Nun ne demek? | Nun anlamı nedir? | Nun

Nun anlamı nedir?

Nun ne demek?

Nun anlamı nedir?

Nun | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: nun

Türkçe Sözlük

(NÜN) (i. A.). Arap harfli alfabede n sesinin ismi. Bu harf ebced hesabında 50 sayısına tekabül eder. Tarihte ramazan ayına işarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyük balık. Zu’n-NÜn (Zünnûn) = Hazret-i YÜnus. Zünnûn-ı Mısrî = Evliyâdan sayılan büyük bir mutasavvıf.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rahibe, sör. nun's veiling başörtüsü veya elbise için kullanılan ince yünlü kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar yemek, üzüntülerden sıyrılıp bir süre dinlenmek faydalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çakal eriği, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya; 30 gram çakal eriği meyvesi konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilan etmek, tebliğ etmek, bildirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haber, tebliğ etme, bildirme, ilân; (bh). Cebrail vasıtasıyla Hazreti Meryem'e ulaştırılan haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law of supply and demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını Öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşularında, pistin köşelerinde koşucular hafif içe meylederek koştukları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece yüzde 5’i, kadınların ise yüzde 3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşullarında, pistin köşelerinde koşucular haifif içe meylederek koştuları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece %5’i, kadınların ise %3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crestfallen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Aralık, fasıla. 2. Fark, ihtilaf, muhalefet, zıddiyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيد مجنون] salkımsöğüt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu zamirinin genitifi. (bk.) Bu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suchlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likewise. similarly. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thereupon. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at this. hereupon. whereon. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herewith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonetheless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

although. nevertheless. nevermore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besides. however. nevertheless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonetheless. notwithstanding. all the same.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sniff. sniffle. snivel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sniff. sniffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cevabı kelime oyununa dayanan bir çeşit bilmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mecnûn olma, cinnet, delilik hail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Üniversite, fenler evi. (bk.) DAr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالفنون] üniversite.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açıklamak, ifşa etmek, suçlamak itham etmek; bir kimsenin kusurlarını açığa vurmak. denuncia'tion (i). açıklama, ifşa ihbar, itham uyarma, ikaz. denunciative, denunciatory (s)., ihbar kabilinden. denunciator (i). ihbar eden kimse muhbir kimse; itham

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saklanıp gizlenmiş inci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اکنون] şimdi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultimately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. telaffuz etmek; ilân etmek, bildirmek, beyan etmek. enunciate well kelimeleri açık olarak telaffuz etmek. enuncia'tion i. telaffuz; ilân, ihbar, tasrih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. A.). Org ve orgun eski asırlardaki ilkel şekilleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارغنون] org.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fenn). Fenler. bk.Fen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فنون] teknikler. 2.bilimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day-to-day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the man of the hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on a given day. on a given d. some d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bona fides. good will / intention / faith. goodwill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in good faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ NİYYET) (i. A.). İyi niyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Aralık ayı, Osm. kanûn-ı evvel.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Papa elçisi bulunmayan bir yabancı memlekete Vatikandan gönderilen siyasi memur; aracı, arabulucu. internuncial (s.) vücudun farklıl kılsılmlarını birbirine bağlayan (sinirler); Papa elçisi ile ilgili .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yağ sürme, yağlama; (tıb.) ovarak yağı deriye içirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) su ile kaplamak, su basmak, sel basmak; çok fazla miktarda mevcut olmak; garketmek. inunda'tion (i.) sel, tufan; çok fazla miktarda olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. musiki). Türk musikisinde bir telli ve mızraplı çalgı. Kucağa yatırılarak çalınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a ve u uzun) (I. A. Yunenca’dan) (c. kavânin). 1. Kaide, değişmez nizam: Matematik, fizik kanunu. 2. Usul, nizam, tabiat kanunu. 3. Devletçe konulan ve uyulan yasa: Ceza, ticaret, basın kanunları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «kanun çavuşu» tâbirinden kısaltılmış). Eskiden askerlerin askerî nizama aykırı harekette bulunmamalarına dikkat etmek ve bulunanları haber vermek veya tevkif ettirmek vazifesiyle görevli memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Ateş ocağı, sobe, mangal. 2. mec. Bir şeyin tutuşup yandığı yer: Gazab kânûnu. 3. Süryânîce’nln aracılığı ile Latince’den bize geçen güneş yılındaki kısım ki, birincisine kânûn-ı evvel (birinci kânûn = aralık) ve ikincisine kânûn-ı sânî (ikinci kânûn = ocak) denip ikisi de otuz birer gündür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law. act. code. canon. enaction. rule. statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. law. zither. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. act of parliament. code. enactment. law. rule. statute. principle. scientific law. law of nature. canon. legislative act. measure. ordinance. prescript. regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قانون] yasa. 2.yol yordam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کانون] ocak. 2.mangal. 3.Aralık ve Ocak ayları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Devletin teşri, yasama kuvveti tarafından herkesçe uyulmak üzere konulan her türlü nizam, kaide kural. 2.Herhangi bir mevzu üzerindeki kanunu taşıyan kitap.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law officer / lawyer. jurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outside the law. outlaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislator. lawgiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill. draft law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article / section of the law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice of motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. F.). Kanun ve nizamları hulasa eden kitapçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mevzu hakkında devletçe uyulacak maddeleri, bir kanunu hâvî kitap, broşür vs.: Ticaret kanun-nâmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) (c. kaanûnşinâsân). Kanun tanıyan, bilen, hukukçu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kanûn-şinâs). Kanunu tanıyanlar, bilenler, hukukçular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A.). Kanun ve nizâma uyarak, yasaya göre, kanun ve nizamla: Kanunen kendisine ne muamale edilmek lâzım gelirse ona razı olmalıdır. Kanunen cezalandırılması lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legally speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

de jure. by law. legally. according to law. the law allows. foreclosure order absolute. under the law. prescribed by law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. kaanûniyye). 1. Nizam, yasa ve kanuna’alt, hukuk ilmiyle uğraşan, hukukçu. 2. Kanun ve nizam koyan ve kuran: Kanûnî Sultan Süleyman. 3. Kanun denilen çalgıyı iyi çalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful. legal. legitimate. rightful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful. legal. legitimate. statutory. rightful. conformable to law. innocent. by law. solemn. valid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قانونی] yasal. 2.kanun çalan. 3.yasa koyucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kanuna ait kararla ilgili. 2.Osmanlıların 10.padişahı Sultan 4.Süleyman’ın lakabı, Osmanlıların yükselme devrinin son padişahı. - Daha çok lakab olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Bir kararın kanun ve nizam halini alması: Bu lâyihanın kanunlyyeti tasdikine bağlıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanun hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a law. to pass into law / to obtain force of law. to pass into law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enactment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanun hâline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a law. to legalize. approve into law. pass into law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. digest of the laws regulating a particular subject. rule book. statute book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kanunu olmayan. 2. Kanuna aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorderly. illegal. unlawful. lawless. illegitimate. illicit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegal. unlawful. not covered by a law. lawless. against the law. undue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kanuna aykırılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness. nonexistence of law. unlawfulness. illegality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کنون] şimdi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAA’L-MEMNÜNİYYE) (i. A.). Memnunlukla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with pleasure. nothing loath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with pleasure. nothing loath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مع الممنونيه] seve seve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مظنون] zanlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Zann» dan imef.) (mü. maznûne). 1. Zan ve şüphe olunan: Bugün gelmesi maznûndur. 2. Hakkında şüphe olunabilir, şüpheli. 3. Sanık, henüz adlî delillerle suçluluğu ortaya çıkmamış hüküm giymemiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zan altında kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cünûn» dan imef.) (mü. mecnûne). 1. Çılgın, deli. 2. mec. Fena halde Aşık (i. A. c. mecânîn). Çıldırmış adam, deli. Dârü’l-mecânin == Tımarhane. 3. (hi.) Leylâ isminde bir kıza aşkıyla tanınmış Doğu edebiyatının pek ünlü şahsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madly in love. love-crazed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad. insane. crazed by love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجنون] delice seven. 2.cinli. 3.Leyla’nın aşığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cin tutmuş, cinlenmiş. 2.Delice seven, tutkun. Leyla ile Mecnun hikayesinin erkek kahramanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Delice, mecnûnlara yakışır surette.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مجنونانه] çılğınca, delicesine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mecnunluk, delilik, cinnet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delilik, çılgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «künûn» dan imef.) (mü. meknûne). Gizli, gizlenmiş, saklı, mahfuz, dikkatle saklanılan. Dürr-i meknûn = Gizlenmiş inci, çok değerli şey.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مکنون] dizili. 2.gizli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Saklı, gizli, iyice korunmuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meknun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MEMNUN) (i. A. «men»

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glad. pleased. happy. content. grateful. satisfied. delighted. chuffed. gladsome. gratified. rejoiced at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

content. contented. elated. glad. happy. pleased. thankful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glad. happy. pleased. delighted. satisfied. gratified. contented. content. thankful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ممنون] mutlu, razı. 2.sevinçli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Minnet altında bulunan. 2.Sevinmiş, sevinçli. Razı hoşnut, (bkz.Dilşad).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delight. flatter. please. satisfy. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to please sb. to make sb happy. to satisfy. content. delight. fetch. gratify. please.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.mutlu edilmek, razı edilmek. 2.sevindirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Memnun). Sevinmiş, sevinçli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Minnettar olarak. 2. Hoşnut ve razı olarak. 3. (Türkçe) Sevinç ve memnuniyetle: Memnûnen döndü, memnûnen kebûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( MEMNÜNİYYET) (i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). 1. Minnet altında bulunma, minnettarlık. 2. Sevinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasure. gladness. satisfaction. contentment. contentedness. gratification. complacence. complacency. content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfaction. pleasure. gladness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasure. satisfaction. gratification. joy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممنونيت] memnunluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with pleasure. gladly. with open arms. fain. lief. nothing loath. nothing loth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladly. eagerly. willingly. with pleasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladly. with pleasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure. dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure. discontent. disgust. dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sünnet» ten imef.) (mü. mesnûne). 1. Adet olmuş, alışılmış. 2. Sünnet-i şerîfe’den sayılan. Nikâh resm-i mesnûnu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yanlış telaffuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bütçe kanunu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sendikaya mensup olmayan: sendika üyelerine iş vermeyen; sendikaları tanımayan. nonunionist (i.) sendikalara karşı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) papalık elçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (huk.) sözlü, yazılı olmayan (vasiyetname).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rahibe manastırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. hot tempered. like a bear with a sore head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). On derece ve mertebesinde bulunan, dokuzuncudan sonra gelen. Onuncu gün, yüz onuncu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Onuncu olma, onuncunun derece ve mertebesi: Sınıfında onunculuk kazanabilirse yine iyi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in front of. before. sub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

before. a) in front of b) before. in sb's presence. in the presence of sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

before. pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the long run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the long run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

his. hers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

his.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

his. hers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

his.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İlk gemi, Van gölünde, 16. yüzyılda, Osmanlı ordusunun Doğu seferi sırasında bir yeniçeri askeri tarafından yapılmıştı. Bu sanatkar asker sonralarda adını yaptığı eserlerle duyuracak olan Mimar Sinan’dı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümet beyannamesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telaffuz, söyleniş, söyleyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. her şeyi bilme merakında olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin üçte bir kadar kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve hapörleri olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.

Pillerin kullanış şekilleri de ömürlerini belirler. Bir radyoyu 4 saat sürekli açık tutmak ile birer saatlik aralarla 4 kere açıp kapamak arasında da fark vardır. Piller çalışmıyorken çok az da olsa kendilerini toparlayabildiklerinden, devamlı açık tutulduklarında, aynı toplam süre için ömürleri daha kısa olur. İüphesiz bu durum ilk çalıştırmada, yani ilk hareket anında daha fazla akım çeken motorları çalıştıran piller için geçerli değildir.

Pille çalışan hesap makinelerinde, makineyi uzun süre açık tutmak mı pilin ömrünü daha çabuk bitirir, yoksa yapılan işlemlerin yoğunluğu mu? Makinede hesapları yapan mikro işlemci, hesap makinesi çalışıyorken en fazla güç çeken kısmıdır. Ne kadar çok rakamla, ne kadar çok işlem yapılırsa, pillerin ömürleri o kadar kısalır. Hesap makinesi açıldığında, yapılan işlemin dışında akım çeken tek şey ekranın aydınlatmasıdır ki pilin ömrü üzerinde işlemler kadar etkili olamaz.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) düğünçiçeği, turnaayağı, (bot.) Ranunculus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terk ve feragat etme, vazgeçme, alâkasını kesme, feragat. renunciatory s. feragat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. feragat, kendini feda etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثمانون] seksen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.). Seksen.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya’da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.

Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce’de şemsiye anlamındaki ‘umbrella’ kelimesi, Latince gölge anlamına gelen ‘umbra’ kelimesinden türemiştir.

Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi.

Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam ıslanıyorlardı.

Avrupa’da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700’lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.

Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi. Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler siyah şemsiye taşımada hala ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki şemsiyelerle dolaşıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at last. in the end. eventually. finally. after all. in the upshot. last. in fine. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eventually. finally. through. at last. in the end. at long last. at length. in the long run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at last. in the end. eventually adv. lastly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a man of his word. true blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A.). Kuvvetli ve doğru bilgiye erişme, ilhâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sene). Yıllar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şu zamirinin genitifi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüzde ilim o kadar gelişmiştir ki, atomun, çekirdeğinin, çevremizdeki her şeyin, dünyamızın hatta gökyüzündeki yıldızların hareketlerinin şimdiye kadar keşfedilen ve bilinen fizik kuralları ile izahı mümkündür. Bildiğimiz her şey fizik kurallarına uyar. Bir şey hariç. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan su.

Fizik kurallarına göre bir madde ısıtıldığında genişler, genleşir. Soğutulduğunda da büzüşür, yani hacmi azalır. Ancak su bu kurala uymaz, aksine sıfır derecenin altına soğutulduğunda donar ve buz olarak hacmi azalacağına artar. Saf su buza dönüşürken, hacminin yüzde 9’u oranında genişler. Buzda su molekülleri olağanüstü gevşek bir oluşum içinde yer alırlar. Buz, arada deliklerin kaldığı bir yapıya sahiptir.

Bilindiği gibi, bilimsel formülü ‘H2O’ olan su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşmuştur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birleştiklerinde, kendi aralarında 105 derecelik bir açı meydana getirirler. Yapı olarak iki hidrojen atomunu birleştiren başka elementler de vardır ve onlar fizik kurallarına uyarlar. Örneğin aynı yapıdaki ‘H2S’ eksi 83 derecede donar ve eksi 60 derecede gaz haline geçer. Ancak su hidrojen atomlarının dipol bağlantıları nedeni ile sıfır derecede donar, artı 100 derecede gaz haline geçer, donarken de hacmi küçüleceğine büyür.

İşte bu fizik yasalarına aykırı özellik dünyamızdaki yaşamı sağlar. Eğer buz sudan daha yoğun, yani daha ağır olsaydı, suyun içinde dibe batardı. Soğuk bölgelerde denizlerde, göllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, güneş ışığı alamayacaklarından eriyemeyeceklerdi. Böylece yıllar süren birikimlerle her tarafı buzlar kaplayacak ve buzullar devri başlayabilecekti.

Ancak buz, yoğunluğunun azlığı nedeni ile suyun üzerinde kalır. Bu durumda buzlar altlarındaki suların donmalarına engel oldukları için dünyamızdaki ani ısı değişikliklerini de önlerler, gece ve gündüz arasındaki ısı farklarını azaltırlar ve yaz günlerindeki güneş ışığı ile kolayca erirler.

Eğer buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki tüm su rezervleri donmuş olurdu. Belki de başlangıçtaki buzul devrinde öyleydi de, tabiat ana kendi koyduğu kurallara aykırı olarak, hidrojen atomlarının arasındaki açıya biraz dokundu, buzun suyun üstünde kalmasını sağladı ve dünyamızı bizim için yaşanır hale getirdi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde ilim o kadar gelimiştir ki, atomun, çekirdeğinin, çevremizdeki her şeyin, dünyamızın hatta gökyüzündeki yıldızların hareketlerinin şimdiye kadar keşfedilen ve bilinen fizik kuralları ile izahı mümkündür. Bildiğimiz her şey fizik kurallarına uyar. Bir şey hariç. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan su.

Fizik kurallarına göre bir madde ısıtıldığında genişler, genleşir. Soğutulduğunda da büzüşür, yani hacmi azalır. Ancak su bu kurala uymaz, aksine sıfır derecenin altına soğutulduğunda donar ve buz olarak hacmi azalacağına artar. Saf su buza dönüşürken, hacminin yüzde 9’u oranında genişler. Buzda su molekülleri olağanüstü gevşek bir oluşum içinde yer alırlar. Buz, arada deliklerin kaldığı bir yapıya sahiptir.

Bilindiği gibi, bilimsel formülü ‘H2O’ olan su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşmuştur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birleştiklerinde, kendi aralarında 105 derecelik bir açı meydana getirirler. Yapı olarak iki hidrojen atomunu birleştiren başka elementler de vardır ve onlar fizik kurallarına uyarlar. Örneğin aynı yapıdaki ‘H2S’ eksi 83 derecede donar ve eksi 60 derecede gaz haline geçer. Ancak su su hidrojen atomlarının dipol bağlantıları nedeni ile sıfır derecede donar, artı 100 derecede gaz haline geçer, donarken de hacmi küçüleceğine büyür.

İşte bu fizik yasalarına aykırı özellik dünyamızdaki yaşamı sağlar. Eğer buz sudan daha yoğun, yani daha ağır olsaydı, suyun içinde dibe batardı. Soğuk bölgelerde denizlerde, göllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, güneş ışığı alamayacaklarından eriyemeyeceklerdi. Böylece yıllar süren birikimlerle her tarafı buzlar kaplayacak ve buzullar devri başlayabilecekti.

Ancak buz, yoğunluğunun azlığı nedeni ile suyun üzerinde kalır. Bu durumda buzlar altlarındaki suların donmalarına engel oldukları için dünyamızdaki ani ısı değişikliklerini de önlerler, gece ve gündüz arasındaki ısı farklarını azaltırlar ve yaz günlerindeki güneş ışığı ile kolayca erirler.

Eğer buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki tüm su rezervleri donmuş olurdu. Belki de başlangıçtaki buzul devrinde öyleydi de, tabiat ana kendi koyduğu kurallara aykırı olarak, hidrojen atomlarının arasındaki açıya biraz dokundu, buzun suyun üstündekalmasını sağladı ve dünyamızı bizim için yaşanır hale getirdi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zann.dan). Zan ile iş görme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cenn, cünûn» dan masdar). Delirme, çıldırma, mecnûn olma: Tecennün etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A. «fenn»den). Fen bilgisi edinme.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Uçak kazalarında uçak paramparça olsa da, denizin dibine gitse de hemen kokpit denilen pilot kabinindeki son konuşmaları kaydeden karakutular aranır. Çoğunlukla korkunç kaza enkazı arasından sağlam olarak bulunan bu kutular sayesinde kazanın nedenlerine ulaşılır. Karakutu bu kadar sağlam malzemeden yapılıyorsa neden uçağın tümünde aynı malzeme kullanılmıyor? Uçakların rahatça havada kalabilmeleri, uzun mesafelere az yakıtla ulaşabilmeleri, mümkün olduğunca hafif malzemeden yapılmış olmalarına bağlıdır. Bu malzemeler çoğunlukla alimünyum ve plastiktir.

Kokpitteki sesleri ve uçuş bilgilerini kaydeden her iki kutu da paslanmaz çelikten yapılır. En ve boyları yaklaşık 25’er santimetre, derinlikleri 12-13 santimetredir. Kutuların et kalınlıkları ise 6-7 milimetre kadardır. Kutular ayrıca ısıya ve yangına karşı tedbir olmak üzere plastikle çevrili sıvı köpük ile de donatılmışlardır.

Kutular o kadar sağlamdırlar ki, denize düşmüş bir uçağın kutuları 7 sene sonra çıkarılabilmiş ama buna rağmen kayıtlar sağlıklı olarak dinlenebilmiştir. Başlangıçta kutular kanatların birleşme noktasına yakın bir yere konuluyorlardı. Bu bölge uçağın en ağır kısmı olduğundan düşüş anında bu ağır parçalar kutuların üzerlerine düşerek zarar verebiliyorlardı. Sonraları kutular uçağın kuyruk kısmına konulmaya başlanıldı. Tabii bu, uçağın kuyruk kısmındaki koltuklar insanlar için daha emniyetlidir anlamına gelmez, ancak bu yer karakutuların uçağın enkazından en uzağa düşmesini sağlamaktadır.

Uçak kazalarının nedenleri değişiktir. Havada bir şekilde infilak ederek düşen uçaklarda yolcuların kurtulma olasılığı yoktur. Bu nedenle de uçağın yapıldığı malzeme bu açıdan önemli değildir. Uçak yere bir bütün halinde çarpsa da düşen bir asansörde olduğu gibi yolcular çarpmanın şiddetinden hayatlarını kaybederler.

Uçağın içine sıvı köpük doldurmak elektronik aletleri koruyabilir ama insanların sadece ölüm nedenlerini değiştirir. Uçağın malzemesini karakutu malzemesinden yapmak, parçalanma ve yangından zarar görme tehlikelerini önler ama ne yazık ki bu malzemeden yapılmış bir uçak da uçamaz.

Karakutuların renkleri kara değil turuncudur. Bu rengin tercih edilmesinin sebebi enkaz arasından daha rahat fark edilmeleri içindir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislator. law giver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظنون] zanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by