Nükleik Asit ne demek? | Nükleik Asit anlamı nedir? | Nükleik Asit

Nükleik Asit anlamı nedir?

Nükleik Asit ne demek?

Nükleik Asit anlamı nedir?

Nükleik Asit | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nukleik asit

Türkçe - İngilizce Sözlük

nucleic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Genişlik, ferahlık ve kolaylık verici olan Allah’ın kulu. - Allah’ın isimlerinden (bkz.el-Basıt).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy duty truck / lorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amino acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca’dan gelir. Fr. Anthracit, kimya). Maden kömürüne benzer bir maden ki, iyi yanmayıp kurşun kalemi imaline yarar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthracite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind coal. broken coal. coal glance. hard coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. botanik). Baklagillerden, yerfıstığını veren bitki (Arachis hypogaea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acetic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bileşimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz meydana getirebilen ve mavi turnusolü kırmızıya çevirmek özelliğinde olan hidrojenli birleşik, hamız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acid. acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbolic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Esas olarak, sanayi tesislerinden, konutların ısıtılmasından ve otomobillerden kaynaklanan, sülfür ve azot oksitleri içeren su buharı emisyonlarının yol açtığı asit çökelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Astân (i. F.). 1. Eşik, atebe. 2. Dergâh, der-bâr, bâr-gâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آستان] eşik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstanbullu, Osm. şehrî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ASTİN (i. F.). Esvab koyu, yen, gem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Toprağın ve suyun asitli emisyonlarla kirlenmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «baststan) (mü. basîta) (c. basâit). T. Düz, Arızasız. 2. Açık, vâsî, geniş. 3. Mürekkep olmayan, sade: Ecsâm-ı basîta = Basit cisimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bast» dan if.) (anatomi). Bir uzvu uzatıp açan adale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple. basic. easy. elementary. countrified. crude. elemental. everyday. facile. foolproof. frugal. homely. humble. jejune. potty. primitive. simplex. simplificative. simplistic. small. straightforward. undemanding. vulgar. frugally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artless. bluff. chaste. cheap. commonplace. dry. easy. elementary. facile. homely. plain. quiet. rudimentary. simple. spartan. uncoloured. unpretentious. unsophisticated. easy kolay. basic. plain sade. ordinary. unimportant. small-time. small-time. simple

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elementary. plain. simple. ordinary. common. manifest. natural. incomplex. unaffected. artless. bare. chaste. fiddling. homely. jammy. rustic. simple bonus. simple person. single. straight up and down. straightforward. uncoloured. uncolored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بسيط] sade. 2.kolay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple interest. interest on ordinary deposits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Türk musikisinde bir tam dörtlü ile bir tam beşlinin birleşerek teşekkül ettirdiği makamlar. Hepsi 13 tanedir: Çârgâh, BÜselik, Kürdi, Rast, Uşşak, Hüseynî, Nevâ, Hicâz, Hümâyûn, Uzzâl, Zengûle, Karcıgâr ve SÜznâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İrtifâ, yükseklik tahtası: Basita-i şemsîyye, basita-i kutbiyye, basita-i ufkıyye, basita-i leylîyye = Bu Aletin çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become simple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplify. to simplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to simplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. homeliness. primitiveness. smallness. vulgarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Araçsız, vasıtasız, aracısız, doğrudan doğruya.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالواسطه] dolaylı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ibranîce, Fr. kimya). Yumuşak beyaz kütle veya sert billûr halinde bulunan magnezyum borat ve kloriti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = harf-i cer, el = harf-i tarif. Vasıta = araya giren). Birini araya koyarak, birinin tavassutuyla, doğrudan doğruya olmayarak: B’il-vâsıta kendisine müracaat ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya ÇAŞUT (i.). Casus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Casusluk etmek, tecessüs etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Casusluk, tecessüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Jeoloji kuvarslı diyorit birleşiminde olan bir sızıntı kültesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. bir hayvanın iç organlarında yaşayan asalak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. evsat). 1. Evsaflar, ortaklar, (bk.) Evsat. 2. c. Orta günler, orta zamanlar, ortalar: Muharremin evâsıtında, evâsıt-ı ömründe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اواسط] ortalar, ortadakiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fâsid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicious. perverse. immoral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicious circle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphoric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Hidrojen ile basit veya birleşik bir maddenin birleşmesinden meydana gelen asit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrochloric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrochloric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capability. capacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capacity. capability. output rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kasd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intention. purpose. deliberateness. malice aforethought. malice prepense. intent. meaning. premeditation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intention. purpose. thought. evil purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design. aforethought. animo. animus. common design. designs. determination. intent. intention. premeditation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intentional. deliberate. intended. purposely. aforethought. designed. felonious. meaning. prepense. studied. voluntary. wilful. willful. designedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscious. deliberate. intentional. wilful. purposeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberate. intentional. premeditated. prepense. witting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpremeditated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unintentional. unpremeditated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lactic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lactic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. demir sülfit, ak pirit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Margarin yapımında kullanılan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماشطه] kadın makyajcısı, kadın kuaförü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motor vehicle. automotive / motor vehicle. motor transport. prime motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bast» tan if.) (mü. münbasita). 1. Açılmış, yayılmış, açık: Münbasit yer. 2. Ferah: Kalbim münbasittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport vehicle. means of transportation. means of communcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. kimya). Sanayide kullanılan bir asit, kezzap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aqua fortis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nitric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nucleic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nucleic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxalic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palmitic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palmitic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asalak, parazit, tufeyli. parasitic(al) s. parazit, asalak. parasitically z. parazit olarak. parasit'icide i. parazitleri öldüren şey. parasitism i. parazitlik, asalaklık; tıb. vücutta parazitlerden ileri gelen hastalık. parasitol'ogy i. parazit

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rickety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Çocuklarda kemiklerin çarpılması hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çocuklarda görülen bir çeşit kemik hastalığıdır. Nedeni, yeteri kadar D vitamini almamaktır. Çoğunlukla yeteri kadar güneş görmeyen, sıhhi olmayan, rutubetli, karanlık ve basık tavanlı evlerde yaşayan, yeteri kadar süt içmeyen ve haddinden fazla miktarda unlu gıdalarla beslenen çocuklarda görülür. Hastalık genellikle 2 yaşında ortaya çıkar. Çocukta huysuzluk ve devamlı terleme görülür, iştahı azdır. Bazıları kabızlık çeker, bazıları da ishal olurlar. Adaleleri gevşektir. Derileri soluk ve kansızdır. Dişleri geç çıkar ve erken çürür. Ayakta durmayı ve yürümeyi geç öğrenir. Bacak kemikleri çarpıktır. Düztabanlık görülür. Deniz, kum veya güneş banyoları, kış aylarında da, haftada 3 kere ılık banyo yaptırmak yaralıdır. Aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı veya cevizyağı.

Hazırlanışı : Hastanın vücudu zeytinyağı veya cevizyağı ile ovulur. 6 saat sonra ılık banyoda yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rickets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulfuric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulphuric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vehicle. transport. conveyance. transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. vehicle. means of transportation. conveyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vehicle. conveyance. means.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ne kadar hızla ve ne kadar uzak mesafeye gitmelerine bağlı olmadan, insanlar hareket halindeki vasıtaların içinde mide bulandırıcı bir rahatsızlık hissederler.

Dış kulağımızın görevi işitmeyi sağlamaktır ama iç kulağımız dengemizden sorumludur. Hareket halinde olduğumuzda, iç kulağımızın içindeki sıvı çalkalanır ve sinir sistemimiz vasıtası ile beynimize sinyal gider. Eğer arabanın içinde bir şey okuyorsanız veya arabanın içinde bir şeye bakıyorsanız, gözlerden beyine hareket halinde olmadığınız sinyali gider ama iç kulaklarınızdan giden sinyal farklıdır. O, vücudunuzdaki sarsıntıdan dolayı hareket halinde olduğunuzu bildirir. Bu iki sinyal arasındaki fark, halk arasında ‘araba tutması’ diye adlandırılan, mide bulandırıcı etkiyi yaratır.

Aslında dalgalı denizde seyreden bir gemideki insanı deniz tutması ne ise hareket halindeki bir arabanın içindeki insanı taşıt tutması da aynı şeydir. Denizdeki hareket tam anlamı ile üç boyutlu olduğundan etkisi daha fazladır. Baş ağrısı, baş dönmesi, nabızdaki artış ve mide bölgesindeki baskı hissi ile kusma ihtiyacı en belirgin özelliklerdir. Bunlara ilaveten deniz tutmasında, bulantıdan önce stres hormonları da salgılanmaya başladıklarından rahatsızlık ve panik hissi iyice kuvvetlenmektedir.

Arabada iken gözlerinizle, bir uzağa, bir yakma bakarsanız, bu taşıt tutma probleminize yardımcı olabilir. Bu nedenledir ki, arabayı kullananlarda taşıt tutması olayı görülmez. Çünkü araba, kullananın kontrolü altındadır. Sürücü arabanın ne zaman duracağını veya hızlanacağını, ne yöne dönüleceğini bilmektedir. Taşıt tutması gençlerde daha çok görülür, çünkü yaşlandıkça ve çok seyahat ettikçe, iç kulağın hareketlere karşı hassasiyeti azalır.

Bir görüşe göre, taşıt tutmasındaki denge bozukluğu, bulanık görme gibi belirtilerde beyine gönderilen sinyaller, zehirlenince beyine yollanan sinyallerle aynı. Bu nedenle de beyin mideye kusma ve içindeki zehiri boşaltma emrini veriyor.

Taşıt tutmasına karşı önerilerimiz şöyle: Kitap okumayın, zihniniz başka şeylerle meşgul olsun. Olay aslında beyinde oluştuğundan, onu başka bir şeyle meşgul edin. Zihinsel veya kelime oyunları oynayın. Mide bozucu şeyler yemeyin, çok gerekirse bunun için üretilmiş ilaçları, kulak arkasına yapıştırılan bantları kullanın.

Çinli doktorlar yüzyıllardır taşıt tutmasına karşı akupunktur tedavisi uyguluyorlar. Bu uygulamadan siyah ve beyaz ırktan insanların yüzde 50-60’ı etkilendiği halde Asyalıların hemen hepsi etkileniyor. Bu farkın da sinir sistemindeki bir genetik temele dayandığı sanılıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ne kadar hızla ve ne kadar uzak mesafeye gitmelerine bağlı olmadan, insanlar hareket halindeki vasıtaların içinde mide bulandırıcı bir rahatsızlık hissederler.

Dış kulağımızın görevi işitmeyi sağlamaktır ama iç kulağımız dengemizden sorumludur. Hareket halinde olduğumuzda, iç kulağımızın içindeki sıvı çalkalanır ve sinir sistemimiz vasıtası ile beynimize sinyal gider. Eğer arabanın içinde bir şey okuyorsanız veya arabanın içinde bir şeye bakıyorsanız, gözlerden beyne hareket halinde olmadığınız sinyali gider ama iç kulaklarınızdan giden sinyal farklıdır. O, vücudunuzdaki sarsıntıdan dolayı hareket halinde olduğunuzu bildirir. Bu iki sinyal arasındaki fark, halk arasında “araba tutması” diye adlandırılan, mide bulandırıcı etkiyi yaratır.

Aslında dalgalı denizde seyreden bir gemideki insanı deniz tutması ne ise hareket halindeki bir arabanın içindeki insanı taşıt tutması da aynı şeydir. Denizdeki hareket tam anlamı ile üç boyutlu olduğundan etkisi daha fazladır. Baş ağrısı, baş dönmesi, nabızdaki artış ve mide bölgesindeki baskı hissi ile kusma ihtiyacı en belirgin özelliklerdir. Bunlara ilaveten deniz tutmasında, bulantıdan önce stres hormanları da salgılanmaya başladıklarından rahatsızlık ve panik hissi iyice kuvvetlenmektedir.

Arabada iken gözlerinizle, bir uzağa, bir yakına bakarsanız, bu taşıt tutma probleminize yardımcı olabilir. Bu nedenlerdir ki, arabayı kullananlarda taşıt tutması olayı görülmez. Çünkü araba, kullananın kontrolü altındadır. Sürücü arabanın ne zaman duracağını veya hızlanacağını, ne yöne dönüleceğini bilmektedir. Taşıt tutması gençlerde daha çok görülür, çünkü yaşlandıkça ve çok seyahat ettikçe, iç kulağın hareketlere karşı hassasiyeti azalır.

Bir görüşe göre, taşıt tutmasındaki denge bozukluğu, bulanık görme gibi belirtilerde beyine gönderilen sinyaller, zehirlenince beyine yollanan sinyallerle aynı. Bu nedenle de beyin mideye kusma ve içindeki zehri boşaltma emrini veriyor.

Taşıt tutmasına karşı önerilerimiz şöyle: Kitap okumayın, zihniniz başka şeylerle meşgul olsun. Olay aslında beyinde oluştuğundan, onu başka bir şeyle meşgul edin. Zihinsel veya kelime oyunları oynayın. Mide bozucu şeyler yemeyin, çok gerekirse bunun için üretilmiş ilaçları, kulak arkasına yapıştırılan bantları kullanın.

Çinli doktorlar yüzyıllardır taşıt tutmasına karşı akapuntur tedavisi uyguyorlar. Bu uygulamadan siyah ve beyaz insanların yüzde 50-60’ı etkilendiği halde Asyalıların hemen hepsi etkileniyor. Bu farkın da sinir sistemindeki bir genetik temele dayandığı sanılıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator of a vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Naklettirmek, bir yerden bir yere götürtmek: Bu kadar eşyayı kime taşıtacağız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. c.) (m. taksit). Taksitler, (bk.) Taksit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir toprağın yetişme ortamının, bitki ve hayvan toplumunun veya akarsuların arzu edilen ürünü, yararlanılabilir biyolojik kütleyi verebilme yeteneği veya kapasitesidir. Bu yetenek veya kapasite, iklim, toprak, bitki, hayvan, bakım ve işletme tekniğinin kombinasyonuna (ortak etkisine) bağlıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. vesâit). 1. iki şey arasında münasebet kurmaya yardımcı olan şey: Muhabere vasıtası. 2. Araya giren, iki şahıs veya tarafın aralarını bulan adam, aracı, Osm. miyancı: Anlaşmalarına vasıta oldu, fabrika ile görüşmemize vasıta olacak bir adam lâzım. 3. Alet, Alet gibi kullanılan şey. 4. Neseb, soy silsilesinin her bir derecesi, atalardan her biri: Onun nesebi sekiz vasıta ile filana vasıl olur. S. Nakil vasıtası veya halk arasında bundan kısaltılmış olarak vasıta = Otomobil, araba, tren vesaire. Bil-vâsıta = Doğrudan olmayarak, birinin araya girmesiyle, birini araya koyarak. Tekâlif-i bi’l-vâsıta = Gümrük vs. şeklinde alınan vergi, vasıtalı vergi. Bilâ-vasıta = Vasıtasız, doğrudan doğruya. Tekâlif-i bilâ-vasıta = Doğrudan doğruya alınan vergi, vasıtasız vergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. facility. instrumentality. medium. resource. stepping stone. vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. means. medium. organ. intermediary. means of transportation. vehicle. implement. instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument. means. vehicle. means of transportation. implement. intermediary. agency. agent. appliance. handle. instrumentality. intermediate. organ. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ واسطه] aracı. 2.araç, alet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. involving an intermediary. indirectly. through an intermediary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the agency of. through the agency of. by dint of. by means of. through the medium of. whereby. by. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. per. by means of. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. in. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct not involving an intermediary. directly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coeval. contemporary. contemporary. equal. peer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporary. of the same age. of the same age akran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who is the same age as oneself. coeval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by