan her türlü nizam, kaide kural. 2.Herhangi bir mevzu üzerindeki kanunu taşıyan kitap.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law officer / lawyer. jurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outside the law. outlaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislator. lawgiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill. draft law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article / section of the law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice of motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. F.). Kanun ve nizamları hulasa eden kitapçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mevzu hakkında devletçe uyulacak maddeleri, bir kanunu hâvî kitap, broşür vs.: Ticaret kanun-nâmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) (c. kaanûnşinâsân). Kanun tanıyan, bilen, hukukçu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kanûn-şinâs). Kanunu tanıyanlar, bilenler, hukukçular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A.). Kanun ve nizâma uyarak, yasaya göre, kanun ve nizamla: Kanunen kendisine ne muamale edilmek lâzım gelirse ona razı olmalıdır. Kanunen cezalandırılması lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legally speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

de jure. by law. legally. according to law. the law allows. foreclosure order absolute. under the law. prescribed by law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. kaanûniyye). 1. Nizam, yasa ve kanuna’alt, hukuk ilmiyle uğraşan, hukukçu. 2. Kanun ve nizam koyan ve kuran: Kanûnî Sultan Süleyman. 3. Kanun denilen çalgıyı iyi çalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful. legal. legitimate. rightful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful. legal. legitimate. statutory. rightful. conformable to law. innocent. by law. solemn. valid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قانونی] yasal. 2.kanun çalan. 3.yasa koyucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kanuna ait kararla ilgili. 2.Osmanlıların 10.padişahı Sultan 4.Süleyman’ın lakabı, Osmanlıların yükselme devrinin son padişahı. - Daha çok lakab olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Bir kararın kanun ve nizam halini alması: Bu lâyihanın kanunlyyeti tasdikine bağlıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanun hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a law. to pass into law / to obtain force of law. to pass into law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enactment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanun hâline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a law. to legalize. approve into law. pass into law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. digest of the laws regulating a particular subject. rule book. statute book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kanunu olmayan. 2. Kanuna aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorderly. illegal. unlawful. lawless. illegitimate. illicit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegal. unlawful. not covered by a law. lawless. against the law. undue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kanuna aykırılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness. nonexistence of law. unlawfulness. illegality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. İş, menfaat gösteren. 2. Usta çıkacak çırakların, ustalıklarını göstermek üzere yaptıkları örneklik iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Karanuluk. bk. Karanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tel bükmekte kullanılan, uçları sivri koni şeklinde bir çeşit kıskaç.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

* İşçi karıncaların neredeyse tamamı dişidir. Erkekler çiftleştikten kısa bir süre sonra ölürler.

* Karıncalar yaklaşık 60 milyon yıldır değişim geçiriyorlar.

* Kraliçe karınca 20 yıl yaşayabilir. Ve yaşamı boyunca yaptığı tek şey yumurtlamaktır.

* 500 binin üzerindeki bir karınca grubu bir kuşu, bir domuzu ya da atı öldürebilir.

* Bir karınca kendisinden 50 kat fazla bir ağırlığı taşıyabilecek güçte.

* Karıncalar acımasız savaşçılardır. Isırabilirler, sokabilirler ve arkalarından asit fışkırtabilirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Hava kirliliğini azaltmak için otomobil gibi motorlu araçlara takılan araç. Makineden çıkan egzos gazı dönüştürücüden geçirilir, dönüştürücü kimyasal reaksiyonları hızlandırarak, birleşim atmosfere salınmadan önce, çevreyi kirleten kimi maddelerin başka maddelere dönüştürülmesini sağlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, kerestesi marangozlukta kullanılan bir ağaç ve bunun baklamsı meyvesi, harnup (ceratonia siliqua). Keçiboynuzu gibi = İşi çok, verimi az olan şeyler için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust-tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(harnup): Baklagiller familyasından; Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz havzasında yetişen 6-10 metre boyunda, kışın yaprak dökmeyen bir ağaç ve onun meyvesidir. Çiçekleri yeşilimtıraktır. Meyvesi 10-20 cm boyunda, yassı, etli, açılmayan ve koyu renklidir. İçeriğinde yağ, sakkaroz, glikoz, selüloz ve azotlu bileşikler vardır. Çiğ yendiği gibi reçel ve likör de yapılır. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak hastalıklarına faydalıdır. Göğsü yumuşatır, balgam söker ve bronşları boşaltır. İshali keser. Sigara tiryakileri için faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

Kişi yolsuz olduğunu bildiği bir işi yaparken kendini mazur göstermek için bahane uydurur. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kıble, Fars. nümûden = göstermek). Kıbleyi gösteren pusule.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fencing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day of judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doomsday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgement day. day of reckoning. the last day. the day when the dead will be resurrected. crack of doom. the last d. doomsday. judgment judgement day. last judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y. = lâcivert). Bu renkte bir kimya maddesi. Birleşikleri vardır. Hâmız-ı kiyanus vesaire.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) parmağın oynak yeri boğum; koyun budunun diz tarafı; dört ayaklı hayvanlarda ayak mafsalı; (çoğ.) muşta; (f.) parmağın oynak yerleri ile vurmak. knuckle down işe koyulmak. knuckle under teslim olmak, boyun eğmek. knucklebones (i.), (çoğ.)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ağaç gövdesindeki iri budak; (İng.), (leh.) hokey oyununda kullanılan ağaç top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) budak, yumru; kertik, diş. knurled (s.) budaklı, yumrulu. knurly (s.) budaklı, yumru yumru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Üzerine ip tutturmaya yarayan iki kulaklı çengel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exterminate. root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to root out. kill off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (y. k.). Mevzu. bk. Mevzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (konuk’tan hafifletilmiş). Misafir. Konu komşu = Misafir ve komşu. Konu komşuyu davet etmek lâzım, konu komşu arasında ayıp olur. Enikonu = LAyıkıyla, rahatça hayliden hayli: Uyandığım zaman enikonu gündüz olmuştu, bugün enikonu soğuk var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject. matter. point. issue. theme. topic. affair. argument. business. head. heading. res. shebang. subject matter. text. thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. matter. object. question. scope. subject. text. theme. topic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject. topic. matter. subject matter. case. change of design. head. heading. point. purview. question. res. shebang. text. theme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraneous. irrelevant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off / not to the point. beside / out of the question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (konmak’ten). Misafir. Tanrı konuğu = Allah’ın gönderdiği misafir. Kendiliğinden gelen yersiz yurtsuz misafir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guest. visitor. sojourner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guest. visitor misafir. parasite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhospitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabancı misafirlerin yanına verilen kılavuz veya arkadaş, Osm. mihmandâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guest-house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guest house (of an institution or business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Misafirliğe kabûl etmek, mihmandarlık etmek, ziyafet çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to entertain. to put up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay overnight. to put up as guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). 1. Misafirlik. 2. Ziyafet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Konu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Misafirini İyi ağırlayan, misafirden hoşlanan, misafirperver: Türkler konuksever İnsanlardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitable. hospitable misafirperver. mükrim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitable. open- doored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitality. hospitality misafirperverlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitality. xenodochy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İnilmek, menzil ve konak verilmek: Anadolu’da yolculukta köy misafir odalarına konulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

position. location. site. situation. status. attitude. configuration. lay. lie. standing. state. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition. location. place. position. situation. status. lacation. site.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

position. site. locations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıt ya da çalma sırasında MiniDisc’in kapasitesini gösteren, ekrandaki grafik çizgisi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

GPS sinyal kaybı sırasında bile hatasız rota yönlendirmesi için üç sensör konumlandırma, GPS, Hızlandırma Sensörü ve Basınç Sensörü

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çekilen görüntünün, fotoğraf makinesi yatay ya da dikeyken çekilip çekilmediğini otomatik olarak algılayan bir cihaz. Görüntü daha sonra monitörde uygun yönlendirme ile gösterilir. Ayrıca her zaman doğru gösterimin çağrılmasını sağlamak için veri dosyasında doğru konum kaydedilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Positioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Boz renkli, toprak renginde: Konur al = Boz İla al arasında, kumral (kumral kelimesi bundan bozmadır). 2. mec. Cesur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Cesur, yiğit, (Erkek İsmi) Orhan Gazi’nin komutanlarından biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Konma tarzı. 2. (coğrafya) Bir yerin, çevresi içindeki vaziyeti. 3. (askerlik) Birliklerin, bütün ihtimaller göz önünde tutularak yerleştirilmesi şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

placing. arrangement. location. disposition. deployment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Konuşmayı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talkative. chatty. communicative. articulate. conversational. forthcoming. gabby. garrulous. glib. gushy. loquacious. talky. vocal. voluble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicative. talkative. voluble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talkative. loquacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talkativeness. locacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deploy. to deploy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Görüşme, dostluk. 2. Mükâleme, müsâhabe, sohbet: Konuşması tatlı bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speech. spoken. talking. talking. speaking. talk. chat. conversation. speech. address. allocution. causerie. delivery. discourse. harangue. interlocution. oration. spiel. utterance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversation. speech. talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversation. speech. talk. speaking. lecture. discussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speech defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lallophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elocution. rhetoric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil cihazlarda, şarj edilebilir bataryanın tam olarak dolduğu andan, tükenene kadar hiç durmadan görüşme yapıldığında geçen süredir. Bu süre, en başta baz istasyonuna yakınlık olmak üzere çeşitli nedenlerle değişiklik gösterebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecturer. speaker. debater. orator. talker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orator. speaker. talker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speaker. lecturer. announcer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düşünceleri sözle İfade etmek. 2. Düşünceleri herhangi bir vasıtayla anlatmak: Flama ile konuşmak. Dilsizler el işaretiyle konuşur. 3. Görüşmek; sohbet, yârenlik etmek. 4. Tanışmak: Onunla hiç konuşmadık. 5. Komşu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confab. pipe up. have speech with. speak. talk. have a talk. have a talk with. bespeak. chin. confabulate. discourse. parley. reason. talk to smb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confab. pipe up. have speech with. speak. talk. have a talk. have a talk with. bespeak. chin. confabulate. discourse. parley. reason. talk to smb. converse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk. to speak. to communicate. to converse. to chat. to talk with each other. to discuss. to talk about. to be on friendly terms with. to be on speaking terms with. to be eye-catching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make speak. to draw sb out. to play very well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb talk. to allow sb to talk with. to make sb talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Konuşma fiiline mevzû olmak: O İş hakkında şimdi konuşulmaz, bu akşam konuşulacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be discussed. to be spoken about. to be mentioned. to talk. to converse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). 1. Mesken, ikametgâh. 2. (mantık ve matematik). Bir ilmin kuruluşunda temel vazifesi olmakla beraber mütearifeden daha az olan, tarif edilmeyen İptidai gerçek, mevzua: «Bir noktadan bir doğruya ancak bir paralel çizilebilir» ibâresl bir konuttur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housing. house. domicil. domicile. residence. abode. condo. dwelling. habitation. quarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abode. habitation. residence. dwelling. domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domicile. dwelling. house. residence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National home. residential estate. residential premises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity of domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housing fund. funds for housing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housing credit. housing loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. matematik), bk. Sinüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Erkeğine istekli, kızmış (dişi), kızgın, azgın: Kösnük kısrak, koyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotic. lustful. sensual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galanty show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. itaat, baş eğme. 2. Tanrı’nın emirlerine teslimiyet, itaat, tâat, ibadet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ümit kesme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kenz). Kenzler, hazineler, bk. Kenz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (kenz’in cem’inin cem’i). Bir kimsenin adı, soyadı, doğumu ve işi gibi hususiyetleri gösteren kayıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabanî gül ağacı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosehip. hip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose hip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(fructus rosa canina): Yabangülünün, şeker, organik asit ve C vitamini bakımından zengin olan meyvesidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür, ishali keser.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Sadece papağan ve muhabbet kuşları değil, üzerinde uğraşıldığında kargalar, kuzgunlar, saksağanlar ve sığırcıklar da konuşabilirler. Hatta bir kaç kelime söyleyebilen serçe ve kanaryalar bile kayıtlara geçmiştir.

Aslında bu, kuşların yaptıkları konuşma değil, sesleri ezberlemeleri ve taklit etmeleridir. Her insan ağzı ile konuşur ama konusabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler daha sonra dilimize ve dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları da konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrarıdır.

Kuşların ses organlarının memeli hayvanlardan çok farklı olarak gırtlakta değil de göğüs kafeslerinin dibinde, karın boşluğunun derinliklerinde yer alması kuşların bu ses taklit özelliklerini daha anlaşılmaz bir hale getirmektedir. Ses organlarının bu yeri dolayısıyla tavuk, ördek gibi bazı kuşgiller kafaları kesildikten sonra da ötmeye devam ederler.

Bu ses taklit yeteneği bazı kuşların doğasında vardır. Tabiatla içice yaşarken diğer kuşların seslerini taklit edebilmeleri sayesinde onlarla daha iyi iletişim kurabilmişler ve çevreye daha iyi uyum sağlayabilmişlerdir.

Konuşma denilince ilk akla gelen kuş olan papağanlar Avrupa’ya ilk olarak Büyük İskender tarafından Hindistan’dan getirilmişlerdir. Papağanlar arasında en iyi konuşan tür olan Afrika Papağanları’nın gelişi ise daha sonradır. Muhabbet kumarı 19. yüzyılın ortalarında Avustralya’dan Avrupa’ya getirilmişlerdir. Papağanlar insan isimleri, selam, emir ve soru sözcüklerini öğrenmekten hoşlanırlar. Bir papağan 500-600 kelime öğrenebilir. Zamanla bazı kelimeleri unutur ve yerine yeni kelimeler öğrenir.

Papağanların insan seslerini ve hayvanların bağırışlarını son derece benzeterek taklit etme ve parmaklarını kullanabilme yeteneklerine rağmen çok gelişmiş bir tür oldukları söylenemez. Uzmanlara göre papağanlar, ruhsal bakımdan kargagillerden daha az gelişmişlerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Erkeğe talip olmuş, kızmış (dişi), kızgın, azgın: Küsnük kısrak, koyun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کنون] şimdi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کنوز] hazineler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Napolyon savaşlarına kadar, askeri üniformalar çok renkli ve gösterişli idi. Ancak savaş teknolojisi geliştikçe bunun da bazı sakıncaları ortaya çıkmaya başladı. Kılıç ve kalkanla yapılan savaşlarda gösterişli üniformalar düşmanda moral bozukluğu yaratıyordu ama ateşli silahlar bulununca, bu parlak ve renkli giysiler uzaktan iyi bir hedef olmaya başladı. Bugün askerler savaşa en uygun sadelikte giyinerek giderler ve sadece gerekli teçhizatı taşırlar.

Üniformalardaki haki renk ise ilk kez İngilizler tarafından 1850’li yıllarda Hindistan’da kullanılmaya başlanmıştır. Britanya ordusundan Hary Lumsden İngiliz askerlerinin beyaz üniformaları nedeni ile kolay hedef olduklarını fark edince, üniformaların üzerine toz ve çamur sürerek ve biraz da çay ile boyayarak renklerini gölgeli kahverengine dönüştürmüş ve giysilerin rengini araziye uydurmaya çalışmıştır. Toprak rengine benzeyen bu üniformalara Hintçe toprak rengi anlamına gelen ‘Khaki’ adı verilmiş ve Türkçe’ye de ‘haki’ olarak geçmiştir.

Khaki 20. yüzyılın başlarında günün standartlarına göre değiştirildi. Bu model Amerikan özel timleri tarafından tehlikeli görevlerde kullanılmaya başlanıldı. Birinci Dünya Savaşı’nda da kullanılan bu renkteki kumaşlar çok sert oldukları için askerlerin hareket kabiliyetlerini azaltıyor ve ıslandıkça daralıyorlardı. 1932 yılında pamuktan üretilen ‘cramerton’ ordu elbisesi dayanıklı olması ve içinde kolayca hareket edilebilmesi açısından İkinci Dünya Savaşı’nda ordunun kullandığı en yaygın arazi elbisesi haline geldi.

Bir sonraki aşama ise askerlerin düşman tarafından görülmemesini sağlayacak kadar araziye uygun ama aynı zamanda aynı tarafın askerlerinin birbirlerini vurmamasını sağlayacak şekilde ayırt edilebilir kumaş renk ve desenini yaratmaktı.

Aslında kamuflaja ilk olarak askerler tarafından değil, hayvanların kendilerini fark etmelerini önlemek için avcılar tarafından başvurulmuştu. Kamuflaj desenlerini yaratabilmek için İngiliz ve Fransız orduları ressamlarla işbirliği yapmıştır. Hatta Picasso’nun ordu giysilerini görünce, ‘Bunlar benim desenlerim’ diye bağırdığı bile rivayet edilir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) laden, (bot.) Cistus; laden zamkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sarısalkım, (bot.) Laburnum anagyroides.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) labdanum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Nur saçarak parlayan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) lantan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ecza afyon tentürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

16:9 en-boy oranı ve mükemmel görüntü kalitesi sunan bir TV projeksiyon sistemi.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Geceyi aydınlatan nur, ışık.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kutsal odun ağacı, peygamberağacı, bot. Guaiacum of- ficinale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emniyet somunu, kilit somunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAA’L-MEMNÜNİYYE) (i. A.). Memnunlukla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with pleasure. nothing loath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with pleasure. nothing loath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مع الممنونيه] seve seve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

New York şehrinde birçok reklam sirketinin bulunduğu cadde; Amerikan reklam dünyası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap veya sert içkilere mahsus büyük şişe (1,5 litre). magnum opus edebiyat veya sanatta şaheser; bir şahsın en büyük eseri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Ayın nuru, ışığı. 2.Ay yüzlü güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «hunk» tan imef.) (mü. mahnûka). Boğulmuş, bunalmış, boğuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boğulmuş veya bunalmış olduğu halde: Mahnûkan öldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgment day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgment day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü veya yetersiz beslenme, gıdaslzlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ele ait; el ile yapılan veya idare edilen; i. bir ilmin veya bir sanatın esaslarını toplayan küçük kitap, elkitabı; ask. talimname, kılavuz; müz. orgda tuş tertibatı, klavye. manual alphabet parmak hareketleriyle şekil verilen sağır-dilsiz alfa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manuel

1. el kitabı, 2. elle.

1. Herkesin kolaylıkla yararlanması için herhangi bir konuda, pratik amaçlarla hazırlanan kitap. 2. Elle yapılan.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Bu işlev ile müzik parçaları kademeli olarak başlar (fade in) ve kademeli olarak biter (fade out).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Manuel kontrol düğmeleri, kullanıcıya odak, pozlama ve diğer fotoğraf makinesi ayarlarının belirlenmesinde büyük bir esneklik tanır. Bu sayede, daha yaratıcı çekimler yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Manuel mod, fotoğraf makinesinin diyafram açıklığı ve enstantane ayarları üzerinde tam kontrole sahip olmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatma koşullarında ya da görüntünün kontrastının düşük olduğu durumlarda odaklanmayı sağlayan yararlı bir işlevdir. Özel odaklama efektleri yaratmak için de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Manuel zoom halkası, hızlı, hassas ve daha tepkisel zoom olanağı ile kullanıcılara daha fazla kontrol imkanı sunar. Zoom kolu, özellikle hareketli nesnelerin fotoğrafını çekerken çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Deklanşör hızı, diyafram açıklığı, ISO ve diğer makine ayarlarının kullanıcı tarafından yapılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. imal, yapma; mamulat; f. imal etmek, yapmak; yalandan icat etmek, uydurmak. manufacturer i. fabrikatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) serbest bırakmak, azat etmek (köle). manumis'sion i. azat etme; azat edilme, serbest bırakılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gübre; f. gübrelemek. artificial manure suni gübre. barnyard manure ahır gübresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. manus) anat. el; ön ayak; Roma hukukunda kocanın kansını idare etme hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (kıs. MS, çoğ MSS) bir eserin metni, müsvedde; el yazması kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sun’» dan imef.) (mü. matnûa). 1. San’atlı yapılmış, san’at mahsûlü, mâmûl: Londra’da masnû bir makine. 2. Asit ve tablt olmıyan, yapma, sunt. İcat ve ihtlrâ olunmuş, uydurma, yapma, düzme: Bu haber matnûdur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مصنوع] yapma, yapay. 2.sanatlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. masnû). Yapılmış şeyler, (bk.) MatnO.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında çok eğlenceli olabilecek matematik bizlere katı formüllerle ve mantığın kolay kabul edemeyeceği ifadelerle öğretilince bir kabus olup çıkıyor. Artının artı ile, eksinin eksi ile çarpım sonucu artı iken artı ile eksinin çarpım sonucu eksi oluyor. Peki bunun mantıki izahı nedir? Yani -5 derece sıcaklıkla -8 derece sıcaklığı çarpınca sonuç +40 derece olup ortalık ısınıyor mu?

Tabii bu bir şaka, şaşırtmaca. Esas bilmemiz gereken (-2)x(-2)=(+4) diye bir eşitlik yazdığımızda, bunun sadece rakamların ve önlerindeki işaretlerin belirlediği mantıksal bir denklem olmadığı, bir beyan, bir ifade olduğudur.

Eğer sayıları bir çizgi üzerinde gösterirsek, ‘-1’ sıfırın eksi tarafındaki ilk sayı olarak düşünülebilir ama eşitlik içinde bu böyle değildir. Çizginin neresinde olursanız olun bir adım geri atmaktır. Yani çizgide ‘+4’ noktasında iseniz ve ona ‘-1’ ilave ederseniz, bir adım geri atarak ‘+3’e gelmiş olursunuz.

Toplama ve çıkartmada nispeten kolay olan bu açıklama, iş çarpmaya gelince biraz zorlaşıyor. Örneğin haftanın 5 günü işe otobüs ile gidip geliyorsunuz. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. 10 milyon tutarında 10 tane bilet aldınız. Her gün gidiş-geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri ‘-2’ dir. Siz bu işi 5 gün süresince yani 5 kere yaparsanız (-2)x(+5)=(-l0) olur ki biletler biter.

Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın perşembe ve cuma günlerine denk geldi ve tatil. Bu sefer yapmanız gereken hareketi yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Her gün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz. İki kere negatif hareketi ‘-2’ bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2)=(+4) bilet kalıyor.

Hala biraz karışık değil mi? Bir örnek daha verelim. Bir eşitliğin başına ‘-2’ yazdığınız zaman başlangıçta bu sizin sıfır noktasından iki kere geri sıçrayarak ‘-2’ noktasına ulaşacağınız anlamına gelir. Ama siz yapacağınız bu hareketin tam tersini yani negatifini iki defa yapıyorsunuz. Sıfırdan ‘-2’ye sıçrama hareketini iki kere ters yönde (-2) yapıyorsunuz ve sonunda ‘+4’ noktasına ulaşıyorsunuz. Ters bir kararın tersini yapınca doğruyu buluyorsunuz yani.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مظنون] zanlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Zann» dan imef.) (mü. maznûne). 1. Zan ve şüphe olunan: Bugün gelmesi maznûndur. 2. Hakkında şüphe olunabilir, şüpheli. 3. Sanık, henüz adlî delillerle suçluluğu ortaya çıkmamış hüküm giymemiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zan altında kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir düğmeye dokunarak ses ayarlaması sağlar. Üç mod (MBP Off, MBP-A, MBP-B), hem fader hem de dengeyi aynı anda kontrol eder.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cünûn» dan imef.) (mü. mecnûne). 1. Çılgın, deli. 2. mec. Fena halde Aşık (i. A. c. mecânîn). Çıldırmış adam, deli. Dârü’l-mecânin == Tımarhane. 3. (hi.) Leylâ isminde bir kıza aşkıyla tanınmış Doğu edebiyatının pek ünlü şahsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madly in love. love-crazed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad. insane. crazed by love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجنون] delice seven. 2.cinli. 3.Leyla’nın aşığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cin tutmuş, cinlenmiş. 2.Delice seven, tutkun. Leyla ile Mecnun hikayesinin erkek kahramanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Delice, mecnûnlara yakışır surette.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مجنونانه] çılğınca, delicesine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mecnunluk, delilik, cinnet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delilik, çılgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «künûn» dan imef.) (mü. meknûne). Gizli, gizlenmiş, saklı, mahfuz, dikkatle saklanılan. Dürr-i meknûn = Gizlenmiş inci, çok değerli şey.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مکنون] dizili. 2.gizli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Saklı, gizli, iyice korunmuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meknun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kenz» den imef.) (mü. meknûze). I. Hazineye konmuş, hazineye alınmış. Nukud-ı meknûze = Hazineye alınmış paralar. 2. Gizli, saklı: Bunda meknûz olan mânâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gömülü. Hazineye konulmuş, saklanmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meknuz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz familyasından kılçıklı bir balık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Melek).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «men’» den imef.) (mü. memnûa). Men’olunmuş, yapılmasına, yenilip içilmesine müsaade olunmayan, yasak: İçki şer’an memnûdur. Aşk-l memnû.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forbidden. prohibited. adulterous. illicit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untersagt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممنوع] yasak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممنوعه] yasak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Şer’an yahut hükümetçe yasaklanan şeyler: MemnûAttan kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منوعيت] yasak olma hali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Memnû olma, yasak olan şeyin hâli ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEMNUN) (i. A. «men»

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glad. pleased. happy. content. grateful. satisfied. delighted. chuffed. gladsome. gratified. rejoiced at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

content. contented. elated. glad. happy. pleased. thankful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glad. happy. pleased. delighted. satisfied. gratified. contented. content. thankful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ممنون] mutlu, razı. 2.sevinçli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Minnet altında bulunan. 2.Sevinmiş, sevinçli. Razı hoşnut, (bkz.Dilşad).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delight. flatter. please. satisfy. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to please sb. to make sb happy. to satisfy. content. delight. fetch. gratify. please.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.mutlu edilmek, razı edilmek. 2.sevindirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Memnun). Sevinmiş, sevinçli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Minnettar olarak. 2. Hoşnut ve razı olarak. 3. (Türkçe) Sevinç ve memnuniyetle: Memnûnen döndü, memnûnen kebûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( MEMNÜNİYYET) (i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). 1. Minnet altında bulunma, minnettarlık. 2. Sevinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasure. gladness. satisfaction. contentment. contentedness. gratification. complacence. complacency. content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfaction. pleasure. gladness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasure. satisfaction. gratification. joy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممنونيت] memnunluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with pleasure. gladly. with open arms. fain. lief. nothing loath. nothing loth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladly. eagerly. willingly. with pleasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladly. with pleasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure. dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure. discontent. disgust. dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevinç.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. menu

yemek listesi

Yemek yenilecek yerlerde mevcut yemekleri gösteren liste.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menu. bill of fare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menu. tariff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menu , menue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemek listesi, menü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özelliğe sahip MiniDisc kaydediciler, çeşitli temel menü ayarlarının ve parametrelerinin kaydedilebilmesine olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Menü sistemleri, kullanım kolaylığını geliştiren ekranda gösterimli iletişim sistemleridir. Kullanıcıya, menülerdeki renkli öğelerle ya da Gelişmiş Menü işlevleriyle yol gösterilir. Menülere, uzaktan kumanda birimi ile ulaşılır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مأنوس] alışılmış. 2.alışkın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. menuta). Asıllı, varlığı diğer bir şeyin varlığına bağlı: Çocukların tahsil ve terbiyesi İyi öğreticinin bulunmasına menuttur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منوط] bağlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sünnet» ten imef.) (mü. mesnûne). 1. Adet olmuş, alışılmış. 2. Sünnet-i şerîfe’den sayılan. Nikâh resm-i mesnûnu.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Cenaze merasimlerine çiçeklerden yapılmış bir çelenk göndermek, mezarı çiçeklerle donatmak, sonradan yapılan mezar ziyaretlerinde mezara çiçek bırakmak, hemen hemen her kültürde gelenek haline gelmiştir. Bir kaç gün içinde kuruyup gidecek bu çiçeklerin bırakana da bırakılana da bir faydası yoktur ama gelenek çok eski çağlara kadar uzanmaktadır.

Bu konuda eski mezarlarda yapılan çalışmalarda çiçek kalıntılarına rastlamak şüphesiz mümkün değildi. Çiçekler çok dayanıksız olduklarından ve kuruyup gittiklerinde arkalarında iz bırakmadıklarından, araştırmacılar çalışmalarını çiçeğin kendisinden çok daha dayanıklı olan polen kalıntılarına yönelttiler.

İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon’un milattan önce 1346’da öldüğünde mezarının çiçekten taçlarla kaplandığı saptandı. Kuzey Avrupa’da ise milattan önce 2000’li yıllara kadar uzanan bir çok mezarda çiçek izlerine rastlandı.

O tarihlerde mezarlara konulan çiçeklerin güzellikleri ve hoş kokuları nedeniyle iyi ruhları çekme, kötü ruhları kovma gibi bir güce sahip olduklarına inanılıyordu.

Sonradan mezarları bitki ve çiçeklerle donatmanın asıl amacı cesedin çürümesinin yaratacağı kötü kokuları önleme oldu. Seyahatlerinizde uzaktan nerede bir servi ağacı topluluğu görürseniz yaklaştığınızda fark edersiniz ki orası mezarlıktır. Mezarlıklara servi ağacı dikmek de aynı amaç içindir.

Servi ağacı uzun boyu, sık dalları ve kışın dökülmeyen yaprakları ile bir bölgeyi rüzgardan korumak için en ideal ağaçtır. Ömrü çok uzundur, hemen hemen hiç çürümez ama en önemlisi odununun damıtma yoluyla lavantacılıkta da kullanılan hoş kokusudur. Bu nedenlerle servi ağacı mezarlıkların adeta bir simgesi haline gelmiştir.

Cenaze merasimlerinde ve mezar ziyaretlerinde, bizde pek yaygın olmasa da kadın ve erkeklerin niçin siyah elbise (ve aksesuar) giyindiklerini merak ettiniz mi hiç ? Bu da atalarımızın hayalet korkusundan kalma bir gelenek.

Binlerce yıl önce cenaze töreninde bulunanlar, gömülecek ölünün hayaletinin orada bulunanlardan birinin bedenine girmek isteyeceğine inanıyorlardı. Bundan sakınmak, hayaletten saklanmak için vücutlarını siyaha boyuyorlardı. Daha sonraları zaman içinde bu adet siyah giysi olarak devam etti ve günümüze kadar geldi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «üns» den imef.) (mü. me’nûse). 1. Alışılmış, Osm. ülfet ve ünsiyyet olunmuş: Tütün me’nûsum değildir, insan, me’nûsundan kolay geçemez. 2. Alışmış, alışık, uysal, vahşîlikten geçip evcil olmuş: Hayvânât-ı me’nûse, me’nûs bir fil

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.), i. Alışma, dadanma: içkiye me’nûslyyet kötü şeydir. 2. Vahşîlikten geçip insana alışık olma: Bazı hayvanların me’nûsiyyeti mümkün olmaz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مهمان نواز] misafirsever.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Işık saçan, aydınlatan güneş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Cennet, uçmek, Fars. behişt, Ar. firdevs.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. kendisinden başka bir sayı çıkarılan rakkam, eksilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç tempolu ağır ve eski bir dans; bu dansın müziği; menüet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., mat. eksi, nakıs; k.dili sıfır, hiç. a minus quantity sıfırdan aşağı miktar; menfi miktar. minus seven degrees Centigrade nakış yedi, sıfırın altında yedi derece. minus sign eksi işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) eksi,çıkarsa. He is minus his hat şapkası yok şapkasızdır. Three minus one equals two üçten bir çıkarsa iki kalır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. küçük harf, minüskül; küçük harfli el yazısı; s. küçük harfle yazılı; küçük, ufacık, önemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Küçük harf.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. miniscule

db. küçük harf

Büyük harfin küçük yazılan türü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok ufak; önemsiz; dakik, çok ince. minutely z. dikkatle, ihtimamla, inceden inceye. minuteness i. çok küçük olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dakika; geom. bir derecenin altmışta biri, dakika; an, lahza; çoğ. zabıt, zabıtname, rapor, tutanak. minute book zabıt defteri, tutanak. official minute book kararname defteri. minute hand saat yel kovanı, dakikayı gösteren kol. minute mark dakik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. not veya zabıt tutmak; saat tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., tar. her an savaşa hazır gönüllü asker; yeraltında saklanan kıtalararası roket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. (tek minutia) önemsiz ayrıntılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mircan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn flour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn flour. corn meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yanlış telaffuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. molibden. molybdenite i., min. doğal molibden disülfidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öpüşme hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. abide, anıt; mezar taşı; eser; sınır taşı; tarihi yapı. monumen'tal s. anıtsal; muazzam, heybetli; güz. san. aslından büyük. monumentally z. heybetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bütçe kanunu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hoşnut ve razı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.1. Hoşnutsuzluk.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İlk yudumla birlikte, alkol ağız ve yemek borusu ile temas ettikten sonra, ciddi miktarda kana karıştığı ilk durak olan mideye gelir. Ancak alkolün kana karışması en çok ince bağırsaklarda olur.

Büyük bir kısmı ince bağırsaklarda kana geçen alkol, derhal merkezi sinir sistemimizi etkilemeye başlar. Birkaç dakika sonra beyne geçerek sinir hücrelerini etkiler ve mesaj iletimini yavaşlatır.

İçmeye devam edilirse, beyindeki görme, denge, konuşma ve muhakeme ile ilgili sinir merkezleri etkilenmeye başlarlar. Bu arada alkolün baskılayıcı etkilerini yenebilmek için, kalp kası zorlanır ve nabız artar.

Biraz daha içilirse şuur kaybı meydana gelebilir. Daha da devam edilirse, alkolün kandaki oram alkol zehirlenmesi seviyesine ulaşır, solunum yetmezliği nedeni ile ölüm kaçınılmaz olur.

Alkol oldukça yavaş yakılır. 100 gram saf alkolün vücutça yakılması yaklaşık 10 saat sürer.

Karaciğerde yakılan her bir gram alkol için 7.1 kilokalori açığa çıkar. Yapılan araştırmalara göre ABD’de insanlar genel olarak kalori ihtiyacının yüzde 10’unu alkolden karşılamaktadır. Alkoliklerde bu oran yüzde 50 olup ciddi beslenme bozuklukları görülür.

Alkol karaciğer yetmezliği yanında, kalp hastalığı ve kanser riskini de artırır. Beyinde hücre kaybına yol açar, uzun sürede beyin hücrelerindeki dejenerasyon artar, psikiyatrik bozukluklar başlar.

Ama alkolün en büyük etkisi, sağlığı bozmasının yanında, aileleri ve arkadaşlıkları parçalaması, hapishane ve hastaneleri doldurmasıdır. Haydi, şerefinize!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İlk yudumla birlikte, alkol ağız ve yemek borusu ile temas ettikten sonra, ciddi miktarda kana karıştığı ilk durak olan mideye gelir. Ancak alkolün kana karışması en çok ince bağırsaklarda olur.

Büyük bir kısmı ince bağırsaklarda kana geçen alkol, derhal merkezi sinir sistemimizi etkilemeye başlar. Birkaç dakika sonra beyne geçerek sinir hücrelerini etkiler ve mesaj iletimini yavaşlatır.

İçmeye devam edilirse, beyindeki görme, denge, konuşma ve muhakeme ile ilgili sinir merkezleri etkilenmeye başlarlar. Bu arada alkolün baskılayıcı etkilerini yenebilmek için, kalp kası zorlanır ve nabız artar.

Biraz daha içilirse şuur kaybı meydana gelebilir. Daha da devam edilirse, alkolün kandaki oranı alkol zehirlenmesi seviyesine ulaşır, solunum yetmezliği nedeni ile ölüm kaçınılmaz olur.

Alkol oldukça yavaş yakılır. 100 gram saf alkolün vücutça yakılması yaklaşık 10 saat sürer.

Karaciğerde yakılan her bir gram alkol için 7.1 kilokalori açığa çıkar. Yapılan araştırmalara göre ABD’de insanlar genel olarak kalori ihtiyacının yüzde 10’unu alkolden karşılamaktadır. Alkoliklerde bu oran yüzde 50 olup ciddi beslenme bozuklukları görülür.

Alkol karaciğer yetmezliği yanında, kalp hastalığı ve kanser riskini de arttırır. Beyinde hücre kaybına yol açar, uzun sürede beyin hücrelerindeki dejenerasyon artar, psikiyatrik bozukluklar başlar.

Ama alkolün en büyük etkisi, sağlığı bozmasının yanında, aileleri ve arkadaşlıkları parçalaması, hapishane ve hastaneleri doldurmasıdır.

Haydi, şerefinize!


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Koku, güzel koku, her şeyin kendine mahsus kokusu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Işık saçan neşe, sevinç. - (bkz.Neşe).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Renk ışık.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) atom bombası olmayan (memleket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sendikaya mensup olmayan: sendika üyelerine iş vermeyen; sendikaları tanımayan. nonunionist (i.) sendikalara karşı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çıplak (resim türü).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nu

1. çıplak, 2. çıplak resim

1. Soyunmuş durumda olan vücudun resmi. 2. Resim sanatında çıplak insanı konu alan bir resim türü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykel sanatında çıplak kadın betisi. İlk olarak Antik Yunan ve Roma sanatlarında görülen nü, Orta Çağ`da hemen hemen ortadan silinir. Rönesans “Nü”yü yeniden keşfederek geniş ölçüde uygulamıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ince fark, ayırtı, nüans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İnce fark. Musikide eserin icrâsındaki ifade değişiklikleri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nuance

1. ayırtı, 2. ince ayrım

1. Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark. 2. En küçük ayrıntı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuance. shade. hue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuance. hand edge. nicety. shade. shading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A. T.) (musiki). Nota yazısında her türlü nüansı gösteren işaretler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyuklama.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yumru, yuvarlak çıkıntı; ABD, (k.dili) öz, nüve (hikâye).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ufak yumru. nubbly (s.) ufak yumrularla dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Sudan’ın kuzey eyaleti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) evlenecek yaşa gelmiş, gelinlik. nubil'ity (i.) erginlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Peygamberlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. necîb). Necîbler, asiller, (bk.) Necîb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) tohum nüvesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çekirdeksel, nükleer. nuclear family çekirdek aile. nuclear reaction nükleer reaksiyon. nuclear physics nükleer fizik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) çekirdekli; (f.) çekirdekleştirmek; nüve halini almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. li) çekirdecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nükleon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyol.) hücre çekirdeğinin asıl maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. nuclei) öz, iç; nüve, çekirdek; cevher, esas; (fiz.) çekirdek, atomun merkez kısmı; (astr.) kuyrukluyıldızın parlak başı; (anat.) omurilik veya beyinde sinir hücreleri yığını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. necm). İlm-i nücûm = 1. Astronomi, hey’et. 2. Astroloji (daha çok bu mânâda kullanılır), (bk.) Necm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü nücûmiyye). Yıldızlar ilmine, astronomi veya astrolojiye ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ölünün vasıflarını sayarak ağlaşma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) çıplak; (huk.) hükümsüz; çıplak insan vücudu; böyle resim veya heykel. in the nude çıplak, çıplak halde. nudism (i.) çıplak halde dolaşma alışkanlığı veya merakı. nudist (i.) çıplak halde dolaşma merakı olan kimse. nudity (i.) çıplaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nedîm). Nedimler. (bk.) Nedîm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) dirsek ile dürtmek;(i.) dürtme. nudge one's memory hatırlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Nüdizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nudist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çıplak gezmenin vücut ve ruh sağlığına faydalı olduğunu kabûl eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo yapışkan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NÜFÜS) (i. A. c.) (m. nefs). İnsan topluluğu, (bk.) Nefs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

population. inhabitants. inhabitantants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

population. people. number of inhabitants. persons. register of births. club of rome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

density of population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register of births. registration office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

population explosion. population explosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

census.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

census. census of population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

population density.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. İçe geçme, işleme. 2. Bir adamın sözü dinlenme, sözü geçer olma: Nüfuzu vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascendance. clout. influence. power. pull. ascendancy. penetration. permeation. personal influence power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

influence. penetration. power. weight. permeation. ascendance. ascendency ascendancy. authority. hold. importance. potency. prestige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penetrate. permeate. soak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to penetrate. to permeate. to influence. creep. infiltrate. pass through. perforate. pierce. see into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sözü geçer: Oraca oldukça nüfuzlu ve hatırlı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

influential. important. to be influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) boş, abes, faydasız; hükümsüz, kıymetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (altın) külçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Büyük peygamberlerden biri. Nuh’un gemisi = TÜfân’da binilen gemi. mec. Her sınıf insanın toplandığı yer. Ömr-i NÜh = Pek uzun ömür. Nûh Nebî’den kalma = mec. Pek eski.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F). Dokuz. Nüh-felek = Dokuz felek. Nüh-taak = Dokuz kubbe (felek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Nuh peygamb(Erkek İsmi) Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen 25 peygamberden baştan 3.sırada gelen kişi. Zamanında Nuh tufanı olmuştur. Kur’an-ı Kerim’in 71.suresinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Murdarilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nühye). Akıl, zekâ, idrak, Ar. fetanet. Ulü-n-nühâ = Akıl ve idrak sçhipleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bakır. 2. Bakır para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nuhâsiyye). Bakıra ait veya bakırdan yapılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). ilm-i nahv (gramer) bilginleri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İrak’ta, Kufe’ye yakın bir mevki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nihab). Her şeyin en seçilmişi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نخبه] seçkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Herşeyin seçilmişi, seçkin, seçilmiş, aydınlanmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Nuh).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Nuh’a ait, Nuh ile ilgili. Pek eski.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Kemik dokusunun çürümesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gizli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gizli, saklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gizlilik, saklılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Pek fazla zayıflık, lagarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dokuzuncu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uğursuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nuhustîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). ilk, birinci, evvelki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sıkıcı şey veya kimse; sıkıntı, dert, bela; (huk.) başkalarına zarar veya sıkıntı veren şey. nuisance tax çok ufak tutarlar halinde toplandığından dolayı sıkıcı olan vergi. public nuisance umumun rahatını bozan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1: Kuş gagası. 2. Gaga gibi ucu sivri olan şey. 3. Okun ucu, temren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nakîb). Nakîbler. (bk.) Nakîb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (m. nokta). Noktalar, (bk.) Nokta («nikat» gibi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقاط] noktalar, hususlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo atom bombası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nükte). Nükteler. (bk.) Nükte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Güzel koku. (bk.) Nekhet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Nükteler, herkesin anlayamayacağı ince, zarif, manalı sözl(Erkek İsmi) 2.Koku.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Atomla, atom çekirdeğiyle alâkalı Nükleer enerji = Atom enerjisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear. nuclear çekirdeksel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic reactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear power station. nuclear plant. atomic power plant / station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nucleic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nucleic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Atom çekirdeğini meydana getiren proton ve neutron’un ortak adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nucleon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Külçe hâlinde gümüş. Nukra-i ham = İşlenmemiş gümüş külçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Hastalığın geri dönmesi, üsteleme: Sıtması nüksetti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recrudescence. relapse. relapsing. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relapse. recrudesce. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to relapse. to recur. recrudesce. replapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nikât). 1. Dolayısıyle anlaşılan ince mânâ, bir söz ve ibâreden anlaşılan şey: Bu sözde bir nükte vardır. 2. İyi düşünülmüş ince mânâlı ve zarif söz, mazmun: Bir nükte sarfetti. Nükte-perdâz, nükte-gû = Nükteler sarfeden ve söyleyen. Nükte-dân, nükte-şinâs = Sözün nüktelerini, inceliklerini anlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wit. witticism. epigram. mot. sally. salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witticism. witty remark. subtle point. fine point. epigram. salt. wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Nükte bilen ve iyi nükte yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epigrammatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humo u rous. rich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A. c.) (m. nakd). Nakdler, paralar, (bk.) Nakd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقود] nakitler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Vazgeçme, dönme, cayma: Sözünden nükûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. nakş). Nakışlar, oymalar, (bk.) Nakş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nüks.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقوش] nakışlar, işlemeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. enkaz). Dilimizde yalnız çokluğu kullanılmıştır, (bk.) Enkaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hükümsüz, battal, geçersiz; değersiz; var olmayan; olumsuz. null and void itibarsız, değersiz. nul'lity (i.) hükümsüzlük, boşluk; (huk.) iptal, butlan; geçerli olmayan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) number, numeral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sıfat terkiplerinde geçer). Gösteren, bildiren. Cihân-nümâ = (bk.) Cihannümâ Reh-nümâ = Yol gösteren, pusla. Rû-nümâ = Yüz gösteren, açıkta olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Görünen, görünen, görünücü. 2. Örnek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Nûmân-ı berrî = Gelincik çiçeği. Nûman çiçeği = Osm. Şakaik-ı nûmâniyye.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Kan. 2.Gelincik. Hanefi Mezhebi’nin imamı, Nu’man b. Sabit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şakaik-ı nûmâniyye = NÜmân çiçeği, (bk.) Şakayık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: numero). Adet, sayı, marka yerine bir şey için yazılan rakam: Numara koymak, numarasına bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. no. size. trick. affectation. act. pretence. pretense. stunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. disguise. gimmick. mark. number. pretence. ruse. stunt. trick. number rakam. grade. size. performance. size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. house number. circus. put on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahte davranışlarda bulunan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impostor. faker. tall talker. charlatan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faker. phony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbering. numeration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. to number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to number. to assign a number to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be numbered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered. size. sized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered. marked with a number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unnumbered. numberless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Görünür, aşikâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gösteriş, görünüş, miting. 2. Yalandan gösteriş, gözboyama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstration. display. pageant. parade. show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gösteriş seven

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gösterişle veya gösteriş için yapılan, gösterişli, gösterişle: Nümayişkârâne bir hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösterişli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) hissiz, duygusuz; uyuşuk, uyuşmuş; (f.) uyuşturmak, uyuşukluk vermek. numbly (z.) hissizce. numbness (i.) duygusuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) saymak; hesap etmek; numara koymak; ihtiva etmek; sayısını sınırlandırmak. He numbers eighty years. Seksen yaşındadır. We number fifty men. Elli kişiyiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sayı, adet, numara, rakam; (çoğ.) çokluk; gram bir kelimenin tekil veya çoğul olmasına göre hali; müzik parçası. numbers (i.), numbers game gangsterlerin düzenlediği bir çeşit piyango. a number of birtakım, birkaç. back number bir mecmuanın eski

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mankafa kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Bir şeyin görünüşü değil de, gerçekte olduğu hâli. Fenomen mukabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a spirit believed to inhabit an object or preside over a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a spirit believed to inhabit an object or preside over a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Roma dininde bir yöreye ait tanrı; güdü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sayılır, sayılması mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) sayı cinsinden olan, sayılara ait, sayılardan ibaret; (i.) sayı, adet, rakam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) numaralamak, numara koymak; (mat.) rakamları okumak. numera' tion (i.) numara koyma veya okuma usulü. numerator (i.), (mat.) pay; sayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sayıya ait, sayı ifade eden. numerical adjective sayı sıfatı. numerically (z.) sayıca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nemérique

sayısal

Sayı ile ilgili, sayıya dayanan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sayıların esrarlı etkisini açıklayan inanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çok, sayısı çok, pek sok, birşok, sayısız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ihtiram ve huşu uyandıran; mantıkla anlaşılmaz; esrarlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) para türünden, paraya ait. numismatics (i.) para ve madalya ilmi. numis'matist (i.) para uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) numbskull.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sıfat terkiplerinde bulunur). 1. Gösteren. 2. Görünen, benzeyen, benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gösterilmiş, görünmüş, gözükmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sıfat terkiplerinde bulunur). Gösteren. Reh-nümûn = Yol gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Örnek, misal, mostra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. specimen. pattern. model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

norm. pattern. piece. sample. model. specimen örnek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. model. example. exemplar. exemplification. set form. norm. paradigm. paragon. pattern. pattern reference. reference pattern. piece. precedent. specimen. tip- on. type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir cins şeylerin örneklerinin konulup teşhir edildiği yer (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. token only for show. specimen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Canlıların büyümesi, bitme, yetişme, uzanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NÜN) (i. A.). Arap harfli alfabede n sesinin ismi. Bu harf ebced hesabında 50 sayısına tekabül eder. Tarihte ramazan ayına işarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyük balık. Zu’n-NÜn (Zünnûn) = Hazret-i YÜnus. Zünnûn-ı Mısrî = Evliyâdan sayılan büyük bir mutasavvıf.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rahibe, sör. nun's veiling başörtüsü veya elbise için kullanılan ince yünlü kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) papalık elçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (huk.) sözlü, yazılı olmayan (vasiyetname).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rahibe manastırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) evlenmeye veya düğüne ait; (i.), (gen.) (çoğ.) nikâh, düğün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NÜR) (i. A.) (c. envâr, nîrân) (tes. nûreyn). 1. Aydınlık, ışık: Güneşin nûru etrafı kapladı. 2. Parlaklık. Nûr-efşân, nûr-pâş = Etrafa aydınlık veren, ortalığı nûr içinde bırakan. Nûr-bahş = Parlatan. Nûr-ı çeşm, nOr-ı dîde, nûr-ı ayn = Pek sevgili şahıs. Nûrtopu, nûr damlası — Pek güzel çocuk. Nûr içinde yatsın = Allah rahmet eylesinl NÜr-ün ali-nûr = O, daha iyi. Göznûru == Okuyup yazmakla veya dikişle görülen iş: Göznûru dökmek (tesniye) NÜreyn — Ay ve Güneş. Zu’n-nûreyn = İki nûrun sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light. glory. radiance. nimbus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light. glory. divine light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hard knot in wood; also, a hard knob of wood used by boys in playing hockey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light. radiance. heavenly light. divine radiance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mere , no better than , none but , nothing but , only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نور] ışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Aydınlık, parıltı, parlaklık, niran. 2.Mekke’deki Hıra dağı. Işığın bir şeye yansımasından meydana gelen parlaklık. Zünnureyn: Hz.Peygamberin 2 kızıyla evlendiği için Hz.Osman’a verilen unvan, onur sahibi. Kur’an-ı Kerim’in 24.suresinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Göz nûru, pek sevgili kimse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nur, ışık al, ışıklı ol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Evrenin nuru, alemi aydınlatan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Nurlu, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Işıklı. Nurlu, nura ait.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nûrâniyye). 1. Nûrlu. 2. Manzarası saygı veren ve şanlı; mübarek görünüşlü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نورانی] nurlu, ışıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Işıklı, ışık saçan. Saygı uyandıran, nurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Nûrlu ve saygıya değer adamın hâli: Yüzünde bir nûrâniyyet var.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Nuralp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Işık saçan ay. Ayın en çok ışık saçtığı dönem.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sürekli aydınlık olan, nurlu sabah.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Nur yüzlü hanım, gelin, prenses. - Nur ve ba-nu’dan birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Nurlu, aydınlık kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Canlı, neşeli, hayat dolu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Cihan’ın nuru, ışığı. Dünyaya ışık saçan. Türk-Hind imparatoru Cihangir’in zevcesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Nur toplayan, ışık derleyen,

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Parlak, neşeli, genç. 2.Mert, gözüpek, genç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Nurdağı, Nurdan dağ.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nur’a ait, nurdan yapılmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nurdan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, ışıklı gönül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin nuru, ışığı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Aydınlık veren, ortalığı ışık içinde bırakan. -Nur ve efşan kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Nurlu insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Nurer).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Işık ve aydınlık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Taze ve pırıl pırıl genç, zarif hanım.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, aydınlık gökyüzü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gülün en parlak olanı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) 1.Nurlu gün, ışıklı gün. 2.Günün ve bütün hayatın nurlu parlak olması.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nur’un yöneticisi, hakimi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nuray).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Nura ait, nurla ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nurlu kadın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Bol ışık, aydınlık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Rufai tarikatı şubelerinden biri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Temiz, berrak soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Nurkan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Işıklı ay, ay gibi güzel ve nurlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Melek).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Işıklı, aydınlık, sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Nurlu ol, ışıklı ol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Işıklı, peri kadar güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aydınlık sabah.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Işık saç, aydınlat.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Parlak hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Işık saç, aydınlat.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hastabakıcı, hemşire; sütnine; dadı; bir teşebbüs veya maksadı destekleyen kimse veya yer. night nurse gece hemşiresi. wet nurse sütnine, sütana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) hastaya bakmak; bakıp iyileştirmek (zayıf kimseyi); emzirmek, meme vermek; beslemek; çocuğa bakmak; dikkatle kullanmak (zayıf bir uzvu); dizinde veya kucağında tutmak. nurse a grudge kin beslemek. nursing home huzur evi, şifa yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nur, ışık seli akışı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nursel).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Işıklı, aydınlık gökyüzü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dadı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, ışıklı, kişi, insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çok çok ışıklı, neşeli insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nursen).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, aydınlık, münevver kafalı insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nurser).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir evde çocuklara ayrılan oda veya daire; fidanlık. nurseryman (i.) fidanlık bahçıvanı. nursery rhyme çocuk şiiri. nursery school anaokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Işığı sev.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nursev).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Aydınlık ve gümüş gibi parlak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Işıklı, aydınlık yüz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Işıklı, aydınlık yürek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hemşirelik, hastabakıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) meme çocuğu, süt çocuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu su.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nurser).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Nurdan taç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Işıklı tan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, biricik insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nurtane).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Aydın ve güvenilir, emin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Beyaz, parlak, ten.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) besleyen şey, gıda; terbiye; bakıp büyütme; (f.) beslemek, bakıp büyütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın nuru.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nursun).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nursun).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Nurlu, aydınlık kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, ışıklı kadın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Altın gibi parlak ışık, altın ışık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tatlı, bal. 2. İçki, işret. lyş-ü nûş = Zevk ve safâ, eğlence, cünbüş. Nûş-A-nûş = İçtikçe içerek, içe içe. 3. Tatlı. Leb-i nûş = Tatlı dudak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). içen, içici. Bâde-nûş = Şarap içen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

içmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nişadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. naşir), (bk.) Nasır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İçkiden sarhoş olmuş, mest olmuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü nusayriyye). Bir Alevî cemaati.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. nûşendegân). içki içen, içki düşkünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Öğüt, nasihat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نصح] öğüt, nasihat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy. number. edition. issue. issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

issue. number. copy. edition. example. impression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nusah) (tes. nushateyn). 1. Yazılı bir şeyden çıkarılan suret, bir kitabın yazılmış suretlerinin her biri. 2. Muska, tılsım, duâ (Türkçe halk dilinde: muska): Nüsha yazmak, mak. 3. (Yine halk dilinde: muska). Bu duaların yazılıp katlandıkları gibi üç köşeli şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatlı, lezzetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوشين] tatlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Tatlı, hoş, güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.h.i.) (Erkek İsmi) - İran’da 531-579 yıllan arasında hükümdarlık etmiş ve doğruluğuyla şöhret bulmuş olan Sasani Şahı, “adil” lakabıyla anılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

üstünlük vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yardım, Tanrı yardımı. 2. Zafer, muzafferiyet, galebe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نصرت] Tanrı’nın yardımı. 2.üstünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Yardım. 2.Allah’ın yardımı. 3.Zafer, muzafferiyet. Basan, üstünlük. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dinin yardım ettiği. 2.Dinin başarılı temsilcisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâsır). (bk.) NAsır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nass). (bk.) Nass.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (ted, ting) fındık ve ceviz gibi sert kabuklu yemiş; (mak.) vida somunu; ABD, argo çatlak kimse; argo kafa, baş; (f.) ceviz veya fındık toplamak. nutbrown (s.) fındık veya kestane renginde. nut coal ceviz iriliğinde madenkömürü. nut grove

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yer ekseninin ayin etkisiyle 18 2/3 yılda bir doğrultusunu değiştirmesi olayı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nutation

gök b. üğrüm

Çoğunlukla ayın neden olduğu, yerin dönme ekseninin yaptığı koni hareketindeki dönemsel salınım.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) başı öne düşme; (tıb.) baş sallanması hastalığı; (astr.) nütasyon, üğrüm; (bot.) nütasyon, yönelim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) fındıkkıran, ceviz kıracak kıskaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bel suyu, meni, insan ve hayvan tohumu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نطفه] sperma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) meşe mazısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sıvacı kuşu, (zool.) Sitta europaea. rock nuthatch kaya sıvacı kuşu, (zool.) Sitta neumayer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نطق] nutuk, söylev. 2.konuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Söz, lakırdı, konuşma. Nutuk, söylev, söyleyen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) küçük hindistancevizi ağacı, (bot.) Myristica fragrans; bu ağacın hoş kokulu tohumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) fındık açacağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Güney Amerika kunduzu; bu kunduzun kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) besleyici, besinli; gıdalı; (i.) gıda, besin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gıda, besin, yemek. nutrimen'tal (s.) besinsel, gıdalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gıda, yiyecek; besleme, beslenme. nutritious, nu'tritive (s.) gıdalı, besinli, besleyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), argo deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ceviz kabuğu. in a nutshell az ve öz olarak, kısaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Fındık veya ceviz tadı veren, argo deli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NUTK) (i. A.). 1. Söz, lakırdı. 2. Söyleyiş, söylemek kuvvet ve hassası. 3. (Türkçe) Bir topluluğa hitâben söyleyen söz, hitâbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speech. discourse. oration. allocution. declamation. harangue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

address. grind. harangue. oration. sermon. tirade. speech. discourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

address. allocution. discourse. harangue. speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çekirdek, öz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nucleus çekirdek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nucleus. core. central core. nub. soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Çekirdek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Çekirdekçik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Müjde, muştu. Hayırlı hab(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Türk dil kuralı açısından son harf olan “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nüvid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sıfat terkiplerinde bulunur). Yazan, yazıcı, kâtip. Hoş-nüvîs = İyi yazan, hattat. Vak’a-nüvî» = Resmî tarihçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sıfat terkiplerinde geçer). Yazılı, yazılmış. Ser-nüvişt = Alınyazısı, kader.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâib). Nâibler. (bk.) NAib.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kargabüken, (bot.) Strychnos nuxvomica; bu ağacın zehirli tohumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şehzade, prens.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eğlenme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Neşe, eğlence, eğlence yerlerini seyredip gezme. 2, Sevinç, ferahlık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğlence yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: NÜZÜL) (i. A.). 1. Aşağıya inme: Hayli kar nüzûl etti. Gökten nüzûl etmiş gibi. 2. Yolculukta bir konağa konma: Akşam, hanın birine nüzûl ettiler. 3. İnme, felç: Amcasına nüzûl isabet etmiş. Nüzûl veya nezl emini = Vaktiyle bir yere konan askerin ağırlıklarını hazırlayan görevli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nüzûl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nezr). Nezirler, adaklar, (bk.) Nezr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâzır). Nâzırlar. (bk.) NAzır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظار] nazırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) burun ile eşmek, burun sürtmek; kucağına sokulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نبوت] peygamberlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نجوم] yıldızlar. 2.astoroloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نفوس] nefisler. 2.insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نفوذ] etki etme, işleme. 2.etki gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

işlemek, etki etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نکهت] koku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نکته] ince anlam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نکته دان] zarif insan, nükteli sözler bilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمایان] görünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمایش] gösteri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمونه] örnek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نسخ] nüshalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نسخه] yazılı belge. 2.muska. 3.süreli yayın sayısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نوه] çekirdek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوید] müjde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نزهت] gezinti, gezip dolaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نزول] inme. 2.felç. 3.konaklama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. hot tempered. like a bear with a sore head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri okumak: Karanlıkta okunulmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

way of reading. pronunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

way of reading. singing or chanting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Serçegillerden uzun gagalı bir kuş (calao).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Yunanca’dan). Arzın kıt’alararası büyük denizlerinden her biri: Atlas Okyanusu, Hind Okyanusu, Büyük Okyanus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oceanic. ocean. the deep. main. brine. drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocean. drink. sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) - Ana karaları birbirinden ayıran büyük deniz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Arzın kıt’alarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oceania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oceania. oceanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Oceania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Olağandışı, fevkalâde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinary. extreme. supernatural. supernormal. incredible. exceptional. remarkable. spectacular. terrific. breathtaking. classical. dreamy. exceeding. extra. fantastic. fantastical. glorious. huge. marvellous. marvelous. miraculous. necromantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptional. extraordinary. magnificent. phenomenal. prodigious. remarkable. singular. spectacular. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinary. unusual. wonderful. abnormal. dreamy. fantastic. marvellous. miraculous. preternatural. prodigious. rare. remarkable. superior. unaccountable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state of emergency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. günlük, günnük, bir çeşit buhur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ön nur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

her. him. it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

her.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optical Network Unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optical Network Unit: A form of Access Node that converts optical signals transmitted via fiber to electrical signals that can be transmitted via coaxial cable or twisted pair copper wiring to individual subscribers. optical network unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for optical network unit A network element that is part of a fiber-in-the-loop system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Organisation des Nations Unies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optical Node Unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optical Network Unit; interface between customer and optical access line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevgili, aziz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onuk (Erkek İsmi) Sevilen, sevgili insan, saygı değ(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevilen, sayılan güvenilir, emin insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - İyileş, iyi ol, sağlıklı ol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) (galatı: unulmak). İyi olmak, iyileşmek: Onulmaz yara.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyileştiren, düzelten, sağlığına kavuşturan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(dsi.). On derece ve mertebesinde bulunan, dokuzuncudan sonra gelen. Onuncu gün, yüz onuncu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Onuncu olma, onuncunun derece ve mertebesi: Sınıfında onunculuk kazanabilirse yine iyi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in front of. before. sub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

before. a) in front of b) before. in sb's presence. in the presence of sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

before. pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the long run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the long run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

his. hers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

his.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

his. hers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

his.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. honneur’den). 1. Kibir, gurur. 2. Şeref, haysiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pride. honor. honour. amour-propre. self-esteem. face. self-respect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit. honour. kudos. pride. honor. self-respect. dignity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-respect. self-esteem. pride. distinction. chivalry. glory. honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İnsanın kendisine karşı duyduğu saygı. 2.Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı değer, şeref.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Kendinden önceki, eski. Öne geçen, ileriye giden. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorary member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorary member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onuruyla tanınmış ad.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şan, şeref kazan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onuruyla tanınmış kimse. Yiğit ve onurlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onurlu han, hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onurlu, soylu kandan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honor. honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to honor. to honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel proud. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honor. honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to honor. to honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel proud. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be honoured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel proud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be honoured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel proud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proud. honored. honoured. self-respecting. honorable. honourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honourable. proud. self-respecting. dignified. honorable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-respecting. chivalrous. proud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onurla ilgili. Saygı için verilen san.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onuruyla tanınmış, şerefli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onur say.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onur sev.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onurlu soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onur su.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onurlu ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignoble. dishonourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking in self-respect. abject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignoble. dishonourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking in self-respect. abject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of self-respect. dishonour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of self-respect. dishonour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük, görev, külfet. onus probandi huk. ispat etme görevi, kanıtlama zorunluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İlk gemi, Van gölünde, 16. yüzyılda, Osmanlı ordusunun Doğu seferi sırasında bir yeniçeri askeri tarafından yapılmıştı. Bu sanatkar asker sonralarda adını yaptığı eserlerle duyuracak olan Mimar Sinan’dı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sayıca fazla gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Özü ışıklı, aydınlık kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilhassa Malaya'da bulunan ve kama şeklinde yaprakları olan bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Nur gibi parla. Parla nur.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sonradan görme kimse yeni zengin olmuş kimse, hacı ağa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerikan fıstığı yerfıstığı, bot. Arachis hypogaea; k.dili önemsiz kimse; çoğ., A.B.D., (argo) önemsiz miktarda para. peanut brittle yerfıstığından yapılan sert bir şekerleme. peanut butter çekilmiş fıstıktan yapılmış tuzlu ezme. peanut gallery k.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kelimenin sondan bir evvelki hecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sondan bir evvelki; i. kelimenin sondan bir evvelki hecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. güneş veya ay tutulmasının başında veya sonunda görülen hafif gölge; yarı gölge; yarı aydınlık yarı karanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hasis, cimri, pinti, tamahkar; az, kıt; fakir. penuriously z. cimrilikle, tamahkârca. penuriousness i. hasislik, pintilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırı fakirlik, yoksulluk, ihtiyaç, sıkıntı; yeterli olmayış, kifayetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'ya mahsus bir çeşit ufak ceviz; bir çeşit yer fıstığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bileşik yaprakların tekrar tekrar bölünmesinden meydana gelen yapracık; zool. küçük kanat gibi organ veya kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. duvara asılabilen; A.B.D., (argo) cazibeli; i. duvara asılan seksi kadın resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. platin. platinum black kim. platinden çıkanlan siyah bir toz. platinum blond platine veya beyaza yakın sarı saçlı (kimse). platinum metals tabii ve kimyasal özellikleri platine benzeyen birkaç maden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- nums, -na) Lat. doluluk; bir madde ile dolu yer; içinde atmosferden daha yüksek basınçlı hava bulunan herhangi bir şey; üyelerin hepsinin hazır bulunduğu toplantı; birleşik oturum (mec- lislerde) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoban değneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birden fazla çekirdeği olan, polinükleer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eski. Karadeniz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümet beyannamesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telaffuz, söyleniş, söyleyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ni) bot. yaprağın sapa bitişik olduğu yerde yastığa benzer şişkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. her şeyi bilme merakında olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio station. broadcasting station. radio / wireless station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio drama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by